Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 301Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, boy kısalığı ve görme bozukluğu şikayetleri ile pediatri polikliniğine getiriliyor. Yapılan radyolojik incelemelerde suprasellar bölgede yerleşmiş, kistik komponentleri olan ve kalsifikasyonlar içeren bir kitle saptanıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kraniyofarenjiyom

Cevap

Kraniyofarenjiyom
Kraniyofarenjiyom, çocukluk çağında suprasellar bölgenin en sık görülen tümörüdür. Klinik olarak optik kiyazma basısına bağlı görme alanı kusurları ve hipotalamo-hipofizer aks basısına bağlı endokrin bozukluklar (boy kısalığı, diyabetes insipidus) ile prezente olur. Radyolojik olarak kistik yapı ve kalsifikasyon varlığı tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kitlenin yerleşim yerini analiz et
Kitle suprasellar (sella tursika üzeri) bölgededir.
Yerleşim yeri, ayırıcı tanıda en kritik basamaktır.
2
Radyolojik özellikleri değerlendir
Kistik yapı ve kalsifikasyon saptanmıştır.
Kraniyofarenjiyomların yaklaşık %90\%90'ında kalsifikasyon görülür.
3
Klinik bulgularla birleştir
Boy kısalığı (büyüme hormonu eksikliği) ve görme bozukluğu (optik kiyazma basısı) tabloyu tamamlar.
Endokrin ve nörolojik bulguların birlikteliği tanıyı destekler.

Anahtar Kavram

Çocuklarda suprasellar bölgenin en sık görülen tümörü kraniyofarenjiyomdur ve karakteristik olarak kalsifikasyon içerir.

İpuçları

1
Bu tümör suprasellar bölgede yerleşir ve çocuklarda endokrin bozukluklara yol açabilir.

Daha Fazla Pratik

Rathke kesesi kalıntılarından köken alan bu tümörün patolojik alt tiplerini (adamantinomatöz vs papiller) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 302Soru

1414 aylık bir erkek çocuk; belirgin büyüme geriliği ve giderek artan solukluk şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde tartı ve boy gelişimi 33. persentilin altında saptanıyor; nörolojik muayenesi ise doğal bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Hemoglobin 6.5 g/dL6.5 \text{ g/dL}, MCV 108 fL108 \text{ fL}, lökosit 4.200/mm34.200 \text{/mm}^3 (parçalı %3535, lenfosit %6060), trombosit 160.000/mm3160.000 \text{/mm}^3 ve retikülosit %0.50.5 olarak saptanıyor. Periferik yaymada belirgin makrositoz ve nötrofillerde hipersegmentasyon izleniyor. Hastaya bir ay önce başlanan parenteral B12B_{12} vitamini ve oral folik asit tedavisine rağmen hemoglobin değerinde artış görülmüyor. İdrar incelemesinde sedimentte ince beyaz kristaller fark ediliyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalıtsal orotik asidüri

Cevap

Kalıtsal orotik asidüri
Kalıtsal orotik asidüri, pirimidin sentez yolundaki UMP sentaz enziminin eksikliği sonucu gelişen, otozomal resesif geçişli nadir bir hastalıktır. Hastalar klasik olarak megaloblastik anemi, büyüme geriliği ve idrarda orotik asit kristallerinin görülmesiyle başvurur. Bu anemi tipi B12B_{12} ve folik asit tedavisine dirençlidir; tedavide oral üridin replasmanı kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Yüksek MCV (108 fL108 \text{ fL}) ve hipersegmentasyon gösteren nötrofiller ile megaloblastik anemi tanısı konur.
Aneminin morfolojik tipini belirlemek için gereklidir.
2
Tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Parenteral B12B_{12} ve folat tedavisine rağmen hemoglobin artışı olmaması, aneminin 'refrakter' (dirençli) olduğunu gösterir.
Sık görülen nütrisyonel nedenleri dışlamak için gereklidir.
3
Spesifik klinik ipucunun yorumlanması
İdrardaki beyaz kristaller ve eşlik eden büyüme geriliği, pirimidin sentez basamağındaki UMP sentaz enzim eksikliğine (orotik asidüri) işaret eder.
Ayırıcı tanıda nadir görülen metabolik nedenleri belirlemek için anahtar bulgudur.

Anahtar Kavram

B12 ve folat tedavisine dirençli, büyüme geriliği ve idrarda orotik asit kristalleri ile seyreden megaloblastik anemi tanısı kalıtsal orotik asidüridir.
Soru 303Soru

İki haftadır devam eden dirençli ateş ve karın şişliği şikayetleriyle getirilen 6 yaşındaki kız hastanın fizik muayenesinde solukluk ve hepatosplenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 8.2 g/dL, mutlak nötrofil sayısı 750/mm³, trombosit sayısı 45.000/mm³, ferritin 6000 ng/mL ve trigliserid 450 mg/dL olarak bulunuyor. Kemik iliği aspirasyonunda hemofagositoz izlenen hastada, Hemofagositik Lenfohistiyositoz (HLH) tanısını desteklemek için aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin eşlik etmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fibrinojen düzeyinin 150 mg/dL'nin altında olması

Cevap

Fibrinojen düzeyinin 150 mg/dL'nin altında olması
Hemofagositik Lenfohistiyositoz (HLH-2004) tanı kriterleri şunlardır: (1) Ateş, (2) Splenomegali, (3) Sitopeniler (en az 2 seride), (4) Hipertrigliseridemi ve/veya Hipofibrinojenemi (≤150 mg/dL), (5) Hemofagositoz, (6) Düşük/Yok NK hücre aktivitesi, (7) Hiperferritinemi (>500 ng/mL), (8) Yüksek sCD25. Soruda verilen hasta klinik ve laboratuvar bulgularıyla HLH ile uyumludur ve hipofibrinojenemi bu tanıyı destekleyen majör kriterlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanı
Dirençli ateş, hepatosplenomegali ve sitopeniler (anemi, nötropeni, trombositopeni) sistemik bir hiperinflamatuar tabloyu işaret etmektedir.
Bu bulgular sepsis, lösemi veya hemofagositik lenfohistiyositoz (HLH) ayırıcı tanısını gerektirir.
2
Spesifik laboratuvar bulgularını HLH kriterleri ile eşleştir
Yüksek ferritin (>500), hipertrigliseridemi (>265) ve kemik iliğinde hemofagositoz varlığı HLH-2004 tanı kriterlerini karşılamaktadır.
HLH tanısı için 8 kriterden en az 5'inin varlığı veya moleküler tanı gereklidir.
3
Eksik kriteri seçenekler arasından belirle
Hipofibrinojenemi (≤150 mg/dL) tanı kriterlerinden biridir.
Diğer seçeneklerde verilen bulgular (Yüksek ESH, Yüksek NK aktivitesi, Düşük sCD25, Lökositoz) HLH fizyopatolojisi ile uyumlu değildir veya tam tersi yönde (örneğin ESH düşüklüğü) beklenir.

Anahtar Kavram

Hemofagositik Lenfohistiyositoz (HLH) Tanı Kriterleri

İpuçları

1
HLH, 'sitokin fırtınası' ile giden, ancak koagülasyon proteinlerinin tüketildiği bir tablodur.
2
Bu hastalıkta sedimentasyon hızını (ESH) belirleyen temel protein olan fibrinojen karaciğerde yapılamaz veya tüketilir.
3
Tanı kriterlerinde 'hipertrigliseridemi' ile eşleşen diğer metabolik bozukluk 'hipo...' ile başlar.

Daha Fazla Pratik

HLH tedavisinde kullanılan etoposid ve deksametazon protokollerinin yan etkilerini ve tedavi yanıt kriterlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 304Soru

3030 aylık bir kız çocuk, iştahsızlık ve toprak yeme (pika) şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda belirgin solukluk saptanıyor. Hastadan istenen laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)8.8 g/dL8.8 \text{ g/dL}
MCV62 fL62 \text{ fL}
RDW%19.5\%19.5
Serum Demiri22μg/dL22 \mu\text{g/dL}
Serum Ferritin6 ng/mL6 \text{ ng/mL}
Toplam Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)460μg/dL460 \mu\text{g/dL}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Düşük Hb, düşük MCV, artmış RDW ve düşük ferritin seviyeleri ile karakterize olan demir eksikliği anemisi
Hastanın klinik tablosu (pika, solukluk) ve laboratuvar bulguları (düşük hemoglobin, mikrositoz, belirgin RDW artışı ve boşalmış demir depolarını gösteren düşük ferritin/yüksek TDBK) tipik demir eksikliği anemisi tablosudur.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi varlığını ve tipini belirle
Hb: 8.8 g/dL8.8 \text{ g/dL} (düşük) ve MCV: 62 fL62 \text{ fL} (düşük) olması mikrositik anemi olduğunu gösterir.
Yaş grubuna göre Hb alt sınırı 11 g/dL11 \text{ g/dL} kabul edilir.
2
Eritrosit dağılım genişliğini (RDW) değerlendir
RDW: %19.5\%19.5 (yüksek) olması eritrositlerin boyut olarak heterojen olduğunu gösterir.
Demir eksikliği anemisinde eritrosit boyutu değişkenliği (anizositoz) nedeniyle RDW artar.
3
Demir depolarını kontrol et
Ferritin: 6 ng/mL6 \text{ ng/mL} (düşük) ve TDBK: 460μg/dL460 \mu\text{g/dL} (yüksek) saptanmıştır.
Ferritin, vücut demir depolarını en iyi gösteren parametredir ve eksiklikte ilk düşen değerdir.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde laboratuvar paterninin (mikrositoz + yüksek RDW + düşük ferritin) tanınması
Tahmini Süre:45s
Soru 305Soru

2.52.5 yaşındaki bir erkek çocuk, son zamanlarda belirginleşen karın şişliği nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede batında orta hattı geçen, yüzeyi düzensiz ve sert bir kitle palpe ediliyor. Bu hastada kitlenin Wilms tümöründen ziyade nöroblastom lehine değerlendirilmesini sağlayan en güçlü radyolojik veya laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batın bilgisayarlı tomografisinde kitle içerisinde kalsifikasyon odaklarının görülmesi

Cevap

Kitlenin kalsifikasyon içermesi ve orta hattı geçmesi nöroblastom tanısını güçlü bir şekilde destekler.
Nöroblastom, sempatik zincir ganglionlarından veya adrenal medulladan köken alan, çocukluk çağının en sık görülen ekstrakraniyal solid tümörüdür. Klinik olarak orta hattı geçmesi, yüzeyinin nodüler/düzensiz olması ve radyolojik olarak (BT veya USG'de) kalsifikasyon içermesi (%85) en tipik ayırt edici özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Kitle özelliklerini analiz et
Hastada orta hattı geçen, düzensiz ve sert bir kitle mevcuttur.
Nöroblastom genellikle orta hattı geçer ve infiltratiftir; Wilms tümörü ise genellikle orta hattı geçmez ve daha düzgün sınırlıdır.
2
Radyolojik bulguları karşılaştır
Kalsifikasyon nöroblastomda %8585 oranında görülür.
Wilms tümöründe kalsifikasyon nadir görülen bir bulgudur, bu nedenle ayırıcı tanıda değerlidir.
3
Eşlik eden bulguları değerlendir
Hemihitertrofi, hematüri ve venöz invazyon elenir.
Bu bulguların tamamı Wilms tümörü lehine olan bulgulardır.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms Tümörü Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 306Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, taze bakla tüketimini takiben aniden gelişen karın ağrısı, belirgin solukluk ve idrar renginde çay rengine benzer koyulaşma şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hafif ikter ve taşikardi saptanan hastanın periferik yaymasında "ısırılmış hücreler" (bitebite cellscells) görülüyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası eritrosit enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği

Cevap

Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği
Vakada tanımlanan bakla tüketimi (favizm), ani gelişen hemoliz, hemoglobinüri (çay rengi idrar) ve periferik yaymadaki ısırılmış hücreler (bitebite cellscells), Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliğinin klasik bulgularıdır. Bu hastalıkta NADPH üretimi yetersiz olduğu için eritrositler oksidatif hasara karşı savunmasız kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tetikleyiciyi analiz et
Bakla (favizm) tüketimi oksidatif stres yaratır.
G6PD eksikliği olan bireylerde oksidatif stres (ilaç, enfeksiyon, bakla) hemolizi başlatır.
2
Periferik yayma bulgularını yorumla
Isırılmış hücreler (bitebite cellscells) ve Heinz cisimcikleri.
Oksitlenen hemoglobinin (Heinz cisimcikleri) dalak makrofajları tarafından eritrositlerden uzaklaştırılması sonucu bu hücreler oluşur.
3
Tanıyı koy
G6PD eksikliği.
Bakla tüketimi sonrası ani gelişen hemoliz ve karakteristik yayma bulguları bu tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

G6PD eksikliği, X'e bağlı kalıtılan, oksidatif stres sonrası akut hemoliz ve periferik yaymada 'bite cells' ile karakterize en yaygın eritrosit enzim bozukluğudur.
Soru 307Soru

44 yaşında bir kız çocuk; yaklaşık 22 haftadır devam eden halsizlik, bacak ağrısı ve solukluk şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde yaygın peteşi ve purpuraları, bilateral servikal lenfadenopatileri, kot yayını 33 cmcm geçen hepatomegalisi ve 22 cmcm geçen splenomegalisi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.27.2 g/dLg/dL, lökosit sayısı 55.000/mm355.000/mm^3 ve trombosit sayısı 28.000/mm328.000/mm^3 olarak bulunuyor. Kemik iliği aspirasyonunda %92\%92 oranında L1L1 tipi blastlar saptanarak B-hücreli akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısı konuyor. Hastanın yapılan konvansiyonel sitogenetik (karyotip) incelemesi normal sonuçlanırken, moleküler yöntemlerle (FISH/RT-PCR) t(12;21)t(12;21) [ETV6RUNX1][ETV6-RUNX1] translokasyonu saptanıyor. Bu hasta ve saptanan genetik anomali ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu translokasyon çocukluk çağı B-hücreli ALL'lerinde en sık saptanan yapısal genetik anomalidir ve oldukça iyi bir prognozla ilişkilidir.

Cevap

Saptanan t(12;21) (ETV6-RUNX1) translokasyonu, çocukluk çağı B-hücreli ALL'de en sık görülen yapısal genetik anomalidir ve prognozu oldukça iyidir.
Doğru olan ifade, bu translokasyonun çocukluk çağı B-hücreli ALL'lerinde en sık saptanan yapısal genetik anomali olduğu ve oldukça iyi bir prognozla ilişkili olduğudur. t(12;21) [ETV6RUNX1][ETV6-RUNX1], vakaların yaklaşık %25\%25'inde görülür ve saptanması için moleküler yöntemler (FISH/RT-PCR) gereklidir çünkü standart karyotip analizinde görülmez (kriptiktir).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi.
4 yaşında, 55.000 lökositli, B-hücreli ALL tanısı alan bir hasta profili belirlendi.
Hastanın klinik risk grubunu ve tanısal özelliklerini anlamak için başlangıç değerlendirmesi yapılır.
2
Sitogenetik bulguların yorumlanması.
Karyotipin normal olması ancak moleküler yöntemle t(12;21) saptanması, bu anomalinin 'kriptik' olduğunu gösterir.
t(12;21) ışık mikroskobuyla görülemeyen, moleküler düzeyde saptanabilen bir anomalidir.
3
Prognostik önemin belirlenmesi.
t(12;21) çocukluk çağı B-ALL'de en sık görülen (%25) yapısal anomali olup oldukça iyi prognozla (favorable) ilişkilidir.
Modern pediatrik onkolojide sitogenetik özellikler, lökosit sayısı gibi klinik faktörlerden daha belirleyici bir prognostik güce sahiptir.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağı ALL'de t(12;21) (ETV6-RUNX1) karakteristikleri

Daha Fazla Pratik

Diğer sitogenetik anomalilerden t(9;22) ve t(4;11)'in prognozu ve klinik özellikleri üzerine çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 308Soru

33 yaşında bir çocuk, karın şişliği ve iştahsızlık şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede batında orta hattı geçen, sert ve düzensiz sınırlı kitle palpe ediliyor. Batın tomografisinde kitlenin aorta ve çölyak arteri daraltmadan çevrelediği (encasement) ve içerisinde yaygın kalsifikasyonlar barındırdığı saptanıyor. Bu klinik tablo ve radyolojik bulgular ışığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kitlenin vasküler yapıları daraltmadan sarması (encasement), Wilms tümörü için tipik bir radyolojik bulgudur.

Cevap

Kitlenin vasküler yapıları daraltmadan sarması (encasement) bulgusu Wilms tümörü için değil, nöroblastom için tipiktir.
Vignette'de tanımlanan hasta; yaş (33 yaş), kitlenin orta hattı geçmesi, düzensiz sınırlı olması, kalsifikasyonlar içermesi ve damarları 'encasement' şeklinde sarmasıyla tipik bir Nöroblastom vakasıdır. Nöroblastom, damarları daraltmadan çevreleme eğilimindeyken; Wilms tümörü genellikle orta hattı geçmez, düzgün sınırlıdır, kalsifikasyon nadirdir ve damarları sarmak yerine yerini değiştirir veya renal ven/vena cava içine tümör trombüsü ile invazyon yapar. Bu nedenle vasküler sarmalamanın Wilms için tipik olduğu ifadesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Hasta 33 yaşında, kitle orta hattı geçiyor, düzensiz sınırlı, kalsifikasyonlar içeriyor ve damarları sarmış (encasement).
Bu bulguların tamamı (özellikle orta hattı geçme ve kalsifikasyon) Wilms tümöründen ziyade nöroblastomu işaret eder.
2
Vasküler tutulum özelliklerini değerlendir.
Nöroblastom damarları sarar (encasement), Wilms tümörü damarları iter veya içine girer (tümör trombüsü).
Bu ayırıcı tanı, çocukluk çağı abdominal kitlelerinde radyolojik olarak kritiktir.
3
Prognostik ve laboratuvar parametrelerini doğrula.
VMA/HVAVMA/HVA yüksekliği, 1818 ay üstü yaş, diploid DNA ve NmycN-myc amplifikasyonu nöroblastom ile uyumlu diğer özelliklerdir.
Soruda verilen diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olanı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms Tümörü Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

Nöroblastom evrelemesinde INRGSS (IDRF temelli) ve eski INSS (cerrahi temelli) farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 309Soru

Beş yaşında bir erkek çocuk, halsizlik ve vücudunda kendiliğinden oluşan morluklar nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden son bir yıldır büyüme hızının yavaşladığı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve baş çevresi 3.3. persentilin altında saptanıyor. Ciltte yaygın sütlü kahve (café-au-lait) lekeleri ve hipopigmente maküller mevcut. Sol el başparmağının hipoplazik olduğu, sağ el başparmağının ise normalden daha proksimalde yerleştiği ve tenar bölgenin düzleştiği görülüyor. Laboratuvar incelemesinde; Hb: 7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}, BK: 2,900/mm32,900\text{/mm}^3 (mutlak nötrofil sayısı: 850/mm3850\text{/mm}^3), Trombosit: 38,000/mm338,000\text{/mm}^3, MCV: 106 fL106\text{ fL} ve Retikülosit: %0.1\%0.1 olarak saptanıyor. Bu hastada kesin tanıya yönelik istenmesi gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırık analizi

Cevap

Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırık analizi
Hastada saptanan kısa boy, mikrosefali, cilt bulguları ve başparmak anomalileri eşliğindeki makrositik pansitopeni tablosu Fanconi Aplastik Anemisi için klasiktir. Bu hastalığın patogenezinde DNA onarım defekti yer alır ve tanıda lenfosit kültürlerinde diepoksibütan (DEB) veya mitomisin-C gibi ajanlarla indüklenen kromozom kırıklarının gösterilmesi altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada kısa boy, mikrosefali, café-au-lait lekeleri ve başparmak anomalileri (hipoplazi, proksimal yerleşim) mevcuttur.
Bu bulgular en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromu olan Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) için tipiktir.
2
Laboratuvar değerlerinin yorumlanması
Pansitopeni (HbHb, BKBK ve trombosit düşüklüğü) ile birlikte makrositoz (MCV:106 fLMCV: 106\text{ fL}) ve retikülositopeni saptanmıştır.
FAA'da pansitopeni öncesi ilk laboratuvar bulgusu genellikle makrositozdur; kemik iliği yetmezliği tablosunu destekler.
3
Ayırıcı tanı ve kesin tanı testi seçimi
Fizik muayene ve laboratuvar bulguları FAA'yı işaret etmektedir. Kesin tanı için DNA onarım defektini gösteren sitogenetik test gereklidir.
FAA hücreleri DNA çapraz bağlayıcı ajanlara (DEB, Mitomisin-C) karşı aşırı duyarlıdır ve bu ajanlarla karşılaştıklarında kromozom kırıkları oluşur.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi Tanısı

Daha Fazla Pratik

Fanconi Aplastik Anemisi olan hastalarda ilerleyen yaşlarda gelişebilecek maligniteleri (AML, skuamöz hücreli karsinom) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 310Soru

On sekiz aylık bir erkek çocuk, sünnet operasyonu sonrası gelişen ve bası ile durdurulamayan kanama nedeniyle acil servise getirilmiştir. Öz geçmişinde göbek kordonunun 20. günde düştüğü ve emeklemeye başladığından beri bacaklarında sık sık morluklar oluştuğu öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde gövdede yaygın peteşiler ve ekstremitelerde ekimozlar saptanmıştır. Karaciğer ve dalak palpe edilememiştir. Laboratuvar tetkiklerinde saptanan bulgular aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Trombosit sayısı38.000/mm338.000/mm^3150.000450.000150.000 - 450.000
MPVMPV (Ortalama Trombosit Hacmi)15,4fL15,4 fL7,410,47,4 - 10,4
Kanama Zamanı14dakika14 dakika292 - 9
PTPT12saniye12 saniye111511 - 15
aPTTaPTT32saniye32 saniye253525 - 35

Periferik yayma incelemesinde trombositlerin belirgin derecede büyük olduğu ve bazılarının eritrosit boyutuna ulaştığı gözlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bernard-Soulier Sendromu

Cevap

Bernard-Soulier Sendromu
Hastada saptanan trombositopeni, belirgin derecede yüksek MPVMPV değeri (dev trombositler) ve normal koagülasyon zamanları ile birlikte sünnet sonrası durmayan kanama öyküsü Bernard-Soulier Sendromu'nu işaret eder. Bu hastalıkta trombosit yüzeyindeki Glikoprotein Ib/IX/VIb/IX/V kompleksi eksiktir, bu da trombositlerin damar duvarına adhezyonunu bozar. Periferik yaymada eritrosit büyüklüğündeki trombositler tanı için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve laboratuvar verilerinin primer/sekonder hemostaz ayrımı açısından değerlendirilmesi.
Hastada peteşi, ekimoz ve mukoza kanaması (sünnet sonrası kanama) mevcuttur. Laboratuvarda PTPT ve aPTTaPTT normal, kanama zamanı uzundur. Bu durum sorunun 'Primer Hemostaz' (trombositler veya damar yapısı) aşamasında olduğunu doğrular.
Primer hemostaz bozukluklarında kanama zamanı uzarken, sekonder hemostaz bozukluklarında (faktör eksiklikleri) PTPT veya aPTTaPTT uzar.
2
Trombosit sayısı ve boyutu (MPVMPV) arasındaki ilişkinin incelenmesi.
Trombosit sayısı düşük (38.000/mm338.000/mm^3) iken MPVMPV değeri normalin çok üzerindedir (15,4fL15,4 fL). Periferik yaymada 'dev trombositlerin' görülmesi tanıyı daraltır.
Trombositopeniye eşlik eden dev trombositler, Bernard-Soulier Sendromu ve May-Hegglin anomalisi gibi kısıtlı bir grup hastalıkta görülür.
3
Ayırıcı tanıda spesifik hastalıkların elenmesi.
Glanzmann'da sayı normaldir. WASWAS'da trombositler küçüktür. Göbek kordonunun geç düşmesi ve dev trombosit varlığı Bernard-Soulier Sendromu tanısını kesinleştirir.
Bernard-Soulier'de Glikoprotein Ib/IX/V kompleksi eksiktir, bu da trombositlerin vWFvWF aracılığıyla subendotele yapışmasını engeller.

Anahtar Kavram

Bernard-Soulier Sendromu (BSS), trombosit adhezyon bozukluğu, dev trombositler ve trombositopeni triadı ile karakterize kalıtsal bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 311Soru

99 aylık bir erkek bebek, son bir aydır fark edilen solukluk ve iştahsızlık şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden sadece anne sütü ile beslendiği, ek gıdaya yeni başlandığı ve hiç demir desteği almadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda ve avuç içlerinde solukluk saptanıyor, organomegali saptanmıyor.

Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)8.2 g/dL8.2 \text{ g/dL}
Hematokrit (Hct)%25\%25
MCV61 fL61 \text{ fL}
RDW%18.2\%18.2
Eritrosit sayısı (RBC)3.8×106/mm33.8 \times 10^6/\text{mm}^3
Serum demiri22 \mug/dL22 \text{ \mu g/dL}
Serum Ferritin6 ng/mL6 \text{ ng/mL}
Toplam demir bağlama kapasitesi (TDBK)460 \mug/dL460 \text{ \mu g/dL}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastada saptanan çok düşük ferritin düzeyi (6 ng/mL6 \text{ ng/mL}), demir eksikliği anemisi için tanı koydurucudur. Ayrıca yüksek RDW değeri eritrosit boyutlarındaki değişkenliği (anizositoz) gösterir ki bu durum demir eksikliğinin erken evrelerinden itibaren görülür. Mentzer indeksinin (1616) 1313'ten büyük olması da tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi varlığının ve tipinin belirlenmesi
Hb 8.2 g/dL8.2 \text{ g/dL} (düşük) ve MCV 61 fL61 \text{ fL} (düşük) olması hastada mikrositer anemi olduğunu gösterir.
Yaşa göre hemoglobin ve MCV alt sınır değerlerinin altında olması anemiyi tanımlar.
2
Eritrosit indekslerinin ve demir parametrelerinin değerlendirilmesi
RDW %18.2\%18.2 (yüksek), Ferritin 6 ng/mL6 \text{ ng/mL} (belirgin düşük), TDBK 460 \mug/dL460 \text{ \mu g/dL} (yüksek).
Ferritin, vücut demir depolarını gösteren en spesifik belirteçtir ve demir eksikliğinde düşer.
3
Ayırıcı tanı için Mentzer indeksinin hesaplanması
Mentzer İndeksi = MCV/RBC=61/3.816\text{MCV} / \text{RBC} = 61 / 3.8 \approx 16.
Mentzer indeksinin 1313'ten büyük olması demir eksikliği anemisini, 1313'ten küçük olması ise talasemi taşıyıcılığını destekler.

Anahtar Kavram

Pediatrik yaş grubunda mikrositer anemilerin ayırıcı tanısında serum ferritini, RDW ve Mentzer indeksi en önemli parametrelerdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 312Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, son birkaç haftadır özellikle sabahları olan kusma ve giderek artan dengesizlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Nörolojik muayenesinde papil ödem, trunkal ataksi ve dismetri saptanıyor. Kraniyal MR görüntülemede dördüncü ventrikül tavanından köken alan ve serebellar vermisi tutan solid bir kitle izleniyor. Kitleden yapılan histopatolojik incelemede, küçük yuvarlak mavi hücrelerin merkezi bir fibriler materyal etrafında kümelendiği "Homer-Wright rozetleri" görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medulloblastom

Cevap

Homer-Wright rozetleri ve serebellar vermis yerleşimi ile karakterize olan Medulloblastom
Medulloblastom, çocukluk çağının en sık malign merkezi sinir sistemi tümörüdür. Tipik olarak posterior fossada, özellikle serebellar vermis ve dördüncü ventrikül tavanı yerleşimlidir. Histolojik olarak küçük, yuvarlak, mavi hücreli tümörler grubunda yer alır ve fibriler bir merkez etrafında kümelenen hücrelerden oluşan Homer-Wright rozetleri karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Sabah kusmaları ve trunkal ataksi, posterior fossada artmış kafa içi basıncı ve serebellar orta hat (vermis) tutulumuna işaret eder.
Vermis lezyonları gövde ataksisine neden olurken, dördüncü ventrikül basısı hidrosefali ve KİBAS bulgularına yol açar.
2
Anatomik yerleşimi değerlendir.
Kitlenin dördüncü ventrikül tavanından köken alması, tabandan köken alan ependimomdan ayrımını sağlar.
Medulloblastom tavan (vermis), ependimom ise taban kökenlidir.
3
Histopatolojik bulguyu yorumla.
Homer-Wright rozetleri (küçük mavi hücrelerin fibriler merkez etrafında dizilmesi) medulloblastom için tipiktir.
Bu bulgu nöroblastik diferansiyasyonu gösteren klasik bir patolojik özelliktir.

Anahtar Kavram

Medulloblastomun pediatrik hastalarda posterior fossa yerleşimi ve histopatolojik özellikleri

Daha Fazla Pratik

Medulloblastomun spinal ekilme (drop metastasis) özelliğini ve moleküler alt gruplarının (WNT, SHH) prognostik önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 313Soru

12 yaşında bir çocuk, yaklaşık üç haftadır devam eden sol bacak ağrısı şikayetiyle getirilmiştir. Çekilen direkt grafide femur diyafizinde yerleşmiş, litik bir lezyon ve bu lezyonun çevresinde "soğan zarı" (onion-skin) görünümü veren periost reaksiyonu saptanmıştır. Bu hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ewing sarkomu

Cevap

Femur diyafizinde yerleşen ve "soğan zarı" periost reaksiyonuna neden olan lezyon öncelikle Ewing sarkomunu düşündürür.
Ewing sarkomu, çocukluk çağının en sık ikinci kemik tümörüdür ve tipik olarak uzun kemiklerin diyafizinde yerleşir. Radyolojik olarak kemikte litik bir saha ve reaktif olarak periostun tabakalar halinde yeni kemik yapması sonucu oluşan "soğan zarı" (onion-skin) görünümü en karakteristik bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve tümörün yerleşim yerini analiz et.
12 yaşındaki hastada uzun kemiğin (femur) diyafizi etkilenmiş.
Pediatrik kemik tümörlerinde yerleşim yeri (diyafiz vs. metafiz) ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Radyolojik bulguyu (periost reaksiyonu) değerlendir.
Soğan zarı (onion-skin) görünümü saptandı.
Soğan zarı görünümü, periostun tabaka tabaka yeni kemik oluşturmasıdır ve Ewing sarkomunda çok sık görülür.
3
Bulguları birleştirerek ayırıcı tanı yap.
Diyafiz + Soğan zarı = Ewing sarkomu.
Ewing sarkomu tipik olarak diyafiz yerleşimli olup soğan zarı reaksiyonu ile karakterizedir; osteosarkom ise metafiz ve güneş ışınları görünümü ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Ewing sarkomu pediatrik yaş grubunda uzun kemiklerin diyafizini tutan ve radyolojide soğan zarı (onion-skin) periost reaksiyonu ile karakterize olan malign bir tümördür.
Tahmini Süre:45s
Soru 314Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 11 aydır devam eden ve özellikle sabahları belirginleşen baş ağrısı, fışkırır tarzda kusma ve yürümede dengesizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde trunkal ataksi ve dismetri saptanıyor; kranyal sinir muayenesi ve motor kuvvet doğal bulunuyor. Beyin MR incelemesinde dördüncü ventrikülü öne doğru iterek basılayan, beyincik vermis yerleşimli, kontrast tutulumu gösteren solid kitle saptanıyor. Aile öyküsü derinleştirildiğinde, babasının 3232 yaşında kolorektal kanser nedeniyle opere olduğu ve yapılan kolonoskopisinde yüzlerce adenomatöz polip görüldüğü öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı ve ilişkili genetik sendrom eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medulloblastom - Turcot sendromu Tip 2 (APCAPC mutasyonu)

Cevap

Medulloblastom - Turcot sendromu Tip 2 (APCAPC mutasyonu)
Hastadaki trunkal ataksi ve vermis yerleşimli kontrast tutan kitle, çocukluk çağının en sık malign beyin tümörü olan medulloblastomu işaret eder. Babanın öyküsündeki yaygın kolonik polipler ve erken yaşta kanser gelişimi Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) ile uyumludur. FAP ile medulloblastom birlikteliği 'Turcot Sendromu Tip 2' olarak adlandırılır ve bu durum APCAPC gen mutasyonu ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların lokalizasyon analizi
Trunkal ataksi ve vermis yerleşimli kitle tespiti.
Vermis lezyonları gövde ataksisi (trunkal ataksi) ile sonuçlanır.
2
En olası primer tümörün belirlenmesi
Çocukluk çağında vermis yerleşimli, dördüncü ventrikülü basılayan en sık malign tümör medulloblastomdur.
Pilositik astrositom genellikle hemisferik ve kistiktir; ependimom ise dördüncü ventrikül tabanından köken alır.
3
Aile öyküsünün genetik sendromla ilişkilendirilmesi
Babada genç yaşta kolorektal kanser ve yüzlerce polip olması Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) tanısını koydurur.
Yüzlerce polip varlığı FAP için patognomoniktir.
4
Sendrom alt tipinin netleştirilmesi
FAP + Medulloblastom birlikteliği Turcot sendromu Tip 2 olarak tanımlanır.
Turcot Tip 1 mismatch repair mutasyonları ve glioblastom ile, Tip 2 ise APCAPC mutasyonu ve medulloblastom ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Turcot sendromu alt tiplerinin (Tip 1 ve Tip 2) beyin tümörü ve ilişkili polipozis sendromu açısından ayrımı.

Alternatif Yöntem

Moleküler sınıflama bilgisi kullanılarak; APCAPC mutasyonu olan hastalarda medulloblastomun WNT alt grubunda yer aldığı ve bu grubun en iyi prognoza sahip olduğu hatırlanarak ayırıcı tanıya gidilebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 315Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, 1010 gün önce geçirdiği viral üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben aniden gelişen aşırı halsizlik, solukluk ve idrar renginde belirgin koyulaşma (kola rengi) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin ikter saptanırken, organomegali izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 5.85.8 g/dL, retikülosit %18\%18, indirekt bilirubin ve LDHLDH düzeyleri belirgin yüksek, haptoglobin ise saptanamayacak düzeyde düşük ölçülüyor. Periferik yaymada polikromazi ve yaygın mikrosferositler dikkati çekiyor. Direkt Coombs testi sadece C3dC3d ile pozitif, IgGIgG ile negatif bulunuyor. Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, kesin tanı için yapılması gereken en spesifik test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Donath-Landsteiner testi pozitifliği

Cevap

Paroksismal Soğuk Hemoglobinürisi (PCHPCH) tanısını doğrulamak için bifazik hemolizini gösteren Donath-Landsteiner testi pozitifliği gereklidir.
Donath-Landsteiner testi pozitifliği, Paroksismal Soğuk Hemoglobinürisi (PCHPCH) için patognomoniktir. Bu hastalıkta IgGIgG yapısındaki bifazik bir hemolizin (P antijenine karşı) soğukta eritrositlere bağlanıp komplemanı fikse eder, kan ısındığında ise antikor ayrılırken kompleman aktivasyonu sonucu ağır intravasküler hemoliz gerçekleşir. Direkt Coombs testinde sadece kompleman (C3dC3d) saptanması bu mekanizmanın tipik sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve başvuru bulgularının analizi.
Viral enfeksiyon sonrası ani gelişen şiddetli intravasküler hemoliz (hemoglobinüri) ve ikter saptandı.
Post-viral immün aracılı hemoliz tiplerini (özellikle çocuklarda PCHPCH) daraltmak için kritiktir.
2
Laboratuvar verilerinin ve periferik yaymanın değerlendirilmesi.
Belirgin anemi, retikülositoz, indirekt hiperbilirubinemi ve haptoglobin düşüklüğü ile birlikte periferik yaymada mikrosferositler görüldü.
Hemolizin varlığını ve mikrosferosit varlığı nedeniyle immün süreci veya membran defektini ayırt etmek için gereklidir.
3
Direkt Coombs testi sonucunun yorumlanması.
Sadece C3dC3d pozitifliği saptandı.
PCHPCH'de IgGIgG yapısındaki antikor soğukta bağlanıp komplemanı fikse eder, ancak vücut sıcaklığında eritrositten ayrıldığı için Coombs testinde sadece kompleman artığı (C3dC3d) saptanır.
4
Spesifik tanısal testin seçilmesi.
Donath-Landsteiner testi.
PCHPCH tanısında altın standart olan bu test, antikorun bifazik (soğukta bağlanma, sıcakta hemoliz yapma) özelliğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Paroksismal Soğuk Hemoglobinürisi (PCHPCH), çocuklarda post-viral görülen, Donath-Landsteiner antikoru (IgGIgG) aracılı, bifazik intravasküler hemoliz tablosudur.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 316Soru

15 yaşında bir kız hasta, yaklaşık 2 aydır devam eden ve geceleri şiddeti artan sağ diz ağrısı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın öyküsünden, 10 aylıkken her iki gözünde saptanan tümör nedeniyle cerrahi ve kemoterapi tedavisi aldığı öğreniliyor. Fizik muayenede sağ femur distalinde sert, fikse ve palpasyonla hassas bir kitle saptanıyor. Çekilen röntgende femur distal metafizinde blastik karakterde, yumuşak dokuya radyal uzanım gösteren "güneş ışını" (sunburst) manzarası ve periost elevasyonuna bağlı Codman üçgeni izleniyor. Bu hastadaki mevcut kemik lezyonunun etyopatogenezinde rol oynayan en olası genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RB1RB1 gen mutasyonu

Cevap

Retinoblastom öyküsü olan bir hastada gelişen ve metafizyer yerleşimli, sunburst manzarası gösteren kemik lezyonu osteosarkomdur ve germline RB1RB1 gen mutasyonu ile ilişkilidir.
Hastanın klinik sunumu (metafizyer yerleşim, sunburst manzarası, Codman üçgeni) tipik bir osteosarkom vakasıdır. Bebeklik döneminde geçirilmiş bilateral göz tümörü öyküsü, hastada germline RB1RB1 mutasyonu olduğunu kanıtlar. RB1RB1 mutasyonu olan bireylerde osteosarkom gelişme riski genel popülasyona göre yüzlerce kat artmıştır. Bu nedenle doğru yanıt RB1RB1 gen mutasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Metafizyer yerleşim, sunburst manzarası ve Codman üçgeni primer malign kemik tümörü olan osteosarkomu işaret eder.
Bu bulgular osteosarkomun klasik radyolojik özellikleridir.
2
Özgeçmişteki risk faktörünü analiz et
Bebeklik döneminde bilateral lökokori/göz tümörü öyküsü, kalıtsal (germline) retinoblastom varlığını gösterir.
Retinoblastom hastalarında sekonder malignite riski artmıştır.
3
Genetik bağlantıyı kur
Herediter retinoblastomdan sorumlu olan RB1RB1 gen mutasyonu, osteosarkom patogenezinde de temel rol oynar.
RB1RB1 tümör baskılayıcı bir gen olup hücre döngüsü kontrolünde kritiktir.

Anahtar Kavram

Herediter retinoblastomlu çocuklarda yaşamın ilerleyen dönemlerinde en sık görülen sekonder malignite osteosarkomdur ve her iki durum da RB1RB1 mutasyonu ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Osteosarkom ve Ewing sarkomu arasındaki radyolojik (metafiz vs diyafiz) ve sitogenetik farkları tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Vaka sorularında 'geçmişte retinoblastom öyküsü' verilmesi, TUS'ta doğrudan RB1RB1 mutasyonuna veya sekonder malignite olarak osteosarkoma yönlendiren en güçlü ipucudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 317Soru

7 yaşında bir erkek çocuk, aralıklı gözlerinde sararma ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öz geçmişinde yenidoğan döneminde uzamış sarılık nedeniyle fototerapi aldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde skleralar hafif ikterik saptanıyor ve dalak kosta kenarını 44 cm geçiyor. Laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
Hemoglobin9.29.2 g/dL
MCV7878 fL
MCHC37.537.5 g/dL
RDW%18\%18
Retikülosit%8\%8
İndirekt Bilirubin3.43.4 mg/dL

Periferik yaymada polikromazi ve santral solukluğu kaybolmuş hiperkromik küçük eritrositler izleniyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için en duyarlı ve özgül laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eozin-5-maleimid (EMA) bağlama testi

Cevap

Eozin-5-maleimid (EMA) bağlama testi
Laboratuvar bulgularında saptanan anemi, retikülositoz, splenomegali ve özellikle MCHC değerinin >36>36 g/dL olması Herediter Sferositoz (HS) tanısını ön plana çıkarır. Periferik yaymadaki sferositler de bu tanıyı destekler. Günümüzde HS tanısını kesinleştirmek için kullanılan en duyarlı (%9599\%95-99) ve en özgül test, akım sitometrisi ile yapılan eozin-5-maleimid (EMA) bağlama testidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz etme
Splenomegali, hemolitik anemi (yüksek retikülosit ve indirekt bilirubin) ve periferik yaymada sferositler saptandı.
Hastanın tablosu sferositik bir hemolitik anemiyi düşündürmektedir.
2
Spesifik laboratuvar parametresini değerlendirme
MCHC değerinin >36>36 g/dL (37.537.5 g/dL) olduğu görüldü.
Yüksek MCHC, eritrosit membran kaybı ve dehidratasyon sonucu oluşan herediter sferositoz için oldukça karakteristiktir.
3
Ayırıcı tanı ve altın standart testi belirleme
Herediter sferositoz tanısı için en modern ve güvenilir test seçildi.
EMA bağlama testi, membran proteinlerine (band 3, spektrin, ankyrin) bağlanarak akım sitometrisi ile ölçüm yapar ve duyarlılığı/özgüllüğü en yüksek testtir.

Anahtar Kavram

Herediter Sferositozda MCHC yüksekliği ve EMA bağlama testinin tanısal üstünlüğü.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 318Soru

1313 yaşında kız çocuk, vücudunda kendiliğinden oluşan yaygın morluklar ve son 11 haftadır tekrarlayan burun kanamaları şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk ve gövdede peteşiler saptanıyor; organomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Başparmakları normal yapıda olan ve boyu 2550.25-50. persentil arasında seyreden hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuç
Hemoglobin (HbHb)7.2 g/dL7.2\ g/dL
MCVMCV91 fL91\ fL
Beyaz Küre (BKBK)1.900/mm31.900/mm^3
Mutlak Nötrofil Sayısı (MNSMNS)320/mm3320/mm^3
Trombosit Sayısı14.000/mm314.000/mm^3
Mutlak Retikülosit Sayısı15.000/mm315.000/mm^3
Kemik İliği Biyopsisi%15\%15 hücresellik, blast saptanmadı

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastanın modifiye Camitta kriterlerine göre sınıflandırılması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edinilmiş ağır aplastik anemi

Cevap

Edinilmiş ağır aplastik anemi
Doğru yanıt olan 'Edinilmiş ağır aplastik anemi', hastanın hem kemik iliği hücreselliğinin %25'in altında olması hem de periferik kan değerlerinin (Nötrofil < 500, Trombosit < 20.000, Retikülosit < 20.000) Camitta kriterlerine göre ağır aplastik anemi tanımına uyması nedeniyle seçilmiştir. Ayrıca fizik muayenede anomalilerin olmaması ve normositik MCV değeri edinilmiş formu destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Pansitopeni ve kemik iliği hücreselliğini değerlendir
Hastada pansitopeni mevcuttur ve kemik iliği hücreselliği %15 (yani %25'in altında) olarak saptanmıştır.
Aplastik anemi tanısı ve sınıflandırması için hem periferik kan değerleri hem de kemik iliği sellülaritesi gereklidir.
2
Konjenital ve edinilmiş ayrımını yap
Normositik MCV (91 fL91\ fL), normal boy ve normal başparmak yapısı edinilmiş aplastik anemiyi ön plana çıkarır.
Fanconi gibi kalıtsal kemik iliği yetmezliklerinde genellikle makrositoz ve fiziksel anomaliler eşlik eder.
3
Modifiye Camitta kriterlerini (çocukluk çağı için) uygula
MNS (320<500320 < 500), Trombosit (14.000<20.00014.000 < 20.000) ve Mutlak Retikülosit (15.000<20.00015.000 < 20.000) değerleri 'ağır' (SAA) kriterlerini karşılar.
Camitta kriterlerine göre kemik iliği hiposellüleritesi ile birlikte bu üç periferik kriterden en az ikisinin varlığı 'Ağır' (SAA) sınıfına sokar.
4
Çok ağır (vSAA) kriteri ile karşılaştır
MNS 320>200320 > 200 olduğu için 'çok ağır' değildir.
Çok ağır aplastik anemi için MNS < 200/mm³ şartı aranır.

Anahtar Kavram

Modifiye Camitta Kriterleri ile Aplastik Anemi Sınıflandırması

Daha Fazla Pratik

Ağır aplastik anemi tanısı alan bu hastada HLA tam uyumlu kardeş donör varlığında ilk seçenek tedavinin kemik iliği nakli olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 319Soru

Tümör yükü oldukça fazla olan bir çocuk hastada kemoterapi başlandıktan kısa bir süre sonra tümör lizis sendromu (TLS) gelişmiştir. Bu klinik tabloda, hücre içeriğinin hızla kana karışması sonucu aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperkalemi

Cevap

Hücre içindeki potasyumun kana salınması sonucu oluşan hiperkalemi
Tümör lizis sendromu, malign hücrelerin (özellikle lenfoma ve lösemi) hızla yıkılmasıyla karakterizedir. Hücre içi temel katyon olan potasyumun (K+K^+) kana karışması hiperkalemiye, fosfatın karışması hiperfosfatemiye ve nükleik asitlerin yıkımı hiperürisemiye neden olur. Hiperkalemi, bu sendromun en erken ve en tehlikeli (kardiyak aritmi riski) bulgularından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Tümör lizis sendromu (TLS) patofizyolojisini hatırla.
Hücrelerin hızla parçalanmasıyla hücre içi elektrolit ve metabolitlerin (K, PO4, nükleik asitler) sistemik dolaşıma katılması.
Tanısal laboratuvar bulgularını belirlemek için temel mekanizmayı anlamak gerekir.
2
Hücre içi iyon dağılımını analiz et.
Potasyum (K+K^+) hücre içindeki en yoğun katyondur.
Hücre yıkıldığında en çok hangi iyonun artacağını belirlemek.
3
Seçenekleri bu bilgiyle karşılaştır.
Potasyum artışını ifade eden 'Hiperkalemi' doğru bulgudur.
Yanlış olan 'hipo-' veya kalsiyum artışı gibi seçenekleri elemek.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromu Metabolik Dörtlüsü: Hiperkalemi, Hiperfosfatemi, Hiperürisemi ve Hipokalsemi.

Daha Fazla Pratik

Tümör lizis sendromunda ürik asit seviyesini düşürmek için kullanılan ilaçları ve bunların G6PD eksikliğindeki önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 320Soru

1818 aylık bir erkek çocuk, belirginleşen solukluk ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden çocuğun günde yaklaşık 1 litre1 \text{ litre} inek sütü içtiği ve ek gıdaları reddettiği öğreniliyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Hemoglobin8.2 g/dL8.2 \text{ g/dL}
MCV (Ortalama Eritrosit Hacmi)60 fL60 \text{ fL}
RDW (Eritrosit Dağılım Genişliği)%19\%19

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastada görülen düşük hemoglobin anemiyi, düşük MCV mikrositozu, yüksek RDW ise eritrositler arasındaki boyut farkını gösterir. 1818 aylık bir çocukta günlük 1 litre1 \text{ litre} inek sütü tüketimi demir emilimini bozarak ve alımı azaltarak klasik olarak demir eksikliği anemisine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin değerini kontrol et
Hemoglobin 8.2 g/dL8.2 \text{ g/dL} (Anemi mevcut)
Anemi tanısını doğrulamak için ilk adımdır.
2
MCV değerini değerlendir
MCV 60 fL60 \text{ fL} (Mikrositik)
Aneminin morfolojik sınıflandırmasını yapmak için gereklidir.
3
RDW değerini ve beslenme öyküsünü analiz et
RDW %19\%19 (Yüksek) ve yoğun inek sütü tüketimi
Yüksek RDW, eritrosit boyutlarındaki değişkenliği gösterir ve demir eksikliğinde erken dönemden itibaren görülür.

Anahtar Kavram

İnek sütü anemisi (demir eksikliği), mikrositoz ve yüksek RDW ile karakterizedir.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 16 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin