Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4581Soru

Bitkilerde fotosentez ürünlerinin soymuk boruları (floem) içerisinde taşınması, 'Basınç-Akış Teorisi' ile açıklanır. Buna göre, organik madde taşınması sürecinde meydana gelen aşağıdaki olayları gerçekleşme sırasına göre düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bitkilerde organik madde taşınması; şekerlerin soymuk borularına yüklenmesi, ardından su girişiyle artan basınç sayesinde sıvının kütlece akışı ve son olarak şekerlerin hedef hücrede boşaltılması sırasıyla gerçekleşir.
Basınç-akış teorisine göre taşıma; kaynak hücreden floeme şeker yüklenmesi (yükleme), suyun ozmozla floeme girişi (basınç artışı), sıvının kütlece akışı ve şekerlerin havuz hücreye boşaltılması (boşaltma) sıralamasını izler.

Adım Adım Çözüm

1
Kaynak hücreden şeker yüklemesi yapılır.
Soymuk borusu içindeki çözünmüş madde yoğunluğu artar.
Aktif taşıma ile şekerlerin floeme geçirilmesi ozmotik basıncı yükseltir.
2
Odun borusundan soymuk borusuna su geçişi gerçekleşir.
Soymuk borusunda hidrostatik (turgor) basınç artar.
Su, ozmotik basıncın yüksek olduğu floem hücrelerine doğru hareket eder.
3
Sıvı akışı gerçekleşir.
Organik maddeler kaynak hücreden havuz hücreye doğru taşınır.
Yüksek basınçlı kaynak bölgesinden düşük basınçlı havuz bölgesine doğru bir akıntı oluşur.
4
Şeker boşaltılır ve su ayrılır.
Döngü tamamlanır ve su ksileme geri döner.
Havuz hücreye geçen şekerler floem yoğunluğunu düşürür, su ozmozla ayrılır.

Anahtar Kavram

Basınç-Akış Teorisi (Pressure-Flow Hypothesis)
Soru 4582Soru

Tarımsal biyoteknoloji uygulamaları, artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamada önemli çözümler sunarken aynı zamanda çeşitli etik ve çevresel tartışmaları da beraberinde getirmektedir.

Buna göre;

I. Genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) polenlerinin doğal ekosistemdeki yabani türlere karışarak genetik kirliliğe yol açması,
II. Transgenik bitkilerin üretiminde kullanılan genlerin, hedef olmayan yararlı böcek türlerine zarar vermesi,
III. Modern biyoteknolojik yöntemler sayesinde besin değeri artırılmış ürünlerin (örneğin Altın Pirinç) geliştirilmesi

durumlarından hangileri biyoteknolojinin tarımda kullanımına yönelik biyoetik kaygılar arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Biyoetik kaygılar, biyoteknolojik uygulamaların canlı sağlığı, çevre ve genetik çeşitlilik üzerindeki potansiyel risklerini kapsar; bu nedenle genetik kirlilik ve hedef dışı canlılara zarar verilmesi (I ve II) bu kapsamdadır.
Doğru yanıt olan seçenek, genetik kirlilik (GDO'lu polenlerin yayılması) ve ekosistemdeki diğer canlılara (yararlı böcekler) verilen zararın biyoetik çerçevede tartışılan temel riskler olduğunu belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülü (I) analiz etme
GDO'lu bitkilerden yabani türlere gen aktarımı (genetik kirlilik), biyoçeşitliliği tehdit eden bir risk olduğu için biyoetik bir kaygıdır.
Kontrolsüz gen yayılımı ekosistem dengesini bozabilir.
2
İkinci öncülü (II) analiz etme
Zararlı böceklere karşı üretilen toksinlerin yararlı böcekleri (tozlaştırıcılar vb.) etkilemesi çevresel bir risktir ve biyoetik tartışma konusudur.
Ekosistemdeki besin zincirine zarar verme ihtimali etik bir sorumluluk doğurur.
3
Üçüncü öncülü (III) analiz etme
Ürünlerin besin içeriğinin zenginleştirilmesi insan sağlığına yönelik bir faydadır.
Bu durum bir risk veya kaygı değil, biyoteknolojinin olumlu bir hedefidir.

Anahtar Kavram

Biyoetik, biyoloji ve tıp alanındaki gelişmelerin ahlaki boyutlarını ve potansiyel risklerini inceleyen disiplindir.
Soru 4583Soru

Tarım ve hayvancılıkta kullanılan bazı biyoteknolojik kavramlar ve bu kavramların temel amaçları veya kapsamları aşağıda verilmiştir. Kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Poliploidi
Modern Islah
Biyoetik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Poliploidi kavramı kromozom takımı sayısının artışıyla; Modern Islah genetik mühendisliği uygulamalarıyla; Biyoetik ise bu çalışmaların ahlaki boyutuyla eşleşir.
Poliploidi, bitkilerde kromozom sayısının artırılarak verimin yükseltilmesidir; Modern ıslah, gen aktarımı gibi teknolojik yöntemlerle yapılan geliştirme çalışmalarıdır; Biyoetik ise bu çalışmaların insanlık ve doğa için uygunluğunu tartışan etik alandır.

Adım Adım Çözüm

1
Poliploidi kavramının biyolojik karşılığını belirlemek
Kromozom takımı sayısının (nn) ikiden fazla olması durumuna poliploidi denir.
Bu yöntem özellikle tarımda çekirdeksiz karpuz, iri çilek ve muz gibi ürünlerin üretiminde yaygın olarak kullanılır.
2
Modern ıslah yöntemlerinin kapsamını analiz etmek
Genetik mühendisliği araçlarını kullanarak yapılan ıslah çalışmaları modern ıslah olarak tanımlanır.
Geleneksel ıslah (melezleme) çok uzun sürerken, modern ıslah ile istenilen özellikler (örneğin kuraklığa dayanıklılık) doğrudan aktarılabilir.
3
Biyoetik teriminin uygulama alanını saptamak
Biyoteknolojik gelişmelerin getirdiği etik soruları inceleyen alan biyoetiktir.
GDO'lu ürünlerin çevreye etkisi veya klonlamanın ahlaki boyutu gibi konular biyoetiğin temel çalışma konularıdır.

Anahtar Kavram

Biyoteknolojik kavramların temel tanımları ve uygulama amaçları

Daha Fazla Pratik

Modern ıslah yöntemlerinden biri olan 'gen klonlaması' adımlarını çalışarak bilginizi derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4584Soru

Bitkilerde tohumun olumsuz çevre koşullarında çimlenmesini engelleyerek dormansinin (uyku hali) sürdürülmesini sağlayan hormon ile uygun koşullarda bu uykuyu sonlandırarak çimlenmeyi başlatan hormon aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Absisik asit - Giberellin

Cevap

Bitkilerde dormansiyi (uyku hali) absisik asit sağlar, çimlenmeyi ise giberellin başlatır.
Bitkilerde tohumun dormansi (uyku) sürecini denetleyen temel hormon Absisik Asit (ABA) iken, tohumun su alarak metabolik faaliyetlerini başlatmasını ve dormansinin kırılmasını sağlayan hormon Giberellindir. Bu iki hormonun birbirine zıt (antagonist) çalışması, bitkinin mevsimsel döngülere uyum sağlamasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tohumun uyku halinde kalmasını (dormansi) sağlayan hormonu belirle.
Absisik asit (ABA).
Absisik asit, tohumun uygun olmayan koşullarda çimlenmesini engelleyerek hayatta kalma şansını artırır.
2
Tohumun uykusunu kırıp çimlenme mekanizmasını aktive eden hormonu belirle.
Giberellin.
Giberellin, tohumdaki amilaz enzimini uyararak depolanmış besinlerin şekerlere dönüşmesini ve embriyonun büyümesini sağlar.
3
Hormonları soru kökündeki sıraya (dormansi sağlayan - çimlenmeyi başlatan) göre diz.
Absisik asit - Giberellin.
Soruda önce dormansiyi sürdüren, sonra çimlenmeyi başlatan hormon istenmiştir.

Anahtar Kavram

Hormonal Antagonizma (Absisik Asit ve Giberellin Dengesi)

Daha Fazla Pratik

Diğer bitkisel hormonların (özellikle Etilen ve Sitokinin) antagonist etkilerini inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 4585Soru

Bitkilerde tohumun uygun olmayan koşullarda çimlenmesini engelleyerek uyku (dormansi) halinde kalmasını sağlayan hormon ile uygun koşullar oluştuğunda bu uyku halini kırarak çimlenmeyi başlatan hormon aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Absisik asit - Giberellin

Cevap

Bitkilerde dormansiyi sürdüren absisik asit ile çimlenmeyi başlatan giberellin hormonları doğru eşleştirilmiştir.
Doğru cevap olan seçenekte, tohumun çimlenmesini engelleyerek uyku durumunu (dormansi) sürdüren Absisik asit (ABA) ile tohumun su almasıyla aktifleşip çimlenmeyi tetikleyen Giberellin hormonu doğru ve istenen sırada verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tohumun uyku halinde (dormansi) kalmasını sağlayan inhibitör hormonun belirlenmesi.
Absisik asit (ABA) hormonu dormansiyi sürdürür.
ABA, tohumun erken çimlenmesini önleyerek uygun zamanı beklemesini sağlar.
2
Dormansiyi kırarak çimlenmeyi teşvik eden hormonun belirlenmesi.
Giberellin hormonu çimlenmeyi başlatır.
Giberellin, tohumdaki amilaz enzimini aktifleyerek depo besinlerin hidrolizini sağlar.
3
Sıralamanın kontrol edilmesi.
Birinci sırada Absisik asit, ikinci sırada Giberellin olmalıdır.
Soru kökünde 'sırasıyla' ifadesi kullanılmıştır.

Anahtar Kavram

Bitkisel hormonların tohum dormansisi ve çimlenme üzerindeki zıt (antagonistik) etkileri.
Tahmini Süre:45s
Soru 4586Soru

Ökaryotik bir hücrede gerçekleşen oksijenli solunum reaksiyonları sırasında gözlenen Krebs döngüsü ve Elektron Taşıma Sistemi (ETS) evreleri ile ilgili;

I. FADH2FADH_2 molekülünün sentezi (indirgenmesi) sadece Krebs döngüsü evresine özgü bir olaydır.
II. ETS evresinde elektronların bir taşıyıcıdan diğerine aktarılması sonucu oluşan enerji, protonların (H+H^+) zarlar arası boşluğa pompalanmasında kullanılır.
III. Her iki evrede de substrat düzeyinde fosforilasyon (SDF) ile ATP sentezi ortak olarak gerçekleşir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Krebs döngüsünde FADH2FADH_2 sentezi gerçekleşmesi ve ETS'de protonların zarlar arası boşluğa pompalanması ifadeleri doğrudur.
Doğru olan ifadeler FADH2FADH_2 molekülünün sadece Krebs döngüsünde üretildiği ve ETS sırasında elektron enerjisiyle protonların zarlar arası boşluğa pompalandığıdır. Bu iki süreç, ökaryotik mitokondriyal solunumun temel karakteristikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Krebs döngüsündeki koenzim değişimlerini analiz etme.
FADFAD molekülü sadece Krebs döngüsünde indirgenerek FADH2FADH_2 haline gelir. Glikoliz veya hazırlık evresinde FADH2FADH_2 oluşmaz.
Oksijenli solunumun evrelerindeki ayırt edici molekülleri belirlemek için.
2
ETS'nin kemiozmotik işleyişini değerlendirme.
ETS elemanları üzerinden akan elektronların enerjisi, matristeki H+H^+ iyonlarını aktif bir şekilde zarlar arası boşluğa pompalamak için kullanılır.
ATP sentezi için gereken proton gradiyentinin nasıl oluştuğunu anlamak için.
3
Fosforilasyon çeşitlerini evrelerle eşleştirme.
Substrat düzeyinde fosforilasyon (SDF) Krebs döngüsünde gerçekleşir ancak ETS'de sadece oksidatif fosforilasyon görülür.
ATP üretim mekanizmalarındaki farkları ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Oksijenli Solunumda Krebs ve ETS Mekanizmaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4587Soru

Aşağıda verilen fermantasyon süreçleri ve bu süreçlere ait temel özellikleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Etil alkol fermantasyonu
Laktik asit fermantasyonu
Glikoliz evresi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Etil alkol fermantasyonu sürecinde karbondioksit çıkışı gözlenirken, laktik asit fermantasyonu insan çizgili kaslarında gerçekleşir; glikoliz ise her iki süreç için de ortak olan başlangıç evresidir.
Doğru eşleşmede; etil alkol fermantasyonu yan ürün olarak CO2CO_2 üretmesiyle, laktik asit fermantasyonu omurgalı kaslarındaki işleviyle, glikoliz ise evrensel bir başlangıç evresi olmasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Etil alkol fermantasyonunun kimyasal basamaklarını analiz etmek.
Glikoliz sonrası oluşan pirüvattan (3C3C), asetaldehit (2C2C) oluşurken CO2CO_2 çıkışı gerçekleştiği görülür.
Etil alkol fermantasyonunu laktik asit fermantasyonundan ayıran en temel farklardan biri gaz çıkışıdır.
2
Laktik asit fermantasyonunun gerçekleştiği hücresel yapıları belirlemek.
İnsanlarda çizgili kas hücrelerinin yoğun aktivite sırasında oksijensiz kaldığında laktik asit ürettiği saptanır.
Bu süreç, kasların kısa süreliğine de olsa ATP ihtiyacını karşılamasını sağlar.
3
Tüm fermantasyon yollarının ortak basamağını tanımlamak.
Glikozun pirüvata dönüştüğü glikoliz evresinin tüm canlılarda ve tüm solunum/fermantasyon çeşitlerinde ortak olduğu belirlenir.
Glikoliz enzimleri tüm bu canlı gruplarında evrensel olarak bulunur ve sitoplazmada yer alır.

Anahtar Kavram

Fermantasyon süreçlerinin basamakları ve karakteristik farkları.

Daha Fazla Pratik

Fermantasyon ve oksijenli solunumun glikoliz evresindeki ATP kazancı farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 4588Soru

Bitkilerde gaz alışverişini gerçekleştiren stoma (gözenek) ve lentisel (kovucuk) yapıları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi her iki yapı için de ortak bir özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosfer ile bitkinin iç dokuları arasında gaz alışverişini sağlama

Cevap

Her iki yapı için de ortak özellik, atmosfer ile bitki dokuları arasında gaz alışverişini sağlamaktır.
Doğru seçenek, her iki yapının da temel görevi olan gaz alışverişini vurgulamaktadır. Stomalar otsu gövdelerde ve yapraklarda, lentiseller ise odunsu gövde ve köklerde iç dokuların atmosfer ile bağını kurarak O2O_2 ve CO2CO_2 değişimine imkan tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Stoma ve lentiselin yapısal özelliklerini analiz etme
Stomalar canlı epidermis hücrelerinden oluşurken; lentiseller, odunsu bitkilerde periderm üzerindeki ölü hücre topluluklarından oluşur.
Yapıların kökenini ve canlılık durumunu belirlemek ortak özellikleri ayırt etmeyi sağlar.
2
Fonksiyonel karşılaştırma yapma
Stomalar terlemeyi ve gaz alışverişini kontrol edebilir (açılıp-kapanma), lentiseller ise kontrolsüz bir şekilde sürekli gaz değişimine izin verir.
Her iki yapının da temel biyolojik amacı iç dokuların havalandırılmasını sağlamaktır.

Anahtar Kavram

Bitkisel Gaz Alışveriş Yapıları
Soru 4589Soru

Aşağıdaki bitkisel doku ve yapıları, bitki fizyolojisindeki temel görevleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kollenkima
Ksilem
Stoma
Meristem

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kollenkima genç kısımlara esnek destek sağlar, ksilem su ve mineralleri taşır, stoma gaz alışverişini ve terlemeyi yönetir, meristem ise bitkinin büyümesini sağlar.
Eşleştirme, bitkisel dokuların temel biyolojik rollerine dayanmaktadır: Kollenkima esnek destek, ksilem su iletimi, stoma gaz değişimi ve meristem büyüme işlevini yerine getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen bitkisel yapıların hangi doku gruplarına (örtü, temel, iletim, meristem) ait olduğunu belirleyin.
Kollenkima temel doku, ksilem iletim doku, stoma örtü doku (epidermis) türevi ve meristem ise bölünür dokudur.
Bitkisel dokuların sınıflandırılması görevlerinin anlaşılmasını kolaylaştırır.
2
Her bir dokunun bitki yaşamındaki birincil fonksiyonunu eşleştirin.
Kollenkima esnek destekle, ksilem su taşınımıyla, stoma gaz değişimiyle ve meristem büyüme (bölünme) ile ilişkilendirilir.
Hücre tiplerinin anatomik özellikleri doğrudan fizyolojik görevleriyle uyumludur.

Anahtar Kavram

Bitkisel dokuların yapı-görev ilişkisi

Daha Fazla Pratik

İletim dokusu elemanlarından olan floem ve ksilem arasındaki farkları (canlılık, taşıma yönü, taşınan madde) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4590Soru

Bitkisel dokular incelendiğinde, bazı dokuların hücrelerinin olgunlaştığında canlılığını yitirdiği, bazılarının ise canlılığını koruduğu görülür.

Buna göre; hücreleri olgunlaştığında ölü olan, hücre çeperlerinde linyin (odun özü) birikimi görülen ve bitkiye mekanik destek sağlayan doku aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sklerenkima (Sert doku)

Cevap

Hücreleri olgunlaştığında ölü olan ve linyin biriktirerek desteklik sağlayan doku Sklerenkima (Sert doku) dokusudur.
Sert doku (sklerenkima) hücreleri, gelişim süreçlerinin başında canlı olmalarına rağmen, hücre çeperlerinde linyin birikmesi sonucu madde alışverişi kesilir ve hücreler ölür. Bu doku, bitkiye dayanıklılık kazandıran lifler ve taş hücrelerinden oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Bitkisel dokuların canlılık durumlarını karşılaştırmak.
Destek dokulardan kollenkima canlı, sklerenkima ise ölü hücrelerden oluşur.
Soruda istenen 'ölü olma' özelliği sklerenkima için karakteristiktir.
2
Hücre çeperindeki birikim türünü analiz etmek.
Linyin birikimi sert dokuya (sklerenkima) özgüyken, pektin birikimi pek dokuya (kollenkima) özgüdür.
Linyin birikimi hücre çeperini aşırı kalınlaştırarak hücrenin ölümüne ve mekanik dayanıklılığın artmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Bitkisel Destek Dokuları ve Hücre Canlılığı

Daha Fazla Pratik

Stoma ve Lentisel arasındaki farkları (canlılık, açılıp-kapanma mekanizması) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 4591Soru

Bitkisel organların anatomik yapısında bulunan aşağıdaki kavramları, temel görevleri veya bulundukları bölgeler ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kütikula
Vasküler Kambiyum
Endodermis
Lentisel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Kütikula - Yaprak epidermisi üzerinde bulunan su kaybını önleyen tabaka; Vasküler Kambiyum - Bitkinin enine büyümesini sağlayan doku; Endodermis - Kök korteksinin en iç tabakası; Lentisel - Odunsu gövdelerde gaz alışverişini sağlayan açıklık.
Kütikula terlemeyi önleyen mumsu tabaka, kambiyum enine büyüme dokusu, endodermis kökteki seçici geçirgen sınır ve lentisel odunsu gövdenin gaz alışverişi merkezidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kütikula yapısını analiz etme.
Kütikula, epidermisin salgıladığı mumsu bir tabakadır ve temel işlevi su kaybını engellemektir.
Bitkinin kara ortamına uyumu için yaprak yüzeyinde koruyucu bir katman gerekir.
2
Vasküler kambiyumun fonksiyonunu belirleme.
Bu doku sekonder meristemdir ve enine kalınlaşmadan sorumludur.
Çift çenekli bitkilerde yaş halkalarının oluşumu kambiyum faaliyetiyle gerçekleşir.
3
Endodermis tabakasının konumunu saptama.
Sadece kök anatomisinde korteks ile iletim demetleri arasında bulunur.
Topraktan alınan suyun merkezi silindire seçici bir şekilde geçmesi hayati önem taşır.
4
Lentisel yapısını tanımlama.
Odunsu gövdelerde stomanın yerini alan sürekli açık gözeneklerdir.
Epidermis parçalanıp periderm oluştuğunda gaz alışverişi için lentisellere ihtiyaç duyulur.

Anahtar Kavram

Bitkisel doku ve organların anatomik farklılaşması.

Daha Fazla Pratik

Monokotil ve dikotil bitki köklerinin enine kesitlerini karşılaştırarak endodermis ve perisikl tabakalarının konumlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4592Soru

Çift çenekli (dikotil) otsu bir bitkinin gövdesinden alınan enine kesit mikroskop altında incelendiğinde; iletim demetlerinin merkezi bir öz bölgesini kuşattığı ve belirli bir düzen içerisinde yerleştiği gözlemlenmiştir. Buna göre, bu bitkinin gövde anatomisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İletim demetleri dairesel bir dizilim gösterir ve ksilem (odun borusu) merkeze daha yakın konumlanır.

Cevap

İletim demetlerinin dairesel bir dizilim gösterdiği ve ksilemin merkeze daha yakın konumlandığı seçenek doğrudur.
Çift çenekli bitkilerin gövdesinde iletim demetleri, merkezi öz bölgesinin etrafında düzenli bir halka oluşturacak şekilde dizilir. Bu demetlerin içinde, su taşıyan odun boruları (ksilem) merkeze doğru, besin taşıyan soymuk boruları (floem) ise dışa (epidermise) doğru konumlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bitki türünün belirlenmesi
Soru çift çenekli (dikotil) bir bitkiyi tanımlamaktadır.
Çift çenekli bitkilerin gövde yapısı tek çeneklilerden farklıdır.
2
Gövde anatomik yapısının hatırlanması
Dikotil gövdelerde iletim demetleri halka (dairesel) şeklinde dizilir.
Vasküler kambiyum varlığı bu düzenli dizilimi sağlar.
3
İletim demeti bileşenlerinin konumunun analizi
İletim demetlerinde ksilem (su taşıyan borular) merkeze yakın, floem (besin taşıyan borular) dışa yakındır.
Bitkisel organ gelişimindeki anatomik yerleşim kuralıdır.

Anahtar Kavram

Çift Çenekli Bitki Gövde Anatomisi

Alternatif Yöntem

Zihinde canlandırma yöntemi: Tek çeneklileri 'mısır' gibi düşünüp 'dağınık', çift çeneklileri 'papatya veya ağaç' gibi düşünüp 'halkalı' yapı ile eşleştirmek çözümü hızlandırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 4593Soru

Bir kara bitkisinin kök emici tüyleriyle topraktan aldığı suyun, yapraklara ulaşana kadar geçtiği yapılar ve gerçekleşen olaylar aşağıda verilmiştir. Bu olayları, suyun izlediği yolu dikkate alarak ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Topraktan alınan su sırasıyla emici tüyler, korteks tabakası, endodermis (kaspari şeridi kontrolü) ve son olarak iletim dokusu olan ksileme geçer.
Bitkide suyun izlediği yatay yol anatomik bir sıradır: Dıştan içe doğru emici tüyler topraktan suyu alır, korteks bu suyun iletildiği ana gövdedir, endodermis suyun merkezi silindire geçişini denetler ve ksilem bu suyu yukarı taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Suyun topraktan alınma noktasını belirleme
Emici tüyler
Toprakla temas eden ve yüzey alanını artıran ilk yapı emici tüylerdir.
2
Kök içindeki yatay taşınma yolunu belirleme
Korteks
Emici tüylerden sonra su, merkezi silindire ulaşana kadar parankimatik hücrelerden oluşan kabuk tabakasından geçer.
3
Kontrol noktasını saptama
Endodermis
Merkezi silindirin hemen dışındaki endodermis tabakası, kaspari şeridi sayesinde suyun kontrolsüz geçişini engeller.
4
İletim dokusuna girişi belirleme
Ksilem
Su, kökten yapraklara taşınmak üzere odun borularına (ksilem) verilir.

Anahtar Kavram

Bitkilerde suyun kök boyunca yatay taşınım yolu (Emici tüy -> Korteks -> Endodermis -> Ksilem).
Soru 4594Soru

Bitkilerde topraktan alınan su ve çözünmüş minerallerin odun borularında (ksilem) taşınması süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Odun boruları olgunlaştığında cansız hücrelerden oluştuğu için suyun taşınması sırasında bu hücrelerde ATP enerjisi harcanmaz.

Cevap

Bitkilerde ksilem (odun boruları) cansız hücrelerden oluşur ve su ile mineral taşınımı sırasında ATP harcanmaz.
Doğru olan ifade, odun borularının cansız olması nedeniyle su ve mineral taşınımı sırasında ATP harcanmadığıdır. Ksilem hücreleri olgunlaştığında çekirdek ve sitoplazmalarını kaybederek boş borular haline gelirler; bu durum suyun dirence takılmadan ve enerji harcanmadan fiziksel kuvvetlerle taşınmasına olanak sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ksilem dokusunun yapısının incelenmesi
Ksilemi oluşturan trake ve trakeidlerin olgunlaştıklarında canlılıklarını yitirdiği tespit edilir.
Cansız borularda metabolik enerji (ATP) harcanarak taşıma yapılamayacağını anlamak için bu bilgi temeldir.
2
Su taşınmasında rol oynayan kuvvetlerin belirlenmesi
Kök basıncı, kılcallık ve terleme-kohezyon kuvvetlerinin fiziksel doğası değerlendirilir.
Bu kuvvetlerin tamamı fiziksel etkileşimlere (ozmoz, adezyon, kohezyon) dayanır ve hücresel enerji gerektirmez.
3
Enerji kullanımı ile ilgili seçeneklerin değerlendirilmesi
Suyun ksilemde taşınmasının pasif bir olay olduğu sonucuna varılır.
Öğrencilerin en yaygın hatası olan ksilemde ATP harcandığı düşüncesini bertaraf etmek için bu sonuç kritiktir.

Anahtar Kavram

Ksilemde su ve mineral taşınması pasif bir süreçtir ve enerji gerektirmez.

Daha Fazla Pratik

Minerallerin topraktan kök hücrelerine alınması (aktif taşıma) ile ksilemdeki taşınımı (pasif taşıma) arasındaki farkı tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4595Soru

Bitkilerde topraktan alınan su ve minerallerin uzak mesafelere taşınmasında etkili olan fiziksel kuvvetler ile bu kuvvetlerin çalışma prensiplerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kılcallık
Kök Basıncı
Terleme-Kohezyon

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kılcallık, suyun dar borularda adhezyonla yükselmesiyle; Kök Basıncı, ozmotik farkın yarattığı itme kuvvetiyle; Terleme-Kohezyon ise yapraklardaki çekim kuvveti ve su molekülleri arasındaki hidrojen bağlarıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; kılcallık adhezyon kuvvetiyle dar borularda yükselmeyi, kök basıncı kökteki ozmotik basınçla itilmeyi, terleme-kohezyon ise yapraklardaki terlemenin yarattığı çekimle suyun sütun halinde taşınmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kılcallık kavramının fiziksel temeli belirlenir.
Suyun dar boru çeperlerine tutunma (adhezyon) özelliği olduğu görülür.
Kılcallık, boru çapı daraldıkça adhezyonun etkisiyle suyun yükselmesidir.
2
Kök basıncının mekanizması analiz edilir.
Köklerdeki yoğunluk farkının bir itme kuvveti oluşturduğu saptanır.
Kök basıncı bir çekme değil, ozmotik kökenli bir itme kuvvetidir.
3
Terleme-Kohezyon kuvvetinin etkisi incelenir.
Yapraklardaki su kaybının en güçlü çekme kuvvetini oluşturduğu anlaşılır.
Kohezyon (su-su tutunması) sayesinde bu çekme kuvveti köklere kadar kesintisiz iletilir.

Anahtar Kavram

Bitkilerde Ksilem Taşınmasını Sağlayan Fiziksel Kuvvetler

Daha Fazla Pratik

Guttasyon (damlama) olayının hangi kuvvetin etkisiyle ve hangi hava koşullarında gerçekleştiğini araştırınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 4596Soru

Bitkilerde fotosentez ürünlerinin (organik maddelerin) taşınması, "Basınç-Akış Teorisi" ile açıklanmaktadır. Bu teoriye göre, fotosentezin yoğun olarak yapıldığı kaynak hücrelerden (örneğin yaprak hücreleri) soymuk borularına (floem) şeker yüklemesi yapıldığında floem borusunda bazı fiziksel değişimler gerçekleşir.

Buna göre, kaynak hücreden floeme şeker yüklenmesi sonucunda, floem borusunda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıvı içeriğinin ozmotik basıncı artar ve komşu ksilem (odun borusu) hücrelerinden floeme su geçer.

Cevap

Şeker derişimi artan floem borularında ozmotik basınç yükselir ve bu durum ksilemden floeme su geçişini tetikler.
Basınç-Akış Teorisi'ne göre kaynak hücreden floeme şeker yüklendiğinde, floemdeki sükroz yoğunluğu artar. Bu yoğunluk artışı ozmotik basıncı yükseltir ve komşu doku olan ksilemden floeme su geçmesine neden olur. Giren su, floem içinde hidrostatik (turgor) basıncı artırarak sıvının kaynak organdan havuz organa doğru akmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kaynak hücreden floeme şeker yüklenmesini analiz etme.
Floem (kalburlu boru) içindeki sükroz derişimi artar.
Aktif taşıma ile şekerlerin arkadaş hücrelerinden floeme geçmesi sağlanır.
2
Derişim artışının ozmotik etkisini belirleme.
Floem borusunun ozmotik basıncı (su çekme isteği) yükselir.
Çözünen madde miktarı arttığında ozmotik basınç doğru orantılı olarak artar.
3
Su hareketinin yönünü tespit etme.
Ksilemden floeme ozmos kurallarına göre su girişi olur.
Su, ozmotik basıncın düşük olduğu yerden yüksek olduğu yere (floeme) doğru hareket eder.

Anahtar Kavram

Basınç-Akış Teorisi ve Ozmotik Basınç İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Havuz hücrelerde şekerlerin floemden boşaltılması durumunda suyun ve turgor basıncının nasıl değişeceğini düşünerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 4597Soru

Fotosentezin ışığa bağımlı reaksiyonları sırasında gerçekleşen bazı biyokimyasal olaylar ile bu olayların doğrudan neden olduğu sonuçları veya özellikleri aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki olayları, sağ sütundaki en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Suyun fotolizi
Elektron Taşıma Sistemi (ETS) faaliyeti
NADP+NADP^+ redüktaz enziminin aktivitesi
Kemiozmotik fotofosforilasyon

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Suyun fotolizi atmosferik oksijenin oluşumunu sağlar; ETS faaliyeti tilakoit lümende proton derişimini artırır; NADP+NADP^+ redüktaz stromada NADPHNADPH sentezler; kemiozmotik fotofosforilasyon ise protonların ATP sentazdan stromaya geçişiyle ATP üretilmesini kapsar.
Işığa bağımlı reaksiyonlar; ışığın soğurulması, suyun parçalanarak oksijen verilmesi, elektron akışı sayesinde proton gradyanı oluşturulması ve bu gradyan kullanılarak ATP ile NADPHNADPH sentezlenmesi süreçlerini içerir. Eşleştirmeler, bu olayların sebep-sonuç ve konum ilişkilerini akademik olarak doğru tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Fotoliz reaksiyonunu analiz etme
Işık enerjisiyle suyun (H2OH_2O) parçalanması sonucunda elektron, proton ve oksijen (O2O_2) açığa çıkar.
Oksijenin kaynağını belirlemek için suyun parçalanma sürecini anlamak gerekir.
2
ETS ve proton pompalama ilişkisini kurma
Elektronların ETS üzerinden aktarımı sırasında açığa çıkan enerji, protonları (H+H^+) stromadan tilakoit lümene pompalar.
Kemiozmotik gradyanın nasıl oluştuğunu açıklamak için ETS'nin pompa görevi incelenmelidir.
3
NADP+NADP^+ indirgenme bölgesini belirleme
ETS'nin sonundaki elektronlar, NADP+NADP^+ redüktaz aracılığıyla stroma tarafında NADP+NADP^+'ye aktarılır.
NADPHNADPH'ın sentez konumunu ve enzim ilişkisini saptamak için reaksiyonun son aşamasına bakılır.
4
ATP sentez mekanizmasını tanımlama
Lümendeki yüksek proton derişimi, ATP sentaz kanalları üzerinden stromaya (düşük derişime) doğru akar ve bu sırada ATP sentezlenir.
Fotofosforilasyonun mekanik temelini anlamak için ATP sentazın çalışma prensibi değerlendirilir.

Anahtar Kavram

Işığa bağımlı reaksiyonların girdi-çıktı ve mekanik ilişkileri
Soru 4598Soru

Fotosentezin ışığa bağımlı reaksiyonları, kloroplastın tilakoit zarında gerçekleşen ve ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürüldüğü karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte gerçekleşen kemiozmotik mekanizma ve ürünlerin kullanımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suyun fotolizi ile oluşan elektronlar klorofilin (FS II) elektron açığını kapatırken, protonlar NADP+NADP^+ koenziminin indirgenerek NADPHNADPH oluşturmasında kullanılır.

Cevap

Suyun fotolizi ile oluşan elektronların klorofilin elektron açığını kapatması ve protonların NADP+NADP^+ koenziminin indirgenmesinde kullanılması ifadesi doğrudur.
Işığa bağımlı reaksiyonlarda suyun fotolizi (ışık yardımıyla parçalanması) sonucunda oluşan elektronlar, ışıkla uyarılıp elektron kaybeden klorofilin (FS II) eksikliğini giderir. Bu sırada açığa çıkan protonlar (H+H^+) ise ETS'nin sonundaki NADP+NADP^+ tarafından tutularak NADPHNADPH sentezlenmesini sağlar. Bu, sürecin temel mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Suyun fotoliz ürünlerinin analiz edilmesi
H2O2e+2H++1/2O2H_2O \rightarrow 2e^- + 2H^+ + 1/2 O_2 tepkimesi gerçekleşir.
Işığa bağımlı reaksiyonların sürekliliği için elektron, proton ve atmosfere verilecek oksijen kaynağı sağlanmalıdır.
2
Elektronların ve protonların akıbetinin belirlenmesi
Elektronlar Fotosistem II'ye aktarılır, protonlar ise stromada NADP+NADP^+'ya bağlanır.
NADP+NADP^+'nın indirgenmesi (NADPHNADPH oluşumu) için elektron ve proton gereklidir.
3
ATP'nin kullanım yerinin sorgulanması
Fotofosforilasyonla üretilen ATP kloroplast içinde kalır.
Kloroplast zarı ATP'ye geçirgen değildir ve bu ATP sadece besin sentezinde (Calvin) tüketilir.

Anahtar Kavram

Kemiozmotik Hipotez ve Fotofosforilasyon

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemiyle gidildiğinde; ATP'nin kloroplast dışına çıkmadığı, glikolizin oksijensiz olduğu ve kemosentezin ışıksız olduğu bilgileri hatırlanarak seçenekler hızla daraltılabilir.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 4599Soru

Bir bitki hücresinde gerçekleşen fotosentezin ışığa bağımlı reaksiyonları sırasında gözlenen aşağıdaki olayları, ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru (kronolojik ve mantıksal sıraya göre) düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Işığa bağımlı reaksiyonlar; klorofilin uyarılması, suyun fotolizi, protonların tilakoit boşluğa pompalanması, NADPH oluşumu ve son olarak ATP sentezi sırasıyla gerçekleşir.
Işığa bağımlı reaksiyonlar fotonların klorofili uyarmasıyla (1) başlar. Klorofilin elektron ihtiyacı suyun fotoliziyle (2) karşılanır. Elektron akışı sırasında protonlar tilakoit boşluğa pompalanarak derişim farkı (3) oluşturulur. Akışın sonunda NADP+NADP^+ indirgenir (4) ve bu süreçte oluşan proton gradiyenti ATP sentaz üzerinden ATP üretimine (5) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klorofilin uyarılmasını belirleme
Klorofilin yükseltgenmesi
Reaksiyonun başlaması için ışık enerjisinin klorofilden elektron koparması gerekir.
2
Suyun fotolizini konumlandırma
Elektron açığının kapatılması
Sistemden ayrılan elektronların yerine suyun parçalanmasıyla oluşan elektronlar gelmelidir.
3
Proton gradiyentinin oluşumunu izleme
Derişim farkı
ETS boyunca akan elektronların enerjisi proton pompalamak için kullanılır.
4
Son elektron alıcısını tespit etme
NADPH üretimi
NADP+NADP^+ elektron akışının sonundaki alıcıdır.
5
ATP sentezini son aşama olarak belirleme
Fotofosforilasyon
Biriken potansiyel enerjinin (proton gradiyenti) ATP sentaz üzerinden ATP'ye dönüşmesi sürecin çıktısıdır.

Anahtar Kavram

Kemiozmotik Hipotez ve Işığa Bağımlı Reaksiyonlarda Elektron Akışı
Soru 4600Soru

Bitki hücrelerinde kloroplastın tilakoit membranlarında gerçekleşen ışığa bağımlı reaksiyonlar, ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürüldüğü ilk aşamadır. Bu süreçte suyun fotolizi, elektron taşıma sistemi (ETS) faaliyetleri ve kemiozmotik yolla ATP sentezi gerçekleşir.

Işığa bağımlı reaksiyonlar sırasında meydana gelen aşağıdaki olaylardan hangisi, kloroplastın tilakoit boşluğundaki (lümen) proton (H+H^+) derişiminin artmasına ve pH değerinin düşmesine doğrudan katkı sağlamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NADP^+ moleküllerinin stromadaki protonları ve elektronları alarak NADPH'a indirgenmesi

Cevap

NADP^+ moleküllerinin stromadaki protonları ve elektronları alarak NADPH'a indirgenmesi seçeneği doğru cevaptır; çünkü bu olay tilakoit boşluktaki (lümen) proton miktarını artırmaz, aksine stromadaki proton miktarını azaltır.
Doğru olan cevap, NADP moleküllerinin stromadaki protonları kullanarak indirgenmesidir. Bu olay stromada gerçekleştiği için tilakoit boşluktaki (lümen) proton derişimini artırmaz; aksine stroma tarafındaki proton sayısını azaltarak pH gradyanının oluşmasına dolaylı bir katkı sağlar. Soru kökü doğrudan lümen proton artışına katkı sağlamayanı sorduğu için bu ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lümendeki proton kaynaklarını belirle.
Lümendeki protonlar iki ana kaynaktan gelir: Suyun fotolizi ve ETS aracılığıyla stromadan pompalanma.
Soru kökü lümen proton derişiminin artışına katkı sağlamayan durumu sormaktadır.
2
Seçeneklerdeki olayların konumlarını ve etkilerini analiz et.
Suyun fotolizi lümende H+H^+ artırır (A). ETS pompalama lümende H+H^+ artırır (B). NADP+ indirgenmesi stromada proton tüketir (C).
Reaksiyonların kloroplastın hangi bölgesinde gerçekleştiğini bilmek, pH farkının nasıl oluştuğunu anlamak için kritiktir.
3
NADP+ redüktaz enziminin faaliyetini değerlendir.
NADP+ redüktaz stromaya bakan taraftadır ve protonları stromadan alır.
Bu olay lümen içindeki derişimi doğrudan artırmaz, stroma ve lümen arasındaki farkı (gradyanı) stromayı bazikleştirerek destekler.

Anahtar Kavram

Kemiozmotik Hipotez ve Proton Gradyanı

Daha Fazla Pratik

Tilakoit membran boyunca proton gradyanının oluşum mekanizmasını (Kemiozmoz) bir diyagram üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 230 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin