Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5941Soru

Rönesans döneminin habercisi kabul edilen İtalyan edebiyatının bu büyük şairi, hümanizmin ilk kıvılcımlarını eserlerinde taşır. Edebi dil olarak Latince yerine halk dili olan İtalyancayı tercih ederek ulusal edebiyatın gelişimine öncülük etmiştir. Şairin en önemli eseri; Cehennem, Araf ve Cennet olmak üzere üç ana bölümden oluşan, ahirete yapılan sembolik bir yolculuğu anlatan manzum destandır. Bu destanda şaire, aklı ve felsefeyi temsil eden Romalı şair Vergilius ile inanç ve aşkı temsil eden Beatrice rehberlik eder.

Bu parçada söz edilen sanatçı ve eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dante - İlahi Komedya

Cevap

Dante - İlahi Komedya
Parçada özellikleri anlatılan sanatçı İtalyan edebiyatının kurucularından Dante Alighieri, eseri ise İlahi Komedya'dır. Eser; Cehennem, Araf ve Cennet'ten oluşur ve manzum biçimdedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ipuçlarını analiz etme
Sanatçının Rönesans habercisi İtalyan şair olduğu, İtalyancayı edebi dil olarak seçtiği ve rehber olarak Vergilius ile Beatrice karakterlerinin yer aldığı bir eseri olduğu belirlenir.
Parçadaki temel karakteristik özellikleri saptayarak doğru yazar ve esere yönelmek.
2
Eserin özelliklerini ve kısımlarını eşleştirme
Cehennem, Araf ve Cennet bölümlerinden oluşan manzum destanın Dante'nin İlahi Komedya adlı yapıtı olduğu saptanır.
Seçeneklerdeki diğer eser ve yazarların bu niteliklerle uyuşmadığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Rönesans Dönemi İtalyan Edebiyatı Temsilcileri ve Eserleri
Soru 5942Soru

Milli Edebiyat Dönemi hikaye ve roman yazarlarının, Türk edebiyatında Anadolu coğrafyasına, toplumsal meselelere ve millî mücadeleye yönelmede öncü rol oynayan aşağıdaki eserlerini ilk yayımlanış (kitap veya tefrika) tarihlerine göre kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yeni Turan (1912), Memleket Hikâyeleri (1919), Çalıkuşu (1922), Sodom ve Gomore (1928), Yaban (1932) kronolojik sıralaması doğrudur.
Milli Edebiyat Dönemi'ne ait eserlerin yayımlanma kronolojisi incelendiğinde; Yeni Turan 1912'de, Memleket Hikâyeleri 1919'da, Çalıkuşu 1922'de, Sodom ve Gomore 1928'de ve Yaban 1932'de okurla buluşmuştur. Bu doğrultuda yapılan sıralama en eskiden en yeniye doğru doğru bir kronolojik dizilim sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve ilk yayımlanma (kitap veya tefrika) yıllarını belirleme.
Yeni Turan için 1912, Memleket Hikâyeleri için 1919, Çalıkuşu için 1922, Sodom ve Gomore için 1928 ve Yaban için 1932 yılları tespit edilir.
Kronolojik sıralamayı doğru şekilde oluşturabilmek amacıyla her bir eserin edebiyat tarihindeki yerini ve basım yılını saptamak gerekir.
2
Elde edilen yılları eskiden yeniye doğru matematiksel olarak sıralama.
1912 < 1919 < 1922 < 1928 < 1932 dizilimi elde edilir.
Soru kökündeki kronolojik (eskiden yeniye) yönergeye uygun matematiksel düzeni kurmak amaçlanır.
3
Yılları temsil eden eserlerin sıralamasını kesinleştirme.
Yeni Turan -> Memleket Hikâyeleri -> Çalıkuşu -> Sodom ve Gomore -> Yaban sıralaması oluşturulur.
Eserlerin içeriksel ve biçimsel gelişim seyri, yayın tarihleriyle tam bir uyum gösterdiğinden nihai kronolojik sıralama bu şekilde tamamlanır.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi hikaye ve romanlarının kronolojik yayım seyri ve sanatsal özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5943Soru

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) ve bu savaşın sonrasında şekillenen diplomatik süreç, Osmanlı Devleti'nin jeopolitik dengelerini ve toprak bütünlüğünü derinden etkilemiştir. Sol sütunda yer alan tarihsel gelişmeleri, sağ sütundaki en uygun jeopolitik ve diplomatik sonuçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tersane (İstanbul) Konferansı'nın toplanması
Ayastefanos Antlaşması'nın yerine Berlin Antlaşması'nın imzalanması
Kıbrıs'ın yönetiminin geçici olarak İngiltere'ye bırakılması
Berlin Antlaşması'nın 61. maddesinde Ermeniler için ıslahat şartının getirilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tersane Konferansı'nın 93 Harbi'ni tetikleyen Balkan bunalımı kararlarıyla, Ayastefanos'un Berlin Antlaşması'na dönüştürülmesinin Avrupalı devletlerin güç dengesini koruma çabasıyla, Kıbrıs'ın geçici olarak devredilmesinin İngiltere'nin desteğini alma arayışıyla ve Berlin Antlaşması'nın 61. maddesinin Ermeni meselesinin uluslararası nitelik kazanmasıyla eşleştirilmesi.
Tarihsel süreçte gelişmelerin ve antlaşma hükümlerinin jeopolitik sonuçlarıyla doğru eşleştirilmesi, Osmanlı'nın 19. yüzyıl sonundaki dış politika dengelerini tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tersane Konferansı'nın tarihi bağlamını ve sonuçlarını incelemek.
Tersane Konferansı'nın Balkan bunalımını çözme gerekçesiyle toplandığı ve kararlarının reddinin savaşa zemin hazırladığı tespit edilerek ilgili sonuçla eşleştirilir.
Savaş öncesi diplomatik krizin tespiti için gereklidir.
2
Ayastefanos Antlaşması'nın Berlin Antlaşması'na evrilme nedenini değerlendirmek.
Rusya'nın aşırı güçlenmesine karşı Avrupalı güçlerin denge politikasını korumak için müdahale ettiği belirlenerek ilgili sonuçla eşleştirilir.
Dönemin büyük devletlerinin jeopolitik hedeflerini anlamak için gereklidir.
3
Kıbrıs'ın İngiltere'ye verilmesinin arka planındaki pazarlığı analiz etmek.
Kıbrıs'ın, Berlin Kongresi öncesinde İngiltere'nin diplomatik desteğini elde etmek adına verilen bir egemenlik tavizi olduğu saptanarak ilgili sonuçla eşleştirilir.
Osmanlı dış politikasında denge stratejisinin bedellerini görmek için gereklidir.
4
Berlin Antlaşması'nın 61. maddesinin diplomatik sonuçlarını belirlemek.
Bu maddeyle Ermeni meselesinin ilk kez uluslararası bir antlaşmada hukuki tescil kazanıp dış müdahalelere açıldığı görülerek ilgili sonuçla eşleştirilir.
Osmanlı'nın iç sorunlarının uluslararasılaşma boyutunu saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

93 Harbi'ne giden diplomatik süreç, Ayastefanos ile Berlin Antlaşması arasındaki farklar, Osmanlı Devleti'nin denge politikası ve Berlin Antlaşması'nın getirdiği jeopolitik sonuçlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5944Soru

Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında 1533 yılında imzalanan İstanbul Antlaşması'nda "Avusturya arşidükü, protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılacaktır." hükmü yer alırken; 1606 yılında imzalanan Zitvatorok Antlaşması'nda "Avusturya kralı, protokol bakımından Osmanlı padişahına eşit sayılacak ve kendisinden Roma imparatoru (Sezar) olarak bahsedilecektir." hükmü kabul edilmiştir.

Bu hükümler dikkate alındığında, iki devlet arasındaki ilişkilerin gelişimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin Batı karşısındaki üstünlüğünün yerini diplomatik eşitliğe bıraktığı

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Batı karşısındaki üstünlüğünün yerini diplomatik eşitliğe bıraktığı
Osmanlı Devleti'nin Batı karşısındaki üstünlüğünün yerini diplomatik eşitliğe bıraktığını belirten seçenek doğrudur. 1533 İstanbul Antlaşması'nda Avusturya arşidükü Osmanlı padişahına değil, onun bir alt makamı olan sadrazama denk kabul edilerek Osmanlı'nın üstünlüğü hukuken tescil edilmiştir. Ancak 1606 Zitvatorok Antlaşması ile Avusturya kralı doğrudan Osmanlı padişahına eşit kabul edilmiş, böylece Kanuni Dönemi'ndeki diplomatik üstünlük sona ermiş ve yerini eşitlik esasına bırakmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1533 İstanbul Antlaşması'ndaki protokol hükmünü analiz etme.
Avusturya arşidükünün (kralının) Osmanlı sadrazamına (padişahın yardımcısına) denk sayılması, Osmanl�� padişahının arşidükten üstün kabul edildiğini ve Osmanlı Devleti'nin Avusturya üzerinde net bir siyasi-diplomatik hegemonya kurduğunu gösterir.
Antlaşmadaki hiyerarşik yapının siyasi anlamını ve Osmanlı üstünlüğünü saptamak.
2
1606 Zitvatorok Antlaşması'ndaki protokol hükmünü analiz etme.
Avusturya kralının Osmanlı padişahına eşit kabul edilmesi ve kendisine Sezar unvanının verilmesi, Osmanlı Devleti'nin tek taraflı üstünlük iddiasından vazgeçtiğini ve diplomatik protokolde eşitliği kabul ettiğini gösterir.
Zaman içinde yaşanan diplomatik statü değişimini belirlemek.
3
İki dönem arasındaki siyasi ve diplomatik değişimi karşılaştırarak sonuca ulaşma.
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde (1533) elde edilen diplomatik üstünlüğün, 17. yüzyılın başında (1606) yerini devletlerin eşitliği esasına (mütekabiliyete) bıraktığı açıkça görülür.
İki antlaşma maddesinin ortak tarihi analizini tamamlamak.

Anahtar Kavram

Mütekabiliyet ve Diplomatik Eşitlik
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5945Soru

Osmanlı Devleti’nin Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı karşısında kendisini güvenceye almak amacıyla 1833 yılında Rusya ile imzaladığı, Boğazlar üzerinde Rusya lehine hükümler barındıran ve Boğazlar meselesinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hünkar İskelesi Antlaşması

Cevap

Hünkar İskelesi Antlaşması
Hünkar İskelesi Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanına karşı Rusya'nın askeri desteğini güvence altına almak için 1833 yılında imzaladığı ve Boğazlar üzerinde Rusya lehine (savaş durumunda Rusya lehine kapatılması gibi) maddeler barındırarak Boğazlar meselesini resmen başlatan antlaşmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen 1833 tarihi, Rusya ile imzalanmış olma ve Mehmet Ali Pa��a isyanı bağlamındaki güvenlik arayışı bilgilerini değerlendirmek.
Osmanlı Devleti'nin iç sorun olan Mısır Meselesi'nde İngiltere ve Fransa'dan destek bulamaması üzerine Rusya ile bir savunma iş birliğine yöneldiği hatırlanır.
Olayın geçtiği dönemdeki siyasi dengeleri ve antlaşmanın imzalanma amacını tespit etmek.
2
Boğazlar'ın kapalılığı ilkesini Rusya lehine düzenleyen ve bu yönüyle İngiltere ile Fransa'nın tepkisini çekerek Boğazlar'ı uluslararası bir sorun hâline getiren antlaşmayı saptamak.
Bu şartları sağlayan ve 1833 yılında imzalanan belgenin Hünkar İskelesi Antlaşması olduğu belirlenir.
Boğazlar meselesinin çıkış noktası olan temel diplomatik gelişmeyi ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Hünkar İskelesi Antlaşması ve Bo��azlar Meselesinin Ortaya Çıkışı
Tahmini Süre:45s
Soru 5946Soru

Asya Hun Devleti'nin siyasi tarihi ve teşkilatlanma sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Teoman önderliğinde Asya Hun Devleti'nin kurulması, Mete Han'ın tahta geçerek orduda onlu teşkilatı kurması ve en nihayetinde taht mücadeleleri sonucu devletin doğu ve batı olarak ikiye bölünmesi.
Asya Hun Devleti'nin kronolojik gelişimi; kurucu hükümdar Teoman Dönemi ile başlar, ardından oğlu Mete Han'ın tahta geçerek onlu teşkilatı kurduğu en parlak dönem ile devam eder ve en sonunda Çin entrikaları ile veraset mücadeleleri sonucu devletin ikiye bölünmesiyle gerileme sürecine girer.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kuruluş aşamasını tespit edin.
Teoman'ın önderliğindeki kuruluş dönemi, Asya Hun Devleti tarihinin başlangıcıdır.
Tarihteki ilk teşkilatlı Türk devletinin kuruluşu tüm askeri reformlardan ve bölünmelerden öncedir.
2
Kuruluştan sonraki en parlak dönemi ve askeri kurumsallaşmayı belirleyin.
Mete Han'ın tahta geçerek onlu teşkilatı kurması bu aşamayı temsil eder.
Mete Han, kurucu Teoman'ın oğludur ve babasından sonra tahta geçmiştir.
3
Devletin zayıflama ve parçalanma dönemini belirleyin.
Veraset kavgaları ve Çin baskısı sonucu devletin ikiye bölünmesi son aşamadır.
Bölünme olayı, devletin gücünü kaybetmeye başladığı geç dönem bir yıkılış sürecidir.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti siyasi tarihi ve kronolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5947Soru

I. Bayezid Dönemi'nde yaşanan Ankara Savaşı (1402) sonrasındaki Fetret Devri, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar'daki fetih hareketlerinin yavaşlamasına ve duraklamasına neden olmuştur. Savaş esirlerinin beşte birinin devlet hizmetine alınarak ordunun asker ihtiyacının karşılandığı Pençik sistemi, fetihlerin durmasıyla birlikte yetersiz kalmıştır. Bu durum karşısında Osmanlı yönetimi, özellikle I. Mehmed ve II. Murad dönemlerinde, merkez ordusunun insan kaynağını güvenceye almak amacıyla tebaası olan gayrimüslim halkın çocuklarından yararlanma yoluna gitmiştir.

Bu parçada anlatılan gelişmeler doğrultusunda, Pençik sisteminin tıkanması üzerine Osmanlı Devleti’nde uygulamaya konulan yeni askeri kaynak temin yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devşirme

Cevap

Devşirme
Paragrafta aktarılan fetihlerin durması ve Pençik sisteminin yetersiz kalması neticesinde, Osmanlı Devleti'nin kendi gayrimüslim tebaasından çocukları toplayıp eğiterek Kapıkulu Ocağı'na kazandırdığı sistem Devşirme sistemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihsel arka planı analiz etmek.
Ankara Savaşı ve Fetret Devri nedeniyle fetihlerin durduğu, dolayısıyla esir alımına dayalı Pençik sisteminin tıkanarak asker açığına sebep olduğu tespit edilir.
Sorunun çözümü için mevcut askeri krizin niteliğini ve gerekçesini netleştirmek gerekir.
2
Geliştirilen yeni beşeri kaynak çözümünü belirlemek.
Gayrimüslim tebaanın çocuklarının devlet hizmetine ve ordunun merkezine (kapıkulu) kazandırılması uygulamasının Devşirme sistemi olduğu belirlenir.
Pençik yerine ikame edilen kurumsal yapıyı saptamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı askeri yapısının gelişiminde Pençik sisteminden Devşirme sistemine geçiş süreci.
Soru 5948Soru

Aşağıda sol sütunda Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist Türk edebiyatına ait bazı önemli yapıtlar, sağ sütunda ise bu yapıtların kurgusal ve tematik özellikleri verilmiştir. Sol sütundaki eserleri, sağ sütundaki uygun özelliklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kara Kitap
Gece
Tehlikeli Oyunlar
Ölmeye Yatmak

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kara Kitap - Hüsn ü Aşk tabanlı metinlerarası arayış; Gece - totaliter atmosfer ve yazma eylemini sorgulayan kapalı anlatım; Tehlikeli Oyunlar - Hikmet Benol'un oyunsu dünyası; Ölmeye Yatmak - otel odasında dar zamanda geçen aydın iç hesaplaşması.
Kara Kitap eseri Hüsn ü Aşk göndermeleriyle; Gece eseri totaliter ortamdaki yazma eylemini sorgulayan karanlık yapısıyla; Tehlikeli Oyunlar eseri Hikmet Benol'un gerçek-kurmaca karmaşasıyla; Ölmeye Yatmak eseri ise otel odasındaki aydın hesaplaşmasıyla doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve temel kurgusal niteliklerini belirleme.
Eserlerin sırasıyla Orhan Pamuk (Kara Kitap), Bilge Karasu (Gece), Oğuz Atay (Tehlikeli Oyunlar) ve Adalet Ağaoğlu (Ölmeye Yatmak) tarafından yazıldığı saptanır.
Eserlerin yazarlarını bilmek, onların edebiyat dünyalarındaki baskın kurgu tekniklerini ve izleklerini ayırt etmeyi kolaylaştırır.
2
Metinlerarasılık ve geleneksel edebiyatla kurulan köprüyü analiz etme.
Hüsn ü Aşk ve İstanbul motiflerinin Kara Kitap eseriyle eşleştiği belirlenir.
Kara Kitap, klasik edebiyat metinlerinden yola çıkarak postmodern tekniklerle modern bir arayış hikayesi sunar.
3
Bireyin iç dünyası, oyunsu kurgu ve karakter odaklı eşleştirme yapma.
Hikmet Benol ve üstkurmaca dünyasının Tehlikeli Oyunlar eseriyle eşleştiği belirlenir.
Oğuz Atay'ın bu eseri, bireyin hayal dünyasını oyun kavramı etrafında kurgusal bir gerçekliğe dönüştürür.
4
Dar zaman kurgusu ve toplumsal/aydın krizini inceleme.
Doçent kadın karakterin otel odasındaki zaman diliminde yaşadığı iç hesaplaşmanın Ölmeye Yatmak eseriyle eşleştiği belirlenir.
Ölmeye Yatmak, zaman yapısı ve aydın profili eleştirisi bakımından Cumhuriyet dönemi Türk romanının en karakteristik örneklerindendir.
5
Geriye kalan son kapalı ve felsefi eseri eşleştirme.
Yazma eyleminin sorgulandığı ve belirsiz karakterlerin yer aldığı Gece eserinin eşleşmesi tamamlanır.
Bilge Karasu'nun Gece romanı, felsefi derinliği ve şüpheyi barındıran yapısıyla kendine has bir postmodernist çizgidedir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist hikaye ve romanlarında eserlerin yapısal, tematik ve kurgusal nitelikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5949Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde Vezir Nizamülmülk'ün öncülüğünde kurulan; hem dinî hem de pozitif bilimlerin birlikte okutulduğu, aynı zamanda devletin memur ihtiyacını karşılamayı ve Bâtınilik gibi yıkıcı akımlarla fikrî mücadele etmeyi amaçlayan ünlü eğitim kurumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nizamiye Medreseleri

Cevap

Nizamiye Medreseleri
Nizamiye Medreseleri, Büyük Selçuklu Devleti'nde Vezir Nizamülmülk tarafından devletin memur ihtiyacını karşılamak, dinî ilimlerin yanında pozitif bilimleri de okutmak ve Bâtınilik gibi yıkıcı ideolojilere karşı fikrî/akademik mücadele yürütmek amacıyla kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Büyük Selçuklu Devleti döneminde Vezir Nizamülmülk'ün kuruculuğunu üstlendiği eğitim kurumunun özelliklerini incelemek.
Nizamülmülk tarafından kurulan medreselerin Nizamiye adıyla anıldığı tespit edilir.
Kurucu vezirin isminden hareketle kurumsal kimliğe ulaşmak hedeflenmiştir.
2
Kurumun kuruluş amaçları olan Bâtınilikle fikrî mücadele ve memur yetiştirme niteliklerini değerlendirmek.
Bu amaçların doğrudan Nizamiye Medreselerinin kuruluş felsefesiyle uyuştuğu doğrulanır.
Selçukluların maruz kaldığı Bâtıni tehdidine karşı akademik düzeyde önlem alındığı bilgisini teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Nizamiye Medreselerinin Kuruluş Amaçları ve İşlevleri
Tahmini Süre:45s
Soru 5950Soru

Aşağıdaki edebî tanımlar ile bu tanımların karşılığı olan kavram ve akımları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Akıl ve sağduyu ilkelerini merkeze alarak insan doğasını değişmez yönleriyle yansıtan edebî akım
Duygu, hayal ve coşkunluğu ön plana çıkarıp kurallara ve kuralcılığa başkaldıran edebî akım
Klasik tiyatronun temelini oluşturan ancak romantizm akımıyla birlikte yıkılan yer, zaman ve olay bütünlüğü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Akıl ve sağduyu ilkelerini merkeze alan tanım Klasisizm ile, duygu ve hayal vurgusu yapan tanım Romantizm ile, tiyatro kuralı ise Üç birlik kuralı ile eşleşir.
Eşleştirme, akımların ve kavramların temel tanımları üzerinden yapılmıştır. Akıl ve sağduyu klasisizmle, duygu ve hayal romantizmle, yer-zaman-olay bütünlüğü ise klasik tiyatronun üç birlik kuralıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımda geçen 'akıl', 'sağduyu' ve 'insan doğasının değişmez yönleri' anahtar kelimelerini analiz etmek.
Bu kavramlar 17. yüzyıl Fransız edebiyatında ortaya çıkan Klasisizm akımının kurucu ilkeleridir. Bu nedenle birinci ifade Klasisizm ile eşleşir.
Klasisizm akımının temel felsefi dayanağını akılcılık ve değişmez insan tabiatı oluşturur.
2
İkinci tanımda geçen 'duygu', 'hayal', 'coşkunluk' ve 'kurallara başkaldırı' kavramlarını analiz etmek.
Klasisizmin aşırı kuralcılığına ve akılcılığına tepki olarak doğan, duygu ve hayali savunan akım Romantizm'dir. Bu nedenle ikinci ifade Romantizm ile eşleşir.
Romantizm, bireysel duyguları ve özgürlüğü sanatsal yaratımın merkezine koyar.
3
Üçüncü tanımda geçen 'klasik tiyatronun temeli olan yer, zaman ve olay bütünlüğü' ifadesini incelemek.
Tiyatroda bu bütünlüğü zorunlu kılan kural 'üç birlik kuralı' olarak adlandırılır. Klasik tiyatroda uygulanan bu kural, romantik tiyatro (özellikle dram) ile yıkılmıştır. Bu ifade Üç birlik kuralı ile eşleşir.
Üç birlik kuralı, klasisizmin tiyatrodaki en katı kurallarından biridir ve romantiklerce reddedilmiştir.

Anahtar Kavram

Klasisizm ve Romantizm akımlarının temel farkları ile klasik tiyatronun kuralları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5951Soru

Osmanlı Devleti'nde tımar sisteminin uygulanabilmesi ve eyaletlerdeki vergi gelirlerinin dirliklere bölünerek dağıtılması için belirli dönemlerde 'tahrir' adı verilen nüfus ve arazi sayımları yapılırdı.

Buna göre, klasik dönemde bir eyalette tahrir sürecinin başlangıcından resmiyet kazanmasına kadar geçen aşamaların kronolojik sırası aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama; tahrir heyetinin görevlendirilmesi, mufassal defterin yazılması, icmal defterinin düzenlenmesi ve Nişancı tarafından onaylanması şeklindedir.
Tahrir süreci, padişah fermanıyla bölgeye gönderilen tahrir heyetinin verileri toplamasıyla başlar. Toplanan ayrıntılı veriler önce mufassal deftere kaydedilir. Daha sonra bu veriler özetlenerek dirlik paylaştırılması amacıyla icmal defterine aktarılır. Son olarak Nişancı tarafından kontrol edilip padişah tuğrası çekilerek defterler resmiyet kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
Tahrir sürecinin başlangıç aşamasını tespit edin.
Padişah fermanıyla tahrir emini görevlendirilir ve bölgedeki nüfus ile araziler tespit edilir.
Süreç her zaman resmi bir irade ve yerinde veri toplama faaliyetiyle başlar.
2
Toplanan verilerin ilk kaydedildiği defteri belirleyin.
Tüm ayrıntıların kaydedildiği mufassal defter oluşturulur.
Özet çıkarma ve dirlik bölüştürme yapılmadan önce ham verilerin detaylıca yazılması gerekir.
3
Verilerin dirliklere göre özetlendiği aşamayı bulun.
Has, zeamet ve tımar dağıtımına esas olan icmal defteri hazırlanır.
Dirlik sahiplerinin hisseleri ancak ayrıntılı mufassal verilerin özetlenmesiyle belirlenebilir.
4
Sürecin resmiyet kazandığı son aşamayı belirleyin.
Nişancı defterleri kontrol ederek padişah tuğrasını çeker ve defter resmiyet kazanır.
Tuğra çekilmesi ve Nişancı onayı, belgenin hukuken yürürlüğe girmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Tahrir Sistemi ve Defter Türleri
Soru 5952Soru

Osmanlı Devleti'nin modernleşme ve anayasal düzene geçiş sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Tanzimat Fermanı'nın ilanı (1839), Islahat Fermanı'nın yayımlanması (1856) ve Kanun-ı Esasi'nin kabul edilmesiyle I. Meşrutiyet'in ilanı (1876) şeklindedir.
Osmanlı Devleti'nin anayasal düzene geçiş sürecindeki gelişmeler sırasıyla Tanzimat Fermanı (1839), Islahat Fermanı (1856) ve Kanun-ı Esasi (1876) olarak gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın ilan tarihinin belirlenmesi
Tanzimat Fermanı'nın 1839 yılında ilan edildiği saptanır.
Bu ferman, padişahın kendi gücünün üstünde kanun gücü olduğunu kabul ettiği ilk belgedir.
2
Islahat Fermanı'nın ilan tarihinin belirlenmesi
Islahat Fermanı'nın 1856 yılında yayımlandığı belirlenir.
Gayrimüslim tebaya geniş haklar tanıyan bu ferman, Paris Antlaşması öncesinde ilan edilerek dış baskıları hafifletmeyi hedeflemiştir.
3
Kanun-ı Esasi'nin kabulü ve Meşrutiyet'in ilanı tarihinin belirlenmesi
İlk Osmanlı anayasasının 1876 yılında yürürlüğe girdiği saptanır.
Fermanlarla başlayan anayasallaşma süreci, yazılı bir anayasa ve parlamento ile meşrutiyet rejimine geçilerek tamamlanmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Modernleşmesinde Anayasal Sürecin Aşamaları
Soru 5953Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Klasik Batı edebiyatı sanatçıları ile sağ sütundaki edebi yönelim ve katkılarına dair açıklamaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sophokles
John Milton
Jean de La Fontaine
William Shakespeare

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sophokles - Eski Yunan edebiyatının trajedi yazarı açıklaması; John Milton - İngiliz edebiyatında cennetten kovuluşu ele alan şair açıklaması; Jean de La Fontaine - Klasisizm akımında hayvan karakterlerle insan doğasını yansıtan yazar açıklaması; William Shakespeare - Rönesans döneminde tiyatroyu zirveye taş��yan yazar açıklaması.
Verilen sanatçıların ait oldukları dönemler, edebi türleri ve en bilinen edebi eğilimleri eşleştirildiğinde; Sophokles Eski Yunan trajedisiyle, John Milton insanın cennetten kovuluşunu anlatan epik şiirleriyle, Jean de La Fontaine klasisizm dönemi fabllarıyla ve William Shakespeare Rönesans dönemi İngiliz trajedileriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sophokles'in edebi kimliği incelenir.
Sophokles'in Eski Yunan tragedyasının önemli bir temsilcisi olduğu ve insan yazgısını işlediği belirlenerek Antik Yunan'a dair açıklamayla eşleştirilir.
Sanatçının tarihsel dönemi ve trajedi türündeki önemi belirleyicidir.
2
John Milton'ın edebi kimliği ve eserleri incelenir.
Milton'ın Kayıp Cennet adlı epik eseriyle insanın cennetten kovuluşunu işlemesi yönüyle İngiliz şair açıklamasıyla eşleştirilir.
Eserin konusu ve yazarın epik şiir alanındaki katkısını saptamak gerekir.
3
Jean de La Fontaine'in edebi kimliği ve eserleri incelenir.
Klasisizm akımında fabl türüyle özdeşleşen ve didaktik hayvan masalları yazan Fransız yazar açıklamasıyla eşleştirilir.
Yazarın fablları ve klasisizm ilkeleri ile ilişkisi belirleyicidir.
4
William Shakespeare'in edebi kimliği incelenir.
Rönesans döneminin İngiliz tiyatro dehası ve trajedileri ile ilgili açıklamayla eşleştirilir.
Rönesans tiyatrosundaki yeri ve trajedilerindeki derin insan analizi göz önünde bulundurulur.

Anahtar Kavram

Klasik Batı Edebiyatı Temsilcileri ve Edebi Özellikleri
Soru 5954Soru

"Defterin kenarına düştüğüm bu dipnot, belki de metnin kendisinden daha gerçektir. Yukarıda anlattığım olayların, yani o karanlık sokaklarda peşimden koşan gölgelerin aslında benim uydurduğum birer oyun olduğunu söylemeliyim. Ama bu oyuna kendimi o kadar kaptırdım ki, şimdi kimin yazar kimin yazılan olduğunu ben de bilmiyorum. Belki de beni bu masada yazan biri daha vardır ve o da şu an kendi defterine benim bu ��aresizliğimi kaydediyordur."

Bu parçada belirgin biçimde öne çıkan postmodern anlatım tekniği ve bu tekniğin Türk edebiyatındaki en özgün uygulayıcılarından biri olan yazar ile eseri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üstkurmaca - Bilge Karasu (Gece)

Cevap

Üstkurmaca tekniği ve bu tekniğin edebiyatımızdaki en özgün örneklerinden biri olan Bilge Karasu'nun Gece adlı eseri
Parçada yazarın yazma sürecini, anlatıcının kendi varlığını ve kurgunun yapaylığını metnin bir parçası hâline getirmesi doğrudan 'üstkurmaca' (metafiction) tekniğini örnekler. Türk edebiyatında dipnotlarla kurulan, yazarın kendi yazma eylemini sorguladığı bu çok katmanlı kurgunun en yetkin ve özgün örneği Bilge Karasu'nun Gece adlı eseridir. Bu nedenle 'Üstkurmaca - Bilge Karasu (Gece)' eşleştirmesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anlatıcının tutumunu ve kurgusal katmanları analiz etmek.
Anlatıcının metnin yazılma sürecini, dipnotları ve yazar-eser-karakter arasındaki sınırların belirsizliğini tartışarak kurmacayı ifşa ettiği belirlenir.
Anlatıcının yazma eylemine ve kurmacanın yapaylığına yaptığı bu vurgu, temel tekniği saptamak için incelenmelidir.
2
Tespit edilen anlatım özelliklerinin postmodern edebiyattaki karşılığını bulmak.
Bir kurmacanın içinde kurmaca oluşturma sürecinin sergilenmesi 'üstkurmaca' tekniği olarak adlandırılır.
Kurmaca bilincinin ve yazma eyleminin metnin merkezinde olması doğrudan bu kavramla ilişkilidir.
3
Tekniğin Türk edebiyatındaki en karakteristik yazar ve eseriyle eşleştirmesini yapmak.
Dipnot kullanımıyla ve yazarın yazma sürecini metne dâhil etmesiyle öne çıkan, bu tekniğin simgesi olmuş eser Bilge Karasu'nun Gece adlı romanıdır.
Soruda istenen doğru teknik-yazar-eser eşleştirmesini tamamlamak amacıyla edebi dönem bilgisi devreye sokulur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist romanda üstkurmaca tekniği ve Bilge Karasu'nun Gece adlı eseri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5955Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında bireyin iç dünyasını esas alanlar ile millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan roman yönelimlerine ait aşağıdaki eserleri, karşılarındaki yazarlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Kilit
Huzur

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa, Kilit - Mustafa Necati Sepetçioğlu, Huzur - Ahmet Hamdi Tanpınar eşleştirmesi doğrudur.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu psikolojik tahlil yönüyle Peyami Safa'ya; Kilit millî tarih bilincini yansıtmasıyla Mustafa Necati Sepetçioğlu'na; Huzur ise estetik ve içsel çatışmaları barındıran yapısıyla Ahmet Hamdi Tanpınar'a aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu eserinin yazarını belirleyin.
Eser, Peyami Safa'ya aittir.
Türk edebiyatının en başarılı psikolojik romanlarından biri olan bu eser, yazarın kendi yaşamından izler taşır ve bireyin iç dünyasını yansıtır.
2
Kilit eserinin yazarını belirleyin.
Eser, Mustafa Necati Sepetçioğlu'na aittir.
Anadolu kapılarının Türklere açılmasını ve tarihî şuuru millî-dinî duyarlılıkla anlatan yazarın en tanınmış romanlarından biridir.
3
Huzur eserinin yazarını belirleyin.
Eser, Ahmet Hamdi Tanpınar'a aittir.
Bilinç akışı, iç konuşma gibi tekniklerin kullanıldığı ve bireyin iç dünyasını Doğu-Batı sentezi üzerinden sorgulayan estetik bir romandır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi romanında bireyin iç dünyasını esas alanlar ve millî-dinî zevki yansıtan eserler.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5956Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında şiir anlayışlarının tartışıldığı bir panelde üç farklı şair söz alarak şu görüşleri dile getirmiştir:

I. Şair: Şiir, her şeyden önce dilde bir arınma, biçimde kusursuzluk ve estetik bir ahenk yaratma sanatıdır. Şiiri toplumsal ya da siyasi bir davanın aracı hâline getirmek, onun özüne zarar verir. Kelimelerin ses değerleri ve musikiyle örülü bir rüya âlemi kurmalı; insan ruhunun derinliklerini, zamanı, aşkı ve ölüm karşısındaki ürperişlerini fısıldamalıdır.

II. Şair: Sanat, fildişi kulelerde soyut hayaller kurmak değildir. Şiirimiz köylünün, işçinin, ezilen kitlelerin sesi olmalı; toplumsal adaletsizlikleri ve sınıf mücadelesini haykırmalıdır. Hece veya aruz gibi geleneksel kalıplar bu dinamik yapıyı sınırlayacağından, şiirde serbest nazmın geniş olanaklarından yararlanılmalıdır.

III. Şair: Şiirimizin kaynağı kendi millî kültürümüz ve Anadolu coğrafyasıdır. Memleket sevgisini, yurt güzelliklerini, gurbet acısını ve Anadolu insanının samimi dünyasını halk şiirimizin hece ölçüsü ve yalın Türkçesiyle dile getirmeliyiz. Millî değerleri modern bir duyarlılıkla şiire aktarırken biçimsel bütünlükten taviz vermemeliyiz.

Bu şairlerin savundukları sanat anlayışları ve Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki temsilcileri göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. şairin şiir anlayışına uygun eserler veren Kemalettin Kamu, pastoral türdeki 'Bingöl Çobanları' adlı eserinde sınıfsal çatışmaları didaktik bir üslupla ele almış ve bu doğrultuda serbest ölçüyü kullanmıştır.

Cevap

Kemalettin Kamu'nun 'Bingöl Çobanları' adlı şiirinin sınıfsal çatışmaları ele aldığı ve serbest ölçüyle yazıldığı yönündeki iddia yanlıştır. Bu eser hece ölçüsüyle yazılmış pastoral bir memleket şiiridir.
Doğru yanıt, Kemalettin Kamu'nun 'Bingöl Çobanları' şiirine ilişkin yanlış bilgiler içeren ifadedir. Kemalettin Kamu, Millî Edebiyat zevk ve duyarlılığını sürdüren bir şairdir. Ancak onun 'Bingöl Çobanları' adlı meşhur şiiri, sınıfsal çatışmaları didaktik bir üslupla ele almaz; aksine pastoral şiir türünün Türk edebiyatındaki en önemli örneklerinden biri olup kır ve çoban yaşamını lirik-pastoral bir dille, hece ölçüsü kullanarak anlatır. Bu nedenle bu şiirde sınıfsal çatışmaların işlendiği ve serbest ölçünün kullanıldığı iddiası tamamen yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paneldeki şairlerin konuşmalarından hareketle savundukları şiir anlayışlarını tespit edin.
I. şair saf şiir (öz şiir), II. şair toplumcu gerçekçi şiir, III. şair ise millî edebiyat zevk ve duyarlılığını sürdüren şiir anlayışını savunmaktadır.
Şairlerin estetik, tema, ölçü ve şiirin işlevine yönelik ifadeleri bu grupları açıkça karakterize etmektedir.
2
Seçeneklerdeki şair, eser ve özellik eşleştirmelerini inceleyerek doğruluklarını kontrol edin.
Ahmet Hamdi Tanpınar (saf şiir), Rıfat Ilgaz (toplumcu gerçekçi), Ahmet Kutsi Tecer (millî edebiyat zevki) ve Yedi Meşaleciler (saf şiir) ile ilgili yargıların doğru olduğu görülür.
Bu sanatçılar ve eserleri, ilgili şiir anlayışlarının temel ilkeleriyle örtüşmektedir.
3
Kemalettin Kamu ve 'Bingöl Çobanları' eserine yönelik yargının doğruluğunu sorgulayın.
Kemalettin Kamu millî edebiyat zevkini sürdüren bir şairdir ancak 'Bingöl Çobanları' pastoral bir şiirdir, hece ölçüsüyle yazılmıştır ve sınıfsal çatışmaları/toplumcu gerçekçi ögeleri içermez.
Eserin hem biçimsel yapısı (hece ölçüsü) hem de teması (pastoral/kır hayatı) toplumcu gerçekçi şiirin serbest nazım ve sınıfsal mücadele ilkeleriyle çelişmektedir. Bu durum ilgili seçenekteki yargıyı yanlış kılar.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde Saf Şiir, Toplumcu Şiir ve Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışlarının karşılaştırılması ve şair-eser ilişkisi.
Soru 5957Soru

Sümerlerde şehir devletlerinin (site) başında patesi veya ensi adı verilen, dini ve askeri yetkileri elinde bulunduran yöneticiler bulunurken; Akadlar Mezopotamya'da ilk merkezi imparatorluğu ve ilk düzenli orduyu kurmuşlardır. Babiller ise kralın gücünü tanrısal olmaktan ziyade askeri güce dayandıran ve dünyevi kurallarla şekillenen bir monarşi modeli geliştirmişlerdir.

Bu değişim süreci göz önüne alındığında, Mezopotamya medeniyetlerindeki devlet ve yönetim anlayışı ile ilgili aşa��ıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zaman içinde yönetim yapıları yerelleşmekten uzaklaşarak daha merkeziyetçi ve askeri temelli bir nitelik kazanmıştır.

Cevap

Zaman içinde yönetim yapılarının yerelleşmekten uzaklaşarak daha merkeziyetçi ve askeri temelli bir nitelik kazanması
Zaman içinde yönetim yapılarının yerelleşmekten uzaklaşıp merkeziyetçi ve askeri bir nitelik kazandığı yargısına ulaşılabilir. Sümerlerdeki dağınık şehir devletleri (siteler) yapısından, Akadların kurduğu ilk merkezi imparatorluğa ve düzenli orduya geçilmesi, ardından Babillerin gücünü askeri güce dayandıran merkezi mutlak krallık yapısı, yönetimin daha merkeziyetçi ve askeri bir karaktere büründüğünü göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki Mezopotamya devletlerinin (Sümer, Akad, Babil) yönetim yapılarındaki değişim ve askeri gelişmeler analiz edilir.
Sümerlerde yerel şehir devletlerinin (siteler), Akadlarda ilk merkezi imparatorluğun ve düzenli ordunun kurulduğu, Babillerde ise gücün orduya dayandığı mutlak monarşi modelinin geliştiği saptanır.
Devletlerin zaman içindeki yönetim anlayışını ve örgütlenme biçimlerini karşılaştırmak.
2
Seçenekler değerlendirilerek bu tarihsel süreçle doğrudan örtüşen yargı belirlenir.
Yönetim yapılarının yerelleşmekten uzaklaşarak daha merkeziyetçi ve askeri bir nitelik kazandığı sonucuna varılır.
Değişim sürecinin yönünü doğru tespit etmek.

Anahtar Kavram

Mezopotamya Medeniyetlerinde Siyasi Yapı ve Devlet Yönetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5958Soru

İlk Türk devletlerindeki devlet yönetimi anlayışını yansıtan aşağıdaki temel kavramları, bu kavramlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kut
Töre
Ülüş
Kurultay

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kut kavramı siyasi iktidarın meşruiyetini göksel bir güce dayandıran inançla; töre kavramı kağanın dahi yetkilerini sınırlayan yazısız hukuk kurallarıyla; ülüş kavramı ülke kaynaklarının paylaştırılmasını düzenleyen ilkeyle; kurultay kavramı ise devlet işlerinin görüşüldüğü yönetim organıyla eşleşir.
Kut inancı, yönetme hakkının ilahi kaynaklı olduğunu; töre, kağanı ve kurultayı dahi bağlayan hukukun üstünlüğünü; ülüş, ülke kaynaklarının hanedan ve halk arasında bölüşülmesini; kurultay ise boy temsilcilerinin de katılımıyla toplanan meclis yapısını temsil eder. Eşleştirmeler bu tanımlara tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Kut kavramının anlamını belirleme
Kut, hükümdara yönetme yetkisinin Tanrı (Gök Tengri) tarafından verilmesi inancıdır. Bu tanım, siyasi iktidarın meşruiyetini göksel güce dayandıran açıklama ile eşleşir.
İlk Türklerdeki ilahi meşruiyet kaynağının doğru kavranması gerekir.
2
Töre kavramının anlamını belirleme
Töre, ilk Türk devletlerinde toplumsal düzeni ve devlet yönetimini düzenleyen yazısız hukuk kurallarıdır. Bu tanım, kağanın dahi yetkilerini sınırlayan kurallar açıklaması ile eşleşir.
Törenin bağlayıcılığı ve hukuk devleti anlayışının ilk Türklerdeki karşılığının kavranması gerekir.
3
Ülüş kavramının anlamını belirleme
Ülüş, kısmet, pay anlamına gelir ve Tanrı'nın kağana verdiği iktisadi gücün halkla paylaşılması, ülke kaynaklarının bölüşülmesi ilkesidir. Bu tanım, kaynakların paylaştırılmasını düzenleyen ekonomik-idari ilke açıklaması ile eşleşir.
Türk devlet yönetimindeki sosyal devlet ve ekonomik paylaşım anlayışının kavranması gerekir.
4
Kurultay kavramının anlamını belirleme
Kurultay, devlet işlerinin görüşüldüğü meclistir. Bu tanım, boy temsilcileri ve hanedan üyelerinin katıldığı karar organı açıklaması ile eşleşir.
Merkezi yönetim teşkilatı ve karar alma mekanizmasının belirlenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

İlk Türk devletlerinde hükümdarın meşruiyet kaynağı, törenin üstünlüğü, ekonomik paylaşım ve kurultay meclisinin işlevleri üzerinden şekillenen devlet yönetimi yapısı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5959Soru

İlk Çağ'da Mısır ve Doğu Akdeniz havzasında meydana gelen aşağıdaki siyasi, dini ve ekonomik gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze (eskiden yeniye) doğru sıralanı��ı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama en eskiden en yeniye doğru; Mısır Firavunu IV. Amenhotep'in Aton reformu yapması, Kudüs'te Hz. Süleyman Tapınağı'nın inşa edilmesi, Fenikelilerin Kartaca kolonisini kurması ve Pers Kralı Büyük Kiros'un Yahudi sürgününü sonlandırması şeklinde olmalıdır.
Mısır'daki Aton reformu MÖ 14. yüzyılda, Süleyman Tapınağı MÖ 10. yüzyılda, Kartaca'nın kuruluşu MÖ 9. yüzyılda ve Perslerin Babil'i fethi ile sürgünün bitişi MÖ 6. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda doğru kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mısır tarihinin dini gelişimini analiz etmek.
Mısır Firavunu IV. Amenhotep'in (Akhenaton) Aton reformunun MÖ 14. yüzyılda (yaklaşık MÖ 1353–1336) gerçekleştiğini tespit etmek.
Bu olay, verilen gelişmeler arasında kronolojik olarak en erken dönemde gerçekleşendir.
2
İbrani tarihinin tapınak ve krallık dönemini değerlendirmek.
Kudüs'te Hz. Süleyman Tapınağı'nın inşasının MÖ 10. yüzyılda (yaklaşık MÖ 957) tamamlandığını saptamak.
Aton reformundan sonraki en eski olay bu tapınağın inşasıdır.
3
Doğu Akdeniz havzasında Fenike kolonizasyon dönemini incelemek.
Kuzey Afrika'da önemli bir Fenike ticaret kolonisi olan Kartaca kentinin MÖ 9. yüzyılın sonlarında (yaklaşık MÖ 814) kurulduğunu belirlemek.
Bu olay, İbrani krallığı döneminden sonra ve Pers yayılmasından önce gerçekleşmiştir.
4
Doğu Akdeniz medeniyetlerinin Mezopotamya ve Pers etkileşimini çözümlemek.
Pers Kralı Büyük Kiros'un Babil'i fethedip Yahudi sürgününü sonlandırmasının MÖ 6. yüzyılda (MÖ 539) gerçekleştiğini bulmak.
Bu gelişme, listedeki en yakın tarihli olaydır ve kronolojik sıralamayı tamamlar.

Anahtar Kavram

Mısır ve Doğu Akdeniz Medeniyetlerinin Siyasi ve Kültürel Gelişim Süreçleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5960Soru

Hunların batıya doğru başlattığı hareketin etkisiyle gerçekleşen Kavimler Göçü, Avrupa'nın siyasi haritasını köklü bir biçimde değiştirmiştir. Bu göç dalgası karşısında tutunamayan Roma İmparatorluğu, önce ikiye bölünmüş ardından Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır.

Buna göre, Kavimler Göçü'nün Avrupa'da aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roma İmparatorluğu'nun Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılması

Cevap

Roma İmparatorluğu'nun Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılması
Kavimler Göçü'nün yarattığı yoğun nüfus baskısı, güvenlik sorunları ve yönetsel zorluklar nedeniyle Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavimler Göçü'nün Roma İmparatorluğu üzerindeki siyasi ve askeri etkisini incelemek.
Gelen kavimlerin Roma topraklarına girmesiyle sınır güvenliğinin sarsıldığının ve merkezi idarenin zorlandığının belirlenmesi.
Roma İmparatorluğu'nun göç dalgalarıyla büyük bir yönetim krizine girmesi.
2
Bu kriz sonucunda imparatorluğun yapısında meydana gelen bölünmeyi tespit etmek.
Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında Doğu ve Batı Roma olarak iki siyasi güce bölünmesi.
Toprak bütünlüğünün korunması ve göç baskısının yönetilebilmesi için imparatorluğun ikiye ayrılması gerekliliği.

Anahtar Kavram

Kavimler Göçü'nün siyasi sonuçları ve Roma İmparatorluğu üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 298 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin