Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6261Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda karara bağlanan aşağıdaki konuları, antlaşmada yer alan çözüm şekilleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kapitülasyonlar
Musul Sorunu
Dış Borçlar
Boğazlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmış; Musul Sorunu Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili görüşmelere bırakılmış; Dış Borçlar Osmanlı'dan ayrılan devletlere paylaştırılarak taksitlendirilmiş; Boğazlar ise uluslararası bir komisyonun yönetimine bırakılmıştır.
Kapitülasyonların kaldırılması tam ekonomik bağımsızlığı sağlamış, Musul Sorunu çözülemeyerek ikili görüşmelere ertelenmiş, Dış Borçlar Osmanlı'dan ayrılan devletlere paylaştırılmış ve Boğazlar uluslararası komisyona bırakılmıştır. Bu eşleştirmeler tarihsel gerçeklere tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Kapitülasyonların durumunu incelemek.
Kapitülasyonların kaldırılması, Türk heyetinin taviz vermediği konulardan biridir ve antlaşmada tamamen kaldırıldığı belirtilmiştir. Bu durum tam ekonomik bağımsızlığı sağlayan ifadeyle eşleşir.
Milli Mücadele'nin ekonomik hedeflerinden biri kapitülasyonların kaldırılmasıdır.
2
Musul Sorunu'nun statüsünü belirlemek.
Musul (Irak sınırı) konusu, Türkiye ile İngiltere arasında anlaşmazlığa yol açtığı için Lozan'da çözülememiş ve konferans sonrasındaki ikili görüşmelere bırakılmıştır.
İngiltere'nin Musul üzerindeki hak iddiaları ve Türkiye'nin Misak-ı Milli sınırlarını savunması süreci tıkamış ve konunun sonraya bırakılmasına neden olmuştur.
3
Osmanlı borçlarının çözüm yöntemini tespit etmek.
Dış borçlar, Osmanlı Devleti'nden ayrılan halef devletler arasında hisseleri oranında paylaştırılmış ve Türkiye'nin üzerine düşen borç tutarı taksitler halinde ödenmek üzere karara bağlanmıştır.
Düyun-u Umumiye'nin tasfiye edilmesi ve mali egemenliğin kurulması hedeflenmiştir.
4
Boğazlar konusunun Lozan'daki durumunu analiz etmek.
Boğazlar'ın geçiş rejimi, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından düzenlenecek ve Boğazlar'ın her iki yakası silahsızlandırılacaktır.
Bu karar Türkiye'nin savunma güvenliğini ve egemenlik haklarını kısıtlayıcı bir nitelik taşımaktadır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'ndaki maddelerin ve çözümlerin Türkiye'nin egemenlik ve bağımsızlık hakları açısından analizi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6262Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunun gelişimine yön veren yazarlar ve eserleri hakkında edindiğiniz bilgileri kullanarak, sol sütunda verilen oyun yazarları ile sağ sütunda yer alan tiyatro eserlerini doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cevat Fehmi Başkut
Refik Erduran
Melih Cevdet Anday
Sabahattin Kudret Aksal

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cevat Fehmi Başkut - Paydos; Refik Erduran - Cengiz Han'ın Bisikleti; Melih Cevdet Anday - Mikado'nun Çöpleri; Sabahattin Kudret Aksal - Kahvede Şenlik Var şeklinde eşleşmelidir.
Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunun gelişiminde önemli yeri olan yazarlar ve eserleri doğru biçimde şu şekilde eşleşir: Cevat Fehmi Başkut - Paydos ile (yurt dışında sahnelenen ilk Türk oyunu), Refik Erduran - Cengiz Han'ın Bisikleti ile (poligami ve sosyal değişimlerin mizahi eleştirisi), Melih Cevdet Anday - Mikado'nun Çöpleri ile (varoluşçu ve felsefi yalnızlık teması), Sabahattin Kudret Aksal - Kahvede Şenlik Var ile (kadın-erkek ilişkilerinin minimalist ve ironik sorgulanışı).

Adım Adım Çözüm

1
Cevat Fehmi Başkut'un eser listesini ve Cumhuriyet dönemi tiyatrosundaki yerini hatırlayın.
Yazarın yurt dışında da büyük başarı kazanan idealist öğretmen Murtaza'nın hikayesini anlattığı 'Paydos' oyunuyla eşleştiği belirlenir.
Cevat Fehmi Başkut'un en tanınmış eseri olan Paydos, yurt dışında sahnelenen ilk Türk oyunu olarak edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir.
2
Refik Erduran'ın Cumhuriyet dönemi tiyatrosundaki toplum eleştirisi ve güldürü unsurlarını barındıran eserlerini tarayın.
Geleneksel evlilik modellerini ve batılılaşma sancılarını ironik biçimde işleyen 'Cengiz Han'ın Bisikleti' adlı oyunun bu yazara ait olduğu tespit edilir.
Cengiz Han'ın Bisikleti, Refik Erduran'ın en önemli ve popüler güldürü-töre komedisi eserlerinden biridir.
3
Melih Cevdet Anday'ın entelektüel, felsefi ve varoluşçu tiyatro çizgisine odaklanın.
İki karakterin bir kış gecesi odada geçen psikolojik diyaloglarına dayanan 'Mikado'nun Çöpleri' eserinin Melih Cevdet Anday ile eşleştiği saptanır.
Mikado'nun Çöpleri, yazarın bireyin yalnızlığını ve iletişimsizliğini sorguladığı başyapıtlarındandır.
4
Sabahattin Kudret Aksal'ın minimalist, soyut ve ironik üslubunu değerlendirin.
Kadın-erkek ilişkilerini evlilik ve para odağında ironik olarak ele alan 'Kahvede Şenlik Var' oyununun Sabahattin Kudret Aksal'a ait olduğu bulunur.
Kahvede Şenlik Var, yazarın biçim ve dil hassasiyetini gösteren, soyutlamaya dayalı başarılı bir komedisidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunda önemli oyun yazarları, eserleri ve bu eserlerin tematik/yapısal özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6263Soru

Tarihî süreçte 'Türkiye' (Tourkia) ifadesi; VI. yüzyılda Bizans kaynaklarında ilk kez Orta Asya için, IX ve X. yüzyıllarda Hazar ülkesi ile Macaristan topraklarını kapsayan Karadeniz'in kuzeyi için, XI. yüzyıldan itibaren ise Anadolu için coğrafi bir terim olarak kullanılmıştır.

Bu bilgiden hareketle 'Türkiye' adının kullanımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk topluluklarının tarihsel süreçteki göç hareketleri ve egemenlik sahalarının değişmesi, coğrafi adlandırmanın da zamanla yer değiştirmesine yol açmıştır.

Cevap

Türk topluluklarının tarihsel süreçteki göç hareketleri ve egemenlik sahalarının değişmesi, coğrafi adlandırmanın da zamanla yer değiştirmesine yol açmıştır.
Türklerin tarih boyunca göçebe yaşam tarzına bağlı olarak geniş bir coğrafyaya yayılması ve farklı bölgelerde egemenlik kurması, yabancı devletlerin (özellikle Bizans'ın) bu bölgeleri Türklerin yoğunluğuna göre 'Türkiye' olarak adlandırmasına sebep olmuştur. VI. yüzyılda Orta Asya, IX ve X. yüzyıllarda Karadeniz'in kuzeyi, XI. yüzyıldan itibaren ise Anadolu'nun bu isimle anılması doğrudan Türk göçleri ve egemenlik alanlarının değişmesi ile ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen paragraftaki tarihsel gelişimi analiz etmek.
'Türkiye' ifadesinin VI. yüzyılda Orta Asya, IX ve X. yüzyıllarda Karadeniz'in kuzeyi ve XI. yüzyıldan itibaren Anadolu için kullanıldığı tespit edilir.
Coğrafi bir terimin hangi zaman dilimlerinde hangi bölgeleri ifade ettiğini anlamak için kronolojik ve mekânsal değişim belirlenmelidir.
2
Bu mekânsal değişimin nedenini Türk tarihi bağlamında yorumlamak.
Türklerin bu dönemlerde sürekli hareket hâlinde (göç) olduğu ve yeni egemenlik alanları kurduğu gerçeğiyle ilişkilendirilir.
Bizans'ın bu bölgeleri 'Türkiye' olarak adlandırmasının nedeni oralarda yoğun Türk nüfusunun ve egemenliğinin bulunmasıdır.
3
Seçenekleri bu doğrultuda değerlendirerek doğru yargıya ulaşmak.
Türk göçleri ve egemenlik değişiminin coğrafi adlandırmaların da yer değiştirmesine neden olduğu yargısı doğru cevap olarak belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki yanlış iddialar elenerek en kapsamlı ve doğru çıkarıma ulaşılır.

Anahtar Kavram

Türkiye isminin coğrafi bir terim olarak kullanımı ve Türk göçlerinin coğrafi adlandırmalara etkisi
Soru 6264Soru

20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti'nin Balkan topraklarında egemenliğini kaybetmesiyle sonuçlanan savaşlar dizisi, bölgedeki dengeleri kökten sarsmıştır. Bu mücadelelerin gelişim sürecinde askeri mağlubiyetler, diplomatik antlaşmalar ve iç siyasi kırılmalar birbirini takip etmiştir.

Buna göre, aşağıda yer alan tarihsel gelişmelerin kronolojik olarak sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Arnavutluk'un bağımsızlık ilan��, Bab-ı Ali Baskını, Londra Antlaşması ve II. Balkan Savaşı'nın başlaması
Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması Arnavutluk'un bağımsızlık ilanı (Kasım 1912), Bab-ı Ali Baskını (Ocak 1913), Londra Antlaşması (Mayıs 1913) ve II. Balkan Savaşı'nın başlaması (Haziran 1913) şeklindedir. Bu durum, olayların gelişim neden-sonuç ilişkisine ve tarihsel gerçekliğe tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak I. Balkan Savaşı sırasında yaşanan ilk siyasi/coğrafi kopuşu belirlemek.
Arnavutluk, I. Balkan Savaşı sürerken Kasım 1912'de bağımsızlığını ilan etmiştir.
Savaşın getirdiği kaos ve Osmanlı topraklarıyla olan kara bağlantısının kesilmesi bu bağımsızlığa zemin hazırlamıştır.
2
Savaş içindeki iç siyasi gelişmeyi (darbeyi) tespit etmek.
İttihat ve Terakki Cemiyeti, Edirne'nin Bulgarlara teslim edileceği propagandasıyla 23 Ocak 1913'te Bab-ı Ali Baskını'nı gerçekleştirmiştir.
Mağlubiyetlerin getirdiği toplumsal ve siyasi hoşnutsuzluk hükümet değişikliğine yol açmıştır.
3
I. Balkan Savaşı'nı resmen bitiren antlaşmayı bulmak.
Osmanlı Devleti, 30 Mayıs 1913'te Londra Antlaşması'nı imzalayarak Midye-Enez hattının batısındaki toprakları kaybetmiştir.
Bab-ı Ali Baskını ile iş başına gelen yeni hükümet de savaşı kazanamamış ve bu ağır barış şartlarını kabul etmek zorunda kalmıştır.
4
Birinci savaşı takip eden ikinci savaşın başlama nedenini değerlendirmek.
Haziran 1913'te Bulgaristan'ın en fazla payı almasına tepki gösteren diğer Balkan devletlerinin saldırısıyla II. Balkan Savaşı başlamıştır.
Londra Antlaşması ile kurulan yeni paylaşım düzeni Balkan devletleri arasındaki dengesizliği artırmıştır.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Sürecinin Kronolojik Gelişimi ve Olaylar Arası Neden-Sonuç İlişkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6265Soru

Doğa olayları, alışılmışın dışında veya o güne kadar görülmemiş sıklıkta ve büyüklükte gerçekleştiğinde "ekstrem olaylar" olarak tanımlanır. Bu olaylar oluşum kökenlerine göre; astronomik, jeolojik-jeomorfolojik ve meteorolojik-klimatolojik olmak üzere üç gruba ayrılır.

Buna göre, aşağıda verilen ekstrem doğa olaylarından hangisi oluşum kökeni bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tropikal siklonlar

Cevap

Tropikal siklonlar
Tropikal siklonlar, sıcak kuşak okyanuslarında ani basınç değişimleri ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle ortaya çıkan çok şiddetli rüzgarlardır ve atmosferik (meteorolojik-klimatolojik) kökenlidir. Diğer tüm seçenekler (heyelanlar, tsunamiler, volkanik püskürmeler ve depremler) ise doğrudan yer kabuğu hareketleri veya jeolojik yapıyla ilişkili olan jeolojik-jeomorfolojik kökenli ekstrem olaylardır. Bu nedenle farklı kökene sahip olan olay tropikal siklonlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekstrem doğa olaylarının kökenlerine göre nasıl sınıflandırıldığı analiz edilir.
Ekstrem olayların astronomik, jeolojik-jeomorfolojik (yer kökenli) ve meteorolojik-klimatolojik (atmosfer kökenli) olarak ü�� ana gruba ayrıldığı görülür.
Soru kökündeki köken farkını ayırt edebilmek için temel teorik bilgiye ihtiyaç vardır.
2
Seçeneklerde verilen olayların hangi kökene ait olduğu belirlenir.
Heyelanlar, tsunamiler, volkanik püskürmeler ve depremlerin yer kabuğu ve yerin derinliklerindeki süreçlerle (jeolojik-jeomorfolojik) ilişkili olduğu; tropikal siklonların ise sıcaklık ve basınç farkı gibi atmosferik süreçlerle (meteorolojik-klimatolojik) ilişkili olduğu tespit edilir.
Her bir doğa olayının tetikleyici unsurunu ve gerçekleştiği ortamı belirleyerek doğru gruplandırma yapılması amaçlanır.
3
Farklı kökene sahip ekstrem olay seçilir.
Dört seçeneğin jeolojik-jeomorfolojik kökenli olduğu, tropikal siklonların ise meteorolojik-klimatolojik kökenli olduğu için farklı grupta yer aldığı sonucuna varılır.
Soru kökündeki yönergeye göre farklı olan olay belirlenmiş olur.

Anahtar Kavram

Ekstrem doğa olaylarının oluşum kökenlerine göre sınıflandırılması
Tahmini Süre:45s
Soru 6266Soru

1980 sonrası Türk şiirinin genel özellikleri düşünüldüğünde;

I. Şiirde ideolojik söylemlerden ve angajmanlardan uzaklaşılarak bireysel duyarlıklara, mistik-metafizik yönelimlere ve kent insanının yalnızlığına odaklanılmıştır.

II. İmgeci ve kapalı bir anlatım benimsenmiş; İkinci Yeni'nin dilsel kazanımlarından yararlanılırken divan ve halk şiiri gibi geleneksel kaynaklara da yönelinmiştir.

III. Şiir, toplumsal çatışmaları ve sınıfsal mücadeleleri kitlelere duyurmak için estetik kaygılardan arındırılmış bir araç olarak görülmüştür.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci yargıların yer aldığı seçenek doğrudur.
Doğru olan seçenekte belirtilen birinci ve ikinci yargılar, 1980 sonrası Türk şiirinin temel özelliklerini doğru bir şekilde yansıtmaktadır. Bu dönemde siyasi ve ideolojik söylemlerden kaçınılmış; bireysel hassasiyetler, mistik ve metafizik yönelimler ön plana çıkmıştır. Ayrıca biçimsel olarak İkinci Yeni'nin imgeciliğinden faydalanılırken geleneksel şiir unsurları da modern bir bakışla eserlere taşınmıştır. Üçüncü yargıdaki şiiri sınıfsal mücadele için estetik kaygılardan arındırılmış bir araç olarak görme anlayışı ise 1960 sonrası toplumcu şiirin karakteristik bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
1980 sonrası Türk şiirinin genel özellikleri ve siyasi arka planı değerlendirilir.
12 Eylül askeri darbesinin yarattığı ortam sebebiyle şairler siyasi ve ideolojik angajmanlardan uzaklaşmış, bireysel temalara, içsel yönelimlere, kent insanının yalnızlığına ve mistik-metafizik konulara ağırlık vermişlerdir. Bu durum birinci yargın��n doğru olduğunu gösterir.
Dönemin zihniyet yapısını ve tematik yönelimini belirlemek için.
2
İkinci yargıda belirtilen biçimsel ve geleneksel eğilimler analiz edilir.
1980 kuşağı şairleri imgeci ve kapalı bir dil yapısını savunarak İkinci Yeni'nin getirdiği kazanımları sürdürmüş, aynı zamanda halk ve divan şiiri gibi geleneksel birikimlerden faydalanmışlardır. Bu durum ikinci yargının doğru olduğunu gösterir.
Dönem şiirinin dil, üslup ve gelenekle olan ilişkisini değerlendirmek için.
3
Üçüncü yargının hangi dönemin şiir anlayışını temsil ettiği saptanır.
Şiiri ideolojik mücadelenin, sınıfsal kavganın ve toplumsal değişimin bir aracı olarak gören anlayış 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiire aittir. 1980 şairleri ise şiiri estetik bir amaç olarak benimsemişlerdir. Dolayısıyla bu yargı yanlıştır.
1960 sonrası toplumcu şiir ile 1980 sonrası şiir arasındaki temel işlevsel farkı saptamak için.

Anahtar Kavram

1980 Sonrası Türk Şiiri ve Dönem Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6267Soru

Türkiye'de yer altı kaynaklarının ekonomik bir değer olarak işletilmesi ve ekonomi politikalarında kullanımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Madenlerin ülke ekonomisine katkı sağlayabilmesi için tenör oranının yüksek ve rezerv miktarının işletmeye uygun büyüklükte olması gerekir.

Cevap

Madenlerin ülke ekonomisine katkı sağlayabilmesi için tenör oranının yüksek ve rezerv miktarının işletmeye uygun büyüklükte olması gerekir.
Madenlerin ekonomik bir değer olarak işletilebilmesi ve ülke ekonomisine katkı sunabilmesi için maden yatağındaki tenör (saf metal) oranının yüksek olması ve toplam rezervin çıkarılmaya değer miktarda bulunması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'de yer altı kaynaklarının işletilme şartlarını ve ekonomi üzerindeki etkilerini incelemek.
Madenlerin işletilmesinde tenör (saf metal) oranının ve rezerv miktarının ekonomik karlılık için en temel faktörler olduğu belirlenir.
Madenin işletilmesi için harcanan sermaye ve emeğin karşılığının alınabilmesi, kaynağın kalitesine ve miktarına bağlıdır.
2
Maden çeşitliliği ile rezerv miktarı arasındaki farkı değerlendirmek.
Bir bölgede çok farklı maden türlerinin bulunmasının (çeşitlilik), bu madenlerin her birinin yüksek miktarda (rezerv) olduğu anlamına gelmediği anlaşılır.
Çeşitlilik jeolojik yapı ile ilgiliyken, rezerv miktarı ekonomik olarak işletilebilirlik sınırını belirler.

Anahtar Kavram

Türkiye'de yer altı kaynaklarının işletilme şartları ve ekonomiyle ilişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6268Soru

İtilaf Devletleri temsilcisi ile TBMM Hükümeti yetkilisi arasında geçen bir diplomatik görüşmede şu konuşma gerçekleşmiştir:

İtilaf Temsilcisi: "Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin resmi temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Bu nedenle Ankara'daki hükümetin de bu antlaşma şartlarına uyması uluslararası hukukun bir gereğidir."

TBMM Yetkilisi: "Uluslararası hukuk, bir antlaşmanın geçerliliğini yalnızca imza atan kişilerin unvanlarına değil, o devletin iç hukukundaki anayasal onay mekanizmalarının tamamlanmış olmasına da bağlar. Ortada millet iradesini yansıtan ve onay veren bir yasama organı yoktur."

Bu diyalogda TBMM yetkilisinin, Sevr Antlaşması'nın hukuken geçersizliğini savunurken dayandığı temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının Meclis-i Mebusan'ın onayından geçtikten sonra yürürlüğe girebileceği kuralı

Cevap

Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının Meclis-i Mebusan'ın onayından geçtikten sonra yürürlüğe girebileceği kuralı
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı dönemde yürürlükte olan Osmanlı anayasası (Kanun-i Esasi) gereğince, devlet adına imzalanan barış antlaşmalarının geçerli olabilmesi için Meclis-i Mebusan'ın onayından geçmesi yasal bir zorunluluktur. İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgali sonrasında Mebusan Meclisi kapatıldığı için antlaşma onaylanamamış ve hukuken geçersiz kalmıştır. TBMM yetkilisi de konuşmasında tam olarak bu iç hukuk onay mekanizmasına ve yasama organının (meclisin) yokluğuna vurgu yapmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogda geçen 'iç hukukundaki anayasal onay mekanizmaları' ve 'yasama organı' ifadelerini analiz etmek.
TBMM yetkilisinin, antlaşmanın geçerliliğini devletin anayasal kurumlarının onayına bağladığı belirlenir.
Sorunun kökündeki hukuki argümanın neye dayandırıldığını tespit etmek için.
2
Dönemin yürürlükte olan anayasası olan Kanun-i Esasi'nin antlaşmalarla ilgili hükmünü hatırlamak.
Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının yürürlüğe girebilmesi için Meclis-i Mebusan tarafından onaylanması gerektiği bilgisine ulaşılır.
TBMM yetkilisinin bahsettiği anayasal onay organının Meclis-i Mebusan olduğunu doğrulamak için.
3
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı tarihte (Ağustos 1920) Meclis-i Mebusan'ın durumunu değerlendirmek.
Meclis-i Mebusan'ın Mart 1920'de kapatıldığı ve antlaşmayı onaylayacak bir meclis bulunmadığı için Sevr'in hukuken geçersiz kaldığı sonucuna varılır.
Hukuki geçersizliğin temel nedenini netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Kanun-i Esasi gereğince Meclis-i Mebusan'ın onayından geçmediği için hukuken geçersiz (ölü doğmuş) olması.
Soru 6269Soru

Mısır'da hüküm sürmüş olan Türk-İslam devletleri ile bu devletlerin tarihsel süreçteki en belirgin özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tolunoğulları
Akşitler (İhşidiler)
Eyyubiler
Memlükler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tolunoğulları devletinin maristan hastaneleriyle, Akşitlerin Hicaz bölgesindeki ilk Türk egemenliğiyle, Eyyubilerin Hıttin Savaşı ve Kudüs'ün fethiyle, Memlüklerin ise komutanların tahta geçebildiği özgün veraset sistemiyle eşleşmesi gerekmektedir.
Eşleştirme, Mısır'da kurulan ilk Türk-İslam devleti olan Tolunoğullarının maristan hastanelerini, Hicaz'a hakim olan ilk Türk devleti olan Akşitleri, Hıttin Savaşı ile Kudüs'ü kurtaran Eyyubileri ve komutanların sultan olabildiği özgün veraset sistemiyle öne çıkan Memlükleri doğru şekilde bir araya getirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tolunoğulları devletinin ayırt edici sosyal ve mimari özelliklerini belirlemek
Mısır'da kurulan ilk Türk-İslam devleti olduğu ve halka ücretsiz hizmet veren maristan adlı hastaneleri kurduğu bilgisiyle eşleştirilir.
Tolunoğullarının kurduğu hastaneler tıp tarihi ve sosyal devlet anlayışı açısından en karakteristik özellikleridir.
2
Akşitler (İhşidiler) devletinin coğrafi sınırlarını ve İslam dünyasındaki yerini analiz etmek
Hicaz bölgesine (Mekke ve Medine) hakim olan ilk Türk devleti olduğu bilgisiyle eşleştirilir.
Akşitlerin egemenlik alanının Hicaz'ı kapsaması onları diğer Mısır merkezli Türk devletleri arasında öncü kılmaktadır.
3
Eyyubiler devletinin Haçlı ordularına karşı kazandığı askeri başarıyı incelemek
Hıttin Savaşı ile Kudüs'ü Haçlıların elinden kurtardığı bilgisiyle eşleştirilir.
Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü fethi, Eyyubilerin tarihteki en büyük askeri ve siyasi başarısıdır.
4
Memlükler devletinin veraset ve tahta geçiş mekanizmasını incelemek
Geleneksel hanedan veraseti yerine ordu komutanlarının da tahta geçebildiği farklı bir sistem uyguladığı bilgisiyle eşleştirilir.
Memlük yönetim yapısının klasik kut anlayışından farkını kavramak devlet teşkilatı bilgisinin ölçülmesi açısından önemlidir.

Anahtar Kavram

Mısır'da kurulan Türk-İslam devletlerinin siyasi, askeri, sosyal ve yönetimsel özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6270Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Cumhuriyet Dönemi romanlarını, sağ sütundaki tematik açıklamalarıyla ve kahramanlarının yönelimleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Matmazel Noraliya'nın Koltuğu
Mesihpaşa İmamı
Köse Kadı
Fahim Bey ve Biz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Matmazel Noraliya'nın Koltuğu romanı ruhsal bunalımlar yaşayan Ferit'in mistik y��nelimini anlatan açıklamayla; Mesihpaşa İmamı romanı cemaat sorumluluğu ile nefsi arasında kalan Halis Efendi'yi konu alan açıklamayla; Köse Kadı romanı Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'ndeki sınır boylarında geçen milli-dini mücadeleleri içeren açıklamayla; Fahim Bey ve Biz romanı ise mazi özlemi çeken ve hayali şirket kuran Fahim Bey'in dünyasını işleyen açıklamayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; tıp eğitimini yarım bırakan ve manevi aydınlanma yaşayan Ferit karakterinin yer aldığı ilk açıklama Peyami Safa'nın 'Matmazel Noraliya'nın Koltuğu' eseriyle eşleşir. Zaafları ile dinî vecibeleri arasında kalan Halis Efendi'nin anlatıldığı ikinci açıklama Samiha Ayverdi'nin 'Mesihpaşa İmamı' eseriyle ilişkilendirilir. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Macaristan sınır boylarındaki milli mücadeleyi konu edinen üçüncü açıklama Bahaeddin Özkişi'nin 'Köse Kadı' romanıyla örtüşür. Londra hatıraları ve hayali pamuk şirketiyle bilinen Fahim Bey'in melankolik dünyasını anlatan son açıklama ise Abdülhak Şinasi Hisar'ın 'Fahim Bey ve Biz' eseriyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki Cumhuriyet Dönemi romanlarının yazarlarını ve ait oldukları edebi eğilimleri sınıflandırın.
Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (Peyami Safa) ve Fahim Bey ve Biz (Abdülhak Şinasi Hisar) bireyin iç dünyasını esas alan; Mesihpaşa İmamı (Samiha Ayverdi) ve Köse Kadı (Bahaeddin Özkişi) milli-dini zevk ve duyarlılığı yansıtan eserlerdir.
Eserlerin ait oldukları edebi yönelimleri bilmek, tematik açıklamalarla aralarında kurulacak ilk bağlantıları belirlemede kolaylık sağlar.
2
Sağ sütundaki tematik açıklamaların hangi roman kahramanları ve olay örgüleriyle örtüştüğünü tespit edin.
Ferit karakteri ve manevi yönelimi Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ile; Halis Efendi'nin nefis mücadelesi Mesihpaşa İmamı ile; Kanuni Dönemi serhat boylarındaki mücadeleler Köse Kadı ile; Londra hatıraları ve hayali pamuk şirketi ise Fahim Bey ve Biz ile uyuşmaktadır.
Roman kahramanlarının isimleri ve eserlerin ayırt edici olay örgüsü unsurları, eşleştirmeyi hatasız yapabilmek için en somut kanıtlardır.
3
Elde ettiğiniz karakter ve tema eşleştirmelerini birleştirerek sol ve sağ sütundaki ögeleri birbirine bağlayın.
Bütün romanlar doğru a��ıklamalarıyla (sol_1-sağ_1, sol_2-sağ_2, sol_3-sağ_3, sol_4-sağ_4 şeklinde) tam olarak eşleşir.
Eserlerin ana karakterleri ve olay örgüleri analiz edilerek ulaşılan sonuçların sentezlenmesiyle nihai eşleşme tamamlanmış olur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hikaye ve Romanında Milli-Dini Zevk ve Bireyin İç Dünyasını Esas Alanlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6271Soru

Misak-ı Millî kararlarının 28 Ocak 1920'de kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin büyük tepkisine yol açmış; bu süreç Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin düş��rülmesine, ardından 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal eden İtilaf Devletleri'nin meclisi basarak milletvekillerini sürgüne göndermesine neden olmuştur.

Buna göre, Misak-ı Millî'nin kabulü ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Misak-ı Millî’nin kabulü, İtilaf Devletleri’nin çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği için milli iradeyi temsil eden Mebusan Meclisi'nin fiilen kapatılmasına zemin hazırlamıştır.

Cevap

Misak-ı Millî’nin kabulü, İtilaf Devletleri’nin çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği için milli iradeyi temsil eden Mebusan Meclisi'nin fiilen kapatılmasına zemin hazırlamıştır.
Misak-ı Millî kararları, İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkesi sonrasında Anadolu'da gerçekleştirmek istediği planları ve kapitülasyon çıkarlarını doğrudan tehdit etmiştir. Bu kararların Mebusan Meclisi'nde oy birliğiyle kabul edilmesi üzerine İtilaf Devletleri, meclisi fiilen kapatarak halkın iradesini cezalandırmak istemiş ve İstanbul'u resmen işgal etmiştir. Bu durum iki olay arasındaki doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî kararlarının niteliğini ve hangi parlamentoda kabul edildiğini belirleme.
Misak-ı Millî kararları, İstanbul'daki Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmiş olup tam bağımsızlık, sınırlar ve kapitülasyonların kaldırılması ilkelerini içermektedir.
Kararların İtilaf Devletleri'nin çıkarları üzerindeki etkisini doğru saptamak için.
2
Misak-ı Millî'nin kabulü ile İstanbul'un işgali arasındaki neden-sonuç ilişkisini analiz etme.
İtilaf Devletleri bağımsızlık yanlısı bu kararlara tepki göstererek Ali Rıza Paşa Hükûmeti'ni düşürmüş ve meclis iradesini yok etmek amacıyla 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal edip Mebusan Meclisi'ni kapatmıştır.
Olayların gelişim sırasını ve neden-sonuç bütünlüğünü kurmak için.
3
Çeldiricilerdeki kavramsal ve kronolojik hataları eleyerek doğru yargıya ulaşma.
Misak-ı Millî'nin Birinci TBMM'de kabul edildiği iddiası meclis aidiyeti hatasıdır; Sevr Antlaşması ve saltanatın lağvedilmesiyle ilgili seçenekler ise tarihsel anachronism içerdiğinden elenir.
Yanlış seçenekleri net gerekçelerle eleyip doğru cevabı doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmesinin İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesine ve meclisi kapatmasına yol açması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6272Soru

Alp Arslan’ın otağında yanan kandil, sadece çadırın içini değil; Malazgirt Ovası’nı, oradan da bütün bir Anadolu coğrafyasının geleceğini aydınlatıyordu. Sarı Hoca, rüyasında gördüğü yeşil sancakların bu topraklara kök salacağını söylerken aslında bir fethin değil, bir vatan kurma ülküsün��n manevi harcını karıyordu. Bu topraklar, kilitli bir kapıydı ve o kilidin anahtarı kandan, demirden ziyade imanla ve adaletle dövülmüştü. Malazgirt’ten başlayarak Anadolu’nun fethi ve vatanlaşma s��recini destansı bir üslupla, millî-dinî değerler etrafında şekillendiren bu anlatı, Türk tarihinin dönüm noktalarını birer birer işleme gayretinin ilk ürünüydü.

Bu parçada sözü edilen edebi yönelim, tema ve şahıs kadrosu dikkate alındığında, bu metnin aşağıdaki eserlerin hangisinden alındığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kilit

Cevap

Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Malazgirt Savaşı'nı ve Anadolu'nun vatanlaşma sürecini konu edinen Kilit adlı romanı
Doğru cevap, metindeki tüm ipuçlarını karşılayan eserdir. Parçada geçen Alp Arslan, Malazgirt Ovası, Sarı Hoca karakterleri ve 'kilitli bir kapı' benzetmesi, Cumhuriyet Dönemi millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan romanların önemli temsilcisi olan Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Kilit adlı romanına aittir. Eser, Anadolu kapılarının Türklere açılışını destansı ve manevi bir üslupla işler.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları ve şahıs kadrosunu belirleme
Metinde geçen 'Alp Arslan', 'Malazgirt Ovası', 'Sarı Hoca' ve 'kilitli bir kapı/kilit' ifadeleri bizi doğrudan Selçuklu Dönemi ve Malazgirt fethine götürmektedir.
Sorunun tarihsel çerçevesini çizerek yanlış dönemleri elemek için.
2
Eserin temasını ve edebi yönelimini analiz etme
Metinde 'vatan kurma ülküsünün manevi harcı', 'imanla ve adaletle' ve 'millî-dinî değerler' vurgulanmaktadır. Bu durum eserin 'Cumhuriyet Dönemi'nde Millî-Dinî Zevk ve Duyarlılığı Yans��tan Romanlar' kategorisine girdiğini göstermektedir.
Farklı edebi akımlara (örneğin toplumcu gerçekçilik veya modernizm) ait tarihsel romanları ayırt edebilmek için.
3
Seçeneklerdeki eserleri yazar, dönem ve tema bakımından değerlendirme
Osmancık Osmanlı'nın kuruluşunu (Tarık Buğra), Devlet Ana Osmanlı'nın kuruluşunu toplumcu gerçekçi bir bakışla (Kemal Tahir), Yaban Kurtuluş Savaşı'nı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu), Tutunamayanlar ise bireyin modern toplumdaki yalnızlığını (Oğuz Atay) işler. Malazgirt fethini ve manevi arka planını 'kilit' metaforuyla işleyen tek eser Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Kilit romanıdır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için alternatifleri elemek.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi T��rk edebiyatında millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan romanlar ve tarihsel temaların işlenişi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6273Soru

Mısır'da kurulan Tolunoğulları ve Akşitler (İhşidiler) gibi devletlerde yöneticilerin ve ordunun Türk, halkın ise çoğunlukla Arap olması toplumsal bağları zayıflatmış ve bu devletlerin kısa sürede yıkılmas��na neden olmuştur. Daha sonra bu coğrafyada kurulan Memlükler (Devletü't-Türkiyye) ise hem bu demografik yapıyı başarıyla idare etmiş hem de diğer Türk-İslam devletlerindeki geleneksel veraset anlayışından sapan özgün bir yönetim modeli geliştirmişlerdir.

Buna göre, Memlükleri veraset sistemi yönüyle diğer Türk-İslam devletlerinden ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarlık hakkının belirli bir hanedan soyu yerine en güçlü ordu komutanlarına (emirlere) açık olması

Cevap

Hükümdarlık hakkının belirli bir hanedan soyu yerine en güçlü ordu komutanlarına (emirlere) açık olması
Memlük Devleti'nde, diğer Türk ve İslam devletlerinden farklı olarak tek bir aileye veya hanedana bağlı bir saltanat modeli uygulanmamıştır. Ordu komutanları (emirler) arasından en güçlü ve nüfuzlu olanın sultan olma hakkı bulunmaktaydı. Bu durum tahta geçiş hakkını askeri gücü elinde bulunduran komutanlara açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Memlüklerin diğer Türk-İslam devletlerinden ayrılan yönetimsel yapısını tespit etmek
Geleneksel Türk devletlerinde (Selçuklular, Gazneliler vb.) kut inancı gereği hükümdarlığın tek bir hanedan soyuna ait olduğu, ancak Memlüklerde bu sistemin uygulanmadığı bilgisine ulaşılır.
Memlük veraset sisteminin ayırıcı yönünü belirlemek.
2
Memlük veraset sistemindeki tahta geçiş koşullarını incelemek
Memlük devlet yapısında ordu kökenli komutanların (emirlerin) her birinin sultan olma hakkına sahip olduğu, gücü elinde bulunduranın tahta çıktığı görülür.
Seçenekler arasından bu özgün yapıyı doğru tanımlayan ifadeyi doğrulamak.

Anahtar Kavram

Memlük Devleti'nin Özgün Veraset Sistemi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6274Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sırası: Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelmesi, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, Misak-ı Millî kararlarının kabul edilmesi ve İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.
Kronolojik sıralama Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelişi (27 Aralık 1919), Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin açılmasıyla Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması (Ocak 1920), Misak-ı Millî'nin kabulü (28 Ocak 1920) ve son olarak buna tepki olarak İstanbul'un resmen işgali (16 Mart 1920) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil Heyeti'nin Ankara'ya ulaşma tarihinin belirlenmesi.
Temsil Heyeti 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara'ya gelmiştir.
Mebusan Meclisi seçimlerinin ardından meclis çalışmalarına yakın olmak amaçlanmıştır.
2
Son Osmanlı Mebusan Meclisi bünyesindeki grup oluşumunun belirlenmesi.
Meclis 12 Ocak 1920'de açılmış ve ardından Felah-ı Vatan Grubu kurulmuştur.
Mustafa Kemal'in mecliste Müdafaa-i Hukuk grubu kurma planı yerine bu grup kurulmuştur.
3
Mebusan Meclisi'nde bağımsızlık kararlarının alınması tarihinin belirlenmesi.
Misak-ı Millî kararları 28 Ocak 1920'de kabul edilmiştir.
Felah-ı Vatan Grubu'nun çalışmaları neticesinde vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı karara bağlanmıştır.
4
İtilaf Devletleri'nin meclis kararlarına gösterdiği tepkinin tarihinin belirlenmesi.
İstanbul 16 Mart 1920'de resmen işgal edilmiştir.
İtilaf Devletleri, Misak-ı Millî kararlarının mecliste kabul edilmesini engellemek ve bağımsızlık hareketini bastırmak amacıyla bu işgali gerçekleştirmiştir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının kabul süreci ve İtilaf Devletleri'nin bu kararlara tepkisi olan İstanbul'un resmen işgali arasındaki kronolojik ve neden-sonuç ilişkisi.
Soru 6275Soru

Atatürk Dönemi'nde toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmak, millî ve laik bir düzen oluşturmak ile uluslararası sistemle entegrasyonu sağlamak amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen toplumsal alandaki inkılapların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumsal alanda yapılan inkılapların kronolojik sırası: Şapka İktisası Hakkında Kanun'un çıkarılması (1925), metrik sistemin kabul edilmesi (1931), Soyadı Kanunu'nun kabulü (1934) ve hafta tatilinin cumadan pazara alınması (1935) şeklindedir.
Toplumsal alanda gerçekleştirilen inkılapların kronolojik sırası şu şekildedir: Şapka İktisası Hakkında Kanun (1925) - toplumsal yaşamda kıyafet birliği ve modernleşme amacı taşır. Ölçü birimlerinin değiştirilmesi (1931) - arşın, endaze yerine metre ve kilogram kabul edilerek hem ülke içinde birlik hem de uluslararası ticarette kolaylık hedeflenmiştir. Soyadı Kanunu (1934) - toplumsal hayatta karışıklıkları önleme ve eşitlik sağlama amacına yöneliktir. Hafta tatilinin cumadan pazara alınması (1935) - uluslararası ekonomik entegrasyonu güçlendirmeyi amaçlar. Dolayısıyla doğru sıralama Şapka Kanunu, Ölçüler Kanunu, Soyadı Kanunu ve Hafta Tatili şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihleri belirleme
Şapka Kanunu'nun 1925, Ölçüler Kanunu'nun 1931, Soyadı Kanunu'nun 1934 ve Hafta Tatili Kanunu'nun 1935 yılında kabul edildiği tespit edilir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir inkılabın kanunlaşma yılının bilinmesi gerekmektedir.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralama
1925 (Şapka Kanunu) < 1931 (Metrik Sistem) < 1934 (Soyadı Kanunu) < 1935 (Hafta Tatili)
Kronolojik akışın doğru kurulabilmesi için yılların küçükten büyüğe sıralanması gerekir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi'nde toplumsal alanda yapılan inkılapların amaçları ve kronolojik sırası
Soru 6276Soru

Yeryüzünde biyoçeşitliliğin oluşumu ve dağılışı üzerinde fiziki faktörler (iklim, yer şekilleri, toprak), paleocoğrafya (kıtaların kayma hareketleri, iklim değişiklikleri) ve biyolojik faktörler (insan faaliyetleri ve diğer canlılar) etkilidir.

Buna göre, aşağıdaki coğrafi olguların hangisinde, biyoçeşitlili��in dağılışını etkileyen temel faktör yanlış eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekvatoral yağmur ormanlarında bitkilerin ı��ık rekabetinden dolayı dikey tabakalaşma göstermesi - Paleocoğrafya faktörleri

Cevap

Ekvatoral yağmur ormanlarında bitkilerin ışık rekabetinden dolayı dikey tabakalaşma göstermesi - Paleocoğrafya faktörleri
Ekvatoral yağmur ormanlarında bitkilerin ışık rekabetinden dolayı dikey tabakalaşma göstermesi, günümüzün nem ve sıcaklık koşullarında gelişen fiziki (klimatik) bir adaptasyondur. Paleocoğrafya ise geçmiş jeolojik dönemlerdeki kıtaların kayması ve küresel iklim değişikliklerini kapsar. Bu nedenle bu olgu paleocoğrafya faktörüyle yanlış eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen coğrafi olguların bilimsel olarak hangi faktör grubuna girdiğini belirlemek için analiz yapılır.
Akdeniz havzası ile Kaliforniya'daki maki topluluklarının klimatik faktörlerle; Panama Kara Köprüsü'ndeki tür geçişlerinin paleocoğrafyayla; dağlık alanlardaki bitki farklılaşmasının jeomorfolojik faktörlerle; sulak alan tahribatının ise biyolojik faktörlerle ilişkili olduğu belirlenir.
Eşleştirmelerin hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu ayırt etmek için.
2
Dikey tabakalaşma gösteren orman yapısının paleocoğrafik bir faktör olup olmadığı incelenir.
Bu durumun, nemli ve sıcak iklim ortamında hızlı büyüyen ağaçların güneş ışığından yararlanmak için girdikleri rekabetten kaynaklandığı ve fiziki (klimatik) bir faktör olduğu tespit edilir. Paleocoğrafya ise geçmiş jeolojik dönemlerdeki kıta hareketlerini ve iklim değişimlerini inceler.
Yanlış eşleştirilmiş seçeneği kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin dağılışında rol oynayan fiziki (klimatik, jeomorfolojik), paleocoğrafik ve biyolojik faktörlerin ayrımı.
Soru 6277Soru

Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar geçen süreçte beşeri faaliyetler nedeniyle atmosferdeki sera gazı oranları artmış ve bu durum küresel iklim değişimine yol açmıştır. Küresel iklim değişiminin doğal sistemler üzerinde zincirleme etkileri bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi küresel iklim değişiminin hidrosfer (su küre) üzerindeki doğrudan etkilerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi

Cevap

Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi
Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi ifadesi doğrudur. Küresel sıcaklık artışının okyanus ve denizler üzerindeki en doğrudan fiziksel etkisi, karalardaki buzul kütlelerinin erimesi ve ısınan suyun genleşmesiyle deniz seviyelerinin yükselmesidir. Bu süreç doğrudan hidrosferi (su küre) etkiler.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen hidrosfer (su küre) kavramının kapsamını belirlemek.
Hidrosfer; okyanuslar, denizler, buzullar, göller, akarsular ve yeraltı sularından oluşan su küreyi ifade eder.
Küresel iklim değişiminin hangi ortamı doğrudan etkilediğini sınıflandırabilmek için bu tanımlama gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen olayların hangi doğal sistemle (küreyle) doğrudan ilişkili olduğunu analiz etmek.
Buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi doğrudan hidrosfer ile ilgilidir. Karbondioksit artışı atmosferle, deprem ve volkanizma litosferle (yer kabuğu), biyom sınırlarının değişimi ise biyosferle (canlılar küresi) ilgilidir.
Doğru seçeneği bulmak için seçeneklerdeki olayların etki alanlarını ayırt etmek gerekir.
3
Hidrosfer üzerindeki doğrudan etkiyi gösteren seçeneği belirlemek.
Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi doğrudan hidrosfer üzerindeki bir etkidir.
Sıcaklık artışının su kütleleri üzerindeki en net ve doğrudan fiziksel sonucu budur.

Anahtar Kavram

Küresel iklim değişiminin hidrosfer üzerindeki etkileri
Soru 6278Soru

Türkiye'deki yerleşmelerin tarihsel gelişim süreçleri, fonksiyonel yapıları ve dokusal özellikleri göz önüne alındığında, sol tarafta verilen açıklamaları sağ taraftaki en uygun kavram veya etmenlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karabük ve İskenderun gibi şehirlerin kurulup hızlı büyümesinde ve fonksiyonel gelişiminde en belirleyici olan beşeri etken
Çatalhöyük ve Göbeklitepe gibi Anadolu'daki ilk yerleşmelerin yer seçiminde ve gelişiminde rol oynayan temel faktörler
Doğu Karadeniz kıyı kuşağındaki kırsal yerleşmelerin dağınık dokulu bir özellik kazanmasının temel nedeni
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kırsal yerleşmelerin toplu dokulu bir yapı sergilemesinin ana sebebi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karabük ve İskenderun gibi şehirlerin gelişimi sanayi faaliyetleriyle; Çatalhöyük ve Göbeklitepe'nin gelişimi ilk tarım ve su kaynaklarıyla; Doğu Karadeniz'deki dağınık yerleşmeler engebeli arazi ve bol su kaynaklarıyla; İç ve Güneydoğu Anadolu'daki toplu yerleşmeler ise sade yer şekilleri ve su kıtlığıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler yapıldığında; ağır sanayi tesisleri Karabük ve İskenderun ile, Neolitik tarım ve su kaynakları Çatalhöyük ve Göbeklitepe ile, engebeli arazi ile bol su kaynakları Doğu Karadeniz'in dağınık yerleşmeleri ile, sade yer şekilleri ve su kıtlığı ise İç ve Güneydoğu Anadolu'nun toplu yerleşmeleri ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin ekonomik fonksiyonlarının ve gelişim nedenlerinin analiz edilmesi.
Karabük ve İskenderun gibi kentlerde sanayi tesislerinin (demir-çelik) kurulması, bu şehirlerin birer sanayi merkezine dönüşmesini sağlamıştır.
Karabük'teki taş kömürü (enerji kaynağı) varlığı ve İskenderun'daki liman ulaşım kolaylığı, bu sanayi yatırımlarının yapılmasında belirleyici olmuştur.
2
Tarih öncesi yerleşmelerin kuruluş şartlarının incelenmesi.
Çatalhöyük ve Göbeklitepe gibi ilk yerleşmelerin seçilmesinde tarımsal elverişlilik ve su kaynakları etkili olmuştur.
İnsanlığın ilk yerleşik hayata geçiş dönemlerinde temel geçim kaynağının tarım olması, sulak alanları ve verimli ovaları cazip kılmıştır.
3
Kırsal yerleşme dokularının doğal çevre faktörleriyle ilişkilendirilmesi.
Dağınık doku bol su ve engebeli rölyefle; toplu doku ise su kıtlığı ve sade rölyefle eşleştirilmiştir.
Doğu Karadeniz'de suyun bol olması yerleşmelerin yayılmasına izin verirken, İç ve Güneydoğu Anadolu'da su kıtlığı insanları tek bir su kaynağı çevresinde toplamıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de yerleşmelerin dağılışını, tarihsel gelişimini, fonksiyonlarını ve dokusal özelliklerini etkileyen fiziki ve beşeri coğrafya unsurları.
Soru 6279Soru

Lozan Barış Konferansı'nda taraflar arasında çözüme kavuşturulamayan Irak sınırı (Musul) meselesi, antlaşmanın imzalanmasından sonraki dokuz ay içinde Türkiye ile ��ngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakılmıştır. Bu süre zarfında da bir uzlaşma sağlanamazsa konunun Milletler Cemiyetine götürülmesi kararlaştırılmıştır.

Bu bilgilere göre, Lozan Barış Antlaşması ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin kesin ve nihai bir çözüme ulaştırılamadığına

Cevap

Konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin kesin ve nihai bir çözüme ulaştırılamadığına
Doğru cevap, konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin kesin ve nihai bir çözüme ulaştırılamadığı yargısıdır. Metinde belirtildiği üzere Irak sınırı (Musul sorunu) Lozan Konferansı'nda çözülemeyerek antlaşma sonrasına ertelenmiştir. Bu durum, antlaşmanın imzalanmasıyla tüm sorunların tamamen çözülemediğini açıkça göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metni analiz etme
Lozan'da Musul (Irak sınırı) meselesinin çözülemediği, antlaşmadan sonraya (ikili görüşmelere ve gerekirse Milletler Cemiyetine) bırakıldığı tespit edilir.
Soruda verilen öncül bilgiyi doğru şekilde anlamak ve çıkarım yapmak.
2
Seçenekleri değerlendirme
Irak sınırının kesin olarak çizilmediği, aksine ertelendiği görülür. Diğer ertelenmeyen konularla (kapitülasyonlar vb.) ve tarihsel kronolojiyle (Milletler Cemiyeti üyeliği) çelişen seçenekler elenir.
Çözülemeyen bir konunun ertelenmesinin, antlaşmada her konunun nihayete erdirilemediği anlamına geldiğini doğrulamak.
3
Sonuca ulaşma
Metinden çıkarılabilecek en kesin yargının, konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin nihai bir çözüme ulaştırılamayıp sonraya bırakıldığı yargısı olduğu belirlenir.
Doğru seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda çözülemeyen veya ertelenen konular ve bunların Türk dış politikasına etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6280Soru

Atatürk Dönemi'nde eğitim ve kültür alanında gerçekleştirilen inkılaplar, çağdaşlaşma ve millî kimliğin inşası yolunda önemli adımlardır.

Aşağıda sol sütunda verilen eğitim-kültür inkılapları ile sağ sütundaki temel amaçlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tevhid-i Tedrisat Kanunu
Millet Mektepleri
Türk Tarih Kurumu
Üniversite Reformu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile öğretim birliğinin sağlanması; Millet Mektepleri ile yeni harflerin yetişkinlere öğretilmesi; Türk Tarih Kurumu ile millî tarihin araştırılması; Üniversite Reformu ile yükseköğretimin modernize edilmesi eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler, her inkılabın kendi kuruluş kanunundaki veya uygulanma sürecindeki temel hedefleriyle birebir örtüşmektedir. Tevhid-i Tedrisat eğitimde birliği, Millet Mektepleri yeni harflerin halka öğretilmesini, Türk Tarih Kurumu millî tarih tezinin araştırılmasını, Üniversite Reformu ise yükseköğretimin çağdaşlaşmasını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun (3 Mart 1924) eğitim kurumlarını tek çatı altında toplayarak öğretim birliğini sağlama amacını belirleme.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, eğitimde laikleşme ve birlik amacıyla eşleşir.
Yasanın temel amacı medreseleri kapatıp tüm okulları Maarif Vekaletine bağlamaktır.
2
Harf İnkılabı sonrasında açılan Millet Mektepleri'nin okul çağını geçmiş halka okuma yazma öğretme misyonunu analiz etme.
Millet Mektepleri, yeni harflerin yetişkinlere öğretilmesi amacıyla eşleşir.
Yeni harflerin toplum genelinde hızla yaygınlaşması için yetişkinlere yönelik kurslar düzenlenmiştir.
3
Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş gerekçesini, millî kimlik inşası ve Türk tarihinin bilimsel araştırması çerçevesinde değerlendirme.
Türk Tarih Kurumu, millî bilincin geliştirilmesi amacıyla eşleşir.
Atatürk'ün milliyetçilik ilkesi doğrultusunda Türk tarihinin köklerini araştırmak için kurulmuştur.
4
İstanbul Darülfünunu'nun kapatılıp İstanbul Üniversitesi'nin kurulmasını öngören 1933 Üniversite Reformu'nu inceleme.
Üniversite Reformu, yükseköğretimin çağdaşlaştırılması amacıyla eşleşir.
Cumhuriyet rejiminin ihtiyaç duyduğu bilim insanlarını yetiştirmek ve bilimi modernleştirmek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılapların Amaç ve İşlevleri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 314 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin