Romatoloji

414 soru

Soru 301Soru

8 yaşında bir çocuk, bacaklarında ve kalça bölgesinde yerleşen mor döküntüler şikayetiyle getirilmiştir. Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) ön tanısı konulan bu hastada, EULAR/PRINTO sınıflama kriterlerine göre tanının kesinleşmesi için bulunması zorunlu (mandatory) olan kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Palpabl purpura (trombositopeni ile ilişkili olmayan)

Cevap

Henoch-Schönlein purpurası tanısı için EULAR/PRINTO kriterlerine göre palpabl purpura varlığı zorunludur.
EULAR/PRINTO sınıflama kriterlerine göre, Henoch-Schönlein purpurası tanısı için 'trombositopeni ile ilişkili olmayan palpabl purpura' bulunması zorunlu (mandatory) kriterdir. Bu kritere ek olarak karın ağrısı, artrit/artralji, böbrek tutulumu (hematüri/proteinüri) veya herhangi bir biyopsi örneğinde IgA baskın immün kompleks birikimi bulgularından en az bir tanesinin eşlik etmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanı kriterlerini hatırla.
HSP tanısı klinik bulgulara dayanan EULAR/PRINTO kriterleri ile konur.
Doğru tanı için hangi bulgunun temel olduğunu belirlemek gerekir.
2
Zorunlu kriteri diğerlerinden ayırt et.
Palpabl purpura (trombositopeni dışlanmış) temel kriterdir.
EULAR/PRINTO kriterlerine göre purpura olmadan tanı konulamaz.
3
Diğer kriterleri (majör bulguları) değerlendir.
Karın ağrısı, artrit, böbrek tutulumu ve IgA biyopsisi ek kriterlerdir.
Tanı için purpuraya ek olarak bu dört bulgudan en az birinin olması yeterlidir.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) klinik tanı kriterleri ve zorunlu bulgu.
Tahmini Süre:45s
Soru 302Soru

1414 yaşında bir kız çocuk; son 33 haftadır devam eden yorgunluk, el bileklerinde ve dizlerinde ağrı, yüzünde döküntü şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki yanakta ve burun sırtında yerleşen, nazolabial olukları koruyan eritematöz döküntü (malar raş), ağız içinde ağrısız ülserler ve her iki dizde efüzyon saptanıyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin99 g/dLg/dL121612-16 g/dLg/dL
Lökosit3.100/mm33.100/mm^34.50011.000/mm34.500-11.000/mm^3
Trombosit110.000/mm3110.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000-450.000/mm^3
ANA1/6401/640 (granüler)Negatif
C3C34545 mg/dLmg/dL8016080-160 mg/dLmg/dL
C4C488 mg/dLmg/dL154515-45 mg/dLmg/dL

Tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri ve her sahada 152015-20 eritrosit görülüyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik Lupus Eritematozus

Cevap

Sistemik Lupus Eritematozus
Sistemik Lupus Eritematozus tanısı, Amerikan Romatoloji Koleji (ACR) veya SLICC kriterlerine göre konur. Bu hastada malar raş, oral ülserler, artrit, renal tutulum (proteinüri/hematüri), hematolojik tutulum (sitopeniler), ANA pozitifliği ve hipokomplemantemi olmak üzere çok sayıda kriter bir aradadır. Çocuklarda SLE erişkinlere göre daha ağır seyretme ve daha sık renal/hematolojik tutulum gösterme eğilimindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada malar raş, ağrısız oral ülserler ve artrit (dizlerde efüzyon) saptandı.
Bu bulgular SLE tanı kriterlerinin klinik komponentlerini oluşturur.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir.
Anemi (99 g/dLg/dL), lökopeni (3.100/mm33.100/mm^3) ve trombositopeni (110.000/mm3110.000/mm^3) mevcut (pansitopeni benzeri tablo). Ayrıca ANA pozitifliği ve hipokomplemantemi (C3C3, C4C4 düşüklüğü) var.
Hematolojik tutulum ve immünolojik bozukluklar SLE tanısını destekleyen güçlü kanıtlardır.
3
Renal tutulumu kontrol et.
İdrarda 2+2+ proteinüri ve hematüri saptandı.
Lupus nefriti, çocukluk çağı SLE vakalarında sık görülen ve prognozu belirleyen kritik bir tutulumdur.
4
Ayırıcı tanı yap ve kriterleri uygula.
Hasta ACR/SLICC kriterlerinden 44 veya daha fazlasını karşılamaktadır.
Klinik ve laboratuvar bulgularının toplamı en olası tanıyı Sistemik Lupus Eritematozus yapmaktadır.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağı Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısı; malar raş, artrit, oral ülserler gibi klinik bulguların yanı sıra hematolojik tutulum, renal tutulum ve ANA/anti-dsDNA/hipokomplemantemi gibi immünolojik verilerin birleşimiyle konur.

Alternatif Yöntem

Tanı için ACR kriterleri yerine daha güncel olan SLICC kriterleri kullanıldığında, hematolojik ve renal tutulumun daha detaylı tanımlanması tanıyı daha da güçlendirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

88 yaşında erkek hasta; son üç gündür bacaklarda ve gluteal bölgede belirginleşen, basmakla solmayan, ciltten kabarık döküntüler ve yaygın karın ağrısı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede her iki diz ekleminde hassasiyet ve hareket kısıtlılığı saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; trombosit sayısı 320.000/mm3320.000/mm^3, koagülasyon parametreleri normal saptanmış; idrar mikroskopisinde ise her sahada 152015-20 eritrosit görülmüştür.

Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serumda kompleman (C3C3) düzeyinin normal saptanması, nefritik tablonun ayırıcı tanısında Akut Poststreptokoksik Glomerulonefrit'ten (APSGNAPSGN) uzaklaşmayı sağlar.

Cevap

Serumda kompleman (C3) düzeyinin normal olması, tanıyı Akut Poststreptokoksik Glomerulonefrit'ten uzaklaştırarak HSP lehine destekler.
Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti), patogenezinde kompleman sisteminin klasik yolunun yaygın tüketimiyle seyretmeyen bir hastalıktır; bu nedenle serum C3C3 ve C4C4 düzeyleri normal beklenir. Hematüri ve döküntü ile başvuran bir çocukta, APSGNAPSGN (Akut Poststreptokoksik Glomerulonefrit) gibi düşük komplemanlı tabloların dışlanmasında normal kompleman düzeyleri çok değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Palpabl purpura, artrit, karın ağrısı ve hematüri varlığı saptandı.
HSP (IgA Vasküliti) tanısı için zorunlu olan palpabl purpura kriteri ve eşlik eden sistemik bulgular mevcuttur.
2
Laboratuvar verilerini yorumlama
Trombosit sayısı ve koagülasyon testleri normal bulundu.
Bu durum döküntünün ITP veya koagülopatiden ziyade bir vaskülite bağlı olduğunu destekler.
3
Ayırıcı tanı için kompleman düzeyini değerlendirme
Normal C3 düzeyi HSP lehine, düşük C3 düzeyi APSGN lehinedir.
HSP immün komplekslerin damar duvarında biriktiği ancak sistemik kompleman tüketiminin olmadığı bir tablodur.

Anahtar Kavram

HSP tanısı klinik olarak konur (palpabl purpura zorunludur) ve kompleman düzeyleri (C3, C4) normaldir.

Daha Fazla Pratik

Renal tutulumu olan HSP olgularında biyopsi endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 304Soru

Altı yaşında erkek hasta, bacaklarında döküntü ve karın ağrısı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde ve gluteal bölgede basmakla solmayan palpabl purpurik döküntüler ile ayak bileklerinde ödem saptanıyor. Takibinde karın ağrısı şiddetlenen hastanın 'çilek jölesi' kıvamında kanlı dışkılaması oluyor. Batın ultrasonografisinde sağ alt kadranda 'hedef tahtası' (target) görünümü ve transvers kesitte iç içe geçmiş bağırsak segmentleri izleniyor. Vital bulguları stabil olan ve akut batın bulgusu (perforasyon) saptanmayan bu hasta için en uygun ilk tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ultrason veya skopi eşliğinde hidrostatik/pnömatik redüksiyon

Cevap

Ultrason veya skopi eşliğinde hidrostatik/pnömatik redüksiyon
Bu hasta Henoch-Schonlein Purpurası (IgA Vaskuliti) zemininde gelişen bir invajinasyon tablosu sergilemektedir. HSP'li hastalarda gastrointestinal tutulum sık görülür ve invajinasyon en önemli cerrahi komplikasyondur. Perforasyon veya peritonit bulgusu olmayan stabil invajinasyon vakalarında ilk tedavi seçeneği, cerrahi olmayan yöntemlerle (ultrason veya skopi eşliğinde hava veya sıvı ile) redüksiyondur. Cerrahi, ancak redüksiyon başarısız olursa veya perforasyon varsa endikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanıla
Henoch-Schonlein Purpurası (HSP)
Palpabl purpura, karın ağrısı ve eklem tutulumu HSP'nin klasik triadıdır.
2
Komplikasyonu belirle
İnvajinasyon (Intussusception)
Şiddetli kolik karın ağrısı, çilek jölesi dışkı ve ultrasondaki 'hedef tahtası' görünümü invajinasyonu gösterir.
3
Uygun tedavi yöntemini seç
Hidrostatik veya Pnömatik Redüksiyon
HSP'ye bağlı invajinasyonlarda, perforasyon bulgusu yoksa cerrahi öncesi ilk denenmesi gereken yöntem redüksiyondur.

Anahtar Kavram

HSP Komplikasyon Yönetimi
Soru 305Soru

7 yaşında kız çocuk, son altı aydır haftada birkaç gece baldırlarında ve uyluk ön yüzünde hissettiği ağrı nedeniyle uykudan uyanarak ailesinin yanına geliyor. Ailesi, bacaklarına masaj yaptıklarında kızlarının rahatlayıp yeniden uykuya daldığını belirtiyor. Gündüzleri hiçbir şikayeti olmayan ve okulda arkadaşlarıyla sorunsuz koşup oynayan hastanın fizik muayenesinde eklem hareket açıklığı tam olup; ısı artışı, şişlik veya hassasiyet saptanmıyor. Beighton skoru 2/9 olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, sedimentasyon ve C-reaktif protein (CRP) düzeyleri normal sınırlardadır.

Bu hastadaki klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağrı tipik olarak iki taraflıdır, doğrudan eklemleri tutmaz ve sabah saatlerinde tamamen kaybolmuş olur.

Cevap

Bu hastanın tablosu büyüme ağrıları ile uyumludur. Bu nedenle ağrının iki taraflı olması, eklemleri tutmaması ve sabahları tamamen kaybolması en doğru ifadedir.
Vakada tanımlanan 7 yaşındaki hastanın yaşı, ağrının sadece akşam/gece ortaya çıkması, masajla belirgin şekilde rahatlaması, gündüz semptomsuz olması ve hem fizik muayene hem de laboratuvar bulgularının tamamen normal olması 'büyüme ağrıları' için klasik bir tablodur. Büyüme ağrıları tipik olarak iki taraflıdır (bilateral), derin dokulardan (özellikle uyluk ön yüzü, baldır veya popliteal fossa) kaynaklandığı hissedilir, kesinlikle doğrudan eklem tutulumu göstermez ve sabah uyanıldığında tamamen kaybolmuş olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anamnezindeki ağrı karakterini analiz et.
Sadece geceleri uykudan uyandıran, masajla geçen ve gündüz hiçbir şikayet yaratmayan ağrı öyküsü saptandı.
Bu bulgular, benign kas-iskelet sistemi ağrıları (özellikle büyüme ağrısı) için en tipik prezentasyondur.
2
Fizik muayene ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Eklem muayenesi, Beighton skoru ve akut faz reaktanları tamamen normal bulundu.
Bu durum Jüvenil İdiyopatik Artrit (JİA), enfeksiyon veya malignite gibi organik/inflamatuar nedenleri dışlar. Beighton skorunun 2 olması hipermobiliteyi de dışlar.
3
Seçenekleri büyüme ağrısının karakteristik özellikleri ile eşleştir.
Büyüme ağrılarının bilateral olduğu, eklem içi değil kas kaynaklı hissedildiği ve sabaha sarktığı görülmeyen semptomlar olduğu doğrulandı.
Diğer seçeneklerde inflamatuar, onkolojik veya hipermobilite sendromlarına ait özellikler tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

Büyüme ağrılarının (benign idiyopatik kas-iskelet ağrıları) klinik özellikleri ve ayırıcı tanısı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 306Soru

55 yaşında kız çocuk, yaklaşık 22 ayda bir tekrarlayan, 232-3 gün süren yüksek ateş ve her nefes alışta şiddetlenen tek taraflı yan ağrısı (plöritik karakterde) şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde sağ ayak bileği ön yüzünde sıcak, ağrılı, ödemli ve keskin sınırlı eritematöz bir plak saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde atak sırasında lökositoz ve yüksek C-reaktif protein (CRP) düzeyi tespit edilmiştir. Bu hastada klinik bulgular ve atak özellikleri göz önüne alındığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)

Cevap

Klinik öyküde yer alan kısa süreli tekrarlayan ateş, plöritik karakterde göğüs ağrısı (serozi bulgusu) ve ayak bileğindeki erizipel benzeri eritem tablosu Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısını desteklemektedir.
Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF), periyodik ateş sendromları arasında en sık görülendir. Ataklar genellikle 131-3 gün sürer. Klinik tabloda en sık peritonit (karın ağrısı) görülse de, plörit (göğüs ağrısı) ve artrit/erizipel benzeri eritem (eklem bulguları) de önemli tanı kriterleridir. Hastadaki ayak bileği bulgusu, FMF için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Atak süresinin ve sıklığının analizi
Ateşin 232-3 gün sürmesi ve periyodik olması FMF ile uyumludur.
FMF atakları tipik olarak 127212-72 saat sürer; bu süre TRAPS (>7>7 gün) ve HIDS (464-6 gün) ataklarından daha kısadır.
2
Klinik bulguların (serozi ve döküntü) değerlendirilmesi
Nefesle artan ağrı (plörit) ve ayak bileğindeki keskin sınırlı eritem (erizipel benzeri eritem) FMF'nin majör kriterlerindendir.
Erizipel benzeri eritem, FMF için patognomonik sayılabilecek kadar özgül bir deri bulgusudur.
3
Ayırıcı tanı ve kriterlerin birleştirilmesi
Tel-Hashomer kriterlerine göre hasta tanı almaktadır.
Tekrarlayan ateş ve serozit atakları, eşlik eden tipik deri bulgusu ile birleştiğinde FMF tanısı kesinleşir.

Anahtar Kavram

FMF tanısı temel olarak klinik bir tanıdır; kısa süreli periyodik ateş, karın ağrısı/plörit/artrit gibi serozit bulguları ve erizipel benzeri eritem en önemli ipuçlarıdır.

Daha Fazla Pratik

FMF'de tedavide kullanılan kolşisinin etki mekanizması ve en ciddi komplikasyon olan AA tipi amiloidozun gelişimini önlemedeki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 307Soru

Dokuz aylık bir erkek bebek, altı gündür devam eden 39,5C39,5^\circ\text{C} ateş ve belirgin huzursuzluk şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan bulber konjonktivit, dudaklarda kuruma ve BCG aşı skarı üzerinde endürasyon ile eritem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz, sedimentasyon hızı artışı (85 mm/saat85\text{ mm/saat}) ve tam idrar tetkikinde her sahada 1515-2020 lökosit (idrar kültürü negatif) izleniyor. Bu hasta için en uygun yönetim yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekokardiyografi yapılması ve intravenöz immünglobulin (IVIG) ile birlikte yüksek doz aspirin tedavisi başlanması

Cevap

Ekokardiyografi yapılması ve intravenöz immünglobulin (IVIG) ile birlikte yüksek doz aspirin tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Dokuz aylık bebekte saptanan 6 günlük ateş, non-pürülan konjonktivit ve özellikle Türkiye gibi ülkelerde BCG skarı reaksiyonu (eritem/endürasyon), inkomplet Kawasaki hastalığı için çok güçlü ipuçlarıdır. Bu yaş grubunda laboratuvar desteği (yüksek ESR, steril piüri) ile tanı desteklenmeli ve koroner arter anevrizmalarını önlemek amacıyla vakit kaybetmeden IVIG ve aspirin tedavisi başlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
6 günlük ateş ve eşlik eden 2 kriter (konjonktivit, BCG skarı reaksiyonu) saptandı.
Kawasaki hastalığı için 5 gün ve üzeri ateş temel şarttır.
2
İnkomplet Kawasaki risk analizi
1 yaş altı bebeklerde klasik kriterlerin (4/5) tamamlanmamasının sık olduğu ve bu grubun koroner anevrizma açısından en yüksek riskli grup olduğu belirlendi.
Bebeklerde atipik sunumlar koroner hasar riskini gizleyebilir.
3
Tanısal doğrulama ve tedavi planı
Steril piüri ve yüksek sedimentasyon varlığında ekokardiyografi ile koronerler değerlendirilmeli ve standart IVIG (2 g/kg2\text{ g/kg}) + yüksek doz aspirin tedavisine geçilmelidir.
Tedavideki amaç koroner arter tutulumunu önlemektir.

Anahtar Kavram

12 aydan küçük bebeklerde 5 gün veya daha uzun süren ateşle birlikte en az 2 klinik kriterin (BCG reaksiyonu dahil) varlığı, inkomplet Kawasaki hastalığı olarak değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Kawasaki tedavisi sonrası canlı aşıların (özellikle KKK ve suçiçeği) uygulama zamanlamasını gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

BCG skarı reaksiyonu, Kawasaki hastalığı için oldukça spesifik bir bulgudur ve tanı kriterlerinden biri olmamasına rağmen klinik şüpheyi belirgin artırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 308Soru

1414 yaşında bir kız çocuk, son 33 aydır özellikle okulda uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkarken ve merdiven inip çıkarken artan diz önü ağrısı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde diz ekleminde efüzyon, ısı artışı veya kızarıklık saptanmıyor; ancak patella üzerine bası uygulandığında (kompresyon testi) ağrı tetikleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patellofemoral ağrı sendromu

Cevap

Patellofemoral ağrı sendromu
Patellofemoral ağrı sendromu, özellikle adölesan kızlarda görülen, diz önü ağrısının en yaygın mekanik nedenidir. Ağrı tipik olarak diz bükülü halde uzun süre oturma (okul sırası, sinema), merdiven inip çıkma veya çömelme gibi aktivitelerle artar. Fizik muayenede eklemde şişlik gibi objektif inflamasyon bulguları saptanmazken, patella üzerine uygulanan bası ile ağrının tetiklenmesi tanısaldır.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrının karakterini ve tetikleyici faktörlerini değerlendirin.
Uzun süre oturma (sinema belirtisi) ve merdiven kullanımıyla artan mekanik diz önü ağrısı saptandı.
Mekanik ağrı tiplerini inflamatuar süreçlerden ayırmak için gereklidir.
2
Fizik muayene bulgularını analiz edin.
İnflamasyon bulgusu yok, ancak patellar kompresyon testi pozitif.
Patellofemoral eklemdeki biyomekanik sorunu doğrulamak için kullanılır.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer benign ve patolojik durumları dışlayın.
Yaş, lokalizasyon ve tetikleyiciler doğrultusunda diğer tanılar elendi.
Osgood-Schlatter (tibial tüberositas) veya Büyüme ağrıları (gece ağrısı) bu tabloya uymamaktadır.

Anahtar Kavram

Patellofemoral ağrı sendromu, adölesanlarda en sık görülen mekanik diz ağrısı nedenidir ve 'sinema belirtisi' (uzun süre oturduktan sonraki ağrı) tipiktir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 309Soru

Eklemlerinde gevşeklik ve yaygın ağrı yakınmasıyla getirilen 1212 yaşındaki kız çocuğun fizik muayenesinde; her iki el başparmağının ön kola pasif olarak değdirilebildiği, sağ el 55. parmağının 100100^\circ hiperekstansiyon yapılabildiği (sol el 8080^\circ), her iki dizin 1515^\circ hiperekstansiyona geldiği saptanmıştır. Dirseklerinde hiperekstansiyon izlenmeyen hastanın, dizlerini tam uzatarak avuç içlerini yere değdirebildiği görülmüştür. Bu olgunun klinik değerlendirmesi ve hipermobilite kriterleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beighton skorlamasında el 55. parmak hiperekstansiyonu değerlendirilirken 'proksimal interfalangeal' eklemin pasif ekstansiyon açısı dikkate alınır.

Cevap

Beighton skorlamasında el 55. parmak hiperekstansiyonu değerlendirilirken 'proksimal interfalangeal' eklem değil, metakarpofalangeal eklem esas alınır.
Beighton skorlamasında el 55. parmak hiperekstansiyonu değerlendirilirken proksimal interfalangeal (PİF) eklem değil, metakarpofalangeal (MKF) eklem esas alınır. MKF eklemin pasif hiperekstansiyonunun 9090^\circ üzerinde olması durumunda ilgili el için 11 puan verilir. Bu hastada sağ el 55. parmağı 100100^\circ ile kriteri karşılarken, sol el 8080^\circ ile karşılamamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Beighton skorunu hesapla
Başparmaklar (22), Sağ 55. parmak (11), Dizler (22), Gövde (11) = Toplam 66 puan.
Sol 55. parmak 9090^\circ altında kaldığı ve dirseklerde hiperekstansiyon olmadığı için onlardan puan alınmaz.
2
Skorlama kriterlerini doğrula
Dizler 15>1015^\circ > 10^\circ olduğu için her iki taraftan puan alınır. Gövde fleksiyonu tek puandır.
Eşik değerlerin ve bilateral değerlendirme kurallarının kontrol edilmesi gerekir.
3
Anatomik referansı kontrol et
Küçük parmak testi metakarpofalangeal (MKF) eklemden yapılır.
Beighton skorlamasında parmak hiperekstansiyonu için proksimal interfalangeal (PİF) eklem referans alınmaz.

Anahtar Kavram

Beighton ve Brighton Hipermobilite Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Benign Eklem Hipermobilitesi ile Ehlers-Danlos Sendromu (özellikle Tip III) arasındaki klinik örtüşmeyi ve ayırıcı tanıda yer alan vasküler/deri bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 310Soru

7 yaşında erkek hasta, son iki yıldır yaklaşık 2 ayda bir tekrarlayan, 48-72 saat süren ateş ve şiddetli karın ağrısı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde atak sırasında batında yaygın hassasiyet ve defans saptanıyor. Özgeçmişinde benzer atakların kendiliğinden düzeldiği, soygeçmişinde ise bir amcasının kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girdiği öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı ve ailesindeki böbrek hastalığı riski dikkate alındığında saptanması en muhtemel genetik mutasyon aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi — M694VM694V mutasyonu

Cevap

Hastanın klinik bulguları Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) ile uyumludur ve ailedeki böbrek yetmezliği öyküsü sekonder (AA) amiloidozu düşündürdüğü için en olası mutasyon M694VM694V mutasyonudur.
Hastanın sunduğu 2-3 gün süren ateş ve karın ağrısı atakları, klasik Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tablosudur. Soygeçmişindeki böbrek yetmezliği öyküsü, tedavi edilmeyen FMF vakalarında gelişen AA tipi amiloidozu düşündürmektedir. M694VM694V mutasyonu, hem Türkiye'deki en sık mutasyondur hem de erken başlangıç, ağır klinik seyir ve amiloidoz riski ile en yakından ilişkili olan mutasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve atak süresini değerlendir
48-72 saat süren ateş ve karın ağrısı (peritonit), FMF'in tipik Tel Hashomer kriterleri ile uyumludur.
Atak süresi, periyodik ateş sendromlarının ayırıcı tanısında en kritik parametredir.
2
Aile öyküsünü analiz et
Amcanın diyalize girmesi, FMF'in en önemli komplikasyonu olan sekonder (AA) amiloidozu ve buna bağlı nefrotik sendrom/böbrek yetmezliğini gösterir.
Amiloidoz riski, tedavi edilmeyen veya yüksek riskli mutasyon taşıyan hastalarda belirgindir.
3
Genotip-fenotip ilişkisini kur
Türkiye'de en sık görülen ve amiloidoz gelişimi ile en güçlü ilişkisi olan mutasyon M694VM694V mutasyonudur.
Mutasyon tipi, hastalığın şiddetini ve komplikasyon riskini belirlemede rehberlik eder.

Anahtar Kavram

FMF'te M694VM694V mutasyonu ağır klinik seyir ve amiloidoz gelişimi ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Kolşisin tedavisine dirençli FMF vakalarında kullanılan biyolojik ajanları (Anakinra, Kanakinumab) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 311Soru

99 yaşındaki kız çocuk; yaklaşık 11 aydır devam eden halsizlik, aralıklı ateş ve yüzünde güneşe çıkınca belirginleşen döküntü şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde; her iki yanakta malar eritem ve damakta ağrısız ülsere lezyonlar saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; ANA 1:1601:160 pozitif, Anti-dsDNA pozitif ve serum C3C3 düzeyi düşük (6060 mg/dL, N: 8016080-160) olarak bulunuyor. Ayrıca hastanın yapılan tetkiklerinde direkt Coombs testi (++) pozitif saptanıyor ancak belirgin bir anemi eşlik etmiyor. Bu hastanın 20192019 EULAR/ACR Sistemik Lupus Eritematozus (SLESLE) sınıflandırma kriterlerine göre değerlendirilmesinde, "İmmünolojik Kriterler" (Immunology Domains) başlığı altında yer almayan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Direkt Coombs testi pozitifliği

Cevap

Direkt Coombs testi pozitifliği, 20192019 EULAR/ACR kriterlerinde immünolojik değil, klinik (hematolojik) alan başlığı altında yer almaktadır.
20192019 EULAR/ACR SLESLE sınıflandırma kriterlerinde bulgular 'Klinik Alanlar' ve 'İmmünolojik Alanlar' olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmıştır. İmmünolojik alanlar sadece üç gruptan oluşur: Antifosfolipid antikorlar, Kompleman proteinleri (C3C3 ve/veya C4C4 düşüklüğü) ve SLESLE'ye özgü antikorlar (Anti-dsDNA, Anti-Sm). Direkt Coombs testi pozitifliği ise, bir laboratuvar bulgusu olmasına rağmen 'Hematolojik' klinik alanı (lökopeni ve trombositopeni ile birlikte) altında tanımlanmış bir kriterdir. Bu ayrım, kriterlerin tanısal özgüllüğünü ve klinik korelasyonunu artırmak amacıyla yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut klinik ve laboratuvar bulgularını 20192019 EULAR/ACR kriterleri çerçevesinde gruplandırın.
Ateş, malar eritem ve oral ülserler 'Klinik Alanlar' içinde; ANA, dsDNA ve C3C3 düşüklüğü 'İmmünolojik Alanlar' içindedir.
Sınıflandırma sisteminin hiyerarşik yapısını çözümlemek için gereklidir.
2
Direkt Coombs testi pozitifliğinin hangi kategoriye dahil edildiğini kontrol edin.
Direkt Coombs testi, hemolitik anemi varlığından bağımsız olarak 'Hematolojik Alan' (Hematologic Domain) kriterleri içinde puanlandırılır.
20192019 kriterlerinde bazı laboratuvar bulguları organ tutulumunu temsil ettiği için klinik kategoriye dahil edilmiştir.
3
İmmünolojik kriterler (Immunology Domains) grubundaki üç ana başlığı doğrulayın.
Bu grupta sadece Antifosfolipid antikorlar, Kompleman proteinleri ve SLE-spesifik antikorlar (Anti-dsDNA, Anti-Sm) yer alır.
Sınıflandırmadaki 'İmmünolojik' ve 'Klinik' ayrımını netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

20192019 EULAR/ACR SLESLE sınıflandırma kriterlerinde klinik ve immünolojik alan ayrımı ve Direkt Coombs testinin yerleşimi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 312Soru

Pediatrik popülasyonda sık karşılaşılan selim (benign) mekanik kas-iskelet ağrıları (büyüme ağrıları, benign hipermobilite sendromu vb.) ile ilgili aşağıdaki klinik bulgulardan hangisinin saptanması, tanıdan uzaklaştırarak ileri inceleme gerektiren patolojik bir süreci düşündürmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizik muayenede tek bir eklemde belirgin ısı artışı ve efüzyon saptanması

Cevap

Fizik muayenede saptanan lokalize inflamasyon bulguları (ısı artışı, efüzyon) benign mekanik ağrılarda görülmez ve patolojiktir.
Benign mekanik kas-iskelet ağrılarında fizik muayene (hipermobilite testleri dışında) tamamen normal saptanır. Eklemlerde ısı artışı, kızarıklık veya şişlik (efüzyon) saptanması, septik artrit, juvenil idiyopatik artrit veya osteomiyelit gibi acil müdahale veya kronik takip gerektiren patolojik durumların göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu benign (selim) ve inflamatuar özellikler açısından analiz et
Büyüme ağrıları ve hipermobilite sendromu simetrik, aktiviteyle ilişkili ve normal fizik muayene bulguları ile seyreder.
Tanısal yaklaşımda ilk adım, 'uyarıcı işaretlerin' (red flags) varlığını sorgulamaktır.
2
Seçeneklerdeki 'uyarıcı işaretleri' belirle
Isı artışı ve efüzyon (eklemde sıvı toplanması) saptanması ciddi bir inflamatuar veya enfeksiyöz süreci gösterir.
Benign ağrılarda eklem yapısı korunur, şişlik veya ısı artışı beklenmez.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula
Tek taraflı artrit bulgusu Septik Artrit veya JİA ön tanısını gerektirir.
Benign mekanik ağrılar bir dışlama tanısıdır; inflamasyon bulgusu varlığında bu tanı koyulamaz.

Anahtar Kavram

Benign kas-iskelet ağrıları (büyüme ağrısı, hipermobilite) normal fizik muayene ve simetrik klinik ile karakterizedir; inflamasyon bulguları (artrit) 'red flag'dir.

Daha Fazla Pratik

Büyüme ağrısı olan bir hastada tam kan sayımı ve sedimentasyonun neden normal olması gerektiğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 313Soru

1515 yaşında bir kız hasta; son bir haftadır idrar renginde koyulaşma, bacaklarda şişlik ve yüzde güneşe maruz kalmakla belirginleşen döküntü şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 145/95145/95 mmHg (>95.>95. persantil) ölçülmüş, malar bölgede eritem ve bacaklarda pretibiyal ++/++++/++ ödem saptanmıştır. Hastanın yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

ParametreSonuç
Tam İdrar AnaliziProtein (++++++), Eritrosit (253025-30/hpf), Eritrosit silendirleri
Serum C3 / C4Belirgin düşük / Düşük
ANA1/6401/640 (Homojen patern)
Serum Albümin2.92.9 g/dL

Bu hastada tanısal evrelemeyi yapmak ve en uygun tedavi stratejisini belirlemek için izlenmesi gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek biyopsisi

Cevap

Tedavi stratejisini belirlemek ve böbrek tutulumunun evresini saptamak için böbrek biyopsisi yapılmalıdır.
Sistemik Lupus Eritematozus hastalarında böbrek tutulumu en önemli prognostik faktörlerden biridir. Proteinüri, hematüri ve düşük kompleman düzeyleri varlığında, tutulumun evresini (sınıfını) belirlemek, aktivite ve kronisite indekslerini değerlendirmek amacıyla böbrek biyopsisi yapılması altın standarttır. Tedavi protokolü, biyopsi ile saptanan histopatolojik sınıfa göre düzenlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada malar döküntü, hipertansiyon, ödem, hematüri, proteinüri, ANA pozitifliği ve hipokomplemanemi (düşük C3/C4) mevcuttur.
Bu bulgular ACR/SLICC kriterlerine göre Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) ve ilişkili Lupus Nefriti tanısını güçlü şekilde destekler.
2
Böbrek tutulumunun ciddiyetinin ve tipinin belirlenmesi
Klinik bulgular (proteinüri, hematüri) böbrek hasarını gösterse de tutulumun histopatolojik tipi (örneğin Evre III veya IV gibi proliferatif süreçler) ayırt edilemez.
Lupus nefritinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) veya ISN/RPS sınıflaması, tedavi yoğunluğunu ve prognozu belirleyen en önemli faktördür.
3
Altın standart tetkikin seçilmesi
Böbrek biyopsisi uygulanarak doku düzeyinde evreleme yapılır.
Biyopsi sonucu, hastanın sadece steroid mi alacağı yoksa mikofenolat mofetil veya siklofosfamid gibi daha agresif immünsüpresifler mi kullanacağını belirler.

Anahtar Kavram

Lupus nefritinde histopatolojik evrelemenin (böbrek biyopsisi) tedavi yönetimi için vazgeçilmezliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 314Soru

99 yaşında kız çocuk; son 33 haftadır belirginleşen halsizlik, yaygın saç dökülmesi ve el bileklerinde ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde saçlı deride yama tarzında alopesi, el küçük eklemlerinde hassasiyet ve malar bölgede belirgin eritem izleniyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans
Hemoglobin9.29.2 g/dL11.51511.5 - 15
Lökosit2.900/mm32.900/mm^34.50011.0004.500 - 11.000
Trombosit125.000/mm3125.000/mm^3150.000450.000150.000 - 450.000
İdrar Proteini2+2+Negatif

Bu hastada tanıyı doğrulamada kullanılan parametrelerden hangisinin serum düzeyi, hem klinik tanı kriteridir hem de hastalık aktivitesi ve renal tutulum riski ile en yakın ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-çift sarmallı DNA (anti-dsDNA) antikorları

Cevap

Anti-çift sarmallı DNA (anti-dsDNA) antikorları
Anti-dsDNA antikorları, SLE için ACR ve SLICC tanı kriterleri arasında yer alır. Diğer spesifik antikor olan Anti-Sm'den farkı, serum düzeylerinin hastalık seyrine göre dalgalanma göstermesi ve özellikle böbrek tutulumu (nefrit) ile çok yakın ilişkili olmasıdır. Hastalık alevlendiğinde Anti-dsDNA titresi artarken, C3 ve C4 kompleman düzeyleri düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Alopesi, malar döküntü, artrit, pansitopeni ve proteinüri bulguları hastada Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) ön tanısını güçlü bir şekilde desteklemektedir.
SLE tanısı için birden fazla organ sisteminin tutulumu (mukokutanöz, eklem, hematolojik, renal) gereklidir.
2
Tanı kriterlerinin ve otoantikorların gözden geçirilmesi
Anti-dsDNA ve Anti-Sm antikorları SLE için yüksek özgüllüğe sahip kriterlerdir.
Tanıyı kesinleştirmek için özgül antikorların varlığı gösterilmelidir.
3
Hastalık aktivitesi ve nefrit ilişkisinin sorgulanması
Anti-dsDNA titreleri klinik alevlenmelerde artar ve kompleman seviyelerindeki düşüşle birlikte lupus nefriti gelişimini öngörür.
Soru kökünde sadece tanı değil, aynı zamanda aktivite ve renal tutulum ile ilişki sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Anti-dsDNA antikorları hem SLE tanısında spesifiktir hem de titreleri hastalık aktivitesi ve lupus nefriti ile doğrudan ilişkilidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 315Soru

Eklem ağrısı ve yüzünde döküntü şikayetiyle getirilen 1313 yaşındaki kız çocuğun fizik muayenesinde; malar bölgede nazolabial sulkusları koruyan eritematöz döküntü, her iki dizde şişlik ve pretibial +2+2 ödem saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin8.88.8 g/dL
ANAANA1:6401:640 (Homojen)
C3C3 düzeyiDüşük
C4C4 düzeyiDüşük
Tam İdrarProteinüri (3+3+), Eritrosit silendirleri

Bu hastanın tanısı ve klinik izlemiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-dsDNA titresi ve serum kompleman (C3,C4C3, C4) düzeyleri, hastalık aktivitesi ve böbrek tutulumu ile yakından ilişkilidir.

Cevap

Anti-dsDNA titresi ve kompleman düzeyleri hastalık aktivitesi ve böbrek tutulumu ile ilişkilidir.
Sistemik Lupus Eritematozus (SLESLE) tanısında anti-dsDNA antikorları yüksek özgüllüğe sahiptir ve bu antikorların titresi ile serum kompleman (C3,C4C3, C4) düzeylerindeki düşüş, özellikle lupus nefriti varlığında hastalık aktivitesi ile doğrudan korelasyon gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Malar döküntü, artrit ve ödem saptandı.
SLE tanısı için gerekli klinik kriterlerin (cilt ve eklem tutulumu) varlığını doğrulamak.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
ANAANA pozitifliği, hipokomplemanemi ve idrarda eritrosit silendirleri saptandı.
İmmünolojik kriterleri ve organ (böbrek) tutulumunu belirlemek.
3
Tanı ve aktivite belirteçlerini ilişkilendir
Hastaya SLE ve Lupus Nefriti tanısı konuldu; aktivite için anti-dsDNA ve kompleman takibi gerektiği sonucuna varıldı.
Tedavi yönetimi ve prognoz için doğru izlem parametrelerini seçmek.

Anahtar Kavram

SLE Tanı Kriterleri ve Hastalık Aktivite İzlemi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 316Soru

1212 yaşında kız çocuk, son 33 haftadır halsizlik, aralıklı ateş ve burun kanaması şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; malar bölgede nazolabial sulkusları koruyan eritematöz döküntü, her iki diz ekleminde şişlik ve hassasiyet ile pretibial 1+1+ ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde ANAANA pozitifliği (1/6401/640 granüler), C3C3 ve C4C4 düzeylerinde düşüklük saptanıyor. Diğer laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
Hemoglobin9.89.8 g/dLg/dL (Direkt Coombs pozitif)
Lökosit3100/mm33100/mm^3
Trombosit85.000/mm385.000/mm^3
Tam İdrar Tetkiki3+3+ proteinüri, 152015-20 eritrosit/HPF

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik Lupus Eritematozus

Cevap

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE)
Sistemik Lupus Eritematozus tanısı, hastadaki malar döküntü (cilt), artrit (eklem), proteinüri ve hematüri (renal), lökopeni ve trombositopeni (hematolojik) ile ANA pozitifliği (immünolojik) bulgularının birleşimiyle konur. Bu vaka, pediatrik SLE'nin tipik bir sunumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Multisistemik tutulumun değerlendirilmesi
Deri (malar döküntü), eklem (artrit), böbrek (proteinüri/hematüri) ve hematolojik (lökopeni, trombositopeni, hemolitik anemi) sistemlerin etkilendiği saptandı.
SLE tanısı için birden fazla organ sisteminin tutulumu temel esastır.
2
İmmünolojik parametrelerin analizi
ANA pozitifliği ve kompleman (C3, C4) düşüklüğü saptandı.
Bu bulgular otoimmün bir süreci ve aktif hastalık durumunu destekler.
3
Tanı kriterlerinin uygulanması
Hasta 4'ten fazla ACR/SLICC kriterini (malar döküntü, artrit, renal tutulum, lökopeni/trombositopeni, ANA pozitifliği) karşılamaktadır.
Kesin tanı için klinik ve immünolojik kriterlerin birleşimi gereklidir.

Anahtar Kavram

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), klinik ve laboratuvar bulgularının bir araya gelmesiyle (ACR veya SLICC kriterleri) tanısı konulan, multisistemik bir otoimmün hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Lupus nefriti olan bir hastada tedavi planlaması için yapılması gereken altın standart tanısal işlemi gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 317Soru

Çocukluk çağı poliarteritis nodosa (PAN) hastalığının klinik, laboratuvar ve patolojik özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nekrotizan inflamasyonla giden, küçük çaplı damarları (kapiller, venül ve arteriol) tutan granülomatöz karakterde bir vaskülittir.

Cevap

Poliarteritis nodosa (PAN), orta çaplı damarları tutan nekrotizan bir vaskülit olup granülom içermez.
Poliarteritis nodosa (PAN), damar çapı baz alındığında 'orta çaplı' bir vaskülittir ve histopatolojik olarak 'nekrotizan' olsa da 'granülomatöz' değildir. Küçük çaplı damarları tutan ve granülomatöz karakterde olan vaskülit Granülomatoz Polianjiitis'tir (Wegener). Bu nedenle ilgili seçenek PAN için yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
PAN'ın tuttuğu damar çapını belirle.
PAN, orta ve küçük çaplı arterleri tutar; kapiller ve venülleri (küçük damarlar) tutmaz.
Vaskülitlerin sınıflandırılması damar çapına göre yapılır; PAN orta damar vaskülitidir.
2
Histopatolojik karakterini sorgula.
PAN nekrotizan bir vaskülittir ancak granülom içermez (non-granülomatöz).
Granülomatöz inflamasyon Wegener (GPA) ve Takayasu gibi vaskülitlerde görülür.
3
Böbrek tutulum şeklini karşılaştır.
PAN'da renal arter tutulur (HT nedeni), ancak glomerül tutulmaz (GN beklenmez).
Glomerül tutulumu küçük damar vaskülitlerinin (MPA, GPA, IgAV) özelliğidir.

Anahtar Kavram

Poliarteritis nodosa (PAN), orta çaplı arterlerin nekrotizan vasküliti olup, granülom içermemesi ve glomerulonefrit yapmaması ile küçük damar vaskülitlerinden ayrılır.
Soru 318Soru

1111 yaşında bir erkek çocuk; yaklaşık 22 aydır devam eden dirençli ateş, yaygın karın ağrısı, miyalji ve belirgin kilo kaybı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 150/100150/100 mmHg (>95.>95. persantil) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz, yüksek eritrosit sedimentasyon hızı ve ANCAANCA negatifliği saptanırken; idrar tetkiki tamamen normaldir. Yapılan konvansiyonel anjiyografide renal ve mezenterik arterlerde çok sayıda küçük anevrizmalar (tesbih tanesi görünümü) izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliarteritis nodosa (PAN)

Cevap

Poliarteritis nodosa (PAN)
Bu hastadaki ateş, kilo kaybı ve hipertansiyon kombinasyonu ile birlikte anjiyografide renal/mezenterik arterlerde saptanan mikroanevrizmalar (tesbih tanesi görünümü) Poliarteritis nodosa (PAN) için tanı koydurucu özelliklerdir. PAN, orta çaplı arterleri tutar ve glomerülleri (idrar tetkikinin normal olması) ile akciğerleri (grafinin normal olması) korumasıyla diğer ANCA ilişkili vaskülitlerden ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Dirençli ateş, kilo kaybı ve karın ağrısı sistemik vasküliti düşündürür.
Vaskülitlerin başlangıç bulguları genellikle non-spesifiktir.
2
Hipertansiyon ve böbrek tutulumunu değerlendir
İdrar tetkikinin normal olması glomerülonefriti dışlar; hipertansiyonun nedeni renal arter tutulumudur (renovasküler).
PAN, küçük-orta çaplı arterleri tutar ve glomerülleri etkilemez (akciğerleri de genellikle korur).
3
Görüntüleme bulgularını yorumla
Anjiyografideki mikroanevrizmalar (tesbih tanesi görünümü) PAN için patognomoniktir.
Damar duvarındaki nekroz ve zayıflama bu karakteristik anevrizmalara yol açar.

Anahtar Kavram

Poliarteritis nodosa (PAN), orta çaplı arterleri tutan, renal arter tutulumuna bağlı hipertansiyon yapan ancak glomerülonefrit ve akciğer tutulumu yapmayan bir vaskülittir.

Daha Fazla Pratik

PAN tanısında kullanılan ACR kriterlerini ve Hepatit B (HBsAg) ilişkisini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 319Soru

22 yaşında bir erkek çocuk, 66 gündür devam eden 39,5C39,5^\circ\text{C} ateş, vücudunda yaygın döküntü ve ellerinde şişlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktivit, dudaklarda kuruma ve çatlama, çilek dili görünümü ve gövdede polimorfik döküntü saptanıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kawasaki Hastalığı

Cevap

Sunulan klinik tabloya göre en olası tanı Kawasaki hastalığıdır.
Kawasaki hastalığı tanısı; en az 55 gün süren ateşe ek olarak şu 5 kriterden 4'ünün bulunmasıyla konur: Bilateral non-pürülan konjonktivit, ağız mukoza değişiklikleri (çilek dili, eritemli/çatlamış dudaklar), polimorfik döküntü, ekstremite değişiklikleri (ödem, eritem, soyulma) ve servikal lenfadenopati. Hastada ateşle birlikte bu kriterlerin dördü mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Ateş süresini değerlendir.
66 gündür süren yüksek ateş saptandı.
Kawasaki hastalığı tanısı için en az 55 gün süren ateş gereklidir.
2
Eşlik eden klinik kriterleri kontrol et.
Bilateral konjonktivit, mukoza değişikliği (çilek dili/çatlak dudak), polimorf döküntü ve ekstremite ödemi mevcuttur.
Tanı için ateşe ek olarak 55 kriterden en az 44'ünün bulunması gerekir.
3
Ayırıcı tanıları dışla ve tanıya ulaş.
Bulgular klasik Kawasaki hastalığı kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.
Klinik bulguların kombinasyonu başka bir döküntülü hastalıkla açıklanamayacak kadar tipiktir.

Anahtar Kavram

Kawasaki hastalığı, en az 5 gün süren ateşe ek olarak konjonktivit, mukoza değişiklikleri, döküntü, ekstremite değişiklikleri ve servikal lenfadenopati kriterlerinden 4'ünün varlığıyla tanısı konulan bir vaskülittir.
Tahmini Süre:45s
Soru 320Soru

22 yaşında bir kız çocuk, 66 aylıktan itibaren yaklaşık her iki ayda bir tekrarlayan, 464-6 gün süren yüksek ateş, karın ağrısı ve kusma atakları nedeniyle getirilmiştir. Aile, bu atakların sıklıkla rutin çocukluk çağı aşılamalarından 244824-48 saat sonra tetiklendiğini ifade etmektedir. Fizik muayenede bilateral ağrılı servikal lenfadenopati ve gövdede yaygın makülopapüler döküntü saptanmıştır. Atak sırasında bakılan laboratuvar incelemelerinde lökositoz ve C-reaktif protein (CRPCRP) yüksekliği yanında, idrarda mevalonik asit atılımının belirgin derecede arttığı saptanmıştır. Bu hastadaki klinik tablonun patogenezinden sorumlu olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzoprenoid yolunda geranilgeranil pirofosfat eksikliği sonucu inflamozom aktivasyonu

Cevap

Hastalığın temel mekanizması izoprenoid yolunda geranilgeranil pirofosfat eksikliği sonucu inflamozom aktivasyonudur.
Vakadaki klinik bulgular (aşı tetikleyiciliği, lenfadenopati, döküntü) ve laboratuvar bulgusu (idrarda mevalonik asit) Hiper-IgD Sendromu / Mevalonat Kinaz Eksikliği (HIDS/MKD) tanısını koydurur. Bu hastalıkta MVKMVK genindeki mutasyonlar sonucu mevalonat kinaz aktivitesi azalır. Ancak inflamasyonu tetikleyen asıl unsur mevalonat birikimi değil, izoprenoid yolundaki ürünlerin, özellikle geranilgeranil pirofosfatın eksikliğidir. Bu eksiklik, Rac1 ve RhoA proteinlerinin fonksiyonunu bozarak pyrin inflamozomunun kontrolsüz aktivasyonuna ve aşırı IL1βIL-1\beta üretimine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Erken yaşta başlangıç, 4-6 gün süren ateş, aşı ile tetiklenme, lenfadenopati ve döküntü mevalonat kinaz eksikliğini (HIDS) düşündürür.
FMF'den farklı olarak HIDS atakları daha uzun sürer ve lenfadenopati karakteristiktir.
2
Laboratuvar verisini yorumla
İdrarda artmış mevalonik asit atılımı, mevalonat kinaz enzim (MVKMVK) eksikliğini kesinleştirir.
Enzim blokajı sonucu mevalonat birikir ve idrarla atılır.
3
Patogenezi hatırla
MVK eksikliğinde sadece mevalonat birikmez, yolun aşağısındaki geranilgeranil pirofosfat gibi izoprenoidler sentezlenemez.
İnflamasyonun asıl sebebi, bu izoprenoidlerin yokluğunda pyrin inflamozomunun inhibe edilememesidir.

Anahtar Kavram

Mevalonat Kinaz Eksikliği (HIDS/MKD) patogenezi

Daha Fazla Pratik

Diğer periyodik ateş sendromlarının (TRAPS, CAPS, FMF) atak sürelerini ve spesifik tetikleyicilerini karşılaştıran bir tablo hazırlayın.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 16 / 21Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin