Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 261Soru

16 aylık bir kız çocuk; bacaklarda eğrilik, yürümede gecikme ve huzursuzluk şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde ön fontanelin açık (3×33 \times 3 cm) olduğu, el bileklerinde belirgin genişleme, "raşitik rozary" ve alt ekstremitelerde varus deformitesi saptanmıştır. Hastanın sistem muayenesinde en dikkat çekici bulgu; saç, kaş ve kirpiklerin tamamen dökülmüş olduğu (total alopesi) ve cildin pürüzsüz görünümüdür. Laboratuvar incelemesinde; serum kalsiyum: 7.17.1 mg/dL, fosfor: 2.52.5 mg/dL, alkalen fosfataz (ALP): 13201320 U/L ve paratiroid hormon (PTHPTH): 540540 pg/mL saptanmıştır. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D vitamini bağımlı raşitizm tip 2

Cevap

D vitamini bağımlı raşitizm tip 2 (Herediter 1,25-dihidroksivitamin D direnci)
Hastada saptanan klinik (raşitizm kemik bulguları) ve laboratuvar (hipokalsemi, hipofosfatemi, ALP yüksekliği, sekonder hiperparatiroidizm) tablosu tipik bir D vitamini metabolizması bozukluğunu işaret etmektedir. Bu tabloyu diğerlerinden ayıran en spesifik bulgu 'total alopesi'dir. D vitamini bağımlı raşitizm tip 2, 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D reseptörlerindeki (VDR) mutasyonlar nedeniyle oluşur. Reseptörlerin saç folikül döngüsündeki kritik rolü nedeniyle, bu hastalarda yaşamın ilk aylarında başlayan saç dökülmesi ve total alopesi karakteristik bir bulgudur. Bu hastalarda serum 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D düzeyleri kompanzatuar olarak çok yüksek saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularının analizi
Raşitizm (kemik deformiteleri, el bileği genişlemesi, fontanel açıklığı)
Hastadaki fiziksel bulgular osteoid dokunun yetersiz mineralizasyonunu (raşitizm) kesinleştirir.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Hipokalsemik hipofosfatemik raşitizm ve sekonder hiperparatiroidi
Düşük kalsiyum paratiroid bezini uyararak PTHPTH yükselmesine, yükselen PTHPTH ise renal fosfat kaybına (hipofosfatemi) neden olmuştur.
3
Ayırıcı tanı için spesifik klinik marker kullanımı
Alopesi varlığı
VDR (D vitamini reseptörü) saç foliküllerinin normal döngüsü için gereklidir; tip 2 dirençte reseptör mutasyonu nedeniyle raşitizme alopesi eşlik eder.

Anahtar Kavram

Herediter 1,25-dihidroksivitamin D direnci (VDDR Tip 2) ve Alopesi İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 262Soru

33 haftalık bir erkek bebek; tekrarlayan kusma, beslenememe ve kilo alamama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde hiperpigmentasyon, dehidratasyon bulguları ve yaşa göre düşük kan basıncı saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde sodyum: 125125 mEq/L, potasyum: 7.27.2 mEq/L saptanmış olup kan gazında metabolik asidoz izlenmiştir. Bu hastada 'hiperkalemik hiponatremik metabolik asidoz' tablosunun saptanması, aşağıdaki ön tanılardan hangisini hipertrofik pilor stenozundan ayıran en karakteristik özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2121-hidroksilaz eksikliği

Cevap

Konjenital adrenal hiperplazinin en sık formu olan 21-hidroksilaz eksikliği; tuz kaybı (hiperkalemi, hiponatremi, asidoz) ve düşük kan basıncı ile karakterize olup, hipertrofik pilor stenozunda görülen metabolik alkaloz ve hipokalemi tablosundan net bir şekilde ayrılır.
Vakada tanımlanan 'hiperkalemik hiponatremik metabolik asidoz' profili, aldosteron eksikliğinin tipik bir sonucudur. 21-hidroksilaz eksikliği, adrenal kortekste hem mineralokortikoid (aldosteron) hem de glukokortikoid (kortizol) sentezini bozarak tuz kaybı krizine yol açar. Hipertrofik pilor stenozunda ise mide asidi (HCl) kaybı nedeniyle tam tersi bir tablo (hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz) gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Bebekte kusma, dehidratasyon ve hiperpigmentasyon varlığı adrenal yetmezliği düşündürür.
Hiperpigmentasyon, artan ACTH düzeylerinin bir göstergesidir ve primer adrenal yetmezlikte görülür.
2
Laboratuvar verilerini metabolik profil ile karşılaştır
Hiperkalemi ve metabolik asidoz saptanması, pilor stenozunu dışlar.
Hipertrofik pilor stenozu 'hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz' yapar; 21-hidroksilaz eksikliği ise 'hiperkalemik hiponatremik metabolik asidoz' yapar.
3
Enzim eksikliklerini kan basıncına göre ayırt et
Hipotansiyon ve tuz kaybı 21-hidroksilaz eksikliğini işaret eder.
11-beta ve 17-alpha hidroksilaz eksikliklerinde mineralokortikoid birikimi nedeniyle genellikle hipertansiyon beklenir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde kusma ile başvuran bebeklerde, elektrolit ve asit-baz dengesi ayırıcı tanıda kritiktir. Konjenital adrenal hiperplazi (tuz kaybettiren tip) hiperkalemi ve asidoz yaparken, pilor stenozu hipokalemi ve alkaloz yapar.

Daha Fazla Pratik

Konjenital adrenal hiperplazi şüphesinde, enzim blokajını doğrulamak için 17-hidroksiprogesteron (17-OHP) düzeylerine bakılması gerektiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 263Soru

Altı aylık bir kız bebek; büyüme geriliği, huzursuzluk ve karında şişlik şikayetleriyle çocuk acil servisine getiriliyor. Öyküsünden, son haftalarda idrarında "haşlanmış lahana" benzeri anormal bir koku olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde batında belirgin asit, hepatomegali ve ekstremitelerde pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde hipofosfatemi, normoglisemiye rağmen glikozüri ve yaygın aminoasidüri (Fanconi sendromu tablosu) ile protrombin zamanında (PT) belirgin uzama tespit ediliyor. Serum α\alpha-fetoprotein (AFP) düzeyi yaşa göre oldukça yüksek bulunuyor.

Bu hastanın kesin tanısını koymak için kanda veya idrarda aşağıdaki metabolitlerden hangisinin saptanması en spesifiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süksinilaseton

Cevap

Doğru cevap süksinilasetondur. Hasta, belirgin karaciğer yetmezliği, proksimal renal tübüler disfonksiyon (Fanconi sendromu) ve karakteristik lahana kokusu ile Tip 1 Tirozinemi tablosu sunmaktadır ve bu hastalığın spesifik biyobelirteci süksinilasetondur.
Hastanın klinik tablosu (karaciğer yetmezliğine bağlı koagülopati ve asit, Fanconi sendromu, haşlanmış lahana kokusu, artmış AFP) klasik Tip 1 Tirozinemi (Hepatorenal Tirozinemi) ile birebir uyumludur. Bu hastalıkta tirozin metabolizmasındaki son enzim olan fumariasetoasetat hidrolaz eksiktir ve bunun sonucunda süksinilaseton birikir. Süksinilaseton hem hastalığın tanısında patognomoniktir hem de hastalığın böbrek/karaciğer toksisitesinden sorumlu temel metabolittir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz etmek.
Bebekte ağır karaciğer yetmezliği (asit, koagülopati), böbrek tübüler disfonksiyonu (Fanconi sendromu), haşlanmış lahana kokusu ve yüksek AFP tespit edildi.
Hastalığın hangi sistemleri etkilediğini ve spesifik klinik belirteçlerini saptamak.
2
Klinik bulguları olası metabolik hastalıklarla eşleştirmek.
Karaciğer ve böbrek tutulumunun bir arada olması, lahana kokusunun eşlik etmesi tablosunun Tip 1 Tirozinemi'ye özgü olduğu anlaşıldı.
Amino asit metabolizma bozukluklarının ayırıcı tanısını yapmak.
3
Belirlenen hastalığın spesifik biyobelirtecini tanımlamak.
Tip 1 Tirozinemi'de fumariasetoasetat hidrolaz eksikliği sonucu idrarda ve kanda süksinilaseton biriktiği belirlendi.
Kesin tanıyı doğrulayan laboratuvar testini bulmak.

Anahtar Kavram

Tip 1 Tirozinemi klinik bulguları (karaciğer yetmezliği, Fanconi sendromu, lahana kokusu) ve spesifik biyobelirteci (Süksinilaseton)

İpuçları

1
Hastada hem ağır karaciğer yetmezliği hem de proksimal renal tübüler disfonksiyon (Fanconi sendromu) bir arada görülmektedir.
2
"Haşlanmış lahana" kokusu ve çok yüksek α\alpha-fetoprotein (AFP) düzeyleri, tirozin yıkım yolağındaki bir defekti işaret eder.
3
Fumariasetoasetat hidrolaz enzim eksikliğinde biriken ve idrarda saptanması kesin tanı koyduran toksik metaboliti düşünün.

Daha Fazla Pratik

Tip 1 Tirozinemi tedavisinde kullanılan NTBC (nitisinon) ilacının hangi enzimi inhibe ettiğini ve toksik metabolit üretimini nasıl durdurduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 264Soru

2525 günlük bir kız bebek; uzamış sarılık, emme güçlüğü ve kabızlık şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kaba yüz görünümü, makroglossi, göbek fıtığı ve 2.52.5 cm genişliğinde arka fontanel saptanmıştır. Tetkiklerinde TSH:60TSH: 60 mIU/L (N: 0.55.00.5-5.0) ve serbest T4:0.5T_4: 0.5 ng/dL (N: 0.92.30.9-2.3) olarak ölçülmüştür. Yapılan teknesyum-9999 m perteknetat tiroid sintigrafisinde tiroid lojunda radyoizotop tutulumu izlenmemiş, ancak dil kökünde belirgin tutulum saptanmıştır.

Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ektopik tiroid bezi

Cevap

Sintigrafide dil kökünde tutulum saptanması nedeniyle en olası tanı ektopik tiroid bezidir.
Hastada saptanan yüksek TSHTSH ve düşük serbest T4T_4 değerleri primer konjenital hipotiroidi ile uyumludur. Tiroid sintigrafisinde normal yerinde izlenmeyen tiroid dokusunun dil kökünde (lingual tiroid) radyoizotop tutulumu göstermesi, embriyolojik gelişim sırasında bezin aşağıya göçünün durakladığını kanıtlar. Bu durum ektopik tiroid bezi tanısı için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Uzamış sarılık, makroglossi, göbek fıtığı ve geniş arka fontanel konjenital hipotiroidiyi düşündürür.
Bu bulgular tiroid hormonu eksikliğine bağlı gelişen klasik neonatal belirtilerdir.
2
Laboratuvar sonuçlarının yorumlanması
Yüksek TSHTSH (6060 mIU/L) ve düşük serbest T4T_4 (0.50.5 ng/dL) seviyeleri primer hipotiroidi tanısını doğrular.
Primer hipotiroidide tiroid bezinden hormon üretimi azaldığı için negatif geri bildirim mekanizmasıyla hipofizden TSHTSH salınımı artar.
3
Görüntüleme bulgusunun değerlendirilmesi
Sintigrafide normal anatomik lojda tutulum olmaması ancak dil kökünde tutulum saptanması, dokunun ektopik olduğunu gösterir.
Tiroid disgenezisinin (ektopi, aplazi, hipoplazi) en sık görülen formu ektopidir ve genellikle dil kökünde (lingual tiroid) saptanır.

Anahtar Kavram

Konjenital hipotiroidinin en sık nedeni tiroid disgenezisidir ve ektopik tiroid bu grubun en sık görülen formudur.
Soru 265Soru

Doğumdan sonraki 22. haftasında beslenme güçlüğü, fışkırır tarzda olmayan dirençli kusmalar ve belirgin tartı kaybı ile getirilen bir erkek bebekte; fizik muayenede dehidratasyon bulguları ve skrotal hiperpigmentasyon saptanıyor. Genital yapısı normal erkek görünümünde olan hastanın laboratuvar tetkiklerinde sodyum 124124 mEq/L, potasyum 7.97.9 mEq/L, glukoz 4848 mg/dL ve pH 7.227.22 bulunuyor. Bu hastanın tanısal yaklaşımı ve tedavisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukokortikoid replasman tedavisinin takibinde temel hedef, serum 1717-hidroksiprogesteron düzeyini yaşa uygun normal referans aralığına indirmektir.

Cevap

Glukokortikoid replasman tedavisinin takibinde temel hedef, serum 17-hidroksiprogesteron düzeyini yaşa uygun normal referans aralığına indirmek değildir; bu durum aşırı doz steroyid kullanımı ve büyüme duraksamasına yol açar.
Doğru seçenek olan glukokortikoid dozunun 17-OHP'yi tam normale indirecek şekilde ayarlanması gerektiği ifadesi yanlıştır. KAH tedavisinde en kritik noktalardan biri, androjeni baskılamak ile iatrojenik Cushing sendromu oluşturmamak arasındaki dengeyi kurmaktır. 17-OHP'yi tam normal referans aralığına indirmek genellikle aşırı tedaviye ve buna bağlı boy kısalığına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Erkek bebek, 2 haftalık, kusma, dehidratasyon, hiperpigmentasyon, hiponatremi, hiperkalemi ve asidoz.
Bu bulgular klasik tuz kaybettiren tip 21-hidroksilaz eksikliğini (KAH) gösterir.
2
Ayırıcı tanıları değerlendir
Pilor stenozu (alkaloz/hipokalemi) elenir. 11-beta ve 17-alpha eksiklikleri (hipertansiyon beklenenler) elenir.
Hiperpigmentasyon ve hiperkalemi primer adrenal yetmezliği doğrular.
3
İzlem ve tedavi prensiplerini hatırla
Tedavi takibinde 17-OHP düzeyi izlenir ancak tam normalleşme hedeflenmez.
Aşırı baskılanma iatrojenik Cushing ve kemik yaşı geriliği/boy kısalığı yapar.

Anahtar Kavram

Konjenital Adrenal Hiperplazi (21-OH) yönetiminde glukokortikoid doz ayarı, büyüme hızını korumak için 17-OHP'nin hafif yüksek tutulmasını gerektirir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 266Soru

Beş günlük bir erkek bebek, son 2424 saattir giderek artan halsizlik, beslenmeyi reddetme ve tekrarlayan fışkırır tarzda kusma şikayetleriyle getirilmiştir. Anamnezinde doğum sonrası ilk 33 günün tamamen sorunsuz geçtiği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde letarjik görünümde olan hastada belirgin hipotoni ve derin (Kussmaul) solunum gözlenmiş; organomegali saptanmamıştır. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda özetlenmiştir:

TetkikSonuç
pH7.127.12
HCO3HCO_399 mEq/L
Anyon Açığı2929 mEq/L
Amonyak580580 µmol/L (N: <100)
Kan Şekeri4848 mg/dL
İdrar KetonuPozitif (+++)(+++)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Sunulan klinik ve laboratuvar tablosu (asidoz, yüksek anyon açığı, ketozis, hiperamonemi) Propiyonik asidemi ile tam uyumludur.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki yüksek anyon açıklı metabolik asidoz, ketozis ve hiperamonemi bulgularının tamamını açıklar. Organik asidemilerde (Propiyonik asidemi gibi), izolösin, valin, treonin ve metiyonin gibi aminoasitlerin katabolizmasındaki defektler nedeniyle organik asitler birikir, bu da anyon açığını artırır ve sekonder olarak üre döngüsünü baskılayarak hiperamonemiye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
pH: 7.127.12 ve HCO3HCO_3: 99 mEq/L değerleri hastada ağır bir metabolik asidoz olduğunu gösterir.
Primer sorunun tipini belirlemek için ilk adımdır.
2
Anyon açığını hesapla/değerlendir
Anyon açığı 2929 mEq/L olarak verilmiştir; bu normal sınırların (8128-12) çok üzerindedir.
Yüksek anyon açıklı asidoz, vücutta organik asitlerin biriktiğini kanıtlar.
3
Metabolik belirteçleri (Amonyak ve Keton) analiz et
Hiperamonemi (580580 µmol/L) ve ketonüri (+++)(+++) saptanmıştır.
Üre döngüsü bozukluklarında asidoz/ketozis olmazken, organik asidemilerde her ikisi de hiperamonemiye eşlik eder.
4
Ayırıcı tanı yap
Yüksek anyon açıklı asidoz + Ketozis + Hiperamonemi kombinasyonu Propiyonik asidemi tanısını koydurur.
Diğer seçenekler bu metabolik profilin tamamını karşılamaz.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda yüksek anyon açıklı metabolik asidoz ve hiperamonemi varlığında ayırıcı tanıda organik asidemiler ilk sırada düşünülmelidir.
Soru 267Soru

22 aylık bir erkek bebek; inatçı kusma, ishal ve tartı alamama şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde karın şişliği, belirgin hepatosplenomegali ve büyüme geriliği saptanıyor. Çekilen karın grafisinde her iki sürrenal bez lojunda yaygın noktasal kalsifikasyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wolman hastalığı

Cevap

Wolman hastalığı
Vakada sunulan bebeklik dönemi başlangıcı, hepatosplenomegali ve özellikle bilateral sürrenal kalsifikasyon bulguları asit lipaz eksikliği ile giden Wolman hastalığı için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Bebeklikte başlayan kusma, ishal, hepatosplenomegali ve büyüme geriliği saptandı.
Metabolik hastalıkların ayırıcı tanısında başlangıç yaşı ve organomegali kritik ipuçlarıdır.
2
Spesifik radyolojik bulguyu değerlendir.
Bilateral sürrenal bez kalsifikasyonu izlendi.
Sürrenal kalsifikasyon, bebeklik dönemi lizozomal depo hastalıkları içinde Wolman hastalığı için patognomonik bir bulgudur.
3
Tanıyı doğrula.
Asit lipaz enzim eksikliğine bağlı Wolman hastalığı tanısı konur.
Bu tabloyu tam olarak karşılayan tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Wolman hastalığında asit lipaz eksikliği sonucu kolesterol esterleri birikir ve bu durum sürrenal bezlerde karakteristik kalsifikasyonlara yol açar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 268Soru

11 aylık bir bebek, dış genital yapıda belirsizlik nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenede Prader evre 33 virilizasyon, bifid skrotum ve perineoscrotal hipospadias saptanıyor. Her iki gonad inguinal kanalda palpe ediliyor. Pelvik ultrasonografide uterus izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde; serum sodyum: 138138 mEq/L, potasyum: 4.24.2 mEq/L, 1717-hidroksiprogesteron (1717-OHP): 1.21.2 ng/mL (normalnormal) bulunuyor. hCG stimülasyon testi sonrası serum testosteron düzeyi 450450 ng/dL, dihidrotestosteron (DHTDHT) düzeyi 1212 ng/dL olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 5-alfa redüktaz eksikliği

Cevap

Yüksek T/DHT oranı ve Müllerian yapıların yokluğu ile karakterize olan 5-alfa redüktaz eksikliği en olası tanıdır.
Doğru yanıt olan 5-alfa redüktaz eksikliği, 46,XY bireylerde testosteronun dihidrotestosterona (DHT) dönüşememesi sonucu oluşur. Hastada palpabl gonadların olması ve uterusun izlenmemesi testis varlığını; hCG stimülasyonuna verilen yüksek testosteron yanıtı ise fonksiyonel Leydig hücrelerini gösterir. Ancak T/DHT oranının 37.537.5 (normali < 2020) olması, bu dönüşümü sağlayan enzimin eksikliğini kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularının analizi
Belirsiz dış genital yapı (Prader 3), palpabl gonadlar ve uterusun yokluğu.
Uterusun olmaması, Müllerian İnhibe Edici Madde (AMH) sentezleyen testis dokusunun varlığını ve 46,XY karyotipini düşündürür.
2
Biyokimyasal verilerin değerlendirilmesi
Normal Na, K ve 17-OHP düzeyleri.
Bu bulgular en sık görülen KAH formu olan 21-hidroksilaz eksikliğini ve tuz kaybettiren diğer formları dışlamaya yardımcı olur.
3
Hormonal oranların hesaplanması
T/DHT oranı = 450/12=37.5450 / 12 = 37.5.
Normalde bu oranın 2020'nin altında olması beklenir. 203020-30'un üzerindeki değerler testosteronun aktif form olan DHT'ye dönüşemediğini kanıtlar.
4
Tanının konulması
5-alfa redüktaz eksikliği.
Testosteron (internal organlar için) yeterli düzeydeyken, DHT (eksternal organlar için) yetersiz olduğu için dış genitalya virilize olamamıştır.

Anahtar Kavram

5-alfa redüktaz eksikliğinde testosteron/DHT oranının artması

Daha Fazla Pratik

Bu hastaların pubertede 'penis-at-12' olarak bilinen virilizasyon atağı geçirmelerinin mekanizmasını (5-alfa redüktaz tip 2 yerine tip 1'in devreye girmesi) inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 269Soru

On bir aylık bir kız çocuk, desteksiz oturamama ve bacaklarda eğrilme yakınması ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde el bileklerinde belirgin genişleme, göğüs duvarında raşitik rozary ve alt ekstremitelerde varus deformitesi saptanıyor. Hastanın laboratuvar inceleme sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum7.47.4 mg/dL8.810.88.8 - 10.8
Serum Fosfor2.62.6 mg/dL4.55.54.5 - 5.5
Alkalen Fosfataz (ALP)11801180 U/L150400150 - 400
Paratiroid Hormon (PTH)540540 pg/mL106510 - 65
25(OH)D25(OH)D vitamini4242 ng/mL3010030 - 100
1,25(OH)2D1,25(OH)_2D vitamini66 pg/mL206020 - 60

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vitamin D bağımlı raşitizm tip 1A

Cevap

Vitamin D bağımlı raşitizm tip 1A
Hastada saptanan hipokalsemi, hipofosfatemi ve yüksek PTH düzeyleri raşitizm kliniği ile uyumludur. Depo formu olan 25(OH)D25(OH)D vitamininin normal sınırlarda olması, besinsel bir alım eksikliği olmadığını gösterir. Ancak aktif form olan 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D vitamininin düşük olması, böbreklerdeki 1α1-\alpha hidroksilaz enziminin işlev görmediğini kanıtlar. Bu durum literatürde Vitamin D bağımlı raşitizm tip 1A (VDDR1A) olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene ve temel biyokimya verilerinin analizi
Hipokalsemi, hipofosfatemi, ALP yüksekliği ve PTH yüksekliği saptandı.
Bu kombinasyon, kalsiyum-fosfor metabolizmasında bir bozukluğa bağlı gelişen aktif raşitizm tablosunu doğrular.
2
Vitamin D metabolitlerinin değerlendirilmesi
25(OH)D25(OH)D düzeyi normal (>30>30 ng/mL), ancak 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D düzeyi belirgin düşüktür.
Normal 25(OH)D25(OH)D düzeyi besinsel eksikliği dışlar. Düşük 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D ise dönüşüm basamağında bir sorun olduğunu kanıtlar.
3
Enzim defektinin lokalizasyonu
Böbrekte 25(OH)D25(OH)D'yi 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D'ye çeviren 1α1-\alpha hidroksilaz enzimi çalışmamaktadır.
Bu tablo klasik olarak Vitamin D Bağımlı Raşitizm Tip 1A (VDDR1A) tanısını koydurur.

Anahtar Kavram

Vitamin D bağımlı raşitizm tip 1A'da, 1α1-\alpha hidroksilaz enzim eksikliğine bağlı olarak aktif vitamin D (1,25(OH)2D1,25(OH)_2D) sentezlenemez.

Daha Fazla Pratik

Vitamin D bağımlı raşitizm tip 2A ile alopesi varlığı arasındaki ilişkiyi gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 270Soru

99 yaşında bir erkek çocuk boy kısalığı nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Boyu 120120 cm (<3<3. persentil), ağırlığı 3232 kg (7575. persentil). Bir yıl önceki boyu 116.5116.5 cm olarak ölçülmüş. Kemik yaşı 66 yaş ile uyumlu bulunuyor. Annesinin boyu 158158 cm, babasının boyu 171171 cm olan hastanın fizik muayenesinde trunkal obezite, mikropenis ve immatür ('oyuncak bebek') yüz görünümü saptanıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyüme hormonu eksikliği

Cevap

Büyüme hormonu eksikliği tanısı, patolojik boy artım hızı (3.53.5 cm/yıl), belirgin kemik yaşı geriliği ve spesifik fizik muayene bulguları nedeniyle en olası tanıdır.
Büyüme hormonu eksikliği (BHE) tanısında boyun 33. persentilin altında olması, kemik yaşının belirgin geri bulunması ve en önemlisi boy artış hızının yıllık 454-5 cm'nin altında olması (bu hastada 3.53.5 cm) temel kriterlerdir. Ayrıca trunkal obezite ve immatür ('oyuncak bebek') yüz görünümü BHE için karakteristik fizik muayene bulgularıdır. Mikropenis varlığı ise neonatal dönemden itibaren süregelen bir eksikliği düşündürür.

Adım Adım Çözüm

1
Büyüme hızının hesaplanması
120120 cm - 116.5116.5 cm = 3.53.5 cm/yıl
99 yaşındaki prepubertal bir çocukta büyüme hızının 55 cm/yıl'ın altında olması patolojiktir.
2
Hedef boyun (Mid-parental height) hesaplanması
(158+171+13)/2=171(158 + 171 + 13) / 2 = 171 cm
Çocuğun genetik potansiyelinin belirlenmesi ve mevcut boy persentili ile kıyaslanması için gereklidir.
3
Boy ve ağırlık ilişkisinin değerlendirilmesi
Boy <3<3 p, Ağırlık 7575 p (Boyuna göre kilolu)
Boyuna göre kilolu olmak genellikle endokrin nedenli (BHE, Hipotiroidi, Cushing) boy kısalıklarını; boyuna göre zayıf olmak ise sistemik hastalıkları düşündürür.
4
Klinik bulguların entegrasyonu
Geri kemik yaşı + Düşük boy hızı + Doll face + Mikropenis
Bu kombinasyon, büyüme hormonu eksikliğinin klasik fenotipini oluşturur.

Anahtar Kavram

Büyüme hormonu eksikliği, boyuna göre tartının yüksek olduğu (rölatif obezite), kemik yaşının geri kaldığı ve büyüme hızının patolojik olarak düşük olduğu bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

Büyüme hormonu eksikliği düşünülen bu hastada tanısal kesinlik için yapılacak bir sonraki basamak olan 'Büyüme hormonu uyarı testleri' protokollerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 271Soru

66 yaşında bir kız çocuk, yıllık rutin büyüme takibi için polikliniğe getiriliyor. Yapılan dosya incelemesinde ve güncel muayenesinde aşağıdaki veriler saptanıyor:

Parametre11 Yıl Önceki DeğerGüncel Değer
Yaş55 yaş66 yaş
Boy111111 cm (5050. persentil)114114 cm (2525. persentil)
Kilo1919 kg (5050. persentil)2121 kg (5050. persentil)

Bu çocuk için en doğru klinik değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıllık büyüme hızı yetersiz olduğu için patolojik büyüme olarak değerlendirilmelidir.

Cevap

Yıllık büyüme hızının yetersiz (33 cm/yıl) olması nedeniyle durum patolojik olarak değerlendirilmelidir.
Çocukta yapılan ölçümlere göre yıllık büyüme hızı 33 cm olarak bulunmuştur. 44 yaş ile ergenlik dönemi arasındaki çocuklarda yıllık büyüme hızının 454-5 cm'nin altında olması, çocuğun boyu mevcut persentil eğrileri içinde olsa dahi patolojik bir durumun (endokrin bozukluklar, kronik hastalıklar vb.) habercisidir ve ileri tetkik gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Yıllık büyüme hızını hesapla.
114 cm111 cm=3 cm/yıl114\text{ cm} - 111\text{ cm} = 3\text{ cm/yıl}
Büyümenin değerlendirilmesinde en duyarlı parametre büyüme hızıdır.
2
Hesaplanan büyüme hızını yaşa göre normal değerlerle karşılaştır.
3 cm/yıl<4 cm/yıl3\text{ cm/yıl} < 4\text{ cm/yıl} (Patolojik)
44 yaşından ergenliğe kadar yıllık büyüme hızı en az 4.554.5-5 cm olmalıdır.
3
Persentil değişimini kontrol et.
5050. persentilden 2525. persentile gerileme (Kanal kaybı).
Kanal kaybı olması, çocuğun kendi büyüme potansiyelinden saptığını gösterir.

Anahtar Kavram

Büyüme hızı, büyüme bozukluklarını saptamada mutlak boy ölçümünden daha duyarlıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 272Soru

Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tanısıyla acil servise yatırılan 1212 yaşında bir hastaya 09%0{}9\% sodyum klorür ve intravenöz insülin tedavisi başlanmıştır. Hastanın izlemindeki laboratuvar bulguları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

ParametreBaşvuru66. Saat
Kan Şekeri (mg/dLmg/dL)550550240240
pHpH7127{}127247{}24
Bikarbonat (mEq/LmEq/L)881313
Sodyum (mEq/LmEq/L)136136142142
Klor (mEq/LmEq/L)102102120120
Potasyum (mEq/LmEq/L)484{}8393{}9

Bu hastanın 66. saatteki klinik ve laboratuvar tablosu için aşağıdakilerden hangisi en olası açıklamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedavi sırasında verilen klorun birikimi ve ketoanyonların idrarla kaybına bağlı gelişen hiperkloremik asidoz

Cevap

Tedavi sırasında verilen klorun birikimi ve ketoanyonların idrarla kaybına bağlı gelişen hiperkloremik asidoz
Hastanın başlangıçta artmış olan anyon açığı (2626 mEq/LmEq/L), 66. saatte normal sınırlara (99 mEq/LmEq/L) gerilemiştir. Bu durum, ketoasidozun çözüldüğünü gösterir. Ancak klorun 102102'den 120120'ye yükselmesi ve pHpH'ın hala asidotik tarafta olması, 'hiperkloremik metabolik asidoz' tablosunu tanımlar. Bu durum DKADKA tedavisinde beklenen bir geçiş fazıdır ve genellikle bikarbonat tedavisi gerektirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç anyon açığını (AA=Na(Cl+HCO3)AA = Na - (Cl + HCO_3)) hesaplayın.
AA=136(102+8)=26AA = 136 - (102 + 8) = 26 mEq/LmEq/L.
Başlangıçtaki asidozun ketoasit birikimine (yüksek anyon açığı) bağlı olduğunu doğrulamak için.
2
66. saatteki anyon açığını hesaplayın.
AA=142(120+13)=9AA = 142 - (120 + 13) = 9 mEq/LmEq/L.
Anyon açığının normale dönmesi (<12<12), ketoanyonların metabolize olduğunu ve insülin etkisinin yeterli olduğunu gösterir.
3
pHpH ve klor değerlerini birlikte yorumlayın.
pHpH hala düşük (7247{}24) ve klor anlamlı şekilde yükselmiş (120120).
DKADKA tedavisinde serum fizyolojik ile verilen aşırı klor, ketoanyonların yerine geçerek normal anyon açıklı (hiperkloremik) asidoza neden olur.

Anahtar Kavram

DKA iyileşme fazında yüksek anyon açıklı asidozun yerini hiperkloremik (normal anyon açıklı) asidoza bırakması.
Soru 273Soru

Altı aylık bir erkek bebek, ilk kez geçirdiği jeneralize tonik-klonik nöbet (havale) nedeniyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden sadece anne sütü ile beslendiği, D vitamini desteği almadığı ve ek gıdaya yeni başlandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde büyüme parametreleri normal sınırlarda olan hastada raşitik kemik bulgusu saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde saptanan sonuçlar aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum6,86,8 mg/dL8,810,88,8 - 10,8 mg/dL
Serum Fosfor5,45,4 mg/dL4,56,54,5 - 6,5 mg/dL
Alkalen Fosfataz (ALP)210210 U/L150400150 - 400 U/L
Magnezyum1,91,9 mg/dL1,62,41,6 - 2,4 mg/dL

Bu klinik ve laboratuvar tablosu için en olası paratiroid hormonu (PTH) düzeyi ve tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PTH: Yüksek, Tanı: Vitamin D eksikliği raşitizmi (Evre 1)

Cevap

En olası tablo yüksek PTH düzeyi ile karakterize Vitamin D eksikliği raşitizmi Evre 1'dir.
Vitamin D eksikliği raşitizminin erken döneminde (Evre 1), bağırsaktan kalsiyum emiliminin azalması sonucu hipokalsemi gelişir. Bu duruma yanıt olarak paratiroid bezinden PTH salınımı artar (sekonder hiperparatiroidizm). Ancak henüz PTH'nın renal tübüller üzerindeki etkisiyle fosfor atılımı artmamış ve kemik turnover'ı hızlanmadığı için ALP yükselmemiştir. Semptomatik hipokalsemik nöbetler en sık bu evrede görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve temel laboratuvar bulgularını değerlendir.
6 aylık, sadece anne sütü alan ve D vitamini desteği verilmeyen bir bebekte hipokalsemiye bağlı nöbet gelişmiş.
D vitamini eksikliği risk faktörleri ve hipokalsemi bulguları tanının ilk basamağıdır.
2
Laboratuvar verilerini kullanarak Vitamin D eksikliği evrelemesini analiz et.
Kalsiyum düşük (6,86,8 mg/dL), ancak fosfor ve ALP değerleri henüz normal sınırlarda.
Vitamin D eksikliğinde kemik ve böbrek yanıtları (fosfor kaybı ve ALP artışı) kalsiyum düşüşünden sonra belirginleşir.
3
Hipokalsemiye paratiroid yanıtını belirle.
Düşük kalsiyum uyarısı ile PTH düzeyinin sekonder olarak artması beklenir.
Normal bir paratiroid bezi hipokalsemiyi algılayarak PTH salgısını artırır (Sekonder hiperparatiroidizm).

Anahtar Kavram

Vitamin D eksikliği raşitizminin evrelendirilmesi ve sekonder hiperparatiroidizm yanıtı.

Daha Fazla Pratik

Vitamin D eksikliğinin 3. evresindeki laboratuvar bulgularını (hem Ca hem P düşük, PTH ve ALP çok yüksek) incelemek pekiştirici olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 274Soru

Doğumundan sonraki 48 saat boyunca sorunsuz beslenen, ancak 3. günde emmeme, fışkırır tarzda kusma ve letarji şikayetleri ile acil servise getirilen bir yenidoğanın yapılan fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve yaygın hipotoni saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Arteriyel pH7.187.18
Serum HCO3HCO_399 mEq/L
Serum Sodyum (Na+Na^+)140140 mEq/L
Serum Klor (ClCl^-)102102 mEq/L
Plazma Amonyak620620 μ\mug/dL (N: <150)
İdrarda KetonPozitif (+++)

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Sunulan klinik tablo (kusma, letarji, hipotoni) ve laboratuvar verileri (pH: 7.18, Anyon açığı: 29 mEq/L, hiperamonemi ve ketonüri) birleştiğinde en olası tanı Propiyonik asidemi'dir.
Propiyonik asidemi gibi organik asidemilerde, dallı zincirli amino asitlerin katabolizmasındaki defektler sonucunda organik asitler birikir. Bu durum, serumda anyon açığının artmasına (>16>16 mEq/L) ve belirgin metabolik asidoza yol açar. Ayrıca bu asitlerin birikimi üre döngüsünü sekonder olarak inhibe ederek hiperamonemiye ve yağ asidi oksidasyonunun etkilenmesiyle ketonüriye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz dengesini değerlendir
pH: 7.18 ve HCO3HCO_3: 9 mEq/L değerleri hastada metabolik asidoz olduğunu gösterir.
Tanı algoritmasında ilk adım asidozun varlığını saptamaktır.
2
Anyon açığını hesapla
AnyonAc\cıg˘ı=Na(Cl+HCO3)=140(102+9)=29Anyon Açığı = Na - (Cl + HCO_3) = 140 - (102 + 9) = 29 mEq/L (Normal: 12±4). Anyon açığı artmıştır.
Artmış anyon açığı, vücutta laktat veya organik asitlerin biriktiğini gösterir.
3
Hiperamonemi ve ketonüri varlığını kontrol et
Amonyak 620 μ\mu g/dL ve idrarda keton pozitiftir.
Hiperamonemiye eşlik eden artmış anyon açıklı asidoz ve ketozis, ayırıcı tanıda Üre Döngüsü Bozukluklarını (asidoz yok) dışlar ve Organik Asidemileri (asidoz var) destekler.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda hiperamonemi ile birlikte artmış anyon açıklı metabolik asidoz ve ketonüri varlığı, organik asidemileri (propiyonik, metilmalonik, izovalerik asidemi vb.) düşündürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 275Soru

2121-hidroksilaz eksikliğine bağlı gelişen ve tuz kaybı (salt-wasting) ile seyreden konjenital adrenal hiperplazi tablosunda, laboratuvar incelemesinde saptanması beklenen tipik elektrolit ve asit-baz değişikliği aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiponatremi, hiperkalemi, metabolik asidoz

Cevap

Hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz saptanması beklenen temel laboratuvar bulgularıdır.
Doğru yanıt olan hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz kombinasyonu, mineralokortikoid (aldosteron) eksikliğinin doğrudan sonucudur. Aldosteron böbrek distal tübüllerinde sodyumu geri emip potasyum ve hidrojeni idrarla attığı için, eksikliğinde vücut sodyum kaybederken potasyum ve asit birikir.

Adım Adım Çözüm

1
2121-hidroksilaz eksikliğinin fizyopatolojisini analiz et.
Bu enzim eksikliğinde hem kortizol hem de mineralokortikoid (aldosteron) sentezi bozulur.
Aldosteronun temel görevi distal tübülde sodyum emilimi karşılığında potasyum ve hidrojen atılımını sağlamaktır.
2
Aldosteron eksikliğinin elektrolitler üzerindeki etkisini değerlendir.
Sodyum emilemez (hiponatremi), potasyum ve H+H^+ iyonları atılamaz (hiperkalemi ve asidoz).
Mineralokortikoid eksikliği 'tuz kaybı' krizinin temel nedenidir.
3
Klinik tablo ile laboratuvar bulgularını birleştir.
Sonuç: Hiponatremi + Hiperkalemi + Metabolik Asidoz.
Bu triad, yenidoğan döneminde adrenal krizin tanısal ipucudur.

Anahtar Kavram

2121-hidroksilaz eksikliğinde mineralokortikoid yetmezliğine bağlı olarak gelişen elektrolit tablosu hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz şeklindedir.

Daha Fazla Pratik

Adrenal kriz şüphesi olan bir bebekte tanı için ilk basamakta hangi hormonun (17-OH Progesteron) bakılması gerektiğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 276Soru

33 aylık bir erkek bebek; ileri derecede halsizlik, emme güçlüğü ve gelişme geriliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde makroglossi, belirgin generalize hipotoni, hafif hepatomegali ve masif kardiyomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeylerinin yüksek olduğu görülüyor. Çekilen telekardiyografide "çadır kalp" görünümü izlenirken, EKG'de kısa PRPR mesafesi ve yaygın yüksek QRSQRS voltajları saptanıyor. Bu hastada klinik tablodan sorumlu olan enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asit α\alpha-glukozidaz

Cevap

Masif kardiyomegali, makroglossi ve hipotoni ile seyreden lizozomal depo hastalığı Pompe hastalığı olup, sorumlu enzim asit alfa-glukozidazdır.
Asit alfa-glukozidaz eksikliği, lizozomlarda glikojen birikimine neden olan Pompe hastalığının nedenidir. Bu hastalık masif kardiyomegali, hipotoni ve makroglossi ile karakterize olup, EKG'de biventriküler hipertrofiyi yansıtan yüksek voltajlı QRS ve kısa PR mesafesi ile tanıya yaklaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hipotoni (gevşek bebek), makroglossi ve masif kardiyomegali kombinasyonu tespit edildi.
Bu üçlü bulgu infant döneminde lizozomal bir glikojen depo hastalığı olan Pompe'yi işaret eder.
2
Laboratuvar ve EKG bulgularını yorumla
Yüksek CKCK düzeyi kas tutulumunu; kısa PRPR ve yüksek QRSQRS ise biventriküler hipertrofiyi doğrular.
Pompe hastalığında lizozomlarda glikojen birikimi hem iskelet kasını hem de miyokardı etkiler.
3
Eksik enzimi tanımla
Asit α\alpha-glukozidaz (asit maltaz) enzimi eksiktir.
Glikojenin lizozomlarda parçalanmasını sağlayan temel enzim budur.

Anahtar Kavram

Pompe Hastalığı (Tip II Glikojenoz)
Soru 277Soru

Dört aylık bir kız bebek, rutin pediatri kontrolünde bilateral katarakt saptanması üzerine ileri tetkik için getiriliyor. Bebeğin özgeçmişinden term doğduğu ve sadece anne sütü ile beslendiği öğreniliyor. Büyüme ve gelişmesi yaşıyla uyumlu olan bebeğin fizik muayenesinde hepatomegali, sarılık veya kusma gibi ek bir bulguya rastlanmıyor. Laboratuvar incelemesinde idrarda indirgen madde pozitif (++) bulunurken, glukoz oksidaz yöntemiyle yapılan idrar şeker ölçümü negatif (-) saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Galaktokinaz

Cevap

Galaktokinaz eksikliği, sistemik belirtiler olmaksızın sadece katarakt ve idrarda indirgen madde pozitifliği ile karakterize olan en olası tanıdır.
Vakada sunulan izole katarakt, normal büyüme ve idrarda indirgen madde pozitifliği kombinasyonu Galaktokinaz eksikliği için tipiktir. Bu hastalıkta galaktoz-1-fosfat gibi toksik ara ürünler birikmediği için sistemik (karaciğer, böbrek) tutulum görülmez, sadece lenste galaktol birikimine bağlı katarakt gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar tetkikindeki 'indirgen madde pozitif / glukoz oksidaz negatif' bulgusu yorumlanır.
İdrarda glukoz dışında başka bir indirgen şeker (galaktoz, fruktoz vb.) bulunduğu doğrulanır.
Glukoz oksidaz testi glukoza özgüdür; pozitif indirgen madde testi ise galaktozemi ve fruktozüri gibi durumları düşündürür.
2
Hastanın klinik bulguları ve büyüme-gelişme durumu değerlendirilir.
Sadece izole katarakt olduğu, karaciğer tutulumu veya büyüme geriliği gibi sistemik bulguların olmadığı saptanır.
Sistemik bulguların yokluğu, Klasik Galaktozemi gibi ağır metabolik tabloları dışlamaya yardımcı olur.
3
Karbonhidrat metabolizması bozuklukları arasında ayırıcı tanı yapılır.
Galaktokinaz eksikliğinin izole katarakt yapan temel metabolik bozukluk olduğu belirlenir.
Galaktokinaz eksikliğinde biriken galaktol, lenste ozmotik hasar yaparak katarakta yol açar ancak diğer dokularda hasar oluşturmaz.

Anahtar Kavram

Galaktokinaz eksikliği, galaktozun galaktoz-1-fosfata dönüşemediği, sadece katarakt ile seyreden otozomal resesif bir bozukluktur.
Soru 278Soru

Dört günlük erkek bebek; doğumdan sonraki ikinci güne kadar normal beslendiği, ancak sonrasında emmeme, fışkırır tarzda kusma ve giderek artan uyuklama hali şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bebek letarjik, hipotoni mevcut ve dehidratasyon bulguları saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde kan şekeri 70mg/dL70 mg/dL olarak ölçülüyor. Diğer laboratuvar verileri aşağıda sunulmuştur:

İncelemeSonuç
Arteriyel pHpH7.127.12
pCO2pCO_228mmHg28 mmHg
HCO3HCO_38mEq/L8 mEq/L
Plazma Amonyak620μg/dL620 \mu g/dL (N:<100N: <100)
İdrar KetonuPozitif (+++)
Serum Sodyum (NaNa)140mEq/L140 mEq/L
Serum Klor (ClCl)106mEq/L106 mEq/L

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propionik asidemi

Cevap

Propionik asidemi
Hastada saptanan pH:7.12pH: 7.12, HCO3:8mEq/LHCO_3: 8 mEq/L ve hesaplanan 26mEq/L26 mEq/L değerindeki anyon açığı, yüksek anyon açıklı bir metabolik asidozu göstermektedir. Bu tabloya eşlik eden hiperamonemi (620μg/dL620 \mu g/dL) ve belirgin ketozis, metabolik profili organik asidemilerle tam uyumlu hale getirir. Propionik asidemi, neonatal dönemde bu bulguların klasik bir nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Bebekte protein alımı sonrası başlayan (2. günden sonra) kusma, letarji ve hipotoni metabolik bir acil durumu işaret eder.
Yenidoğan döneminde semptomsuz bir aralıktan sonra başlayan kötüleşme kalıtsal metabolik hastalıkları düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Belirgin hiperamonemi (620μg/dL620 \mu g/dL) ve düşük pHpH (7.127.12) ile HCO3HCO_3 (8mEq/L8 mEq/L) mevcuttur.
Metabolik asidoz ile birlikte seyreden hiperamonemi ayırıcı tanıda kritik öneme sahiptir.
3
Anyon açığı ve keton kontrolü
Anyon açığı 140(106+8)=26mEq/L140 - (106 + 8) = 26 mEq/L (Yüksek) ve idrar ketonu pozitiftir.
Yüksek anyon açıklı metabolik asidoz ve ketozisin hiperamonemiye eşlik etmesi tanısal olarak organik asidemileri (Propionik, Metilmalonik vb.) destekler.

Anahtar Kavram

Organik asidemiler ile üre döngüsü bozukluklarının ayırıcı tanısında kan gazı (asidoz/alkaloz), anyon açığı ve ketozis varlığı temel kriterlerdir.

Daha Fazla Pratik

Propionik asidemi ve Metilmalonik asidemi ayırıcı tanısında idrarda metilmalonik asit ölçümünün önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 279Soru

Graves hastalığı tanısıyla metimazol tedavisi başlanan 1414 yaşındaki kız hasta, tedavinin birinci ayında 39.5 C39.5\ ^\circ\text{C} ateş, yutkunma güçlüğü ve şiddetli boğaz ağrısı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde orofarinks hiperemik ve tonsillalar üzerinde pürülan eksüda saptanıyor.

Bu hastanın yönetiminde en uygun ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metimazol tedavisinin hemen kesilmesi ve tam kan sayımı istenmesi

Cevap

Metimazol tedavisinin hemen kesilmesi ve tam kan sayımı istenmesi
Metimazol ve propiltiourasil (PTU) gibi antitiroid ilaçların en ölümcül yan etkisi, genellikle tedavinin ilk üç ayı içinde ortaya çıkan agranülositozdur. Agranülositoz kliniği çoğunlukla ani yükselen ateş ve şiddetli boğaz ağrısı veya orofaringeal ülserler ile kendini gösterir. Antitiroid ilaç kullanan bir hastada bu semptomlar geliştiğinde, yapılması gereken ilk ve en önemli hamle ilacın derhal kesilmesi ve mutlak nötrofil sayımını (ANC) görmek için acil tam kan sayımı istenmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ateş ve tonsillit bulguları ile başvuran hastanın tıbbi öyküsünü analiz et
Hastanın antitiroid ilaç (metimazol) kullandığı ve semptomların tedavinin ilk ayında (yan etkilerin en sık görüldüğü dönem) başladığı belirlenir.
Antitiroid ilaç kullanan hastalarda enfeksiyon bulgularının ayırıcı tanısında ilk olarak ilaç yan etkileri dışlanmalıdır.
2
Metimazolün hayatı tehdit eden en önemli yan etkisini hatırla
Agranülositoz (ANC<500/μLANC < 500/\mu L) tanısı akla gelir. Klasik prezentasyonu ani başlayan ateş ve şiddetli boğaz ağrısıdır.
Klinik tablonun idiyopatik bir enfeksiyon mu yoksa immünosupresyona sekonder fırsatçı bir enfeksiyon mu olduğunu ayırt etmek gerekir.
3
Agranülositoz şüphesinde acil yönetim algoritmasını uygula
İlaç derhal durdurulur ve tanıyı doğrulamak için acil tam kan sayımı (özellikle mutlak nötrofil sayısı) istenir.
İlaca devam edilmesi kemik iliği yetmezliğini derinleştirerek sepsis ve mortaliteye yol açar.

Anahtar Kavram

Antitiroid İlaçların Yan Etkileri ve Agranülositoz Yönetimi

İpuçları

1
Hastanın semptomlarının, mevcut hastalığından (Graves) ziyade kullandığı ilacın (metimazol) ciddi bir yan etkisinden kaynaklandığını düşünün.
2
Antitiroid ilaçların en korkulan yan etkisi lökosit/nötrofil sayısında ani ve tehlikeli düşüşe (agranülositoz) neden olmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Propiltiourasil (PTU) kullanan hastalarda ortaya çıkabilecek, ilacın kullanımını özellikle çocuk yaş grubunda sınırlayan spesifik organ toksisitesi (fulminan hepatit) konusunu gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Ateş + Boğaz Ağrısı + Antitiroid İlaç Kullanımı üçlemesi klinik pratikte her zaman eşittir: İlacı kes ve CBC (Tam Kan Sayımı) iste kuralı hatırlanmalıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 280Soru

1414 yaşında erkek hasta, son bir haftadır belirginleşen halsizlik, polidipsi ve poliüri şikayetlerini takiben gelişen hızlı ve derin solunum (Kussmaul solunumu) nedeniyle acil servise getiriliyor. Laboratuvar incelemesinde kan şekeri 410 mg/dl410 \text{ mg/dl}, arteriyel pH:7.10pH: 7.10 ve idrarda 3+3+ keton saptanıyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları olan ancak şok tablosunda olmayan bu hastada, tedavinin ilk saatinde uygulanması gereken en uygun intravenöz sıvı desteği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1020 ml/kg10-20 \text{ ml/kg} %0.9\%0.9 NaCl (Serum Fizyolojik)

Cevap

Şok tablosunda olmayan diyabetik ketoasidoz hastasında ilk saatte verilmesi gereken sıvı 1020 ml/kg10-20 \text{ ml/kg} %0.9\%0.9 NaCl (Serum Fizyolojik) solüsyonudur.
Diyabetik ketoasidoz (DKA) tanısı alan çocuklarda sıvı tedavisinin temel amacı, dolaşım volümünü korumak ve doku perfüzyonunu düzeltmektir. Şok bulgusu olmayan hastalarda ilk saatte 1020 ml/kg10-20 \text{ ml/kg} %0.9\%0.9 NaCl verilmesi, ozmotik dengeyi bozmadan yavaş bir düzelme sağlar. Bu yaklaşım, pediatrik popülasyonda en korkulan komplikasyon olan beyin ödemi riskini minimize etmek için standart protokoldür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunu değerlendir (Şok var mı?).
Hastada dehidratasyon var ancak şok tablosu yok.
Şok varlığı sıvı verme hızını ve miktarını belirleyen en kritik adımdır.
2
İlk saat sıvı resüsitasyonu için uygun solüsyonu seç.
İzotonik sodyum klorür (%0.9\%0.9 NaCl) seçildi.
DKA'da başlangıç sıvısı her zaman izotonik kristaloid olmalıdır.
3
Kilo başına uygun dozu hesapla.
1020 ml/kg10-20 \text{ ml/kg} miktarında sıvı verilmesi planlandı.
Şok yoksa pediatrik DKA rehberleri ilk saatte bu doz aralığını önermektedir.

Anahtar Kavram

Pediatrik DKA'da başlangıç sıvı tedavisi
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 14 / 25Sonraki
Endokrinoloji ve Metabolizma — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin