Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4981Soru

Balkan Savaşları sürecinde Osmanlı Devleti'nin hem iç siyasetinde hem de dış siyasetinde köklü değişimler yaşanmıştır. Aşağıda bu süreçte gerçekleşen bazı kritik gelişmeler verilmiştir:

I. Arnavutluk'un bağımsızlığını ilan etmesi
II. Bâb-ı Âli Baskını ile hükümetin ele geçirilmesi
III. Londra Antlaşması'nın imzalanması
IV. II. Balkan Savaşı'nın patlak vermesi
V. Edirne'nin Osmanlı ordusu tarafından geri alınması

Bu gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Arnavutluk'un bağımsızlığını ilan etmesi (Kasım 1912), Bâb-ı Âli Baskını'nın yapılması (Ocak 1913), Londra Antlaşması'nın imzalanması (Mayıs 1913), II. Balkan Savaşı'nın başlaması (Haziran 1913) ve Edirne'nin geri alınması (Temmuz 1913) ��eklindedir.
Kronolojik akış incelendiğinde, ilk olarak I. Balkan Savaşı devam ederken 28 Kasım 1912'de Arnavutluk bağımsızlığını ilan etmiştir. Londra Konferansı esnasında Edirne'nin elden çıkacağı endişesiyle 23 Ocak 1913'te Bâb-ı Âli Baskını gerçekleştirilmiştir. Savaşın resmi olarak son bulması ve Edirne'nin kaybedilmesi ise 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması ile olmuştur. Bu antlaşmadaki paylaşıma tepki gösteren diğer devletlerin 29 Haziran 1913'te II. Balkan Savaşı'nı başlatmasının ardından Osmanlı Devleti bu durumdan yararlanarak temmuz ayında Edirne'yi kurtarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Arnavutluk'un bağımsızlık sürecini saptamak
Arnavutluk, I. Balkan Savaşı sürerken sınır bağlant��sı kalmadığı için 28 Kasım 1912'de bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu olay dizideki ilk gelişmedir.
Osmanlı Devleti'nden ayrılan son Balkan devleti olan Arnavutluk'un bağımsızlığı savaşın ilk evrelerinde gerçekleşmiştir.
2
İç siyasi darbenin zamanlamasını belirlemek
Edirne'nin Bulgarlara verileceği endişesi ve propagandasıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti, 23 Ocak 1913'te hükümet darbesi (Bâb-ı Âli Baskını) yapmıştır.
Darbenin Londra Antlaşması'ndan önce, barış görüşmeleri devam ederken yapıldığının kronolojik olarak ayırt edilmesi gerekir.
3
I. Balkan Savaşı'nı bitiren antlaşmayı konumlandırmak
Darbeden sonra işbaşına gelen yeni yönetimin de askeri yenilgiyi önleyememesi üzerine 30 Mayıs 1913'te Londra Antlaşması imzalanmış ve Edirne dahil Midye-Enez çizgisinin batısı kaybedilmiştir.
Bu antlaşma I. Balkan Savaşı'nın diplomatik sonucudur.
4
II. Balkan Savaşı'nın başlangıcını belirlemek
Londra Antlaşması'ndaki paylaşımdan memnun olmayan Sırbistan ve Yunanistan öncülüğünde 29 Haziran 1913'te Bulgaristan'a karşı II. Balkan Savaşı başlatılmıştır.
İkinci savaşın çıkışı doğrudan birinci savaşı bitiren antlaşmanın sonuçlarına dayanmaktadır.
5
Edirne'nin kurtarılış vaktini analiz etmek
Bulgaristan'ın batıda savaşa girmesini fırsat bilen Osmanlı ordusu taarruza geçerek Temmuz 1913'te Edirne ve Kırklareli'yi geri almıştır.
Edirne'nin geri alınması, II. Balkan Savaşı'nın patlak vermesinden sonra gerçekleşen en son askeri harekattır.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları sürecindeki iç ve dış siyasi gelişmelerin kronolojik neden-sonuç ilişkileri
Soru 4982Soru

II. Mahmud Dönemi’nde, klasik Osmanlı idari ve askerî sisteminin temelini oluşturan tımar sistemi işlevini yitirdiği gerekçesiyle kaldırılmış; tımar gelirleri doğrudan merkezî hazineye aktarılırken, taşra güvenliği için "Redif" birlikleri kurulmuş ve eyalet yöneticilerine merkezden maaş bağlanmıştır.

Buna göre, tımar sisteminin kaldırılması ve yerine yapılan yeni düzenlemelerle doğrudan ulaşılmak istenen amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşradaki askerî ve idari gücü doğrudan merkezî bürokrasiye bağlayarak devletin yerel otoriteler üzerindeki denetimini pekiştirmek

Cevap

Taşradaki askerî ve idari gücü doğrudan merkezî bürokrasiye bağlayarak devletin yerel otoriteler üzerindeki denetimini pekiştirmek
II. Mahmud Dönemi'nde tımar sisteminin kaldırılarak dirlik gelirlerinin doğrudan hazineye aktarılması, taşra güvenliği için merkeze bağlı Redif birliklerinin kurulması ve yöneticilere merkezden maaş bağlanması; taşradaki askeri ve idari gücü tamamen merkezden kontrol edilen bürokratik yapıya entegre etmeyi ve yerel otoritelerin (ayanlar veya nüfuzlu aileler) gücünü kırarak merkezi otoriteyi pekiştirmeyi amaçlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tımar sisteminin klasik dönemdeki temel askeri ve idari işlevini belirleme.
Tımar sistemi, taşrada hem güvenliği sağlayan eyalet askerlerini yetiştirir hem de vergi denetimini yerinden yürütürdü.
Reformun kaldırılma gerekçesini ve yeni kurulan yapıların amacını anlamak için eski sistemin işlevini analiz etmek gerekir.
2
Yerine getirilen kurumları (Redif birlikleri ve merkezden bağlanan maaş) analiz etme.
Taşra güvenliğinin doğrudan merkeze bağlı Redif birliklerine verilmesi ve yöneticilerin hazineden maaş alması, yerel güçlerin ekonomik ve askeri bağımsızlığını ortadan kaldırır.
Yapılan reformların doğrudan hangi idari sonucu doğurduğunu saptamak gerekir.
3
Çeldirici seçeneklerde yer alan kavramsal yanılgıları ve kronolojik hataları eleme.
Feodal toprak mülkiyeti ve serflik (A seçeneği), henüz gerçekleşmemiş anayasal süreçler (B seçeneği), esnaf teşkilatına ait gedik usulü (C seçeneği) ve dönem dışı olan Tanzimat Fermanı (E seçeneği) elenir.
Öğrencilerin sıkça düştüğü tımar-feodalizm, anakronizm ve gedik-narh karmaşası gibi yanılgıları doğru analizden ayırmak gerekir.
4
Nihai amaç ve sonucu ilişkilendirme.
Tüm bu merkezileştirme adımlarının temel gayesi, devletin taşradaki denetimini mutlak hale getirmektir.
II. Mahmud Dönemi reformlarının genel karakteristiği olan merkeziyetçilik ilkesine ulaşılır.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi merkezileşme reformları ve tımar sisteminin kaldırılmasının idari-askeri sonuçları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4983Soru

Aşağıda verilen olayları, küresel iklim değişimi sürecindeki kutup altı bölgelerde gerçekleşen bir pozitif geri besleme (feedback) mekanizmasının sebep-sonuç ilişkisine göre ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Antropojenik karbon salınımına bağlı olarak troposferdeki sera etkisinin yapay bir şekilde artması, kutup altı tundralarda yıl boyunca donmuş halde bulunan toprak tabakasının çözünmeye başlaması, çözünen topraktaki organik maddelerin anaerobik bakteriler tarafından ayrıştırılmasıyla atmosfere yüklü miktarda metan gazının karışması, atmosferin kızılötesi ışınları tutma kapasitesinin ekstradan kuvvetlenmesi ve küresel ısınma hızının ivme kazanarak donmuş toprakların erime sürecini daha geniş alanlarda tetiklemesi.
Pozitif geri besleme mekanizmaları, sisteme yapılan bir etkinin sistemin kendisi tarafından büyütülerek geri döndürülmesi prensibine dayanır. Bu döngüde insanların atmosfere saldığı sera gazları sıcaklıkları artırır. Sıcaklık artışı kutup altındaki donmuş toprakların erimesine yol açar. Erimeyle serbest kalan organik maddeler oksijensiz ortamda ayrışarak atmosfere güçlü bir sera gazı olan metanı salar. Metan atmosferin kızılötesi ışınları tutma kapasitesini artırarak sera etkisini daha da güçlendirir. Bu durum küresel sıcaklıkların daha da artmasına ve erimenin genişlemesine neden olarak döngüyü tamamlar ve hızlandırır. Dolayısıyla doğru sıralama bu sebep-sonuç ilişkisini takip etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç etkenini belirleme
Antropojenik sera gazı salın��mının artmasıyla troposferdeki sera etkisinin yapay olarak artması ilk basamak olarak seçilir.
Döngüyü başlatan dışsal tetikleyici, beşerî faaliyetlerin atmosfer kompozisyonunu bozmasıdır.
2
Sıcaklık artışının donmuş topraklar üzerindeki doğrudan etkisini saptama
Yükselen sıcaklıkların, kutup altı tundralarda binlerce yıldır donmuş halde bulunan permafrost tabakasını çözmesi ikinci basamak olarak seçilir.
Atmosferdeki sıcaklık artışı öncelikle kriyosferdeki donmuş yapıların erimesine sebep olur.
3
Çözünmenin biyojeokimyasal sonucunu analiz etme
Çözünen topraktaki organik maddelerin oksijensiz ortamda ayrışmasıyla atmosfere yüksek miktarda metan gazı salınması üçüncü basamak olarak seçilir.
Permafrost eridiğinde içinde hapsolmuş organik karbon mikrobiyal faaliyetle (anaerobik metanogenez) gaz haline dönüşür.
4
Salınan gazın atmosfere etkisini değerlendirme
Atmosfere karışan metan gazının sera etkisini daha da artırması dördüncü basamak olarak seçilir.
Metan gazı, karbondioksite kıyasla ısıyı tutma kapasitesi çok daha yüksek olan güçlü bir sera gazıdır.
5
Geri besleme döngüsünün kapanışını ve ivmelenmesini belirleme
Artan sera etkisiyle küresel sıcaklıkların daha da yükselmesi ve daha fazla permafrost alanının çözünmesi beşinci basamak olarak seçilir.
Sürecin sonucu (metan salınımı ve ek ısınma), sürecin başlangıç nedenini (sıcaklık artışı ve permafrost erimesi) daha da kuvvetlendirerek pozitif geri besleme oluşturur.

Anahtar Kavram

Küresel İklim Değişimi Sürecinde Permafrost Erimelerine Dayalı Pozitif Geri Besleme Mekanizmaları
Soru 4984Soru

Küresel iklim değişimi sürecinde doğal sistemlerde meydana gelen geri besleme (feedback) mekanizmaları aşağıdaki şemada gösterilmiştir.

Buna göre, şemada numaralandırılarak gösterilen geri besleme döngülerinden hangileri, küresel sıcaklık artışını yavaşlatıcı veya sınırlayıcı yönde etki yapan bir negatif geri besleme (olumsuz geribildirim) mekanizmasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Tayga biyomunun yayılış alanının genişlemesiyle atmosferden daha fazla karbondioksit bağlanması durumunu ifade eden Yalnız I seçeneğidir.
Tayga biyomunun (iğne yapraklı ormanların) kuzeye doğru genişlemesi, karasal fotosentez miktarını artırır. Fotosentez sürecinde bitkiler atmosferdeki karbondioksiti absorbe ederek karbon yutağı işlevi görür. Atmosferdeki karbondioksit miktarının azalması sera etkisini hafifletir ve küresel sıcaklık artışını yavaşlatır. Bu durum, başlangıçtaki değişime (sıcaklık artışına) karşıt yönde çalışan ve sistemi dengelemeye çalışan bir negatif geri besleme (olumsuz geribildirim) mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Negatif ve pozitif geri besleme kavramlarını tanımlama.
Negatif geri besleme ilk etkiyi hafifletir veya dengeler; pozitif geri besleme ise ilk etkiyi şiddetlendirir veya hızlandırır.
Geri besleme mekanizmalarının yönünü belirlemek için teorik altyapıyı kurmak.
2
Birinci döngüyü (Tayga biyomunun yayılması) analiz etme.
Sıcaklık artışı -> Ormanların kuzeye yayılması -> Fotosentezin artması -> Atmosferden CO2 çekilmesi -> Isınmanın yavaşlaması. Bu bir negatif geri beslemedir.
Birinci öncülün küresel iklim sistemi üzerindeki etkisini saptamak.
3
İkinci ve üçüncü döngüleri (Permafrost erimesi ve okyanus ısınması) analiz etme.
Her iki döngü de atmosferdeki sera gazı birikimini artırarak sıcaklık artışını daha da hızlandırır (pozitif geri besleme).
Diğer öncüllerin küresel sıcakl��k üzerindeki etkisini saptamak ve elemek.

Anahtar Kavram

Küresel iklim değişiminde pozitif ve negatif geri besleme mekanizmaları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4985Soru

Ankara Savaşı ile başlayan sarsıntıların, Osmanlı Devleti'nin toprak düzeninde, iç siyasetinde ve toplumsal yapısında meydana getirdiği değişimleri göz önünde bulundurarak, aşağıda verilen tarihi gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama: Timur'un beylikleri canlandırması (1402), Süleyman Çelebi'nin Gelibolu Antlaşması'nı imzalaması (1403), Musa Çelebi'nin Rumeli'de bağımsızlık mücadelesi ve İstanbul kuşatması (1411), Şeyh Bedreddin İsyanı'nın bastırılması (1420).
Ankara Savaşı'nın ardından Timur'un toprakları bölmesi (1402) sürecin başlangıcıdır. Süleyman Çelebi'nin taht iddiaları için Bizans ile Gelibolu Antlaşması'nı yapması (1403) bunu takip eder. Musa Çelebi'nin taht mücadelesini Rumeli'ye taşıyıp İstanbul'u kuşatması (1411) Fetret Devri'nin ileri safhasıdır. Fetret Devri bittikten sonra Çelebi Mehmed döneminde çıkan Şeyh Bedreddin İsyanı (1420) ise bu kronolojinin en son halkasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ankara Savaşı'nın hemen ardından gerçekleşen ilk parçalanma adımını belirlemek.
Timur'un beylikleri canlandırma ve toprakları paylaştırma kararı (1402) belirlenir.
Fetret Devri taht kavgalarının ve siyasi krizin temel nedeni bu paylaşımdır.
2
Kardeşler arasında tahtı ele geçirmek için dış destek arayışlarının ilkini saptamak.
Süleyman Çelebi'nin Bizans ile yaptığı Gelibolu Antlaşması (1403) ikinci sıraya konur.
Anadolu'daki yenilginin ardından Rumeli'deki egemenliği koruma gayretidir.
3
Taht mücadelelerinin Rumeli'de doruk noktasına ulaştığı ve Bizans'ı tehdit ettiği aşamayı bulmak.
Musa Çelebi'nin Rumeli'de güçlenip bağımsızlık ilan etmesi ve İstanbul'u kuşatması (1411) üçüncü sıraya yerleştirilir.
Bizans'a karşı sert bir gaza politikası güdülmüş ve siyasi gerilim artmıştır.
4
Otoritenin yeniden kurulmasının ardından yaşanan toplumsal çalkantıyı tespit etmek.
Çelebi Mehmed'in tek padişah olması sonrasındaki Şeyh Bedreddin İsyanı (1420) son sıraya yerleştirilir.
Fetret Devri'nin yarattığı sosyo-ekonomik tahribatın ve otorite boşluğunun tek elden yönetim kurulduktan sonraki yansımasıdır.

Anahtar Kavram

Ankara Savaşı sonrası siyasi kriz, Fetret Devri taht kavgaları ve Çelebi Mehmed dönemi restorasyon süreci.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4986Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi ve İstanbul'un resmen işgali sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Misak-ı Milli kararlarının kabulü, Ali Rıza Paşa hükümetinin istifası, İstanbul'un resmen işgal edilerek meclisin basılması ve Temsil Heyeti'nin seçim genelgesi yayımlaması şeklindedir.
Kronolojik sıralama, bağımsızlık kararlarının Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilmesiyle başlar. Bu kararlardan rahatsız olan İtilaf Devletleri'nin baskısıyla hükümet istifa etmiş, ardından baskılar askeri işgale dönüşerek İstanbul resmen işgal edilmiş ve meclis kapatılmıştır. Sürece son tepki olarak da Anadolu'da yeni bir meclis için seçim kararı alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli kararlarının kabul edildiği meclisi ve tarihi tespit etmek.
Misak-ı Milli, Son Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de kabul edilmiştir. Bu, kronolojinin başlangıç noktasıdır.
Bağımsızlık hareketinin yasal çerçevesinin çizilmesi diğer olayları tetikleyen ana unsurdur.
2
Misak-ı Milli sonrası oluşan siyasi baskı sürecini analiz etmek.
İtilaf Devletleri'nin kararların geri çekilmesi baskısına dayanamayan Ali Rıza Paşa hükümeti 3 Mart 1920'de istifa etmiştir.
Hükümet krizleri, İtilaf Devletleri'nin askeri müdahaleye giden sürecini hazırlamıştır.
3
Askeri müdahalenin zamanını ve kapsamını belirlemek.
İtilaf Devletleri 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek Mebusan Meclisi'ni basmıştır.
Hükümet değişikliğine rağmen direnişin kırılamaması üzerine İtilaf Devletleri fiili ve resmi işgal adımını atmıştır.
4
Milli Mücadele merkezinin işgale karşı aldığı önlemi belirlemek.
Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920'de yeni bir meclis için seçim genelgesi yayımlamıştır.
Meclis-i Mebusan'ın işlevsiz kalması üzerine milli iradenin Anadolu'da tecelli etmesi zorunlu hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli'nin Kabulü ve İstanbul'un İşgali Kronolojisi ile Neden-Sonuç İlişkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4987Soru

Aşağ��da, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında modernist ve postmodernist çizgide eser veren yazarların bazı yapıtlarının yapısal ve tematik özellikleri verilmiştir. Bu kurgusal özellikleri, ilgili oldukları eser ve yazar çiftiyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Romanda, başkahramanın zihnindeki karmaşık düşünceler, çağrışımlar ve geçmişe ait travmatik anılar, dil bilgisi kurallarına uyulmaksızın kesintili bir akışla (bilinç akışı) verilirken; taşra kasabasındaki bir otelin boğucu atmosferi üzerinden yalnızlık ve iletişimsizlik teması işlenir.
Metnin yazılma sürecini ve yazar-anlatıcı ilişkisini sorgulayan üstkurmaca yapısıyla dikkat çeken eserde; gizemli bir örgüt tarafından yönetilen karanlık bir dünya, dört farklı anlatıcı (özellikle 'yazıcı' figürü) aracılığıyla allegorik bir düzlemde sorgulanır.
Bir düğün törenine katılan farklı toplumsal kesimlerden karakterlerin iç konuşmaları ve bilinç akışları vasıtasıyla, 1970'li yılların Türkiye'sindeki siyasi ve entelektüel bunalımlar 'dar zamanlar' izleği ��erçevesinde, tek bir geceye sığdırılarak aktarılır.
17. yüzyıl Osmanlı coğrafyasını arka plan olarak seçen romanda; felsefi sorgulamalar, düş ile gerçek arasındaki sınırlar ve varoluş sorunsalı, geleneksel anlatı türlerinin (halk hikayesi, masal vb.) postmodern bir parodi ve pastişle yeniden yazılmasıyla sunulur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucunda: Boğucu otel atmosferinde yalnızlık temalı bilinç akışı içeren açıklama Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan ile; üstkurmaca içeren ve dört anlatıcılı allegorik dünya Gece - Bilge Karasu ile; dar zamanlar izleğinde tek bir gecede geçen toplumsal/siyasi kriz anlatımı Bir Düğün Gecesi - Adalet Ağaoğlu ile; felsefi düş-gerçek sorgulaması içeren postmodern tarihsel anlatı ise Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar ile eşleşir.
Verilen açıklamaların kurgusal ve yapısal özellikleri (otel boğuculuğu, dört anlatıcı/yazıcı, dar zamanlardaki tek gece ve 17. yüzyıl postmodern felsefi tarih anlatısı) sırasıyla Anayurt Oteli, Gece, Bir Düğün Gecesi ve Puslu Kıtalar Atlası eserlerinin belirleyici nitelikleridir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımdaki kurgusal unsurları (taşrada bir otel, boğucu atmosfer, yalnızlık, bilinç akışı) analiz etmek.
Bu özelliklerin Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli romanına ve kahramanı Zebercet'e ait olduğu belirlenir.
Anayurt Oteli, bireyin yalnızlığını ve yabancılaşmasını bilinç akışı ve iç konuşma teknikleriyle sunan başat bir modernist eserdir.
2
İkinci tanımdaki yapısal özellikleri (dört farklı anlatıcı, 'yazıcı' figürü, üstkurmaca, allegorik/karanlık dünya) incelemek.
Bu unsurların Bilge Karasu'nun Gece adlı postmodern romanına ait olduğu tespit edilir.
Gece romanı, üstkurmaca teknikleriyle yazma eylemini sorgulayan ve çok katmanlı, kapalı anlatımıyla bilinen ödüllü bir postmodern romandır.
3
Üçüncü tanımdaki zaman ve mekân kurgusunu (dar zamanlar, tek bir gece, düğün töreni, 1970'ler Türkiye'si) değerlendirmek.
Bu özelliklerin Adalet Ağaoğlu'nun Bir Düğün Gecesi romanı ile örtüştüğü görülür.
Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu'nun 'Dar Zamanlar' üçlemesinin ikinci kitabı olup bilinç akışı tekniğiyle tek bir gecede geçen olayları aktarır.
4
Dördüncü tanımdaki tarihsel ve felsefi düzlemi (17. yüzyıl Osmanlı arka planı, düş-gerçek, parodi, pastiş) tahlil etmek.
Bu niteliklerin İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası romanına ait olduğu anlaşılır.
Puslu Kıtalar Atlası, geleneksel anlatı türlerini postmodern pastiş ve parodiyle harmanlayan, felsefi sorgulamalar barındıran tarihsel-düşsel bir romandır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist romanlarının yapısal, anlatısal ve tematik özellikleri ile yazar-eser eşleştirmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4988Soru

Türkiye’nin Soğuk Savaş D��nemi'nde kurduğu ya da dahil olduğu bölgesel ittifaklar, hem bloklar arası güç dengelerinden hem de üye devletlerin iç yapılarındaki değişimlerden etkilenmiştir.

Bu bağlamda Türkiye'nin dış politika hamleleri ve katıldığı bölgesel paktlarla ilgili;

I. Balkan Paktı'nın (1953) askeri etkinliğini kaybetmesinde, Stalin'in ölümünün ardından SSCB ile Yugoslavya arasındaki ilişkilerin yumuşaması ve Belgrad yönetiminin bloksuzlaşma politikasına yönelmesi etkili olmuştur.
II. Bağdat Paktı’nın kurumsal yapısının değişmesinde ve merkezinin Ankara’ya taşınmasında, pakta kurucu üye olarak katılan Irak’ta yaşanan rejim değişikliği etkili olmuştur.
III. Hem Balkan Paktı hem de Bağdat Paktı, Türkiye'nin NATO'ya kabul edilmesini kolaylaştırmak amacıyla üyelik öncesinde diplomatik birer koz olarak kurulmuştur.

gelişmelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerinin yer aldığı seçenek (Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemi bölgesel ittifaklarının akıbetine dair doğru değerlendirmeler)
Doğru seçenek I ve II. öncülleri içerir. Balkan Paktı'nın askeri açıdan zayıflamasında 1953 yılında Stalin'in ölümü sonrasında Sovyetler Birliği ile Yugoslavya arasındaki ilişkilerin yumuşaması ve Yugoslavya'nın Bağlantısızlar Hareketi'ne yönelmesi temel etkendir. Bağdat Paktı ise 1958 yılında Irak'ta gerçekleşen askeri darbe sonucunda yeni yönetimin ittifaktan çekilmesiyle sarsılmış, paktın merkezi Ankara'ya taşınarak adı CENTO (Merkezi Antlaşma Teşkilatı) olarak değiştirilmiştir. Bu iki değerlendirme de tarihsel olarak doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
NATO üyeliği ile paktlar��n kuruluş kronolojisini karşılaştırmak.
Türkiye 1952 yılında NATO'ya üye olmuştur. Balkan Paktı 1953'te, Bağdat Paktı ise 1955'te kurulmuştur. Dolayısıyla bu paktların NATO üyeliği öncesinde koz olarak kurulduğu ifadesi (III. öncül) kronolojik olarak yanlıştır.
Öncüllerin tarihsel geçerliliğini ve kronolojik sırasını test etmek.
2
Balkan Paktı'nın zayıflama nedenlerini analiz etmek.
1953'te Stalin'in ölümüyle SSCB-Yugoslavya ilişkileri yumuşamış ve Yugoslavya bloksuzlar hareketine kaymıştır. Bu durum Balkan Paktı'nı işlevsiz kılmıştır. I. öncül doğrudur.
Bölgesel ittifakların çözülmesinde küresel bloklar arası ilişkilerin etkisini belirlemek.
3
Bağdat Paktı'nın dönüşüm sürecini incelemek.
1958'de Irak'ta gerçekleşen darbeyle yeni rejim pakttan çekilmiş, paktın merkezi Ankara'ya taşınmış ve adı CENTO olarak değiştirilmiştir. II. öncül doğrudur.
Üye ülkelerin iç siyasi gelişmelerinin ittifak yapılarına etkisini değerlendirmek.
4
Doğru öncülleri birleştirerek sonuca ulaşmak.
I ve II. öncüller doğru, III. öncül yanlıştır.
Doğru cevabı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye'nin katıldığı bölgesel ittifaklar (Balkan ve Bağdat Paktları) ve bu ittifakların dağılma süreçleri.
Soru 4989Soru

Aşağıdaki tabloda, üç farklı ülkenin kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasılası (GSYİH), doğal nüfus artış hızı ve uyguladığı temel nüfus politikası hedefi verilmiştir:

ÜlkeKişi Başına Düşen GSYİH ($)Doğal Nüfus Artış Hızı (‰)Temel Nüfus Politikası Hedefi
X4.2004.2002,1-2,1Nüfus artış hızını artırmak ve doğumları teşvik etmek
Y9.8009.80018,418,4Nüfus artış hızını azaltmak ve aile planlamasını yaygınlaştırmak
Z52.00052.0000,50,5Nüfus artış hızını artırmak ve yaşlanan nüfus yapısını dengelemek

Tablodaki veriler dikkate alındığında;

I. Gelişmekte olan ülkelerin tamamında nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikalar uygulanmaktadır.
II. X ülkesinde doğal nüfus artış hızının negatif değerde olması, bu ülkenin gelecekte ciddi bir iş gücü açığı ve yaşlanma sorunu yaşamasına yol açabileceği için nüfusu artırma politikası benimsenmiştir.
III. Y ülkesinde uygulanmakta olan nüfus politikası, demografik yatırımların payını azaltarak ekonomik kalkınma hızını artırmayı hedeflemektedir.

değerlendirmelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Doğru değerlendirmeler II ve III'tür.
Doğru cevap, II ve III numaralı öncüllerin doğru olduğunu belirten seçenektir. Gelişmekte olan X ülkesinde doğal nüfus artış hızının eksiye düşmesi (‰ 2,1-2,1), nüfusun azaldığını ve gelecekte iş gücü açığı ile yaşlı nüfus sorunu yaşanacağını gösterir; bu yüzden doğumlar teşvik edilmektedir (II. öncül doğru). X ülkesinin bu durumu, tüm gelişmekte olan ülkelerin nüfusunu azaltmak istediği genellemesini çürütür (I. öncül yanlış). Diğer yandan, gelişmekte olan Y ülkesinde nüfus artış hızının azaltılmak istenmesi, nüfusa yönelik yapılan demografik yatırımların payını azaltarak devletin kaynaklarını doğrudan üretime kaydırmasını ve böylece kalkınma hızını artırmasını sağlar (III. öncül doğru).

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki X ülkesinin demografik özelliklerini ve nüfus politikasını analiz edin.
X ülkesi 4.2004.200 dolar GSYİH ile gelişmekte olan bir ülkedir ancak doğal nüfus artış hızı negatiftir (‰ 2,1-2,1). Bu nedenle nüfusunu artırma politikası uygulamaktadır. Bu durum, 'Gelişmekte olan tüm ülkeler nüfus azaltıcı politika izler' şeklindeki genel yargıyı çürütür. Dolayısıyla I. öncül yanlıştır.
Gelişmişlik düzeyi ile uygulanan nüfus politikası arasındaki istisnaları tespit etmek amacıyla bu adım gerçekleştirilmiştir.
2
II. öncülde belirtilen X ülkesine ait gerekçeyi değerlendirin.
Doğal nüfus artış hızının negatif olması nüfusun fiilen azaldığını gösterir. Bu durum uzun vadede çalışma çağındaki nüfusun (iş gücünün) azalmasına ve yaşlı nüfus oranının artmasına yol açar. X ülkesinin nüfusu artırma politikası izlemesi bu riskleri önlemeye yöneliktir. Dolayısıyla II. öncül doğrudur.
Nüfus artırıcı politikaların demografik gerekçelerini ve gelecekteki olas�� sonuçlarını analiz etmek için bu adım uygulanmıştır.
3
III. öncülde belirtilen Y ülkesine ait gerekçeyi değerlendirin.
Y ülkesi gelişmekte olan bir ülkedir ve doğal nüfus artış hızı yüksektir (‰ 18,418,4). Bu ülkede nüfus artış hızının azaltılması; yol, okul, hastane gibi demografik yatırımlara (tüketici yatırımlar) ayrılan devlet bütçesinin payını azaltır. Bu sayede tasarruflar üretime ve sanayiye yönlendirilerek ekonomik kalkınma hızı artırılır. Dolayısıyla III. öncül doğrudur.
Nüfus artış hızını azaltmanın gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik ve demografik yatırımlar üzerindeki etkisini saptamak için bu adım izlenmiştir.
4
Doğru değerlendirmeleri birleştirerek nihai sonuca ulaşın.
Yapılan analizler sonucunda II ve III numaralı değerlendirmelerin doğru, I numaralı değerlendirmenin ise yanlış olduğu tespit edilmiştir. Doğru cevap bu iki değerlendirmeyi içeren seçenektir.
Öncüllerin doğruluk analizini sentezleyerek doğru seçeneği belirlemek için bu adım yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik seviyeleri ve nüfus yapılarındaki değişimler doğrultusunda uyguladıkları farklı nüfus politikaları ile bu politikaların sosyoekonomik gerekçeleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4990Soru

Türkiye'de bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmak amacıyla hayata geçirilen kalkınma projeleri, kendilerine özgü coğrafi gerekçelere ve hedeflere sahiptir. Aşağıda verilen bölgesel kalkınma projelerini, bu projeler kapsamında yürütülen temel faaliyet veya altyapı yatırımları ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)
Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP)
Konya Ovası Projesi (KOP)
Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBK)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) - Yayla turizmi ve Yeşil Yol güzergahı oluşturulması; Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) - Akarsu havzasındaki taşkın, erozyon ve kirliliğin coğrafi bilgi sistemleri ile izlenmesi; Konya Ovası Projesi (KOP) - Göksu Nehri sularının Mavi Tünel ile havzaya taşınması ve yeraltı suyu kullanımının azaltılması; Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBK) - Filyos Projesi ile ağır sanayiye bağımlı tek yönlü istihdam yapısının çeşitlendirilmesi.
Bölgesel kalkınma projelerinin her biri kendi coğrafi koşullarına göre hedefler belirlemiştir. DOKAP dağlık yapısı nedeniyle yayla turizmini birleştiren Yeşil Yol projesine; YHGP akarsu havzasındaki taşkın, kirlilik ve erozyon izleme veri tabanına; KOP kuraklık ve aşırı yeraltı suyu kullanımını engellemek için Göksu sularını taşıyan Mavi Tünel'e; ZBK ise tek yönlü kömür/çelik sanayisini Filyos Limanı ve endüstri bölgesi ile çeşitlendirmeye odaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Projelerin coğrafi konumlarını ve gelişim amaçlarını analiz edin.
DOKAP Karadeniz yaylalarına, KOP İç Anadolu'nun kurak tarım alanlarına, YHGP Yeşilırmak havzasındaki akarsu problemlerine, ZBK ise Batı Karadeniz'in maden/sanayi alanlarına odaklanmaktadır.
Her kalkınma projesinin çıkış noktası, kapsadığı bölgenin coğrafi ve ekonomik koşullarıyla doğrudan ilişkilidir.
2
DOKAP ve turizm ilişkisini değerlendirin.
Doğu Karadeniz'in engebeli yapısı nedeniyle tarım alanlarının sınırlı olması, yayla turizmini öne çıkarmış ve 'Yeşil Yol' projesiyle bu yaylalar birbirine bağlanmıştır.
Yayla turizmi koridorunun oluşturulması DOKAP'ın turizm odaklı kalkınma stratejisinin bir parçasıdır.
3
YHGP'nin akarsu havzası yönetimindeki rolünü analiz edin.
Yeşilırmak ve kollarındaki taşkın, erozyon ve kirlilik sorunları havza genelinde sürdürülebilir bir planlama ve CBS tabanlı izleme veri tabanının kurulmasını gerektirmiştir.
YHGP, havza ekolojisini ve su kaynaklarını korumaya yönelik ekolojik bir altyapı projesidir.
4
KOP bünyesindeki su aktarım projelerini inceleyin.
İç Anadolu Bölgesi'ndeki şiddetli kuraklık ve aşırı yeraltı suyu çekiminin önüne geçmek için Göksu Nehri'nin suları Mavi Tünel ile Konya Havzası'na yönlendirilmiştir.
KOP kapsamında tarımsal sulama ihtiyacının dış havzalardan su aktarılarak çözülmesi hedeflenmiştir.
5
ZBK projesinin sanayi dönüşümü hedeflerini değerlendirin.
Taş kömürü işletmeciliği ve demir-çelik sanayisine bağımlı olan Batı Karadeniz ekonomisi, Filyos Limanı ve endüstri bölgesi yatırımlarıyla çok sektörlü bir yapıya kavuşturulmaktadır.
Maden ve ağır sanayiye dayalı tek yönlü istihdam risklerini azaltmak için ekonomik çeşitlendirme amaçlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki bölgesel kalkınma projelerinin kapsamı, coğrafi gerekçeleri ve altyapı projeleri.
Soru 4991Soru

İlk ve Orta Çağlarda Avrasya bozkırlarında ve Avrupa coğrafyasında faaliyet gösteren Türk devlet ve toplulukları, dünya tarihi üzerinde derin siyasi, askerî, dinî ve kültürel izler bırakmışlardır.

Buna göre, aşağıda verilen Türk devlet/topluluk eşleştirmelerinden hangisi, bu toplulukların tarihteki özgün etkileri veya yapısal özellikleri açısından yanlış bir bilgi içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırgızlar - Uygur Devleti'ni yıkarak Ötüken merkezli kurulan son Türk devleti olmaları ve Cengiz Han önderliğinde kurulan Moğol İmparatorluğu'na itaat eden ilk Müslüman Türk devleti olmaları

Cevap

Kırgızların Moğol hâkimiyetine girdikleri 1207 yılında henüz Müslüman olmadıkları, bu dönemde Şamanist/Tengrici inanca sahip oldukları gerçeğidir.
Kırgızlar, Uygur Devleti'ni 840 yılında yıkarak Ötüken merkezli kurulan son Türk devleti olmuş ve Cengiz Han liderliğindeki Moğollara itaat eden ilk Türk devleti olmuştur. Ancak bu itaat esnasında (1207) Kırgızlar Müslüman değil, Şamanist idiler. Moğol hâkimiyetini kabul eden ilk Müslüman Türk boyu ise Karluklardır (1211). Bu sebeple Kırgızlar ile ilgili verilen bilgi tarihsel açıdan yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen Türk devletlerinin tarihsel özelliklerini ve dünya tarihindeki etkilerini analiz etme
Tüm seçeneklerdeki bilgiler tek tek incelendiğinde; Avarlar, Karluklar, Türgişler ve Hazarlar hakkında verilen bilgilerin tarihsel gerçeklerle birebir örtüştüğü görülür.
Soruda yanlış olan bilginin tespit edilmesi istenmektedir.
2
Kırgızlar ile ilgili verilen bilgilerin doğruluğunu kontrol etme
Kırgızların 840 yılında Uygurları yıkarak Ötüken merkezli kurulan son Türk devleti olduğu doğrudur. Ayrıca Cengiz Han liderliğindeki Moğollara itaat eden ilk Türk devleti/topluluğu olduğu da doğrudur (1207). Ancak itaat ettikleri bu dönemde Şamanist inanca sahiplerdir, Müslüman değillerdir.
İfade içerisindeki tüm unsurların kronolojik ve inançsal doğruluk süzgecinden geçirilmesi gerekir.
3
Moğollara itaat eden ilk Müslüman Türk topluluğunun hangisi olduğunu belirleme
Cengiz Han'a bağlılığını bildiren ilk Müslüman Türk topluluğu 1211 yılında Karluklar olmuştur.
Kırgızların neden ilk Müslüman Türk devleti olamayacağını kanıtlamak ve tarihsel tutarsızlığı doğrulamak.

Anahtar Kavram

Orta Asya ve Avrupa'da kurulan Türk devletlerinin dinsel, siyasal özellikleri ve diğer toplumlarla etkileşimleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4992Soru

I. Dünya Savaşı başlarında Osmanlı Devleti'nin Alman kurmay heyetiyle ortaklaşa planladığı ve doğrudan taarruz gücüyle başlattığı Kafkas ile Kanal cephelerinin askeri, stratejik ve siyasi hedefleri bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu taarruz cephelerinin açılmasında doğrudan rol oynayan gerekçelerden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Boğazı üzerinden müttefikleri Çarlık Rusyası'na ulaştırmayı planladığı askeri ve lojistik yardımları önceden engelleme düşüncesi

Cevap

İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Boğazı üzerinden müttefikleri Çarlık Rusyası'na ulaştırmayı planladığı askeri ve lojistik yardımları önceden engelleme düşüncesi
Doğru cevap, İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Boğazı üzerinden Rusya'ya yardım göndermesini engelleme düşüncesinin bu cephelerin açılış nedeni olamayacağını belirten seçenektir. Çanakkale Cephesi, Kafkas Cephesi'ndeki Rus baskısı ve Rusya'nın müttefiklerinden yardım talep etmesi üzerine İtilaf Devletleri tarafından açılmış bir savunma cephesidir. Osmanlı Devleti'nin henüz Çanakkale Cephesi açılmadan önce, 1914 yılı sonlarında başlattığı Kafkas ve Kanal taarruzlarının gerekçesi bu olamaz. Bu durum kronolojik olarak uyumsuzdur ve Çanakkale Boğazı'nın savunulması taarruz cephelerinin değil, Çanakkale savunma cephesinin konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas ve Kanal cephelerinin niteliğini ve açılış dönemini belirleme.
Her iki cephe de 1914 sonlarında Osmanlı Devleti tarafından açılan taarruz (saldırı) cepheleridir.
Cephelerin stratejik rollerini doğru kavramak ve savunma cephelerinden ayırt etmek için.
2
Seçeneklerde sunulan gerekçeleri cephelerin amaçlarıyla eşleştirme.
Almanya'nın yükünü hafifletmek (ortak), Süveyş'i alarak sömürge yollarını kesmek (Kanal), Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak (Kafkas), cihat ilanıyla Mısır halkını ayaklandırmak (Kanal) hedefleri cephelerin gerçek açılış nedenleridir.
Tarihsel gerçekliğe uygun olan ve olmayan gerekçeleri belirlemek için.
3
Seçeneklerdeki kronolojik ve nedensel ilişkileri analiz etme.
İtilaf Devletleri'nin Rusya'ya Çanakkale üzerinden yardım gönderme planı, Kafkas Cephesi'ndeki Rus sıkışması sonrasında gelişen bir durumdur ve Çanakkale Cephesi'nin açılmasına yol açmıştır. Dolayısıyla Kafkas ve Kanal cepheleri açılırken böyle bir engelleme amacı güdülemez (henüz ortada Çanakkale Cephesi planı yoktur).
Neden-sonuç ilişkisindeki kronolojik tutarsızlığı saptamak için.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Osmanlı Taarruz Cephelerinin Amaçları ve Kronolojisi
Soru 4993Soru

Türk adının tarihsel kökeni, etimolojik yapısı ve farklı kültürlerdeki anlam karşılıkları üzerine yapılan araştırmalarda çeşitli kaynaklar ve bilim insanları farklı tanımlamalar öne sürmüştür.

Buna göre, sol sütundaki kaynak ve araştırmacı yaklaşımlarını, sağ sütundaki bunlara karşılık gelen en uygun kavramsal açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kaşgarlı Mahmut'un Divânu Lugâti't-Türk'te yer verdiği ve insan yaşamının en verimli dönemiyle özdeşleştirdiği anlam
Ziya Gökalp'in Türklerin teşkilatçı yapısına ve hukuk sistemine atıfta bulunarak yaptığı kurumsal tanımlama
Çin yıllıklarında yer alan, Türklerin savaşçı kimliği ve savunma teçhizatı kültürüyle ilişkilendirilen en eski yazılı benzetme
Arminius Vambery gibi Batılı Türkologların dil bilimsel analizlerle kelimenin morfolojik kökenine dayandırdığı gelişimsel süreç

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki unsurlar sırasıyla sağ sütundaki 'olgunluk çağı', 'töreli, kanun ve nizam sahibi', 'miğfer' ve 'türemek/çoğalmak' açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede, Kaşgarlı Mahmut'un insan gelişimine atıfta bulunan 'olgunluk çağı' açıklaması; Ziya Gökalp'in hukuk sistemine ve kurumsal yapıya dayanan 'töreli, kanun ve nizam sahibi' nitelemesi; Çin kaynaklarının savunma teçhizatı üzerinden yaptığı 'miğfer' benzetmesi ve Arminius Vambery'nin dil bilimsel analize dayanan 'türemek, çoğalmak' görüşü birbiriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kaşgarlı Mahmut'un Divânu Lugâti't-Türk'teki tanımının belirlenmesi.
Türk adının insan yaşamının en verimli dönemi olan 'olgunluk çağı' ile açıklandığı tespit edilir.
Eserde Türk kelimesinin bu kavramla eşleştirilmesi, kelimenin kültürel gelişim düzeyine işaret etmesidir.
2
Ziya Gökalp'in sosyolojik ve hukuki tanımının belirlenmesi.
Ziya Gökalp'in Türk adını 'töreli, kanun ve nizam sahibi' olarak tanımladığı tespit edilir.
Gökalp'in Türk toplum yapısını ve örfi hukuk sistemini (töre) temel alan analizi bu eşleştirmeyi doğrular.
3
Çin yıllıklarındaki en eski yazılı tanımın analiz edilmesi.
Çin kaynaklarında Türk adının askeri teçhizat olan 'miğfer' olarak geçtiği belirlenir.
Çin kaynaklarında bu benzetmenin Altay Dağları'nın coğrafi şekillerine ve Türklerin savaşçı kimliğine dayandırıldığı bilinmektedir.
4
Batılı Türkolog Arminius Vambery'nin dil bilimsel yaklaşımının saptanması.
Vambery'nin kelime kökenini 'türemek' ve 'çoğalmak' eylemleriyle açıkladığı tespit edilir.
Kelime yapısının dil bilimsel tahlili, topluluğun nüfus yapısı ve hareketliliğiyle ilişkilendirilir.

Anahtar Kavram

Türk adının anlamı ve bu anlamları aktaran tarihi/sosyolojik kaynaklar
Soru 4994Soru

Osmanlı Devleti'nin XIX. ve XX. yüzyıllarda izlediği denge stratejisi ve Şark Meselesi kapsamında gerçekleşen aşağıdaki diplomatik gelişmeler ile bu gelişmelerin temel uluslararası siyasi sonuçlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Viyana Kongresi
Hünkâr İskelesi Antlaşması
Paris Antlaşması
Reval Görüşmeleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Viyana Kongresi - Şark Meselesi teriminin literatüre girmesi; Hünkâr İskelesi Antlaşması - Boğazlar'ın uluslararası sorun haline gelmesi; Paris Antlaşması - Osmanlı'nın Avrupa devleti sayılması ve toprak garantisi; Reval Görüşmeleri - İngiltere'nin Osmanlı toprak bütünlüğünü korumaktan vazgeçmesi.
Eşleşmeler, Osmanlı Devleti'nin diplomatik tarihi boyunca yaşadığı kırılma noktalarını ve uluslararası ilişkilerdeki stratejik değişimleri doğru şekilde yansıtmaktadır. Viyana Kongresi, Şark Meselesi ifadesinin doğduğu yerdir. Hünkâr İskelesi Antlaşması, Boğazlar üzerinde Osmanlı egemenliğinin son tek taraflı kullanımıdır. Paris Antlaşması, Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü Avrupalı devletlerin garantisine sokmuştur. Reval Görüşmeleri ise bu garantinin ve denge politikasının İngiltere açısından sona erdiğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Viyana Kongresi'nin Şark Meselesi tarihindeki yerini belirlemek.
Viyana Kongresi (1815), Şark Meselesi kavramının resmi diplomasi belgelerinde ilk kez telaffuz edildiği yerdir.
Uluslararası ilişkilerde Osmanlı Devleti'nin paylaşılması veya geleceği konusunun diplomatik olarak nasıl adlandırıldığını tespit etmek.
2
Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın Boğazlar Sorunu üzerindeki etkisini analiz etmek.
Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833), Rusya'ya tek taraflı Boğazlar imtiyazı vererek İngiltere ve Fransa'nın tepkisini çekmiş ve Boğazlar'ı uluslararası bir kriz haline getirmiştir.
Osmanlı'nın Boğazlar üzerindeki tek taraflı tasarrufunun sona erme sürecini ve denge politikası ihtiyacının doğuşunu anlamak.
3
Paris Antlaşması'nın Osmanlı'nın uluslararası statüsündeki yerini değerlendirmek.
Paris Antlaşması (1856), Osmanlı Devleti'ni Avrupa devletler hukukuna dahil etmiş ve topraklarını Avrupalı güçlerin garantisine vererek denge politikasını tescillemiştir.
Kırım Savaşı sonrası kurulan yeni uluslararası düzenin Osmanlı lehine ve aleyhine olan dengelerini belirlemek.
4
Reval Görüşmeleri'nin İngiltere'nin Osmanlı dış politikasındaki kırılma noktası olarak rolünü saptamak.
Reval Görüşmeleri (1908), İngiltere'nin Rusya'yı serbest bırakmasıyla Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü koruma garantörlüğünün bittiğini ilan etmiştir.
Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecinin son aşamasında dış ittifakların nasıl değiştiğini kavramak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Dağılma Dönemi Diplomasi ve Denge Siyaseti
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4995Soru

İlk Çağ medeniyetleri üzerine araştırma yapan bir tarihçi, Mısır ve Doğu Akdeniz medeniyetlerinin siyasi, hukuki ve kültürel yapılarını incelerken şu tespitlerde bulunmuştur:

I. Mısır’da yazılı hukukun Mezopotamya’daki gibi erken dönemde kanunnameler hâlinde düzenlenmemesinde, firavunların tanrı-kral kimliğiyle mutlak iradelerinin doğrudan hukuk kabul edilmesi belirleyicidir.

II. Fenikelilerin Akdeniz havzasında geniş bir ticaret ağı kurmalarına rağmen kalıcı bir imparatorluk oluşturamamalarında, kolonilerini yurt edinmek yerine yalnızca ham madde ve ticaret merkezi olarak kullanmaları etkilidir.

III. İbranilerin tek tanrılı din inancını benimsemelerine rağmen bu inancın Ön Asya’da geniş kitlelere yayılamamasında, museviliği millî bir kimlik unsuru olarak görüp kendi soyları dışındakilere kapalı tutmaları rol oynamıştır.

Bu tarihçinin tespitlerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Mısır firavunlarının mutlak otoritesini, Fenikelilerin kolonicilik anlayışını ve İbranilerin dini kapalılığını doğru analiz eden I, II ve III ifadelerinin tamamının yer aldığı seçenektir.
Mısır'da firavunların tanrı-kral kabul edilmesi ve emirlerinin mutlak kanun sayılması, Mezopotamya'daki gibi yazılı hukuk derlemelerinin oluşmasını geciktirmiştir. Fenikeliler ise kolonilerini sadece geçici ticaret üsleri (antrepolar) olarak gördükleri için buraları vatanlaştıramamış ve büyük bir kara imparatorluğu kuramamışlardır. İbraniler ise tek tanrılı inançlarını kendi soylarına ait (millî) bir din olarak kabul ettikleri için bu inancın diğer toplumlara yayılmasını engellemişlerdir. Dolayısıyla her üç tespit de tarihsel olarak doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Mısır medeniyetindeki hukuk yapısını analiz etmek.
Mısır'da Mezopotamya'daki gibi yazılı kanunnamelerin geç gelişmesinin sebebinin firavunların mutlak tanrı-kral kimliği olduğu görülür. I. ifade doğrudur.
Tanrı-kralın sözleri ve emirleri doğrudan ilahi hukuk kabul edildiğinden yazılı kodifikasyon ihtiyacı doğmamıştır.
2
Fenikelilerin kolonicilik faaliyetlerinin niteliğini ve siyasi yapıya etkisini değerlendirmek.
Fenikelilerin kurdukları ticaret kolonilerini sadece ekonomik kazanç kapısı olarak gördükleri, yurt edinme amacı gütmedikleri ve bu yüzden kalıcı büyük bir imparatorluk kuramadıkları belirlenir. II. ifade doğrudur.
Deniz koloniciliği yapan Fenikeliler, toprakları kalıcı olarak vatanlaştırma siyaseti izlememişlerdir.
3
İbrani inanç sisteminin yayılma alanını ve toplumsal kabullerini incelemek.
İbranilerin tek tanrılı inançları olan Museviliği millî bir din olarak benimseyip diğer toplumlara yaymaya çalışmadıkları tespit edilir. III. ifade doğrudur.
Musevilik, İbrani soyundan gelenlerin dini olarak kabul edildiği için evrensel bir karakter kazanamamıştır.
4
Tüm tespitleri birleştirerek doğru seçeneği belirlemek.
Her üç öncüldeki tespitin de tarihsel olarak doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Mısır, Fenike ve İbrani uygarlıklarının temel yapısal özellikleri doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

Mısır ve Doğu Akdeniz Medeniyetlerinin Siyasi, Hukuki ve Sosyo-Kültürel Yapıları
Soru 4996Soru

Anadolu’da XII. ve XIII. yüzyıllarda inşa edilen Türkiye Selçuklu mimari eserlerinde görülen;

I. Konya Karatay Medresesi gibi yapılarda İç Anadolu'nun sert kış şartlarına yönelik kapalı avlulu plan uygulanırken, Erzurum Çifte Minareli Medrese gibi eserlerde açık avlulu planın sürdürülmesi,
II. Kervansaray ve darüşşifaların vakıf sistemi aracılığıyla toplumun tüm kesimlerine ücretsiz hizmet veren sosyal kurumlara dönüştürülmesi,
III. Sivas Gök Medrese ve Erzurum Yakutiye Medresesi'nin taç kapılarında Orta Asya kökenli ��ift başlı kartal ve hayat ağacı motiflerinin, Anadolu'nun yerel taş işçiliği üslubuyla harmanlanarak kullanılması

özelliklerinden hangileri, Selçuklu sanatının hem coğrafi çevreye uyum sağladı��ının hem de kültürel bir sentezin ürünü olduğunun kanıtı olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci öncülde belirtilen açık ve kapalı avlu planlarının iklim koşullarına göre tercih edilmesi coğrafi çevreye uyumu; üçüncü öncüldeki Orta Asya kökenli motiflerin yerel taş işçiliği ile birleştirilmesi ise kültürel sentezi kanıtladığından, bu iki unsuru içeren seçenek doğrudur.
Doğru cevap, İç Anadolu'nun iklim koşullarına bağlı olarak geliştirilen kapalı avlulu medrese planının coğrafi çevreye uyumu; Orta Asya kökenli motiflerin Anadolu'nun yerel taş işçiliğiyle birleştirilmesinin ise kültürel sentezi doğrudan kanıtlamasıdır. Bu nedenle coğrafi uyum ve kültürel sentezi yansıtan bu iki öncülün birlikte yer aldığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen öncüller 'coğrafi çevreye uyum' ve 'kültürel sentez' kriterleri açısından analiz edilir.
Coğrafi uyumun mekânsal/iklimsel adaptasyonları, kültürel sentezin ise farklı kültürel geleneklerin sanatsal birleşimini ifade ettiği saptanır.
Öncüllerin tarihsel analizini doğru teorik çerçeveye oturtmak için.
2
Birinci öncül incelenir: Konya'da kapalı avlulu, Erzurum'da açık avlulu medrese inşası.
İç Anadolu'nun sert kış şartlarına karşı kapalı avlu geliştirilmesi, doğrudan coğrafi ve iklimsel çevreye uyum sağlandığını kanıtlar.
Mimari tasarımın bölgesel iklim farklılıklarına göre esnetilmesi coğrafi adaptasyondur.
3
İkinci öncül incelenir: Kervansaray ve darüşşifaların vakıf sistemiyle çalışması.
Bu durum devletin sosyal niteliğini ve kurumsal gücünü gösterir, ancak coğrafi uyum veya kültürel sentezle doğrudan ilgisi yoktur.
Vakıf sisteminin kurumsal ve sosyo-ekonomik işlevini mimari üslup gelişiminden ayırt etmek için.
4
Üçüncü öncül incelenir: Orta Asya motiflerinin yerel taş işçiliğiyle harmanlanması.
Orta Asya Türk sembollerinin, Anadolu'nun yerel (Bizans, Ermeni veya yerel antik) taş süsleme üslubuyla harmanlanması kültürel sentezi doğrudan kanıtlar.
Farklı coğrafi kökenlere sahip estetik ögelerin aynı yapıda birleşmesi sentezin temel göstergesidir.
5
Kriterleri karşılayan öncüller birleştirilerek doğru yanıta ulaşılır.
Hem coğrafi uyumu (I) hem de kültürel sentezi (III) kanıtlayan öncüllerin yer aldığı seçenek doğru cevap olarak belirlenir.
Soruda istenen her iki tarihsel olgunun da eksiksiz karşılanması amacıyla.

Anahtar Kavram

Türkiye Selçuklu mimarisinde coğrafi şartların tasarıma etkisi ve sanatsal sentez özellikleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4997Soru

İlk Çağ medeniyetlerinde hukuk kurallarının gelişimini, kaynaklarını ve içeriklerini inceleyen bir tarihçi, farklı toplumlara ait kanunların temel niteliklerini belirlemiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen İlk Çağ hukuk sistemleri ile sağ sütunda verilen ayırt edici özellikleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hitit Kanunları
Hammurabi Kanunları
İbrani Hukuku
On İki Levha Kanunları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hitit Kanunları tazminat esaslı ve aile hukukunu düzenleyen yapıya; Hammurabi Kanunları kısas ilkesi ve sınıfsal yapıya; İbrani Hukuku Tanrı karşısında eşitlik ve ilahi ahit temeline; On İki Levha Kanunları ise patriciler ile pleblerin mücadelesine ve borç köleliğinin sınırlanmasına dayanır.
Hitit Kanunları tazminat esaslı, kolektif ceza içeren ve kadın haklarını gözeten yapıya; Hammurabi Kanunları kısas ilkesi, sınıfsal farklılıklar ve tanrı Şamaş meşruiyetine; İbrani Hukuku Tanrı karşısında eşitlik ve ilahi ahit temeline; On İki Levha Kanunları ise patriciler ile pleblerin mücadelesine ve borç köleliğinin sınırlanmasına dayanmaktadır. Eşleşmeler bu tarihsel olgulara tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hitit Kanunlarının temel özellikleri analiz edilir.
Hitit hukukunun Mezopotamya hukukuna kıyasla daha insancıl olduğu, ölüm cezaları yerine tazminat (diyet) ödenmesini öngördüğü ve aile hukukuna (kadın hakları, miras) önem verdiği belirlenir. Bu durum, Hitit Kanunları ile tazminat esaslı ve aile hukukunu gözeten ifadenin eşleşmesini sağlar.
Hititlerin Anadolu coğrafyasındaki özgün hukuk yapısını ayırt etmek.
2
Hammurabi Kanunlarının nitelikleri incelenir.
Kral Hammurabi'nin adalet tanrısı Şamaş'tan kanunları alırken tasvir edilmesi teokratik meşruiyeti gösterir. Kanunların kısasa kısas esasına dayanması ve toplumsal sınıflara göre farklı cezalar öngörmesi (örneğin bir soylunun bir köleye verdiği zarar ile bir soyluya verdiği zararın cezasının farklı olması) onun ayırt edici özellikleridir.
Hammurabi Kanunlarının sertliğini ve sınıfsal yapısını tespit etmek.
3
İbrani Hukukunun yapısı değerlendirilir.
İbrani Hukuku (On Emir), tek tanrılı din inancına dayanır. Bu hukuk sisteminde kanunlar doğrudan ilahi bir ahit niteliğindedir ve sınıfsal imtiyazlara karşı herkesin Tanrı karşısında eşit olduğu anlayışı hakimdir.
İbrani hukukunun teokratik ve eşitlikçi yönünü belirlemek.
4
On İki Levha Kanunlarının tarihsel arka planı incelenir.
Roma Cumhuriyeti döneminde patriciler ve plebler arasındaki çatışmaları sona erdirmek amacıyla hazırlanan bu kanunlar, pleblerin haklarını yazılı güvenceye almış ve borç köleliği uygulamasını sınırlayarak Roma hukukunun temelini atmıştır.
Roma hukukunun sınıfsal mücadeleler ve yazılı hale gelme sürecini çözümlemek.

Anahtar Kavram

İlk Çağ hukuk sistemlerinin kaynakları, cezalandırma yöntemleri (kısas vs. tazminat) ve sınıfsal/teokratik yapıları bakımından karşılaştırılması.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4998Soru

Çanakkale Cephesi'nde meydana gelen aşağıdaki gelişmeleri, başlangıç tarihlerini esas alarak kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çanakkale Cephesi'ndeki gelişmelerin kronolojik sıralaması: İtilaf Devletleri filosunun Kumkale ve Seddülbahir dış tabyalar��nı bombalaması (19 Şubat 1915), Nusret Mayın Gemisi'nin Karanlık Liman'a mayın dökmesi (7-8 Mart 1915), Liman von Sanders Paşa komutasındaki 5. Ordu'nun kurulması (24 Mart 1915), Yarbay Mustafa Kemal'in Arıburnu'nda düşman ilerleyişini durdurması (25 Nisan 1915) ve Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığı görevine getirilmesi (8 Ağustos 1915) şeklindedir.
Çanakkale Cephesi'ndeki olayların doğru sıralaması, deniz harekatı hazırlıklarıyla başlar (Kumkale ve Seddülbahir dış tabyalarının bombalanması), savunma mayınlamasıyla sürer (Nusret'in mayın dökmesi), deniz mağlubiyeti sonrasında kara savunması için ordu teşkilatının kurulmasıyla devam eder (5. Ordu'nun kuruluşu), kara çıkarmalarının ilk günü yapılan savunma müdahalesiyle şekillenir (Arıburnu savunması) ve son olarak kara savaşlarının ikinci aşamasındaki komuta değişikliğiyle son bulur (Anafartalar Grubu Komutanlığı).

Adım Adım Çözüm

1
Boğaz'ın dış savunma hattını oluşturan dış tabyaların ilk deniz bombardımanının tarihini belirlemek.
Bu bombardıman 19 Şubat 1915'te başlamış ve cephedeki fiili askeri harekatların ilk halkasını oluşturmuştur.
Harekâtın ilk safhası denizden girişilen abluka ve dış savunma hatlarını yok etme teşebbüsüdür.
2
Nusret Mayın Gemisi'nin boğaza döktüğü mayınların tarihini tespit etmek.
Yüzbaşı Hakkı Bey komutasında 7-8 Mart 1915 gecesi mayın dökülmüştür.
Bu operasyon, İtilaf Devletleri'nin 18 Mart'taki genel deniz taarruzundan önce savunma amaçlı yapılmış ve zaferin belirleyicisi olmuştur.
3
18 Mart deniz mağlubiyeti sonrası Osmanlı ordusunun Gelibolu Yarımadası'ndaki kara savunmasını yönetmek için kurduğu ordu teşkilatının tarihini belirlemek.
Liman von Sanders komutasındaki 5. Ordu 24 Mart 1915'te kurulmuştur.
Deniz harekatı başarısız olunca müttefiklerin kara çıkarması yapacağı öngörülmüş, savunma birlikleri tek çatı altında birleştirilmiştir.
4
İtilaf Devletleri'nin kara çıkarmasının başlama tarihi ile Arıburnu direnişini eşleştirmek.
Çıkarma harekatı 25 Nisan 1915'te başlamış, Mustafa Kemal aynı gün Conkbayırı ve Arıburnu cephelerinde ilerleyişi durdurmuştur.
Kara çıkarmasının ilk günü yapılan bu kritik müdahale, harekatın seyrini doğrudan etkilemiştir.
5
Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığı'na getirilmesi ve sonrasındaki muharebeleri tarihlendirmek.
Mustafa Kemal, 8 Ağustos 1915'te bu göreve getirilmiş ve ardından Anafartalar ile Conkbayırı muharebelerinde büyük başarılar elde etmiştir.
Bu görevlendirme, kara savaşlarının ikinci aşaması olan müttefiklerin Suvla Koyu çıkarması ve sonrasındaki kuşatma girişimlerine karşı yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'ndeki deniz ve kara muharebelerinin kronolojik gelişimi ve kritik askeri teşkilatlanma aşamaları.
Soru 4999Soru

Otuz Yıl Savaşları'nı sonlandıran 1648 Westphalia Barışı, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu sınırları içerisindeki prensliklerin kendi dinlerini seçebilmesini ve imparatordan bağımsız olarak antlaşmalar imzalayabilmesini hükme bağlamıştır. Ayrıca, Papalık makamının antlaşma hükümleri üzerindeki veto yetkisi tamamen geçersiz sayılmış, böylece uluslararası siyasette kilisenin belirleyici gücü sınırlandırılmıştır.

Buna göre, Westphalia Barışı ile temelleri atılan modern uluslararası düzende aşağıdakilerden hangisinin geçerli bir ilke olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini otoritenin ve kuralların, devletlerin egemenlik haklarının üstünde bir meşruiyet kaynağı olarak korunması

Cevap

Dini otoritenin ve kuralların, devletlerin egemenlik haklarının üstünde bir meşruiyet kaynağı olarak korunması
Dini otoritenin ve kuralların devlet egemenliğinin üzerinde tutulması ifadesi Westphalia düzeniyle bağdaşmaz. Westphalia Barışı, dinî otoritelerin (özellikle Papalığın) devletler üzerindeki vesayetine son vermiş ve egemenliği sekülerleştirmiştir. Dolayısıyla bu ilke yeni düzende savunulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etme
Westphalia Barışı'nın papalığın veto hakkını geçersiz kıldığı ve prensliklere imparatordan bağımsız hareket etme hakkı verdiği saptanmıştır.
Uluslararası sistemdeki güç dengelerinin nasıl değiştiğini anlamak için paragraftaki ipuçları değerlendirilmelidir.
2
Westphalia Barışı'nın sekülerleşme ve egemenlik ilkeleriyle ilişkisini kurma
Westphalia düzeninin, devletlerin kendi topraklarında din dahil her konuda tek otorite (seküler egemenlik) olmasını sağladığı anlaşılmıştır.
Modern devletler hukukunun dinî otoriteleri dışlayan yapısını analiz etmek gerekir.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu test etme
Dini otoritenin devletlerin üzerinde konumlandırılmasının yeni düzene tamamen aykırı olduğu, aksine devletlerin kilisenin siyasi vesayetinden kurtulduğu belirlenmiştir.
Seçeneklerin hangisinin Westphalia ilkeleriyle çeliştiğini bulmak için kavramsal karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Westphalia Barışı'nın sekülerleşme, egemen devletlerin eşitliği ve modern uluslararası hukuk üzerindeki kurucu etkisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5000Soru

Bir dağlık bölgede meydana gelen 7.27.2 büyüklüğündeki deprem, yamaç dengesini bozarak büyük bir heyelana neden olmuş ve kayan kütleler nehir yatağını tıkayarak bir heyelan set gölü oluşturmuştur. Yetkililer, setin arkasında biriken suyun oluşturduğu risk nedeniyle erken uyarı sistemleri kurmuş ve nehir yatağının mansap kısmındaki yerleşim yerlerinin geçici olarak tahliye edilmesini sağlamıştır. İki hafta sonra başlayan şiddetli sağanak yağışlar sonucu set gölü taşmış ve mansapta büyük bir taşkın meydana gelmiştir.

Buna göre, bu süreçte yaşanan afetler ve uygulanan afet yönetimi faaliyetleriyle ilgili;

I. Depremin yamaç dengesini bozarak heyelana neden olması, jeolojik kökenli bir afetin klimatolojik kökenli başka bir afeti doğrudan tetiklemesine örnektir.
II. Set gölünün patlama ihtimaline karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması ve nehir yatağındaki nüfusun güvenli alanlara nakledilmesi, bütünleşik afet yönetiminin "hazırlık" aşamasında yer alan faaliyetlerdir.
III. Heyelan setinin yıkılmasıyla ortaya çıkan taşkın; hem jeolojik-jeomorfolojik kökenli tetikleyicilerin hem de klimatolojik kökenli bir faktörün ortak etkisiyle meydana gelmiş hidrolojik bir afettir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Hazırlık aşamasına ait faaliyetlerin ve taşkının hidrolojik karakterinin doğru açıklandığı ikinci ve üçüncü ifadeleri içeren seçenektir.
Doğru cevap, erken uyarı ve nakil işlemlerinin hazırlık aşamasına ait olduğunu belirten ikinci ifade ile taşkının çok kökenli tetikleyicilerle gelişen hidrolojik bir afet olduğunu belirten üçüncü ifadenin doğru kabul edildiği seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki heyelan afeti köken yönünden değerlendirilir.
Heyelan (kütle hareketleri) yer şekillerine ve yer çekimine bağlı gelişen jeolojik-jeomorfolojik kökenli bir afettir. Yağışlarla tetiklenebilmesi onu klimatolojik kökenli yapmaz. Dolayısıyla birinci ifade yanlıştır.
Afetlerin köken sınıflandırmasındaki yanılgıyı düzeltmek için.
2
İkinci ifadedeki afet yönetimi faaliyetleri sınıflandırılır.
Erken uyarı sistemlerinin kurulması ve nüfusun güvenli alanlara nakledilmesi planları, afet gerçekleşmeden önce can ve mal kaybını önlemeye yönelik kısa-orta vadeli tedbirlerdir. Bu tedbirler bütünleşik afet yönetiminin hazırlık aşamas��nda yer alır. İkinci ifade doğrudur.
Faaliyetlerin afet yönetimi döngüsündeki doğru yerini saptamak için.
3
Üçüncü ifadedeki taşkın afetinin oluşum koşulları ve türü analiz edilir.
Taşkınlar hidrolojik kökenli afetlerdir. Bu olayda taşkın, jeolojik-jeomorfolojik süreçler (deprem ve heyelan seti oluşumu) ile klimatolojik bir sürecin (şiddetli sağanak yağışlar) birleşmesi sonucu setin yıkılmasıyla oluşmuştur. Üçüncü ifade doğrudur.
Afet zincirindeki çok kökenli etkileşimi ve afetin türünü doğrulamak için.
4
Doğru olan maddeler bir araya getirilerek nihai karara varılır.
Sadece ikinci ve üçüncü ifadeler doğru olduğundan, bu iki ifadeyi içeren seçenek doğru cevaptır.
Soru kökündeki yönlendirmeye göre doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin kökenlerine göre sınıflandırılması, afet zincirleri ve bütünleşik afet yönetimi aşamaları.
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 250 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin