Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 241Soru

Kraniofaringiyoma tanısıyla opere edilen 1010 yaşındaki bir erkek hasta; santral hipotiroidi (levotiroksin) ve santral diyabetes insipidus (desmopressin) tedavileri altındadır. Boy kısalığı (<3.< 3. persentil) ve yıllık büyüme hızında azalma (2.52.5 cm/yıl) nedeniyle yapılan büyüme hormonu (BHBH) uyarı testlerinde pik değer 3.23.2 ng/mL saptanmış ve BHBH replasmanı başlanmıştır. Tedavinin 2.2. haftasında hastada belirgin halsizlik, kusma ve ortostatik hipotansiyon gelişiyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 132132 mEq/L, kan şekeri 6565 mg/dL saptanıyor.

Bu hastadaki klinik kötüleşmenin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BHBH'nın 11β11\beta-hidroksisteroid dehidrogenaz tip 1 (11β11\beta-HSD1) aktivitesini inhibe ederek aktif kortizol düzeyini azaltması

Cevap

Klinik kötüleşmenin nedeni, büyüme hormonunun 11β11\beta-HSD1 enzimini inhibe ederek aktif kortizol düzeylerini düşürmesi ve ikincil adrenal yetmezliği belirgin hale getirmesidir.
Büyüme hormonu (BHBH), kortizonun aktif kortizole dönüşmesini sağlayan 11β11\beta-HSD1 enzimini inhibe eder. Kraniofaringiyoma gibi panhipopituitarizm riski olan hastalarda, BH eksikliği sırasında artmış olan enzim aktivitesi sayesinde kortizol düzeyleri korunuyor olabilir. BH replasman tedavisi başlandığında bu dönüşümün engellenmesi, aktif kortizol düzeylerinde ani bir düşüşe ve dolayısıyla adrenal krize neden olur. Hiponatremi, hipoglisemi ve hipotansiyon bu durumun klasik bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hipotansiyon, hiponatremi ve hipoglisemi varlığı akut adrenal yetmezliği (adrenal kriz) işaret etmektedir.
Hastanın kraniofaringiyoma cerrahisi geçirmiş olması çoklu hipofiz hormon eksikliği riskini artırır.
2
BH tedavisi ile kortizol metabolizması arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Büyüme hormonu, karaciğer ve yağ dokusunda bulunan 11β11\beta-HSD1 enzimini inhibe eder.
Bu enzim inaktif kortizonu aktif kortizole dönüştürerek doku düzeyinde kortizol biyoyararlanımını sağlar.
3
Maskelenmiş adrenal yetmezlik kavramının uygulanması
BH eksikliği olan hastalarda 11β11\beta-HSD1 aktivitesi artmış olduğundan, sınırda ACTH rezervi olanlarda kortizol düzeyleri yeterli görünebilir.
BH tedavisi başlandığında bu enzim inhibe olur, aktif kortizol düzeyleri %20-40 oranında düşer ve gizli adrenal yetmezlik klinik olarak ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Büyüme hormonu tedavisi, 11β11\beta-hidroksisteroid dehidrogenaz tip 1 (11β11\beta-HSD1) enzimini inhibe ederek inaktif kortizonun aktif kortizole dönüşümünü azaltır ve sınırda ACTH rezervi olan hastalarda sekonder adrenal yetmezliği tetikleyebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 242Soru

4,54,5 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır devam eden ses kalınlaşması, genital bölgede tüylenme ve hızlı boy uzaması şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu 120120 cm (>97.>97. persentil), vücut ağırlığı 2424 kg (9097.90-97. persentil) ölçülüyor. Pubertal değerlendirmede; pubik kıllanma Tanner evre 33, penis boyu yaşa göre belirgin artmış ve her iki testis hacmi orşidometre ile simetrik olarak 88 mL (prepubertal <4<4 mL) saptanıyor. Hastanın kemik yaşı 99 yaş ile uyumlu bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde bazal LH<0,1LH < 0,1 mIU/mL, FSH<0,1FSH < 0,1 mIU/mL ve total testosteron 480480 ng/dL (yüksek) olarak saptanıyor. Yapılan GnRHGnRH stimülasyon testinde pik LHLH yanıtı <0,1<0,1 mIU/mL ölçülüyor. Serum 1717-hidroksiprogesteron, DHEASDHEAS ve β\beta-hCG düzeyleri yaşa uygun sınırlarda bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Testotoksikoz (Ailevi erkek sınırlı prekoks puberte)

Cevap

En olası tanı, bilateral testis büyümesi ve baskılanmış gonadotropinlerle karakterize olan Testotoksikoz (Ailevi erkek sınırlı prekoks puberte) tablosudur.
Hastada erken yaşta başlayan pubertal bulgular, kemik yaşı ilerlemesi ve yüksek testosteron düzeyi ile prekoks puberte tanısı kesinleşmiştir. GnRH stimülasyon testine alınan cevapsızlık (LH baskılanmış), durumun periferik (gonadotropinden bağımsız) olduğunu gösterir. Periferik pubertede adrenal kaynaklı durumlarda (KAH gibi) testisler küçük kalırken, bu hastada bilateral testis büyümesi (88 mL) saptanmıştır. Bilateral testis büyümesi, normal adrenal androjenler ve normal hCG düzeyi ile birleştiğinde, LH reseptörünün otonom aktivasyonuyla giden Testotoksikoz (Ailevi erkek sınırlı prekoks puberte) tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Puberte tipini belirlemek için GnRH stimülasyon testi yanıtını analiz et.
Pik LH yanıtı <0,1<0,1 mIU/mL saptandı.
GnRH testine yanıtın baskılanmış olması, pubertenin santral (gonadotropine bağımlı) değil, periferik (gonadotropinden bağımsız) olduğunu gösterir.
2
Testis hacmini periferik puberte nedenleriyle ilişkilendir.
Testis hacmi simetrik olarak 88 mL (büyümüş) bulundu.
Periferik pubertede testisler prepubertal boyuttaysa (<4<4 mL) kaynak genellikle adrenaldir; bilateral büyüme varsa gonadotropinden bağımsız testis aktivasyonu veya hCG salgılayan tümör düşünülür.
3
Adrenal ve diğer laboratuvar parametrelerini değerlendir.
17-OHP, DHEAS ve hCG düzeyleri normal bulundu.
Normal 17-OHP konjenital adrenal hiperplaziyi, normal hCG ise hCG salgılayan tümörleri dışlar. Simetrik büyüme Leydig hücreli tümörü (tek taraflı beklenen) dışlar.
4
Klinik sentez yaparak tanıya ulaş.
Tanı Testotoksikozdur.
LH reseptöründeki aktive edici mutasyon sonucu, gonadotropinlerden bağımsız olarak leydig hücrelerinin testosteron salgılaması ve testislerin büyümesi bu klinik tabloyu tam olarak açıklar.

Anahtar Kavram

Erkek çocukta periferik prekoks puberteye eşlik eden simetrik testis büyümesi (genellikle 6106-10 mL), LH reseptör aktivasyonu (Testotoksikoz) için tipiktir.

Daha Fazla Pratik

Testotoksikoz tedavisinde kullanılan ketokonazolün etki mekanizmasını ve aromataz inhibitörlerinin kemik yaşı ilerlemesi üzerindeki rolünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 243Soru

22 yaşında bir erkek çocuk, karın şişliği ve büyüme geriliği nedeniyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde karaciğerin kosta kenarını 55 cm geçtiği, düzgün yüzeyli ve sert kıvamda olduğu saptanıyor; splenomegali eşlik etmiyor. Laboratuvar testlerinde açlık kan şekeri 44mg/dL44 mg/dL (hipoglisemi), ASTAST ve ALTALT düzeylerinde belirgin artış ve serum kreatin kinaz (CKCK) düzeyi 920U/L920 U/L (Normal: 20200U/L20-200 U/L) olarak bulunuyor. Hastanın kan laktat ve ürik asit düzeylerinin normal sınırlarda olduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikojen depo hastalığı tip III (Cori hastalığı)

Cevap

Glikojen depo hastalığı tip III (Cori hastalığı)
Glikojen depo hastalığı tip III (Cori hastalığı), amilo-1,6-glukozidaz (glikojen debranching/dallanma giderici) enzim eksikliği sonucu oluşur. Karaciğer tutulumu nedeniyle hepatomegali ve açlık hipoglisemisi görülürken, iskelet kası tutulumu nedeniyle serum kreatin kinaz (CK) düzeyleri artar. GDH Tip I'den en önemli farkı, glukoneogenez sağlam olduğu için kan laktat ve ürik asit düzeylerinin normal olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hepatomegali ve açlık hipoglisemisi saptandı.
Bu bulgular öncelikle glikojen depo hastalıklarını düşündürür.
2
Metabolik parametreleri değerlendir
Laktat ve ürik asit düzeyleri normal bulundu.
Laktatın normal olması, ağır laktik asidoz beklenen Tip I glikojen depo hastalığını ve Fruktoz-1,6-bifosfataz eksikliğini dışlar.
3
Kas enzimlerini (CK) kontrol et
Belirgin CK yüksekliği (920U/L920 U/L) tespit edildi.
Hepatomegaliye eşlik eden CK yüksekliği, iskelet kası tutulumunun da olduğunu gösterir; bu da Tip III (Cori) ve Tip IV (Andersen) hastalıkları için tipiktir.
4
Tanıyı netleştir
En olası tanı Glikojen depo hastalığı tip III'tür.
Tip III'te (Cori) hem karaciğer hem kas tutulumu vardır, ancak Tip I'in aksine laktat ve ürik asit seviyeleri normaldir.

Anahtar Kavram

Glikojen depo hastalıklarının (GDH) ayırıcı tanısında laktat ve CK düzeylerinin kullanımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 244Soru

1111 aylık bir erkek bebek; daha önce kazanılmış olan desteksiz oturma yetisini kaybetmesi ve çevreye olan ilginin azalması şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde belirgin hepatosplenomegali saptanırken; oftalmolojik incelemede makulada "vişne çürüğü" (cherry-red spot) görünümü izleniyor. Bu hastada kesin tanı için ölçülmesi gereken enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sfingomiyelinaz

Cevap

Sfingomiyelinaz enzim eksikliği (Niemann-Pick Tip A)
Sfingomiyelinaz eksikliği, Niemann-Pick Tip A hastalığının nedenidir. Bu hastalık erken bebeklik döneminde başlayan nörolojik yıkım, belirgin hepatosplenomegali ve fundusta vişne çürüğü lekesi ile karakterizedir. Vaka takdimindeki tüm bulgular bu tanıya uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Nörolojik regresyon, hepatosplenomegali ve makulada vişne çürüğü lekesi birlikteliği saptandı.
Bu üçlü bulgu belirli lizozomal depo hastalıklarını (Niemann-Pick A, GM1 Gangliosidoz, Sandhoff) akla getirir.
2
Ayırıcı tanı yap
Tay-Sachs organomegali olmadığı için, Gaucher ise vişne çürüğü lekesi olmadığı için elenir.
Organomegali varlığı Niemann-Pick'i Tay-Sachs'tan ayıran en temel farktır.
3
Enzimi belirle
Niemann-Pick Tip A için karakteristik olan sfingomiyelinaz eksikliği tanıyı doğrular.
Sfingomiyelin birikimi hem karaciğer/dalak büyümesine hem de nörolojik yıkıma neden olur.

Anahtar Kavram

Niemann-Pick Tip A ve Tay-Sachs Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
Makulada vişne çürüğü lekesi ve organomegali birlikteliğine odaklanın.
2
Tay-Sachs hastalığı ile benzer bulgular verse de, karaciğer büyüklüğünün olması onu bu hastalıktan ayırır.
3
Eksik olan bu enzim, sfingomiyelin maddesinin yıkımından sorumludur.

Daha Fazla Pratik

Sandhoff hastalığı ve GM1 Gangliosidoz bulgularını Niemann-Pick ile karşılaştırarak çalışın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 245Soru

1212 yaşında, 3535 kgkg ağırlığında bir kız hasta; son iki haftadır devam eden poliüri, polidipsi ve bugün başlayan karın ağrısı ile kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde letarjik olduğu, derin ve hızlı soluduğu (Kussmaul solunumu) ve dehidratasyon bulgularının mevcut olduğu saptanıyor.

Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Plazma Glukoz480480 mg/dLmg/dL7010070-100 mg/dLmg/dL
Venöz pH7.107.107.357.457.35-7.45
Serum HCO3HCO_31010 mEq/LmEq/L222622-26 mEq/LmEq/L
İdrar Ketonu(+++)(+++)Negatif

Bu hastanın diyabetik ketoasidoz (DKADKA) yönetiminde, beyin ödemi riskini minimize etmek için uygulanacak sıvı tedavisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam sıvı replasmanı (idame+ac\cıkidame + açık), 487248-72 saatlik bir süreye yayılmalıdır.

Cevap

Diyabetik ketoasidoz yönetiminde beyin ödemi riskini azaltmak için toplam sıvı replasmanı (idame ve açık toplamı) 48-72 saatlik bir süreye yayılmalıdır.
Çocuklarda diyabetik ketoasidoz yönetimi sırasında gelişebilecek beyin ödemi, en önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Uluslararası pediatrik diyabet kılavuzları (ISPAD ve ADA), beyin ödemi riskini azaltmak amacıyla, sıvı replasmanının (idame sıvısı ve hesaplanan sıvı açığının toplamı) ani ozmolarite değişikliklerinden kaçınmak için 4848 ile 7272 saatlik bir süreye yayılmasını önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Diyabetik Ketoasidoz (DKADKA) tanısı (Glukoz >200> 200 mg/dLmg/dL, pH<7.3pH < 7.3, Ketonüri).
Hastanın tedavi protokolünü belirlemek için şiddet derecesini saptamak gerekir.
2
Komplikasyon risk analizi
Çocuklarda DKADKA tedavisinin en ölümcül komplikasyonu olan beyin ödemi riskinin yüksek olduğu saptandı.
Sıvı tedavisinin hızı ve içeriği bu riske göre şekillendirilir.
3
Sıvı replasman süresinin belirlenmesi
Sıvı açığı ve idame ihtiyacının 487248-72 saate yayılması kararlaştırıldı.
Serum ozmolaritesinin saatte 33 mOsm/kgmOsm/kg değerinden daha hızlı düşmesini engellemek beyin ödemini önlemede temeldir.

Anahtar Kavram

Pediatrik Diyabetik Ketoasidozda Güvenli Sıvı Replasmanı

Daha Fazla Pratik

DKA tedavisinde beyin ödemi gelişen bir hastada (baş ağrısı, bradikardi, bilinç değişikliği) yapılacak ilk acil müdahaleyi (Mannitol veya Hipertonik Salin) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 246Soru

Yenidoğan döneminde fenilketonüri (FKÜ) taraması için kullanılan Guthrie testinde, sonucun yalancı negatif (hatalı normal) çıkmasını önlemek adına uygulanması gereken en temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bebeğin kan örneği alınmadan önce en az 244824-48 saat süreyle protein içeren (anne sütü veya formül mama) besinlerle beslenmiş olması

Cevap

Fenilketonüri taramasında yalancı negatifliği önlemek için bebeğin test öncesinde en az 244824-48 saat proteinle beslenmiş olması şarttır.
Fenilketonüri, fenilalanin hidroksilaz enzim eksikliği sonucu ortaya çıkar. Bebeğin kanında fenilalanin birikerek tarama testinde saptanabilir hale gelmesi için protein içeren besinlerle (anne sütü veya mama) yeterli süre beslenmiş olması gerekir. Standart yaklaşım, beslenme başladıktan en az 2424 saat (tercihen 4848 saat) sonra örnek almaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Guthrie testi mekanizmasının değerlendirilmesi
Testin, kanda biriken fenilalanin miktarını saptamaya dayalı olduğu belirlenir.
Enzim eksikliği sonucu parçalanamayan fenilalaninin kandaki artışını tespit etmek tanısal kriterdir.
2
Protein alımı ve metabolit birikimi arasındaki ilişkinin kurulması
Fenilalanin birikmesi için eksojen protein (anne sütü/mama) alımının gerekli olduğu anlaşılır.
Bebek henüz beslenmeden alınan kanda fenilalanin düzeyi düşük (normal) çıkabilir, bu durum gerçekte hasta olan bir bebeğin atlanmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Fenilketonüri tarama testlerinde zamanlama ve protein alımının önemi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 247Soru

Üç haftalık bir erkek bebek; son birkaç gündür artan emmede azalma, fışkırır tarzda olmayan kusma ve tartı kaybı şikayetleriyle çocuk acil servisine getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları (çökmüş bıngıldak, azalmış cilt turgoru), hiperpigmente skrotum ve kan basıncı düşüklüğü saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum 122122 mEq/L, potasyum 7.87.8 mEq/L, serum glukozu 5252 mg/dL ve kan gazında metabolik asidoz belirleniyor.

Bu hastadaki en olası tanı ve bu tablonun ayırıcı tanısında hipertrofik pilor stenozundan uzaklaşılmasını sağlayan en önemli laboratuvar bulgusu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 21-hidroksilaz eksikliği - Hiperkalemi ve metabolik asidoz

Cevap

En olası tanı 21-hidroksilaz eksikliğidir ve bu durumu hipertrofik pilor stenozundan ayıran temel bulgular hiperkalemi ve metabolik asidozdur.
Vakada sunulan 3 haftalık erkek bebekte görülen kusma, dehidratasyon ve hiperpigmente skrotum (virilizasyon bulgusu), tipik bir tuz kaybettiren tip 21-hidroksilaz eksikliği tablosudur. Laboratuvardaki hiponatremi ve hiperkalemi mineralokortikoid eksikliğini doğrular. Benzer bir klinik tabloyla başvuran hipertrofik pilor stenozunda ise metabolik alkaloz ve hipokalemi görülür; bu nedenle hiperkalemi ve metabolik asidoz varlığı bu iki durum arasındaki en önemli ayrıcı laboratuvar özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Üç haftalık erkekte kusma, dehidratasyon ve skrotal hiperpigmentasyon saptanması (virilizasyon/yüksek ACTH).
Bu kombinasyon öncelikle konjenital adrenal hiperplaziyi (KAH) düşündürür.
2
Elektrolit ve metabolik tabloyu yorumla
Düşük sodyum (122122), yüksek potasyum (7.87.8) ve metabolik asidoz.
Mineralokortikoid eksikliğine bağlı 'tuz kaybı krizi' tablosu 21-hidroksilaz eksikliği için tipiktir.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Vakadaki hiperkalemi ve asidoz bulguları, benzer şikayetlerle (kusma) başvuran pilor stenozundaki hipokalemi ve alkalozun tam tersidir.
Bu ayrım, cerrahi bir acil (pilor stenozu) ile tıbbi bir acilin (adrenal kriz) ayırt edilmesinde kritiktir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde kusma ve dehidratasyon ile başvuran bir bebekte elektrolitler (K+ yüksekliği) ve kan gazı (Asidoz), cerrahi nedenlerden (Pilor stenozu) medikal nedenleri (KAH) ayırmada en değerli parametrelerdir.
Soru 248Soru

55 aylık bir erkek bebek; yaklaşık bir aydır devam eden aşırı huzursuzluk, beslenme güçlüğü ve vücudunda katılaşma şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin ekstremite hipertonisi, opistotonus postürü, derin tendon reflekslerinde canlılık ve optik atrofi saptanmıştır. Batın muayenesinde organomegali saptanmayan ve beyin omurilik sıvısında (BOS) protein düzeyi 150150 mg/dL (Normal: 1515-4545 mg/dL) bulunan bu bebekte en olası eksik enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Galaktoserebrozidaz

Cevap

Galaktoserebrozidaz enzimi eksikliği sonucu gelişen Krabbe hastalığı.
Aşırı huzursuzluk, progresif motor gerileme, ekstremitelerde hipertoni, optik atrofi ve BOS protein yüksekliği ile seyreden, organomegali görülmeyen bu klinik tablo Krabbe hastalığına (Globoid hücreli lökodistrofi) özgüdür. Bu hastalığın temelindeki defekt galaktoserebrozidaz enzimi eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Bebekte aşırı huzursuzluk, hipertoni ve optik atrofi saptanması ciddi bir demiyelinizasyon sürecine işaret eder.
Krabbe hastalığı (Globoid hücreli lökodistrofi) erken süt çocukluğu döneminde iritabilite ve hipertoni ile karakterizedir.
2
Organomegali varlığının sorgulanması
Hastada hepatosplenomegali olmaması tanısal bir ipucudur.
Tay-Sachs ve Krabbe gibi hastalıklarda organomegali beklenmezken, Gaucher ve Niemann-Pick gibi hastalıklarda belirgin organomegali görülür.
3
BOS protein düzeyinin değerlendirilmesi
BOS proteininin 150150 mg/dL gibi yüksek değerlerde olması tanıyı kesinleştirir.
Krabbe hastalığında sinir sistemindeki yaygın demiyelinizasyona bağlı olarak BOS protein düzeyi karakteristik olarak yüksektir.

Anahtar Kavram

Krabbe hastalığı (Globoid hücreli lökodistrofi), galaktoserebrozidaz enzimi eksikliği sonucu galaktosilsingozin (psikozin) birikimiyle seyreden, hipertoni ve BOS protein yüksekliği ile karakterize bir lizozomal depo hastalığıdır.
Soru 249Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, özellikle sıcak havalarda ve egzersiz sonrasında ellerinde ve ayaklarında ortaya çıkan, yanma tarzında şiddetli ağrı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde göbek çevresi ve gluteal bölgede basmakla solmayan, koyu kırmızı renkli, milimetrik papüler lezyonlar (anjiyokeratom) dikkati çekiyor. Göz muayenesinde korneada çizgisel depolanmalar (kornea vertisillata) saptanan bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fabry hastalığı

Cevap

Fabry hastalığı; akroparestezi, anjiyokeratom ve kornea vertisillata bulguları ile karakterize bir lizozomal depo hastalığıdır.
Fabry hastalığı; akroparestezi (sıcakla tetiklenen yanıcı ağrılar), anjiyokeratomlar ve kornea vertisillata ile karakterize bir metabolik bozukluktur. Bu vakada tarif edilen 88 yaşındaki erkek çocukta bu klinik triadın tamamı mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz edin.
Sıcakla tetiklenen yanıcı el-ayak ağrısı (akroparestezi) ve terlemede azalma (hipohidroz) saptandı.
Bu bulgular periferik sinir liflerinin tutulumunu gösteren Fabry hastalığına özgüdür.
2
Deri ve göz bulgularını değerlendirin.
Göbek çevresindeki anjiyokeratomlar ve kornea vertisillata bulgusu tanımlandı.
Bu spesifik bulgular Fabry hastalığı tanısını destekleyen temel göstergelerdir.
3
Ayırıcı tanı yapın.
Hunter (kornea berrak), Farber (eklem tutulumu) ve diğer depo hastalıkları ekarte edildi.
Hastanın yaşı (88 yaş) ve klinik triadının bütünlüğü Fabry hastalığını tek olası seçenek yapmaktadır.

Anahtar Kavram

Fabry hastalığı, α\alpha-galaktosidaz A enzim eksikliği sonucu globotriaozilsilamid (Gb3) birikimiyle seyreden X'e bağlı resesif bir lizozomal depo hastalığıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 250Soru

Diyabetik ketoasidoz (DKA) tanısı ile acil servise getirilen ve ağır dehidratasyon bulguları olan bir çocuk hastada, dolaşım hacmini desteklemek amacıyla uygulanması gereken ilk kristaloid sıvı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: %0.9\% 0.9 Sodyum klorür (İzotonik salin)

Cevap

Diyabetik ketoasidoz başlangıç tedavisinde ilk tercih edilmesi gereken sıvı %0.9 sodyum klorürdür.
Diyabetik ketoasidozda başlangıç tedavisinin amacı, bozulmuş olan dolaşım hacmini yerine koymaktır. İzotonik sodyum klorür (% 0.9 NaCl), damar dışına kaçışı az olan ve plazma ozmolalitesini güvenli bir şekilde yöneten standart ilk tercih sıvıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hidrasyon durumunu ve dolaşım yeterliliğini değerlendirmek.
Ağır dehidratasyon veya şok bulgularının saptanması.
Sıvı tedavisinin hızını ve içeriğini belirlemek için klinik durumun bilinmesi gerekir.
2
İlk kristaloid seçimi olarak izotonik bir solüsyon belirlemek.
%0.9 NaCl kullanımı kararı.
İzotonik sıvılar, damar içi hacmi en etkili şekilde geri kazandırır ve ozmolaliteyi güvenli bir hızda dengeler.
3
Başlangıç bolus miktarını hesaplamak (genellikle 10-20 mL/kg).
Resüsitasyonun başlatılması.
Hücresel perfüzyonu düzeltmek ve böbrek fonksiyonlarını başlatmak için acil hacim desteği gereklidir.

Anahtar Kavram

DKA'da başlangıç sıvı resüsitasyonu her zaman izotonik kristaloidler ile yapılmalıdır.

Alternatif Yöntem

Eğer hastada aşırı klor yüklenmesinden (hiperkloremik asidoz) kaçınılmak istenirse, bazı protokollerde Ringer Laktat da başlangıç sıvısı olarak kullanılabilir, ancak TUS sınav standardı %0.9 NaCl'dir.
Tahmini Süre:45s
Soru 251Soru

1010 günlük bir erkek bebek; uzamış sarılık, beslenme güçlüğü ve emmede isteksizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden sarılığının doğumun 33. gününde başladığı ve halen devam ettiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde; vücut ağırlığı ve boyu persentil değerlerine uygun, makroglossi, geniş arka fontanel ve mikropenis saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; serbest T4T_4 seviyesi 0.60.6 ng/dLng/dL (Düşük), TSH seviyesi ise 2.42.4 mU/LmU/L (Normal referans aralığında) bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral hipotiroidi

Cevap

Santral hipotiroidi
Hastada saptanan düşük serbest T4T_4 seviyesine rağmen TSH'ın referans aralıkta olması (uygunsuz normal), primer değil santral (sekonder veya tersiyer) hipotiroidi olduğunu gösterir. Ayrıca muayenedeki mikropenis bulgusu, hipotalamo-hipofizer aksın diğer elemanlarının da (gonadotropinler) eksik olabileceğini ve tablonun panhipopituitarizmin bir parçası olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularının analizi
Düşük serbest T4T_4 ve normal/düşük TSH kombinasyonu saptandı.
Primer hipotiroidide (tiroid bezi kaynaklı) TSH'ın geri bildirim mekanizmasıyla yükselmesi gerekir. Yükselmemesi hipofiz veya hipotalamus kaynaklı bir sorunu düşündürür.
2
Fizik muayene bulgularının ilişkilendirilmesi
Mikropenis bulgusu hipogonadotropik hipogonadizme işaret eder.
Yenidoğanda mikropenis, santral hipotiroidi ile birlikte panhipopituitarizm (çoklu pituiter hormon eksikliği) olasılığını güçlendirir.
3
Tanının konulması
Santral hipotiroidi tanısına ulaşıldı.
Laboratuvar ve klinik bulgular birleştiğinde santral kaynaklı eksiklik tek açıklayıcı tanıdır.

Anahtar Kavram

Santral hipotiroidide serbest T4T_4 düşükken TSH düzeyi düşük veya uygunsuz şekilde normal bulunur; neonatal dönemde eşlik eden mikropenis veya hipoglisemi panhipopituitarizm için uyarıcıdır.

İpuçları

1
Laboratuvar sonuçlarında serbest T4T_4 ve TSH arasındaki ilişkiye odaklanın; TSH beklenen yanıtı vermiş mi?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 252Soru

55 yaşında bir kız çocuk, genital bölgede tüylenme ve boyunda hızlı uzama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boyu 9595. persentilde saptanıyor. Sekonder seks karakterleri değerlendirildiğinde; meme gelişimi Tanner evre 11 (prepubertal), pubik tüylenme Tanner evre 33 olarak bulunuyor. Ayrıca muayenede belirgin klitoromegali saptanıyor. Kemik yaşı 88 yaş ile uyumlu, bazal LH düzeyi ise 0,10,1 mIU/mL'nin altında (baskılı) ölçülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adrenokortikal tümör

Cevap

Androjen salgılayan bir periferik puberte prekoks kaynağı olan adrenokortikal tümör en olası tanıdır.
Verilen vakada 55 yaşında bir kız çocuğunda meme gelişimi olmaksızın (Tanner 11) saptanan pubik tüylenme, klitoromegali ve ileri kemik yaşı tablosu 'virilizasyon' lehinedir. Bazal LH düzeyinin baskılı olması, bu tablonun hipotalamo-hipofizer akstan bağımsız (periferik) olduğunu gösterir. Bu yaş grubunda hızlı ilerleyen virilizasyon bulgularının en olası nedeni androjen salgılayan bir adrenokortikal tümördür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada erken tüylenme (pubarş) ve klitoromegali var, ancak meme gelişimi (telarş) yok. Bu durum 'heteroseksüel' veya 'virilize' puberte prekoks olarak tanımlanır.
Telarşın olmaması östrojen etkisinin yokluğunu, klitoromegali ise androjen fazlalığını gösterir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Bazal LH düzeyi baskılı (<0,1<0,1 mIU/mL) ve kemik yaşı ileri (+3+3 yıl).
LH'ın düşük olması santral (Hipo-hipo aksı) aktivasyon olmadığını, tablonun periferik bir kaynaktan kaynaklandığını kanıtlar.
3
Diferansiyel tanı yap.
Androjen kaynağı adrenal veya over kaynaklı olabilir. Klitoromegali ve hızlı ilerleyen kemik yaşı adrenal tümörü birincil seçenek yapar.
İzole adrenarşta kemik yaşı ilerlemesi ve klitoromegali beklenmez; santral prekoksta ise LH yüksek ve telarş mevcuttur.

Anahtar Kavram

Heteroseksüel Periferik Puberte Prekoks (Virilizasyon)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 253Soru

Yaşamının ilk 22 günü tamamen sağlıklı olan 33 günlük erkek bebek; beslenmeyi reddetme, fışkırır tarzda kusma ve uyuklama şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hipotoni ve dehidratasyon bulguları saptanıyor. Hastanın laboratuvar inceleme sonuçları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans
pH7.127.127.357.457.35 - 7.45
HCO3HCO_38 mEq/L8\text{ mEq/L}2226 mEq/L22 - 26\text{ mEq/L}
Amonyak380 \mug/dL380\text{ \mu g/dL}1060 \mug/dL10 - 60\text{ \mu g/dL}
Glukoz52 mg/dL52\text{ mg/dL}70105 mg/dL70 - 105\text{ mg/dL}
İdrarda Keton3+3+Negatif

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Propiyonik asidemi
Vakada sunulan yaşamın ilk günlerinden sonra başlayan beslenme reddi, kusma ve letarji bulguları metabolik bir krizi düşündürmektedir. Laboratuvarda saptanan pH: 7.127.12 (asidoz), düşük bikarbonat ve idrarda belirgin keton varlığı (3+3+) ile birlikte saptanan hiperammonemi (380 \mug/dL380\text{ \mu g/dL}), propiyonik asidemi gibi organik asidemilerin tipik klinik tablosudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz dengesini değerlendir
pH: 7.127.12 ve HCO3HCO_3: 88 değerleri ağır bir metabolik asidozu işaret eder.
Metabolik asit birikimini doğrulamak için ilk adımdır.
2
Keton varlığını kontrol et
İdrarda 3+3+ keton saptandı (ketonüri/ketozis).
Üre döngüsü bozukluklarını (ketozis yoktur) organik asidemilerden (ketozis vardır) ayırt etmekte kritiktir.
3
Amonyak düzeyini yorumla
Amonyak (380 \mug/dL380\text{ \mu g/dL}) yüksek (hiperammonemi).
Organik asidelerde sekonder üre döngüsü inhibisyonuna bağlı hiperammonemi görülebilir.
4
Tanıyı birleştir
Metabolik asidoz + Ketozis + Hiperammonemi = Organik Asidemi (Propiyonik asidemi).
Verilen laboratuvar profili organik asidemiler için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda hiperammonemi ile birlikte anyon açığı artmış metabolik asidoz ve ketozis varsa öncelikle organik asidemiler düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 254Soru

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde sepsis ön tanısıyla izlenen ve intravenöz ampisilin ile amikasin tedavisi başlanan bir günlük bebekten, doğumunun 48. saatinde48. \text{ saatinde} fenilketonüri taraması için topuk kanı örneği alınmıştır. Bakteriyel inhibisyon (Guthrie) yöntemiyle yapılan bu taramanın sonucu "normal" olarak raporlanmıştır. Ancak bebek 4. aylık4. \text{ aylık} olduğunda psikomotor gerilik ve belirgin bir "fare idrarı" kokusu ile başvurmuş; yapılan tetkiklerde plazma fenilalanin düzeyi 22 mg/dL22 \text{ mg/dL} saptanarak klasik fenilketonüri tanısı konulmuştur. Bu hastada ilk tarama sonucunun yalancı negatif çıkmasına neden olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kandaki antibiyotiklerin test ortamındaki mikroorganizma üremesini doğrudan baskılaması

Cevap

Kandaki antibiyotiklerin test ortamındaki mikroorganizma üremesini baskılaması
Guthrie testi, besiyerindeki büyüme inhibitörü (β\beta-2-tiyenilalanin) nedeniyle normalde üremeyen B.subtilisB. subtilis sporlarının, kanda yüksek bulunan fenilalanin sayesinde bu inhibisyonu kırarak üremesi prensibine dayanır. Eğer hastanın kanında antibiyotik bulunuyorsa, bu antibiyotik bakteriyi doğrudan öldürür veya üremesini durdurur. Sonuçta, fenilalanin ne kadar yüksek olursa olsun bakteri üreyemez ve test hatalı olarak 'normal' (negatif) bildirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Bebekte klasik fenilketonüri (FKÜ) ile uyumlu 'fare idrarı' kokusu ve psikomotor gerilik mevcut.
Tanının netleştirilmesi için laboratuvar-klinik uyumsuzluğunun nedenini bulmak gerekir.
2
Guthrie testinin çalışma prensibini hatırla.
Guthrie testi, B.subtilisB. subtilis bakterisinin üremesinin fenilalanin varlığına bağlı olduğu bir 'bakteriyel inhibisyon' testidir.
Testin temelinde bakteri üremesinin gözlenmesi yatar.
3
Vakadaki ilaç kullanımını değerlendir.
Bebek tarama sırasında ampisilin ve amikasin (antibiyotik) almaktadır.
Antibiyotikler mikroorganizmaların üremesini fenilalanin düzeyinden bağımsız olarak durdurur.
4
Hatalı negatiflik mekanizmasını belirle.
Bakteri antibiyotik nedeniyle üreyemediği için, fenilalanin yüksek olsa bile test 'negatif' sonuç verir.
Bu durum tarama programlarında dikkat edilmesi gereken teknik bir kısıtlılıktır.

Anahtar Kavram

Guthrie Testinde Bakteriyel İnhibisyon ve İlaç Etkileşimi
Soru 255Soru

1616 yaşında bir kız hasta, son 66 aydır adet görememe, göğüslerinden süt gelme ve aralıklı baş ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde görme alanı değerlendirmesinde bitemporal hemianopsi saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum prolaktin düzeyi 185 ng/mL185 \text{ ng/mL} (Normal: 525 ng/mL5-25 \text{ ng/mL}) olarak ölçülüyor. Tiroid fonksiyon testleri, insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) ve sabah kortizol değerleri normal sınırlarda bulunuyor. Kranial manyetik rezonans görüntülemesinde (MRG) hipofiz bezinde 14 mm14 \text{ mm} çapında adenom tespit ediliyor. Buna göre, bu hastanın tedavisinde ilk tercih edilmesi gereken yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dopamin agonisti başlanması

Cevap

Dopamin agonisti başlanması
Prolaktinoma, galaktore, sekonder amenore ve baş ağrısı gibi klasik bulgularla kendini gösteren, çocukluk ve ergenlik çağında en sık karşılaşılan fonksiyonel hipofiz adenomudur. Görüntülemede saptanan lezyon 10 mm10 \text{ mm}'nin üzerinde olduğu için makroadenom olarak sınıflandırılır. Makroadenom varlığında ve optik kiazma basısına bağlı görme alanı defekti (bitemporal hemianopsi) tablosunda bile prolaktinomaların güncel ilk basamak tedavisi medikaldir. Kabergolin ve bromokriptin gibi dopamin agonistleri, D2 reseptörlerini uyararak hem prolaktin sekresyonunu hızla baskılar hem de tümör hücresi hacmini küçülterek optik kiazma üzerindeki basıyı çoğu hastada cerrahiye gerek kalmadan ortadan kaldırır. Cerrahi yaklaşım (transsfenoidal adenomektomi), yalnızca medikal tedaviyi tolere edemeyen, ilaçla küçülme sağlanamayan veya akut gelişen hipofizer apopleksi vakalarında tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularının (amenore, galaktore, bitemporal hemianopsi) ve laboratuvar değerlerinin (yüksek prolaktin) değerlendirilmesi
Hipofizer makroadenom (Prolaktinoma) tanısı konulur.
Artmış prolaktin salgısı galaktore ve gonadal aksın baskılanmasına (amenore) yol açarken, 10 mm10 \text{ mm}'den büyük tümör (makroadenom) optik kiazmaya bası yaparak bitemporal hemianopsiye neden olmaktadır.
2
Tanıya yönelik en uygun ilk basamak tedavisinin belirlenmesi
Dopamin agonisti tedavisine karar verilir.
Prolaktinomalarda makroadenom ve görme alanı defekti olsa dahi ilk tercih cerrahi değil, medikal tedavidir; çünkü dopamin agonistleri tümör boyutunu hızla ve etkin bir şekilde küçültür.

Anahtar Kavram

Prolaktinoma tedavisi

İpuçları

1
Hastadaki galaktore ve amenore tablosu ile yüksek prolaktin düzeyi hipofiz adenomunun tipini belirler.
2
Hipofiz adenomları arasında, makroadenom ve görme defekti olsa dahi ilk basamak tedavisi cerrahi yerine ilaç olan tek tümör tipi prolaktinomadır.

Daha Fazla Pratik

Medikal tedaviye rağmen görme alanı defekti ilerleyen bir hastada bir sonraki basamağın ne olacağını (cerrahi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 256Soru

On bir aylık bir erkek bebek, geçirmekte olduğu üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında beslenmesinin bozulmasını takiben letarji ve hızlı nefes alıp verme şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde karaciğer kosta kenarını 22 cm geçiyor, diğer sistem muayeneleri doğal saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde kan glukozu 3232 mg/dL, arteriyel kan gazında pH 7.187.18, HCO3HCO_3 1010 mEq/L, laktat 99 mmol/L (N<2N < 2 mmol/L) ve ürat 8.58.5 mg/dL saptanıyor. İdrar analizinde keton pozitifliği ve artmış gliserol çıkışı gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fruktoz-1,6-bisfosfataz eksikliği

Cevap

Fruktoz-1,6-bisfosfataz eksikliği
Doğru seçenek olan Fruktoz-1,6-bisfosfataz eksikliği, glukoneogenezin kritik bir basamağındaki eksikliktir. Açlık veya stres durumunda laktat, alanin ve gliserolün glukoza dönüşememesi sonucu laktik asit ve keton cisimcikleri artar. İdrarda gliserol saptanması bu hastalık için ayırt edici, çok değerli bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonu değerlendir.
Bebekte açlık ve enfeksiyon tetikli hipoglisemi, metabolik asidoz (taşipne) ve hafif hepatomegali mevcut.
Bu tablo glukoneogenez veya glikojenoliz bozukluklarını düşündürür.
2
Laboratuvar bulgularındaki asidoz ve ketozis durumunu analiz et.
Laktik asidoz ve ketozis varlığı saptandı.
Laktik asidoz glukoneogenez basamaklarındaki bir bloğu, ketozis varlığı ise yağ asidi oksidasyon bozukluklarını ve Glikojen Depo Hastalığı Tip 1'i (genellikle hipoketotiktir) dışlamada yardımcı olur.
3
Spesifik bir gösterge olan gliserolüriyi yorumla.
İdrarda artmış gliserol çıkışı saptandı.
Gliserol, fruktoz-1,6-bisfosfataz enziminin öncesindeki basamaklarda glukoneogeneze dahil olur. Enzim eksikliğinde gliserol birikerek idrarla atılır (patognomonik bulgu).
4
Ayırıcı tanıları karşılaştırarak sonuca ulaş.
Hafif hepatomegali, laktik asidoz, ketozis ve gliserolüri birlikteliği Fruktoz-1,6-bisfosfataz eksikliğine işaret eder.
Diğer seçenekler ya ketozis durumu ya da hepatomegali derecesi nedeniyle elenir.

Anahtar Kavram

Fruktoz-1,6-bisfosfataz eksikliğinde açlık hipoglisemisine laktik asidoz, hiperürisemi, ketozis ve karakteristik olarak gliserolüri eşlik eder.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 257Soru

Dört günlük bir kız bebek; beslenmeyi takiben gelişen kusma, letarji ve dirençli nöbetler nedeniyle acil servise getiriliyor. Yapılan ilk tetkiklerde plazma amonyak düzeyi 480μg/dL480 \mu g/dL (Normal: <150<150) olarak saptanıyor.

Hastanın diğer laboratuvar sonuçları şu şekildedir:
- Kan gazı: pH:7.18pH: 7.18, HCO3:12mEq/LHCO_3: 12 mEq/L, pCO2:28mmHgpCO_2: 28 mmHg
- Anyon açığı: 24mEq/L24 mEq/L (Normal: 8128-12)
- İdrar analizi: Keton (++)(++) pozitif

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Organik asidemiler

Cevap

Organik asidemiler
Vakadaki hiperamonemiye eşlik eden anyon açığı artmış metabolik asidoz (pH:7.18pH: 7.18, Anyon açığı: 2424) ve ketonüri varlığı, organik asidemi grubundaki hastalıkların (örneğin propiyonik asidemi veya izovalerik asidemi) en önemli ayırıcı özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperamonemi varlığının değerlendirilmesi
Amonyak düzeyi 480μg/dL480 \mu g/dL olarak bulunmuştur, bu belirgin bir hiperamonemidir.
Yenidoğanda kusma ve nöbet gibi semptomlarla birlikte hiperamonemi, metabolik hastalıkları düşündüren ilk bulgudur.
2
Asit-baz durumunun ve anyon açığının analizi
pH:7.18pH: 7.18 ve Anyon açığı: 24mEq/L24 mEq/L saptanmıştır.
Bu değerler anyon açığı artmış bir metabolik asidozu gösterir; bu da ayırıcı tanıda organik asidemileri üre döngüsü bozukluklarının önüne geçirir.
3
Ketonüri varlığının kontrol edilmesi
İdrarda keton pozitifliği (++)(++) saptanmıştır.
Yenidoğan döneminde ketonüri patolojiktir ve organik asidemiler için tanısal değeri yüksektir; üre döngüsü bozukluklarında ketonüri görülmez.

Anahtar Kavram

Hiperamonemili bir yenidoğanda anyon açığı artmış metabolik asidoz ve ketonüri varlığı, ayırıcı tanıda öncelikle organik asidemileri düşündürür.
Soru 258Soru

Yaşamının ilk üç günü tamamen sağlıklı olan dört günlük erkek bebek; son 24 saattir gelişen beslenmeyi reddetme, fışkırır tarzda kusma ve uyuklama şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları, belirgin hipotoni ve derin solunum (Kussmaul) saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Kan pH7.127.12
pCO2pCO_226 mmHg26 \text{ mmHg}
HCO3HCO_38 mEq/L8 \text{ mEq/L}
Plazma amonyak480 \mumol/L480 \text{ \mu mol/L} (N: <100<100)
İdrarda keton3(+)3(+)
Lökosit sayısı3.100/mm33.100/\text{mm}^3
Trombosit sayısı90.000/mm390.000/\text{mm}^3

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Propiyonik asidemi
Hastada saptanan bulgular (asidoz, anyon açığı artışı, ketonüri ve amonyak yüksekliği) klasik bir organik asidemi tablosudur. Özellikle hemogramda saptanan lökopeni ve trombositopeni, propiyonik asidemi gibi organik asidemilerde kemik iliği supresyonu nedeniyle sık görülen ve ayırıcı tanıda değerli olan bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı analizi
pH: 7.127.12 ve HCO3HCO_3: 8 mEq/L8 \text{ mEq/L}
Hastada ağır bir metabolik asidoz mevcuttur. pCO2pCO_2 değerinin düşük olması solunumsal kompanzasyonu (Kussmaul solunumu) gösterir.
2
Anyon açığı ve ketonüri değerlendirmesi
Artmış anyon açığı ve 3(+)3(+) ketonüri
Yenidoğan döneminde ketotik asidoz tablosu, aksi kanıtlanana kadar Organik Asidemi lehinedir.
3
Amonyak düzeyinin yorumlanması
Sekonder hiperamonemi (480 \mumol/L480 \text{ \mu mol/L})
Organik asidemilerde propiyonil-CoA gibi metabolitler karbamil fosfat sentetaz I (CPS-I) enzimini inhibe ederek sekonder hiperamonemiye yol açar.
4
Hemogram bulgularının analizi
Lökopeni ve trombositopeni
Propiyonik, metilmalonik ve izovalerik asidemi gibi durumlarda biriken toksik metabolitler kemik iliğini baskılayarak pansitopeniye neden olabilir. Bu bulgu Üre Döngüsü Bozukluklarından ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde artmış anyon açığı, metabolik asidoz, ketozis ve kemik iliği supresyonu (pansitopeni) ile giden tablo öncelikle Organik Asidemileri (Propiyonik asidemi, Metilmalonik asidemi) düşündürür.

Daha Fazla Pratik

Propionic asidemi ile Methylmalonic asidemi ayrımı için idrarda organik asit analizi ve serumda B12/homosistein düzeylerine bakılması gerektiğini hatırlayınız.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar verilerine göre 'Anyon Açığı' hesabı yapılabilir (Na(Cl+HCO3)Na - (Cl + HCO_3)). Bu vakada klor değeri verilmese de pH ve HCO3HCO_3 düşüklüğü ile beraber Kussmaul solunumu asidozu teyit eder. Hiperamonemi varken asidozun eşlik etmesi Üre Döngüsü Bozukluklarını doğrudan eler.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 259Soru

Doğum sonrası dış genital yapıdaki belirsizlik (ambiguous genitalia) nedeniyle değerlendirilen bir yenidoğanın fizik muayenesinde; fallus yapısının küçük olduğu, üretranın perineal yerleşimli olduğu ve labioskrotal kıvrımların tam birleşmediği görülmüştür. Gonadlar inguinal kanalda palpe edilmektedir. Pelvik ultrasonografide uterus veya tüpler izlenmemiştir. Karyotip analizi 46,XY46,XY olarak saptanmıştır. Yapılan hCG stimülasyon testinde testosteron yanıtı yetersiz kalırken, androstenedion düzeylerinin belirgin yüksek olduğu ve androstenedion/testosteron oranının arttığı tespit edilmiştir.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 17-beta hidroksisteroid dehidrogenaz tip 3 eksikliği

Cevap

17-beta hidroksisteroid dehidrogenaz tip 3 eksikliği
Vaka bir 46,XY Cinsiyet Gelişim Bozukluğu (DSD) tablosudur. Müllerian yapıların olmaması Sertoli hücrelerinin fonksiyonel olduğunu ve Anti-Müllerian Hormon (AMH) salgıladığını gösterir. Sorun yetersiz virilizasyondur. hCG stimülasyon testinde testosteron yanıtının düşük olması, sorunun testosteron sentez basamaklarında olduğunu veya Leydig hücresi yanıtında bir bozukluk olduğunu düşündürür. Ancak kilit nokta, testosteron öncülü olan 'Androstenedion' düzeyinin yüksek olmasıdır. Steroidogenez yolunda Androstenedion \rightarrow Testosteron dönüşümünü sağlayan enzim 17-beta hidroksisteroid dehidrogenaz tip 3 (17 β\beta-HSD3) enzimidir. Bu enzimin eksikliğinde substrat (androstenedion) birikir, ürün (testosteron) azalır ve sonuçta Androstenedion/Testosteron oranı artar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve karyotipi analiz et
46,XY karyotip, inguinal gonadlar (testis), Müllerian yapı yok (AMH var), ancak virilizasyon eksik (ambiguous genitalia). Bu durum bir 46,XY Cinsiyet Gelişim Bozukluğuna (DSD) işaret eder.
Gonadların varlığı ve Müllerian yapıların yokluğu testislerin kısmen çalıştığını (Sertoli hücreleri) gösterir.
2
Biyokimyasal verileri ve hormon oranlarını yorumla
hCG uyarısına rağmen Testosteron düşük, ancak bir önceki basamak olan Androstenedion yüksek. Bu, dönüşümün gerçekleşmediğini gösterir.
Biyosentez yolunda bir bloğu işaret eder.
3
Enzim defektini lokalize et
Androstenedionun Testosterona dönüşümünü sağlayan enzim 17-beta hidroksisteroid dehidrogenazdır (Tip 3).
Artmış Androstenedion/Testosteron oranı bu tanının en tipik biyokimyasal bulgusudur.

Anahtar Kavram

46,XY DSD ayırıcı tanısında, testosteron sentez defektlerini lokalize etmek için öncül/ürün oranları kullanılır. Androstenedion/Testosteron oranının artması 17-beta HSD3 eksikliği için tipiktir.

İpuçları

1
Hastada testisler var (XY, AMH salgısı normal) ancak testosteron üretimi yetersiz. Sorunun hangi biyokimyasal basamakta olduğuna odaklanın.
2
Biyokimyasal analizde bir madde birikmiş (substrat), bir sonraki madde (ürün) eksik kalmış. Hangi enzim Androstenedion'u Testosteron'a dönüştürür?
3
5-alfa redüktaz enzimi Testosteron'dan SONRA devreye girer. Buradaki sorun Testosteronun kendisinin yapılamamasıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 260Soru

22 haftalık bir erkek bebek; emmeme, fışkırır tarzda olmayan kusma, ağır dehidratasyon ve letarji şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hiperpigmentasyon dışında ek özellik saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde sodyum 118 mEq/L118 \text{ mEq/L}, potasyum 8.2 mEq/L8.2 \text{ mEq/L}, glukoz 55 mg/dL55 \text{ mg/dL} ve 1717-hidroksiprogesteron (1717-OHP) düzeyi 320 ng/mL320 \text{ ng/mL} saptanıyor. 2121-hidroksilaz eksikliğine bağlı klasik tip tuz kaybettiren konjenital adrenal hiperplazi (KAH) tanısı kesinleşen bu hastanın yönetimi ve uzun dönem takibi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut enfeksiyon veya cerrahi gibi stres durumlarında, adrenal krizi önlemek amacıyla hem glukokortikoid hem de mineralokortikoid dozları 33 katına çıkarılmalıdır.

Cevap

Stres durumlarında (cerrahi, enfeksiyon vb.) yalnızca glukokortikoid dozu artırılır, mineralokortikoid dozu sabit tutulur.
Konjenital adrenal hiperplazi hastalarında ateş, ağır travma veya cerrahi gibi fizyolojik stres durumlarında 'stres doz' uygulaması hayatidir. Ancak bu uygulama sadece glukokortikoidler (hidrokortizon) için geçerlidir. Mineralokortikoid (fludrokortizon) dozu stres durumlarında artırılmaz; çünkü bu hormonun sodyum tutucu etkisi daha yavaş gelişir ve akut stres yanıtında merkezi bir rol oynamaz. Gereksiz doz artışı hipertansiyon ve ödeme yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımlama
Hiponatremi, hiperkalemi, asidoz ve yüksek 17-OHP ile klasik tuz kaybettiren 21-hidroksilaz eksikliği tanısı konur.
Yenidoğan dönemindeki tuz kaybı krizinin tipik sunumudur.
2
Acil yönetim protokolünü değerlendirme
Hipoglisemi ve şoku düzeltmek için dekstrozlu izotonik SF hızlı bolus ve yüksek doz hidrokortizon gereklidir.
Hayati tehlike arz eden adrenal krizin birincil tedavisidir.
3
Stres durumlarındaki doz kurallarını analiz etme
Kortizol vücudun stres yanıtı için kritiktir (doz artışı gerekir), ancak aldosteron etkisi (fludrokortizon) stresle akut değişmez (doz sabit kalır).
Yanlış olan seçeneği belirlemek için glukokortikoid ve mineralokortikoid ayrımını yapmak gerekir.
4
Ayırıcı tanı ve komplikasyonları kontrol etme
Pilor stenozu ile metabolik ayrımı (asidoz vs alkaloz) ve TART gelişimi (ACTH bağımlı) doğru bilgilerdir.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

21-hidroksilaz eksikliğinde stres yönetimi ve uzun dönem komplikasyon takibi

Daha Fazla Pratik

Adrenal yetmezlikte kriz yönetimini ve stres dozlarının hangi hastalıklarda (örneğin sadece primer adrenal yetmezlikte mi yoksa sekonderde de mi) mineralokortikoid içermediğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 13 / 25Sonraki
Endokrinoloji ve Metabolizma — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin