Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 181Soru

Bir öğrenme psikoloğu, ders çalışırken verilen kısa süreli planlı araların (molaların), öğrenilen bilgilerin akılda kalma süresi üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Bu amaçla, yaş, zeka ve akademik başarı düzeyleri açısından benzer özelliklere sahip öğrencilerden iki grup oluşturur. İlk gruba her 2525 dakikalık ders çalışmasının ardından 55 dakika mola verdirilirken, ikinci grup hiç ara vermeden blok halinde çalışır. Çalışma sonrasında her iki gruba da öğrenilen konuları ölçen bir hatırlama testi uygulanır. Bu araştırmanın deneysel tasarımı göz önüne alındığında, araştırmadaki bağımsız ve bağımlı değişkenler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma esnasında mola verilip verilmemesi – Hatırlama testindeki başarı düzeyi

Cevap

Çalışma esnasında mola verilip verilmemesi – Hatırlama testindeki başarı düzeyi
Bu araştırmada psikolog, ders çalışırken verilen kısa süreli planlı araların öğrenilen bilgilerin kalıcılığı üzerindeki etkisini incelemektedir. Araştırmada etkisi incelenen sebep (yani çalışma esnasında mola verilip verilmemesi) bağımsız değişken; bu etkene bağlı olarak değişmesi beklenen sonuç (yani hatırlama testindeki başarı düzeyi) ise bağımlı değişkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmada etkisi incelenen, araştırmacının manipüle ettiği bağımsız değişkeni belirlemek.
Araştırmada öğrencilerin ders çalışırken mola verip vermemelerinin etkisi incelenmektedir. Bu nedenle bağımsız değişken 'mola verilip verilmemesi' durumudur.
Bağımsız değişken, bir araştırmada etkisi incelenen başlangıç etkenidir.
2
Bağımsız değişkene bağlı olarak değişmesi beklenen bağımlı değişkeni belirlemek.
Mola vermenin sonucunda öğrencilerin ders konularını hatırlama testi üzerindeki başarılarının değişmesi beklenmektedir. Dolayısıyla bağımlı değişken 'hatırlama testindeki başarı düzeyi'dir.
Bağımlı değişken, bağımsız değişkene bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur.
3
Elde edilen bağımsız ve bağımlı değişken eşleştirmesini seçenekler arasından doğrulamak.
Mola verilip verilmemesinin bağımsız değişken, hatırlama testi başarısının ise bağımlı değişken olarak doğru sırada verildiği seçenek doğru olarak belirlenir.
Soru kökünde sırasıyla bağımsız ve bağımlı değişkenlerin sorulmuş olması nedeniyle doğru sıralamayı bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Deneysel Araştırma Yönteminde Bağımlı ve Bağımsız Değişken Ayrımı
Soru 182Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen İslam filozoflarını, sağ sütunda verilen ve bu filozofların felsefi sistemlerinde öne çıkan temel yaklaşım ya da kanıtlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İbn Sînâ
Gazzâlî
İbn Rüşd
Kindî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İbn Sînâ, mümkün ve zorunlu varlık ayrımıyla (İmkân kanıtı); Gazzâlî, doğadaki nedenselliğin zorunsuzluğu ve mucize açıklamasıyla; İbn Rüşd, din ve felsefe uzlaşısında tevil metoduyla; Kindî ise evrenin sonradan yaratılmış olması fikrine dayanan hudûs kanıtıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; İbn Sînâ varlığın zorunlu ve mümkün ayrımı üzerinden imkân kanıtına; Gazzâlî nedenselliğin alışkanlıktan ibaret olduğunu savunarak mucize açıklamasına; İbn Rüşd din ile felsefe arasındaki uyumu tevil metoduyla açıklamaya; Kindî ise evrenin sonradan yaratılmasına dayanan hudûs kanıtına götürür.

Adım Adım Çözüm

1
İbn Sînâ'nın ontolojisini (varlık felsefesini) incelemek.
İbn Sînâ'nın varlığı zorunlu (vâcip) ve mümkün (mümkin) olarak sınıflandırdığı ve 'İmkân Kanıtı'nı geliştirdiği belirlenir. Bu durum, onun zorunlu varlık temellendirmesiyle eşleşmesini sağlar.
Filozofun temel varlık teorisini ve Tanrı kanıtlamasını doğru eşleştirmek için.
2
Gazzâlî'nin nedensellik ve doğa felsefesine yönelik eleştirilerini analiz etmek.
Gazzâlî'nin nedensel zorunluluğu reddettiği, ateş ve yanma gibi olaylar arasındaki ilişkiyi alışkanlık olarak gördüğü ve mucizelerin imkânını savunduğu tespit edilir.
Filozofun doğadaki determinizme karşı geliştirdiği özgün teolojik ve felsefi eleştiriyi saptamak için.
3
İbn Rüşd'ün akıl-inanç ilişkisi konusundaki görüşlerini değerlendirmek.
İbn Rüşd'ün din (şeriat) ile felsefe (hikmet) ilişkisinde 'tevil' kavramını merkezi bir konuma yerleştirdiği ve akıl ile vahiy arasında çelişki olmayacağını savunduğu belirlenir.
Filozofun din felsefesindeki uzlaştırmacı metodunu doğru tanımlamak için.
4
Kindî'nin ilk neden ve yaratılış açıklamalarını incelemek.
Kindî'nin evrenin zamansal olarak sonradan meydana geldiğini (hudûs) savunarak, bunu bir yaratıcının (ilk nedenin) varlığına kanıt gösterdiği anlaşılır.
İslam felsefesinin kurucu filozofunun Yaratıcı'nın varlığına ilişkin sunduğu ilk kanıtı doğru yerleştirmek için.

Anahtar Kavram

İslam felsefesinde Yaratıcı'nın varlığına dair kanıtlar (hudûs, imkân), nedensellik tartışmaları (Gazzâlî) ve akıl-inanç ilişkisinde tevil yöntemi (İbn Rüşd).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 183Soru

Üniversite sınavına hazırlanan Cemil, bazı günler aşırı rahat davranıp 'Nasıl olsa daha çok zaman var.' diyerek uykulu ve gevşek bir şekilde ders çalışmaya çalışmakta; bazı günler ise 'Sınavı kazanamazsam ne yaparım?' korkusuyla yoğun bir panik, el titremesi ve kalp çarpıntısıyla masanın başına geçmektedir. Cemil, her iki durumda da öğrenme veriminin ciddi şekilde düştüğünü ve konuları anlamakta zorlandığını fark etmiştir.

Cemil’in yaşadığı bu durum, öğrenmeyi etkileyen aşağıdaki faktörlerden hangisinin önemini doğrudan örneklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel uyarılmışlık düzeyi ve kaygı

Cevap

Genel uyarılmışlık düzeyi ve kaygı
Öğrenmenin verimli şekilde gerçekleşebilmesi için organizmanın uyanık, dikkatli ve belirli düzeyde bir enerjiye sahip olması gerekir. Buna genel uyarılmışlık düzeyi denir. Genel uyarılmışlık düzeyinin çok düşük (uykululuk, gevşeklik) veya çok yüksek (panik, aşırı kaygı) olması öğrenmeyi zorlaştırır. Cemil'in uykulu çalışırken de aşırı heyecanlıyken de öğrenememesi, genel uyarılmışlık düzeyi ve kaygının orta seviyede olması gerektiğinin en açık göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki öğrencinin ders çalışma sırasındaki fizyolojik ve psikolojik durumlarını analiz etmek.
Cemil'in ders çalışırken ya uykulu ve gevşek (aşırı düşük uyarılmışlık) ya da panik ve kalp çarpıntısı içinde (aşırı yüksek kaygı/uyarılmışlık) olduğu belirlenmiştir.
Öğrenme üzerindeki etkenleri analiz edebilmek için öncelikle öğrenenin fiziksel ve zihinsel hazırbulunuşluk durumunu tanımlamak gerekir.
2
Belirlenen durumların öğrenme verimliliği üzerindeki etkisini ilgili psikolojik yasaya göre değerlendirmek.
Her iki uç durumda da öğrenme veriminin ciddi şekilde düştüğü tespit edilmiştir.
Psikolojide genel uyarılmışlık hali ve kaygı düzeyi ile öğrenme başarısı arasında ters U ilişkisi (Yerkes-Dodson Kanunu) vardır. En yüksek öğrenme verimi, uykululuk ile panik arasındaki orta (optimum) düzeyde gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Genel Uyarılmışlık Düzeyi ve Kaygı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 184Soru

Hakan, evden çıkmadan önce kapıyı kilitleyip kilitlemediğini ve ocağı kapatıp kapatmadığını defalarca kontrol etmektedir. Bu davranışları tekrarlamadığında içinde engelleyemediği büyük bir huzursuzluk ve kaygı hissetmekte, bu kaygıdan kurtulabilmek için de kontrol etme davranışını tekrarlamaktadır. Bu durum onun günlük işlerine geç kalmasına yol açmaktadır.

Buna göre, Hakan'ın yaşadığı bu durum aşağıdaki ruhsal hastalıklardan hangisine örnek oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Obsesif-kompulsif bozukluk

Cevap

Obsesif-kompulsif bozukluk
Doğru cevap olan obsesif-kompulsif bozukluk, bireyin zihninden atamadığı rahatsız edici düşünceleri (obsesyon) ve bu düşüncelerin getirdiği gerilimi yatıştırmak amacıyla yaptığı yineleyici ritüelleri (kompulsiyon) kapsar. Soruda verilen örnekte Hakan'ın kapıyı ve ocağı sürekli kontrol etmesi bu duruma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki vakanın davranışlarını ve yaşadığı içsel süreçleri analiz etmek.
Bireyin (Hakan'ın) zihninde engelleyemediği sürekli bir kilit ve ocak kontrolü kaygısı (obsesyon) taşıdığı ve bu kaygıyı gidermek için yineleyici davranışlar (kompulsiyon) gerçekleştirdiği belirlenmiştir.
Davranış bozukluklarının ayırt edici semptomlarını saptamak için vaka analizi yapılmalıdır.
2
Belirlenen semptomları (obsesyon ve kompulsiyon) ilgili ruhsal hastalık kategorisi ile eşleştirmek.
Kaygıyı azaltmak amacıyla geliştirilen bu tür istemsiz, tekrarlayıcı zihinsel takıntı ve eylemlerin psikolojide obsesif-kompulsif bozukluk olarak adlandırıldığı sonucuna ulaşılır.
Doğru teşhisi koymak için kuramsal tanımları uygulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) belirtileri olan saplantı (obsesyon) ve zorlantı (kompulsiyon) kavramlarının analizi ve tanımlanması.
Soru 185Soru

Aşağıda Servet-i Fünun Dönemi şairlerine ait iki farklı şiir parçası ve bu parçaların günümüz Türkçesine çevirileri verilmiştir:

**I. Şiir Parçası (Tevfik Fikret'in *Sis* şiirinden):**
*Sarmış ufuklarını senin yine bir inatçı duman,*
*Bir ak duman ki titrer, sanki bir beyaz dalgalanma;*
(Ufuklarını yine inatçı bir duman sarmış senin, sanki beyaz bir dalgalanma gibi titreyen bir ak duman;)

**II. Şiir Parças�� (Cenap Şahabettin'in *Elhan-ı Şita* şiirinden):**
*Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,*
*Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar*
(Bir beyaz titreyiş, dumanlı bir uçuş, eşini kaybetmiş bir kuş gibi kar...)

Bu şiir parçaları ve temsil ettikleri şairlerin edebi yönelimleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci parçada Tevfik Fikret, parnasyen tasvir ögelerini toplumsal bir eleştiri amacıyla kullanırken ikinci parçada Cenap Şahabettin, sembolist duyarlılıkla doğayı saf bir estetik çerçevesinde ele almıştır.

Cevap

Birinci parçada Tevfik Fikret, parnasyen tasvir ögelerini toplumsal bir eleştiri amacıyla kullanırken ikinci parçada Cenap Şahabettin, sembolist duyarlılıkla doğayı saf bir estetik çerçevesinde ele almıştır.
Tevfik Fikret'in 'Sis' şiirinden alınan birinci parçada, parnasyen tasvir gücü toplumsal bir eleştiri ve karamsarlık zemininde sunulmuştur. Cenap Şahabettin'in 'Elhan-ı Şita' şiirinden alınan ikinci parçada ise sembolist etkilerle doğa (kar yağışı), musiki ve saf estetik kaygıyla bireysel bir duyarlılıkla yansıtılmıştır. Dolayısıyla bu iki parça sırasıyla şairlerin toplumsal ve bireysel şiir anlayışlarını doğru biçimde yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiir parçalarının biçim, üslup ve içerik özelliklerini inceleyerek ait oldukları şairleri (Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin) ve eserlerini tespit etmek.
Birinci parçanın Tevfik Fikret'in toplumsal yergi taşıyan 'Sis' şiirinden, ikinci parçanın ise Cenap Şahabettin'in bireysel-estetik nitelikli 'Elhan-ı Şita' şiirinden alındığı belirlenir.
Şiirlerin kimliğini ve genel tematik odağını belirlemek sonraki adımlar için temel oluşturur.
2
Şairlerin temsil ettiği edebi akımları (Parnasizm ve Sembolizm) ve sanat anlayışlarını (toplumsal/bireysel) eşleştirerek seçeneklerdeki karşılaştırmaları incelemek.
Tevfik Fikret'in parnasyen tasvirciliği toplumsal eleştiriye entegre ettiği, Cenap Şahabettin'in ise sembolist etkilerle saf estetik ve doğa tasvirini amaçladığı tespit edilerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Metin analizi ile şairlerin edebi yönelimlerini ilişkilendirerek doğru çıkarımı yapmak.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun şiirinde Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in sanat anlayışları ve edebi akım etkileri
Soru 186Soru

Aşağıda günlük hayattan bazı öğrenme senaryoları (sol sütun) ve bu senaryoların temsil ettiği öğrenme türleri (sağ sütun) verilmiştir. Sol sütundaki örnek olayları sağ sütundaki en uygun öğrenme türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Her gün okul servisiyle aynı güzergâhı kullanan bir öğrencinin, yol üzerindeki binaları ve sokakları özel bir çaba göstermeden zihnine kaydetmesi ve bir gün servis bozulduğunda daha önce hiç yürümediği kestirme yollardan evine kolayca ula��abilmesi.
Fizik laboratuvarında karmaşık bir elektrik devresi kurmaya çalışan ancak ampulü bir türlü yakamayan bir öğrencinin, problemi düşünmeyi bırakıp dinlendiği sırada aniden devredeki eksik bağlantının yerini fark ederek hatayı tek seferde düzeltmesi.
Mutfağa ilk kez giren bir gencin, annesinin sebzeleri doğrama tekniğini, bıçağı tutuş açısını ve baharatları ekleme sırasını daha önceki gözlemlerine dayanarak tamamen aynı şekilde uygulayıp başarılı bir yemek yapması.
Yıllar boyunca klavyeye bakarak tek parmakla yazan bir kişinin, aldığı klavye eğitimi ve yoğun pratikler sonrasında artık tuşların yerini düşünmeden, parmak kaslarının koordinasyonuyla ekrana bakarak hızlıca yazabilmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Okul servisi güzergâhı senaryosu Gizil Öğrenme ile; elektrik devresindeki hatayı aniden çözme senaryosu Kavrayış Yoluyla Öğrenme ile; annenin yemek yapma tekniklerini taklit etme senaryosu Gözlem Yoluyla Öğrenme ile; klavyede on parmak hızlı yazma senaryosu ise Motor Öğrenme ile eşleşmelidir.
Okul servisi güzergâhını farkında olmadan zihne kaydetme gizil (örtük) öğrenmedir. Elektrik devresindeki sorunu düşünmeyi bıraktıktan sonra aniden çözmek kavrayış yoluyla (içgörüsel) öğrenmedir. Annenin yemek yapma tekniklerini izleyip taklit etmek gözlem yoluyla (sosyal) öğrenmedir. Klavyede on parmak yazma becerisi kazanmak ise motor öğrenmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Okul servisi güzergâhı senaryosu incelenir.
Bilginin özel bir çaba veya ödül olmadan zihne kaydedildiği ve bir ihtiyaç durumunda ortaya çıktığı belirlenir. Bu, gizil öğrenmeyi tanımlar.
Gizil öğrenmede öğrenme pekiştireç olmadan gerçekleşir ancak ihtiyaç duyulana kadar performansa yansımaz.
2
Elektrik devresi ve ampul senaryosu incelenir.
Çözümün aşamalı denemelerle değil, zihinsel bir kuluçka evresinden sonra gelen ani bir kavrayışla elde edildiği belirlenir. Bu, kavrayış yoluyla öğrenmeyi tanımlar.
Kavrayış yoluyla öğrenmede problem durumu zihinde yeniden yapılandırılır ve çözüm aniden keşfedilir.
3
Annenin yemek yapma tekniklerinin taklit edilmesi senaryosu incelenir.
Bireyin bir başkasını gözlemleyerek ve onu model alarak yeni bir davranışı edindiği belirlenir. Bu, sosyal/gözlem yoluyla öğrenmeyi tanımlar.
Sosyal öğrenme kuramına göre bireyler, başkalarının davranışlarını ve bu davranışların sonuçlarını gözlemleyerek öğrenirler.
4
Klavyede on parmak hızlı yazma senaryosu incelenir.
Zihinsel süreçlerin kas koordinasyonu ve fiziksel pratiklerle birleşerek otomatikleşmiş bir davranışa dönüştüğü belirlenir. Bu, motor öğrenmeyi tanımlar.
Motor öğrenme, fiziksel becerilerin ve kas hareketlerinin pratik yoluyla kazanılması sürecidir.

Anahtar Kavram

Bilişsel, Sosyal ve Diğer Öğrenme Türleri
Soru 187Soru

Aşağıda verilen yapıtları, Servet-i Fünun Dönemi bağımsız sanatçılarının edebi yönelimleri, eser türleri ve içerik özellikleri doğrultusunda uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mürebbiye
Şehir Mektupları
Gecelerim
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mürebbiye eseri deneysel roman ve ahlaki yozlaşmayı işleyen natüralist eserle; Şehir Mektupları eseri İstanbul sokak hayatını anlatan fıkra türündeki yapıtla; Gecelerim eseri çocukluk ve yatılı okul anılarını içeren hatıratla; Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç eseri ise batıl inançları ve kadın eğitimini işleyen mizahi romanla eşleşir.
Mürebbiye eseri alafrangalık özentisi ve ahlaki yozlaşmayı Anjel üzerinden işleyen natüralist tezli romanla; Şehir Mektupları İstanbul sokak yaşamını yansıtan fıkra türündeki kronikle; Gecelerim çocukluk ve yatılı okul günlerini anlatan anıyla; Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç ise bilimsel olaylar ve batıl inançlar üzerinden kadın eğitimini ele alan romanla eşleşerek doğru yapıyı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve ait oldukları edebi türleri belirlemek
Mürebbiye ve Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç roman türünde; Şehir Mektupları fıkra/kronik türünde; Gecelerim ise anı türündedir.
Eserlerin tür ve üslup özelliklerine göre doğru sınıflandırma yapabilmek için tür tespiti gereklidir.
2
Mürebbiye eserinin tematik içeriğini incelemek
Eserin, batılılaşma özentisini ve yabancı mürebbiyelerin yol açtığı aile içi yozlaşmayı natüralist yöntemlerle ele alan tezli bir roman olduğu görülür. Bu özellikler üçüncü açıklama ile örtüşmektedir.
Tezli roman niteliği taşıyan ve natüralist ilkelerle yazılmış eserin doğru açıklamaya bağlanması amaçlanır.
3
Şehir Mektupları eserinin üslup ve içerik özelliklerini değerlendirmek
İstanbul'un gündelik yaşamını, sokak kültürünü mizahi ve sohbet tarzı bir dille gazetede yayımlanan mektuplar/fıkralar halinde sunduğu saptanır. Bu durum birinci açıklama ile eşleşir.
Gazetecilik faaliyetleri ve fıkra türünün Türk edebiyatındaki gelişim çizgisini doğru kavramak gerekir.
4
Gecelerim ve Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç eserlerini kalan açıklamalarla karşılaştırmak
Gecelerim'in Darüşşafaka yatılı okul ve çocukluk anılarını içeren yapısı dördüncü açıklama ile; Halley kuyruklu yıldızı temalı batıl inançları ve kadın eğitimini mizahi üslupla ele alan Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç ise ikinci açıklama ile eşleşir.
Eserlerin konu ve tür sınırlarını doğru tespit ederek eşleştirmeyi tamamlamak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun dönemi bağımsız sanatçılarının realizm/natüralizm etkisiyle oluşturdukları romanları ile fıkra ve anı gibi öğretici metinlerinin tür ve içerik özellikleri
Soru 188Soru

Serv-i bülendim salınarak bahçeye girdi,
Gül yüzünü gören goncalar hemen eğildi.

Bu dizelerde koyu harflerle belirtilen Serv-i bülendim ve Gül yüzünü ifadelerinde yapılan edebi sanatlar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Açık istiare - Teşbih-i beliğ

Cevap

Açık istiare - Teşbih-i beliğ
Dizelerdeki 'serv-i bülendim' ifadesinde sevgili, boyu yönüyle servi ağacına benzetilmiş fakat sevgili (benzeyen) söylenmeyip sadece servi (kendisine benzetilen) söylenmiştir. Bu durum açık istiareyi oluşturur. 'Gül yüzünü' ifadesinde ise benzetilen 'gül' ve benzeyen 'yüz' unsurları bir arada kullanılmıştır. Benzetme edatı ve yönü bulunmadığından bu benzetme teşbih-i beliğdir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kelime grubundaki benzetme ilişkisini ve kullanılan unsurları belirlemek.
Açık istiare tespiti
'Serv-i bülendim' (uzun boylu servim) ifadesinde sevgili, boyunun uzunluğu bakımından bir servi ağacına benzetilmiştir. Benzeyen (sevgili) belirtilmemiş, sadece kendisine benzetilen (servi) söylenmiştir. Bu durum açık istiare sanatını oluşturur.
2
İkinci kelime grubundaki benzetme ilişkisini ve kullanılan unsurları belirlemek.
Teşbih-i beliğ tespiti
'Gül yüzünü' ifadesinde ise 'yüz' benzeyen, 'gül' kendisine benzetilen unsurdur. Benzetmenin sadece bu iki temel unsuru kullanıldığı, edat ve yön yer almadığı için bu sanat teşbih-i beliğdir.

Anahtar Kavram

Benzetme (teşbih) ve eğretileme (istiare) sanatlarının temel ve yardımcı unsurlarının tespiti ile aralarındaki farklar.
Soru 189Soru

Fecr-i Âti topluluğu üyeleri, Türk edebiyatında şiir, roman ve tiyatro gibi farklı türlerde eserler vermişlerdir. Aşağıda sol sütunda verilen Fecr-i Âti temsilcilerini, sağ sütunda yer alan edebi özellikleri ve eserleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İzzet Melih Devrim
Fazıl Ahmet Aykaç
Cemil Süleyman
Müfit Ratip

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İzzet Melih Devrim - Sermed, Fazıl Ahmet Aykaç - Harman Sonu, Cemil Süleyman - Kendi Kendine, Müfit Ratip - Zincir eşleşmesi doğrudur.
Verilen Fecr-i Âti sanatçılarının edebi yönelimleri ve eserleri doğru bir şekilde eşleştirilmiştir. İzzet Melih Devrim aşk temalı Sermed romanıyla, Fazıl Ahmet Aykaç hiciv şiirlerini içeren Harman Sonu ile, Cemil Süleyman Kendi Kendine adlı anlatısıyla ve Müfit Ratip tiyatro türündeki Zincir eseriyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eser ve yazar isimlerini belirleyerek Fecr-i Âti dönemi sanatçılarını analiz edin.
İzzet Melih Devrim'in Sermed ve Tezat romanlarının sahibi olduğu saptanır.
Sermed romanı yazarın edebiyat dünyasında tanınmasını sağlayan önemli bir Fecr-i Âti dönemi eseridir.
2
Mizah ve hiciv tarzındaki eserleri ve sanatçıları karşılaştırın.
Harman Sonu adlı hiciv kitabının Fazıl Ahmet Aykaç'a ait olduğu tespit edilir.
Fazıl Ahmet Aykaç, Fecr-i Âti topluluğunda şiirlerinde hiciv ve mizahı kullanan en belirgin isimdir.
3
Hikaye ve roman alanında psikolojik tahliller yapan diğer Fecr-i Âti yazarını belirleyin.
Kendi Kendine ve Siyah Gözler eserlerinin Cemil Süleyman'a ait olduğu sonucuna varılır.
Cemil Süleyman, topluluk bünyesinde Servet-i Fünun romanı geleneğini sürdüren hikaye ve roman yazarıdır.
4
Tiyatro alanında eser veren ve eleştiri yazan son sanatçıyı eşleştirin.
Zincir adlı oyunun Müfit Ratip'e ait olduğu kesinleşir.
Müfit Ratip, Fecr-i Âti topluluğunun tiyatro alanındaki en önemli oyun yazarı ve eleştirmenidir.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti sanatçılarının edebi kişilikleri ve eserlerinin türsel eşleştirilmesi.
Soru 190Soru

Toplumsal yapıyı oluşturan temel unsurlar ile bu unsurların sosyolojik karşılıklarını ve özelliklerini kavramak, toplumsal değişimin yönünü analiz etmek açısından önem taşımaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen toplumsal yapı boyutları ve ilkelerini, sağ sütundaki uygun sosyolojik durum ve örneklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toplumsal Yapının Maddi Unsurları
Toplumsal Yapının Manevi Unsurları
Toplumsal Yapının Karşılıklı Bağımlılık İlkesi
Toplumsal Yapının Tarihsel ve Dinamik Karakteri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumsal yapının maddi unsurları kırsal nüfus ve yerleşim alanlarının değişimiyle; manevi unsurları anayasal kurallar, örfler ve eğitim kurumuyla; karşılıklı bağımlılık ilkesi ekonomi alanındaki değişimin aile ve eğitimi etkilemesiyle; tarihsel ve dinamik karakteri ise sosyal kurumların zaman içinde dönüşüme uğramasıyla eşleşmektedir.
Toplumsal yapının maddi boyutunu oluşturan nüfus ve yerleşim örüntüleri maddi unsurlarla; normlar, örfler ve toplumsal kurumlar manevi unsurlarla; kurumların birbirini etkilemesi karşılıklı bağımlılık ilkesiyle; yapıdaki tarihsel değişim süreci ise dinamik karakterle birebir uyum göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal yapının maddi unsurlarının tanımı ve kapsamı belirlenir.
Maddi unsurlar nüfus, coğrafya ve fiziki yerleşimi kapsar; bu doğrultuda demografik hareketlilik ve yerleşim alanlarındaki değişimle eşleştirilir.
Maddi yapının doğrudan gözlemlenebilen fiziki ve nüfus temelli boyutunu ayırt etmek için.
2
Toplumsal yapının manevi unsurlarının tanımı ve kapsamı incelenir.
Manevi unsurlar kültürel değerler, normlar ve kurumlardır; dolayısıyla normlar, örfler ve eğitim kurumuyla eşleştirilir.
Maddi olmayan, değer ve kural temelli toplumsal bağları tespit etmek için.
3
Toplumsal yapıyı oluşturan parçaların bütünsel ilişkisini açıklayan ilke değerlendirilir.
Ekonomik değişimin aile ve eğitimi etkilemesi karşılıklı bağımlılık ilkesiyle eşleştirilir.
Yapısal unsurların birbirini tetikleme ve etkileme dinamiklerini ortaya koymak için.
4
Toplumsal yapının zamansal dönüşüm boyutu analiz edilir.
Sosyal kurumların zaman içerisinde dönüşmesi tarihsel ve dinamik karakterle eşleştirilir.
Toplumsal yapının sabit bir kalıp olmadığını, sürekli değişen tarihsel bir süreç olduğunu belirtmek için.

Anahtar Kavram

Toplumsal yapının maddi ve manevi unsurları ile yapısal özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 191Soru

Hazar Havzası, barındırdığı zengin petrol ve doğalgaz rezervleriyle küresel enerji jeopolitiğinde çok önemli bir yere sahiptir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bölgedeki kıyıdaş devletler arasında çeşitli sınırlar ve kaynak paylaşımı sorunları ortaya çıkmıştır.

Hazar Havzası ve çevresinde yaşanan bu jeopolitik süreçlerle ilgili;

I. Kıyıdaş ülkelerin Hazar'ın coğrafi/hukuki statüsüne (göl ya da deniz olması) yönelik farklı tezler savunması,
II. Çıkarılan enerji kaynaklarının küresel pazarlara ulaştırılacağı boru hatlarının güzergahı üzerindeki nüfuz mücadelesi,
III. Yaşanan anlaşmazlıkların yalnızca bölge ��lkeleri arasındaki etnik ve mezhepsel çatışmalardan kaynaklanması

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Hazar Havzası'ndaki jeopolitik mücadelelerin temelinde kıyıdaş ülkelerin Hazar'ın coğrafi/hukuki statüsüne yönelik farklı tezler savunması ve çıkarılan enerji kaynaklarının taşınacağı boru hatlarının güzergah kontrolü yer alır. Etnik ve dini nedenler tek başına bu çatışmaların kaynağı değildir.
Doğru seçenek Hazar Havzası'ndaki sorunların hem hukuki/coğrafi statü tartışmalarından hem de enerji boru hatlarının güzergah rekabetinden kaynaklandığını belirtmektedir. Hazar’ın göl mü yoksa deniz mi kabul edileceği kıyıdaş ülkelerin kara suları ve ekonomik bölge sınırlarını doğrudan etkilediği için uzun süre anlaşmazlık konusu olmuştur. Aynı zamanda çıkarılan hidrokarbon kaynaklarının dünyaya taşınması jeopolitik bir güç unsuru olduğundan boru hattı güzergahları da büyük bir rekabet alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hazar Havzası'nın jeopolitik önemini ve kıyıdaş ülkelerin (Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran) temel anlaşmazlık konularını analiz edin.
Hazar'ın göl mü yoksa deniz mi sayılacağı sorununun, ülkelerin deniz sınırlarını ve kaynak paylaşım haklarını doğrudan etkilediği belirlenir (Birinci öncül doğrudur).
Statü meselesi, uluslararası deniz hukukuna göre kıyı haklarını belirleyen temel unsurdur.
2
Bölgedeki hidrokarbon (petrol ve doğalgaz) kaynaklarının küresel pazarlara taşınması sürecindeki jeopolitik rekabeti değerlendirin.
Boru hatlarının hangi ülkeler üzerinden geçeceği ve hangi limanlara ulaşacağı konusunun küresel ve bölgesel bir güç mücadelesine dönüştüğü görülür (İkinci öncül doğrudur).
Enerji nakil hatlarının kontrolü, jeopolitik nüfuz sağlamada kritik öneme sahiptir.
3
Bölgedeki çatışma ve istikrarsızlıkların sadece etnik veya mezhepsel nedenlere dayanıp dayanmadığını inceleyin.
Çatışmaların arkasında yatan temel etkenin enerji kaynaklarının paylaşımı ve jeopolitik üstünlük kurma çabası olduğu, dolayısıyla 'yalnızca etnik/mezhepsel' ifadesinin hatalı olduğu tespit edilir (Üçüncü öncül yanlıştır).
Sıcak çatışma bölgelerinin nedenlerini tek bir etmene (etnik/dini) indirgemek, ekonomik ve kaynak paylaşım mücadelelerini göz ardı eden yaygın bir yanılgıdır.

Anahtar Kavram

Hazar Havzası'ndaki jeopolitik mücadelelerin temelinde zengin enerji kaynaklarının paylaşımı (hukuki statü) ve bu kaynakların taşınması (nakil hatları) yer almaktadır; çatışmalar sadece etnik nedenlere indirgenemez.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 192Soru

Uluslararası çevre politikalarının gelişimi ve küresel çevre sorunlarının önlenmesi adına imzalanan sözleşmeler belirli bir kronolojiye sahiptir. Aşağıda verilen uluslararası çevre sözleşmelerini, kabul ediliş yıllarına göre en eskiden en yeniye doğru sıraladığınızda doğru sıralama nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama sırasıyla Barselona Sözleşmesi (1976), Bern Sözleşmesi (1979), Kyoto Protokolü (1997) ve Paris İklim Anlaşması (2015) şeklindedir.
Uluslararası çevre sözleşmelerinin kabul ediliş yılları sırasıyla şöyledir: Barselona Sözleşmesi (1976), Bern Sözleşmesi (1979), Kyoto Protokolü (1997) ve Paris İklim Anlaşması (2015). Bu nedenle en eskiden en yeniye doğru sıralama Barselona, Bern, Kyoto ve Paris şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen uluslararası çevre sözleşmelerinin ve protokollerinin kabul ediliş yıllarını belirleyin.
Barselona Sözleşmesi 1976, Bern Sözleşmesi 1979, Kyoto Protokolü 1997 ve Paris Anlaşması 2015 yılında kabul edilmiştir.
Zaman dizinini doğru kurgulayabilmek için her bir uluslararası anlaşmanın yürürlük/kabul tarihinin bilinmesi gerekir.
2
Sözleşmeleri en eski tarihten başlayarak günümüze doğru sıralayın.
Sıralama Barselona, Bern, Kyoto ve Paris şeklinde oluşur.
1976, 1979, 1997 ve 2015 yıllarının kronolojik sıralaması en eskiden en yeniye bu şekildedir.

Anahtar Kavram

Uluslararası çevre sözleşmelerinin kronolojik sıralaması ve temel amaçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 193Soru

Bir otomotiv fabrikasında uzun yıllar montaj işçisi olarak çalışan Ahmet Bey, üniversitenin ilgili bölümünü bitirerek aynı fabrikaya mühendis olarak atanmıştır.

Buna göre Ahmet Bey'in konumundaki bu değişim, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dikey toplumsal hareketlilik

Cevap

Ahmet Bey'in yaşadığı durum dikey toplumsal hareketlilik kavramıyla açıklanır.
Doğru yanıt dikey toplumsal hareketliliğini belirten ifadedir. Ahmet Bey işçi konumundan mühendis konumuna yükselerek gelir, prestij ve yetki bakımından daha üst bir toplumsal tabakaya geçiş yapmıştır. Tabakalar arası bu dikey yönlü hareketlilik, dikey toplumsal hareketlilik kavramına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen değişimi analiz etme
Ahmet Bey montaj işçiliği gibi daha alt bir mesleki konumdan mühendislik gibi daha üst bir mesleki konuma geçmiştir.
Toplumsal hareketliliğin türünü belirlemek amacıyla bireyin başlangıçtaki ve son durumdaki toplumsal konumunu netleştirmek gerekir.
2
Konum değişiminin tabaka üzerindeki etkisini değerlendirme
İşçilikten mühendisliğe geçiş; gelir düzeyinde, toplumsal saygınlıkta ve yetkilerde belirgin bir artış yaratarak bireyin toplumsal tabakasını yukarı taşımıştır.
Toplumsal hareketliliğin dikey mi yatay mı olduğunu anlamak için tabakalar arası bir dikey yönlü geçişin olup olmadığını saptamak gerekir.
3
Sonucu ilgili sosyolojik kavramla eşleştirme
Bireylerin veya grupların toplumsal tabakalar arasındaki aşağı veya yukarı yönlü geçişleri dikey toplumsal hareketlilik olarak adlandırılır.
Ahmet Bey'in durumundaki yukarı yönlü tabaka geçişinin sosyolojideki tam kavramsal karşılığını bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Dikey toplumsal hareketlilik, bireylerin ya da grupların bir toplumsal tabakadan diğerine (aşağıya veya yukarıya doğru) geçiş yapmasıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 194Soru

Aşağıda psikoloji biliminin alt dallarının diğer disiplinlerle ilişkisini gösteren araştırma senaryoları ve kesişim alanları verilmiştir. Buna göre, numaralanmış araştırma senaryoları ile kesişim alanları arasındaki doğru eşleştirme nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Farklı kültürel topluluklarda çocukluktan yetişkinliğe geçiş ritüellerinin ve aile yapılarının, bireyin yaşam boyu kimlik gelişimi ve uyum süreçleri üzerindeki etkilerini boylamsal olarak inceleyen araştırma.
Laboratuvar ortamında kontrollü biçimde değiştirilen ışık dalga boylarının, deneklerin reaksiyon süreleri ve görme merkezindeki sinirsel iletim hızları üzerindeki doğrudan etkisini ölçen çalışma.
Kente yeni göç etmiş topluluklardaki gruplar arası önyargıların ve kalıp yargıların, kentsel bütünleşme politikaları ve toplumsal tabakalaşma yapıları üzerindeki etkilerini analiz eden çalışma.
Obsesif kompulsif bozukluk gösteren bireylerde, kaygıyı artıran düşünce kalıplarının yanı sıra bu süreçte rol oynayan genetik yatkınlıklar ile beyin kimyasallarındaki değişimleri inceleyen araştırma.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci senaryo Gelişim Psikolojisi - Antropoloji, ikinci senaryo Deneysel Psikoloji - Fizyoloji, üçüncü senaryo Sosyal Psikoloji - Sosyoloji, dördüncü senaryo ise Klinik Psikoloji - Biyoloji kesişim alanıyla eşleşmelidir.
Araştırma senaryoları sırasıyla gelişimsel-kültürel (Gelişim-Antropoloji), laboratuvar-duyusal (Deneysel-Fizyoloji), gruplar arası-toplumsal (Sosyal-Sosyoloji) ve psikopatolojik-organik (Klinik-Biyoloji) boyutları yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci araştırma senaryosundaki ipuçları çözümlenir.
Araştırmada geçen kültürel ritüellerin antropolojiyle, yaşam boyu kimlik gelişiminin ise gelişim psikolojisiyle ilişkili olduğu saptanır.
Antropoloji kültürleri karşılaştırmalı incelerken, gelişim psikolojisi bireyin ömür boyu geçirdiği değişimleri konu alır.
2
İkinci araştırma senaryosundaki deneysel ve fizyolojik unsurlar belirlenir.
Laboratuvar ortamındaki uyarıcı-tepki sürecinin deneysel psikolojiyle, sinirsel iletimin ise fizyolojiyle kesiştiği bulunur.
Deneysel psikoloji laboratuvar yöntemlerini kullanır; fizyoloji ise organizmanın sistemlerinin işleyişini inceler.
3
Üçüncü araştırma senaryosundaki sosyal ve toplumsal etmenler analiz edilir.
Önyargıların sosyal psikolojiyle, kentsel bütünleşme ve toplumsal tabakalaşmanın ise sosyolojiyle ilgili olduğu belirlenir.
Sosyal psikoloji bireyin grupla etkileşimini, sosyoloji ise makro düzeydeki toplumsal yapıları ve kurumları inceler.
4
Dördüncü araştırma senaryosundaki klinik ve biyolojik boyutlar incelenir.
Obsesif kompulsif bozukluğun klinik psikolojiyle, genetik yatkınlık ve beyin kimyasının ise biyolojiyle ilişkili olduğu görülür.
Klinik psikoloji uyumsuz davranışları ve psikopatolojiyi inceler; biyoloji ise davranışın organik temellerini açıklar.

Anahtar Kavram

Psikolojinin alt dalları ve diğer bilimlerle ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 195Soru

Türk-İslam tarihi açısından büyük önem taşıyan ve Abbasiler Dönemi ile ilişkili olan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Talas Savaşı'nda Karluk Türklerinin Müslüman ordusunun yanında yer alması, Bizans sınırında Avasım sınır kentlerinin kurulması, Türk askeri unsurları için Samarra şehrinin inşa edilmesi ve Abbasi merkezi otoritesinin zayıflamasıyla Mısır'da Tolunoğulları Devleti'nin kurulması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama olayların gerçekleşme yıllarına göre yapılmalıdır: Talas Savaşı 751 yılında, Avasım eyaletlerinin teşkili Harun Reşid döneminde (786-809), Samarra şehrinin kurulması el-Mutasım döneminde (836) ve Tolunoğulları Devleti'nin kuruluşu ise 868 yılında gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Talas Savaşı'nın tarihini belirlemek
751 yılı
Sıralamadaki ilk kronolojik basamağı bulmak için.
2
Avasım eyaletlerinin kuruluş dönemini belirlemek
Halife Harun Reşid Dönemi (786-809)
Savaş sonrasındaki idari ve askeri yapılanmayı sıralamak için.
3
Samarra şehrinin inşa tarihini belirlemek
Halife el-Mutasım Dönemi (836 yılı)
Askeri unsurların ayrı şehirlerde toplanması aşamasını yerleştirmek için.
4
Tolunoğulları Devleti'nin kuruluş tarihini saptamak
868 yılı
Merkezi otoritenin zayıflamasının sonucunda ortaya çıkan bağımsız/yarı bağımsız devletlerin oluşumunu son sıraya koymak için.

Anahtar Kavram

Türk-İslam Tarihi Kronolojisi ve Abbasi İdari/Askeri Gelişmeleri
Soru 196Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde halka hitap eden, sade bir dille yazılmış makale, fıkra, anı ve mülakat gibi öğretici metinler hem halkı bilinçlendirmede hem de Millî Mücadele'yi desteklemede büyük bir rol oynamıştır.

Buna göre, Millî Edebiyat Dönemi öğretici metinleri ve bu alanda eser veren sanatçılarla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mehmet Fuat Köprülü, Millî Edebiyat Dönemi'nde bilimsel edebiyat tarihçiliğinin temellerini atmış olsa da asıl ününü Millî Mücadele yıllarında gazete yazısı ve fıkra tarzında kaleme aldığı, daha sonra Eğil Dağlar adıyla kitaplaştırılan öğretici metinleriyle kazanmıştır.

Cevap

Mehmet Fuat Köprülü'nün Eğil Dağlar eserini yazdığını belirten yargı yanlıştır; bu eser Yahya Kemal Beyatlı'ya aittir.
Eğil Dağlar adlı eser Mehmet Fuat Köprülü'ye ait değildir. Bu eser, Millî Edebiyat Dönemi bağımsız sanatçısı Yahya Kemal Beyatlı'nın Millî Mücadele ruhunu desteklemek amacıyla yazdığı gazete yazıları ve fıkralardan oluşan öğretici bir metindir. Mehmet Fuat Köprülü ise edebiyat tarihi, araştırma ve inceleme alanlarında eserler vermiş bir bilim insanıdır. Bu nedenle bu bilginin yer aldığı yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan yazarların Millî Edebiyat Dönemi'ndeki öğretici metin türündeki eserlerini ve bu eserlerin içeriklerini incelemek.
Ziya Gökalp (Türkçülüğün Esasları), Ali Canip Yöntem (Millî Edebiyat Meseleleri ve Cenap Bey'le Münakaşalarım), Ruşen Eşref Ünaydın (Diyorlar ki) ve Refik Halit Karay (Kirpinin Dedikleri) eşleştirmelerinin ve bilgilerin doğru olduğunu tespit etmek.
Dönemin önde gelen öğretici metin yazarlarını ve eserlerini doğrulamak.
2
Eğil Dağlar adlı eserin yazarını ve türünü kontrol etmek.
Eğil Dağlar eserinin Mehmet Fuat Köprülü'ye değil, bağımsız sanatçı Yahya Kemal Beyatlı'ya ait olduğunu ve Millî Mücadele dönemi gazete yazılarından oluştuğunu belirlemek.
Bilgi yanlışının hangi eserde ve yazarda yapıldığını kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Millî Edebiyat Dönemi öğretici metinleri, yazarları ve eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 197Soru

Klasik koşullanma sürecinde yer alan temel kavramlar ile bu kavramların davranışsal açıklama ve tanımlar��nı doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Koşulsuz (Koşullanmamış) Uyarıcı
Koşullu (Koşullanmış) Uyarıcı
Koşullu (Koşullanmış) Tepki
Deneysel Sönme

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Koşulsuz Uyarıcı -> Doğal reaksiyon uyandıran dış etken; Koşullu Uyarıcı -> Öğrenilmiş davranışı ortaya çıkarma gücü kazanan uyarıcı; Koşullu Tepki -> Yalnızca öğrenilmiş yapay uyarıcıya karşı gösterilen reaksiyon; Deneysel Sönme -> Öğrenilmiş davranışın zamanla azalarak kaybolması süreci
Koşullanma yoluyla öğrenme sürecinde, organizmanın doğal uyarıcılara karşı refleksif tepkileri koşulsuz, nötr uyarıcıların eşleşme sonucu kazandığı tepki uyandırma gücü koşullu uyarıcı olarak adlandırılır. Doğru eşleştirme bu tanımları tam karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal ve refleksif uyarıcı tanımını belirleme
Koşulsuz uyarıcının organizmada öğrenme öncesi doğal tepki uyandıran etken olduğu saptanır.
İlk kavramın doğru tanımını bulmak için.
2
Koşullu uyarıcı ve koşullu tepki tanımlarını ayrıştırma
Koşullu uyarıcının öğrenilen yapay uyarıcı, koşullu tepkinin ise bu uyarıcıya verilen reaksiyon olduğu tespit edilir.
İlişkili iki kavramı eşleştirmek için.
3
Sönme sürecinin tanımını yapma
Pekiştirici uyarıcı sunulmadığında davranışın kaybolması sürecinin sönme olduğu belirlenir.
Kalan son kavramı eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Klasik koşullanma bileşenleri ve ilkeleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 198Soru

Sosyoloji, toplumsal ilişkileri, grupları ve kurumları bilimsel yöntemlerle ele alan bir disiplindir. Araştırmalarını yürütürken toplumsal gerçekliği nesnel olarak gözlemler ve analiz eder. Toplumsal olayları ahlaki yönden yargılamaz veya toplumların nasıl olması gerektiğine dair kurallar koymaz; yani normatif bir dal değildir.

Buna göre sosyolojinin bilimsel bir disiplin olarak en temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olan toplumsal gerçekliği nesnel ve olgusal olarak incelemesi

Cevap

Olan toplumsal gerçekliği nesnel ve olgusal olarak incelemesi
Sosyoloji, olan toplumsal gerçekliği nesnel ve olgusal olarak inceler. Değer yargılarından kaçınır ve 'olması gereken' ile değil, 'olan' ile ilgilenir.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyolojinin bilimsel yöntem sınırları belirlenir.
Sosyolojinin değer yargısı taşımayan, olanı inceleyen nesnel bir bilim olduğu anlaşılır.
Sosyolojiyi diğer normatif alanlardan ayıran temel özelliği bulmak için bilimsel yöntemin sınırlarını çizmek gerekir.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 199Soru

Aşağıda sol sütunda bilgi felsefesinin (epistemoloji) temel problemleri, sağ sütunda ise bu problemlerin felsefi açıklamaları verilmiştir. Buna göre, problemleri doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilginin kaynağı problemi
Bilginin sınırları problemi
Doğru bilginin imkânı problemi
Bilginin temellendirilmesi problemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bilginin kaynağı problemi bilginin akıl, deney veya sezgi gibi araçlarla nasıl oluştuğunu sorgulayan açıklamayla; bilginin sınırları problemi insan bilgisinin neleri kapsayıp neleri aşamayacağını inceleyen açıklamayla; doğru bilginin imkânı problemi bilginin kesinliğinin mümkün olup olmadığını sorgulayarak dogmatizm ve septisizm arasındaki tartışmayı ele alan açıklamayla; bilginin temellendirilmesi problemi ise bilginin doğruluğu için sunulan dayanakları ve mantıksal gerekçeleri konu edinen açıklamayla eşleşir.
Bilginin kaynağı problemi bilginin ortaya çıkışını ve kaynağını (akıl, deney, sezgi) inceleyen ifadeyle; bilginin sınırları problemi insan zihninin kavrama sınırlarını ve aşkın alanı sorgulayan ifadeyle; doğru bilginin imkânı problemi bilginin kesinliğini dogmatizm ve septisizm çerçevesinde sorgulayan ifadeyle; bilginin temellendirilmesi problemi ise bilgi iddialarının mantıksal dayanaklarını arayan ifadeyle eşleşerek tam ve doğru bir eşleştirme sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Bilginin kaynağı kavramı tanımlanır.
Bilginin kaynağı, bilginin nereden geldiği (akıl, deney, sezgi) ve zihnin bu bilgiyi nasıl elde ettiği sorusuyla doğrudan ilişkilidir. Bu durum üçüncü açıklamayla eşleşir.
Soruda geçen kavramların epistemolojik tanımlarını doğru belirlemek için her kavramın odak noktasını saptamak gerekir.
2
Bilginin sınırları kavramı incelenir.
Sınır kavramı, insanın neyi bilip neyi bilemeyeceği ve aşkın olanın bilinip bilinemeyeceği sorusuna karşılık gelir. Bu durum ikinci açıklamayla eşleşir.
Kavramlar arasındaki farkı belirlemek için sınır ve kapsam terimlerinin ilişkisini saptamak gerekir.
3
Doğru bilginin imkânı kavramı analiz edilir.
İmkân kavramı, doğru bilginin mümkün olup olmaması tartışmasıdır ve septisizm ile dogmatizm akımlarını karşı karşıya getirir. Bu durum dördüncü açıklamayla eşleşir.
Şüphecilik ve dogmatizm kavramlarının doğruluk imkânı tartışmasına ait olduğunu bilmek eşleştirmeyi kolaylaştırır.
4
Bilginin temellendirilmesi kavramı değerlendirilir.
Temellendirme, iddia edilen bilgiyi gerekçelendirme ve onun altını doldurma işlemidir. Bu durum birinci açıklamayla eşleşir.
Temellendirme kavramının 'gerekçelendirme' ve 'dayanak sunma' ile eş anlamlı olduğunu belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Bilgi Felsefesinin Temel Problemleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 200Soru

Tanzimat I. Dönem Türk tiyatrosu ve sanatçıları ile ilgili araştırma yapan bir öğrenci şu çalışma notlarını hazırlamıştır:

I. Şinasi, *Şair Evlenmesi* adlı töre komedisinde görücü usulü evliliğin zararlarını işlerken klasik komedya biçimi ile geleneksel Türk tiyatrosunun (orta oyunu, meddah) güldürü unsurlarını bir arada kullanmıştır.
II. Ahmet Vefik Paşa, Klasisizm akımının etkisiyle Molière'den uyarladığı oyunları Bursa valiliği d��neminde kurduğu tiyatroda sahneleterek tiyatro kültürünün halk arasında yaygınlaşmasını amaçlamıştır.
III. Abdülhak Hamit Tarhan, Tanzimat I. Dönem'in genel sanat anlayışına uygun olarak tiyatroyu toplumu eğiten faydalı bir eğlence olarak görmüş; vatanseverlik ve hürriyet temalarını işlediği oyunlarını halka ulaştırmak amacıyla sahne tekniğine uygun, sade bir dille yazmıştır.

Bu notların hangilerinde bilgi yanlışı yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız III

Cevap

Yalnız III
Üçüncü öncülde yer alan tiyatroyu 'toplumu eğiten faydalı bir eğlence' olarak görme ve sade bir dille sahneye uygun oyunlar yazma özellikleri Tanzimat I. Dönem sanatçısı Namık Kemal'e aittir. Abdülhak Hamit Tarhan ise Tanzimat II. Dönem temsilcisidir; oyunlarını sahne tekniğine uygun olmayan, ağır bir dille ve okunmak üzere kaleme almıştır. Bu yüzden sadece üçüncü öncülde bilgi yanlışı yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki Şinasi ve Şair Evlenmesi'ne dair bilgilerin kontrol edilmesi.
Şinasi'nin Şair Evlenmesi eseri, Batılı anlamda ilk tiyatro örneği olup geleneksel unsurlarla klasik komediyi birleştirir. Bu bilgi doğrudur.
Şinasi'nin oyun yazarlığı tekniğini doğrulamak.
2
İkinci öncüldeki Ahmet Vefik Paşa ve tiyatro çalışmalarının kontrol edilmesi.
Ahmet Vefik Paşa, Bursa valiliği sırasında tiyatro kurmuş, Klasisizm akımının etkisiyle Molière uyarlamaları yapmıştır. Bu bilgi doğrudur.
Ahmet Vefik Paşa'nın Tanzimat I. Dönem'deki yerini ve tiyatroya katkısını teyit etmek.
3
Üçüncü öncüldeki yazar, dönem ve tiyatro anlayışı eşleşmelerinin kontrol edilmesi.
Abdülhak Hamit Tarhan Tanzimat II. Dönem sanatçısıdır ve tiyatrolarını sahnelenmek için değil okunmak için, ağır ve süslü bir dille yazmıştır. Tiyatroyu 'faydalı bir eğlence' olarak gören ve vatanseverlik/hürriyet temalarını sade dille sahnelemek için yazan kişi Namık Kemal'dir. Dolayısıyla üçüncü öncülde bilgi yanlışı vardır.
Tanzimat I. ve II. Dönem tiyatro anlayışları ile sanatçıların (Namık Kemal - Abdülhak Hamit Tarhan) farkını ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem ve II. Dönem tiyatro anlayışları ile sanatçıların tarzlarının karşılaştırılması
ÖncekiSayfa 10 / 437Sonraki