Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 201Soru

Dışkıdan taze kan gelmesi (hematokezya) ve şok bulguları (taşikardi, hipotansiyon, solukluk) ile acil servise getirilen 55 yaşındaki bir çocukta, ileri tanısal işlemlere geçmeden önce yapılması gereken ilk ve en önemli uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz %0,9 NaClNaCl (izotonik salin) ile hızlı sıvı resüsitasyonu

Cevap

Şok bulguları olan bir çocukta en öncelikli yaklaşım intravenöz izotonik sıvılarla resüsitasyon yapılmasıdır.
Gastrointestinal kanama ile başvuran çocuklarda ilk adım hastanın hemodinamik durumunun değerlendirilmesidir. Taşikardi ve hipotansiyon gibi şok bulguları varsa, tanısal testler (sintigrafi, endoskopi vb.) veya anatomik lokalizasyon çalışmaları (nazogastrik aspirasyon) beklenmeden derhal kristaloid sıvılarla (%0,9 NaClNaCl veya Ringer Laktat) resüsitasyona başlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hava yolu, solunum ve dolaşım (ABC) durumunu değerlendirmek.
Şok tablosunun (taşikardi, hipotansiyon) saptanması.
Acil müdahale gerektiren hayati tehlikenin belirlenmesi.
2
Geniş lümenli iki adet intravenöz damar yolu açmak.
Sıvı ve ilaç tedavisi için erişim sağlanması.
Hızlı volüm genişletici verilebilmesi için gereklidir.
3
2020 ml/kg dozunda %0,9 NaClNaCl bolusu uygulamak.
Doku perfüzyonunun ve kan basıncının düzelmeye başlaması.
Hipovolemik şokta intravasküler volümün hızla yerine konması en kritik adımdır.

Anahtar Kavram

Pediatrik gastrointestinal kanama yönetiminde hemodinamik stabilizasyon her zaman tanısal işlemlerden önce gelir.

Daha Fazla Pratik

Stabilizasyon sağlandıktan sonra kanamanın anatomik odağını (üst vs alt GİS) belirlemek için yapılacak ilk işlem olan nazogastrik aspirasyonun önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 202Soru

1818 aylık bir erkek çocuk, son 2424 saattir devam eden günde 676-7 kez sulu dışkılama ve 22 kez kusma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde; genel durumu iyi, bilinci açık ve aktif, göz küreleri normal, ağız mukozası hafif kuru, deri turgoru doğal ve ön fontaneli normal saptanıyor. Vücut ağırlığında yaklaşık %4\%4 oranında bir kayıp olduğu hesaplanıyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral rehidrasyon sıvısı (ORSORS) ile rehidratasyon tedavisine başlanması

Cevap

Hafif dehidratasyonu olan hastada en uygun yaklaşım oral rehidrasyon sıvısı (ORSORS) ile tedaviye başlanmasıdır.
Hastanın fizik muayene bulguları (genel durumun iyi olması, deri turgorunun doğal olması, mukozaların hafif kuruluğu) ve %4\%4 kilo kaybı, tablonun 'hafif dehidratasyon' olduğunu göstermektedir. Güncel pediatri kılavuzlarına göre, hafif ve orta dereceli dehidratasyonu olan çocuklarda ilk basamak tedavi, kontrendikasyon yoksa oral rehidrasyon sıvısı (ORSORS) ile oral rehidrasyon tedavisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın dehidratasyon derecesini belirle
Genel durumu iyi, turgoru doğal ve kilo kaybı %4\%4 olan hasta 'hafif dehidratasyon' olarak sınıflandırılır.
Tedavi protokolü dehidratasyonun şiddetine göre (hafif, orta, ağır) belirlenir.
2
Dehidratasyon derecesine uygun tedavi yöntemini seç
Hafif ve orta dereceli dehidratasyonda ilk tercih daima oral rehidrasyon tedavisidir (ORTORT).
Oral rehidrasyon daha güvenli, daha ucuz ve fizyolojik bir yöntemdir.
3
Destekleyici önlemleri değerlendir
Beslenmeye devam edilmesi ve gereksiz ilaçlardan kaçınılması kararlaştırılır.
Erken beslenme bağırsak mukozasının iyileşmesini hızlandırır.

Anahtar Kavram

Hafif ve orta dereceli dehidratasyonda tedavi standardı Oral Rehidrasyon Tedavisidir (ORTORT).
Tahmini Süre:45s
Soru 203Soru

1010 aylık, 99 kg ağırlığında bir erkek bebek; 22 gündür devam eden, günde 8108-10 kez bol sulu dışkılama ve 33 kez kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumunun huzursuz ve irrite olduğu, göz kürelerinin hafif çökük olduğu, ağız mukozasının kuru olduğu ve sunulan sıvıyı susuzluk hissiyle iştahla içtiği gözleniyor. Deri turgoru 22 saniyenin altında geri dönüyor ve ön fontaneli hafif çökük saptanıyor. Bu hasta için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) protokollerine göre en uygun başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plan B: 44 saat içinde toplam 675675 ml Oral Rehidratasyon Sıvısı (ORS) verilmesi

Cevap

Plan B uyarınca 44 saat içinde toplam 675675 ml Oral Rehidratasyon Sıvısı (ORS) verilmesi en uygun yaklaşımdır.
Hastanın klinik bulguları (huzursuzluk, çökük gözler/fontanel, susuzluk) orta derece dehidratasyon tanısı koydurur. Orta derece dehidratasyonda DSÖ protokolü 'Plan B'dir. Plan B'de 44 saat içinde verilmesi gereken ORS miktarı 7575 ml/kg olarak hesaplanır. Hastanın kilosu 99 kg olduğu için 9×75=6759 \times 75 = 675 ml sıvı verilmesi en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendirerek dehidratasyon derecesini belirleyin.
Huzursuzluk, çökük gözler ve susuzluk hissi orta derece (%5-10) dehidratasyona işaret eder.
Tedavi protokolü (Plan A, B veya C) dehidratasyonun şiddetine göre seçilir.
2
Uygun tedavi planını seçin ve gereken sıvı miktarını hesaplayın.
Orta derece dehidratasyon için Plan B seçilir; doz 7575 ml/kg'dır.
Plan B, orta derece dehidratasyonu olan ve oral alabilen çocuklarda standart rehidratasyon yöntemidir.
3
Vücut ağırlığına göre toplam hacmi hesaplayın.
9 kg×75 ml/kg=675 ml9 \text{ kg} \times 75 \text{ ml/kg} = 675 \text{ ml}.
Hacim, hastanın kilosuna göre bireyselleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Orta derece dehidratasyonu olan çocuklarda (huzursuzluk, susuzluk, hafif çökmüş gözler) tercih edilen tedavi yöntemi Plan B olup, 44 saatlik sürede 7575 ml/kg ORS verilmesini içerir.
Soru 204Soru

Pediatrik yaş grubu Crohn hastalarında, intestinal semptomlar (ishal, karın ağrısı) henüz klinik olarak belirginleşmeden aylar hatta yıllar önce ortaya çıkabilen ve hastalığın ilk ipucu olabilen klinik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyüme geriliği ve boy kısalığı

Cevap

Büyüme geriliği ve boy kısalığı, pediatrik Crohn hastalığında intestinal semptomlardan önce görülebilen en karakteristik bulgudur.
Çocukluk çağı Crohn hastalığında büyüme geriliği, tanı anında hastaların yaklaşık %10-40'ında mevcuttur. En önemli özelliği, karın ağrısı ve ishal gibi gastrointestinal semptomlar henüz başlamadan aylar hatta yıllar önce ortaya çıkabilmesidir. Bu durum, sinsi seyreden inflamasyonun büyüme plağı üzerindeki baskılayıcı etkisinden kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Pediatrik inflamatuar bağırsak hastalıklarında (İBH) büyüme parametrelerini değerlendirin.
Crohn hastalığında çocukların önemli bir kısmında boy uzama hızında azalma ve büyüme geriliği saptanır.
Sistemik inflamasyon, sitokinler (özellikle IL-6) ve beslenme yetersizliği büyüme aksını etkiler.
2
Klinik bulguların ortaya çıkış sırasını analiz edin.
Büyüme duraklaması, karın ağrısı veya ishal gibi gastrointestinal yakınmalar başlamadan aylar-yıllar önce ortaya çıkabilir.
Crohn hastalığı sinsi seyredebilir ve büyüme geriliği 'sessiz' bir erken bulgu olabilir.
3
Diğer İBH türü olan Ülseratif Kolit ile karşılaştırın.
Ülseratif Kolit genellikle kanlı diyare ile gürültülü başlar ve büyüme geriliği Crohn kadar sık veya erken görülmez.
Crohn hastalığında ince bağırsak tutulumuna bağlı malabsorbsiyon riski daha yüksektir.

Anahtar Kavram

Pediatrik Crohn hastalığında büyüme geriliği (growth failure), intestinal semptomlardan önce gelen patognomonik bir klinik ipucudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 205Soru

66 haftalık bir erkek bebek; 22 haftalıkken başlayan sarılık ve karında şişlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Annesi, bebeğin dışkı renginin bazen açık bazen de normal sarı renkte olduğunu ifade ediyor. Fizik muayenesinde karaciğer kosta altı 3 cm3\text{ cm} palpabl saptanıyor; dismorfik yüz görünümü veya üfürüm saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Total Bilirubin: 10.2 mg/dL10.2\text{ mg/dL}, Direkt Bilirubin: 6.4 mg/dL6.4\text{ mg/dL}, AST: 145 U/L145\text{ U/L}, ALT: 130 U/L130\text{ U/L}, GGT: 48 U/L48\text{ U/L} (Normal: 1060 U/L10-60\text{ U/L}) olarak bulunuyor. Karaciğer biyopsisinde portal alanların korunduğu, yaygın hepatosit şişmesi ve belirgin dev hücre transformasyonu izleniyor. Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdyopatik neonatal hepatit

Cevap

İdyopatik neonatal hepatit
İdyopatik neonatal hepatit, yenidoğan döneminde kolestazın sık nedenlerinden biridir. Bu vakada dışkı renginin zaman zaman normale dönmesi, GGT düzeyinin normal sınırlarda kalması ve biyopside görülen dev hücre transformasyonu, tanıyı destekleyen en güçlü kanıtlardır. Biliyer atreziden farklı olarak, safra yollarında tam bir obstrüksiyon yoktur ve histolojide duktular proliferasyon yerine lobüler yapı bozukluğu ön plandadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Bebekte direkt hiperbilirubinemi ile karakterize neonatal kolestaz tablosu mevcut.
Tanı sürecini başlatmak için sarılığın tipi belirlenmelidir.
2
Dışkı rengi ve GGT düzeyinin analizi
Dışkının zaman zaman sarı olması ve GGT'nin normal (48 U/L48\text{ U/L}) saptanması, ekstrahepatik tıkanıklıklardan uzaklaştırır.
Biliyer atrezi gibi cerrahi nedenlerde GGT genellikle çok yüksektir ve dışkı sürekli akoliktir.
3
Karaciğer biyopsisi bulgularının yorumlanması
Dev hücre transformasyonu (giant cell transformation) saptanması tanıyı netleştirir.
Bu bulgu, idyopatik neonatal hepatitin en karakteristik histopatolojik özelliğidir.

Anahtar Kavram

İdyopatik neonatal hepatit ile biliyer atrezi ayrımında GGT düzeyi, dışkı rengi sürekliliği ve biyopsideki dev hücre varlığı kritik öneme sahiptir.

İpuçları

1
Dışkı renginin aralıklı olarak sarı olması, safra yollarının tam tıkalı olmadığını düşündürür.
2
GGT düzeyinin normal olması, biliyer atrezi ve Alagille sendromu gibi duktus hasarı ile giden durumları dışlamada yardımcıdır.
3
Biyopside 'dev hücre transformasyonu' saptanması, neonatal hepatit için en karakteristik bulgudur.

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezi tanısında altın standart yöntemin intraoperatif kolanjiyografi olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 206Soru

Miadında, 34003400 gram olarak doğan 22 günlük bir erkek bebek; doğumdan itibaren mekonyum çıkaramama, beslenmeyi tolere edememe ve safralı kusma şikayetleriyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenesinde batın distandü, sağ alt kadranda palpasyonla hamur kıvamında kitle benzeri dolgunluk saptanıyor. Yapılan rektal muayenede ampulla boş bulunuyor. Ayakta direkt batın grafisinde barsak anslarında dilatasyon izlenirken, sağ alt kadranda hava ile karışık mekonyuma bağlı 'sabun köpüğü' (Neuhauser belirtisi) görünümü saptanıyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mekonyum ileusu

Cevap

Mekonyum ileusu
Mekonyum ileusu, yenidoğanda distal ince barsağın (terminal ileum) yoğun, yapışkan mekonyum ile tıkanmasıdır. Fizik muayenede sağ alt kadranda palpe edilen hamur kıvamındaki kitle ve radyografideki 'sabun köpüğü' (Neuhauser belirtisi) görünümü bu tanı için tipiktir. Bu radyolojik görüntü, mekonyumun içine hapsolmuş küçük hava kabarcıklarını temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Mekonyum çıkaramama ve sağ alt kadranda hamur kıvamında kitle saptandı.
Yenidoğanda distal barsak tıkanıklığı bulgularını lokalize etmek için gereklidir.
2
Radyolojik bulguları yorumla
Neuhauser belirtisi (sabun köpüğü/buzlu cam manzarası) saptandı.
Mekonyumun küçük hava kabarcıklarıyla karışması sonucu oluşan bu görüntü mekonyum ileusu için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanı yap
Hava-sıvı seviyesi olmaması ve tipik kitle hissi ile diğer atrezilerden ve Hirschsprung hastalığından ayırt edildi.
Mekonyumun kıvamı nedeniyle hava-sıvı seviyeleri genellikle oluşmaz.

Anahtar Kavram

Mekonyum ileusu, distal ince barsak lümeninin hiperviskoz mekonyum ile tıkanmasıdır ve sıklıkla kistik fibrozisin ilk klinik bulgusudur.

İpuçları

1
Sağ alt kadrandaki kitle ve radyolojik 'sabun köpüğü' manzarasına odaklanın.
2
Bu tablo genellikle kistik fibrozis hastalığının ilk bulgusu olarak karşımıza çıkar.

Daha Fazla Pratik

Mekonyum ileusu tanısı alan bir bebekte bir sonraki aşamada hangi genetik veya biyokimyasal testin istenmesi gerektiğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 207Soru

1818 aylık bir kız çocuk, 33 hafta önce özofagustaki yabancı cisim (düğme pil) nedeniyle başarılı bir endoskopik çıkarma işlemi uygulanmıştır. İşlem sonrası sorunsuz taburcu edilen ve o günden beri asemptomatik olan hasta, bugün aniden başlayan az miktarda parlak kırmızı renkli hematemez şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenede genel durumu iyi, vitalleri stabil (KB:95/65KB: 95/65 mmHg, Nabız: 105/dk105/\text{dk}) saptanmıştır. Nazogastrik aspiratta eser miktarda kanlı içerik gelmiş, sonrasında aspirat temizlenmiştir. Bu klinik tablo ve özgeçmiş bilgisi ışığında, hayatı tehdit edici masif kanama riski nedeniyle yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyovasküler cerrahi konsültasyonu eşliğinde kontrastlı toraks bilgisayarlı tomografisi veya anjiyografi planlanması

Cevap

Düğme pil öyküsü olan bir çocukta görülen az miktardaki habercisi (herald) kanama durumunda, aortoözofageal fistül riski nedeniyle acil cerrahi konsültasyonu ve kontrastlı görüntüleme yapılmalıdır.
Düğme pillerin özofagusta yarattığı nekroz, piller çıkarıldıktan haftalar sonra bile aortaya penetre olarak aortoözofageal fistül oluşturabilir. Bu durumun en tipik klinik işareti, masif ve fatal kanamadan önce gelen, 'herald bleed' olarak adlandırılan az miktardaki taze hematemezdir. Bu tablo acil bir cerrahi hazırlık ve kontrastlı toraks görüntülemesi (BT anjiyografi) gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Özgeçmiş ve mevcut semptomun ilişkisini kurmak.
Özofagusta düğme pil öyküsü, mukozal nekroz ve çevre dokulara (aorta) erozyon riskini beraberinde getirir.
Yabancı cisim çıkarılmış olsa bile, pilin yarattığı doku hasarı ve nekroz süreci haftalarca devam edebilir.
2
'Herald bleed' (habercisi kanama) fenomenini tanımak.
Masif ve fatal bir kanama öncesinde görülen küçük miktardaki taze kanama, aortoözofageal fistülün klasik işaretidir.
Fistül hattındaki küçük bir sızıntı, aortun tam rüptürü öncesi son uyarıdır.
3
Uygun tanısal yöntemi seçmek.
Kontrastlı BT veya anjiyografi, fistül hattını ve aortik komplikasyonu göstermede en güvenli yöntemdir.
Bu durumda endoskopi, pıhtıyı yerinden oynatarak veya lümene hava vererek masif kanamayı tetikleme riski taşıdığı için cerrahi hazırlık olmadan risklidir.
4
Multidisipliner yönetim planlamak.
Kardiyovasküler cerrahi ve çocuk cerrahisi eşliğinde hasta stabilize edilerek müdahale planlanır.
Fistül gelişmişse tedavi cerrahidir (greft yerleştirilmesi, özofagus tamiri).

Anahtar Kavram

Herald Bleed ve Aortoözofageal Fistül

İpuçları

1
Özofagustaki düğme pillerin en korkulan geç dönem komplikasyonunu hatırlayın.
2
Fatal masif kanama öncesi görülen 'habercisi' kanamanın ne anlama geldiğini düşünün.
3
Aorta ve özofagus komşuluğunun yarattığı riski değerlendirerek en güvenli görüntüleme ve konsültasyon adımını seçin.

Daha Fazla Pratik

Düğme pil yutulması sonrası yönetim algoritmalarını ve pillerin özofagusta yarattığı doku hasarının mekanizmasını (likuefaksiyon nekrozu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 208Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 saattir devam eden masif parlak kırmızı rektal kanama (hematokezya) ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 150150/dakika, cilt soluk ve soğuk olarak saptanıyor. Hastaya damar yolu açılarak izotonik kristaloid sıvı replasmanı başlanıyor. Tanısal amaçla takılan nazogastrik tüpten gelen aspiratın berrak olduğu ancak safra içermediği (mide içeriği) gözleniyor. Bu hastanın klinik tablosu ve nazogastrik aspirat bulgusu değerlendirildiğinde, yaklaşım açısından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nazogastrik aspiratın berrak olması, ancak safra içermemesi; kanama odağının pilor distalinde (örneğin duodenumda) olma olasılığını dışlamaz.

Cevap

Nazogastrik aspiratın berrak olması ancak safra içermemesi, kanama odağının pilor distalinde olma olasılığını dışlamaz.
Üst GİS kanamalarında, özellikle duodenum kaynaklı olanlarda pilor kapalıysa kan mideye geçmeyebilir. Bu nedenle NG aspiratın berrak gelmesi tek başına yeterli değildir. Kanama odağının üst GİS olmadığını söyleyebilmek için aspiratın 'berrak ve safralı' olması gerekir. Safra varlığı, pilorun açık olduğunu ve duodenum içeriğinin mideye ulaştığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumu değerlendir.
Hastada hipotansiyon (75/4575/45 mmHg) ve taşikardi (150150/dak) mevcut; masif kanama ve şok tablosu var.
İlk öncelik her zaman resüsitasyon (ABC) olmalıdır.
2
Kanama odağını lokalize etmek için nazogastrik (NG) tüp tak.
NG aspirat berrak ve safrasız.
Üst GİS kanama şüphesini hızlıca değerlendirmek için kullanılır.
3
NG aspirat bulgusunu yorumla.
Aspirat safrasız olduğu için pilor distalindeki (duodenum) bir kanama ekarte edilemez.
Eğer aspirat safralı ve berrak olsaydı, Treitz ligamentine kadar olan üst GİS kanaması büyük oranda dışlanabilirdi.

Anahtar Kavram

Pediatrik GİS kanamalarında masif hematokezya varlığında üst GİS odağının dışlanması için NG aspiratın sadece berrak olması yetmez, aynı zamanda safralı olması gerekir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 209Soru

18 aylık kız hasta, büyüme geriliği, kronik ishal ve karın şişliği şikayetleriyle getiriliyor. Öyküsünden son bir yıl içinde üç kez pnömoni ve sık tekrarlayan otitis media geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede tartı 3. persentilin altında, batın distandü ve gluteal kas atrofisi saptanıyor. Çölyak hastalığı taraması amacıyla bakılan doku transglutaminaz antikor (tTG) IgA sonucu negatif geliyor. Bu aşamada tanıyı netleştirmek için yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum total IgA düzeyi ve tTG IgG bakılması

Cevap

Serum total IgA düzeyi ve tTG IgG bakılması
Bu vaka, Çölyak hastalığı için tipik gastrointestinal bulgular (ishal, distansiyon, büyüme geriliği) sergilemektedir. Ancak tTG IgA negatiftir. Vaka sunumundaki 'tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar' (otit, pnömoni) ipucu, hastada eşlik eden Seçici IgA Eksikliği olabileceğini gösterir. Çölyak hastalarında IgA eksikliği görülme sıklığı normal popülasyona göre 10-15 kat fazladır. IgA eksikliği olan hastalarda IgA yapısındaki antikorlar (tTG IgA, EMA IgA) üretilemeyeceği için sonuçlar yalancı negatif çıkar. Bu nedenle, tTG IgA negatif ancak klinik şüphe yüksekse ve IgA eksikliği bulguları varsa, mutlaka 'Total Serum IgA' düzeyi kontrol edilmeli ve tarama 'IgG tabanlı antikorlar' (tTG IgG, Deamide Gliadin Peptid IgG) ile yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Büyüme geriliği, kronik ishal, karın şişliği (Malabsorbsiyon/Çölyak düşündürür) + Tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar (İmmün yetmezlik/IgA eksikliği düşündürür).
Semptomların kombinasyonu spesifik bir tanıya yönlendirir.
2
Negatif test sonucunu yorumla
tTG IgA negatif gelmiş. Ancak seçici IgA eksikliği varsa (ki sık enfeksiyonlar bunu destekliyor), IgA tabanlı serolojik testler 'yalancı negatif' çıkar.
Çölyak hastalığı ile Selektif IgA eksikliği birlikteliği sıktır (%2-3).
3
Doğru tanısal adımı belirle
Yalancı negatifliği ekarte etmek için hastanın Total IgA düzeyine bakılmalı ve tarama IgG tabanlı antikorlarla (tTG IgG veya DGP IgG) yapılmalıdır.
Serolojinin güvenilirliği için immünglobulin düzeylerinin bilinmesi şarttır.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığı taramasında Seçici IgA Eksikliği kaynaklı yalancı negatiflik riski ve yönetimi.
Soru 210Soru

Doğumdan kısa bir süre sonra ağız kenarında bol köpüklü salyası olan ve ilk beslenme girişimi sırasında öksürük, tıkanma ve siyanoz gelişen 11 günlük bir yenidoğanda nazogastrik sondanın özofagusta takıldığı saptanıyor. Hastanın direkt grafi incelemesinde mide ve bağırsaklarda yoğun gaz imajı saptanıyor.

Bu hastada en olası tanı ve bu tabloya en sık eşlik eden ek anomali grubu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip C özofagus atrezisi — Kardiyovasküler sistem anomalileri

Cevap

Tip C özofagus atrezisi ve buna en sık eşlik eden kardiyovasküler sistem anomalileridir.
Vaka sunumundaki bol sekresyon ve nazogastrik sondanın ilerletilememesi özofagus atrezisini; batın grafisinde mide/bağırsak gazı saptanması ise distal trakeoözofageal fistülün varlığını (Tip C) gösterir. Bu tabloya VACTERL sendromu kapsamında en sık %35-50 oranla kardiyovasküler sistem anomalileri eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Ağızda köpüklü salya ve beslenme sonrası solunum sıkıntısı, proksimal özofagusun kör sonlandığını (atrezi) düşündürür.
Atrezi durumunda tükürük ve besinler mideye geçemez, akciğere aspire edilir.
2
Radyolojik bulguları yorumla
Mide ve bağırsaklarda gaz saptanması, trakea ile distal özofagus arasında bir bağlantı (fistül) olduğunu kanıtlar.
Hava ancak trakeadan fistül yoluyla distal özofagusa ve oradan mideye geçebilir.
3
En olası tipi ve birliktelikleri belirle
Atrezi ve distal fistül kombinasyonu Tip C'dir ve VACTERL birliği içinde en sık kardiyak anomaliler (VSD, PDA vb.) eşlik eder.
Tip C tüm özofagus atrezilerinin yaklaşık %85'ini oluşturur ve %50'ye varan oranla ek anomaliler görülür.

Anahtar Kavram

Özofagus Atrezisi Sınıflandırması ve VACTERL Birliği

Daha Fazla Pratik

VACTERL birliğinin diğer bileşenlerini (Vertebral, Anal, Renal, Limb) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 211Soru

2,52,5 yaşında bir kız çocuk; yaklaşık 11 yıldır devam eden kronik ishal, karın şişliği ve tartı alımında duraklama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde büyüme geriliği saptanan ve serolojik taramasında doku transglutaminaz (antitTGanti-tTG) IgAIgA antikorları pozitif bulunan hastada Çölyak hastalığı düşünülmektedir. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılacak ince bağırsak biyopsisinde izlenmesi beklenen karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Villöz atrofi, kript hiperplazisi ve artmış intraepitelyal lenfositler

Cevap

İnce bağırsak biyopsisinde villöz atrofi, kript hiperplazisi ve artmış intraepitelyal lenfositlerin görülmesi
Çölyak hastalığının kesin tanısında kullanılan ince bağırsak biyopsisinde; villusların düzleşmesi (atrofi), salgı yapan kriptlerin derinleşmesi (hiperplazi) ve epitel hücreleri arasına lenfositlerin göç etmesi (intraepitelyal lenfosit artışı) karakteristik Marsh 3 tablosunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve serolojik verileri değerlendir.
Kronik ishal, büyüme geriliği ve pozitif anti-tTG IgA, Çölyak hastalığını güçlü bir şekilde destekler.
Çölyak hastalığında seroloji (tarama) sonrası kesin tanı biyopsi ile konur.
2
Histopatolojik tanı kriterlerini hatırla.
Marsh sınıflandırmasına göre villus yapısının bozulması incelenir.
Çölyak hastalığında gluten maruziyeti bağırsak mukozasında karakteristik hasara yol açar.
3
Karakteristik üçlemeyi tanımla.
Villöz atrofi, kript hiperplazisi ve intraepitelyal lenfosit artışı saptanır.
Bu bulgular (Marsh 3) Çölyak hastalığı için tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Çölyak Hastalığı Histopatolojik Tanı Kriterleri (Marsh Sınıflandırması)
Soru 212Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk, son 1,51,5 yıldır devam eden iştahsızlık, belirgin kilo kaybı ve boy uzamasında yavaşlama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 3.3. persentilin altında, pubertal gelişimi ise Tanner evre 11 (prepubertalprepubertal) olarak saptanıyor. Perianal bölge muayenesinde ağrısız deri katlantıları (skinskin tagstags) ve akıntılı bir fistül ağzı gözleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 9,6 g/dL9,6 \text{ g/dL}, albümin 2,8 g/dL2,8 \text{ g/dL}, eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 55 mm/saat55 \text{ mm/saat} ve CRPCRP 38 mg/L38 \text{ mg/L} bulunuyor. Serolojik incelemede ASCAASCA pozitif, pANCAp-ANCA negatif saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı ve bu tanıya özgü karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı; bağırsak duvarında tüm katları etkileyen (transmural) inflamasyon ve non-kazeifiye granülomlar

Cevap

Hastanın tanısı Crohn hastalığı olup, bu hastalığın en karakteristik özelliği bağırsak duvarında tüm katları tutan (transmural) inflamasyon ve non-kazeifiye granülomların varlığıdır.
Verilen klinik tabloda 1313 yaşındaki çocukta kronik seyirli büyüme geriliği, puberte gecikmesi, perianal fistül ve deri katlantıları ile ASCA pozitifliği saptanmıştır. Bu bulgular pediatrik yaş grubunda Crohn hastalığı için son derece tipiktir. Crohn hastalığının patolojik olarak en belirgin özelliği, bağırsak duvarını tüm katmanlarıyla tutan (transmural) inflamasyon ve dokuda non-kazeifiye granülomların saptanmasıdır. Ayrıca lezyonların atlamalı (skipskip lesionslesions) olması karakteristik bir diğer özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları pediatrik perspektifle analiz et.
Boy kısalığı, kilo kaybı ve puberte gecikmesi (Tanner 1) saptandı.
Pediatrik yaş grubundaki Crohn hastalarının yaklaşık %10-40'ında ilk başvuru bulgusu büyüme geriliğidir.
2
Fizik muayenedeki spesifik bulguları değerlendir.
Perianal fistül ve deri katlantıları saptandı.
Perianal hastalık (fistül, apse, deri katlantısı) Crohn hastalığını Ülseratif Kolit'ten ayıran en önemli fizik muayene bulgularından biridir.
3
Laboratuvar ve serolojik verileri birleştir.
Düşük albümin, yüksek ESH/CRP ve ASCA pozitifliği görüldü.
ASCA (Anti-Saccharomyces cerevisiae antikoru) pozitifliği Crohn hastalığı için yüksek özgüllüğe sahiptir.
4
Ayırıcı tanıları dışla ve karakteristik patolojik bulguyu belirle.
Tanı Crohn hastalığıdır; karakteristik bulgu transmural tutulum ve granülomdur.
Ülseratif kolitte granülom görülmez ve tutulum mukozaldir; Crohn'da ise bağırsak duvarının tüm katları (transmural) etkilenir.

Anahtar Kavram

Pediatrik Crohn hastalığında büyüme geriliği, perianal bulgular ve histopatolojik olarak transmural inflamasyon ile non-kazeifiye granülomlar tanısal öneme sahiptir.
Soru 213Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır devam eden kanlı ishal, karın ağrısı ve kilo kaybı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve ağırlık 10.10. persentilin altında, pubertal gelişimi Tanner evre 11 (gecikmis\cgecikmiş ergenlikergenlik bas\clangıcıbaşlangıcı) olarak saptanıyor. Batın muayenesinde sol alt kadranda hassasiyet mevcut olup perianal bölge muayenesi doğaldır. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 9,29,2 g/dLg/dL, albümin 2,82,8 g/dLg/dL, eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 6565 mm/saatmm/saat ve CC-reaktif protein (CRPCRP) 2828 mg/Lmg/L bulunuyor. Kolonoskopide rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz (kontinu) devam eden granüler ve frajil mukoza izleniyor. Biyopside inflamasyonun mukoza ve submukoza ile sınırlı olduğu, kript apselerinin bulunduğu ancak granülom yapısının izlenmediği saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve hastalık seyriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası tanı ülseratif kolittir ve bu hastalarda primer sklerozan kolanjit (PSKPSK) gelişme riski Crohn hastalığına göre anlamlı derecede daha yüksektir.

Cevap

En olası tanı ülseratif kolittir ve bu hastalarda primer sklerozan kolanjit (PSKPSK) görülme sıklığı Crohn hastalığına göre daha yüksektir.
Vakadaki 13 yaşındaki çocukta görülen kanlı ishal, büyüme geriliği ve gecikmiş puberte inflamatuar bağırsak hastalığını (İBH) düşündürür. Kolonoskopide rektumdan başlayan kesintisiz tutulum ve histolojide inflamasyonun mukoza/submukoza ile sınırlı olup granülom içermemesi ülseratif kolit (ÜK) tanısını kesinleştirir. ÜK hastalarında primer sklerozan kolanjit (PSK) sıklığı Crohn hastalarına göre belirgin şekilde yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Kanlı ishal, karın ağrısı, büyüme geriliği ve gecikmiş puberte mevcuttur.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarının (İBH) pediatrik sunumunda büyüme geriliği önemli bir ipucudur.
2
Endoskopik ve patolojik verileri karşılaştır.
Rektumdan başlayan kesintisiz tutulum, granülom olmaması ve inflamasyonun mukoza ile sınırlı olması ülseratif koliti (ÜK) işaret eder.
Crohn hastalığında yama tarzı tutulum, transmural inflamasyon ve granülomlar tipiktir.
3
Hastalık birlikteliklerini ve komplikasyonları değerlendir.
Ülseratif kolit ile PSK birlikteliği iyi bilinmektedir.
ÜK hastalarının yaklaşık %3-5'inde PSK gelişirken, PSK'lı hastaların çoğunda ÜK saptanır.

Anahtar Kavram

Pediatrik Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı Ayrımı
Soru 214Soru

Yirmi iki günlük bir erkek bebek, her beslenme sonrası ortaya çıkan fışkırır tarzda safrasız kusma şikayeti ile getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanıyor ve sağ üst kadranda yaklaşık 22 cm çapında hareketli kitle palpe ediliyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
pH7.557.55
HCO3HCO_3^-3434 mEq/L
Sodyum132132 mEq/L
Potasyum3.23.2 mEq/L
Klor8484 mEq/L

Buna göre, bu hastada aşağıdaki ek laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar klor konsantrasyonunun yüksek (>20> 20 mEq/L) olması

Cevap

İdrar klor konsantrasyonunun yüksek olması bu hastada beklenen bir bulgu değildir; aksine vücut kloru korumaya çalıştığı için idrar kloru düşüktür.
Hipertrofik pilor stenozunda mide içeriğindeki klorür (HClHCl olarak) kusma ile kaybedilir. Vücutta gelişen klor eksikliği nedeniyle böbrekler kloru korumak için geri emilimi en üst düzeye çıkarır. Bu nedenle idrar klor konsantrasyonunun genellikle 1010 mEq/L'nin altında (her durumda <20< 20 mEq/L) olması beklenir. İdrar klorunun yüksek olması, kusma dışı nedenleri (diüretik kullanımı veya Bartter sendromu gibi) düşündürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
22 günlük bebekte safrasız fışkırır kusma, 'zeytin tanesi' kitle ve hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz bulguları Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını koydurur.
Tanının netleştirilmesi beklenen ve beklenmeyen ek bulguları ayırt etmek için gereklidir.
2
Böbreklerin klor yönetimi analiz et
Mide içeriğinin kaybı nedeniyle sistemik klor depoları boşalmıştır. Böbrekler bu durumu kompanse etmek için kloru neredeyse tamamen geri emer.
HPS'de idrar klor düzeyi tipik olarak 102010-20 mEq/L'nin altındadır.
3
Diğer sistemik yanıtları gözden geçir
Alkaloz solunumsal kompanzasyona (pCO2pCO_2 artışı), paradoksal asidüriye ve iyonize kalsiyum düşüklüğüne neden olur. Ayrıca bazı vakalarda indirekt hiperbilirubinemi eşlik edebilir.
Hastalığın patofizyolojik seyrinde bu bulguların tümü 'beklenen' kategorisindedir.

Anahtar Kavram

Hipertrofik pilor stenozunda gelişen metabolik alkaloz, 'klora yanıt veren' bir tablodur ve idrarda klor atılımı minimaldir.

Daha Fazla Pratik

Pilor stenozu olan bir hastada cerrahi öncesi en kritik adımın metabolik tablonun ve dehidratasyonun düzeltilmesi olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 215Soru

1212 günlük, o ana kadar sağlıklı olan bir erkek bebek; son 66 saattir devam eden şiddetli safralı kusma ve huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde batın distandü, epigastrik bölge hassas saptanıyor ve son 1212 saattir dışkı çıkışının olmadığı öğreniliyor. Yapılan batın Doppler ultrasonografisinde superiyor mezenterik venin (SMV), superiyor mezenterik arterin (SMA) solunda yer aldığı saptanıyor ve vasküler pedikül çevresinde "girdap belirtisi" (whirlpool sign) gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken cerrahi müdahale ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı malrotasyona bağlı orta bağırsak volvulusudur; cerrahi tedavide saat yönünün tersine detorsiyon, Ladd bantlarının kesilmesi, ince bağırsağın sağa, kolonun sola alınması ve appendektomi uygulanır.

Cevap

En olası tanı malrotasyona bağlı orta bağırsak volvulusudur. Cerrahi yönetimde Ladd prosedürü uygulanır; bu prosedür saat yönünün tersine detorsiyon, Ladd bantlarının kesilmesi, ince bağırsağın sağa, kolonun sola yerleştirilmesi ve appendektomiyi kapsar.
Doğru seçenek, hastanın klinik tablosu (ani başlayan safralı kusma) ve radyolojik bulgularıyla (whirlpool sign, SMA/SMV inversiyonu) tam uyumludur. Ladd prosedürü, malrotasyonun standart cerrahi tedavisidir ve bağırsakların anatomik olarak en güvenli (non-rotasyon) pozisyona getirilmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (safralı kusma) ve Doppler USG verilerinin değerlendirilmesi.
Girdap belirtisi ve SMV/SMA inversiyonu, orta bağırsak volvulusu (midgut volvulus) tanısını kesinleştirir.
Yenidoğanda ani başlayan safralı kusma, aksi kanıtlanana kadar malrotasyon/volvulus olarak kabul edilir ve acil cerrahi durumdur.
2
Anatomik bozukluğun embriyolojik temelinin anlaşılması.
Orta bağırsağın embriyolojik dönemdeki 270270^\circ saat yönünün tersine dönüşünü tamamlayamaması sonucu mezenter tabanı dar kalmıştır.
Mezenter tabanının dar olması, bağırsakların SMA etrafında dönmesine (volvulus) zemin hazırlar.
3
Cerrahi tedavi basamaklarının (Ladd prosedürü) uygulanması.
Detorsiyon yapılır, Ladd bantları kesilerek mezenter tabanı genişletilir, bağırsaklar non-rotasyon pozisyonuna getirilir ve appendektomi yapılır.
Ladd bantları duodenuma bası yaparak obstrüksiyona neden olur; appendektomi ise ileride çekumun sol kadranda olması nedeniyle tanısal karışıklığı önlemek için yapılır.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda safralı kusma ile başvuran bir hastada Doppler USG'de SMA/SMV inversiyonu ve girdap belirtisi saptanması, orta bağırsak volvulusu için patognomoniktir.

Daha Fazla Pratik

Malrotasyonu olan hastalarda eşlik edebilecek diğer anomalileri (omfalosel, gastroşizis gibi) gözden geçirmek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 216Soru

Doğumdan sonraki 33. günde aniden başlayan safralı kusma ve huzursuzluk şikayetiyle acil servise getirilen bir yenidoğanın batın muayenesinde hafif hassasiyet saptanıyor. Çekilen kontrastlı üst gastrointestinal sistem serisinde duodenumun sağda yerleştiği ve "tirbuşon" (corkscrew) görünümü oluşturduğu gözleniyor. Bu hastanın kesin tedavisinde en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ladd prosedürü

Cevap

Ladd prosedürü
Safralı kusan bir yenidoğanda üst gastrointestinal sistem pasaj grafisinde saptanan 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü midgut volvulusun tipik radyolojik bulgusudur. Bu durumun tedavisi acil cerrahi olan Ladd prosedürüdür. Bu prosedürde volvulus detorsiyonu (saat yönünün tersine), duodenumu sıkıştıran peritoneal Ladd bantlarının kesilmesi, ince bağırsakların sağ tarafa ve çekumun sol tarafa yerleştirilmesi işlemleri uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Yenidoğanda ani başlayan safralı kusma ve huzursuzluk, midgut volvulus için yüksek şüphe uyandırır.
Safralı kusma, cerrahi bir acil durum olan bağırsak tıkanıklığının (özellikle volvulusun) en önemli işaretidir.
2
Radyolojik bulgunun yorumlanması
Kontrastlı grafideki 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü saptandı.
Bu görünüm, ince bağırsağın daralmış bir mezenter kökü etrafında dönmesiyle (volvulus) oluşan malrotasyonun patognomonik bulgusudur.
3
Tedavi yönteminin belirlenmesi
Acil cerrahi müdahale olarak Ladd operasyonu planlanmalıdır.
Ladd operasyonu; bağırsağın detorsiyonu, tıkayıcı peritonal bantların kesilmesi ve bağırsakların yeni pozisyonda sabitlenmesini sağlayarak iskemiyi önler.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda safralı kusma ve Midgut Volvulus yönetimi

Alternatif Yöntem

Tanı konulamazsa, acil batın ultrasonografisinde SMA ve SMV damarlarının yer değiştirmesi ('whirlpool sign' veya 'SMA/SMV inversion') malrotasyonu destekleyen bir diğer yöntemdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 217Soru

99 yaşında bir erkek çocuk, son iki gündür devam eden siyah renkli, katran gibi ve kötü kokulu dışkılama (melena) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde son zamanlarda epigastrik bölgede yanma tarzında ağrısı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde; kalp hızı 120/dk120/\text{dk}, kan basıncı 95/60 mmHg95/60\text{ mmHg}, kapiller dolum zamanı 22 saniye saptanıyor. Batın muayenesinde epigastrik hassasiyet mevcut, organomegali veya kitle saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin 8.2 g/dL8.2\text{ g/dL}, Kan Üre Azotu (BUN) 45 mg/dL45\text{ mg/dL} ve Kreatinin 0.6 mg/dL0.6\text{ mg/dL} bulunuyor. Nazogastrik tüp uygulamasında safra içermeyen berrak içerik geliyor. Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peptik ülser; üst gastrointestinal sistem endoskopisi

Cevap

En olası tanı peptik ülserdir ve bir sonraki adım üst gastrointestinal sistem endoskopisidir.
Hastada görülen melena (siyah dışkılama) ve yüksek BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranı (45/0.6=7545/0.6 = 75, eşik değer >30>30) üst GİS kanamasının tipik göstergeleridir. Nazogastrik aspiratın berrak olması, kanamanın durmuş olması veya odağın pilorun hemen distalinde (duodenumda) olması durumunda sık karşılaşılan bir durumdur. Epigastrik ağrı öyküsü ile birlikte en olası tanı peptik ülserdir ve tanı için üst GİS endoskopisi yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (melena) ve laboratuvar verilerinin (BUN/Kreatinin oranı) değerlendirilmesi.
Melena ve BUN/Kreatinin>30BUN/Kreatinin > 30 olması üst GİS kanamasını işaret eder.
Sindirilmiş kanın protein yükü nedeniyle BUN yükselir.
2
Nazogastrik (NG) tüp aspirasyon bulgularının yorumlanması.
Berrak NG aspiratı üst GİS kanamasını dışlamaz (%25-30 yanlış negatiflik).
Kanama durmuş olabilir veya kanama odağı pilorun distalinde (duodenumda) olabilir.
3
Kesin tanı için ileri tetkik seçimi.
Üst GİS endoskopisi planlanması.
Endoskopi hem tanısal hem de terapötik altın standarttır.

Anahtar Kavram

Üst GİS kanamalarında melena ve yüksek BUN/Kreatinin oranı tanısal ipuçlarıdır; berrak NG aspiratı tanıyı dışlatmaz.

Alternatif Yöntem

BUN/Kreatinin oranı dışında, melena varlığı tek başına kanama odağının Ligamentum Treitz proksimalinde olma olasılığını ciddi oranda artırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 218Soru

44 haftalık erkek bebek, son 11 haftadır her beslenme sonrası ortaya çıkan, giderek şiddetlenen, fışkırır tarzda safrasız kusma ve yeterli tartı alamama şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanan hastanın epigastrik bölgesinde derin palpasyonla 2 cm2 \text{ cm} çapında, hareketli, sert bir kitle ("zeytin tanesi") hissediliyor. Laboratuvar incelemesinde; kan pH:7.55pH: 7.55, pCO2:48 mmHgpCO_2: 48 \text{ mmHg}, HCO3:36 mEq/LHCO_3^-: 36 \text{ mEq/L}, serum Na+:132 mEq/LNa^+: 132 \text{ mEq/L}, Cl:82 mEq/LCl^-: 82 \text{ mEq/L} ve K+:2.9 mEq/LK^+: 2.9 \text{ mEq/L} saptanıyor. Bu hastanın klinik yönetimi ve altta yatan fizyopatolojik süreçlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi girişim için en güvenli hazırlık; serum klor düzeyinin 100 mEq/L100 \text{ mEq/L}'nin üzerine çıkması, bikarbonatın 30 mEq/L30 \text{ mEq/L}'nin altına düşmesi ve yeterli idrar çıkışının sağlanmasıdır.

Cevap

Cerrahi girişim için en güvenli hazırlık; serum klor düzeyinin 100 mEq/L100 \text{ mEq/L}'nin üzerine çıkması, bikarbonatın 30 mEq/L30 \text{ mEq/L}'nin altına düşmesi ve yeterli idrar çıkışının sağlanmasıdır.
Cerrahi hazırlık kriterlerini ifade eden seçenek doğrudur çünkü Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) vakalarında cerrahi başarı, hastanın metabolik olarak ne kadar iyi stabilize edildiğine bağlıdır. Serum klorunun 100 mEq/L100 \text{ mEq/L} üzerine çıkması ve bikarbonatın 30 mEq/L30 \text{ mEq/L} altına inmesi, klor açığının kapandığını ve böbreklerin fazla bikarbonatı atabildiğini gösterir. Ayrıca yeterli idrar çıkışı, perfüzyonun ve hidrasyonun düzeldiğinin en iyi klinik göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
363-6 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve palpabl "zeytin" kitle Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını koydurur.
HPS'nin tipik prezentasyonu proksimal tıkanıklık bulgularıdır.
2
Metabolik tabloyu değerlendir.
Hipokloremik, hipokalemik, metabolik alkaloz saptandı. Ayrıca pCO2pCO_2 yükselmesi kompansatör hipoventilasyonu gösterir.
Mide asidi (HClHCl) kaybı alkalozu başlatır, renal mekanizmalar (aldosteron) bunu sürdürür.
3
Yönetim önceliklerini belirle.
Cerrahi (piloromiyotomi) öncesi elektrolitler normalize edilmeli ve dehidratasyon giderilmelidir.
Stabilize edilmemiş alkaloz, postoperatif dönemde solunum merkezini baskılayarak apne riskini artırır.

Anahtar Kavram

İnfantil hipertrofik pilor stenozunda preoperatif stabilizasyon kriterleri ve metabolik alkaloz fizyopatolojisi.

Daha Fazla Pratik

Postoperatif dönemde kusma devam ederse cerrahi yetersizlik mi yoksa gastrit/ödem mi olduğu nasıl ayırt edilir sorusuna odaklanılabilir.

Alternatif Yöntem

Klor-yanıtlı (Chloride-responsive) alkaloz kavramını hatırlamak: Klor replasmanı yapıldığında idrar klorunun yükselmesi ve alkalozun düzelmesi HPS gibi durumlarda karakteristiktir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 219Soru

1414 yaşında bir kız hasta, son 22 yıldır boy uzamasının durması ve primer amenore (ergenlik belirtilerinin başlamaması) şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve tartısı 3.3. persentilin altında saptanmıştır. Ağız muayenesinde ağrılı aftöz lezyonlar, perianal muayenesinde ise ağrısız cilt katlantıları (skin tags) ve derin fissürler dikkati çekmektedir. Laboratuvar incelemesinde; Hemoglobin 9.59.5 g/dLg/dL, MCVMCV 7474 fLfL, albümin 2.82.8 g/dLg/dL, eritrosit sedimantasyon hızı (ESRESR) 6565 mm/saatmm/saat, CreaktifC-reaktif protein (CRPCRP) 3232 mg/Lmg/L ve anti-Saccharomyces cerevisiae antikorları (ASCAASCA) pozitif bulunmuştur.

Bu hasta için en olası tanı ve tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn Hastalığı - Üst ve alt gastrointestinal sistem endoskopisi ve biyopsi

Cevap

Crohn hastalığı ön tanısıyla üst ve alt gastrointestinal sistem endoskopisi ve biyopsi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Crohn hastalığı olan çocuklarda büyüme geriliği ve ergenlik gecikmesi, gastrointestinal semptomlar başlamadan önce hastaların %10-40'ında görülen tek bulgu olabilir. Perianal bölgedeki ağrısız cilt katlantıları (skin tags) ve ASCA pozitifliği Crohn tanısı için oldukça değerlidir. Bu hastalık tüm sindirim kanalını atlamalı (skip lesions) şekilde tutabildiği için hem üst GİS hem de alt GİS endoskopisi ile değerlendirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
Boy kısalığı, primer amenore ve perianal bulgular saptandı.
Pediatrik popülasyonda Crohn hastalığı, gastrointestinal semptomlardan (ishal gibi) aylar veya yıllar önce sadece boy kısalığı ve ergenlik gecikmesi ile prezante olabilir.
2
Serolojik ve laboratuvar verilerin değerlendirilmesi
ASCA pozitifliği ve yüksek inflamatuar belirteçler (ESR, CRP) görüldü.
ASCA (anti-Saccharomyces cerevisiae), Crohn hastalığı için %90'lara varan spesifiteye sahiptir. Yüksek ESR ve CRP aktif inflamasyonu gösterir.
3
Tanısal yöntemin belirlenmesi
Üst ve alt gastrointestinal sistemin (EGD + Kolonoskopi) değerlendirilmesi kararlaştırıldı.
Crohn hastalığı ağızdan anüse kadar tüm segmentleri (skip lesions) tutabilir. Tanı için hem üst hem de alt sistemden biyopsiler alınarak non-kazeifiye granülomlar aranmalıdır.

Anahtar Kavram

Pediatrik Crohn hastalığında büyüme geriliği ve perianal tutulum, hastalığın en karakteristik ve bazen tek başlangıç bulgularıdır.

Alternatif Yöntem

ASCA ve p-ANCA testleri, özellikle endoskopi öncesi ayrıcı tanıda yardımcı serolojik belirteçler olarak kullanılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 220Soru

77 aylık, daha önce sağlıklı olan bir erkek bebek, aniden başlayan ve epizodik tarzda gelen şiddetli ağlama krizleri nedeniyle acil servise getiriliyor. Ailesi, bebeğin ataklar sırasında bacaklarını karnına doğru çektiğini, 152015-20 dakika süren sakin dönemlerde ise belirgin şekilde halsiz ve uykuya eğilimli olduğunu ifade ediyor. Son 22 gündür hafif ateşi ve burun akıntısı olan hastanın, acile başvurmadan hemen önce safrasız kustuğu ve çilek jölesi kıvamında kanlı dışkıladığı öğreniliyor. Batın muayenesinde sağ üst kadranda sosis şeklinde bir kitle palpe ediliyor.

Bu hastanın en olası tanısını doğrulamak için öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karın ultrasonografisi

Cevap

Karın ultrasonografisi
Verilen klinik senaryoda; kolik tarzında karın ağrısı (bacakları karna çekme), ataklar arası uykuya eğilim (letarji), çilek jölesi kıvamında kanlı-mukuslu dışkılama ve sağ üst kadranda sosis şeklinde kitlenin palpe edilmesi invajinasyon (intussusepsiyon) için klasik bulgulardır. Sıklıkla viral bir üst solunum yolu enfeksiyonu (adenovirüs vb.) sonrası lenfoid hiperplaziye bağlı olarak gelişir. İnvajinasyon tanısında ilk ve en uygun görüntüleme yöntemi karın ultrasonografisidir. Ultrasonografide iç içe geçmiş bağırsak anslarının oluşturduğu 'hedef tahtası' (target sign) veya uzunlamasına kesitte 'sucuk/yalancı böbrek' bulgusu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını (kolik ağrı, letarji, jöle kıvamında dışkı, sosis kitle) değerlendirerek ön tanı oluştur.
Bu klasik bulgular, süt çocukluğu döneminin en sık görülen akut bağırsak tıkanıklığı nedeni olan invajinasyonu (intussusepsiyon) işaret etmektedir.
Doğru görüntüleme tetkikini seçmek için öncelikle tablonun invajinasyon olduğunu tanımak gerekir.
2
İnvajinasyon ön tanısı alan hastada altın standart ilk tanı yöntemini belirle.
İnvajinasyon şüphesinde radyasyon içermeyen, hızlı uygulanabilen ve 'hedef tahtası' (target sign) ile 'sucuk' (pseudokidney) bulgularını gösteren karın ultrasonografisi ilk seçenektir.
Pediatrik acillerde ultrasonografi, invajinasyon tanısında %100'e yakın duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir.

Anahtar Kavram

İnvajinasyon (Intussusepsiyon) Klinik Bulguları ve Tanısal Yaklaşım

İpuçları

1
Hastadaki 'çilek jölesi kıvamında dışkılama' ve 'ataklar arası uykuya eğilim (letarji)' bulguları akut bir gastrointestinal probleme işaret etmektedir.
2
Bu klinik triad, bir bağırsak segmentinin diğerinin içine girdiği invajinasyon (intussusepsiyon) tablosudur.

Daha Fazla Pratik

İnvajinasyon tedavisinde ultrasonografi eşliğinde hidrostatik (salin) veya pnömatik (hava) redüksiyon prosedürlerinin kontrendikasyonlarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 11 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin