Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 361Soru

Uzun süredir çölde tek başına çalışan ve aşırı su kaybı (dehidrasyon) yaşayan bir jeolog, dinlenirken ileride dalgalanan mavi bir göl gördüğünü düşünür ve o yöne doğru koşar. Ancak yaklaştığında orada sadece sıcak kumlar��n ve yükselen sıcak hava dalgalarının olduğunu fark eder. Ertesi gün ise istasyonunda otururken, dışarıda hiçbir hareketlilik veya ses yokken, kendisine seslenen bir yakınının sesini net bir şekilde işitir.

Buna göre, jeoloğun yaşadığı bu iki durumla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci durum, fiziksel etmenlerin etkisiyle ortaya çıkan ve nesnel bir uyarıcısı olan fiziksel bir illüzyondur; ikinci durum ise dışarıda herhangi bir uyarıcı bulunmadığı hâlde ortaya çıkan zihinsel bir yanılsama olan halüsinasyondur.

Cevap

Birinci durum, fiziksel etmenlerin etkisiyle ortaya çıkan ve nesnel bir uyarıcısı olan fiziksel bir illüzyondur; ikinci durum ise dışarıda herhangi bir uyarıcı bulunmadığı hâlde ortaya çıkan zihinsel bir yanılsama olan halüsinasyondur.
Doğru yargı, birinci durumun dış dünyadaki fiziksel faktörlere dayanan ve nesnel bir uyarıcısı olan fiziksel bir illüzyon olduğunu; ikinci durumun ise dışarıda herhangi bir uyarıcı bulunmadığı hâlde ortaya çıkan zihinsel bir halüsinasyon olduğunu belirtmektedir. Serap olayında ışık ve sıcak hava dalgaları gibi fiziksel uyarıcılar vardır; ancak ses duyulması olayında ortam tamamen sessizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumu uyarıcı varlığı ve niteliği açısından analiz etmek.
Jeoloğun gördüğü serap olayı, ortamdaki sıcaklık farkı nedeniyle ışığın kırılmasından kaynaklanır. Ortamda fiziksel bir uyarıcı mevcuttur ve bu durum fiziksel bir illüzyondur.
İllüzyonun dış dünyada var olan bir uyarıcının yanlış yorumlanması esasına dayandığını tespit etmek için.
2
İkinci durumu uyarıcı varlığı ve niteliği açısından analiz etmek.
Ortamda hiçbir ses veya hareketlilik yokken yakınının sesinin işitilmesi, dış dünyada nesnel hiçbir uyarıcı olmadan zihinsel/fizyolojik etkenlerle oluşan bir halüsinasyondur.
Halüsinasyonun dış dünyada fiziksel bir karşılığı olmayan uydurma algılar olduğunu belirlemek için.
3
Elde edilen analizleri seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı saptamak.
Birinci durumun fiziksel illüzyon, ikinci durumun ise halüsinasyon olduğunu belirten yargının doğruluğu netleşir.
İki algı yanılması arasındaki temel yapısal farkı (fiziksel uyarıcının varlığı/yokluğu) doğru eşleştiren seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Duyum ve algı süreçlerinde illüzyon ile halüsinasyon arasındaki farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 362Soru

İslamiyet'in doğuşu, Hicret süreci ve Medine'de kurulan yeni toplum düzenine dair aşağıda verilen kavramları, bu kavramların tarihsel işlevleri ve önemleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Medine Vesikası
Muahat (Kardeşlik) Antlaşması
Suffe
Akabe Biatları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Medine Vesikası - Farklı inanç ve etnik grupların haklarını güvence altına alan sözleşme; Muahat Antlaşması - Muhacir ile Ensar arasındaki sosyo-ekonomik kardeşlik bağı; Suffe - İlk kurumsal yatılı eğitim alanı; Akabe Biatları - Hicret öncesi siyasi ve coğrafi altyapıyı kuran bağlılık yeminleri.
Doğru eşleştirmeler, İslam devletinin kuruluş aşamasında ortaya çıkan siyasi, sosyal, hukuki ve eğitimsel ihtiyaçlara verilen kurumsal cevapları net bir biçimde tanımlamaktadır. Medine Vesikası çok hukuklu anayasal düzeni, Muahat göçmenlerin sosyo-ekonomik entegrasyonunu, Suffe düzenli eğitim faaliyetlerini, Akabe Biatları ise Hicret sürecinin siyasi hazırlık aşamasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Medine Vesikası kavramının amacı ve kapsamı analiz edilir.
Belgenin Medine'deki çoğulcu sosyal yapıyı düzenleyen ve dış tehditlere karşı ortak savunmayı öngören anayasal niteliği tespit edilerek ilgili açıklama ile eşleştirilir.
Medine Vesikası, İslam devletinin ilk yazılı anayasası olup Medine'deki farklı unsurların hak ve sorumluluklarını belirlemiştir.
2
Muahat Antlaşması kavramının toplumsal ve ekonomik işlevi incelenir.
Bu antlaşmanın, hicret eden Müslümanlar ile yerleşik Müslümanlar arasındaki mülkiyet ve barınma krizini çözmeye yönelik kardeşlik bağı olduğu belirlenip eşleştirilir.
Muhacirlerin Medine toplumuna sosyo-ekonomik uyumu ancak bu kardeşlik köprüsüyle mümkün olmuştur.
3
Suffe kavramının kurumsal niteliği değerlendirilir.
Mescid-i Nebevi'de yer alan ve yatılı öğrencilerin sistematik eğitim gördüğü eğitim merkezi olduğu belirlenip ilgili açıklamayla eşleştirilir.
Suffe, İslam'da eğitim faaliyetlerinin kurumsallaşmasının ilk somut örneğidir.
4
Akabe Biatları'nın kronolojik ve siyasi önemi ele alınır.
Hicret öncesinde Medineliler ile yapılan ve Müslümanların Medine'ye taşınmasının önünü açan görüşmeler olduğu tespit edilerek eşleştirilir.
Akabe Biatları gerçekleşmeseydi Hicret'in siyasi ve askeri güvenliği sağlanamazdı.

Anahtar Kavram

İslamiyet'in Medine döneminde kurumsallaşma, devletleşme ve toplumsal entegrasyon süreçlerinin temel unsurları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 363Soru

Spinoza, Tanrı ve doğayı tek ve bölünmez bir töz olarak görerek "Tanrı ya da Doğa" (Deus sive Natura) formülünü ortaya koyar. Ona göre evrendeki her şey Tanrı'dan türemiştir ve O'nun birer görünümüdür. Diğer taraftan panenteist düşünürler, evrenin Tanrı'da var olduğunu kabul etmekle birlikte Tanrı'nın evrene eşitlenemeyeceğini; O'nun, evreni hem kapsayan hem de onun ötesinde olan aşkın bir niteliğe sahip olduğunu savunurlar.

Bu parçadan hareketle panteizm ve panenteizm akımları arasındaki ayrım noktası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanrı'nın evren ile tümüyle özdeş (içkin) olması ile evreni hem kapsayan hem de aşan (aşkın) bir varlık olarak kabul edilmesi arasındaki fark

Cevap

Tanrı'nın evren ile tümüyle özdeş (içkin) olması ile evreni hem kapsayan hem de aşan (aşkın) bir varlık olarak kabul edilmesi arasındaki fark
Doğru seçenek panteizm ile panenteizm arasındaki ontolojik farkı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Panteizm Tanrı ile evreni tamamen özdeşleştirerek Tanrı'yı evrene içkin kılarken, panenteizm (çift kutuplu teizm) evrenin Tanrı'da olduğunu kabul etmekle birlikte Tanrı'nın evrenden daha büyük ve aşkın olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen panteizmin (Spinoza) Tanrı anlayışı analiz edilir.
Panteizmde Tanrı ve doğanın tek bir töz olduğu, yani birbirine tamamen özdeş (tümüyle içkin) olduğu belirlenir.
Parçada Spinoza'nın 'Tanrı ya da Doğa' ifadesiyle her şeyin Tanrı'nın bir görünümü olduğunu savunduğu belirtilmiştir.
2
Metinde geçen panenteizmin Tanrı anlayışı analiz edilir.
Panenteizmde evrenin Tanrı'da var olduğu ancak Tanrı'nın evrenden ibaret olmayıp aşkın bir yönünün de bulunduğu belirlenir.
Parçada panenteistlerin Tanrı'nın evrene eşitlenemeyeceğini, onu hem kapsayıp hem de onun ötesinde (aşkın) olduğunu savundukları belirtilmiştir.
3
İki akım arasındaki temel fark karşılaştırılarak doğru seçeneğe ulaşılır.
Ayrım noktasının Tanrı'nın evrenle özdeşliği (sadece içkinliği) ile hem içkin hem de aşkın olması durumunda yattığı tespit edilir.
Panteizmde aşkınlık reddedilirken panenteizm hem içkinliği hem aşkınlığı barındırır.

Anahtar Kavram

Panteizm ve Panenteizm Ayrımı
Soru 364Soru

Aşağıdaki tabloda beş farklı şehrin ön plana çıkan baskın fonksiyonu ve bu fonksiyonuna bağlı olarak gelişen etki alanı eşleştirilmiştir:

ŞehirBaskın FonksiyonEtki Alanı
I. TokyoFinansKüresel
II. MekkeDiniKüresel
III. MarsilyaLimanBölgesel
IV. EssenTarımYerel
V. CanberraİdariBölgesel

Bu tabloda numaralanmış eşleştirmelerden hangisinde hata yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV numaralı eşleştirmede hata yapılmıştır. Essen, tarım fonksiyonuna sahip yerel etkili bir şehir değil; sanayi fonksiyonuna sahip bölgesel etkili bir şehirdir.
Tablodaki IV numaralı eşleştirmede Essen şehrinin fonksiyonu tarım, etki alanı ise yerel olarak verilmiştir. Oysa Essen, Almanya'nın Ruhr Havzası'nda yer alan önemli bir sanayi şehridir ve etki alanı bölgeseldir. Bu nedenle bu eşleştirme hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki her bir şehrin baskın fonksiyonunu incelemek.
Tokyo finans, Mekke din, Marsilya liman, Canberra idari fonksiyona sahipken; Essen tarım değil, sanayi fonksiyonuna sahiptir.
Şehirlerin sınıflandırılmasında en baskın olan ekonomik ya da sosyal faaliyet belirlenmelidir.
2
Belirlenen fonksiyonların etki alanlarını (küresel, bölgesel, yerel) değerlendirmek.
Tokyo ve Mekke küresel; Marsilya ve Canberra bölgesel etkiye sahiptir. Essen ise sanayi fonksiyonuyla bölgesel etkiye sahip bir şehirdir, yerel etkiye sahip bir tarım şehri değildir.
Şehrin etki alanı, sahip olduğu fonksiyonun küresel ya da bölgesel ölçekteki önemine göre değişir.
3
Tablodaki hatalı eşleştirmeyi tespit etmek.
Essen'in fonksiyonunun tarım, etki alanının ise yerel olarak belirtildiği IV numaralı eşleştirmenin hatalı olduğu görülür.
Hatalı olan seçeneği işaretlemek sorunun doğru cevabına ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonları ve Etki Alanları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 365Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Fecr-i Âti sanatçıları ile sağ sütundaki edebî özellikleri ve eserleri yansıtan açıklamaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Emin Bülent Serdaroğlu
Fazıl Ahmet Aykaç
Müfit Ratip
İzzet Melih Devrim

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Emin Bülent Serdaroğlu ile 'Kin' şiiri açıklaması; Fazıl Ahmet Aykaç ile 'Kırpıntı' adlı mizah eseri açıklaması; Müfit Ratip ile 'Zincir' ve 'Sayyadlar' tiyatro oyunları açıklaması; İzzet Melih Devrim ile 'Sermed' romanı ve 'Hüzün ve Tebessüm' öykü kitabı açıklaması eşleşmelidir.
Doğru eşleşmeler Fecr-i Âti sanatçılarının kendilerine has üslup ve en belirgin eserleriyle kurulmuştur: Emin Bülent Serdaroğlu epik nitelikteki 'Kin' şiiriyle; Fazıl Ahmet Aykaç hiciv türündeki 'Kırpıntı' eseriyle; Müfit Ratip 'Zincir' ve 'Sayyadlar' adlı tiyatro oyunlarıyla; İzzet Melih Devrim ise 'Sermed' romanı ve 'Hüzün ve Tebessüm' adlı öykü kitabıyla örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Emin Bülent Serdaroğlu'nun edebi kişiliğini ve en önemli eserini analiz etmek.
Sanatçı, topluluğun kurucularından olup Türk şiirinde epik unsurları barındıran 'Kin' şiiriyle tanınır. Bu nedenle üçüncü açıklamayla eşleşir.
Topluluğun şiir anlayışı içerisinde millî ve epik duyguları işleyen yegane şairlerden birinin Emin Bülent Serdaroğlu olduğunu tespit etmek.
2
Fazıl Ahmet Aykaç'ın topluluktaki rolünü ve yapıtını incelemek.
Sanatçı, Fecr-i Âti'nin mizahi ve hicivci yönünü yansıtan en önemli isimdir; yergilerini topladığı 'Kırpıntı' adlı eser birinci açıklamada belirtilmiştir. Dolayısıyla birinci açıklamayla eşleşir.
Fecr-i Âti beyannamesine imza atan ve mizahi parodileriyle öne çıkan ismi belirlemek.
3
Müfit Ratip'in tiyatro alanındaki çalışmalarını değerlendirmek.
Tiyatro eleştirmenliğiyle öne çıkan ve 'Zincir' ile 'Sayyadlar' adlı özgün oyunları yazan sanatçı Müfit Ratip'tir. Bu doğrultuda dördüncü açıklamayla eşleşir.
Topluluğun sahne eserleri ve tiyatro kuramı konusundaki öncü kalemini doğru eşleştirmek.
4
İzzet Melih Devrim'in mensur eserlerini tespit etmek.
Fransız edebiyatına yakınlığıyla bilinen, 'Sermed' adlı romanı ve 'Hüzün ve Tebessüm' adlı hikaye kitabını yazan sanatçı İzzet Melih Devrim'dir. İkinci açıklamayla eşleşir.
Toplulukta hikaye ve roman türünde eser vermiş olan sanatçıyı eser isimlerinden yola çıkarak belirlemek.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti topluluğuna mensup sanatçıların eserleri ve edebi kişiliklerinin eşleştirilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 366Soru

Afrika'da fil ve gergedan gibi yabani hayvanların kaçak avlanarak elde edilen parçalarının küresel pazarlarda satılması, bu canlıların neslini tehlikeye sokmaktadır. Bu durumun önüne geçmek ve biyolojik çeşitliliği korumak amacıyla devletler arası ticari yasaklar ve denetim mekanizmaları oluşturulmuştur.

Bu parçada sözü edilen hedeflere ulaşmak ve nesli tehlike altındaki yabani canlıların uluslararası ticaretini kontrol altına almak amacıyla yürürlüğe konan uluslararası sözleşme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CITES Sözleşmesi

Cevap

CITES Sözleşmesi (Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme)
Doğru yanıt olan sözleşme, nesli tehlike altındaki yabani canlı türlerinin ticaretini denetim altında tutmayı amaçlar. Fil ve gergedan gibi yabani canlıların kaçak avlanması ve parçalarının uluslararası pazarda satılmasını engellemeye yönelik küresel tedbirler bu sözleşme kapsamında yürütülür.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen paragrafı analiz ederek hedeflenen çevre koruma amacını belirlemek.
Paragrafta nesli tehlike altındaki yabani canlı türlerinin korunması ve bunların uluslararası ticaretinin denetlenmesi amaçlanmaktadır.
Uluslararası sözleşmelerin her birinin kendine özgü bir odak noktası ve koruma alanı bulunmaktadır.
2
Seçeneklerde verilen uluslararası çevre sözleşmelerinin kapsamlarını karşılaştırmak.
Ramsar sulak alanları, Montreal ozon tabakasını, Kyoto sera gazlarını, Basel ise tehlikeli atıkları kapsar. Yabani hayvan ve bitki türlerinin ticaretini denetleyen sözleşme ise CITES Sözleşmesi'dir.
Doğru eşleştirmeyi yaparak hedef sözleşmeye ulaşmak.

Anahtar Kavram

Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin Kapsamı ve Amaçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 367Soru

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanları, Tanzimat döneminden Cumhuriyet'in sonraki yıllarına kadar uzanan geniş bir tarihsel süreci ve Türk toplumunun geçirdiği değişimleri kronolojik bir zincir halinde ele alır. Buna göre, aşağıda verilen Yakup Kadri Karaosmanoğlu romanlarının, konu aldıkları tarihsel dönemlerin kronolojik sırasına (eskiden yeniye) göre doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

*Bir Sürgün*, *Hüküm Gecesi*, *Sodom ve Gomore* ve *Panorama* eserlerinin konu edindikleri dönemlere göre eskiden yeniye doğru sıralanışı bu şekildedir.
Doğru sıralama olan *Bir Sürgün*, *Hüküm Gecesi*, *Sodom ve Gomore* ve *Panorama* dizilimi, Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk çeyrek asrına kadar geçen tarihsel süreci tam bir kronolojiyle takip etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Romanların ele aldığı tarihsel dönemleri belirleme
*Bir Sürgün* II. Abdülhamid dönemini, *Hüküm Gecesi* II. Meşrutiyet yıllarını, *Sodom ve Gomore* Mütareke yıllarını, *Panorama* ise Cumhuriyet sonrasını anlatır.
Doğru bir kronolojik sıralama yapabilmek için öncelikle her bir romanın hangi tarihsel kesite ışık tuttuğunu tespit etmek gerekir.
2
Eserleri tarihsel sıraya göre dizme
Sıralama II. Abdülhamid Dönemi (*Bir Sürgün*) -> II. Meşrutiyet Dönemi (*Hüküm Gecesi*) -> Mütareke Dönemi (*Sodom ve Gomore*) -> Cumhuriyet Dönemi (*Panorama*) şeklinde gerçekleşir.
Türk tarihindeki bu dönemlerin gelişi sırasıyla Tanzimat/İstibdat sonları, Meşrutiyet, I. Dünya Savaşı/İşgal yılları ve son olarak Cumhuriyet dönemidir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat romanlarında tarihsel dönemlerin ve sosyal değişimin yansıtılması
Soru 368Soru

Kişilik değerlendirmesinde kullanılan yöntemler ve bu yöntemlerin uygulamadaki temel sınırlılıkları göz önüne alındığında, sol sütunda verilen kişilik değerlendirme teknikleri ile sağ sütunda verilen bu tekniklere y��nelik sınırlılık/eleştiri açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Projektif (Yansıtıcı) Testler (Rorschach, TAT)
Objektif (Yapılandırılmış) Kişilik Envanterleri (MMPI)
Derecelendirme Ölçekleri
Görüşme (Mülakat) Yöntemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Projektif (Yansıtıcı) Testler, yüksek oranda öznellik barındırma sınırlılığıyla; Objektif Kişilik Envanterleri, sosyal beğenirlik eğilimi sınırlılığıyla; Derecelendirme Ölçekleri, hale etkisi (halo effect) gibi yanlılık sınırlılığıyla; Görüşme Yöntemi ise uzmanın yönlendirici ipuçları verme sınırlılığıyla eşleşir.
Kişilik değerlendirme tekniklerinden projektif testler, uyarıcıların belirsiz olmasından ötürü yorumlama aşamasında yüksek oranda öznellik içerir. Objektif envanterler (MMPI), yapılandırılmış maddeler içerdiğinden sosyal beğenirlik (kendini onaylanacak şekilde gösterme) eğilimine açıktır. Derecelendirme ölçekleri, gözlemcinin hale etkisi nedeniyle genel yargısını tüm ölçeğe yansıtması riskini taşır. Görüşme yöntemi ise uzmanın yönlendirici ipuçlarıyla katılımcının doğal tepkilerini etkilemesi sınırlılığına sahiptir. Bu nedenle eşleştirmeler bu açıklamalara uygun olarak yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Projektif testlerin temel doğasını ve sınırlılıklarını analiz etme.
Projektif testlerin belirsiz uyarıcılar kullandığı ve bu nedenle değerlendirmede öznelliğin yüksek olduğu belirlenmiştir.
Rorschach ve TAT gibi testler yapılandırılmamış uyarıcılar içerdiğinden, uygulayıcının yorumu kritik önem taşır ve bu durum öznelliğe yol açar.
2
Objektif kişilik testlerinin (envanterlerin) yapısını ve dezavantajlarını inceleme.
MMPI gibi kağıt-kalem testlerinde bireyin sorulara içten yanıt vermeyip sosyal beğenirlik yönünde yanıtlar verebileceği saptanmıştır.
Yapılandırılmış testlerde seçenekler önceden belirlendiği için katılımcı kendini iyi gösterme eğilimi (sosyal beğenirlik) sergileyebilir.
3
Derecelendirme ölçeklerindeki gözlemci hatalarını tespit etme.
Derecelendirme ölçeklerinde gözlemcinin hale etkisi (halo effect) nedeniyle genel bir izlenimi tüm özelliklere yayabildiği saptanmıştır.
Derecelendirme ölçekleri gözlemcinin değerlendirmesine dayandığından, gözlemcinin yanlılığı (hale etkisi) önemli bir sınırlılıktır.
4
Görüşme (mülakat) yönteminin sınırlılıklarını belirleme.
Görüşmecinin sözel veya sözel olmayan yönlendirmelerinin bireyin davranışlarını etkileyebileceği sonucuna varılmıştır.
Görüşme esnasında kurulan yüz yüze etkileşim, uzmanın yönlendirici davranışlarının katılımcının doğal yanıtlarını bozmasına yol açabilir.

Anahtar Kavram

Kişiliğin Ölçülmesi ve Değerlendirilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 369Soru

Emeviler Dönemi'nde uygulanan Arap milliyetçiliğine dayalı 'mevali' politikası, Arap olmayan Müslümanların dışlanmasına ve bu durumun bir sonucu olarak İslamiyet'in farklı topluluklar arasında yay��lmasının yavaşlamasına neden olmuştur. Abbasilerin iktidara gelmesiyle birlikte bu katı politika terk edilmiş, yerine ümmetçi ve adaletçi bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu hoşgörü ortamı, Türklerin İslam dinini ve kültürünü yakından tanımalarını sağlayarak İslamiyet'e giriş süreçlerini hızlandırmıştır.

Buna göre Abbasiler Dönemi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmelerden hangisi, mevali politikasının tamamen terk edildiğinin ve gayri-Arap unsurların devlet kademelerinde etkin duruma getirildiğinin doğrudan bir kanıtı olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin yönetim mekanizmalarında, divan teşkilatında ve askeri komuta kademesinde Türk ve İran kökenli devlet adamlarına önemli idari görevler verilmesi

Cevap

Devletin yönetim mekanizmalarında, divan teşkilatında ve askeri komuta kademesinde Türk ve İran kökenli devlet adamlarına önemli idari görevler verilmesi
Devletin yönetim mekanizmalarında, divan teşkilatında ve askeri komuta kademesinde Türk ve İran kökenli devlet adamlarına önemli idari görevler verilmesi seçeneği doğrudur. Çünkü Emeviler Dönemi'ndeki mevali politikası gayri-Arap Müslümanların devlet yönetimi ve ordu kademelerinde yer almasını engelliyordu. Abbasilerin bu kuralı esneterek gayri-Arap unsurları önemli bürokratik ve askeri görevlere getirmesi, mevali politikasının terk edildiğinin ve ümmetçi devlet yapısının hayata geçirildiğinin en doğrudan kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen paragraftaki temel iddiayı ve sorulan soruyu analiz etmek.
Sorunun, Emevilerin Arap milliyetçiliğine dayalı mevali politikasının Abbasilerce terk edildiğini ve gayri-Arap unsurların yönetime katıldığını doğrudan gösteren kanıtı sorduğu belirlenir.
Paragrafın ana fikri ile seçeneklerde sunulan tarihi gelişmeler arasında sebep-sonuç ilişkisi kurmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki idari, askeri, kültürel ve siyasi gelişmeleri mevali politikası bağlamında karşılaştırmak.
Kültürel tercüme faaliyetlerinin, hanedan içi mücadelelerin, saltanat usulünün ve eyalet isyanlarının bu durumla doğrudan ilgili olmadığı; buna karşın yönetim ve ordu kadrolarının gayri-Arap unsurlara (Türkler ve İranlılar) açılmasının doğrudan ilgili olduğu tespit edilir.
Mevali politikası gayri-Arap Müslümanları idari kadrolardan uzak tutan bir politika olduğundan, bunun son bulduğunun en somut göstergesi bu kadroların onlara açılmasıdır.

Anahtar Kavram

Abbasilerin mevali politikası yerine ümmetçi ve eşitlikçi bir yaklaşım benimseyerek gayri-Arap unsurları (Türk ve İranlıları) idari ve askeri teşkilata dahil etmesi
Soru 370Soru

İlk Çağ'da kurulan medeniyetlerin siyasi organizasyonları ve idari yapıları kendilerine özgü nitelikler taşımaktadır. Buna göre, sol sütunda verilen medeniyetleri sağ sütundaki idari ve siyasi yönetim özellikleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sümerler
Hititler
Persler
Mısır

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sümerler rahip-kral ve site devletleri ile; Hititler Pankuş meclisi ile; Persler satraplık ve posta teşkilatı ile; Mısır ise nom şehir devletleri ve firavunun tanrı-kral gücü ile eşleşmelidir.
Sümerlerin site adı verilen şehir devletleri örgütlenmesi patesi/ensi yönetimiyle; Hititlerin Pankuş danışma meclisiyle; Perslerin ülkeyi satraplıklara ayırıp posta teşkilatı kurmasıyla; Mısır'ın ise nom adı verilen birimlerin birleştirilip teokratik tanrı-kral (firavun) yönetimine geçmesiyle eşleşmesi tarihsel olgulara tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Sümerlerin yönetimsel özelliklerinin incelenmesi
Sümerlerin site adı verilen şehir devletlerinden oluştuğu ve rahip-kral (patesi/ensi) anlayışıyla yönetildiği bilgisi doğrulanır.
Sümerler ile bağımsız şehir devletleri (siteler) ve rahip-krallık anlayışını eşleştirmek.
2
Hititlerin yönetim organlarının belirlenmesi
Hitit yönetiminde kralın yanında Pankuş adında bir danışma meclisinin yer aldığı tespit edilir.
Hititler ile Pankuş meclisi ve merkezi krallığa geçiş aşamalarını eşleştirmek.
3
Perslerin idari teşkilatlanmasının analiz edilmesi
Perslerin geniş sınırları yönetmek için satraplık (eyalet) sistemini ve ilk posta teşkilatını kullandıkları belirlenir.
Persler ile satraplık idari bölünmesi ve posta sistemini eşleştirmek.
4
Mısır'ın siyasi yapısının çözümlenmesi
Mısır'ın nom denilen yerel birimlerin birleştirilmesiyle kurulduğu ve firavunun tanrı-kral olarak mutlak egemenlik kurduğu saptanır.
Mısır ile nom şehir devletleri ve teokratik monarşi yapısını eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyetlerinin yönetim şekilleri, siyasi yapıları ve idari teşkilatlanma modelleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 371Soru

Kültür, insanların tarihsel süreçte oluşturduğu maddi ve manevi değerlerin bütünüdür. Benzer kültürel özelliklere sahip alanlar bir araya getirilerek yeryüzünde çeşitli kültür bölgeleri tanımlanmıştır. Aşağıda verilen kültür bölgelerini, bu bölgelerin oluşumunda ve yayılışında etkili olan temel özellikleri ile eşle��tiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İslam Kültür Bölgesi
Slav-Rus Kültür Bölgesi
Latin Amerika Kültür Bölgesi
Pasifik Kültür Bölgesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İslam Kültür Bölgesi ile mimari ve toplumsal yaşamda dini ögelerin belirleyici olduğu bölge tanımı; Slav-Rus Kültür Bölgesi ile Bizans kültürü ve Ortodoks inancının egemen olduğu bölge tanımı; Latin Amerika Kültür Bölgesi ile İspanyol ve Portekiz dillerinin yaygın olduğu Katolik coğrafya tanımı; Pasifik Kültür Bölgesi ile Melanezya, Mikronezya ve Polinezya ada grupları tanımı eşleşir.
Doğru eşleştirmede, İslam Kültür Bölgesi mimari ve toplumsal yaşamda dini ögelerin belirleyici olduğu bölgeyle; Slav-Rus Kültür Bölgesi Bizans kültürü ve Ortodoks Hristiyanlık temelli bölgeyle; Latin Amerika Kültür Bölgesi İspanyol/Portekiz dillerinin ve Katolik inancının yaygın olduğu bölgeyle; Pasifik Kültür Bölgesi ise Melanezya, Mikronezya ve Polinezya adalarıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür bölgelerinin coğrafi ve manevi niteliklerini incelemek
Verilen kültür bölgelerinin yayıldığı temel coğrafyaları (örneğin Pasifik için adalar, Latin Amerika için Güney ve Orta Amerika) belirledik.
Her kültür bölgesinin ayırt edici coğrafi yayılış alanlarını doğru tespit etmek doğru eşleştirmeyi yapmayı sağlar.
2
Din, dil ve tarihi arka plan gibi kültürel belirleyicileri eşleştirmek
Latin Amerika için İspanyol/Portekiz dilleri ve Katoliklik; İslam için Orta Doğu coğrafyası ve dini ögeler; Slav-Rus için Ortodoksluk; Pasifik için izole ada kültürleri eşleştirildi.
Bölgesel kültürleri şekillendiren baskın din, dil ve kolonyal geçmiş gibi unsurları eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Kültür Bölgelerinin Coğrafi Dağılışı ve Karakteristik Özellikleri
Soru 372Soru

İlk Türk devletlerinde konarg��çer yaşam tarzının ve bozkır kültürünün etkisiyle uzun süreli hapis cezalarının uygulanamaması, hürriyeti bağlayıcı cezaların genellikle on gün ile sınırlandırılmasına neden olmuştur. Bununla birlikte vatana ihanet, ordudan kaçma, adam öldürme ve barış zamanı başkasına kılıç çekme gibi ağır suçların cezası doğrudan ölüm olmuştur. Hukuk kurallarının sözlü olması (töre), mahkemelerin (yargu) kağanın başkanlığında toplanan kurultaylarda ya da kağan adına yargıçlar (yargucı) vasıtasıyla yürütülmesi bu dönemin diğer hukuki özelliklerindendir.

Bu parçada verilen bilgilere göre, ilk Türk devletlerindeki hukuk sistemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Coğrafi ve sosyo-ekonomik koşulların cezaların niteliği ve süresi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğu

Cevap

Coğrafi ve sosyo-ekonomik koşulların cezaların niteliği ve süresi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğu
Parçada geçen 'konargöçer yaşam tarzının ve bozkır kültürünün etkisiyle uzun süreli hapis cezalarının uygulanamaması' ifadesi, Türklerin göçebe yaşam biçimi ve coğrafi şartlarının (sosyo-ekonomik koşulların) cezaların süresi ve niteliği üzerinde belirleyici olduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle, coğrafi ve sosyo-ekonomik koşulların cezaların niteliği ve süresi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğu yargısı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel belirleyicileri tespit etme
Parçanın başında 'konargöçer yaşam tarzının ve bozkır kültürünün etkisiyle uzun süreli hapis cezalarının uygulanamadığı' bilgisi yer almaktadır.
Toplumun yaşam tarzı ve coğrafi koşulları ile hukuk kuralları arasındaki ilişkiyi kurmak için bu tespit gereklidir.
2
Seçenekleri analiz ederek parçayla karşılaştırma
Coğrafi ve sosyo-ekonomik koşulların cezaların süresini belirlediğini ifade eden seçenek parçayla tam olarak örtüşmektedir.
Yanlış seçeneklerin neden ulaşılamaz olduğunu belirlemek ve doğru yargıya varmak için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Konargöçer yaşam tarzının töre ve hukuk sistemi üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 373Soru

Bir araştırmacı, bir üretim tesisinde yeni uygulamaya konan "esnek çalışma saati modelinin" çalışanların tükenmişlik düzeyleri ve günlük üretim kalitesi üzerindeki etkisini incelemektedir. Bu amaçla, çalışma salonunun sıcaklık ve aydınlatma gibi fiziksel koşullarını sabit tutarak farklı departmanlardaki çalışanların verilerini karşılaştırmıştır.

Bu araştırmanın konusu, değişkenleri ve ilgili olduğu psikoloji alt dalı dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma psikolojinin endüstri ve örgüt psikolojisi alt dalı kapsamındadır ve araştırmanın bağımsız değişkeni esnek çalışma saati modelidir.

Cevap

Çalışma psikolojinin endüstri ve örgüt psikolojisi alt dalı kapsamındadır ve araştırmanın bağımsız değişkeni esnek çalışma saati modelidir.
Doğruluk gösteren seçenekte belirtildiği üzere, bir iş yerindeki çalışma koşullarının, çalışanların performansı ve psikolojik durumları üzerindeki etkisini inceleyen alan endüstri ve örgüt psikolojisidir. Bu araştırmada etkisi test edilen, araştırmacı tarafından değiştirilen neden durumundaki unsur esnek çalışma saati modeli olduğundan, bu model araştırmanın bağımsız değişkenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmanın gerçekleştirildiği ortamı ve amacı inceleyerek psikolojinin ilgili alt dalını belirleme.
Araştırma bir üretim tesisinde (iş yerinde) yürütülmekte, çalışanların tükenmişlik ve üretim kalitesi gibi iş yaşamı verilerini hedeflemektedir. Bu konular psikolojinin endüstri ve örgüt psikolojisi alt dalının alanına girer.
Endüstri ve örgüt psikolojisi, insanların iş ortamlarındaki davranışlarını, iş verimliliğini ve çalışan refahını optimize etmeyi amaçlar.
2
Araştırmada etkisi incelenen (neden konumundaki) bağımsız değişkeni tespit etme.
Araştırmacının doğrudan değiştirdiği ve çalışanlar üzerindeki etkisini gözlemlediği unsur "esnek çalışma saati modeli"dir. Bu nedenle bağımsız değişken esnek çalışma saati modelidir.
Deneysel tasarımlarda araştırmacının manipüle ettiği, etkisi incelenen değişken bağımsız değişkendir.
3
Diğer değişkenleri analiz ederek kavramları netleştirme.
Tükenmişlik düzeyi ve üretim kalitesi etkilenen değişkenler (bağımlı değişken), sıcaklık ve aydınlatma ise sabit tutulan değişkenlerdir (kontrol değişkeni).
Doğru seçeneğe ulaşmak için bağımlı ve kontrol değişkenlerinin bağımsız değişken ile karıştırılmaması gerekir.

Anahtar Kavram

Psikolojinin alt dallarından endüstri ve örgüt psikolojisinin çalışma konusu ile bilimsel araştırmalarda bağımsız değişken tespiti.
Soru 374Soru

Toplumsal düzenin korunmasını sağlayan değerler, normlar ve toplumsal kontrol mekanizmaları; kaynakları, yazılı olup olmamaları ve birey üzerindeki yaptırım güçleri bakımından farklılık gösterir. Aşağıda toplumsal yaşamdan verilen örnek olay ve davranışları, tanımlanan en uygun toplumsal düzen unsuru ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir bireyin, adil yargılanma ve dürüstlük ilkelerini benimseyerek mahkemede şahitlik yaparken gerçeği söylemeye özen göstermesi.
Vergi kaçırdığı tespit edilen bir şirket sahibine, ilgili mahkemece hapis cezası ve yüksek miktarda mali yaptırım uygulanması.
Kendi ailesinin zor günlerinde yanında olmayan bir kişinin, akrabaları ve komşuları tarafından bütünüyle dışlanarak toplumsal ilişkilerden tecrit edilmesi.
Bir davette yemek yerken ağzını şapırdatan bir kişinin, masadaki diğer insanlar tarafından soğuk bakışlarla süzülmesi ve yadırganması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şahitlikteki dürüstlük davranışı toplumsal değerlerle; vergi kaçırmaya verilen mahkeme cezası resmi normlarla; aileye yardım etmeyen kişinin tecrit edilmesi örflerle; yemek yerken yadırganan kişinin durumu ise adetlerle eşleşmektedir.
Şahitlikte gerçeği söyleme davranışı toplumsal değerlerle; vergi kaçırmaya verilen mahkeme cezası resmi normlarla; aileye destek olmayıp tecrit edilme örflerle; yemek yerken ağız şapırdatma nedeniyle yadırganma ise adetlerle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk durumdaki 'dürüstlük ve adalet' gibi soyut ilkelerin işlevini belirlemek.
Bu ilkeler somut kurallardan ziyade davranışlara yön veren genel yargılardır; bu nedenle toplumsal değer tanımıyla eşleşmektedir.
Toplumsal değerler somut normların gerisinde yatan soyut ahlaki dayanaklardır.
2
İkinci durumdaki 'mahkeme, hapis cezası, vergi kaçırma' olgularını değerlendirmek.
Bu durumun yazılı, devlet eliyle uygulanan ve maddi yaptırımı olan resmi normlar sınıfına girdiği tespit edilir.
Yasalar ve resmi mahkemeler resmi toplumsal kontrolün en temel araçlarıdır.
3
Üçüncü durumdaki 'aileye sahip çıkmama' ve 'tecrit edilme' durumunu incelemek.
Bu davranışın ahlaki boyutu yüksek olan örflerin çiğnenmesi anlamına geldiği ve tecrit yaptırımının ağır gayriresmi kontrole karşılık geldiği görülür.
Örfler toplumun çekirdek yapısını koruyan ve ihlali durumunda dışlama gibi ağır sosyal yaptırımlarla desteklenen normlardır.
4
Dördüncü durumdaki 'ağız şapırdatma' ve 'soğuk bakışlar' tepkisini analiz etmek.
Bu durumun gündelik hayatı düzenleyen ve yaptırımı sadece yadırgama olan adet / görgü kuralları ile örtüştüğü saptanır.
Adetler, çiğnendiğinde hukuki veya ağır sosyal tecrit yerine hafif kınamalar getiren pratik yaşam kurallarıdır.

Anahtar Kavram

Toplumsal değerler, resmi normlar, örfler ve adetlerin yaptırım düzeyleri ile işlevsel farkları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 375Soru

Orta Çağ skolastik doğa anlayışında her varlık, Tanrı tarafından belirlenmiş nihai bir amaca (telos) göre hareket eder. Yağmurun yağması ekinlerin büyümesi içindir, taşın yere düşmesi ise kendi doğal yerine ulaşma isteğindendir. Ancak 15-17. yüzyıl felsefesinde Galileo ve Descartes gibi düşünürlerle birlikte doğa, gizil güçlerden ve amaçsal nedenlerden arındırılarak nedensellik ilkelerine göre işleyen devasa bir makine olarak tasarlanmıştır. Bu yeni anlayışta doğadaki değişimler, amaçlarla değil, madde ve hareket yasalarıyla açıklanır.

Bu parçadan yola çıkılarak 15-17. yüzyıl doğa felsefesinin skolastik doğa anlayışından temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğayı ereksel (amaçsal) nedenlerden arındırarak madde ve harekete dayalı mekanik bir nedensellikle açıklaması

Cevap

Doğayı ereksel (amaçsal) nedenlerle değil, madde ve harekete dayalı mekanik bir nedensellikle açıklaması
Doğru yanıt, doğanın ereksel (amaçsal) açıklamalardan temizlenerek madde ve hareket yasaları çerçevesinde, tıpkı bir makine gibi mekanik nedenselleştirilmesini savunan ifadedir. Metinde modern döneme geçişte doğanın amaçsal nedenlerden arındırıldığı ve nedensellik ilkelerine göre işleyen devasa bir makine olarak tasarlandığı açıkça vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde sunulan iki farklı doğa anlayışı arasındaki temel farkı belirlemek.
Skolastik felsefenin her şeyi amaçsal (ereksel) nedenlerle açıkladığı, modern dönemin ise doğayı nedensellik ilkelerine göre işleyen bir makine olarak gördüğü tespit edilir.
Parçada geçen 'amaçsal nedenlerden arındırılarak nedensellik ilkelerine göre işleyen devasa bir makine' ifadesi bu değişimin merkezidir.
2
Seçenekleri analiz ederek bu tespiti doğrudan karşılayan yargıyı saptamak.
Doğayı amaçsal nedenlerden temizleyip madde ve hareket temelinde mekanik nedensellikle açıklamaya dayanan ifadenin doğru cevap olduğu belirlenir.
Mekanik evren tasarımı, doğayı teleolojik (ereksel) hedefler yerine fiziksel ve matematiksel yasalarla açıklamayı öngörür.

Anahtar Kavram

15-17. Yüzyıl Felsefesinde Doğa Anlayışı ve Mekanik Evren Tasarımı
Soru 376Soru

Doğal afetler; oluştukları ortamlar ve kökenleri dikkate alınarak jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik ve biyolojik afetler olmak üzere sınıflandırılmaktadır. Bazı afetlerin oluşumunda tek bir köken etkiliyken, bazılarında ise birden fazla sürecin etkileşimi söz konusudur.

Buna göre, kökenleri ve gelişim özellikleri göz önüne alındığında aşağıdaki doğal afetlerden hangisiyle ilgili yapılan değerlendirme yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon; eğimli yamaçlardaki toprak, kaya ve enkaz örtüsünün yer çekimi, aşırı yağış ya da depremlerin etkisiyle kütle hâlinde aniden aşağıya doğru kaymasıyla oluşan jeomorfolojik kökenli bir afettir.

Cevap

Erozyon kavramını yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin aniden kayması şeklinde tanımlayan ve jeomorfolojik afet olarak sınıflandıran ifade yanlıştır. Açıklanan süreç erozyon değil, heyelandır.
Eğimli yamaçlardaki toprak, kaya ve gevşek örtünün yer çekimi ile aşırı yağışlar gibi nedenlerle kütle hâlinde aniden aşağıya doğru kayması olayı heyelan (kütle hareketi) olarak adlandırılır. Erozyon ise toprağın su ve rüzgar gibi dış kuvvetlerin aşındırmasıyla yavaş yavaş taşınması sürecidir. Tanımda erozyon olarak belirtilen süreç aslında heyelana ait olduğu için bu değerlendirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal afetlerin sınıflandırma kriterlerini ve kökenlerini incelemek.
Afetlerin jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik ve biyolojik olarak ayrıldığını belirlemek.
Sınıflandırma mantığını kavramak.
2
Seçeneklerde verilen afet tanımlarını ve köken eşleştirmelerini kontrol etmek.
Tsunami, çığ, sel ve kuraklık tanımlarının doğru kökenlerle eşleştiğini doğrulamak.
Doğru olan değerlendirmeleri elemek.
3
Erozyon ve heyelan süreçlerini karşılaştırmak.
Yamaçlardaki toprağın ani ve kütlesel hareketinin erozyon değil heyelan olduğunu saptamak.
Kavram karmaşasına dayanan hatalı değerlendirmeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Sınıflandırılması ve Kökenleri (Heyelan ve Erozyon Ayrımı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 377Soru

Osmanlı Devleti, Kuruluş Dönemi'nde bazı Anadolu beylikleriyle barışçıl ilişkiler kurmuş ve topraklarını savaş dışı yöntemlerle genişletmiştir. Bu doğrultuda I. Murad Dönemi'nde altın karşılığında Isparta ve çevresindeki topraklarını Osmanlı Devleti'ne devreden Anadolu beyliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hamitoğulları

Cevap

Hamitoğulları
I. Murad Dönemi'nde Osmanlı Devleti, Anadolu'daki Türk beylikleriyle savaşıp yıpranmak yerine barışçıl politikalar izlemiştir. Bu politika kapsamında Hamitoğulları Beyliği'nden 80 bin altın karşılığında Isparta ve çevresindeki topraklar satın alınmıştır. Bu durum Osmanlı Devleti'nin Anadolu Türk siyasi birliğini barışçıl yöntemlerle sağlama çabasını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin Anadolu beyliklerinden barışçıl yollarla toprak kazanma yöntemlerini incelemek.
Osmanlı'nın Anadolu Türk beylikleriyle ilişkilerinde çeyiz (Germiyanoğulları) ve satın alma (Hamitoğulları) yöntemlerini kullandığı bilgisine ulaşılır.
Soruda geçen barışçıl yöntemlerin hangi beyliklerle eşleştiğini belirlemek için ilk adımdır.
2
I. Murad Dönemi'nde altın karşılığı satılan bölgelerin coğrafi konumunu ve ilgili beyliği tespit etmek.
Isparta, Yalvaç, Beyşehir ve çevresinin Hamitoğulları Beyliği'ne ait olduğu ve bu beylikten 80 bin altın karşılığında satın alındığı belirlenir.
Soruda verilen coğrafi bölge ve satın alma bilgisiyle eşleşen doğru beyliği bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Anadolu beyliklerinden barışçıl (satın alma) yoluyla toprak kazanması
Tahmini Süre:50s
Soru 378Soru

İlk Türk devletlerinin toplumsal, hukuki, dinî ve sanatsal yapısını yansıtan aşağıdaki kavramlar ile bu kavramların tarihsel açıklamalarını doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Töre
Balbal
Yuğ
Kurgan

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Töre kavramı yazısız hukuk kurallarını içeren açıklamayla; Balbal kavramı mezar etrafına dikilen taş heykeller açıklamasıyla; Yuğ kavramı cenaze merasimi açıklamasıyla; Kurgan kavramı ise oda biçimindeki mezar açıklamasıyla eşleşir.
Töre yazısız hukuk kurallarını, balbal mezar taşı heykellerini, yuğ cenaze törenini, kurgan ise oda mezarları ifade eder. Bu eşleştirmeler kavramların tarihsel işlev ve tanımlarıyla doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Töre teriminin anlamını belirleme
Töre, kurultay kararları ve örfe dayalı yazısız hukuk kurallarıdır. Bu durum yazısız hukuk kuralları açıklaması ile eşleşir.
İlk Türk devletlerinde hukukun temel kaynağı töredir.
2
Balbal teriminin anlamını belirleme
Balbal, mezarların etrafına dikilen heykelciklerdir. Bu durum taş heykeller açıklaması ile eşleşir.
Balballar hem sanatın hem de inanışın bir göstergesidir.
3
Yuğ teriminin anlamını belirleme
Yuğ, cenaze törenidir. Bu durum dinî törenler açıklaması ile eşleşir.
Ölüm sonrası yas ve cenaze uygulamaları dinî ve toplumsal bir boyuta sahiptir.
4
Kurgan teriminin anlamını belirleme
Kurgan, ölen kişilerin eşyalarıyla gömüldüğü oda mezarlardır. Bu durum oda biçimindeki mezarlar açıklaması ile eşleşir.
Ahiret inancının en somut kanıtı mezarlara eşya konulmasıdır.

Anahtar Kavram

İlk Türk devletlerinde toplumsal yaşam, din, hukuk ve sanatın temel kavramları ve bu kavramların kültürel işlevleri.
Soru 379Soru

Uluslararası alanda çevre sorunlarının önlenmesi ve doğal dengenin korunması amacıyla imzalanan aşağıdaki çevre sözleşmeleri ile bu sözleşmelerin öncelikli hedef ve amaçlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Barselona Sözleşmesi
Bern Sözleşmesi
Paris Antlaşması
Biyoçeşitlilik Sözleşmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Barselona Sözleşmesi Akdeniz'in korunmasıyla, Bern Sözleşmesi Avrupa'nın yabani yaşam alanlarının korunmasıyla, Paris Antlaşması küresel sıcaklık artışının sınırlandırılmasıyla, Biyoçeşitlilik Sözleşmesi ise genetik kaynakların korunmasıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede Barselona Sözleşmesi Akdeniz'in kirliliğe karşı korunmasını, Bern Sözleşmesi Avrupa'nın yabani çevre ve doğal yaşama ortamlarının korunmasını, Paris Antlaşması küresel sıcaklık artışının 2 C2\text{ }^{\circ}\text{C} sınırının altında tutulmasını, Biyoçeşitlilik Sözleşmesi ise genetik kaynakların korunarak canlı türlerinin neslinin devam ettirilmesini hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Sözleşmelerin ve antlaşmaların isimlerini tek tek inceleyerek kapsamlarını belirlemek.
Barselona, Bern, Paris Antlaşması ve Biyoçeşitlilik Sözleşmesi'nin temel odak noktaları ortaya konur.
Doğru eşleştirmeyi yapabilmek için her bir uluslararası belgenin hangi çevresel soruna yönelik çıkarıldığını bilmek gerekir.
2
Belirlenen kapsamları sağ tarafta verilen amaçlarla eşleştirmek.
Barselona Akdeniz ile, Bern Avrupa'daki yaban hayatı ile, Paris küresel sıcaklık artışını sınırlama ile ve Biyoçeşitlilik Sözleşmesi canlı türlerinin korunması ile eşleşir.
Her bir sözleşmenin koruma alanı ve amacı birebir örtüşmelidir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin Kapsam ve Hedefleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 380Soru

Geç Tunç Çağı'nın sonlarında (MÖ 1200 civarı) Ege ve Balkanlar üzerinden gelen toplulukların başlattığı Ege Göçleri (Deniz Kavimleri İstilası), Anadolu, Suriye ve Mısır kıyılarına kadar ulaşmış; bölgedeki mevcut siyasi, askeri ve sosyo-ekonomik yapıları kökten değiştirmiştir.

Bu göç dalgasının Doğu Akdeniz havzasında yarattığı askeri ve siyasi sonuçlar arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roma İmparatorluğu'nun askeri ve siyasi gücünün kırılarak Avrupa genelinde feodal derebeyliklerin ortaya çıkması

Cevap

Roma İmparatorluğu'nun askeri ve siyasi gücünün kırılarak Avrupa genelinde feodal derebeyliklerin ortaya çıkması seçeneği, Ege Göçleri'nin değil Kavimler Göçü'nün bir sonucudur.
Doğu Akdeniz havzasındaki büyük yıkımlara yol açan Ege Göçleri MÖ 12. yüzyıl başlarında gerçekleşmiştir. Oysa Roma İmparatorluğu'nun parçalanması ve feodalizmin yayılması, MS 375 yılından itibaren başlayan Kavimler Göçü'nün askeri ve siyasi sonuçları arasındadır. Bu nedenle Roma İmparatorluğu ve feodal düzene dair ifade Ege Göçleri'nin bir sonucu olarak gösterilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Ege Göçleri'nin (Deniz Kavimleri İstilası) tarihsel çerçevesini ve etkilediği coğrafyayı belirleme.
MÖ 1200 civarında gerçekleşen bu göçlerin Doğu Akdeniz havzasını (Yunanistan, Anadolu, Suriye, Mısır) etkilediği tespit edilir.
Göçlerin zaman ve mekân sınırlarını belirleyerek seçeneklerdeki olaylarla karşılaştırmak için gereklidir.
2
Ege Göçleri'nin siyasi ve askeri sonuçlarını analiz etme.
Hitit Devleti'nin yıkılması, Miken uygarlığının sona ermesi ve Yunan Karanlık Çağı'nın başlaması, Ugarit gibi liman şehirlerinin tahrip olması ve Mısır'ın zayıflaması gibi sonuçların bu göçlerle ilişkili olduğu görülür.
Seçeneklerde verilen doğru etkileri eleyebilmek için gereklidir.
3
Yanlış olan ve Ege Göçleri ile ilgisi bulunmayan seçeneği belirleme.
Roma İmparatorluğu'nun parçalanması ve feodalizmin doğuşunun MÖ 1200 civarındaki Ege Göçleri ile değil, MS 375 yılındaki Kavimler Göçü ile ilişkili olduğu belirlenir.
Soru kökündeki 'gösterilemez' ifadesine uygun olan doğru seçeneğe ulaşmak için tarihsel kronoloji ve anakronizm analizi yapılır.

Anahtar Kavram

Ege Göçleri (Deniz Kavimleri İstilası) ve Yakın Doğu'daki siyasi/askeri sonuçları ile Kavimler Göçü arasındaki kronolojik ve kavramsal farklar.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 19 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin