Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6861Soru

Aşağıdaki tabloda bazı şehirlerin yaklaşık nüfus miktarları, tarihsel gelişim süreçlerindeki önemli aşamalar, günümüzdeki baskın fonksiyonları ve etki alanları verilmiştir:

ŞehirYaklaşık NüfusTarihsel Gelişim SüreciBaskın FonksiyonuEtki Alanı
Oxford160 bin12. yüzyıldan itibaren köklü akademik kurumların kurulmasıEğitimKüresel
Essen580 bin19. yüzyılda zengin taş kömürü havzasının sanayiye entegre edilmesiSanayiBölgesel
Lagos16 milyonModern dönemde sanayileşmeden bağımsız hızlı iç göç dalgalarıLiman ve TicaretBölgesel
Mekke2 milyonİslamiyet'in doğuşu ve kutsal ibadet merkezlerinin varlığıDiniKüresel
New York8,5 milyonAtlantik ticaret rotası ve 20. yüzyıl borsa merkezi haline gelmesiFinansKüresel

Şehirlerin nüfus büyüklükleri, fonksiyonel özellikleri ve etki alanları arasındaki ilişkiler dikkate alındığında, bu tablodaki bilgilere dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oxford ve Mekke gibi şehirlerin görece az olan nüfuslarına rağmen küresel etki alanına sahip olmaları, etki alanının belirlenmesinde nüfus miktarından ziyade sahip olunan fonksiyonel özelliğin niteliğinin belirleyici olduğunu gösterir.

Cevap

Oxford ve Mekke gibi şehirlerin görece az olan nüfuslarına rağmen küresel etki alanına sahip olmaları, etki alanının belirlenmesinde nüfus miktarından ziyade sahip olunan fonksiyonel özelliğin niteliğinin belirleyici olduğunu gösteren seçenek doğrudur.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, Oxford 160 bin ve Mekke 2 milyon gibi görece küçük nüfuslarına rağmen eğitim ve din fonksiyonlarının küresel çekim gücü sayesinde dünya çapında etkilidir. Bu durum, etki alanı genişliğinin nüfus miktarı ile doğrudan ilişkili olmadığını, esas belirleyicinin fonksiyonel özellikler olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki şehirlerin nüfus miktarları ile etki alanlarını karşılaştırın.
Oxford'un 160 bin ve Mekke'nin 2 milyon nüfusla 'Küresel' etki alanına sahip olduğu, buna karşılık Lagos'un 16 milyon nüfusla sadece 'Bölgesel' etki alanına sahip olduğu görülür.
Nüfus büyüklüğü ile küresel etki alanı arasında doğrudan bir doğru orantı olmadığını belirlemek için bu karşılaştırma gereklidir.
2
Şehirlerin baskın fonksiyonlarının küresel düzeydeki rolünü analiz edin.
Oxford'un eğitim, Mekke'nin dini fonksiyonları küresel çekim gücü yaratırken; Lagos'un liman ve ticaret fonksiyonunun etki derecesi bölgesel sınırda kalmıştır.
Şehirlerin küresel önem kazanmasında nüfusun değil, fonksiyonel niteliğin (örneğin küresel ölçekte eğitim veya inanç merkezi olma) belirleyici olduğunu anlamak için.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı tespit edin.
Nüfus miktarından ziyade fonksiyonel niteliğin belirleyici olduğunu savunan yargı tablodaki verilerle tam olarak uyuşur.
Nüfus fazlalığının küresel etki alanını doğrudan belirlediği yönündeki yaygın yanılgıyı eleyerek doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Şehirlerin etki alanlarının belirlenmesinde nüfus miktarından ziyade sahip olunan fonksiyonel özelliklerin (küresel finans, eğitim, din vb.) niteliği belirleyicidir.
Soru 6862Soru

Türkiye'de madenlerin i��letilmesi ve ekonomiye kazandırılması sürecinde kullanılan bazı temel kavramlar bulunmaktadır. Bir maden yatağında bulunan ve henüz çıkarılmamış olan toplam maden miktarı ile taş ve toprakla karışık hâldeki maden filizi içindeki saf metal oranı sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezerv - Tenör

Cevap

Rezerv - Tenör
Maden yataklarındaki toplam ham madde miktarına rezerv denirken, bu ham maddenin içindeki temiz metal veya değerli element oranına tenör denir. Bu nedenle doğru sıralama rezerv ve tenör şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk tanım olan 'bir maden yatağında bulunan ve henüz çıkarılmamış olan toplam maden miktarı' kavramı belirlenir.
Bu tanım coğrafyada 'rezerv' kavramına karşılık gelir.
Rezerv, yer altında tespit edilen toplam maden cevheri miktarıdır.
2
İkinci tanım olan 'taş ve toprakla karışık hâldeki maden filizi içindeki saf metal oranı' kavramı belirlenir.
Bu tanım coğrafyada 'tenör' kavramına karşılık gelir.
Tenör, çıkarılan maden cevherinin kalitesini ve içindeki saf metal oranını gösteren ölçüttür.
3
Belirlenen iki kavram sırasıyla birleştirilir.
Rezerv ve tenör sıralaması elde edilir.
Soruda sırasıyla hangi kavramların tanımlandığı sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Rezerv ve tenör kavramları ile bunların madencilikteki anlamları
Soru 6863Soru

Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri yürüten iki farklı işletmenin üç yıllık süreçteki inek başına yıllık ortalama süt verimleri ve bulundukları bölgelerdeki yıllık toplam yağış miktarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

YılYıllık Yağış Miktarı (mm)X İşletmesi Ortalama Süt Verimi (kg/hayvan)Y İşletmesi Ortalama Süt Verimi (kg/hayvan)
1.1. Yıl600600 (Normal)1600160052005200
2.2. Yıl350350 (Kurak)85085052505250
3.3. Yıl850850 (Yağışlı)2100210051505150

Bu tabloya göre, X ve Y işletmeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Y i��letmesindeki yüksek verimlilik seviyesi, bu işletmenin çevresindeki doğal meraların ot kalitesinin çok yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.

Cevap

Y işletmesindeki yüksek verimlilik seviyesinin çevredeki doğal meraların ot kalitesinin yüksek olmasına bağlanması söylenemez.
Y işletmesi, yağış miktarındaki dalgalanmalardan etkilenmeden yüksek ve istikrarlı bir süt verimi (51505150 - 52505250 kg) elde etmiştir. Bu durum, işletmenin modern besi ve ahır hayvancılığı (entansif) yaptığını kanıtlar. Besi hayvancılığında üretim kapalı tesislerde fenni yemlerle yürütüldüğü için, verimin yüksekliği çevre meraların ot kalitesine bağlı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki X ve Y işletmelerinin yıllık yağış değişimi karşısındaki verim durumlarını analiz etmek.
X işletmesinde yağış azaldığında verimin düştüğü (16001600 kg'dan 850850 kg'a), yağış arttığında ise yükseldiği (21002100 kg'a); Y işletmesinde ise verimin yağış değişimlerinden etkilenmeyip yaklaşık 52005200 kg civarında sabit kaldığı belirlenmiştir.
İşletmelerin hangi hayvancılık yöntemini (mera veya besi-ahır) kullandığını tespit etmek.
2
Belirlenen yöntemlerin yapısal özelliklerini karşılaştırmak.
X işletmesinin mera (ekstansif), Y işletmesinin ise besi-ahır (entansif) hayvancılığı yaptığı sonucuna ulaşılır.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu bu yöntemlerin özelliklerine göre test etmek.
3
Yanlış olan seçeneği (söylenemeyecek olanı) bulmak.
Besi ve ahır hayvancılığında hayvanlar meralarda otlatılmadığı için, Y işletmesinin yüksek veriminin çevredeki meraların zenginliğiyle açıklanamayacağı saptanır.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak.

Anahtar Kavram

Besi-Ahır (Entansif) ve Mera (Ekstansif) Hayvancılığı Farkları
Soru 6864Soru

Türkiye'de yürütülen hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışı ile bu dağılışı belirleyen temel coğrafi nedenleri ve koşulları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Erzurum-Kars Platosu ve Doğu Karadeniz Bölümü'nde büyükbaş mera hayvancılığının yaygın olması
Muğla çevresi (Ege) ile Doğu Karadeniz Bölümü'nde arıcılık faaliyetlerinin yoğunlaşması
Ege kıyıları ile Marmara'nın güney kıyılarında kültür balıkçılığının gelişme göstermesi
Karadeniz kıyı kuşağında ağaç sanayisine yönelik tomruk ve kereste üretiminin yüksek olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Erzurum-Kars Platosu ve Doğu Karadeniz'de büyükbaş mera hayvancılığı yaz yağışları ve çayırlarla; Muğla ve Doğu Karadeniz'de arıcılık zengin flora ve engebeli araziyle; Ege ve Güney Marmara'da kültür balıkçılığı koy ve körfezlerin korunaklı yapısıyla; Karadeniz kıyılarında tomruk ve kereste üretimi nemli iklim ve gür ormanlarla eşleşir.
Türkiye'de yürütülen ekonomik faaliyetlerin dağılışı doğal çevre şartlarıyla yakından ilişkilidir. Erzurum-Kars platosundaki alpin çayırlar büyükbaş mera hayvancılığını; Muğla çevresi ve Doğu Karadeniz'in zengin çiçek ve çam florası arıcılığı; Ege ve Güney Marmara'nın girintili kıyı yapısındaki koylar kültür balıkçılığını; Karadeniz'in nemli iklimindeki gür ormanlar ise kereste ve tomruk üretimini destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum-Kars platosunun iklim ve vejetasyon koşullarını analiz etmek.
Bu alanlarda yaz yağışlarının yaygın olduğu ve bu yağışların uzun boylu çayırları (alpin çayırlar) oluşturduğu belirlenir. Bu durum büyükbaş mera hayvancılığıyla eşleşir.
Mera hayvancılığında yem ihtiyacı doğrudan doğal bitki örtüsünden karşılandığı için yaz yağışları ve çayırlar temel belirleyicidir.
2
Muğla ve Doğu Karadeniz'in arıcılık faaliyetleri ile ilişkisini kurmak.
Muğla'daki çam florası ile Doğu Karadeniz'in çiçek florası ve engebeli yer şekillerinin arıcılığa uygun ortam sağladığı görülür.
Arıcılık doğrudan doğal flora çeşitliliğine ve tarım alanlarının kısıtlı olduğu engebeli bölgelerde ek gelir kaynağı olma özelliğine bağlıdır.
3
Kültür balıkçılığının kıyı morfolojisi ile ilişkisini incelemek.
Kültür balıkçılığının yapılabilmesi için dalga etkisinden uzak, korunaklı koy ve körfezlerin bulunması gerektiği belirlenir. Bu durum Ege ve Güney Marmara kıyılarıyla eşleşir.
Açık deniz dalgalarından korunmuş körfezler kafes balıkçılığı yatırımları için coğrafi bir zorunluluktur.
4
Karadeniz kıyı kuşağındaki ormancılık faaliyetlerini değerlendirmek.
Karadeniz'deki düzenli yağış rejimi ve yüksek nemin gür ağaç topluluklarını oluşturduğu, bunun da tomruk ve kereste sanayisine ham madde sağladığı tespit edilir.
Orman varlığının ve verimliliğinin yüksek olması doğrudan nem ve yağış koşullarının elverişliliğine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını etkileyen fiziki ve beşeri faktörler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6865Soru

Aşağıda sol sütunda I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin mücadele ettiği bazı savunma ve yardım cepheleri, sağ sütunda ise bu cephelerde gerçekleşen önemli tarihi olaylar veya cepheye ait temel özellikler verilmiştir. Bu cepheler ile özellikleri doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Irak Cephesi
Hicaz-Yemen Cephesi
Suriye-Filistin Cephesi
Galiçya Cephesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Irak Cephesi - Kut'ül Amâre zaferi; Hicaz-Yemen Cephesi - Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası; Suriye-Filistin Cephesi - Mustafa Kemal Paşa'nın Halep'in kuzeyindeki savunma hattı; Galiçya Cephesi - Sınır dışında Avusturya-Macaristan'a yardım amacıyla Rusya'ya karşı mücadele edilmesi.
Irak Cephesi'nde Kut'ül Amâre'de kazanılan zafer, Hicaz-Yemen Cephesi'nde kutsal toprakların savunulması olan Medine Müdafaası, Suriye-Filistin Cephesi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın Halep'in kuzeyinde kurduğu Katma savunma hattı ve Galiçya Cephesi'nde sınır dışındaki müttefiklere destek amacıyla Rusya'ya karşı yapılan mücadele birbiriyle doğru olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Galiçya Cephesi'nin temel özelliğini saptamak.
Galiçya Cephesi'nin Osmanlı toprakları dışında müttefiklere destek amacıyla Rusya'ya karşı açılan bir yardım cephesi oldu��u tespit edilir.
Yardım cephelerinin temel ayırıcı niteliği sınır dışı olması ve müttefiklere destek amacı taşımasıdır.
2
Irak Cephesi ile ilişkili en önemli tarihi askeri başarıyı belirlemek.
Bu cephede İngiliz kuvvetlerinin Kut'ül Amâre'de Halil Paşa komutasındaki Türk ordusu tarafından esir alındığı bilgisi eşleştirilir.
Kut'ül Amâre Kuşatması, Irak Cephesi'ndeki en kritik ve belirgin tarihi olaydır.
3
Hicaz-Yemen Cephesi'ndeki tarihi şahsiyet ve savunma olayını eşleştirmek.
Çöl Kaplanı lakaplı Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası bu cepheyle eşleştirilir.
Medine şehri ve kutsal toprakların savunulması Hicaz-Yemen Cephesi kapsamında gerçekleştirilmiştir.
4
Suriye-Filistin Cephesi'ndeki son savunma hattı mücadelesini analiz etmek.
Mustafa Kemal Paşa'nın Katma Savaşı ile Halep'in kuzeyinde düşman kuvvetlerini durdurduğu savunma hattı eşleştirilir.
Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı sonlarında Suriye-Filistin Cephesi'ndeki görevi ve Anadolu sınırını koruma çabası bu olayla doğrudan bağlantılıdır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Savunma ve Yardım Cephelerinin askeri gelişmeler ve tarihi karakterler üzerinden analiz edilmesi.
Soru 6866Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte uygulanan nüfus politikalarını tarihsel dönemleri ile bu dönemlerin temel özellikleri ve uygulanma gerekçeleri açısından eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1923 - 1963 Dönemi
1963 - 1980 Dönemi
1980 - 2005 Dönemi
2005 ve Sonrası Dönem

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1923-1963 dönemi savaş sonrası nüfusu artırma politikası ve tarımsal iş gücü ihtiyacıyla; 1963-1980 dönemi ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda aile planlamasına geçilmesiyle; 1980-2005 dönemi nüfusun niteliğini iyileştirme odaklı politikalarla; 2005 ve sonrası dönem ise yaşlanan nüfus yapısı nedeniyle nüfus artış hızını yükseltme teşvikleriyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Cumhuriyet'in ilk dönemi (1923-1963) askeri ve tarımsal iş gücü gereksinimi nedeniyle nüfus artışını teşvik eden politikalarla, 1963-1980 dönemi kalkınma planları doğrultusunda hızlı nüfus artışının getirdiği ekonomik yükü hafifletmek adına aile planlamasına geçilmesiyle, 1980-2005 dönemi nüfusun eğitim ve sağlık kalitesini yükseltme ve aile planlamasını anayasaya taşıma adımlarıyla, 2005 ve sonrası dönem ise yaşlanan nüfus yapısı ve düşen doğurganlık oranlarına karşı doğum oranlarını artırıcı yeni teşvik mekanizmalarıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki (1923-1963) demografik durum ve politikalar incelenir.
Savaş sonrasında nüfusun az olması askeri güç ve tarımsal üretim için sorun oluşturduğundan nüfus artış hızını yükseltici politikalar (sağlık önlemleri, çok çocuklu ailelere madalya verilmesi vb.) izlenmiştir. Bu durum, savaşlar sonrası azalan nüfusu artırma gerekçesiyle eşleşir.
İlk dönemin temel gerekçesini belirlemek için.
2
Planlı kalkınma döneminin (1963-1980) nüfus politikası analiz edilir.
1960'larda nüfus artış hızının çok yüksek olması kalkınmayı yavaşlattığı için 1965 yılında Nüfus Planlaması Kanunu çıkarılmış ve ilk kez nüfus artış hızını düşürücü önlemler alınmıştır. Bu durum, planlı kalkınmaya geçiş gerekçesiyle eşleşir.
1963 sonrasındaki politika değişikliğinin nedenini saptamak için.
3
1980 sonrasındaki (1980-2005) yeni demografik yaklaşımlar değerlendirilir.
Bu dönemde nicelik yerine nitelik ön plana çıkmış, aile planlaması anayasal güvenceye kavuşturulmuş ve anne-çocuk sağlığı gibi konulara odaklanılmıştır.
1980'li yıllarda başlayan serbest piyasa ve küreselleşme dönemindeki nitelik vurgusunu anlamak için.
4
2005 sonrası günümüz nüfus politikaları incelenir.
Doğum oranlarının hızla düşmesi ve nüfusun yaşlanma eğilimi göstermesi nedeniyle günümüzde nüfus artış hızını artırıcı (en az 3 çocuk söylemi, doğum izinleri vb.) teşvikler uygulanmaktadır.
Son dönem politikalarının güncel demografik tehditlerle ilişkisini kurmak için.

Anahtar Kavram

Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca uygulanan nüfus politikalarının gerekçeleri ve sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6867Soru

I. Dünya Savaşı'nın Kafkas Cephesi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak geçmişten günüm��ze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Osmanlı ordusunun Sarıkamış Harekât��'nı başlatması, Sevk ve İskân (Tehcir) Kanunu'nun kabul edilmesi, Mustafa Kemal Paşa'nın Muş ve Bitlis'i geri alması ve Brest-Litovsk Antlaşması'nın imzalanması şeklindedir.
Doğru sıralama tarihsel olarak Sarıkamış Harekâtı (Aralık 1914), Sevk ve İskân Kanunu (Mayıs 1915), Mustafa Kemal Paşa'nın Muş ve Bitlis'i kurtarması (Ağustos 1916) ve Brest-Litovsk Antlaşması (Mart 1918) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'ndeki ilk büyük askeri faaliyeti belirlemek.
Sarıkamış Harekâtı'nın Aralık 1914 tarihinde düzenlendiği tespit edilir.
Harekât, Kafkas Cephesi'ndeki askeri operasyonların başlangıç aşamasını oluşturur.
2
Cephe gerisinde yaşanan asayiş sorunlarına karşı alınan yasal tedbiri sıralamaya yerleştirmek.
Sevk ve İskân Kanunu'nun (Tehcir Kanunu) Mayıs 1915 tarihinde çıkarıldığı belirlenir.
Rus ilerleyişi esnasında Ermeni çetelerinin faaliyetlerini sonlandırmak amacıyla savaş şartlarında çıkarılmış geçici bir kanundur.
3
Mustafa Kemal Paşa'nın cephedeki askeri başarılarının tarihsel sürecini analiz etmek.
Mustafa Kemal Paşa'nın Muş ve Bitlis'i Ruslardan geri almasının Ağustos 1916 tarihinde gerçekleştiği saptanır.
Mustafa Kemal Paşa'nın 16. Kolordu Komutanı olarak cepheye gelmesi ve buradaki başarıları 1916 yılı ortalarına denk gelmektedir.
4
Cepheyi kapatan nihai diplomatik gelişmeyi belirlemek.
Brest-Litovsk Antlaşması'nın Mart 1918 tarihinde imzalandığı tespit edilir.
Rusya'da yaşanan ihtilal sonucu cephe kapanmış ve Kars, Ardahan ile Batum (Elviye-i Selase) savaşsız geri alınmıştır.

Anahtar Kavram

Kafkas Cephesi'ndeki askeri, hukuki ve diplomatik gelişmelerin kronolojik takibi
Soru 6868Soru

Anadolu’da Moğol İstilası’nın yarattığı otorite boşluğu döneminde ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde, dervişler ve sufiler tarafından açılan zaviyeler sadece dini hayatın yaşandığı mekanlar olmamıştır. Bu kuruluşlar; terk edilmiş veya boş arazileri tarıma açarak üretimi canlandırmış, stratejik ticaret yolları ve geçitlerin güvenliğini tesis etmiş, yerli gayrimüslim halkla adalet ve hoşgörü esasına dayalı bağlar (istimalet) kurmuş ve konargöçer Türkmen boylarının yerleşik hayata geçişine öncülük etmiştir.

Bu bilgilere göre, sufilerin ve zaviyelerin Anadolu'daki faaliyetlerinin aşağıdakilerden hangisine doğrudan katkı sağladığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınır boylarında merkeziyetçi devlet bürokrasisinin doğrudan denetlenmesine

Cevap

Sınır boylarında merkeziyetçi devlet bürokrasisinin doğrudan denetlenmesine
Sufilerin ve kurdukları zaviyelerin Anadolu'nun imarı, İslamlaşması ve şenlendirilmesinde çok önemli dini-sosyal, askeri, asayiş ve ekonomik (tarım, ticaret) katkıları olmuştur. Ancak bu yapılar resmi idari organlar olmadıkları gibi, dervişlerin sınır boylarında merkeziyetçi devlet bürokrasisini doğrudan denetlemek gibi bir idari görevi bulunmamaktadır. Ayrıca, Moğol İstilası sonrası otorite boşluğu ve Osmanlı'nın kuruluş döneminde sınır bölgelerinde henüz kurumsallaşmış merkeziyetçi bir devlet bürokrasisinden bahsetmek tarihsel gerçeklerle uyuşmaz ve anakronizm teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etme
Zaviyelerin tarım, ticaret, asayiş, yerleşik hayata geçiş ve yerli halkla ilişkiler üzerindeki etkileri belirlenmiştir.
Sufi faaliyetlerinin hangi alanlarda toplumsal ve ekonomik katkı sağladığını saptamak.
2
Seçenekleri paragraftaki öncüllerle eşleştirme
Tarımsal üretim, kalıcı egemenlik, asayiş ve ticari güvenlik seçeneklerinin paragraftaki ifadelerle doğrudan örtüştüğü tespit edilmiştir.
Paragraftan doğrudan çıkarılabilecek katkıları eleyerek kalan seçeneği değerlendirmek.
3
Sufilerin idari ve siyasi konumunu sorgulama
Dervişlerin ve zaviyelerin dini-sosyal ve sivil nitelikte yapılar olduğu, devletin resmi denetim mekanizması veya merkezi bürokrasiyi denetleyen organları olmadığı netleştirilmiştir.
Anakronizme düşmeden, sufilerin toplumsal işlevi ile resmi idari işlevleri birbirinden ayırmak.

Anahtar Kavram

Anadolu'nun İslamlaşmasında sufilerin ve zaviyelerin üstlendiği dini-sosyal, kültürel ve ekonomik roller
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6869Soru

Karasal biyomların yeryüzündeki coğrafi dağılışında enlem (sıcaklık) faktörü önemli bir rol oynar. Buna göre, aşağıda özellikleri belirtilen karasal biyomları Ekvator'dan kutuplara doğru (alçak enlemlerden yüksek enlemlere doğru) sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Tropikal Yağmur Ormanları biyomunun özelliğini belirten birinci tanım, Ilıman Karasal (Step) biyomunun özelliğini belirten ikinci tanım, İğne Yapraklı Orman (Tayga) biyomunun özelliğini belirten üçüncü tanım ve Tundra biyomunun özelliğini belirten dördüncü tanım şeklinde (1 - 2 - 3 - 4) olmalıdır.
Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık azaldığı için biyomlar sırasıyla Tropikal Yağmur Ormanları, Ilıman Karasal (Step), İğne Yapraklı Orman (Tayga) ve Tundra şeklinde sıralanır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen biyom tanımlarından hangi biyomların kastedildiğini belirleyin.
Birinci tanım Tropikal Yağmur Ormanlar�� biyomuna, ikinci tanım Ilıman Karasal (Step) biyomuna, üçüncü tanım İğne Yapraklı Orman (Tayga) biyomuna, dördüncü tanım ise Tundra biyomuna aittir.
Tanımlardaki bitki örtüsü ve iklim özellikleri her bir biyom için ayırt edici özelliklerdir.
2
Belirlenen biyomların yeryüzündeki genel enlemsel dağılış aralıklarını bulun.
Tropikal Yağmur Ormanları 0100^\circ - 10^\circ enlemlerinde, Step biyomu 305030^\circ - 50^\circ enlemlerinde, İğne Yapraklı Ormanlar (Tayga) 506050^\circ - 60^\circ enlemlerinde ve Tundra biyomu 607060^\circ - 70^\circ enlemlerinde yayılış gösterir.
Enlemin sıcaklık üzerindeki etkisine bağlı olarak biyomlar Ekvator'dan kutuplara doğru kuşaklar oluşturur.
3
Biyomları Ekvator'dan kutuplara doğru sıralayın.
Alçak enlemlerden yüksek enlemlere doğru sıralama: Tropikal Yağmur Ormanları, Ilıman Karasal (Step), İğne Yapraklı Orman (Tayga) ve Tundra şeklinde gerçekleşir.
Enlem derecelerinin sırasıyla büyümesi Ekvator'dan kutuplara doğru gidişi gösterir.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomların Coğrafi Dağılışı ve Enlem İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6870Soru

Ekonomik faaliyetlerin döngüsü içerisinde üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini etkileyen faktörler doğal ve beşerî olmak üzere ikiye ayrılır. Bu süreçlerin işleyişinde, beşerî faktörlerin oynadı��ı rol günümüz dünyasında giderek daha belirleyici hale gelmektedir.

Buna göre, aşağıda verilen durumlardan hangileri sırasıyla üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkileyen beşerî faktörlere örnek oluşturur?

I. Tarımda modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması sayesinde tarımsal rekoltenin artırılması
II. Ürünlerin bozulmadan uzak pazarlara ulaştırılabilmesi için so��utuculu ulaşım filolarının kurulması
III. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla sanal alışveriş platformlarının e-ticaret hacmini artırması
IV. Reklam kampanyalarının etkisiyle k��şlık kıyafetlere yönelik dönemsel talebin yönlendirilmesi

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve IV

Cevap

I ve IV öncüllerini içeren seçenek doğrudur.
Üretimi doğrudan etkileyen beşerî faktörler arasında teknoloji kullanımı ve tarım yöntemleri yer alırken; tüketimi doğrudan etkileyen beşerî faktörler arasında reklamlar, ihtiyaçlar ve moda gibi unsurlar bulunur. Bu doğrultuda tarımda modern sulama sistemlerinin kullanılması üretimi doğrudan etkilerken, reklam kampanyaları tüketim tercihlerini yönlendirir. Dolayısıyla, bu iki süreci sırasıyla gösteren öncüller doğru eşleştirmeyi sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen beşerî unsurların (sulama, ulaşım filoları, e-ticaret, reklamlar) hangi ekonomik döngü aşamasına (üretim, dağıtım, tüketim) ait olduğunu sınıflandırma.
I. öncülün üretim (üretim teknikleri), II. ve III. öncüllerin dağıtım (ulaşım ve pazarlama/iletişim), IV. öncülün ise tüketim (moda ve reklamlar) süreciyle ilgili olduğu belirlenmiştir.
Soruda hedeflenen üretim ve tüketim süreçlerini doğru tespit edebilmek için her bir beşerî faktörün coğrafi sınıflandırmasını yapmak gerekir.
2
Soru kökündeki 'sırasıyla üretim ve tüketim' koşuluna uyan öncülleri seçme.
Üretimi doğrudan etkileyen beşerî faktör olarak I. öncül, tüketimi doğrudan etkileyen beşerî faktör olarak ise IV. öncül seçilmiştir.
Sorunun talep ettiği sıralı ve doğru eşleştirmeyi sağlayarak sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Üretim, Dağıtım ve Tüketimi Etkileyen Beşerî Faktörler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6871Soru

Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde kullanılan bazı enerji kaynakları aşağıda verilmiştir. Bu enerji kaynaklarını, Türkiye'nin elektrik enerjisi üretimindeki paylarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'nin elektrik enerjisi üretimindeki paylarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralama Kömür - Hidroelektrik - Jeotermal şeklindedir.
Türkiye'nin elektrik üretiminde en büyük pay kömüre aittir, ardından hidroelektrik gelir ve jeotermal ise en düşük paya sahip olandır. Dolayısıyla doğru sıralama Kömür - Hidroelektrik - Jeotermal şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
En yüksek paya sahip kaynağı belirleme
Kömür
Türkiye'de elektrik üretiminde yerli ve ithal kömür toplamı en yüksek orana sahiptir.
2
İkinci en yüksek paya sahip kaynağı belirleme
Hidroelektrik
Hidroelektrik santralleri kömürün ardından en fazla elektrik üreten kaynaktır.
3
En düşük paya sahip kaynağı belirleme
Jeotermal
Jeotermal enerji elektrik üretiminde oldukça sınırlı bir paya sahiptir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kaynakların payları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6872Soru

Deniz ve okyanus ekosistemlerinde biyoçeşitliliğin dikey ve yatay dağılışı; derinlik, ışık geçirgenliği, sıcaklık, basınç ve besin tuzları (nütrient) gibi abiyotik faktörler tarafından kontrol edilmektedir.

Buna göre, dünya denizlerindeki biyoçeşitliliğin dağılışı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi do��rudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıta sahanlığının geniş olduğu sığ kıyı bölgeleri ve akarsu ağızları, karalardan taşınan organik maddeler ve mineral tuzları bakımından zengin olduğundan biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu denizel alanlardır.

Cevap

Kıta sahanlığının geniş olduğu sığ kıyı bölgeleri ve akarsu ağızları, karalardan taşınan organik maddeler ve mineral tuzları bakımından zengin olduğundan biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu denizel alanlardır.
Kıta sahanlığının geniş olduğu sığ kıyı bölgeleri ve akarsu ağızlarının organik madde ve mineral tuzları yönünden zengin olması nedeniyle biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu alanlar olduğu ifadesi doğrudur. Akarsular karalardan taşıdıkları bol miktarda nütrienti (besin tuzu) nehir ağızlarına bırakır. Ayrıca sığ kıyı sularında güneş ışığı tabana kadar ulaştığı için fotosentez hızı ve buna bağlı olarak birincil üretim ve biyoçeşitlilik en üst seviyededir.

Adım Adım Çözüm

1
Denizlerdeki biyoçeşitliliği etkileyen birincil üretim ve besin kaynağı faktörleri analiz edilir.
Kıyı bölgelerinin ve akarsu ağızlarının besin mineralleri bakımından en zengin alanlar olduğu belirlenir.
Akarsular karalardan koptukları mineralleri kıyıya taşırlar.
2
Işık geçirgenliği ve derinlik ilişkisi değerlendirilir.
Kıta sahanlığının geniş ve sığ olduğu kıyılarda güneş ışığının tabana kadar ulaşabildiği görülür.
Sığ sularda güneş ışığı kırılmadan tabana ulaşarak fotosentezi destekler.
3
Diğer seçeneklerde verilen ekolojik ve çevre sorunları ile ilgili bilgilerin doğruluğu test edilir.
Kıta kayması, azot fiksasyonu, enerji akışı ve ozon tabakası ile ilgili verilen ifadelerin bilimsel olarak yanlış olduğu tespit edilir.
Bu ifadelerin her biri coğrafi ve biyolojik kavram yanılgıları içermektedir.

Anahtar Kavram

Sucul Biyomlarda Biyoçeşitliliğin Dağılışını Etkileyen Faktörler ve Kıyı Bölgelerinin Rolü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6873Soru

1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile Türkiye'deki gayrimüslimlerin kendi dini kurallarına göre evlenme, boşanma ve miras işlerini yürütme yetkileri (Patrikhanelerin mahkeme kurma ve yargılama yetkileri) sona erdirilmiştir. Gayrimüslim vatandaşlar da bu kanunun kabulüyle kendi dini hukuklarından vazgeçerek Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olmayı kabul etmişlerdir.

Bu durumun Türkiye Cumhuriyeti’nde doğrudan aşağıdaki gelişmelerden hangisine zemin hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk birliğinin sağlanmasına ve devletin egemenlik haklarının güçlenmesine

Cevap

Hukuk birliğinin sağlanmasına ve devletin egemenlik haklarının güçlenmesine
Doğru cevap, hukuk birliğinin sağlanmasına ve devletin egemenlik haklarının güçlenmesine yönelik olan seçenektir. Türk Medeni Kanunu ile farklı dini cemaatlerin mahkeme kurma ve yargılama yetkileri sona erdirilmiştir. Böylece ülke sınırları içerisindeki tüm vatandaşlar tek bir kanuna tabi olmuş, hukukta ikilik sona erdirilerek adli alanda birlik sağlanmış ve devletin yargı bağımsızlığı ile egemenlik hakları pekişmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru öncülündeki bilgiyi analiz edin.
Türk Medeni Kanunu'nun gayrimüslimlerin dini liderliklerinin (Patrikhane vb.) aile hukuku alanındaki yargılama yetkilerini sona erdirdiği ve tüm vatandaşları tek bir kanuna tabi tuttuğu belirlenir.
Soru kökündeki reformun doğrudan sonucunu bulmak için öncelikle reformun içeriğini kavramak gerekir.
2
Ülkedeki farklı hukuk sistemlerinin (dini/cemaat mahkemeleri) kaldırılmasının sonucunu değerlendirin.
Aynı ülke sınırlarında yaşayan herkesin tek bir kanuna bağlanmasıyla hukukta çok başlılığın sona erdiği ve 'hukuk birliği' sağlandığı anlaşılır.
Farklı dini grupların kendi mahkemelerine sahip olmasının son bulması doğrudan hukuk birliğini ve devletin yargı egemenliğini pekiştirir.
3
Diğer seçenekleri kronolojik ve kavramsal açıdan eleyin.
Halifeliğin kaldırılması kronolojik olarak önce olduğundan elenir; okul denetimleri eğitim alanıyla, Kabotaj Kanunu denizcilikle ilgili olduğundan elenir; Patrikhanenin dini faaliyetlerinin devam ettiği bilindiğinden ilgili seçenek de elenir.
Hukuk, eğitim ve ekonomi alanındaki inkılapların alanlarını ve tarihlerini doğru eşleştirmek hatalı çıkarımları engeller.

Anahtar Kavram

Türk Medeni Kanunu'nun Hukuki ve Toplumsal Sonuçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6874Soru

Aşağıda verilen coğrafi durumlar ile bu durumların üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri üzerindeki etkilerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Orta Asya'da yaz kuraklığının belirgin olduğu bölgelerde tarımsal ham madde üretiminin sulama imkanlarına bağlı olması
İsviçre Alpleri'nde yüksek eğim ve engebenin, demir yolu taşımacılığında köprü, tünel ve viyadük inşasını zorunlu kılması
Kuzey Avrupa ülkelerinde kış aylarında düşük sıcaklıklara bağlı olarak enerji tüketiminin en üst seviyeye ulaşması
Büyük akarsu havzalarındaki alüvyal toprakların, yoğun tarımsal faaliyetler nedeniyle gıda sanayisinin yer seçiminde belirleyici olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol taraftaki coğrafi durumlar sağ taraftaki süreçlerle sırasıyla şu şekilde eşleşir: yaz kuraklığı ve sulama ile su kaynaklarının etkisi; Alpler'de demir yolu inşası ile yer şekillerinin dağıtıma etkisi; kış sıcaklıkları ile iklimin tüketime etkisi; alüvyal topraklar ile toprak özelliklerinin üretime etkisi.
Orta Asya'daki sulama ihtiyacı su kaynaklarının üretime etkisini; Alpler'deki demir yolu inşası yer şekillerinin dağıtıma etkisini; Kuzey Avrupa'daki kış sıcaklıkları iklimin tüketime etkisini; alüvyal topraklar ise toprak özelliklerinin ham madde üretimine etkisini gösterir. Bu nedenle doğru eşleşmeler sırasıyla bu şekildedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci coğrafi durumun (Orta Asya'da yaz kuraklığı ve sulama) analiz edilmesi.
Bu durum, sulama ihtiyacı üzerinden su kaynaklarının tarımsal ham madde üretimi üzerindeki doğrudan etkisini gösterir.
Tarımsal faaliyetler bir üretim sürecidir.
2
İkinci coğrafi durumun (Alpler'de demir yolu inşası) analiz edilmesi.
Yüksek engebe ve eğim gibi yer şekillerinin, ulaşım (dağıtım) maliyetini artırmasını gösterir.
Ulaşım faaliyetleri bir dağıtım sürecidir.
3
Üçüncü coğrafi durumun (Kuzey Avrupa'da kış sıcaklıkları ve enerji tüketimi) analiz edilmesi.
Düşük sıcaklıkların enerji ısınma ihtiyacı (tüketim) üzerindeki etkisini gösterir.
Enerjinin kullanılması tüketim sürecidir.
4
Dördüncü coğrafi durumun (alüvyal topraklar ve gıda sanayisi) analiz edilmesi.
Verimli toprakların tarımsal ham madde üretimini artırarak sanayi yer seçimini etkilemesini gösterir.
Sanayi yer seçimi ve ham madde temini üretim sürecidir.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini etkileyen fiziki (doğal) faktörler ile bu süreçlerin coğrafi analizidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6875Soru

Aşağıda verilen doğal kaynak kullanım türlerini, bu kullanım faaliyetlerinin doğrudan yol açtığı çevresel etkilerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Elektrik üretimi için termik santrallerde linyit ve taş kömürünün yakılması
Tarımsal sulama için yeraltı su kaynaklarının aşırı ve kontrolsüz şekilde çekilmesi
Eğimli yamaçlardaki orman örtüsünün tarım alanı açmak amacıyla ortadan kaldırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Elektrik üretimi için kömür yakılması asit yağmurları ile; yeraltı sularının kontrolsüz çekilmesi obruk oluşumu ile; orman ��rtüsünün yok edilmesi ise erozyon ve heyelan riski ile eşleşmektedir.
Linyit ve kömür kullanımı kimyasal salınımlarla asit yağmurlarına; aşırı yeraltı suyu kullanımı hidrolojik boşalmaya bağlı obruk oluşumuna; ormanların tahribatı ise koruyucu örtünün kalkmasıyla erozyon ve heyelanlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak, termik santrallerde kömür yakılmasının temel çevresel sonucunu düşünün.
Kömür yanması havaya kükürt ve azot oksit saldığından, bu kullanım atmosferik kökenli asit yağmurları ile eşleşir.
Fosil yakıtların yanması kimyasal gazların atmosfere karışarak yağışların asitlik derecesini artırmasının temel sebebidir.
2
İkinci olarak, yeraltındaki su seviyesinin aşırı düşmesinin jeolojik etkisini analiz edin.
Suyun çekilmesiyle oluşan boşlukların çökmesi obruk oluşturduğundan, bu durum zemin çökmeleri ile eşleşir.
Özellikle karstik arazilerde yeraltı suyunun boşaltılması jeolojik çöküntülere doğrudan neden olur.
3
Üçüncü olarak, yamaçlardaki ağaçların kesilmesinin toprak üzerindeki mekanik koruyucu etkisinin kaybını değerlendirin.
Toprağı sabitleyen bitki örtüsü kalktığı için bu durum erozyon ve heyelan riski ile eşleşir.
Ağaç köklerinin toprağı tutucu etkisi ortadan kalktığında dış kuvvetler toprağı çok daha kolay aşındırır ve kaydırır.

Anahtar Kavram

Doğal kaynak kullanımının çevreye yönelik doğrudan jeolojik, jeomorfolojik ve atmosferik etkileri.
Soru 6876Soru

Bir kültürün doğduğu, şekillendiği ve dünyaya yayıldığı yere o kültürün ocağı (doğum yeri) denir. Kültür bölgelerinin oluşmasında ve bu bölgelerin sınırlarının belirlenmesinde hem fiziki hem de beşerî faktörler etkili olmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kültür bölgelerinin oluşumu ve dağılışını etkileyen fiziki (doğal) faktörlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İklim koşulları

Cevap

İklim koşulları
Kültür bölgelerinin oluşumu ve dağılışında iklim koşulları doğrudan etkili olan fiziki bir unsurdur. Sıcaklık ve yağış gibi iklim elemanları insan yaşamını sınırlayarak veya kolaylaştırarak kültürel özelliklerin doğal çevreyle uyumlu gelişmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür bölgelerinin oluşumuna etki eden faktörleri doğal (fiziki) ve beşerî (insan kaynaklı) olarak iki temel gruba ay��rın.
Doğal faktörler coğrafi konum, iklim, yer şekilleri ve su kaynakları gibi unsurları içerirken; beşerî faktörler dil, din, sanat, ahlak, hukuk ve ekonomi gibi insan faaliyetlerini kapsar.
Sorunun kökünde bizden fiziki (doğal) olan faktörü bulmamız istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki unsurları bu iki gruba göre sınıflandırarak doğru cevaba ulaşın.
Dil, din, gelenekler, hukuk kuralları ve siyasi örgütlenme beşerî faktörlerdir. İklim koşulları ise doğada kendiliğinden var olan fiziki bir faktördür.
Fiziki faktör olan iklim koşulları doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Kültür Bölgelerini Etkileyen Fiziki ve Beşerî Faktörler
Soru 6877Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti’nin askeri faaliyetlerini inceleyen bir tarihçi şu değerlendirmeyi yapmıştır:

'Bu cephede Osmanlı ordusu, İtilaf Devletleri'nin başkent İstanbul'u ele geçirerek imparatorluğu erken aşamada savaş dışı bırakma ve müttefikleri Rusya'ya yardım ulaştırma stratejisine karşı Gelibolu Yarımadası'nda büyük bir direnç göstermiştir. Bu direnç, savaşın seyrini ve süresini doğrudan etkilemiştir.'

Tarihçinin bu ifadesinden hareketle, Çanakkale Cephesi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin jeopolitik merkezini korumayı hedefleyen, savunma karakterli bir mücadeledir.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin jeopolitik merkezini korumayı hedefleyen, savunma karakterli bir mücadeledir.
Tarihçinin ifadesinde geçen 'başkent İstanbul'u ele geçirmeyi engelleme' ve 'büyük bir direnç gösterme' vurguları, bu cephenin taarruz değil, Osmanlı Devleti'nin varlığını ve merkezini korumaya yönelik savunma amaçlı bir askeri harekat olduğunu kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarihçinin değerlendirmesini incelemek ve temel vurguları belirlemek.
Tarihçinin, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u ele geçirme planına karşı Osmanlı ordusunun 'direnç gösterdiğini' belirttiği tespit edilir.
Bu tespit, cephenin savunma mı yoksa taarruz mu olduğunu anlamak için ilk adımdır.
2
Cephenin açılma amacını ve tarafların rollerini analiz etmek.
Çanakkale Cephesi'nin İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı'nın başkentini düşürmek amacıyla açıldığı, dolayısıyla Osmanlı Devleti açısından savunma karakterli olduğu belirlenir.
Osmanlı Devleti'nin taarruz cepheleri (Kafkas, Kanal) ile savunma cephelerini birbirinden ayırt etmek doğru sonuca ulaşmayı sağlar.
3
Seçenekleri analiz ederek savunma karakterini ve jeopolitik merkezi (İstanbul) koruma amacını ifade eden seçeneği bulmak.
Devletin jeopolitik merkezini (başkentini) korumayı amaçlayan savunma karakterli bir mücadele olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Tarihçinin 'başkent İstanbul'u koruma' ve 'direnç gösterme' ifadeleriyle birebir örtüşen seçenek doğru yanıttır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin savunma niteliği ve stratejik önemi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6878Soru

Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinde uygulanan yöntemler, et ve süt verimi üzerinde doğrudan belirleyici bir etkiye sahiptir. Geleneksel yöntemlerin uygulandığı mera hayvancılığı ile modern yöntemlerin uygulandığı besi ve ahır hayvancılığı arasında verim, iklime bağımlılık ve coğrafi dağılış açısından belirgin farklar bulunmaktadır.

Buna g��re, Türkiye'deki besi ve ahır hayvancılığı ile mera hayvancılığı faaliyetlerinin özellikleri karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besi ve ahır hayvancılığında, doğal bitki örtüsünün zayıf olduğu kurak yıllarda et ve süt veriminde yaşanan düşüşler mera hayvancılığına göre çok daha belirgindir.

Cevap

Besi ve ahır hayvancılığında kurak yıllarda et ve süt veriminde yaşanan düşüşlerin mera hayvancılığına göre daha belirgin olduğunu iddia eden ifade
Besi ve ahır hayvancılığı kapalı, modern tesislerde yürütüldüğü ve suni yemlemeye dayandığı için dış ortamdaki iklim koşullarından etkilenmez. Dolayısıyla kurak yıllarda bu faaliyet kolunda iklim kaynaklı ciddi verim düşüşleri yaşanması beklenmez. Bu nedenle besi ve ahır hayvancılığında iklim koşullarına bağlı dalgalanmaların mera hayvancılığına göre daha belirgin olduğunu iddia eden ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Besi-ahır ve mera hayvancılığı yöntemlerinin iklim koşulları ve doğal bitki örtüsüyle olan ilişkisini analiz etmek.
Besi ve ahır hayvancılığının kapalı ortamlarda modern yöntemlerle yürütülerek iklimden bağımsız olduğu; mera hayvancılığının ise açık alanlarda doğrudan iklime ve bitki örtüsüne bağımlı olduğu belirlenir.
Yöntemlerin üretim kararlılığı üzerindeki etkisini ayırt etmek amacıyla.
2
Seçeneklerde sunulan iddiaların doğruluğunu bu analiz ışığında değerlendirmek.
Kurak yıllarda besi ve ahır hayvancılığında verim düşüşlerinin daha belirgin olduğunu savunan ifadenin yanlış olduğu, tam aksine bu düşüşlerin mera hayvancılığında belirgin olduğu saptanır.
Soru kökündeki söylenemez ifadesini karşılayan seçeneği belirlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

Besi-Ahır ve Mera Hayvancılığı Arasındaki Verim ve İklim Bağımlılığı Farkları
Soru 6879Soru

Şehirlerin fonksiyonel özellikleri ile etki alanlarının genişliği arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bazı şehirler tek bir fonksiyonla küresel etki yaratırken, bazıları ise sınırlı fonksiyonel yapıları nedeniyle yerel düzeyde kalmaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen şehirler ile sağ sütunda yer alan bu şehirlerin fonksiyonel niteliklerini ve etki alanlarını açıklayan ifadeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tokyo
Roma
Kiev
Bayburt

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tokyo şehri büyük borsalar ve küresel finans tanımıyla, Roma şehri Katolik mezhebi ve dini işlev tanımıyla, Kiev şehri Karadeniz havzası ve Doğu Avrupa bölgesel tanımıyla, Bayburt şehri ise dar hinterlant ve yerel etki tanımıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede Tokyo küresel finans ve teknoloji tanımıyla, Roma dini fonksiyonuyla küresel etki tanımıyla, Kiev Doğu Avrupa'yı etkileyen bölgesel tanımıyla ve Bayburt yerel etki alanı tanımıyla eşleşmektedir. Bu dağılım şehirlerin gerçek dünyadaki etki alanları ve fonksiyonel yapılarıyla birebir uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin öne çıkan fonksiyonel özelliklerini tespit edin.
Tokyo finans/teknoloji, Roma dini, Kiev idari/ticari, Bayburt ise tarım/idari olarak belirlenir.
Eşleştirmeyi doğru yapmak için şehirlerin temel işlevlerini ayırt etmek gerekir.
2
Belirlenen fonksiyonların coğrafi etki sınırlarını analiz edin.
Tokyo ve Roma küresel, Kiev bölgesel, Bayburt ise yerel etki sınırı taşır.
Şehirlerin fonksiyonlarının genişliği, etki alanlarının derecesini belirler.
3
Şehirleri, sağ sütundaki uygun açıklamalar ile eşleştirin.
Tokyo büyük borsalarla, Roma Katolik merkezi olmakla, Kiev Doğu Avrupa ve Karadeniz havzasıyla, Bayburt ise dar hinterlantlı yerel yapıyla eşleşir.
Her şehrin kendine has fonksiyonel ve mekansal özellikleri tanımda verilen detaylarla birebir örtüşür.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Özellikleri ve Etki Alanları
Soru 6880Soru

Yumuşama Dönemi'nde (Detente) küresel ve bölgesel barışı sağlamak amacıyla hayata geçirilen diplomatik girişimler ile bu girişimlerin temel amaç veya sonuçlarını eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nixon Doktrini
Taşkent Deklarasyonu
SALT-I Antlaşması
Helsinki Nihai Senedi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nixon Doktrini ile Güneydoğu Asya'dan çekilme; Taşkent Deklarasyonu ile Keşmir Sorunu çatışmalarının durdurulması; SALT-I Antlaşması ile nükleer silahlanma yarışının sınırlandırılması; Helsinki Nihai Senedi ile güvenlik, ekonomik iş birliği ve insan hakları ilkelerinde uzlaşılması doğru eşleşmelerdir.
Nixon Doktrini müttefiklerin kendi güvenliğine ve Vietnam'dan çekilmeye, Taşkent Deklarasyonu Keşmir Sorunu'na, SALT-I stratejik nükleer silah sınırlandırmasına, Helsinki Nihai Senedi ise bloklar arası insan hakları ve sınırlara ilişkindir.

Adım Adım Çözüm

1
Nixon Doktrini kavramını analiz etme
Nixon Doktrini, ABD'nin Vietnam'daki başarısızlığının ardından müttefiklerine savunmada kendi sorumluluklarını yükleme ve bölgeden çekilme politikasını içerir.
Kavramın bölgesel askeri sorumluluklarla ilişkisini kurmak.
2
Taşkent Deklarasyonu'nu inceleme
SSCB ara buluculuğunda imzalanan Taşkent Deklarasyonu, Keşmir Sorunu nedeniyle Hindistan ile Pakistan arasındaki çatışmaları sonlandırmıştır.
Çatışma çözümü ve ara buluculuk rolünü tespit etmek.
3
SALT-I Antlaşması'nı değerlendirme
SALT-I, ABD ile SSCB arasında stratejik nükleer silahları sınırlandıran ilk resmi sözleşmedir.
Silahsızlanma sürecinin ilk somut adımını belirlemek.
4
Helsinki Nihai Senedi'nin kapsamını belirleme
Helsinki Nihai Senedi, güvenlik, ekonomik iş birliği ve insan hakları gibi başlıklarla bloklar arası ilişkileri kurumsallaştırmıştır.
Yumuşama döneminin zirve noktasını ve evrensel boyutunu tanımlamak.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi'ndeki silahsızlanma çabaları, bölgesel uzlaşı diplomatik belgeleri ve ittifak politikaları.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 344 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin