Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6881Soru

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte küreselleşen dünyada etnik, dini ve siyasi kaynaklı bölgesel krizler yoğunlaşmıştır. Bu krizlere yönelik uluslararası kuruluşların müdahaleleri ve bu krizlerin sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmiş Milletler, Keşmir Sorunu'nun çözümü için 1948 yılında bölgede halk oylaması (plebisit) yapılması kararı almış; Hindistan ise bu kararı, o dönem bölgede internet altyapısı bulunmadığı için kamuoyu oluşturulamayacağı gerekçesiyle reddetmiştir.

Cevap

Birleşmiş Milletler'in Keşmir Sorunu için 1948'de aldığı halk oylaması kararının Hindistan tarafından internet altyapısı eksikliği gerekçesiyle reddedildiğini öne süren ifade yanlıştır.
Doğru cevap, Keşmir Sorunu'nda Birleşmiş Milletler'in aldığı halk oylaması kararının internet altyapısı eksikliği gerekçe gösterilerek Hindistan tarafından reddedildiğini savunan ifadedir. İnternet teknolojisi 1989 yılında icat edilmiş ve 1990'lı yıllardan itibaren küresel olarak yaygınlaşmıştır. Dolayısıyla 1948 yılındaki bir olayda internetin bulunmamasının bir gerekçe veya engel olarak sunulması tarihsel bir anakronizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçenekte belirtilen tarihsel olay ile teknolojik gelişmenin zaman çizelgesini karşılaştırmak.
Birleşmiş Milletler'in Keşmir konusundaki halk oylaması kararı 1948 yılına aittir. İnternet (World Wide Web) ise 1989 yılında icat edilmiş ve 1990'larda yaygınlaşmıştır.
1948 yılındaki bir reddetme gerekçesi olarak internet teknolojisinin gösterilmesinin mantık dışı ve kronolojik olarak tutarsız (anakronizm) olduğunu saptamak.
2
Diğer seçeneklerdeki bölgesel krizleri ve uluslararası müdahaleleri tarihsel gerçeklik açısından doğrulamak.
Minsk Grubu'nun kuruluşu (1992), NATO'nun Kosova müdahalesi (1999), I. Körfez Savaşı (1990-1991) ve Hindistan-Pakistan nükleer denemelerinin (1998) doğru bilgiler olduğunu teyit etmek.
Yanlış olan tek yargının kronolojik hata barındıran Keşmir ve internet konulu seçenek olduğunu kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Küreselleşen dünyadaki bölgesel krizlerin neden-sonuç ilişkileri ve kronolojik analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6882Soru

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen aşağıdaki tarihi gelişmeler ile bu gelişmelerin doğrudan ilgili olduğu temel Atatürk ilkelerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1921 Anayasası'nda yer alan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' hükmünün kabul edilerek milli iradenin yegane güç haline getirilmesi
Kabotaj Kanunu ile karasularımızda ticaret yapma yetkisinin yabancılardan alınarak Türk gemilerine verilmesi ve denizlerimizde milli egemenliğin sağlanması
Özel sektörde yeterli sermaye birikimi olmaması sebebiyle, ülkenin kalkınması için sanayi yatırımlarının planlı biçimde doğrudan devlet eliyle yapılması
Soyadı Kanunu ile resmi işlerde karışıklıkların önlenmesi ve toplumsal ayrıcalık ifade eden unvanların yasaklanarak eşit bir toplum yapısının kurulması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1921 Anayasası'ndaki egemenlik hükmünün Cumhuriyetçilik ile, Kabotaj Kanunu'nun Milliyetçilik ile, kamu yatırımlarının Devletçilik ile, Soyadı Kanunu'nun ise Halkçılık ile eşleştirilmesi doğru cevaptır.
Verilen gelişmelerin amaçları ve sonuçları incelendiğinde; anayasadaki ulusal egemenlik vurgusu cumhuriyet yönetimiyle, denizlerdeki ticaret hakkının millileştirilmesi ulusal bağımsızlıkla (milliyetçilik), sanayi hamlelerinin kamu eliyle yapılması devletçilikle, toplumsal eşitliğin soyadı düzenlemesiyle pekiştirilmesi ise halkçılık ilkesiyle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'ndaki egemenlik maddesi incelenir.
Maddede egemenliğin şartsız millete ait olduğu belirtilmektedir, bu da doğrudan cumhuriyet yönetimi ve milli iradeyle ilgilidir.
Halkın kendi kendini yönetmesini ve milli iradeyi esas alan ilke Cumhuriyetçilik olduğundan ilk eşleştirme bu yönde yapılır.
2
Kabotaj Kanunu'nun getirdiği düzenleme analiz edilir.
Denizlerimizde ticaret hakkı milli sınırlara ve Türk vatandaşlarına tanınarak iktisadi bağımsızlık adımı atılmıştır.
Milli bağımsızlık, milli egemenlik ve yerlileşme amaçlandığı için bu gelişme Milliyetçilik ilkesiyle eşleşir.
3
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanma gerekçesi değerlendirilir.
Özel sektörün yetersiz kalması üzerine yatırımların kamu gücüyle yapılması hedeflenmiştir.
Ekonomik yatırımların doğrudan devlet eliyle gerçekleştirilmesini öngören ilke Devletçilik olduğundan bu eşleştirme yapılır.
4
Soyadı Kanunu'nun toplumsal etkileri göz önünde bulundurulur.
Ayrıcalık belirten lakapların kaldırılmasıyla resmi işlemlerde düzen ve toplumsal eşitlik sağlanmıştır.
Toplumda imtiyazların ortadan kaldırılmasını ve yasalar önünde eşitliği savunan ilke Halkçılık olduğundan son eşleştirme tamamlanır.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri ve İnkılap İlişkisi
Soru 6883Soru

Yakın Çağ'da Fransız İhtilali'nin yaydığı fikirler ile Sanayi İnkılabı'nın getirdiği ekonomik değişimlerin Osmanlı Devleti üzerindeki etkilerini gösteren aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nas��l olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Fransız İhtilali'nin milliyetçilik akımı etkisiyle başlayan Sırp İsyanı (1804), Sanayi İnkılabı'nın hammadde ve pazar ihtiyacının bir sonucu olarak Osmanlı Devleti'ni dışa bağımlı hale getiren Baltalimanı Ticaret Antlaşması (1838), azınlık isyanlarını önlemek için ilan edilen Tanzimat Fermanı (1839) ve son olarak dış borçların ödenememesi üzerine kurulan Düyun-ı Umumiye İdaresi (1881) şeklindedir.
Kronolojik sıralama incelendiğinde; Fransız İhtilali'nin etkisiyle çıkan Sırp İsyanı (1804) ilk sıradadır. Ardından Sanayi İnkılabı'nın sömürgecilik ve pazar arayışı doğrultusunda imzalanan Baltalimanı Ticaret Antlaşması (1838) gelir. Bu antlaşmanın hemen sonrasında diplomatik destek arayışı ve azınlık isyanlarını önleme gayesiyle Tanzimat Fermanı (1839) ilan edilmiştir. Ekonomik çöküşün kurumsallaşması niteliğindeki Düyun-ı Umumiye İdaresi (1881) ise son sırada yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Fransız İhtilali'nin milliyetçilik etkisinin ilk siyasi yansıması olan azınlık isyanının tarihini tespit edin.
Sırp İsyanı 1804 yılında başlamıştır ve sıralamanın en başındadır.
1789 Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımının Osmanlı Devleti'ndeki ilk fiili isyan hareketidir.
2
Sanayi İnkılabı'nın getirdiği ekonomik baskıların Osmanlı iç pazarına doğrudan nüfuz ettiği antlaşmanın tarihini belirleyin.
Baltalimanı Ticaret Antlaşması 1838 yılında imzalanmıştır.
Bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin hammadde satan ve işlenmiş sanayi malları ithal eden açık bir pazar haline gelmesine yol açmıştır.
3
Milliyetçilik akımının olumsuz etkilerini kırmak amacıyla ilan edilen anayasal/hukuki belgenin tarihini bulun.
Tanzimat Fermanı 1839 yılında ilan edilmiştir.
Baltalimanı Antlaşması'ndan hemen sonra, Mısır Sorunu'nda Avrupalı devletlerin diplomatik desteğini almak amacıyla ilan edilmiştir.
4
Sanayi İnkılabı sonrası dış borç sarmalına giren Osmanlı maliyesinin iflasını tescilleyen kurumun kuruluş tarihini belirleyin.
Düyun-ı Umumiye İdaresi 1881 yılında kurulmuştur.
Dış borçların ödenememesi neticesinde Osmanlı Devleti'nin ekonomik bağımsızlığını fiilen yitirdiğinin en net kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı'nın Osmanlı Devleti üzerindeki siyasi, hukuki ve ekonomik etkilerinin kronolojik gelişimi
Soru 6884Soru

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından 1960’lı yılların başına kadar nüfus artış hızını yükseltmeyi hedefleyen pronatalist (nüfus artışını destekleyici) politikalar uygulanmıştır. Ancak 1963 yılından itibaren yürürlüğe giren I. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile bu politikadan vazgeçilmiş ve nüfus artış hızını azaltmayı amaçlayan antinatalist politikalara geçiş yapılmıştır.

Buna göre, 1963 yılından itibaren nüfus politikalarında yaşanan bu köklü değişimin gerekçeleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının düşürülmesiyle ülkenin sanayileşmiş ve gelişmiş bir yapıya doğrudan ulaşacağının varsayılması

Cevap

Nüfus artış hızının düşürülmesiyle ülkenin sanayileşmiş ve gelişmiş bir yapıya doğrudan ulaşacağının varsayılması
Nüfus artış hızının azaltılması politikası, ekonomik kalkınma ile nüfus artışı arasındaki dengeyi kurmayı amaçlar. Ancak bu politika tek başına bir ülkeyi doğrudan gelişmiş ya da sanayileşmiş kılmaz. Dolayısıyla, nüfus artış hızını azaltmanın doğrudan gelişmişliğe ulaştıracağı varsayımı coğrafi ve ekonomik açıdan bir yanılgıdır ve 1963 yılındaki politika değişikliğinin bilimsel/resmî bir gerekçesi olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk dönemindeki nüfus politikasının gerekçelerini ve 1963 sonrasındaki değişimi analiz edin.
1923-1963 arasında nüfusun askeri ve tarımsal iş gücü ihtiyacı için artırılması hedeflenirken, 1963 sonrasında hızlı artı��ın getirdiği ekonomik yükler nedeniyle azaltma politikasına geçildiği belirlenir.
Tarihsel süreçteki politika değişiminin temel nedenlerini anlamak.
2
Seçeneklerde verilen gerekçelerin gerçek coğrafi ve ekonomik durumlarla eşleşmesini kontrol edin.
Demografik yatırımların bütçe yükü, işsizlik, kişi başına düşen gelirin azalması ve sağlık koşullarının iyileşmesiyle artan nüfus baskısı gibi faktörlerin tamamı 1963 değişikliğinin doğrudan gerekçeleridir.
Seçeneklerin tarihsel ve ekonomik doğruluğunu test etmek.
3
Nüfus politikaları ile gelişmişlik arasındaki ilişkiyi değerlendirin.
Nüfus artış hızını düşürmek bir ülkeyi doğrudan gelişmiş yapmaz. Bu durum sadece demografik ve ekonomik dengeyi sağlamak için uygulanan bir araçtır; dolayısıyla bu ifade bir gerekçe olamaz.
Doğru yanıtı belirlemek ve demografik yanılgıyı ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin nüfus politikalarındaki dönemler ve bu dönemlerin coğrafi gerekçeleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6885Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında hukuk, eğitim ve kültür alanlarında laikleşmeyi ve çağdaşlaşmayı sağlamak amacıyla köklü inkılaplar yapılmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen inkılap adımlarının kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi (1924), Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi (1926), Yeni Türk harflerinin kabul edilmesi (1928) ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin kurulmas�� (1931) şeklindedir.
Doğru sıralama kronolojik olarak 1924, 1926, 1928 ve 1931 yıllarında gerçekleşen inkılapları takip etmektedir. Bu doğrultuda Tevhid-i Tedrisat Kanunu en başta, Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin kurulması ise en sonda yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun tarihini belirlemek
Tevhid-i Tedrisat Kanunu 3 Mart 1924'te kabul edilmiştir.
Eğitim ve öğretim birliğini sağlayan bu kanun en erken tarihli gelişmedir.
2
Türk Medeni Kanunu'nun kabul tarihini saptamak
Türk Medeni Kanunu 17 Şubat 1926'da kabul edilmiştir.
Hukuk alanındaki bu reform, eğitim birliğinin sağlanmasından sonra gerçekleşmiştir.
3
Harf İnkılabı'nın tarihini tespit etmek
Yeni Türk harflerinin kabulü 1 Kasım 1928'de yapılmıştır.
Harf İnkılabı, Medeni Kanun'un kabulünü takip eden yıllarda yürürlüğe girmiştir.
4
Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin kuruluş tarihini belirlemek
Cemiyet 12 Nisan 1931'de kurulmuştur.
Millî kültürü geliştirmeyi hedefleyen bu kurum 1930'lu yılların başında faaliyete geçmiştir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi hukuk, eğitim ve kültür inkılaplarının kronolojik sırası.
Soru 6886Soru

Ekonomik faaliyetlerin döngüsü içinde yer alan üretim, dağıtım ve tüketim aşamalarının her biri, beşerî faktörlerin doğrudan ya da dolaylı etkisi altındadır. Aşağıda, günümüz dünyasındaki bazı beşerî faaliyet ve gelişmeler örneklendirilmiştir:

I. Tarımsal işletmelerde modern sulama ve gübreleme teknolojilerinin kullanılarak birim alandan alınan verimin ve ham madde miktarının artırılması
II. Küresel ölçekte faaliyet gösteren bir e-ticaret şirketinin, teslimat sürelerini kısaltmak amacıyla otoyol kavşaklarında büyük depo ve lojistik merkezleri inşa etmesi
III. Toplumda çevre bilincinin gelişmesi ve karbon ayak izini azaltma eğilimi doğrultusunda elektrikli otomobillere olan talebin hızla artması

Buna göre, verilen beşerî faaliyet örneklerini etkiledikleri temel ekonomik süreçler (üretim, dağıtım, tüketim) ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tarımsal işletmelerde modern sulama ve gübreleme teknolojilerinin kullanılarak birim alandan alınan verimin ve ham madde miktarının artırılması
Küresel ölçekte faaliyet gösteren bir e-ticaret şirketinin, teslimat sürelerini kısaltmak amacıyla otoyol kavşaklarında büyük depo ve lojistik merkezleri inşa etmesi
Toplumda çevre bilincinin gelişmesi ve karbon ayak izini azaltma eğilimi doğrultusunda elektrikli otomobillere olan talebin hızla artması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Modern sulama ve gübreleme teknolojileriyle verim ve ham madde miktarının artırılması 'Üretim' süreciyle; e-ticaret şirketinin depo ve lojistik merkezleri kurması 'Dağıtım' süreciyle; çevre bilincine bağlı olarak elektrikli otomobil talebinin artması ise 'Tüketim' süreciyle eşleşir.
Tarımsal sulama ve gübreleme uygulamaları üretilen ürün (ham madde) miktarını doğrudan etkilediği için üretim süreciyle; depo ve lojistik ağlarının kurulması ürünlerin pazara sunulmasını kolaylaştırdığı için dağıtım süreciyle; çevre bilincine bağlı olarak ortaya çıkan elektrikli araç talebi ise tüketicilerin tercih ve alışkanlıklarıyla ilgili olduğundan tüketim süreciyle doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal sulama ve gübreleme teknolojilerinin etkisini analiz etme
Bu teknolojiler doğrudan tarımsal ürün elde etme kapasitesini (verimliliği ve miktarı) artırdığı için üretim aşamasına dahil edilir.
Üretim; ham maddelerin elde edilmesi ve işlenerek yeni mallara dönüştürülmesi sürecidir.
2
Depolama ve lojistik merkezlerinin işlevini belirleme
Depoların ve lojistik merkezlerinin konumu, üretilen ürünlerin en hızlı şekilde tüketim merkezlerine ulaştırılmasını sağladığından dağıtım aşamasına girer.
Dağıtım; mal ve hizmetlerin üretim alanlarından tüketim alanlarına taşınması, depolanması ve pazarlanması faaliyetlerini kapsar.
3
Elektrikli otomobil talebinin doğasını değerlendirme
Tüketicilerin çevre bilincine göre satın alma tercihlerini değiştirmesi, doğrudan ürünlerin tüketilmesi aşamasıyla ilgilidir.
Tüketim; üretilen mal ve hizmetlerin insanlar tarafından kullanılması veya satın alınması sürecidir.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini etkileyen beşerî unsurların işlevsel ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6887Soru

Türk kültürünün gelişim süreci, yayıldığı alanlar ve bu kültürün maddi-manevi unsurları göz önüne alındığında, aşağıda sol sütunda verilen açıklamaları sağ sütundaki kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı, şekillendiği ve çevreye yayıldığı coğrafi bölge (Kültür Ocağı)
Türk kültürünün yayılış alanlarından biri olan Balkanlar'da yer alan ve Osmanlı mimarisini simgeleyen somut miras eseri
Türk kültürünün şekillenmesinde etkili olan ve konar-göçer yaşam tarzını yansıtan somut (maddi) ögeler
Türk kültürünün nesilden nesile aktarılmasını sağlayan ve kültürel kimliği koruyan en temel soyut (manevi) öge

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı bölge Orta Asya; Balkanlar'daki mimari miras Mostar Köprüsü; maddi ögeler at ve çadır; manevi öge ise Türkçe olarak eşleşir.
Türk kültürünün ortaya çıktığı kültür ocağı Orta Asya coğrafyasıdır; Balkanlar'daki yayılış alanında yer alan Mostar Köprüsü somut bir mimari mirastır; at ve çadır konar-göçer yaşamın getirdiği somut (maddi) ögelerken, Türkçe ise nesilden nesile aktarımı sağlayan soyut (manevi) bir ögedir. Bu doğrultuda yapılan tüm eşleştirmeler doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür ocağı kavramının coğrafi karşılığını belirleme
Türk kültürünün ortaya çıktığı ilk coğrafi bölgenin (kültür ocağı) Orta Asya olduğu belirlenir.
Kültür ocağı, bir kültürün doğduğu ve dünyaya yayıldığı merkezdir.
2
Balkanlar'daki somut kültürel mirası tespit etme
Osmanlı döneminde Balkanlar'da inşa edilen Mostar Köprüsü'nün mimari miras olduğu belirlenir.
Mostar Köprüsü, Balkan coğrafyasındaki en belirgin Türk-İslam mimari eserlerindendir.
3
Maddi (somut) kültür ögelerini ayırt etme
At ve çadırın konar-göçer yaşama ait somut unsurlar olduğu belirlenir.
Coğrafi çevre ve yaşam tarzı maddi unsurları doğrudan şekillendirir.
4
Manevi (soyut) kültür ögelerini tespit etme
Kültürel aktarımı sağlayan Türkçenin manevi öge olduğu belirlenir.
Dil, manevi kültür unsurlarının başında gelir ve soyuttur.

Anahtar Kavram

Türk kültürünün doğduğu bölge, yayılış alanlarındaki somut miraslar ve kültürün maddi-manevi unsurları.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6888Soru

Osmanlı Devleti'nin Beylikten Devlete geçiş sürecinde (1300-1402) yaşanan aşağıdaki siyasi ve askerî gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla şöyledir: İlk olarak Bapheus (Koyunhisar) Savaşı'nın kazanılması, ardından Karesioğulları Beyliği'nin Osmanlı topraklarına katılması, daha sonra Sazlıdere Savaşı ile Edirne'nin fethi ve son olarak Niğbolu Zaferi'nin elde edilip unvanın alınması.
Kronolojik sıralama en eski tarihten en yeniye doğru; Koyunhisar Savaşı (1302), Karesioğulları Beyliği'nin katılması (1345), Sazlıdere Savaşı ile Edirne'nin fethi (1361) ve Niğbolu Savaşı (1396) şeklinde olmalıdır. Bu sıralama olayların gerçekleşme yıllarına ve sebep-sonuç akışına tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki olayların gerçekleştikleri tarihleri ve dönemleri tespit etmek.
Koyunhisar Savaşı (1302, Osman Bey dönemi), Karesioğulları'nın katılması (1345, Orhan Bey dönemi), Sazlıdere Savaşı (1361, I. Murad dönemi) ve Niğbolu Savaşı (1396, Yıldırım Bayezid dönemi) olarak saptanır.
Kronolojik sıralama yapabilmek için olayların gerçekleştikleri tarihsel zaman dilimlerinin belirlenmesi şarttır.
2
Tespit edilen tarihleri en eski olandan en yeni olana doğru sıralamak.
1302 (Koyunhisar) -> 1345 (Karesioğulları) -> 1361 (Sazlıdere) -> 1396 (Niğbolu) sırası elde edilir.
Geçmişten günümüze sıralama yaparken en eski olayın ilk sırada, en yakın tarihli olayın ise son sırada yer alması gerekir.
3
Sıralamanın tarihsel sebep-sonuç ilişkilerine ve mantık akışına uygunluğunu denetlemek.
Karesioğulları'nın alınarak donanmanın elde edilmesi Rumeli fetihlerinin önünü açmış, bu da Edirne'nin fethine (Sazlıdere) zemin hazırlamıştır. Edirne'nin fethiyle Balkanlar'da yerleşen Osmanlıları atmak isteyen Haçlılar ise daha sonra Niğbolu Savaşı'na yol açmıştır. Sıralama sebep-sonuç ilişkileriyle tam uyumludur.
Tarihsel sıralamaların doğruluğu olayların birbirini doğuran siyasi gelişmeler olmasıyla doğrulanır.

Anahtar Kavram

Beylikten Devlete Kuruluş Dönemi Siyasi Gelişmelerinin Kronolojik ve Sebep-Sonuç İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6889Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde imzalanan Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ile İtalya'ya; Antalya, Konya, Aydın ve İzmir bölgeleri vaat edilmiştir. Ancak İngiltere, savaşın ardından toplanan Paris Barış Konferansı'nda bu antlaşmanın geçersiz olduğunu ileri sürerek İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesini desteklemiştir.

İngiltere'nin bu tezini dayandırdığı ve antlaşmanın hukuken tamamlanamadığını savunmasına gerekçe gösterdiği gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rusya'da yaşanan ihtilal sonrasında savaştan çekilen yeni yönetimin antlaşmayı onaylamamış olması

Cevap

Rusya'da yaşanan ihtilal sonrasında savaştan çekilen yeni yönetimin antlaşmayı onaylamamış olması
Doğru cevap, Rusya'da ihtilal çıkması sonucu savaştan çekilen yeni yönetimin antlaşmayı onaylamamış olmasıdır. Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'na göre İtalya'ya verilecek Batı Anadolu toprakları için Rusya'nın onayı gerekiyordu. Bolşeviklerin savaştan çekilmesi ve antlaşmaları geçersiz sayması üzerine İngiltere, bu onay eksikliğini bahane ederek antlaşmanın hukuken geçersiz olduğunu savunmuş ve İzmir'i İtalya yerine Yunanistan'a devretmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın koşullarını analiz etmek.
Antlaşmanın Batı Anadolu'yu İtalya'ya bıraktığını ancak geçerliliği için Rusya'nın onayının şart koşulduğunu saptamak.
Antlaşmanın hukuki zeminini ve geçerlilik şartlarını anlamak için.
2
1917 yılındaki siyasi değişimin antlaşmaya etkisini değerlendirmek.
Rusya'da Bolşevik İhtilali çıkmasıyla çarlık rejiminin devrildiğini ve yeni Sovyet yönetiminin savaştan çekilerek gizli antlaşmaları reddettiğini belirlemek.
Antlaşmanın neden onaylanamadığını ve hukuken askıda kaldığını açıklamak için.
3
Paris Barış Konferansı'ndaki İngiliz politikasını incelemek.
İngiltere'nin Rusya'nın onayının eksikliğini hukuki bir boşluk olarak öne sürüp İzmir'i Yunanistan'a verdiğini tespit etmek.
Soruda istenen temel gerekçeyi ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın hukuki yapısı ve Rusya'nın savaştan çekilmesinin gizli antlaşmaların uygulanabilirliğine etkisi.
Soru 6890Soru

Mustafa Kemal Paşa, 28 Mayıs 1919'da askeri ve mülki amirlere gönderdiği Havza Genelgesi'nde; işgallerin protesto edilmesi amacıyla mitingler düzenlenmesini istemiş ancak bu gösterilerde Hristiyan azınlığa karşı kırıcı ve saldırgan davranılmamasını önemle belirtmiştir.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu uyarıyla doğrudan aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi uyarınca İtilaf Devletleri'nin yeni bölgeleri işgal etmesine zemin hazırlayacak gerekçeleri ortadan kaldırmak

Cevap

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi uyarınca İtilaf Devletleri'nin yeni bölgeleri işgal etmesine zemin hazırlayacak gerekçeleri ortadan kaldırmak
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne güvenliklerini tehdit eden herhangi bir durumu gerekçe göstererek istedikleri stratejik bir noktayı işgal etme yetkisi tanımıştı. Mustafa Kemal Paşa, Havza Genelgesi'nde mitingler düzenlenmesini isterken Hristiyan azınlığa yönelik herhangi bir taşkınlık yapılmamasını özellikle belirtmiştir. Buradaki amaç, İtilaf Devletleri'nin azınlık haklarının tehlikede olduğunu veya asayişin bozulduğunu iddia ederek Mondros'un 7. maddesini yürürlüğe sokmasını ve yeni işgaller başlatmasını engellemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'nde yer alan uyarının i��eriğini ve amacını analiz etmek.
Mitingler düzenlenirken Hristiyan azınlığa kötü davranılmaması gerektiği yönündeki uyarı, bölgedeki asayişin bozulmasını engellemeyi hedeflemektedir.
Mitingler sırasında yaşanabilecek asayişsizlikler, işgalci güçlerin kendi lehlerine kullanabileceği bir durumdur.
2
Bu uyarının Mondros Ateşkes Antlaşması'nın maddeleriyle olan ilişkisini kurmak.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesine göre, İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum karşısında herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahipti. Azınlıklara zarar verilmesi bu maddenin bahane edilerek işgallerin yayılmasına yol açabilirdi.
İtilaf Devletleri'nin haklı protestoları bastırmak veya yeni toprakları işgal etmek için Mondros'un en ağır maddesi olan 7. maddeyi işletmesini engellemek temel hedeftir.

Anahtar Kavram

Havza Genelgesi ve Mondros'un 7. Maddesi İlişkisi
Soru 6891Soru

Aşağıda verilen sucul ekosistem alanları ile bu alanların sahip olduğu temel ekolojik özellikleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mercan Resifleri
Nehir Ağızları
Akarsuların Yukarı Çığırı
Bataklık Biyomu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mercan Resifleri - Sıcak ve sığ denizlerdeki alg ortak yaşamı ve en yoğun çeşitlilik; Nehir Ağızları - Akarsuların denize döküldüğü yüksek mineralli ve verimli alanlar; Akarsuların Yukarı Çığırı - Yatak eğimi ve akış hızı fazla olan düşük biyoçeşitlilikteki kaynaklar; Bataklık Biyomu - Durgun su ve organik madde birikimi yüksek olan nemli geçiş alanları.
Doğru eşleştirmede; mercan resifleri sığ, sıcak tropikal denizlerde yüksek biyoçeşitliliğe sahip olan alanlarla; nehir ağızları akarsuların denizle buluştuğu ve besin tuzları bakımından zengin ekoton bölgeleriyle; yukarı çığır yüksek akış hızı ve düşük sıcaklık nedeniyle biyoçeşitliliğin zayıf olduğu kaynak kısımlarıyla; bataklık ise durgun su şartlarının hâkim olduğu geçiş kuşağı ekosistemleriyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Sucul biyomların genel özelliklerini ve sınıflandırmasını analiz etme.
Mercan resifleri ve nehir ağızlarının denizel/ekoton; yukarı çığır ve bataklıkların ise tatlı su biyomu grubunda yer aldığının belirlenmesi.
Biyomların fiziksel konumlarına göre sınıflandırılması eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Mercan resiflerinin ekolojik özelliklerini belirleme.
Sıcak, sığ, güneş ışığı alan tropikal denizlerde oluştuklarının ve en yüksek denizel biyoçeşitliliğe sahip olduklarının tespit edilmesi.
Mercan Resifleri teriminin bu özelliklerin açıklandığı tanım ile eşleştirilmesi gerekir.
3
Nehir ağızlarının (estuar/delta) ekolojik önemini inceleme.
Akarsuyun denize döküldüğü ve beraberinde getirdiği minerallerle biyoçeşitliliği en üst seviyeye çıkardığı geçiş kuşağı özelliğinin belirlenmesi.
Bu özelliklerin Nehir Ağızları kavramıyla eşleştirilmesi doğru sonuca ulaştırır.
4
Akarsuların yukarı çığırı ile bataklık biyomunun fiziksel koşullarını karşılaştırma.
Hızlı akışlı ve soğuk sularda biyoçeşitliliğin az olması özelliğinin yukarı çığırla; durgun su ve zengin organik madde içeren geçiş alanlarının ise bataklık biyomuyla eşleştirilmesi.
Geriye kalan kavramların ekolojik özelliklerine göre doğru eşleştirilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Sucul biyomların fiziksel, kimyasal ve ekolojik özelliklerinin biyoçeşitlilik üzerindeki belirleyici etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6892Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." kararı, Türk inkılabının iki temel dinamiğini bünyesinde barındırmaktadır. Bu dinamiklerden ilki dış güçlerin işgallerine karşı koymayı hedefleyen "millî bağımsızlık", ikincisi ise kişisel egemenliğe son vererek millet iradesini devlet yönetimine taşımayı amaçlayan "millî egemenlik"tir.

Buna göre, Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecinde yaşanan a��ağıdaki gelişmelerden hangisi, bu iki temel dinamiğin eş zamanlı ve birbirini destekleyen bir biçimde yürütüldüğünün en belirgin kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TBMM'nin açılarak Kurtuluş Savaşı'nı yönetmesi

Cevap

TBMM'nin açılarak Kurtuluş Savaşı'nı yönetmesi
Doğru yanıt, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hem millet iradesini temsil eden bir kurum olarak açılması (millî egemenlik) hem de bu meclisin Kurtuluş Savaşı'nı bizzat yöneterek vatanı işgallerden kurtarmasıdır (millî bağımsızlık). Bu durum, Amasya Genelgesi'nde hedeflenen 'milletin bağımsızlığının yine milletin kararıyla kurtarılması' ilkesinin fiilen ve eş zamanlı olarak hayata geçirildiğini en net şekilde gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nde yer alan kavramların analiz edilmesi
'Milletin bağımsızlığı' ifadesinin millî bağımsızlık hedefiyle, 'milletin kararı' ifadesinin ise millî egemenlik yöntemiyle örtüştüğü belirlenir.
Soruda istenen iki temel dinamiğin ne anlama geldiğini netleştirmek.
2
Seçeneklerdeki tarihsel gelişmelerin bu iki dinamiği bir arada barındırma durumunun incelenmesi
Lozan Antlaşması'nın sadece bağımsızlık, Cumhuriyet'in ilanının sadece egemenlik, Halifeliğin kaldırılmasının ise laikleşme ve egemenlik boyutlarıyla sınırlı kaldığı görülür.
Çeldirici seçeneklerin tek boyutlu veya farklı odaklı olduğunu tespit etmek.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi ve doğrulanması
TBMM'nin açılması (millî egemenlik/milletin kararı) ve açılan bu Meclisin Kurtuluş Savaşı'nı bizzat yöneterek zafere ulaştırması (millî bağımsızlık/milletin bağımsızlığı) iki dinamiğin eş zamanlı uygulandığını kanıtlar.
İki dinamiğin bir arada ve birbirini tamamlayarak uygulandığı tek seçeneği saptamak.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri çerçevesinde millî egemenlik ve millî bağımsızlık kavramlarının ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6893Soru

Aşağıdaki dünya haritasında, Kuzey Yarım Küre'nin yüksek enlemlerinde geniş alan kaplayan iki farklı karasal biyomun yayılış alanları I ve II numaralarla taranarak gösterilmiştir.

Buna göre, haritada gösterilen alanlar ve bu alanlardaki biyom özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I numaralı alanda düşük sıcaklıklara uyum sağlamış, iğne yapraklı ve koni şeklindeki ağaçlardan oluşan orman biyomu bulunurken; II numaralı alanda yılın büyük bölümünde donmuş olan toprağın yazın çözünmesiyle ortaya çıkan liken ve yosunlardan oluşan tundra biyomu yer alır.

Cevap

I numaralı alanda düşük sıcaklıklara uyum sağlamış, iğne yapraklı ve koni şeklindeki ağaçlardan oluşan orman biyomu bulunurken; II numaralı alanda yılın büyük bölümünde donmuş olan toprağın yazın çözünmesiyle ortaya çıkan liken ve yosunlardan oluşan tundra biyomu yer alır.
I numaralı alan sert karasal iklimin hüküm sürdüğü tayga ormanları kuşağını, II numaralı alan ise kutup altı iklimin görüldüğü tundra kuşağını göstermektedir. İğne yapraklı ağaçların konik yapısı soğuğa ve kar yüküne karşı bir adaptasyonken, tundradaki liken ve yosunlar donmuş toprakların kısa süreliğine çözünmesiyle ortaya çıkan bitkilerdir. Dolayısıyla I numaralı alanda iğne yapraklı ormanların, II numaralı alanda ise liken ve yosunların bulunduğunu belirten ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada taranarak gösterilen alanların coğrafi konumlarını ve temsil ettikleri karasal biyomları belirlemek.
I numaralı alan Sibirya ve Kanada'nın sert karasal iklim bölgelerindeki Tayga (İğne Yapraklı Orman) biyomunu, II numaralı alan ise daha kuzeyde kutup dairelerine yakın kıyılardaki Tundra biyomunu temsil etmektedir.
Soruyu doğru analiz edebilmek için öncelikle harita üzerindeki alanların hangi biyomlara karşılık geldiğini saptamak gerekir.
2
Belirlenen biyomların iklim, bitki örtüsü ve adaptasyon özelliklerini karşılaştırmak.
Tayga biyomunda kışlar soğuk geçer, bitki örtüsü düşük sıcaklığa dayanıklı iğne yapraklı ve kar yükünü taşımak için konik yapılı ağaçlardır. Tundra biyomunda ise toprak yılın büyük bölümünde donmuş haldedir; yazın çözünen toprakta liken, yosun ve kısa ömürlü otlar yetişir.
Doğru seçeneği bulmak için biyomların karakteristik bitki örtüsü ve adaptasyon uyumlarını değerlendirmek gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan çeldiricileri elemek ve doğru ifadeyi bulmak.
I numaralı alanda iğne yapraklı konik ağaçların, II numaralı alanda ise donmuş toprağın çözünmesiyle oluşan likenlerin bulunduğunu belirten ifade doğrudur. Diğer seçenekler harita okuma hatası, paleocoğrafya karıştırma, azot fiksasyonu yanılgısı ve sera etkisi kavram kargaşası içermektedir.
Çeldiricilerin neden yanlış olduğunu belirleyerek kesin doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomların İklim, Bitki Örtüsü ve Canlı Adaptasyonları ile İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6894Soru

Türkiye'de tarım alanlarında uygulanan nadas yöntemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprağın mineral ve nem dengesini korumak amacıyla kimyasal gübreleme ve sulama yapılarak gerçekleştirilen aktif bir tarım tekniğidir.

Cevap

Toprağın mineral ve nem dengesini korumak amacıyla kimyasal gübreleme ve sulama yapılarak gerçekleştirilen aktif bir tarım tekniğidir.
Nadas yöntemi aktif bir gübreleme ya da sulama tekniği değildir. Tam tersine, kuraklık ve sulama yetersizliği gibi olumsuz şartlardan dolayı toprağın hiçbir işlem yapılmadan boş bırakılması esasına dayanır. Dolayısıyla bu ifade doğru değildir ve doğru cevabı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas yönteminin tanımı ve uygulanma nedenleri coğrafi açıdan analiz edilir.
Nadasın, kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yağış azlığı ile sulama imkanlarının kısıtlı olmasına bağlı olarak toprağın kaybettiği nem ve mineral dengesini doğal yoldan geri kazanması amacıyla boş bırakılması uygulaması olduğu belirlenir.
Seçeneklerin doğruluğunu test edebilmek için nadas kavramının temel niteliklerini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadeler nadasın özellikleri ile karşılaştırılarak yanlış olan ifade tespit edilir.
Nadasın kimyasal gübreleme ve sulama içeren aktif bir yöntem olduğu iddiasının yanlış olduğu, aksine bu yöntemlerin yetersizliğinden dolayı zorunlu olarak uygulanan pasif bir yöntem olduğu saptanır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye uygun olarak doğru olmayan seçeneği bulmak amaçlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de nadas tarımı ve sulama projelerinin tarımsal faaliyetlere etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6895Soru

Doğal çevre özellikleri; üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir.

Buna göre;
I. Kurak geçen dönemlerde nehir su seviyelerinin düşmesiyle iç su yollarında taşımacılık faaliyetlerinin kesintiye uğraması,
II. Karadeniz Bölgesi'nde her mevsim yağ��şlı iklim özelliklerinden dolayı pamuk tarımının yapılamaması,
III. Kış aylarının sert geçtiği Doğu Anadolu Bölgesi'nde konutların ısıtılmasında kullanılan doğal gaz tüketiminin artması

durumlarının sırasıyla ekonomik faaliyetlerin üretim, dağıtım ve tüketim süreçleriyle eşleştirilmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I - Dağıtım, II - Üretim, III - Tüketim

Cevap

I. öncülün dağıtım, II. öncülün üretim ve III. öncül��n tüketim ile eşleştiği seçenek
I. öncüldeki taşımacılık faaliyetleri, mamullerin veya ham maddelerin taşınmasını kapsadığı için dağıtım süreciyle; II. öncüldeki tarımsal faaliyetler, doğadan elde edilen ham madde elde etme süreci olduğundan üretim süreciyle; III. öncüldeki konutların ısıtılmasında doğal gaz kullanılması ise nihai kullanım faaliyeti olduğundan tüketim süreciyle ilgilidir. Dolayısıyla sırasıyla dağıtım, üretim ve tüketim olarak eşleşen seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
I. öncüldeki durumu inceleme ve sınıflandırma
Nehirlerde su seviyelerinin düşmesiyle taşımacılığın aksaması ulaşımla ilgilidir. Ulaşım, üretilen malların taşınmasını ifade ettiğinden 'dağıtım' faaliyetidir.
Doğal faktörlerin (iklim ve su kaynakları) dağıtım üzerindeki etkisini belirlemek için.
2
II. öncüldeki durumu inceleme ve sınıflandırma
Yağışlı iklim nedeniyle pamuk tarımının yapılamaması tarımsal bir sınırlamadır. Tarım, ham madde elde etme faaliyeti olduğundan 'üretim' kapsamındadır.
Doğal faktörlerin (iklim) üretim üzerindeki etkisini belirlemek için.
3
III. öncüldeki durumu inceleme ve sınıflandırma
Sert kış şartlarında konutların ısıtılması için doğal gaz kullanılması, mal veya hizmetin doğrudan kullanımı olduğundan 'tüketim' faaliyetidir.
Doğal faktörlerin (iklim) tüketim üzerindeki etkisini belirlemek için.
4
Elde edilen sonuçları sırasıyla bir araya getirme
Sırasıyla I - Dağıtım, II - Üretim, III - Tüketim şeklinde olmalıdır.
Öncüllerin doğru eşleşme sırasını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Doğal faktörlerin (iklim ve su kaynakları) ekonomik faaliyetlerin aşamaları (üretim, dağıtım, tüketim) üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6896Soru

Türkiye'de hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışı üzerinde fiziki ve beşerî coğrafya faktörleri doğrudan etkilidir. Aşağıda verilen coğrafi alanlar ile bu alanlarda ön plana çıkan hayvancılık veya ormancılık faaliyetlerini en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Erzurum-Kars Platosu
Menteşe Yöresi (Muğla ve çevresi)
Teke ve Taşeli Platoları
Doğu Karadeniz kıyı kuşağı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler sırasıyla: Erzurum-Kars Platosu ile mera büyükbaş hayvancılığı, Menteşe Yöresi ile çam balı arıcılığı, Teke ve Taşeli Platoları ile kıl keçisi yetiştiriciliği, Doğu Karadeniz kıyı kuşağı ile gür orman örtüsü şeklindedir.
Eşleştirme, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki iklim ve bitki örtüsü özelliklerinin ekonomik faaliyetlerle olan doğrudan ilişkisini yansıtır. Yaz yağışlı sert karasal iklim Erzurum-Kars'ta sığır yetiştiriciliğini; kızılçam ormanları ve Akdeniz iklimi Menteşe'de arıcılığı; karstik engebeli maki alanları Teke ve Taşeli'de kıl keçisini; her mevsim bol yağışlı Karadeniz iklimi ise kıyı kuşağında zengin ormancılığı geliştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum-Kars Platosu'nun fiziki ve iklimsel koşullarını analiz etmek.
Bölgenin yaz yağışları ile yeşeren alpin çayırlarına sahip olduğunu ve bu durumun mera büyükbaş hayvancılığı için uygun ortam sağladığını tespit etmek.
Coğrafi özelliklerle hayvancılık türü arasındaki doğrudan ilişkiyi kurmak.
2
Menteşe Yöresi ve Teke-Taşeli Platoları'ndaki bitki örtüsü ve yer şekillerinin etkisini belirlemek.
Menteşe Yöresi'nde kızılçam ormanlarındaki çam salgısına bağlı olarak çam balı arıcılığının; Teke ve Taşeli Platoları'ndaki karstik ve engebeli yapıda ise kıl keçisi yetiştiriciliğinin ön plana çıktığını görmek.
Akdeniz iklim bölgesindeki lokal yer şekli ve vejetasyon farklılıklarının hayvancılık faaliyetleri üzerindeki etkisini ayırt etmek.
3
Doğu Karadeniz kıyı kuşağının iklim özelliklerini değerlendirmek.
Her mevsim yağışlı ve nemli Karadeniz iklimine bağlı olarak Türkiye'nin en gür ve verimli orman kuşağının burada geliştiğini saptamak.
Ormancılık faaliyetlerinin iklim ve nem koşulları ile olan doğrudan ilişkisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını etkileyen fiziki (yer şekilleri, iklim, bitki örtüsü) faktörler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6897Soru

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasının ardından Orta Asya'da sınır güvenliğini sağlamak, askeri alanda güven artırıcı önlemler almak ve bölgesel iş birliğini geliştirmek amacıyla 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın katılımıyla "Şanghay Beşlisi" adıyla bir mekanizma oluşturulmuştur. Bu yapılanma, 2001 yılında Özbekistan'ın da katılımıyla kurumsal ve kalıcı bir uluslararası örgüte dönüşmüştür.

Bu parçada kuruluşu ve gelişim süreci hakkında bilgi verilen uluslararası örgüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şanghay İşbirliği Örgütü

Cevap

Şanghay İşbirliği Örgütü
Parçada belirtilen 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından kurulan 'Şanghay Beşlisi' oluşumu, 2001 yılında Özbekistan'ın da katılmasıyla Şanghay İşbirliği Örgütü adını almıştır. Bu doğrultuda doğru cevap Şanghay İşbirliği Örgütü seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki tarihsel ipuçlarını analiz etme
Örgütün temellerinin 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın katılımıyla 'Şanghay Beşlisi' adıyla atıldığı belirlenir.
Kuruluş yılı ve kurucu üyeler doğru yapıyı belirlemede kritik verilerdir.
2
Dönüşüm sürecini ve yeni katılımı değerlendirme
2001 yılında Özbekistan'ın katılımıyla kurumsallaşan yapının Şanghay İşbirliği Örgütü olduğu sonucuna ulaşılır.
2001 yılındaki bu genişleme ve kurumsallaşma adımı Şanghay İşbirliği Örgütü'nün kuruluşunu tamamlamıştır.

Anahtar Kavram

Şanghay İşbirliği Örgütü'nün kuruluşu ve tarihsel gelişimi
Soru 6898Soru

19. yüzyıl, Osmanlı Devleti için hem siyasi hem de iktisadi açıdan dış kaynaklı k��klü sarsıntıların yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu dönemde imparatorluk, Batı Avrupa'da ortaya çıkan iki büyük tarihsel kırılmanın —Frans��z İhtilali ve Sanayi İnkılabı'nın— doğrudan etkilerine maruz kalmıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin bu süreçte karşılaştığı aşağıdaki gelişmelerden hangileri, söz konusu iki tarihsel kırılmanın imparatorluk üzerindeki doğrudan etkileri arasında gösterilebilir?

I. Sırp ve Rum gibi gayrimüslim toplulukların milliyetçilik düşüncesiyle isyan ederek bağımsızlık arayışına girmesi
II. 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması'yla gümrük duvarlarının indirilmesi sonucu ülkenin Avrupa sanayisi için açık pazar haline gelmesi
III. Ayanların gücünü kontrol altına almak ve merkezi otoriteyi yeniden tesis etmek amacıyla Sened-i İttifak'ın imzalanması

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Sırp ve Rum isyanları ile Baltalimanı Ticaret Antlaşması'nı içeren seçenektir.
Doğru cevap, gayrimüslim isyanları ve Baltalimanı Ticaret Antlaşması'nı içeren seçenektir. Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçilik akımı, çok uluslu Osmanlı Devleti'nde Sırp ve Rum isyanları gibi parçalayıcı hareketlere yol açmıştır. Sanayi İnkılabı'nın hammadde ve pazar ihtiyacı ise Osmanlı Devleti'ni 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması ile açık pazar haline getirmiştir. Sened-i İttifak ise padişah ile ayanlar arasındaki bir iç sözleşme olup bu dış gelişmelerle doğrudan ilgisi yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Fransız İhtilali'nin Osmanlı Devleti üzerindeki doğrudan siyasi etkisini belirleme
Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımı, çok uluslu Osmanlı Devleti'ndeki Sırp ve Rum gibi azınlıkların bağımsızlık talebiyle isyan etmesine yol açmışt��r. Dolayısıyla I. öncül doğrudur.
Milliyetçilik akımı çok uluslu imparatorlukların toprak bütünlüğünü tehdit ederek bağımsızlık hareketlerini tetiklemiştir.
2
Sanayi İnkılabı'nın Osmanlı Devleti üzerindeki doğrudan iktisadi etkisini belirleme
Sanayi İnkılabı ile birlikte hammadde ve pazar arayışına giren Avrupalı devletlerin baskısı sonucunda imzalanan 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması gümrük vergilerini düşürmüş ve Osmanlı'yı açık pazar haline getirmiştir. Dolayısıyla II. öncül doğrudur.
Sanayi İnkılabı'nın getirdiği seri üretim ve pazar ihtiyacı, Osmanlı Devleti gibi korumasız ekonomileri açık pazar haline dönüştürmüştür.
3
Sened-i İttifak'ın niteliğini analiz etme ve sonuca ulaşma
1808 Sened-i İttifak, padişah II. Mahmud ile ayanlar arasında imzalanan iç siyasi bir sözleşmedir; Fransız İhtilali veya Sanayi İnkılabı'nın doğrudan bir etkisiyle ortaya çıkmamıştır. Dolayısıyla III. öncül yanlıştır.
Sened-i İttifak'ın temel amacı taşradaki feodal güçlerin varlığını tanıyarak merkezi otoriteyi geçici olarak uzlaştırmaktır.

Anahtar Kavram

Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı'nın Osmanlı Devleti'ne Siyasi ve Ekonomik Etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6899Soru

Şehirlerin küresel, bölgesel ve yerel ölçekteki etki sınırları, sahip oldukları fonksiyonel çeşitlilik ve bu fonksiyonların niteliği ile doğrudan ilişkilidir. Ancak şehirlerin fonksiyonları ve etki alanları arasındaki ilişkiler değerlendirilirken bazı coğrafi kavramlar ve etkenler yanlış yorumlanabilmektedir.

Buna göre şehirlerin fonksiyonları ve etki alanlarıyla ilgili;

I. Kahire ve Kiev gibi başkentlerin küresel etkiye sahip olamamasının temel nedeni, idari fonksiyonların küresel ölçekte etki yaratma gücün��n bulunmamasıdır.
II. Mekke, Kudüs ve Roma gibi şehirlerin geniş kitleleri etkileyebilen dinî fonksiyonları, bu şehirlerin küresel ya da bölgesel ölçekte birer çekim merkezi haline gelmesini sağlamıştır.
III. Şehirlerin nüfus miktarının çok fazla olması, o şehrin küresel finans ve ticaret ağlarındaki etki derecesinin yüksek olduğunu kanıtlamak için tek başına yeterli bir ölçüttür.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız II

Cevap

Mekke, Kudüs ve Roma gibi şehirlerin dinî fonksiyonlarının küresel ve bölgesel etkiye sahip olduğunu belirten yargı doğrudur.
Dinî fonksiyonu olan şehirlerin (Mekke, Kudüs, Roma) etki alanları, küresel veya bölgesel düzeyde inanan kitlelerin yayılım alanıyla paralel olarak geniştir. Bu durum, nüfus miktarından bağımsız olarak dinî fonksiyonun şehirlerin etki alanını genişlettiğini doğrulamaktadır. Bu nedenle yalnızca ikinci yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yargının değerlendirilmesi
Başkentlerin tamamı küresel etkiye sahip değildir ancak bu durum idari fonksiyonun küresel etki gücü taşımadığını göstermez. Washington veya Pekin gibi küresel güçlerin idari merkezleri tüm dünyayı etkiler. Dolayısıyla birinci yargı yanlıştır.
İdari fonksiyonun etki alanı üzerindeki rolünü ve sınırlayıcı faktörleri doğru analiz etmek.
2
İkinci yargının değerlendirilmesi
Dinî şehirler, inanç bağları nedeniyle nüfus büyüklüklerinden bağımsız olarak sınır ötesi bir etkiye sahiptir. Mekke, Kudüs ve Roma küresel çapta inanan kitleler için çekim merkezidir. Bu nedenle ikinci yargı doğrudur.
Dinî fonksiyonun küresel ve bölgesel ölçekteki kültürel ve mekansal etkisini belirlemek.
3
Üçüncü yargının değerlendirilmesi
Nüfus miktarı, bir şehrin küresel finans ve ticaretteki etki gücünü doğrudan kanıtlamaz. Örneğin, Bangladeş'in başkenti Dakka yüksek nüfusuna rağmen bölgesel/yerel etkilidir; oysa İsviçre'nin Zürih şehri az nüfusuna rağmen küresel finans merkezidir. Bu nedenle üçüncü yargı yanlıştır.
Şehirlerin etki derecelerini belirleyen asıl unsurun nüfus miktarı değil, sahip oldukları fonksiyonel nitelikler (finans, teknoloji, borsa vb.) olduğunu ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Şehirlerin küresel ve bölgesel etki alanlarının genişliği, nüfus miktarlarından ziyade sahip oldukları fonksiyonel özelliklerin (finans, idari, dini, sanayi vb.) niteliğine bağlıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6900Soru

Nüfus projeksiyonları, gelecekteki nüfus yapısına dair öngörüler sunarak planlamalar yapılmasını sağlar. Aşağıda verilen nüfus projeksiyonu kavram ve senaryolarını, karşılarındaki en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Düşük doğurganlık senaryosu
Yüksek doğurganlık senaryosu
Projeksiyon yapma gerekçesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Düşük doğurganlık senaryosu, doğurganlık hızının gerileyerek nüfusun erken azalmasını ve yaşlı bağımlı nüfusun artmasını öngören ifade ile; yüksek doğurganlık senaryosu, doğurganlığın artarak genç nüfusun korunmasını öngören ifade ile; projeksiyon yapma gerekçesi ise gelecekteki eğitim, sağlık ve istihdam yatırımlarının planlanması ihtiyacı ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; düşük doğurganlık senaryosu nüfusun erken azalmasını ve yaşlı bağımlı nüfusun artmasını; yüksek doğurganlık senaryosu genç nüfusun ve artışın daha uzun süre korunmasını; projeksiyon gerekçesi ise eğitim, sağlık ve istihdam yatırımlarının planlanmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Projeksiyonların yapılma gerekçesini belirlemek.
Nüfus projeksiyonları; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi yatırımları gelecekteki nüfusun ihtiyaçlarına göre şekillendirmek amacıyla yapılır. Bu durum gerekçeyi ilgili planlama açıklamasıyla eşleştirir.
Gelecekteki nüfus yapısına göre kamu ve özel sektör yatırımlarını planlamak, projeksiyon çalışmalarının temel varlık sebebidir.
2
Düşük doğurganlık senaryosunun etkisini analiz etmek.
Düşük doğurganlık hızı, doğumların hızla azalması, yaşlı bağımlı nüfusun artması ve nüfusun beklenenden daha erken küçülmeye başlaması ile ilişkilidir.
Doğum oranlarındaki azalış, demografik yaşlanmayı hızlandırır ve nüfusun artış trendini erken sonlandırır.
3
Yüksek doğurganlık senaryosunun etkisini analiz etmek.
Yüksek doğurganlık varsayımı, nüfusun zirveye daha geç ulaşması ve genç nüfus oranının korunması anlamına gelir.
Doğum oranlarının yüksek seyretmesi, yaş piramidinin tabanını genişletir ve genç nüfus yapısını korur.

Anahtar Kavram

Nüfus Projeksiyonları ve Senaryoları
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 345 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin