Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 341Soru

1010 yaşında bir kız çocuk, son birkaç aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve tekrarlayan burun kanamaları şikayetiyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve baş çevresinin 3.3. persentilin altında olduğu, gövdede yaygın sütlü kahve (café-au-lait) lekeleri ve hiperpigmente alanlar saptanıyor. Başparmak ve ön kol muayenesi doğal olan hastanın laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

TetkikSonuç
Hemoglobin (Hb)7,27,2 g/dL
Beyaz Küre (WBC)2.4002.400 /mm³
Trombosit35.00035.000 /mm³
Retikülosit%0,2\%0,2
MCV102102 fL

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada düşünülmesi gereken en olası tanı için yapılacak en spesifik doğrulama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozomal kırılma analizi

Cevap

Diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozomal kırılma analizi
Hastanın klinik tablosu (pansitopeni, kısa boy, mikrosefali, hiperpigmentasyon) Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) ile tam uyumludur. FAA, DNA onarım mekanizmalarındaki bozukluk sonucu gelişen otozomal resesif veya X'e bağlı geçişli bir hastalıktır. Tanıda en spesifik yöntem, periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) veya mitomisin C gibi ajanlarla indüklenen kromozomal kırılma analizidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada pansitopeni (Hb, WBC ve trombosit düşüklüğü) ile birlikte kısa boy, mikrosefali ve karakteristik cilt bulguları (sütlü kahve lekeleri) mevcuttur.
Bu kombinasyon, kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarını, özellikle Fanconi Aplastik Anemisini (FAA) düşündürür.
2
Ayırıcı tanıda fiziksel anomalilerin analizi
FAA hastalarının yaklaşık %2030\%20-30'unda başparmak veya radius anomalisi bulunmayabilir.
Başparmak muayenesinin normal olması FAA tanısını dışlatmaz; kısa boy ve mikrosefali gibi diğer bulgular FAA lehinedir.
3
Tanısal testin belirlenmesi
FAA tanısı, klastojenik ajanlara (DEB veya Mitomisin C) karşı artmış kromozomal duyarlılığın gösterilmesiyle konur.
DNA onarım defekti olan FAA hücrelerinde bu ajanlar belirgin kromozomal kırılmalara yol açar, bu da en spesifik tanı yöntemidir.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi Tanısal Yaklaşımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 342Soru

İki yaşında bir kız çocuk, son zamanlarda artan huzursuzluk ve toprak yeme (pika) şikayetleri nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda ve avuç içlerinde belirgin solukluk saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)7.5 g/dL7.5 \text{ g/dL}
MCV56 fL56 \text{ fL}
RDW%20\%20
Serum Demiri18μg/dL18 \mu\text{g/dL}
Ferritin4 ng/mL4 \text{ ng/mL}
Toplam Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)510μg/dL510 \mu\text{g/dL}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastanın klinik tablosunda yer alan pika (toprak yeme) öyküsü demir eksikliği için spesifik bir bulgudur. Laboratuvar verilerinde görülen mikrositik anemiye (düşük MCV), eritrosit boyutlarındaki belirgin değişkenlik (yüksek RDW) ve boşalmış demir depoları (çok düşük ferritin, artmış TDBK) eşlik etmektedir. Bu kombinasyon demir eksikliği anemisi tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin değerini kontrol et
7.5 g/dL7.5 \text{ g/dL}
Anemi varlığını teyit etmek için (yaşa göre Hb < 11 g/dL11 \text{ g/dL} anemidir).
2
MCV ve RDW değerlerini değerlendir
MCV: 56 fL56 \text{ fL} (Düşük), RDW: %20\%20 (Yüksek)
Aneminin morfolojik tipini ve eritrosit dağılım genişliğini (anizositoz) belirlemek için.
3
Demir parametrelerini (Ferritin, TDBK) analiz et
Ferritin: 4 ng/mL4 \text{ ng/mL} (Düşük), TDBK: 510μg/dL510 \mu\text{g/dL} (Yüksek)
Demir depolarını ve taşıma kapasitesini ölçerek mikrositik aneminin nedenini kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde mikrositoza (düşük MCV) her zaman artmış anizositoz (yüksek RDW) ve azalmış demir depoları (düşük ferritin) eşlik eder.
Tahmini Süre:45s
Soru 343Soru

11 yaşındaki bir çocukta, batın muayenesinde saptanan kitlenin görüntülemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması tanının Wilms tümöründen ziyade öncelikle nöroblastom olduğunu destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kitle içinde kalsifikasyon saptanması

Cevap

Kitle içinde kalsifikasyon saptanması nöroblastom tanısını, Wilms tümörüne göre daha güçlü bir şekilde destekleyen bir radyolojik bulgudur.
Nöroblastomda batın grafisi veya BT incelemelerinde %85-90 oranında kalsifikasyon saptanması çok karakteristiktir. Wilms tümöründe ise kalsifikasyon görülme sıklığı oldukça düşüktür (%10-15 altı).

Adım Adım Çözüm

1
Kitle özelliklerini analiz et
Nöroblastom ve Wilms tümörü arasındaki radyolojik farkları hatırla.
Ayırıcı tanı için en tipik radyolojik bulguyu belirlemek gerekir.
2
Kalsifikasyon varlığını değerlendir
Nöroblastomda kalsifikasyon %90'a varan oranlarda görülürken, Wilms tümöründe nadirdir.
Kalsifikasyon nöroblastom için en spesifik radyolojik ipuçlarından biridir.
3
Diğer bulguları ekarte et
Orta hattı geçmeme, düzgün sınır ve vasküler itilme Wilms tümörü lehine bulgulardır.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru tanıyı doğrula.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms tümörü ayırıcı tanısında radyolojik bulgular (kalsifikasyon ve orta hat ilişkisi).

Daha Fazla Pratik

Nöroblastomun metastaz bölgelerini (karaciğer, kemik iliği, kemik) ve özel evrelerini (Evre 4S) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 344Soru

Son üç haftadır giderek artan çift görme, peltek konuşma ve yutma güçlüğü şikayetleriyle getirilen 88 yaşındaki bir erkek çocuğun nörolojik muayenesinde bilateral 6.6. kranial sinir felci, sol tarafta 7.7. kranial sinir felci, trunkal ataksi ve ekstremitelerde hiperrefleksi saptanmıştır. Bu klinik tabloya yol açan kitle lezyonunun yerleşimi için en olası anatomik bölge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pons

Cevap

Pons lezyonları, pediatrik beyin sapı gliomlarının en sık görüldüğü bölge olup kranial sinir felçleri ve uzun yol bulguları ile karakterizedir.
Pons yerleşimi, beyin sapı gliomlarının (DIPG) pediatrik yaş grubunda en karakteristik anatomik bölgesidir. Bu bölgedeki kitleler, 6.6. ve 7.7. kranial sinir çekirdeklerinin tutulumuna bağlı olarak lateral rektus felci ve fasiyal paraliziye yol açarken, piramidal traktusların etkilenmesiyle hiperrefleksi ve trunkal ataksi tablosunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Bilateral 6.6. ve 7.7. kranial sinir felci, piramidal bulgular (hiperrefleksi) ve ataksi saptandı.
Lezyonun anatomik seviyesini belirlemek için kranial sinir çekirdeklerinin yerini bilmek gerekir.
2
Anatomik lokalizasyonu belirle
6.6. ve 7.7. kranial sinir çekirdekleri pons seviyesinde yer alır.
Kranial sinir felçleri ile beraber uzun yol bulgularının (hiperrefleksi) ve ataksisinin varlığı, lezyonun beyin sapı (pons) içinde olduğunu gösterir.
3
Pediatrik tümör tipiyle eşleştir
Çocuklarda pons yerleşimli en yaygın tümör beyin sapı gliomudur (DIPG).
Yaş grubu ve klinik tablo beyin sapı tutulumunu işaret eden diffüz intrinsik pontin gliom ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Pediatrik beyin tümörlerinde klinik bulgulara dayalı nöroanatomik lokalizasyon (Beyin sapı tutulumu).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 345Soru

1515 aylık bir çocuk; solukluk, iştahsızlık ve dilinde ağrı şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde dilde papilla kaybı (atrofik glossit) ve belirgin solukluk saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 88 g/dLg/dL, MCV 115115 fLfL bulunmuş; periferik yaymasında ise hipersegmente nötrofiller görülmüştür. Bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vitamin B12B_{12} eksikliği

Cevap

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı Vitamin B12B_{12} eksikliğidir.
Hastada saptanan düşük hemoglobin, yüksek MCV (makrositoz), dilde papilla kaybı ve periferik yaymadaki hipersegmente nötrofiller, Vitamin B12B_{12} eksikliğine bağlı gelişen megaloblastik aneminin klasik triadını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini yorumla
Hemoglobin düşük (88 g/dLg/dL) ve MCV yüksek (115115 fLfL).
MCV'nin 100100 fLfL üzerinde olması makrositik anemi olduğunu gösterir.
2
Periferik yayma bulgularını değerlendir
Hipersegmente nötrofiller saptanmıştır.
Hipersegmente nötrofiller (beş veya daha fazla loblu nötrofiller) megaloblastik anemiler (B12 veya Folat eksikliği) için karakteristiktir.
3
Klinik bulgularla birleştir
Atrofik glossit (dilde papilla kaybı) mevcuttur.
B12 eksikliğinde epitel hücre yenilenmesinin bozulması sonucu dilde karakteristik düzleşme görülür.

Anahtar Kavram

Makrositik anemi ve hipersegmente nötrofil varlığı megaloblastik anemiyi işaret eder.

İpuçları

1
MCV değerinin 100100 fLfL'nin üzerinde olması anemi tipini belirler.
2
Periferik yaymada hipersegmente nötrofiller saptanması megaloblastik süreci gösterir.

Daha Fazla Pratik

B12 eksikliği olan hastalarda nörolojik bulguların varlığı ve folat eksikliği ile ayırıcı tanısını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 346Soru

Yedi yaşındaki bir çocuk; son bir haftadır giderek artan çift görme, yüzünün sağ tarafını hareket ettirememe ve dengesiz yürüme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Nörolojik muayenesinde sağ gözde dışa bakış kısıtlılığı (66. kranial sinir felci), sağda kaş kaldırma ve göz kapama fonksiyonlarında kayıp (77. kranial sinir felci), solda ise kas gücü kaybı (hemiparezi) ve pozitif Babinski bulgusu saptanıyor. Kraniyal MR incelemesinde ponsu diffüz olarak infiltre eden, ekspansil ve baziler arteri öne doğru iten bir kitle tespit ediliyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyin sapı gliomu (Diffüz intrinsik pontin gliom)

Cevap

Beyin sapı gliomu (Diffüz intrinsik pontin gliom)
Doğru seçenek olan beyin sapı gliomu (DIPG), ponsun diffüz infiltrasyonu ile karakterizedir. Bu tümörde 6. ve 7. kranial sinir çekirdeklerinin tutulumu nedeniyle aynı taraflı yüz felci ve göz dışa bakış kısıtlılığı, piramidal yolların (kortikospinal trakt) tutulumu nedeniyle de karşı taraflı hemiparezi gelişir. Bu klinik tablo beyin sapı tümörleri için patognomonik bir sunumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik lokalizasyon yapılması
Lezyonun pons yerleşimli olduğu anlaşıldı.
Aynı taraflı kranial sinir felçleri (6 ve 7) ile karşı taraflı motor güç kaybı (hemiparezi), beyin sapı (özellikle pons) yerleşimli bir 'çapraz felç' (Millard-Gubler sendromu benzeri) tablosudur.
2
Hastanın yaş grubu ve bölgedeki en sık tümörün eşleştirilmesi
Pediatrik yaş grubunda ponsun en sık görülen ve en agresif tümörü olan DIPG belirlendi.
Çocukluk çağı SSS tümörlerinin yaklaşık %10-15'i beyin sapı gliomlarıdır ve bunların çoğu diffüz infiltratif özelliktedir.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer tümörlerin elenmesi
Diğer arka çukur tümörleri lokalizasyon ve klinik sunum nedeniyle dışlandı.
Medulloblastom vermis, pilositik astrositom hemisfer, ependimom ise ventrikül içi/tabanı yerleşimli olup ponsu doğrudan infiltre ederek kranial sinir felçlerine neden olmaları beklenmez.

Anahtar Kavram

Pediatrik yaş grubunda beyin sapı (pons) yerleşimli kitlelerde, kranial sinir felçleri ve uzun trakt bulgularının (hemiparezi, Babinski) birlikteliği öncelikle diffüz intrinsik pontin gliomu (DIPG) düşündürmelidir.

Daha Fazla Pratik

Beyin sapı gliomlarının (özellikle DIPG) genetik özelliklerini (H3K27M mutasyonu) ve radyoterapiye olan yanıtlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 347Soru

4 yaşında bir erkek çocuk, gövdesinde ve bacaklarında aniden ortaya çıkan kırmızı-mor noktalar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden yaklaşık iki hafta önce hafif ateşli bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede yaygın peteşi ve birkaç ekimoz saptanıyor; organomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Trombosit sayısı18.000/mm318.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000 - 450.000/mm^3
MPV12,2fL12,2 fL711fL7 - 11 fL
Kanama Zamanı12dakika12 dakika27dakika2 - 7 dakika
PT12,5saniye12,5 saniye1114saniye11 - 14 saniye
aPTT31saniye31 saniye2535saniye25 - 35 saniye

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmün trombositopenik purpura

Cevap

İmmün trombositopenik purpura
İmmün trombositopenik purpura (İTP), çocuklarda izole trombositopeninin en sık nedenidir. Genellikle bir viral enfeksiyonu takiben aniden gelişen peteşi ve ekimozlarla karakterizedir. Fizik muayenede splenomegali saptanmaması ve laboratuvarda PT ile aPTT'nin normal bulunması bu tanıyı doğrular. Ayrıca trombositlerin gençleşmesi nedeniyle MPV (ortalama trombosit hacmi) genellikle yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve döküntü tipini değerlendir
Viral enfeksiyon sonrası ani başlayan peteşi ve ekimozlar belirlendi.
Çocuklarda ani başlangıçlı primer hemostaz bozukluklarında en sık neden viral enfeksiyon sonrası immün yıkımdır.
2
Fizik muayene bulgularını (özellikle organomegali) analiz et
Splenomegali saptanmadı.
İTP'de dalak büyüklüğü beklenmez; dalak büyüklüğü lösemi veya portal hipertansiyon gibi başka tanıları düşündürür.
3
Laboratuvar verilerini (trombosit sayısı ve koagülasyon testleri) yorumla
İzole trombositopeni (18.000/mm318.000/mm^3), artmış MPV (12,2fL12,2 fL) ve normal PT/aPTT değerleri saptandı.
Trombosit sayısının düşük olması kanama zamanını uzatır. PT ve aPTT'nin normal olması ikincil hemostazın sağlam olduğunu gösterir. Artmış MPV, kemik iliğinin trombosit yıkımına yanıt olarak genç ve büyük trombositler ürettiğini simgeler.

Anahtar Kavram

İzole trombositopeni ve normal koagülasyon testleri ile seyreden çocukluk çağı kanamalarında, viral enfeksiyon öyküsü ve splenomegali yokluğu İTP tanısını destekler.

İpuçları

1
Vaka bir 'izole trombositopeni' vakasıdır. Diğer koagülasyon parametreleri (PT, aPTT) normaldir.
2
Viral enfeksiyon sonrası ani başlayan kanama ve splenomegali yokluğu pediatrik hematolojide en çok hangi tanıyı düşündürür?

Daha Fazla Pratik

İTP tanısı alan bir çocukta kemik iliği aspirasyonu ne zaman yapılmalıdır sorusunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 348Soru

1515 yaşında kız hasta, sol bacakta ani gelişen ağrı ve şişlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan doppler ultrasonografide derin ven trombozu (DVTDVT) saptanması üzerine hastaya varfarin (kumarinkumarin) tedavisi başlanıyor. Tedavinin 48.48. saatinde uyluk ve gövde bölgesinde ağrılı, eritemli ve hızla nekrotikleşen deri lezyonları gözleniyor. Hastanın teyzesinin 2222 yaşında pulmoner emboli nedeniyle hayatını kaybettiği öğreniliyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein CC eksikliği

Cevap

Varfarin tedavisi sonrası gelişen deri nekrozunun altında yatan en olası neden Protein CC eksikliğidir.
Protein CC eksikliği olan hastalarda varfarin tedavisine başlandığında, Protein CC düzeyleri prokoagülan faktörlere göre çok daha hızlı düşer. Bu durum, tedavinin ilk günlerinde geçici bir pıhtılaşma eğilimi yaratarak küçük damarlarda tıkanmaya ve deri nekrozuna (varfarin nekrozu) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve öyküyü analiz etmek
DVTDVT tanısı, varfarin kullanımı sonrası hızlı gelişen deri nekrozu ve ailede erken yaşta tromboz öyküsü saptandı.
Bu kombinasyon, 'Varfarin nekrozu' olarak bilinen ve tipik olarak Protein CC veya SS eksikliğinde görülen bir tabloyu düşündürür.
2
Varfarinin etki mekanizmasını ve faktörlerin yarı ömürlerini değerlendirmek
Varfarin vitamin KK bağımlı prokoagülan (Faktör IIII, VIIVII, IXIX, XX) ve antikoagülan (Protein CC ve SS) proteinleri inhibe eder.
Antikoagülan bir protein olan Protein CC'nin yarı ömrü (6\approx 6 saat), prokoagülan faktörlerden (IIII ve XX) çok daha kısadır.
3
Patofizyolojik süreci birleştirmek
Tedavinin başında Protein CC hızla tükenirken, pıhtılaşma faktörleri hala dolaşımdadır; bu da geçici bir prokoagülan duruma yol açar.
Özellikle altta yatan Protein CC eksikliği olanlarda bu dengesizlik mikrovasküler tromboza ve ardından deri nekrozuna neden olur.

Anahtar Kavram

Varfarin nekrozu patogenezinde Protein CC'nin kısa yarı ömrü ve geçici hiperkoagülabilite durumu.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 349Soru

33 yaşındaki bir kız hasta; halsizlik, yürümede isteksizlik ve solukluk şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde saptanan hepatosplenomegali ve bacaklarda hassasiyet üzerine yapılan tetkiklerinde pansitopeni saptanmış ve periferik yaymada %6060 oranında lenfoblastlar görülmüştür. Kemik iliği aspirasyonu ile Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısı kesinleşen bu hastada, aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması kötü prognoz göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kromozom sayısının 4444'ün altında olması (Hipodiploidi)

Cevap

Kromozom sayısının 4444'ün altında olması (Hipodiploidi), Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanılı çocuklarda kötü prognoz göstergesidir.
Kromozom sayısının 4444'ün altında olması (hipodiploidi), pediatrik ALL'de belirgin şekilde kötü prognoz ve kemoterapi direncine işaret eden bir bulgudur. Bu hastalar yüksek risk grubunda kabul edilir ve daha agresif tedavi gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
3 yaşında, hepatosplenomegali ve pansitopenisi olan hastaya ALL tanısı konulmuş.
Vakadaki yaş ve laboratuvar bulguları ALL için tipiktir ve risk sınıflandırması gerektirir.
2
ALL'de prognozu etkileyen faktörleri değerlendir.
Hipodiploidi (<44 kromozom) kötü; hiperdiploidi (>50 kromozom), t(12;21), CD10 pozitifliği ve düşük lökosit sayısı iyi prognozludur.
Tedavi protokolünü belirlemek için genetik ve klinik risk faktörleri ayırılmalıdır.

Anahtar Kavram

ALL'de risk gruplarının belirlenmesi ve sitogenetik faktörler.
Soru 350Soru

10 yaşında bir çocuk, okul taramasında anemi saptanması üzerine polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesi tamamen normal olan hastanın laboratuvar incelemesinde hemoglobin 10.510.5 g/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 6262 fL, RDW %13\%13 ve eritrosit (RBC) sayısı 5.8×106/μL5.8 \times 10^6/\mu L olarak saptanıyor. Periferik yayma incelemesinde belirgin hedef (target) hücreleri görülüyor.

Bu çocukta en olası tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemoglobin elektroforezi

Cevap

Hemoglobin elektroforezi
Hastada saptanan düşük MCV değerine karşın eritrosit sayısının (RBC) >5×106/μL> 5 \times 10^6/\mu L olması ve RDW'nin normal sınırlarda kalması Beta talasemi taşıyıcılığı için tipiktir. Bu durumda Mentzer indeksi (MCV/RBCMCV/RBC) 10.710.7 olarak hesaplanır ve 1313 sınır değerinin altındadır. Bu klinik tabloyu doğrulamak için en uygun tetkik, HbA2HbA_2 artışını gösterecek olan hemoglobin elektroforezidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tam kan sayımı parametrelerini değerlendir.
Hb: 10.510.5 g/dL (hafif anemi), MCV: 6262 fL (belirgin mikrositoz), RDW: %13\%13 (normal), RBC: 5.8×106/μL5.8 \times 10^6/\mu L (yüksek).
Anemi tipini (mikrositik) ve eritrosit yanıtını belirlemek için gereklidir.
2
Mentzer indeksini (MCV/RBCMCV/RBC) hesapla.
62/5.810.762 / 5.8 \approx 10.7.
İndeksin 1313'ten küçük olması talasemi taşıyıcılığını, 1313'ten büyük olması demir eksikliği anemisini destekler.
3
Olası tanıya yönelik kesinleştirici testi belirle.
Beta talasemi taşıyıcılığı şüphesi ile Hemoglobin elektroforezi istenmelidir.
Beta talasemi taşıyıcılığında HbA2HbA_2 düzeyinin >%3.5> \%3.5 olması tanısaldır.

Anahtar Kavram

Mikrositik anemilerin ayırıcı tanısında RBC sayısı ve Mentzer indeksi kullanımı.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği ile talasemi taşıyıcılığının bir arada olduğu (masked talasemi) durumlarda HbA2 düzeyinin normal çıkabileceğini unutmayın.

Alternatif Yöntem

Mentzer İndeksi formülü dışında, Shine-Lal indeksi (MCV2×MCH/100MCV^2 \times MCH / 100) de kullanılabilir; bu değerin <1530< 1530 olması talasemi taşıyıcılığı lehinedir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 351Soru

Akut lenfoblastik lösemi (ALLALL) tanısıyla kemoterapi başlanan 66 yaşındaki bir çocukta, tedavinin 1212. saatinde gelişen laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Ürik asit9.59.5 mg/dL
Potasyum6.26.2 mEq/L
Fosfor8.28.2 mg/dL
Kalsiyum6.86.8 mg/dL

Bu hastada saptanan metabolik tablonun yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar alkalinizasyonu ürik asit çözünürlüğünü artırsa da kalsiyum-fosfat çökelme riskini artırabilir.

Cevap

İdrar alkalinizasyonu ürik asit çözünürlüğünü artırırken kalsiyum-fosfat çökelme riskini artırabileceği için dikkatle yönetilmelidir.
Tümör Lizis Sendromu yönetiminde idrarın alkalinizasyonu (pH > 7.07.0) ürik asidin çözünürlüğünü artırarak ürik asit nefropatisini önlemede yardımcı olur. Ancak, alkali ortam kalsiyum-fosfat kristalleri için tam tersi bir etki yaratarak bu kristallerin böbrek tübüllerinde daha kolay çökmesine neden olur. Güncel yaklaşımlarda, rasburikaz kullanımı ile ürik asit zaten kontrol altına alınabildiği için, kalsiyum-fosfat çökelme riskini artırmamak adına rutin alkalinizasyondan kaçınılması önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularını analiz et
Yüksek ürik asit, potasyum, fosfor ve düşük kalsiyum saptandı. Bu tablo klasik Tümör Lizis Sendromu'dur (TLSTLS).
Tedavi sonrası hücre yıkımıyla ortaya çıkan tipik metabolik bozuklukları tanımlamak.
2
Yönetim ilkelerini değerlendir
Hidrasyon temeldir. Alkalinizasyon ürik asit için iyidir ama fosfat için kötüdür.
Farklı elektrolit bozuklukları arasındaki ters etkileşimi (kalsiyum-fosfat çarpımı) anlamak.
3
Tedavi seçeneklerini karşılaştır
Alkalinizasyonun kalsiyum-fosfat çökelmesini artırdığı gerçeği en kritik yönetim bilgisidir.
En doğru klinik yaklaşımı seçmek.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromunda (TLS) idrar alkalinizasyonu ürik asit çözünürlüğünü artırırken, kalsiyum-fosfat kristallerinin çökelmesini (metastatik kalsifikasyon) kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 352Soru

44 yaşında, Juvenil İdiyopatik Artrit (JİA) tanısıyla izlenen bir kız çocuk, son haftalarda artan halsizlik ve solukluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda belirgin solukluk ve JİA aktivasyonu ile uyumlu eklem hassasiyeti saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde mikrositik anemi saptanan hastanın değerleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin (Hb)8.88.8 g/dL11.513.511.5 - 13.5
MCV6868 fL758775 - 87
RDW%16.8\%16.8%11.514.5\%11.5 - 14.5
Ferritin7575 ng/mL1014010 - 140
Serum Demiri25μg/dL25 \mu g/dL5012050 - 120
TDBK (TIBC)240μg/dL240 \mu g/dL250400250 - 400
CRP5252 mg/L050 - 5

Bu hastada mevcut laboratuvar bulguları ışığında, aneminin etiyolojisinde kronik hastalık anemisine eşlik eden bir "Demir Eksikliği" bileşeni olduğunu kanıtlamak için en güvenilir laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyinin artmış olması

Cevap

Aneminin etiyolojisinde demir eksikliği bileşenini kanıtlamak için serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyinin yüksek saptanması en güvenilir parametredir.
Doğru yanıt olan sTfR düzeyi artışı, eritroid prekürsör hücrelerin demir ihtiyacını yansıtır ve ferritin gibi akut faz reaksiyonlarından etkilenmez. Bu vakada JİA aktivasyonu ve yüksek CRP nedeniyle ferritin yanıltıcı bir şekilde normal saptanmıştır; bu durumda demir eksikliği bileşenini gösteren en duyarlı parametre sTfR düzeyidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hastada JİA (kronik inflamasyon) mevcuttur; Hb ve MCV düşüklüğü mikrositik anemiyi, yüksek CRP ise aktif inflamasyonu doğrular.
Aneminin türünü ve vücudun mevcut inflamatuar durumunu belirlemek tanı algoritmasının ilk adımıdır.
2
Ferritin ve demir parametrelerinin yorumlanması
Ferritin düzeyinin (7575 ng/mL) normal sınırlarda olması, CRP yüksekliği nedeniyle akut faz reaksiyonuna bağlı olabilir ve gerçek demir depolarını maskeleyebilir.
İnflamasyonda ferritin yükseldiği için, demir eksikliği varlığını ekarte etmek için tek başına yeterli değildir.
3
Kronik hastalık anemisi (KHA) ile demir eksikliği anemisi (DEA) ayırıcı tanısı
KHA'da ferritin yüksek/normal, TDBK düşük; DEA'da ferritin düşük, TDBK yüksektir. Karma tablolarda bu parametreler yanıltıcı olabilir.
Ayırıcı tanıda inflamasyondan etkilenmeyen bir belirtece ihtiyaç duyulur.
4
sTfR (Soluble Transferrin Receptor) kullanımının değerlendirilmesi
sTfR düzeyi doku demir eksikliği durumunda artar ve inflamasyondan etkilenmez. sTfR/log Ferritin indeksi de bu durumlarda çok değerlidir.
İnflamatuar zeminli hastalarda demir eksikliğini kanıtlamak için en hassas ve spesifik belirteçtir.

Anahtar Kavram

İnflamasyon varlığında (akut faz reaksiyonu) demir eksikliğinin tanısında en güvenilir parametre sTfR düzeyidir.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği anemisi ve kronik hastalık anemisi ayırıcı tanısında kullanılan 'Ret-He' (Retikülosit Hemoglobin İçeriği) parametresini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 353Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, giderek artan halsizlik, solukluk ve gövdesinde kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle pediatri polikliniğine getirilmiştir. Hastanın öyküsünden boyunun yaşıtlarından kısa olduğu ve geçmişte birkaç kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği öğrenilmiştir. Fizik muayenede boy 3.3. persentilin altında, mikrosefali, gövde ve ekstremitelerde birkaç adet sütlü kahve (cafe-au-lait) lekesi saptanmıştır. İskelet sisteminde baş parmak ve radius muayenesi normal olarak değerlendirilmiştir. Batın ultrasonografisinde at nalı böbrek anomalisi izlenmiştir. Laboratuvar tetkiklerinde; Hemoglobin (Hb): 8.28.2 g/dLg/dL, Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV): 104104 fLfL, Retikülosit: %\% 0.20.2, Beyaz Küre (BK): 3.100/mm33.100/mm^3 (Mutlak nötrofil sayısı: 1.100/mm31.100/mm^3), Trombosit: 52.000/mm352.000/mm^3 saptanmıştır. Bu hastada kesin tanıya yönelik en özgül laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırılganlık testi

Cevap

Periferik kan lenfositlerinde klastojenik ajanlar (DEB) ile indüklenen kromozom kırıklarının gösterilmesi
Hastada görülen kısa boy, mikrosefali, cafe-au-lait lekeleri, at nalı böbrek ve makrositik pansitopeni tablosu Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) için tipiktir. FAA'da hastaların yaklaşık üçte birinde iskelet anomalisi (baş parmak/radius hipoplazisi) görülmeyebilir. Tanıyı doğrulamak için hücrelerin DNA çapraz bağlayıcı ajanlara karşı hassasiyetini gösteren diepoksibütan (DEB) veya mitomisin C ile indüklenen kromozom kırılganlık testi en özgül ve tanı koydurucu yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik verilerin analizi
Hastada pansitopeni (anemi, lökopeni, trombositopeni) ve makrositoz (MCV>100MCV > 100 fLfL) mevcuttur.
Pansitopeni kemik iliği yetmezliğini, makrositoz ise konjenital kemik iliği yetmezliği sendromlarını düşündürür.
2
Klinik ve fizik muayene bulgularının birleştirilmesi
Kısa boy, mikrosefali ve sütlü kahve lekeleri Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) için tipiktir.
FAA vakalarının çoğunda fiziksel anomaliler hematolojik tablodan önce veya tabloyla birlikte görülür.
3
Visseral (organ) anomalilerinin değerlendirilmesi
At nalı böbrek, FAA'da görülen sık ürogenital anomalilerden biridir.
İskelet sisteminin (baş parmak/radius) normal olması FAA tanısını dışlamaz; vakaların yaklaşık %30\%30'unda iskelet anomalisi görülmez ancak visseral anomaliler eşlik edebilir.
4
Spesifik tanısal testin seçilmesi
DEB testi ile kromozom kırılganlığının gösterilmesi.
FAA, bir DNA onarım bozukluğudur. Hücrelerin DNA çapraz bağlayıcı ajanlara (DEB/MMC) karşı aşırı duyarlılığı tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi'nde iskelet anomalileri olmasa bile kısa boy, pigmentasyon değişiklikleri ve visseral anomaliler (böbrek gibi) eşliğinde pansitopeni görülebilir; tanı klastojenik ajanlarla yapılan kromozom kırılganlık testiyle konur.

Daha Fazla Pratik

Fanconi Aplastik Anemisi tanısı alan hastalarda ileride gelişebilecek skuamöz hücreli karsinom (özellikle baş-boyun) riskini araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 354Soru

16 aylık bir erkek çocuk; solukluk, iştahsızlık ve daha önce kazandığı yürüme yeteneğini kaybetme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Annesinin uzun süredir katı vejetaryen diyet uyguladığı ve bebeğin sadece anne sütü ile beslendiği öğreniliyor. Fizik muayenede dilde papillaların silindiği ve el eklemleri üzerinde hiperpigmentasyon olduğu fark ediliyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar saptanıyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin6.2 g/dL6.2\text{ g/dL}
MCV112 fL112\text{ fL}
Retikülosit%0.4\%0.4
Laktat dehidrogenaz (LDH)3.200 U/L3.200\text{ U/L}
İndirekt Bilirubin2.6 mg/dL2.6\text{ mg/dL}

Bu hastada saptanan belirgin LDH ve bilirubin yüksekliğinin temelindeki patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnefektif eritropoez

Cevap

Megaloblastik anemide görülen laboratuvar bulgularının temel nedeni inefektif eritropoezdir.
Hastada saptanan makrositik anemi, düşük retikülosit sayısı ve çok yüksek LDH/indirekt bilirubin düzeyleri, megaloblastik anemilerde tipik olan inefektif eritropoezi işaret eder. Bu durumda, kemik iliğindeki öncül hücreler olgunlaşamadan yıkılır ve hücre içi enzimler kana karışır. Bu süreç 'psödo-hemoliz' olarak da adlandırılır ve Vitamin B12B_{12} veya folat eksikliğinin karakteristik bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve fizik muayene bulgularını değerlendiriniz.
Vejetaryen anne sütü ile beslenen çocukta nörolojik gerileme (yürüme kaybı), hiperpigmente eklemler ve glossit (dilde papillaların silinmesi) Vitamin B12B_{12} eksikliğini düşündürür.
Vitamin B12B_{12} eksikliği çocuklarda en sık annedeki eksikliğe bağlı olarak infant döneminde makrositik anemi ve nörolojik bulgularla prezente olur.
2
Laboratuvar verilerini yorumlayınız.
Hb 6.2 g/dL6.2\text{ g/dL} (anemi), MCV 112 fL112\text{ fL} (makrositoz), retikülosit %0.4\%0.4 (düşük üretim) ve çok yüksek LDH/bilirubin (hücre yıkımı) saptanmıştır.
Megaloblastik anemilerde DNA sentezi bozulduğu için hücreler kemik iliğinde henüz olgunlaşmadan parçalanır; bu duruma inefektif eritropoez denir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirleyiniz.
Yüksek LDH ve indirekt bilirubin, kemik iliği içindeki bu yıkım (intramedüller hemoliz) sonucunda açığa çıkar.
Bu tablo sıklıkla gerçek hemolitik anemilerle karıştırılır ancak düşük retikülosit sayısı ayrımda kritiktir.

Anahtar Kavram

Megaloblastik anemilerde (Vitamin B12B_{12} ve Folat eksikliği) görülen inefektif eritropoez, periferik kanda 'psödo-hemoliz' (yüksek LDH ve indirekt bilirubin) tablosuna neden olur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 355Soru

55 yaşındaki kız çocuk, yaklaşık 33 haftadır giderek artan sabah kusmaları ve yürümede dengesizlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ataksik yürüyüş, bilateral papil ödem ve sol 66. kranial sinir felci saptanıyor. Kraniyal MR incelemesinde 44. ventrikül tabanından köken alan, ventrikül içini doldurarak Luschka ve Magendie deliklerinden subaraknoid mesafeye uzanım gösteren ve içerisinde belirgin kalsifikasyonlar barındıran bir kitle tespit ediliyor. Bu klinik ve radyolojik bulgularla en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ependimom

Cevap

Ependimom
Ependimomlar çocukluk çağında posterior fossada en sık görülen üçüncü tümördür. Bu tümörler tipik olarak 44. ventrikülün tabanından köken alarak ventrikül içini doldurur ve foramina Luschka ile Magendie yoluyla subaraknoid mesafeye uzanım gösterirler. Radyolojik olarak kalsifikasyon içermeleri (50%50\%) ve ventrikül tabanına komşulukları nedeniyle kranial sinir felçlerine (özellikle 66. sinir) yol açmaları tanısal ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Sabah kusmaları ve papil ödem artmış kafa içi basıncını (KİBAS), ataksi ise beyincik veya arka çukur etkilenmesini gösterir.
Hastanın temel başvuru nedenlerini lokalize etmek için gereklidir.
2
Kranial sinir felcinin değerlendirilmesi
6. kranial sinir felci, kitlenin beyin sapına veya 4. ventrikül tabanına olan basısını işaret eder.
Anatomik lokalizasyonu kesinleştirmek için önemlidir.
3
Radyolojik bulguların yorumlanması
4. ventrikül tabanından köken alma, kalsifikasyon varlığı ve çıkış deliklerinden subaraknoid mesafeye uzanım (plastik görünüm) ependimom tanısını destekler.
Medulloblastom (tavan yerleşimi, az kalsifikasyon) ve diğer arka çukur tümörlerinden ayırıcı tanı yapılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Ependimomların posterior fossada tipik olarak 4. ventrikül tabanından köken alması ve kalsifikasyon içermesi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 356Soru

Orak hücreli anemi (HbSSHbSS) tanısı ile izlenen 1010 yaşındaki bir çocuk; 11 hafta önce şiddetli vazo-oklüzif kriz nedeniyle eritrosit süspansiyonu transfüzyonu almıştır. Bugün halsizlik, şiddetli kemik ağrıları ve idrar renginde belirgin koyulaşma şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 4.84.8 g/dLg/dL saptanıyor (Hastanın transfüzyon öncesi bazal değeri: 6.56.5 g/dLg/dL, transfüzyon sonrası değeri: 10.210.2 g/dLg/dL). Retikülosit oranı %18\%18, indirekt bilirubin 5.45.4 mg/dLmg/dL ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) 28002800 U/LU/L olarak ölçülüyor. Direkt Coombs testi negatif saptanan hastada periferik yaymada polikromazi ve çok sayıda orak hücre görülüyor.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperhemoliz sendromu (Gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonu)

Cevap

Hiperhemoliz sendromu (Gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonu)
Hiperhemoliz sendromu, özellikle orak hücreli anemi hastalarında transfüzyon sonrası görülen, hem transfüze edilen kanın hem de hastanın kendi sağlıklı/orak hücrelerinin yıkıldığı (bystander hemolysis) ağır bir tablodur. Hastanın mevcut hemoglobin değerinin (4.84.8 g/dLg/dL), transfüzyon öncesindeki bazal değerinden (6.56.5 g/dLg/dL) daha düşük olması bu tabloyu diğer krizlerden ayıran en spesifik bulgudur. Yüksek retikülosit ve hemoliz bulguları tanıyı pekiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin değerlerinin trendini analiz et
Bazal: 6.56.5, Transfüzyon sonrası: 10.210.2, Mevcut: 4.84.8 g/dLg/dL. Hemoglobinin transfüzyon öncesi seviyenin bile altına düştüğü görülmektedir.
Bu durum 'bystander' (yanında duran) hemoliz olarak adlandırılan, hastanın kendi eritrositlerinin de yıkıldığı hiperhemoliz sendromunun temel özelliğidir.
2
Retikülosit sayısını değerlendir
Retikülosit %18\%18 (yüksek).
Yüksek retikülosit oranı kemik iliğinin aktif olduğunu gösterir ve aplastik kriz veya megaloblastik kriz olasılığını dışlar.
3
Hemoliz parametrelerini incele
Yüksek LDHLDH (28002800 U/LU/L) ve indirekt bilirubin (5.45.4 mg/dLmg/dL).
Bu bulgular vazo-oklüzif krizden ziyade aktif ve ağır bir hemolitik süreci destekler.

Anahtar Kavram

Orak hücreli anemide transfüzyon sonrası gelişen ve hemoglobin değerinin transfüzyon öncesi bazal seviyenin altına düşmesine neden olan 'Hiperhemoliz Sendromu', hem transfüze edilen hem de hastanın kendi eritrositlerinin yıkımıyla karakterize, hayati tehdit edici bir komplikasyondur.
Soru 357Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık üç aydır devam eden sağ uyluk ağrısı ve son iki haftadır bu şikayete eklenen düşük dereceli ateş nedeniyle getirilmiştir. Fizik muayenede sağ femur orta kesiminde belirgin hassasiyet, lokal sıcaklık artışı ve yumuşak doku şişliği saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde eritrosit sedimentasyon hızı (110110 mm/saatmm/saat) ve C-reaktif protein (8585 mg/Lmg/L) yüksek bulunmuş, lökositoz izlenmiştir. Radyolojik görüntülemede femur diyafizinde permeatif litik lezyon ve 'soğan zarı' (onion skin) tarzında periost reaksiyonu görülmüştür. Yapılan biyopsi örneğinin sitogenetik incelemesinde t(11;22)(q24;q12)t(11;22)(q24;q12) translokasyonu saptanmıştır.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ewing sarkomu

Cevap

Ewing sarkomu
Doğru seçenek Ewing sarkomudur. Çocukluk çağı kemik tümörleri arasında diyafizer yerleşim gösteren, radyolojide soğan zarı manzarasına yol açan ve klinik olarak ateş, sedimentasyon yüksekliği gibi enfeksiyonu taklit eden bulgular veren temel tümör Ewing sarkomudur. t(11;22)t(11;22) translokasyonu ise tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Ateş, lökositoz ve yüksek sedimentasyon hızı sistemik bir süreci işaret eder.
Bu tablo osteomiyelit ile karışabilir ancak malign kemik tümörlerinde de (özellikle Ewing) sık görülür.
2
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Lezyon diyafizer yerleşimlidir ve 'soğan zarı' (onion skin) periost reaksiyonu mevcuttur.
Ewing sarkomu diyafizde, osteosarkom ise metafizde yerleşme eğilimindedir.
3
Sitogenetik markerın yorumlanması
t(11;22)(q24;q12)t(11;22)(q24;q12) translokasyonu saptanmıştır.
Bu translokasyon Ewing sarkomu ailesi tümörleri için patognomoniktir (EWSR1-FLI1 füzyonu).

Anahtar Kavram

Ewing Sarkomu Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 358Soru

1111 aylık bir erkek bebek, son 22 aydır giderek artan halsizlik, iştahsızlık ve solukluk şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden 44 aylıktan itibaren sadece taze keçi sütü ile beslendiği, ek gıdaya geçilmediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk saptanıyor; karaciğer ve dalak ele gelmiyor, nörolojik muayenesi ise doğal bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde Hemoglobin: 7.57.5 g/dL, MCV: 112112 fL, RDW: %19\%19 saptanıyor ve periferik yaymada hipersegmente nötrofiller izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Folat eksikliği anemisi

Cevap

Folat eksikliği anemisi
Folat eksikliği anemisi bu vaka için en olası tanıdır. Keçi sütü, folat bakımından oldukça fakirdir ve bu sütle beslenen bebeklerde megaloblastik anemi gelişme riski yüksektir. Hastadaki yüksek MCV, hipersegmente nötrofiller ve nörolojik bulguların yokluğu bu tanıyı klinik olarak destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Beslenme öyküsünü değerlendirmek
Dört aylıktan itibaren taze keçi sütü ile beslenme, folat eksikliği için spesifik bir risk faktörü olarak belirlenir.
Keçi sütünün folat içeriği anne sütü ve inek sütüne göre anlamlı derecede düşüktür.
2
Laboratuvar verilerini (Hemoglobin, MCV, RDW) yorumlamak
Hemoglobin düşüklüğü ile birlikte yüksek MCV (>100>100 fL) ve yüksek RDW değerleri megaloblastik anemi düşündürür.
Megaloblastik anemilerde nükleer matürasyon bozukluğu nedeniyle eritrosit hacmi artar (makrositoz).
3
Klinik bulgularla ayırıcı tanı yapmak
Hastada nörolojik bulguların olmaması ve periferik yaymada hipersegmente nötrofillerin varlığı, beslenme öyküsüyle birleştirildiğinde folat eksikliğini doğrular.
Vitamin B12 eksikliğinden farklı olarak, izole folat eksikliğinde subakut kombine dejenerasyon gibi nörolojik tutulumlar beklenmez.

Anahtar Kavram

Keçi sütü tüketimi ile ilişkili diyetsel folat eksikliği
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 359Soru

99 yaşındaki bir erkek hasta, son 11 aydır giderek şiddetlenen sabah kusmaları ve yürümede dengesizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin gövde ataksisi ve bilateral papil ödemi saptanmıştır. Çekilen kraniyal MRIMRI incelemesinde serebellar vermisten köken alan ve dördüncü ventrikülü dolduran solid kitle izlenmiştir. Tümörün total rezeksiyonu sonrası yapılan histopatolojik incelemede medulloblastom tanısı doğrulanmıştır. Moleküler analizde monozomi 6 saptanmış olup, immünohistokimyasal incelemede **β\beta-katenin nükleer pozitifliği** gözlenmiştir. Bu hastadaki medulloblastom alt tipi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diğer alt tiplerin aksine, bu grupta 55 yıllık sağkalım beklentisi %90\%90’ın üzerindedir.

Cevap

WNT moleküler alt tipine sahip medulloblastomlarda 5 yıllık sağkalım oranı %90’ın üzerindedir.
WNT moleküler alt grubu, medulloblastomlar arasında en iyi prognoza sahip olan gruptur. Monozomi 6 saptanması ve β\beta-kateninin nükleer ekspresyonu bu grup için patognomoniktir. 55 yıllık sağkalım oranları %90\%90’ın üzerindedir ve genellikle daha büyük çocuklarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verilerin değerlendirilmesi
Hastanın yaşı (9), serebellar vermis yerleşimi ve medulloblastom tanısı doğrulanmış.
Vaka medulloblastomun tipik bir sunumunu göstermektedir.
2
Moleküler belirteçlerin analizi
Monozomi 6 ve nükleer β\beta-katenin ekspresyonu WNT alt grubunu işaret eder.
Medulloblastomda WNT yolağı aktivasyonu için en spesifik bulgu β\beta-kateninin nükleusta saptanmasıdır.
3
Prognoz ve klinik özelliklerin eşleştirilmesi
WNT grubu medulloblastomlar tüm alt gruplar içinde en iyi prognoza sahiptir.
WNT grubunda sağkalım oranları standart tedavi ile %90'ın üzerindedir.

Anahtar Kavram

Medulloblastomun moleküler alt sınıflaması (WNT, SHH, Grup 3, Grup 4) ve prognostik önemi.

Daha Fazla Pratik

Medulloblastomda evreleme için kraniospinal MRI ve BOS sitolojisinin önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 360Soru

Down sendromu tanısı ile izlenen 2,52,5 yaşındaki bir çocuk; son bir haftadır gelişen iştahsızlık, solukluk ve bacaklarında morluklar şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde hepatosplenomegali ve yaygın peteşiler saptanıyor. Kemik iliği aspirasyonunda blastik infiltrasyon izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve klinik özellikler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası tanı Akut Megakaryoblastik Lösemi (AML-M7) olup, Down sendromlu çocuklarda bu tipin tedaviye yanıtı oldukça iyidir.

Cevap

En olası tanı Akut Megakaryoblastik Lösemi (AML-M7) olup, Down sendromlu çocuklarda bu tipin tedaviye yanıtı oldukça iyidir.
Down sendromlu çocuklarda hayatın ilk 33 yılında AML gelişme riski ALL'ye göre daha yüksektir ve bu vakaların büyük çoğunluğu Akut Megakaryoblastik Lösemi (AML-M7) tipindedir. Bu spesifik grup, Down sendromu olmayan AML-M7 hastalarının aksine tedaviye çok iyi yanıt verir ve sürvi oranları oldukça yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Down sendromu + 33 yaş altı (2,52,5 yaş) + Pansitopeni/Blastik infiltrasyon.
Hastanın temel risk faktörlerini ve yaş grubunu belirlemek lösemi tipini tahmin etmede kritiktir.
2
Yaşa göre lösemi tipini belirle
Down sendromlu çocuklarda 33 yaş altında AML-M7 (Akut Megakaryoblastik Lösemi) en sık görülen tiptir.
Down sendromunda lösemi riski 102010-20 kat artmıştır; 33 yaş sonrası ALL, 33 yaş öncesi ise AML (M7) ön plandadır.
3
Prognozu değerlendir
Down sendromlu AML-M7 olguları kemoterapiye çok duyarlıdır ve prognozları iyidir.
GATA1 mutasyonları ve sitozin arabinozid metabolizmasındaki farklılıklar bu hastalarda tedavi başarısını artırır.

Anahtar Kavram

Down sendromunda yaşa göre lösemi tipi dağılımı ve AML-M7 prognozu
ÖncekiSayfa 18 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 18 | Examkin