Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6281Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosuna yön veren eserlerin ve yazarlarının iyi bilinmesi, bu dönemin edebi gelişimini kavramak açısından büyük önem taşır. Aşağıda verilen tiyatro eserlerinin sanatsal ve tematik özelliklerini, karşılarındaki doğru yapıt isimleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Epik tiyatro türünün Türk edebiyatındaki ilk örneği kabul edilen, gecekondulaşma ve düzene yönelik eleştirileri bir kahramanlık miti üzerinden işleyen eser
Bireysel ve toplumsal yalnızlığı, iki yabancı karakterin bir kış gecesi boyunca süren içsel hesaplaşması ve kuramadıkları iletişim üzerinden absürt ögelerle yansıtan eser
Frigya mitolojisinden esinlenerek krallık ve güç tutkusunun insan doğasındaki yansımalarını, sanat ile otorite arasındaki çatışmayı konu edinen eser
Cumhuriyet'in getirdiği yeni aile yapısına ayak uyduramayan, geleneksel ile modern değerler arasında sıkışan bir adamın trajikomik evlilik serüvenini anlatan eser

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşen çiftler şu şekildedir: Epik tiyatro türünün Türk edebiyatındaki ilk örneği kabul edilen, gecekondulaşma ve düzene yönelik eleştirileri bir kahramanlık miti üzerinden işleyen eser -> Keşanlı Ali Destanı; Bireysel ve toplumsal yalnızlığı, iki yabancı karakterin bir kış gecesi boyunca süren içsel hesaplaşması ve kuramadıkları iletişim üzerinden yansıtan eser -> Mikado'nun Çöpleri; Frigya mitolojisinden esinlenerek krallık ve güç tutkusunun insan doğasındaki yansımalarını konu edinen eser -> Midas'ın Kulakları; Cumhuriyet'in getirdiği yeni aile yapısına ayak uyduramayan, geleneksel ile modern değerler arasında sıkışan bir adamın trajikomik evlilik serüvenini anlatan eser -> Cengiz Han'ın Bisikleti.
Verilen tanımlar Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosundaki başyapıtların ana temalarını ve yapısal özelliklerini tam olarak yansıtmaktadır. Keşanlı Ali Destanı epik tiyatroyu, Mikado'nun Çöpleri modernist yalnızlığı, Midas'ın Kulakları mitolojik derinliği, Cengiz Han'ın Bisikleti ise toplumsal değişimlerin aile üzerindeki trajikomik etkilerini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Epik tiyatro ve gecekondulaşma özelliklerini taşıyan eseri belirleme.
Haldun Taner'in Keşanlı Ali Destanı eseri bulunur.
Edebiyatımızdaki ilk epik tiyatro örneği bu eserdir.
2
İki karakterli, kış gecesinde geçen varoluşçu ve absürt nitelikli iletişimsizlik oyununu belirleme.
Melih Cevdet Anday'ın Mikado'nun Çöpleri eseri bulunur.
Mikado'nun Çöpleri, bireysel yalnızlığı ve modern yabancılaşmayı bu kurguyla aktarır.
3
Frigya efsanelerine ve Midas mitine dayanan oyunu belirleme.
Güngör Dilmen'in Midas'ın Kulakları eseri bulunur.
Güngör Dilmen'in Midas üçlemesinin ilk ve en tanınan halkası budur.
4
Çok eşlilik ve modern aile çatışmasını trajikomik bir dille işleyen eseri belirleme.
Refik Erduran'ın Cengiz Han'ın Bisikleti eseri bulunur.
Eserde batılılaşma sürecindeki Türk toplumunun aile yapısı ironik bir şekilde eleştirilir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi tiyatro yazarlarının önemli yapıtları ve bunların tematik/türsel özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6282Soru

Azot döngüsü; atmosfer, toprak, bitkiler ve hayvanlar arasında gerçekleşen son derece karmaşık biyokimyasal aşamalardan oluşur. Atmosferdeki serbest azot gazının (N2N_2) canlılar tarafından kullanılıp tekrar atmosfere geri dönmesi sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, döngünün mantıksal akışına göre ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Azot döngüsünün doğru sıralaması sırasıyla; atmosferdeki azotun bağlanması (fiksasyon), bitkilerin alabileceği nitrata dönüştürülmesi (nitrifikasyon), bitkiler tarafından organik besin yapımında kullanılması (asimilasyon), canlı atıklarının ayrıştırılarak amonyağa çevrilmesi (pütrifikasyon) ve son olarak azot gazı şeklinde atmosfere geri salınmasıdır (denitrifikasyon).
Azot döngüsünün doğru sıralaması, azot elementinin ekosistemdeki akış yönünü takip eder. Döngü ilk olarak atmosferdeki serbest azotun fiziksel veya biyolojik fiksasyonla toprağa geçmesiyle başlar. Toprağa geçen azotun bitkiler tarafından emilebilmesi için nitrifikasyon bakterilerince nitrata dönüştürülmesi gerekir. Dönüşen nitrat bitkiler tarafından asimile edilerek organik besin zincirine sokulur. Canlılar öldüğünde veya atık ürettiğinde saprofitler devreye girerek bu organik azotu amonyağa ayrıştırır. Son olarak topraktaki fazla azot, denitrifikasyon bakterileri tarafından serbest azot gazına çevrilerek atmosfere iade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Azotun atmosferden toprak ekosistemine giriş aşamasını belirlemek
Atmosferdeki serbest azotun (N2N_2) fiziksel (yıldırım, şimşek) ya da biyolojik (azot bağlayıcı bakteriler) yollarla toprağa bağlanması (fiksasyon) ilk sırada gerçekleşir.
Döngünün başlayabilmesi için gaz halindeki azotun öncelikle toprak ortamına katılması şarttır.
2
Topraktaki azotun bitkilerce kullanılabilir forma getirilme sürecini incelemek
Toprağa bağlanan azotun nitrit ve nitrat bakterileri tarafından nitrat tuzlarına çevrilmesi (nitrifikasyon) ikinci sırada gelir.
Bitkiler serbest azotu doğrudan kullanamazlar, bu yüzden azotun kullanılabilir nitrat formuna yükseltgenmesi gerekir.
3
Azotun canlılar dünyasına geçiş ve organik maddeye dönüşme adımını belirlemek
Nitrat tuzlarının bitki kökleriyle alınması ve protein gibi organik besinlerin sentezinde kullanılarak besin zincirine katılması (asimilasyon) üçüncü sırada yer alır.
Bu aşamayla birlikte azot inorganik formdan organik forma geçerek canlıların yapısına dahil olur.
4
Canlı yapısındaki azotun ölüm ve atık yollarıyla tekrar toprağa dönüşünü incelemek
Ölen canlıların ve atıkların ayrıştırıcılar tarafından parçalanarak amonyağa dönüştürülmesi (pütrifikasyon) dördüncü sırada gerçekleşir.
Organik atıkların tekrar inorganik azot döngüsüne katılabilmesi için amonyaklaşma reaksiyonu gereklidir.
5
Azotun atmosfere geri dönerek döngünün kapanmasını sağlamak
Topraktaki azot bileşiklerinin denitrifikasyon bakterileri tarafından serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürülerek atmosfere verilmesi son sırada gerçekleşir.
Atmosferdeki azot dengesinin korunması ve döngünün tamamlanması için gaz salınımı son adım olmalıdır.

Anahtar Kavram

Azot Döngüsü Aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6283Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süreçte Türk-İslam tarihi açısından dönüm noktası olan askeri ve siyasi gelişmeler yaşanmıştır.

Bu doğrultuda, aşağıda verilen Büyük Selçuklu Devleti dönemine ait tarihi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze (eskiden yeniye) doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama Pasinler Savaşı (1048), Tuğrul Bey'in Bağdat Seferi (1055), Ani Kalesi'nin Fethi (1064) ve Katvan Savaşı (1141) şeklinde olmalıdır.
Büyük Selçuklu Devleti'nin gelişim çizgisine bakıldığında; 1048'deki Pasinler Savaşı Bizans ile ilk büyük çatışmadır. 1055'teki Bağdat Seferi ile siyasi liderlik pekişmiş, 1064'te Ani Kalesi fethedilerek Hristiyan dünyasına karşı kritik bir zafer kazanılmış ve 1141'deki Katvan Savaşı ile devlet yıkılış sürecine girmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Pasinler Savaşı'nın tarihini belirlemek
Pasinler Savaşı 1048 yılında gerçekleşmiştir.
Bizans'a karşı kazanılan ilk büyük zafer olarak sürecin başlangıcında yer alır.
2
Tuğrul Bey'in Bağdat Seferi'nin tarihini belirlemek
Bağdat Seferi 1055 yılında düzenlenmiştir.
Şii tehdidini bertaraf ederek Selçuklu siyasi üstünlüğünü kuran diplomatik ve askeri adımdır.
3
Ani Kalesi'nin fethi tarihini belirlemek
Ani Kalesi 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilmiştir.
Anadolu'nun kapılarını açan fetih hareketlerinin Malazgirt öncesindeki en önemli aşamasıdır.
4
Katvan Savaşı'nın tarihini belirlemek
Katvan Savaşı 1141 yılında gerçekleşmiştir.
Sultan Sencer dönemindeki bu büyük yenilgi devletin yıkılış sürecini başlatmıştır.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nin siyasi ve askeri kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6284Soru

Bir ülkenin jeopolitik konumunu belirleyen unsurlar; zaman içinde kolay kolay değişmeyen statik unsurlar ile zamana ve koşullara göre farklılık gösterebilen dinamik (değişken) unsurlar olarak ikiye ayrılır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi T��rkiye'nin jeopolitik önemini belirleyen değişmeyen (statik) unsurlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üç tarafının denizlerle çevrili bir yarımada olması

Cevap

Üç tarafının denizlerle çevrili bir yarımada olması
Üç tarafının denizlerle çevrili bir yarımada olması, Türkiye'nin fiziki coğrafya özellikleri ve coğrafi konumu ile ilgilidir. Coğrafi konum, yer şekilleri, iklim ve su kaynakları gibi unsurlar jeopolitiğin zaman içinde kolay kolay değişmeyen statik unsurlarını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Jeopolitik unsurların sınıflandırılmasının hatırlanması
Coğrafi konum, yer şekilleri, iklim ve denizler statik (değişmeyen) unsurlardır; nüfus, ekonomi, teknoloji ve askerî ittifaklar dinamik (değişen) unsurlardır.
Statik ve dinamik unsurlar arasındaki ayrımı netleştirmek soruyu çözmek için gereklidir.
2
Seçeneklerin bu sınıflandırmaya göre analiz edilmesi
Üç tarafının denizlerle çevrili olması coğrafi konum ve fiziki coğrafya özelliği olduğundan statik; diğer seçenekler ise beşerî ve siyasi özellikler olduğundan dinamiktir.
Değişmeyen fiziki coğrafya unsuru ile değişen beşerî unsurları ayırt etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Jeopolitiğin statik (değişmeyen) ve dinamik (değişen) unsurları
Soru 6285Soru

Yeni Türk Devleti'nde eğitim alanında gerçekleştirilen en önemli inkılaplardan biri olan 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu, çok boyutlu yapısıyla birden fazla Atatürk ilkesinin uygulanmasına katkı sağlamıştır.

Bu kanun kapsamında yer alan;
I. okullarda dinsel eğitime son verilerek müfredatın akılcı ve bilimsel esaslara göre düzenlenmesi,
II. ilköğretimin tüm çocuklar için zorunlu ve devlet okullarında parasız yapılması,
III. yabancı ve azınlık okullarının müfredat ve denetim yönünden Türk devletine bağlanması

uygulamalarının doğrudan ilişkili olduğu Atatürk ilkeleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laiklik - Halkçılık - Milliyetçilik

Cevap

Laiklik - Halkçılık - Milliyetçilik
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nda yer alan uygulamalardan dinsel eğitimin yerini bilimsel eğitime bırakması laiklik ilkesini; eğitimin ücretsiz ve zorunlu hale getirilerek tüm halka eşit fırsatlar sunulması halkçılık ilkesini; yabancı ve azınlık okullarının millî denetime alınarak bağımsızlığın korunması ise milliyetçilik ilkesini yansıtmaktadır. Bu nedenle doğru sıralama laiklik, halkçılık ve milliyetçilik şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün incelenmesi
Laiklik
Okullarda dinsel eğitime son verilmesi, akıl ve bilimin esas alınması eğitim sisteminin sekülerleşmesini sağladığından doğrudan laiklik ilkesiyle ilişkilidir.
2
İkinci öncülün incelenmesi
Halkçılık
Eğitimin tüm vatandaşlar için eşit, zorunlu ve ücretsiz yapılması, fırsat eşitliği ve sosyal devlet anlayışını yansıttığından halkçılık ilkesi kapsamındadır.
3
Üçüncü öncülün incelenmesi
Milliyetçilik
Yabancı ve azınlık okullarının müfredat ve denetim açısından Türk devletine bağlanması, millî egemenliği pekiştirmek ve dış müdahaleleri önlemek amacını taşıdığından milliyetçilik ilkesiyle ilgilidir.

Anahtar Kavram

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çok boyutlu yapısı ve Atatürk ilkeleriyle olan ilişkisi
Soru 6286Soru

İlk ve Orta Çağlarda Türklerin ana yurdu olan Orta Asya'nın coğrafi özellikleri ile bu özelliklerin Türk topluluklarının yaşam tarzı, sosyo-ekonomik ve askeri yapıları üzerindeki etkilerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bozkır ikliminin egemen olması ve geniş otlakların bulunması
Bölgenin yüksek sıradağlarla çevrili olup deniz etkilerine tamamen kapalı olması
Coğrafyanın tarımsal üretime sınırlı ölçüde izin vermesi ve kurak yapısı
Zengin metal ve cevher yataklarının (özellikle demir) bulunması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bozkır iklimi ve otlakların varlığı hayvancılık ve konargöçerlikle; yüksek dağlarla çevrili karasal yapı sert iklim ve yaylak-kışlak göçleriyle; tarım yetersizliği özel mülkiyetin gelişmemesi ve sınıfsız toplum yapısıyla; zengin demir yatakları ise madencilik ve askeri teçhizat üretimiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede bozkır ve otlak varlığı hayvancılık/konargöçerlik ile; yüksek dağların yarattığı karasal iklim yayla-kışlak döngüsü ile; tarım azlığı sınıfsız toplum ve özel mülkiyetin gelişmemesi ile; demir yatakları ise madencilik/silah teçhizatı üretimi ile ilişkilendirilmiştir. Bu ilişkilerin tamamı Orta Asya coğrafyasının Türk kültürüne etkilerini MEB müfredatına uygun olarak açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi özelliklerin ekonomik sonuçları incelenir.
Geniş otlakların varlığı doğrudan hayvancılık ve konargöçer yaşam tarzını gerektirir.
Bozkır kültürünün temeli hayvancılığa ve otlak arayışına dayanır.
2
Yeryüzü şekillerinin iklim ve yaşam üzerindeki etkisi analiz edilir.
Deniz etkisine kapalı dağlık çevre, sert karasal iklim şartları yaratarak yaylak-kışlak hayatını zorunlu kılar.
İklim şartları göçebe hayatın mevsimsel döngüsünü belirler.
3
Tarımsal kısıtlılığın sosyal yapıya yansıması değerlendirilir.
Tarımın yapılamaması toprağa bağlı mülkiyeti engeller ve sınıf farklılıklarının önüne geçer.
Toprak mülkiyetinin olmaması feodal sınıfların oluşmasını engellemiştir.
4
Maden kaynaklarının askeri ve teknolojik üretime etkisi belirlenir.
Demir madeninin varlığı madencilikte uzmanlaşma ve gelişmiş askeri teçhizat üretimiyle sonuçlanır.
Maden işlemeciliği Türklerin askeri teşkilatlanmasında en önemli güç kaynaklarından biridir.

Anahtar Kavram

Orta Asya'nın coğrafi özelliklerinin ilk Türk topluluklarının sosyal, ekonomik ve askeri yaşam tarzı üzerindeki belirleyici etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6287Soru

Aşağıda verilen ülkeleri, günümüzde uyguladıkları nüfus politikalarının temel amaçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Japonya
Kenya
Meksika

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Japonya'nın nüfus artış hızını artırıcı, Kenya'nın nüfus artış hızını azaltıcı ve Meksika'nın nüfusun niteliğini iyileştirici politikayla eşleşmesi gerekir.
Japonya'nın nüfus artış hızını artırıcı politikayla, Kenya'nın nüfus artış hızını azaltıcı politikayla, Meksika'nın ise nüfusun niteliğini iyileştirici politikayla eşleşmesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Japonya'nın demografik yapısı ve politikası belirlenir.
Japonya gelişmiş bir ülke olup düşük doğum oranları ve yaşlanan nüfus yapısına sahiptir. Bu nedenle nüfus artış hızını artırmayı amaçlayan politikalar uygular.
Gelişmiş ülkelerde nüfusun dinamizmini korumak için teşvik edici politikalar tercih edilir.
2
Kenya'nın demografik yapısı ve politikası belirlenir.
Kenya gelişmekte olan bir ülke olup yüksek doğum ve doğal nüfus artış oranlarına sahiptir. Bu durum kalkınmayı olumsuz etkilediğinden nüfus artış hızını azaltıcı politikalar izler.
Hızlı nüfus artışı ile kaynakların yetersiz kalması, nüfusu kontrol altına almayı gerektirir.
3
Meksika'nın demografik yapısı ve politikası belirlenir.
Meksika, nüfusun niceliksel artışından ziyade niteliğini (sağlık, eğitim, yaşam standardı vb.) iyileştirmeye odaklanan politikalar yürütür.
Gelişmekte olan bazı ülkeler nüfus artış hızını dengelerken nüfus kalitesini artırmayı önceler.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre uyguladıkları nüfus politikaları
Soru 6288Soru

Aşağıda verilen II. Mahmud Dönemi gelişmeleri ile bu gelişmelerin doğrudan ilgili olduğu alanları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Asakir-i Mansure-i Muhammediye'nin kurulması
Divan-ı Hümayun'un kald��rılarak yerine nazırlıkların (bakanlıkların) kurulması
İlk resmî gazete olan Takvim-i Vekayi'nin yayımlanması
İstanbul'a yönelik kontrolsüz göçleri ve asayişi denetlemek amacıyla mürur tezkeresi uygulanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Asakir-i Mansure-i Muhammediye askerî alanla, nazırlıkların kurulması idari yapıyla, Takvim-i Vekayi kültürel hayatla, mürur tezkeresi ise toplumsal düzenle eşleşir.
Yapılan eşleştirmede her bir kurum ve uygulama kendi işlevsel alanı ile doğru şekilde ilişkilendirilmiştir. Yeni kurulan ordu askerî, bakanlık sistemine geçiş idari, gazete basımı kültürel ve seyahat izni ise toplumsal güvenlik alanında yapılmış düzenlemelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen gelişmeleri ve kurumları analiz etme
Asakir-i Mansure-i Muhammediye orduyu, nazırlıklar hükûmet teşkilatını, Takvim-i Vekayi gazetesini, mürur tezkeresi ise iç pasaport/seyahat belgesini ifade eder.
Kavramların tarihsel rollerini belirlemek doğru sınıflandırma yapabilmek için ilk adımdır.
2
Kavramları ilgili faaliyet alanlarına göre gruplandırma
Ordu askerî; bakanlıklar idari; gazete kültürel/basın; seyahat belgesi ise toplumsal düzen alanlarına girer.
II. Mahmud reformlarının devlet ve toplum hayatındaki farklı yansımalarını belirlemek amaçlanır.
3
Eşleştirmeyi tamamlama
Gelişmelerin ait oldukları alanlarla birebir eşleştiği görülür.
Elde edilen sonuçlar doğrultusunda do��ru çiftler belirlenir.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi idari, askerî, sosyal ve kültürel alanlarda gerçekleştirilen modernleşme hamleleri.
Soru 6289Soru

Kuvaterner'de yaşanan buzul çağlarında, kuzey yarım kürenin yüksek enlemlerindeki soğuk iklim koşulları güneye doğru genişlemiştir. Bu süreçte, soğuğa uyum sağlayamayan birçok karasal tür g��neydeki daha ılıman alanlara (sığınaklara) göç etmek zorunda kalmıştır. Buzul döneminin sona ermesi ve sıcaklıkların tekrar artmasıyla birlikte ise bu türlerin bir kısmı kuzeye geri dönerken, bir kısmı da güneydeki yüksek dağlık alanların üst kuşaklarında yaşamaya devam etmiştir.

Bu parçada anlatılan durum, biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışında aşağıdakilerden hangisinin etkisini örneklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paleocoğrafya ve iklim değişimlerinin türlerin göç ve yayılış yolları üzerindeki belirleyici rolünü

Cevap

Paleocoğrafya ve iklim değişimlerinin türlerin göç ve yayılış yolları üzerindeki belirleyici rolünü
Parçada açıklanan buzul ve buzul arası dönemlerdeki sıcaklık değişimleri ve türlerin bu değişimlere bağlı olarak göç etmesi, sığınak alanlarına çekilmesi veya dağ yamaçlarında kalması süreci; paleocoğrafya (geçmişteki coğrafi koşullar) ve iklim değişimlerinin türlerin göç yolları ile yeryüzündeki dağılışını nasıl şekillendirdiğini doğrudan göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen tarihsel durum analiz edilir.
Kuvaterner buzul çağlarında sıcaklıkların düşmesiyle soğuğa dayanıksız türlerin güneye göç ettiği, buzul sonrası dönemde ise sıcaklıkların artmasıyla türlerin bir kısmının kuzeye döndüğü, bir kısmının ise yüksek dağ yamaçlarında kaldığı belirlenir.
Canlıların yer değiştirme hareketinin temelindeki iklimsel ve coğrafi değişimi anlamak.
2
Bu sürecin biyoçeşitliliği etkileyen faktörler içindeki yeri tespit edilir.
Canlıların geçmiş jeolojik dönemlerdeki iklim dalgalanmalarına bağlı olarak göç etmesi ve sığınak alanlarında varlığını sürdürmesi, paleocoğrafya ve iklim değişimlerinin dağılış üzerindeki etkisini gösterir.
Olayın coğrafi faktörler altında doğru şekilde sınıflandırılmasını sağlamak.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin Dağılışını Etkileyen Paleocoğrafya ve İklim Faktörleri
Soru 6290Soru

Aşağıdaki göç durumlarını, karşılarında verilen göç türleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Lozan Barış Antlaşması kapsamında Türkiye ve Yunanistan arasında gerçekleştirilen zorunlu nüfus değişimi.
Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki çay hasadı döneminde çalışmak amacıyla geçici süreyle yapılan iş gücü hareketi.
İyi e��itim almış hekimlerin ve mühendislerin, gelişmiş araştırma olanakları sunan ülkelere yerleşmesi.
Suriye'deki iç savaş ve can güvenliği tehdidi sebebiyle milyonlarca insanın komşu ülkelere sığınması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Lozan Barış Antlaşması kapsamındaki zorunlu yer değiştirme Mübadele Göçü ile; çay hasadı dönemindeki geçici hareket Mevsimlik Göç ile; nitelikli uzmanların yurt dışına yerleşmesi Beyin Göçü ile; iç savaştan kaçarak komşu ülkelere sığınanların hareketi ise Mülteci Göçü ile eşleşir.
Lozan Barış Antlaşması'na dayanan zorunlu nüfus değişimi Mübadele Göçü, çay hasadı dönemindeki geçici nüfus hareketleri Mevsimlik Göç, nitelikli bilim insanlarının ve uzmanların yurt dışına gitmesi Beyin Göçü ve savaş nedeniyle sığınan kitlelerin hareketi ise Mülteci Göçü kavramıyla doğrudan eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Barış Antlaşması kapsamındaki nüfus değişiminin niteliğini değerlendirme.
Bu durumun antlaşma gereği iki devlet arasında zorunlu bir takas (mübadele) olduğu belirlenir.
Karşılıklı anlaşmalarla yapılan zorunlu yer değiştirmeler mübadele göçü olarak adlandırılır.
2
Doğu Karadeniz'deki çay hasadı gibi dönemsel iş gücü ihtiyacına bağlı nüfus hareketini analiz etme.
Göçün belirli bir hasat dönemini kapsadığı ve geçici nitelikte olduğu saptanır.
Yılın sadece belirli bir bölümünde çalışmak amacıyla yapılan geçici yer değiştirmeler mevsimlik göçtür.
3
İyi eğitim almış hekimlerin ve mühendislerin araştırma imkanları için yurt dışına gidişini sınıflandırma.
Bu durumun eğitimli ve nitelikli insan kaynağının kaybını ifade ettiği belirlenir.
Nitelikli uzmanların kendi ülkelerinden daha gelişmiş ülkelere gitmesi beyin göçüdür.
4
Suriye'deki iç savaş ve can güvenliği tehdidi sebebiyle sınır dışına kaçan nüfusun durumunu inceleme.
Savaş ve can güvenliği korkusuyla yapılan bu zorunlu sığınma hareketinin mülteci göçü olduğu tespit edilir.
Siyasi veya askeri baskılar, savaşlar nedeniyle sığınmacı olarak başka bir ülkeye geçiş yapmak mülteci göçü kapsamındadır.

Anahtar Kavram

Göç Türleri ve Nedenleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6291Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Sevr Antlaşması'nın hazırlanma, imzalanma ve bu antlaşmaya karşı gösterilen tepki süreçlerinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: San Remo Konferansı'nın düzenlenmesi, Yunan ordusunun Anadolu'da taarruza geçirilmesi, Saltanat Şûrası'nın toplanarak kabul kararı alması, Sevr Antlaşması'nın imzalanması ve TBMM'nin imzalayanları vatan haini ilan etmesi şeklindedir.
Doğru sıralama kronolojik olarak: San Remo Konferansı (Nisan 1920) -> Yunan Taarruzu (Haziran 1920) -> Saltanat Şûrası (Temmuz 1920) -> Sevr'in İmzalanması (Ağustos 1920) -> TBMM Kararı (Ağustos 1920 sonu) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk diplomatik aşamayı belirleme
İtilaf Devletleri'nin Nisan 1920'de San Remo Konferansı'nı toplayarak taslak şartları belirlemesi ilk adımdır.
Mondros sonrasında Osmanlı Devleti ile yapılacak nihai barış antlaşmasının maddeleri bu konferansta netleştirilmiştir.
2
Askeri baskı sürecini belirleme
Taslağa karşı Osmanlı'nın çekinceleri üzerine Haziran 1920'de Yunan ordusunun Anadolu'da genel taarruza geçirilmesi ikinci adımdır.
İtilaf Devletleri, antlaşmayı Osmanlı'ya zorla kabul ettirmek amacıyla askeri güç kullanma yolunu seçmiştir.
3
Osmanlı karar organının onay sürecini belirleme
Yıldız Sarayı'nda Temmuz 1920'de toplanan Saltanat Şûrası'nın barış taslağını onaylaması üçüncü adımdır.
Hükümet ve Padişah, askeri işgaller karşısında antlaşmanın imzalanmasından başka çare kalmadığına kanaat getirmiştir.
4
Antlaşmanın imza anını belirleme
Osmanlı delegasyonunun 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması'nı imzalaması dördüncü adımdır.
Saltanat Şûrası'nın onay kararının ardından delege heyeti Fransa'ya giderek resmi imzayı atmıştır.
5
Milli Mücadele kanadının tepkisini belirleme
TBMM'nin 19 Ağustos 1920'de antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etmesi son adımdır.
TBMM, antlaşmanın Misakımilli'ye tamamen aykırı olduğunu belirterek hem hukuken hem de fiilen bu antlaşmayı reddettiğini ilan etmiştir.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın diplomatik ve askeri süreç kronolojisi ile bu süreçteki kararlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6292Soru

1912-1913 Balkan Savaşları neticesinde Osmanlı Devleti, Rumeli topraklarının neredeyse tamamını kaybetmiş ve bölgedeki Müslüman halk yoğun göç dalgalarıyla Anadolu'ya sığınmak zorunda kalmıştır. Bu durum, Osmanlı sınırları içindeki tüm unsurları eşit yurttaşlık temelinde bir arada tutmayı amaçlayan ideolojinin iflas ettiğini somut bir şekilde ortaya koymuştur. Bu gelişme üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti, devletin kurtuluşunu ve varlığını sürdürebilmesini Anadolu merkezli yeni bir ideolojik yönelime dayandırmıştır.

Bu parçada bahsedilen tarihi gelişmeler, aşağıdaki fikir akımlar��ndan hangisinin devlet politikası ve toplumsal örgütlenme düzeyinde en etkili güç haline gelmesine yol açmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkçülük

Cevap

Balkan Savaşları sonrasında önem kazanan ve İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından devlet politikası haline getirilen Türkçülük akımıdır.
Balkan Savaşları sonucunda Rumeli topraklarının kaybedilmesi ve buradaki gayrimüslim halkların Osmanlı'dan ayrılması, Osmanlıcılık fikrinin geçerliliğini yitirdiğini göstermiştir. Bu durum karşısında İttihat ve Terakki yönetimi, hem Anadolu'ya gelen göçlerle artan Türk nüfusunu bir arada tutmak hem de milli bir kimlik inşa etmek amacıyla Türkçülük fikir akımını devletin temel politikası haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metninde verilen tarihsel bağlamı analiz etmek.
Balkan Savaşları (1912-1913) sonucunda Rumeli topraklarının kaybedildiği ve Osmanlıcılık fikrinin fiilen çöktüğü tespit edilir.
Sorunun çıkış noktasını belirlemek ve hangi ideolojik değişimin yaşandığını anlamak için bu tespit gereklidir.
2
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bu yenilgi sonrasındaki politik yönelimini belirlemek.
Osmanlıcılık yerine Anadolu merkezli ve Türk nüfusuna dayalı yeni bir bütünleştirici fikir akımına yönelindiği görülür.
Kaybedilen topraklar sonrası elde kalan ana kütleyi koruma ve milli bir kimlik oluşturma ihtiyacı bu yönelimi zorunlu kılmıştır.
3
Seçeneklerde yer alan fikir akımlarını değerlendirerek doğru akımı eşleştirmek.
Bahsedilen Anadolu merkezli, milli kimlik inşasını hedefleyen ve devlet politikası haline gelen akımın Türkçülük olduğu belirlenir.
Balkan Savaşları'nın doğrudan sonucu olarak Osmanlıcılık zayıflarken Türkçülük akımı güç kazanmış ve resmi politika halini almıştır.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları sonrasında Osmanlıcılık akımının önemini yitirerek Türkçülük akımının güç kazanması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6293Soru

Günümüzde bazı ülkeler, aşırı hızlı nüfus artışının kalkınma hızını yavaşlatması ve sosyoekonomik sorunlara yol açması nedeniyle nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikalar uygulamaktadır.

Buna göre, aşağıdaki ülkelerden hangisi günümüzde nüfus artış hızını azaltıcı yönde bir nüfus politikası uygulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nijerya

Cevap

Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politika izleyen Nijerya doğru cevaptır.
Nijerya, günümüzde nüfus artış hızı oldukça yüksek olan ve bu durumun sosyoekonomik sorunlara yol açmasını engellemek için nüfus artış hızını azaltıcı yönde politikalar uygulayan bir ülkedir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen ülkelerin gelişmişlik düzeylerini ve demografik durumlarını analiz etmek.
Fransa, Japonya, Almanya ve Rusya gelişmiş ülkeler olup doğum oranları düşüktür; Nijerya ise hızlı nüfus artışına sahip gelişmekte olan bir ülkedir.
Ülkelerin nüfus politikaları gelişim düzeyleri ve demografik yapılarıyla yakından ilişkilidir.
2
Hangi ülkenin nüfus artış hızını azaltıcı politika izlediğini belirlemek.
Nijerya'nın aşırı nüfus artışını dengelemek için nüfus artış hızını azaltıcı politika uyguladığı tespit edilir.
Nijerya'da yüksek nüfus artış hızı ekonomik kalkınmayı olumsuz etkilemektedir.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikaları ve Ülkelerin Nüfus Politikaları
Tahmini Süre:45s
Soru 6294Soru

Lozan Barış Konferansı sürecinde Türk heyetinin bağımsızlık ilkelerinden taviz vermemesi nedeniyle görüşmeler kesintiye uğramış ve bu arada geçen sürede diplomatik, iç siyasi ve ekonomik alanlarda önemli gelişmeler yaşanmıştır.

Buna göre, Lozan Barış Konferansı ve bu kesinti sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Lozan Konferansı ve kesinti sürecindeki gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Lozan görüşmelerinin kesintiye uğraması, İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması, TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması ve Lozan görüşmelerinin ikinci döneminin başlaması şeklindedir.
Lozan Barış Konferansı'nın kronolojik akışı incelendiğinde; kapitülasyonlar ve borçlar gibi konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle 4 Şubat 1923'te görüşmelere ara verilmiştir. Bu arada geçen sürede, bağımsızlık hedeflerini göstermek amacıyla 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplanmış, ardından iç politikadaki anlaşmazlıkları gidermek ve Lozan delegasyonunu rahatlatmak için 1 Nisan 1923'te TBMM seçim kararı almış, sonrasında ise 23 Nisan 1923'te ikinci dönem görüşmeleri başlamıştır. Bu durum belirtilen sıralamayı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin tarihsel başlangıç noktalarını ve tarihlerini belirleme
Görüşmelerin kesintiye uğraması 4 Şubat 1923'te gerçekleşmiştir.
Sıralamadaki ilk kronolojik olayı tespit etmek için.
2
Kesinti sürecindeki ekonomik gelişmeyi belirleme
İzmir İktisat Kongresi'nin 17 Şubat 1923'te toplanması ikinci sıradadır.
Ekonomik bağımsızlık hedeflerinin bu kesinti sürecinde dünyaya duyurulmasını kronolojik sıraya yerleştirmek için.
3
Kesinti sürecindeki iç siyasi gelişmeyi belirleme
TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi yönünde karar alması 1 Nisan 1923'tedir.
Lozan görüşmeleri yeniden başlamadan hemen önce meclis içindeki tartışmaları sonlandırma çabasını belirlemek için.
4
Görüşmelerin yeniden başlama tarihini belirleme
Lozan görüşmelerinin ikinci döneminin başlaması 23 Nisan 1923'tür.
Kesinti döneminin sona erdiğini ve müzakerelerin kaldığı yerden devam ettiğini göstermek için.

Anahtar Kavram

Lozan Konferansı Kesinti Dönemi ve Gelişmeler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6295Soru

1934 yılında kabul edilen 'Efendi, Bey, Paşa Gibi Lakap ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun'un gerekçesinde; 'Milletin bireyleri arasında sınıf ve imtiyaz farkı doğuran eski unvanların taşınması, eşitlik esasına dayanan cumhuriyet rejimiyle bağdaşmaz. Kamusal alanda herkesin yalnızca kendi öz adıyla anılması, sınıf esasına dayalı hiyerarşiyi yıkarak vatandaşlık bilincini pekiştirecektir.' ifadelerine yer verilmiştir.

Bu gerekçe doğrultusunda çıkarılan kanunla ilgili;

I. Halkçılık ilkesinin toplumsal eşitlik hedefini doğrudan hayata geçirmeyi amaçladığı,
II. Osmanlı Dönemi'nden miras kalan bazı unvanların yasaklanmasıyla sınıfsız toplum yapısının desteklendiği,
III. Resmi ve hukuki işlemlerde yaşanan kimlik karmaşasına ve bürokratik karışıklıklara kesin çözüm üretildiği

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci öncüllerin yer aldığı 'I ve II' seçeneği doğru cevaptır.
Yasada yer alan eşitlik vurgusu halkçılık ilkesini (birinci öncül), hiyerarşinin sonlandırılması ise Osmanlı'dan kalan ayrıcalıkların kaldırılarak sınıfsız toplum yapısının inşasını (ikinci öncül) doğrular. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüllerin birlikte yer aldığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun gerekçesinin halkçılık ilkesi çerçevesinde analiz edilmesi
Gerekçede yer alan 'bireyler arasında sınıf ve imtiyaz farkı doğuran unvanların taşınmasının eşitlik esasıyla bağdaşmayacağı' ifadesi, yasanın doğrudan halkçılık ilkesini amaçladığını kanıtlar. Bu durum birinci öncülü doğrular.
İnkılabın dayandığı temel Atatürk ilkesini belirlemek.
2
Unvan yasağının toplumsal yapı üzerindeki hedeflerinin belirlenmesi
'Sınıf esasına dayalı hiyerarşiyi yıkarak vatandaşlık bilincini pekiştireceği' ifadesi, Osmanlı Dönemi'nden miras kalan imtiyazlı toplumsal unvanların tasfiye edildiğini ve sınıfsız bir toplumsal yapının kurulmasının amaçlandığını doğrular. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
Reformun toplumsal hiyerarşiyi önleme amacını analiz etmek.
3
Üçüncü öncülün tarihsel işlevsellik yönünden incelenmesi
Resmi dairelerdeki askere alma, vergi toplama ve mülkiyet gibi işlemlerde yaşanan kimlik karmaşasını ve bürokratik sorunları kesin olarak çözen düzenleme Soyadı Kanunu'dur. Unvan ve lakapların kaldırılması ise idari değil, sosyal eşitliği sağlamaya yönelik bir adımdır. Dolayısıyla üçüncü öncüle ulaşılamaz.
Benzer dönemde yapılan inkılapların işlevsel farklarını doğru ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Efendi, Bey, Paşa gibi lakap ve unvanların kaldırılmasının temel amacı toplumsal eşitliği (Halkçılık) sağlamaktır. Resmi kurumlardaki bürokratik karışıklıkları gidermek ise doğrudan Soyadı Kanunu'nun işlevidir.
Soru 6296Soru

Aşağıdaki dizelerin hangisi, dil ve üslup özellikleri dikkate alındığında "İkinci Yeni" şiir anlayışını yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yutkunuyorsun
Sıcak ve çisenti
Seni ve geçilmezliğini ikiye bölüyorum

Cevap

Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız ile başlayan dizeler İkinci Yeni şiir anlayışını yansıtmaktadır.
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız dizeleri Cemal Süreya’ya ait olup İkinci Yeni akımının tipik özelliklerini taşımaktadır. İkinci Yeni; şiirde anlamı arka plana iterek imgeye, soyutlamaya, dilsel sapmalara ve alışılmamış bağdaştırmalara ağırlık verir. Bu dizelerdeki kapalı anlatım ve çağrışımsal zenginlik akımın ilkeleriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin dil ve anlatım özelliklerini analiz etmek.
Laleli'den dünyaya giden tramvay ve geçilmezliğin ikiye bölünmesi gibi ifadelerin alışılmamış bağdaştırmalar içerdiği ve soyut bir imge dünyası kurduğu görülmüştür.
İkinci Yeni şiirinin en temel niteliği olan soyutlama, imgeci söylem ve dilin sınırlarını zorlayan alışılmamış bağdaştırmaları tespit etmek için bu analiz gereklidir.
2
Diğer seçeneklerdeki dizelerin edebi yönelimlerini belirlemek.
Ağlasam sesimi duyar mısınız dizeleri Garip (I. Yeni) akımını; fabrikalar ve işçi konulu dizeler 1960 Sonrası Toplumcu şiiri; Sanat şiiri Milli Edebiyat anlayışını; Yaş otuz beş dizeleri ise Saf şiir anlayışını yansıtmaktadır.
Diğer edebi akımların belirgin özelliklerini ayırt ederek doğru seçeneği netleştirmek amaçlanmıştır.
3
Elde edilen verileri karşılaştırarak İkinci Yeni'ye uygun olan seçeneği işaretlemek.
İkinci Yeni ilkeleriyle örtüşen tek seçeneğin Cemal Süreya'ya ait dizeler olduğu saptanmıştır.
Soruda istenen hedef şiir anlayışına ait doğru seçeneği belirlemek için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

İkinci Yeni şiirinin imgeci, soyut ve alışılmamış bağdaştırmalara dayalı dil yapısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6297Soru

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Suriye ve Filistin'deki yedek subaylık günlerinden hareketle Kanal Cephesi'ndeki bozgunu, Osmanlı Devleti'nin Arap vilayetlerini elde tutma politikasını ve bu uğurda Anadolu insanının ihmal edilişini gözlemci ve eleştirel bir üslupla anlatmıştır. Cumhuriyet Dönemi'nde duru ve yalın Türkçe nesrinin (düzyazısının) öncülerinden olan yazarın bu eseri, edebiyatımızda anı türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.

Bu parçada söz edilen Cumhuriyet Dönemi öğretici metin yazarı ve eseri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Falih Rıfkı Atay - Zeytindağı

Cevap

Falih Rıfkı Atay - Zeytindağı
Parçada sözü edilen yazar Falih Rıfkı Atay, eser ise onun Cemal Paşa'nın maiyetindeki subaylık günlerinden yola çıkarak Birinci Dünya Savaşı Suriye-Filistin cephesini anlattığı Zeytindağı adlı eseridir. Eser, sade Türkçe kullanımı ve Anadolu insanının geri planda bırakılmasına yönelik eleştirileriyle Cumhuriyet Dönemi öğretici metinlerinin klasikleşmiş bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen tarihsel ve coğrafi ipuçlarını analiz etmek.
Birinci Dünya Savaşı, Suriye-Filistin cephesi ve Kanal Cephesi bozgunu gibi ipuçlarından yola çıkılarak bahsedilen eserin Zeytindağı olduğu tespit edilir.
Eserlerin içerik ve konu özelliklerini bilmek doğru eşleştirmeyi yapmanın ilk adımıdır.
2
Anlatılan yazarın üslup ve edebi kimliğini belirlemek.
Cumhuriyet Dönemi'nde duru ve yalın Türkçe nesrinin öncüsü olan yazarın Falih Rıfkı Atay olduğu doğrulanır.
Yazarın üslup özellikleri ve edebi kişiliği, eser tespiti ile yazar tespitinin örtüşmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi öğretici metinleri ve Falih Rıfkı Atay'ın anı yazarlığı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6298Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte farklı dönemlerde çeşitli ekonomi politikaları uygulanmıştır. Aşağıda verilen ekonomik gelişmeleri, uygulandıkları tarihi dönemlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması
Birinci Beş Y��llık Sanayi Planı'nın uygulanmaya başlanması
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kurulması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması 1923-1929 dönemiyle, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanması 1930-1950 dönemiyle, Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması ise 1960-1980 dönemiyle eşleşmektedir.
Eşleştirmede; İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması 1923-1929 dönemiyle, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı 1930-1950 dönemiyle ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması 1960-1980 planlı kalkınma dönemiyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
İzmir İktisat Kongresi'nin tarihi belirlenir.
İzmir İktisat Kongresi 1923 yılında düzenlenmiştir.
Bu tarih, Cumhuriyet'in ilk yılları olan ve özel teşebbüsü destekleyen 1923-1929 döneminin başlangıcını oluşturur.
2
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın dönemi belirlenir.
Sanayi planı 1934 yılında yürürlüğe girmiştir.
1929 yılındaki küresel krizden sonra Türkiye devletçi bir ekonomi politikasına geçmiş ve bu planı 1930-1950 döneminde uygulamıştır.
3
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kuruluş dönemi tespit edilir.
DPT 1960 yılında kurulmuştur.
Bu kuruluş, Türkiye'de beş yıllık kalkınma planlarının koordinasyonunu sağlayarak 1960-1980 yılları arasındaki planlı dönemi temsil eder.

Anahtar Kavram

Türkiye'de uygulanan tarihi ekonomi politikaları ve dönemleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6299Soru

Aşağıdaki haritada Türkiye'de verimli alüvyal topraklara sahip iki farklı ova numaralandırılarak gösterilmiştir.

[Harita]

Bu ovaların sanayi tesisleri, konut inşası ve ulaşım hatları gibi tarım dışı faaliyetlerle yapılaşmaya açılması, arazi potansiyeline uygun olmayan yanlış arazi kullanımına örnek oluşturur.

Bu yanlış arazi kullanımının öncelikle aşağıdakilerden hangisine yol açması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal üretim potansiyelinin zarar görerek gıda güvenliğinin tehlikeye girmesine

Cevap

Tarımsal üretim potansiyelinin zarar görerek gıda güvenliğinin tehlikeye girmesine
Doğru cevap, verimli alüvyal düzlüklerin yapılaşmaya açılması sonucunda tarımsal üretim potansiyelinin zarar görmesi ve gıda güvenliğinin tehlikeye girmesidir. Türkiye'de arazi planlamasında en büyük sorunlardan biri, birinci sınıf tarım topraklarının sanayi ve yerleşme gibi amaç dışı kullanılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Arazi kullanımı ve planlaması ilkelerini hatırlamak.
Doğru arazi kullanımı, arazinin yetenek sınıflarına ve doğal özelliklerine uygun olarak kullanılmasıdır.
Soruda bahsedilen tarım topraklarının amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını anlamak için gereklidir.
2
Numaralandırılmış ovaların (I numaralı Bursa Ovası ve II numaralı Çukurova) özelliklerini belirlemek.
Bu alanların yüksek verimli alüvyal topraklara sahip tarım alanları olduğu tespit edilir.
Hangi arazi tipinin tehlike altında olduğunu belirlemek için bu tespit şarttır.
3
Bu alanların tarım dışı amaçlarla kullanılmasının yaratacağı temel olumsuz sonucu analiz etmek.
Tarım arazilerinin betonlaşması doğrudan tarımsal üretim kapasitesinin kaybına ve gıda güvenliğinin tehlikeye girmesine yol açar.
Çevre ve toplum üzerindeki en temel ve doğrudan etkiyi saptamak amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Yanlış Arazi Kullanımının Çevresel ve Ekonomik Sonuçları
Soru 6300Soru

II. Mahmud, 'Müsadere usulünü kaldırıyorum; tebaamdan her kim olursa olsun mal�� ve mülkü elinde kalacaktır. Evlatları babalarının malına varis olabilecektir.' sözleriyle devlet görevlilerinin ve vatandaşların mülkiyet haklarını güvence altına almıştır.

Bu uygulamanın hayata geçirilmesinin Osmanlı devlet ve toplum yapısı üzerindeki doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel mülkiyet hakkının yasal güvence altına alınması ve miras hukukunun gelişmesi

Cevap

Özel mülkiyet hakkının yasal güvence altına alınması ve miras hukukunun gelişmesi
Müsadere usulünün kaldırılması, devletin memurların veya vatandaşların mallarına el koyma uygulamasını sonlandırarak kişilerin mallarını çocuklarına miras bırakabilmesini sağlamıştır. Bu durum özel mülkiyet anlayışının ve miras hakkının güvence altına alınmasını doğrudan etkilemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Müsadere kavramının tanımı ve işlevini belirleme.
Müsadere, Osmanlı Devleti'nde haksız kazanç sağlayan veya görevi kötüye kullanan memurların mallarına devletçe el konulması sistemidir.
Uygulamanın kaldırılmasının neyi hedeflediğini anlamak için öncelikle kavramın ne anlama geldiğini netleştirmek gerekir.
2
II. Mahmud'un müsadereyi kaldırma kararının amacını analiz etme.
Padişahın tebaanın mal ve mülkünün elinde kalacağını ve evlatların babalarının malına varis olabileceğini belirtmesi, miras hakkının ve kişisel servet birikiminin korunacağını gösterir.
Miras hakkının tanınması, doğrudan özel mülkiyet güvencesini beraberinde getirmektedir.
3
Müsadere usulünün kaldırılmasının doğrudan idari ve hukuki sonuçlarını değerlendirme.
Bireylerin devlet karşısında can ve mal güvenliği artmış, özel mülkiyet yasal zemin kazanmıştır.
Bu reformun doğrudan sonucu, Osmanlı'da özel mülkiyet anlayışının yerleşmesi ve miras hukukunun gelişmesidir.

Anahtar Kavram

Müsadere Usulünün Kaldırılması ve Özel Mülkiyet
ÖncekiSayfa 315 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin