Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5001Soru

Wong: (...) Efendim, siz Batılılar her şeyi merak edersiniz ama ruhuna inemezsiniz. Bu maymunun beynini canlıyken yemek, sadece damak zevki değildir. Bir felsefedir, bir yaşam gücüdür.

Jonathan: Harika! İşte aradığım egzotizm bu! Sermayemi bu Doğu mistisizmiyle taçlandıracağım. Betty, bu anı kameraya kaydetmelisin. Biz Teksas'ta petrol fışkırtırken buradaki vahşi ama mistik enerjiyle bütünleşmeliyiz.

Betty: Jonathan, içimde tarif edilmez bir tiksinti var. Hayvanın gözlerindeki o çaresiz dehşet... Biz dünyaya medeniyet ve teknoloji ihraç ettiğimizi iddia ederken bu ilkel vahşete ortak mı olacağız?

İçerik, üslup ve şahıs kadrosu dikkate alındığında Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosundan alınan bu sahne ve ait olduğu eserle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Absürt (uyumsuz) tiyatro çizgisinde yazılan ve Güngör Dilmen'e ait olan bu eser, kapitalist dünya görüşünün pragmatik ve sömürgeci yapısı ile Doğu mistisizmini karşı karşıya getirerek insani değerlerin yozlaşmasını grotesk bir kurguyla işler.

Cevap

Absürt tiyatro çizgisinde yazılan ve Güngör Dilmen'e ait olan bu eser, kapitalist dünya görüşünün pragmatik ve sömürgeci yapısı ile Doğu mistisizmini karşı karşıya getirerek insani değerlerin yozlaşmasını grotesk bir kurguyla işler.
Doğru seçenek olan ve Güngör Dilmen'in 'Canlı Maymun Lokantası' eserini belirten yargı doğrudur. Eser, Türk tiyatrosunda absürt (uyumsuz) tiyatronun ilk ve en başarılı örneği kabul edilir. Oyunda Teksaslı zengin petrol kralı Jonathan ve eşi Betty'nin balayı için gittikleri Hong Kong'daki bir lokantada yaşadıkları absürt olaylar üzerinden kapitalizmin sömürgen yapısı, materyalizm ve Doğu-Batı çatışması grotesk bir dille eleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki şahıs kadrosunu (Bayan Wong, Jonathan, Betty) ve olay örgüsünün merkezindeki 'canlı maymun beyni yeme' eylemini incelemek.
Bu sıra dışı ve grotesk durumun Türk edebiyatında absürt tiyatronun başyapıtlarından biriyle örtüştüğü belirlenir.
Eserin ayırt edici temel motifleri ve karakterleri yazar ve esere ulaşmak için birincil ipucudur.
2
Metnin üslubunu, Doğu-Batı çatışmasına yönelik sömürgecilik ve kapitalizm eleştirilerini barındıran tematik yapısını analiz etmek.
Eserin pragmatik/materyalist Batı zihniyeti ile egzotik/mistik Doğu arasındaki tezatlığı absürt ögelerle işleyen 'Canlı Maymun Lokantası' oyunu olduğu netleştirilir.
Tematik analiz, oyunun sadece olay örgüsünü değil, yazarın ele aldığı felsefi ve toplumsal altyapıyı da doğrulamamızı sağlar.
3
Cumhuriyet Dönemi tiyatro yazarlarından Güngör Dilmen'in sanat anlayışını ve absürt tiyatrodaki yerini değerlendirmek.
Güngör Dilmen'in mitoloji ve absürt ögeleri kullanarak evrensel temaları işlediği ve bu oyunun da söz konusu yönelimi tam olarak yansıttığı saptanır.
Yazarın genel sanat çizgisi ile tespit edilen eserin uyuşması, doğru şıkkı belirleme sürecinin edebi tarihsel zeminini oluşturur.
4
Çeldirici seçeneklerde yer alan diğer tiyatro yazarlarını (Haldun Taner, Orhan Asena, Turan Oflazoğlu, Necati Cumalı) ve onların eser/tür özelliklerini karşılaştırmak.
Epik tiyatro, tarihi trajedi, kırsal/toplumsal gerçekçi tiyatro gibi diğer seçeneklerin metindeki modern-absürt tarzla uyuşmadığı görülür ve doğru seçeneğe ulaşılır.
Dönemin diğer önemli tiyatro eğilimlerinin elenmesi, ulaşılan sonucun kesinliğini doğrular.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi tiyatrosunda absürt (uyumsuz) tiyatro akımı ve Güngör Dilmen'in eserleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5002Soru

Birinci TBMM, açılışından kısa süre sonra saltanat ve hilafet yanlısı çevrelerin, İstanbul Hükümeti’nin ve İtilaf Devletleri’nin kışkırtmalarıyla başlayan iç ayaklanmalarla karşı karşıya kalmıştır. TBMM bu ayaklanmaları bastırmak amacıyla Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu yürürlüğe koymuş, İstiklal Mahkemelerini kurmuş; diğer yandan da Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin Milli Mücadele karşıtı fetvasına karşı Ankara Müftüsü Rıfat Efendi ve Anadolu’daki çok sayıda müftünün imzasıyla karşı fetvalar yayımlatmıştır.

Buna göre Birinci TBMM'nin iç ayaklanmalara karşı yürüttüğü mücadele stratejisi ve bu süreçteki hukuki-siyasi yapısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayaklanmaları bastırma sürecinde meclisin otoritesini korumak amacıyla laiklik ilkesini anayasal bir kural haline getirmiş ve dini argümanları tamamen dışlamıştır.

Cevap

Ayaklanmaları bastırma sürecinde meclisin otoritesini korumak amacıyla laiklik ilkesini anayasal bir kural haline getirmiş ve dini argümanları tamamen dışlamıştır.
Doğru cevap olan ifade, Birinci TBMM'nin laiklik ilkesini anayasal bir kural haline getirdiğini ve dini argümanları tamamen dışladığını öne sürmektedir. Ancak Birinci TBMM dönemi anayasası olan 1921 Anayasası'nda (Teşkilat-ı Esasiye) laiklik ilkesi yer almadığı gibi, meclis Şeyhülislam'ın fetvasına karşı Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi'den karşı fetva alarak dini argümanları mücadelede etkin bir şekilde kullanmıştır. Dolayısıyla bu ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki önlemleri ve Birinci TBMM'nin dönemsel yapısını incelemek.
TBMM'nin isyanlara karşı hem yasal (Hıyanet-i Vataniye Kanunu, İstiklal Mahkemeleri) hem de dini (karşı fetva) adımlar attığı görülür.
Milli Mücadele Dönemi'nde meclisin meşruiyetini korumak için hangi araçlara başvurduğunu anlamak.
2
Laiklik ilkesinin Türk anayasal tarihindeki kronolojik yerini tespit etmek.
Laiklik ilkesinin anayasaya girmesinin 1937 yılında gerçekleştiği, 1921 Anayasası'nda ise henüz laik bir karakter bulunmadığı anlaşılır.
Anakronizm yanılgısına düşülmesini engellemek.
3
Dini argümanların dışlanıp dışlanmadığını kontrol etmek.
İstanbul Hükümeti'nin fetvasına karşı Ankara Müftüsü'nden karşı fetva alınmasının dini argümanların dışlanmadığını, aksine mücadelede aktif olarak kullanıldığını gösterdiği belirlenir.
Verilen önermenin tarihsel gerçeklerle uyuşmadığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin hukuki-siyasi yapısı, güçler birliği ilkesi ve ayaklanmalara karşı meşruiyet arayışları
Soru 5003Soru

Jeolojik zamanlar boyunca meydana gelen levha hareketleri ile küresel ölçekteki iklim dalgalanmaları (paleocoğrafya), canlıların evrimsel süreçlerini, yayılış alanlarını ve türlerin izolasyonunu doğrudan şekillendirmiştir.

Buna göre;

I. Üçüncü Zaman sonlarında Hindistan levhasının Asya ile çarpışması sonucu yükselen Himalaya dağ kuşağının kuzey ve güneyindeki flora ve fauna grupları arasında ekolojik bir bariyer oluşturması,
II. Dördüncü Zaman'daki buzul dönemlerinde deniz seviyesinin alçalmasıyla Bering Boğazı'nın kara köprüsüne dönüşerek Avrasya ile Kuzey Amerika arasında büyük memeli göçlerine olanak sağlaması,
III. Avustralya kıtasının Gondwana’dan erken dönemde ayrılarak izole olması nedeniyle, plasentalı memelilerle rekabet edemeyen keseli memelilerin bu kıtada benzersiz bir evrimsel gelişim göstermesi,
IV. Ekvatoral iklim bölgesinde yer alan Amazon Havzası'nda yüksek sıcaklık ve nem koşullarına bağlı olarak yıl boyunca yeşil kalan geniş yapraklı yağmur ormanlarının zengin bir tür çeşitliliğine ev sahipliği yapması

durumlarından hangileri biyoçeşitlilik üzerinde paleocoğrafik faktörlerin etkisine örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III
Doğru yanıt olan I, II ve III numaralı öncüller, jeolojik geçmişteki levha hareketleri (Himalayalar'ın oluşumu ve Avustralya'nın Gondwana'dan ayrılması) ile buzul dönemlerindeki iklim dalgalanmalarının (Bering Kara Köprüsü) biyoçeşitlilik ve türlerin dağılışı üzerindeki doğrudan etkilerini örneklemektedir. Bu durumlar paleocoğrafyanın kapsamına girer.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerdeki olayların jeolojik zamanlardaki geçmişlerini ve süreç türlerini belirleme
I, II ve III. öncüllerdeki olaylar jeolojik geçmişteki kıta kaymaları (levha hareketleri) ve buzul çağları gibi paleocoğrafik süreçleri ifade ederken; IV. öncül günümüzdeki iklim koşullarını (sıcaklık ve yağış) temsil etmektedir.
Paleocoğrafya ile günümüz fiziki/iklimsel coğrafya koşullarını birbirinden ayırmak gerekir.
2
Himalayalar'ın oluşumunun (I) paleocoğrafik niteliğini analiz etme
Üçüncü Zaman sonlarındaki Hindistan levhası ile Avrasya levhasının çarpışması levha tektoniği (paleocoğrafya) kapsamındadır ve türlerin dağılışında bariyer oluşturmuştur.
Levha hareketlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki bariyer oluşturma etkisini doğrulamak.
3
Bering Kara Köprüsü'nün (II) paleocoğrafik niteliğini analiz etme
Dördüncü Zaman buzul dönemlerindeki deniz seviyesi değişimleri ve oluşan kara köprüleri paleoklimatolojik ve paleocoğrafik süreçlerdir; tür göçlerine imkan tanımıştır.
İklim değişimlerinin göç yolları üzerindeki tarihsel etkisini doğrulamak.
4
Avustralya'nın izolasyonunun (III) paleocoğrafik niteliğini analiz etme
Gondwana süper kıtasından erken ayrılma levha hareketlerine (paleocoğrafya) dayanır ve canlıların diğer kıtalardaki yırtıcı/rekabetçi türlerden izole şekilde evrimleşmesini sağlamıştır.
Kıta kaymasının tür izolasyonu ve evrimi üzerindeki rolünü belirlemek.
5
Amazon Havzası'ndaki durumun (IV) paleocoğrafya ile ilişkisini değerlendirme
Amazon Havzası'nın günümüzdeki zengin biyoçeşitliliği, bölgedeki mevcut ekvatoral iklimin (yüksek sıcaklık ve nem) bir sonucudur ve güncel fiziki faktörler grubuna girer.
Günümüz iklim koşullarının paleocoğrafya ile karıştırılması yanılgısını elemek.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafyanın (levha tektoniği ve geçmiş iklim değişimleri) biyoçeşitliliğin küresel dağılışı, izolasyonu ve göç yolları üzerindeki belirleyici etkisi
Soru 5004Soru

Türkiye'de ulusal egemenliğin pekiştirilmesi, devlet teşkilatının kurumsallaşması ve çok partili yaşama geçiş sürecinin sağlıklı yürütülmesi amacıyla siyasi alanda birçok inkılap gerçekleştirilmiştir.

Buna göre, yukarıda verilen siyasi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru doğru sıralanı��ı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Ankara'nın başkent ilan edilmesi (13 Ekim 1923), Cumhuriyet'in ilanı (29 Ekim 1923), Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması (3 Mart 1924), 1924 Anayasası'nın kabulü (20 Nisan 1924) ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması (17 Kasım 1924) şeklindedir.
Siyasi inkılapların kronolojik sırası incelendiğinde; Ankara'nın başkent yapılması 13 Ekim 1923'te, Cumhuriyet'in ilanı 29 Ekim 1923'te, Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin lağvedilmesi 3 Mart 1924'te, 1924 Anayasası'nın yürürlüğe girmesi 20 Nisan 1924'te ve son olarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu 17 Kasım 1924'te gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda yapılan sıralama tarihsel akışa tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Ankara'nın başkent ilan edilme tarihinin saptanması
13 Ekim 1923
Lozan Antlaşması'nın ardından hükümet merkezinin hukuken belirlenmesi gerekmiştir.
2
Cumhuriyet'in ilan edilme tarihinin saptanması
29 Ekim 1923
Ekim Bunalımı adıyla anılan hükümet krizini çözmek ve devlet başkanlığı sorununu netleştirmek hedeflenmiştir.
3
Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılma tarihinin saptanması
3 Mart 1924
Laiklik yolundaki reformların hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla din ve devlet işleri ayrılmıştır.
4
1924 Anayasası'nın kabul edilme tarihinin saptanması
20 Nisan 1924
Gerçekleştirilen rejim değişikliği ve kurumsal inkılapları kapsayacak yeni bir anayasal düzenin yürürlüğe konması gerekmiştir.
5
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluş tarihinin saptanması
17 Kasım 1924
Cumhuriyet rejiminin ilk çok partili hayata geçiş denemesi bu partinin kurulmasıyla başlamıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Siyasi İnkılaplarının Kronolojik Gelişimi ve Neden-Sonuç İlişkileri
Soru 5005Soru

İstanbul'un fethi öncesinde hem Osmanlı Devleti hem de Bizans İmparatorluğu, kuşatmanın gidişatını doğrudan etkileyecek askeri, diplomatik ve lojistik hazırl��klar gerçekleştirmiştir.

Aşağıda verilen hazırlıkları, bu hazırlıkların yapılışındaki temel stratejik amaçlar ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

II. Mehmed'in Boğazkesen (Rumeli) Hisarı'nı yaptırarak Karadeniz ile İstanbul arasındaki deniz bağlantısını kontrol altına alması
Kuşatma öncesinde Osmanlı ordusunun Silivri ve Vize gibi çevre Bizans kalelerini denetim altına alması
Bizans İmparatorluğu'nun Katolik ve Ortodoks kiliselerini birleştirme girişiminde bulunması
Bizans'ın Haliç ağzına kalın zincirler germesi ve Grejuva (Rum ateşi) üretimini artırması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rumeli Hisarı'nın inşası Karadeniz yardım yolunu kesmekle; Silivri ve Vize kalelerinin alınması çevre güvenliğini ve kara irtibatını kesmekle; kilise birleşme çabası Batı'dan Haçlı yardımı sağlamakla; Haliç zinciri ve Grejuva kullanımı ise Osmanlı donanmasının iç limana girmesini önlemekle eşleşmelidir.
Hazırlıkların her biri fethin askeri ve diplomatik boyutlarını doğrudan yansıtmaktadır. Boğazkesen Hisarı yapımının Karadeniz lojistik hattını kesme amacıyla, Silivri ve Vize kalelerinin fethinin kara bağlantısını kesip geriden gelebilecek tehditleri önleme amacıyla, kiliselerin birleştirilmesi girişiminin Batı dünyasından siyasi ve askeri Haçlı yardımı sağlama amacıyla, Haliç'e zincir çekilmesi ve Grejuva stoklanmasının ise Osmanlı donanmasının iç limana girip zayıf surları tehdit etmesini engelleme amacıyla yapıldığı açıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Rumeli Hisarı'nın (Boğazkesen) inşasının askeri ve lojistik amacını belirlemek.
Bu hazırlığın Karadeniz üzerinden gelebilecek dış yardımları kesmeye yönelik olduğu saptanır.
Coğrafi konum itibarıyla Boğaz'ın kuzey girişini kontrol ederek Karadeniz-Marmara bağlantısını kesmek hedeflenmiştir.
2
Osmanlı Devleti'nin Silivri ve Vize kalelerini ele geçirmesinin stratejik önemini değerlendirmek.
Bu kalelerin ele geçirilmesiyle İstanbul'un Trakya yönündeki kara irtibatının kesildiği ve arkadan gelebilecek tehditlerin önlendiği tespit edilir.
Güvenli bir kuşatma alanı oluşturmak için harekat sahasının arka güvenliğini sağlamak gerekmektedir.
3
Bizans'ın dinler/mezhepler arası birleşme girişiminin diplomatik gerekçesini analiz etmek.
Bizans'ın Katolik dünyasını memnun ederek Osmanlı'ya karşı bir Avrupa ittifakı (Haçlı ordusu) kurma amacı güttüğü belirlenir.
Askeri açıdan yetersiz kalan Bizans, diplomatik tavizler vererek Batı'nın askeri desteğine muhtaç durumdadır.
4
Haliç zinciri ve Grejuva ateşinin savunmadaki işlevini açıklamak.
Bu savunma tedbirinin, Osmanlı donanmasının zayıf Haliç surlarına yaklaşmasını engellemek üzere alındığı anlaşılır.
Haliç surları şehrin savunması en kolay aşılabilen bölgesi olduğu için denizden sızmaları durdurmak Bizans için hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un Fethi için Osmanlı ve Bizans Tarafından Yapılan Askeri, Siyasi ve Lojistik Hazırlıklar ile Bunların Stratejik Amaçları
Soru 5006Soru

Yumuşama (Detente) Dönemi'nde Doğu ve Batı blokları arasındaki diplomatik temasları, nükleer silahsızlanma adımlarını ve bölgesel çatışmaları çözümleme çabalarını yansıtan aşağıdaki olayları kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması: Kırmızı Telefon hattının kurulması (1963), Taşkent Deklarasyonu'nun imzalanması (1966), SALT-I Antlaşması'nın imzalanması (1972), Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması (1975) ve SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi üzerine SALT-II'nin askıya alınması (1979) şeklindedir.
Küba Bunalımı'nın çözümüyle açılan Kırmızı Telefon hattı (1963), Keşmir Sorunu'na yönelik Taşkent Deklarasyonu (1966), nükleer sınırlandırmayı başlatan SALT-I Antlaşması (1972), çok taraflı güvenlik ve barış belgesi Helsinki Nihai Senedi (1975) ve yumuşamayı sonlandıran Afganistan'ın işgali ile SALT-II'nin askıya alınması (1979) sırasıyla gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Küba Bunalımı sonrasındaki ilk yumuşama adımını saptamak.
1962 Küba Bunalımı sonrasında iki süper güç nükleer savaş tehlikesini doğrudan hissetmiş ve kriz yönetimini kolaylaştırmak adına 1963 yılında Kırmızı Telefon hattını faaliyete geçirmiştir.
Kronolojik olarak en erken gerçekleşen kurumsal diplomasi mekanizmasını belirlemek.
2
Bölgesel çatışmalara yönelik ara buluculuk girişimlerini incelemek.
Keşmir bölgesindeki çatışmaları sonlandırmak üzere Hindistan ve Pakistan arasında SSCB ara buluculuğuyla 10 Ocak 1966'da Taşkent Deklarasyonu imzalanmıştır.
Yumuşama Dönemi'ndeki önemli bir Asya krizinin çözüm sürecini konumlandırmak.
3
Silahların sınırlandırılmasına dair ilk antlaşmanın tarihini bulmak.
Nükleer dengeyi sabitlemeyi amaçlayan Stratejik Silahları Sınırlandırma Görüşmeleri'nin ilk ayağı olan SALT-I Antlaşması 1972 yılında imzalanmıştır.
Silahsızlanma diplomasisinin ilk somut meyvesini sıralamaya eklemek.
4
Çok taraflı Avrupa güvenliği belgesini tarihlendirmek.
Doğu ve Batı bloklarından toplam 35 ülkenin katılımıyla sınır bütünlüğü, iş birliği ve insan hakları ilkelerini güvenceye alan Helsinki Nihai Senedi 1975 yılında kabul edilmiştir.
Bloklar arası iş birliğinin en geniş kapsamlı belgesini doğru sıraya yerleştirmek.
5
Yumuşama Dönemi'ni sonlandıran gelişmeyi tespit etmek.
SSCB'nin Aralık 1979'da Afganistan'ı işgal etmesi üzerine ABD, imzalanmış olan SALT-II Antlaşması'nı senatoda onaylamaktan vazgeçmiş ve böylece Yumuşama Dönemi sona ermiştir.
Sıralamanın son halkasını oluşturan kopuş olayını saptamak.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi'nin gelişim seyri, silahların sınırlandırılması antlaşmaları, bölgesel çatışmaların çözümü ve sürecin çöküş kronolojisi
Soru 5007Soru

Çin'in yakın tarihinde uyguladığı nüfus politikalarında yaşanan aşağıdaki gelişmelerin, geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çin'in nüfus politikalarının kronolojik olarak doğru sıralaması şu şekildedir: İlk olarak cumhuriyetin kuruluş yıllarında savunma ve kalkınma için nüfus artışını teşvik eden pronatalist politikalar uygulanmış; ardından 1970'lerde zorunlu yasaklardan önce 'Geç, Seyrek, Az' kampanyası başlatılmış; nüfus kontrol altına alınamayınca 1979/1980'de katı 'Tek Çocuk Politikası' yürürlüğe konmuş; demografik yaşlanma tehlikesi üzerine 2015 yılında 'İki Çocuk Politikası'na geçilmiş ve son olarak 2021 yılında çocuk sınırı üçe çıkarılmıştır.
Doğru sıralama, Çin'in kuruluşundaki nüfus artırıcı politikalardan başlayıp sırasıyla 1970'lerdeki 'Geç, Seyrek, Az' kampanyası, 1979'daki 'Tek Çocuk Politikası', 2015'teki 'İki Çocuk Politikası' ve en son 2021'deki 'Üç Çocuk Politikası' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Çin'in kuruluş yıllarındaki demografik yaklaşımının belirlenmesi.
1949 devrimi sonrasında uygulanan savunma ve iş gücü odaklı nüfus artışını teşvik edici (pronatalist) politikaların ilk aşama olduğu tespit edilir.
Çin, gücünü nüfus büyüklüğünde görerek ilk dönemlerinde nüfusu artırma politikası izlemiştir.
2
İlk aile planlaması girişiminin belirlenmesi.
Zorunlu ve katı yasaklardan önce, 1970'lerin başında uygulanan 'Geç, Seyrek, Az' kampanyası ikinci aşama olarak belirlenir.
Katı cezalara geçilmeden önce gönüllülük esasına dayanan evlilik yaşını geciktirme ve çocuk sayısını azaltma teşvikleri yapılmıştır.
3
Zorunlu aile planlamasının ve en katı sınırlandırmaların yürürlüğe girişinin belirlenmesi.
1979/1980 yıllarında yasalaşan ve ihlal edenlere ağır yaptırımlar getiren 'Tek Çocuk Politikası' üçüncü aşama olarak belirlenir.
Gönüllü politikaların yetersiz kalması üzerine nüfus artışını hızla durdurmak amacıyla radikal bir sınırlandırma getirilmiştir.
4
Demografik dengelerin bozulması üzerine yapılan ilk esnemenin belirlenmesi.
Nüfusun hızla yaşlanması ve iş gücünün azalması nedeniyle 2015 yılında hayata geçirilen 'İki Çocuk Politikası' dördüncü aşama olarak belirlenir.
Tek çocuk politikasının yarattığı demografik yaşlanma riski Çin hükümetini sınırlamaları esnetmeye mecbur kılmıştır.
5
Son güncel esneme kararının belirlenmesi.
Doğum oranlarındaki düşüşün devam etmesi sebebiyle 2021 yılında yürürlüğe giren 'Üç Çocuk Politikası' son aşama olarak belirlenir.
İki çocuk esnekliğinin de demografik sorunları çözmemesi nedeniyle çocuk sınırı üçe çıkarılmıştır.

Anahtar Kavram

Tarihsel süreçte gelişmişlik seviyesi, demografik riskler ve devlet politikaları doğrultusunda ülkelerin uyguladıkları nüfus politikalarının değişmesi ve bu değişimlerin kronolojik analizi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5008Soru

Aşağıdaki tabloda üç farklı ülkenin bazı demografik göstergeleri verilmiştir:

ÜlkelerKaba Doğum Oranı (‰)Kaba Ölüm Oranı (‰)6565 Yaş Üstü Nüfus Oranı (%)Nüfus İki Katına Katlanma Süresi (Yıl)Ortanca Yaş
X Ülkesi828{}2989{}819519{}5Yok (Nüfus azalıyor)46846{}8
Y Ülkesi38538{}512412{}4313{}1262618218{}2
Z Ülkesi16416{}4626{}2858{}5686831531{}5

Bu ülkelerin demografik özellikleri ve uyguladıkları veya uygulamaları gereken nüfus politikalarıyla ilgili olarak aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi kesinlikle do��rudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X ülkesi, nüfus dinamizmini korumak ve iş gücü açığını engellemek için doğum oranlarını artırıcı; Y ülkesi ise kalkınma hızının nüfus artış hızının gerisinde kalmasını önlemek için doğum oranlarını azaltıcı politikalar izlemelidir.

Cevap

X ülkesinin nüfus dinamizmini korumak için doğum oranlarını artırıcı; Y ülkesinin ise kalkınma hızını korumak için doğum oranlarını azaltıcı politikalar izlemesi gerektiği yönündeki değerlendirme doğrudur.
X ülkesinin demografik verileri incelendiğinde yaşlanan ve nüfusu azalan bir ülke olduğu (ortanca yaş 46846{}8, kaba ölüm oranı kaba doğum oranından fazla) görülür. Bu nedenle iş gücü açığını engellemek ve nüfusun dinamizmini korumak için doğum oranlarını artırıcı bir politika izlemelidir. Y ülkesi ise çok yüksek doğum oranına (385%38{}5\%) ve son derece kısa bir nüfus katlanma süresine (2626 yıl) sahiptir. Bu durum kalkınma hızını olumsuz etkileyeceği için Y ülkesinin doğum oranlarını azaltıcı politikalar uygulaması gerekir. Bu durum doğru seçenekteki ifadeyle tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki demografik göstergelerin analiz edilmesi
X ülkesinde ölüm oranının doğum oranından yüksek olduğu, yaşlı nüfus oranının (195%19{}5\%) ve ortanca yaşın (46846{}8) çok yüksek olduğu tespit edilir. Y ülkesinde doğum oranının çok yüksek, yaşlı nüfusun az (31%3{}1\%) ve ortanca yaşın çok düşük (18218{}2) olduğu görülür. Z ülkesinin ise bu iki değer arasında dengeli bir geçiş sürecinde olduğu saptanır.
Ülkelerin yaş yapılarını ve demografik süreçlerini anlamak, ihtiyaç duydukları politikaları belirlemek için ilk şarttır.
2
Ülkelerin demografik durumlarına göre politika ihtiyaçlarının eşleştirilmesi
X ülkesinin dinamizmini korumak için nüfus artış hızını artırması; Y ülkesinin ise aşırı hızlı nüfus büyümesini kontrol altına almak için nüfus artış hızını azaltması gerektiği belirlenir.
Demografik özellikler ile ülkelerin sosyal ve ekonomik hedefleri arasındaki dengenin kurulması gerekir.
3
Seçeneklerdeki yanılgıların elenmesi
Kaba ölüm oranının yüksek olmasını gelişmemişliğe bağlayan, katlanma süresinin kısalığını kalkınma için olumlu gören ve Z ülkesini en gelişmiş kabul eden çeldiriciler elenir.
Soruda yer alan yaygın demografik kavram yanılgılarını ayırt etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Demografik göstergelerin ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ve uyguladıkları nüfus politikalarıyla ilişkisi
Soru 5009Soru

Atatürk ilkeleri, Türk inkılabının fikrî temelini oluştururken birbirini tamamlayan bütüncül bir yapı sunar. Bir ilkenin hayata geçirilmesi amacıyla gerçekleştirilen yapısal bir düzenleme, doğal olarak diğer ilkelerin de pratik hedefleriyle örtüşmektedir.

Aşağıda verilen tarihî gelişmeler ile bu gelişmelerin doğrudan ilişkili olduğu Atatürk ilkelerinin açıklamalarını en uygun biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeriye ve Evkaf Vekaletinin lağvedilerek dinî hizmetlerin yürütülmesi için Diyanet İşleri Reisliğinin, vakıf mallarının idaresi için ise Vakıflar Umum Müdürlüğünün kurulması
Kabotaj Kanunu'nun kabul edilerek Türkiye kıyılarında ve limanlarında deniz ticareti ile yük ve yolcu taşıma hakkının yabancı şirketlerden alınarak yalnızca Türk gemi ve vatandaşlarına has kılınması
Toplumsal refahı artırmak amacıyla tarımsal üretimi kısıtlayan aşar vergisinin kaldırılması ve kadınlara belediye ile milletvekili seçimlerinde seçme-seçilme hakkının verilmesi
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle beklenen verimi sağlayamaması üzerine demir-çelik, dokuma ve şeker gibi temel sanayi kollarının kamu finansmanı ile inşa edilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeriye ve Evkaf Vekaletinin lağvedilmesi dinî kurumların devlet üzerindeki idari nüfuzunu sonlandırarak laik devlet düzenini kurma (Laiklik); Kabotaj Kanunu iç pazarda yabancı imtiyazlarına son verip deniz ticareti tekelini yerlileştirme (Milliyetçilik); aşar vergisinin kaldırılması ile kadınlara siyasi haklar verilmesi sınıfsal ve toplumsal ayrıcalıkları giderip fırsat eşitliğini sağlama (Halkçılık); kamu eliyle sanayi yatırımlarının gerçekleştirilmesi ise devletin bizzat iktisadi rolü üstlenmesi (Devletçilik) açıklamalarıyla eşleşmektedir.
Tarihî gelişmelerin her biri Atatürk'ün temel ilkelerinden birinin kurumsal veya toplumsal yansımasıdır. Şeriye ve Evkaf Vekaletinin lağvedilmesi laikliğin devlet düzenini rasyonalize etme boyutuyla; Kabotaj Kanunu milliyetçiliğin ekonomik bağımsızlık boyutuyla; aşar vergisinin kaldırılması ve kadınlara siyasi haklar tanınması halkçılığın yasa önünde eşitlik ve fırsat eşitliği boyutuyla; devlet eliyle sanayi kuruluşlarının açılması ise doğrudan devletçilik ilkesinin planlı kalkınma boyutuyla örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasının amacını ve sonuçlarını analiz etme.
Din ve devlet işlerinin ayrılmasıyla ilgili olduğundan laiklik ilkesinin kurumsal yansıması olan açıklamayla eşleşir.
Vekaletin kaldırılıp yerine Diyanet İşleri Başkanlığının kurulması devlet yapısının sekülerleşmesini sağladığı için siyasi egemenliğin meşruiyetinin rasyonel temellere oturtulması hedefine hizmet eder.
2
Kabotaj Kanunu'nun getirdiği düzenlemeyi ekonomik bağımsızlık yönüyle inceleme.
Deniz ticaret hakkının yabancılardan alınarak Türk vatandaşlarına verilmesi, millî bağımsızlık ve millî pazarın korunması ilkesiyle eşleşir.
Yabancı imtiyazlarına son verilmesi ve denizlerimizde yerli üreticinin/ticaretin korunması doğrudan milliyetçilik ilkesinin ekonomik yansımasıdır.
3
Aşar vergisinin kaldırılması ve kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmesini toplumsal etkileri yönüyle analiz etme.
Köylünün üzerindeki ağır yükün kaldırılması ve cinsiyet ayrımına son verilerek siyasi haklar tanınması, eşitlik ve toplumsal adalet ilkesiyle eşleşir.
Toplumsal ayrıcalıkların kaldırılması ve her vatandaşın yönetime katılımda fırsat eşitliğine kavuşturulması halkçılık ilkesinin temel amaçlarındandır.
4
Devletin Teşvik-i Sanayi Kanunu sonrasında fabrikaları bizzat açmasını değerlendirme.
Özel sermaye yetersizliği nedeniyle sanayi tesislerinin devlet bütçesiyle kurulması, devletçi ekonomi modeliyle eşleşir.
Kalkınmayı hızlandırmak için devletin bizzat yatırımcı rolü üstlenmesi devletçilik ilkesinin zorunlu bir uygulamasıdır.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkelerinin Temel Nitelikleri ve İnkılaplarla İlişkisi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5010Soru

Cumhuriyet Dönemi öğretici metin yazarlarının edebi şahsiyetleri, fikir dünyaları ve üslup özelliklerine dair verilen a��ıklamaları ilgili yazarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nurullah Ataç
Cemil Meriç
Sabahattin Eyüboğlu
Suut Kemal Yetkin

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nurullah Ataç - devrik cümle ve öz Türkçe kullanımı; Cemil Meriç - Doğu-Batı çatışması ve aydın yabancılaşması; Sabahattin Eyüboğlu - Anadolu hümanizmi; Suut Kemal Yetkin - sanat, estetik ve akademik nesnellik.
Eşleştirmede Nurullah Ataç devrik cümle ve arı dil savunuculuğuyla; Cemil Meriç sosyolojik ve felsefi aydın tahlilleriyle; Sabahattin Eyüboğlu Mavi Anadolu hümanizmiyle; Suut Kemal Yetkin ise estetik ve akademik nesnellikle doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öz Türkçe ve devrik cümle vurgusunu taşıyan açıklamayı tespit etmek.
Devrik cümlenin Türkçenin doğasına uygun olduğunu savunup yabancı bağlaçları bile kullanmayan yazar Nurullah Ataç'tır.
Nurullah Ataç, edebiyatımızda dilde arılaşma hareketinin ve devrik cümle kuramının en radikal uygulayıcısıdır.
2
Aydın yabancılaşması ve Doğu-Batı sentezine dayanan sosyolojik açıklamayı değerlendirmek.
Entelektüel sorumluluk, aydın yabancılaşması ve aforizmalarla örülü dil Cemil Meriç ile eşleşmektedir.
Cemil Meriç, özellikle 'Bu Ülke' ve 'Mağaradakiler' adlı eserlerinde aydın kesimin kendi kültürüne yabancılaşmasını ve Doğu-Batı çatışmasını felsefi boyutta irdeler.
3
Anadolu hümanizmi ve Mavi Anadolu hareketini içeren açıklamayı eşleştirmek.
Mavi Anadolu hareketi ve Anadolu'nun köklü kültür mirasını Batı hümanizmiyle harmanlayan yazar Sabahattin Eyüboğlu'dur.
Sabahattin Eyüboğlu, 'Mavi ve Kara' başta olmak üzere eserlerinde Anadolu hümanizmini ve bu coğrafyanın kültürel sentezini işler.
4
Sanat ve estetik konularındaki nesnel, akademik yaklaşımı içeren açıklamayı analiz etmek.
Sanat ve estetiğe nesnel yaklaşan, kurallı İstanbul Türkçesiyle yazan yazar Suut Kemal Yetkin'dir.
Suut Kemal Yetkin, estetik alanında profesörlük derecesine sahip olup denemelerinde sanat kuramlarını akademik ama akıcı bir dille ele alır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Öğretici Metin Yazarlarının Edebi Şahsiyetleri, Düşünce Dünyaları ve Üslupları
Soru 5011Soru

İlk Türk-İslam devletleri, egemen oldukları coğrafyalarda Türk devlet geleneğini İslam medeniyeti ile sentezleyerek kendilerine özgü idari, sosyal ve kültürel yapılar meydana getirmişlerdir. Sol sütunda verilen ilk Türk-İslam devletleri ile sağ sütunda yer alan kurumsal, siyasi veya sosyal özellikleri doğru şekilde nasıl eşleştirilmelidir?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karahanlılar
Gazneliler
Tolunoğulları
İhşidiler (Akşitler)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karahanlılar, sınır güvenliği ve ticaret için ribatlar inşa etmeleri ve resmi dil olarak Hakaniye Türkçesini seçmeleriyle; Gazneliler kozmopolit yapıları, gulam sistemini uygulamaları ve Hindistan seferleriyle; Tolunoğulları Mısır'da kurulan ilk Türk devleti olmaları ve maristanları inşa etmeleriyle; İhşidiler ise kutsal topraklara hükmeden ilk Türk devleti olmalarıyla eşleşir. Tuğrul Bey döneminde Abbasi halifeliğini koruma altına alma özelliği ise Büyük Selçuklu Devleti'ne aittir ve sol sütunda karşılığı yoktur.
Sol sütundaki Karahanlılar resmi Türkçeyi benimsemeleri ve ribatlarıyla; Gazneliler gulam sistemi ve Hindistan seferleriyle; Tolunoğulları Mısır'da kurulup maristanları açmalarıyla; İhşidiler ise kutsal topraklara hâkimiyetleriyle doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Karahanlılar devletinin kurumsal ve kültürel özelliklerini incelemek
Karahanlıların Türk kültürünü koruduğu, Hakaniye Türkçesini kullandığı ve ticari/askeri amaçlı ilk ribatları inşa ettiği belirlenir. Bu durum üçüncü özellik ile eşleşir.
Karahanlıların ulusçu devlet yapısını ve ticari kurumlarını ayırt etmek.
2
Gazneliler devletinin ordu ve etnik yapısını analiz etmek
Gaznelilerin Afganistan ve Hindistan gibi geniş coğrafyalarda çok uluslu bir yapı kurduğu ve ordularında gulam sistemini kapsamlı uyguladığı tespit edilir. Bu durum dördüncü özellik ile eşleşir.
Gaznelilerin çok uluslu yapısını ve askeri örgütlenmesini Karahanlılardan ayırmak.
3
Tolunoğulları devletinin kuruluş yerini ve sosyal hizmetlerini değerlendirmek
Tolunoğullarının Mısır'da kurulan ilk Türk devleti olduğu ve maristan denilen hastaneleri kurduğu görülür. Bu durum beşinci özellik ile eşleşir.
Mısır'da kurulan Türk devletlerinin kronolojisini ve sosyal devlet kurumlarını anlamak.
4
İhşidiler (Akşitler) devletinin sınırlarını ve egemenlik sahasını belirlemek
İhşidilerin Mısır merkezli olup Hicaz (Mekke ve Medine) bölgesine hâkim olan ilk Türk devleti olduğu belirlenir. Bu durum birinci özellik ile eşleşir.
İhşidilerin İslam dünyasındaki prestijli konumunun temelini saptamak.
5
Eşleşmeyen boşta kalan özelliği analiz etmek
Tuğrul Bey'in Bağdat Seferi ile halifeyi kurtarması Büyük Selçuklu Devleti'ne aittir. Sol sütunda Büyük Selçuklu Devleti bulunmadığından bu özellik eşleşmeden kalır.
Distraktör seçeneğin elenmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam Devletlerinin karakteristik kurumsal, siyasi ve kültürel özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5012Soru

II. Mahmud Dönemi'nde gerçekleştirilen aşağıdaki reform ve gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Sened-i İttifak'ın imzalanması (1808), Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (1826), ilk genel nüfus sayımının yapılması (1831), Sadrazamlığın Başvekalete dönüştürülmesi (1836) ve Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın imzalanması (1838) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik dizilimi: Sened-i İttifak'ın imzalanması (1808) -> Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (1826) -> İlk nüfus sayımının yapılması (1831) -> Sadrazamlığın Başvekalete dönüştürülmesi (1836) -> Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın imzalanması (1838) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sened-i İttifak'ın tarihi belirlenir.
1808 yılı olarak tespit edilir.
II. Mahmud'un tahta çıkış sürecinde Alemdar Mustafa Paşa'nın girişimiyle ayanlarla imzalanan ilk belgedir.
2
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasının tarihi belirlenir.
1826 yılı olarak tespit edilir.
Vaka-i Hayriye olarak adlandırılan bu olay, devletin merkezi yapısını güçlendirmiştir.
3
İlk genel nüfus sayımının tarihi belirlenir.
1831 yılı olarak tespit edilir.
Yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusuna asker devşirmek ve vergi yükümlülerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.
4
Sadrazamlık yerine Başvekalet kurulmasının tarihi belirlenir.
1836 yılı olarak tespit edilir.
Devlet işleyişinin nezaretler (bakanlıklar) aracılığıyla kabine tarzı bir yürütmeye kavuşturulması amacıyla yapılmıştır.
5
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın tarihi belirlenir.
1838 yılı olarak tespit edilir.
Mısır Sorunu'nda İngiliz desteğini almak amacıyla imzalanan ve Osmanlı'yı yarı sömürge haline getiren antlaşmadır.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi Gelişmeleri ve Reformları
Soru 5013Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde askerî ve sivil görevlilere hizmetleri karşılığında belirli bölgelerin vergi gelirlerinin tahsis edilmesi esasına dayanan ikta sisteminin işleyişine dair Nizamülmülk, Siyasetnâme adlı eserinde şu uyarılarda bulunmuştur:

"Muktailer (ikta sahipleri) bilmelidirler ki, kendilerinin tebaa üzerindeki hakları sadece meşru olan vergileri adaletle toplamaktan ibarettir. Toprak da tebaa da sultana aittir. Muktailerin tebaaya eziyet etmeye, onlardan fazladan vergi talep etmeye hakları yoktur. Eğer bir muktai haddini aşarsa, elinden iktası alınır ve kendisi cezalandırılır. Böylelikle hiçbir muktai kendisini o toprağın mutlak sahibi sanarak merkezî otoriteye başkaldırma cüretini gösteremez."

Nizamülmülk'ün bu ifadeleri dikkate alındığında, Büyük Selçuklu Devleti'ndeki ikta uygulamasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkta sahiplerinin yetkilerinin vergi toplamakla sınırlandırılmasının ve toprak mülkiyetinin devlete ait olmasının, taşrada merkezî otoriteye rakip bağımsız güç odaklarının oluşmasını engellemeye yönelik olduğu

Cevap

İkta sahiplerinin yetkilerinin vergi toplamakla sınırlandırılmasının ve toprak mülkiyetinin devlete ait olmasının, taşrada merkezî otoriteye rakip bağımsız güç odaklarının oluşmasını engellemeye yönelik olduğu
Metinde muktailerin haklarının sadece vergi toplamakla sınırlı olduğu, toprağın ve halkın sultana ait olduğu ve bu sınırlamalar sayesinde muktailerin kendilerini toprağın sahibi sanıp isyan etmelerinin engellendiği belirtilmiştir. Bu durum, ikta sisteminde mülkiyetin devlette kalması ve yetki sınırlandırmasının yerel, bağımsız güç odaklarının (feodal yapıların) oluşmasını engelleme amacı taşıdığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasetnâme metninde muktai haklarının nasıl sınırlandırıldığını tespit etmek.
Metinde muktailerin haklarının sadece vergi toplamakla sınırlı olduğu, toprağın ve halkın sultana ait olduğu açıkça belirtilmiştir.
İkta sahibinin yasal ve idari statüsünü belirlemek için gereklidir.
2
Metinde yer alan yaptırım ve gerekçeleri analiz etmek.
Haddini aşan muktailerin cezalandırılacağı ve ellerinden toprakların alınacağı, amacın ise merkezî otoriteye isyan edilmesini önlemek olduğu gösterilmiştir.
Sistemde devletin kontrol mekanizmalarını ve korumak istediği temel yapıyı anlamak için gereklidir.
3
Elde edilen verileri tarihsel bilgilerle harmanlayıp seçenekleri değerlendirmek.
Mülkiyetin devlette kalması ve yetkilerin kısıtlanması, merkezî otoriteyi koruyarak feodalleşmeyi engeller. Bu durum doğru seçenekteki yargıyı doğrular.
Çeldiricileri eleyip doğru cevaba ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nde İkta Sistemi ve Merkezî Otorite
Soru 5014Soru

Uygurların Maniheizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçmeleri; sosyo-ekonomik, kültürel ve askeri alanlarda köklü dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Bu süreçte eski Türk gelenekleri bazı alanlarda korunurken, bazı alanlarda ise yerleşik yaşamın ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenmiştir.

Buna göre yerleşik yaşama geçişin Uygur devlet ve toplumsal yapısındaki etkileriyle ilgili;

I. Ticari ilişkilerin ve özel mülkiyetin yaygınlaşmasıyla birlikte yazılı hukuk (sözleşmeler) kültürünün gelişmesi,
II. Tapınak ve şehirlerin korunması ihtiyacına bağlı olarak askeri yapının savunma odaklı (sur inşası vb.) bir karakter kazanması,
III. Taht kavgalarını önlemek amacıyla geleneksel veraset sisteminin terk edilip mutlak monarşik merkezi yönetime geçilmesi

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Yerleşik hayata geçişin etkisiyle Uygurlarda yazılı hukuk gelişmiş ve askeri yapı savunma odaklı sur mimarisiyle şekillenmiştir; ancak geleneksel veraset sistemi ve kut inancı korunmuştur. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüller doğrudur.
Uygurlarda yerleşik hayata geçiş ve Maniheizm dininin kabulüyle ticaret, tarım ve mülkiyet ilişkileri gelişmiş; bu durum borç, kiralama, ortaklık gibi konuları düzenleyen yazılı hukuk sözleşmelerini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca yerleşik hayata geçilmesiyle kentlerin ve tapınakların korunması zorunluluğu doğmuş, bu durum savunma amaçlı sur mimarisinin gelişmesine ve askeri yapının savunma odaklı bir karakter kazanmasına yol açmıştır. Ancak, Türk devletlerindeki geleneksel 'ülke hanedan üyelerinin ortak malıdır' veraset anlayışı ve kut inancı Uygurlarda da aynen devam etmiş, veraset sisteminde köklü bir değişikliğe gidilmemiştir. Dolayısıyla birinci ve ikinci öncüller doğru, üçüncü öncül yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşik yaşama geçişin ekonomik ve hukuki boyutunu incelemek.
Toprağa bağlı yaşam ve ticaretin gelişmesi, mülkiyet ve borç ilişkilerini düzenleyen yazılı sözleşmelerin (yazılı hukuk) ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu durum birinci öncülü doğrular.
Toplumsal ve ekonomik değişimlerin hukuk sistemindeki yansımalarını saptamak.
2
Yerleşik yaşama geçişin askeri yapı ve mimari üzerindeki etkisini incelemek.
Göçebe hayatın aksine, tapınak ve kentlerin korunması amacıyla şehirlerin etrafına surlar örülmüş ve ordu savunma ağırlıklı bir karakter kazanmıştır. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
Yaşam tarzı değişiminin savunma stratejilerine etkisini analiz etmek.
3
Uygur devlet yönetim yapısı ve egemenlik anlayışındaki sürekliliği incelemek.
Uygurlar yerleşik yaşama geçseler de geleneksel Türk devlet yönetimindeki 'kut' inancını ve 'ülke hanedanın ortak malıdır' veraset kuralını aynen korumuşlardır. Bu durum üçüncü öncülün yanlış olduğunu gösterir.
Kültürel değişimin siyasi ve yönetimsel yapılardaki sınırlarını belirlemek.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Yerleşik Yaşama Geçişin Kültürel, Hukuki ve Askeri Etkileri ile Siyasi Yapıdaki Süreklilik
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5015Soru

Osmanlı Devleti’nde Lale Devri (1718-1730) olarak adlandırılan dönem, Batı dünyasının üstünlüğünün dolaylı olarak kabul edildiği ve ilk modernleşme teşebbüslerinin görüldüğü bir süreçtir. Bu dönemin özellikleri ve gerçekleştirilen ıslahatlar hakkında ileri sürülen:

I. Pasarofça Antlaşması sonrasında Batı'nın teknik ve idari üstünlüğünü gözlemlemek amacıyla Avrupa'da geçici elçilikler ihdas edilmiştir.
II. Özel girişimle açılan ilk Osmanlı matbaasında, hattatların geçim kaynaklarını korumak ve ulemanın tepkisini önlemek adına dini nitelikteki eserlerin basımına müsaade edilmemiştir.
III. Kara ordusunun teknik kadro ihtiyacını karşılamak amacıyla batı tarzı askeri müfredata sahip olan Hendesehane adıyla ilk askeri mektep bu dönemde faaliyete geçirilmiştir.

ifadelerinden hangileri tarihsel açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.
Lale Devri'nde batı tarzı geçici elçiliklerin açılması ve matbaada dini eser basımının ulema ve hattatları koruma/uzlaşma amacıyla hariç tutulması tarihsel birer gerçektir. Hendesehane ise Lale Devri sonrasına, I. Mahmud dönemine ait bir askeri ıslahattır. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüllerin doğru olduğunu belirten seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün değerlendirilmesi
Pasarofça Antlaşması (1718) sonrası Osmanlı Devleti Batı'nın üstünlüğünü kabul etmiş ve Paris, Viyana gibi merkezlere ilk geçici elçilikleri göndererek Batı'daki kurumsal yapıyı izlemeyi amaçlamıştır. Dolayısıyla birinci öncül doğrudur.
Lale Devri'nin başlangıcı ve dış politika karakteri belirlenmelidir.
2
İkinci öncülün değerlendirilmesi
İlk matbaada, hattatların işsiz kalmasını önlemek ve ulemanın tepkisini çekmemek amacıyla dini eserlerin basılması yasaklanmış, yalnızca din dışı eserlerin basımına izin verilmiştir. Dolayısıyla ikinci öncül doğrudur.
Lale Devri'ndeki kültürel ıslahatların toplumsal uzlaşı boyutunu kavramak gerekir.
3
Üçüncü öncülün değerlendirilmesi
Hendesehane, Lale Devri'nde değil, I. Mahmud döneminde (1734) Humbaracı Ahmet Paşa'nın girişimleriyle açılmış ilk modern askeri okuldur. Lale Devri'nde orduya yönelik batı tarzı askeri okullaşma adımı atılmamıştır. Dolayısıyla üçüncü öncül yanlıştır.
Farklı 18. yüzyıl padişahlarının ıslahatlarını birbirine karıştırmamak (ankronizmden kaçınmak) gerekir.
4
Sonuca ulaşılması
Birinci ve ikinci öncüller doğru iken üçüncü öncül yanlıştır. Doğru yargılar birinci ve ikinci ifadelerdir.
Öncüller sentezlenerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Lale Devri Islahatları ve Askeri Islahatlardan Farkı
Soru 5016Soru

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyıldaki modernleşme adımları, dış diplomatik gelişmeler ve bu reform süreçlerine karşı iç politikada meydana gelen tepkiler düşünüldüğünde; aşağıda verilen olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) -> Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) (1839) -> Islahat Fermanı (1856) -> Kuleli Vakası (1859)
Sıralama, Osmanlı Devleti'nin denge politikası güttüğü dönemdeki dış baskı, diplomatik kazanım çabası ve bunlara bağlı iç reform ile iç tepki döngüsünü kronolojik olarak yansıtmaktadır. İlk olarak 1838'de Balta Limanı Antlaşması imzalanmış, ardından 1839'da Tanzimat Fermanı okunmuş, 1856'da Islahat Fermanı ilan edilmiş ve en nihayetinde bu süreçlere tepki olarak 1859'da Kuleli Vakası yaşanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın tarihsel sürecini analiz etme
Bu antlaşma 1838 yılında Mısır Sorunu sürerken İngiltere'nin desteğini almak amacıyla imzalanmıştır.
Ekonomik imtiyazların verilmesi, siyasi reform hareketlerinden hemen önce gerçekleşen dış politik bir zorunluluktur.
2
Tanzimat Fermanı'nın ilan edilme zamanını belirleme
Gülhane Hatt-ı Hümayunu adıyla da bilinen Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839 tarihinde okunmuştur.
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın hemen ardından, Mısır Sorunu'nun uluslararası platformda nihai çözümü öncesinde Osmanlı tebaasının birliğini sağlamak amacıyla ilan edilmiştir.
3
Islahat Fermanı'nın ilan edilme amacını ve dönemini saptama
Ferman, Kırım Savaşı (1853-1856) sonundaki Paris Konferansı kararlarını etkilemek amacıyla 1856 yılında yayımlanmıştır.
Tanzimat Fermanı'nın yetersiz kaldığı alanlarda, özellikle gayrimüslim tebaanın haklarını Avrupalı devletlerin baskısıyla genişletmek amacıyla ilan edilmiştir.
4
Kuleli Vakası'nın neden-sonuç bağlamını ve tarihini belirleme
Kuleli Vakası, Sultan Abdülmecid'e ve Tanzimat/Islahat dönemi politikalarına tepki olarak 1859 yılında gerçekleşmiştir.
Yeniliklerin uygulanma sürecine ve gayrimüslimlere verilen haklara duyulan tepki, doğası gereği bu fermanların ilan edilmesinden sonraki bir tarihte vuku bulmuştur.

Anahtar Kavram

XIX. Yüzyıl Osmanlı Modernleşme ve Reform Hareketlerinin Neden-Sonuç İlişkileri ve Kronolojisi
Soru 5017Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'nin açılış süreci, meclisin otoritesini tesis etme çabaları ve bu süreçte karşılaşılan iç ayaklanmalarla ilgili aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: İstanbul Hükümeti'nin desteğiyle Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi'nin fetvasının yayımlanması (11 Nisan 1920) -> Ankara'da B��yük Millet Meclisinin fiilen toplanması (23 Nisan 1920) -> Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul edilmesi (29 Nisan 1920) -> İstiklal Mahkemelerinin kurulması kararının alınması (11 Eylül 1920) -> Kuva-yı Milliye liderlerinden Çerkez Ethem'in TBMM iradesine karşı ayaklanması (Aralık 1920).
Doğru kronolojik sıralama, direnişi baltalama girişimi olan Şeyhülislam Dürrizade fetvasının yayımlanması (11 Nisan 1920), Büyük Millet Meclisinin Ankara'da açılması (23 Nisan 1920), meclisin yasama yetkisini kullanarak çıkardığı Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920), yargı gücünü hızlandırmak amacıyla kurulan İstiklal Mahkemeleri (11 Eylül 1920) ve son olarak düzenli orduya geçiş aşamasında yaşanan Çerkez Ethem İsyanı (Aralık 1920) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Milli Mücadele karşıtı propagandan��n ve sabote girişimlerinin meclis açılmadan önceki tarihini tespit etmek.
İstanbul Hükümeti destekli Şeyhülislam Dürrizade fetvasının 11 Nisan 1920'de yayımlandığı belirlenir.
Meclisin açılmasını ve halkın Ankara hükümetine desteğini önlemek amacıyla ilk olarak bu yıpratma ve meşruiyetsizleştirme adımı atılmıştır.
2
Büyük Millet Meclisinin açılış tarihini belirlemek.
Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldığı belirlenir.
İstanbul Hükümeti'nin engelleme çabalarına rağmen temsilciler Ankara'da toplanarak milli iradeye dayalı yönetimi fiilen başlatmıştır.
3
Meclisin açılmasından hemen sonra ortaya çıkan iç isyanlara karşı aldığı ilk hukuki tedbiri incelemek.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun 29 Nisan 1920'de çıkarıldığı belirlenir.
Yeni kurulan meclisin otoritesini korumak ve ayaklanmacıları cezalandırmak için acil bir yasal düzenleme gerekmiştir.
4
Yasal düzenlemelerin sahada hızlıca uygulanması amacıyla yargı organının kurulma sürecini incelemek.
İstiklal Mahkemelerinin kurulmasına dair kanunun 11 Eylül 1920'de kabul edildiği belirlenir.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun uygulanmasında yaşanan aksaklıkları gidermek ve firarileri yargılamak için meclis kendi içinden üyelerle mahkemeler oluşturmuştur.
5
Düzenli ordunun kurulma çabaları sonrasında yaşanan iç tepkileri ve ayaklanmaları kronolojik olarak yerleştirmek.
Çerkez Ethem İsyanı'nın Aralık 1920'de patlak verdiği tespit edilir.
Kuva-yı Milliye liderlerinin meclisin otoritesi altına girmeyi ve düzenli orduya katılmayı reddetmesi bu isyana yol açmıştır.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin açılması, meşruiyetini ve otoritesini korumak için aldığı tedbirler ile iç isyanların kronolojik seyri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5018Soru

Aşağıda verilen karasal biyom türlerini, karşılarında yer alan toprak, iklim ve bitki ört��sü adaptasyonlarına ait karakteristik özelliklerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çalı (Maki) Biyomu
Savan Biyomu
Tundra Biyomu
İğne Yapraklı Orman (Tayga) Biyomu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çalı Biyomu \rightarrow Yaz kuraklığı ve sklerofil bodur ağaççıklar; Savan Biyomu \rightarrow Yaz yağışları ve uzun boylu otsu vejetasyon; Tundra Biyomu \rightarrow Donmuş toprak (permafrost) ve yosun/likenler; İğne Yapraklı Orman Biyomu \rightarrow Sert karasal iklim ve asidik podzol topraklar.
Karasal biyomların her biri kendine has iklim koşullarına, zonal toprak tiplerine ve flora-fauna adaptasyonlarına sahiptir. Yapılan eşleştirmede çalı biyomunun sklerofil yapısı, savan biyomunun yaz yağışlı yüksek otlakları, tundra biyomunun permafrost toprağı ve tayga biyomunun podzol topraklı iğne yapraklı ağaçları tam olarak birbiriyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Çalı biyomunun tipik özelliklerini belirleme.
Çalı biyomunun Akdeniz iklimindeki yaz kuraklığına sklerofil bodur ağaççıklar ve derin köklerle uyum gösterdiği saptanır ve dördüncü açıklama ile eşleştiği görülür.
Çalı formasyonunun kuraklığa adaptasyon mekanizmasını tespit etmek.
2
Savan biyomunun iklim ve bitki ilişkisini analiz etme.
Savan biyomunun yıl boyunca yüksek sıcaklıkta ancak yaz yağışlarıyla yeşeren uzun otlar ve kurak döneme uyumlu seyrek ağaçlarla örtüştüğü saptanır ve üçüncü açıklama ile eşleştiği görülür.
Savan biyomunun ayırt edici yağış rejimi ve vejetasyonunu bulmak.
3
Tundra biyomunun toprak ve vejetasyon özelliklerini inceleme.
Tundra biyomunun yılın büyük kısmında donmuş olan toprağın yazın çözünmesiyle oluşan bataklıklardaki liken ve yosunlarla karakterize edildiği saptanır ve birinci açıklama ile eşleştiği görülür.
Kutup altı sahalardaki permafrost toprakların ve bitki örtüsünün sınırlayıcı etkisini değerlendirmek.
4
İğne yapraklı orman biyomunun tayga özelliklerini analiz etme.
İğne yapraklı ormanların soğuk karasal iklimde asidik podzol topraklar üzerinde ve koni biçimli ağaç yapısıyla geliştiği saptanır ve ikinci açıklama ile eşleştiği görülür.
Yüksek enlemlerdeki iğne yapraklı ağaçların soğuk ve kar yüküne adaptasyonunu tespit etmek.

Anahtar Kavram

Karasal biyomların coğrafi dağılışları, iklim özellikleri, toprak tipleri ve bitkilerin çevreye adaptasyon süreçleri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5019Soru

19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları ve Boğazlar'ın uluslararası statüsü üzerinde yaşanan diplomatik gelişmeler incelendiğinde; Hünkar İskelesi Antlaşması (1833), Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) ve Paris Antlaşması (1856) süreçleri büyük önem taşımaktadır.

Bu antlaşmaların içerikleri ve Osmanlı Devleti’nin egemenlik haklarına etkileri dikkate alındığında, Boğazlar ve Karadeniz’in hukuki statüsündeki değişim süreciyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hünkar İskelesi Antlaşması ile Rusya lehine ortaya çıkan tek taraflı koruma statüsü, Londra Boğazlar Sözle��mesi ile çok taraflı bir uluslararası garantiye dönüşmüş; Paris Antlaşması ise Karadeniz'i tarafsızlaştırarak Osmanlı Devleti'nin kendi kıyılarındaki hükümranlık haklarını kısıtlamıştır.

Cevap

Hünkar İskelesi Antlaşması ile Rusya lehine ortaya çıkan tek taraflı koruma statüsünün Londra Boğazlar Sözleşmesi ile çok taraflı garantiye dönüştüğün��, Paris Antlaşması'nın ise Karadeniz'i tarafsızlaştırarak Osmanlı Devleti'nin kendi sularındaki egemenlik haklarını kısıtladığını belirten yargı doğrudur.
Hünkar İskelesi Antlaşması ile Rusya lehine ortaya çıkan tek taraflı koruma statüsü, Londra Boğazlar Sözleşmesi ile çok taraflı bir uluslararası garantiye dönüşmüş; Paris Antlaşması ise Karadeniz'i tarafsızlaştırarak Osmanlı Devleti'nin kendi kıyılarındaki hükümranlık haklarını kısıtlamıştır. Bu durum, Osmanlı'nın savaşın galibi olmasına rağmen egemenlik haklarının kısıtlandığının en açık kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hünkar İskelesi Antlaşması'nın (1833) analiz edilmesi ve Osmanlı Devleti'nin Rusya ile yaptığı bu antlaşmayla Boğazlar üzerindeki tek taraflı egemenlik hakkını Rusya lehine son kez kullandığının tespit edilmesi.
Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarının Rusya lehine tek taraflı bir koruma ilişkisine dönüştüğünün belirlenmesi.
Boğazlar meselesinin başlangıç noktasını ve egemenlik haklarının niteliğini anlamak.
2
Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin (1841) analiz edilmesi ve Boğazlar'ın uluslararası bir statüye kavuştuğunun, tek taraflı egemenliğin yerini çok taraflı garantiye bıraktığının belirlenmesi.
Boğazlar'ın durumunun Osmanlı'nın bir iç sorunu veya Rusya ile ikili meselesi olmaktan çıkıp uluslararası bir statü kazandığının tespiti.
Boğazlar'ın hukuki statüsündeki çok taraflı dönüşümü saptamak.
3
Paris Antlaşması'nın (1856) Karadeniz ile ilgili hükümlerinin analiz edilmesi.
Karadeniz'in tarafsızlaştırılması hükmü uyarınca Osmanlı Devleti'nin galip devlet olmasına rağmen Karadeniz'de donanma ve tersane bulundurma hakkından mahrum bırakıldığının ve egemenlik haklarının kısıtlandığının belirlenmesi.
Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarındaki fiili daralmayı ortaya koymak.
4
Elde edilen verilerin sentezlenerek Boğazlar ve Karadeniz'in hukuki statüsünün gelişim seyrini en doğru şekilde açıklayan seçeneğin belirlenmesi.
Hünkar İskelesi ile başlayan tek taraflı statünün Londra ile çok taraflı garantiye evrildiği ve Paris ile Karadeniz'in tarafsızlaşması sonucu Osmanlı hükümranlığının kısıtlandığı sonucuna ulaşılması.
Soru kökündeki yönlendirmenin nihai hedefine ulaşmak.

Anahtar Kavram

Doğu Sorunu çerçevesinde Boğazlar ve Karadeniz'in statüsündeki değişimler ile Osmanlı egemenlik haklarının sınırlandırılması
Soru 5020Soru

Türkiye Selçukluları ve Anadolu Beylikleri dönemi sanat ve mimarisi, Büyük Selçuklu kültürel mirasını taşımakla birlikte Anadolu coğrafyasının yerel koşulları ve Bizans/Ermeni/Gürcü mimari gelenekleriyle etkileşime girerek özgün bir kimlik kazanmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu dönemin mimari ve sanatsal özelliklerini yansıtan ve tarihsel olarak doğru olan bir yargı değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı klasik döneminde olduğu gibi ibadet alanını tamamen örten devasa tek bir merkezi kubbenin ve bu kubbeyi taşıyan filayaklarının ana taşıyıcı olarak kullanılması

Cevap

Osmanlı klasik döneminde olduğu gibi ibadet alanını tamamen örten devasa tek bir merkezi kubbenin ve bu kubbeyi taşıyan filayaklarının ana taşıyıcı olarak kullanılması
Türkiye Selçuklu ve Beylikler mimarisinde ibadet mekânı çok sütunlu ve düz damlı planlarla veya küçük kubbelerle örtülmüştür. Devasa tek bir merkezi kubbe tasarımı ve bunu taşıyan filayakları sistemi ise Klasik Osmanlı mimarisinin ayırt edici özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye Selçuklu ve Anadolu Beylikleri döneminin mimari üslubunu incelemek.
Bu dönemin cami mimarisinde çok sütunlu (bazilikal), düz damlı veya çok kubbeli plan şemalarının yaygın olduğu, devasa tek bir merkezi kubbenin henüz kullanılmadığı tespit edilir.
Dönemin mimari karakteristiklerini belirlemek ve gelişim sürecini doğru analiz etmek için gereklidir.
2
Seçeneklerde sunulan diğer mimari ve kültürel özellikleri analiz etmek.
Taş işçiliği, çini sanatı, ahşap direkli camiler (Eşrefoğlu Camii gibi) ve kadın banilerin (Gevher Nesibe Hatun vb.) hamilik faaliyetlerinin döneme ait doğru ve kesin tarihsel bilgiler olduğu doğrulanır.
Doğru yargıların elenmesi ve yanılgıların ayırt edilmesi amacıyla yapılır.
3
Tek büyük merkezi kubbe ve filayağı taşıyıcı sisteminin hangi döneme ait olduğunu belirlemek.
Bu sistemin Selçuklu veya Beylikler mimarisinde değil, Klasik Dönem Osmanlı mimarisinde (özellikle Mimar Sinan ve sonrası) ana taşıyıcı şema olarak ortaya çıktığı anlaşılır.
Yanlış olan yargıyı kesin olarak belirlemek ve sorunun doğru cevabına ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye Selçukluları ve Anadolu Beylikleri mimarisinin ayırt edici plan ve taşıyıcı özellikleri ile Klasik Osmanlı mimarisi arasındaki üslup farkları.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 251 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin