Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5961Soru

I. Şiir:
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkar da sayılmazdı.

II. Şiir:
Çok sesi vardı rüzgârların
Çok rengi vardı ovaların
Bilmem ki neresindeydim
Bu sonsuz rüyaların.

Aşağıdakilerden hangisi, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirine ait bu iki şiir alıntısının temsil ettiği şiir anlayışlarının (Garip Akımı ve Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir) dil, üslup ve içerik özellikleri bakımından karşılaştırılmasına yönelik yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. şiir, şiirin dilini konuşma diline yaklaştırma ilkesini örneklerken; II. şiir, Garip dışında yeniliği sürdüren şairlerin biçimsel arayışları reddedip divan şiiri nazım biçimleri ile aruz ölçüsüne sadık kaldıklarını gösterir.

Cevap

İkinci şiirin, Garip dışında yeniliği sürdüren şairlerin biçimsel arayışları reddedip divan şiiri nazım biçimleri ile aruz ölçüsüne sadık kaldıklarını gösterdiğini iddia eden seçenek yanlıştır.
Doğru cevap, ikinci şiirin divan şiiri biçimlerine ve aruz ölçüsüne bağlı kaldığını iddia eden seçenektir. Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir akımının temsilcileri (örneğin alıntıdaki şiirin yazarı Fazıl Hüsnü Dağlarca), geleneksel divan edebiyatı biçimlerine ya da aruz ölçüsüne bağlı kalmamışlardır. Aksine, serbest nazmı ve modern biçimleri kullanarak şiirde yeni bir estetik ve iç ritim yakalamayı hedeflemişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiir alıntılarının içerik ve üslup özelliklerinden hareketle hangi edebi anlayışları temsil ettiğini saptamak.
İlk şiirin sıradan bir insanı (nasır problemiyle) alaycı bir dille ele alması onun Garip (I. Yeni) akımına ait olduğunu; ikinci şiirin ise serbest biçimde yazılmasına rağmen lirik ve düşsel bir imge dünyası kurması onun Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir (Fazıl Hüsnü Dağlarca) anlayışına ait olduğunu gösterir.
Şiirlerin hangi akımları temsil ettiğini belirlemek, seçeneklerdeki karşılaştırma ifadelerinin doğruluğunu ölçmek için ilk adımdır.
2
Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir anlayışının biçimsel özelliklerini hatırlayarak ilgili seçeneği incelemek.
Bu anlayışı benimseyen şairlerin biçimsel yenilikleri dışlamadığı, tam aksine serbest nazım olanaklarından yararlandığı ve klasik divan edebiyatı nazım şekilleri ile aruz ölçüsüne bağlı kalmadığı saptanır.
İkinci şiirin aruz ölçüsü ve divan şiiri nazım biçimlerine bağlı kaldığını savunan seçeneğin edebi gerçeklerle uyuşmadığını belirlemek için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi'nde Garip Akımı ile Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir arasındaki dil, içerik ve biçim farkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5962Soru

Klasik Dönem Osmanlı askeri teşkilatında yer alan kapıkulu askerleri piyadeler ve süvariler olmak üzere iki ana gruba ayrılırdı. Padişahın şahsına ve saraya bağlı olan bu profesyonel askerler, kendi içlerinde farklı görev tanımlarına sahip sınıflara bölünmüştü.

Aşağıda sol sütunda yer alan kapıkulu piyade sınıflarını, sağ sütundaki görev tanımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cebeciler
Humbaracılar
Lağımcılar
Bostancılar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cebeciler ocağı silah bakımıyla, Humbaracılar ocağı havan topu ve el bombası üretimi/kullanımıyla, Lağımcılar ocağı tünel kazarak surları çökertmeyle, Bostancılar ocağı ise saray ve köşklerin korunmasıyla eşleşmelidir.
Cebeciler ocağı silah temini ve bakımıyla, Humbaracılar ocağı havan topları ve el bombaları üretimi/kullanımıyla, Lağımcılar ocağı kuşatmalarda tünel (lağım) kazıp patlayıcı yerleştirmeyle, Bostancılar ocağı ise saray ve köşklerin korunmasıyla görevlidir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki kapıkulu piyade sınıflarını incelemek.
Cebeciler, Humbaracılar, Lağımcılar ve Bostancılar sınıfları tespit edildi.
Doğru eşleştirmeyi yapabilmek için öncelikle verilen askeri sınıfların kimliklerini tanımlamak gerekir.
2
Sağ sütundaki görev tanımlarını askeri sınıfların tarihsel rolleriyle karşılaştırmak.
Cebecilerin silah onarımı (right_3), Humbaracıların havan topu (right_4), Lağımcıların tünel açma (right_1) ve Bostancıların saray koruma (right_2) faaliyetleriyle ilişkili olduğu görüldü.
Her askeri sınıfın klasik dönemdeki temel fonksiyonunu eşleştirmek gereklidir.
3
Tespit edilen ilişkileri doğru çiftler halinde gruplamak.
left_1 ile right_3, left_2 ile right_4, left_3 ile right_1, left_4 ile right_2 eşleşti.
Eşleştirme sorusunun doğru yanıt kümesini oluşturmak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Klasik Dönemi'nde Kapıkulu Ocağı bünyesindeki piyade sınıfları (Cebeciler, Humbaracılar, Lağımcılar, Bostancılar) ve bu sınıfların askeri/idari görevleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5963Soru

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin taarruz cephelerine ait özellikleri ve bu cephelerle ilişkili siyasi gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kafkas Cephesi
Kanal Cephesi
Brest-Litovsk Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kafkas Cephesi, Bakü petrol bölgelerine ulaşmak ve Orta Asya Türkleriyle birleşmek amacıyla açılan taarruz cephesidir açıklamasıyla eşleşir. Kanal Cephesi, İngiltere'nin Hindistan sömürge yolunu kesmek ve Mısır'ı geri almak amacıyla açılan taarruz cephesidir açıklamasıyla eşleşir. Brest-Litovsk Antlaşması ise Rusya'daki rejim değişikliği sonrası imzalanan ve Kafkas Cephesi'ni sonlandırarak Kars, Ardahan ve Batum'un Osmanlı'ya iadesini sağlayan antlaşmadır açıklamasıyla eşleşir.
Kafkas Cephesi, Orta Asya Türkleri ile birleşme ve Bakü petrollerine ulaşma hedefiyle açılmıştır; Kanal Cephesi ise İngiliz sömürge bağlantılarını kesmek ve Mısır'ı geri almak üzere açılmıştır. Brest-Litovsk Antlaşması ise Rusya'nın savaştan çekilmesini sağlayarak Kafkas Cephesi'ni resmen kapatmış ve Osmanlı'nın Kars, Ardahan ve Batum'u geri almasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'nin hedeflerini incelemek
Bu cephenin Bakü petrollerini ele geçirmek ve Orta Asya'daki Türk nüfusuyla birleşmek (Turancılık) hedefleriyle açıldığı tespit edilir. Bu doğrultuda Kafkas Cephesi ile birinci açıklama eşleştirilir.
Osmanlı Devleti'nin ilk taarruz cephesinin temel amacını belirlemek.
2
Kanal Cephesi'nin amaçlarını analiz etmek
Süveyş Kanalı üzerinde yapılan bu harekatın, İngiltere'nin Hindistan sömürge yollarını kesmek ve Mısır'ı geri almak amacıyla yapıldığı saptanır. Bu bilgiyle Kanal Cephesi ile ikinci açıklama eşleştirilir.
Süveyş Kanalı'na yönelik düzenlenen harekatın stratejik boyutunu kavramak.
3
Kafkas Cephesi'nin kapanış sürecini ve diplomatik sonuçlarını belirlemek
Bolşevik İhtilali sonrası savaştan çekilen Sovyet Rusya ile imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması'nın Kafkas Cephesi'ni kapattığı ve Kars, Ardahan ile Batum'un Osmanlı'ya geri verilmesini sağladığı görülür. Bu bilgiyle Brest-Litovsk Antlaşması ile üçüncü açıklama eşleştirilir.
Taarruz cephesini sonlandıran diplomatik antlaşmayı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki Taarruz Cephelerinin Amaçları ve Siyasi Sonuçları
Soru 5964Soru

Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi romanlarında köyden kente göç, toprak çatışması ve işçi sömürüsü gibi sosyo-ekonomik temalar geniş yer tutar. Aşağıdaki sol sütunda bu temaları ve olay örgüsünü yansıtan özetler, sağ sütunda ise bu özetlerin ait olduğu eserler ve yazarları verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki olay örgüsü özetlerini sağ sütundaki doğru eser-yazar eşleştirmeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Köylülerin, eğitmen Rıza öncülüğünde büyük emekler harcayarak çorak kamu arazisini verimli bir üzüm bağı hâline getirmesini, ancak ardından devlet bürokrasisinin bu araziye el koymasıyla köylülerin hayal kırıklığı yaşamasını ve emeğinin hiçe sayılmasın�� işleyen eser.
Çukurova’ya mevsimlik işçi olarak çalışmaya giden Köse Hasan, Pehlivan Ali ve İflahsızın Yusuf adlı üç arkadaşın, ağır iş şartları altında sömürülmelerini ve bu süreçte verdikleri amansız yaşam mücadelesini konu edinen eser.
Sivas'ın bir köyünden Ankara'ya gurbete giden ve orada inşaat işçiliği yapan Mustafa’nın, şehir hayatının yabancılığıyla karşılaşmasını, çıraklıktan ustalığa uzanan sürecini ve köy ile kent arasındaki sosyo-ekonomik uçurumu yansıtan eser.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kamu arazisindeki bağ mücadelesini işleyen özet Fakir Baykurt'un Kaplumbağalar romanıyla; Çukurova'da sömürülen üç işçinin öyküsü Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde romanıyla; Ankara'da gurbetçilik yapan Mustafa'nın hikâyesi ise Kemal Tahir'in Sağırdere romanıyla eşleşmektedir.
Verilen özetlerin olay örgüleri ve karakter kadroları incelendiğinde; birinci özetin Fakir Baykurt'un Kaplumbağalar romanına, ikinci özetin Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde romanına, üçüncü özetin ise Kemal Tahir'in Sağırdere romanına ait olduğu görülür. Bu durum doğru eşleştirmeyi sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci özetteki 'eğitmen Rıza', 'Tozlu Dere köyü' ve 'kamu arazisindeki bağ mücadelesi' gibi anahtar kavramları analiz etmek.
Bu unsurların Fakir Baykurt'un 'Kaplumbağalar' romanına ait olduğunu belirlemek.
Yazar, bu eserinde köy enstitülü aydın bir eğitmenin köylüyle el ele vererek çorak toprakları yeşillendirmesini ve sonrasında bürokrasiye yenik düşmesini simgesel bir dille aktarır.
2
İkinci özette yer alan 'Köse Hasan', 'Pehlivan Ali' ve 'İflahsızın Yusuf' karakterlerini ve 'Çukurova'da işçilik' temasını değerlendirmek.
Bu karakterlerin Orhan Kemal'in 'Bereketli Topraklar Üzerinde' romanının başkişileri olduğunu saptamak.
Roman, tarım ve fabrika işçilerinin zorlu çalışma şartlarını ve sömürülmesini bu üç karakter üzerinden gerçekçi biçimde yansıtır.
3
Üçüncü özette geçen 'gurbetçi Mustafa', 'Ankara'da inşaat işçiliği' ve 'köy-kent çatışması' temalarını incelemek.
Bu olay örgüsünün Kemal Tahir'in 'Sağırdere' romanına ait olduğunu tespit etmek.
Kemal Tahir, 'Sağırdere' romanında köyünden kopup Ankara'ya çalışmaya gelen Mustafa'nın şehirdeki yabancılaşmasını ve değişimini ele alır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Toplumcu Gerçekçi Hikaye ve Romanında Eser-Yazar-Olay Örgüsü İlişkisi
Soru 5965Soru

“İhsan’ı ilk defa gördüğüm gün kafamda uyanan o garip ihtisası hiç unutamam. O, Harbiye Nezareti’nin karanlık koridorlarında yürürken, arkasında İzmir’in küllerini ve Ayşe’nin yeşil gözlerindeki o sessiz, derin hüznü taşıyor gibiydi. Biz İstanbul’da, kafeslerin arkasında mütareke günlerinin uyuşturucu havasını solurken, o çoktan kafasında Anadolu’nun çorak topraklarında parlayacak bir kıvılcımı tutuşturmuştu bile. Ben ise, bacaklarım��n acısıyla kıvranırken sadece bu büyük yangının bir şahidi, bir kaydedicisi olabilirdim.”

Bu parçanın alındığı roman ve temsil ettiği edebi dönem göz önünde bulundurulduğunda aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parçadaki anlatıcının olayları kendi cephesinden aktarma tarzı, Tanzimat romanlarında (örneğin Samipaşazade Sezai'nin Sergüzeşt’inde) sıklıkla görülen yazarın araya girerek bilgi vermesi ve olayların akışını teknik olarak kesmesi kusurlarının devam ettirildiğini göstermektedir.

Cevap

Parçadaki anlatıcının olayları kendi cephesinden aktarma tarzının Tanzimat romanlarında görülen yazarın araya girerek bilgi vermesi ve olayların akışını teknik olarak kesmesi kusurlarının devam ettirildiğini gösterdiği yönündeki yargı yanlıştır.
Doğru seçenek olan yargı, parçadaki anlatıcının olayları kendi cephesinden aktarma tarzının Tanzimat romanlarındaki teknik kusurların devamı olduğunu iddia etmektedir. Oysa Ateşten Gömlek romanı, hatıra defteri tekniği ve kahraman anlatıcı bakış açısıyla kurgulanmış olup yazarın araya girerek akışı kesmesi gibi teknik kusurlardan uzaktır. Eser, teknik açıdan oldukça olgun ve modern anlatım yöntemlerini kullanmaktadır. Dolayısıyla bu ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen anahtar kavramlardan (İhsan, Ayşe, İzmir'in külleri, Harbiye Nezareti, bacaklarının acısıyla kıvranan anlatıcı Peyami) hareketle eserin Halide Edip Adıvar'ın Ateşten Gömlek romanı olduğu tespit edilir.
Alıntılanan roman ve yazarı doğru tespit edilmiştir.
Soruda sorulan edebi özelliklerin doğru değerlendirilebilmesi için öncelikle hangi eserin analiz edildiğinin netleştirilmesi gerekir.
2
Parçadaki anlatıcı türü belirlenir. Anlatıcının birinci tekil şahıs (kahraman anlatıcı) olduğu ve olayları kendi hatıraları üzerinden (Peyami karakterinin günlüğü) kurguladığı belirlenir.
Romanın bakış açısı ve anlatım tekniği çözümlenmiştir.
Seçeneklerdeki teknik karşılaştırmaları yapabilmek için alıntıdaki anlatıcı tutumunun doğru analiz edilmesi şarttır.
3
Seçeneklerde yer alan Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemi romanları (İntibah, Mai ve Siyah, Araba Sevdası, Eylül, Sergüzeşt) ile Milli Edebiyat dönemi romanlarının tematik ve teknik özellikleri karşılaştırılır.
Seçeneklerdeki edebiyat tarihi bilgilerinin doğruluğu sınanmıştır.
Dönemler arası stylistic ve tematik geçişlerin, karakter tiplerinin ve mekan kurgularının doğruluğu kontrol edilmelidir.
4
Tanzimat romanına has olan 'yazarın anlatının akışını kesip araya girmesi ve öznel müdahalelerde bulunması' kusurunun bu parçadaki modern anlatı tarzıyla uyuşmadığı saptanarak yanlış olan yargı belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşılmıştır.
Ateşten Gömlek, Servet-i Fünun'la olgunlaşan teknik seviyeyi geriye götürmemiş; aksine hatırat tekniğini başarıyla kullanarak modern bir kurgu sunmuştur.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Romanlarının Yapısal, Anlatısal ve Tematik Özellikleri
Soru 5966Soru

Kırım Savaşı ve sonrasında imzalanan 1856 Paris Antlaşması sürecinde yaşanan diplomatik, askeri ve ekonomik gelişmeler ile bu gelişmelerin Osmanlı Devleti üzerindeki etkilerini gösteren aşağıdaki tabloda sol sütundaki maddeleri sağ sütundaki uygun sonuçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün Avrupalı devletlerin garantisi altına alınması
Karadeniz'in tarafsız hale getirilerek Osmanlı Devleti'nin tersane ve donanma bulundurmasının yasaklanması
Paris Antlaşması metninde Osmanlı Devleti'nin ilan ettiği Islahat Fermanı'na doğrudan atıfta bulunulması
Savaş masraflarını karşılamak üzere İngiltere'den ilk kez dış borç (istikraz) alınması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmeler sırasıyla şu şekildedir: Toprak bütünlüğünün garanti altına alınması maddesi Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarını koruyamayacak kadar zayıf olduğunun tescillenmesiyle; Karadeniz'in tarafsızlığı maddesi Osmanlı Devleti'nin galipken yenik devlet statüsünde değerlendirilmesiyle; Islahat Fermanı'na yapılan atıf iç işlerine müdahale kapısının aralanmasıyla; ilk dış borcun alınması ise Düyun-ı Umumiye'ye giden ekonomik çöküşün başlamasıyla eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı, Kırım Savaşı ve Paris Antlaşması'nın getirdiği askeri, diplomatik ve ekonomik koşulların Osmanlı Devleti'nin egemenlik ve mali yapısındaki olumsuz dönüşümlerini doğru analiz etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Toprak bütünlüğü garantörlüğü maddesini analiz etme
Garantörlük maddesi, Osmanlı'nın kendi sınırlarını tek başına savunamayacağını kabul ettiği anlamına gelir ve bu durum ilk sol maddeyi ilk sağ maddeyle eşleştirir.
Uluslararası ilişkilerde bir devletin topraklarının başka devletler tarafından garanti edilmesi, o devletin askeri ve siyasi zafiyetini gösterir.
2
Karadeniz'in tarafsızlığı ve donanma yasağı maddesini analiz etme
Bu yasak, savaşı kazanan Osmanlı'nın yenik Rusya ile aynı kısıtlamalara tabi tutulmasını ifade eder, böylece ikinci sol madde ikinci sağ maddeyle eşleşir.
Galip bir devletin kendi karasularında donanma bulundurmasının engellenmesi egemenlik kısıtlamasıdır ve mağlup muamelesi gördüğünün kanıtıdır.
3
Islahat Fermanı'na atıf maddesini analiz etme
Uluslararası bir antlaşmada iç hukuk belgesine atıf yapılması, dış müdahalelere zemin hazırlar ve bu durum üçüncü sol maddeyi üçüncü sağ maddeyle eşleştirir.
Avrupa devletleri bu fermanın uygulanmasını takip etme bahanesiyle Osmanlı iç işlerine müdahale etme hakkını kendilerinde görmüşlerdir.
4
İlk dış borçlanma gelişmesini analiz etme
Savaş finansmanı için alınan bu borç, devletin mali iflasına giden yolu açmıştır ve dördüncü sol madde dördüncü sağ maddeyle eşleşir.
Kırım Savaşı'nda başlayan borçlanma süreci, 1875'te moratoryum ilanı ve sonrasında Düyun-ı Umumiye'nin kurulmasıyla sonuçlanarak ekonomik egemenliği sarsmıştır.

Anahtar Kavram

1856 Paris Antlaşması'nın Osmanlı Devleti üzerindeki siyasi, hukuki ve mali etkileri
Soru 5967Soru

Büyük Selçuklu Devleti'ndeki askeri teşkilatlanmada yer alan aşağıdaki askeri sınıfları, hükümdarın şahsına ve devlet merkezine (saraya) olan fiziki ve idari yakınlık derecelerine göre, en yakından en uzağa doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gulâmân-�� Saray, Hassa Ordusu, İkta Askerleri ve Türkmenler/Yardımcı Kuvvetler sırasıyla en yakından en uzağa doğru sıralanır.
Doğru sıralama en yakından en uzağa doğru Saray gulamları (Gulâmân-ı Saray), Hassa Ordusu, İkta Askerleri ve Türkmenler (Uç Kuvvetleri) şeklindedir. Saray gulamları hükümdarın şahsını ve sarayı korur. Hassa ordusu merkezde sultana bağlı diğer kuvvettir. İkta askerleri eyaletlerde (taşrada), Türkmenler ise sınırlarda görev yaptığı için merkeze en uzak birliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezde hükümdarın en yakınında bulunan koruma sınıfını belirleme
Gulâmân-ı Saray en içteki, doğrudan hükümdarın şahsını ve sarayı koruyan gruptur.
Saray gulamları, doğrudan hükümdarın muhafızı olarak saray sınırları içinde yaşar ve en yakın halkayı oluşturur.
2
Sarayın dışındaki ama yine merkeze bağlı olan ordu birimini bulma
Hassa Ordusu belirlenir.
Hassa Ordusu doğrudan sultana bağlı merkez ordusu olsa da, Gulâmân-ı Saray gibi doğrudan saray muhafızlığı yapmaz, onların bir dış halkasında yer alır.
3
Taşradaki idari yönetim birimlerinde görevli askerleri konumlandırma
İkta Askerleri (Eyalet askerleri) üçüncü sıraya yerleştirilir.
İkta askerleri merkezde değil, taşradaki eyaletlerde bulunur ve merkeze fiziksel olarak daha uzaktır.
4
En dışta, sınırlarda bulunan düzensiz veya yarı düzenli birlikleri saptama
Türkmenler ve Yardımcı Kuvvetler en dışa (dördüncü sıraya) yerleştirilir.
Türkmenler sınır boylarında (uçlarda) yurt tutmuşlardır ve merkez otoritesine en uzak askeri gruptur.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'ndeki askeri teşkilatlanmanın yapısı ve askeri birliklerin merkeze/hükümdara yakınlık hiyerarşisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5968Soru

Edebiyatta bilimselliği ve determinizmi (gerekircilik) temel alarak insanı soyaçekim ve çevre özellikleriyle ele alan, sanatçıyı bir gözlemciden ziyade laboratuvardaki bilim insanı gibi konumlandıran edebi akım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Natüralizm

Cevap

Natüralizm akımı, edebiyatta determinizm, soyaçekim ve deneysel bilimsel yöntemleri esas alan akımdır.
Natüralizm seçeneği doğrudur çünkü determinizm, soyaçekim ve sanatçının bir bilim insanı gibi deneysel yöntemle çalışması doğrudan natüralizm akımının kurucusu Émile Zola tarafından ortaya konan temel ilkelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen ipuçlarını incelemek
Metinde geçen 'determinizm (gerekircilik)', 'soyaçekim' ve 'sanatçının bir bilim insanı gibi çalışması' kavramları tespit edilmiştir.
Bu kavramlar realizmden ayrılan ve natüralizmi niteleyen en belirgin özelliklerdir.
2
Seçeneklerdeki edebi akımların temel özelliklerini değerlendirmek
Klasisizm akla, romantizm duyguya, realizm gözleme, sembolizm ise şiirsel kapalılığa dayanırken natüralizm determinizm ve deneysel yaklaşıma dayanır.
Doğru akımın belirlenmesi için akımların ayırt edici nitelikleri karşılaştırılmalıdır.
3
Doğru seçeneği belirlemek
Natüralizm akımı, tüm bu özellikleri taşıyan akımdır.
Soru kökündeki kavramsal tanım natüralizm akımını doğrudan işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Natüralizmin determinizm, soyaçekim ve deneysel yöntem gibi bilimsel esasları temel alması
Soru 5969Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde kaleme alınan aşağıdaki romanlar ile bu romanların tematik içeriklerini ve olay örgülerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sodom ve Gomore (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Vurun Kahpeye (Halide Edip Adıvar)
Yeşil Gece (Reşat Nuri Güntekin)
Dikmen Yıldızı (Aka Gündüz)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sodom ve Gomore romanı işgal İstanbul'undaki ahlaki çöküntüyü anlatan tanım ile, Vurun Kahpeye romanı idealist Aliye öğretmen karakterinin mücadelesini anlatan tanım ile, Yeşil Gece romanı Şahin Bey'in gericilikle mücadelesini anlatan tanım ile, Dikmen Yıldızı romanı ise İzmir'in işgalinden sonra Ankara'da mücadeleye katılan Yıldız'ın öyküsünü anlatan tanım ile eşleşir.
Sodom ve Gomore romanı işgal altındaki ��stanbul'daki ahlaki çöküşü anlatan ifadeyle; Vurun Kahpeye kasabaya giden Aliye öğretmenin linç edilmesini konu alan ifadeyle; Yeşil Gece Şahin Bey'in cehaletle mücadelesini işleyen ifadeyle; Dikmen Yıldızı ise Yıldız karakterinin Millî Mücadele'ye desteğini ele alan ifadeyle doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Sodom ve Gomore adlı eserinin konusunu belirleme.
Eserin mütareke dönemi İstanbul'undaki yozlaşmayı, Necdet ve Leyla karakterleri üzerinden işgal güçleriyle işbirliği yapan çevreleri anlattığı tespit edilir.
Sol taraftaki ilk eseri doğru içerikle eşleştirmek.
2
Halide Edip Adıvar'ın Vurun Kahpeye romanının olay örgüsünü inceleme.
Aliye öğretmenin Anadolu'da gerici güçler tarafından linç edilmesini ele alan anlatımla örtüştüğü belirlenir.
İkinci eserin temasını saptamak.
3
Reşat Nuri Güntekin'in Yeşil Gece romanının ana fikrini çözümleme.
Şahin Bey karakterinin medreseden yetişip modern mektepte öğretmenlik yaparak cehalete karşı açtığı savaşı anlatan metinle eşleştiği g��rülür.
Üçüncü eserin başkahraman ve temasını eşleştirmek.
4
Aka Gündüz'ün Dikmen Yıldızı romanının başkarakterini analiz etme.
İzmir'in işgalinin ardından ruhsal sarsıntı geçirip Ankara'ya gelerek Millî Mücadele'ye katılan Yıldız'ın öyküsüyle eşleştiği netleşir.
Son eseri kalan doğru seçenekle e��leştirerek çözümü tamamlamak.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarının yazar, eser, şahıs kadrosu ve tema yönünden eşleştirilmesi.
Soru 5970Soru

Lidyalılar, Kral Yolu üzerindeki ticaret sayesinde büyük bir ekonomik refaha kavuşmuşlardır. Bu zenginliğe dayanarak ordularını tamamen ücretli askerlerden oluşturmuşlar, ancak bu askeri sistem Pers istilası karşısında ülkenin çok kısa sürede yıkılmasının önüne geçememiştir.

Buna göre, Lidyalıların askeri organizasyonlarında uyguladıkları bu sistemin yıkılış süreçlerini hızlandırmasındaki temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ücretli askerlerin vatan sevgisi ve aidiyet duygusundan yoksun olmaları nedeniyle savaşlarda gerekli direnç ve sadakati göstermemeleri

Cevap

Ücretli askerlerin vatan sevgisi ve aidiyet duygusundan yoksun olmaları nedeniyle savaşlarda gerekli direnç ve sadakati göstermemeleri
Lidyalılar, ticaretten elde ettikleri büyük zenginliğe güvenerek milli bir ordu kurmak yerine ordularını ücretli askerlerden oluşturmuşlardır. Ancak ücretli askerler, bir vatanı koruma bilincine veya devlete karşı duygusal bir sadakate sahip olmadıkları için Pers istilas�� sırasında beklenen askeri direnci gösterememişler ve devletin hızla yıkılmasına yol açmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Lidyalıların askeri yapısının temel özelliğini belirlemek
Lidyalıların ordularını tamamen ücretli (paralı) askerlerden oluşturduğunu tespit etmek
Paralı askerlik sisteminin doğasını anlamak
2
Ücretli ordu sisteminin getirdiği temel askeri zafiyetleri analiz etmek
Ücretli askerlerin milli ordu bilincine, vatan sevgisine ve devlete karşı güçlü bir sadakat bağına sahip olmadıklarını belirlemek
Sistemin savunma gücünü neden olumsuz etkilediğini kavramak
3
Bu askeri zafiyetin Lidyalıların siyasi ömr�� üzerindeki etkisini sonuçlandırmak
Güçlü bir aidiyet hissetmeyen askerlerin Pers saldırıları karşısında gerekli direnci gösterememesi nedeniyle devletin kısa sürede istila edilip yıkıldığı sonucuna ulaşmak
Soruda istenen yıkılışı hızlandıran temel nedeni ortaya koymak

Anahtar Kavram

Lidyalıların Ücretli Askerlik Sistemi ve Siyasi Sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5971Soru

İlk Türk devletlerinde göçebe yaşam tarzının da etkisiyle şekillenen toplumsal yapıda, küçükten büyüğe doğru hiyerarşik bir örgütlenme modeli bulunmaktaydı. Aşağıda verilen ilk Türk toplumsal yapısına ait kavramları, karşılarında karışık olarak yer alan tanımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Oguş
Urug
Boy
Budun

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Oguş kavramının aile tanımıyla, Urug kavramının sülale birliği tanımıyla, Boy kavramının kabile tanımıyla ve Budun kavramının millet tanımıyla eşleşmesi gerekir.
Doğru eşleştirmede; oguş en temel birim olan aileyle, urug ailelerin birleşmesiyle oluşan sülaleyle, boy sülalelerin birleşmesiyle oluşan kabileyle ve budun ise boyların bir araya gelerek oluşturduğu millet yapısıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal yapının en küçük hücresinden başlanarak terimler analiz edilir.
Oguş teriminin aile kavramını karşıladığı belirlenir ve ilgili tanım ile eşleştirilir.
Türk aile yapısında oguş kelimesi doğrudan çekirdek aileyi temsil etmektedir.
2
Ailelerin bir araya gelmesiyle oluşan bir üst basamak aranır.
Urug teriminin sülale birliğini karşıladığı saptanır ve sülale tanımı ile eşleştirilir.
Birden fazla aile (oguş) bir araya gelerek kan bağıyla bağlı sülaleyi (urug) oluşturur.
3
Sülalelerin birleşmesiyle oluşan siyasi ve askeri örgütlenme incelenir.
Boy teriminin kabile yapısını karşıladığı görülür ve bu tanım ile eşleştirilir.
Boylar, kendi beyleri önderliğinde bağımsız hareket edebilen ve sülalelerin birleşiminden oluşan yapılardır.
4
En üstteki toplumsal yapının tanımı belirlenir.
Budun teriminin boylar birliği yani millet yapısını karşıladığı görülür ve eşleştirme tamamlanır.
Boyların bir araya gelmesiyle devletin (il/el) öncesindeki en büyük sosyal ve askeri birlik olan budun (millet) meydana gelir.

Anahtar Kavram

İlk Türk Devletlerinde Toplumsal Yapı ve Hiyerarşik Örgütlenme
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5972Soru

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin mücadele ettiği savunma ve sınır dışı (yardım) cephelerinde meydana gelen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik olarak doğru sıralaması şu şekildedir: İlk olarak Çanakkale Cephesi'nde İtilaf Devletleri donanmasının geri çekilmek zorunda kalması (Mart 1915), ardından Irak Cephesi'nde Kut'ül Amare zaferi ile İngiliz kuvvetlerinin esir alınması (Nisan 1916), sonrasında sınır dışı yardım cephelerinden Galiçya'ya Osmanlı birliklerinin sevk edilmesi (Temmuz 1916) ve en son olarak da Suriye-Filistin Cephesi'nde Halep'in kuzeyinde savunma hattı kurularak düşman ilerleyişinin durdurulması (Ekim 1918).
Kronolojik sıralama Çanakkale Cephesi'ndeki deniz zaferi (1915), Irak Cephesi'ndeki Kut'ül Amare zaferi (Nisan 1916), Galiçya Cephesi'ne asker gönderilmesi (Temmuz 1916) ve Suriye Cephesi'ndeki son savunma hattının kurulması (Ekim 1918) şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'ndeki deniz zaferinin tarihinin belirlenmesi
Çanakkale Deniz Savaşı'nda İtilaf donanmasının mağlup edilmesi 18 Mart 1915'te gerçekleşmiştir. Bu olay sıralamada ilk basamakta yer alır.
Bu gelişme, I. Dünya Savaşı'nın başlarında Çanakkale Cephesi'ndeki savunma başarısını ifade eder.
2
Irak Cephesi'ndeki Kut'ül Amare zaferinin tarihinin belirlenmesi
Kut'ül Amare'de İngiliz birliklerinin esir alınması 29 Nisan 1916'da gerçekleşmiştir. Bu gelişme sıralamada ikinci basamaktadır.
Çanakkale Deniz Zaferi'nden yaklaşık bir yıl sonra kazanılan bu büyük başarı, Irak savunma cephesindeki en önemli dönüm noktasıdır.
3
Sınır dışı cephelerden Galiçya Cephesi'ne askeri birlik sevk edilme tarihinin saptanması
Galiçya'ya asker gönderilmeye başlanması Temmuz 1916 tarihidir. Bu gelişme sıralamada üçüncü sırada yer alır.
Kut'ül Amare zaferinin hemen ardından, müttefiklere destek amacıyla sınır dışı cephelere asker gönderilmiştir.
4
Suriye-Filistin Cephesi'ndeki son savunma hattının kurulma tarihinin belirlenmesi
Mustafa Kemal Paşa'nın Halep kuzeyinde (Katma bölgesinde) savunma hattı kurması Ekim 1918'de gerçekleşmiştir. Bu olay son sırada yer alır.
Mondros Ateşkes Antlaşması öncesindeki son askeri başarı olan bu savunma hattı, I. Dünya Savaşı'nın son günlerinde kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki savunma cepheleri (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin) ile sınır dışı cepheleri (Galiçya) kronolojisi ve bu cephelerdeki temel askeri gelişmeler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5973Soru

Osmanlı Devleti'nde 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile 1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı arasındaki kapsam ve hedef kitle bakımından en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Fermanı'nın din ve mezhep farkı g��zetmeksizin tüm Osmanlı tebaasını kapsaması, Islahat Fermanı'nın ise özellikle gayrimüslim halkın haklarını genişletmeyi hedeflemesi

Cevap

Tanzimat Fermanı'nın tüm Osmanlı tebaasını kapsaması, Islahat Fermanı'nın ise özellikle gayrimüslim halkın haklarını genişletmeyi hedeflemesi
Tanzimat Fermanı din ve mezhep ayrımı yapmaksızın tüm Osmanlı tebaasını kanun önünde eşit sayarak haklarını güvence altına almıştır. Islahat Fermanı ise gayrimüslim tebaaya özel haklar vererek Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında tam bir eşitlik sağlamayı amaçlamış, gayrimüslimlerin haklarını genişletmeye odaklanmıştır. Dolayısıyla iki belgenin en temel farkı hedef kitlesinin kapsamıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın kapsadığı halk kesimini analiz etmek
Tanzimat Fermanı'nda din ve mezhep farkı gözetmeksizin 'tüm tebaanın' can, mal, namus güvenliğinin kanun güvencesine alındığı sonucuna ulaşılır.
Fermanın temel amacının Osmanlıcılık fikri doğrultusunda tüm tebaayı eşit kılmak olduğunu anlamak.
2
Islahat Fermanı'nın kapsadığı halk kesimini ve amacını analiz etmek
Islahat Fermanı'nın ise Kırım Savaşı sonrasında gayrimüslim tebaanın haklarını genişleterek Avrupalı devletlerin iç işlerine karışmasını önlemeyi hedeflediği sonucuna ulaşılır.
Islahat Fermanı'nın gayrimüslim odaklı bir eşitlik belgesi olduğunu ayırt etmek.
3
İki ferman arasındaki temel farkı belirlemek
Tanzimat tüm tebaayı eşit olarak kapsarken, Islahat'ın özellikle gayrimüslim haklarına odaklandığı farkı ortaya konulur.
Hedef kitle ve kapsam yönünden en belirgin farkı bulmak.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat fermanlarının kapsam ve hedef kitle bakımından farklılıkları
Soru 5974Soru

Emeviler Dönemi'nde uygulanan ve Arap olmayan Müslümanları ikinci sınıf vatandaş olarak gören 'mevali' politikasının yarattığı toplumsal huzursuzluklar, Abbasilerin iktidara gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Abbasiler ise iktidara geldikten sonra bu politikayı terk ederek tüm Müslümanları eşit kabul eden ümmetçi ve hoşgörülü bir yönetim anlayışını benimsemişlerdir.

Buna göre;
I. vezirlik makamının oluşturularak İran kökenli bürokratların yönetimde etkin hale gelmesi,
II. Bizans sınırlarında kurulan Avasım kentlerine Türk askeri güçlerinin yerleştirilmesi,
III. halifeliğin saltanata dönüştürülerek hanedan üyeleri arasında veraset yoluyla devredilmesi

gelişmelerinden hangileri Abbasilerin benimsediği bu yeni yönetim anlayışının doğrudan bir sonucu olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

İranlıların vezirlik makamıyla bürokrasiye girmesi ve Türklerin Avasım şehirleriyle orduya yerleştirilmesi gelişmelerini içeren 'I ve II' öncülleri doğru cevaptır.
Vezirlik makamının oluşturularak İran kökenli bürokratların yönetimde etkin kılınması ve Türk askeri güçlerinin Avasım kentlerine yerleştirilmesi, Arap olmayan Müslüman unsurların dışlanmadığını, aksine devletin temel sütunları haline getirildiğini gösterir. Bu iki durum, Emevilerin Arap ırkçılığına dayanan mevali politikasına karşılık Abbasilerin benimsediği hoşgörülü ümmetçi anlayışın doğrudan bir sonucudur. Ancak halifeliğin veraset yoluyla aktarılan bir saltanata dönüşmesi Emeviler Dönemi'nde Muaviye'nin oğlu Yezid'i veliaht tayin etmesiyle başlamış olup Abbasiler tarafından da sürdürülen bir yönetim şeklidir, yeni eşitlikçi anlayışın bir sonucu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Emevi ve Abbasi yönetim politikaları arasındaki fark tanımlanır.
Emevilerin Arap milliyetçisi (mevali) yaklaşımına karşın Abbasilerin ümmetçi, eşitlikçi ve Arap olmayan Müslümanlara da haklar tanıyan hoşgörülü bir politika benimsediği belirlenir.
Öncüllerin bu köklü politika değişikliğiyle ilişkisini kurabilmek için temel tarihi bağlamı kurmak gerekir.
2
Birinci öncül analiz edilir.
Vezirlik makamının kurulması ve İranlı bürokratların buraya getirilmesi, Arap olmayan Müslümanların devlet yönetimine katılımını gösterdiği için yeni ümmetçi anlayışın doğrudan bir sonucudur.
İdari yapıdaki bu köklü değişiklik, Emevi dönemindeki Arap bürokrat tekelini kırmıştır.
3
İkinci öncül analiz edilir.
Avasım kentlerine Türk askeri güçlerinin yerleştirilmesi, Türklerin ordu kademelerinde etkin kılınmasını ve dolayısıyla askeri alanda Arap olmayan Müslümanlardan yararlanıldığını gösterdiği için yeni anlayışın doğrudan bir sonucudur.
Bu durum askeri gücün milliyetçi sınırları aşarak genişlediğini kanıtlar.
4
Üçüncü öncül analiz edilir.
Halifeliğin saltanata dönüşmesi Emevi halifesi Muaviye ile başlamış bir durumdur. Abbasiler bu yapıyı değiştirmeyip sürdürmüşlerdir. Bu durum ümmetçi/eşitlikçi yeni politikanın bir sonucu değil, mevcut hanedanlık yapısının devamıdır.
Saltanat sisteminin başlangıç dönemi ve mahiyeti belirlenerek bu öncül elenir.

Anahtar Kavram

Emeviler ve Abbasiler Dönemlerinde Yönetim Politikalarındaki Değişim ve Sonuçları
Soru 5975Soru

İngiliz edebiyatının yetiştirdiği en büyük şairlerden biri olan sanatçı, klasik şiir geleneğini Rönesans sonrası dönemde epik bir boyuta taşımıştır. Yaşamının son yıllarında görme yetisini kaybetmesine rağmen kızlarının yardımıyla kaleme aldığı, Hristiyanlık inancındaki 'cennetten kovulma' ve 'insanlığın düşüşü' mitlerini işleyen *Kaybolan Cennet* (Paradise Lost) adlı yapay destanıyla tanınır. Klasisizm akımının biçimsel yetkinliğini ve rasyonalist arka planını yansıtan bu eserde, Tanrı’ya karşı isyan eden şeytan figürü trajik bir derinlikle ele alınmıştır.

Bu parçada söz edilen Klasik Batı edebiyatı sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: John Milton

Cevap

John Milton
Parçada söz edilen, İngiliz edebiyatının önemli şairlerinden olan ve görme engeline rağmen 'Kaybolan Cennet' (Paradise Lost) adlı yapay destanı yazan sanatçı John Milton'dır. Klasisizm akımının biçimsel yetkinlik özelliklerini taşıyan bu eser, insanlığın cennetten kovuluşunu ve Tanrı'ya karşı gelen şeytanın hikayesini anlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme.
Sanatçının İngiliz edebiyatına mensup olduğu, Klasisizm akımından etkilendiği, görme yetisini kaybettiği ve 'Kaybolan Cennet' (Paradise Lost) adlı yapay destanı yazdığı tespit edilir.
Soru kökündeki edebi dönem, ulus ve eser ismi doğrudan doğru seçeneğe yönlendirir.
2
Se��eneklerdeki diğer sanatçılarla karşılaştırma yapma.
Torquato Tasso, Ludovico Ariosto ve Dante İtalyan edebiyatına; Victor Hugo ise Fransız edebiyatına ve Romantizm akımına aittir. İngiliz edebiyatına mensup olan ve 'Kaybolan Cennet'i yazan tek sanatçı John Milton'dır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu doğrulamak ve yanlış eşleştirmeleri elemek.

Anahtar Kavram

Klasik Batı Edebiyatı yapay destanları ve temsilcileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5976Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Doğu Anadolu’da (özellikle Dersim ve çevresinde) feodal yapının egemen olduğu bir coğrafyada geçer. Ağaların köylüler üzerindeki baskısı, şeyhlik kurumu ve törelerin kıskacındaki insan ilişkileri masalsı ve yerel bir söyleyişle aktarıl��r. Babası Cano tarafından dağlarda bir erkek gibi büyütülen bir genç kızın, çevresindeki feodal baskılara karşı duruşunun ve aşkının anlatıldığı bu yapıt, Türk edebiyatında köy ve kasaba gerçeğini toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla yansıtan önemli eserlerdendir.

Bu parçada sözü edilen eser ve yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cemo - Kemal Bilbaşar

Cevap

Parçada konusu ve karakterleri (Cano, Cemo) verilen eser, Kemal Bilbaşar'ın toplumcu gerçekçi çizgide yazdığı Cemo adlı romanıdır.
Parçada bahsedilen Dersim yöresindeki feodal ilişkileri, Cano ve kızı Cemo etrafında gelişen olayları ve ağalık-töre baskısını masalsı bir dille ele alan Cemo romanı, toplumcu gerçekçi yazar Kemal Bilbaşar'a aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz edin.
Eserin Doğu Anadolu (Dersim) çevresinde geçtiği, feodal yapı, ağa-köylü ilişkileri ve töre konularını işlediği belirlenir. Cano ve kızı karakterleri üzerinden kurgulandığı saptanır.
Soruda tanıtılan eserin konusunu, karakterlerini ve coğrafyasını belirlemek doğru esere ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Bulunan özellikler ile seçeneklerdeki eserleri ve yazarları karşılaştırın.
Tanıtılan özelliklerin ve karakterlerin (Cano, Cemo) Kemal Bilbaşar'ın Cemo adlı romanıyla birebir örtüştüğü görülür. Diğer seçeneklerdeki eserlerin ise modernist veya bireyin iç dünyasını esas alan eserler olduğu saptanır.
Seçeneklerdeki eserlerin edebi yönelimlerini ayırt ederek doğru eşleştirmeyi doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hikaye ve Romanında Toplumcu Gerçekçi Eserler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5977Soru

Ege, Yunan ve Roma medeniyetlerinin gelişim sürecinde yaşanan aşağıdaki önemli tarihi olayları kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Atina'da Kleisthenes Reformları (MÖ 508), Roma'da On İki Levha Kanunları (MÖ 451-450), Büyük İskender'in Asya Seferi ve Hellenizm (MÖ 334) ve Roma'da Milano Fermanı (MS 313) şeklinde kronolojik olarak sıralanmalıdır.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Atina'daki Kleisthenes Reformları (MÖ 508), Roma'daki On İki Levha Kanunları (MÖ 451-450), Büyük İskender'in Asya Seferi (MÖ 334) ve Roma'daki Milano Fermanı (MS 313) şeklindedir. Sıralama en eski tarihten en yeni tarihe doğru yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Atina'daki reform hareketinin tarihsel sürecini belirlemek
Kleisthenes Reformları MÖ 508 yılına aittir.
Atina demokrasisinin oluşumundaki en erken dönem gelişmelerinden biridir.
2
Roma'daki yazılı hukuk kurallarının ortaya çıkış zamanını saptamak
On İki Levha Kanunları MÖ 451-450 yıllarında ilan edilmiştir.
Roma Cumhuriyeti döneminde patriciler ve plebler arasındaki çatışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.
3
Hellenizm Medeniyeti'nin oluşum tarihini belirlemek
Hellenistik Dönem başlangıcı Büyük İskender'in Asya Seferi ile MÖ 334 sonrasıdır.
Makedonya İmparatorluğu'nun genişlemesi ile Doğu-Batı sentezi bu tarihte başlamıştır.
4
Roma'da Hristiyanlığın yasal statü kazanma tarihini belirlemek
Milano Fermanı MS 313 yılında ilan edilmiştir.
Roma'nın geç dönem imparatorluk sürecinde din politikalarındaki değişimi gösterir.

Anahtar Kavram

Ege, Yunan ve Roma uygarlıklarının siyasi, hukuki ve kültürel gelişim aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5978Soru

Aşağıda verilen Cumhuriyet Dönemi şiir alıntılarını, bu şiirlerin dil, üslup ve içerik özelliklerine göre temsil ettikleri şiir anlayışları veya şair gruplarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dikilirim köprü üzerine,
Keyifle seyrederim hepinizi.
Kiminiz kürek çeker, tıpış tıpış;
Kiminiz midye çıkarır duba altından;
Kiminiz ağ atar dalyanda;
Ah bu türküler, köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda aranmaz hicranı
Ateş gibi, barut gibi, deniz gibi
Uzak dallardan, rüzgârlardan
Mavi gökler arasından
Yeryüzüne dökülen bu ışık
Kimindir Tanr��m?
Bilinmez nerelerden gelirdi çocuk
Giderdi bilinmez nerelere.
ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yeni putlar koyan kim
güneşi ve ayı kim yarattı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Galata Köprüsü şiiri Garip Akımı ile, Türküler Dolusu şiiri halk kültüründen yararlanan lirik çizgiyle, Çocuk ve Allah şiiri felsefi-mistik çizgiyle ve İbrahim şiiri sezgici-egzotik çizgiyle eşleşir.
Doğru eşleştirmeler, şiir alıntılarının dil, üslup ve içerik özelliklerine dayanmaktadır. İlk şiirdeki sıradan günlük yaşam sahneleri Garip Akımı'nın estetiğini; ikinci şiirdeki folklorik ve memleketçi lirizm Bedri Rahmi'nin lirik çizgisini; üçüncü şiirdeki çocuksu ve kozmik varoluş sorgulaması Dağlarca'nın felsefi-mistik çizgisini; dördüncü şiirdeki dini-mitolojik ögeler ise Asaf Hâlet'in sezgici-egzotik çizgisini yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiir parçasını inceleme
Şiirde Galata Köprüsü'ndeki sıradan insanların (kürek çeker, midye çıkarır) günlük işlerinin ölçüsüz, uyaksız ve tamamen konuşma diliyle aktarıldığı görülür. Bu özellikler Garip Akımı'nın (I. Yeni) şiiri sıradanlaştırma ve kurals��zlaştırma ilkesiyle örtüşmektedir.
Şiirin dil ve tema bakımından hangi harekete ait olduğunu belirlemek.
2
İkinci şiir parçasını analiz etme
Şiirde 'köy türküleri' gibi folklorik değerlerin, memleket motiflerinin modern bir serbest şiir biçimi ve güçlü bir lirizmle işlendiği tespit edilir. Bu, Garip dışında yeniliği halk kült��rüyle sürdüren şairlerin (özellikle Bedri Rahmi Eyüboğlu) tarzıdır.
Şiirin memleketçi ve folklorik özelliklerini tespit etmek.
3
Üçüncü şiir parçasını inceleme
Metinde 'Tanrım', 'ı��ık kimindir', 'çocuk' gibi kelimeler üzerinden evrenin, varoluşun ve doğanın çocuksu bir hayret ve felsefi/mistik derinlikle sorgulandığı görülür. Bu üslup Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın kozmik ve mistik şiir anlayışını yansıtır.
Metnin varoluşçu ve felsefi arka planını ortaya çıkarmak.
4
Dördüncü şiir parçasını analiz etme
Şiirde 'İbrahim', 'put', 'balta' gibi dinsel-mitolojik telmihlerle mistik bir atmosfer yaratıldığı, ses tekrarları ve sezgisel bir dille egzotik bir dünya kurulduğu görülür. Bu üslup Asaf Hâlet Çelebi'nin öncülük ettiği sezgici/egzotik anlayışla eşleşir.
Şiirin sezgici ve mitolojik niteliklerini saptamak.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde Garip Akımı ile Garip dışında yeniliği sürdüren şairlerin poetik farkları.

Alternatif Yöntem

Şiir alıntılarında geçen anahtar kelimeler ve üslup özellikleri şairlerin poetik duruşlarıyla karşılaştırılarak da doğru sonuca ulaşılabilir. Örneğin 'türküler' kelimesi doğrudan folklorik çizgiye; 'Tanrım' ve 'çocuk' kelimeleri Dağlarca'nın felsefi-mistik dönemine işaret eder.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5979Soru

Osmanlı Devleti’nin 1914-1918 yılları arasındaki askeri faaliyetlerini ve cephe yapılanmasını inceleyen bir araştırmacı, orduların konuşlandığı bölgelerin karakteristik özelliklerini şu şekilde tasnif etmiştir:

I. ��mparatorluğun kaybettiği toprakları geri kazanma arzusu ve Süveyş Kanalı üzerinden İngiltere'nin deniz aşırı bağlarını koparma hedefi doğrultusunda taarruz nitelikli operasyonların yürütüldüğü saha.
II. İtilaf Blokunun müttefikleri olan Çarlık Rusyası ile doğrudan askeri ve lojistik bağ kurmasını engellemek ve payitahtın güvenliğini sağlamak amacıyla yürütülen direnme faaliyetlerinin odağı olan saha.
III. Müttefik kuvvetlerin Doğu Avrupa ve Balkanlar’daki askeri yükünü hafifletmek adına, Osmanlı egemenlik sınırları haricindeki topraklara kolordu seviyesinde kuvvet gönderilerek oluşturulan operasyon sahası.

Buna göre, araştırmacının yaptığı bu tasniflerden hangileri Osmanlı Devleti'nin 'savunma cepheleri' veya 'sınır dışı (yardım) cepheleri' kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

İkinci ve üçüncü öncülleri barındıran 'II ve III' ifadesi doğru cevaptır.
İkinci öncülde belirtilen Çarlık Rusyası ile İtilaf Devletlerinin bağını kesme ve başkentin güvenliğini sağlama amacı savunma cephelerinden Çanakkale Cephesi'ni ifade etmektedir. Üçüncü öncülde yer alan müttefiklerin yükünü hafifletmek amacıyla sınır dışı topraklara asker gönderme faaliyeti ise sınır dışı (yardım) cephelerini (Galiçya, Romanya, Makedonya) tanımlamaktadır. Dolayısıyla 'II ve III' öncüllerini içeren seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Önc��llerde verilen cephelerin askeri ve coğrafi özelliklerini analiz etmek.
Birinci öncül Mısır ve Süveyş Kanalı üzerinden yapılan taarruzu (Kanal Cephesi), ikinci öncül İstanbul ve Boğazlar eksenli savunmayı (Çanakkale Cephesi), üçüncü öncül ise sınır dı��ı yardım bölgelerini (Galiçya, Romanya, Makedonya) işaret etmektedir.
Soruda istenen tasniflerin hangi somut cephelerle ilişkili olduğunu saptamak için bu adım gereklidir.
2
Saptanan cepheleri Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki resmi cephe sınıflandırmasıyla eşleştirmek.
Kanal Cephesi taarruz cephesidir; Çanakkale savunma cephesidir; Galiçya, Romanya ve Makedonya ise sınır dışı (yardım) cepheleridir.
Hangi öncüllerin 'savunma' ve 'sınır dış��' kategorilerine girdiğini belirlemek için sınıflandırma yapılması gerekir.
3
Elde edilen sonuçlara göre doğru öncülleri bir araya getirerek doğru seçeneğe ulaşmak.
Savunma ve sınır dışı cepheleri temsil eden öncüller sırasıyla II ve III olup, bu iki öncülün birlikte yer aldığı seçenek belirlenir.
Soru kökündeki 'savunma cepheleri' veya 'sınır dışı cepheleri' kapsamında olanları tam ve doğru biçimde birleştirmek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki Cephe Sınıflandırması
Soru 5980Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi çizgide eser veren sanatçılar, romanlarında farklı sosyal, ekonomik ve siyasi çatışmaları ele almışlardır.

Buna göre, sol sütunda verilen romanlar ile sağ sütunda verilen tematik odakları ve çatışmaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tırpan
Murtaza
Rahmet Yolları Kesti
Karartma Geceleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tırpan romanı köydeki ataerkil düzene ve törelere karşı direniş temasıyla; Murtaza romanı göçmen bir bekçinin otoriteye itaati ve işçi sınıfına yabancılaşmasıyla; Rahmet Yolları Kesti romanı eşkıyalığın ağalık düzenine hizmet eden yönünü eleştiren yaklaşımla; Karartma Geceleri romanı ise İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir aydının kaçışı ve aydın-iktidar çatışmasıyla eşleşmektedir.
Toplumcu gerçekçi yazarlar eserlerinde farklı toplumsal yaralara ve çatışmalara parmak basmışlardır. Tırpan'da töre ve zoraki evliliklere karşı kadın direnişi (Fakir Baykurt); Murtaza'da küçük adamın otoriteye körü körüne itaatiyle kendi sınıfına yabancılaşması (Orhan Kemal); Rahmet Yolları Kesti'de eşkıyalığın feodal yapıyla ilişkisi (Kemal Tahir); Karartma Geceleri'nde ise İkinci Dünya Savaşı yıllarında aydınlar üzerindeki baskı ve yoksulluk (Rıfat Ilgaz) başarıyla işlenmiştir. Bu eşleştirmeler eserlerin ana izleklerini doğrudan yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tırpan romanının konusunu belirleme.
Tırpan, Fakir Baykurt tarafından kaleme alınmış olup köydeki ataerkil baskıyı ve zorla evlendirilmeye karşı kadın direnişini anlatır. Bu durum sağ sütundaki üçüncü ifade ile eşleşir.
Eserin ana temasını tespit ederek doğru eşleştirmeyi yapmak.
2
Murtaza romanının konusunu belirleme.
Murtaza, Orhan Kemal'in fabrikadaki bekçilik görevini ve otoriteye aşırı bağlılığını, bunun sonucunda işçi sınıfına yabancılaşmasını anlattığı eserdir. Bu durum sağ sütundaki birinci ifade ile eşleşir.
Eserin karakter analizi ve sınıfsal çatışmasını eşleştirmek.
3
Rahmet Yolları Kesti romanının konusunu belirleme.
Rahmet Yolları Kesti, Kemal Tahir'in eşkıyalık kurumunu eleştirdiği, onun ağalık düzenine hizmet ettiğini gösterdiği romandır. Bu durum sağ sütundaki dördüncü ifade ile eşleşir.
Yazarın eşkıyalık olgusuna yönelik özgün bakış açısını eşleştirmek.
4
Karartma Geceleri romanının konusunu belirleme.
Karartma Geceleri, Rıfat Ilgaz'ın İkinci Dünya Savaşı dönemindeki aydın üzerindeki baskıları ve toplumsal sıkıntıları anlattığı eserdir. Bu durum sağ sütundaki ikinci ifade ile eşleşir.
Eserin tarihsel ve toplumsal arka planını doğru tanımlamak.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi romanlarında işlenen temalar, toplumsal çatışmalar ve eser-içerik ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 299 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin