Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6081Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nin zayıflaması ve yıkılış sürecinde etkili olan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze (eskiden yeniye) doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hasan Sabbah'ın Alamut Kalesi'ni ele geçirmesi (1090), Sultan Melikşah'ın vefatıyla taht kavgalarının başlaması (1092), Karahitaylar ile yapılan Katvan Savaşı'nın kaybedilmesi (1141) ve Sultan Sencer'in Oğuz boylarına esir düşmesi (1153) sıralaması doğrudur.
Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılış sürecinde olayların kronolojik dizilimi şu şekildedir: İlk olarak 1090'da Alamut Kalesi'nin Bâtınîlerce ele geçirilmesi gerçekleşmiştir. Bunu takiben 1092'de Sultan Melikşah'ın ölümüyle başlayan Fetret Dönemi taht kavgaları yaşanmıştır. Daha sonra 1141'de Karahitaylara karşı kaybedilen Katvan Savaşı meydana gelmiş, son olarak da 1153'te Oğuz isyanıyla Sultan Sencer esir edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Bâtınîlik faaliyetlerinin kurumsallaşma tarihini belirleme
Hasan Sabbah'ın Alamut Kalesi'ni üs edinmesi 1090 yılına rastlar ve bu durum iç tehdit unsurlarını başlatır.
Zayıflama sürecindeki ilk kronolojik aşamayı tespit etmek.
2
Merkezi otoritenin ilk büyük sarsıntı dönemini tespit etme
Sultan Melikşah'ın 1092 yılındaki ölümüyle oğulları Berkyaruk, Mehmet Tapar ve Sencer arasında Fetret Dönemi başlamıştır.
Devletin en parlak döneminden taht kavgaları krizine geçişin tarihini belirlemek.
3
Dış baskıların zirveye ulaştığı askeri hezimet tarihini bulma
Sultan Sencer döneminde doğudan gelen Karahitay tehlikesine karşı yapılan Katvan Savaşı 1141 yılında kaybedilmiştir.
Devletin yıkılışını hızlandıran dış askeri faktörü kronolojide doğru yere yerleştirmek.
4
Devletin fiilen son bulmasına yol açan iç isyanı belirleme
1153 yılında vergi anlaşmazlıkları nedeniyle ayaklanan Oğuzlar, Sultan Sencer'i esir almış ve bu esaret devleti fiili çöküşe götürmüştür.
Kronolojinin en son halkasını oluşturan nihai yıkılış nedenini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nin Gerileme ve Yıkılış Dönemi Kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6082Soru

Darülbedayi ve Milli Edebiyat Dönemi Türk tiyatrosuna dair hazırlanan bir çalışmada geçen aşağıdaki yargılardan hangisinde bilgi yanlışı yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dönemin en üretken komedi yazarlarından biri olan Musahipzade Celal; *Hisse-i Şayia* ve *Ceza Kanunu* gibi oyunlarında Osmanlı toplum hayatındaki ailevi ilişkileri, evlilik kurumunu ve adalet sistemindeki aksaklıkları töre komedisi tarzında sahneye taşımıştır.

Cevap

Musahipzade Celal'in Hisse-i Şayia ve Ceza Kanunu oyunlarını yazdığını belirten yargı bilgi yanlışı içermektedir ��ünkü bu oyunlar İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci'ye aittir.
Musahipzade Celal'in adının geçtiği yargı yanlıştır. *Hisse-i Şayia* ve *Ceza Kanunu* gibi ünlü töre komedileri ve adapte piyesler İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci'ye aittir. Musahipzade Celal ise daha çok *Köprülüler*, *Aynaroz Kadısı*, *Fermanlı Deli Hazretleri*, *Lale Devri* ve *Bir Kavuk Devrildi* gibi Osmanlı tarihi temalı komedileriyle tanınır. Dolayısıyla bu yargı hatalıdır ve aranan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Darülbedayi'nin kuruluşu ve sahnelenen ilk oyunun tespiti.
Darülbedayi'nin 1914 yılında André Antoine öncülüğünde kurulduğunu ve ilk sahnelenen oyunun Hüseyin Suat Yalçın'ın adapte ettiği *Çürük Temel* olduğunu doğrulayın.
Darülbedayi tarihinin başlangıç noktasına dair temel bilgileri kontrol etmek için.
2
İlk yerli telif oyun olan *Baykuş*'un yazarını ve biçimsel özelliklerini kontrol edin.
*Baykuş*'un Halit Fahri Ozansoy'a ait olduğunu ve hece vezniyle yazıldığını doğrulayın.
Dönemin manzum tiyatro anlayışını ve ilk yerli sahneleme bilgisini test etmek için.
3
*Hisse-i Şayia* ve *Ceza Kanunu* oyunlarının gerçek yazarını inceleyin.
Bu eserlerin Musahipzade Celal'e değil, İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci'ye ait olduğu tespit edilir. Musahipzade Celal ise *Köprülüler*, *Aynaroz Kadısı*, *Fermanlı Deli Hazretleri* gibi oyunların yazarıdır. Dolayısıyla bu yargı bilgi yanlışı barındırmaktadır.
Dönem sanatçılarının eser-yazar eşleştirmesini doğru analiz etmek için.
4
İlk Türk kadın oyuncu Afife Jale'nin sahne aldığı eseri ve karakteri doğrulayın.
Afife Jale'nin *Yamalar* oyunundaki Emel karakteriyle sahneye çıktığını doğrulayın.
Darülbedayi tarihindeki en önemli oyunculuk gelişmelerinden birini doğrulamak için.
5
Milli Edebiyat tiyatrosunda realizmin etkisini ve sade dil tercihini inceleyin.
Dönem tiyatrosunun toplumsal gerçekliğe yöneldiğini ve sade Türkçe ile yazıldığını doğrulayın.
Dönemin genel edebi ve dilsel yönelimlerini teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Tiyatrosu ve Darülbedayi'nin tarihi gelişimindeki önemli olaylar ile yazarların eser eşleştirmeleri.
Soru 6083Soru

Kurtuluş Savaşı'nın askerî safhasını bitiren Mudanya Ateşkes Antlaşması ve sonrasındaki siyasi gelişmeler, yeni Türk devletinin diplomatik gücünü pekiştirmiş ve saltanatın kaldırılmasına giden süreci hızlandırmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen tarihî gelişmeler ile sağ sütundaki bu gelişmelerin doğurduğu hukuki ve siyasi sonuçları en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda İstanbul, Boğazlar ve çevresinin yönetiminin TBMM Hükümeti'ne bırakılmasının kararlaştırılması
İtilaf Devletleri'nin Lozan Barış Konferansı'na hem TBMM Hükümeti'ni hem de Osmanlı Hükümeti'ni birlikte davet etmesi
Doğu Trakya'nın Mudanya Ateşkes Antlaşması hükümleri doğrultusunda savaşılmadan teslim alınması
Saltanatın kaldırılmasıyla egemenlik hakkının şahıstan alınarak kayıtsız şartsız millete devredilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki tarihî gelişmeler ile sağ sütundaki sonuçların doğru eşleşmesi: Mudanya'da İstanbul'un TBMM'ye bırakılması -> Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğinin kabulü; İtilaf Devletleri'nin çift daveti -> Saltanatın kaldırılmasına zemin hazırlanması; Doğu Trakya'nın savaşılmadan alınması -> Askerî zaferlerin diplomatik başarıyla taçlanıp silahlı mücadelenin bitmesi; Saltanatın kaldırılması -> Millî egemenliğin önündeki engelin kalkması ve laikleşmenin ilk adımı.
Sol sütundaki gelişmeler ile sağ sütundaki sonuçlar tarihsel ve hukuki açıdan birebir örtüşmektedir. İstanbul ve Boğazlar'ın TBMM'ye devri Osmanlı'nın hukuken bittiğini gösterir. Lozan'a çift davet, saltanatın kaldırılmasının doğrudan sebebidir. Doğu Trakya'nın savaşsız teslimi askerî zaferlerin diplomatik başarısıdır. Saltanatın kaldırılması ise millî egemenlik ve laikleşmenin ilk büyük adımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın maddeleri analiz edilir.
İstanbul ve Boğazlar'ın TBMM Hükümeti'ne bırakılması maddesi bulunur. Bu durum Osmanlı Devleti'nin başkentinin başka bir güce teslim edilmesi anlamına geldiğinden İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ni hukuken yok saydığını gösterir. Dolayısıyla ilk gelişme birinci sonuçla eşleşir.
Antlaşmanın hukuki ve siyasi niteliğini kavramak.
2
Lozan Barış Konferansı daveti ve iç siyasi gelişmeler değerlendirilir.
İtilaf Devletleri'nin hem TBMM'yi hem de İstanbul Hükümeti'ni Lozan'a çağırarak Türk tarafı arasında ikilik çıkarma çabası, TBMM'nin 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırarak bu çift başlılığı önlemesinin doğrudan nedeni olmuştur. Bu nedenle ikinci gelişme ikinci sonuçla eşleşir.
Dış politikadaki gelişmelerin iç politikadaki devrimsel adımlara etkisini analiz etmek.
3
Doğu Trakya'nın savaşılmadan kurtarılmasının önemi belirlenir.
Mudanya Ateşkesi doğrultusunda Doğu Trakya'nın tek kurşun atılmadan kurtarılması, askerî safhanın başarıyla tamamlandığını ve diplomatik safhaya geçildiğini doğrular. Üçüncü gelişme üçüncü sonuçla eşleşir.
Askerî zaferlerin diplomatik sonuçlarını yorumlamak.
4
Saltanatın kaldırılmasının millî egemenlik ve laiklik süreçleriyle ilişkisi kurulur.
Saltanatın kaldırılması, egemenliğin tek bir kişiye ait olması anlayışına son vererek halk egemenliğinin önündeki en büyük engeli aşmış ve din ile siyasetin ayrılması bakımından laikleşmenin ilk adımı olmuştur. Dördüncü gelişme dördüncü sonuçla eşleşir.
İnkılapların demokratikleşme ve laikleşme üzerindeki etkilerini çözümlemek.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın hükümleri ve Saltanatın Kaldırılması'nın iç ve dış siyasi neden-sonuç ilişkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6084Soru

Milli Edebiyat Dönemi tiyatrosunun ve Darülbedayi'nin gelişiminde rol oynayan aşağıdaki şahsiyetleri, edebiyat tarihindeki faaliyetleri ve öne çıkan özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

André Antoine
Halit Fahri Ozansoy
Musahipzade Celal
İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kurucu nitelikteki Fransız yönetmen André Antoine ile Darülbedayi'nin kuruluşu; şair ve yazar Halit Fahri Ozansoy ile heceyle yazılan ilk yerli dram Baykuş; töre komedileriyle tanınan Musahipzade Celal ile Lale Devri ve Köprülüler oyunları; adaptasyon ve hafif komedileriyle bilinen İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci ile Hisse-i Şayia ve Ceza Kanunu eserleri eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede her şahsiyet, Milli Edebiyat tiyatrosu tarihindeki kendine özgü rolü ve eserleriyle birebir örtüşmektedir. Fransız tiyatro insanı kurumsal kuruculukla, şair heceli ilk dramla, tarihî komedi ustası yerli töre oyunlarıyla, adaptasyon ustası ise Fransızca uyarlamalarıyla doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Darülbedayi'nin kuruluş sürecindeki yabancı kurucu figürü tespit etmek.
André Antoine, Darülbedayi'nin temellerini atmak üzere Fransa'dan getirilmiştir.
1914 yılında İstanbul'a gelen Antoine, kurumun kurumsal ve sanatsal yapısını kurmuştur.
2
Darülbedayi'de sahnelenen ilk yerli manzum eseri ve yazarını belirlemek.
Halit Fahri Ozansoy'un hece vezniyle yazdığı Baykuş dramı bu unvana sahiptir.
Milli Edebiyat tiyatrosunda hece vezninin sahne diline uygulanmasında öncü bir adımdır.
3
Dönemin tarihsel ve töre komedileri yazarı ile eserlerini eşleştirmek.
Musahipzade Celal; Lale Devri ve Köprülüler eserleriyle eşleşir.
Yazar, geleneksel Türk tiyatrosundan da beslenerek Osmanlı tarihini ve törelerini oyunlarında ele almıştır.
4
Dönemin adaptasyon ve vodvil/komedi alanındaki en önemli ismini ve eserlerini belirlemek.
İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci; Hisse-i Şayia ve Ceza Kanunu oyunlarıyla eşleşir.
Yazar, Fransızcadan adapte ettiği eserlerle yerli sahne repertuvarına ciddi katkılarda bulunmuştur.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Tiyatrosu ve Darülbedayi'nin Tarihî Gelişimi, Önemli Yazar ve Eserleri
Soru 6085Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından Misak-ı Milli kararlarının kabul edilerek ilan edilmesi, İtilaf Devletleri'nin büyük tepkisine yol açmıştır.

Bu gelişmenin ardından İtilaf Devletleri'nin gerçekleştirdiği ve Milli Mücadele'nin seyrini doğrudan etkileyen olay aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisinin dağıtılması

Cevap

İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisinin dağıtılması
İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisinin dağıtılması seçeneği doğrudur çünkü Son Osmanlı Mebusan Meclisinde vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığını savunan Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesi üzerine İtilaf Devletleri doğrudan tepki göstererek 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal etmiş ve meclisi kapatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli kararlarının kabul edildiği meclisi belirleme
Misak-ı Milli kararları, İstanbul'da toplanan Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920'de kabul edilmiş ve 17 Şubat 1920'de ilan edilmiştir.
Olayların neden-sonuç sırasını doğru tespit edebilmek için kararın hangi mecliste alındığını saptamak gerekir.
2
İtilaf Devletleri'nin tepkisini kronolojik ve mantıksal olarak analiz etme
Mebusan Meclisinin bağımsızlık kararları almasından rahatsız olan İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal etmiş, meclisi basmış ve bazı milletvekillerini sürgüne göndermiştir.
Misak-ı Milli kararlarının ilanı ile İstanbul'un resmen işgali arasındaki doğrudan neden-sonuç ilişkisini kurmak gerekir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli'nin kabulünün İtilaf Devletleri tarafından İstanbul'un resmen işgal edilmesine yol açması ve bu durumun meclisin kapanmasıyla sonuçlanması.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6086Soru

İlk Çağ'da Mısır ve Doğu Akdeniz havzasında kurulan medeniyetler insanlık tarihine önemli siyasi, kültürel ve bilimsel katkılarda bulunmuşlardır. Aşağıdaki sol sütunda verilen medeniyetleri, sağ sütunda verilen kendilerine özgü tarihi katkı ve özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fenikeliler
Mısır Medeniyeti
İbraniler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fenikeliler - İlk harf alfabesini geliştirme ve deniz koloniciliği; Mısır Medeniyeti - Nil Nehri taşkınlarına dayalı astronomi/geometri gelişimi ve mumyacılık; İbraniler - Tarihte ilk tek tanrılı inanç sistemi (Musevilik)
Doğru eşleştirmede Fenikeliler deniz ticareti ve alfabe ile; Mısır Medeniyeti Nil Nehri'ne bağlı olarak gelişen astronomi, geometri, tıp ve eczacılık ile; İbraniler ise tarihteki ilk tek tanrılı inanç olan Musevilik ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Fenikelilerin temel geçim kaynağını, coğrafi koşullarını ve insanlığa en büyük katkısını belirlemek.
Fenikelilerin dağlık arazilere sahip olması tarımı zorlaştırmış, bu durum deniz ticaretine ve sömürgeciliğe (koloniciliğe) yönelmelerine yol açmıştır. Ayrıca ticareti kolaylaştırmak için tarihin ilk harf alfabesini geliştirmişlerdir. Bu özellikler bizi ikinci açıklama ile eşleştirmeye götürür.
Fenikelilerin Akdeniz koloniciliği ve alfabe alanındaki öncü rolünü kavramak.
2
Mısır medeniyetinin gelişiminde Nil Nehri'nin rolünü ve dini inanışlarının bilim üzerindeki etkilerini analiz etmek.
Mısır'da Nil taşkınlarının hesaplanması astronomi ve takvimi, arazilerin sınırlarının çizilmesi geometriyi, ahiret inancı nedeniyle yapılan mumyalama ise tıp ve eczacılığı geliştirmiştir. Bu özellikler bizi birinci açıklama ile eşleştirmeye götürür.
Coğrafya ve inanç sisteminin Mısır'daki bilimsel gelişmelere etkisini anlamak.
3
İbranilerin dini yapısını ve bu yapının tarihi süreçteki etkilerini değerlendirmek.
İbraniler, İlk Çağ'da tek tanrılı (monoteist) dini (Musevilik) kabul eden ilk topluluktur. İnançlarını milli bir kimlik haline getirerek sürdürmüşlerdir. Bu özellikler bizi üçüncü açıklama ile eşleştirmeye götürür.
İbranilerin tek tanrılı din anlayışı ve milli varlıklarını koruma çabalarını tespit etmek.

Anahtar Kavram

Mısır, Fenike ve İbrani medeniyetlerinin karakteristik siyasi, kültürel, bilimsel ve ekonomik özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6087Soru

İslam devletlerinin Emeviler ve Abbasiler dönemlerindeki kurumsallaşma sürecinde idari, askeri, hukuki ve kültürel alanlarda çeşitli kurumlar ve teşkilatlar oluşturulmuştur. Aşağıda verilen kurum ve kavramları, İslam devlet tarihindeki işlev ve tanımlarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Avasım
Divanü'l-Mezalim
Beytü'l-Hikme
Şurta Teşkilatı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Avasım garnizon şehirleri ile, Divanü'l-Mezalim yüksek yargı organı ile, Beytü'l-Hikme bilim merkezi ile, Şurta Teşkilatı ise polis gücü ile eşleşmektedir.
Avasım askeri sınır şehirlerini, Divanü'l-Mezalim yüksek devlet yöneticilerinin yargılandığı mahkemeyi, Beytü'l-Hikme bilimsel çeviri akademisini ve Şurta Teşkilatı ise asayişten sorumlu polis gücünü temsil eder. Bu eşleştirmeler kurumların tarihsel işlevlerine tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Avasım kavramının tanımını bulma
Avasım, Bizans sınır hattı boyunca oluşturulan ve Türk askeri birliklerinin konuşlandırıldığı garnizon şehirlerdir.
Sınır güvenliği ve askeri yerleşim birimlerinin tanımlanması.
2
Divanü'l-Mezalim kurumunun işlevini belirleme
Divanü'l-Mezalim, halkın şikayetlerinin dinlendiği ve yöneticilerin yargılandığı yüksek mahkemedir.
İslam hukukunda idari yargı ve denetim mekanizmasının belirlenmesi.
3
Beytü'l-Hikme müessesesinin amacını tespit etme
Beytü'l-Hikme, felsefi ve bilimsel eserlerin tercüme edildiği Bağdat'taki büyük kütüphane ve akademidir.
Kültürel ve bilimsel gelişmelerin gerçekleştiği merkezlerin analiz edilmesi.
4
Şurta Teşkilatı kavramının karşılığını saptama
Şurta Teşkilatı, şehirlerde kamu düzenini ve asayişi sağlayan polis teşkilatıdır.
İç güvenlikten sorumlu idari yapının belirlenmesi.

Anahtar Kavram

Emeviler ve Abbasiler Dönemi kurumsallaşma adımları, idari, askeri ve kültürel teşkilatlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6088Soru

I. Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri kendi aralarında yaptıkları gizli antlaşmalarla Osmanlı topraklarını paylaşmışlardır. Ancak savaşın bitiminden sonra imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ve toplanan Paris Barış Konferansı sürecinde, savaş dönemi tasarıları ile savaş sonrası uygulamalar arasında belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi savaş sürecinde planlanan diplomatik paylaşım tasarılarının savaş sonrasında değişikliğe uğradığını gösteren doğrudan bir kanıttır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paris Barış Konferansı'nda, daha önce St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İtalya'ya bırakılması kararlaştırılan İzmir ve çevresinin İngiltere'nin desteğiyle Yunanistan'a verilmesi

Cevap

Paris Barış Konferansı'nda, daha önce St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İtalya'ya bırakılması kararlaştırılan İzmir ve çevresinin İngiltere'nin desteğiyle Yunanistan'a verilmesi
İzmir ve çevresinin İtalya yerine Yunanistan'a bırakılması kararı, savaş sırasındaki St. Jean de Maurienne gizli antlaşmasıyla yapılan planların savaş sonrasında İngiltere'nin çıkarları doğrultusunda revize edildiğini (değiştirildiğini) gösteren en somut ve doğrudan kanıttır. Bu durum İtilaf Devletleri arasındaki ilk ciddi görüş ayrılığını da ortaya çıkarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş sırasındaki gizli antlaşmalarda İtalya'ya vaat edilen toprakları hatırlamak.
St. Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve çevresi İtalya'nın nüfuz bölgesi olarak belirlenmiştir.
Savaş dönemindeki diplomatik tasarıların ilk hâlini saptamak gerekir.
2
Savaş sonrasındaki ilk büyük uluslararası konferans olan Paris Barış Konferansı kararlarını analiz etmek.
İngiltere, Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kendi kontrolünde zayıf bir Yunanistan'ı tercih etmiş ve İzmir'i Yunanistan'a vermiştir.
Savaş sonrasında bu tasarıların nasıl revize edildiğini tespit etmek amacıyla bu adım gereklidir.
3
Seçeneklerdeki Mondros maddeleri ve diğer antlaşmalara dair kavramsal yanılgıları elemek.
Mondros'un 7. ve 24. maddelerine dair karıştırmalar ile Uşi Antlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dair tarihsel hatalar elenerek doğru sonuca ulaşılır.
Çelişkili tarihi bilgileri ayıklayıp paylaşım planlarındaki doğrudan değişimi bulmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Gizli paylaşım antlaşmalarının savaş sonrasında İtilaf Devletleri'nin değişen çıkarları (özellikle İngiltere'nin Akdeniz politikası) doğrultusunda Paris Barış Konferansı'nda revize edilmesi ve bu durumun İtilaf Devletleri arasında ilk ciddi görüş ayrılığına yol açması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6089Soru

II. Mahmud Dönemi'nde, İngiltere ile imzalanan 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile iç ticaretteki devlet tekelleri (yed-i vahid) kaldırılmış, yabancı tüccarlara iç gümrük vergilerinden muafiyet sağlanırken yerli tüccarlar iç gümrük vergisi ödemeye devam etmiştir. Bu durum, Osmanlı iç pazarının Avrupa sanayi mallarının istilasına uğramasına ve yerli üretimin büyük ölçüde gerilemesine neden olmuştur.

Buna göre, Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın getirdiği yeni ekonomik düzenin, Osmanlı klasik esnaf ve ticaret yapısı üzerindeki doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lonca teşkilatına bağlı esnafın dükkan açma imtiyazı olan gedik sisteminin işlevsizleşerek yerli üreticilerin rekabet gücünü kaybetmesi

Cevap

Lonca teşkilatına bağlı esnafın dükkan açma imtiyazı olan gedik sisteminin işlevsizleşerek yerli üreticilerin rekabet gücünü kaybetmesi
1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması, iç ticaretteki devlet tekellerini (yed-i vahid) kaldırarak ve yabancı tüccarlara büyük gümrük kolaylıkları tanıyarak Osmanlı iç pazarını korumasız hale getirmiştir. Bu durum, geleneksel el tezgahlarında üretim yapan lonca teşkilatını derinden sarsmıştır. Lonca bünyesinde dükkan açma imtiyazı ve hakkı anlamına gelen gedik sistemi, yerli üreticinin rekabet edemeyerek iflas etmesiyle işlevini kaybetmiş ve geleneksel esnaf yapısı dağılma sürecine girmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın ekonomik koşullarını ve Osmanlı sanayisine etkisini analiz etmek.
Antlaşma ile gümrük vergilerinin düşürüldüğü, yabancı malların iç pazarı istila ettiği ve yerli esnafın rekabet edemez hale geldiği belirlenir.
Antlaşmanın esnaf teşkilatı üzerindeki etkisini görebilmek için ekonomik arka planı saptamak gerekir.
2
Osmanlı klasik esnaf örgütlenmesindeki gedik ve lonca sistemini hatırlamak.
Gedik sisteminin, esnafların dükkan açma ve mesleğini icra etme ruhsatı olduğu, lonca koruması altında çalıştığı hatırlanır.
Yeni serbest piyasa koşullarının bu korumacı sistemi nasıl çökerttiğini anlamak için kavramsal bilgi kullanılır.
3
Dış ticaretin serbestleşmesinin gedik üzerindeki doğrudan sonucunu sentezlemek.
İç tekellerin kalkması ve ucuz Avrupa mallarının girişiyle loncaların koruyucu kalkanının yok olduğu, dolayısıyla gedik sisteminin işlevini yitirdiği sonucuna varılır.
Seçenekler arasından tarihsel gerçeklikle örtüşen doğrudan etkiyi saptamak için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Balta Limanı Ticaret Antlaşması ve Lonca Sisteminin Çöküşü
Soru 6090Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirine dair yapılan bir panelde konuşmacılar şu görüşleri dile getirmiştir:

I. Konuşmacı: "Bizler şiiri lüks ve şairanelikten kurtarmak istedik. Nasırlı elleriyle çalışan gündelik insanı, kundurası vuran Süleyman Efendi'yi şiire sokarken vezni de kafiyeyi de bir kenara fırlattık."
II. Konuşmacı: "Sizlerin şiiri sokağa taşıma gayretinizi takdir etmekle birlikte, şiirsel derinliği ve estetik ahengi tamamen feda etmenize katılamıyorum. Biz, geleneksel ölçü ve uyağı körü körüne savunmasak da şiirsel imgeyi ve Türkçenin kendine has lirizmini koruyarak yeniliği sürdürme amacındayız."

Bu konuşmalardan yola çıkılarak I. ve II. konuşmacıların şiir anlayışları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Garip Akımı (I. Yeni) - Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir

Cevap

Garip Akımı (I. Yeni) - Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir
I. konuşmacının dile getirdiği 'şiiri lüks ve şairanelikten kurtarmak', 'Süleyman Efendi'yi şiire sokmak', 'vezin ve kafiyeyi fırlatmak' gibi fikirler Garip Akımı'nın (I. Yeni) temel ilkeleridir. II. konuşmacının ise Garipçilerin getirdiği yenilikleri takdir etmekle birlikte 'şiirsel derinliği, estetik ahenki ve Türkçenin lirizmini korumak' istemesi, Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir anlayışının karakteristik özelliğidir. Dolayısıyla doğru eşleştirme 'Garip Akımı (I. Yeni) - Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci konuşmacının ifadelerini analiz etmek.
Gündelik insan, Süleyman Efendi, vezin ve kafiyeyi dışlama ifadelerinden hareketle bu konuşmacının Garip Akımı'nı (I. Yeni) temsil ettiği belirlenir.
Garip Akımı, şiiri şairanelikten kurtarmayı, sıradan insanı konu edinmeyi ve biçimsel kuralları (vezin, kafiye) reddetmeyi savunur.
2
İkinci konuşmacının ifadelerini analiz etmek.
Yeniliğe karşı olmadığını ancak şiirsel derinlik, estetik ahenk ve lirizmin korunması gerektiğini savunan bu konuşmacının Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir anlayışını temsil ettiği belirlenir.
Bu anlayıştaki şairler, Garipçilerin getirdiği yenilikleri benimsemekle birlikte, şiirsel estetiği ve ahengi tamamen dışlamayıp kendilerine has bir üslup geliştirmişlerdir.
3
Seçenekleri karşılaştırmak.
I. konuşmacının Garip Akımı'nı, II. konuşmacının ise Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir'i temsil ettiği eşleştirme doğru cevap olarak seçilir.
Elde edilen sonuçlarla uyuşan tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Garip Akımı (I. Yeni) ile Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir Arasındaki Farklar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6091Soru

Aşağıda iki farklı şiir anlayışını temsil eden şiirlerden alınmış parçalar verilmiştir:

I. Metin
*Laleli’den dünyaya giden bir tramvaydayız*
*Birden nasıl oluyorsa sen yüreğimi elliyorsun*
*Ama nasıl oluyorsa sen öyle elliyorsun ki*
*İçim güllerle ve tren sesleriyle doluyor*

II. Metin
*Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum*
*Boynu bükük ayçiçeği*
*Şiirlerimin altın başaklı tarlası*
*Seni bir uçtan bir uca yürümek,*
*Seni bir işçi gibi, bir köylü gibi sevmek,*
*Yeniden kurmak yıkılmış evlerini.*

Bu şiir metinleri ve temsil ettikleri şiir anlayışları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Metin, şiiri sıradan insanın günlük yaşamına indirgeyen Garip akımının yalınlık ilkesini yansıtırken II. Metin, mistik-metafizik yönelimleri ön plana çıkaran 1980 sonrası şiir anlayışıyla kaleme alınmıştır.

Cevap

I. Metin'in Garip akımıyla, II. Metin'in ise 1980 sonrası mistik şiirle ilişkilendirilmesi yanlıştır.
Seçeneklerde verilen iddiaya göre birinci metin Garip akımıyla, ikinci metin ise 1980 sonrası mistik şiirle ilişkilendirilmiştir. Ancak birinci metin Cemal Süreya'ya ait olup İkinci Yeni'nin soyut, imgeci ve dil sınırlarını zorlayan estetiğini yansıtır (Garip akımının yalınlığıyla bağdaşmaz). İkinci metin ise Ataol Behramoğlu'na ait olup toplumsal ve sınıfsal mücadeleyi konu edinen 1960 sonrası toplumcu şiirin tipik bir örneğidir (1980 sonrası mistik eğilimlerle uyuşmaz). Dolayısıyla bu karşılaştırma söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
I. Metin'in üslup ve içerik analizi yapılır.
Metinde geçen 'yüre��imi elliyorsun' gibi ifadeler ve imgesel kapalılık, şiirin Garip akımının yalınlığına değil, İkinci Yeni şiirinin soyutluğuna ait olduğunu gösterir.
Şiirin ait olduğu topluluğu belirlemek için biçim ve dil özelliklerinin çözümlenmesi gerekir.
2
II. Metin'in üslup ve içerik analizi yapılır.
Metindeki 'işçi', 'köylü' ifadeleri ve memleket sorunlarına yönelim, eserin 1980 sonrası mistik şiirden ziyade 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiir anlayışını taşıdığını gösterir.
Şiirdeki ana tema ve kavramların hangi dönemin ideolojik/estetik çizgisine denk düştüğünü saptamak gerekir.
3
Seçeneklerdeki karşılaştırmalı ifadeler değerlendirilir.
İlk metni Garip akımına, ikinci metni 1980 sonrası şiire dayandıran seçeneğin yanlış bir edebi eşleştirme yaptığı ve söylenemeyeceği tespit edilir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için tüm edebi yargıların doğruluk payı karşılaştırılır.

Anahtar Kavram

İkinci Yeni ile 1960 Sonrası Toplumcu Şiirin Ayırıcı Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6092Soru

Edebiyat tarihçileri, Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının hazırlık ve ilk döneminde Batı’dan alınan akımların Türk edebiyatına uyarlanırken birtakım değişikliklere uğradığını belirtirler. Nitekim ilk dönemde klasisizmin akıl ve sağduyuya dayanan kuralcılığı ile romantizmin coşkun bireyselliği yan yana var olmuştur. Bu çerçevede klasisizm ve romantizm akımlarının ilkeleri ile bunların Türk edebiyatındaki yansımaları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Dönemi'nde klasisizm ve romantizm akımları, Batı'da olduğu gibi birbirine tepki olarak doğan tarihsel bir sırayla takip edilmiş; realizm başlayana dek klasisizmin etkisi tamamen sona ermiştir.

Cevap

Tanzimat Dönemi'nde klasisizm ve romantizm akımlarının Batı'daki gibi birbirine tepki olarak doğan tarihsel bir sırayla takip edildiğini ve realizm başlayana dek klasisizmin etkisinin tamamen sona erdiğini öne süren yargı söylenemez.
Batı edebiyatında edebi akımlar tarihsel süreç içinde birbirine tepki olarak doğmuştur. Klasisizme tepki olarak romantizm, romantizme tepki olarak realizm gelişmiştir. Ancak Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında Batı edebiyatı bir bütün olarak ve hızlıca taklit edildiği için bu akımlar kronolojik bir sıra takip etmemiş, aynı dönemde yan yana varlığını sürdürmüştür. Dolayısıyla akımların Batı'daki gibi tarihsel bir sırayla takip edildiği ve realizm başlayana kadar klasisizmin tamamen bittiği iddiası yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klasisizm ve romantizm akımlarının genel ilkelerini ve Türk edebiyatındaki temsilcilerini analiz etmek.
Klasisizm akıl ve sağduyuyu, romantizm ise duygu ve hayali temel alır. Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa klasisizmle; Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan ise romantizmle ilişkilendirilir.
Seçeneklerdeki sanatçı-akım eşleşmelerinin doğruluğunu kontrol etmek için temel özellikleri belirlemek gerekir.
2
Sanatçıların eserlerinde akımları nasıl uyguladığını değerlendirmek.
Şinasi klasik kuralları halk diliyle birleştirmiş, Namık Kemal Celalettin Mukaddimesi ile klasik kurallara karşı çıkmış, Ahmet Vefik Paşa tiyatro uyarlamalarında ahlakiliği savunmuş, Abdülhak Hamit Tarhan ise kuralsızlığı benimsemiştir. Bu bilgiler doğrultusunda ilgili seçeneklerin doğru bilgi içerdiği görülür.
Edebi metinlerin ve sanatçı görüşlerinin akımların teorik ilkeleriyle örtüşüp örtüşmediğini doğrulamak gerekir.
3
Tanzimat edebiyatında akımların giriş sürecini ve kronolojisini Batı edebiyatıyla karşılaştırmak.
Tanzimat döneminde Batılılaşma hızlı ve toplu bir geçiş şeklinde olduğu için akımlar Batı'daki gibi tarihsel gelişim sırasıyla (birbirine tepki olarak) girmedi. Klasisizm ve romantizm aynı dönemde iç içe var oldu.
Edebi akımların Türk edebiyatına girişindeki özgün tarihsel koşulları belirleyerek yanlış olan seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Klasisizm ve Romantizm akımlarının ilkeleri ile bu akımların Tanzimat Dönemi Türk edebiyatına yansıma biçimleri.

Alternatif Yöntem

Tanzimat edebiyatında akımların kronolojik olarak ardışık değil, eş zamanlı (senkronik) olarak edebiyatımıza girdiğini bilmek, bu tarz tarihsel çelişki içeren soruları doğrudan çözümlemeyi sağlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6093Soru

1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasi ile oluşturulan meclis yapısı iki kanatlıdır: Üyeleri halk tarafından seçilen Meclis-i Mebusan ve üyeleri doğrudan padişah tarafından ömür boyu görevde kalmak üzere atanan Meclis-i Ayan. Bu anayasal düzende yasama faaliyetleri padişahın mutlak onayına bağlı kılınmıştır.

Buna göre, Kanun-i Esasi'de yer alan bu meclis yapısı ve yasama süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Monarşik otoritenin yasama organı üzerindeki gücü ve etkisi korunmuştur.

Cevap

Monarşik otoritenin yasama organı üzerindeki gücü ve etkisi korunmuştur.
Padişahın yasaları onaylama yetkisinin mutlak olması ve Meclis-i Ayan üyelerini bizzat belirlemesi, yasama faaliyetlerinin son tahlilde padişahın kontrolünde olduğunu gösterir. Bu durum monarşik yapının gücünü koruduğunun kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin öngördüğü çift meclisli yapıyı ve padişahın yasama üzerindeki yetkilerini analiz etmek.
Meclis-i Ayan üyelerinin padişah tarafından atanması ve yasaların padişah onayına tabi olması belirlendi.
Anayasanın getirdiği yönetim modelinin niteliğini kavramak için.
2
Seçenekleri monarşi, ulusal egemenlik ve hükümetin sorumluluğu ilkeleri açısından değerlendirmek.
Monarşik otoritenin gücünü koruduğu, demokratik hakların ise padişahın yetkileriyle sınırlandırıldığı saptandı.
Doğru sonuca ulaşmak ve yanlış seçenekleri elemek için.

Anahtar Kavram

1876 Kanun-i Esasi anayasal yapısı ve padişahın yetkileri
Soru 6094Soru

Emeviler Dönemi'nde devlet makamları ve askeri komuta kademeleri neredeyse tamamen Arap kökenli yöneticilere tahsis edilmişken, Abbasiler Dönemi'nde vezirlik kurumu oluşturulmuş, İran kökenli Bermeki ailesi uzun yıllar yönetimde etkili olmuş ve Türkler için Avasım ile Samarra gibi ordu-şehirler kurularak askeri alanda onlardan geniş ölçüde yararlanılmıştır.

Yalnızca bu bilgi dikkate alındığında, Emevilerden Abbasilere geçiş sürecinde İslam devletinde aşağıdaki değişimlerden hangisinin yaşandığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari ve askeri yapılanmada etnik kökene dayalı tekelci politikalardan vazgeçilerek kozmopolit bir yapının benimsenmesi

Cevap

İdari ve askeri yapılanmada etnik kökene dayalı tekelci politikalardan vazgeçilerek kozmopolit bir yapının benimsenmesi
Doğru yanıt, idari ve askeri yapılanmada etnik kökene dayalı tekelci politikalardan vazgeçilerek kozmopolit bir yapının benimsenmesini ifade eden seçenektir. Metinde Emevilerin devlet kadrolarını sadece Araplara tahsis ettiği (mevali/tekelci yaklaşım) belirtilirken, Abbasilerin vezirlik gibi üst düzey makamlara İranlıları getirdiği, askeri teşkilatta ise Türkleri kullandığı vurgulanmıştır. Bu durum, devlet yönetiminin çok uluslu ve kozmopolit bir nitelik kazandığının doğrudan göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Emeviler ve Abbasiler dönemlerinin yönetim anlayışlarını karşılaştırınız.
Emeviler Dönemi'nde Arap kökenlilerin ayrıcalıklı olduğu dışlayıcı bir yaklaşım varken, Abbasiler Dönemi'nde Türkler ve İranlılar gibi Arap dışı unsurlara yönetimde ve orduda görev verilmiştir.
Metindeki tarihsel verilerin hangi politik yönelimlere işaret ettiğini anlamak için karşılaştırma yapılması gerekir.
2
Seçeneklerdeki kavramlar ile metindeki gelişmeleri analiz ediniz.
Vezirlik makamına İran kökenlilerin getirilmesi ve orduda Türklere yer verilmesi, devletin tek bir etnik grubun tekelinden çıkarak farklı unsurları barındıran çok uluslu (kozmopolit) bir idari yapı kazandığını gösterir.
Paragraftaki bilgilerin devletin yapısı üzerindeki kurumsal etkisini belirlemek için analiz adımı zorunludur.

Anahtar Kavram

Emeviler ve Abbasiler dönemleri arasındaki yönetim anlayışı farkı (Mevali politikasına karşı ümmetçi ve kozmopolit politika)
Soru 6095Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde ikta sistemi; tarımsal üretimin sürekliliğini sağlamak, hazineye yük olmadan güçlü bir ordu beslemek ve taşrada güvenliği tesis etmek amacıyla uygulanmıştır. Ancak sistemin doğası gereği, taşrada geniş topraklara ve askerî güce hükmeden ikta sahiplerinin (mukta) zamanla güçlenerek merkezî otoriteye rakip birer feodal güce dönüşme riski bulunmaktaydı. Selçuklu yöneticileri bu riski ortadan kaldırmak amacıyla sistem üzerinde sıkı denetim mekanizmaları kurmuşlardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Büyük Selçuklu Devleti'nde ikta sahiplerinin yerel birer güç odağı hâline gelmesini engellemek amacıyla uygulanan politikalardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkta sahiplerinin yetiştirdiği atlı askerlerin (cebelü) belirli dönemlerde doğrudan merkezdeki Gulaman-ı Saray birliğine dâhil edilerek sultanın koruması altına verilmesi

Cevap

İkta sahiplerinin yetiştirdiği atlı askerlerin (cebelü) belirli dönemlerde doğrudan merkezdeki Gulaman-ı Saray birliğine dâhil edilerek sultanın koruması altına verilmesi
İkta sahiplerinin yetiştirdiği eyalet askerlerinin (cebelü), merkezî profesyonel saray ordusu olan Gulaman-ı Saray birliğine dâhil edilmesi Selçuklu askerî teşkilat yapısına aykırıdır. Gulaman-ı Saray doğrudan merkeze bağlı ve sarayda eğitilen askerlerden oluşurken, cebelüler taşrada ikta gelirleriyle beslenen yerel süvarilerdir. Bu iki sınıfın birleştirilmesi gibi bir uygulama merkezî otoriteyi koruma tedbirleri arasında yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Büyük Selçuklu Devleti'ndeki ikta sisteminin feodalleşmesini önlemek amacıyla alınan idari, hukuki ve ekonomik önlemler analiz edilir.
Toprak mülkiyetinin devlette kalması, yargı yetkisinin bağımsız kadılarda olması, vergi oranlarının denetlenmesi ve rotasyon usulünün uygulanması merkezî otoriteyi korumaya yönelik gerçek önlemlerdir.
Bu uygulamaların her biri taşradaki yerel askeri yöneticilerin bağımsız birer senyör haline gelmesini engeller.
2
Selçuklu askeri teşkilatındaki sınıfların yapısı incelenir.
İkta sahiplerinin yetiştirdiği atlı askerler (cebelü) taşra eyalet ordusuna bağlıyken, Gulaman-ı Saray merkezî saray ordusunu oluşturur.
Cebelülerin doğrudan merkezî gulam birliğine katılması hem askeri teşkilatın yapısına hem de taşra savunmasının ihtiyaçlarına aykırıdır.

Anahtar Kavram

Türk-İslam Devletlerinde Devlet Teşkilatı ve Toplum Yapısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6096Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde ve sonrasında Osmanlı topraklarının paylaşılmasına yönelik imzalanan antlaşmalar ile bu antlaşmaların uygulanma aşamasında yaşanan diplomatik gelişmeler göz önüne alındığında, a��ağıda verilen olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Petrograd Protokolü'nün imzalanması (1916), St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın imzalanması (1917), Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması (1918) ve Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a bırakılması kararı (1919) şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralama kronolojik akışa göre; Petrograd Protokolü'nün imzalanması (1916), St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın imzalanması (1917), Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması (1918) ve Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a bırakılması kararı (1919) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gizli antlaşmaların erken dönem diplomatik adımlarını tespit etmek
Boğazlar Antlaşması'nı takiben 1916 yılında imzalanan Petrograd Protokolü ile Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz kıyıları Çarlık Rusyası'na vadedilmiştir. Bu olay ilk sırada yer alır.
1916 yılındaki diplomatik paylaşım tasarıları, İtalya ile yapılan 1917 tarihli antlaşmalardan kronolojik olarak öncedir.
2
İtalya'nın payının belirlendiği antlaşmayı tarihlendirmek
1917 yılında imzalanan St. Jean de Maurienne Antlaşması ile Batı Anadolu (İzmir ve çevresi) İtalya'ya bırakılmıştır. Bu olay ikinci sırada yer alır.
Bu antlaşma, Rusya'daki gelişmelerin ardından İtalya'nın hak iddialarını netleştirmek amacıyla 1917'de yapılmıştır.
3
Savaşı bitiren ateşkes sürecini incelemek
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesiyle 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmış ve Anadolu'nun işgaline hukuki zemin hazırlanmıştır. Bu olay üçüncü sırada yer alır.
Ateşkes süreci savaşın fiilen sona erdiği 1918 yılının sonbaharında gerçekleştiği için savaş sırasındaki gizli antlaşmalardan sonradır.
4
Savaş sonrası barış konferansındaki paylaşımları analiz etmek
1919 yılında toplanan Paris Barış Konferansı'nda, İngiltere'nin Akdeniz'de güçlü bir İtalya istememesi nedeniyle İzmir ve çevresi Yunanistan'a devredilmiştir. Bu olay son sırada yer alır.
Paris Barış Konferansı, I. Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra, 1919 yılında toplanmış bir organizasyondur.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sürecindeki gizli paylaşım antlaşmaları ve savaş sonrasındaki diplomatik gelişmelerin kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6097Soru

Büyük Taarruz'un başarıyla neticelenmesinden sonra başlayan diplomatik ve siyasi süreçte meydana gelen aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Çanakkale Krizi sonrasındaki ateşkes daveti, Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, Sadrazam Tevfik Paşa'nın ortak heyet teklifi ve nihayetinde saltanatın kaldırılarak son padişahın ülkeden ayrılması şeklindedir.
Kronolojik gelişim süreci incelendiğinde; askeri safhanın bitişiyle yaşanan Çanakkale diplomatik krizi ilk sıradadır. Bu krizi sonlandıran Mudanya Ateşkesi ikinci sırada gelir. İtilaf Devletleri'nin Lozan davetinin ardından İstanbul Hükümeti'nin ortaklık teklifi üçüncü sırada, bu ikilik girişimine son veren saltanatın kaldırılması ise son sıradadır.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri zaferin hemen sonrasındaki ilk diplomatik adımı belirlemek.
Çanakkale Krizi ve İtilaf Devletleri'nin ateşkes daveti tespit edilmiştir.
Büyük Taarruz'un tamamlanmasıyla Türk ordusunun Boğazlar bölgesine yönelmesi üzerine İngiliz hükümeti krize girmiş ve ateşkes teklif etmiştir.
2
Ateşkes davetinin sonucunda imzalanan antlaşmayı belirlemek.
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması tespit edilmiştir.
11 Ekim 1922'de imzalanan bu antlaşma, diplomatik sürecin resmi başlangıcı ve askeri safhanın sonudur.
3
Barış konferansına hazırlık sürecinde İstanbul Hükümeti'nin son hamlesini belirlemek.
Sadrazam Tevfik Paşa'nın TBMM'ye gönderdiği telgraf tespit edilmiştir.
Lozan davetinin hem TBMM'ye hem de İstanbul Hükümeti'ne yapılması üzerine Sadrazam Tevfik Paşa 29 Ekim 1922'de TBMM'ye ortak hareket etme teklifinde bulunmuştur.
4
TBMM'nin bu ortaklık teklifine karşı milli egemenlik ilkesi doğrultusunda attığı adımı belirlemek.
Saltanatın kaldırılması ve son padişahın ülkeden ayrılması tespit edilmiştir.
Ortak davetle yaratılmak istenen çift başlılığı önlemek için 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırılmış ve Osmanlı Devleti resmen son bulmuştur.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndan Saltanatın Kaldırılmasına uzanan diplomatik ve iç siyasi süreçlerin neden-sonuç bağlamında kronolojik gelişimi.
Soru 6098Soru

Saat kaç acaba üç mü dört mü neyse ne önemi var tren çoktan gitmiştir oysa gitmem gerekirdi o mektubu hiç açmamalıydım şimdi istasyon şefi bana bakıp gülüyordur onun da şapkası eğriydi zaten tıpkı ilkokul öğretmenimin şapkası gibi kırmızı elmalar çizerdi defterime neden hep kırmızı yeşil elma yok muydu sanki annemin bahçesindeki o ağaç kurudu mu acaba rüzgar ne sert esiyor bugün bavulumu da odada unuttum herhalde.

Bu parçada öne çıkan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilinç akışı

Cevap

Bilinç akışı
Bilinç akışı tekniğinin açıklandığı seçenek doğrudur. Çünkü parçada anlatıcı kahramanın iç dünyasını, zihninden geçenleri hiçbir mantıksal bağ kurmadan, çağrışımların peşine takılarak ve noktalama işaretlerini tamamen devre dışı bırakarak doğrudan aktarmıştır. Tren konusundan mektuba, oradan istasyon şefinin şapkasına ve ilkokul öğretmenine geçilmesi bu tekniğin tipik bir uygulamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anlatım biçimini ve cümle yapısını incelemek
Noktalama işaretlerinin kullanılmadığı, mantıksal bağları zayıf olan ve çağrışımlara dayalı cümlelerin varlığı tespit edilir.
Metnin yapısal ve dil bilgisel özelliklerini belirlemek, anlatım tekniğini ortaya çıkarmak için ilk adımdır.
2
Düşüncelerin akış yönünü ve karakterin iç dünyasındaki yansımasını değerlendirmek
Karakterin zihninden geçen tren, mektup, istasyon şefi, ilkokul öğretmeni, elmalar, anne ve bavul gibi farklı konuların mantıksal bir sıra gözetmeksizin, serbest çağrışımla birbirine bağlandığı görülür.
Zihindeki düşüncelerin mantık süzgecinden geçirilmeden doğrudan akıtılması, bilinç akışı tekniğinin en belirgin özelliğidir.
3
Bulunan özellikleri postmodern/modernist roman teknikleriyle karşılaştırıp doğru seçeneği belirlemek
Bu özelliklerin 'bilinç akışı' tekniğine ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Seçeneklerdeki diğer tekniklerin tanımlarıyla karşılaştırma yapılarak doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Modernist ve Postmodernist Anlatım Teknikleri (Bilinç Akışı)
Soru 6099Soru

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri, antlaşmanın çeşitli hükümlerine dayanarak Anadolu'yu işgale başlamışlardır. Bu süreçte antlaşmanın 7. maddesi ile 24. maddesi işgallerin kapsamı ve hedefleri açısından farklı nitelikler taşımaktadır.

Buna göre, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin amaçları arasındaki fark aşağıdakilerden hangisinde doğru açıklanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 7. madde İtilaf Devletleri'nin yapacağı işgallere tüm Osmanlı topraklarında genel bir hukuki zemin hazırlarken, 24. madde doğrudan Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasını amaçlamıştır.

Cevap

7. madde İtilaf Devletleri'nin yapacağı işgallere tüm Osmanlı topraklarında genel bir hukuki zemin hazırlarken, 24. madde doğrudan Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasını amaçlamıştır.
Doğru seçenek olan ifadedeki gibi; 7. madde İtilaf Devletleri'ne güvenlik bahanesiyle herhangi bir stratejik noktayı işgal etme yetkisi vererek tüm Anadolu'nun işgaline hukuki kılıf hazırlamıştır. 24. madde ise sadece 'Vilayat-ı Sitte' denilen altı doğu ilini kapsayarak burada kurulması planlanan Ermeni devletine zemin hazırlamayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinin içeriğini ve amacını analiz etme.
7. maddeye göre İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum karşısında herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir. Bu, tüm Anadolu topraklarında yapılacak işgallere genel ve ucu açık bir hukuki zemin hazırlar.
İşgallerin genel hukuki dayanağını belirlemek için.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinin içeriğini ve amacını analiz etme.
24. maddeye göre Doğu Anadolu'daki altı ilde (Vilayat-ı Sitte: Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) bir karışıklık çıkarsa buralar işgal edilebilecektir. Bu maddenin İngilizce metnindeki 'Armenian provinces' ifadesi, asıl amacın bölgede bağımsız bir Ermeni devleti kurmak olduğunu gösterir.
Doğu Anadolu'ya yönelik özel planı tespit etmek için.
3
İki maddenin amaçlarını karşılaştırarak aralarındaki temel farkı ortaya koyma.
7. maddenin genel bir işgal yetkisi sunduğu, 24. maddenin ise Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasını hedefleyen özel bir amaç taşıdığı sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın en tehlikeli maddeleri olan 7. ve 24. maddelerin amaç ve kapsam yönünden karşılaştırılması.
Soru 6100Soru

Avrupa Hun Devleti'nin kuruluşu ve Avrupa coğrafyasındaki faaliyetleri, bölgedeki askeri, siyasi ve diplomatik dengeleri kökten değiştirmiştir.

Buna göre, Hunların batı yönündeki hareketlerinden itibaren Avrupa coğrafyasında gerçekleştirdikleri aşağıdaki faaliyetleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla: Hunların İdil (Volga) sınırını aşması, Uldız'ın dış politika stratejisini belirlemesi, Margus Antlaşması'nın imzalanması, Anatolius Antlaşması'nın yapılması ve Katalon Savaşı'nın gerçekleştirilmesi şeklindedir.
Kronolojik gelişim süreci incelendiğinde; Kavimler Göçü (375) Hunların Avrupa'daki varlığının ilk adımıdır. Ardından Uldız Dönemi'nde (5. yy başı) dış politikanın temelleri atılmış, Attila döneminde ise sırasıyla Margus Antlaşması (434), Anatolius Antlaşması (447) imzalanmış ve son olarak Batı Roma üzerine Katalon Savaşı (451) gerçekleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hunların Avrupa coğrafyasındaki ilk hareketini tespit etmek
Hunların İdil (Volga) sınırını geçerek Karadeniz'in kuzeyindeki Germen topluluklarını göçe zorlaması (MS 375 Kavimler Göçü) ilk sırada yer alır.
Bu göç dalgası, Hunların Avrupa siyaset sahnesine girişini ve diğer tüm siyasi gelişmelerin önkoşulunu oluşturur.
2
Hunların devlet teşkilatlanması sürecindeki ilk planlı dış politikasını bulmak
Uldız Dönemi'nde (5. yüzyılın başı) Doğu Roma'yı baskılama ve Batı Roma ile ittifak kurma stratejisinin belirlenmesi ikinci sıraya yerleştirilir.
Bu strateji, kurulan devletin sınırları içinde kurumsallaşarak komşularla yürütülen ilk planlı diplomasidir.
3
Attila döneminin ilk diplomatik belgesini belirlemek
Attila ve Bleda'nın tahta çıkışının ardından Bizans ile imzalanan Margus Antlaşması (434) üçüncü sıraya konur.
Bu antlaşma, Attila döneminin Doğu Roma ile yapılan ilk yazılı diplomatik başarısıdır.
4
Bizans'ın antlaşma ihlalleri sonucu imzalanan ikinci büyük antlaşmayı tespit etmek
Bizans'ın Margus Antlaşması'na uymaması ve ardından düzenlenen seferlerle 447'de imzalanan Anatolius Antlaşması dördüncü sıraya yerleştirilir.
Anatolius Antlaşması, Margus Antlaşması'ndan daha sonra ve onun ihlal edilmesi üzerine yapılan Balkan Seferleri sonucunda imzalanmıştır.
5
Avrupa Hunlarının batı politikasının zirve askeri olayını belirlemek
Doğu Roma baskı altına alındıktan sonra Batı Roma üzerine düzenlenen seferle 451 yılında yapılan Katalon Savaşı en son sıraya konur.
Bu savaş, Doğu Roma tehlikesinin büyük ölçüde ortadan kaldırılmasının ardından Batı Roma gücünü kırmaya yönelik düzenlenen seferdir.

Anahtar Kavram

Kavimler Göçü ve Avrupa Hun Devleti Siyasi Tarih Kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 305 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin