Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 681Soru

İstanbul'un fethinin ardından II. Mehmed (Fatih) döneminde hayata geçirilen aşağıdaki gelişmeleri, bu gelişmelerin taşımış olduğu temel stratejik amaçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çandarlı Halil Paşa'nın fethin hemen ardından idam edilmesi ve ailesinin mallarına el konulması (müsadere)
İstanbul Ortodoks Patrikhanesi'nin varlığının korunarak dini ayrıcalıklar tanınması
II. Mehmed'in 'Kayzer-i Rum' (Roma İmparatoru) unvanını alması ve İstanbul'u payitaht yapması
Sahn-ı Seman Medreselerinin kurulması ve farklı kültürlerden bilginlerin İstanbul'a davet edilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çandarlı Halil Paşa'nın tasfiyesi ve müsadere sistemi merkezi otoriteyi güçlendirme amacıyla; Ortodoks Patrikhanesi'nin himaye edilmesi Hristiyan birliğini bölme amacıyla; Kayzer-i Rum unvanı ve başkent değişimi evrensel imparatorluk iddiasını meşrulaştırma amacıyla; Sahn-ı Seman Medreselerinin kurulması ise İstanbul'u bilim ve kültür merkezi yapma amacıyla eşleşir.
Faaliyetlerin her biri Osmanlı Devleti'nin imparatorluk kimliğinin inşası, merkezi mutlakiyetçi yapının kurulması, dış siyasi risklerin yönetilmesi ve kültürel kalkınma hedefleriyle tam bir uyum içindedir. Çandarlı Halil Paşa'nın tasfiyesi merkezi otoriteyi, Ortodoks himayesi Haçlı birliğini önlemeyi, Kayzer-i Rum unvanı cihanşümul imparatorluk iddiasını, Sahn-ı Seman ise bilim merkezi olma hedefini gerçekleştirmeye yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Çandarlı Halil Paşa'nın tasfiyesi ve müsadere sisteminin analiz edilmesi
Bu uygulamanın aristokratik ailelerin gücünü kırarak doğrudan padişahın mutlak otoritesine ve merkeziyetçiliğe hizmet ettiği belirlenir.
Veziriazam Çandarlı Halil Paşa'nın nüfuzu padişah otoritesini sınırlayabilecek güçteydi.
2
Ortodoks Patrikhanesi'ne tanınan imtiyazların incelenmesi
Ortodoksların himaye edilmesinin Avrupa'da Katolik-Ortodoks birleşmesini baltalayarak yeni Haçlı ittifaklarını engellemeye yönelik olduğu görülür.
Bizans'ın son döneminde Katolik Kilisesi ile birleşme çabaları Osmanlı için büyük bir tehditti.
3
Kayzer-i Rum unvanının ve yeni başkentin anlamlandırılması
Bu adımların Osmanlı'yı Roma İmparatorluğu'nun meşru devamı olarak konumlandırıp evrensel imparatorluk iddiasını güçlendirdiği tespit edilir.
İstanbul'un fethiyle Doğu Roma tarih sahnesinden çekilmiş ve Osmanlı bu mirasın hakimi olmuştur.
4
Eğitim ve bilim alanındaki hamlelerin değerlendirilmesi
Sahn-ı Seman Medreseleri ve bilginlerin davet edilmesinin İstanbul'un kültürel ve bilimsel cazibe merkezi yapılması hedefine yönelik olduğu anlaşılır.
Yeni başkentin sadece askeri ve siyasi değil, aynı zamanda entelektüel bir merkez olması amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un fethinin ardından Osmanlı Devleti'nin iç ve dış siyasette, kültürel alanda uyguladığı kurumsallaşma ve mutlakiyetçilik politikaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 682Soru

Ankara Savaşı sonrasında Yıldırım Bayezid'in esir düşmesiyle Osmanlı Devleti, hükümdarsız geçen ve taht kavgalarının yaşandığ�� on bir yıllık Fetret Dönemi'ne girmiştir. Bu süreçte Anadolu'daki beyliklerin çoğu yeniden kurularak Osmanlı egemenliğinden çıkmış, ancak Rumeli topraklarında büyük çaplı bir toprak kaybı veya isyan dalgası yaşanmamıştır.

Rumeli'de merkezi otorite boşluğuna rağmen bu toprakların büyük ölçüde korunmasında aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adil ve hoşgörülü yönetimi esas alan istimalet politikası sayesinde gayrimüslim tebaanın devlete bağlılığının sürdürülmesi

Cevap

Adil ve hoşgörülü yönetimi esas alan istimalet politikası sayesinde gayrimüslim tebaanın devlete bağlılığının sürdürülmesi
Adil ve hoşgörülü yönetimi esas alan istimalet politikası sayesinde gayrimüslim tebaanın devlete bağlılığının sürdürülmesi ifadesi doğrudur. Çünkü Osmanlı Devleti, fethettiği Balkan topraklarında uyguladığı adil vergi sistemi, inanç hürriyeti ve can-mal güvenliğini garanti eden istimalet politikasıyla yerli halkın sevgisini ve bağlılığını kazanmıştır. Bu sayede, merkezi otoritenin çöktüğü 11 yıllık Fetret Dönemi'nde dahi gayrimüslim halk isyan etmemiş ve Osmanlı egemenliği korunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Fetret Dönemi'nin genel siyasi şartlarının analiz edilmesi
Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'da beyliklerin yeniden kurulduğu ve taht kavgalarının başladığı belirlenir.
Rumeli'deki durumla Anadolu'daki durumun farkını kavramak için tarihsel arka planı ortaya koymak gerekir.
2
Balkanlar'da isyan çıkmamasının nedenlerinin incelenmesi
Halkın mevcut düzenden memnun olmasını sağlayan adil ve hoşgörülü yönetim anlayışının (istimalet) etkisi tespit edilir.
Toprak kayıplarının yaşanmamasının gerisindeki temel toplumsal ve idari dinamiği bulmak gerekir.
3
Yanlış seçeneklerin elenmesi ve doğru kavramın doğrulanması
Halifelik, Westphalia, özel mülkiyet ve iskanın durdurulması gibi tarih dışı veya yanlış bilgileri içeren seçenekler elenerek istimalet politikası seçeneğine ulaşılır.
Seçenekler arasındaki kavramsal hataları, kronolojik uyumsuzlukları ve toprak sistemi gerçeklerini ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İstimalet Politikası ve Balkanlar'da Osmanlı Egemenliğinin Korunması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 683Soru

İstanbul'un fethi için Osmanlı Devleti tarafından gerçekleştirilen askeri ve diplomatik hazırlıklar ile bu hazırlıkların stratejik amaçlarını eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rumelihisarı'nın (Boğazkesen) inşa edilmesi
Şahi adı verilen büyük havan ve kuşatma toplarının dökülmesi
Marmara ve Boğazlar için güçlü bir donanma oluşturulması
Balkan devletleri ve Anadolu beylikleriyle barış anlaşmalarının yapılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rumelihisarı'nın inşası Karadeniz yard��mlarını önlemekle; Şahi toplarının dökülmesi surlarda gedik açmakla; donanmanın kurulması denizden yardımları kesmekle; barış anlaşmalarının yapılması ise sınır güvenliğini korumakla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Rumelihisarı'nın inşası kuzeyden yani Karadeniz'den gelebilecek Bizans yardımlarını engellemeyi; Şahi toplarının dökülmesi kara surlarında gedikler açmayı; donanmanın kurulması kentin denizden yardım almasını engellemeyi; barış anlaşmalarının yapılması ise kuşatma sırasında ordunun arkasını güvence altına almayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Rumelihisarı'nın stratejik konumunu ve inşasının coğrafi amacını değerlendirmek.
Rumelihisarı, Boğaz geçişlerini kontrol ederek kuzeyden (Karadeniz'den) Bizans'a gelecek Ceneviz ve diğer yardımları kesme amacıyla eşleşir.
İstanbul Boğazı'nın en dar noktasına yapılan bu hisar doğrudan Karadeniz hattını kontrol etmeyi hedefler.
2
İstanbul'un ünlü kara surlarını aşabilmek için yapılan teknik hazırlığı analiz etmek.
Şahi adı verilen büyük kuşatma toplarının dökülmesi, kara surlarında gedikler açma amacıyla eşleşir.
Bizans'ın kalın surlarını o dönemin mevcut askeri teknolojisiyle yıkmak zor olduğu için yüksek tahrip gücüne sahip özel toplar dökülmüştür.
3
Kentin denizden çevrilmesine yönelik askeri hazırlığı incelemek.
Marmara ve Boğazlar için donanma oluşturulması, kentin denizden yardım almasını engelleme amacıyla eşleşir.
Kuşatmanın tam bir abluka haline gelmesi ve Bizans'ın Ege ya da Akdeniz üzerinden deniz yoluyla lojistik destek almasını engellemek için deniz gücü şarttır.
4
Kuşatma ordusunun arkasını emniyete almaya yönelik askeri/diplomatik tedbiri saptamak.
Balkan devletleri ve Anadolu beylikleriyle barış anlaşmalarının yapılması, sınır güvenliğini koruma amacıyla eşleşir.
Osmanlı ordusunun kuşatmaya odaklandığı esnada arkadan gelebilecek sürpriz bir Haçlı ya da beylik taarruzunu diplomatik yollarla engellemek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un Fethi Hazırlıkları ve Stratejik Amaçları
Soru 684Soru

İstanbul'un fethi sürecinde II. Mehmed tarafından döktürülen büyük şahi toplarının, kuşatma sırasında Bizans surlarını yıkmadaki başarısı askeri tarihte önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu topların kalın kale surlarını yıkabildiğinin görülmesi, Avrupa'da şatolarında kendilerini güvende hisseden feodal beylerin (derebeylerin) siyasi nüfuzunu sarsmış, kralların feodalite karşısında güçlenmesine zemin hazırlamıştır.

Bu bilgiye göre, İstanbul'un fethinde kullanılan askeri teknolojinin Avrupa üzerindeki etkisi aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaş teknolojisindeki değişimin, Avrupa'daki geleneksel siyasi ve sosyal düzenin zayıflamasında rol oynadığının

Cevap

Savaş teknolojisindeki değişimin, Avrupa'daki geleneksel siyasi ve sosyal düzenin zayıflamasında rol oynadığının
Doğru seçenek olan savaş teknolojisindeki değişimin geleneksel düzeni zayıflatması yargısı, şahi toplarının kale surlarını yıkmasıyla feodal derebeylerin zayıflaması ve kralların güçlenmesi arasındaki nedensellik ilişkisini tam olarak açıklar. Kale ve şatoların yıkılabileceğinin anlaşılması, Orta Çağ'ın korunaklı yapısını sarsarak feodalizmi zayıflatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un fethinde kullanılan askeri teknolojiyi ve bunun Avrupa siyasi yapısına etkisini analiz etmek.
Şahi toplarının surları yıkma gücünün feodal şatoların da yıkılabileceğini kanıtladığı görülmüştür.
Soru kökündeki temel tarihsel veriyi tespit etmek için ilk adım olarak kuşatma teknolojisinin etkisini belirlemek gerekir.
2
Feodalitenin zayıflaması ile kralların güçlenmesi arasındaki ilişkiyi kurmak.
Feodalite, Orta Çağ Avrupa'sının geleneksel siyasi ve sosyal düzenini temsil etmektedir. Bu düzenin sarsılması, krallıkların güçlenmesine yol açmıştır.
Askeri bir gelişmenin siyasi ve sosyal yapılara nasıl etki ettiğini açıklamak için bu bağ kurulmalıdır.
3
Seçenekleri değerlendirerek doğru yargıya ulaşmak.
Top teknolojisinin şatoları yıkmasıyla feodalitenin zayıflaması, savaş teknolojisindeki değişimin geleneksel siyasi ve sosyal düzenin sarsılmasında rol oynadığını doğrular.
Verilen tarihsel nedensellik ilişkisini en doğru şekilde özetleyen seçeneği belirlemek amaçlanır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un Fethi'nin dünya tarihi açısından sonuçları ve feodalite üzerindeki etkisi
Soru 685Soru

İstanbul'un fethine giden askeri-diplomatik süreçte ve fethin hemen ardından yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bizans'a Karadeniz yönünden gelebilecek askeri yardımları engellemek amacıyla Boğazkesen (Rumeli) Hisarı'nın inşa edilmesi, ardından Bizans imparatorunun kardeşlerinin yardım göndermesini önlemek üzere Mora Yarımadası'na akıncı birliklerinin gönderilmesi, sonrasında Haliç'e çekilen demir zincirin aşılamaması üzerine Osmanlı donanmasına ait gemilerin karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi ve nihayetinde fethin sembolü olan Ayasofya'nın camiye dönüştürülerek şehirdeki ilk cuma namazının kılınması şeklinde sıralanmal��dır.
İstanbul'un fethine yönelik süreçte kronolojik olarak önce Rumeli Hisarı'nın inşası tamamlanmış, ardından batıdan gelebilecek yardımları kesmek için Mora'ya akınlar düzenlenmiş, kuşatma esnasında gemiler karadan Haliç'e indirilmiş ve nihayetinde fetih sonrası Ayasofya camiye dönüştürülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Kuşatma hazırlıkları kapsamında ilk olarak stratejik öneme sahip Boğazkesen (Rumeli) Hisarı inşa edilmiştir.
Kuzeyden gelebilecek deniz yardımlarının önü kesilmiştir.
Kuşatma öncesi Bizans'ın Karadeniz ile olan bağlantısını koparmak amacıyla bu adım atılmıştır.
2
Kuşatma öncesinde Bizans'ın karasal destek alabileceği noktaları pasifize etmek için Mora Yarımadası'na akıncılar sevk edilmiştir.
Bizans imparatorunun kardeşlerinden gelebilecek askeri desteğin önüne geçilmiştir.
Bizans'ı tamamen yalnızlaştırmak ve kuşatmaya odaklanmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır.
3
Kuşatma başladıktan sonra donanmanın Haliç zincirini aşamaması üzerine gemiler karadan kızaklarla Haliç'e indirilmiştir.
Osmanlı donanması Haliç'e girerek Bizans'ın denizden de savunma yapmasını zorunlu kılmıştır.
Kuşatmanın seyrini değiştirmek ve Bizans surlarının zayıf tarafına baskı uygulamak amacıyla bu taktik uygulanmıştır.
4
Kuşatmanın başarıyla tamamlanmasının ardından Ayasofya camiye çevrilmiş ve cuma namazı kılınmıştır.
Fetih hukuken ve dini olarak tescillenmiştir.
Fethin en büyük sembolünü İslam dünyasına ilan etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

İstanbul'un Fethi'nin hazırlık, kuşatma ve fetih sonrası aşamalarının kronolojisi ve askeri/diplomatik stratejileridir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 686Soru

Osmanlı Devleti’nin Doğu siyaseti çerçevesinde Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde Mısır’a düzenlenen seferler sonucunda Memlük Devleti ortadan kaldırılmış; Suriye, Filistin, Hicaz ve Mısır Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Bu seferlerin ardından mukaddes emanetler İstanbul’a taşınmış ve halifelik makamı Osmanlı hanedanına geçmiştir.

Bu bilgilere dayanarak Yavuz Sultan Selim Dönemi gelişmeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti’nin İslam dünyasındaki dini ve siyasi nüfuzunun güçlendiği

Cevap

Osmanlı Devleti’nin İslam dünyasındaki dini ve siyasi nüfuzunun güçlendiği
Mısır Seferi sonucunda halifelik makamının Osmanlı hanedanına geçmesi ve Hicaz bölgesinin Osmanlı hâkimiyetine girmesi, devletin İslam dünyasındaki dini liderliğini tescillemiş ve siyasi nüfuzunu büyük ölçüde artırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mısır Seferi'nin sonuçları (halifeliğin Osmanlıya geçişi ve Hicaz bölgesinin fethi) değerlendirilir.
Bu gelişmelerin Osmanlı Devleti'ne kazandırdığı dini ve siyasi konum tespit edilir.
Soruda verilen bilgilerin doğrudan tarihsel sonucunu bulabilmek için.
2
Seçenekler incelenerek doğru yargıya ulaşılır.
Halifeliğin ve kutsal toprakların kontrolünün doğrudan dini ve siyasi nüfuzu artırdığı seçeneği doğrulanır.
Manevi ve siyasi liderliğin birleşmesinin imparatorluğun gücünü pekiştirmesi nedeniyle.

Anahtar Kavram

Mısır Seferi ve Halifeliğin Osmanlıya Geçişinin Sonuçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 687Soru

I. Selim (Yavuz) Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin Doğu siyaseti ve İslam dünyasında liderlik kurma mücadelesi çerçevesinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Safevi tehdidine karşı kazanılan Çaldıran Savaşı (1514), Anadolu Türk birliğini kesinleştiren Turnadağ Savaşı (1515), Suriye ve Filistin kapılarını açan Mercidabık Savaşı (1516) ve Memlük Devleti'ni sona erdirip halifeliği Osmanlı'ya getiren Ridaniye Savaşı (1517) şeklindedir.
I. Selim (Yavuz) Dönemi'nde takip edilen Doğu siyasetinin kronolojik akışı sırasıyla; Çaldıran Savaşı (1514), Turnadağ Savaşı (1515), Mercidabık Savaşı (1516) ve Ridaniye Savaşı (1517) şeklindedir. Sıralamada ilk olarak Anadolu güvenliğini tehdit eden Safevi unsuru geriletilmiş, ardından Anadolu'daki beylik egemenliğine son verilmiş ve son aşamada Memlük topraklarına girilerek İslam dünyasının siyasi ve dini liderliği birleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu sınırındaki en büyük tehdit olan Safevi tehlikesine karşı atılan ilk askeri adımı belirlemek.
1514 yılında Çaldıran Savaşı ile Safevi ordusu mağlup edilmiş ve Doğu sınırları güvence altına alınmıştır.
Şah İsmail'in Anadolu'daki Şii propagandası ve isyan kışkırtmalarını engellemek hedeflenmiştir.
2
Çaldıran Seferi sonrasında Anadolu'da Türk siyasi birliğini tamamlama aşamasını tespit etmek.
1515 yılında Turnadağ Savaşı ile Dulkadiroğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Osmanlı ordusunun sefer güzergahında engel teşkil eden ve iş birliği yapmayan beyliğin ortadan kaldırılması Anadolu Türk birliğini kesin olarak tamamlamıştır.
3
İslam dünyası liderliği mücadelesinde güney sınırındaki büyük güç Memlükler ile ilk çatışmayı analiz etmek.
1516 yılında Mercidabık Savaşı kazanılmış, Suriye ve Filistin toprakları ele geçirilmiştir.
Dulkadiroğulları Beyliği'nin alınmasıyla bozulan Osmanlı-Memlük ilişkileri ve bölgedeki nüfuz mücadelesi savaşı tetiklemiştir.
4
Doğu siyasetinin ve Mısır Seferi'nin nihai dini-siyasi sonuçlarını saptamak.
1517 yılında Ridaniye Savaşı ile Memlük Devleti yıkılmış, kutsal topraklar ve halifelik Osmanlı'ya geçmiştir.
Mısır'ın fethi tamamlanarak hem Baharat Yolu denetim altına alınmış hem de İslam dünyasının dini liderliği üstlenilmiştir.

Anahtar Kavram

Yavuz Sultan Selim Dönemi Doğu Seferleri ve Kronolojisi
Soru 688Soru

I. Selim (Yavuz) Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak, Anadolu Türk siyasi birliğini kesin olarak kurmak ve İslam dünyasının liderliğini üstlenmek amacıyla gerçekleştirdiği askeri faaliyetleri, doğru tarihsel sonuçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çaldıran Savaşı (1514)
Turnadağ Savaşı (1515)
Ridaniye Savaşı (1517)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çaldıran Savaşı - Safevi Devleti mağlup edilerek Doğu Anadolu'daki Şii yayılmacılık tehlikesinin geçici olarak engellenmesi; Turnadağ Savaşı - Dulkadiroğulları Beyliği'ne son verilerek Anadolu Türk siyasi birliğinin kesin olarak sağlanması; Ridaniye Savaşı - Memlûk Devleti'nin ortadan kaldırılmasıyla Hicaz bölgesinin Osmanlı hakimiyetine girmesi ve halifeliğin Osmanlı'ya geçmesi.
I. Selim (Yavuz) Dönemi'nde izlenen Doğu siyaseti kapsamında; Çaldıran Savaşı ile Safevi Devleti mağlup edilerek Doğu Anadolu'daki Şii tehlikesi önlenmiş, Turnadağ Savaşı ile Dulkadiroğulları Beyliği sonlandırılarak Anadolu Türk siyasi birliği kesinleşmiş, Ridaniye Savaşı ile de Memlûk Devleti yıkılarak halifelik ve kutsal topraklar Osmanlı kontrolüne geçmiştir. Bu süreç padişahın dini otoritesini pekiştirmiş olsa da Osmanlı Devleti'nin teokratik yapısı kuruluşundan itibaren var olan şer'i hukuk düzenine dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Selim Dönemi doğu seferlerinin temel amaçlarını ve Safevi ilişkilerini analiz etmek.
Çaldıran Savaşı'nın (1514) Safevi tehdidine karşı yapıldığının ve Doğu Anadolu sınır güvenliğini sağladığının tespit edilmesi.
Şah İsmail liderliğindeki Safevilerin Anadolu'daki yıkıcı faaliyetlerini önleme ihtiyacı.
2
Anadolu Türk birliğini sağlama sürecini değerlendirmek.
Turnadağ Savaşı (1515) ile Dulkadiroğulları Beyliği'nin ortadan kaldırıldığının ve Anadolu Türk siyasi birliğinin kesin olarak sağlandığının tespit edilmesi.
Anadolu'da Osmanlı kontrolü dışında kalan tek büyük beyliğin Dulkadiroğulları olması.
3
Mısır Seferleri'nin siyasi ve dini sonuçlarını incelemek.
Ridaniye Savaşı (1517) sonucunda Memlûk Devleti'nin son bulduğunun, Hicaz'ın Osmanlı'ya katıldığının ve halifeliğin Osmanlı Hanedanı'na geçtiğinin tespit edilmesi.
Mısır Seferi ile Doğu ticaret yollarının denetiminin ve İslam dünyası liderliğinin ele geçirilmek istenmesi.

Anahtar Kavram

I. Selim (Yavuz) Dönemi doğu siyaseti, Safevi tehlikesi, Anadolu Türk siyasi birliği ve halifeliğin geçişi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 689Soru

DNA molekülünün kimyasal yapısında bulunan bağ çeşitleri ile bu bağların kurulduğu moleküler bölgeleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Glikozit bağı
Fosfodiester bağı
Zayıf hidrojen bağı
Fosfoester bağı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Glikozit bağı baz-şeker arasında, fosfodiester bağı ardışık nükleotitler arasında, zayıf hidrojen bağı karşılıklı bazlar arasında ve fosfoester bağı nükleotit içi şeker-fosfat arasındadır.
Glikozit bağı azotlu baz ile deoksiriboz şekerini bağlayarak nükleoziti oluşturur. Fosfodiester bağı, bir nükleotidin 33' karbonundaki hidroksil grubu ile diğerinin fosfatı arasında kurulur. Zayıf hidrojen bağları sarmalın iç kısmında bazlar arasındadır. Fosfoester bağı ise nükleotidin kendi şeker ve fosfatını bağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Nükleotit içi bağların belirlenmesi
Glikozit ve fosfoester bağları bulunur.
Bir nükleotit; azotlu baz, deoksiriboz şekeri ve fosfatın birleşmesiyle oluşur.
2
Zincir yapısını kuran bağın belirlenmesi
Fosfodiester bağıdır.
DNA'nın tek bir ipliğinde nükleotitler şeker-fosfat-şeker dizilimiyle birbirine bağlanır.
3
İki zinciri birleştiren bağın belirlenmesi
Zayıf hidrojen bağıdır.
DNA çift sarmalında A=TA=T ve GCG \equiv C eşleşmesi bu bağlarla sağlanır.

Anahtar Kavram

DNA'nın Primer ve Sekonder Yapısındaki Kimyasal Bağlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 690Soru

Eşit sayıda nükleotit içeren iki farklı doğrusal DNA molekülünden birincisinde (DNA I) guanin nükleotidi oranının %35\%35, ikincisinde (DNA II) ise %15\%15 olduğu saptanmıştır.

Buna göre, bu DNA molekülleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA I molekülünün iki ipliğini birbirinden ayırmak için gereken ısı miktarı, DNA II molekülü için gerekenden daha fazladır.

Cevap

DNA I molekülünün guanin oranı daha yüksek olduğu için toplam hidrojen bağı sayısı daha fazladır ve bu durum molekülün ısıya karşı dayanıklılığını artırır.
Guanin ve sitozin nükleotitleri arasında üçlü, adenin ve timin arasında ise ikili zayıf hidrojen bağı kurulur. DNA I molekülündeki guanin oranı (%35\%35), DNA II'den (%15\%15) daha yüksek olduğu için DNA I'de toplam hidrojen bağı sayısı daha fazladır. Hidrojen bağı sayısı bir DNA molekülünün ısıya karşı dayanıklılığını (erime sıcaklığını) belirleyen temel faktördür; bu nedenle DNA I'in ipliklerini ayırmak daha zordur.

Adım Adım Çözüm

1
Nükleotit oranlarını belirle.
DNA I: G=C=%35G=C=\%35, A=T=%15A=T=\%15; DNA II: G=C=%15G=C=\%15, A=T=%35A=T=\%35.
Chargaff kurallarına göre A=TA=T ve G=CG=C eşitliği vardır.
2
Hidrojen bağı sayılarını karşılaştır.
DNA I'de guanin-sitozin (33 bağ) oranı daha yüksek olduğu için toplam hidrojen bağı sayısı DNA II'den fazladır.
GCG-C çiftleri arasında 33, ATA-T çiftleri arasında 22 zayıf hidrojen bağı bulunur.
3
Isı dayanıklılığını yorumla.
DNA I'in ipliklerini ayırmak için daha fazla enerji (ısı) gerekir.
Hidrojen bağı sayısı arttıkça DNA sarmalının stabilitesi ve erime sıcaklığı artar.

Anahtar Kavram

DNA Stabilitesi ve Hidrojen Bağları

Daha Fazla Pratik

Farklı uzunluktaki DNA moleküllerinin fosfodiester ve glikozit bağı sayılarını karşılaştıran sorular çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 691Soru

Hücrede protein sentezi sürecinde görev alan RNA çeşitleri (mRNA, tRNA ve rRNA) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

I. mRNA, sentezlenecek proteinin amino asit dizilişine kalıplık eden ve birincil yapısında nükleotitleri arasında hidrojen bağı bulundurmayan bir nükleik asittir.
II. rRNA, proteinlerle birleşerek ribozomun yapısını oluşturur ve bir hücredeki toplam RNA miktarının yaklaşık %80\%80'ini temsil eder.
III. tRNA, antikodon bölgesindeki baz dizilimi sayesinde mRNA kodonuna bağlanırken, baz eşleşmelerinin kararlılığını artırmak için Urasil (UU) yerine Timin (TT) nükleotidi kullanır.
IV. mRNA üzerindeki her bir kodon birden fazla amino asit çeşidini şifreleyebilirken, bir tRNA antikodonu sadece bir çeşit kodona bağlanabilir.

Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

mRNA'nın genetik bilgiyi taşıma görevi ve rRNA'nın hücredeki bolluk oranı ile yapısal işlevi doğrudur.
I numaralı öncülde belirtilen mRNA'nın doğrusal ve hidrojen bağsız yapısı ile II numaralı öncülde belirtilen rRNA'nın hücredeki yüksek oranı ve yapısal görevi bilimsel olarak doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
mRNA yapısını değerlendir.
mRNA, DNA'dan aldığı bilgiyi ribozoma taşır ve MEB müfredatına göre nükleotitleri arasında hidrojen bağı bulundurmaz (doğrusal zincir).
Genetik bilginin korunması ve taşınması sürecinde mRNA'nın ikincil yapısı AYT kapsamında 'hidrojen bağsız' kabul edilir.
2
rRNA'nın özelliklerini incele.
rRNA hücrede en fazla bulunan (%80\%80) RNA çeşididir ve ribozomun yapısal bileşenidir.
Hücredeki RNA yoğunluğunun büyük bir kısmı ribozomların yapısındaki rRNA'dan kaynaklanır.
3
tRNA'daki baz dizilimini kontrol et.
tRNA'da Timin (TT) bulunmaz.
RNA'ya özgü baz Urasil (UU)'dir; Timin sadece DNA'da bulunur.
4
Genetik kod ve kodon kurallarını hatırla.
Bir kodon sadece bir çeşit amino asidi şifreler.
Genetik kodun özgüllüğü gereği, bir nükleotit üçlüsü (kodon) birden fazla farklı amino aside karşılık gelemez (dejenerasyonun tersi durum söz konusu değildir).

Anahtar Kavram

RNA Çeşitlerinin Yapısal ve İşlevsel Özellikleri
Soru 692Soru

Bir hücrede protein sentezi sırasında gözlenen polizom (poliribozom) yapısı ve santral dogma süreçleri ile ilgili;

I. Polizomda yer alan her bir ribozom, farklı bir mRNA molekülünü okuyarak farklı protein çeşitlerinin sentezini gerçekleştirir.
II. Bir mRNAmRNA'nın aynı anda birden fazla ribozom tarafından okunması, hücrenin aynı protein çeşidinden kısa sürede çok miktarda üretmesine olanak sağlar.
III. Hücrede protein sentezinin gerçekleşebilmesi için ilgili gen bölgesinin mutlaka replikasyonla eşlenmiş olması zorunludur.
IV. Polizomda sentezlenen tüm polipeptitlerin amino asit dizilimlerinin özdeş olması, bu proteinlerin sentezinde aynı genetik şifrenin kullanıldığını kanıtlar.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

Polizom düzeneği aynı mRNA'nın çok sayıda ribozom tarafından okunarak aynı proteinden kısa sürede çok sayıda üretilmesini sağladığı ve bu proteinlerin amino asit dizilimlerinin aynı olduğu yargıları doğrudur.
Doğru olan yargılar, polizomun aynı mRNA molekülünü kullanarak aynı çeşit proteinden kısa sürede çok sayıda üretilmesini sağlaması ve kalıp aynı olduğu için sentezlenen polipeptitlerin amino asit dizilimlerinin (birincil yapılarının) özdeş olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Polizom yapısını analiz et.
Polizom, tek bir mRNAmRNA zincirine birden fazla ribozomun bağlanmasıdır.
Bir mRNA'nın tekrar tekrar sentezlenmesi yerine, mevcut bir mRNA'nın aynı anda çok sayıda ribozom tarafından okunması verimliliği artırır.
2
Santral dogma olaylarının (replikasyon, transkripsiyon, translasyon) ilişkisini değerlendir.
Protein sentezi için transkripsiyon ve translasyon yeterlidir; replikasyon şart değildir.
Replikasyon sadece hücre bölünmesi (S evresi) öncesinde genetik bilginin yeni hücrelere aktarımı için yapılır. Protein sentezi hücrenin yaşam döngüsünün her evresinde gerçekleşebilir.
3
Sentezlenen proteinlerin niteliğini karşılaştır.
Tüm ribozomlar aynı mRNAmRNA'yı okuduğu için üretilen polipeptitlerin amino asit dizilimleri özdeştir.
Protein yapısı mRNAmRNA üzerindeki kodon dizilimi tarafından belirlenir. Kalıp aynı olduğu sürece ürün de aynıdır.

Anahtar Kavram

Polizom ve Santral Dogma İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 693Soru

Ökaryotik bir hücrede, belirli bir proteinden kısa sürede çok sayıda üretilmesi (polizom faaliyeti) sürecinde meydana gelen aşağıdaki olayları, gerçekleşme sırasına göre diziniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süreç; transkripsiyon (I), mRNA'nın ribozoma bağlanması (II), başlangıç tRNA'sının bağlanması (III), polizomun kurulması (IV) ve terminasyon (V) şeklinde gerçekleşir.
Doğru sıralama, santral dogmanın genel akışına (DNA \rightarrow RNA \rightarrow Protein) ve polizomun tanımına uygundur. Önce çekirdekte transkripsiyon gerçekleşir, ardından sitoplazmada translasyon başlar ve aynı mRNAmRNA üzerine birden fazla ribozomun dizilmesiyle polizom yapısı oluşarak süreç tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Genetik bilginin çekirdekte mRNAmRNA'ya aktarılması.
Transkripsiyon tamamlanır ve mRNAmRNA oluşur.
Protein sentezi için kalıp molekülün sentezlenmesi gerekir.
2
mRNAmRNA'nın sitoplazmada ribozom küçük alt birimiyle birleşmesi.
Translasyon süreci başlatılır.
Ökaryotlarda transkripsiyon ve translasyon farklı yerlerde gerçekleşir.
3
Metiyonin-tRNAtRNA'nın kodon-antikodon eşleşmesi yapması.
Translasyon kompleksi tamamlanmaya başlar.
Peptit sentezinin başlayabilmesi için başlangıç kompleksinin kurulması şarttır.
4
Aynı mRNAmRNA üzerine yeni ribozomların eklenmesi.
Polizom yapısı meydana gelir.
Aynı proteinden kısa sürede çok sayıda üretilmesi için polizom gereklidir.
5
Durdurucu kodonun okunması.
Polipeptit sentezi sona erer.
UAA, UAG veya UGA kodonları sentezi sonlandıran sinyallerdir.

Anahtar Kavram

Santral dogma akışında transkripsiyon çekirdekte, translasyon ise sitoplazmada gerçekleşir; polizom yapısı ise translasyon verimliliğini artırır.
Soru 694Soru

Kloroplast organelinde bulunan pigmentlerin ışığı soğurma spektrumlarını gösteren grafik ve kloroplastın yapısal özellikleri göz önüne alındığında; fotosentez pigmentleri ve kloroplastın işleyişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tilakoit zarlarda fotofosforilasyon ile sentezlenen ATP molekülleri, kloroplastın stromasından çıkarak sitoplazmadaki aktif taşıma ve protein sentezi gibi olaylarda harcanır.

Cevap

Fotofosforilasyon ile üretilen ATP'nin kloroplast dışındaki metabolik olaylarda kullanıldığını belirten ifade yanlıştır.
Kloroplastın granalarında (tilakoit zarlarında) ışığa bağımlı reaksiyonlar sırasında üretilen ATP molekülleri, yine aynı organelin stroma sıvısında gerçekleşen ışıktan bağımsız reaksiyonlarda (Calvin döngüsü) organik molekül sentezi için tüketilir. Bu ATP molekülleri kloroplast dışına çıkarak hücrenin diğer metabolik olaylarında (aktif taşıma, protein sentezi, hareket vb.) kullanılamaz. Hücrenin genel enerji ihtiyacı mitokondriyal solunum veya sitoplazmik reaksiyonlarla karşılanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kloroplastın enerji ekonomisini analiz etme
Fotofosforilasyon sadece kloroplast içinde gerçekleşir.
Üretilen ATP, ışıktan bağımsız tepkimelerdeki (Calvin döngüsü) CO2 indirgenmesi için gereklidir.
2
ATP'nin kullanım alanlarını belirleme
Kloroplast ATP'si organel dışına çıkamaz.
Hücrenin diğer hayati faaliyetleri (aktif taşıma, sinirsel iletim vb.) için gerekli olan ATP, mitokondrideki hücresel solunumla veya glikolizle sağlanır.
3
Pigment ve yapısal özellikleri değerlendirme
Yardımcı pigmentler ve organel genomu hakkındaki bilgiler doğrudur.
Karotenoitler ışık spektrumunu genişletir ve klorofili korur; kloroplast ise kendi DNA'sı ile protein sentezleyebilir.

Anahtar Kavram

Fotofosforilasyon Ürünlerinin Kullanımı ve Kloroplastın Yarı Otonom Yapısı

Daha Fazla Pratik

Engelmann deneyinin sonuçları ile aksiyon spektrumu arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 695Soru

Boşlukta (vakum ortamında) yayılmakta olan X-ışınları, yeşil renkli görünür ışık ve radyo dalgaları için;

I. Boşluktaki yayılma süratleri,
II. Frekansları,
III. Foton enerjileri

niceliklerinden hangileri her üç dalga türü için de birbirine eşittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Boşlukta yayılan tüm elektromanyetik dalgaların yayılma süratleri birbirine eşit olup ışık hızına (cc) eşittir. Frekans ve foton enerjileri ise farklıdır. Bu nedenle doğru cevap 'Yalnız I' ifadesidir.
Tüm elektromanyetik dalgalar (radyo dalgaları, mikrobilgiler, kızılötesi, görünür ışık, morötesi, X-ışınları ve gama ışınları) boşlukta ışık hızıyla yayılır. Bu nedenle X-ışınları, yeşil görünür ışık ve radyo dalgalarının boşluktaki yayılma süratleri birbirine eşittir. Frekansları ve foton enerjileri ise spektrumdaki konumlarına göre farklılık gösterir. Dolayısıyla yalnızca birinci öncül doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Elektromanyetik dalgaların boşluktaki hızlarının karşılaştırılması
X-ışınları, görünür ışık ve radyo dalgalarının tamamı elektromanyetik dalga olduğundan, boşluktaki yayılma süratleri aynıdır (v=cv = c).
Tüm elektromanyetik dalgalar boşlukta ışık hızıyla yayılır.
2
Elektromanyetik dalgaların frekans ve enerji değerlerinin karşılaştırılması
Frekanslar (fX-ıs¸ını>fgo¨ru¨nu¨r>fradyof_{\text{X-ışını}} > f_{\text{görünür}} > f_{\text{radyo}}) ve foton enerjileri (E=hfE = hf ilişkisinden dolayı EX-ıs¸ını>Ego¨ru¨nu¨r>EradyoE_{\text{X-ışını}} > E_{\text{görünür}} > E_{\text{radyo}}) farklıdır.
Elektromanyetik spektrumda dalga türlerinin frekans ve enerji değerleri birbirinden farklı bölgeleri tanımlar.

Anahtar Kavram

Tüm elektromanyetik dalgalar boşlukta aynı süratle (ışık hızıyla) yayılır; fakat frekansları, dalga boyları ve foton enerjileri birbirinden farklıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 696Soru

Fecr-i Âti Edebiyatı, Türk edebiyatı tarihinde ilk kez bir beyanname yayımlayarak ortaya çıkan edebî topluluktur. Bu beyannamede topluluğun kuruluş amaçları, sanat görüşleri ve gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler ayrıntılı bir biçimde kamuoyuna duyurulmuştur. Ancak topluluğun sanatsal pratiği, özellikle de şiir anlayışı incelendiğinde, beyannamedeki bazı vaatler ve iddialar ile büyük tezatlar oluşturduğu görülür.

Buna göre, Fecr-i Âti şairlerinin şiir anlayışları ve sanatsal uygulamaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi beyannamede ortaya konan amaçlar veya iddialarla çelişen durumlardan biri olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyannamenin temel felsefesini oluşturan 'sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesi doğrultusunda, şiirlerinde toplumsal meselelerden tamamen uzak durarak bireysel duyarlılıkları, estetik kaygıyı ve içsel yaşantıları ön planda tutan bir anlayışı benimsemeleri

Cevap

Beyannamenin temel felsefesini oluşturan 'sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesi doğrultusunda, şiirlerinde toplumsal meselelerden tamamen uzak durarak bireysel duyarlılıkları, estetik kaygıyı ve içsel yaşantıları ön planda tutan bir anlayışı benimsemeleri
Beyannamenin temel felsefesini oluşturan 'sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesi doğrultusunda, şiirlerinde toplumsal meselelerden tamamen uzak durarak bireysel duyarlılıkları, estetik kaygıyı ve içsel yaşantıları ön planda tutan bir anlayışı benimsemeleri seçeneği bir çelişki belirtmez. Bu durum, topluluğun yayımladığı beyannamede ilan ettiği temel felsefesiyle sanatsal üretiminin doğrudan örtüştüğü tek alandır. Topluluk, sanatın kişisel olduğunu savunmuş ve şiirlerinde de tamamen bireysel konulara yönelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Fecr-i Âti Edebiyatı beyannamesinde yer alan temel amaçları (edebiyatı halka sevdirmek, kütüphane kurmak, Batı klasiklerini çevirmek, gençleri eğitmek, 'sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesini yaymak) belirlemek.
Beyannamenin hem halka yönelik eğitici ve kurumsal hedefleri hem de bireyselci sanat felsefesini barındıran ikili yapısı saptanır.
Topluluğun teorik iddiaları ile sanatsal uygulamaları arasındaki ilişkileri karşılaştırmak için temel verileri ortaya koymak gerekir.
2
Fecr-i Âti şairlerinin (özellikle Ahmet Haşim ve Tahsin Nahit gibi isimlerin) fiilî şiir uygulamalarını incelemek.
Şiirlerde aruz ölçüsünün kullanıldığı, dilin Servet-i Fünun kadar ağır olduğu, toplumsal konulara hiç değinilmediği ve bireysel temaların işlendiği tespit edilir.
Beyannamedeki vaatler ile fiilî sanat üretimi arasındaki uyuşmazlıkları belirlemek için şiirlerin yapısal ve tematik analizini yapmak şarttır.
3
Seçeneklerde verilen durumları 'çelişki oluşturma' kriterine göre değerlendirmek.
Halka hitap etme hedefiyle ağır dil kullanımı; Servet-i Fünun'u aşma iddiasıyla onun biçimlerini sürdürme; Batı standartlarına ulaşma iddiasıyla taklit düzeyinde kalma; kalıcı mektep kurma iddiasıyla kısa sürede dağılma durumlarının çelişki olduğu görülür. Bireysel temaları işleme durumunun ise 'sanat şahsi ve muhteremdir' ilkesiyle çelişmediği, aksine doğrudan örtüştüğü belirlenir.
Soruda çelişki olarak değerlendirilemeyecek olan uyumlu veya tutarlı durumun bulunması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti beyannamesindeki vaatler ile topluluğun bireyselci şiir pratiği arasındaki ilişki ve çelişkiler.
Soru 697Soru

Aşağıda Tanzimat Dönemi Türk şiirine ait iki farklı örnek verilmiştir:

I. Metin
*Görüp ahkâm-ı asrı amele baka-yı hürriyet*
*Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten*
*Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten*
*Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten*

II. Metin
*Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı,*
*Gönlüm dolu âh u zâr kaldı.*
*Şimdi buradaydı, gitti elden,*
*Gitti ebede gelip ezelden.*

Bu iki metinden hareketle Tanzimat Dönemi Türk şiiriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. metin, biçimsel ve dilsel özellikleriyle divan edebiyatı geleneklerinin tamamen reddedildiğini gösteren bir manifesto niteliğindeyken; II. metin, Tanzimat II. döneminin 'göz için kafiye' anlayışını ve klasik kafiye kurallarını katı bir şekilde koruduğunu örnekler.

Cevap

I. metnin divan geleneklerini tamamen reddettiğini ve II. metnin klasik kafiye kurallarını katı bir şekilde koruduğunu iddia eden yargı söylenemez.
I. metnin biçimsel ve dilsel özellikleriyle divan geleneklerini tamamen reddettiği iddiası yanlıştır; çünkü Hürriyet Kasidesi klasik kaside formuyla yazılmıştır. Aynı şekilde, II. metnin (Makber) klasik kafiye kurallarını katı bir şekilde koruduğu iddiası da yanlıştır; çünkü Abdülhak Hamit Tarhan divan şiirinin kafiye ve biçim kurallarını büyük ölçüde yıkmış, düzensiz kafiyelenişler ve yeni nazım şekilleri denemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. metnin biçim, dil ve tema analizi yapılır.
I. metin (Hürriyet Kasidesi), divan şiiri nazım biçimi olan kasideyle yazılmıştır, dili ağırdır ve aruz ölçüsü taşır. Divan geleneği tamamen reddedilmemiştir.
Tanzimat I. dönem şiirinin 'eski biçim-yeni öz' ikiliğini tespit etmek.
2
II. metnin biçim, dil ve tema analizi yapılır.
II. metin (Makber), Tanzimat II. dönemi şairi Abdülhak Hamit Tarhan'a aittir. Ölüm temasını işler, biçimsel olarak klasik divan şemalarını esnetmiş ve kafiye kurallarını gevşetmiştir.
Tanzimat II. dönem şiirinin metafizik temalarını ve biçimsel serbestleşmesini belirlemek.
3
Seçeneklerdeki önermeler bu analizler doğrultusunda değerlendirilir.
I. metnin gelenekleri tamamen reddetmediği, II. metnin ise klasik kafiye kurallarını katı bir şekilde korumadığı (aksine yıktığı) görülür. Bu nedenle yanlış olan yargı belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. ve II. Dönem Şiirinin Biçim, Dil ve İçerik Yönünden Karşılaştırılması
Soru 698Soru

"Biligsiz biligligke dushman turur
Biligsiz özin munda horluk kılur
Biliglig kerek bolsa dunya tiler
Bilig birle dunya hem ahret bulur"

(Cahiliyetli kişi, bilgiliye düşmandır; cahil bu dünyada kendi kendini rezil eder. Bilgili kişi eğer isterse dünyayı elde eder; bilgiyle hem bu dünyayı hem de ahireti bulur.)

İçerik ve dil özellikleri dikkate alındığında, bu dizelerin alındığı eserle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk edebiyatında aruz ölçüsünün ve mesnevi nazım biçiminin kullanıldığı ilk eser olma özelliğini taşır.

Cevap

Türk edebiyatında aruz ölçüsünün ve mesnevi nazım biçiminin kullanıldığı ilk eser olma özelliği bu esere değil, Kutadgu Bilig'e aittir.
Verilen dizeler bilgi ve cehalet temasını işleyen, 12. yüzyılda Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmış Atabetü'l-Hakayık eserine aittir. Türk edebiyatında aruz ölçüsünün ve mesnevi nazım biçiminin kullanıldığı ilk eser olma özelliği Atabetü'l-Hakayık'a değil, Yusuf Has Hacib'in 11. yüzyılda yazdığı Kutadgu Bilig'e aittir. Atabetü'l-Hakayık bu özellikleri barındırsa da kronolojik olarak 'ilk' değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen dizelerin dilini ve içeriğini analiz etme.
Dizelerde "bilig" (bilgi) ve "biligsiz" (cahil) kavramları üzerinden ahlaki bir öğüt verilmektedir. Dil Hakaniye Türkçesi özelliklerini (Geçiş Dönemi) yansıtmaktadır.
Eserin hangi döneme ve yazara ait olduğunu saptamak için içerik analizi gereklidir.
2
Dizelerin ait olduğu eseri saptama.
Bilginin önemi ve cahilliğin zararlarını anlatan bu dizeler Edip Ahmet Yükneki'nin Atabetü'l-Hakayık adlı eserine aittir.
Geçiş dönemi eserleri arasındaki konu farklarını bilmek doğru teşhisi sağlar.
3
Atabetü'l-Hakayık'ın edebi özelliklerini seçeneklerle karşılaştırma.
Eserin 12. yüzyılda yazıldığı, didaktik olduğu, Dad İspehsalar Bey'e sunulduğu ve dörtlük/beyit karışık yazıldığı bilgileri doğrudur. Ancak aruzun ilk kullanıldığı eser olma şerefi Kutadgu Bilig'e aittir.
Geçiş dönemi eserlerinin birbirine benzeyen ancak ayrılan 'ilk' olma özelliklerini ayırt etmek soruyu çözdürür.

Anahtar Kavram

Atabetü'l-Hakayık'ın içerik ve yapısal özellikleri ile diğer Geçiş Dönemi eserlerinden farkları.
Soru 699Soru

Çin kaynaklarında ve Karabalgasun Yazıtı'nda yer alan bilgilere göre; Uygur Kağanı Bögü, Mani dinini resmi din ilan ettikten sonra başkent Ordubalık'ta tapınaklar inşa ettirmiş, halkın et yemesini ve savaşmasını yasaklayan Maniheist ilkeleri yaymaya çalışmıştır. Bu süreçte kağanlar, kendilerini 'Ay Tengri'de kut bulmuş' olarak nitelendiren unvanlar kullanmaya başlamışlardır. Bu din değişimi, Uygurların sosyal, sanatsal ve ekonomik yapısında devrim niteliğinde yeniliklere yol açmıştır.

Uygurlarda görülen bu din değişimi ve yerleşik yaşama geçiş süreci göz önüne alınd��ğında, devletin egemenlik anlayışı ve toplumsal yapısıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Din değişimiyle birlikte geleneksel 'kut' inancı tamamen terk edilmiş, egemenliğin meşruiyeti ruhban sınıfının onayına bağlanmıştır.

Cevap

Din değişimiyle birlikte geleneksel kut inancının tamamen terk edildiği ve egemenliğin meşruiyetinin ruhban sınıfının onayına bağlandığı yargısı yanlıştır.
Uygur Devleti'nde Maniheizm'in kabulüyle birlikte hükümdarlar 'Ay Tengri' gibi unvanlar almışlardır. Bu durum kut inancının terk edildiğini değil, Maniheist unsurlarla sentezlenerek sürdürülmüştür. Ayrıca Türk devlet geleneğinde egemenlik meşruiyeti hiçbir zaman rahipler veya bir ruhban sınıfının onayına bırakılmamış, teokratik ögeler unvanlarda yer alsa da laik-askeri kağanlık otoritesi korunmuştur. Bu nedenle kut inancının tamamen terk edildiği ve egemenliğin ruhban sınıfının onayına bağlandığı yargısı yanlıştır ve ulaşılamazdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin Maniheizm'i kabul etme sürecindeki kültürel ve siyasi dönüşümleri incelemek.
Din değişimiyle birlikte tapınak inşası (mimari) ve et yeme/savaşma yasağı (askeri/sosyal yapı) gibi köklü değişimlerin yaşandığı tespit edilir.
Din ve yaşam tarzı değişikliklerinin toplumsal ve askeri hayattaki yansımalarını belirlemek.
2
Uygur hükümdarlarının kullandığı yeni unvanları ve egemenlik meşruiyetini analiz etmek.
Kağanların 'Ay Tengri'de kut bulmuş' unvanını kullanmasının, geleneksel kut inancının yok olmadığını, aksine yeni dinin kavramlarıyla harmanlanarak devam ettiğini gösterdiği anlaşılır.
Egemenlik anlayışındaki süreklilik ve değişim dengesini doğru kavramak.
3
Geleneksel veraset sisteminin bu süreçteki durumunu değerlendirmek.
Sosyal ve dini değişimlere rağmen, tahtın hanedan üyelerine geçiş usulünün (veraset sistemi) değişmeden sürdürüldüğü doğrulanır.
Yönetim yapısındaki en temel unsurların korunduğunu saptamak.
4
Elde edilen veriler doğrultusunda yanlış olan (ulaşılamaz olan) yargıyı belirlemek.
Kut inancının terk edilmediği ve egemenliğin rahiplerin onayına tabi kılınmadığı saptanarak ulaşılamaz seçeneğe ulaşılır.
Sorunun kökünde istenen olumsuz yargıyı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Uygurların din değişimi, yerleşik hayata geçişin getirdiği kültürel/siyasi değişimler ve yönetim yapısındaki süreklilik unsurları.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 700Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde eğitim ve kültür alanında laikleşme, çağdaşlaşma ve ulusal kimlik inşasını sağlamak amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış ve kurumsal yapılar tesis edilmiştir. Aşağıda verilen Cumhuriyet Dönemi eğitim-kültür inkılapları/kurumları ile bunların gerçekleştirilmesindeki temel yapısal veya entelektüel gerekçeleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1933 Üniversite Reformu
Tevhid-i Tedrisat Kanunu
Türk Tarih Kurumu'nun kurulması
Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1933 Üniversite Reformu - Albert Malche raporu doğrultusunda Darülfünun'un tasfiyesi; Tevhid-i Tedrisat Kanunu - Eğitim sistemindeki çok başlılığın giderilerek tüm okulların Maarif Vekaletine bağlanması; Türk Tarih Kurumu - Ulus devletin meşruiyeti için seküler ve ulusal bir tarih tezi geliştirilmesi; Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri - Yazı dilindeki karmaşanın giderilerek okuryazarlığın kitlelere yayılması.
Eşleştirmede her inkılap ve kurum kendi tarihsel amacı ve gerekçesiyle doğrudan uyuşmaktadır. Üniversite Reformu yükseköğretimi modernize etmeyi amaçlayan Albert Malche raporuna dayanırken; Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitimdeki çok başlılığı gidererek laik eğitimi kurmuştur. Türk Tarih Kurumu millî kimliği bilimsel tarih teziyle desteklemeyi, Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri ise okuryazarlığı kitlelere yaymayı hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Yükseköğretim alanındaki dönüşümü analiz etmek
1933 Üniversite Reformu'nun İsviçreli pedagog Albert Malche'in hazırladığı rapor doğrultusunda Darülfünun'un tasfiye edilerek İstanbul Üniversitesi'nin kurulmasıyla sonuçlandığı belirlenir.
Yükseköğretimde çağdaş ve bilimsel bir yapının oluşturulma amacını saptamak için.
2
Eğitim birliği yasasının kapsamını belirlemek
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun eğitimdeki çok başlılığı sonlandırıp tüm okulları Maarif Vekaletine bağlayarak laik ve millî eğitimi kurumsallaştırdığı tespit edilir.
Eğitimde kurumsal bölünmüşlüğü gideren yasal temeli ortaya koymak için.
3
Cumhuriyet dönemi tarih politikasını incelemek
Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasının ümmetçi/hanedancı tarih yazımı yerine laik ve millî kimliği temel alan, Türklerin dünya medeniyetindeki yerini araştıran tarih tezini oluşturmayı amaçladığı belirlenir.
Kültür alanında ulus devlet meşruiyetini sağlayan kurumsal adımı saptamak için.
4
Yazı ve okuma seferberliğinin amacını değerlendirmek
Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri'nin yeni Türk harflerini halka öğreterek okuryazarlığı artırmayı ve kültür seviyesini yükseltmeyi hedeflediği belirlenir.
Toplumsal ve kültürel alanda okuma-yazmanın yaygınlaştırılması sürecini netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Eğitim ve Kültür İnkılaplarının Yapısal ve Entelektüel Gerekçeleri
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 35 / 437Sonraki