Romatoloji

414 soru

Soru 281Soru

Üç yaşındaki erkek çocuk, son 66 aydır oldukça düzenli periyotlarla, yaklaşık 2828 günde bir tekrarlayan ve 353-5 gün süren 40C40^\circ\text{C} ateş şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Aile, çocuğun ateşli dönemlerinde boynunda şişlik ve ağız içinde yaralar olduğunu, ancak ataklar arasındaki dönemde tamamen sağlıklı göründüğünü ifade ediyor. Fizik muayenede eksüdatif farenjit, bilateral servikal lenfadenopati ve oral mukozada aftöz ülserler saptanıyor. Büyüme ve gelişmesi yaşıyla uyumlu olan hastanın laboratuvar incelemelerinde atak sırasında akut faz reaktanları yüksek, boğaz kültürü ise negatif bulunuyor.

Bu hastada akut atağı dramatik olarak sonlandıran ve aynı zamanda tanıyı destekleyici (terapötik test) olarak da kullanılan en uygun tıbbi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek doz oral kortikosteroid uygulanması

Cevap

Tek doz oral kortikosteroid uygulanması
Bu hastadaki klinik tablo, çocukluk çağının en sık görülen periyodik ateş sendromu olan PFAPA (Periyodik Ateş, Aftöz stomatit, Farenjit, Adenit) sendromu ile tam uyumludur. PFAPA sendromunun en karakteristik özelliklerinden biri, atağın başlangıcında verilen tek doz kortikosteroidin (genellikle 12 mg/kg1-2 \text{ mg/kg} prednizolon) ateşi ve klinik semptomları birkaç saat içinde dramatik olarak sonlandırmasıdır. Bu dramatik yanıt, ayırıcı tanıda yer alan diğer durumlarda görülmediğinden, aynı zamanda tanıyı destekleyen bir terapötik test işlevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların ve ateş paterninin analiz edilmesi
Yaklaşık 28 günde bir tekrarlayan düzenli ateş, farenjit, servikal lenfadenopati ve aftöz stomatit (PFAPA) saptanır.
Çocukluk çağı periyodik ateş sendromlarının spesifik semptom triadlarını birbirinden ayırt etmek tanının ilk adımıdır.
2
Ayırıcı tanıların dışlanması
Hastanın ataklar arası sağlıklı olması ve kültür negatifliği, tekrarlayan viral/bakteriyel enfeksiyonlardan ziyade otoinflamatuar süreci düşündürür.
Kawasaki, enfeksiyöz farenjit ve diğer romatolojik hastalıkların ekarte edilmesi kesin tanı için şarttır.
3
Hastalığa özgü terapotik/diagnostik yaklaşımın seçilmesi
Tek doz oral kortikosteroid seçeneğine karar verilir.
Kortikosteroid (prednizolon) verilmesi PFAPA sendromunda atakları saatler içinde sonlandırır ve bu yanıt hastalığın tipik bir özelliği olarak tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

PFAPA (Periyodik Ateş, Aftöz Stomatit, Farenjit, Adenit) Sendromunun Klinik Tanısı ve Tedavisi

Alternatif Yöntem

Atağı sonlandırmak için kortikosteroid kullanılsa da, PFAPA sendromunun kesin (küratif) tedavisi için tonsillektomi veya adenotonsillektomi operasyonu seçkin yaklaşımdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 282Soru

On yaşında bir erkek çocuk; bebeklik döneminden itibaren tekrarlayan piyojenik akciğer enfeksiyonları ve sinüzit öyküsüyle izlenmektedir. Son üç aydır güneş maruziyeti sonrası belirginleşen yüzde kızarıklık, halsizlik ve dizlerinde sabahları daha belirgin olan ağrı ve şişlik şikayetleri gelişmiştir. Fizik muayenesinde malar döküntü ve her iki dizde efüzyon saptanmıştır. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
ANA1/12801/1280 (Homojen)<1/80<1/80
Anti-dsDNANegatifNegatif
Lökosit3200/mm33200/mm^3450010500/mm34500-10500/mm^3
CH50CH_{50}<5<5 U/mL6012060-120 U/mL
C3C3115115 mg/dL9018090-180 mg/dL
C4C42828 mg/dL104010-40 mg/dL

Bu klinik ve laboratuvar bulguları temel alındığında, hastada Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) benzeri tabloya yol açan en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: C1q eksikliğine bağlı Sistemik Lupus Eritematozus

Cevap

C1q eksikliğine bağlı Sistemik Lupus Eritematozus
Doğru cevap olan durum, klasik kompleman yolağının ilk bileşeni olan C1q'nun genetik eksikliğidir. Bu tabloda, klasik yolak aktive edilemediği için CH50CH_{50} düzeyi ölçülemez; ancak aktivasyon C1 basamağında tıkandığı için aşağı akıştaki C4C4 ve C3C3 bileşenleri parçalanmaz ve serumda normal düzeylerde kalır. C1q eksikliği olan bireylerde apoptotik hücrelerin temizlenememesi sonucunda yüksek oranda SLE gelişimi gözlenir ve bu hastalarda anti-dsDNA sıklıkla negatif saptanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Hastada malar döküntü, artrit, lökopeni ve yüksek titreli ANA pozitifliği mevcuttur. Bu bulgular SLE tanı kriterlerini karşılamaktadır.
SLE tanısını klinik ve serolojik olarak doğrulamak için gereklidir.
2
Kompleman profilini analiz et
CH50CH_{50} (toplam klasik yolak aktivitesi) saptanamayacak kadar düşükken, C3C3 ve C4C4 düzeyleri normaldir.
Bu diskordan bulgu, yolağın en başında (C1, C2 veya C4 basamaklarında) bir genetik eksikliğe işaret eder.
3
Enfeksiyon öyküsü ve otoimmünite ilişkisini kur
Tekrarlayan piyojenik enfeksiyonlar ve \%90'ın üzerinde SLE gelişme riski, C1q eksikliğinin karakteristik özelliğidir.
C1q, hem opsonizasyon (enfeksiyondan korunma) hem de immün kompleks temizliği için kritiktir.
4
Anti-dsDNA sonucunu yorumla
Anti-dsDNA'nın negatif olması, kompleman eksikliğine bağlı gelişen SLE vakalarında sık görülen bir durumdur.
Genetik SLE formları klasik idiyopatik SLE'den serolojik farklılıklar gösterebilir.

Anahtar Kavram

C1q eksikliği, klasik kompleman yolağının işlevini tamamen bozarak (düşük CH50CH_{50}) ancak C3C3 ve C4C4 tüketimine fırsat kalmadan (normal C3/C4C3/C4) erken yaşta ağır SLE gelişimine neden olan en güçlü genetik risk faktörüdür.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 283Soru

99 yaşında kız hasta, son 11 yıldır yaklaşık 22 ayda bir tekrarlayan, her biri 232-3 gün süren ateş ve nefes alırken batan tarzda şiddetli göğüs ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ bazalde plevral frotman duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde atak sırasında CRPCRP ve sedimantasyon hızı yüksek saptanırken, atak dışı dönemde bu değerlerin normale döndüğü görülüyor. Aile öyküsünde amcasında genç yaşta başlayan kronik böbrek yetmezliği ve diyaliz ihtiyacı olduğu öğreniliyor. Bu hasta için en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)

Cevap

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)
Hastada görülen 131-3 gün süreli tekrarlayan ateş atakları, eşlik eden plevrit (serozit) ve aile öyküsünde amiloidoz ile uyumlu böbrek yetmezliği varlığı Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısı için karakteristik bir klinik tablodur. FMF'de plevrit, tek taraflı batan tarzda ağrı ve bazen frotman ile kendini gösteren önemli bir serozit bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ateş ataklarının süresini ve sıklığını analiz et.
Atakların 232-3 gün sürmesi ve periyodik olması (22 ayda bir) otoinflamatuar hastalıkları düşündürür.
Atak süresi, periyodik ateş sendromlarının ayırıcı tanısında en kritik parametredir.
2
Eşlik eden klinik bulguları (serozit) değerlendir.
Göğüs ağrısı ve plevral frotman plevrit (bir serozit türü) olduğunu gösterir.
FMF'de en sık karın ağrısı (peritonit) görülse de, plevrit ikinci sıklıkta görülen serozal tutulumdur.
3
Aile öyküsü ve laboratuvar bulgularını yorumla.
Amcanın genç yaşta böbrek yetmezliği yaşaması tedavi edilmemiş FMF komplikasyonu olan AAAA tipi amiloidozu düşündürür.
Genetik yatkınlık ve kronik inflamasyonun komplikasyonları tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) klinik tanısı; kısa süreli ateş (131-3 gün), serozit (peritonit, pleurit, sinovit) ve ailede amiloidoz öyküsü ile konur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 284Soru

1111 yaşında erkek hasta; her iki alt ekstremitede belirgin palpabl purpuralar, gezici olmayan eklem ağrısı ve şiddetli karın ağrısı ile çocuk romatoloji polikliniğine başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde; trombosit sayısı 420.000/mm3420.000/mm^3, serum C3C3 ve C4C4 düzeyleri normal, tam idrar tetkikinde ise masif proteinüri (3.53.5 g/m2m^2/gün) ve makroskobik hematüri saptanıyor. Hastaya yapılan böbrek biyopsisinde glomerüllerin %65\%65’inde kresent (yarım ay) oluşumu ve immünfloresan incelemede yaygın mezanjiyal IgAIgA birikimi rapor ediliyor. Bu hastadaki klinik tablo ve Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) seyri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyopsi bulgularındaki yüksek kresent oranı, agresif tedaviye rağmen son dönem böbrek yetmezliğine ilerleme riskinin en güçlü göstergesidir.

Cevap

Biyopsi bulgularındaki yüksek kresent oranı, agresif tedaviye rağmen son dönem böbrek yetmezliğine ilerleme riskinin en güçlü göstergesidir.
Henoch-Schönlein purpurasında (IgA vasküliti) gelişen böbrek tutulumunun (HSN) prognozunu belirleyen en kritik faktör, biyopsideki kresent (yarım ay) oranıdır. Özellikle kresent oranının %50\%50’nin üzerinde olması, agresif tedaviye (steroidler, siklofosfamid vb.) rağmen hastanın kronik böbrek yetmezliğine ilerleme riskinin oldukça yüksek olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Trombositoz (İTP dışlanır), Normal C3 (APSGN dışlanır), Palpabl purpura ve artrit (HSP lehine).
Ayırıcı tanıda kompleman ve trombosit düzeyleri kritiktir.
2
Renal tutulumun ciddiyetinin değerlendirilmesi
Nefrotik düzeyde proteinüri ve %65\%65 kresent varlığı.
Kresentik glomerulonefrit, HSP nefritinin en ağır histolojik formudur.
3
Prognoz ve biyopsi korelasyonu
Yüksek kresent oranı son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) riskini artırır.
Biyopsideki kresent yüzdesi, uzun dönem böbrek sağkalımı ile doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Nefritinde Histopatolojik Prognostik Faktörler

Daha Fazla Pratik

Böbrek biyopsisi endikasyonları ve ISKDC (International Study of Kidney Disease in Children) sınıflandırmasını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 285Soru

44 yaşında bir kız çocuk; 66 gündür devam eden 39,0C39,0^\circ\text{C} ateş, her iki gözde kızarıklık ve dudaklarda çatlama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktivit ve çilek dili saptanıyor; vücudunda döküntü, ekstremite değişikliği veya servikal lenfadenopati izlenmiyor. Hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuç
C-reaktif protein (CRP)8 mg/dL8\text{ mg/dL}
Eritrosit sedimentasyon hızı (ESH)55 mm/saat55\text{ mm/saat}
Serum albümin2,8 g/dL2,8\text{ g/dL}
Beyaz küre (WBC)16.500/mm316.500\text{/mm}^3
Hemoglobin (Hb)9,5 g/dL9,5\text{ g/dL}
İdrar mikroskopisi10-12 lo¨kosit/saha (ku¨ltu¨r negatif)10\text{-}12\text{ lökosit/saha (kültür negatif)}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz immünglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanması

Cevap

İntravenöz immünglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım tedavinin derhal başlanmasıdır. Hasta, 5 günden uzun süren ateşin yanında 2 klinik kritere (konjonktivit ve dudak/dil değişiklikleri) sahiptir. Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) algoritmasına göre; CRP 3 mg/dL\geq 3\text{ mg/dL} ve ESH 40 mm/saat\geq 40\text{ mm/saat} olan inkomplet vakalarda, ek laboratuvar kriterlerinden (albümin 3 g/dL\leq 3\text{ g/dL}, anemi, lökositoz 15.000\geq 15.000, steril piyüri 10 WBC/saha\geq 10\text{ WBC/saha}, ALT yüksekliği, trombosit 450.000\geq 450.000) en az 3 tanesinin bulunması tedavi başlanması için yeterlidir. Bu hastada 4 ek bulgu pozitif olduğu için İVİG ve aspirin tedavisi endikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik kriterleri değerlendir
6 gündür ateş + 2 kriter (konjonktivit, oral değişiklik) mevcut.
Klasik Kawasaki tanısı için en az 4 kriter gerekir; bu hasta 'İnkomplet Kawasaki' adayıdır.
2
İnflamasyon belirteçlerini kontrol et
CRP (8 mg/dL38\text{ mg/dL} \geq 3) ve ESH (55 mm/saat4055\text{ mm/saat} \geq 40) yüksek.
İnkomplet algoritmasında yüksek CRP/ESH bir sonraki basamağa (ek laboratuvar bulguları) geçişi sağlar.
3
Ek laboratuvar bulgularını say
Albümin 3\leq 3, Anemi, WBC 15.000\geq 15.000, Steril piyüri (44 bulgu pozitif).
Algoritma uyarınca en az 3 laboratuvar bulgusunun varlığı tedaviyi endike kılar.
4
Tedavi kararı ver
İVİG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve aspirin başlanır.
Koroner arter hasarını önlemek için tanı anında tedaviye başlanmalıdır.

Anahtar Kavram

İnkomplet Kawasaki hastalığında tanı, klinik bulgular yetersiz olsa dahi sistemik inflamasyon belirteçleri ve destekleyici laboratuvar bulguları (albümin düşüklüğü, anemi, lökositoz, steril piyüri vb.) ile konur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 286Soru

Son bir yıldır yaklaşık iki ayda bir tekrarlayan, 4848 saat süren yüksek ateş ve sağ ayak bileğinde şişlik, kızarıklık şikayeti olan 88 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde; sağ ayak bileği medial malleol üzerinde keskin sınırlı, eritemli ve sıcak bir döküntü (erizipel benzeri eritem) saptanıyor. Ataklar sırasında belirgin akut faz reaktan yüksekliği saptanan hastanın atak dışı dönemde tamamen sağlıklı olduğu ve aile öyküsünde benzer şikayetleri olan akrabaları ile kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren bir amcası olduğu öğreniliyor.

Bu klinik tablo için öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF)

Cevap

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF)
Vakada tanımlanan kısa süreli (4848 saat), kendiliğinden düzelen ateş ve artrit atakları, ayak bileğindeki erizipel benzeri eritem ve ailedeki amiloidoz/böbrek yetmezliği öyküsü Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısı için klasik bir tablodur. FMF'de ataklar genellikle 131-3 gün sürer ve atak dışı dönemlerde hasta tamamen sağlıklıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada kısa süreli (4848 saat), kendiliğinden düzelen, tekrarlayan ateş ve artrit atakları mevcut.
Otoinflamatuar hastalıkların ayrımında atak süresi ve sıklığı en kritik belirleyicidir.
2
Spesifik bulguları değerlendir
Ayak bileğindeki erizipel benzeri eritem, FMF için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.
Döküntünün lokalizasyonu ve görünümü tanıyı doğrulamada yardımcı olur.
3
Aile öyküsü ve komplikasyon riskini incele
Ailedeki böbrek yetmezliği öyküsü, tedavi edilmeyen FMF hastalarında gelişen sekonder (AA) amiloidozu düşündürür.
FMF tanısında aile öyküsü Tel Hashomer gibi tanı kriterlerinde önemli bir yer tutar.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (FMFFMF) klinik tanı; kısa süreli ataklar (131-3 gün), erizipel benzeri döküntü ve amiloidoz riski ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

FMF tanısı alan bu hastada amiloidoz gelişimini önlemek için kolşisin tedavisinin önemini ve kolşisin direnci durumunda IL-1 inhibitörlerinin (anakinra, canakinumab) kullanımını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 287Soru

66 yaşında bir kız çocuk, son 1212 haftadır devam eden her iki el bileği, her iki diz, sağ dirsek ve her iki ayak bileğinde (toplam 77 eklem) şişlik ve hareket kısıtlılığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Sabahları yaklaşık 11 saat süren bir tutukluk tanımlanan hastanın fizik muayenesinde tutulan eklemlerde ısı artışı ve efüzyon saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde romatoid faktör (RF) negatif, antinükleer antikor (ANA) pozitif (1:1601:160 titrede) ve eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) 5252 mm/saat olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı ve görme kaybına yol açabilen kronik iridosiklit riski nedeniyle yapılması gereken üveit tarama sıklığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RF (-) Poliartiküler JİA - 33 ayda bir

Cevap

RF (-) Poliartiküler JİA - 33 ayda bir
Hastanın klinik tablosu (7 eklem, 12 hafta süre, RF negatif) RF (-) Poliartiküler JİA ile tam uyumludur. Juvenil idiopatik artritte kronik iridosiklit (üveit) riski özellikle kız çocuklarında, ANA pozitifliğinde ve hastalığın erken yaşta (7 yaş altı) başladığı durumlarda en yüksektir. Bu kriterleri karşılayan hastalar 'Yüksek Risk' grubunda kabul edilir ve her 3 ayda bir yarık lamba (slit-lamp) muayenesi ile taranmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eklem sayısı ve sürenin değerlendirilmesi
77 eklem tutulumu ve 1212 haftalık süre saptandı.
ILAR kriterlerine göre 6 haftadan uzun süren ve ilk 6 ayda 5 veya daha fazla eklemi tutan tablo poliartiküler JİA olarak tanımlanır.
2
Serolojik belirteçlerin incelenmesi
RF negatif, ANA pozitif olarak saptandı.
RF negatifliği alt tipin belirlenmesini sağlar. ANA pozitifliği ise kronik üveit riskini artıran en önemli faktördür.
3
Üveit risk grubunun belirlenmesi
Hasta 'Yüksek Risk' grubunda yer almaktadır.
AAP ve ILAR önerilerine göre; tanı anında yaşı 6\leq 6 olan, ANA pozitifliği saptanan ve hastalık süresi 44 yıldan az olan oligoartiküler veya poliartiküler (RF-) JİA hastaları en yüksek risk grubundadır.
4
Tarama sıklığının saptanması
33 ayda bir oftalmolojik muayene planlanmalıdır.
Yüksek riskli grupta üveit asemptomatik seyredebileceği ve görme kaybına yol açabileceği için sık takip hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

JİA Alt Tipleri ve Üveit Tarama Protokolleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 288Soru

1414 yaşında bir kız çocuk; ellerde soğukla tetiklenen renk değişikliği (Raynaud fenomeni), el eklemlerinde ağrı ve parmaklarda belirgin şişlik (puffy fingers) şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda hastada Sistemik Lupus Eritematozus, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit klinik özelliklerinin bir arada bulunduğu "Miks Bağ Dokusu Hastalığı" (MBDH) düşünülmektedir. Bu hastada tanıyı doğrulamak için istenmesi gereken en spesifik otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1RNP antikorları

Cevap

Miks Bağ Dokusu Hastalığı tanısı için en spesifik laboratuvar bulgusu Anti-U1RNP antikor pozitifliğidir.
Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH), klinik olarak Sistemik Lupus Eritematozus, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü bir örtüşme sendromudur. Bu hastalığın tanısı için en spesifik ve zorunlu laboratuvar kriteri, serumda yüksek titrede Anti-U1RNP (ribonükleoprotein) antikorlarının saptanmasıdır. Soruda verilen Raynaud fenomeni ve puffy fingers (şiş parmaklar) MBDH'nin en erken ve en sık görülen klinik belirtileridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Raynaud fenomeni, puffy fingers (şiş parmaklar) ve farklı bağ dokusu hastalıklarının (SLE, SSc, Miyozit) örtüşme (overlap) göstermesi saptandı.
Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) tipik olarak bu klinik tabloyla prezante olur.
2
Tanısal marker'ı belirle.
MBDH tanısı için olmazsa olmaz kriter yüksek titrede Anti-U1RNP antikor varlığıdır.
Bu antikorun yokluğunda MBDH tanısı konulamaz; tanı kriterlerinin temel taşıdır.

Anahtar Kavram

Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) klinik olarak SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerini taşır ve serolojik olarak yüksek titrede Anti-U1RNP antikor pozitifliği ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Sistemik Skleroz'un diffüz ve sınırlı tipleri arasındaki antikor ve klinik tutulum farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 289Soru

Polikliniğe topuk ağrısı ve yürüme güçlüğü yakınmalarıyla getirilen on beş yaşındaki lise öğrencisinin şikayetlerinin yaklaşık altı haftadır sürdüğü öğreniliyor. Hastanın sol ayak bileğinde şişlik, sağ gözünde kızarıklık, ağrı ve ışığa duyarlılık izleniyor. Pediatrik değerlendirmesinde sol aşil tendon insersiyosunda şiddetli palpasyon hassasiyeti saptanıyor. Laboratuvar analizlerinde akut faz reaktanları yüksek, antinükleer antikor ve romatoid faktör testleri negatif sonuçlanıyor. Aile öyküsünde babasının ankilozan spondilit tedavisi gördüğü belirtiliyor.

Mevcut klinik ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Entezit ilişkili jüvenil idiyopatik artrit

Cevap

Entezit ilişkili jüvenil idiyopatik artrit
Hastada görülen artrit ve entezit (aşil tendon hassasiyeti) birlikteliği, Entezit İlişkili Jüvenil İdiyopatik Artrit tanısı için temel klinik bulgudur. Buna ek olarak; hastanın 6 yaşından büyük bir erkek olması, akut semptomatik anterior üveit (ağrılı, kızarık, ışığa duyarlı göz) tablosu ve birinci derece akrabasında ankilozan spondilit bulunması tanıyı kesinleştirmektedir. Bu bulguların tümü ILAR (Uluslararası Romatoloji Dernekleri Birliği) kriterlerine göre bu alt tipin klasik özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel klinik bulgularını tanımla.
6 haftalık (kronik) sol ayak bileği artriti, sol aşil tendon insersiyosunda entezit ve akut semptomatik anterior üveit (ağrılı, kızarık göz) saptandı.
Tanıya gitmek için tutulan eklem, ekstra-artiküler bulgular ve hastalık süresi analiz edilmelidir.
2
Özgeçmiş ve soygeçmiş özelliklerini değerlendir.
15 yaşında erkek hasta (6 yaşından büyük) ve babasında (birinci derece akraba) ankilozan spondilit (AS) öyküsü mevcut.
Jüvenil idiyopatik artrit (JİA) alt tiplerinin sınıflandırılmasında (ILAR kriterleri) yaş, cinsiyet ve aile öyküsü kritik öneme sahiptir.
3
Laboratuvar ve klinik verileri sentezleyerek ayırıcı tanı yap.
Artrit ve entezit birlikteliği, akut üveit ve AS aile öyküsü Entezit ilişkili JİA kriterlerini karşılar. AS aile öyküsü Oligoartiküler ve Psöriyatik JİA için kesin bir dışlama kriteridir.
Hastalığın alt tipini kesinleştirmek ve diğer romatolojik veya enfeksiyöz nedenleri dışlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Entezit ilişkili jüvenil idiyopatik artrit klinik bulguları ve ILAR sınıflandırma kriterleri
Soru 290Soru

1414 yaşında bir erkek çocuk, uzun süredir devam eden ve son dönemde kontrol altına alınamayan astım atakları nedeniyle izlenmektedir. Hastada son bir ayda her iki bacakta purpurik döküntüler ve sol ayakta düşük ayak (mononöritis mültipleks) gelişmiştir. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 18.000/mm318.000/mm^3 (eozinofil oranı %25\%25), eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) 8585 mm/saat ve p-ANCA pozitifliği saptanmıştır. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eozinofilik granülomatoz polianjitis (EGPA)

Cevap

Eozinofilik granülomatoz polianjitis (EGPA)
Eozinofilik granülomatoz polianjitis (eski adıyla Churg-Strauss sendromu), küçük ve orta çaplı damarları tutan nekrotizan bir vaskülittir. Tanı için en önemli ipuçları; ağır astım öyküsü, periferik kanda eozinofili (%10\%10 veya >1500/mm3>1500/mm^3) ve p-ANCA (MPO) pozitifliğidir. Hastadaki purpura ve mononöritis mültipleks (düşük ayak) vaskülit fazının göstergeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Hastada astım öyküsü ve vaskülit (purpura, mononöritis mültipleks) bulguları mevcut.
Vaskülit tiplerini ayırmak için eşlik eden sistemik hastalıklar kritiktir.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
Belirgin eozinofili (%25\%25) ve p-ANCA pozitifliği saptandı.
Eozinofili, ANCA ilişkili vaskülitler arasında özellikle bir tanıyı işaret eder.
3
Tanıyı doğrula
Astım + Eozinofili + Vaskülit üçlüsü EGPA (Churg-Strauss) tanısını koydurur.
ACR kriterlerine göre altı kriterden dördünün varlığı (astım, eozinofili > %10, nöropati, purpura vb.) tanı için yeterlidir.

Anahtar Kavram

Eozinofilik granülomatoz polianjitis (EGPA) tanısında astım ve periferik eozinofili varlığı en ayırt edici özelliklerdir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 291Soru

Dört aylık bir erkek bebek, 6 gündür düşürülemeyen 39,4C39,4^\circ\text{C} ateş ve aşırı huzursuzluk nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktival enjeksiyon ve sol omuzdaki BCG aşı skarı çevresinde belirgin eritematöz değişiklikler saptanıyor. Gövdede döküntü, ekstremite değişikliği veya servikal lenfadenopati saptanmıyor. Laboratuvar değerleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Hemoglobin8,9 g/dL8,9\text{ g/dL}
Lökosit17.500/mm317.500/\text{mm}^3 (parçalı ağırlıklı)
Trombosit420.000/mm3420.000/\text{mm}^3
CRP115 mg/L115\text{ mg/L} (N<5N < 5)
Albümin2,9 g/dL2,9\text{ g/dL}
İdrar Mikroskobisi18 lökosit/saha (kültür negatif)

Ekokardiyografide koroner arter çapları normal (ZZ-skoru <2< 2), ancak sol ana koroner arter çevresinde perivasküler ekojenite artışı izleniyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkomplet Kawasaki hastalığı olarak değerlendirilmeli; İVİG ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanarak canlı aşılar 11 ay ertelenmelidir.

Cevap

Hastaya inkomplet Kawasaki hastalığı tanısıyla İVİG ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalı, İVİG kullanımı nedeniyle canlı aşılar 11 ay ertelenmelidir.
Dört ay gibi küçük süt çocuklarında Kawasaki hastalığı sıklıkla 'inkomplet' bulgularla seyreder. AHA algoritmasına göre 5 günden uzun süren ateşi olan ve 2-3 klinik kriteri karşılayan çocuklarda, CRP 30 mg/L\geq 30\text{ mg/L} veya ESH 40 mm/saat\geq 40\text{ mm/saat} ise laboratuvar destekleyici bulgulara bakılır. Bu hastada albümin düşüklüğü (3 g/dL\leq 3\text{ g/dL}), anemi, lökositoz (15.000/mm3\geq 15.000/\text{mm}^3) ve steril piyüri (10 lo¨kosit/saha\geq 10\text{ lökosit/saha}) olmak üzere 4 adet (en az 3 gereklidir) destekleyici bulgu mevcuttur. Ayrıca BCG aşı skarı reaksiyonu tanıda çok değerli bir ipucudur. Bu nedenle tedaviye hemen başlanmalı ve İVİG dozu nedeniyle canlı aşılar 11 ay ertelenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
6 günlük ateş, bilateral non-pürülan konjonktivit ve BCG aşı skarı reaksiyonu (süt çocukları için çok spesifik) saptandı.
Kawasaki hastalığı şüphesini başlatmak için 5 günden uzun süren ateş ve ek klinik bulguların varlığı kontrol edilir.
2
İnkomplet Kawasaki algoritmasının uygulanması
Pozitif Akut Faz Reaktanları (CRP > 3 mg/dL, ESH > 40 mm/saat) ve 4 adet destekleyici laboratuvar bulgusu (Albumin < 3, Anemi, Lökosit > 15k, Steril piyüri) saptandı.
Tam kriterleri karşılamayan hastalarda tanıyı doğrulamak için AHA/AAP inkomplet Kawasaki algoritması kullanılır.
3
Ekokardiyografi bulgularının yorumlanması
Koroner arterlerde henüz dilatasyon yok ancak perivasküler ekojenite artışı tanıyı destekleyen ek bir bulgudur.
Ekokardiyografi, inkomplet olgularda tanıyı desteklemek ve başlangıç bazal değerlerini belirlemek için kritiktir.
4
Tedavi ve immünizasyon planının yapılması
İVİG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve yüksek doz aspirin başlanması, canlı aşıların (KKK, suçiçeği) 11 ay ertelenmesi kararlaştırıldı.
İVİG tedavisi koroner anevrizma riskini azaltır; ancak verilen eksojen antikorlar canlı aşıların immün yanıtını bozduğu için uzun süreli erteleme gerekir.

Anahtar Kavram

İnkomplet Kawasaki Hastalığı Tanı ve Yönetimi

Daha Fazla Pratik

İVİG tedavisine dirençli olgularda (tedavi sonrası 36. saatte ateşin devam etmesi) uygulanacak ikincil tedavi seçeneklerini (tekrar İVİG, steroid, infliksimab) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 292Soru

Altı aylıkken başlayan ve ortalama 4-6 haftada bir tekrarlayan ateş şikayeti olan 4 yaşındaki kız çocuğu değerlendiriliyor. Anneden alınan öyküde ateşli atakların 5-7 gün sürdüğü, ataklara şiddetli karın ağrısı, kusma ve ishalin eşlik ettiği öğreniliyor. Ayrıca atakların sıklıkla aşılamalardan sonra tetiklendiği ifade ediliyor. Atak sırasındaki fizik muayenesinde servikal lenfadenopati ve gövdede yaygın makülopapüler döküntü saptanıyor. Ataklar arasında tamamen sağlıklı olan hastanın laboratuvar incelemelerinde hem atak sırasında hem de ataklar arasında serum IgD ve IgA düzeylerinin yüksek olduğu görülüyor.

Bu hastada en olası tanı ve bu hastalığa neden olan genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiper immünglobülin D sendromu (HIDS) - MVK geni

Cevap

En olası tanı Hiper immünglobülin D sendromudur (HIDS) ve sorumlu genetik mutasyon MVK genindedir.
Doğru yanıt, Hiper immünglobülin D sendromunu (HIDS) ve onun nedeni olan MVK geni mutasyonunu içeren seçenektir. HIDS, mevalonat kinaz enzim eksikliğinden kaynaklanır ve otozomal resesif geçişlidir. Klinik tabloda yaşamın ilk yılında başlayan, 3-7 gün süren, aşılamalar ve stres ile tetiklenebilen ateş atakları görülür. Ataklara sıklıkla yaygın makülopapüler döküntü, şiddetli karın ağrısı, kusma, ishal ve servikal lenfadenopati eşlik eder. Atak sırasında ve sonrasında serum IgD ve sıklıkla IgA düzeyleri yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini (atak süresi, tetikleyiciler, eşlik eden semptomlar) analiz et.
Ateş atakları 5-7 gün sürüyor, aşılarla tetikleniyor; şiddetli karın ağrısı, kusma, ishal, servikal lenfadenopati ve makülopapüler döküntü var.
Otoinflamatuar hastalıkların ayrımında atak süresi ve klinik bulgular anahtar rol oynar.
2
Laboratuvar bulgularını klinik özelliklerle birleştir.
Yüksek IgD ve IgA düzeyleri saptanmıştır.
IgD ve IgA yüksekliği, spesifik bir otoinflamatuar sendroma işaret eder.
3
Elde edilen verileri sendromlarla eşleştir.
Erken başlangıçlı, aşıyla tetiklenen, gastrointestinal bulguların ön planda olduğu, makülopapüler döküntü ve IgD yüksekliği ile seyreden tablo HIDS (Mevalonat kinaz eksikliği) ile uyumludur.
Diğer periyodik ateş sendromlarının (FMF, TRAPS, CAPS, PFAPA) atak süreleri, tetikleyicileri ve döküntü özellikleri farklıdır.

Anahtar Kavram

Otoinflamatuar sendromların ayırıcı tanısında klinik bulguların (döküntü tipi, atak süresi, tetikleyiciler) ve genetik mutasyonların kullanımı.
Soru 293Soru

Son 1010 haftadır yürürken topallama ve sabahları yataktan kalkarken hareketlerinde belirgin kısıtlılık fark edilen 3,53,5 yaşındaki bir kız çocuk polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ diz ve sol ayak bileğinde (toplam 22 eklem) ısı artışı, efüzyon ve hareket kısıtlılığı saptanıyor; ateş, döküntü veya organomegali saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde; ANA 1/3201/320 (pozitif), RF negatif, ESH 3838 mm/saat ve CRP 1212 mg/L (normal <5<5) olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı, ayırıcı tanıda öncelikle dışlanması gereken durumlar ve gerekli oftalmolojik izlem stratejisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı oligoartiküler JIA'dır; ayırıcı tanıda septik artrit ve akut romatizmal ateş dışlanmalıdır; ANA pozitifliği ve erken başlangıç yaşı nedeniyle ilk 4 yıl boyunca 3 ayda bir yarık lamba muayenesi yapılmalıdır.

Cevap

Tanı oligoartiküler JIA'dır; septik artrit ve akut romatizmal ateş dışlanmalıdır; ANA pozitifliği ve erken başlangıç yaşı nedeniyle ilk 4 yıl boyunca 3 ayda bir yarık lamba muayenesi yapılmalıdır.
Doğru seçenek, hastanın klinik tablosunu (oligoartiküler tutulum, kronik seyir) doğru tanımlamakta ve TUS'ta sıkça sorgulanan üveit tarama protokolünü (ANA pozitifliği durumunda 3 ayda bir) tam olarak yansıtmaktadır. Ayırıcı tanıda septik artrit ve ARA'nın dışlanması gerekliliği pediatrik romatolojinin temel kuralıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri sınıflandır
3,5 yaş, kız, 10 hafta (>6 hafta), 2 eklem (<5 eklem), ANA (+)
JIA alt tipini belirlemek için ILAR kriterlerini uygulamak gerekir.
2
Ayırıcı tanıları değerlendir
Septik artrit (genellikle akut ve tek eklem), Akut Romatizmal Ateş (gezici poliartrit, nadiren oligoartrit)
JIA tanısı koymadan önce benzer klinik tabloların dışlanması zorunludur.
3
Komplikasyon riskini ve izlemi belirle
ANA (+) ve <7 yaş başlangıçlı oligo JIA -> Yüksek üveit riski -> 3 ayda bir yarık lamba muayenesi
Oligoartiküler JIA'da en korkulan komplikasyon olan körlüğe yol açabilen asemptomatik kronik üveit erken yakalanmalıdır.

Anahtar Kavram

Oligoartiküler JIA Tanı Kriterleri ve ANA Pozitifliğinde Üveit İzlemi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 294Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, son 44 aydır haftada 22-33 kez tekrarlayan, genellikle akşam saatlerinde veya gece uykudan uyandıran her iki bacak ağrısı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Ailesi ağrının uyluk ve baldır bölgesinde yoğunlaştığını, masajla azaldığını ve sabah uyandığında çocuğun tamamen normale döndüğünü ifade ediyor. Fizik muayenede eklem muayenesi, kas gücü ve nörolojik değerlendirme normaldir; ancak eklem hipermobilitesi saptanarak Beighton skoru 6/96/9 olarak hesaplanıyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, periferik yayma, eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) ve C-reaktif protein (CRP) düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor.

Bu klinik tablo ve "büyüme ağrıları" (benign noktürnal ekstremite ağrısı) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapılan çalışmalarda bu çocuklarda kemik mineral yoğunluğunun akranlarına göre daha düşük olabileceği ve ağrı eşiklerinin daha düşük saptandığı bildirilmiştir.

Cevap

Büyüme ağrısı olan çocuklarda kemik mineral yoğunluğunda azalma ve ağrı eşiklerinde düşüklük saptanmıştır.
Büyüme ağrıları olan çocuklarda yapılan objektif değerlendirmelerde, sağlıklı kontrollere kıyasla kemik mineral yoğunluğunun (BMD) daha düşük olduğu ve somatosensoriyel testlerde ağrı eşiklerinin daha düşük saptandığı gösterilmiştir. Bu durum, ağrıların mekanik yüklenme ve santral ağrı işleme süreçlerindeki farklılıklardan kaynaklanabileceğini desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik Özelliklerin Analizi
Bilateral, gece gelen, masajla düzelen ve fizik muayenesi/laboratuvarı normal olan ağrılar 'Büyüme Ağrıları' (Benign Noktürnal Ekstremite Ağrısı) tanısını destekler.
Tipik prezentasyonu ayırt etmek.
2
Yanlış Kavramların (Misnomer) Değerlendirilmesi
Büyüme ağrılarının lineer büyüme hızı veya büyüme hormonu ile ilişkisiz olduğu bilinmelidir.
İsimden kaynaklanan yanılgıları dışlamak.
3
Güncel Patofizyolojik Verilerin İncelenmesi
Kemik mineral yoğunluğunun azalması ve santral sensitizasyon/düşük ağrı eşiği teorileri tanınmalıdır.
Zorluk derecesi yüksek (Level 5) bilimsel veriyi doğrulamak.

Anahtar Kavram

Büyüme ağrılarının (benign noktürnal ekstremite ağrısı) patofizyolojisi ve eşlik eden hipermobilite ile ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Hipermobilite kriterlerini (Beighton ve Brighton) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 295Soru

1212 yaşında kız çocuk; son 33 haftadır devam eden ateş, halsizlik ve eklem ağrısı şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede malar bölgede eritem ve ağız içinde ağrısız ülserler saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Değerler
ANA1/6401/640 (Homojen)Negatif
Anti-dsDNAPozitifNegatif
C34545 mg/dL9018090-180 mg/dL
C488 mg/dL104010-40 mg/dL
Tam İdrarProtein (2+2+), Eritrosit (2+2+)Negatif

Bu hastanın klinik takibinde hastalık aktivitesini değerlendirmek ve özellikle böbrek tutulumuna (lupus nefriti) bağlı alevlenmeleri önceden öngörmek için en değerli laboratuvar parametreleri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-dsDNA titresi ve serum C3 düzeyi

Cevap

Hastalık aktivitesini ve renal alevlenmeleri izlemede en değerli parametreler Anti-dsDNA titresi ve serum C3 düzeyidir.
Hastalık aktivitesini ve özellikle böbrek tutulumu olan (lupus nefriti) hastalardaki alevlenmeleri izlemede en değerli ve spesifik parametreler Anti-dsDNA titresi ve serum kompleman (C3, C4) düzeyleridir. Aktif hastalık döneminde Anti-dsDNA titresi artarken, kompleman tüketimine bağlı olarak C3 ve C4 düzeyleri düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada malar döküntü, ağız ülseri, artrit, ANA ve Anti-dsDNA pozitifliği ile hipokomplementemi mevcuttur. Bu bulgularla çocukluk çağı SLE tanısı doğrulanır.
Tanıyı kesinleştirmek için ACR/SLICC veya EULAR/ACR kriterlerinin karşılanıp karşılanmadığına bakılmalıdır.
2
Hastalık aktivite belirteçlerinin seçimi
SLE'de Anti-dsDNA antikorları sadece tanısal değil, aynı zamanda hastalık aktivitesi ile de ilişkilidir. Özellikle böbrek tutulumu olan hastalarda Anti-dsDNA titresi yükselirken C3 ve C4 düzeyleri düşer.
İmmün komplekslerin oluşumu ve kompleman tüketimi, aktif organ hasarının (özellikle nefrit) öncü göstergeleridir.
3
Alevlenmeleri öngörme stratejisinin belirlenmesi
Anti-dsDNA titresindeki artış ve kompleman düzeylerindeki düşüşün izlenmesi, klinik alevlenme ortaya çıkmadan önce müdahale edilmesine olanak sağlar.
Laboratuvar bulguları genellikle klinik semptomlardan önce bozulur.

Anahtar Kavram

SLE'de Anti-dsDNA ve kompleman düzeyleri (C3, C4) hastalık aktivitesini ve özellikle lupus nefriti alevlenmelerini izlemede en duyarlı immunolojik göstergelerdir.

İpuçları

1
SLE'de hangi antikorun titresi hastalık şiddetiyle (aktiviteyle) paralel değişim gösterir?
2
Lupus nefriti alevlenmesi sırasında immün kompleks oluşumu sonucu hangi kan değerleri düşer?

Daha Fazla Pratik

ACR/EULAR 2019 kriterlerinde 'puan' sistemini ve hangi bulgunun kaç puan kazandırdığını (örneğin renal biyopsi Evre III/IV nefritin 10 puan kazandırdığını) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

1313 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden sağ dizde şişlik ve sol topuk arkasında yürüme ile artan ağrı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ dizde belirgin efüzyon, sıcaklık artışı ve hareket kısıtlılığı; sol kalkaneus arka kısmında aşil tendonu yapışma yerinde ise palpasyonla şiddetli hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; eritrosit sedimentasyon hızı (ESRESR) 4545 mm/saatmm/saat, CC-reaktif protein (CRPCRP) 3.23.2 mg/dLmg/dL (N: <0.5<0.5), Romatoid Faktör (RFRF) negatif ve HLAB27HLA-B27 pozitif bulunuyor. Hastanın özgeçmişinde özellik saptanmazken, soygeçmişinde babasının plak tipi psöriazis (sedef hastalığı) tanısı ile takip edildiği öğreniliyor. Bu hasta ILAR (International League of Associations for Rheumatology) sınıflama kriterlerine göre aşağıdakilerin hangisinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıflandırılamayan artrit

Cevap

Sınıflandırılamayan artrit (Undifferentiated Arthritis)
Sınıflandırılamayan artrit tanısı, ILAR kriterlerine göre bir hastanın hiçbir alt gruba tam olarak uymaması veya birden fazla alt grubun kriterlerini karşılaması durumunda konur. Bu vakada hasta; 1313 yaşında erkek olması, entesit ve artrit birlikteliği ve HLAB27HLA-B27 pozitifliği ile klinik olarak 'Entesitle İlişkili Artrit' (ERA) grubuna çok yakın görünse de, birinci derece akrabasında (babasında) psöriazis olması ERA tanısını imkansız kılan bir 'dışlama kriteri'dir. Öte yandan, hastada psöriazis döküntüsü olmadığı için Juvenil Psöriatik Artrit tanısı için aile öyküsünün yanına daktilit veya tırnak çukurlaşması gibi ek bir kriter daha gerekmektedir. İki kategoriye de tam girmediği için doğru sınıflandırma bu seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
1313 yaşında erkek, asimetrik oligoartrit (diz) ve entesit (aşiltendiniti).
Bu tablo klasik bir spondiloartropati veya ERA düşündürür.
2
Laboratuvar ve soygeçmiş verilerini değerlendir.
HLAB27HLA-B27 pozitif, RFRF negatif, ancak baba psöriazis hastası.
Soygeçmişteki psöriazis varlığı ILAR sınıflamasındaki hiyerarşiyi değiştirir.
3
ILAR dışlama kriterlerini uygula.
Birinci derece akrabada psöriazis öyküsü ERA tanısını dışlar.
ERA tanısı konulabilmesi için dışlama kriterlerinden hiçbirinin bulunmaması gerekir.
4
Psöriatik Artrit (PsA) kriterlerini kontrol et.
Hasta PsA kriterlerini karşılamıyor (11 majör + 11 minör var; ancak PsA için hastada psöriazis yoksa en az 22 minör kriter -daktilit, tırnak bulgusu, aile öyküsü- gerekir).
Herhangi bir sınıfa tam uymayan veya birden fazla sınıfa uyan durumlar 'Sınıflandırılamayan artrit' olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

ILAR sınıflamasında Entesitle İlişkili Artrit (ERA) tanısı konulabilmesi için hastanın kendisinde veya birinci derece akrabasında psöriazis öyküsü bulunmamalıdır.
Soru 297Soru

99 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 ayda bir tekrarlayan, 131-3 gün süren ateş, şiddetli karın ağrısı ve sol ayak bileğinde ağrılı şişlik şikayetleriyle getirilmiştir. Hastanın özgeçmişinde benzer atakların 33 yaşından beri olduğu, babasının ise 4040 yaşında amiloidoza bağlı kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girmeye başladığı öğrenilmiştir. Fizik muayenede ateş 38.8C38.8^\circ\text{C} ölçülmüş; sol ayak bileği şiş, sıcak ve hareketleri kısıtlı saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı ve bu hastalıkla en sık ilişkilendirilen genetik mutasyon aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi - M694V

Cevap

Ailevi Akdeniz Ateşi ve bu hastalıkla en sık ilişkilendirilen M694V mutasyonu
Hastanın klinik tablosu (tekrarlayan ateş, serozit, artrit) ve babasında erken yaşta gelişen amiloidoz öyküsü, Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısını doğrular. Tel Hashomer kriterlerine göre tekrarlayan febril serozit atakları majör kriterdir. M694V mutasyonu ise hem ülkemizde en sık görülen mutasyondur hem de amiloidoz gelişimi için en önemli risk faktörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Tekrarlayan kısa süreli ateş, karın ağrısı (peritonit) ve artrit bulguları periyodik ateş sendromlarını düşündürür.
Hastanın semptomlarının süresi (131-3 gün) ve içeriği ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Aile öyküsünü değerlendir
Babadaki amiloidoza bağlı kronik böbrek yetmezliği, hastanın semptomlarını Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) lehine güçlendirir.
AA tipi amiloidoz, tedavi edilmemiş veya kolşisine dirençli FMF hastalarında en önemli komplikasyondur.
3
Tanı ve genetik ilişkiyi belirle
FMF tanısı konur ve amiloidoz riski en yüksek olan M694V mutasyonu ile ilişkilendirilir.
MEFV genindeki M694V mutasyonu, Türkiye'de en sık görülen ve en şiddetli klinik seyreden mutasyondur.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) klinik tanısı ve genotip-fenotip ilişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 298Soru

99 yaşında bir kız çocuk, jimnastik kursuna gittiği günlerin akşamında artan, dinlenmekle geçen diz ve ayak bileği ağrıları nedeniyle getiriliyor. Sabah tutukluğu tariflemeyen hastanın fizik muayenesinde; her iki el 5. parmağının ön kola paralel olacak şekilde 9090^\circ arkaya bükülebildiği, her iki el başparmağının ön kola değdirilebildiği, her iki dizinin 1515^\circ hiperekstansiyona geldiği gözleniyor. Dirseklerinde hiperekstansiyon saptanmıyor ve gövdenin öne fleksiyonu ile avuç içleri yere değmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde tam kan sayımı ve inflamatuar belirteçler normal bulunuyor.

Bu klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıyı kesinleştirmek amacıyla eklem aralığından biyopsi yapılarak histopatolojik inceleme istenmelidir.

Cevap

Hipermobilite sendromu tanısı klinik muayene ve Beighton skorlaması ile konulur; tanıyı kesinleştirmek için eklem biyopsisi gibi invaziv yöntemlerin kullanılması yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, hipermobilite sendromu tanısı için eklem biyopsisi gerektiğini savunmaktadır; oysa hipermobilite tamamen klinik bir tanıdır. Beighton kriterleri (5/95/9 ve üzeri çocuklar için anlamlıdır) ve klinik öykü tanı için yeterlidir. İnflamasyon veya malignite şüphesi olmayan bu gibi durumlarda invaziv işlemlerden kaçınılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü analiz et
Ağrının aktivite ile artması (mekanik) ve sabah tutukluğunun olmaması (non-inflamatuar) tespit edildi.
Mekanik ve inflamatuar ağrı ayrımı ayırıcı tanıda ilk adımdır.
2
Beighton skorunu hesapla
Küçük parmak dorsifleksiyonu (2) + Başparmak abdüksiyonu (2) + Diz hiperekstansiyonu (2) = 6 puan.
Hipermobilite varlığını objektif olarak değerlendirmek için skorlama yapılır.
3
Laboratuvar ve tanı yöntemlerini değerlendir
İnflamatuar belirteçlerin normal olması hipermobiliteyi destekler; biyopsi endikasyonu yoktur.
Benign süreçlerde gereksiz invaziv tetkiklerden kaçınılmalıdır.

Anahtar Kavram

Benign eklem hipermobilitesi tanısı klinik bulgular ve Beighton kriterlerine dayanır.
Soru 299Soru

77 yaşında erkek çocuk, 22 gündür süren şiddetli, kolik tarzda karın ağrısı ve sağ dizinde şişlik şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede batında yaygın hassasiyet saptanıyor, ancak ciltte herhangi bir döküntü izlenmiyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, trombosit sayısı, protrombin zamanı (PT), aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT) ve serum kompleman (C3,C4C_3, C_4) düzeyleri normal bulunuyor. Bu hastada Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olguların yaklaşık %25'inde döküntü; karın ağrısı veya eklem bulgularından günler, hatta haftalar sonra ortaya çıkabilir.

Cevap

Henoch-Schönlein purpurasında (IgA vasküliti) vakaların yaklaşık dörtte birinde abdominal ağrı veya eklem şikayetleri, karakteristik palpabl purpurik döküntüden önce gelişebilir.
Henoch-Schönlein purpurasında (HSP) hastaların yaklaşık %25'inde karın ağrısı veya artrit gibi bulgular, tipik purpurik döküntülerden günler hatta 1-2 hafta önce ortaya çıkabilir. Bu durum özellikle karın ağrısının ön planda olduğu olgularda 'akut batın' ile karışarak tanısal zorluk yaratabilir. Ancak döküntünün sonradan çıkması tanıyı dışlamaz, aksine dikkatli bir izlem gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada akut karın ağrısı ve artrit var, ancak döküntü yok.
HSP tanısı için döküntü zorunlu olsa da, semptomların ortaya çıkış sırası değişkenlik gösterebilir.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
Trombosit sayısı ve kompleman düzeyleri normal.
Normal trombosit sayısı ITP'yi, normal kompleman düzeyleri ise PSGN veya SLE gibi düşük komplemanlı nefritleri/vaskülitleri dışlamaya yardımcı olur ve HSP ile uyumludur.
3
Tanı kriterlerini ve literatür bilgisini uygula
HSP'de %25 oranında döküntü sonradan gelir.
EULAR/PRINTO kriterleri palpabl purpurayı zorunlu kılar; ancak döküntülerin döküntü öncesi fazda henüz gelişmemiş olabileceği klinik pratikte unutulmamalıdır.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein purpurasında (IgA vasküliti) semptomların kronolojik sırası
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 300Soru

1616 yaşında erkek hasta; sağ dizinde ani gelişen şişlik ve hareket kısıtlılığı ile sol topuk ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden yaklaşık 1515 gün önce ailesiyle yediği bir yemek sonrası gelişen ateşli ve kramplı ishal atağı geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde sağ dizde belirgin efüzyon, her iki aşil tendonu yapışma yerinde hassasiyet, konjonktivalarda hiperemi ve ağız mukozasında ağrısız yüzeyel ülserler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı 9292 mm/saat bulunuyor; tam idrar tetkikinde ise steril piyüri saptanıyor. Bu hastada klinik seyrin daha ağır ve kronik olabileceğini, ileride sakroiliit gelişme riskinin yüksek olduğunu gösteren en önemli laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HLA-B27 pozitifliği

Cevap

Reaktif artrit tanılı hastalarda HLA-B27 pozitifliği, hastalığın daha ağır seyredeceğinin ve sakroiliit gelişme riskinin en güçlü göstergesidir.
Reaktif artrit (veya eski adıyla Reiter Sendromu), belirli enfeksiyonlardan (GI veya GU) sonra gelişen asimetrik oligoartrit, üretrit ve konjonktivit ile karakterizedir. Hastaların HLA-B27 durumu tanı için zorunlu olmasa da, pozitif olanlarda artritin kronikleşme eğilimi, nükslerin daha sık görülmesi ve ileride sakroiliit ile ankilozan spondilit gelişme riski anlamlı derecede yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Gastrointestinal enfeksiyon sonrası gelişen asimetrik oligoartrit, entezit, konjonktivit ve steril piyüri (Reiter triadı) reaktif artrit tanısını koydurur.
Reaktif artrit, tipik olarak enfeksiyonu takiben 1-4 hafta içinde ortaya çıkan seronegatif bir spondiloartropatidir.
2
Prognoz faktörlerini değerlendirme
Reaktif artritte hastaların yaklaşık %60-80'i tamamen iyileşirken, bir kısmında kronik artrit veya sakroiliit gelişir.
Tanı anındaki klinik bulgular prognoz hakkında sınırlı bilgi verirken, genetik faktörler uzun dönem sonuçları etkiler.
3
HLA-B27 ile klinik seyir ilişkisini kurma
HLA-B27 pozitifliği, reaktif artritli hastalarda kronik eklem tutulumu ve aksiyel tutulum (sakroiliit) için en önemli prediktördür.
HLA-B27, spondiloartropati grubunun ortak genetik belirteci olup aksiyel inflamasyonla güçlü ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Reaktif Artritte HLA-B27'nin Prognostik Önemi
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 15 / 21Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin