Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6061Soru

Halide Edip Adıvar'ın Milli Mücadele dönemini doğrudan tecrübe eden bir yazar olarak kaleme aldığı ve Kurtuluş Savaşı'nı konu edinen ilk roman kabul edilen Ateşten Gömlek adlı eserin olay örgüsündeki aşağıdaki gelişmeleri kronolojik sıraya göre düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İzmir'in işgali ve Sultanahmet Mitingi (item_1) -> İstanbul'dan Anadolu'ya kaçış (item_2) -> Konya ve Adapazarı isyanlarının bastırılması (item_3) -> Sakarya Meydan Muharebesi'nde İhsan ile Ayşe'nin şehit olması (item_4) -> Peyami'nin Ankara Cebeci Hastanesi'nde vefat etmesi (item_5)
Ateşten Gömlek romanında olaylar kronolojik olarak İzmir'in işgali ve Ayşe'nin İstanbul'a gelişiyle başlar, ardından kahramanların Anadolu'ya geçmesiyle devam eder. Anadolu'da öncelikle iç ayaklanmaların bastırılması sürecinde yer alan kahramanlar, daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi'ne katılırlar. Burada Ayşe ve İhsan'ın şehit olmasının ardından, yaralanan Peyami'nin Ankara Cebeci Hastanesi'nde vefat etmesiyle olay örgüsünün kronolojik zamanı tamamlanır. Bu nedenle sıralama tam olarak verilen akıştadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin başlangıç noktasını belirleme
Roman, İzmir'in işgali sonrasında eşini ve çocuğunu kaybeden Ayşe'nin İstanbul'a gelmesi ve Sultanahmet Mitingi'nde yer alması ile başlar.
Olay örgüsünün ilk halkası İzmir'in işgali ve İstanbul'daki miting sürecidir.
2
Anadolu'ya geçiş aşamasını saptama
İstanbul'un fiili olarak işgal edilmesi ve baskıların artması üzerine Ayşe, Peyami ve İhsan Anadolu'ya geçme kararı alırlar.
Milli Mücadele'ye katılmak için İstanbul'dan ayrılma aşaması, mitinglerden sonra gerçekleşir.
3
Anadolu'daki mücadele sürecini sıralama
Anadolu'ya geçtikten sonra kahramanlar, öncelikle Konya ve Adapazarı bölgelerindeki iç ayaklanmaların bastırılmasında görev alırlar.
Büyük muharebelerden önce cephe gerisinde ve iç isyanların bastırılmasında mücadele edilmiştir.
4
Muharebe ve şehadet anını tespit etme
Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olan Sakarya Savaşı'nda İhsan ve Ayşe şehit düşer.
Bu olay, cephedeki en sıcak çatışma anını ve trajik kaybı temsil eder.
5
Son çerçeve olayı belirleme
Yaralanan Peyami'nin Ankara Cebeci Hastanesi'nde hatıratını tamamlaması ve ardından ameliyat masasında vefat etmesiyle olay son bulur.
Bu durum olay örgüsünün kronolojik olarak en son gerçekleşen halkasıdır.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi romanlarında olay örgüsü ve vaka zamanı analizi
Soru 6062Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde imzalanan gizli antlaşmalar, savaş sonrasında Osmanlı Devleti'nin fiilen sona ermesine yol açan Mondros Ateşkes Antlaşması ve yeni dünya düzeninin kurulduğu Paris Barış Konferansı'ndaki diplomatik gelişmeler birbiriyle doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, sol sütunda yer alan diplomatik gelişmeler ile sağ sütundaki açıklamaları doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. Maddesi
Petrograd Protokolü
Paris Barış Konferansı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması, İtalya'ya Batı Anadolu'nun vadedilmesi ancak Rusya onayı alınamadığı için askıda kalması açıklaması ile; Mondros Ateşkesi'nin 24. maddesi, Vilayât-ı Sitte'de Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlanması açıklamas�� ile; Petrograd Protokolü, Rusya'ya Trabzon ve Doğu Anadolu kıyılarının vadedilmesi açıklaması ile; Paris Barış Konferansı ise İtilaf Devletleri'nin İtalya yerine Yunanistan'ı tercih ederek gizli antlaşmaları geçersiz kılması açıklaması ile eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı tarihi gerçeklerle tam olarak örtüşmektedir. Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması İtalya'ya yönelik vaatleri ve Rusya'nın onay eksikliğini; Mondros'un 24. maddesi doğrudan doğudaki Ermeni devleti planını; Petrograd Protokolü Rusya'nın Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu kıyılarındaki haklarını; Paris Barış Konferansı ise İzmir'in İtalya yerine Yunanistan'a devredilmesiyle gizli antlaşmaların ilk defa ihlal edilmesini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın kapsamı ve geçerlilik koşulları incelenir.
Bu antlaşmanın İtalya'ya İzmir ve çevresini vaat ettiği fakat Rusya'daki Bolşevik İhtilali nedeniyle onay eksikliğinden dolayı askıda kaldığı tespit edilir.
Gizli antlaşmaların diplomasideki hukuki açmazlarını saptamak.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinin özel hedefi analiz edilir.
Maddenin doğrudan doğu illerinde (Vilayât-ı Sitte) Ermeni devleti kurma planına zemin hazırladığı belirlenir.
Mondros'un genel işgal maddesi (7. madde) ile doğuya özgü maddesini (24. madde) ayırt etmek.
3
Petrograd Protokolü'nün Rusya'ya getirdiği ek kazanımlar değerlendirilir.
Rusya'nın daha önce elde ettiği Boğazlar bölgesine ek olarak Trabzon ve Doğu Anadolu'yu da nüfuz sahası olarak kazandığı görülür.
Rusya'nın Osmanlı toprakları üzerindeki gizli paylaşım haklarını eksiksiz belirlemek.
4
Paris Barış Konferansı'nın gizli antlaşmalar üzerindeki etkisi saptanır.
İngiltere'nin Akdeniz çıkarları doğrultusunda İzmir'i İtalya yerine Yunanistan'a bırakmasıyla gizli antlaşmaların ilk defa açıkça çiğnendiği anlaşılır.
İtilaf Devletleri arasında savaş sonrasındaki ilk büyük fikir ayrılığının nedenini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sürecindeki gizli antlaşmalar, Mondros Ateşkesi'nin hükümleri ve Paris Barış Konferansı'ndaki diplomatik kırılma noktaları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 6063Soru

Hz. Ömer Dönemi'nde fetihlerin hız kazanmasıyla İslam Devleti'nin sınırları Suriye, Filistin, Mısır ve İran topraklarına kadar genişlemiştir. Bu hızlı büyüme, hem fethedilen yerlerin güvenliğini sağlamayı hem de düzenli bir ordunun varlığını zorunlu kılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde doğrudan askeri yapıyı güçlendirmek ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla hayata geçirilen düzenlemelerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınır boylarında cünd adı verilen ordugâh şehirlerinin kurulması ve askeri kayıtların tutulması amacıyla Divan-ı Cünd'ün tesis edilmesi

Cevap

Sınır boylarında cünd adı verilen ordugâh şehirlerinin kurulması ve askeri kayıtların tutulması amacıyla Divan-ı Cünd'ün tesis edilmesi
Doğru cevap sınır boylarında cünd adı verilen ordugâh şehirlerinin kurulmasını ve Divan-ı Cünd'ün tesis edilmesini belirten seçenektir. Çünkü bu düzenlemeler doğrudan sınır güvenliğini korumaya ve düzenli askeri kayıtları tutmaya yönelik askeri birer kurumsallaşma adımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hz. Ömer Dönemi'nde sınırların genişlemesiyle ortaya çıkan askeri ve savunma ihtiyaçlarını belirlemek.
Genişleyen sınırlarda güvenliği sürekli kılmak için kalıcı askeri üslere ve ordunun kontrolünü sağlayan bir idari yapıya ihtiyaç duyulduğu anlaşılır.
Sorunun do��rudan askeri ve savunma amaçlı kurumsal düzenlemeyi hedeflediğini saptamak gerekir.
2
Tesis edilen kurumlar içinden doğrudan ordu ve sınır güvenliğiyle ilgili olanı tespit etmek.
Sınır boylarında kurulan cünd (ordugâh şehirleri) ve askeri işleri yürüten Divan-ı Cünd'ün doğrudan ordu teşkilatına ait düzenlemeler olduğu belirlenir.
Dönemin ordugâh yapılanmasını ve askeri divanını hatırlayarak doğru seçeneğe ulaşmak.
3
Yanlış seçeneklerdeki kavramsal hataları ve dönem uyuşmazlıklarını analiz etmek.
Modern cumhuriyet seçimleri, Osmanlı istimalet politikası, Avrupa tipi feodal mülkiyet ve ikta gelirlerinin doğrudan nakit maaş olarak dağıtılması gibi bilgilerin yanlış veya döneme yabancı olduğu doğrulanır.
Seçeneklerin elenerek doğru cevabın sağlamasının yapılması.

Anahtar Kavram

Dört Halife Dönemi Kurumsallaşma ve Askeri Teşkilat
Soru 6064Soru

Kırım Türklerinin yirminci yüzyıldaki trajedisini, yurtlarından sürgün edilişlerini ve Sovyet rejimi altındaki varoluş mücadelelerini eserlerinde sıklıkla işleyen yazar, İkinci Dünya Savaşı'nda bizzat yaşadığı esaret hayatından beslenmiştir. Eserlerini Türkiye Türkçesiyle kaleme alarak Türk dünyası arasındaki dil ve kültür köprüsünü güçlendirmiştir. *Korkunç Yıllar* ve *Yurdunu Kaybeden Adam* gibi otobiyografik nitelikler taşıyan romanlarıyla tanınan bu sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cengiz Dağcı

Cevap

Cengiz Dağcı
Parçada söz edilen Kırım Türklerinin çektiği acıları, İkinci Dünya Savaşı esaretini ve vatan hasretini anlatan, *Korkunç Yıllar* ile *Yurdunu Kaybeden Adam* eserlerinin sahibi olan yazar Cengiz Dağcı'dır. Eserlerini Türkiye Türkçesiyle yazmış olması da onun önemli bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını ve eser isimlerini inceleyin.
Sanatçının Kırım Türklerinin sürgününü işlediği, II. Dünya Savaşı esaretini ya��adığı ve *Korkunç Yıllar* ile *Yurdunu Kaybeden Adam* romanlarının yazarı olduğu tespit edilir.
Soruda tanıtılan yazarın edebi kişiliğini ve eserlerini belirlemek.
2
Eserlerin ve özelliklerin seçeneklerdeki yazarlarla eşleştirilmesini yapın.
Belirtilen eserlerin Kırım edebiyatının önemli romancısı Cengiz Dağcı'ya ait olduğu belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Çağdaş Türk Dünyası edebiyatında öne çıkan yazarların yaşamı, temaları ve başlıca eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6065Soru

Aşağıda Osmanlı klasik dönemi eyalet yönetimi ve toprak rejimine ait bazı kavramlar ve açıklamalar karışık olarak verilmiştir. Bu kavramları do��ru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Salyaneli Eyaletler
Salyanesiz Eyaletler
Yurtluk Arazi
Ocaklık Arazi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Salyaneli Eyaletler ile iltizam usulü uygulanan eyaletler; Salyanesiz Eyaletler ile tımar sisteminin geçerli olduğu eyaletler; Yurtluk Arazi ile sınır güvenliği karşılığı verilen topraklar; Ocaklık Arazi ile kale muhafızları ve tersane giderlerine ayrılan topraklar eşleşmektedir.
Salyaneli eyaletler iltizam sistemine, salyanesiz eyaletler tımar sistemine dayanır. Yurtluk araziler sınır boylarındaki asayişe, ocaklık araziler ise tersane ve kale muhafızlarının masraflarına tahsis edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Eyalet yönetim biçimlerinin ekonomik yapısını inceleme
Salyaneli eyaletlerin nakit para akışına (iltizam), salyanesiz eyaletlerin ise tımar dağıtımına dayandığını tespit etmek.
Osmanlı taşra yönetiminde hazine gelirlerinin toplanma şekillerindeki temel farkı anlamak.
2
Özel statülü arazi türlerinin kullanım amaçlarını belirleme
Yurtluk arazinin sınır muhafazası, ocaklık arazinin ise donanma ve kale savunması için ayrıldığını eşleştirmek.
Devletin toprak gelirlerini askeri savunma ihtiyaçlarına göre nasıl planladığını kavramak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Klasik Dönemi eyalet sınıflandırmaları ve özel statülü miri arazilerin işlevleri.
Soru 6066Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde yaşanan ve Misak-ı Milli'nin kabulü ile İstanbul'un resmen işgali süreçlerini kapsayan aşağıdaki olayları kronolojik olarak ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin İstanbul'da açılması, Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesi
Süreç ilk olarak Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin açılmasıyla başlar. Meclis bünyesinde vatanın bağımsızlığını öngören Misak-ı Milli kararları kabul edilir. İtilaf Devletleri bu duruma tepki göstererek İstanbul'u resmen işgal eder.

Adım Adım Çözüm

1
İlk gerçekleşen olayın belirlenmesi
Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin İstanbul'da açılması (12 Ocak 1920) ilk olaydır.
Mebusan Meclisi açılmadan kararların alınması mümkün olmayacağı için ilk adım meclisin toplanmasıdır.
2
İkinci gerçekleşen olayın belirlenmesi
Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesi (28 Ocak 1920) ikinci olaydır.
Meclis açıldıktan sonra vatanın bağımsızlık sınırlarını belirleyen kararlar meclis tarafından kabul edilmiştir.
3
Son gerçekleşen olayın belirlenmesi
İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesi (16 Mart 1920) son olaydır.
İtilaf Devletleri, Misak-ı Milli'nin kabul edilmesine misilleme olarak İstanbul'u resmen işgal etmiştir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli'nin kabulü ve bu gelişmenin ardından İstanbul'un işgal edilmesi arasındaki neden-sonuç ilişkisi ve kronolojik seyir.
Soru 6067Soru

II. Mahmud Dönemi'nde devlet teşkilatını modernize etmek, merkezi otoriteyi güçlendirmek ve değişen dış dünya koşullarına uyum sağlamak amacıyla askeri, idari, hukuki ve sosyal alanlarda köklü reformlar gerçekleştirilmiştir. Aşağıda sol sütunda verilen II. Mahmud Dönemi gelişme ve kurumlarını, sağ sütunda verilen açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sened-i İttifak
Mürur Tezkeresi
Babıali Tercüme Odası
Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sened-i İttifak padişahın yetkilerini sınırlandıran ve ayanları tanıyan belgeyle; Mürur Tezkeresi İstanbul'a göçü kontrol eden iç pasaport uygulamasıyla; Babıali Tercüme Odası Rum isyanı sonrası kurulan diplomatik çeviri bürosuyla; Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye ise yeni kanun tasarıları hazırlayan yüksek danışma kuruluyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; Sened-i İttifak ayanların tanınması ve padişah yetkilerinin ilk kez sınırlanmasıyla; Mürur Tezkeresi İstanbul'a göçün denetlenmesini sağlayan iç pasaport uygulamasıyla; Babıali Tercüme Odası Rum isyanı sonrası Müslüman diplomatlar yetiştirmek amacıyla kurulan çeviri bürosuyla; Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye ise yasama ve yargı reformlarını hazırlayan yüksek danışma meclisiyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sened-i İttifak'ın niteliği ve amacı incelenir.
Bu belgenin II. Mahmud ile ayanlar arasında imzalandığı, padişahın mutlak otoritesini ilk kez sınırladığı ve yerel unsurlara hukuki meşruiyet kazandırdığı tespit edilir. Bu durum birinci açıklama ile örtüşmektedir.
Belgenin anayasal sürecin ilk adımı olma niteliği ile taşradaki aktörleri tanıma özelliğini eşleştirmek.
2
Mürur Tezkeresi'nin uygulanma gerekçesi çözümlenir.
Bu uygulamanın taşradan payitaht İstanbul'a kontrolsüz göçü önlemeyi, asayişi korumayı ve vergi mükelleflerini takip etmeyi amaçlayan bir iç pasaport düzenlemesi olduğu belirlenir. Bu durum ikinci açıklama ile örtüşmektedir.
Toplumsal düzeni ve vergi sistemini korumak amacıyla getirilen seyahat denetim mekanizmasını teşhis etmek.
3
Babıali Tercüme Odası'nın kuruluş arka planı değerlendirilir.
Mora İsyanı sonrasında devlet kademesindeki Rum tercümanlara olan güvenin sarsıldığı, dış yazışmaların güvenliği için Müslüman bürokratların yetiştirilmesine karar verildiği anlaşılır. Bu durum üçüncü açıklama ile örtüşmektedir.
Diplomatik alanda Fenerli Rum tekelinin kırılması ve yeni hariciye kadrolarının yetiştirilme sürecini ilişkilendirmek.
4
Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye'nin işlevsel rolü tespit edilir.
1838 yılında idari yapıyı düzenlemek, yeni kanun tasarıları hazırlamak ve memurların yargılanmasını denetlemek üzere kurulan yüksek danışma organı olduğu sonucuna varılır. Bu durum dördüncü açıklama ile örtüşmektedir.
Klasik bürokrasiden modern bürokratik kurullara geçişin hukuki ayağını çözümlemek.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi'nde merkezi otoriteyi güçlendirme ve bürokrasiyi modernleştirme çabaları çerçevesinde hayata geçirilen kurumlar, belgeler ve sosyal kontrol mekanizmaları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6068Soru

Yeni Türk Devleti'nde 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile aile yapısı, miras hukuku ve toplumsal ilişkiler çağdaş esaslara göre yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesinin aşağıdaki amaçlardan hangisine yönelik olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadınların ülke yönetiminde ve siyasi karar alma süreçlerinde yer almasını sağlamak

Cevap

Kadınların ülke yönetiminde ve siyasi karar alma süreçlerinde yer almasını sağlamak
Türk Medeni Kanunu (1926), aile ilişkileri, miras paylaşımı, mülkiyet ve mahkemelerde tanıklık gibi toplumsal yaşamı düzenleyen sivil bir kanundur. Bu kanun kadınlara sosyal ve ekonomik alanda eşitlik kazandırırken, seçme ve seçilme hakkı gibi siyasi hakları içermemiştir. Kadınlara siyasi haklar daha sonra 1930 (Belediye), 1933 (Muhtarlık) ve 1934 (Milletvekilliği) yıllarında yapılan yasal düzenlemelerle verilmiştir. Bu nedenle kadınların siyasi karar alma süreçlerine katılmasını sağlamak Medeni Kanun'un amaçlarından biri olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünün ve Türk Medeni Kanunu'nun (1926) kapsadığı alanların belirlenmesi
Medeni Kanun'un aile, miras, eşya gibi doğrudan bireyler arasındaki toplumsal ilişkileri düzenleyen sivil hukuk alanı ile sınırlı olduğunun saptanması
Kanunun hukuki ve toplumsal kapsamını belirlemek için
2
Kadınlara tanınan sivil/toplumsal haklar ile siyasi hakların kronolojik olarak ayrıştırılması
Kadınlara seçme ve seçilme gibi siyasi hakların Medeni Kanun (1926) kapsamında değil, 1930, 1933 ve 1934 yıllarında çıkarılan kanunlarla verildiğinin tespit edilmesi
Medeni Kanun'un doğrudan amaçlamadığı ve kapsamı dışında kalan unsuru bulmak için

Anahtar Kavram

Hukuk Alanında Yapılan İnkılaplar ve Medeni Kanun'un Kapsamı
Soru 6069Soru

Şair A: Benim için şiir, bireysel kozadan çıkıp sokaktaki insanın, işçinin, köylünün çığlığı olmalıdır. Meydanlarda yüksek sesle okunacak, kitleleri harekete geçirecek bir söylev tonu taşımalıdır. Estetik kaygı, toplumsal faydanın ve ideolojik duruşun gerisinde kalmalıdır.

Şair B: Şiiri bir ideolojinin emrine vermek, onu sadece bir propaganda aracına dönüştürür. 1980'lerin getirdiği yeni iklimle birlikte biz, şiiri her türlü dışsal baskıdan kurtararak kendi estetik dünyasına döndürmeyi amaçladık. Şiir, bireyin yalnızlığını, içsel dünyasını, hatta mistik ve metafizik y��nelimlerini imgeci ve kapalı bir dille anlatmalıdır.

Bu diyalogdan hareketle, şairlerin edebi yönelimleri ve temsilcileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şair A, 1960 sonrası toplumcu şiir anlayışını benimsemiştir ve İsmet Özel bu anlayışın öncülerindendir; Şair B ise 1980 sonrası şiir yönelimini benimsemiştir ve Hüseyin Atlansoy bu anlayışın temsilcilerindendir.

Cevap

Şair A'nın 1960 sonrası toplumcu şiir anlay��şını ve İsmet Özel'i; Şair B'nin ise 1980 sonrası şiir yönelimini ve Hüseyin Atlansoy'u temsil ettiği seçenek doğrudur.
Diyalogda Şair A, şiiri toplumsal mücadele ve kitleleri harekete geçirme aracı olarak görerek 1960 sonrası toplumcu şiirin ilkelerini ortaya koymaktadır. İsmet Özel, bu dönemin en belirgin toplumcu şairlerindendir. Şair B ise şiiri ideolojinin dışına çıkarıp bireysel, mistik-metafizik duyarlılıkları imgeci bir dille işlemeyi savunarak 1980 sonrası şiirin özelliklerini yansıtmaktadır. Hüseyin Atlansoy da bu dönemde mistik-metafizik şiirin önde gelen temsilcisidir. Bu doğrultuda iki şairin edebi yönelimleri ve temsilcileri doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki şairlerin ifadelerini analiz etme.
Şair A'nın toplumcu gerçekçi/toplumcu şiir anlayışını, Şair B'nin ise 1980 sonrası şiir anlayışını savunduğu belirlenir.
Şair A'nın söylev tonu, toplumsal fayda ve ideolojik duruş vurguları 1960 sonrası toplumcu şiire; Şair B'nin 1980'lerin yeni iklimi, mistik ve metafizik yönelimler ile kapalı dil vurguları ise 1980 sonrası şiire işaret eder.
2
Temsilci şairleri ve yönelimlerini eşleştirme.
Şair A için İsmet Özel, Şair B için Hüseyin Atlansoy eşleşmesinin doğruluğu tespit edilir.
İsmet Özel 1960 sonrası toplumcu şiirin en önemli isimlerindendir; Hüseyin Atlansoy ise 1980 sonrası şiirde mistik-metafizik yönelimiyle tanınır.

Anahtar Kavram

1960 Sonrası Toplumcu Şiir ve 1980 Sonrası Şiir Farkları ve Temsilcileri
Soru 6070Soru

Aşağıda verilen Cumhuriyet Dönemi şiir parçalarını, bu şiirlerin dil, üslup ve içerik özelliklerine göre temsil ettikleri şairlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.
Evler bilirim; oturulmuş,
Görülmemiş öm��rler boyunca,
Çocuklar büyümüş, ihtarlar verilmiş,
Gelinler gelmiş, cenazeler çıkmış.
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Şarkı söylerdim yol boyunca.
Havaya çizilen dünya
Kaybolur gider birazdan,
Rüzgârın elleriyle
Örülmüş bu kozadan.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boyama ve mavi gökyüzü temalı dize grubu Orhan Veli Kanık ile; ev yaşantısı ve cenazeleri konu alan dize grubu Behçet Necatigil ile; kavun taşıyan kamyonlar ve yolculuk duyarlılığı Cahit Külebi ile; havaya çizilen dünya ve kozadan örülü dünya imgesi Fazıl Hüsnü Dağlarca ile eşleşmektedir.
Gökyüzünü boyayan dertsiz şair figürü Orhan Veli Kanık'ı; eşikler, odalar ve nesillerin geçtiği ev dramı Behçet Necatigil'i; kamyonların kavun taşıdığı memleket yolları ve çocuksu içtenlik Cahit Külebi'yi; rüzgârın elleriyle örülmüş kozmik ve mistik kozadaki dünya ise Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiir parçasının üslup ve içerik analizi yapılır.
Gündelik yaşamı sade, esprili ve konuşma dilinin doğallığıyla aktaran dizelerin Garip akımının öncüsü Orhan Veli Kanık'a ait olduğu tespit edilir.
Şiirdeki sıradan insan ve gündelik eylem teması ile serbest biçim Garip poetikasına uygundur.
2
İkinci şiir parçasının ana teması incelenir.
Ev içi yaşantıyı, aile bireylerinin hayat mücadelesini ve evin mahremiyetini anlatan dizelerin Behçet Necatigil'e ait olduğu belirlenir.
Ev, oda ve aile yaşantısını şiirinin merkezine alan sanatçı edebiyatımızda 'Evler Şairi' olarak anılır.
3
Üçüncü şiir parçasındaki memleket/doğa imajları değerlendirilir.
Taşra duyarlılığını ve Anadolu izlenimlerini lirik-realist bir tonda yansıtan dizelerin Cahit Külebi'ye ait olduğu anlaşılır.
Külebi, serbest şiir tarzında halk şiirinin içtenliğini ve memleket manzaralarını modern bir dille birleştirmiştir.
4
Dördüncü şiir parçasındaki imge dünyası çözümlenir.
Evren, yaratılış, mistisizm ve felsefi sorgulamaları barındıvan soyut nitelikli dizelerin Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya ait olduğu görülür.
Havaya çizilen dünya imajı, şairin erken dönem eserlerindeki metafizik ve kozmik yönelişlerin tipik bir örneğidir.

Anahtar Kavram

Garip ve Garip dışı yenilikçi şairlerin üslup, tema ve poetika farkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6071Soru

Kurtuluş Savaşı'nın askeri safhasında, cephedeki savaşların gidişatı ile diplomatik alandaki gelişmeler ve meclis içi tartışmalar birbirini doğrudan etkilemiştir. Bu bağlamda yaşanan baz�� olaylar şu şekildedir:

I. İtilaf Devletleri'nin TBMM'yi Londra Konferansı'na davet etmesiyle meclisin hukuki varlığının ilk kez uluslararası düzeyde tanınması
II. Yunan taarruzu karşısında düzenli ordunun geri çekilmesi üzerine meclisin Kayseri'ye taşınması önerisinin gündeme gelmesi
III. Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması ile Hatay hariç güney sınırının çizilmesi ve cephedeki askeri birliklerin batıya kaydırılması

Bu gelişmelerin yaşanmasında etkili olan muharebeler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. İnönü - Kütahya-Eskişehir - Sakarya

Cevap

I. İnönü - Kütahya-Eskişehir - Sakarya sıralaması doğrudur.
I. İnönü Muharebesi sonrasında İtilaf Devletleri TBMM'yi Londra Konferansı'na davet etmiş; Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ndeki geri çekilme meclisin Kayseri'ye taşınması tartışmalarını doğurmuş; Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra ise Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmıştır. Bu doğrultuda doğru sıralama 'I. İnönü - Kütahya-Eskişehir - Sakarya' şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk maddedeki gelişmenin hangi muharebenin sonucu olduğunu belirlemek.
I. İnönü Muharebesi
İtilaf Devletleri, TBMM'yi Londra Konferans��'na davet ederek meclisin hukuki varlığını ilk kez tanımıştır.
2
İkinci maddedeki meclis içi tartışmanın hangi muharebe sonrasında yaşandığını tespit etmek.
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri
Düzenli ordunun bu muharebelerdeki yenilgisi üzerine meclisin güvenlik amacıyla Kayseri'ye taşınması gündeme gelmiştir.
3
Üçüncü maddedeki Fransa ile imzalanan antlaşmanın hangi zaferin ardından geldiğini belirlemek.
Sakarya Meydan Muharebesi
Sakarya zaferinin ardından Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmış, Güney Cephesi kapanmış ve ordu Batı Cephesi'ne yoğunlaşmıştır.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi savaşlarının askeri ve siyasi sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6072Soru

Yeni Türk Devleti'nde egemenliğin doğrudan millete ait olması, vatandaşların yönetimde söz sahibi olması ve yöneticilerin seçimle iş başına gelmesi, aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin temel amacını oluşturmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetçilik

Cevap

Cumhuriyetçilik
Milli egemenlik esası, yöneticilerin seçimle belirlenmesi ve halkın idareye katılması doğrudan cumhuriyetçilik ilkesinin temel yapı taşlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları belirleme
Soruda 'egemenliğin millete ait olması', 'seçim' ve 'yönetimde söz sahibi olmak' ifadeleri öne çıkmaktadır.
Bu kavramlar doğrudan devletin yönetim şekli ve egemenliğin kaynağı ile ilgilidir.
2
Kavramları Atatürk ilkeleriyle ilişkilendirme
Milli egemenliği ve halkın kendi kendini yönetmesini (demokrasiyi) temel alan ilkenin cumhuriyetçilik olduğu tespit edilir.
Seçme ve seçilme hakkı ile cumhuriyet rejimi doğrudan cumhuriyetçilik ilkesinin birer gereğidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik, millet egemenliğini ve yöneticilerin halk tarafından seçilmesini öngörür.
Soru 6073Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist Türk edebiyatı yazarları ile sağ sütunda verilen kurgusal eğilimleri ve anlatım tutumlarını do��ru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yusuf Atılgan
Oğuz Atay
Adalet Ağaoğlu
Orhan Pamuk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yusuf Atılgan - yabancılaşma ve bilinç akışı; Oğuz Atay - aydın sorgulaması ve ironi; Adalet Ağaoğlu - dar zaman kurgusu ve içsel zaman; Orhan Pamuk - metinlerarasılık ve polisiye kurgu eşleşmeleri doğrudur.
Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist romanında her yazarın kendine özgü bir teknik ve izlek tercihi vardır. Yusuf Atılgan bireyin yalnızlığını ve psikolojisini bilinç akışıyla; Oğuz Atay aydının ironik bunalımını üstkurmacayla; Adalet Ağaoğlu dar zaman kurgusuyla kronolojik zamanı kırarak; Orhan Pamuk ise klasik metinleri metinlerarasılık yöntemiyle kurgulayarak eserlerini oluşturmuştur. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleştirilecek yazarların (Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Adalet Ağaoğlu, Orhan Pamuk) Türk edebiyatındaki temel edebi yönelimlerini ve ayırt edici kurgusal özelliklerini belirleyin.
Her yazarın kendine özgü teknikleri (örneğin Yusuf Atılgan için bilinç akışı ve yabancılaşma, Orhan Pamuk için metinlerarasılık) tespit edildi.
Yazarlar ile kurgusal eğilimleri doğru eşleştirebilmek için bu ayırt edici niteliklerin bilinmesi gerekir.
2
Sağ sütunda yer alan edebi tanımlamaları analiz ederek hangi yazarlarla örtüştüğünü saptayın.
Birinci tanım metinlerarasılık ve polisiye motiflerle Orhan Pamuk'a; ikinci tanım yalnızlık ve bilinç akışıyla Yusuf Atılgan'a; üçüncü tanım ironi ve aydın sorgulamasıyla Oğuz Atay'a; dördüncü tanım ise dar zaman kurgusuyla Adalet Ağaoğlu'na yönlendirir.
Tanımlardaki anahtar kavramların (örneğin 'dar zaman', 'polisiye motifler', 'hiciv ve ironi') yazarların yapıtlarıyla ilişkisini kurmak doğru sonuca ulaşmayı sağlar.
3
Yazarlar ile edebi tanımlamalar arasında bire bir eşleştirmeyi gerçekleştirin.
left_1 ile right_2; left_2 ile right_3; left_3 ile right_4; left_4 ile right_1 çiftleri oluşturuldu.
Eşleştirmelerin doğruluğundan emin olmak için son kontrol yapılır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi modernist ve postmodernist Türk romanında yazarların kendilerine özgü kurgusal yönelimleri, üslupları ve anlatım teknikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6074Soru

Osmanlı Devleti'nde I. ve II. Meşrutiyet dönemleri ile Kanun-i Esasi kapsamında yer alan kurumların ve anayasal uygulamaların temel özelliklerini belirlemek amacıyla aşağıdaki sol sütunda verilen unsurları, sağ sütundaki doğru işleyiş biçimleri veya tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1876 Kanun-i Esasi'nin ilk halinde yürütme organının (Heyet-i Vükela) sorumluluk mercii
1909 yılındaki Kanun-i Esasi değişiklikleri sonrasında hükümetin sorumluluk mercii
Meclis-i Ayan üyelerinin göreve gelme usulü ve görev süresi
Meclis-i Mebusan üyelerinin göreve gelme usulü ve görev süresi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1876 Kanun-i Esasi'nin ilk halinde hükümetin sorumluluk mercii padişah iken, 1909 değişiklikleriyle bu merci meclis olmuştur. Ayan üyeleri padişah tarafından ömür boyu atanırken, Mebusan üyeleri halk tarafından çift dereceli seçimle dört yıllığına seçilmiştir.
Doğru eşleştirmeler, 1876 Kanun-i Esasi'nin monarşik nitelikteki hükümet sorumluluk anlayışı ile 1909 değişikliklerinin getirdiği parlamenter nitelikteki hükümet sorumluluk anlayışını ayırt eder; bunun yanında Meclis-i Ayan üyelerinin padişah atamasıyla ömür boyu, Meclis-i Mebusan üyelerinin ise çift dereceli seçimle halk tarafından belirlendiği gerçeğini tam olarak yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin ilk halindeki (1876) yürütme sorumluluğunu belirlemek
1876 Kanun-i Esasi'de hükümet padişaha karşı sorumludur ve meclisin denetimi kısıtlıdır.
İlk anayasal düzende yürütmenin başı olan padişahın mutlak otoritesini korumak amaçlanmıştır.
2
1909 yılındaki demokratikleşme ve anayasa değişikliklerinin etkisini analiz etmek
Hükümet padişah yerine meclise karşı sorumlu kılınmış, padişahın yetkileri sınırlandırılmıştır.
II. Meşrutiyet'in ilanı ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin etkisiyle yürütmenin yasama karşısında zayıflatılıp parlamenter sisteme yaklaşılması hedeflenmiştir.
3
Meclis-i Umumi çatısı altındaki iki farklı meclisin (Ayan ve Mebusan) üyelerinin belirlenme yöntemlerini ayırt etmek
Ayan üyeleri padişah tarafından ömür boyu atanır; Mebusan üyeleri ise çift dereceli seçim sistemiyle halk tarafından dört yıllığına seçilir.
Meclisin çift yapılı yapısında hem saray nüfuzunu (Ayan) hem de halk iradesini (Mebusan) dengede tutan kurumsal mekanizmaları doğru tanımak gerekir.

Anahtar Kavram

Kanun-i Esasi'nin 1876 ilk hali ile 1909 değişiklikleri arasındaki kurumsal ve yetkisel farklar ile Osmanlı parlamentosunun yapısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6075Soru

I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki süreçte Osmanlı topraklarının paylaşılmasına ve işgaline zemin hazırlayan diplomatik gelişmeleri, bu gelişmelerin özellikleri ve sonuçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Petrograd Protokolü
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. Maddesi
Paris Barış Konferansı
St. Jean de Maurienne Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Petrograd Protokolü'nün Rusya'ya Doğu Anadolu topraklarının verilmesini içermesiyle; Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. Maddesi'nin Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlamasıyla; Paris Barış Konferansı'nın İzmir'in Yunanistan'a bırakılarak İtilaf Devletleri arasında ilk görüş ayrılığına yol açmasıyla; St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın ise İtalya'ya İzmir ve çevresinin vaat edilmesiyle eşleşmesi gerekir.
Doğru eşleştirmeler şu şekildedir: Petrograd Protokolü ile Rusya'ya Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis'in bırakılması kararlaştırılmıştır. Mondros Ateşkesi'nin 24. maddesi ile Doğu Anadolu'da (Vilayet-i Sitte) bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlanmıştır. Paris Barış Konferansı'nda İzmir ve çevresi Yunanistan'a verilerek İtilaf Devletleri arasında ilk görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır. St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İtalya'ya İzmir ve çevresi vaat edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Petrograd Protokolü'nün içeriğini analiz etme.
Bu antlaşmanın Rusya'ya Boğazlar'a ek olarak Doğu Anadolu topraklarının (Trabzon, Erzurum, Van, Bitlis) vaat edilmesini içerdiği belirlenir.
Gizli antlaşmalar sürecinde Rusya'nın taleplerinin nasıl karşılandığını tespit etmek için.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinin amacını inceleme.
Bu maddenin Vilayet-i Sitte'de karışıklık çıkması halinde işgali ��ngörerek bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırladığı tespit edilir.
Mondros'un stratejik maddelerinin hangi amaçlarla hazırlandığını anlamak için.
3
Paris Barış Konferansı'nın seyrini ve kararlarını değerlendirme.
Daha önce İtalya'ya vaat edilen İzmir'in İngiltere'nin baskısıyla Yunanistan'a bırakıldığı ve bu durumun İtilaf Devletleri arasında ilk çatlağa yol açtığı saptanır.
Savaş sonrası diplomatik dengelerin ve İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarının nedenini belirlemek için.
4
St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın kapsamını belirleme.
İtalya'nın savaşa girme şartı olarak kendisine İzmir ve çevresinin vaat edildiği gizli antlaşma olduğu belirlenir.
Savaş sırasında İtalya'ya verilen sözlerin hangileri olduğunu ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Dönemi Gizli Antlaşmaları, Mondros Ateşkes Antlaşması Hükümleri ve Paris Barış Konferansı Gelişmeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6076Soru

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları, toprak bütünlüğü ve Boğazlar üzerinde yaşanan diplomatik gelişmeler 'Doğu Sorunu' çerçevesinde şekillenmiştir.

Bu bağlamda gerçekleşen aşağıdaki olayları, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Sorunu ve Boğazlar konusundaki doğru kronolojik sıralama sırasıyla şöyledir: Viyana Kongresi'nde Doğu Sorunu kavramının ilk kez kullanılması (1815), Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlar Sorunu'nun ortaya çıkması (1833), Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar'ın uluslararası statü kazanması (1841) ve Paris Antlaşması ile Boğazlar'ın statüsünün teyit edilerek Karadeniz'in tarafsızlaştırılması (1856).
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Viyana Kongresi (1815) -> Hünkar İskelesi Antlaşması (1833) -> Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) -> Paris Antlaşması (1856) şeklindedir. Viyana Kongresi ile Osmanlı topraklarının paylaşımı ilk kez 'Doğu Sorunu' olarak adlandırılmış, Kavalalı sorununda Rus desteğini alan Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlar sorunu başlamış, Londra Sözleşmesi ile Boğazlar ilk kez uluslararası statü kazanmış, Paris Antlaşması ile de bu statü onaylanırken Karadeniz tarafsızlaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Sorunu kavramının diplomaside ilk defa nerede ve ne zaman geçtiğini belirlemek.
Doğu Sorunu (Şark Meselesi) ifadesi ilk kez 1815 Viyana Kongresi'nde Rusya tarafından ortaya atılmıştır. Bu durum sıralamanın en başında yer almalıdır.
Soruda geçen en erken tarihli diplomatik gelişmeyi saptamak.
2
Boğazlar'ın tek taraflı bir antlaşmayla ilk kez uluslararası bir krize dönüşmesine zemin hazırlayan gelişmeyi bulmak.
Osmanlı Devleti'nin Mısır İsyanı karşısında Rusya ile imzaladığı 1833 Hünkar İskelesi Antlaşması, Boğazlar'ın bir sorun olarak Avrupa diplomasisinin gündemine girmesine yol açmıştır. Bu gelişme ikinci sırada yer almalıdır.
Boğazlar Meselesi'nin doğuşuna neden olan ikili antlaşmayı kronolojiye yerleştirmek.
3
Boğazlar'ın Osmanlı Devleti'nin tek taraflı kontrolünden çıkıp çok taraflı uluslararası bir rejime bağlandığı antlaşmayı tespit etmek.
Hünkar İskelesi Antlaşması'nın süresinin dolmasının ardından Avrupalı devletlerin katılımıyla imzalanan 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar uluslararası bir statüye kavuşmuştur. Bu gelişme üçüncü sırada yer almalıdır.
Boğazlar'ın uluslararası statüye geçiş aşamasını kronolojik olarak yerleştirmek.
4
Kırım Savaşı sonrası imzalanan ve Karadeniz ile Boğazlar'ın durumunu yeniden düzenleyen antlaşmayı belirlemek.
1856 Paris Antlaşması ile Karadeniz tarafsız hâle getirilmiş, Osmanlı Devleti ve Rusya'nın Karadeniz'de donanma bulundurması yasaklanmış ve Londra Sözleşmesi hükümleri teyit edilmiştir. Bu gelişme sıralamada en sonda yer almalıdır.
Kronolojiyi Kırım Savaşı sonrasındaki nihai diplomatik adımla tamamlamak.

Anahtar Kavram

Doğu Sorunu ve Boğazlar Meselesi kapsamındaki diplomatik gelişmelerin kronolojik analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6077Soru

Bir edebiyat eleştirmeni, yeni yayımlanan bir şiir antolojisi üzerine kaleme aldığı yazıda şu değerlendirmeyi yapar:

"Bu antolojideki şiirleri okurken zihnim 1970'lerin o gür sesli, meydanları dolduran coşkulu dizelerine gitmedi değil. Ancak buradaki şairler, şiiri sadece bir ideolojinin ya da kavganın taşıyıcısı kılmak yerine; İkinci Yeni'nin o geniş imge evreninden, soyut dil kurgusundan kopmadan ama onun kapalılığına da tamamen teslim olmadan kendilerine has bir yol çizmişler. Şiirlerinde mistik bir duyarlılık, kentli insanın yalnızlığı ve geleneksel Türk şiiriyle kurulan modern bağ hemen g��ze çarpıyor."

Eleştirmenin bu değerlendirmesinden yola çıkılarak, hakkında konuşulan şiir eğiliminin temsilcileri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ataol Behramoğlu

Cevap

Ataol Behramoğlu
Ataol Behramoğlu, 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiir anlayışının kurucu ve önde gelen isimlerinden biridir. Metinde geçen '1970'lerin o gür sesli, meydanları dolduran coşkulu dizeleri' ifadesi bu topluma ve şairlerine işaret etmektedir. Eleştirmenin üzerinde durduğu mistik duyarlılık, kentli insanın yalnızlığı, İkinci Yeni etkisindeki imge dünyası ve gelenekle kurulan modern bağ ise 1980 sonrası Türk şiirinin temel özellikleridir. Dolayısıyla Ataol Behramoğlu, bu özellikleri taşıyan ve 1980 sonrasında şekillenen şiir eğiliminin temsilcileri arasında gösterilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını çözümleyerek eleştirmenin bahsettiği şiir dönemini belirlemek.
Metindeki '1970'lerin o gür sesli, meydanları dolduran coşkulu dizeleri' ifadesi 1960 Sonrası Toplumcu Şiire; 'İkinci Yeni'nin imge evreni' İkinci Yeni'ye; 'mistik duyarlılık, kentli insanın yalnızlığı ve gelenekle kurulan modern bağ' ise 1980 Sonrası Şiire işaret eder. Eleştirmenin incelediği ana şiir eğilimi 1980 Sonrası Şiiridir.
Şairlerin dönemlerini doğru eşleştirebilmek için öncelikle parçada betimlenen edebi akımı/dönemi saptamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki şairlerin hangi şiir anlayışına ait olduğunu belirlemek.
Haydar Ergülen, Hüseyin Atlansoy, Lale Müldür ve Seyhan Erözçelik 1980 sonrası Türk şiirinin önde gelen temsilcileridir. Ataol Behramoğlu ise 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiir hareketinin (1970'lerde etkili olan coşkulu, sloganvari şiirlerin) öncülerindendir.
1980 Sonrası Şiirinin dışında kalan şairi bularak soruyu doğru yanıtlamak.

Anahtar Kavram

1980 Sonrası Türk Şiiri ve Temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6078Soru

Yeni Türk Devleti'nde miladi takvimin kabul edilmesi, uluslararası saat ve rakamların benimsenmesi ile arşın, endaze ve okka gibi eski öl��ü birimleri yerine metre ve kilogramın kullanılmaya başlanması gibi inkılaplar gerçekleştirilmiştir.

Bu düzenlemelerin yapılmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batılı devletlerle olan ticari, ekonomik ve sosyal ilişkilerde yaşanan uyumsuzlukları gidermek

Cevap

Batılı devletlerle olan ticari, ekonomik ve sosyal ilişkilerde yaşanan uyumsuzlukları gidermek
Takvim, saat ve ölçülerdeki değişiklikler, Osmanlı döneminden kalan ikilikleri sonlandırmak ve en büyük ticaret ortağı konumundaki Batı ülkeleriyle ekonomik, ticari ve sosyal entegrasyonu sağlamak amacıyla yapılmıştır. Bu düzenlemeler dış ilişkilerdeki uyumsuzlukları gidererek ticari işlemleri kolaylaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapların mahiyetini analiz etme
Miladi takvim, uluslararası saat, uluslararası rakamlar, metre ve kilogram gibi ölçü birimleri tüm dünyada (özellikle Batı'da) yaygın olarak kullanılan standartlardır.
Değişikliklerin hangi alanları ve kimlerle olan ilişkileri doğrudan etkilediğini belirlemek gerekir.
2
Eski sistemdeki sorunları saptama
Hicri/Rumi takvimlerin kullanımı, yerel ağırlık ve uzunluk ölçüleri (okka, arşın vb.) Batı dünyasıyla yapılan ticari faaliyetlerde büyük karışıklıklara ve ekonomik kayıplara yol açmaktaydı.
Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecinde ve sonrasında Batı ile ticaretin artması bu uyumsuzluğu çözmeyi zorunlu kılmıştır.
3
Temel amacı belirleme
Bu inkılaplar sayesinde hem ülke içindeki çok başlılık (ikilikler) önlenmiş hem de uluslararası ticari, mali ve sosyal entegrasyon kolaylaştırılmıştır.
İnkılapların devletin dış dünya ile olan uyum ihtiyacından kaynaklandığını doğrulamak temel amacı verir.

Anahtar Kavram

Takvim, Saat ve Ölçülerde Yapılan İnkılapların Amacı
Tahmini Süre:45s
Soru 6079Soru

Asya Hun Devleti'nde MÖ I. yüzyılın ortalarında yaşanan kuraklık, kıtlık ve ekonomik sıkıntılar, taht kavgalarıyla birleşerek devleti zayıflatmıştır. Bu süreçte Hükümdar Hohanyeh, Çin egemenliğine girerek halkın refahını sağlamayı kurultaya teklif etmiştir. Kardeşi Çiçi Yabgu ise kurultayda bu teklife sert tepki göstererek: 'Çin'e bağlanmayı kabul etmek, geçmiş kahraman atalarımıza en büyük hakarettir. Bizim gücümüz ve meşruiyetimiz töremizden ve bağımsızlığımızdan gelir. Savaşarak ölmek varken köleliği seçmek töremize aykırıdır.' diyerek bu durumu reddetmiştir. Bu fikir ayrılığı ve sonrasındaki gelişmeler, devletin Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesine neden olmuştur.

Buna göre, Asya Hun Devleti'nde yaşanan bu gelişmelerle ilgili;

I. Kut ve töreye dayalı egemenlik anlayışının, bağımsızlık (oksızlık) karakteriyle ilişkilendirildiği,
II. İkili teşkilat yapısının, dış politikadaki kriz anlarında devletin merkezi otoritesini korumayı kolaylaştırdığı,
III. Yaşanan sosyo-ekonomik olumsuzlukların, yönetimde himaye arayışlarına ve dış politikada eksen kaymalarına yol açabildiği

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Çiçi Yabgu'nun bağımsızlığı savunması ve kıtlık nedeniyle Çin himayesinin tartışılması, egemenliğin bağımsızlıkla ilişkisini ve ekonomik sorunların himaye arayışlarına yol açtığını gösterdiğinden doğru cevap I ve III öncüllerini içeren seçenektir.
Çiçi Yabgu'nun 'gücümüz töre ve bağımsızlığımızdan gelir' sözü egemenliğin bağımsızlıkla ilişkisini; Hohanyeh'in kıtlık nedeniyle Çin himayesini önermesi ise sosyo-ekonomik krizlerin himaye arayışlarına yol açtığını gösterir. İkili teşkilat ise merkezi otoriteyi korumamış, bölünmeye zemin hazırlamıştır. Bu nedenle birinci ve üçüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen Çiçi Yabgu'nun ifadelerini analiz etmek.
Çiçi Yabgu, Çin egemenliğine girmeyi töreye ve geçmiş atalara aykırı bulmuş, meşruiyet ve gücün bağımsızlıkta (oksızlık) olduğunu vurgulamıştır. Bu durum, birinci öncüldeki egemenlik anlayışının bağımsızlık karakteriyle ilişkilendirildiğini doğrular.
Metindeki ana fikri ve hükümdar/yabgu düzeyindeki devlet felsefesini saptamak.
2
Kıtlık ve ekonomik sıkıntıların dış politikaya etkisini değerlendirmek.
Hohanyeh'in kıtlık ve ekonomik buhranlar sebebiyle halkın refahını sağlamak amacıyla Çin egemenliğine/himayesine girmeyi teklif ettiği belirtilmiştir. Bu durum, üçüncü öncüldeki sosyo-ekonomik olumsuzlukların himaye arayışlarına zemin hazırlayabildiğini doğrular.
Çevresel faktörlerin ve ekonomik krizlerin siyasi kararlar üzerindeki etkisini ortaya koymak.
3
İkili teşkilat yapısının kriz anlarındaki etkisini analiz etmek.
İkili teşkilat yapısı kriz anlarında devleti korumak yerine Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesine neden olmuştur. Dolayısıyla ikinci öncüldeki merkezi otoriteyi korumayı kolaylaştırdığı yargısı tarihsel gerçeklikle çelişir.
İlk Türk devletlerindeki yönetim yapısının (ikili teşkilat) zayıflayan merkezi otorite üzerindeki etkilerini belirlemek.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti'nde ikili teşkilat, bağımsızlık anlayışı ve Çin ile ilişkiler
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 6080Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde modern ve çağdaş bir hukuk sistemi oluşturmak amacıyla Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden hukuk kodları örnek alınarak yeni kanunlar hazırlanmıştır. Sol sütunda verilen kanun kaynaklarını, sağ sütundaki düzenlendikleri temel hukuk alanlar��yla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İsviçre Kanunları
İtalya Ceza Kanunu
Almanya Ticaret Kanunu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İsviçre Kanunları Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku ile, İtalya Ceza Kanunu Ceza Hukuku ile, Almanya Ticaret Kanunu ise Ticaret Hukuku ile eşleşmelidir.
Türk hukuk devriminde en hızlı ve pratik şekilde modernleşebilmek adına Avrupa'nın alanında uzmanlaşmış modern yasaları temel alınmıştır. Bu doğrultuda medeni hukukta İsviçre, ceza hukukunda İtalya, ticaret hukukunda ise Almanya'nın yasaları örnek alınarak kanunlaştırma çalışmaları tamamlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İsviçre kaynakl�� hukuk reformunu tespit etme
İsviçre kanunları medeni hukuk ve borçlar hukuku alanıyla eşleşir.
1926 Medeni Kanun reformunda İsviçre'nin pratik ve laik yapısı nedeniyle bu ülkenin kanunları örnek alınmıştır.
2
İtalyan hukuk modelinin yansımasını bulma
İtalya Ceza Kanunu ceza hukukuyla eşleşir.
Yeni Türk Devleti'nin ceza yasası hazırlanırken dönemin en güncel ceza kodlarından biri olan İtalyan ceza kanunu uyarlanmıştır.
3
Alman hukukunun etkilediği alanı belirleme
Almanya Ticaret Kanunu ticaret hukukuyla eşleşir.
Ekonomik ilişkilerin düzenlenmesinde Almanya'nın gelişmiş ve sistemli ticaret kanunları referans alınmıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi hukuk reformlarında Avrupa'dan uyarlanan kanunlar ve bunların alanları.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 304 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin