Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6741Soru

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'de uygulanan iç politika tedbirleri ile dış politikadaki diplomatik geli��meleri ilgili açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Milli Korunma Kanunu
Varlık Vergisi
Adana Konferansı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Milli Korunma Kanunu olağanüstü ekonomik denetim yetkileriyle, Varlık Vergisi haksız kazançların vergilendirilmesi ve Aşkale çalışma kamplarıyla, Adana Konferansı ise İsmet İnönü ile Winston Churchill arasındaki diplomatik görüşmeyle eşleşmektedir.
Milli Korunma Kanunu olağanüstü ekonomik denetim yetkileri sunan yasal düzenlemeyle, Varlık Vergisi savaş zenginliğini vergilendiren ve Aşkale yaptırımını içeren düzenlemeyle, Adana Konferansı ise İsmet İnönü ile Winston Churchill arasındaki diplomatik görüşmeyle doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Milli Korunma Kanunu'nun içeriğini ve amacını analiz etme
Bu kanunun devlete üretim ve dağıtımı kontrol etme, fiyat belirleme ve zorunlu çalışma getirme gibi geniş yetkiler tanıdığı belirlenir. Bu doğrultuda ilgili açıklama ile eşleştirilir.
Milli Korunma Kanunu, savaş ekonomisini yönetmek için çıkarılan en kapsamlı yasal tedbirdir.
2
Varlık Vergisi'nin niteliğini ve yaptırımlarını inceleme
Savaş zenginlerini hedef alan bu verginin ödenmemesi durumunda Aşkale'deki çalışma kamplarına gönderilme cezası içerdiği tespit edilir ve uygun açıklama ile eşleştirilir.
Varlık Vergisi, savaş dönemi uygulamaları içinde en çok tartışılan mali önlemlerden biridir.
3
Adana Konferansı'nın diplomatik önemini değerlendirme
Bu konferansın İngiltere Başbakanı Churchill ve Cumhurbaşkanı İnönü arasında gerçekleşen, Türkiye'nin savaşa girmesini hedefleyen diplomatik bir zirve olduğu belirlenerek eşleştirme tamamlanır.
Adana Konferansı, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'ndaki tarafsızlık politikasını korumak için yürüttüğü aktif diplomasinin önemli bir aşamasıdır.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Döneminde Türkiye'nin İç ve Dış Politikası
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6742Soru

1971 yılında ABD masa tenisi takımının Pekin'i ziyaret etmesiyle başlayan ve 'Ping-Pong Diplomasisi' olarak bilinen yakınlaşma süreci, Washington ile Pekin arasındaki buzları eritirken Sovyetler Birliği (SSCB) yönetiminde ciddi bir güvenlik endişesine yol açmıştır. SSCB, bu iki gücün kendisine karşı ortak bir cephe oluşturmasını engellemek amacıyla ABD ile olan gerginliği azaltma yoluna gitmiştir.

Bu durumun, Yumuşama Dönemi'nin gelişim sürecinde aşağıdakilerden hangisine doğrudan zemin hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ABD ile SSCB arasında stratejik silahların sınırlandırılmasını öngören SALT-I Antlaşması'nın imzalanmasına

Cevap

ABD ile SSCB arasında stratejik silahların sınırlandırılmasını öngören SALT-I Antlaşması'nın imzalanmasına
Ping-Pong Diplomasisi ile ABD ve Çin arasında başlayan yakınlaşma, Sovyetler Birliği'ni uluslararası alanda yalnız kalma endişesine sevk etmiştir. SSCB, ABD ile Çin'in kendisine karşı ortak hareket etmesini engellemek ve Doğu Bloku üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla Batı ile ilişkileri yumuşatma politikasını hızlandırmıştır. Bu stratejik adımın en doğrudan ve somut sonucu, 1972 yılında Moskova'da imzalanan ve nükleer silahların sınırlandırılmasını öngören SALT-I Antlaşması olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Ping-Pong Diplomasisi'nin diplomatik niteliğini ve aktörlerini analiz etmek.
Bu diplomasinin, 1971 yılında ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkileri normalleştirme adımı olduğu belirlenir.
Olayın hangi dönemde ve hangi ülkeler arasında gerçekleştiğini doğru konumlandırmak gerekir.
2
Gelişmenin Sovyetler Birliği (SSCB) üzerindeki jeopolitik etkisini değerlendirmek.
ABD ile Çin'in yakınlaşması, iki cepheli bir baskı altında kalmaktan çekinen SSCB'yi diplomatik olarak yalnızlaşma korkusuna sevk etmiştir.
SSCB'nin bu yakınlaşmaya karşı kendi güvenliğini sağlamak adına ABD ile doğrudan masaya oturma ihtiyacı hissettiğini kavramak önemlidir.
3
Yumuşama Dönemi'nin bu diplomatik manevra sonrasındaki en büyük somut çıktısını tespit etmek.
SSCB lideri Brejnev ile ABD Başkanı Nixon'ın 1972 yılında Moskova'da bir araya gelerek nükleer silahların sınırlandırılmasını sağlayan SALT-I Antlaşması'nı imzalaması bu sürecin doğrudan sonucudur.
Ping-Pong Diplomasisi'nin yarattığı stratejik dengenin Yumuşama Dönemi antlaşmalarına giden yolu açtığı sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Ping-Pong Diplomasisi ve ABD-Çin yakınlaşmasının SSCB-ABD ilişkilerine (SALT-I) etkisi
Soru 6743Soru

Bir şehrin küresel ölçekte etki alanına sahip olmasında nüfus miktarından ziyade sahip olduğu fonksiyonel özellikleri belirleyici olmaktadır.

Buna g��re;
I. Mekke - Dini
II. New York - Finans
III. Oxford - Eğitim

eşleştirmelerinden hangileri, bu şehirlerin küresel etki alanına ulaşmasında en belirgin olan fonksiyonu doğru göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Mekke - Dini, New York - Finans ve Oxford - Eğitim eşleştirmelerinin tümü do��rudur.
Mekke dini nitelikleriyle milyarlarca Müslümanı etkileyen, New York dünya ekonomisinin kalbinin attığı finans merkezi olan, Oxford ise dünyaca ünlü üniversiteleriyle küresel eğitim odağı olan şehirlerdir. Bu nedenle üç öncüldeki eşleştirmeler de tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin temel fonksiyonel özelliklerini belirleyin.
Mekke kutsal mekanlara ev sahipliği yaptığı için dini; New York küresel borsa ve bankacılık merkezi olduğu için finans; Oxford ise köklü üniversiteleriyle eğitim fonksiyonuna sahiptir.
Şehirlerin etki alanını belirleyen en önemli unsur baskın olan fonksiyonlarıdır.
2
Bu fonksiyonların etki alanlarının küresel olup olmadığını değerlendirin.
Mekke dünyadaki tüm Müslümanlar üzerinde, New York küresel ekonomide, Oxford ise dünya genelindeki eğitim faaliyetlerinde küresel etki yaratmaktadır.
Şehirlerin etki derecesinin (küresel, bölgesel, yerel) doğruluğunu kontrol etmek gerekir.
3
Öncüllerin doğruluğunu kontrol ederek sonuca ulaşın.
I, II ve III numaralı öncüllerin tamamının doğru olduğu tespit edilir.
Soru kökündeki tüm doğru eşleştirmeleri içeren seçeneği bulmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin küresel etki alanları ve bu etkiyi belirleyen baskın fonksiyonları.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6744Soru

I. Dünya Savaşı öncesinde, sanayileşen Avrupa devletlerinin ham madde ve pazar arayışı ile sömürgecilik yarışı, blokların (ittifak ve itilaf gruplarının) oluşmasına yol açmıştır.

Aşağıda verilen diplomatik ve askeri gelişmeleri, I. Dünya Savaşı öncesindeki bloklaşma sürecindeki kronolojik sıralamasına göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla: Üçlü İttifak'ın resmen kurulması (1882), Fransa-Rusya askeri ittifakının imzalanması (1894), İngiltere ile Fransa arasında Samimi Anlaşma'nın imzalanması (1904) ve İngiltere ile Rusya arasında Asya nüfuz alanlarının paylaşılarak Üçlü İtilaf'ın tamamlanması (1907) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, blokların savunma ve sömürge dengelerini kurmak üzere attıkları adımlara dayanır. Üçlü İttifak'ın kurulması (1882) bloklaşmanın ilk temel adımıdır. Buna karşılık Fransa ve Rusya 1894'te ittifak kurmuş, İngiltere ise önce Fransa ile 1904'te, ardından Rusya ile 1907'de anlaşarak Üçlü İtilaf'ı tamamlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bloklaşma sürecinin ilk büyük adımı olan Üçlü İttifak'ın (Bağlaşma) kuruluş tarihini belirleyin.
Almanya liderliğinde Avusturya-Macaristan ve İtalya arasında 1882 yılında Üçlü İttifak kurulmuştur.
Bu ittifak, I. Dünya Savaşı öncesindeki resmi bloklaşmanın başlangıç noktasıdır.
2
Üçlü İttifak'a karşı oluşan ilk dengenin tarihini tespit edin.
Fransa ile Rusya arasında 1894 yılında askeri bir ittifak antlaşması imzalanmıştır.
Almanya karşısında yalnız kalan Fransa ve Rusya, savunma amaçlı bir araya gelmiştir.
3
İngiltere'nin bloklaşma sürecine dahil oluşunun ilk aşamasını belirleyin.
İngiltere ile Fransa arasında 1904 yılında Samimi Anlaşma (Entente Cordiale) imzalanmıştır.
İngiltere, sömürge rekabetinde Almanya'nın tehdidine karşı Fransa ile yakınlaşmıştır.
4
Üçlü İtilaf (Anlaşma) bloğunun resmen tamamlandığı son büyük diplomatik gelişmeyi saptayın.
İngiltere ile Rusya arasında 1907 yılında imzalanan antlaşmayla sömürge sınırları paylaşılmış ve Üçlü İtilaf tamamlanmıştır.
Rusya'nın da İtilaf bloğuna katılmasıyla savaş öncesi iki büyük kutup kesin olarak şekillenmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı öncesindeki bloklaşma adımları ve bu bloklaşmanın kronolojik gelişimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6745Soru

Yıllık yağış miktarının yüksek olduğu ancak bu yağışın yıl içindeki dağılımının belirgin bir şekilde kurak ve yağışlı mevsimler olarak ikiye ayrıldığı bölgelerde, bitkilerin kurak döneme uyum sağlama (adaptasyon) stratejileri benzerlik göstermekle birlikte, sıcaklık ve nem koşullarındaki farklılıklar bitki örtüsünün yapısını değiştirir. Bu durumla ilgili olarak coğrafya dersinde araştırma yapan bir öğrenci, yeryüzündeki iki farklı bölgeye ait şu bilgileri derlemiştir:

* X Bölgesi: Yıllık ortalama sıcaklık yüksek, sıcaklık farkları azdır. Yaz yağışlarıyla yeşeren yüksek boylu otlar ile bu otlar arasında seyrek dağılmış, gövdesinde su depolayabilen kuraklığa dayanıklı ağaçlar yaygındır.
* Y Bölgesi: Mevsimsel sıcaklık farkları daha belirgindir. Yazın esen nemli rüzgarların getirdiği bol yağışla gürleşen geniş yapraklı ormanlar yaygınken, kışın belirginleşen kurak dönemde bu ormanlardaki ağaçlar yapraklarını tamamen döker.

Buna göre, X ve Y bölgelerinde etkili olan biyomlar ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X bölgesi Savan biyomunu, Y bölgesi ise Muson biyomunu temsil eder ve her iki biyomda da bitki örtüsünün yaşamsal faaliyetlerini sınırlayan temel faktör kış kuraklığıdır.

Cevap

X bölgesi Savan biyomunu, Y bölgesi ise Muson biyomunu temsil eder ve her iki biyomda da bitki örtüsünün yaşamsal faaliyetlerini sınırlayan temel faktör kış kuraklığıdır.
Doğru seçenekte belirtildiği gibi, X bölgesi yüksek boylu ot toplulukları ve kuraklığa dayanıklı ağaçlarıyla Savan biyomunu; Y bölgesi ise yaz yağışlarıyla gürleşen kışın yaprak döken ormanlarıyla Muson biyomunu temsil etmektedir. Her iki bölgenin ikliminde de kış mevsimi kurak geçtiği için bitki örtüsünün gelişimini sınırlayan temel ortak faktör kış kuraklığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen X ve Y bölgelerinin iklim, bitki örtüsü ve adaptasyon özelliklerini analiz etmek.
X bölgesinin yüksek sıcaklık, düşük sıcaklık farkı, yaz yağışları ile yeşeren yüksek boylu otlar ve kuraklığa dayanıklı ağaçlar (baobab vb.) barındırdığı görülür; bu özellikler Savan biyomuna işaret eder. Y bölgesinin ise belirgin sıcaklık farkları, yaz yağışları ve kış kuraklığıyla yaprak döken gür ormanlar (teak ağaçları vb.) barındırdığı görülür; bu da Muson biyomuna işaret eder.
Biyomların doğru tespit edilmesi sorunun çözümü için ilk ve en temel aşamadır.
2
Savan ve Muson biyomlarının ortak sınırlayıcı çevre koşullarını belirlemek.
Her iki biyom da yazın bol yağış alırken kışın kurak dönem geçirir. Bu kış kuraklığı, bitkilerin büyümesini, gelişmesini ve yaşamsal faaliyetlerini yürüttüğü vejetasyon dönemini kesintiye uğratan temel sınırlayıcı faktördür.
Biyomların ekolojik özelliklerini ve bitki adaptasyonlarının gerisinde yatan iklimsel sınırlamaları karşılaştırmak amacıyla yapılır.
3
Seçenekleri değerlendirerek yanlış coğrafi konum, toprak tipi ve adaptasyon eşleştirmelerini elemek.
X'in Savan, Y'nin Muson olduğunu doğru belirten ve kış kuraklığının sınırlayıcı etkisini açıklayan ifadenin yer aldığı seçeneğin doğru olduğu doğrulanır. Diğer seçeneklerdeki savanların Güneydoğu Asya'da yaygın olduğu iddiası, podzol ve tundra toprak eşleştirmeleri, çalı (maki) adaptasyonları ve yanlış yarımküre yağış dönemleri elenir.
Çeldiricilerin hangi coğrafi bilgi hatalarına dayandığını netleştirmek için son kontrol yapılır.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomlar ve İklim-Adaptasyon İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6746Soru

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Safeviler üzerine Irakeyn, Tebriz ve Nahcıvan gibi büyük askeri seferler düzenlenmiş ve bu mücadelelerin ardından 1555 yılında Amasya Antlaşması imzalanmıştır.

Buna göre, Amasya Antlaşması'nın Osmanlı diplomasi tarihi açısından taşıdığı temel önem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki devlet arasında imzalanan ilk resmi barış antlaşması olması

Cevap

İki devlet arasında imzalanan ilk resmi barış antlaşması olması
İki devlet arasında imzalanan ilk resmi barış antlaşması olması ifadesi doğrudur. 1555 Amasya Antlaşması, Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında imzalanan ilk resmi barış antlaşması olup doğu sınırındaki çatışmaları uzun süre durdurmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Safevilere karşı düzenlenen askeri harekatların ve bunların diplomatik sonuçlarının incelenmesi.
Irakeyn, Tebriz ve Nahcıvan seferleri sonucunda askeri üstünlük sağlanmış ve Safevilerin barış teklifiyle Amasya Antlaşması imzalanmıştır.
Askeri mücadelenin hangi diplomatik belgeyle son bulduğunu tespit etmek.
2
Amasya Antlaşması'nın tarihsel ve hukuki niteliğinin belirlenmesi.
Bu antlaşmanın, Osmanlı Devleti ile Şii Safevi Devleti arasındaki ilişkileri resmi hukuki zemine oturtan ilk barış belgesi olduğu görülür.
Antlaşmanın diplomasi tarihindeki yerini ve özgün önemini saptamak.
3
Seçeneklerde sunulan diğer ifadelerin tarihi gerçeklerle karşılaştırılarak elenmesi.
Doğuda en geniş sınırlara ulaşılan antlaşmanın Ferhat Paşa Antlaşması olduğu, İpek Yolu kontrolünün veya Basra egemenliğinin seçeneklerdeki gibi sonuçlanmadığı anlaşılır.
Çeldirici seçeneklerin elenerek doğru cevabın netleştirilmesi.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Safevi ilişkileri ve Amasya Antlaşması
Soru 6747Soru

Yeni Türk devletinde ulusal egemenliğin tam anlamıyla hâkim kılınması, devlet organlarının işleyişinin rasyonelleştirilmesi ve laikleşme sürecinin hızlandırılması amacıyla 3 Mart 1924'te kapsamlı hukuki ve siyasi düzenlemeler yapılmıştır. Bu doğrultuda Halifelik kaldırılmış, Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti lağvedilmiştir.

Bu reformların ortak siyasi hedefleri ve devletin kurumsal yapısına etkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu düzenlemelerin doğrudan bir sonucu veya amacı olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümet bunalımlarını sonlandırarak yürütme gücünün kabine sistemi esasına göre organize edilmesini sağlamak

Cevap

Hükümet bunalımlarını sonlandırarak yürütme gücünün kabine sistemi esasına göre organize edilmesini sağlamak
Hükümet bunalımlarının sonlandırılarak kabine sistemine geçilmesi, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesinin doğrudan bir sonucu ve hedefidir. 3 Mart 1924'te kabul edilen kanunlar ise laik devlet düzenini oturtmak, ordunun siyaset üzerindeki etkisini kırmak ve ulusal egemenlik önündeki vesayet organlarını kaldırmak amacı taşır.

Adım Adım Çözüm

1
3 Mart 1924 tarihli kanunların (Halifeliğin, Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin kaldırılması) siyasi hedefleri ve sonuçları analiz edilir.
Bu kanunların laikleşme, orduyu siyasetten ayırma ve milli egemenliği güçlendirme hedefleri taşıdığı saptanır.
Soruda verilen tarih ve kanunların hangi amaçlara hizmet ettiğini belirlemek.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin 3 Mart 1924 reformlarıyla ilişkisi değerlendirilir.
Ordunun siyasetten ayrılması Erkan-ı Harbiye ile, laik yönetim Şer'iyye ile, vakıfların denetimi Evkaf ile, çift başlılığın giderilmesi ise Halifeliğin kaldırılmasıyla örtüşmektedir.
Kanunların doğrudan sonuçlarını seçeneklerle karşılaştırmak.
3
Yürütme organının kabine sistemine göre düzenlenmesi ve hükümet bunalımlarının aşılmasının zamanı ve gerekçesi incelenir.
Bu gelişmenin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanı ile gerçekleştirildiği, dolayısıyla 3 Mart 1924 düzenlemelerinin doğrudan bir sonucu veya amacı olmadığı belirlenir.
Yanlış olan ve soru kökündeki şartı sağlamayan seçeneği ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Siyasi Alandaki İnkılaplar ve 3 Mart 1924 Kanunları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6748Soru

Milli Mücadele Dönemi'nin askeri safhasının sona ermesinden barış antlaşmasının imzalanmasına kadar geçen diplomatik ve siyasi sürece dair aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, Saltanatın kaldırılması, Lozan görüşmelerinin kesintiye uğraması ve Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanması şeklindedir.
Milli Mücadele'nin askeri safhasını bitiren Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922'de imzalanmıştır. İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na İstanbul Hükûmeti'ni de davet ederek ikilik çıkarmak istemesi üzerine saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırılmıştır. Kasım 1922'de başlayan Lozan görüşmeleri, kapitülasyonlar ve Musul gibi konularda uzlaşılamaması üzerine 4 Şubat 1923'te kesintiye uğramıştır. Son olarak görüşmeler tekrar başlamış ve 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın kronolojik yerinin tespiti
Mudanya Ate��kes Antlaşması 11 Ekim 1922'de imzalanmış olup, askeri mücadeleyi bitiren ilk diplomatik olaydır.
Sıralamanın başlangıç noktasıdır.
2
Lozan öncesi siyasi hamlelerin tespiti
İtilaf Devletleri'nin Lozan davetinde ikilik çıkarma planı üzerine saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırılmıştır.
Konferans başlamadan önce Türk tarafının tek temsilci olmasını sağlamak amaçlanmıştır.
3
Konferans içindeki kesinti sürecinin tespiti
Lozan Konferansı 21 Kasım 1922'de başlamış, anlaşmazlıklar nedeniyle 4 Şubat 1923'te kesintiye uğramıştır.
Bu kesinti, nihai antlaşmanın imzalanmasından önceki diplomatik tıkanıklığı ifade eder.
4
Barış antlaşmasının imzalanma tarihinin tespiti
Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalanmıştır.
Süreci nihayete erdiren son aşamadır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi diplomasi tarihi ve Mudanya-Lozan kronolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6749Soru

Aşağıda verilen tarihi gelişmeler ile bu gelişmelerin Osmanlı Devleti ve dünya üzerindeki etkilerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fransız İhtilali ve Milliyetçilik
Sanayi İnkılabı ve S��mürgecilik
Baltalimanı Ticaret Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fransız İhtilali ve Milliyetçilik gelişmesi azınlık isyanlarının başlamasıyla; Sanayi İnkılabı ve Sömürgecilik hammadde ve pazar arayışının küresel rekabete dönüşmesiyle; Baltalimanı Ticaret Antlaşması ise Osmanlı Devleti'nin Avrupa'nın açık pazarı hâline gelmesiyle eşleşmektedir.
Çok uluslu imparatorluklarda azınlık isyanlarının başlaması Fransız İhtilali'nin milliyetçilik akımının, hammadde ve pazar arayışının küresel rekabete dönüşmesi Sanayi İnkılabı'nın, Osmanlı Devleti'nin açık pazar hâline gelmesi ise Baltalimanı Ticaret Antlaşması'nın doğrudan sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Fransız İhtilali'nin siyasi ve toplumsal etkisini analiz etmek.
Fransız İhtilali'nin getirdiği milliyetçilik akımının, Osmanlı Devleti'nin çok uluslu yapısı nedeniyle azınlık gruplar arasında bağımsızlık isyanlarına yol açtığı belirlenir.
Çok uluslu imparatorlukların toprak bütünlüğünü tehdit eden en büyük etken milliyetçilik akımıdır.
2
Sanayi İnkılabı'nın küresel ekonomik etkilerini değerlendirmek.
Sanayileşmeyle birlikte artan hammadde ihtiyacı ve üretilen malların satılması için pazar arayışının, Avrupalı güçler arasındaki sömürgecilik yarışını ve küresel rekabeti tırmandırdığı görülür.
Sanayi İnkılabı ekonomik gücü artırırken hammadde ve pazar ihtiyacını devletler arası rekabetin merkezine taşımıştır.
3
Baltalimanı Ticaret Antlaşması'nın Osmanlı ekonomisine etkisini incelemek.
Bu antlaşmanın gümrük sınırlarını kaldırarak Osmanlı iç piyasasını yabancı malların istilasına açtığı ve yerli sanayiyi baltalayarak ülkeyi açık pazar durumuna getirdiği saptanır.
Baltalimanı Antlaşması Osmanlı Devleti'nin yarı sömürgeleşme sürecinin en somut ekonomik aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı'nın Osmanlı Devleti ve dünya üzerine siyasi, sosyal ve ekonomik etkileri.
Soru 6750Soru

Sivas Kongresi'nde, ülkenin çeşitli bölgelerinde işgallere karşı faaliyet gösteren tüm milli cemiyetler 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında tek bir çatı altında birleştirilmiştir.

Bu birleştirme kararıyla doğrudan aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Mücadele'yi tek bir merkezden yöneterek birlik ve beraberliği sağlamak

Cevap

Milli Mücadele'yi tek bir merkezden yöneterek birlik ve beraberliği sağlamak
Sivas Kongresi'nde bölgesel olarak faaliyet yürüten tüm cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmesi, Kurtuluş Savaşı'ndaki güç birliğini sağlamak ve direnişi tek bir merkezden organize ederek askeri-siyasi başarıyı kolaylaştırmak amacıyla yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sivas Kongresi'nde cemiyetlerin birleştirilmesi karar��nın amacını analiz etmek.
Bölgesel direniş gösteren cemiyetlerin tek bir isim (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) altında toplanmasının, dağınıklığı gidermek için yapıldığı belirlenir.
Parçalanmış savunma hareketleri merkezi koordinasyonu zorlaştırdığı için tek merkezde birleşme zorunludur.
2
Bu kararın Milli Mücadele'nin genel gidişatına etkisini değerlendirmek.
Tüm güçlerin tek merkezden sevk ve idare edilmesiyle askeri ve siyasi kararların daha hızlı uygulanması, dolayısıyla milli birliğin sağlanması hedeflenmiştir.
Milli Mücadele'nin tek bir liderlik ve merkez etrafında toplanması başarı şansını artıran en önemli etkendir.

Anahtar Kavram

Sivas Kongresi'nde cemiyetlerin birleştirilmesinin amacı ve merkezi yönetim
Soru 6751Soru

Aşağıda denizel bir ekosistemde yer alan bazı canlı grupları ile bu canlıların besin zinciri ve enerji akışındaki rolleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen canlı gruplarını sağ sütundaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fitoplanktonlar
Zooplanktonlar
Katil Balinalar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fitoplanktonlar fotosentez yoluyla enerji akışını başlatan üreticilerle, zooplanktonlar fitoplanktonları tüketen otçullarla, katil balinalar ise dokularında biyolojik birikimi en yüksek olan en üst basamaktaki etçillerle eşleşir.
Fitoplanktonlar fotosentez ile güneş enerjisini sisteme sokar; zooplanktonlar fitoplanktonla beslenen otçul birincil tüketicilerdir; katil balinalar ise en üst trofik basamakta yer alan ve biyolojik birikimi en fazla olan etçil tüketicilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekosistemdeki üretici basamağını tespit etmek
Fitoplanktonlar klorofilli olup fotosentez yapan birincil üreticilerdir. Bu nedenle enerji akışını başlatan açıklamayla eşleşir.
Besin zincirinde güneş enerjisini ilk bağlayan grubun üreticiler olduğunu belirlemek için.
2
Otçul birincil tüketiciyi tespit etmek
Zooplanktonlar otçuldur ve doğrudan fitoplanktonları tüketerek ikinci basamakta yer alırlar.
Birincil tüketicilerin beslenme şeklini ve trofik düzeyini eşleştirmek için.
3
En üst basamaktaki etçili ve biyolojik birikim özelliğini belirlemek
Katil balinalar üst düzey etçil tüketicidir. Enerji piramidinde yukarı çıkıldıkça biyolojik birikim artacağından bu grupta en yüksektir.
Besin zincirinde biyolojik birikimin dikey değişim kuralını uygulamak için.

Anahtar Kavram

Enerji piramidindeki trofik düzeylerin özellikleri ve biyolojik birikim
Soru 6752Soru

Aşağıda geçmiş jeolojik dönemlerde meydana gelen bazı paleocoğrafik olaylar ile bu olayların biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri verilmiştir. Sol sütundaki paleocoğrafik olayları, sağ sütundaki en uygun biyoçeşitlilik etkileriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Levha tektoniği sonucu Gondwana ve Laurasia kıtalarının parçalanarak birbirinden uzaklaşması
Buzul çağlarında (Pleistosen) büyük buzul kütlelerinin oluşmasıyla deniz seviyelerinin alçalması
Buzul çağlarının sona erip buzul arası sıcak dönemlerin başlamasıyla sıcaklıkların yükselmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Levha tektoniği sonucu Gondwana ve Laurasia kıtalarının ayrılması, canlı popülasyonlarının izole olmasına ve Avustralya'daki keseli memeliler gibi özgün türlerin evrimleşmesine yol açmıştır. Buzul çağlarında deniz seviyesinin alçalması, Bering Boğazı gibi kara köprülerinin oluşmasına ve mamut göçlerine olanak tanımıştır. Sıcak dönemlerin başlaması ise soğuk iklim canlılarının dağların zirvelerine çekilerek relikt türler oluşturmasına neden olmuştur.
Gondwana'nın ayrılması gibi levha tektoniği hareketleri coğrafi izolasyona (Avustralya keseli memelileri), buzul çağındaki deniz seviyesi düşüşleri kara köprülerinin oluşmasına (Bering Boğazı üzerinden mamut göçleri), buzul arası ısınma süreçleri ise soğuk seven canlıların dağ zirvelerine sığınarak relikt türler oluşturmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıtaların kayması ve levha hareketlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki etkisini analiz etme
Gondwana ve Laurasia gibi kıtaların ayrılması, popülasyonları birbirinden izole ederek keseli memeliler gibi yerel ve özgün canlı türlerinin gelişimine (coğrafi izolasyona) zemin hazırlar.
Levha hareketlerinin canlı türlerinin evrimi ve yayılışı üzerindeki en belirgin etkisi coğrafi izolasyondur.
2
Buzul dönemlerinde deniz seviyesi değişimlerinin canlı göçlerine etkisini inceleme
Buzulların büyümesi deniz seviyelerini düşürür; sığ boğazlar kara köprüsü haline gelir ve kıtalar arası (Sibirya ile Alaska arasında mamutlar vb.) canlı geçişi sağlanır.
Kara köprüleri canlıların yeni yaşam alanlarına yayılması için geçici göç yolları sunar.
3
Buzul arası sıcak dönemlerdeki iklimsel değişimin relikt türler üzerindeki etkisini değerlendirme
Sıcaklık artışıyla birlikte soğuk seven canlılar dağların yüksek kesimlerine çekilir ve günümüzde bu bölgelerde relikt (kalıntı) türler olarak yaşamaya devam eder.
İklim değişiklikleri canlıların dikey yönde yer değiştirmesine ve izole kalıntı popülasyonlar oluşturmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafyanın (kıtaların kayması ve jeolojik dönemlerdeki iklim değişimlerinin) biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışı, göç yolları ve türleşme üzerindeki etkileri.
Soru 6753Soru

1990'lı yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme süreci, çevre sorunlarının da küresel ölçekte ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele amacıyla sera gazı salınımlarını azaltmayı hedefleyen ve 1997 yılında imzalanan uluslararası belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kyoto Protokolü

Cevap

Kyoto Protokolü
Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele amacıyla sera gazı salınımlarını kısmayı hedefleyen ve 1997 yılında imzalanıp 2005 yılında yürürlüğe giren uluslararası çevre belgesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen küreselleşme süreci, çevre sorunları, sera gazı salınımı ve 1997 yılı gibi temel verileri analiz etmek.
İncelenen belgenin küresel ısınmayı önlemeye yönelik bir çevre antlaşması olması gerektiği anlaşılır.
Soru kökündeki ipuçları doğru konseptin sınırlarını çizmemizi sağlar.
2
Seçeneklerde sunulan antlaşma ve belgeleri tarihleri ile amaçları bakımından karşılaştırmak.
Kyoto Protokolü dışındaki seçeneklerin siyasi, askeri veya bölgesel entegrasyona yönelik olduğu, sadece Kyoto Protokolü'nün çevre sorunlarına odaklandığı görülür.
Konsept dışı olan seçeneklerin elenmesiyle doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Küresel Çevre Sorunları ve Kyoto Protokolü
Tahmini Süre:45s
Soru 6754Soru

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'nın fiilen sona ermek üzere olduğu 23 Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya resmen savaş ilan etmiştir. Türkiye'nin savaşın son günlerinde aldığı bu kararın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: San Francisco Konferansı'na katılarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın kurucu üyeleri arasında yer almak

Cevap

San Francisco Konferansı'na katılarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın kurucu üyeleri arasında yer almak
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca fiilen savaş dışı kalmayı başarmış olsa da savaşın son döneminde uluslararası alanda yalnız kalmamak ve savaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninde söz sahibi olabilmek amacıyla hareket etmiştir. Yalta Konferansı'nda alınan karar doğrultusunda, 1 Mart 1945'e kadar Almanya'ya savaş ilan eden devletlerin Birleşmiş Milletler kurucu üyesi olabileceği belirtilmiştir. Türkiye de bu doğrultuda savaş ilan ederek San Francisco Konferansı'na katılmış ve Birleşmiş Milletler'in kurucu üyelerinden biri olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerindeki dış politika adımlarını analiz etmek.
Türkiye'nin savaşın sonuna doğru Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan ettiği belirlenir.
Savaş ilanı kararının arkasındaki diplomatik gerekçeyi ortaya koymak.
2
Müttefik Devletler'in Yalta Konferansı'nda aldığı kararları incelemek.
Yalta Konferansı'nda, 1 Mart 1945 tarihine kadar ortak düşmana savaş ilan eden devletlerin yeni kurulacak olan uluslararası teşkilatın kurucu üyesi olabileceği kararının alındığı görülür.
Türkiye'nin kararının uluslararası diplomatik gelişmelerle bağlantısını kurmak.
3
Kararın nihai sonucunu belirlemek.
Türkiye'nin bu kararla San Francisco Konferansı'na davet edilerek Birleşmiş Milletler'in kurucu üyelerinden biri olduğu saptanır.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Sürecinde Türkiye'nin Dış Politikası ve Birleşmiş Milletler Kurucu Üyeliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6755Soru

Şehirlerin küresel veya bölgesel etkiye sahip olmasında idari, dini, sanayi ya da eğitim gibi çeşitli fonksiyonlar belirleyici olmaktadır. Aşağıda sol sütunda yer alan şehirleri, sağ sütunda verilen küresel veya bölgesel düzeydeki öncelikli fonksiyonlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

New York
Mekke
Essen
Oxford

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki şehirlerden New York finans fonksiyonuyla, Mekke dini fonksiyonuyla, Essen sanayi fonksiyonuyla ve Oxford eğitim fonksiyonuyla eşleşmektedir.
New York finans fonksiyonuyla, Mekke dini fonksiyonuyla, Essen sanayi fonksiyonuyla ve Oxford eğitim fonksiyonuyla doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
New York şehrinin fonksiyonel özelliğini belirleme
New York küresel finans fonksiyonuyla eşleşir.
Dünyanın en büyük borsalarından birine ev sahipliği yapması bu şehri küresel finans merkezi kılar.
2
Mekke şehrinin fonksiyonel özelliğini belirleme
Mekke küresel dini fonksiyonla eşleşir.
İslam dünyasının hac merkezi ve kutsal mekanı olması küresel dini etkiye yol açar.
3
Essen şehrinin fonksiyonel özelliğini belirleme
Essen bölgesel ve küresel sanayi fonksiyonuyla eşleşir.
Almanya'nın Ruhr Havzası'ndaki sanayi devrimi ile kömür ve çelik sanayisinin merkezi olarak gelişmiştir.
4
Oxford şehrinin fonksiyonel özelliğini belirleme
Oxford küresel eğitim fonksiyonuyla eşleşir.
Dünyanın en köklü ve saygın üniversitelerinden birinin bu şehirde yer alması eğitimi temel fonksiyon yapar.

Anahtar Kavram

Şehirlerin fonksiyonel özelliklerinin, onların küresel ve bölgesel etki alanlarını doğrudan belirlemesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6756Soru

Aşağıda verilen ülkeleri, günümüzde demografik yapılarına bağlı olarak uyguladıkları temel nüfus politikası amaçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fransa
Nijerya
Meksika

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fransa ülkesi nüfus artış hızını yükseltmeyi hedefleyen politikayla, Nijerya ülkesi nüfus artış hızını düşürmeyi hedefleyen politikayla, Meksika ülkesi ise nüfusun niteliğini ve yapısını iyileştirmeyi hedefleyen politikayla eşleşir.
Fransa, yaşlanan nüfusu ve düşük doğum oranları nedeniyle nüfusunu artırma politikası izler. Nijerya, yüksek doğum oranlarının ekonomik kalkınmaya getirdiği yükü hafifletmek için nüfusunu azaltma politikası izler. Meksika ise nüfusun eğitim ve sağlık kalitesini yükselterek niteliğini iyileştirme politikası izler.

Adım Adım Çözüm

1
Fransa'nın demografik yapısının ve gelişmişlik düzeyinin analiz edilmesi
Fransa gelişmiş bir Avrupa ülkesidir, doğum oranları düşüktür ve nüfus yaşlanmaktadır. Dolayısıyla nüfus artış hızını artırma politikası uygular.
Gelişmiş ülkelerde nüfusun dinamizmini korumak için nüfus artış hızını yükseltmek temel amaçtır.
2
Nijerya'nın demografik yapısının ve gelişmişlik düzeyinin analiz edilmesi
Nijerya doğal nüfus artış hızı çok yüksek olan, gelişmekte olan bir Afrika ülkesidir. Bu nedenle nüfus artış hızını düşürme politikası uygular.
Hızlı nüfus artışı, kişi başına düşen milli geliri ve kalkınma hızını azalttığı için bu tür ülkeler nüfusu sınırlandırmak ister.
3
Meksika'nın demografik yapısının ve nüfus politikasının analiz edilmesi
Meksika nüfusunun kalitesini (nitelik ve niceliğini) iyileştirmeyi amaçlayan politikaya yönelmiştir.
Gelişmekte olan ve nüfus dengelenme sürecine giren bazı ülkeler nüfusun sayısından ziyade kalitesine odaklanır.

Anahtar Kavram

Dünyadaki nüfus politikalarının ülkelerin gelişmişlik ve demografik yapılarına göre farklılaşması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6757Soru

Fransız İhtilali'nin ardından yayılan milliyetçilik akımı, "her ulusun kendi geleceğini kendisinin belirlemesi ve kendi bağımsız devletini kurması" fikrini savunmuştur. Bu fikir, bünyesinde birden fazla milleti barındıran çok uluslu imparatorluklarda köklü sarsıntılara yol açmıştır.

Buna göre, milliyetçilik akımının çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti üzerindeki doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok uluslu yapıdan dolayı bağımsızlık amacı taşıyan azınlık isyanlarının ortaya çıkması

Cevap

Çok uluslu yapıdan dolayı bağımsızlık amacı taşıyan azınlık isyanlarının ortaya çıkması
Doğru seçenek, Fransız İhtilali'nin getirdiği milliyetçilik akımının çok uluslu devletler üzerindeki yıkıcı etkisini tam olarak açıklamaktadır. Osmanlı Devleti, yapısı gereği çok uluslu bir imparatorluk olduğu için bu akımdan olumsuz etkilenmiş ve sınırları içindeki farklı milletlerin bağımsızlık isyanlarıyla karşı karşıya kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fransız İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımının temel ilkesini belirlemek.
Milliyetçilik akımı, her ulusun kendi bağımsız devletini kurma hakkı olduğunu savunur.
Sorunun kökündeki kavramın ne anlama geldiğini netleştirmek gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin demografik ve siyasi yapısını analiz etmek.
Osmanlı Devleti, sınırları içinde Sırp, Yunan, Bulgar gibi pek çok farklı milleti barındıran çok uluslu bir imparatorluktur.
Milliyetçilik akımının bu yapı üzerindeki olası etkilerini öngörebilmek için yapının çözümlenmesi gerekir.
3
Akım ile devletin yapısı arasındaki ilişkiyi kurarak sonucu tespit etmek.
Milliyetçilik akımı, Osmanlı bünyesindeki azınlıkları harekete geçirerek bağımsızlık amaçlı isyanlara yol açmıştır.
Neden-sonuç ilişkisini tamamlayarak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Fransız İhtilali'nin milliyetçilik akımı vasıtasıyla çok uluslu imparatorluklara etkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6758Soru

Aşağıda Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkılış sürecinde yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerin doğurduğu sonuçlar karışık olarak verilmiştir. Bu gelişmeleri ve sonuçları tarihsel neden-sonuç ilişkisine göre doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Babailer İsyanı'nın devlet tarafından ancak dış destek ve büyük zorluklarla bastırılabilmesi
Kösedağ Savaşı'nda Selçuklu ordusunun yenilgiye uğraması ve sultanın kaçması
İlhanlı (Moğol) hanlarının Selçuklu tahtına geçecek sultanları bizzat tayin etmesi
Moğol idarecilerin Anadolu'da uyguladığı ağır ve keyfi vergilendirmeler ile yağmalar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Babailer İsyanı Moğolların istila cesareti bulmasıyla (left_1 - right_2), Kösedağ Savaşı yenilgisi Anadolu beyliklerinin kurulma sürecinin başlamasıyla (left_2 - right_4), sultanların İlhanlılarca tayin edilmesi Selçuklu'nun vasal devlet haline gelmesiyle (left_3 - right_1) ve ağır Moğol vergileri ise Anadolu'daki sosyal ve ekonomik yıkımla (left_4 - right_3) eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; iç isyanın bastırılamaması askeri zafiyeti göstererek Moğolları cesaretlendirmiş (Babailer İsyanı - Moğolların istila cesareti bulması), Kösedağ yenilgisi merkezi yapıyı bozarak yeni beyliklerin önünü açmış (Kösedağ Savaşı - Türkmenlerin bağımsızlık ilan etmesi), taht atamalarının dışarıdan yapılması bağımsızlığı bitirmiş (Sultan tayinleri - Vasal devlet olma) ve Moğol sömürüsü üretimi baltalamıştır (Moğol vergileri - Sosyal ve ekonomik yıkım).

Adım Adım Çözüm

1
Babailer İsyanı'nın Selçuklu üzerindeki askeri ve siyasi etkisini analiz etmek
İsyanın güçlükle bastırılmasının devletin askeri gücünün zayıfladığını kanıtladığı ve Moğollara istila cesareti verdiği belirlenir.
İç isyanların dış tehditleri nasıl kolaylaştırdığını anlamak.
2
Kösedağ Savaşı'nın ardından Anadolu'da yaşanan siyasi değişimi değerlendirmek
Merkezi otoritenin çöküşüyle birlikte uçlardaki Türkmenlerin bağımsız beylikler kurmaya başladığı saptanır.
Savaşın Anadolu Türk siyasi birliği üzerindeki etkilerini analiz etmek.
3
Moğolların Selçuklu taht verasetine müdahalesini incelemek
Sultanların İlhanlı hanları tarafından atanmasının devletin egemenlik haklarını yitirdiğini ve vasal duruma düştüğünü gösterdiği görülür.
Siyasi bağımsızlığın kaybına yönelik kanıtları belirlemek.
4
Anadolu'daki Moğol baskısının toplumsal ve ekonomik yansımalarını incelemek
Ağır vergiler ve yağmaların tarım, ticaret ve sosyal yapıda büyük bir çöküşe yol açtığı anlaşılır.
İstilanın halk üzerindeki sosyo-ekonomik etkilerini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Kösedağ Savaşı'nın siyasi, sosyal ve ekonomik sonuçları ile Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkılış süreci.
Soru 6759Soru

Yeni Türk Devleti'nin kuruluş ve kurumsallaşma sürecinde gerçekleştirilen aşağıdaki siyasi inkılapları, gerçekleştikleri kronolojik sıraya göre geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik olarak doğru sıralama şu şekildedir: Osmanlı hanedanının siyasi varlığına son verilmesi (Saltanatın kaldırılması), yeni devletin yönetim şeklinin netleştirilmesi (Cumhuriyetin ilanı), dinî ve siyasi otorite ikiliğine son verilmesi (Halifeliğin kaldırılması) ve anayasa metninden dinî ibarenin çıkarılması (1928 Anayasa değişikliği).
Kronolojik sıra doğru olarak takip edildiğinde; ilk olarak 1 Kasım 1922'de Saltanat kaldırılmış, ardından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilerek rejim tartışmaları çözülmüş, 3 Mart 1924'te Halifelik kaldırılarak çift başlılık önlenmiş ve son olarak 10 Nisan 1928'deki anayasa değişikliğiyle devletin dini İslam'dır ibaresi anayasadan çıkarılarak laikleşme süreci pekiştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen gelişmelerin hangi siyasi inkılaplara karşılık geldiğini tespit edin.
İlk tanım Saltanatın kaldırılmasını, ikinci tanım Cumhuriyetin ilanını, üçüncü tanım Halifeliğin kaldırılmasını ve dördüncü tanım 1928 anayasa değişikliğini belirtmektedir.
Sıralama yapabilmek için öncelikle olayların doğru tanımlanması gerekir.
2
Tanımlanan inkılapların gerçekleşme tarihlerini belirleyin.
Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922'de, Cumhuriyetin ilanı 29 Ekim 1923'te, Halifeliğin kaldırılması 3 Mart 1924'te ve anayasadan dinî ibarenin çıkarılması 10 Nisan 1928'de gerçekleşmiştir.
Kronolojik sıralamanın tarihsel verilere dayanması şarttır.
3
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralayarak nihai kronolojiyi oluşturun.
Sıralama 1922, 1923, 1924 ve 1928 yılları şeklinde gerçekleşir.
Soru kökünde bizden geçmişten günümüze doğru bir sıralama istenmiştir.

Anahtar Kavram

Yeni Türk Devleti'nde siyasi alanda gerçekleştirilen inkılapların kronolojik gelişimi ve neden-sonuç ilişkileri.
Soru 6760Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama Havza Genelgesi'nin yayımlanması, Amasya Genelgesi'nin yayımlanması, Erzurum Kongresi'nin toplanması ve Sivas Kongresi'nin toplanması şeklinde olmalıdır.
Milli Mücadele hazırlık sürecinde sırasıyla Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919), Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919) ve Sivas Kongresi (4 Eylül 1919) gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'nin tarihini ve sırasını belirleme
28 Mayıs 1919'da yayımlanmıştır ve hazırlık döneminin ilk genelgesidir.
Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışının hemen sonrasında halkta milli bilinci uyandırmak için yayımlanmıştır.
2
Amasya Genelgesi'nin yerini belirleme
22 Haziran 1919'da yayımlanmıştır.
Havza Genelgesi ile sağlanan hareketliliğin ardından kurtuluşun yöntemi ve planı Amasya'da ilan edilmiştir.
3
Erzurum Kongresi'nin sırasını saptama
23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihlerinde toplanmıştır.
Amasya Genelgesi'nin ardından kongre sürecine geçilmiş ve ilk olarak Erzurum Kongresi toplanmıştır.
4
Sivas Kongresi'nin konumunu belirleme
4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.
Erzurum Kongresi'nden sonra, Amasya Genelgesi'nde de planlandığı üzere tüm ülkeyi temsil eden Sivas Kongresi yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Genelgeler ve Kongreler Dönemi kronolojik sıralaması
ÖncekiSayfa 338 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin