Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 321Soru

On bir yaşındaki bir kız çocuk, ilk menstruasyonunun on iki gün sürmesi ve aşırı kanamalı olması (menorajı) nedeniyle getirilmiştir. Özgeçmişinde bebeklik döneminden itibaren sık tekrarlayan burun kanamaları ve vücudunda kolay morarma öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede yaygın peteşi ve ekimozlar saptanmış olup; hepatosplenomegali veya lenfadenopati saptanmamıştır.

Laboratuvar inceleme sonuçları şöyledir:
- Hemoglobin: 11,2 g/dL11,2\ g/dL
- Lökosit: 7.200/mm37.200/mm^3
- Trombosit sayısı: 65.000/mm365.000/mm^3
- MPV: 15,1 fL15,1\ fL (Normal: 711 fL7-11\ fL)
- Protrombin zamanı (PT): 12,512,5 saniye
- Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT): 3131 saniye
- Kanama zamanı: 1414 dakika (Normal: 272-7 dakika)

Periferik yayma incelemesinde trombositlerin eritrositlere yakın büyüklükte olduğu dikkati çekmiştir.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bernard-Soulier sendromu

Cevap

Bernard-Soulier sendromu
Bernard-Soulier sendromu, trombositlerin damar endoteline tutunmasını sağlayan Glikoprotein Ib-IX-V reseptör kompleksinin eksikliği ile karakterizedir. Klinik olarak orta derecede trombositopeni, kanama zamanı uzaması ve periferik yaymada 'dev trombositlerin' (lezyonun karakteristiği) görülmesiyle tanınır. MPV değeri bu hastalarda her zaman yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Mukozal kanamalar (epistaksis, menoraji) ve peteşi/ekimoz varlığı primer hemostaz bozukluğunu (trombosit veya damar duvarı kaynaklı) düşündürür.
Primer hemostaz bozuklukları tipik olarak yüzeyel kanamalarla prezante olur.
2
Laboratuvar verilerini (trombosit sayısı ve pıhtılaşma testleri) analiz et.
Trombositopeni (65.000/mm365.000/mm^3), yüksek MPV (15,1 fL15,1\ fL) ve uzamış kanama zamanı saptanırken; PT ve aPTT normaldir.
PT ve aPTT'nin normal olması sekonder hemostaz (koagülasyon faktörleri) bozukluklarını dışlar.
3
Trombosit morfolojisini periferik yayma ile doğrula.
Dev trombositlerin (eritrosit büyüklüğünde) görülmesi Bernard-Soulier sendromu için patognomoniktir.
Bernard-Soulier sendromu, GP Ib-IX-V kompleksinin eksikliği sonucu oluşan, dev trombositlerle seyreden kalıtsal bir adezyon kusurudur.

Anahtar Kavram

Trombositopeni ve dev trombositlerin (yüksek MPV) eşlik ettiği mukozal kanama tablosunda öncelikle Bernard-Soulier sendromu düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 322Soru

1818 aylık bir kız çocuk, annesi tarafından fark edilen karın şişliği şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede batın sağ üst kadranda, orta hattı geçen, fikse ve düzensiz yüzeyli ağrısız bir kitle saptanıyor. Batın bilgisayarlı tomografisinde (BT) kitlenin böbreği alt-dışa ittiği, içerisinde yaygın kalsifikasyonlar barındırdığı ve aorta ile vena kava inferioru çevrelediği (vasküler engulfment) izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöroblastom

Cevap

Nöroblastom
Vakadaki çocukta saptanan kitlenin orta hattı geçmesi, fiks ve düzensiz yüzeyli olması fizik muayenede nöroblastomu düşündüren en önemli bulgulardır. BT'de izlenen yaygın kalsifikasyonlar (nöroblastomda %8590\%85-90 oranında görülür) ve kitlenin büyük damarları çevrelemesi (vasküler engulfment) bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Kitle özelliklerini analiz et
Orta hattı geçmesi ve düzensiz yüzeyli olması nöroblastomu; düzgün sınırlı ve orta hattı geçmemesi Wilms tümörünü düşündürür.
Nöroblastom nöral krestten köken alarak orta hattı (prevertebral bölgeyi) kolayca geçer.
2
Görüntüleme bulgularını değerlendir
Kalsifikasyon varlığı (%85\%85) ve büyük damarların kitle tarafından sarılması nöroblastom lehinedir.
Wilms tümöründe kalsifikasyon nadirdir (%510\%5-10) ve damarlar genellikle çevrelemek yerine yer değiştirir.
3
Böbrek ile ilişkisini kur
Böbreğin alt-dışa itilmesi kitlenin böbrek dışı (ekstrenal) kaynaklı olduğunu gösterir.
Wilms tümörü böbrek parankiminden köken aldığı için böbrek yapısını bozar (claw sign).

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms Tümörü Diferansiyel Tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 323Soru

5 yaşında bir kız çocuk, diş fırçalarken diş etlerinde kanama ve tekrarlayan burun kanamaları şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden bu şikayetlerin bebeklik döneminden itibaren olduğu ve travma sonrası morarmalarının uzun sürdüğü öğreniliyor. Fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde yaygın ekimoz ve peteşiler saptanıyor; karaciğer ve dalak palpabl bulunmuyor. Laboratuvar incelemelerinde: Hemoglobin: 12.2 g/dL12.2 \text{ g/dL}, Beyaz küre: 7.400/mm37.400/\text{mm}^3, Trombosit sayısı: 265.000/mm3265.000/\text{mm}^3, MPV: 8.2 fL8.2 \text{ fL} (N: 711 fL7-11 \text{ fL}), Kanama zamanı: >15 dakika>15 \text{ dakika}, PT: 12 saniye12 \text{ saniye}, aPTT: 28 saniye28 \text{ saniye} olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glanzmann Trombastenisi

Cevap

Glanzmann Trombastenisi
Hastanın klinik tablosu (peteşi, ekimoz, mukozal kanama) primer hemostaz kusurunu düşündürmektedir. Laboratuvarda koagülasyon testlerinin (PT, aPTT) normal olması plazma fazı bozukluklarını eler. Trombosit sayısının ve büyüklüğünün (MPV) normal olması, sorunun trombositlerin fonksiyonunda (agregasyonunda) olduğunu gösterir. Glanzmann trombastenisi, GpIIb/IIIa reseptör kompleksinin eksikliği sonucu trombositlerin birbirine bağlanamadığı (agregasyon yapamadığı) bir hastalıktır ve tipik olarak normal sayı/boyutta trombositlerle karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Mukozal kanamalar (epistaksis, diş eti kanaması) ve peteşiler primer hemostaz bozukluğunu gösterir.
Primer hemostaz trombositler ve damar duvarı ile ilgilidir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Trombosit sayısı ve MPV normal, PT ve aPTT normal, ancak kanama zamanı >15>15 dakika (çok uzun).
Koagülasyon testlerinin normal olması sekonder hemostazı (faktör eksikliklerini) dışlar; normal trombosit sayısı ise sayısal eksikliği (ITP) dışlar.
3
Diferansiyel tanı yap
Normal sayı ve boyuttaki trombositlerle giden ağır fonksiyon bozukluğu Glanzmann Trombastenisi lehinedir.
Bernard-Soulier'de dev trombositler ve trombositopeni beklenir.

Anahtar Kavram

Normal trombosit sayısı ve morfolojisine rağmen primer hemostaz tipinde kanama ve belirgin kanama zamanı uzaması Glanzmann Trombastenisi (GpIIb/IIIa eksikliği) için tipiktir.
Soru 324Soru

88 yaşındaki bir erkek çocuk; yaklaşık 33 haftadır devam eden bacak ağrısı, gece terlemesi, halsizlik ve vücudunda yeni çıkan morluklar şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk, gövdede yaygın peteşiler ve sol kosta altında 4 cm4\text{ cm} ele gelen dalak saptanıyor; lenfadenopati saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hb: 7.1 g/dL7.1\text{ g/dL}, BK: 14.500/mm314.500/\text{mm}^3, Trombosit: 22.000/mm322.000/\text{mm}^3, LDH: 1.450 U/L1.450\text{ U/L} ve Ürik asit: 8.8 mg/dL8.8\text{ mg/dL} saptanıyor. Kemik iliği aspirasyonunda monomorfik blastik hücrelerin infiltrasyonu izleniyor; bu hücrelerin kaba granüler PAS (Periyodik Asit Schiff) pozitifliği gösterdiği, miyeloperoksidaz (MPO) negatif olduğu ve akım sitometrisinde CD19(+)CD19(+), CD10(+)CD10(+) ve HLADR(+)HLA-DR(+) olduğu saptanıyor. Sitogenetik incelemede ise t(9;22)(q34;q11.2)t(9;22)(q34;q11.2) translokasyonu tespit ediliyor.

Bu hasta için en olası tanı ve prognozu belirleyen en kritik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut lenfoblastik lösemi; sitogenetik bulgu nedeniyle çok yüksek risk kabul edilir ve tedaviye tirozin kinaz inhibitörü eklenmelidir.

Cevap

Akut lenfoblastik lösemi tanısıyla birlikte t(9;22)t(9;22) (Philadelphia kromozomu) varlığı hastayı 'çok yüksek risk' grubuna sokar ve tedaviye tirozin kinaz inhibitörü (Imatinib vb.) eklenmesi gerekir.
Hastada saptanan pansitopeni, organomegali ve kemik iliğinde PAS pozitif/MPO negatif blastlar Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısını kesinleştirir. Sitogenetik incelemede saptanan t(9;22)t(9;22) (Philadelphia kromozomu), çocukluk çağı ALL'sinde en kötü prognostik faktörlerden biridir. Bu mutasyona sahip hastalar, yaşları ve başlangıç lökosit sayıları ne olursa olsun 'çok yüksek risk' grubunda tedavi edilirler ve güncel protokollerde standart kemoterapiye tirozin kinaz inhibitörleri (Imatinib, Dasatinib) eklenmesi sağkalımı belirgin artırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Pansitopeni, organomegali, yüksek LDH ve ürik asit akut lösemiyi düşündürür.
Hızlı hücre yıkımı ve kemik iliği infiltrasyonu bu bulgulara yol açar.
2
Morfolojik ve sitokimyasal bulguları yorumla.
PAS (+), MPO (-) bulguları Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) ile uyumludur.
PAS lösemi blastlarında kaba granüller şeklinde boyanırken, MPO miyeloid seriyi gösterir ve ALL'de negatiftir.
3
İmmünfenotip ve sitogenetiği değerlendir.
CD19,CD10CD19, CD10 pozitifliği B-prekürsör ALL'yi; t(9;22)t(9;22) ise Philadelphia pozitifliğini (Ph+Ph+) gösterir.
Philadelphia kromozomu çocukluk çağı ALL vakalarının yaklaşık %35\%3-5'inde görülür ve çok yüksek risk göstergesidir.
4
Risk gruplandırması ve tedavi stratejisini belirle.
Hasta yaş ve BK açısından standart risk kriterlerine uysa bile, sitogenetik anomali (Ph+Ph+) nedeniyle 'Çok Yüksek Risk' (Very High Risk) grubuna alınır.
Sitogenetik anomaliler (t(9;22),t(4;11)t(9;22), t(4;11), hipodiploidi) klinik kriterlerden bağımsız olarak prognozu belirler.

Anahtar Kavram

ALL'de Philadelphia kromozomu (t(9;22)t(9;22)) varlığı, geleneksel risk faktörlerini (yaş, BK) geçersiz kılarak hastayı en yüksek risk grubuna taşır.

Daha Fazla Pratik

Lösemilerde diğer yüksek riskli sitogenetik anomalileri (örneğin t(4;11)t(4;11) ve hipodiploidi) ve bunların immünfenotipik korelasyonlarını (CD10 negatifliği gibi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 325Soru

Tümör lizis sendromu (TLS) riski çok yüksek olan (lökosit sayısı >100.000/mm3>100.000/mm^3, mediastinal kitle) akut lenfoblastik lösemili bir çocuk hastada, hiperürisemi profilaksisi ve tedavisinde rekombinant ürat oksidaz (rasburikaz) kullanımı planlanmaktadır. Bu ilacın kullanımı sonucunda oluşabilecek oksidatif stres ve buna bağlı hemoliz riskini önlemek için, tedavi öncesinde aşağıdakilerin hangisinin varlığı mutlaka dışlanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği

Cevap

Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği olan hastalarda rasburikaz kullanımı oksidatif stres ve hemoliz riski nedeniyle kesinlikle kaçınılması gereken bir durumdur.
Rasburikaz, ürik asidi parçalarken yan ürün olarak güçlü bir oksidan olan hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) açığa çıkarır. Sağlıklı bireylerde bu oksidan yükü tolere edilebilirken, G6PD eksikliği olanlarda eritrositlerin antioksidan kapasitesi yetersiz kaldığı için şiddetli hemoliz ve methemoglobinemi riski oluşur. Bu nedenle G6PD eksikliği rasburikaz için mutlak kontrendikasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın TLS riskini ve kullanılacak ilacı değerlendir.
Hasta yüksek riskli ALL ve ilaç rekombinant ürat oksidaz (rasburikaz).
İlacın etki mekanizması ve yan etki profilini belirlemek için gereklidir.
2
Rasburikazın biyokimyasal etkisini hatırla.
Ürik asit \rightarrow Allantoin + Hidrojen Peroksit (H2O2H_2O_2).
Yan ürün olarak çıkan H2O2H_2O_2'nin oksidatif bir madde olduğunu saptamak için.
3
Hidrojen peroksidin G6PD eksikliği olan eritrositlerdeki etkisini analiz et.
H2O2H_2O_2 nötralize edilemez, hemoglobin oksitlenir ve hemoliz gelişir.
İlacın neden kontrendike olduğunu klinik olarak açıklamak için.

Anahtar Kavram

Rasburikazın yan ürünü olan hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2), G6PD eksikliği olanlarda methemoglobinemi ve hemolize yol açar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 326Soru

88 aylık bir erkek bebek, karın bölgesinde şişlik ve gövdesinde yaygın mor renkli cilt nodülleri nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede belirgin hepatomegali saptanıyor. Batın ultrasonografisinde sağ sürrenal bezde 2.52.5 cm çapında, içerisinde ince kalsifikasyonlar barındıran kitle izleniyor. Kemik iliği aspirasyonunda nöroblast infiltrasyonu %6\%6 olarak saptanırken, kemik sintigrafisinde herhangi bir patolojik tutulum saptanmıyor. Bu hastanın klinik yönetimi ve prognozu üzerinde en belirleyici moleküler faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NmycN-myc gen amplifikasyon durumu

Cevap

N-myc gen amplifikasyon durumu, Evre 4S nöroblastom hastalarında spontan regresyon potansiyelini ve tedavi yoğunluğunu belirleyen en kritik moleküler faktördür.
Vaka sunumundaki hastada 1818 aydan küçük olma, sağ sürrenal yerleşimli primer kitle, yaygın hepatomegali (Pepper sendromu benzeri), cilt nodülleri (blueberry muffin spots) ve kemik iliğinde düşük oranda (<%10<\%10) tutulum mevcuttur. Bu tablo tipik 'Evre 4S' nöroblastomdur. Evre 4S nöroblastomda en belirleyici moleküler faktör NmycN-myc gen amplifikasyon durumudur. Eğer NmycN-myc amplifikasyonu yoksa, bu hastalar sadece gözlemle bile spontan regresyon gösterebilirken; amplifikasyon varlığı hastayı yüksek risk grubuna sokar ve agresif kemoterapi gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri kullanarak evreleme yapın.
Evre 4S4S Nöroblastom
1818 aydan küçük bir bebekte, küçük bir primer tümör ile birlikte karaciğer, cilt ve kemik iliği (kemiği tutmadan, <%10<\%10) tutulumu Evre 4S4S (Special) olarak tanımlanır.
2
Evre 4S4S grubundaki prognostik belirteçleri analiz edin.
NmycN-myc amplifikasyonunun kritik rolü
Evre 4S4S hastaları genellikle iyi seyirlidir ve spontan regresyon gösterebilir; ancak NmycN-myc amplifikasyonu varlığı bu iyi seyri bozar ve hastayı yüksek risk grubuna dahil eder.
3
Moleküler faktörler arasında hiyerarşik önem sıralaması yapın.
En belirleyici faktörün seçimi
Risk sınıflama sistemlerinde (COG gibi), bebeklerde NmycN-myc durumu tedavi protokolünü doğrudan değiştiren en güçlü bağımsız değişkendir.

Anahtar Kavram

Evre 4S Nöroblastom ve N-myc İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Nöroblastomda evre 4S kriterlerini ve N-myc dışındaki segmental kromozomal değişimlerin (1p kaybı, 17q kazancı) klinik önemini tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 327Soru

99 yaşında bir kız çocuk, son 66 aydır giderek artan halsizlik ve bacaklarında yeni çıkan morluklar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden doğumdan itibaren büyüme geriliği olduğu öğrenilen hastanın fizik muayenesinde boy ve ağırlık 3.3. persentilin altında, baş çevresi ise 10.10. persentilde saptanıyor. Ciltte gövdede yoğunlaşan yaygın cafe-au-lait lekeleri izleniyor. Başparmak ve ön kol muayenesi doğal olan hastanın batın ultrasonografisinde at nalı böbrek anomalisi saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; Hb:7,2g/dLHb: 7,2 \, g/dL, BK:2.100/mm3BK: 2.100 \, /mm^3 (Mutlak nötrofil sayısı: 450/mm3450 \, /mm^3), Trombosit:24.000/mm3Trombosit: 24.000 \, /mm^3 ve Retiku¨losit:%0,2Retikülosit: \%0,2 olarak bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken en uygun laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile kromozom kırılma analizi

Cevap

Hastada saptanan pansitopeni, kısa boy, cafe-au-lait lekeleri ve renal anomali birlikteliği Fanconi Aplastik Anemisi'ni işaret eder; kesin tanı için lenfosit kültürlerinde diepoksibütan (DEB) ile kromozom kırılma analizi yapılmalıdır.
Hastadaki klinik tablo (pansitopeni, kısa boy, mikrosefali, cafe-au-lait lekeleri ve at nalı böbrek) Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) ile tam uyumludur. FAA'da başparmak anomalileri klasik bir bulgu olsa da hastaların yaklaşık üçte birinde başparmaklar normal olabilir. Tanıyı kesinleştirmek için lenfositlerin diepoksibütan (DEB) veya mitomisin-C gibi DNA çapraz bağlayıcı ajanlara karşı gösterdiği artmış kromozomal kırılganlığın gösterilmesi gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
Pansitopeni + Kısa boy + Cafe-au-lait lekeleri + At nalı böbrek
Hastanın hem hematolojik hem de sistemik (konjenital) bulgularını birleştirmek.
2
Ayırıcı tanıda kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarını değerlendir
Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) en olası tanıdır.
Diamond-Blackfan'da pansitopeni olmaz, Shwachman-Diamond'da renal anomali beklenmez.
3
Tanıyı kesinleştirecek testi belirle
Kromozomal kırılganlık testi (DEB testi).
FAA tanısında DNA çapraz bağlayıcı ajanlara duyarlılık gösterilmesi altın standarttır.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi'nde (FAA) başparmak anomalisi hastaların %30'unda bulunmayabilir; ancak karakteristik deri bulguları ve renal anomaliler tanıda DEB testine yönlendirmelidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 328Soru

Dört yaşında bir erkek çocuk, bacaklarında aniden ortaya çıkan kırmızı-mor noktalar nedeniyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden iki hafta önce hafif ateş ve öksürükle seyreden bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede ve gövdede yaygın peteşi ve birkaç ekimoz saptanıyor. Lenfadenopati saptanmayan hastada karaciğer ve dalak palpasyonla ele gelmiyor. Laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

TetkikSonuç
Hemoglobin12,4 g/dL12,4\text{ g/dL}
Lökosit7.200/mm37.200/\text{mm}^3
Trombosit16.000/mm316.000/\text{mm}^3
MPV8,8 fL8,8\text{ fL} (N:711N: 7-11)
Kanama zamanı13 dakika13\text{ dakika} (N<7N < 7)
PT12,5 saniye12,5\text{ saniye} (N:1114N: 11-14)
aPTT31 saniye31\text{ saniye} (N:2535N: 25-35)

Periferik yaymada trombositlerin sayıca azaldığı, morfolojilerinin ise normal olduğu görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmün trombositopeni (İTP)

Cevap

İmmün trombositopeni (İTP)
Hastanın öyküsünde yer alan geçirilmiş viral enfeksiyon, fizik muayenede splenomegali olmaması ve laboratuvarda saptanan izole trombositopeni (normal Hb ve lökosit ile birlikte) tipik bir akut İmmün Trombositopeni (İTP) tablosudur. Kanama zamanının uzunluğu trombosit sayısının düşüklüğüne ikincildir; PT ve aPTT'nin normal olması ise pıhtılaşma kaskadının sağlam olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Viral enfeksiyon sonrası ani gelişen peteşi/ekimoz varlığı ve organomegali yokluğu saptandı.
Çocukluk çağında akut İTP genellikle viral bir enfeksiyonu takiben ortaya çıkar ve dalak büyüklüğü beklenmez.
2
Tam kan sayımı ve koagülasyon parametrelerini analiz et.
İzole trombositopeni (16.000/mm316.000/\text{mm}^3) saptandı; hemoglobin, lökosit, PT ve aPTT normal bulundu.
Primer hemostaz bozukluklarında kanama zamanı uzarken, sekonder hemostaz (PT/aPTT) normal kalır. İzole trombositopeni diğer serilerin sağlam olduğunu gösterir.
3
Trombosit morfolojisini (MPV) kontrol et.
MPV normal (8,8 fL8,8\text{ fL}) ve periferik yaymada dev trombosit saptanmadı.
Normal MPV, trombosit yapım bozukluğu veya Bernard-Soulier gibi dev trombosit sendromlarını dışlamaya yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağında viral enfeksiyon sonrası gelişen, organomegali eşlik etmeyen izole trombositopenide ilk akla gelmesi gereken tanı İmmün Trombositopeni (İTP)'dir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 329Soru

7 yaşında bir erkek çocuk, son birkaç gündür artan karın ağrısı ve kusma nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede sağ alt kadranda sert bir kitle saptanıyor. Çekilen ultrasonografide ileoçekal invajinasyon (intussusepsiyon) görülmesi üzerine yapılan cerrahi girişimde, ileum duvarında lümene doğru büyüyen kitle izleniyor. Biyopsi sonucu Burkitt lenfoma ile uyumlu gelen bu hastada saptanması en olası sitogenetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: t(8;14)t(8;14) translokasyonu ve cmycc-myc aktivasyonu

Cevap

t(8;14)t(8;14) translokasyonu ve cmycc-myc aktivasyonu
Doğru seçenek, Burkitt lenfomanın temel patogenetik mekanizmasını tanımlamaktadır. t(8;14)t(8;14) translokasyonu sonucunda cmycc-myc onkogeni, immünglobulin ağır zincir geninin (IgH) yanına taşınır ve bu durum onkogenin aşırı ekspresyonuna, dolayısıyla hızlı tümör büyümesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Pediatrik yaş grubunda abdominal kitle ve invajinasyon (intussusepsiyon) varlığı, Burkitt lenfoma için tipik bir sunumdur.
Burkitt lenfoma, çocuklarda en sık görülen Non-Hodgkin lenfoma türüdür ve sıklıkla abdominal yerleşim gösterir.
2
Tanısal özelliklerle eşleştir.
Burkitt lenfomada histopatolojik olarak 'yıldızlı gökyüzü' (starry sky) görünümü izlenir.
Hızlı bölünen hücreler ve aralarda bulunan fagositoz yapan makrofajlar bu görüntüyü oluşturur.
3
Sitogenetik anomaliyi belirle.
t(8;14)t(8;14) translokasyonu saptanır.
8. kromozomdaki cmycc-myc onkogeninin 14. kromozomdaki immünglobulin ağır zincir (IgH) lokusuna taşınması, kontrolsüz hücre çoğalmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Burkitt lenfoma, çocuklarda sıklıkla abdominal kitle ve t(8;14)t(8;14) translokasyonu ile karakterize bir Non-Hodgkin lenfoma türüdür.

Daha Fazla Pratik

St. Jude (Murphy) evreleme sistemini gözden geçirerek abdominal kitleli bir hastanın hangi evrede kabul edileceğini çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 330Soru

Ergenlik dönemindeki bir hastada, uyluk kemiği alt ucunda (distal femur) gelişen ağrılı şişlik sonrası çekilen direkt grafide metafiz yerleşimli kemik yıkımı ve periosttan dışarı dik uzanan 'güneş ışınları' (sunburst) görünümü saptanmıştır. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteosarkom

Cevap

Osteosarkom
Osteosarkom, çocukluk ve ergenlik çağında en sık görülen birincil malign kemik tümörüdür. Genellikle uzun kemiklerin metafiz bölgesinde (özellikle distal femur) yerleşir. Tümörün periostu hızla kaldırması ve yumuşak dokuya sızması sonucu radyolojide 'güneş ışınları' (sunburst) ve 'Codman üçgeni' adı verilen klasik görünüm oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz etme
Hasta ergenlik döneminde ve diz çevresinde (distal femur) ağrılı bir kitleye sahip.
Osteosarkom en sık bu yaş grubunda ve bu anatomik bölgede görülür.
2
Radyolojik bulguları değerlendirme
Metafiz yerleşimi ve 'güneş ışınları' (sunburst) periost reaksiyonu saptandı.
Güneş ışınları ve Codman üçgeni, osteosarkomun periostu hızla aşan malign karakterini gösteren klasik bulgulardır.
3
Tanıyı netleştirme
Klinik ve radyolojik tablo Osteosarkom ile tam uyumludur.
Ewing sarkomu diafiz yerleşimi ve soğan zarı görünümüyle ayrılır.

Anahtar Kavram

Osteosarkomun klasik klinik ve radyolojik sunumu
Tahmini Süre:45s
Soru 331Soru

15 yaşında bir kız hasta; son iki haftadır giderek artan öksürük, nefes darlığı, yüzünde ve boynunda şişlik şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde boyun venlerinde belirgin dolgunluk, göğüs ön duvarında kollateral venöz genişlemeler ve oskültasyonda sağ akciğer bazalinde solunum seslerinde azalma saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde ön mediasteni dolduran masif kitle ve sağ plevral efüzyon izleniyor. Süperior mediastinal sendrom (SMS) tablosundaki bu hastada, havayolu güvenliğini tehlikeye atmadan kesin tanıya ulaşmak için ilk tercih edilmesi gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Torasentez ile plevral sıvı örneği alınarak sitolojik inceleme yapılması

Cevap

Plevral sıvıdan torasentez ile örnek alınarak sitolojik inceleme yapılması, SMS tablosundaki bir hastada en güvenli ilk tanısal adımdır.
Süperior mediastinal sendrom (SMS), anterior mediastinal kitlelerin trakea ve süperior vena cava üzerine bası yapmasıyla karakterize bir onkolojik acildir. Bu hastalarda genel anestezi ve derin sedasyon, göğüs duvarı kas tonusunu azaltarak ve kitlenin yer çekimi etkisiyle trakeayı tamamen kapatmasına yol açarak ani solunum durmasına neden olabilir. Bu nedenle, tanı sürecinde genel anestezi gerektirmeyen, en az invaziv yöntemler (periferik yayma, kemik iliği biyopsisi veya plevral sıvı sitolojisi) ilk sırada tercih edilmelidir. Plevral efüzyonu olan bir hastada torasentez ile sıvı örneği almak hem güvenli hem de tanısal değeri yüksek bir yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve risklerini değerlendir.
Süperior Mediastinal Sendrom (SMS) varlığı saptandı. Bu tablo, havayolu ve büyük damarlar üzerinde kritik bası riskini ifade eder.
Anestezi veya sedasyon altında havayolu kollapsı riski yüksektir.
2
En az invaziv tanı yöntemlerini hiyerarşik olarak sırala.
Sıralama: Periferik yayma > Kemik iliği aspirasyonu > Plevral sıvı sitolojisi > Lokal anestezi ile lenf nodu biyopsisi > Mediastinal biyopsi.
Genel anestezi gerektirmeyen yöntemler öncelikle tercih edilmelidir.
3
Hastadaki mevcut bulgulara göre en uygun yöntemi seç.
Plevral efüzyon olduğu için torasentez ile sıvı sitolojisi en uygun ilk adımdır.
Efüzyon varlığı, invaziv cerrahi biyopsiye gerek kalmadan tanı koyma şansı sunar.

Anahtar Kavram

Süperior Mediastinal Sendromda Tanısal Yaklaşım Hiyerarşisi

Daha Fazla Pratik

Tümör lizis sendromu laboratuvar kriterlerini (ürik asit, potasyum, fosfor, kalsiyum) tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Eğer plevral efüzyon olmasaydı, bir sonraki adımda kemik iliği aspirasyonu veya lokal anestezi altında periferik lenf nodu biyopsisi düşünülmeliydi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

44 yaşında erkek çocuk, son birkaç aydır tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve vücudunda kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve baş çevresi 3.3. persentilin altında saptanıyor. Cilt muayenesinde gövdede ve ekstremitelerde çok sayıda sütlü kahve (café-au-lait) lekeleri izleniyor. Her iki el baş parmağının hipoplazik olduğu ve radius nabızlarının zayıf alındığı dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemesinde şu değerler saptanıyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin7,47,4 g/dL
Lökosit2.200/mm32.200/mm^3
Mutlak Nötrofil Sayısı700/mm3700/mm^3
Trombosit28.000/mm328.000/mm^3
MCV104104 fL
Retikülosit%0,3\%0,3

Bu hasta için tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken en spesifik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenmiş kromozom kırık analizi

Cevap

Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenmiş kromozom kırık analizi yapılması tanıyı kesinleştirir.
Vakadaki çocukta görülen makrositik pansitopeni, kısa boy, mikrosefali ve karakteristik baş parmak anomalisi (radial ray defekti) kalıtsal bir kemik iliği yetmezliği olan Fanconi Aplastik Anemisi'ni işaret etmektedir. Bu hastalığın tanısında en spesifik ve doğrulayıcı yöntem, periferik kan lenfositlerinin diepoksibütan (DEB) gibi ajanlara maruz bırakılarak artmış kromozomal kırılganlığın gösterilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezlenmesi
Hastada makrositik pansitopeni (Hb düşük, lökosit düşük, trombosit düşük, MCV yüksek) mevcuttur.
Kemik iliği yetmezliğinin hematolojik göstergelerini belirlemek için gereklidir.
2
Konjenital anomalilerin değerlendirilmesi
Kısa boy, mikrosefali, sütlü kahve lekeleri ve radial ray defekti (baş parmak hipoplazisi) saptanmıştır.
Bu bulgular kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromları arasında ayrım yapılmasını sağlar.
3
Ayırıcı tanı ve spesifik test seçimi
Bulgular Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) ile tam uyumludur.
FAA'da tanıyı kesinleştiren 'altın standart' test DNA kırılganlık testidir.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi'nde makrositik pansitopeni ile birlikte radial hat anomalileri ve mikrosefali görülür; tanı DNA çapraz bağlayıcı ajanlarla indüklenen kromozom kırıklarıyla konur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 333Soru

Altı yaşında bir kız çocuk, bebekliğinden beri devam eden vücudunda kolay morarma ve son bir gündür durmayan burun kanaması şikayetiyle çocuk hematoloji polikliniğine getiriliyor. Öz geçmişinde benzer şikayetlerin kız kardeşinde de olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde gövdede ve bacaklarda yaygın peteşi ve ekimozlar saptanırken, karaciğer ve dalak büyüklüğü saptanmıyor. Yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin11,8 g/dL11,8 \text{ g/dL}11,514,511,5 - 14,5
Beyaz Küre7.200/mm37.200/\text{mm}^35.00015.0005.000 - 15.000
Trombosit Sayısı265.000/mm3265.000/\text{mm}^3150.000450.000150.000 - 450.000
MPV8,8 fL8,8 \text{ fL}7117 - 11
Kanama Zamanı14 dakika14 \text{ dakika}272 - 7
PT12,5 saniye12,5 \text{ saniye}111411 - 14
aPTT30 saniye30 \text{ saniye}253525 - 35

Periferik yaymada trombosit morfolojisi normal izleniyor ancak trombositlerin kümeleşme (agregasyon) yapmadığı, tek tek durduğu görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glanzmann trombastenisi

Cevap

Glanzmann trombastenisi
Hastada primer hemostaz bozukluğu bulguları (peteşi, ekimoz, mukoza kanaması) mevcut olup kanama zamanı uzamıştır. Trombosit sayısının, MPV değerinin, PT ve aPTT sürelerinin normal olması bizi trombosit fonksiyon bozukluklarına yönlendirir. Periferik yaymada trombositlerin tek tek durması ve kümeleşmemesi, GPIIb/IIIa eksikliğine bağlı agregasyon kusurunu yani Glanzmann trombastenisini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve temel laboratuvar verilerini değerlendir.
Hastada peteşi/ekimoz (primer hemostaz bozukluğu lehine) var, ancak splenomegali yok. Laboratuvarda PT ve aPTT normal, yani sekonder hemostaz (koagülasyon kaskadı) sağlam.
Primer ve sekonder hemostaz bozukluklarını ayırt etmek tanısal yaklaşımın ilk adımıdır.
2
Trombosit sayısı ve morfolojisini analiz et.
Trombosit sayısı 265.000/mm3265.000/\text{mm}^3 (normal) ve MPV 8,8 fL8,8 \text{ fL} (normal). Periferik yaymada morfoloji normal ancak agregasyon yok.
Trombositopeni yapan nedenleri (ITP vb.) ve dev trombositli hastalıkları (Bernard-Soulier) dışlamak için gereklidir.
3
Kanama zamanı ve agregasyon bulgusunu birleştir.
Normal sayıdaki trombositlerin fonksiyon görmediği (uzamış kanama zamanı) ve agregasyon yapamadığı (Glanzmann trombastenisi için tipik olan GPIIb/IIIa eksikliği) anlaşılır.
Glanzmann trombastenisinin patognomonik özelliği, normal morfolojili trombositlerin agregasyon kusurudur.

Anahtar Kavram

Glanzmann trombastenisi, trombosit yüzeyindeki GPIIb/IIIa reseptör kompleksinin eksikliği veya fonksiyon bozukluğu sonucu gelişen, normal trombosit sayısı ve morfolojisi ile karakterize bir kalıtsal agregasyon bozukluğudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 334Soru

1414 yaşında bir kız hasta, tekrarlayan derin ven trombozu tanısıyla yatırılarak oral warfarin tedavisi başlanıyor. Tedavinin 33. gününde uyluk ve karın bölgesinde ani gelişen ağrılı, koyu mor renkli ve nekrotik karakterde cilt lezyonları gözleniyor.

Bu klinik tabloya aşağıdaki proteinlerden hangisinin eksikliği en olası sebep olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein C

Cevap

Protein C eksikliği, warfarin tedavisi başlangıcında görülen deri nekrozunun en olası sebebidir.
Doğru cevap olan Protein C, K vitamini bağımlı doğal bir antikoagülandır. Warfarin tedavisi başlandığında, Protein C'nin yarı ömrü (676-7 saat) pıhtılaşma faktörlerinden (özellikle Faktör II ve X) çok daha kısa olduğu için plazma düzeyi hızla düşer. Bu durum, özellikle altta yatan Protein C eksikliği olan bireylerde geçici bir 'pro-trombotik' evreye ve dermal damarlarda tromboza (warfarin nekrozu) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Tekrarlayan tromboz öyküsü ve warfarin başlandıktan kısa süre sonra gelişen deri nekrozu tespit edildi.
Bu tablo tıpta 'warfarin nekrozu' olarak bilinir ve spesifik bir eksiklikle ilişkilidir.
2
Warfarin ve koagülasyon faktörlerinin kinetiğini karşılaştır
Protein C ve Faktör VII'nin yarı ömürlerinin (676-7 saat), Faktör II ve X'e (487248-72 saat) göre çok daha kısa olduğu belirlendi.
Yarı ömür farkı, tedavinin ilk günlerinde prokoagülan ve antikoagülan dengesini belirler.
3
Patofizyolojik mekanizmayı açıkla
Protein C düzeyi prokoagülan faktörlerden daha önce kritik seviyenin altına indiği için geçici bir hiperkoagülabilite dönemi oluştuğu anlaşıldı.
Altta yatan Protein C eksikliği olan hastalarda bu dengesizlik mikrovasküler tromboz ve cilt nekrozu ile sonuçlanır.

Anahtar Kavram

Warfarin-indüklü deri nekrozu patofizyolojisi ve Protein C kinetiği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 335Soru

Akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısı alan çocuklarda risk gruplarının belirlenmesinde yaş ve başlangıç lökosit sayısı en temel kriterlerdir. Buna göre, Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) kriterlerine göre aşağıdaki klinik özelliklere sahip hastalardan hangisi "standart risk" grubunda yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 44 yaşında, lökosit sayısı 42.00042.000/mm³ olan çocuk

Cevap

44 yaşında ve lökosit sayısı 42.00042.000/mm³ olan çocuk standart risk grubundadır.
Çocukluk çağı B-hücreli ALL vakalarında, Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) tarafından belirlenen standart risk kriterleri; tanı anındaki yaşın 11 ile 99 (9.999.99) arasında olması ve başlangıç lökosit sayısının 50.00050.000/mm³'ten az olmasıdır. 44 yaşındaki ve 42.00042.000/mm³ lökosit sayısına sahip çocuk bu her iki kriteri de karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
NCI (Rome) risk kriterlerini hatırla.
Standart risk için yaş kriteri 191-9 yaş (1010 yaşından gün almamış), lökosit kriteri ise <50.000< 50.000/mm³'tür.
Risk grupları tedavi yoğunluğunu belirlemek için bu temel parametrelere dayanır.
2
Seçeneklerdeki yaş değerlerini analiz et.
1111 aylık (< 1 yaş) ve 1212 yaş (>= 10 yaş) olan hastalar yüksek risklidir.
Uç yaş grupları biyolojik olarak daha agresif hastalık seyri ile ilişkilidir.
3
Kalan seçeneklerdeki lökosit sayılarını ve ek bulguları değerlendir.
65.00065.000/mm³ lökosit sayısı ve SSS tutulumu yüksek risk göstergesidir; 42.00042.000/mm³ ise standart sınırdadır.
Yüksek tümör yükü ve ekstramedüller tutulum kötü prognostik faktörlerdir.

Anahtar Kavram

NCI (National Cancer Institute) ALL Risk Sınıflandırması
Soru 336Soru

Batın muayenesinde kitle saptanan 2020 aylık bir çocukta, fizik muayenede saptanan aşağıdaki bulgulardan hangisi tanının Wilms tümöründen ziyade Nöroblastom olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periorbital ekimoz (rakun gözü) ve proptozis

Cevap

Periorbital ekimoz (rakun gözü) ve proptozis bulgusu, Nöroblastomun metastatik yayılımını işaret ederek tanıyı Wilms tümöründen ayırmada en güçlü veridir.
Periorbital ekimoz (rakun gözü) ve proptozis, Nöroblastomun orbita kemiklerine yaptığı metastaz sonucu oluşur. Nöroblastom hastalarının yaklaşık %60'ı tanı anında metastatik evrededir ve bu bulgu tanıyı Wilms tümöründen ayırt etmede oldukça değerlidir; çünkü Wilms tümörü genellikle lokalize kalma eğilimindedir ve orbita metastazı yapması beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve klinik başvurusunu analiz edin.
2020 aylık bir çocukta abdominal kitle, en sık Nöroblastom ve Wilms tümörü arasında ayırıcı tanı gerektirir.
Bu iki tümör pediatrik yaş grubunda en sık görülen retroperitoneal kitlelerdir.
2
Eşlik eden fizik muayene bulgularını değerlendirin.
Hemihipertrofi ve aniridi gibi bulgular Wilms tümörü ile ilişkili genetik sendromları (BWS, WAGR) işaret ederken; periorbital ekimoz Nöroblastomun orbita metastazı için tipiktir.
Paraneoplastik veya metastatik bulgular primer kitleyi ayırt etmede kilit rol oynar.
3
Seçenekler arasında en spesifik olanı belirleyin.
Rakun gözü ve proptozis, Nöroblastomun orbita tutulumuna bağlı olarak görülen, Wilms tümöründe saptanmayan oldukça ayırt edici bir bulgudur.
Metastatik paternler tümörün biyolojik davranışını ve tanısını doğrulamada yardımcıdır.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms tümörünün paraneoplastik ve metastatik bulgular üzerinden ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 337Soru

3030 aylık bir erkek çocuk, rutin kontrol sırasında bakılan tam kan sayımında hemoglobin düzeyinin hafif düşük saptanması üzerine hematolojik açıdan değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan ve öyküsünde herhangi bir kronik hastalık veya beslenme bozukluğu belirtisi olmayan hastanın laboratuvar sonuçları şu şekildedir:

* Hemoglobin (Hb): 10.2 g/dL10.2\ g/dL
* Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV): 62 fL62\ fL
* Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW): %13.8\%13.8 (N: %11.514.5\%11.5 - 14.5)
* Eritrosit Sayısı (RBC): 5.4×106/μL5.4 \times 10^6/\mu L
* Serum Demiri: 65 μg/dL65\ \mu g/dL
* Serum Demir Bağlama Kapasitesi (SDBK): 320 μg/dL320\ \mu g/dL
* Ferritin: 28 ng/mL28\ ng/mL

Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β\beta-Talasemi taşıyıcılığı

Cevap

β\beta-Talasemi taşıyıcılığı
Bu vakada mikrositoz (MCV<70 fLMCV < 70\ fL) ile birlikte eritrosit sayısının (RBCRBC) görece yüksek olması (>5×106/μL> 5 \times 10^6/\mu L) ve Mentzer indeksinin 1313'ün altında (11.411.4) olması tipik olarak talasemi taşıyıcılığını işaret eder. Ayrıca RDWRDW'nin normal sınırlarda olması, demir eksikliği anemisinde beklenen anizositozun olmadığını göstererek tanıyı destekler. Ferritin ve demir bağlama kapasitesinin normal olması da demir eksikliğini ve kronik hastalık anemisini dışlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
MCV değerini değerlendir
MCV=62 fLMCV = 62\ fL (Düşük)
Hastada mikrositik bir anemi tablosu olduğunu doğrulamak için gereklidir.
2
Eritrosit sayısı (RBC) ve Mentzer indeksini hesapla
RBC=5.4×106/μLRBC = 5.4 \times 10^6/\mu L, Mentzer İndeksi (MCV/RBCMCV/RBC) =62/5.411.4= 62 / 5.4 \approx 11.4
Mentzer indeksinin 1313'ten küçük olması talasemi taşıyıcılığı lehinedir.
3
RDW değerini kontrol et
RDW=%13.8RDW = \%13.8 (Normal)
Demir eksikliğinde RDW artarken, talasemi taşıyıcılığında genellikle normaldir.
4
Demir parametrelerini analiz et
Ferritin ve SDBK normal sınırlarda
Demir eksikliği anemisi ve kronik hastalık anemisini dışlamak için kullanılır.

Anahtar Kavram

Mikrositik anemilerin ayırıcı tanısında Mentzer İndeksi ve RDW kullanımı

Daha Fazla Pratik

Talasemi taşıyıcılığı düşünülen bu hastada kesin tanı için Hemoglobin elektroforezi yapılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 338Soru

Yenidoğan döneminde nekrotizan enterokolit tanısıyla geniş ileal rezeksiyon uygulanan 66 yaşındaki bir çocuk; son aylarda giderek artan halsizlik, solukluk ve derslerine odaklanamama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde dilde papillalarda düzleşme (atrofik glossit) ve hafif splenomegali saptanmıştır. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin8.58.5 g/dL11.513.511.5 - 13.5 g/dL
MCV112112 fL779577 - 95 fL
RDW%19\%19%11.514.5\%11.5 - 14.5
Lökosit3.800/mm33.800/mm^35.00015.000/mm35.000 - 15.000/mm^3
Trombosit140.000/mm3140.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000 - 450.000/mm^3

Periferik yayma incelemesinde nötrofillerde hipersegmentasyon izlendiğine göre, bu hastanın ayırıcı tanısında aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum metilmalonik asit düzeyinde artış

Cevap

Serum metilmalonik asit düzeyinde artış saptanması en olasıdır.
Vitamini B12 (kobalamin), terminal ileumdan emilen bir vitamindir. Bu hastada neonatal dönemde yapılan geniş ileal rezeksiyon, B12 vitamininin emilim alanını ortadan kaldırmıştır. B12 vitamini eksikliğinde, metilmalonil-KoA mutaz enziminin kofaktörü eksik olduğundan metilmalonil-KoA süksinil-KoA'ya dönüşemez. Sonuç olarak serumda metilmalonik asit (MMA) düzeyi belirgin şekilde artar. Bu durum, folat eksikliğinden ayrımda kullanılan en spesifik laboratuvar parametresidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve cerrahi öyküsünü değerlendir.
Geniş ileal rezeksiyon öyküsü, B12 vitamininin ana emilim bölgesi olan terminal ileumun kaybını gösterir.
Eksikliğin nedenini (malabsorbsiyon) belirlemek ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Laboratuvar verilerini ve periferik yaymayı analiz et.
Makrositoz (yüksek MCV), pansitopeni eğilimi ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiyi doğrular.
Aneminin morfolojik tipini belirlemek test seçimini daraltır.
3
B12 ve folat eksikliği arasındaki biyokimyasal farkı belirle.
B12 eksikliğinde hem metilmalonik asit hem homosistein artarken, folat eksikliğinde sadece homosistein artar.
İleal rezeksiyon spesifik olarak B12 eksikliğine yol açtığı için metilmalonik asit artışı ayırıcıdır.

Anahtar Kavram

B12 vitamini terminal ileumdan emilir ve eksikliğinde metilmalonil-KoA'dan süksinil-KoA oluşumu aksadığı için metilmalonik asit yükselir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 339Soru

Orak hücreli anemi (HbSSHbSS) tanılı 44 yaşında bir çocuk; ani gelişen halsizlik, solukluk ve karın ağrısı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 70/4070/40 mmHg, nabız 140140/dakika ve dalak kot altında 66 cm (önceki muayenesinde palpe edilemiyordu) olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 3.83.8 g/dL (bazal değeri 7.57.5 g/dL) ve retikülosit oranı %18\%18 olarak bulunuyor.

Bu hastanın acil yönetiminde aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şok tablosu düzelene kadar uygun sıvı desteği ve hemoglobini sadece hastanın bazal değeri olan 787-8 g/dL civarına çıkaracak şekilde kısıtlı eritrosit transfüzyonu yapılması

Cevap

Şok tablosunu düzeltmek için uygun sıvı desteği ile birlikte hemoglobini hastanın bazal seviyesi olan 787-8 g/dL düzeyine çıkaracak kısıtlı eritrosit transfüzyonu yapılması en doğru yaklaşımdır.
Doğru seçenek olan 'kısıtlı eritrosit transfüzyonu' yaklaşımı, splenik sekestrasyon krizinin fizyopatolojisine en uygun müdahaledir. Bu krizde kanın önemli bir kısmı dalakta hapsolmuştur. Tedavi ve stabilizasyonla birlikte dalak küçülürken bu kan tekrar sistemik dolaşıma katılır. Bu sürece 'ototransfüzyon' denir. Erken dönemde agresif transfüzyon yapılarak hemoglobin seviyesi 1010 g/dL'nin üzerine çıkarılırsa, ototransfüzyon sonrası oluşan aşırı yüksek hemoglobin seviyeleri kanın vizkozitesini tehlikeli düzeyde artırarak kalp yetmezliği ve vasküler tıkanıklıklara yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Belirgin solukluk, ani gelişen splenomegali ve hipovolemik şok bulguları (tachycardia, hypotension).
Bu üçlü klinik bulgu Orak Hücreli Anemi (OHA) hastalarında splenik sekestrasyon krizini düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Hemoglobinde bazal değerin altına ciddi düşüş ve yüksek retikülosit oranı (%18).
Yüksek retikülosit oranı, kemik iliğinin aktif olduğunu göstererek aplastik krizi dışlamamıza yardımcı olur.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Kısıtlı kan transfüzyonu ve sıvı resüsitasyonu.
Sekestrasyon krizinde dalakta hapsolmuş kan, tedavi ile birlikte dolaşıma geri döner (ototransfüzyon). Eğer transfüzyonla hemoglobin >10>10 g/dL üzerine çıkarılırsa, ototransfüzyon sonrası gelişen hipervizkozite ve hipervolemi kalp yetmezliği veya inmeye yol açabilir.

Anahtar Kavram

Orak Hücreli Anemide Splenik Sekestrasyon Krizi ve Ototransfüzyon Riski
Soru 340Soru

4 yaşında bir kız çocuk, saçlı derisinde yaklaşık iki aydır bulunan, morumsu-mavi renkli nodüler bir kitle ve son zamanlarda gelişen bacak ağrısı şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede saçlı deride 33 cm çapında, ağrısız, fikse nodül ve multipl inguinal lenfadenopatiler saptanıyor. Yapılan cilt biyopsisinde TdTTdT (+), CD19CD19 (+) ve CD10CD10 (+) immünfenotipte küçük yuvarlak hücreli infiltrasyon izleniyor. Kemik iliği aspirasyonunda ise blast oranı %18\%18 olarak hesaplanıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B-hücreli lenfoblastik lenfoma

Cevap

B-hücreli lenfoblastik lenfoma tanısı, kemik iliğindeki blast oranının %25 eşik değerinin altında olması ve B-hücreli öncül immünfenotipi (TdT+, CD19+, CD10+) ile konulur.
Hastanın cilt biyopsisinde saptanan TdT, CD19 ve CD10 pozitifliği, tümörün B-hücreli öncül lenfoblastlardan köken aldığını kanıtlar. Kemik iliği aspirasyonunda blast oranının %18\%18 (yani %25\%25 olan tanısal eşiğin altında) bulunması, tablonun lösemi değil lenfoma (B-LBL) olarak sınıflandırılmasını sağlar. Çocuklarda B-LBL sıklıkla cilt, kemik ve lenf nodu tutulumu ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Blast markerlarını ve hücre tipini analiz et
TdT (+), CD19 (+) ve CD10 (+) olması, hücrelerin B-hücreli öncül (precursor) tipinde olduğunu gösterir.
TdT lenfoblastlar için spesifik bir marker iken CD19 ve CD10 B serisine özgüdür.
2
Kemik iliği blast oranını değerlendir
Blast oranı %18 olarak saptanmıştır.
Pediatrik onkolojide lenfoblastik lenfoma ile akut lenfoblastik lösemi (ALL) arasındaki ayırıcı eşik %25 blast oranıdır.
3
Klinik prezantasyon ile tanıyı birleştir
Cilt tutulumu ve kemik iliğinde düşük blast oranı B-hücreli lenfoblastik lenfoma ile uyumludur.
T-hücreli lenfoblastik lenfoma daha çok mediastinal kitle ile gelirken, B-hücreli formda cilt, kemik ve lenf nodu tutulumu sıktır.

Anahtar Kavram

Lenfoblastik lenfoma (LBL) ve Akut lenfoblastik lösemi (ALL) ayrımı kemik iliği tutulum derecesine (%25 blast) dayanır.

Daha Fazla Pratik

T-hücreli lenfoblastik lenfomanın en sık klinik prezantasyonu olan mediastinal kitle ve SVC sendromu bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 17 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin