Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 221Soru

99 yaşındaki Tip 11 Diyabet tanılı erkek çocuk, rutin kontrollerinde boy uzamasında yavaşlama saptanması üzerine değerlendiriliyor. Gastrointestinal bir yakınması bulunmayan hastanın laboratuvar incelemesinde; Total IgA düzeyi yaş grubuna göre normal sınırların altında (1212 mg/dL), anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA negatif, anti-deamide gliadin peptid (DGP) IgG pozitif bulunuyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde alınan duodenal biyopsi örneğinde intraepitelyal lenfosit artışı, kript hiperplazisi ve parsiyel villöz atrofi (Marsh 3a3a) saptanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seçici IgA eksikliği ile birlikte seyreden Çölyak hastalığı

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları, Seçici IgA eksikliği zemininde gelişen bir Çölyak hastalığını göstermektedir.
Tip 11 Diyabetli hastalarda Çölyak hastalığı ve Seçici IgA eksikliği birlikteliği sıktır. Hastada saptanan düşük total IgA düzeyi, standart tarama testi olan anti-tTG IgA'nın yalancı negatif çıkmasına neden olmuştur. Ancak IgG temelli bir test olan anti-DGP IgG'nin pozitifliği ve biyopside saptanan Marsh 3a3a (belirgin villöz atrofi) bulgusu, hastanın Seçici IgA eksikliği ile birlikte Çölyak hastası olduğunu kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Risk grubunun ve serolojinin değerlendirilmesi
Tip 11 Diyabetli hastalarda Çölyak sıklığı artmıştır (%5-1010); ancak bu grupta Seçici IgA eksikliği de normal topluma göre 1010-2020 kat daha sıktır.
Düşük total IgA düzeyi (1212 mg/dL), standart tarama testi olan anti-tTG IgA'nın neden negatif olduğunu açıklar (yalancı negatiflik).
2
Alternatif serolojik belirteçlerin yorumlanması
IgA eksikliği olan hastalarda anti-tTG IgG veya anti-DGP IgG testleri tanısal değere sahiptir.
Hastada anti-DGP IgG pozitifliği, Çölyak hastalığı şüphesini güçlü bir şekilde destekler.
3
Histopatolojik evreleme ve tanı doğrulaması
Marsh 3a3a evresi (intraepitelyal lenfosit artışı, kript hiperplazisi ve parsiyel villöz atrofi) kesin tanı kriteridir.
Serolojik pozitiflik ve villöz atrofinin eş zamanlı varlığı, semptomların hafifliğine bakılmaksızın (sessiz/atipik form) Çölyak tanısını koydurur.

Anahtar Kavram

Seçici IgA eksikliği olan risk gruplarında Çölyak taraması IgG temelli testlerle (anti-tTG IgG veya anti-DGP IgG) yapılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

IgA eksikliği olan hastalarda anti-EMA IgG testinin tanısal duyarlılığını inceleyen soruları gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 222Soru

1818 aylık bir erkek çocuk; doğumdan itibaren başlayan yağlı dışkılama (steatorre) ve büyüme geriliği yakınmaları ile polikliniğe getiriliyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum total kolesterol düzeyi 3535 mg/dL, trigliserid düzeyi 1515 mg/dL olarak saptanıyor. Periferik yayma incelemesinde eritrositlerin yüzeyinde düzensiz yerleşimli dikenli çıkıntıların (akantosit) bulunduğu gözleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Abetalipoproteinemi

Cevap

Klinik ve laboratuvar bulguları temelinde en olası tanı abetalipoproteinemidir.
Doğru cevap olan abetalipoproteinemi seçeneği; hastada görülen aşırı düşük kolesterol ve trigliserid düzeyleri ile periferik yaymadaki akantosit (dikenli hücre) varlığına tam uyum sağlar. Bu hastalıkta şilomikron sentezlenemediği için yağlar enterositlerde birikir ve malabsorbsiyon tablosu oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Doğumdan itibaren başlayan steatorre ve büyüme geriliği ciddi bir yağ malabsorbsiyonuna işaret eder.
Ayırıcı tanıda yağ malabsorbsiyonu yapan nedenler (Çölyak, KF, Abetalipoproteinemi vb.) öncelikli düşünülmelidir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Serum kolesterol (3535 mg/dL) ve trigliserid (1515 mg/dL) düzeyleri literatürdeki normal sınırların çok altındadır.
Aşırı hipolipidemi, şilomikron ve VLDL sentezinde bir defekt olduğunu (MTP gen mutasyonu) gösterir.
3
Morfolojik bulgunun tanımlanması
Periferik yaymada görülen akantositler (dikenli hücreler), abetalipoproteinemi için karakteristik bir bulgudur.
Lipit metabolizması bozukluğu eritrosit membran yapısını etkileyerek bu özgül görünüme neden olur.

Anahtar Kavram

Abetalipoproteinemi, mikrozomal trigliserid transfer protein (MTP) eksikliği sonucu gelişen, ciddi yağ malabsorbsiyonu, hipolipidemi ve akantositoz ile karakterize bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

1515 aylık bir kız çocuk, 22 gündür süregelen günde 101210-12 kez bol sulu dışkılama ve 343-4 kez kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; vücut ağırlığı 10 kg10\text{ kg}, huzursuz ve oldukça susamış görünüyor. Göz küreleri ve ön fontaneli belirgin çökük, ağız mukozası kuru, deri turgoru yavaş geri dönüyor (22 saniyeden uzun). Kapiller geri dolum zamanı 22 saniye olup periferik nabızları dolgun saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosu ve uygulanması gereken tedavi planı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta derecede (%\% 5-10) dehidratasyon mevcuttur; 4 saatlik sürede toplam 75 mL/kg75\text{ mL/kg} oral rehidratasyon sıvısı verilmelidir.

Cevap

Hastada orta derecede dehidratasyon mevcut olup, ilk tercih edilen tedavi 75 mL/kg75\text{ mL/kg} dozunda oral rehidratasyon sıvısının 4 saat içinde verilmesidir.
Hastanın fizik muayenesinde saptanan huzursuzluk, belirgin susama hissi, çökmüş göz küreleri ve yavaş düzelen deri turgoru, vücut ağırlığının yaklaşık %\% 5-10'unun kaybedildiğini (orta dehidratasyon) gösterir. Bu durumda Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen standart yaklaşım, hastaya 4 saat içinde 75 mL/kg75\text{ mL/kg} oral rehidratasyon sıvısı verilmesini içeren Plan B'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Huzursuzluk, susama, çökük gözler/fontanel ve yavaş turgor saptanmıştır.
Dehidratasyon derecesini (Hafif, Orta, Ağır) belirlemek için en güvenilir yöntem klinik bulgulardır.
2
Dehidratasyon derecesinin sınıflandırılması
Bulgular %5-10 arası (orta derecede) sıvı kaybını işaret etmektedir.
Kapiller geri dolumun normal (22 sn) ve nabızların dolgun olması, ağır dehidratasyon/şok tablosundan hastayı ayırır.
3
Tedavi planının seçilmesi
DSÖ Plan B: 75 mL/kg75\text{ mL/kg} ORS (Oral Rehidratasyon Sıvısı) 4 saatte verilmelidir.
Orta derecede dehidratasyonda oral yol, IV yola göre daha güvenli ve fizyolojiktir.

Anahtar Kavram

Akut gastroenteritli çocuklarda dehidratasyon derecesinin klinik parametrelerle (turgor, fontanel, genel durum) belirlenmesi ve uygun rehidratasyon planının (Plan B) seçilmesi.

Daha Fazla Pratik

Hipernatremik dehidratasyonun klinik bulguları (hamur kıvamında cilt) ve tedavi hızındaki farklılıkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 224Soru

Vücut ağırlığı 1212 kg olan 22 yaşındaki bir kız çocuk, üç gündür devam eden kusma ve ishal yakınmalarıyla acil servise getiriliyor. Fizik muayenede genel durumu orta, huzursuz, göz küreleri çökük, gözyaşı azalmış ve deri turgoru azalmış olarak değerlendiriliyor. Kapiller dolum zamanı 33 saniye ve ekstremiteler soğuk ancak nabızlar dolgun palpe ediliyor. Kan basıncı normal sınırlarda saptanıyor. Hastanın oral alımı tolere edemediği görülüyor. Bu hastanın tedavisinde ilk aşamada tercih edilmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20 ml/kg %0,9 NaCl 1 saatte İV infüzyon

Cevap

Şok tablosu olmayan ancak oral alımı tolere edemeyen orta-ağır dehidratasyonlu hastada, 20 ml/kg İzotonik (%0,9 NaCl) veya Ringer Laktat 1 saatte İV infüzyon olarak verilmelidir.
Hastada orta-ağır dehidratasyon bulguları (göz küreleri çökük, turgor azalmış, kapiller dolum 3 sn) mevcuttur ancak şok tablosu (hipotansiyon, bozulmuş bilinç, alınamayan nabızlar) yoktur. Oral alımı tolere edemediği belirtildiği için parenteral tedavi endikedir. Şok tablosu olmayan orta-ağır dehidratasyonlu hastalarda standart yaklaşım, açığı kapatmak için 20 ml/kg izotonik kristaloidin (SF veya Ringer Laktat) 1 saatlik infüzyonla verilmesidir. Hızlı bolus (puşe) sadece şoktaki hastalara uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Dehidratasyon derecesini ve şok varlığını değerlendir
Orta-ağır dehidratasyon (huzursuz, gözler çökük, turgor azalmış), ancak şok yok (KB normal, nabızlar dolgun).
Tedavi protokolü şok varlığına göre değişir (Şok varsa hızlı puşe, yoksa daha yavaş yükleme).
2
Oral alım toleransını kontrol et
Oral alımı tolere edemiyor.
Oral alabilen orta derece dehidratasyonda ORS önceliklidir, ancak kusma/intolerans varsa İV tedavi gerekir.
3
Uygun sıvı ve veriliş hızını belirle
İzotonik sıvı (SF veya RL), 20 ml/kg dozunda, 1 saatte gönderilmeli.
Şokta olmayan hastada hızlı bolus (puşe) yerine 1 saatlik yükleme daha güvenlidir ve fizyolojik dengeyi korur.

Anahtar Kavram

Orta-Ağır Dehidratasyon Yönetimi
Soru 225Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk; son 44 aydır devam eden, günde 66-88 kez olan kanlı ve mukuslu dışkılama, acil dışkılama hissi (tenezm) ve kramp tarzında alt karın ağrısı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede solukluk ve batında yaygın hassasiyet saptanırken perianal bölge muayenesi doğal bulunmuştur. Laboratuvar incelemelerinde Hemoglobin: 9.89.8 g/dLg/dL, Eritrosit sedimentasyon hızı (ESR): 4848 mm/saatmm/saat, CRP: 3535 mg/Lmg/L ve Albümin: 3.13.1 g/dLg/dL olarak ölçülmüştür. Yapılan kolonoskopide rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz (kontinu) uzanan, vasküler paternin kaybolduğu, mukozal frajilite ve granülarite izlenen diffüz inflamasyon saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülseratif kolit

Cevap

Ülseratif kolit
Doğru seçenek olan hastalığın tanısı, rektumu her zaman tutması, inflamasyonun proksimale doğru hiçbir sağlam alan bırakmadan kesintisiz (kontinu) ilerlemesi ve sadece mukoza ve submukoza katmanlarını etkilemesi nedeniyle konulmuştur. Hastada görülen tenezm ve kanlı dışkılama, distal kolon ve rektum tutulumunun tipik klinik yansımalarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Kronik kanlı dışkılama ve tenezm varlığı saptandı.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarının (İBH) temel semptomlarını belirlemek için gereklidir.
2
Fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi
Perianal bölgenin doğal olması Crohn hastalığından uzaklaştırır.
Crohn ve Ülseratif Kolit arasındaki en önemli klinik farklardan birini test etmek için gereklidir.
3
Endoskopik bulguların yorumlanması
Rektumdan başlayan kesintisiz ve sadece mukozal tutulum gösteren inflamasyon saptandı.
Kesintisiz (kontinu) tutulum Ülseratif kolit için patognomonik bir endoskopik özelliktir.
4
Ayırıcı tanı yapılması
Klinik, laboratuvar ve endoskopik bulguların tamamı Ülseratif kolit ile uyumludur.
Diğer nedenlerin (enfeksiyon, vaskülit, Crohn) dışlanmasıyla kesin tanıya ulaşılır.

Anahtar Kavram

Ülseratif kolit, rektumdan başlayan, kolon boyunca kesintisiz uzanan ve sadece mukoza/submukoza ile sınırlı olan kronik inflamatuar bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 226Soru

3232 aylık bir kız çocuk; son 66 ayda belirginleşen kronik ishal, karın şişliği ve büyüme duraklaması nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Özgeçmişinde ek gıdaya geçişle birlikte şikayetlerinin başladığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde batın distandü, ekstremiteler ince ve gluteal bölge atrofisi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; doku transglutaminaz antikor (anti-tTG) IgA düzeyi, laboratuvar üst sınırının 1515 katı (>10×>10 \times ÜS) saptanıyor. Total IgA düzeyi yaşa göre normaldir. İkinci bir kan örneğinde çalışılan endomisyum antikoru (EMA) IgA pozitifliği de doğrulanıyor.

Güncel ESPGHAN rehber kriterlerine göre, bu hastada bir sonraki en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aile ile görüşülerek duodenal biyopsi yapılmadan glutensiz diyet başlanması

Cevap

Semptomatik bir çocukta anti-tTG IgA düzeyinin normalin 10 katından fazla olması ve ikinci bir örnekte EMA pozitifliğinin gösterilmesi durumunda, aile ile görüşülerek biyopsi yapılmadan Çölyak tanısı konulabilir.
ESPGHAN 2020 rehberine göre; semptomatik olan çocuklarda, anti-tTG IgA düzeyinin laboratuvar üst sınırının 10 katından fazla olması (>10×>10 \times ÜS) ve farklı bir zamanda alınan ikinci bir serum örneğinde EMA (Endomisyum antikoru) pozitifliği saptanması durumunda, aile ile ortak karar verilerek biyopsi yapılmadan Çölyak hastalığı tanısı konulabilir. Bu hastada her iki kriter de (tTG >15×>15 \times ÜS ve EMA pozitifliği) karşılandığı için biyopsisiz tanı ve glutensiz diyet en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik belirteçlerin düzeyini kontrol et
anti-tTG IgA >10×>10 \times ÜS saptanması
Biyopsisiz tanı algoritmasına giriş için kritik eşik değeridir.
2
İkinci bir kan örneğinde doğrulama testi yap
EMA IgA pozitifliği
Serolojik tanının özgüllüğünü artırmak için gereklidir.
3
Tanı yöntemini belirle ve tedaviye başla
Biyopsisiz tanı ve glutensiz diyet
Güncel ESPGHAN (2020) kriterlerine göre kriterler karşılandığında invaziv işleme gerek kalmaz.

Anahtar Kavram

ESPGHAN 2020 Çölyak Tanı Kriterleri (Biyopsisiz Tanı Yolu)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 227Soru

Doğumdan itibaren beslenme sırasında ani siyanoz, öksürük ve boğulma atakları tanımlanan üç aylık bir bebek; tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonu ve batın distansiyonu şikayetleri ile getirilmiştir. Hastanın fizik muayenesinde ağlamakla batın distansiyonunun daha da arttığı ve akciğer dinleme bulgularında raller olduğu saptanmıştır. Nazogastrik tüpün mideye sorunsuz geçtiği gözlenen ve klinik olarak 'H-tipi' (izole) trakeoözofageal fistülden şüphelenilen bu hastada, tanıyı doğrulamada en yüksek duyarlılığa (sensitivite) sahip tanı yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Floroskopi eşliğinde, yüzüstü (prone) pozisyonda uygulanan basınçlı tüp özofagografisi

Cevap

H-tipi trakeoözofageal fistül tanısında en duyarlı yöntem, floroskopi altında yüzüstü (prone) pozisyonda yapılan basınçlı tüp özofagografisidir.
Doğru seçenek olan yöntem, özofagus lümenini tamamen kontrastla doldurarak (kateterle basınçlı uygulama) ve fistülün trakeaya açıldığı yöne (prone) doğru yer çekiminden yararlanarak anatomik bağlantıyı en iyi gösteren tekniktir. H-tipi fistüller genellikle C6-T2 seviyesindedir ve bu yöntemle yakalanma olasılığı %90'ın üzerindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Beslenme sırasında öksürük/siyanoz ve ağlamakla artan batın distansiyonu (havanın fistülden mideye geçişi), özofagusun açık olduğu (H-tipi) bir fistüle işaret eder.
Nazogastrik tüpün mideye geçmesi özofagus atrezisini dışlar, ancak fistülü dışlamaz.
2
Anatomik zorluğu değerlendirme
Fistülün özofagustan trakeaya doğru yukarı eğimli seyri ve küçük çaplı olması, standart grafilerde görünmesini zorlaştırır.
Kontrastın fistüle girmesi için özofagus lümeninde yeterli hidrostatik basınç ve uygun pozisyon gereklidir.
3
Altın standart tekniği seçme
Yüzüstü pozisyonda, kateter aracılığıyla özofagusa basınçlı kontrast verilmesi fistülün dolmasını sağlar.
Sine-floroskopi altında yapılan bu işlem, fistülden trakeaya olan anlık kontrast geçişini yakalama şansını maksimize eder.

Anahtar Kavram

H-tipi trakeoözofageal fistüllerin (Tip E) radyolojik tanısında 'prone tube esophagography' duyarlılığı en yüksek yöntemdir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 228Soru

44 yaşında bir erkek çocuk, rutin kontrollerinde karaciğer enzim yüksekliği (ALT:120ALT: 120 U/L, AST:110AST: 110 U/L) saptanması üzerine çocuk gastroenteroloji polikliniğine yönlendiriliyor. Öyküsünden son bir yıldır tartı alımının yavaşladığı ve boyunun 3.3. persentil sınırında olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde hafif karın şişkinliği dışında bir özellik saptanmayan hastanın viral hepatit serolojisi negatif bulunuyor. Bu hastada etiyolojiye yönelik istenmesi gereken ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA ve total IgA düzeyi

Cevap

Çölyak hastalığı taramasında kullanılan Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA ve total IgA düzeyi ölçümü en uygun ilk tetkiktir.
Doğru yanıt olan test kombinasyonu, Çölyak hastalığının taranmasında en yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir. Çölyak hastalığı, klasik ishal tablosu dışında boy kısalığı, diş minesi defektleri, demir eksikliği anemisi ve nedeni açıklanamayan transaminaz yüksekliği gibi bulgularla da karşımıza çıkabilir. ESPGHAN kılavuzlarına göre, IgA eksikliği olasılığına karşı total IgA ile birlikte tTG IgA bakılması ilk basamak yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezleyin.
Boy kısalığı (3. persentil), tartı alımında yavaşlama ve izole transaminaz yüksekliği.
Bu tablo çocukluk çağında Çölyak hastalığının tipik ekstra-intestinal (bağırsak dışı) sunumlarından biridir.
2
Ayırıcı tanıdaki en olası hastalığı belirleyin.
Çölyak hastalığı.
Viral hepatitlerin dışlandığı ve büyüme geriliğinin eşlik ettiği durumlarda malabsorbsiyon sendromları önceliklidir.
3
En duyarlı ve özgül tarama testini seçin.
tTG IgA + Total IgA.
Çölyaklı hastalarda IgA eksikliği normal topluma göre daha sık görüldüğü için, tTG IgA testi ile birlikte total IgA düzeyinin bakılması yalancı negatifliği önlemek için şarttır.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığının bağırsak dışı bulguları (boy kısalığı, anemi, transaminaz yüksekliği) ve serolojik tanı stratejisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 229Soru

Üç haftalıkken klamidya konjonktiviti nedeniyle oral eritromisin tedavisi başlanan bir erkek bebek, beş haftalık olduğunda her beslenme sonrası ortaya çıkan ve giderek şiddetlenen fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları saptanan bu hastada, aşağıdaki asit-baz ve elektrolit bozukluklarından hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz

Cevap

En olası bulgu hipokloremik, hipokalemik metabolik alkalozdur.
Vakadaki beş haftalık erkek bebekte görülen fışkırır tarzda safrasız kusma ve eritromisin kullanımı Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) için tipiktir. HPS'de mide içeriğinin (gastrik asit) kaybı nedeniyle hidrojen ve klor kaybedilir, bu da hipokloremik metabolik alkaloza neden olur. Süreç uzadığında vücudun hacim koruma mekanizmaları (aldosteron aktivasyonu) distal tübülde sodyumu tutarken potasyum ve hidrojen atılımını artırır, sonuçta tabloya hipokalemi de eklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını ve ilaç öyküsünü değerlendir
Beş haftalık bebekteki fışkırır tarzda safrasız kusma ve erken bebeklik döneminde eritromisin kullanımı, Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını düşündürür.
Eritromisin kullanımı bebeklerde HPS riskini artıran önemli bir faktördür.
2
Kusma içeriğinin kaybını analiz et
Mideden fışkırır tarzda kusma ile hidrojen (H+H^+), klor (ClCl^-) ve su kaybedilir.
Mide asidinin (HClHCl) dışarı atılması vücutta baz artışına (alkaloz) ve klor azalmasına yol açar.
3
Metabolik tabloyu ve renal kompansasyonu belirle
Vücut dehidratasyon ve alkalozu dengelemek için distal tübülde sodyum emilimini artırırken potasyum ve hidrojen atılımını artırır.
Sonuçta hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz tablosu yerleşir.

Anahtar Kavram

İnfantlarda makrolid (eritromisin) kullanımı ile Hipertrofik Pilor Stenozu arasındaki ilişki ve buna bağlı gelişen tipik metabolik profil.

Alternatif Yöntem

Eğer asit-baz tablosu karıştırılıyorsa, 'mideden asit çıkıyor, vücut bazik kalıyor' (alkaloz) ve 'asit klor ile çıkar, klor azalır' (hipokloremi) mantığı ile seçenekler elenebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 230Soru

On yaşındaki erkek hasta, özellikle katı gıdaları yutarken takılma hissi ve aralıklı kusma şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Özgeçmişinde astım ve alerjik rinit öyküsü bulunan hastanın fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagusta çok sayıda dairesel halka (trakealizasyon), longitudinal oluklaşmalar ve beyaz eksüdalar izleniyor. Özofagus mukozasından alınan biyopside her büyük büyütme alanında (BBA) 25 eozinofil saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eozinofilik özofajit

Cevap

Eozinofilik özofajit
Hastada yutma güçlüğü, atopi öyküsü (astım, alerjik rinit), endoskopide karakteristik 'trakealizasyon' (dairesel halkalar) görünümü ve biyopside tanı koydurucu olan ≥15 eozinofil/BBA bulunması eozinofilik özofajit tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını ve özgeçmişini analiz etme
Katı gıda yutma güçlüğü, kusma ve atopik hastalık (astım, alerjik rinit) öyküsü saptandı.
Atopik zemin ve yutma güçlüğü birlikteliği, immün aracılı bir özofagus hastalığını akla getirir.
2
Endoskopik bulguları değerlendirme
Özofagusta trakealizasyon (dairesel halkalar), oluklaşma ve beyaz eksüdalar tespit edildi.
Bu endoskopik görünüm ('kedi özofagusu') eozinofilik özofajite oldukça spesifiktir.
3
Histopatolojik bulguyu yorumlama
Biyopside her büyük büyütme alanında (BBA) 25 eozinofil görüldü.
Eozinofilik özofajit tanısı için özofagus mukozasında ≥15 eozinofil/BBA saptanması gereklidir.

Anahtar Kavram

Eozinofilik Özofajit Klinik ve Tanısal Bulguları

İpuçları

1
Hastanın astım ve alerjik rinit gibi atopik bir zemini olduğuna dikkat edin.
2
Endoskopideki 'trakealizasyon' (halkalanma) görünümü belirli bir immün aracılı özofajit tipi için çok tipiktir.
3
Biyopside saptanan yüksek eozinofil sayısı (≥15 eozinofil/BBA) tanıyı hücresel düzeyde doğrular.

Daha Fazla Pratik

Eozinofilik özofajit hastalarında uygulanan spesifik beslenme diyetleri ve topikal steroid tedavi yöntemlerini gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Hastanın semptomlarını (katı gıda yutma güçlüğü) mekanik veya inflamatuar darlık nedenleri olarak ikiye ayırarak, biyopsideki eozinofili bulgusu ile inflamatuar (atopik) nedeni doğrudan bulabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 231Soru

88 aylık bir kız bebek, son iki gündür devam eden günde 1212'den fazla sulu dışkılama ve son 66 saattir beslenememe şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede; genel durumu kötü, letarjik, göz küreleri ve fontaneli belirgin çökmüş, deri turgoru 44 saniyede geri dönüyor ve mukozaları kupkuru saptanıyor. Nabızları zayıf ve filiform, kalp hızı 192192/dk, kan basıncı 55/3555/35 mmHg, kapiller geri dolum zamanı ise 55 saniye olarak ölçülüyor. Bu hasta için en uygun ilk tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2020 mL/kg dozunda %0,90,9 NaCl solüsyonunun IV bolus olarak verilmesi

Cevap

Dekompanse şok bulguları olan hastada en uygun yaklaşım 2020 mL/kg dozunda %0,90,9 izotonik sodyum klorürün hızlı IV bolus olarak uygulanmasıdır.
Hastada saptanan düşük kan basıncı, filiform nabız, taşikardi ve uzamış kapiller dolum zamanı dekompanse hipovolemik şok tablosuna işaret eder. Bu acil klinik durumda pediatrik yaşam desteği protokollerine göre ilk yapılması gereken müdahale, intravasküler volümü hızla desteklemek amacıyla 2020 mL/kg dozunda %0,90,9 NaCl gibi bir izotonik kristaloidin bolus olarak verilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumu değerlendir
Kan basıncı düşüklüğü (55/3555/35 mmHg) ve uzamış kapiller dolum (55 sn) dekompanse şokun göstergesidir.
Şokun evresi (kompanse vs dekompanse) acil müdahalenin hızını ve tipini belirler.
2
Sıvı resüsitasyonu yöntemi seçimi
Ağır dehidratasyon ve şok bulguları nedeniyle IV yol tercih edilir.
Oral yol (ORS), şok ve bilinç değişikliği olan hastalarda etkisiz ve risklidir.
3
Uygun sıvı tipini ve dozunu belirle
%0,90,9 NaCl (İzotonik Salin) veya Ringer Laktat, 2020 mL/kg dozunda.
Vasküler yatakta kalarak tansiyonu yükseltecek izotonik kristaloidlere ihtiyaç vardır.
4
Uygulama ve yeniden değerlendirme
Sıvı bolusu sonrası vital bulgular ve kapiller dolum tekrar kontrol edilir.
Hastanın tedaviye yanıtına göre bolusun tekrarlanması gerekebilir.

Anahtar Kavram

Dehidratasyona bağlı dekompanse şokta ilk basamak tedavi 2020 mL/kg izotonik kristaloid bolusudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 232Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde prematürite nedeniyle 22 hafta yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlendiği ve umbilikal ven kateteri uygulandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde; genel durum orta, deri ve mukozalar soluk, nabız 115115/dakika, kan basıncı 95/6095/60 mmHg saptanıyor. Batın muayenesinde karaciğer palpe edilemezken, dalak kosta altında 55 cm ele geliyor; asit veya ikter saptanmıyor. Laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Hemoglobin7.27.2 g/dL
Lökosit3.200/mm33.200/mm^3
Trombosit75.000/mm375.000/mm^3
AST / ALT2222 / 1818 U/L
Albumin4.14.1 g/dL
INR1.01.0

Bu hastanın klinik tablosu ve özgeçmişi dikkate alındığında, en olası tanı ve bu aşamada izlenmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekstrahepatik portal ven obstrüksiyonu – Endoskopik bant ligasyonu

Cevap

Ekstrahepatik portal ven obstrüksiyonu (EHPVO) tanısı konulmalı ve yönetimde endoskopik bant ligasyonu tercih edilmelidir.
Bu vakada masif hematemez ile başvuran hastada saptanan splenomegali ve pansitopeni portal hipertansiyona bağlı hipersplenizmi düşündürür. Karaciğer enzimlerinin, albuminin ve INR'nin tamamen normal olması, portal hipertansiyonun nedeninin karaciğer parenkimini tutan bir hastalık (siroz) olmadığını; pre-hepatik bir neden olduğunu kanıtlar. Yenidoğan dönemindeki umbilikal ven kateterizasyonu, portal ven trombozu (EHPVO) için klasik bir risk faktörüdür. Bu hastaların yönetiminde özofagus varislerinin endoskopik bant ligasyonu ile tedavisi öncelikli adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hematemez (üst GİS kanaması) ve splenomegali saptanmıştır.
Kanamanın lokalizasyonunu ve eşlik eden organomegaliyi belirlemek tanısal algoritma için ilk adımdır.
2
Karaciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Normal albumin, INR ve enzimler saptanmıştır.
Portal hipertansiyonun nedeninin karaciğer içi (siroz) bir patoloji olmadığını doğrulamak için sentetik fonksiyonlara bakılır.
3
Risk faktörlerinin ve laboratuvarın birleştirilmesi
Pansitopeni (hipersplenizm) + Umbilikal ven kateteri öyküsü = Portal ven trombozu.
EHPVO, pediatrik popülasyonda portal hipertansiyonun en yaygın pre-hepatik nedenidir ve neonatal umbilikal kateterizasyon en önemli risk faktörüdür.
4
Yönetim planının belirlenmesi
Endoskopik değerlendirme ve bant ligasyonu.
Varis kanamalarında akut kontrol ve sekonder profilaksi için altın standart endoskopik müdahaledir.

Anahtar Kavram

Pre-hepatik portal hipertansiyon (EHPVO), korunmuş karaciğer fonksiyonları ve neonatal umbilikal kateter öyküsü ile karakterizedir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 233Soru

Otuz üç haftalık, 1350 gram1350\text{ gram} ağırlığında doğan bir yenidoğanda; doğumdan kısa bir süre sonra ağızda bol miktarda köpüklü sekresyon, ilk beslenme denemesinde morarma ve karında belirgin şişkinlik saptanıyor. Orogastrik sondanın özofagusun üst kısmında takıldığı ve çekilen grafilerde mide gazının varlığı görülerek 'özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül' (Tip C) tanısı konuluyor. Preoperatif yapılan ekokardiyografide ise Fallot tetralojisi saptanan bu bebeğin Spitz prognostik sınıflamasına göre dahil olduğu grup ve bu gruptaki hastalar için beklenen sağkalım (survival) oranı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grup 3 - %22

Cevap

Grup 3 - %22
Grup 3 - %22 seçeneği doğrudur çünkü Spitz sınıflamasına göre; doğum ağırlığının 1500 gram1500\text{ gram} altında olması ve majör kalp hastalığının (cerrahi gerektiren veya siyanotik olanlar) eşlik etmesi hastayı en kötü prognozlu olan Grup 3'e dahil eder. Bu gruptaki sağkalım oranı literatürde yaklaşık %22 olarak verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularına göre anatomik tanıyı koy
Tip C Özofagus Atrezisi ve Distal TEF
Orogastrik sondanın takılması atreziyi, mide gazının varlığı ise distal fistülü gösterir.
2
Spitz prognostik faktörlerini değerlendir
Doğum ağırlığı (1350 g<1500 g1350\text{ g} < 1500\text{ g}) ve Majör Kalp Hastalığı (Fallot Tetralojisi) mevcudiyeti
Spitz sınıflaması bu iki temel parametre üzerine kuruludur.
3
Hastayı uygun prognostik gruba yerleştir
Grup 3
Hem ağırlığın 1500 g1500\text{ g} altında olması hem de majör kalp hastalığı olması hastayı en yüksek riskli kategoriye sokar.
4
Grup 3 için istatistiksel sağkalım oranını belirle
%22
Orijinal Spitz çalışmasına göre Grup 3 hastaların sağkalım beklentisi %22'dir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisinde Spitz Prognostik Sınıflaması

Daha Fazla Pratik

VACTERL assosiasyonunun diğer bileşenlerini (Vertebral, Anal, Cardiac, TEF, Renal, Limb) ve bu anomalilerin preoperatif taranma önceliklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 234Soru

44 yaşında bir erkek çocuk, 22 hafta önce arkus aorta hizasında takılı kalan bir düğme pilin endoskopik olarak çıkarılması öyküsüyle acil servise getiriliyor. Bugün evde yaklaşık 1010 ml kadar taze kanlı kusma (haberci kanama) şikayeti olan ve sonrasında kanaması kendiliğinden duran hastanın fizik muayenesinde; kalp hızı 124/dk124/\text{dk}, kan basıncı 95/60 mmHg95/60 \text{ mmHg} ve belirgin cilt solukluğu saptanıyor. Bu hastada en olası tanı ve en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aorto-özofageal fistül; acil cerrahi konsültasyonu istenerek torakotomi için hazırlık yapılması

Cevap

En olası tanı aorto-özofageal fistül olup, haberci kanama atağı sonrası hasta hızla cerrahiye (torakotomi) hazırlanmalıdır.
Aorto-özofageal fistül, özellikle arkus aorta seviyesinde yerleşen düğme pillerin en korkulan komplikasyonudur. 'Haberci kanama' (sentinel bleed), fistül oluşumu sırasında pıhtı ile geçici olarak duran ancak masif rüptürün habercisi olan bir tablodur. Bu aşamada hasta stabil görünse bile hızla cerrahiye hazırlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsündeki düğme pilin yerleşim yerini (arkus aortaarkus\ aorta seviyesi) ve geçen süreyi (22 hafta) değerlendir.
Düğme pillerin neden olduğu doku nekrozu ve vasküler erozyon riski bu bölgede en yüksektir.
Anatomik komşuluk nedeniyle pillerin yarattığı kimyasal ve elektriksel hasar aort duvarına ilerleyebilir.
2
Mevcut klinik bulguyu ('haberci kanama' / sentinel kanama) yorumla.
Haberci kanama, masif ve fatal kanama öncesindeki kritik penceredir.
Fistül hattındaki pıhtı geçici olarak hemostaz sağlar ancak aortik basınç nedeniyle bu durum geçicidir.
3
Yönetim stratejisini belirle.
Tanısal endoskopi yerine doğrudan cerrahi hazırlık ve stabilizasyon.
Fistül şüphesinde endoskopik manipülasyon ölümcül kanamayı tetikleyebilir.

Anahtar Kavram

Düğme pil yutulması sonrası geç dönemde (günler/haftalar sonra) görülen 'haberci kanama' (herald bleed), aorto-özofageal fistülün öncüsüdür ve cerrahi bir acildir.
Soru 235Soru

İnfantil hipertrofik pilor stenozu tanısı alan bir süt çocuğunda, klinik tabloya eşlik eden kusmanın en tipik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Safrasız ve fışkırır tarzda olması

Cevap

İnfantil hipertrofik pilor stenozunda kusma safrasız ve fışkırır tarzdadır.
Pilor stenozunda tıkanıklık midenin çıkış kapısı olan pilor bölgesindedir. Safra ise duodenumun daha distalindeki ampulla Vateri'den dökülür. Bu nedenle mide içeriği safra ile hiç karşılaşmadan geri atılır. Kasın hipertrofisi sonucu oluşan darlık, midenin içeriği boşaltmak için yaptığı güçlü kasılmalarla birleşince kusma 'fışkırır' karakter kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
Tıkanıklık seviyesini belirleme
Tıkanıklık midenin çıkışında, pilor kanalındadır.
Hipertrofik pilor stenozu, pilor kasının kalınlaşarak mide çıkışını daraltmasıdır.
2
Safra girişini değerlendirme
Safra, duodenumun ikinci kısmına (Vater ampullası) dökülür.
Pilor kanalı safra girişinin proksimalinde kaldığı için mide içeriği safra ile karışamaz.
3
Kusma mekanizmasını analiz etme
Mide içeriği dar kanaldan geçemeyince güçlü peristaltik dalgalarla dışarı atılır.
Bu mekanik engel, 'fışkırır tarzda' (projectile) kusmaya neden olur.

Anahtar Kavram

Pilor stenozunda tıkanıklık safra kanalının üstünde olduğu için kusma safrasızdır.

İpuçları

1
Tıkanıklığın seviyesini düşünün; safra kanalı midenin neresinden sonra ince bağırsağa açılır?

Daha Fazla Pratik

Pilor stenozunda kusma sonrası gelişen metabolik bozuklukları (elektrolit ve asit-baz) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 236Soru

Antenatal takibinde polihidramnios öyküsü olan ve doğumdan hemen sonra ağzından bol köpüklü salya gelen bir günlük yenidoğanın yapılan fizik muayenesinde batın skafoid (çökük) görünümde saptanmıştır. Nazogastrik sondanın özofagusta tıkandığı izlenen bebeğin çekilen direkt batın grafisinde diyafram altında mide ve bağırsaklara ait gaz gölgesine rastlanmamıştır. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzole (Tip A) özofagus atrezisi

Cevap

İzole (Tip A) özofagus atrezisi
İzole (Tip A) özofagus atrezisinde distalde trakea ile özofagus arasında bir bağlantı (fistül) bulunmaz. Bu nedenle hava sindirim sistemine geçemez ve çekilen batın grafisinde gaz izlenmez. Bu durum fizik muayenede batının skafoid (çökük) görünmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Salya artışı ve NG sondanın ilerletilememesi özofagus atrezisini doğrular.
Anomalinin anatomik seviyesini belirlemek gerekir.
2
Radyolojik bulguların analizi
Batında gaz olmaması, trakea ile mide arasında bir bağlantı (fistül) olmadığını gösterir.
Fistül varlığı hava geçişi için gereklidir.
3
Tanının netleştirilmesi
Hem atrezi olan hem de hava içermeyen tablo Tip A (izole) atrezidir.
Tip A, fistülsüz form olup skafoid batın ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisi tiplerinde fistül varlığının batın gazı üzerindeki etkisi
Soru 237Soru

Yaşamının ilk 33 gününde beslenmesi ve dışkılaması tamamen normal olan 44 günlük bir erkek bebek, aniden başlayan safralı kusma nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bebeğin huzursuz olduğu görülüyor; ancak batın rahat ve distansiyon saptanmıyor. Çekilen direkt karın grafisinde mide gazı izlenirken, distalde gaz dağılımının oldukça az olduğu dikkati çekiyor.

Bu klinik tabloya göre, öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Midgut volvulus

Cevap

Midgut volvulus
Dördüncü günde aniden başlayan safralı kusma, öncesinde normal beslenen bir yenidoğanda en olası midgut volvulus göstergesidir. Fizik muayenede batının rahat (distansiyonsuz) olması, tıkanıklığın proksimalde olduğunu veya barsak anslarının henüz aşırı gerilmediğini gösterir; bu durum volvulus için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
44 günlük bebekte aniden başlayan safralı kusma saptandı.
Yaş ve kusma içeriği ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Kusma içeriğine göre elemeleri yap
Safralı kusma olması nedeniyle safrasız kusma yapan hipertrofik pilor stenozu elenir.
Pilor stenozu tıkanıklığı safra kanalı girişinin (Ampulla Vateri) proksimalindedir.
3
Semptomların başlama zamanını değerlendir
İlk 33 günün normal geçmesi, tam tıkanıklık yapan duodenal atrezi gibi konjenital anomalileri dışlar.
Atrezilerde semptomlar genellikle ilk beslenme ile başlar.
4
Fizik muayene ve radyolojik bulguları birleştir
Distansiyonun olmaması ve distal gaz azlığı proksimal/orta bağırsak seviyesinde akut bir tıkanıklığı (volvulus) işaret eder.
Midgut volvulus acil cerrahi müdahale gerektiren bir tablodur.

Anahtar Kavram

Sağlıklı bir yenidoğanda aniden başlayan safralı kusma, midgut volvulus için aksi kanıtlanana kadar uyarıcı olmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Malrotasyon ve volvulus şüphesinde altın standart tanı yöntemi olan 'üst GİS serisi' bulgularını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 238Soru

Beş haftalık bir bebekte, yaklaşık bir haftadır devam eden, her beslenme sonrası ortaya çıkan fışkırır tarzda safrasız kusma ve hafif skleral ikter saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve indirekt bilirubin hakimiyetinde hiperbilirubinemi (2.8 mg/dL2.8\text{ mg/dL}) belirleniyor.

Bu hastada saptanan sarılığın en olası mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğerdeki glukuronil transferaz enzim aktivitesinin azalması

Cevap

İndirekt hiperbilirubineminin en olası nedeni, karaciğerdeki glukuronil transferaz enzim aktivitesinin azalmasıdır.
Doğru yanıt olan 'karaciğerde glukuronil transferaz enzim aktivitesinin azalması', hipertrofik pilor stenozunda görülen sarılığın temel mekanizmasıdır. Bu durum 'icterus pyloricus' olarak adlandırılır. Yetersiz beslenme ve glukoz eksikliği, bilirubini konjuge eden UDP-glukuronil transferaz enziminin çalışmasını baskılayarak indirekt bilirubin seviyelerini yükseltir. Piloromiyotomi sonrası bebek beslenmeye başladığında bu tablo hızla düzelir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Beş haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve metabolik alkaloz, tipik hipertrofik pilor stenozu (HPS) sunumudur.
HPS genellikle yaşamın 363-6. haftalarında bu klasik bulgularla ortaya çıkar.
2
Eşlik eden ek bulguyu (sarılık) analiz et
Hastada saptanan indirekt hiperbilirubinemi, HPS vakalarının yaklaşık %25\%2-5'inde görülen 'icterus pyloricus' tablosudur.
Bu tablo, cerrahi düzeltme sonrası hızla gerileyen spesifik bir ilişkidir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Açlık ve yetersiz kalori alımı, karaciğerdeki glukuronil transferaz enziminin ekspresyonunu ve aktivitesini düşürür.
Bu mekanizma, Gilbert sendromuna benzer şekilde açlık ile tetiklenen indirekt bilirubin artışına yol açar.

Anahtar Kavram

İkterus Pilorikus ve UDP-Glukuronil Transferaz İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 239Soru

Doğum öncesi takiplerinde polihidramnios saptanan ve 35. gebelik haftasında doğan bir erkek bebek, doğumdan 24 saat sonra başlayan safralı kusma ve batın distansiyonu ile değerlendiriliyor. Ayakta direkt batın grafisinde (ADBG) 'çok sayıda' hava-sıvı seviyesi izlenirken, çekilen kontrastlı kolon grafisinde kolonun kalibrasyonu ince (mikrokolon) olarak değerlendiriliyor ancak rotasyon anomalisi saptanmıyor. Kistik fibrozis taraması negatif olan bu hastadaki en olası tanıya neden olan temel patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntrauterin dönemde mezenterik vasküler yapıyı etkileyen iskemik olay

Cevap

İntrauterin dönemde mezenterik vasküler yapıyı etkileyen iskemik olay
Soruda tarif edilen vaka 'Jejunoileal Atrezi' tablosudur. ADBG'de 'çok sayıda' hava-sıvı seviyesi görülmesi tıkanıklığın duodenumdan daha distalde (jejunum veya ileum) olduğunu gösterir. Distal tıkanıklıklarda intrauterin dönemde kolona geçiş olmadığı için kolon çapı dar kalır (mikrokolon). Jejunoileal atrezilerin etyolojisi, duodenal atreziden (rekanalizasyon başarısızlığı) farklı olarak, intrauterin hayatta gelişen volvulus, intussusepsiyon veya internal herni gibi 'vasküler kazalara' (iskemik nekroz ve rezorpsiyon) bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Safralı kusma, polihidramnios öyküsü, ADBG'de çok sayıda hava-sıvı seviyesi ve mikrokolon görünümü mevcut.
Bu bulgular distal bir intestinal obstrüksiyonu işaret etmektedir.
2
Ayırıcı tanıyı daralt.
Duodenal atrezi 'çift baloncuk' verir, elendi. Mekonyum ileusu kistik fibrozis taraması negatif olduğu için dışlandı. Malrotasyon görüntülemede saptanmamış.
Geriye en olası tanı olarak Jejunoileal Atrezi kalmaktadır.
3
Tanının etyopatogenezini belirle.
Jejunoileal atreziler, embriyonik gelişim hatasından ziyade, intrauterin dönemde gerçekleşen vasküler kazalar (volvulus, intussusepsiyon vb.) sonucu gelişen iskemiye bağlıdır.
Soruda patogenez sorulduğu için vasküler olay seçeneği işaretlenmelidir.

Anahtar Kavram

Jejunoileal atreziler, duodenal atreziden farklı olarak rekanalizasyon hatası değil, geç dönem intrauterin vasküler hasar (iskemi/nekroz) sonucu gelişir.
Soru 240Soru

99 aylık, 8 kg8\text{ kg} ağırlığında bir erkek bebek; 33 gündür devam eden, günde 101510-15 kez bol sulu dışkılama ve son 11 gündür eşlik eden kusma şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde huzursuz olduğu, susuzluk hissinin belirginleştiği, göz kürelerinin hafif çökük olduğu, ağız mukozasının kuruduğu ve deri turgorunun azaldığı saptanıyor.

Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreDeğer
Sodyum (Na+Na^+)155 mEq/L155\text{ mEq/L}
Potasyum (K+K^+)3,8 mEq/L3,8\text{ mEq/L}
Klor (ClCl^-)130 mEq/L130\text{ mEq/L}
Bikarbonat (HCO3HCO_3^-)13 mEq/L13\text{ mEq/L}

Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastadaki asit-baz bozukluğu, anyon açığı normal olan hiperkloremik metabolik asidozdur.

Cevap

Hastadaki asit-baz bozukluğu, anyon açığı normal olan hiperkloremik metabolik asidozdur.
Anyon açığı 155(130+13)=12 mEq/L155 - (130 + 13) = 12\text{ mEq/L} olarak hesaplanır. Normal anyon açığı (1014 mEq/L10-14\text{ mEq/L}) ile birlikte giden metabolik asidoz tablosu, ishale bağlı gelişen intestinal bikarbonat kaybı ve buna sekonder gelişen hiperkloremi ile karakterizedir. Bu durum klinik olarak hastanın laboratuvar bulgularıyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığının (AA) hesaplanması.
AA=155(130+13)=12 mEq/LAA = 155 - (130 + 13) = 12\text{ mEq/L}.
Metabolik asidozun intestinal kayıplara mı (normal AA) yoksa laktat/keton birikimine mi (yüksek AA) bağlı olduğunu belirlemek.
2
Serum sodyum düzeyinin ve dehidratasyon tipinin belirlenmesi.
Serum sodyumu 155 mEq/L155\text{ mEq/L} olduğu için hasta hipernatremik dehidratasyondur.
Sıvı replasman hızının (hızlı mı yoksa 487248-72 saatlik yavaş tedavi mi) seçilmesi için kritik öneme sahiptir.
3
Klor ve bikarbonat ilişkisinin değerlendirilmesi.
Bikarbonat düşüklüğüne karşılık klorun yüksek (130 mEq/L130\text{ mEq/L}) olması hiperkloremik tabloyu doğrular.
İshale bağlı kayıplarda bikarbonatın yerini klorun alması beklenen bir fizyolojik yanıttır.

Anahtar Kavram

Akut gastroenteritlerde dehidratasyon tiplerinin ve eşlik eden metabolik asidozun (Normal Anyon Açıklı/Hiperkloremik) ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Hipernatremik dehidratasyonda serbest su açığı hesaplaması ve serebral ödemin klinik belirtilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 12 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin