Romatoloji

414 soru

Soru 261Soru

1414 yaşında kız hasta; son 22 aydır devam eden yanaklarda kızarıklık, eklem ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki yanakta burun sırtından geçen, nazolabial sulkusları koruyan eritematöz (malar) döküntü ve el bileklerinde hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Antinükleer antikor (ANAANA) pozitifliği (1/12801/1280, homojen patern) ve hipokomplementemi (C3C3 ve C4C4 düzeylerinde düşüklük) saptanıyor. Bu hastada Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısını destekleyen en spesifik (özgül) laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Sm (Smith) antikor pozitifliği

Cevap

Anti-Sm (Smith) antikor pozitifliği
Anti-Sm (Smith) antikoru, Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) için tanısal özgüllüğü en yüksek olan (yaklaşık %99) immunolojik kriterdir. Sorudaki vakada malar döküntü, artrit ve ANAANA pozitifliği ile SLE güçlü bir ön tanıdır; bu durumda tanıyı kesinleştiren en spesifik laboratuvar bulgusu Anti-Sm pozitifliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hasta 1414 yaşında bir kız (tipik demografik), malar döküntü (kelebek döküntüsü), artralji/artrit bulgularına sahip.
SLE tanısı için gerekli olan klinik kriterlerin varlığını doğrulamak.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
ANAANA pozitifliği (%100'e yakın duyarlılık) ve C3C3-C4C4 düşüklüğü (hastalık aktivitesi göstergesi) saptanmış.
SLE şüphesini destekleyen immunolojik verileri belirlemek.
3
En spesifik markeri belirle
ANAANA en duyarlı (tarama), Anti-Sm ve Anti-dsDNA ise en özgül (tanı koydurucu) antikorlardır. Anti-Sm, SLE'ye en spesifik antikordur.
Tanıyı kesinleştirecek en güvenilir immunolojik kriteri seçmek.

Anahtar Kavram

SLE'de ANA en duyarlı tarama testi iken, Anti-Sm ve Anti-dsDNA en spesifik belirteçlerdir.

Daha Fazla Pratik

SLE aktivitesini takip etmede en değerli olan laboratuvar belirteçlerini (Anti-dsDNA ve Kompleman düzeyleri) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 262Soru

66 yaşında bir kız çocuk; 33 yaşından itibaren başlayan tekrarlayan iskemik inme atakları, gövde ve ekstremitelerde belirgin livedo reticularis ve hepatosplenomegali nedeniyle tetkik edilmektedir. Laboratuvar incelemelerinde pansitopeni ve IgGIgG düzeyinde belirgin düşüklük (350 mg/dL350\text{ mg/dL}) saptanmıştır. Visseral anjiyografide çölyak ve renal arterlerde multipl mikroanevrizmalar izlenen bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenozin Deaminaz 2 Eksikliği (DADA2)

Cevap

Adenozin Deaminaz 2 Eksikliği (DADA2)
Doğru yanıt olan Adenozin Deaminaz 2 Eksikliği (DADA2), CECR1 (yeni adıyla ADA2) genindeki mutasyonlar sonucu gelişen, otozomal resesif geçişli bir hastalıktır. Hastalık çocukluk döneminde başlar ve klinik olarak livedo reticularis, visseral arterlerde (renal, mezenterik) mikroanevrizmalar ile seyrederek Poliarteritis Nodosa'yı (PAN) taklit eder. Ancak klasik PAN'dan farklı olarak bu hastalarda santral sinir sistemi tutulumu (özellikle tekrarlayan lakuner iskemik inmeler), pansitopeni/anemi gibi kemik iliği yetmezliği bulguları ve hipogammaglobulinemi görülmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Vaskülit paterninin belirlenmesi
Visseral anjiyografideki mikroanevrizmalar ve livedo reticularis, hastada orta çaplı damarları tutan bir vaskülit (PAN benzeri tablo) olduğunu gösterir.
Tanısal ayrım için başlangıç noktası vaskülit tipini belirlemektir.
2
Atipik bulguların değerlendirilmesi
Hastadaki erken yaşta başlayan tekrarlayan iskemik inmeler, pansitopeni ve hipogammaglobulinemi varlığı klasik PAN tanısı için alışılmadık bulgulardır.
Vaskülit tablolarını taklit eden genetik/otoinflamatuar hastalıkları dışlamak gerekir.
3
Spesifik sendromun tanımlanması
PAN benzeri vaskülit + Erken inme + İmmün yetmezlik triadı Adenozin Deaminaz 2 Eksikliği (DADA2) hastalığına özgüdür.
DADA2, son yıllarda pediatrik PAN vakalarının önemli bir kısmının altında yatan genetik neden olarak tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

DADA2 (Adenozin Deaminaz 2 Eksikliği), çocuklarda klasik PAN tablosunu taklit eden ancak inme ve immün yetmezlik bulgularıyla ayrılan otoinflamatuar bir vaskülit nedenidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 263Soru

Kawasaki hastalığı tanısı, diğer olası klinik tabloların dışlanması şartıyla, nedeni açıklanamayan ve en az 5 gu¨n5\text{ gün} süren dirençli ateş ile eşlik eden karakteristik fizik muayene bulgularına dayanılarak konur.

Aşağıdakilerden hangisi bu hastalığın tanısında dikkate alınan klasik klinik bulguların beklenen özelliklerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gözlerde bilateral, pürülan (eksüdatif) karakterde konjonktival enjeksiyon

Cevap

Gözlerde bilateral, pürülan (eksüdatif) karakterde konjonktival enjeksiyon
Doğru yanıt olan ifadede konjonktivitin pürülan karakterde olduğu iddia edilmektedir. Ancak Kawasaki hastalığında görülen konjonktivit tipik olarak bilateral, non-pürülan (eksüdasız) ve iris etrafında limbusu koruyan (limbal sparing) özelliktedir. Pürülan akıntı saptanması, hastada daha çok Adenovirüs veya bakteriyel enfeksiyonları akla getirmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünün analizi
Kawasaki hastalığının klasik tanı kriterlerinin detay özelliklerinin (nasıl göründüklerinin) sorgulandığı belirlenir.
Kawasaki tanısında sadece bulgunun varlığı değil, spesifik nitelikleri de ayırıcı tanıda (örneğin Adenovirüs enfeksiyonlarından ayrımda) kritiktir.
2
Seçeneklerdeki klinik özelliklerin değerlendirilmesi
Mukoza (çilek dili), ekstremite (endüratif ödem), lenf bezi (tek taraflı, >1,5 cm) ve döküntü (vezikülsüz polimorfik) tanımlarının hastalığın klasik klinik tablosuna tam uyduğu tespit edilir.
Bu özellikler Kawasaki'yi diğer döküntülü ve ateşli hastalıklardan net olarak ayırır.
3
Yanlış olan bulgunun tespiti
Kawasaki hastalığında beklenen göz bulgusunun 'pürülan (eksüdatif)' değil, 'non-pürülan' olması gerektiği sonucuna varılarak doğru yanıt seçilir.
Pürülan akıntı daha çok enfeksiyöz (bakteriyel veya spesifik viral) nedenlere işaret eder.

Anahtar Kavram

Kawasaki Hastalığı Tanı Kriterleri ve Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
Kawasaki hastalığının klasik bulgularını hatırlayın ve bu hastalığı enfeksiyöz süreçlerden ayıran temel özellikleri düşünün.
2
Kawasaki hastalığındaki göz tutulumunda sekresyon/akıntı olup olmadığına dikkat edin.
3
Gözlerdeki kızarıklık tipik olarak 'non-pürülan' olmalıdır; çapaklanma veya iltihaplı akıntı beklenmez.

Daha Fazla Pratik

İnkomplet (Atipik) Kawasaki hastalığının laboratuvar kriterlerini (örneğin; albümin düşüklüğü, anemi, steril piyüri) ve intravenöz immünoglobulin (IVIG) direnci açısından risk faktörlerini gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Klinik bulguları enfeksiyon bulgularıyla karşılaştırarak dışlayabilirsiniz. Örneğin; döküntünün veziküler olmaması, farenjitte eksüda bulunmaması ve konjonktivitte akıntı (püy) olmaması hastalığın karakteristik steril inflamasyon doğasını yansıtır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 264Soru

88 yaşında erkek çocuk, yaklaşık 33 aydır devam eden sağ dizinde şişlik ve sol ayak topuğunda özellikle sabahları belirginleşen, hareketle azalan ağrı yakınmasıyla polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sağ dizde efüzyon ve hareket kısıtlılığı, sol Aşil tendonu yapışma yerinde hassasiyet ve her iki sakroiliak eklem üzerinde palpasyonla ağrı saptanıyor. Öyküsünden babasına 3030 yaşındayken ankilozan spondilit tanısı konulduğu öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı 5858 mm/saat, CRP 4.24.2 mg/dL, RF negatif ve ANA negatif olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Entesit ile ilişkili artrit

Cevap

Entesit ile ilişkili artrit
Doğru seçenek olan tanı, ILAR kriterlerine göre artrit ve entesit varlığıyla veya artrit/entesit birlikteliğine ek olarak; 66 yaşından büyük erkek cinsiyet, sakroiliak eklem hassasiyeti/inflamatuar spinal ağrı ve ailede birinci derece akrabada spondiloartropati öyküsü gibi kriterlerden en az ikisinin bulunmasıyla konur. Bu vaka tüm bu özellikleri karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada 66 haftadan uzun süren artrit (sağ diz) ve entesit (Aşil hassasiyeti) mevcuttur.
Juvenil idiyopatik artrit alt tiplerini belirlemek için klinik sürenin 66 haftayı aşması ve tutulan bölgelerin tanımlanması gerekir.
2
İlave kriterlerin değerlendirilmesi
Erkek cinsiyet, >6>6 yaş başlangıç, sakroiliak hassasiyet ve 11. derece akrabada AS öyküsü saptanmıştır.
ILAR (International League of Associations for Rheumatology) kriterlerine göre artrit+entesit varlığında veya bunlardan birine ek olarak belirtilen kriterlerden en az ikisinin varlığında tanı konur.
3
Dışlama kriterlerinin kontrolü
RF negatif, ANA negatif, psoriyazis bulgusu yok.
Diğer JIA alt tiplerini dışlamak ve tanıyı kesinleştirmek için RF pozitifliği veya sistemik bulguların yokluğu kontrol edilmelidir.

Anahtar Kavram

Entesit ile İlişkili Artrit (ERA) ILAR Sınıflandırma Kriterleri

Daha Fazla Pratik

ERA hastalarında üveit taramasının önemini ve HLA-B27 pozitifliğinin prognostik değerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 265Soru

On iki yaşında bir kız çocuk; ellerinde soğukla tetiklenen morarma (Raynaud fenomeni), parmaklarda şişlik ve eklem ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde el parmak derisinde gerginlik (sklerodaktili) ve artrit saptanıyor. Klinik olarak Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) ön tanısı konulan bu hastada, tanıyı doğrulamak için saptanması beklenen spesifik otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1RNP (Ribonükleoprotein)

Cevap

Miks Bağ Dokusu Hastalığı tanısını en güçlü şekilde destekleyen antikor Anti-U1RNP'dir.
Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH), klinik olarak SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü bir tablodur. Bu hastalığın serolojik imzası ve tanı kriterlerinin merkezinde yer alan antikor Anti-U1RNP'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et
Raynaud fenomeni, sklerodaktili ve artrit varlığı; SLE, skleroderma ve miyozit özelliklerinin örtüştüğünü gösterir.
MBDH, birden fazla bağ dokusu hastalığının klinik özelliklerini taşıyan bir 'overlap' sendromudur.
2
Klinik tabloya uygun spesifik laboratuvar testini belirle
MBDH tanısı için olmazsa olmaz kriter yüksek titreli Anti-U1RNP pozitifliğidir.
Tanı kriterleri (Sharp veya Kasukawa kriterleri) bu antikorun varlığını şart koşar.

Anahtar Kavram

MBDH Tanısal Belirteci

İpuçları

1
Bu hastalıkta SLE, skleroderma ve miyozit bulguları iç içe geçer.
2
Tanı için mutlaka pozitif bulunması gereken antikor bir ribonükleoproteindir.

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda (Skleroderma) akciğer tutulumu riskini artıran antikoru tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
Soru 266Soru

İlkokul ikinci sınıfa giden bir kız çocuk, son 1212 haftadır giderek artan merdiven çıkarken zorlanma, yerden kalkarken elleriyle dizlerinden destek alma ve kollarını başının üzerine kaldırmada güçlük şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde üst göz kapaklarında ödemli viyolasé döküntü (HeliotropeHeliotrope döküntü) ve metakarpofalangeal eklemlerin dorsal yüzeylerinde simetrik eritematöz papüller (GottronGottron papülleri) saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde Kreatin Kinaz (CKCK): 28002800 U/L, ASTAST: 190190 U/L ve LDHLDH: 950950 U/L olarak ölçülmüştür. Bu hasta için en olası tanı ve klinik süreç ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil dermatomiyozit tanılı hastalarda saptanan AntiNXP2Anti-NXP2 (MJMJ) antikor pozitifliği, klinik seyirde daha şiddetli kas tutulumu ve progresif kalsinozis gelişimi için en önemli risk faktörlerinden biridir.

Cevap

Anti-NXP2 (MJ) antikor pozitifliği, juvenil dermatomiyozitli hastalarda şiddetli kas tutulumu ve progresif kalsinozis gelişimi ile en güçlü ilişkili miyozit spesifik antikordur.
Juvenil dermatomiyozitte miyozit spesifik antikorlar (MSA) klinik fenotiplerle ilişkilidir. Anti-NXP2 (MJ) antikoru, çocuklarda JDM hastalarının yaklaşık %20-25'inde saptanır ve bu antikorun pozitifliği; belirgin kas güçsüzlüğü, fonksiyonel kısıtlılık ve en önemlisi progresif kalsinozis gelişimi için yüksek risk faktörüdür. Anti-TIF1-gamma (p155/140) ise en sık saptanan antikor olup şiddetli deri tutulumu ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Proksimal kas güçsüzlüğü (Gower belirtisi), Heliotrope döküntü ve Gottron papülleri juvenil dermatomiyoziti (JDM) düşündürür.
Bu bulgular JDM'nin karakteristik ve tanısal özellikleridir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
CK, AST ve LDH yüksekliği miyozit tanısını destekler.
Kas yıkımı sırasında bu enzimler kana salınır.
3
Tanı kriterlerinin uygulanması
Deri bulgusu + 3 kriter (güçsüzlük, enzim yüksekliği, EMG veya biyopsi) = Kesin JDM.
Bohan ve Peter kriterleri TUS'ta temel tanısal yaklaşımdır.
4
Prognostik belirteçlerin sorgulanması
Anti-NXP2 antikorunun kalsinozis ile ilişkisinin belirlenmesi.
Miyozit spesifik antikorlar (MSA) prognozu ve komplikasyon riskini belirlemede kritiktir.

Anahtar Kavram

Juvenil dermatomiyozitte tanısal kriterler ve antikor ilişkileri

Daha Fazla Pratik

JDM'de tırnak yatağı kapilleroskopisindeki değişikliklerin vaskülopati ile ilişkisini ve prognoz üzerindeki etkisini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Tanıda kas tutulumunu radyolojik olarak değerlendirmek için en duyarlı non-invaziv yöntem T2 ağırlıklı STIR sekanslı MRG'dir. Biyopsi öncesi inflamasyonun en yoğun olduğu kası belirlemede de kullanılır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 267Soru

1010 yaşında, Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısıyla izlenen bir çocuk; 1010 gündür devam eden yüksek ateş, bacaklarda ve uyluklarda şiddetli kas ağrısı, hassasiyet ve ağrı nedeniyle ayağa kalkamama şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde eklemlerde şişlik saptanmıyor ancak alt ekstremite kas grupları palpasyonla son derece ağrılı bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 115115 mm/saat, CC-reaktif protein (CRPCRP) 180180 mg/L (N<5N < 5) olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzamış febril miyalji sendromu

Cevap

Uzamış febril miyalji sendromu
Doğru cevap olan uzamış febril miyalji sendromu, Ailevi Akdeniz Ateşi hastalarında görülen nadir bir klinik tablodur. Tipik FMFFMF ataklarının aksine 55 günden uzun (101410-14 gün veya daha fazla) sürer. Hastalarda yüksek ateşin yanında, kaslarda (özellikle bacaklarda) şiddetli ağrı ve palpasyonla hassasiyet saptanır. Akut faz reaktantları (ESHESH ve CRPCRP) belirgin derecede yüksektir. Bu tablo kolşisinden ziyade kortikosteroid tedavisine (örneğin 121-2 mg/kg prednisolon) çok hızlı yanıt verir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik profilini ve şikayet süresini analiz et.
FMFFMF tanılı hastada 1010 gündür süren (tipik ataktan uzun) ateş ve kas ağrısı saptandı.
FMFFMF atakları genellikle 131-3 gün sürer; sürenin uzaması komplikasyon veya farklı bir klinik tabloyu düşündürür.
2
Kas ağrısının karakterini ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Palpasyonla şiddetli hassasiyet ve çok yüksek inflamatuar belirteçler (ESHESH 115115, CRPCRP 180180) saptandı.
Uzamış febril miyaljide akut faz reaktantları tipik olarak çok yüksektir ve kas ağrısı hastayı immobilize edecek kadar şiddetlidir.
3
Ayırıcı tanı yaparak en olası tabloyu belirle.
FMFFMF zemininde gelişen bu tablo Uzamış Febril Miyalji Sendromu (PFMSPFMS) ile uyumludur.
Bu tablo kolşisin tedavisine dirençli olabilir ve genellikle kortikosteroid tedavisine dramatik yanıt verir.

Anahtar Kavram

Uzamış febril miyalji sendromu, FMF hastalarında görülen, tipik ataktan daha uzun süren (161-6 hafta) ve kortikosteroid tedavisi gerektiren bir komplikasyondur.

İpuçları

1
FMFFMF ataklarının normalde kaç gün sürdüğünü ve bu hastada şikayetlerin ne kadar süredir devam ettiğini karşılaştırın.
2
Şiddetli kas ağrısı ve aşırı yüksek sedimentasyon hızı birlikteliği FMFFMF komplikasyonları arasında spesifik bir sendromu işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Bu hastanın tedavisinde ilk seçenek olarak hangi ilacın tercih edilmesi gerektiğini araştırın (İpucu: Kortikosteroidler).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 268Soru

1414 yaşında kız çocuk; son 11 aydır bacaklarında şişlik, idrar renginde koyulaşma ve yüzünde döküntü şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde malar raş ve her iki bacakta pretibial 2+2+ ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; ANAANA 1:6401:640 pozitif (homojen), AntidsDNAAnti-dsDNA pozitif, C3C3 ve C4C4 düzeyleri belirgin düşük saptanıyor. Tam idrar tetkikinde 3,5 g/gu¨n3,5 \text{ g/gün} proteinüri ve her sahada bol dismorfik eritrosit ile eritrosit silindirleri görülüyor. Yapılan böbrek biyopsisi sonucunda "Sınıf IV Diffüz Proliferatif Lupus Nefriti" tanısı konuluyor. Bu hastanın SLICC (SystemicSystemic LupusLupus InternationalInternational CollaboratingCollaborating ClinicsClinics) kriterlerine göre tanısal değerlendirmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı için biyopsi ile kanıtlanmış lupus nefriti varlığında, eşlik eden ANA veya anti-dsDNA pozitifliği yeterlidir.

Cevap

Biyopsi ile kanıtlanmış lupus nefriti varlığında eşlik eden ANA veya anti-dsDNA pozitifliği tanı için yeterlidir.
SLICC (Systemic Lupus International Collaborating Clinics) 2012 kriterlerine göre SLE tanısı iki şekilde konulabilir: 1) En az biri klinik, biri immünolojik olmak üzere toplam 4 kriterin karşılanması, veya 2) Böbrek biyopsisi ile kanıtlanmış lupus nefriti varlığında ANA veya anti-dsDNA pozitifliğinin olması. Bu vakada böbrek biyopsisinde Sınıf IV lupus nefriti saptanmış ve serolojik olarak ANA/Anti-dsDNA pozitifliği bulunmuştur, dolayısıyla tanı için yeterli kriter sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada malar raş (klinik) ve renal tutulum (klinik: proteinüri ve eritrosit silindirleri) mevcuttur.
SLE tanısı için klinik kriterlerin varlığını saptamak ilk adımdır.
2
Serolojik ve immünolojik bulguların analizi
ANA (+), Anti-dsDNA (+), Düşük C3/C4 (immünolojik) saptanmıştır.
Tanı kriterlerini tamamlamak için immünolojik belirteçler gereklidir.
3
SLICC 2012 kriterlerinin uygulanması
Normalde 4 kriter (en az 1 klinik + 1 immünolojik) gerekirken, biyopsi ile kanıtlanmış nefrit varlığında sadece ANA veya Anti-dsDNA pozitifliği tanı koydurur.
SLICC kriterlerindeki özel 'biyopsi yolu' tanı sürecini hızlandırır.

Anahtar Kavram

SLICC kriterlerine göre biyopsi ile kanıtlanmış lupus nefriti varlığında ANA veya anti-dsDNA pozitifliği SLE tanısı için yeterli kabul edilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 269Soru

44 yaşında bir kız çocuk, son 88 haftadır devam eden her iki diz, her iki ayak bileği ve sağ el bileğinde (55 eklem) ağrı ve şişlik şikayetiyle getiriliyor. Sabahları eklemlerini hareket ettirmekte zorlandığı, gün ilerledikçe şikayetlerinin azaldığı ve yürümesinin düzeldiği belirtiliyor. Fizik muayenede etkilenen eklemlerde artrit bulguları saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde ANA (antinükleer antikor) pozitif, RF (romatoid faktör) ise negatif bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken oftalmolojik izlem planı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliartiküler JİA - 33 ayda bir biyomikroskobik (slit-lamp) muayene

Cevap

Poliartiküler JİA tanısı olan ve ANA pozitifliği bulunan bu hastada üveit riski yüksek olduğu için 33 ayda bir biyomikroskobik muayene yapılmalıdır.
Hastada saptanan 55 eklem tutulumu ve 88 haftalık süre, poliartiküler JİA tanısı için yeterlidir. JİA izlem protokollerine göre; ANA pozitifliği, hastalığın 77 yaşından önce başlaması ve hastalık süresinin 44 yıldan kısa olması hastayı üveit açısından 'en yüksek risk' grubuna sokar. Bu gruptaki hastaların her 33 ayda bir yarık lamba (slit-lamp) muayenesi ile taranması gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eklemleri say ve süreyi kontrol et.
55 eklem (poliartiküler) ve 88 hafta (>6>6 hafta) süre saptandı.
JİA tanısı için artritin 1616 yaşından önce başlaması, en az 66 hafta sürmesi ve eklem sayısına göre sınıflandırılması gerekir.
2
Subtip tayini yap.
Poliartiküler JİA (RF negatif) tanısına ulaşıldı.
Beş veya daha fazla eklem tutulumu poliartiküler olarak tanımlanır.
3
Üveit risk faktörlerini değerlendir.
Başlangıç yaşı <7<7, ANA pozitif ve hastalık süresi <4<4 yıl olduğu için 'Yüksek Risk' grubundadır.
JİA'da üveit sinsi seyreder; genç yaş ve ANA pozitifliği en önemli risk faktörleridir.
4
Tarama sıklığını belirle.
Yüksek risk grubundaki hastalar için 33 ayda bir kontrol önerilir.
Asemptomatik üveitin erken teşhisi kalıcı görme kaybını önlemek için kritiktir.

Anahtar Kavram

JİA alt tiplerinin sınıflandırılması ve ANA pozitifliğine göre üveit tarama protokolü.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 270Soru

1313 yaşında bir kız çocuk, son 33 ay içinde gövde, yüz ve kolların proksimalinde hızla ilerleyen deri sertleşmesi ve renk değişikliği şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede yüzde "maske yüz" görünümü, gövde ve ekstremitelerde yaygın "tuz-biber" (saltsalt-andand-pepperpepper) tarzında pigmentasyon değişiklikleri ve parmaklarda belirgin sklerodaktili saptanıyor. Modifiye Rodnan skoru yüksek bulunan hastanın laboratuvar incelemesinde ANAANA pozitifliği (speckledspeckled patern) ve yüksek titrede anti-RNARNA polimeraz IIIIII antikor pozitifliği saptanıyor. Bu klinik ve serolojik tabloya sahip bir hastada, izlem sırasında gelişme riski en yüksek olan ve ani başlangıçlı şiddetli hipertansiyon ile karakterize komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skleroderma renal krizi

Cevap

Skleroderma renal krizi
Sistemik sklerodermada anti-RNARNA polimeraz IIIIII antikoru pozitifliği, hızlı ilerleyen diffüz deri tutulumu ve özellikle hayatı tehdit eden bir komplikasyon olan skleroderma renal krizi (SRKSRK) ile çok güçlü bir ilişkiye sahiptir. SRKSRK, ani gelişen malign hipertansiyon ve hızlı ilerleyen böbrek yetmezliği ile karakterizedir ve bu antikor pozitifliği olan hastaların yaklaşık %25\%25'inde görülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hızlı ilerleyen deri sertleşmesi (gövde dahil), tuz-biber pigmentasyonu ve Rodnan skoru yüksekliği hastanın 'Diffüz Sistemik Skleroderma' olduğunu gösterir.
Deri tutulumunun proksimal yayılımı ve hızı, hastalığın alt tipini belirler.
2
Serolojik belirtecin yorumlanması
Anti-RNA polimeraz IIIIII antikor pozitifliği, diffüz deri tutulumu ve yüksek renal tutulum riski ile ilişkilidir.
Antikorlar, sklerodermada organ tutulum paternlerini öngörmede kritiktir.
3
Komplikasyonun tanımlanması
Bu hastada ani başlayan malign hipertansiyon ve akut böbrek yetmezliği (Skleroderma Renal Krizi) riski en yüksek komplikasyondur.
Anti-RNA polimeraz IIIIII, renal kriz için en spesifik serolojik risk faktörüdür.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerodermada anti-RNA polimeraz III antikorları ile diffüz deri tutulumu ve skleroderma renal krizi arasındaki güçlü ilişki.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 271Soru

99 yaşında bir erkek çocuk; bacaklarda ve gluteal bölgede belirgin palpabl purpuralar, her iki dizde gezici karakterde artralji ve şiddetli, kramp tarzında karın ağrısı ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 11,5 g/dL11,5 \text{ g/dL}, beyaz küre 12.400/mm312.400 \text{/mm}^3, trombosit sayısı 315.000/mm3315.000 \text{/mm}^3, protrombin zamanı (PTPT) 1212 saniye ve aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTTaPTT) 3030 saniye (PTPT ve aPTTaPTT kontrol değerleri dahilinde) olarak saptanıyor. Bu hastada klinik tablonun ağırlığı ile korelasyon gösteren ve şiddetli gastrointestinal tutuluma eşlik edebilen biyokimyasal değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör XIII aktivitesinde geçici azalma

Cevap

Faktör XIII aktivitesinde geçici azalma
Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vasküliti) vakalarında, özellikle bağırsak duvarı ödemi ve şiddetli abdominal ağrının eşlik ettiği gastrointestinal tutulum durumunda, Faktör XIII (Fibrin Stabilize Edici Faktör) düzeylerinde anlamlı bir düşüş saptanabilir. Bu düşüş, pıhtılaşma sisteminin aktivasyonu sonucu faktörün damar duvarında tüketilmesine bağlıdır ve rutin tarama testleri olan PTPT, aPTTaPTT ve kanama zamanı ile saptanamaz. Faktör XIII düzeyindeki azalma, klinik tablonun ağırlığı ile doğru orantılıdır ve hastanın klinik durumu düzeldiğinde tekrar normale döner.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Palpabl purpura, artralji ve karın ağrısı triadı ile hastada Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vasküliti) düşünülür.
Bu bulgular HSP'nin tipik klinik prezentasyonudur.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
Trombosit sayısı ve rutin koagülasyon testlerinin (PTPT, aPTTaPTT) normal olması, kanamanın bir pıhtılaşma faktörü eksikliği veya trombositopeniden kaynaklanmadığını doğrular.
HSP'de purpuralar vaskülitik süreçten kaynaklanır, hemostatik defektten değil.
3
Spesifik gastrointestinal ilişkiyi belirle
HSP'de şiddetli abdominal semptomlar ve bağırsak duvarı ödemi varlığında Faktör XIII seviyelerinin düştüğü ve bu düşüşün klinik şiddetle paralel seyrettiği bilinmektedir.
Faktör XIII (Fibrin stabilize edici faktör) inflamasyonlu bağırsak duvarında aşırı tüketilir.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Purpurası'nda gastrointestinal tutulumun şiddeti ile Faktör XIII aktivitesindeki azalma arasındaki ilişki.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 272Soru

1414 yaşında bir kız çocuk; parmaklarda belirgin şişlik (puffy hands), soğukla tetiklenen parmak uçlarında renk değişikliği (Raynaud fenomeni) ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde el sırtındaki deride gerginlik, akciğer bazallerinde ince raller ve hafif poliartrit saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:25601:2560 (granüler/benekli patern) pozitif; anti-dsDNA, anti-Sm ve anti-Scl-70 (anti-topoizomeraz I) negatif saptanırken; anti-U1RNP antikoru yüksek titrede pozitif bulunuyor. Bu hasta için en olası seyir ve klinik yönetim ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miks bağ dokusu hastalığı (MBDH) tanısıyla uyumlu olan bu tabloda, en sık mortalite nedeni pulmoner hipertansiyon olup rutin ekokardiyografik tarama gereklidir.

Cevap

Miks bağ dokusu hastalığı (MBDH) tanısıyla uyumlu olan bu tabloda, en sık mortalite nedeni pulmoner hipertansiyon olup rutin ekokardiyografik tarama gereklidir.
Vakadaki yüksek titre anti-U1RNP pozitifliği, Raynaud fenomeni, şiş parmaklar (puffy hands) ve proksimal myozit bulguları Miks Bağ Dokusu Hastalığı'nın (MBDH) klasik sunumudur. MBDH'de SLE'deki gibi renal tutulum veya Sklerodermadaki gibi renal kriz nadirdir. Bu hastalarda en önemli mortalite nedeni pulmoner hipertansiyondur ve semptomlar ortaya çıkmadan önce ekokardiyografi ile tarama yapılması önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Raynaud fenomeni + Puffy hands (şiş parmaklar) + Myozit (kas güçsüzlüğü) + Artrit + Akciğer ralleri.
Bu kombinasyon 'overlap' (örtüşme) sendromlarını düşündürür.
2
Serolojik verileri yorumla.
ANA yüksek titre benekli (speckled) patern ve Anti-U1RNP pozitifliği.
Yüksek titre Anti-U1RNP, Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) için tanısal kriterdir.
3
Ayırıcı tanıyı yap.
Anti-Scl-70 negatifliği diffüz sklerodermadan, Anti-Sm negatifliği SLE'den uzaklaştırır.
MBDH; SLE, Skleroderma ve Polimiyozit/Dermatomiyozit özelliklerini taşır.
4
Prognostik faktörleri belirle.
MBDH'de en korkulan ve en sık ölüm nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur (PAH).
Klinik yönetimde PAH taraması hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) tanısında yüksek titre Anti-U1RNP pozitifliği şarttır ve en sık ölüm nedeni pulmoner hipertansiyondur.

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda diffüz ve limitli formlar arasındaki antikor ve klinik tutulum farklarını (anti-Scl-70 vs anti-sentromer) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 273Soru

1414 yaşında kız çocuk; 33 haftadır devam eden 38.5C38.5^{\circ}C ateş, el bileği ve el küçük eklemlerinde ağrı ve şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede yaygın sikatrisyel olmayan alopesi, damakta ağrısız ülserler ve perikardiyal frotman saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; lökosit 2.800/mm32.800/mm^3, trombosit 85.000/mm385.000/mm^3, ANAANA (HEp2HEp-2) 1:3201:320 (pozitif), anti-dsDNA pozitif ve anti-Sm pozitif saptanıyor. Ekokardiyografide ise minimal perikardiyal efüzyon izleniyor.

Bu hastanın 20192019 EULAR/ACREULAR/ACR sınıflama kriterlerine göre toplam puanı kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 26

Cevap

Hastanın 2019 EULAR/ACR kriterlerine göre toplam puanı 26'dır.
Doğru puan 26'dır. Hastanın verileri 2019 EULAR/ACR kriterlerine göre şu şekilde puanlanır: Anayasal alan (Ateş 38.3C\geq 38.3^{\circ}C) için 2 puan; Kas-iskelet sistemi alanı (Artrit) için 6 puan; Mukokutanöz alan (Alopesi 2 puan, Oral ülser 2 puan) içinden en yüksek olan 2 puan; Serozit alanı (Akut perikardit 6 puan, Efüzyon 1 puan) içinden en yüksek olan 6 puan; Hematolojik alan (Lökopeni 3 puan, Trombositopeni 4 puan) içinden en yüksek olan 4 puan; İmmünolojik alan (Anti-dsDNA 6 puan, Anti-Sm 6 puan) içinden en yüksek olan 6 puan alınır. Toplamda 2+6+2+6+4+6=262+6+2+6+4+6 = 26 puana ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş kriterini kontrol et
ANA 1:320 (pozitif) saptandığı için giriş kriteri karşılanmıştır.
2019 EULAR/ACR kriterlerine göre sınıflama yapılabilmesi için ANA >= 1:80 (HEp-2) olması zorunludur.
2
Klinik alanları (domain) ve en yüksek puanlı kriterleri belirle
Anayasal (Ateş: 2), İskelet (Artrit: 6), Mukokutanöz (Alopesi: 2, Oral ülser: 2 -> En yüksek 2), Serozit (Akut perikardit: 6, Efüzyon: 1 -> En yüksek 6), Hematolojik (Lökopeni: 3, Trombositopeni: 4 -> En yüksek 4).
Her alan içinden sadece en yüksek puanlı kriter hesaba katılır.
3
İmmünolojik alanı belirle
SLE spesifik antikorlar (Anti-dsDNA: 6, Anti-Sm: 6 -> En yüksek 6).
Anti-dsDNA ve anti-Sm aynı immünolojik alan içindedir; her ikisi pozitif olsa bile tek bir 6 puan alınır.
4
Toplam puanı hesapla
2 (Ateş) + 6 (Artrit) + 2 (Deri/Mukoza) + 6 (Serozit) + 4 (Hematoloji) + 6 (Antikor) = 26 puan.
Tüm alanlardan gelen en yüksek puanların toplamı hastanın sınıflama skorunu belirler.

Anahtar Kavram

2019 EULAR/ACR SLE Sınıflama Kriterlerinde 'alan (domain)' bazlı puanlama mantığı

Daha Fazla Pratik

Lupus nefriti biyopsi kanıtı olan (Evre III veya IV) bir hastanın, ANA pozitifliği dışında başka hiçbir kriteri olmasa dahi doğrudan 10 puan alarak SLE olarak sınıflandırılabileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 274Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk; bacaklarda ve gluteal bölgede yerleşen, ciltten kabarık döküntüler ve karın ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde her iki dizinde artralji saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde trombosit sayısı 280.000/mm3280.000/mm^3 olarak bulunuyor. Bu hastada Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) tanısı düşünülürken, aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması bu tanıyla uyumlu bir durum değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum C3 ve C4 kompleman düzeylerinde azalma görülmesi

Cevap

Serum C3 ve C4 kompleman düzeylerinde azalma görülmesi Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) ile uyumlu olmayan bir bulgudur.
Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti), küçük damarları etkileyen sistemik bir vaskülittir. Hastalığın patogenezinde IgA içeren immün komplekslerin damar duvarında birikimi rol oynar. Ancak, bu süreç klasik kompleman yolunu aktive ederek C3 ve C4 düzeylerini düşürmez. Bu nedenle, kompleman düzeylerinin düşük bulunması, HSP tanısından uzaklaştırıp post-streptokokal glomerulonefrit veya SLE gibi hipokomplemanemik durumları düşündürmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Palpabl purpura, artralji ve karın ağrısı triadı saptandı.
HSP tanısı için EULAR/PRINTO kriterlerine göre palpabl purpura zorunludur.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Trombosit sayısının normal olması (280.000/mm3280.000/mm^3), döküntünün İTP gibi trombositopenik nedenlere bağlı olmadığını doğrular.
HSP non-trombositopenik bir purpuradır.
3
Kompleman sisteminin rolünü belirle
HSP bir IgA aracılı vaskülittir ve kompleman tüketimi beklenmez.
HSP'de C3 ve C4 düzeylerinin normal olması, tanıyı post-infeksiyöz glomerulonefrit gibi hipokomplemanemik tablolardan ayırt eder.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein purpurasında serum kompleman düzeyleri normal sınırlardadır.

Daha Fazla Pratik

Böbrek tutulumu olan bir HSP hastasında prognozu belirleyen en önemli biyopsi bulgusunu (kresent oluşumu) inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 275Soru

66 yaşında bir erkek çocuk; bacaklarda palpabl purpurik döküntüler, karın ağrısı ve sağ dizinde şişlik ile başvuruyor. Yapılan klinik değerlendirme sonucunda Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vasküliti) tanısı konulan hastanın izleminin 22. gününde kolik tarzda şiddetli karın ağrısı ve safralı kusma gelişiyor. Batın ultrasonografisinde 'hedef tahtası' (target sign) görünümü izlenerek invajinasyon tanısı konuluyor.

Bu klinik tablo ve hastalıkla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrointestinal sistemde gelişen invajinasyon tipik olarak ileo-ileal yerleşimlidir.

Cevap

Henoch-Schönlein Purpurası'nda gelişen invajinasyon tablosu tipik olarak ileo-ileal yerleşimlidir.
Henoch-Schönlein Purpurası (HSP) seyrinde gelişen invajinasyon, idiyopatik invajinasyondan farklı olarak sıklıkla ileo-ileal yerleşim gösterir. Bu durum, invajinasyonun hava veya sıvı ile redüksiyonunu zorlaştırabilir ve cerrahi gereksinimini artırabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların HSP (IgA Vasküliti) açısından değerlendirilmesi.
Palpabl purpura, artrit ve karın ağrısı birlikteliği HSP tanısını destekler.
EULAR/PRINTO kriterlerine göre palpabl purpura olmazsa olmaz kriterdir ve buna ek olarak artrit/artralji, abdominal ağrı veya böbrek tutulumundan biri bulunmalıdır.
2
Akut karın ağrısı ve kusmanın ayırıcı tanısının yapılması.
Ultrasonografide 'hedef tahtası' görünümü invajinasyon tanısını kesinleştirir.
HSP'de bağırsak duvarındaki ödem ve kanama, invajinasyon için odak (lead point) oluşturabilir.
3
HSP'deki invajinasyonun anatomik özelliklerinin belirlenmesi.
İnvajinasyonun ileo-ileal yerleşimli olduğunun saptanması.
İdiyopatik pediatrik invajinasyonların çoğu ileokolik iken, HSP seyrinde gelişenler tipik olarak daha proksimalde, ileo-ileal bölgede görülür.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Purpurası'nda gastrointestinal komplikasyon olarak görülen invajinasyonun en sık ileo-ileal yerleşimli olması ve ayırıcı tanıdaki laboratuvar özellikleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 276Soru

4 yaşında bir kız çocuk, her iki bacak arkasında ve kalça bölgesinde yerleşen, basmakla solmayan, deriden kabarık kırmızı-mor döküntüler şikayetiyle getiriliyor. Hastanın yapılan laboratuvar incelemesinde trombosit sayısı 310.000/mm3310.000/\text{mm}^3 olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Henoch-Schönlein purpurası

Cevap

Henoch-Schönlein purpurası (IgA Vasküliti)
Verilen vakada palpabl purpura (deriden kabarık, basmakla solmayan döküntü) mevcuttur ve trombosit sayısı normaldir. Bu kombinasyon, çocukluk çağında en sık görülen vaskülit olan Henoch-Schönlein purpurası için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Döküntü karakterini analiz et
Döküntünün basmakla solmaması ve palpabl (kabarık) olması, küçük damar vaskülitini düşündürür.
Vaskülitlerde damar duvarı hasarı sonucu deri içine sızan eritrositler kabarık döküntü oluşturur.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Trombosit sayısının 310.000/mm3310.000/\text{mm}^3 (normal aralık) olduğu görülmektedir.
Ayırıcı tanıda trombositopenik purpuraları (ITP gibi) dışlamak için trombosit sayısı kritiktir.
3
Klinik tabloyu birleştir
Çocukluk çağında normal trombosit sayısı ile seyreden palpabl purpuranın klasik tanısı Henoch-Schönlein purpurasıdır.
HSP, en sık görülen çocukluk çağı vaskülitidir ve tanı için trombositopeninin olmaması önemli bir ipucudur.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Purpurası (HSP), normal trombosit sayısı ve palpabl purpura ile karakterize küçük damar vaskülitidir.

Daha Fazla Pratik

HSP tanısı alan bir hastada takipte en sık etkilenen organ sistemlerini ve gelişebilecek invajinasyon gibi komplikasyonları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 277Soru

14 yaşında kız hasta, bir aydır devam eden ateş, yorgunluk ve eklemlerde sabah tutukluğu şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenede yanaklarda 'kelebek' tarzı malar döküntü ve sert damakta ağrısız ülserler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde pansitopeni, hipokomplemenemi (düşük C3, C4) ve idrar analizinde proteinüri ile eritrosit silendirleri tespit ediliyor. ANA testi 1/640 pozitif saptanıyor. Bu hastada tanıyı doğrulamakla birlikte, özellikle böbrek tutulumunun (lupus nefriti) aktivitesini takip etmek için kullanılan ve hastalık alevlenmelerinde düzeyi artan en değerli otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-çift sarmallı DNA (Anti-dsDNA)

Cevap

Hastalık aktivitesiyle korelasyon gösteren antikor Anti-çift sarmallı DNA (Anti-dsDNA) antikorudur.
Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısında Anti-dsDNA antikorları %95-97 oranında özgüllüğe sahiptir. Daha da önemlisi, Anti-dsDNA titreleri hastalık aktivitesi, özellikle de böbrek tutulumu (lupus nefriti) ile doğrudan ilişkilidir. Alevlenme dönemlerinde Anti-dsDNA titreleri artarken, kompleman (C3, C4) düzeyleri düşer. Bu nedenle nefrit takibinde en değerli parametredir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Malar döküntü, ağrısız oral ülserler, pansitopeni ve böbrek tutulumu bulguları Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısını destekler.
Hastada ACR/SLICC tanı kriterlerinden en az 4 tanesi mevcuttur.
2
Böbrek tutulumu ve aktivite belirteçlerini analiz et
Hasta lupus nefriti kliniğindedir (proteinüri, silendirler, düşük kompleman).
Böbrek hasarını ve alevlenmeyi gösteren spesifik bir belirteç seçilmelidir.
3
Otoantikor özelliklerini karşılaştır
Anti-dsDNA hem tanı koydurucudur hem de titresi nefrit aktivitesi ile paralellik gösterir.
Anti-Sm çok özgül olsa da aktivite ile değişmez; ANA ise özgül değildir.

Anahtar Kavram

SLE tanısında Anti-dsDNA ve Anti-Sm yüksek özgüllüğe sahiptir; ancak sadece Anti-dsDNA düzeyleri hastalık aktivitesi ve özellikle lupus nefriti ile korelasyon gösterir.
Soru 278Soru

1515 yaşında erkek hasta, son 1010 gündür devam eden sağ dizde ve sol ayak bileğinde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Hastanın öyküsünden yaklaşık 33 hafta önce karın ağrısı ve kanlı ishal ile seyreden bir gastroenterit tablosu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede her iki gözde konjonktival hiperemi ve ağız mukozasında ağrısız yüzeyel ülserler saptanıyor. Akut faz reaktanları (ESRESR ve CRPCRP) yüksek bulunan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif artrit

Cevap

Sunulan klinik tablo (asimetrik oligoartrit, gastroenterit öyküsü, konjonktivit ve mukozal lezyonlar) reaktif artriti işaret etmektedir.
Reaktif artrit tanısı klinik olarak konulur. Hastada bulunan asimetrik alt ekstremite eklem tutulumu, 141-4 hafta önce geçirilmiş gastroenterit öyküsü ve eşlik eden konjonktivit ile ağrısız oral ülserler reaktif artritin klasik triad/tetrad bulgularını oluşturur. HLAB27HLA-B27 pozitifliği vakaların çoğunda görülse de tanı için zorunlu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Öyküdeki tetikleyici faktörün belirlenmesi
Hastanın 33 hafta önce geçirdiği kanlı ishal, reaktif artriti tetikleyebilecek olan Salmonella, Shigella, Yersinia veya Campylobacter gibi patojenleri akla getirir.
Reaktif artrit, genellikle bir gastrointestinal veya genitoüriner enfeksiyondan 141-4 hafta sonra gelişen steril bir inflamatuar artrittir.
2
Eklem tutulum paterninin analizi
Sağ diz ve sol ayak bileği tutulumu, spondiloartropatilerde karakteristik olan asimetrik ve alt ekstremite ağırlıklı oligoartrit tablosuna uymaktadır.
Artrit tipi ve dağılımı ayırıcı tanıda kritik öneme sahiptir.
3
Ekstraartiküler bulguların değerlendirilmesi
Konjonktivit ve ağrısız oral ülserler, reaktif artritin (eski adıyla Reiter Sendromu) tipik dışı bulgularıdır.
Bu bulgular artriti diğer inflamatuar ve enfeksiyöz süreçlerden ayırt etmeye yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Reaktif artrit, öncül bir enfeksiyonu takip eden, asimetrik oligoartrit ve ekstraartiküler (göz, deri, mukoza) bulgularla seyreden bir spondiloartropatidir.

Daha Fazla Pratik

Reaktif artritte en sık görülen oküler bulgunun konjonktivit, ancak en ciddi oküler bulgunun akut anterior uveit olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 279Soru

77 yaşında erkek hasta; her iki alt ekstremite ve gluteal bölgede yerleşen, basmakla solmayan, ciltten kabarık döküntüler ve şiddetli abdominal kramp tarzı ağrılar ile çocuk acil servisine getiriliyor. Laboratuvar incelemesinde trombosit sayısı 420.000/mm3420.000/mm^3, serum kompleman (C3C3, C4C4) düzeyleri ve koagülasyon testleri (PTPT, aPTTaPTT) normal sınırlarda saptanıyor. Takiplerinde safralı kusma ve batın distansiyonu gelişen hastanın ultrasonografisinde ileal segmentlerin birbirinin içine girdiği (ileo-ileal invajinasyon) görülüyor. Bu hastanın klinik tablosu ve saptanan gastrointestinal komplikasyonu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastadaki invajinasyon tipinin tedavisinde hava veya kontrastlı hidrostatik redüksiyon ilk tercih edilen ve başarı oranı en yüksek yöntemdir.

Cevap

İleo-ileal invajinasyonların tedavisinde hava veya hidrostatik redüksiyonun başarı oranı düşüktür ve genellikle cerrahi müdahale gerekir; bu nedenle bu ifade yanlıştır.
İleo-ileal invajinasyonlarda hava veya hidrostatik redüksiyonun başarısı oldukça düşüktür. Bu yöntemler kolonik segmentlerde etkiliyken, ince bağırsak seviyesindeki (ileo-ileal) tıkanıklıklara ulaşamazlar. Bu nedenle HSP hastalarında saptanan bu tip invajinasyonlar genellikle cerrahi redüksiyon gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Palpabl purpura, normal trombosit sayısı ve normal kompleman düzeyleri Henoch-Schönlein Purpurasını (IgA Vasküliti) işaret eder.
HSP tanısı için non-trombositopenik palpabl purpura temel kriterdir.
2
Gastrointestinal komplikasyonu tanımla.
Ultrasonografide saptanan 'target sign' ve ileo-ileal segment tutulumu HSP'ye özgü invajinasyon tablosudur.
İdiopatik invajinasyonlar genellikle ileokolik iken, HSP'de vaskülite bağlı ileo-ileal tutulum daha sıktır.
3
Tedavi protokolünü değerlendir.
İleo-ileal invajinasyonlar hava veya kontrastlı redüksiyonla (enema) düzelmez.
Enema materyali çekumu geçer ancak ince bağırsak segmentlerindeki invajinasyonu redükte edemez.

Anahtar Kavram

HSP'de gelişen invajinasyonlar genellikle ileo-ilealdir, submukozal hematom kaynaklıdır ve idiopatik invajinasyonların aksine cerrahi gereksinimi yüksektir.

Daha Fazla Pratik

HSP'li bir hastada renal biyopsi endikasyonlarını (ISKDC kriterleri) ve kresent varlığının prognostik önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 280Soru

99 yaşında bir kız çocuk, son 33 aydır güneşe çıktığında belirginleşen yüz döküntüsü, halsizlik ve merdiven çıkarken arkadaşlarından geri kalma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki üst göz kapağında morumsu renk değişikliği (heliotrop döküntü) ve parmak eklemlerinin üzerinde eritemli, skuamlı papüller (Gottron papülleri) saptanıyor. Ayrıca uyluk bölgesinde cilt altında sert, ağrısız kitleler (kalsinozis) fark ediliyor. Laboratuvar incelemesinde ANAANA pozitif (1:1601:160, granüler), AntidsDNAAnti-dsDNA negatif, serum kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyleri ise yaş normallerinin 33 katı yüksek bulunuyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil dermatomiyozit

Cevap

Juvenil dermatomiyozit
Juvenil dermatomiyozit tanısı, Bohan ve Peter kriterlerine dayanır. Bu hastada proksimal kas gruplarında simetrik güçsüzlük, karakteristik heliotrop döküntü (göz kapaklarında morarma), Gottron papülleri (eklem yüzeylerinde eritemli plaklar) ve serum kas enzimlerinde (CKCK, LDHLDH) belirgin yükseklik mevcuttur. Ayrıca kronik vakalarda görülen kalsinozis (cilt altı sertlikler) tanıyı destekleyen önemli bir klinik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma zorluğu) ve patognomonik deri bulguları (Heliotrop döküntü, Gottron papülleri) mevcut.
Juvenil dermatomiyozitin (JDM) en temel klinik özelliklerini tanımlamak için.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
CKCK ve LDHLDH gibi kas enzimlerinin yüksekliği, kas inflamasyonunu (miyozit) desteklemektedir.
Bohan ve Peter tanı kriterlerinden birini doğrulamak için.
3
Tanı kriterlerini (Bohan ve Peter) uygula
Karakteristik döküntü + proksimal güçsüzlük + enzim yüksekliği + kalsinozis bulguları JDM tanısını kesinleştirir.
Klinik ve laboratuvar bulgularını standart tanı setine oturtmak için.

Anahtar Kavram

Juvenil dermatomiyozit (JDM), çocukluk çağının en sık inflamatuar miyopatisidir; proksimal kas güçsüzlüğü, heliotrop döküntü ve Gottron papülleri ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 14 / 21Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin