Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 21Soru

Malazgirt Savaşı'nın ardından Anadolu'da kurulan Danişmentliler, Saltuklular ve Mengücekliler gibi ilk dönem Türk beylikleri; fethettikleri bölgelere Türkçe isimler vermiş, buralarda cami, medrese, darüşşifa ve kervansaraylar inşa etmiş, aynı zamanda Bizans ve Gürcü saldırılarına karşı mücadele etmişlerdir.

Bu bilgilere dayanarak, Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu'da başlayan süreçle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'daki askerî varlığının ve taarruz gücünün tamamen ortadan kalkt��ğına

Cevap

Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'daki askerî varlığının ve taarruz gücünün tamamen ortadan kalktığına dair yargıya ulaşılamaz.
Parçada ilk beyliklerin Bizans ve Gürcü saldırılarına karşı mücadele ettiği açıkça belirtilmektedir. Bu durum, Bizans'ın askerî varlığının ve taarruz gücünün henüz tamamen ortadan kalkmadığını gösterir. Ayrıca Bizans'ın taarruz gücünün tamamen kırılması 1176 Miryokefalon Savaşı ile gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Bizans'ın askerî varlığının ve taarruz gücünün tamamen ortadan kalktığı yargısına ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etmek.
Danişmentliler, Saltuklular ve Mengücekliler gibi farklı beyliklerin kurulduğu, Türkçe isimler verildiği, kalıcı yapılar inşa edildiği ve Bizans ile Gürcü saldırılarına karşı mücadele edildiği tespit edilir.
Soruda verilen öncüllerin seçeneklerle karşılaştırılabilmesi için metnin doğru çözümlenmesi gerekir.
2
Seçenekleri paragraftaki verilerle eşleştirmek.
Bayındırlık (mimari yapılar), çoklu siyasi yapı (farklı beylikler), Türkleşme-İslamlaşma (Türkçe isimler ve cami/medreseler) ve kalıcı egemenlik amacı (imar faaliyetleri) yargılarına ulaşılır. Ancak Bizans saldırılarının devam etmesi, Bizans gücünün tamamen yok olmadığını gösterir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için ulaşılamayacak olan tarihsel yargıyı belirlemek gerekir.
3
Tarihsel bilgileri kontrol ederek savaşı ve sonuçlarını teyit etmek.
Bizans'ın Anadolu'daki taarruz gücünün tamamen kırılması ve Anadolu'nun kesin olarak Türk yurdu olması 1071 Malazgirt Savaşı ile değil, 1176 Miryokefalon Savaşı ile gerçekleşmiştir.
Malazgirt Savaşı ile Miryokefalon Savaşı'nın tarihsel sonuçlarının karıştırılmasını önlemek amacıyla bu bilgi teyit edilmelidir.

Anahtar Kavram

Malazgirt Savaşı ve İlk Türk Beyliklerinin Anadolu'nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecindeki rolleri ile Bizans ile ilişkiler
Soru 22Soru

İlk Çağ medeniyetlerinde kanunların meşruiyet kaynakları, cezalandırma yöntemleri ve medeni hukuk alanındaki düzenlemeleri toplumsal yapılara göre farklılık göstermiştir.

Buna göre;
- Hükümdarın adalet yetkisini güneş tanrısı Şamaş'tan aldığını belirterek teokratik meşruiyeti vurgulayan ve cezalandırmada kısas (göze göz, dişe diş) ilkesini esas alan kanunlar,
- Ölüm ve işkence cezaları yerine genellikle tazminat (maddi bedel) ödeme usulünü benimseyen ve kadın haklarını koruyan ilk aile hukuku düzenlemelerine sahip kanunlar,

aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları

Cevap

Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları
Sorudaki ilk açıklamada belirtilen kısas ilkesi ve güneş tanrısı Şamaş'tan meşruiyet alma özelliği Hammurabi Kanunları'na aittir. İkinci açıklamada belirtilen tazminat esası ve medeni/aile hukuku düzenlemeleri ise Hitit Kanunları'nın en belirgin özellikleridir. Bu nedenle doğru sıralama Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki ilk açıklamayı analiz etmek.
Güneş tanrısı Şamaş'tan alınan yetki ve kısas esası Babil Kralı Hammurabi'nin kanunlarına (Hammurabi Kanunları) aittir.
Hammurabi Kanunları'nın teokratik meşruiyetini ve cezalandırma yöntemini belirlemek için.
2
Öncüldeki ikinci açıklamayı analiz etmek.
Tazminat ve fidye usulünü benimseyen, medeni hukuk (aile hukuku) alanında gelişmiş düzenlemeler içeren kanunlar Hitit Kanunları'dır.
Hitit hukukunun insancıl ve medeni niteliğini belirlemek için.
3
Bulguları birleştirmek.
Doğru sıralama Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları şeklindedir.
Soruda istenen sırayı bulmak için.

Anahtar Kavram

İlk Çağ Kanunlarının Karşılaştırmalı Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomi tarihinde uygulanan ekonomi politikaları ve bu politikaların mekânsal/sektörel yansımaları göz önüne alındığında, aşağıda verilen tarihsel dönemler ile bu dönemlerin en belirgin ekonomik gelişmelerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1923 - 1929 Dönemi
1930 - 1950 Dönemi
1950 - 1960 Dönemi
1960 - 1980 Dönemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1923-1929 dönemi özel teşebbüsü destekleme çalışmalarıyla (Teşvik-i Sanayi Kanunu); 1930-1950 dönemi devletçilik politikası ve kamu yatırımlarıyla (Sümerbank vb.); 1950-1960 dönemi tarımda makineleşme ve karayolu yatırımlarıyla; 1960-1980 dönemi ise planlı kalkınma (DPT) ve ithal ikameci sanayileşme ile eşleşir.
Türkiye'nin ekonomi tarihi incelendiğinde her dönemin kendine özgü küresel gelişmelerden ve yerel ihtiyaçlardan etkilendiği görülür. 1923-1929 dönemi kuruluş dönemi olup özel sektör Teşvik-i Sanayi Kanunu ile desteklenmiştir. 1929 krizinden sonra 1930-1950 arasında devletçi modele geçilmiştir. 1950-1960 döneminde dış yardımlarla tarım ve ulaşımda altyapı dönüşümleri yaşanmıştır. 1960'tan sonra ise DPT kurularak planlı kalkınma ve ithal ikameci model uygulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye ekonomi tarihindeki dönemlerin temel karakterlerini ve uygulanan ekonomik modelleri inceleyin.
1923-1929 liberal dönem, 1930-1950 devletçi dönem, 1950-1960 tarımda makineleşme ve altyapı dönemi, 1960-1980 ise planlı kalkınma dönemidir.
Her dönemi kendine has kılan politika kararlarını ve bunların araziye/üretime olan coğrafi etkilerini sınıflandırmak gerekir.
2
Dönemleri sırasıyla verilen ekonomik gelişmelerle eşleştirin.
1923-1929 için Teşvik-i Sanayi Kanunu; 1930-1950 için Büyük Buhran sonrası devletçilik ve KİT'ler; 1950-1960 için Marshall Planı yardımları ve tarımda makineleşme; 1960-1980 için DPT ve kalkınma planları bulunur.
Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar uygulanan ekonomi politikalarının zaman dizimi ve sektörel etkileri bu eşleştirmeyi zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinin Tarihsel Gelişimi ve Ekonomi Politikaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

Klasik Türk şiirinde dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinin kendilerine has yapısal, kökensel ve içeriksel özellikleri bulunmaktadır. Aşağıda verilen nazım şekillerini, karşılarındaki en belirleyici karakteristik özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şarkı
Tuyuğ
Rubai
Murabba

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şarkı - meyan ve nakarat içeren bestelenmeye uygun nazım şekli; Tuyuğ - Türklerin kazandırdığı tek aruz kalıplı tek dörtlük; Rubai - 24 özel aruz kalıbıyla yazılan İran kökenli tek dörtlük; Murabba - dörder dizelik çok bentli nazım şekli
Doğru eşleştirmede: Şarkı nazım şekli, meyan ve nakarat dizesine sahip olması ve bestelenmek amacıyla yazılmasıyla ilgili açıklamayla; Tuyuğ nazım şekli, Türklerin kazandırdığı tek aruz kalıbıyla yazılan tek dörtlük açıklamasıyla; Rubai nazım şekli, İran kökenli olup 24 özel aruz kalıbıyla yazılan tek dörtlük açıklamasıyla; Murabba nazım şekli ise dörder dizelik bentlerden oluşan çok bentli yapı açıklamasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinin yapısal özelliklerini belirleme
Şarkı'nın meyan ve nakarat özellikleriyle, Murabba'nın bent sayısıyla öne çıktığı; Tuyuğ ve Rubai'nin ise tek dörtlükten oluştuğu tespit edilir.
Şarkı ve Murabba çok bentli, Tuyuğ ve Rubai ise tek dörtlükten oluşan formlar olduğu için temel yapısal ayrım yapılır.
2
Tek dörtlükten oluşan nazım şekillerini (Tuyuğ ve Rubai) kendi aralarında ayırt etme
Tuyuğ'un Türk kökenli olması ve sadece tek bir aruz kalıbıyla (fâilâtün fâilâtün fâilün) yazılması, Rubai'nin ise İran kökenli olması ve kendine has 24 aruz kalıbıyla yazılması özellikleri eşleştirilir.
İki tek dörtlük biçimini köken ve aruz kalıbı farklarına göre doğru şekilde eşleştirmek gerekir.
3
Çok bentli nazım şekillerini (Şarkı ve Murabba) kendi aralarında ayırt etme
Şarkı'nın bestelenmek üzere yazılması, meyan ve nakarat bulundurması özellikleri; Murabba'nın ise genel dörder dizelik bent yapısı ve kafiye düzeni özellikleri eşleştirilir.
Meyan ve nakarat gibi kavramların şarkıya ait olduğunu bilmek doğru eşleştirmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinin yapısal, kökensel ve içeriksel ayırıcı özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 25Soru

Konya Ovası Projesi (KOP) ile Doğu Anadolu Projesi (DAP) karşılaştırıldığında; KOP kapsamında Göksu Nehri'nin sularının Mavi Tünel ile Konya Havzası'na aktarılması dış havzadan su transferine örnek teşkil ederken, DAP kapsamında Fırat ve Dicle nehirlerinin sularının tamamının havza dışına aktarılarak iç bölgelerin sulanması projenin temel hedefini oluşturmaktadır. Bu ifade coğrafi gerçekler açısından doğru bir yargı mıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

İfade yanlıştır. KOP kapsamında Göksu Nehri'nden Mavi Tünel ile Konya Havzası'na dış havza su transferi gerçekleştirilmektedir fakat DAP kapsamında Fırat ve Dicle sularının tamamının havza dışına aktarılması gibi bir hedef bulunmamaktadır. DAP'ın temel amacı, bu su kaynaklarını bölge sınırları içerisinde tarım ve hayvancılığı geliştirmek için yerinde kullanmaktır.
İfade yanlıştır. KOP kapsamında Göksu Nehri'nin sularının Konya Ovası'na Mavi Tünel ile taşınması bir dış havza transferidir. Ancak DAP kapsamında Fırat ve Dicle sularının tamamının havza dışına aktarılması hedeflenmez; aksine suların bölge içindeki tarım ve hayvancılığı kalkındırmak için yerinde kullanılması amaçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
KOP kapsamında gerçekleştirilen su transferinin coğrafi özelliğini analiz edin.
KOP bünyesindeki Mavi Tünel Projesi, Göksu Nehri sularını Konya Havzası'na taşıdığı için dış havzadan su transferine doğru bir örnektir.
Konya Havzası'nın yetersiz su kaynaklarını desteklemek için Göksu Nehri havzasından su getirilmesi planlanmıştır.
2
DAP kapsamındaki su kaynaklarının kullanım amacını değerlendirin.
DAP kapsamında Fırat ve Dicle sularının tamamının başka havzalara aktarılması değil, Doğu Anadolu Bölgesi içindeki tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde kullanılması hedeflenmektedir.
DAP'ın ana odağı, bölgedeki ekonomik potansiyeli artırmak amacıyla yerel kaynakları yerinde değerlendirmektir.

Anahtar Kavram

Bölgesel Kalkınma Projelerinin (DAP ve KOP) Amaçları ve Su Kaynaklarının Kullanımı
Soru 26Soru

Sanayileşme, kentleşme ve göç gibi makro toplumsal değişme dinamikleri, aile kurumunun hem yapısal hem de işlevsel bir dönüşüm geçirmesine neden olmuştur. Geleneksel geniş aile yapısında üretim, eğitim, sağlık, din ve yaşlıların bakımı gibi işlevler doğrudan aile bünyesinde gerçekleştirilirken; modern çekirdek ailede bu işlevlerin önemli bir kısmı uzmanlaşmış dış kurumlara (okullar, hastaneler, kreşler vb.) devredilmiştir. Bununla birlikte, modern çekirdek aile tamamen işlevsizleşmemiş; aksine üye sayısının azalması ve dışsal yükümlülüklerin hafiflemesiyle birlikte bireyin sevgi, şefkat, psikolojik doyum ve temel sosyalleşme ihtiyaçlarının karşılanması gibi çekirdek alanlarda daha da uzmanlaşmış bir yapıya bürünmüştür.

Bu parçada ele alınan dönüşüm dikkate alındığında, modern toplumlardaki çekirdek aile yapısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal değişime paralel olarak yapısal daralmaya u��ramış ancak üye ilişkilerinde duygusal ve psikolojik destek işlevlerini pekiştirmiştir.

Cevap

Toplumsal değişime paralel olarak yapısal daralmaya uğramış ancak üye ilişkilerinde duygusal ve psikolojik destek işlevlerini pekiştirmiştir.
Doğru cevap, toplumsal değişime paralel olarak ailenin yapısal daralmaya uğradığını ancak duygusal ve psikolojik destek işlevlerini pekiştirdiğini belirten seçenektir. Parçada, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte ailenin bazı işlevlerinin dış kurumlara devredildiği, ancak sevgi, şefkat, psikolojik doyum gibi temel sosyalleşme ihtiyaçlarının karşılanmasında ailenin daha uzmanlaşmış bir rol üstlendiği açıkça belirtilmektedir. Bu durum, ailenin yapısal olarak küçülürken duygusal ve ilişkisel boyutunun güçlendiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçayı okuyup temel savı belirleme
Sanayileşme ve kentleşmenin aile işlevlerini dış kurumlara devretmesine yol açtığı ancak ailenin duygusal ve psikolojik işlevlerde uzmanlaştığı belirlenmiştir.
Metnin ana fikrini anlamak soruyu çözmenin ilk adımıdır.
2
Seçenekleri analiz etme
Modern çekirdek ailenin yapısal olarak küçüldüğünü (daraldığını) ancak duygusal işlevlerini pekiştirdiğini belirten ifadenin metinle tam olarak örtüştüğü görülmüştür.
Metinde geçen 'sevgi, şefkat, psikolojik doyum' vurgusu ailenin duygusal alandaki uzmanlaşmasını doğrulamaktadır.
3
Çeldiricileri eleme
Üretim birimi olma işlevinin yitirilmesiyle ailenin tamamen önemini kaybetmediği, işlevsizleşmediği ve dayanışma ağlarını tamamen koparmadığı görülerek diğer seçenekler elenmiştir.
Seçeneklerdeki aşırı genellemeler ve yanlış aile tanımları elenerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Toplumsal değişme sürecinde aile kurumunun işlevsel ve yapısal dönüşümü
Soru 27Soru

John Locke'a göre, doğa durumunda insanlar barışçıl ve özgür olsalar da, haklarının ihlal edilmesi durumunda başvuracakları tarafsız bir yargıcın bulunmaması, toplumu bir güvensizlik sarmalına sürükleyebilir. Bu belirsizliği aşmak için insanlar, cezalandırma haklarını kendi rızalarıyla kamusal bir otoriteye devrederler. Ancak bu devir, egemenliğin koşulsuz ve sınırsız bir teslimiyeti değildir; aksine, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması şartına bağlı bir 'emanet' ilişkisidir. Eğer siyasi otorite bu emanete ihanet eder ve mülkiyet ya da özgürlük haklarını gasbederse, meşruiyetini kaybeder. Bu durumda toplumun, sözleşmeyi ihlal eden iktidara karşı direnme ve yeni bir düzen kurma hakkı doğar.

Bu parçadaki görüşlerden hareketle John Locke’un siyaset anlayışına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi iktidarın meşruiyeti, bireylerin devredilemez haklarını koruma görevini yerine getirmesiyle sınırlıdır.

Cevap

Siyasi iktidarın meşruiyeti, bireylerin devredilemez haklarını koruma görevini yerine getirmesiyle sınırlıdır.
Parçada Locke'un toplumsal sözleşme kuramı açıklanmaktadır. Locke'a göre siyasi otorite, bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla kurulmuş bir 'emanet' niteliğindedir. Otorite bu hakları ihlal ettiğinde meşruiyetini kaybeder ve direnme hakkı doğar. Bu durum, iktidarın meşruiyetinin bireysel hakların korunması şartıyla sınırlandırıldığını gösterir. Dolayısıyla, siyasi iktidarın meşruiyetinin bireylerin devredilemez haklarını koruma görevini yerine getirmesiyle sınırlı olduğu yargısı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı ve anahtar kavramları belirleyin.
John Locke'un toplum sözleşmesi teorisi, doğa durumu, hakların korunması, meşruiyet ve direnme hakkı vurgulanmaktadır.
Sorunun odağını ve filozofun siyaset felsefesindeki temel konumunu saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Devletin kuruluş amacını ve iktidarın sınırlarını inceleyin.
Devletin, bireylerin haklarını (mülkiyet, özgürlük vb.) korumak üzere 'emanet' olarak kurulduğu ve mutlak bir teslimiyet olmadığı görülür.
İktidarın meşruiyet sınırlarının neye dayandığını belirlemek için bu adım önemlidir.
3
Meşruiyetin kaybolma koşulunu ve bunun doğurduğu sonucu analiz edin.
Eğer siyasi iktidar hakları korumaz veya ihlal ederse meşruiyetini yitirir ve halkın direnme hakkı doğar.
Locke'un sınırlı devlet ve liberalizm anlayışını sentezlemek için bu çıkarım yapılmalıdır.
4
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıya ulaşın.
Doğru yanıt olan yargı, iktidarın meşruiyetinin bireysel hakların korunmasıyla sınırlı olduğunu belirtmektedir.
Paragraftaki 'emanet ilişkisi' ve 'direnme hakkı' vurgusu doğrudan bu sonuca ulaştırmaktadır.

Anahtar Kavram

John Locke'un toplum sözleşmesi kuramı çerçevesinde siyasi meşruiyetin kaynağı ve sınırları
Soru 28Soru

Bir kütüphanede hararetli bir şekilde sınava hazırlanan Aylin, yan masada oturan kişinin yüksek sesle telefonla konuşmasından oldukça rahatsız olur. Aylin, bu gürültüden kurtulmak için gürültü engelleyici kulaklığını takar ve böylece sessiz bir ortamda çalışmaya devam eder (I. Durum). Ancak kulaklık takılıyken arkasından aniden yaklaşan kütüphane görevlisinin omzuna dokunmasıyla çok büyük bir irkilme ve korku yaşar. Bu olaydan sonra Aylin, kütüphanede ne zaman arkasından birinin yaklaştığını hissetse içi ürpermeye ve kalp atışları hızlanmaya başlar (II. Durum).

Buna göre Aylin'in I ve II. durumlarda sergilediği davranışların ortaya çıkışını sağlayan öğrenme süreçleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olumsuz pekiştirme - Klasik koşullanma

Cevap

Olumsuz pekiştirme - Klasik koşullanma
Birinci durumda, Aylin'in kulaklık takarak rahatsız edici gürültüyü ortamdan uzaklaştırması, davranışı sürdüren bir olumsuz pekiştirme örneğidir. İkinci durumda ise, nötr bir uyarıcının (arkadan yaklaşan kişi hissi) ürperti ve kalp atışının hızlanması gibi otonom bir tepkiyle eşleşmesi klasik koşullanma sürecidir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumdaki öğrenme türünü belirlemek amacıyla davranış ve uyarıcı ilişkisini analiz etmek
Aylin'in kulaklık takma eylemi sonucu ortamdaki gürültü (hoşa gitmeyen uyarıcı) ortadan kalkmıştır.
Hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortamdan çıkarılması yoluyla davranışın yapılma olasılığının artması olumsuz pekiştirmedir.
2
İkinci durumdaki öğrenme türünü belirlemek amacıyla tepkinin doğasını analiz etmek
Arkadan yaklaşan birini hissetmek gibi normalde nötr olan bir uyarıcı, korku yaratan dokunma uyarıcısıyla eşleşerek otonom bir korku/ürperti tepkisine yol açmıştır.
Otonom ve refleksif tepkilerin nötr bir uyarıcıya karşı gösterilmeye başlanması klasik koşullanmadır.
3
Belirlenen iki süreci birleştirerek doğru seçeneği tespit etmek
Sırasıyla olumsuz pekiştirme ve klasik koşullanma süreçleri bir araya getirilir.
Durumların her birinin psikoloji literatüründeki doğru karşılıkları sırasıyla bu kavramlardır.

Anahtar Kavram

Olumsuz pekiştirme ile klasik koşullanmanın ayırt edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 29Soru

Üniversite son sınıf öğrencisi olan Berk, aynı zamanda profesyonel bir basketbol takımında oyun kurucu olarak oynamaktadır. Berk'in basketbol antrenmanlarındaki disiplinli ve planlı çalışmaları, derslerindeki çalışma düzenine olumlu yansımış ve sınavlarında da yüksek başarı göstermesini sağlamıştır. Diğer taraftan, takımının şehir dışındaki deplasman maçlarının üniversitedeki vize sınav haftasıyla çakışması üzerine antrenörü ile öğretim üyelerinin beklentileri arasında sıkışmış ve ne yapacağını bilemez duruma gelmiştir.

Bu parçada Berk'in yaşadığı durumlar sırasıyla aşağıdaki sosyolojik kavramlardan hangileriyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rol pekişmesi - Rol çatışması

Cevap

Rol pekişmesi - Rol çatışması
Doğru cevap 'Rol pekişmesi - Rol çatışması' ifadesidir. Çünkü parçada Berk'in basketbol antrenmanlarındaki disiplininin derslerindeki düzenine olumlu etki etmesi, bir toplumsal rolün diğerini kolaylaştırması olan 'rol pekişmesi' kavramına örnektir. Sınav haftası ile deplasman maçlarının çakışması ve Berk'in antrenör ile öğretmen beklentileri arasında kalması ise rollerin birbiriyle çelişmesi durumu olan 'rol çatışması' ile açıklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk durumu analiz etme.
Berk'in basketbol antrenmanlarındaki disiplininin derslerine olumlu yansıması, bir rolün (sporculuk) diğer rolü (öğrencilik) kolaylaştırdığını gösterir. Bu durum sosyolojide 'rol pekişmesi' olarak tanımlanır.
Bireyin sahip olduğu rollerden birinin diğerini yapmasını kolaylaştırması durumunu belirlemek amacıyla.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etme.
Berk'in vize sınavları ile deplasman maçlarının çakışması nedeniyle antrenörü ile hocaları arasında sıkışıp kalması, iki farklı statüsünün (öğrenci ve sporcu) gerektirdiği rollerin çakışmasıdır. Bu durum ise 'rol çatışması' olarak adlandırılır.
Bireyin üstlendiği farklı rollerin beklentilerinin birbiriyle çelişmesi durumunu belirlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

Toplumsal rol süreçlerinden rol pekişmesi ve rol çatışması arasındaki farklar.
Soru 30Soru

Yeni Lisan Hareketi, Türk edebiyatında dilde sadeleşmeyi savunurken tasfiyeci (yabancı kelimelerin tamamını dilden atma) bir yol izlememiş, halkın konuşma diline yerleşmiş kelimeleri 'Türkçeleşmiş' saymıştır. Hareketin temsilcileri, dildeki yapaylığı önlemek için yazı dili ile konuşma dilini birleştirmeyi ve belli kurallar çerçevesinde milli bir edebiyat dili kurmayı hedeflemişlerdir.

Buna göre, Yeni Lisan Hareketi'nin dil anlayışını benimseyen bir sanatçının aşağıdaki görüşlerden hangisini savunması beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk yazı dilini zenginleştirmek ve milli köklere dönmek amacıyla Göktürk, Çağatay veya Kıpçak gibi tarihi ve bölgesel Türk lehçelerinden kelimeler aktarmalıyız.

Cevap

Türk yazı dilini zenginleştirmek ve milli köklere dönmek amacıyla Göktürk, Çağatay veya Kıpçak gibi tarihi ve bölgesel Türk lehçelerinden kelimeler aktarmalıyız.
Yeni Lisan Hareketi'nin en temel ve ayırt edici ilkelerinden biri de 'diğer Türk lehçelerinden kelime alınmaması' kuralıdır. Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem gibi kurucular, yazı diline başka Türk lehçelerinden (Çağatayca, Uygurca vb.) kelime taşımanın dili yapaylaştıracağını savunmuşlardır. Bu nedenle, tarihi lehçelerden kelime aktarmayı savunan görüş, Yeni Lisan'ın anlayışıyla çelişir ve bu sanatçılardan beklenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Yeni Lisan Hareketi'nin temel dil ilkelerini ve kurallarını gözden geçirmek.
Yeni Lisan Hareketi; Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarının atılmasını, İstanbul Türkçesinin esas alınmasını, yabancı tamlama ve çoğulların kullanılmamasını, Türkçeleşmiş kelimelerin korunmasını ve diğer Türk lehçelerinden kelime alınmamasını savunur.
Seçeneklerdeki ifadelerin Yeni Lisan kurallarıyla uyumunu denetleyebilmek.
2
Seçeneklerde verilen ifadeleri Yeni Lisan ilkeleriyle karşılaştırmak.
Yazı dilinde İstanbul Türkçesinin esas alınması, Türkçeleşmiş kelimelerin korunması, Arapça-Farsça dil bilgisi kurallarının ve yabancı çoğul şekillerinin terk edilmesi ilkeleri hareketin kurallarıdır. Ancak diğer Türk lehçelerinden kelime aktarılması fikri harekete tamamen aykırıdır; çünkü Yeni Lisan, yaşayan ortak halk dilini savunur ve yapay kelime aktarımlarına karşı çıkar.
Hangi seçeneğin Yeni Lisan ilkeleriyle çeliştiğini tespit etmek.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Tarihi veya bölgesel Türk lehçelerinden kelime aktarılmasını savunan görüşün Yeni Lisan Hareketi'nin dil anlayışıyla çeliştiği belirlenir.
Soruda beklenemeyecek olan görüşü sormaktadır.

Anahtar Kavram

Yeni Lisan Hareketi'nin Dil İlkeleri ve Kuralları
Soru 31Soru

Aşağıda İlk ve Orta Çağlarda küresel ticarette önemli rol oynayan ticaret yolları ile bu yolların temel özellikleri verilmiştir. Ticaret yollarını bu özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kral Yolu
İpek Yolu
Baharat Yolu
Kürk Yolu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kral Yolu - Pers İmparatorluğu tarafından inşa edilen posta ve ticaret yolu; İpek Yolu - Kök Türk, Sasani ve Bizans ittifaklarına konu olan küresel güzergâh; Baharat Yolu - Hindistan'dan Akdeniz ve Avrupa pazarlarına uzanan ticaret rotası; Kürk Yolu - Hazar havzasından Sibirya ormanlarına uzanan kuzey hattı şeklinde eşleşmelidir.
Kral Yolu Perslerin inşa ettiği posta ve ticaret yoludur; İpek Yolu Çin'den başlayıp Kök Türk, Sasani ve Bizans ittifaklarına konu olan küresel ticaret hattıdır; Baharat Yolu Hindistan çıkışlı olup deniz rotasıyla Akdeniz limanlarına uzanır; Kürk Yolu ise Hazar havzasından kuzey ormanlarına uzanan kürk ticareti yoludur. Bu eşleştirmeler tarihi gerçeklerle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kral Yolu'nun özelliklerini belirleme
Kral Yolu'nun Anadolu'da Sardes'ten başlayıp Pers başkenti Susa'ya ulaştığı ve Pers posta teşkilatı ile ilişkili olduğu belirlenir. Bu tanım Pers İmparatorluğu'nu içeren açıklama ile eşleşir.
Tarihi yolların başlangıç noktalarını ve kurucularını tespit etmek doğru eşleştirmeyi sağlar.
2
İpek Yolu'nun siyasi ve coğrafi ilişkilerini analiz etme
İpek Yolu'nun Çin'den başlayıp Orta Asya'yı geçerek Bizans ve Sasaniler arasında diplomatik ittifaklara (örneğin Kök Türk-Sasani ve Kök Türk-Bizans ittifakları) neden olduğu belirlenir. Bu tanım ilgili açıklama ile eşleşir.
İlk ve Orta Çağ'da devletler arası siyasi mücadelelerin ekonomik nedenlerini kavramak analitik çözüm sunar.
3
Baharat Yolu'nun güzergahını ve ticaret emtiasını saptama
Baharat Yolu'nun Hindistan'dan başlayıp deniz yoluyla Kızıldeniz ve Basra Körfezi üzerinden Ortadoğu ve Avrupa'ya ulaştığı belirlenir. Bu tanım Hindistan ve Akdeniz limanlarını içeren açıklama ile eşleşir.
Coğrafi köken ve ürün eşleşmesini doğrulamak ticaret yollarını ayırt etmeye yardımcı olur.
4
Kürk Yolu'nun coğrafi sahasını ve ticaret konusunu inceleme
Kürk Yolu'nun İtil Nehri ve Hazar havzasından kuzeye, Sibirya'ya uzandığı ve samur, kunduz gibi kürk hayvanlarının ticaretine sahne olduğu belirlenir. Bu tanım kuzey hattına dair açıklama ile eşleşir.
İklim ve coğrafi özelliklerin ekonomik faaliyetler üzerindeki etkisini analiz etmek son eşleşmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

İlk ve Orta Çağ'da küresel ticaret yollarının devletler arası ilişkilere, haberleşmeye ve ekonomik hayata etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen duyum ve algı süreçleriyle ilgili kavramları, sağ sütunda yer alan günlük yaşam örnekleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Duyusal Alışma
Duyarsızlaşma
Algıda Seçicilik
Fiziksel İllüzyon

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Duyusal Alışma kavramı saat tıkırtılarının zamanla fark edilmemesiyle; Duyarsızlaşma kavramı acil servis hekiminin zamanla kaygı hissetmemesiyle; Algıda Seçicilik kavramı araba alacak kişinin o marka araçları daha sık fark etmesiyle; Fiziksel İllüzyon kavramı ise su dolu bardaktaki pipetin kırık görünmesiyle eşleşmektedir.
Kavramlar tanımları ve özellikleri doğrultusunda günlük yaşam örnekleriyle doğru şekilde eşleştirilmiştir. Duyusal Alışma fiziksel uyarıcılara (ses), Duyarsızlaşma duygusal durumlara (kaygı), Algıda Seçicilik zihinsel yönelime (ilgi/araba), Fiziksel İllüzyon ise ortamın optik yapısına (pipet) dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Duyusal Alışma kavramının tanımından yola çıkılarak fiziksel bir uyarıcının sürekli etkisinde duyarlılığın kaybolduğu örnek tespit edilir.
Duyusal Alışma ile saat tıkırtılarının duyulmaması eşleştirilir.
Saat sesi fiziksel bir uyarıcıdır ve duyu organı bu sürekli uyarıcıya karşı duyarlılığını yitirmiştir.
2
Duyarsızlaşma kavramının tanımından yola çıkılarak duygusal tepkinin zayıfladığı örnek tespit edilir.
Duyarsızlaşma ile hekimin acil vakalardaki kaygısının azalması eşleştirilir.
Kaygı ve panik duygusal/psikolojik tepkilerdir; bu tepkilerin azalması fizyolojik değil, psikolojik düzeyde gerçekleşir.
3
Algıda Seçicilik kavramının tanımından hareketle ilgi, beklenti ve ihtiyaçlara göre öncelikli algılama örneği tespit edilir.
Algıda Seçicilik ile hedeflenen araba modelinin trafikte daha çok fark edilmesi eşleştirilir.
Kişinin zihnindeki beklenti ve ilgi alanı algılamayı yönlendirmiştir.
4
Fiziksel İllüzyon kavramının tanımından hareketle nesnel çevre veya uyarıcı kaynaklı ortak yanılsama örneği tespit edilir.
Fiziksel İllüzyon ile su dolu bardaktaki pipetin kırık görünmesi eşleştirilir.
Kırık görünme ışığın fiziksel kırılmasından kaynaklanır ve herkeste aynı yanılsamayı yaratır.

Anahtar Kavram

Duyum ve Algı Süreçleri Arasındaki Farklar ile Algı İlkeleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

Gece geç saatte yalnız yürürken arkasından gelen ayak seslerini duyup endişelenen bir kişinin, yerdeki kuru bir yaprağın rüzgarda sürüklenirken çıkardığı sesi birinin kendisini takip etme sesi olarak algılaması ile şizofreni teşhisi konmuş bir hastanın, kimsenin bulunmadığı sessiz bir odada kendisine birilerinin hakaret ettiğini duyması psikolojideki algı yanılmaları bağlamında ele alınır.

Buna göre, bu iki durumun karşılaştırılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk durum dışarıdan gelen gerçek bir uyarıcının bireysel etkenlerle yanlış yorumlanmasıyla oluşan psikolojik bir illüzyonken, ikinci durum herhangi bir dış uyarıcı olmadan zihnin ürettiği bir halüsinasyondur.

Cevap

İlk durumun dışarıdan gelen gerçek bir uyarıcının bireysel etkenlerle yanlış yorumlanmasıyla oluşan psikolojik bir illüzyon, ikinci durumun ise herhangi bir dış uyarıcı olmadan zihnin ürettiği bir halüsinasyon olduğunu belirten ifade doğru cevaptır.
İlk durumun (yerdeki kuru yaprağın rüzgarda sürüklenirken çıkardığı sesin takip edilme sesi olarak algılanması) temelinde dış dünyada gerçek bir fiziksel uyarıcı vardır. Ancak kişinin korku ve endişe gibi psikolojik durumu nedeniyle bu uyarıcı yanlış anlamlandırılmıştır, yani psikolojik bir illüzyon gerçekleşmiştir. İkinci durumda ise (sessiz bir odada hakaret işitilmesi) dış dünyada hiçbir fiziksel uyarıcı (ses dalgası) olmamasına rağmen zihinsel olarak bir ses algılanmaktadır, bu durum ise bir halüsinasyondur. Dolayısıyla, ilk durumun gerçek bir uyarıcıya dayanan psikolojik bir illüzyon, ikinci durumun ise dış uyarıcı olmadan zihnin ürettiği bir halüsinasyon olduğunu belirten seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk vakadaki durumun duyusal ve algısal bileşenlerini çözümlemek.
Yerdeki kuru yaprağın rüzgarda sürüklenirken çıkardığı ses gerçek bir dış uyarıcıdır (duyum). Bireyin korku/beklenti gibi psikolojik durumu nedeniyle bu sesi kendisini takip eden birinin ayak sesi olarak yorumlaması ise psikolojik illüzyondur.
Dışsal bir uyarıcının varlığı ve bunun öznel faktörlerle yanlış yorumlanması, illüzyonun (özellikle psikolojik illüzyonun) temel şartıdır.
2
İkinci vakadaki durumun duyusal ve algısal bileşenlerini çözümlemek.
Sessiz bir odada, dışarıdan gelen hiçbir ses dalgası (uyarıcı) yokken bireyin kendisine hakaret edildiğini duyması halüsinasyondur.
Dış dünyada bir uyarıcı yokken varmış gibi algılanması durumu halüsinasyon (sanrı) olarak tanımlanır.
3
Elde edilen analizleri karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşmak.
İlk vakadaki durumun psikolojik bir illüzyon, ikinci vakadaki durumun ise bir halüsinasyon olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Seçenekler arasında bu doğru karşılaştırmayı içeren yargı aranır.

Anahtar Kavram

İllüzyon ve halüsinasyon arasındaki temel farklar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru

Emeviler ve Endülüs İslam Devleti dönemlerinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla: Emevi Devleti'nin kurucusu Muaviye'nin Şam'ı başkent ilan etmesi (661), Tarık bin Ziyad komutasındaki İslam ordularının Guadalete Savaşı ile İspanya'yı fethetmeye başlaması (711), Müslümanların Frank ordusuna karşı yaptığı Puvatya Savaşı'nı kaybederek Batı Avrupa'daki ilerleyişinin durması (732) ve I. Abdurrahman liderliğinde İber Yarımadası'nda bağımsız Endülüs Emevi Devleti'nin kurulması (756) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama Emevi Devleti'nin kuruluşu (661), Guadalete Savaşı ile İspanya'nın fethi (711), Puvatya Savaşı ile Avrupa'daki ilerleyişin durması (732) ve son olarak Endülüs Emevi Devleti'nin kuruluşu (756) şeklinde olmalıdır. Bu sıralama olayların gerçekleşme yıllarına tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Emevi Devleti'nin kuruluş tarihini belirlemek.
Muaviye'nin Şam'ı başkent yapması Emevi Devleti'nin kuruluşu olan 661 yılına denk gelir.
Bu olay kronolojideki en erken gelişmedir.
2
İspanya'nın fethinin başlangıç tarihini tespit etmek.
Guadalete Savaşı 711 yılında gerçekleşmiştir.
İspanya fetihleri Emevi sınırlarının en geniş olduğu dönemde gerçekleşmiştir.
3
Müslümanların Avrupa'daki ilerleyişinin durduğu Puvatya Savaşı tarihini belirlemek.
Puvatya Savaşı 732 yılındadır.
Bu savaş, İspanya'nın fethinin tamamlanmasının ardından Fransa içlerine yapılan seferler sırasında meydana gelmiştir.
4
Endülüs Emevi Devleti'nin kuruluş tarihini bulmak.
Endülüs Emevi Devleti 756 yılında kurulmuştur.
Şam merkezli Emevi Devleti'nin 750'de yıkılmasından sonra hanedan üyelerinden I. Abdurrahman İspanya'da bu devleti kurmuştur.

Anahtar Kavram

Emeviler ve Endülüs İslam Devleti'nin siyasi ve askeri kronolojisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

Millî Edebiyat Dönemi'nde öğretici metin türlerinde eser vermiş bir yazarla ilgili şu bilgiler verilmiştir:

* Fecr-i Âti topluluğundan ayrılarak Millî Edebiyat akımına katılmıştır.
* Gazete yazıları, kronik ve fıkralarında mizahi, iğneleyici ve hiciv dolu bir üslup kullanmıştır.
* Dönemin siyasi ve sosyal gelişmelerini eleştirdiği yazılarını *Kirpinin Dedikleri* ve *Guguklu Saat* gibi kitaplarda toplamıştır.
* Türkçeyi büyük bir ustalıkla kullanarak Anadolu insanının yaşamını ve memleket gerçeklerini sade bir dille aktarmıştır.

Bu özelliklere sahip olan ve Millî Edebiyat Dönemi'nde öğretici metinleriyle de öne çıkan yazar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Refik Halit Karay

Cevap

Refik Halit Karay
Refik Halit Karay seçeneği doğrudur çünkü Fecr-i Âti topluluğundan ayrılıp Millî Edebiyat akımına katılan, 'Kirpi' takma adıyla yazdığı hiciv ve mizah dolu fıkralarını 'Kirpinin Dedikleri' ve 'Guguklu Saat' kitaplarında toplayan sanatçı Refik Halit Karay'dır. Eserlerindeki sade ve akıcı Türkçe onun öğretici metinlerinin en önemli özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki edebi topluluk geçişi bilgisini değerlendirme
Yazarın Fecr-i Âti topluluğundan Millî Edebiyat akımına geçtiği belirtilmiştir. Bu bilgi doğrultusunda Servet-i Fünun dönemi sanatçısı Hüseyin Cahit Yalçın ve bağımsız sanatçı Ahmet Rasim seçenekleri elenir.
Yazarın edebi kişiliğinin ve dahil olduğu toplulukların doğru tespit edilmesi gerekir.
2
Eser isimleri ve takma ad (mahlas) bilgisini kontrol etme
'Kirpinin Dedikleri' ve 'Guguklu Saat' adlı eserlerin yazarı, edebiyatımızda 'Kirpi' takma adıyla mizahi/hiciv türünde fıkralar yazan Refik Halit Karay'dır. Diğer seçeneklerden Ali Canip Yöntem 'Millî Edebiyat Meseleleri ve Cenap Bey'le Münakaşalarımız' eseriyle, Yakup Kadri ise 'Zoraki Diplomat', 'Vatan Yolunda' gibi anılarıyla bilinir.
Millî Edebiyat Dönemi'nde öğretici metin yazan diğer sanatçılarla doğru ayrımı yapabilmek için.

Anahtar Kavram

Millî Edebiyat Dönemi Öğretici Metinleri ve Sanatçıları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 36Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen numaralandırılmış dizeleri, sağ sütunda yer alan en belirgin edebî sanatlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl / Başını taştan taşa vurup gezer avâre su
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? / Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz
Bir ah çeksem dağı taşı eritir / Gözüm yaşı değirmeni yürütür

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. dize Hüsnütalil (right_2), II. dize Tecahülüarif (right_4), III. dize Tezat (right_1) ve IV. dize Mübalağa (right_3) sanatlarıyla eşleşmelidir.
Verilen dizeler içerdikleri en belirgin edebi sanatlarla doğru şekilde eşleştirilmiştir. Su Kasidesi'ndeki suyun akış nedeni hüsnütalil ile, Cahit Sıtkı Tarancı'nın yaşlılığı bilmezlikten gelmesi tecahülüarif ile, ağlamak ve gülüşmek karşıtlığı tezat ile, ah çekip değirmen döndürme abartısı ise mübalağa ile eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki suyun akış gerekçesini incelemek.
Suyun taşlara çarparak akışı (doğal olay), sevgilinin toprağına ulaşma gayesi şeklinde güzel bir sebebe bağlanmıştır. Bu hüsnütalil sanatıdır.
Birinci dizenin en belirgin sanatını belirlemek.
2
İkinci dizedeki soru ifadesini ve şairin bilgi durumunu incelemek.
Şair yaşlandığının ve saçlarının beyazladığının farkında olmasına rağmen bilmezlikten gelerek soru sormaktadır. Bu tecahülüarif sanatıdır.
İkinci dizenin en belirgin sanatını belirlemek.
3
Üçüncü dizedeki kelimeler arası anlam ilişkisini kontrol etmek.
'Ağlamak' ve 'gülüşmek' zıt anlamlı kelimeleridir. Bu tezat sanatıdır.
Üçüncü dizenin en belirgin sanatını belirlemek.
4
Dördüncü dizedeki abartma unsurunu incelemek.
Ah çekmenin dağı taşı eritmesi, gözyaşının değirmen döndürmesi gibi durumlar abartılmıştır. Bu mübalağa sanatıdır.
Dördüncü dizenin en belirgin sanatını belirlemek.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)
Soru 37Soru

Hristiyan felsefesi, tarihsel süreç içinde Patristik ve Skolastik olmak üzere iki ana döneme ayrılır. Bu iki dönem; bilginin üretildiği kurumlar, akıl-inanç ilişkisini ele alma biçimleri ve felsefeye yükledikleri işlevler bakımından farklılık gösterir. Patristik dönemde felsefe, Kilise Babaları tarafından Hristiyanlığın dogmalarını savunmak ve dışsal saldırılara karşı apoloji (savunma) yapmak amacıyla dinin hizmetine sunulmuştur. Skolastik dönemde ise manastır ve üniversitelerin kurulmasıyla birlikte felsefe, inancın dogmalarını mantıksal ve kavramsal olarak temellendirme, sistematik hale getirme ve eğitim yoluyla açıklama aracına dönüşmüştür.

Buna göre, Hristiyan felsefesindeki bu iki dönemin karşılaştırılmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patristik dönemde felsefe daha çok inancı savunma ve yayma (apoloji) amacı taşırken, Skolastik dönemde dinî öğretileri sistematik bir eğitim ve mantıksal temellendirme aracına dönüşmüştür.

Cevap

Patristik dönemde felsefe daha çok inancı savunma ve yayma (apoloji) amacı taşırken, Skolastik dönemde dinî öğretileri sistematik bir eğitim ve mantıksal temellendirme aracına dönüşmüştür.
Doğru seçenek Hristiyan felsefesinin iki ana döneminin tarihsel ve işlevsel farklarını isabetli bir şekilde ortaya koymaktadır. Patristik felsefe Hristiyanlığın yayılması ve savunulması (apoloji) için felsefeyi bir araç olarak kullanırken, Skolastik felsefe manastır ve üniversitelerde dinî dogmaların akılla açıklanması, mantıksal olarak temellendirilmesi ve sistematik bir biçimde öğretilmesi işlevini üstlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Patristik dönemin temel amacını analiz etme
Patristik felsefenin erken dönem Kilise Babaları tarafından Hristiyanlığa yönelik saldırılara karşı savunma (apoloji) yapmak amacıyla kurulduğu belirlenir.
Soruda verilen iki dönem arasındaki farkı ayırt edebilmek için ilk evrenin felsefeye yüklediği savunma işlevini anlamak gerekir.
2
Skolastik dönemin kurumsal ve yöntemsel yapısını inceleme
Skolastik dönemde manastır ve üniversitelerin kurulmasıyla felsefenin inancı rasyonel olarak temellendirme, sistematikleştirme ve eğitim aracı kılma işlevi kazandığı belirlenir.
Skolastik felsefenin Patristik felsefeden ayrılan mantıksal yöntemini ve kurumsallaşma düzeyini tespit etmek amacıyla bu inceleme yapılır.
3
İki dönemin özelliklerini karşılaştırarak doğru seçeneği belirleme
Patristik felsefenin savunmacı (apolojik) kimliği ile Skolastik felsefenin üniversiteler eksenindeki sistematik ve eğitim odaklı yapısının karşılaştırıldığı ifadenin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Soru kökünde istenen temel farkı doğru biçimde yansıtan seçeneği saptamak için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Patristik ve Skolastik felsefelerin tarihsel ve yöntemsel özellikleri ile aralarındaki farklar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

Aşağıda verilen kişilik kuramları ile bu kuramların odaklandığı temel açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Psikoanalitik Kuram
Hümanistik Kuram
Sosyal Bilişsel Kuram

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Psikoanalitik Kuram bilinçdışı süreçler ve id-ego-süperego vurgusu yapan açıklamayla; Hümanistik Kuram kendini gerçekleştirme potansiyeli ve öznel dünyayı merkeze alan açıklamayla; Sosyal Bilişsel Kuram ise zihinsel süreçler, çevre ve davranış etkileşimini savunan açıklamayla eşleşir.
Kuramların eşleştiği açıklamalar, ilgili kuramcıların (Freud, Rogers/Maslow ve Bandura) literatüre kazandırdığı en temel kavramları ve kuramsal odakları yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Psikoanalitik Kuram'ın temel kavramları hatırlanır.
Bilinçdışı, id, ego, süperego ve içsel çatışmalar bu kuramın temelini oluşturur. Bu ifadeleri barındıran ikinci açıklama belirlenir.
Freud'un psikoanalitik teorisi tamamen bilinçdışı ve yapısal kişilik öğeleriyle ilişkilidir.
2
Hümanistik Kuram'ın odaklandığı kavramlar belirlenir.
Kendini gerçekleştirme potansiyeli ve öznel dünya vurgusu hümanistik yaklaşım ile eşleşir. Bu doğrultuda üçüncü açıklama seçilir.
Maslow ve Rogers'ın insancıl yaklaşımı bireyin biricikliğini ve potansiyelini gerçekleştirmesini temel alır.
3
Sosyal Bilişsel Kuram analiz edilir.
Çevre, zihinsel süreçler ve davranış etkileşimini vurgulayan birinci açıklama ile eşleştirme tamamlanır.
Bandura'nın karşılıklı belirleyicilik ilkesi bilişsel, çevresel ve davranışsal faktörlerin bir arada çalışmasını öngörür.

Anahtar Kavram

Kişilik Kuramları
Soru 39Soru

Aşağıda sol sütunda bilgi felsefesindeki (epistemoloji) bazı temel akımlar, sağ sütunda ise bu akımların bilginin kaynağına yönelik açıklamaları verilmiştir. Akımlar ile açıklamaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rasyonalizm (Akılcılık)
Empirizm (Deneycilik)
Kritisizm (Eleştiricilik)
Entüisyonizm (Sezgicilik)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rasyonalizm - Doğru ve güvenilir bilginin kaynağının yalnızca insan aklı olduğunu savunan tanım; Empirizm - Duyusal tecrübeyi ve boş levhayı temel alan tanım; Kritisizm - Akıl ile deneyin sentezini savunan tanım; Entüisyonizm - Sezgiyle doğrudan hakikate ulaşılabileceğini savunan tanım.
Doğru eşleştirmede rasyonalizm akla, empirizm duyusal deneyime, kritisizm akıl ve deneyin sentezine, entüisyonizm ise sezgiye dayanan epistemolojik açıklamalarla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki felsefi akımların ve sağ sütundaki epistemolojik açıklamaların temel kavramlarını analiz edin.
Her akımın bilginin kaynağına ilişkin anahtar kavramları (akıl, deney, sentez, sezgi) belirlenir.
Eşleştirmenin doğru temellere dayanabilmesi için akımların ayırt edici özelliklerinin belirlenmesi gerekir.
2
Rasyonalizm ve empirizm akımlarını, akıl ve deney/boş levha vurgularıyla eşleştirin.
Rasyonalizm akıl vurgulu tanıma, empirizm ise boş levha (tabula rasa) ve deney içeren tanıma eşlenir.
Rasyonalizm bilginin kaynağını akılda ararken, empirizm deney ve deneyimi tek kaynak olarak görür.
3
Kritisizm ve entüisyonizm akımlarını, akıl-deney sentezi ve doğrudan sezgi vurgularıyla eşleştirin.
Kritisizm sentez tanımına, entüisyonizm ise sezgi tanımına eşlenir.
Kritisizm akıl ile deneyin birleşimini savunur; entüisyonizm ise bunlara alternatif olarak sezgiyi önerir.

Anahtar Kavram

Bilgi Felsefesinde Bilginin Kaynağına İlişkin Yaklaşımlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen 15. ve 16. yüzyıl divan şairlerini, sağ sütundaki belirleyici edebi özellikleri ve eserleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyhi
Zâtî
Fuzûlî
Bağdatlı Rûhî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeyhi ile mesnevi türündeki alegorik hiciv eseri ve tıp bilgisiyle tanınan şair; Zâtî ile Bayezid Camii avlusundaki dükkânında genç şairlere hocalık yapan, Şem ü Pervâne mesnevisinin sahibi şair; Fuzûlî ile aşkı, ıstırabı ve tasavvufi derinliği lirik bir dille işleyen, şiirde ilmin önemini Türkçe Divan'ının mukaddimesinde vurgulayan şair; Bağdatlı Rûhî ile edebiyat tarihindeki yerini büyük oranda toplumsal eleştiri içeren terkibibendiyle edinen şair eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Şeyhi, hekimlik kimliği ve Harname mesnevisiyle ikinci açıklamayla; Zâtî, genç şairleri yetiştirdiği dükkânı ve Şem ü Pervâne mesnevisiyle üçüncü açıklamayla; Fuzûlî, lirik/tasavvufi aşk anlayışı ve Türkçe Divan önsözündeki ilim vurgusuyla birinci açıklamayla; Bağdatlı Rûhî ise toplumsal eleştiri içeren meşhur terkibibendi ve kalenderane tarzıyla dördüncü açıklamayla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şeyhi'nin yüzyılını ve edebi özelliklerini tespit etme.
Şeyhi, 15. yüzyıl şairidir. Tıp eğitimi almış bir hekimdir ve ünlü hiciv mesnevisi Harname'yi yazmıştır. Bu özellikler ikinci açıklama ile eşleşir.
Şairin yüzyıl ve eser bilgisini belirleyerek doğru eşleştirmeyi yapmak.
2
Zâtî'nin edebiyat tarihindeki rolünü ve eserini belirleme.
Zâtî, 16. yüzyılda yaşamış, dükkânında genç şairleri yetiştirmiş ve Şem ü Pervâne mesnevisini kaleme almıştır. Bu özellikler üçüncü açıklama ile eşleşir.
Zâtî'nin hocalık yönü ve Şem ü Pervâne eseriyle eşleşmesini doğrulamak.
3
Fuzûlî'nin şiir anlayışını ve divan önsözü bilgisini kontrol etme.
Fuzûlî, aşkın ıstırabını ve tasavvufu konu edinir; Türkçe Divan'ının önsözünde 'ilimsiz şiir temelsiz duvara benzer' diyerek ilmi vurgular. Bu özellikler birinci açıklama ile eşleşir.
Şairin şiir felsefesi ve divan mukaddimesi bilgisini kullanarak eşleştirmeyi tamamlamak.
4
Bağdatlı Rûhî'nin en belirgin edebi formunu ve tarzını eşleştirme.
Bağdatlı Rûhî, toplumsal eleştiri temalı ünlü Terkibibendi ve rindane, kalenderane edebi kişiliğiyle tanınır. Bu özellikler dördüncü açıklama ile eşleşir.
Bağdatlı Rûhî'nin terkibibent formu ve rindane/toplumsal eleştiri yönüyle eşleştiğini doğrulamak.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Hayatları, Edebi Tarzları ve Eserleri
ÖncekiSayfa 2 / 437Sonraki