Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6001Soru

Osmanlı Klasik Dönemi taşra teşkilatında uygulanan eyalet yönetim biçimleri ile miri arazi çeşitlerinin doğru kavranması tarihsel analizler için önem taşımaktadır. Aşağıda sol sütunda verilen eyalet ve toprak yönetimi kavramlarını, sağ sütunda verilen doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Salyaneli Eyaletler
Salyanesiz Eyaletler
Yurtluk Arazi
Ocaklık Arazi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Salyaneli Eyaletler - Vergi gelirleri doğrudan devlet hazinesine giden, iltizam sisteminin uygulandığı ve yöneticilerine yıllık maaş ödenen eyaletlerdir; Salyanesiz Eyaletler - Vergi gelirleri devlet görevlilerine ve askerlere hizmet karşılığı dirlik olarak dağıtılan, tımar sisteminin uygulandığı eyaletlerdir; Yurtluk Arazi - Gelirleri, devlet sınırlarını korumakla görevli uç beylerine ve akıncılara ayrılan toprak çeşididir; Ocaklık Arazi - Gelirleri, kalelerin muhafaza edilmesinde görev alan askerlere ve donanma (tersane) giderlerine ayrılan toprak çeşididir.
Salyaneli eyaletler iltizam yöntemi ve yıllık maaş (salyane) esasıyla eşleşir. Salyanesiz eyaletler tımar sisteminin dirlik dağıtımı esasıyla eşleşir. Yurtluk arazi sınır güvenliğini sağlayan akıncı ve uç beylerine ayrılır. Ocaklık arazi ise kale muhafızları ve tersane giderlerine ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Eyalet türlerinin mali yapılarını ayırt etmek.
Salyaneli eyaletlerin vergi gelirlerinin hazineye gittiği (iltizam), salyanesiz eyaletlerin ise tımar sistemine dayandığı belirlenir.
Maaşlı (yıllıklı) ve dirlik esaslı (yıllıksız) ayrımını doğru yapmak için.
2
Miri toprak çeşitlerinin tahsis amaçlarını incelemek.
Yurtluk topraklarının sınır güvenliği (uç beyleri), ocaklık topraklarının ise kale savunması ve donanma (tersane) için ayrıldığı belirlenir.
Askeri ve idari amaçlara göre tahsis edilen toprakları işlevlerine göre eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı taşra idaresindeki salyaneli ve salyanesiz eyaletlerin mali/idari farkları ile özel amaçlı miri arazi türlerinin (yurtluk, ocaklık) askeri işlevleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6002Soru

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarını korumak amacıyla savaştığı savunma cepheleri ile müttefiklerine destek göndermek amacıyla sınırları dışında mücadele ettiği cepheler askeri hedefleri, konumları ve siyasi sonuçları bakımından farklı özellikler taşımaktadır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınır dışı yardım cephelerindeki mücadeleler doğrudan Osmanlı topraklarını genişletmeyi değil, müttefiklerin askeri direncini artırarak savaşı genel bir cephe dengesinde tutmayı amaçlamıştır.

Cevap

Sınır dışı yardım cephelerindeki mücadeleler doğrudan Osmanlı topraklarını genişletmeyi değil, müttefiklerin askeri direncini artırarak savaşı genel bir cephe dengesinde tutmayı amaçlamıştır.
Sınır dışı yardım cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya), Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine yardım etmek amacıyla kendi sınırları dışında asker bulundurduğu cephelerdir. Bu cephelerin temel hedefi doğrudan kendi topraklarını genişletmek değil, müttefik devletlerin askeri güç kaybetmesini önleyerek genel savaş dengesini korumaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerin niteliklerini ve sınır dışı yardım cephelerinin (Galiçya, Makedonya, Romanya) genel özelliklerini hatırlamak.
Sınır dışı cephelerin kendi sınırlarını korumak veya yeni toprak kazanmak amacıyla değil, müttefiklere (Almanya, Avusturya-Macaristan) askeri destek sağlamak amacıyla açıldığını belirlemek.
Soruda istenen savunma ve sınır dışı yardım cephelerinin stratejik hedeflerini kavramak.
2
Seçeneklerde verilen iddiaların tarihsel olgularla ve kavramlarla uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek.
Kanal ve Kafkas cephelerinin taarruz cephesi olduğu; Uşi Antlaşması'nın Trablusgarp Savaşı ile ilgili olduğu; Hicaz-Yemen'deki gelişmelerin İslamcılık akımını sarstığı ve Mondros'un 24. maddesinin Doğu Anadolu ile ilgili olduğu tespit edilir.
Yanlış seçeneklerdeki kavramsal, kronolojik ve coğrafi hataları elemek.
3
Müttefiklere yardım cephelerinin stratejik etkisini değerlendirmek.
Galiçya, Romanya ve Makedonya'da verilen mücadelelerin müttefiklerin direncini artırarak savaşı dengede tutmayı amaçladığını doğrulayan seçeneğin doğru olduğunu saptamak.
Çıkarımın tarihsel gerçeklikle tam olarak uyuştuğunu onaylamak.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma ve Sınır Dışı (Yardım) Cephelerinin Amaçları ve Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6003Soru

Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi romanlarında sanayileşmenin getirdiği sosyo-ekonomik değişimler ve bu değişimlerin küçük üreticiler üzerindeki yıkıcı etkileri önemli bir yer tutar. Bu temayı işleyen romanda; fabrikasyon üretimin yaygınla��masıyla el emeğine dayalı esnaflığın yok oluşu, bir ailenin çözülüşü üzerinden anlatılır. Dükkânlarında makineleşme karşısında çaresiz kalan ve borç batağına sürüklenen topal bir baba ile iki oğlu, geçimlerini sağlamak amacıyla Adana'nın kavurucu sıcağında pamuk toplamaya, yani mevsimlik tarım işçiliğine yönelirler. Çukurova coğrafyasında hayatta kalma mücadelesi veren bu ailenin dramını, sınıf çatı��malarını ve sömürüyü gerçekçi bir dille ele alan bu eser ve yazarı aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eskici ve Oğulları - Orhan Kemal

Cevap

Eskici ve Oğulları - Orhan Kemal
Eskici ve Oğulları adlı roman, el emeğiyle üretim yapan geleneksel ayakkabı esnafının (Topal Eskici ve oğulları Mehmet ile Ali) fabrikasyon ayakkabı üretimi karşısında iflas ederek Çukurova pamuk tarlalarında mevsimlik tarım işçiliğine sürüklenmesini konu edinir. Eserde küçük zanaatkârların sanayileşme karşısındaki çaresizliği ve bu durumun aile yapısında yol açtığı çözülme Orhan Kemal'in toplumcu gerçekçi bakış açısıyla yansıtılmıştır. Bu nedenle doğru cevap 'Eskici ve Oğulları - Orhan Kemal' seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme
Romanda; makineleşmenin el emeğine dayalı esnaflığı yok ettiği, borçlanan topal bir baba ve iki oğlunun Çukurova'ya pamuk toplamaya gittiği belirlenir.
Soruda tanıtılan eseri ve yazarını bulmak için konuyu, karakter profillerini ve mekânı doğru saptamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki eserlerin konu ve karakterleriyle eşleştirme yapma
Tanıtılan konunun ve karakterlerin (Topal Eskici, oğulları Mehmet ve Ali) Orhan Kemal'in 'Eskici ve Oğulları' romanına ait olduğu saptanır.
Diğer toplumcu gerçekçi eserler elense de 'Bereketli Topraklar Üzerinde' eserinde köylülerin Çukurova'ya gelmesi, 'Çıkrıklar Durunca'da dokuma esnafının mücadelesi gibi farklı konuların işlendiği görülür.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Toplumcu Gerçekçi Hikaye ve Roman
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6004Soru

93 Harbi'ni sonlandıran Ayastefanos Antlaşması'nda sınırları Ege Denizi'ne kadar uzanan bağımsız bir Bulgaristan Prensliği'nin kurulması kararlaştırılmışken, Avrupalı devletlerin itirazı üzerine toplanan Berlin Kongresi sonrasında imzalanan Berlin Antlaşması'nda bu prenslik küçültülerek özerk hale getirilmiş ve toprakları üç bölgeye ayrılmıştır.

Berlin Antlaşması'nda Bulgaristan ile ilgili yapılan bu değişiklikle Avrupalı devletlerin öncelikle aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rusya'nın Balkanlar üzerinden sıcak denizlere inmesini ve bölgede nüfuz elde etmesini engellemeyi

Cevap

Avrupalı devletlerin Berlin Antlaşması'nda Bulgaristan topraklarını küçülterek bölmesindeki temel amaç, Rusya'nın Balkanlar üzerinden sıcak denizlere (Akdeniz'e) inmesini ve bölgede hakimiyet kurmasını engellemektir.
Ayastefanos Antlaşması ile Ege Denizi'ne kadar uzanan geniş sınırlara sahip bir Bulgaristan Prensliği kurulması kararlaştırılmıştı. Bu durum, Rusya'nın Balkanlar'da egemen bir güç haline gelmesi ve Akdeniz'e inmesi anlamına geliyordu. İngiltere ve Avusturya başta olmak üzere Avrupalı devletler, kendi çıkarlarını korumak ve Rusya'yı durdurmak için Berlin Kongresi'ni toplayarak Bulgaristan'ı küçültüp üçe bölmüş, böylece Rusya'nın sıcak denizlere açılan koridorunu kapatmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Ayastefanos Antlaşması'nın Bulgaristan ile ilgili maddesi analiz edilir.
Ayastefanos Antlaşması'na göre Ege Denizi'ne kıyısı olan büyük bir Bulgaristan Prensliği kurulacaktı. Bu prenslik, Rusya'nın Balkanlar ve Akdeniz'deki nüfuzunu doğrudan artıracak bir konumdaydı.
Savaş sonrasındaki ilk diplomatik durumun Rusya lehine olan dengesini anlamak için.
2
Avrupalı devletlerin (özellikle İngiltere ve Avusturya) bu maddeye itiraz etme gerekçeleri değerlendirilir.
Avrupalı güçler, büyük bir Bulgaristan üzerinden Rusya'nın sıcak denizlere inmesinden ve Avrupa güç dengesinin kendi aleyhlerine bozulmasından endişe duymuşlardır.
Berlin Kongresi'nin toplanma amacını ve yapılan değişikliklerin ardındaki jeopolitik kaygıyı tespit etmek için.
3
Berlin Antlaşması'ndaki yeni düzenleme ile hedeflenen stratejik amaç belirlenir.
Bulgaristan Prensliği'nin sınırları daraltılmış, Ege Denizi ile bağlantısı kesilmiş ve toprakları üçe bölünmüştür. Böylece Rusya'nın Akdeniz'e doğrudan çıkış kapısı kapatılmıştır.
Yapılan değişikliğin doğrudan Rus nüfuzunu kırma amacına yönelik olduğunu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Berlin Antlaşması'nın uluslararası dengeler üzerindeki etkisi ve Rusya'nın sıcak denizlere inmesinin engellenmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6005Soru

Karahanlılar ve Gazneliler, İslamiyet'i kabul eden ilk Türk devletlerinden olmalarına rağmen kurucular��nın kökenleri, kuruldukları coğrafyanın yapısı ve hâkimiyet kurdukları toplumların etnik çeşitliliği bakımından farklı özellikler göstermişlerdir. Bu durum, her iki devletin idari, askeri ve kültürel yapılarında belirgin ayrışmalara yol açmıştır.

Buna göre, Karahanlılar ve Gazneliler ile ilgili aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi bu durumun bir göstergesi olarak kabul edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gaznelilerin Hindistan'da fethettikleri geniş tarım topraklarının idaresinde ikta sistemini uygularken dirlik sahiplerine bağımsız mülkiyet ve yargı yetkileri tanıyarak Avrupa'dakine benzer feodal yapılar oluşturması

Cevap

Gaznelilerin Hindistan'da fethettikleri geniş tarım topraklarının idaresinde ikta sistemini uygularken dirlik sahiplerine bağımsız mülkiyet ve yargı yetkileri tanıyarak Avrupa'dakine benzer feodal yapılar oluşturması
Doğru yanıt olan karşılaştırma yanlıştır çünkü Türk-İslam devletlerinde uygulanan ikta sisteminde toprakların mülkiyeti devlete aittir. İkta (dirlik) sahiplerine bağımsız mülkiyet veya bağımsız yargı yetkileri verilmemiştir. Bu uygulama, taşrada bağımsız feodal yapıların oluşmasını önlemek ve merkezi otoriteyi güçlü tutmak amacıyla tasarlanmıştır. Bu nedenle bu ifade tarihi bir hata barındırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen Karahanlı ve Gazneli devlet yapılarının idari, askeri ve sosyo-kültürel karşılaştırmalarını incelemek.
Karahanlıların Türkçeyi koruması, ikili teşkilatı sürdürmesi, boy birliğine dayalı ordusu ve ribatları; Gaznelilerin Farsça kullanması, merkeziyetçi yapısı, gulam sistemi ve berid teşkilatı bilgilerinin doğru olduğu tespit edilir.
Seçeneklerde yer alan bu unsurlar her iki devletin kuruluşu, coğrafyası ve etnik yapısı ile doğrudan örtüşen tarihi olgulardır.
2
Türk-İslam devletlerinde uygulanan ikta ve toprak yönetimi sistemini analiz etmek.
İkta sisteminde toprak mülkiyetinin dirlik sahibine değil, devlete (miri araziye) ait olduğu ve feodalizmin engellendiği saptanır.
Merkezi otoriteyi korumak amacıyla dirlik sahiplerine yargı veya mülkiyet hakkı verilmemiştir; bu yönüyle sistem Avrupa feodalizminden kesin çizgilerle ayrılır.
3
Hatalı karşılaştırmayı içeren seçeneği belirlemek.
İkta sistemini feodal yapılar oluşturma şeklinde tanımlayan seçeneğin yanlış bilgi içerdiği saptanır.
Bu karşılaştırma tarihi gerçeklere aykırı olduğu için kabul edilemez.

Anahtar Kavram

Karahanlılar ve Gaznelilerde Devlet Teşkilatı, Sosyo-Kültürel Yapı ve İkta Sisteminin İşleyişi
Soru 6006Soru

93 Harbi'ne giden süreç ve bu savaşın ardından şekillenen diplomatik gelişmelerle ilgili aşağıdaki olayları geçmişten günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Tersane Konferansı'nın düzenlenmesi (Aralık 1876), Aziziye Tabyaları direnişi (Kasım 1877), Yeşilköy Antlaşması'nın imzalanması (Mart 1878), Kıbrıs'ın idaresinin geçici olarak İngiltere'ye devredilmesi (Haziran 1878) ve Berlin Antlaşması'nın imzalanması (Temmuz 1878) şeklindedir.
Kronolojik akış, savaş öncesindeki Tersane Konferansı ile başlar; savaş dönemindeki Aziziye Tabyaları savunması ile devam eder. Savaştan hemen sonra Yeşilköy Antlaşması imzalanmış, bu antlaşmanın geçersiz kılınması ve revize edilmesi amacıyla toplanacak Berlin Kongresi öncesinde İngiltere'ye Kıbrıs adasının idaresi verilmiş, nihayetinde Berlin Antlaşması imzalanarak süreç tamamlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş öncesi siyasi kriz sürecini belirlemek
Tersane Konferansı'nın toplanması kronolojinin ilk basamağıdır.
Aralık 1876'da toplanan bu konferans, savaşın başlamasından önceki diplomatik kriz aşamasıdır.
2
Savaş esnasındaki askeri gelişmeleri tespit etmek
Aziziye Tabyaları'ndaki halk direnişi ikinci sıradadır.
Kasım 1877'de gerçekleşen bu olay, savaşın fiilen devam ettiği askeri mücadele dönemine aittir.
3
Savaşın sonundaki ilk diplomatik antlaşmayı bulmak
Yeşilköy Antlaşması üçüncü sırada yer alır.
Mart 1878'de imzalanan bu antlaşma, savaşı bitiren ancak yürürlüğe girmeyen ilk diplomatik metindir.
4
Kongre öncesindeki İngiliz desteği arayışını konumlandırmak
Kıbrıs'ın yönetiminin İngiltere'ye devredilmesi dördüncü sıradadır.
Haziran 1878'deki bu devir, Berlin Kongresi öncesinde İngiltere'nin diplomatik desteğini almak amacıyla yapılmıştır.
5
Süreci nihayete erdiren uluslararası antlaşmayı saptamak
Berlin Antlaşması sıralamanın en sonundadır.
Temmuz 1878'de imzalanan bu antlaşma, Yeşilköy Antlaşması'nı hükümsüz kılarak yeni statüyü belirleyen son halkadır.

Anahtar Kavram

93 Harbi sürecinde askeri gelişmeler ile Yeşilköy ve Berlin antlaşmalarına giden diplomatik aşamaların kronolojik sırası
Soru 6007Soru

Aşağıda Millî Mücadele Dönemi diplomatik ve siyasi sürecine dair bazı gelişmeler verilmiştir. Bu gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, İtilaf Devletleri'nin Lozan'a ortak daveti, TBMM'nin saltanatı kaldırması ve Lozan Konferansı'nın resmen toplanması şeklindedir.
Mudanya Ateşkesi'nin imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri barış konferansı için davet göndermiş, bu davetteki Osmanlı-TBMM ikiliğini engellemek için saltanat kaldırılmış ve ardından Lozan Konferansı resmen toplanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın tarihini belirleme
Mudanya Ateşkesi 11 Ekim 1922 tarihinde imzalanmıştır.
Bu antlaşma Millî Mücadele'nin askeri safhasını bitiren ilk diplomatik gelişmedir.
2
Lozan Barış Konferansı davetini konumlandırma
İtilaf Devletleri 27 Ekim 1922'de TBMM ve Osmanlı Hükümeti'ni Lozan'a birlikte davet etmiştir.
Bu gelişme, Türk tarafında görüş ayrılığı yaratarak İtilaf Devletleri'nin kendi çıkarlarını korumasını hedeflemiştir.
3
Saltanatın kaldırılması kararının nedenini ve tarihini saptama
İkilik çıkarılmasını önlemek amacıyla TBMM 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırmıştır.
Lozan'da ulusal iradenin tek temsilcisi olarak TBMM'nin yer alması amaçlanmıştır.
4
Lozan Konferansı'nın başlangıç tarihini belirleme
Lozan Barış Konferansı 21 Kasım 1922'de toplanmıştır.
Saltanatın kaldırılmasıyla tek temsilci haline gelen TBMM, konferans görüşmelerine başlamıştır.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması sonrasındaki diplomatik süreç ile Saltanatın Kaldırılması arasındaki kronolojik ve neden-sonuç ilişkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6008Soru

Hz. Muhammed, Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra Medine'de huzur ve güvenli��i sağlamak amacıyla Müslümanlar, Yahudiler ve henüz İslamiyet'i seçmemiş Arap kabileleri arasında Medine Sözleşmesi'ni (Medine Vesikası) imzalamıştır. Bu metinde; Medine'ye dışarıdan bir saldırı olduğunda şehrin birlikte savunulacağı, Yahudilerin kendi dinlerinde serbest olacağı ve topluluklar arasında çıkacak anlaşmazlıklarda Hz. Muhammed'in hakem kabul edileceği belirtilmiştir.

Buna göre Medine Sözleşmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medine'de çok dinli ve çok kültürlü bir toplumsal yapın��n hukuki güvence altına alındığına

Cevap

Medine'de çok dinli ve çok kültürlü bir toplumsal yapının hukuki güvence altına alındığına dair ifade doğrudur.
Medine Sözleşmesi'nde Yahudilerin kendi inançlarında serbest bırakılacağının taahhüt edilmesi, farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşamasını hukuki güvence altına almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki Medine Sözleşmesi'ne dair maddeleri analiz etmek.
Sözleşmenin tarafları arasında Müslümanlar, Yahudiler ve gayrimüslim Arap kabilelerinin bulunduğu görülür.
Çok kültürlü ve çok dinli yapının varlığını tespit etmek amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
2
Yahudilerin kendi inançlarında serbest bırakılacağı maddesini değerlendirmek.
Farklı inanç gruplarının bir arada yaşamasının hukuki güvence altına alındığı anlaşılır.
Sözleşmenin dini hoşgörü ve hukuki koruma boyutunu belirlemek amacıyla bu inceleme yapılır.
3
Seçenekleri analiz ederek çıkarımları karşılaştırmak.
Çok dinli ve çok kültürlü yapının güvence altına alındığı sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek amacıyla bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Medine Sözleşmesi'nin toplumsal uzlaşı ve anayasal devlet düzeni kurmadaki rolü
Soru 6009Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde farklı şiir anlayışlarıyla eser vermiş olan aşağıdaki şairler ile onların şiirsel eğilimlerini ve tematik yönelimlerini gösteren açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet Hamdi Tanpınar
Ceyhun Atuf Kansu
Zeki Ömer Defne

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahmet Hamdi Tanpınar - zaman, rüya ve musiki odaklı saf şiir açıklaması; Ceyhun Atuf Kansu - hekimlik duyarlılığıyla Anadolu çocuklarını işleyen toplumcu şiir açıklaması; Zeki Ömer Defne - yurt güzelliklerini ve Ilgaz gibi coğrafi unsurları işleyen memleketçi şiir açıklaması.
Doğru eşleştirmede Ahmet Hamdi Tanpınar zaman, rüya ve musiki ögeleriyle saf şiire; Ceyhun Atuf Kansu hekim kimliğiyle yoksul Anadolu insanını ve çocukları işleyen toplumcu gerçekçi şiire; Zeki Ömer Defne ise Ilgaz gibi şiirleriyle Anadolu coğrafyasını işleyen Milli Edebiyat zevkini sürdüren şiire bağlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Saf şiir anlayışının temsilcisi olan şairin özelliklerini belirleyin.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın zaman, rüya, bilinçaltı ve musiki kavramların�� merkeze alan anlayışının zamanı bütünsel ele alan açıklamayla uyuştuğu görülür.
Tanpınar, 'Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında' dizelerinde de görüldüğü üzere zaman kavramına ve içsel gerçekliğe özgün bir estetik boyut kazandırmı��tır.
2
Toplumcu gerçekçi çizgideki şairin mesleki ve tematik özelliklerini analiz edin.
Çocuk hekimi olan Ceyhun Atuf Kansu'nun, Anadolu çocuklarını ve halkın sorunlarını işleyen toplumcu gerçekçi yönünün hekimlik gözlemini içeren açıklamayla uyuştuğu belirlenir.
Kansu'nun şiirlerinde çocuk sağlığı, köyler ve yoksul insanlar sıcak, insancıl bir halk diliyle ele alınır.
3
Milli Edebiyat zevkini sürdüren memleketçi şairin coğrafi temalarını eşleştirin.
Zeki Ömer Defne'nin Anadolu coğrafyasına, şehirlerine ve Ilgaz Dağı gibi doğal güzelliklere odaklanan memleketçi şiir anlayışının yurt güzelliklerini anlatan açıklamayla uyuştuğu tespit edilir.
Defne, memleket edebiyatı çizgisinde yurt güzelliklerini öğretmenlik yıllarının gözlemleriyle anlatan önemli şairlerdendir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi şiirinde saf şiir, toplumcu gerçekçi şiir ve Milli Edebiyat zevkini sürdürenlerin temsilcileri ve özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6010Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosu yazarlarını, sağ sütunda yer alan eser ve tema açıklamalarıyla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Necati Cumalı
Orhan Asena
Güngör Dilmen
Haldun Taner

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Necati Cumalı - Nalınlar, Orhan Asena - Tohum ve Toprak, Güngör Dilmen - Kurban, Haldun Taner - Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım şeklinde yapılan eşleştirme doğrudur.
Doğru eşleştirmede; Necati Cumalı yöresel ögeler barındıran Nalınlar ile, Orhan Asena tarihî şahsiyetleri ele alan Tohum ve Toprak ile, Güngör Dilmen mitolojik/tragedya uyarlaması olan Kurban ile, Haldun Taner ise toplumsal hiciv içeren epik oyunu Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım ile eşleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Nalınlar oyununun konusunu ve yazarını analiz edin.
Nalınlar, Ege köy yaşamını, su sorununu ve aşkı işleyen bir komedidir. Yazarı Necati Cumalı'dır.
Yöresel ağız özellikleri ve Ege köyü teması Necati Cumalı'nın tiyatrosunun belirgin niteliklerindendir.
2
Tohum ve Toprak oyununun konusunu ve yazarını analiz edin.
Tohum ve Toprak, Alemdar Mustafa Paşa'nın trajik sonunu ve Osmanlı'daki güç savaşlarını anlatan tarihî bir oyundur. Yazarı Orhan Asena'dır.
Orhan Asena, Türk tiyatrosunda tarihî şahsiyetleri ve taht mücadelelerini psikolojik derinlikle işleyen önemli bir yazardır.
3
Kurban oyununun konusunu ve yazarını analiz edin.
Kurban, Medea tragedyasının Anadolu köy hayatına kuma ve töre temasıyla uyarlanmasıdır. Yazarı Güngör Dilmen'dir.
Güngör Dilmen, mitolojik unsurları ve antik tragedyaları çağdaş tiyatroyla harmanlayan bir yazardır.
4
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım oyununun konusunu ve yazarını analiz edin.
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Vicdani ve Efruz karakterleri üzerinden toplumsal yozlaşmayı eleştiren epik tiyatro eseridir. Yazarı Haldun Taner'dir.
Haldun Taner, epik tiyatro türünün Türk edebiyatındaki kurucusu ve en önemli temsilcisidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Yazarları ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6011Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Batı Cephesi’nde elde edilen askeri zaferler uluslararası siyasette TBMM’nin elini güçlendirirken, yaşanan askeri başarısızlıklar da hem diplomatik görüşmelerin seyrini etkilemiş hem de iç politikada olağanüstü kararların alınmasına neden olmuştur.

Buna göre, Batı Cephesi’nde yaşanan askeri gelişmeler ve bunların sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılması üzerine Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması imzalanmış ve Türkiye'nin doğu sınırı kesinleşmiştir.

Cevap

Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılması üzerine Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması imzalanmış ve Türkiye'nin doğu sınırı kesinleşmiştir.
Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılması, TBMM'nin askeri gücünü kanıtlamış ve bu zaferin ardından 13 Ekim 1921'de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Türkiye'nin doğu sınırı kesin olarak çizilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünün ve seçeneklerde sunulan askeri-diplomatik gelişmelerin analiz edilmesi.
Seçeneklerdeki askeri muharebeler ile diplomatik antlaşmaların kronolojik ve mantıksal uyumunun sorgulanması gerektiği belirlenir.
Askeri gelişmeler ile bu gelişmelerin yol açtığı doğru siyasi sonuçların eşleştirilmesi amaçlanmaktadır.
2
Yanlış eşleştirmelerin ve tarihsel anachronizmlerin ayıklanması.
Ankara Antlaşması'nın I. İnönü ile, Londra Konferansı'nın II. İnönü ile, Moskova Antlaşması'nın Büyük Taarruz ile eşleştirilmesinin hatalı olduğu; ayrıca Cumhuriyet Senatosu'nun o dönemde var olmadığı tespit edilir.
Milli Mücadele kronolojisindeki yaygın hatalı eşleştirmeler ve dönem dışı kurumlar elenir.
3
Sakarya Meydan Muharebesi ve Kars Antlaşması ilişkisinin doğrulanması.
Sakarya Zaferi'nin (Eylül 1921) ardından Sovyet Rusya'ya bağlı Kafkas Cumhuriyetleri ile 13 Ekim 1921'de Kars Antlaşması'nın imzalandığı ve doğu sınırımızın kesinleştiği bilgisi doğrulanır.
Bu bilgi tarihsel gerçeklerle tam olarak örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi Savaşları ve Diplomatik Sonuçları
Soru 6012Soru

İlk Çağ medeniyetlerinde hukuk kuralları ve yönetim yapıları birbirini tamamlayan unsurlar olarak gelişmiştir. Sümerlerden Babillere, Hititlerden İyonlara kadar her uygarlık kendi toplumsal ihtiyaçları, inançları ve coğrafi koşulları doğrultusunda yönetim modelleri ve yasal düzenlemeler üretmiştir. Örneğin, Mezopotamya'da krallar meşruiyetlerini tanrılara dayandırarak teokratik monarşiler kurmuş ve Hammurabi Kanunları gibi kısasa dayalı sert yasalar yapmışlardır. Anadolu'da ise Hititler, Pankuş adı verilen bir danışma meclisiyle krallık yetkilerini paylaşmış, medeni hukuk ve tazminat esasına dayalı daha yumuşak kanunlar hazırlamışlardır.

Buna göre, İlk Çağ medeniyetlerinde hukuk ve yönetim sistemlerinin genel özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuki düzenlemelerin cezalandırma yöntemleri ve yönetim biçimlerindeki farklılıklar, medeniyetlerin kendilerine has kültürel, dini ve toplumsal yapılarının yansımasıdır.

Cevap

Hukuki düzenlemelerin cezalandırma yöntemleri ve yönetim biçimlerindeki farklılıklar, medeniyetlerin kendilerine has kültürel, dini ve toplumsal yapılarının yansımasıdır.
Hukuk kurallarının sertliği veya yumuşaklığı ile yönetim modellerinin farklılaşması, her medeniyetin kendine özgü kültürel, dini ve sosyo-ekonomik koşullarından kaynaklanır. Soru kökündeki örnekler de hukuk ve yönetimin toplumsal yapının bir yansıması olduğunu doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mezopotamya ve Anadolu medeniyetlerindeki yönetim yap��ları ve hukuk sistemleri analiz edilir.
Mezopotamya'da Hammurabi Kanunları gibi sert kısas yasalarının ve teokratik monarşinin, Anadolu'da ise Hititlerin daha yumuşak tazminat yasalarının ve Pankuş danışma meclisinin varlığı tespit edilir.
Farklı uygarlıkların kendilerine has idari ve hukuki yapılar geliştirdiğini anlamak için bu medeniyetlerin özelliklerini karşılaştırmak gerekir.
2
Bu farklılıkların temel nedenleri ve toplumsal arka planı değerlendirilir.
Hukuk kurallarının sertliği, aile hukukuna verilen önem ve meclis gibi idari organların yetki düzeylerinin, toplumların dini inançları, kültürel çevreleri ve sosyo-ekonomik yapılarıyla ilişkili olduğu belirlenir.
Tarihsel kurumların ve yasaların, oluştukları toplumun kültürel ve toplumsal koşullarından bağımsız düşünülemeyeceğini kavramak için bu analiz gereklidir.
3
Seçeneklerde yer alan çıkarımlar incelenerek tarihsel gerçeklerle uyuşan doğru yargı saptanır.
Yasaların ve yönetim biçimlerinin çeşitlilik göstermesinin toplumların özgün yapılarından kaynaklandığını belirten yargının doğru olduğu, diğer seçeneklerde ise anakronizm (tarihsel yanılgı), yanlış kavram eşleştirmesi veya tarihi dönemlerin karıştırılması gibi hataların yer aldığı görülür.
Soru kökündeki bilgiyi en doğru ve bilimsel şekilde açıklayan yargıyı tespit ederek çözüme ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyetlerinde hukuk kuralları ve yönetim sistemlerinin toplumsal, kültürel ve dini yapıya bağlı olarak şekillenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6013Soru

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin askeri stratejisini inceleyen bir konferansta konuşmacı şu ifadeleri kullanmıştır:

'Osmanlı İmparatorluğu, 1914-1918 yılları arasında çok geniş bir coğrafyada savaşmıştır. Bu süreçte bazı cephelerde doğrudan vatan savunması yapılarak imparatorluğun ömrü uzatılmaya ve başkent korunmaya çalışılmış; bazı cephelerde ise müttefiklerin askeri ihtiyaçları doğrultusunda stratejik destek sağlanmıştır. Ancak savunma cephelerinde elde edilen yerel başarılar dahi imparatorluğun genel mağlubiyetini ve stratejik fikir akımlarının iflasını engelleyememiştir.'

Bu konuşmacının ifadelerinden yola çıkarak yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınır dışı cephelere gönderilen askeri güçlerin temel hedefinin, Brest-Litovsk Antlaşması'nın imzalanmasının ardından doğuda kazanılan toprakların savunmasını güvence altına almak olduğu

Cevap

Sınır dışı cephelere gönderilen askeri güçlerin temel hedefinin, Brest-Litovsk Antlaşması'nın imzalanmasının ardından doğuda kazanılan toprakların savunmasını güvence altına almak olduğu yönündeki değerlendirme yanlıştır.
Sınır dışı cepheler (Galiçya, Romanya, Makedonya) Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine yardım etmek amacıyla asker gönderdiği batı/Avrupa cepheleridir ve bu cepheler 1916 yılında aktif hale gelmiştir. Kafkas Cephesi'ni kapatan ve Osmanlı'nın doğuda toprak (Kars, Ardahan, Batum) kazanmasını sağlayan Brest-Litovsk Antlaşması ise Mart 1918'de imzalanmıştır. Dolayısıyla sınır dışı yardım cephelerinin açılması ile Brest-Litovsk sonrasında doğuda elde edilen kazanımların korunması arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır. Bu nedenle bu ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki 'savunma cepheleri' ve 'müttefiklerin askeri ihtiyaçları doğrultusunda açılan sınır dışı cepheler' ifadelerini tarihsel gerçeklerle sınıflandırmak.
Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin cephelerinin savunma cepheleri; Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerinin ise sınır dışı yardım cepheleri olduğu tespit edilir.
Seçeneklerdeki cephe sınıflandırmalarının doğruluğunu teyit etmek.
2
Sınır dışı yardım cephelerinin açılış amacı ile doğuda imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması'nın zamanlamasını ve kapsamını karşılaştırmak.
Yardım cephelerinin 1916'da batıdaki İttifak ortaklarını desteklemek amacıyla açıldığı, Brest-Litovsk Antlaşması'nın ise 1918'de Rusya'nın savaştan çekilmesiyle doğudaki Kafkas Cephesi'ni sonlandırdığı görülür.
Sınır dışı yardım cephelerinin doğuda kazanılan toprakların korunmasıyla ilişkili olduğu yönündeki iddianın kronolojik ve coğrafi açıdan hatalı olduğunu ortaya çıkarmak.
3
Savunma cephelerinde yaşanan gelişmelerin (Çanakkale'de başkentin korunması, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin'de Arap aşiretlerinin tutumu) metindeki siyasi fikir akımlarının iflası ve başkentin korunması ifadeleriyle uyuştuğunu doğrulamak.
Çanakkale'nin başkenti koruduğu, güney cephelerindeki gelişmelerin ise İslamcılık fikrini zayıflattığı tespit edilerek bu seçeneklerin elenmesi sağlanır.
Yanlış olan seçeneğin doğruluğunu diğer seçenekleri çürüterek kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Savaştığı Savunma Cepheleri ve Sınır Dışı Cepheler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6014Soru

Osmanlı Devleti'nin anayasal düzeni ile I. ve II. Meşrutiyet dönemlerine ait aşağıdaki kurumsal ve hukuki gelişmeleri, karşılarında yer alan açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1876 Kanun-i Esasi'nin ilk sürümünde padişaha tanınan otoriter hak
1909 anayasa değişiklikleriyle yürütmenin sorumluluk yönündeki değişim
Meclis-i Ayan üyelerinin göreve gelme şekli ve görev süresi
Meclis-i Mebusan üyelerinin göreve gelme şekli

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirmeler şu şekildedir: 1876 Kanun-i Esasi'ndeki padişah yetkisi, güvenlik gerekçesiyle idari kararla sürgüne gönderebilme yetkisi ile; 1909 anayasa değişiklikleriyle yürütmenin sorumluluk yönündeki değişim, hükümetin meclise karşı sorumlu tutulması ile; Meclis-i Ayan üyelerinin göreve gelme şekli, padişah tarafından doğrudan ve ömür boyu görev yapmak üzere atanma ile; Meclis-i Mebusan üyelerinin göreve gelme şekli ise halk tarafından çift dereceli seçim sistemiyle seçilme ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; padişahın 1876 sürgün yetkisi, 1909'da kabinenin meclise sorumlu tutulması, Meclis-i Ayan'ın padişah tarafından ömür boyu atanması ve Meclis-i Mebusan'ın çift dereceli halk seçimine dayanması tarihsel gerçeklerle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin 1876 ilk halinde padişahın yetkilerini incelemek
Güvenlik gerekçesiyle idari sürgün yetkisinin (113. madde) padişaha tanındığı belirlenir.
1876 metninin padişah lehine olan mutlakiyetçi unsurlarını saptamak.
2
1909 anayasa değişikliklerindeki yürütme-yasama ilişkisini analiz etmek
Hükümetin padişah yerine meclise sorumlu hale getirildiği saptanır.
Meşrutiyet rejiminin 1909'da parlamenter sisteme evrilme yönünü anlamak.
3
Meclis-i Ayan'ın üye yapısını ve görev süresini değerlendirmek
Üyelerin padişah tarafından ömür boyu atandığı bilgisine ulaşılır.
Çift meclisli yapının padişah kontrolündeki kanadını ayırt etmek.
4
Meclis-i Mebusan'ın demokratik meşruiyet tabanını incelemek
Üyelerinin iki dereceli seçimle halk tarafından seçildiği belirlenir.
Halkı temsil eden parlamento kanadının seçim usulünü netleştirmek.

Anahtar Kavram

I. ve II. Meşrutiyet Dönemlerindeki anayasal gelişmeler, meclis yapıları ve Kanun-i Esasi'nin 1876 ile 1909 sürümleri arasındaki yetki paylaşımları.
Soru 6015Soru

Karahanlılar ve Gazneliler, Türk-İslam tarihinin iki ��nemli öncü devletidir. Her iki devletin idari, askeri ve kültürel yapılanmalarında; kuruldukları coğrafyanın yapısı, egemen oldukları etnik unsurlar ve benimsedikleri kültür havzaları belirleyici olmuştur. Aşağıda, bu iki devlete ait bazı kurumsal ve kültürel özellikler ile bunların tarihsel anlam ve sonuçları verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan tarihi özellikleri sağ sütundaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karahanlı Devleti'nde Ribat adı verilen kurumların yaygınlaştırılması
Gaznelilerde ordunun ve saray bürokrasisinin temelini oluşturan Gulam sistemi
Karahanlılar'da ikili teşkilat yapısının ve töre kurallarının sürd��rülmesi
Gazneli sarayında ve yönetiminde Farsça ve Arapçanın hakim dil haline gelmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karahanlılar'daki Ribat teşkilatı sınır güvenliği, ticaret ve dinin yayılmasıyla; Gaznelilerdeki Gulam sistemi çok uluslu yapıda merkeziyetçiliği sağlamak üzere kölelerin yetiştirilmesiyle; Karahanlılar'daki ikili teşkilat geleneksel Türk devlet yapısının korunmasıyla; Gaznelilerdeki Arapça-Farsça kullanımı ise coğrafi/etnik etkiyle Türk dışı kültürel unsurların ağırlık kazanmasıyla eşleşmektedir.
Eşleştirme, Karahanlılar ve Gazneliler devletlerinin kurumsal özellikleri ile bunların tarihsel arka planını doğru analiz eder. Ribat yapısı sınır karakolu/ticaret merkezi olarak; Gulam sistemi kozmopolit yapıda merkezi otoriteyi koruyan köle asker teşkilatı olarak; ikili teşkilat eski Türk yönetim geleneğinin devamı olarak; Farsça/Arapça kullanımı ise coğrafi çevre etkisiyle Türk dışı unsurların egemenliği olarak tam bir uygunluk gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Karahanlı askeri ve ticari yapılarının analiz edilmesi
Karahanlılar'da kurulan 'Ribat'ların başlangıçta sınır karakolu olarak inşa edildiği, daha sonra ise ticaret yolları üzerinde kervansaray işlevi görerek iktisadi ve kültürel rol üstlendiği tespit edilir. Bu durum sınır güvenliği, iktisadi ve dini etkileşim içeren açıklamayla örtüşür.
Ribadın askeri kökenli olmasına rağmen sonradan kazandığı sosyal ve ekonomik işlevleri doğru eşleştirebilmek için.
2
Gazneli ordusunun ve idari yapısının incelenmesi
Gaznelilerin çok etnikli yapısı nedeniyle hükümdarın gücünü korumak adına 'Gulam' adıyla bilinen köle ordusunu kurduğu belirlenir. Bu, doğrudan merkezi otoriteyi koruma amacıyla farklı etnik gruplardan asker yetiştirilmesi açıklamasıyla eşleşir.
Gulam sisteminin temel işlevinin merkezileşme ve saray güvenliği olduğunu anlamak için.
3
Karahanlı devlet teşkilatı özelliklerinin değerlendirilmesi
Karahanlılar'ın ikili devlet teşkilatını uygulaması, onların İslam öncesi Türk veraset ve yönetim geleneklerini devam ettirdiklerini gösterir. Bu durum geleneksel Türk devlet geleneğinin korunduğuna dair açıklama ile eşleşir.
Ulusçu devlet yapısının idari pratiklerdeki yansımasını tespit edebilmek için.
4
Gaznelilerde dil ve kültür politikalarının değerlendirilmesi
Gaznelilerin İran coğrafyasında (Horasan) egemen olması sebebiyle resmi yazışmalarda ve edebiyatta Farsça, bilimde Arapça kullanmaları, idari yapıda ve kültür hayatında Türk dışı unsurların ağırlık kazandığını kanıtlar. Bu durum son açıklama ile eşleşir.
Coğrafi çevrenin ve etnik yapının kültürel ve idari dönüşümdeki etkisini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Karahanlılar ve Gazneliler döneminin kurumsal, kültürel ve idari yapılarının karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6016Soru

Aşağıdaki sol sütunda Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist Türk edebiyatına ait bazı romanlar, sağ sütunda ise bu romanların belirleyici içerik ve kurgu özellikleri verilmiştir. Sol sütundaki romanları sağ sütundaki uygun özelliklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Anayurt Oteli
Kara Kitap
Puslu Kıtalar Atlası
Bir Düğün Gecesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Anayurt Oteli ile taşrada otel kâtipliği yapan başkahramanın yalnızlığını işleyen seçenek; Kara Kitap ile kaybolan eşini arayan avukatın tasavvufi sembollerle bezeli İstanbul serüvenini anlatan seçenek; Puslu Kıtalar Atlası ile Osmanlı döneminde varlık felsefesini sorgulayan düşsel anlatıyı işleyen seçenek; Bir Düğün Gecesi ile de düğün töreni ekseninde 12 Mart dönemini yansıtan seçenek eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; Anayurt Oteli taşra oteli kâtibi Zebercet'in iç dünyasına odaklanan anlatımla, Kara Kitap Galip'in İstanbul sokaklarındaki arayışını tasavvuf sembolizmiyle sunan kurguyla, Puslu Kıtalar Atlası Osmanlı döneminde geçen felsefi ve fantastik üstkurmaca yapısıyla, Bir Düğün Gecesi ise düğün töreni zemininde 12 Mart dönemini irdeleyen yapısıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve temel konularını hatırlayınız.
Anayurt Oteli Yusuf Atılgan'a, Kara Kitap Orhan Pamuk'a, Puslu Kıtalar Atlası İhsan Oktay Anar'a, Bir Düğün Gecesi ise Adalet Ağaoğlu'na aittir.
Eser-yazar ve içerik bağlamını kurarak eşleştirme sürecini kolaylaştırmak.
2
Eserlerin içerik ve üslup özelliklerini sağ sütundaki tanımlarla karşılaştırınız.
Zebercet karakterinin psikolojik yabancılaşması Anayurt Oteli ile; avukat Galip'in arayışı ve tasavvuf sembolizmi Kara Kitap ile; felsefi sorgulamalar ve Osmanlı dekorundaki düşsellik Puslu Kıtalar Atlası ile; 12 Mart aydınlarının düğün ekseninde iç konuşmalarla verilmesi ise Bir Düğün Gecesi ile uyuşmaktadır.
Eserlerin belirleyici temalarını ve modernist/postmodernist tekniklerini ayırt etmek.
3
Doğru eşleştirmeleri tamamlayarak kontrol ediniz.
Anayurt Oteli - Otel kâtibinin iç dünyası, Kara Kitap - Avukatın arayışı ve tasavvufi semboller, Puslu Kıtalar Atlası - Osmanlı atmosferinde üstkurmaca, Bir Düğün Gecesi - Düğün ekseninde 12 Mart toplumsal panoraması çiftleri elde edilir.
Yanlış veya çelişkili bir eşleşme kalmadığından emin olmak.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist romanların yazar, içerik, karakter ve anlatım tekniği düzeyinde ayırt edilmesi.
Soru 6017Soru

Hz. Muhammed Dönemi'nde gerçekleşen bazı önemli siyasi, askeri ve diplomatik gelişmeler ile bu gelişmelerin İslam tarihi açısından taşıdığı önemi/sonucu gösteren tanımları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hudeybiye Antlaşması
Medine Sözleşmesi
Mute Savaşı
Akabe Biatları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hudeybiye Antlaşması Mekkelilerin Müslümanları resmen tanıdığı belgeyle, Medine Sözleşmesi anayasal nitelikteki toplumsal kurucu metinle, Mute Savaşı Bizans ile yapılan ilk askeri çarpışmayla, Akabe Biatları ise hicrete zemin hazırlayan bağlılık yeminleriyle eşleşmelidir.
Verilen gelişmelerin tarihsel önem ve sonuçları göz önüne alındığında; Hudeybiye Antlaşması Mekkelilerin Müslümanları hukuken tanıdığı diplomatik belgeyle, Medine Sözleşmesi anayasal nitelikteki kurucu toplumsal metinle, Mute Savaşı Bizans ile yapılan ilk askeri çarpışmayla, Akabe Biatları ise hicrete zemin hazırlayan bağlılık yeminleriyle doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hudeybiye Antlaşması'nın tarihsel niteliğini çözümleme
Hudeybiye Antlaşması diplomatik bir metindir ve Mekkeli müşriklerin Müslümanları hukuken tanımasını sağlamıştır. Bu doğrultuda Mekkelilerin Müslümanları hukuken tanıdığı belgeyle eşleşir.
Antlaşmanın diplomatik açıdan taşıdığı siyasi önemi belirlemek.
2
Medine Sözleşmesi'nin işlevini belirleme
Medine Sözleşmesi, Medine'deki farklı dini ve toplumsal grupların haklarını düzenleyen kurucu ve anayasal belgedir. Bu doğrultuda anayasal nitelikteki yazılı belgeyle eşleşir.
İslam devletinin kurumsallaşma ve anayasa sürecini analiz etmek.
3
Mute Savaşı'nın taraflar��nı ve önemini saptama
Mute Savaşı, elçinin şehit edilmesi üzerine Bizans ordusuna karşı yapılmıştır ve Doğu Roma ile yapılan ilk askeri mücadeledir. Bu doğrultuda Bizans ile yapılan ilk askeri karşılaşmayla eşleşir.
Hz. Muhammed Dönemi dış askeri temasların niteliğini değerlendirmek.
4
Akabe Biatları'nın tarihi rolünü kavrama
Akabe Biatları, Medinelilerin Hz. Muhammed'e bağlılık yeminleri olup hicrete giden süreci doğrudan başlatmıştır. Bu doğrultuda hicrete zemin hazırlayan bağlılık yeminleriyle eşleşir.
Hicret olayının diplomatik ve dini altyap��sını kuran gelişmeleri açıklamak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed Dönemi'nde Siyasi, Askeri ve Diplomatik Kurumsallaşma Gelişmeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6018Soru

Osmanlı Klasik Dönemi'ne ait Bursa kadı sicillerinde yer alan bir belgede: 'Ekmekçi esnafının un fiyatlarındaki artış sebebiyle ekmek fiyatını artırmak istediği, ancak kadı başkanlığında toplanan lonca temsilcileri ve muhtesibin yaptığı incelemeler neticesinde ekmeğin okka fiyatının sabit tutulmasına, buna karşılık ekmek yapımında kullanılan unun tedarik edileceği kapan hanındaki verginin düşürülmesine karar verildiği; ayrıca izinsiz olarak yeni bir fırın açan bir kalfanın fırınının kapatılarak ruhsat sahibi ustaların haklarının korunduğu' belirtilmektedir. Bu belgede geçen uygulamalar ve lonca teşkilatının işleyişi dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruhsatsız fırın açan kalfanın engellenmesiyle narh sisteminin, ekmeğin okka fiyatının sabit tutulmasıyla ise gedik hakkının korunduğu

Cevap

Ruhsatsız fırın açan kalfanın engellenmesiyle narh sisteminin, ekmeğin okka fiyatının sabit tutulmasıyla ise gedik hakkının korunduğunu iddia eden önerme söylenemez. Çünkü ruhsatlandırma gedik hakkı kapsamında, fiyat tespiti ise narh usulü kapsamındadır.
Verilen belgede ruhsatsız fırın açan kalfanın engellenmesi, dükkân açma ruhsatı ve hakkı olan 'gedik' hakkıyla; ekmek fiyatının sabit tutulması ise devletin uyguladığı resmi fiyat denetimi olan 'narh' usulüyle ilgilidir. Ruhsatsız fırının engellenmesini narh sisteminin, fiyatın sabitlenmesini ise gedik hakkının korunmasıyla ilişkilendiren yargı, kavramların tanımlarını tamamen ters verdiği için yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Belgedeki temel ekonomik ve idari uygulamaları belirlemek.
Belgede iki temel uygulama göze çarpmaktadır: Birincisi ekmek fiyatının sabitlenmesi, ikincisi ise izinsiz fırın açılmasının önlenmesidir.
Soruda geçen olayları doğru kavramlarla analiz edebilmek için.
2
Osmanlı ekonomik sisteminde yer alan 'gedik' ve 'narh' kavramlarının tanımlarını hatırlamak.
Gedik zanaatkârların dükkân açma ve mesleki faaliyette bulunma iznini (ruhsat) ifade ederken; narh devletin piyasadaki ürünler için belirlediği resmi tavan/taban fiyat sınırını ifade eder.
Belgedeki uygulamaların hangi kavramlara karşılık geldiğini tespit etmek için.
3
Kavramları belgedeki olaylarla eşleştirmek ve seçenekleri değerlendirmek.
İzinsiz fırının kapatılması gedik hakkının korunmasıyla, ekmek fiyatının sabitlenmesi ise narh sistemiyle ilgilidir. Yanlış olan seçenekte bu iki kavramın birbiriyle karıştırıldığı ve eşleştirmenin ters yapıldığı görülür.
Tarihsel gerçeğe uymayan ve söylenemeyecek olan seçeneği ortaya çıkarmak için.

Anahtar Kavram

Ekonomik Yapı ve Lonca Teşkilatı (Gedik ve Narh Usulleri)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6019Soru

Aşağıdaki tarihî kaynak ve araştırmacıları, Türk adının anlamlandırılmasına yönelik ortaya koydukları açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kaşgarlı Mahmud
Ziya Gökalp
Uygur Metinleri
Çin Kaynakları
Arminius Vambery

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tarihî kaynaklar ve araştırmacıların Türk adının anlamıyla doğru eşleşmesi şu şekildedir: Kaşgarlı Mahmud - Olgunluk Çağı; Ziya Gökalp - Töre Sahibi / Kanunlu; Uygur Metinleri - Güç / Kuvvet; Çin Kaynakları - Miğfer; Arminius Vambery - Türemek / Çoğalmak.
Türk adının tarihsel süreçteki anlamları MEB müfredatında açıkça belirtilmiştir: Çin kaynakları miğfer, Kaşgarlı Mahmud olgunluk çağı, Ziya Gökalp töre sahibi, Uygur metinleri güç/kuvvet ve Arminius Vambery ise türemek anlamlarını ileri sürmüştür. Doğru eşleşme bu bilgilere dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Çin kaynaklarında geçen Türk adının anlamını belirlemek.
Çin kaynaklarında Türk adı, Türklerin Altay Dağları çevresinde yaşarken giydikleri ve savaş aracı olan başlığa (miğfere) benzemelerinden ötürü 'miğfer' olarak açıklanmıştır.
En eski tarihî kayıtlardan biri olan Çin yıllıklarındaki etimolojik köken bilgisini tespit etmek.
2
Kaşgarlı Mahmud'un Divânu Lugâti't-Türk'teki tanımını incelemek.
Kaşgarlı Mahmud, Türk kelimesinin 'olgunluk çağı' anlamına geldiğini belirtmiştir.
Türk dünyasının ilk sözlüğündeki tarihsel tanımı ortaya çıkarmak.
3
Ziya Gökalp'in sosyolojik yaklaşımla getirdiği tanımı değerlendirmek.
Ziya Gökalp, Türk adını 'töre sahibi, kanunlu, nizamlı' olarak nitelendirmiştir.
Türk milliyetçiliğinin ve sosyolojisinin kurucularından olan Ziya Gökalp'in kültürel ve hukuki temelli açıklamasını bulmak.
4
Uygur metinleri ile Arminius Vambery'nin etimolojik açıklamalarını eşleştirmek.
Uygur metinlerinde Türk kelimesi 'güç, kuvvet, kudret' anlamlarında kullanılırken; Arminius Vambery bu adı 'türemek, çoğalmak' fiiliyle ilişkilendirmiştir.
Geriye kalan kaynakların dilbilimsel ve tarihsel bağlamdaki etimolojik iddialarını doğru şekilde atamak.

Anahtar Kavram

Türk adının tarihsel kaynaklardaki ve araştırmacılardaki farklı anlamları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6020Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti'nin sınırlarını korumak amacıyla mücadele ettiği savunma cepheleri ile müttefiklerine destek gönderdiği sınır dışı cephelerde önemli askeri ve siyasi gelişmeler yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen cephe gelişmelerinin kronolojik olarak ilkten sona (eskiden yeniye) doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Anafartalar Grup Komutanlığı'nın kurulması, Kut'ül Amâre Muharebesi'nin kazanılması ve Galiçya Cephesi'ndeki Osmanlı kolordusunun geri çekilmesi şeklinde olmalıdır.
Verilen gelişmeler sırasıyla 1915 (Anafartalar Grup Komutanlığı'nın kurulması), 1916 (Kut'ül Amâre'de İngilizlerin esir alınması) ve 1917 (Galiçya'daki kolordunun çekilmesi) yıllarında gerçekleştiği için doğru kronolojik sıralama bu şekildedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların meydana geldiği yılları tespit etmek
Anafartalar Grup Komutanlığı Ağustos 1915'te kurulmuş, Kut'ül Amâre zaferi Nisan 1916'da kazanılmış, Galiçya Cephesi'ndeki Osmanlı birliklerinin tahliyesi ise Temmuz 1917'de gerçekleşmiştir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için olayların gerçekleştikleri tarihlerin doğru bilinmesi gerekir.
2
Tarihleri eskiden yeniye doğru dizmek
Ağustos 1915 (Anafartalar) -> Nisan 1916 (Kut'ül Amâre) -> Temmuz 1917 (Galiçya)
Kronoloji kuralı gereğince ilk gerçekleşen olay en başta, son gerçekleşen olay ise en sonda yer almalıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki Savunma ve Yardım Cephelerindeki Gelişmelerin Kronolojisi
ÖncekiSayfa 301 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin