Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7121Soru

Doğal kaynaklar; tükenme durumlarına, kendini yenileme hızlarına ve kökenlerine göre daimi (tükenmeyen) kaynaklar, belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklar ve tükenebilen (yenilenemeyen) kaynaklar olmak üzere sınıflandırılır.

Buna göre;

I. Ormanların kereste üretimi amacıyla kesilmesi sonrası alanın ağaçlandırılarak korunması
II. Rüzgâr türbinleri vasıtasıyla elektrik enerjisi üretilmesi
III. Jeotermal kaynakların elektrik üretimi sonrası sıcak suyun reenjeksiyon yöntemiyle tekrar yer altına gönderilmesi
IV. Taş kömürünün termik santrallerde yakılarak elektrik enerjisine dönüştürülmesi

uygulamalarından hangileri 'belirli şartlar altında kendini yenileyebilen' doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III
I ve III ifadelerinin yer aldığı seçenek doğrudur. Çünkü ormanlar tahrip edildikten sonra ağaçlandırma yapılması şartıyla, jeotermal kaynaklar ise kullanıldıktan sonra sıcak suyun reenjeksiyon yöntemiyle tekrar yer altına gönderilmesi şartıyla kendilerini yenileyebilirler ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen doğal kaynakların tükenme durumlarına göre sınıflandırılması yapılır.
Orman ve jeotermal kaynaklar belirli şartlarda kendini yenileyebilen; rüzgâr daimi; taş kömürü ise tükenebilen kaynaklardır.
Soruda istenen 'belirli şartlarda kendini yenileyebilen' kaynak türlerini doğru tespit etmek için.
2
Seçilen kaynakların sürdürülebilir kullanım yöntemleri ve öncüllerdeki uygulamalar eşleştirilir.
Ormanların kesildikten sonra ağaçlandırılması ve jeotermal akışkanın reenjeksiyon yöntemiyle yeraltına geri verilmesi sürdürülebilir kullanım örnekleridir.
Kaynağın kendini yenileyebilme şartlarının doğru uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek için.
3
Uygulamalardan doğru olanlar bir araya getirilerek doğru seçenek belirlenir.
I ve III numaralı uygulamalar koşulu sağlar.
Sorunun nihai cevabına ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların yenilenebilirlik ve tükenme durumlarına göre sınıflandırılması
Soru 7122Soru

Aşağıda, 20. yüzyılın sonlarında küreselleşen dünyada meydana gelen bazı önemli bölgesel krizler ile bilimsel ve teknolojik gelişmeler verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

World Wide Web (WWW)
I. Körfez Savaşı
Kosova Sorunu
Klon Koyun Dolly

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

World Wide Web (WWW) bilgi ağının yaygınlaşmasıyla, I. Körfez Savaşı Kuveyt'in işgaline karşı düzenlenen askerî müdahaleyle, Kosova Sorunu NATO'nun 1999 yılındaki Müttefik Güç Harekâtı ile, Klon Koyun Dolly ise ergin bir hücreden yapılan ilk memeli kopyalama çalışmasıyla eşleşmelidir.
Verilen kavramların tanımlarıyla doğru eşleştirilmesiyle; World Wide Web (WWW) küresel bilgi ağıyla, I. Körfez Savaşı Kuveyt'in işgaliyle, Kosova Sorunu NATO'nun 1999 operasyonuyla, Dolly ise genetik kopyalamayla eşleşir. Bu eşleştirme küreselleşen dünyanın hem bilimsel hem de jeopolitik boyutunu tam olarak yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Bilgi teknolojileri ve küreselleşmeyi hızlandıran gelişmeyi tespit etme.
World Wide Web (WWW), internetin küresel yayılımını sağlayarak bilgi çağını başlatan unsur olduğundan ilgili açıklamayla eşleşir.
Çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelerin küreselleşme üzerindeki etkisini kavramak.
2
Orta Doğu'daki sınır çatışmaları ve askerî müdahaleleri analiz etme.
Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesi I. Körfez Savaşı'nın nedenidir ve koalisyon güçlerinin müdahalesini açıklamaktadır.
Küreselleşen dünyadaki Orta Doğu kaynaklı bölgesel sorunların neden ve sonuçlarını belirlemek.
3
Balkan coğrafyasında Soğuk Savaş sonrası yaşanan etnik krizleri inceleme.
Kosova Sorunu, NATO'nun 1999 yılındaki müdahalesi ile uluslararası güvenlik gündemine oturan Balkan krizidir.
Yugoslavya'nın dağılması sonrası Balkanlar'daki güvenlik sorunlarını ve uluslararası kuruluşların rollerini anlamak.
4
Biyoteknoloji ve genetik alanındaki en büyük tarihsel gelişmeyi belirleme.
Klon Koyun Dolly, ergin bir hücreden kopyalanan ilk memeli olup 1996 yılındaki bu biyoteknolojik gelişme ilgili açıklamayla örtüşür.
Çağdaş bilimsel gelişmelerin biyotıp alanındaki yansımalarını kavramak.

Anahtar Kavram

20. yüzyılın sonlarında küreselleşen dünyadaki bölgesel çatışma alanları ve çağdaş bilimsel-teknolojik gelişmeler.
Soru 7123Soru

İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği ekonomik darboğaz ve enflasyon karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti, iç piyasayı düzenlemek ve tarımsal üretimi kontrol altında tutmak amacıyla çeşitli yasal ve mali tedbirlere başvurmuştur. Bu süreçte uygulanan olağanüstü politikalar hem toplumsal yapıda huzursuzluklara yol açmış hem de savaş sonrasında çok partili hayata geçişin siyasi dinamiklerini şekillendirmiştir.

Buna göre, İkinci Dünya Savaşı yıllarında kırsal kesimdeki üreticilerden nakdi veya ayni olarak tahsil edilen ve köylünün tepkisini çeken vergi ile savaşın son yılında topraksız köylüyü topraklandırmak amacıyla meclise sunulan ancak iktidar partisi (CHP) içinde muhalif bir grubun oluşmasına (Dörtlü Takrir) zemin hazırlayan yasal düzenleme aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak Mahsulleri Vergisi - Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu

Cevap

Toprak Mahsulleri Vergisi - Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu
İkinci Dünya Savaşı yıllarında devletin artan askeri ve genel giderlerini karşılamak amacıyla tarımsal üretim yapan köylülerden tahsil edilen vergi Toprak Mahsulleri Vergisi'dir. Savaşın son yılında topraksız köylüyü mülk sahibi kılmak amacıyla meclise sunulan ancak mülkiyet sınırlandırılması maddeleri nedeniyle CHP içinde büyük tartışmalar yaratarak Dörtlü Takrir'e ve ardından Demokrat Parti'nin kurulmasına zemin hazırlayan yasal düzenleme ise Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'dur. Dolayısıyla bu iki düzenleme sırasıyla doğru eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İkinci Dünya Savaşı yıllarında kırsal kesimdeki tarım üreticilerinden ürünleri üzerinden alınan olağanüstü vergi tespit edilir.
Bu vergi, 1944 yılında yürürlüğe giren ve k��ylünün tepkisini çeken Toprak Mahsulleri Vergisi'dir.
Savaş dönemi bütçe açığını kapatmak ve ordunun iaşe ihtiyacını karşılamak için tarımsal kesime ağır vergiler yüklenmiştir.
2
Savaşın son yılında topraksız köylüyü mülk sahibi yapmak amacıyla hazırlanan ve iktidar partisinde ayrılıklara yol açan yasa belirlenir.
Bu yasal düzenleme, Haziran 1945'te kabul edilen Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'dur.
Kanunun meclisteki görüşmeleri sırasında toprak sahipleri ve muhalif milletvekilleri sert itirazlarda bulunmuş, bu durum Dörtlü Takrir önergesinin verilmesine yol açmıştır.
3
Elde edilen iki yasal düzenleme sırasıyla bir araya getirilir.
Sırasıyla 'Toprak Mahsulleri Vergisi' ve 'Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu' eşleşmesine ulaşılır.
Soruda bu iki kavramın sırasıyla doğru verildiği seçeneğin bulunması istenmiştir.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Dönemi Türkiye'sinde uygulanan ekonomik politikalar ve bunların çok partili hayata geçiş sürecine etkileri
Soru 7124Soru

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan demir yolu bağlantıları ve bu bağlantıların sağlandığı sınır kapılarına ilişkin;

I. Türkiye ile İran arasındaki tek aktif demir yolu bağlantısı, Van Gölü üzerinden feribot aktarmalı olarak sağlanan ve Kapıköy Sınır Kapısı üzerinden geçen hattır.
II. Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demir yolu hattı kapsamında Gürcistan ile doğrudan bağlantı sağlayan sınır kapısı Sarp Sınır Kapıs��'dır.
III. Türkiye'den Avrupa yönüne yapılan demir yolu taşımacılığında en yüksek yük ve yolcu trafiğine sahip, Bulgaristan'a açılan kapı Uzunköprü Sınır Kapısı'dır.
IV. Ermenistan sınır��nda bulunan Akyaka Sınır Kapısı'ndaki demir yolu hattı, iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler nedeniyle günümüzde ulaşıma kapalı durumdadır.

bilgilerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve IV

Cevap

I ve IV numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur.
Verilen öncüller incelendiğinde; Türkiye ile İran arasındaki demir yolu ulaşımının Tatvan ve Van arasında feribotla aktarılarak Kapıköy üzerinden sağlandığı bilgisi (I) ile Ermenistan sınırındaki Akyaka demir yolu kapısının siyasi sebeplerle kapalı olduğu bilgisi (IV) tamamen doğrudur. Bu nedenle doğru seçenek bu iki bilgiyi içeren ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde yer alan komşu ülkeler ile sınır kapısı ve ulaşım türü (demir yolu) eşleştirmelerini analiz etmek.
Kapıköy İran ile aktif, Canbaz Gürcistan ile aktif, Kapıkule Bulgaristan ile aktif, Uzunköprü Yunanistan ile aktif, Akyaka Ermenistan ile kapalı demir yolu sınır kapılarıdır. Sarp ise Gürcistan ile sadece kara yolu bağlantısı sağlar.
Yanlış eşleştirmeleri ve ulaşım modlarını eleyerek doğru bilgileri tespit etmek.
2
İran yönündeki demir yolu ulaşımının teknik ve coğrafi özelliklerini değerlendirmek.
İran'a giden demir yolu hattı Elazığ ve Muş üzerinden Tatvan'a ulaşır, buradan Van Gölü üzerinde çalışan feribotlarla Van merkezine aktarılır ve Kapıköy Sınır Kapısı üzerinden İran'a geçer.
Birinci öncüldeki feribot aktarmalı Kapıköy bilgisinin doğruluğunu onaylamak.
3
Ermenistan sınır kapısının jeopolitik durumunu değerlendirmek.
Akyaka Sınır Kapısı demir yolu altyapısına sahip olmasına rağmen iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kesik olması sebebiyle fiilen kapalı durumdadır.
Dördüncü öncüldeki kapalı olma durumunun doğruluğunu onaylamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin aktif ve kapalı durumdaki demir yolu sınır kapıları ile bunların komşu ülkelerle olan coğrafi dağılımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7125Soru

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde geniş tarım alanları bulunmasına rağmen, yaz kuraklığının belirgin olması geçmişte nadas alanlarının fazla olmasına ve tarımsal üretimin iklim koşullarına bağlı kalmasına yol açmıştır. Bölgede Fırat ve Dicle nehirlerinin sularından yararlanılarak hayata geçirilen Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile sulanabilen tarım alanları hızla artmıştır.

Bu projenin tarım faaliyetlerinde yol açtığı en doğrudan ve belirgin sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tar��mda sulama imkânlarının artmasıyla nadas alanlarının daralması ve pamuk gibi endüstriyel ürünlerin ekim alanının genişlemesi

Cevap

Tarımda sulama imkânlarının artmasıyla nadas alanlarının daralması ve pamuk gibi endüstriyel ürünlerin ekim alanının genişlemesi
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), bölgedeki sulanabilir tarım arazilerini artırarak yaz kuraklığının tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmiştir. Sulama sayesinde, toprakların boş bırakıldığı nadas yöntemi belirgin şekilde azalmış; başta pamuk olmak üzere suya ihtiyaç duyan sanayi bitkilerinin ekim alanları ve rekolteleri hızla artmıştır. Dolayısıyla en doğrudan coğrafi sonuç, nadas alanlarının azalıp endüstri bitkileri ekiminin yaygınlaşmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) temel hedefini belirlemek.
GAP'ın öncelikli amacının kurak Güneydoğu Anadolu topraklarında sulama altyapısını kurarak tarımsal verimliliği artırmak olduğu belirlendi.
Soruda bahsedilen tarımsal değişimin yönünü doğru tahmin edebilmek için projenin temel işlevi tespit edilmelidir.
2
Sulama olanaklarının artmasının tarım yöntemleri ve ürün deseni üzerindeki doğrudan etkilerini değerlendirmek.
Su yetersizliğinden kaynaklanan nadas uygulamasının azaldığı ve pamuk gibi suya ihtiyaç duyan endüstri bitkilerinin ekim alanının arttığı sonucuna ulaşıldı.
Sulu tarıma geçişin bölge tarımındaki en somut ve doğrudan coğrafi sonucunu saptamak için.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında sulamanın tarımsal üretime, nadas alanlarına ve ürün çeşitliliğine olan etkileri
Soru 7126Soru

I. Dünya Savaşı'nın ardından İtilaf Devletleri ile savaşı kaybeden devletler arasında imzalanacak barış antlaşmalarının esaslarını belirlemek üzere toplanan Paris Barış Konferansı'nda, Wilson İlkeleri'nde yer alan 'savaş alanlarından ilhak yoluyla toprak kazanılmaması' maddesine karşı hukuki bir kılıf olarak geliştirilen ve sömürgeciliğin isim değiştirerek devam etmesini sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Manda ve himaye sistemi

Cevap

Manda ve himaye sistemi
Manda ve himaye sistemi, I. Dünya Savaşı sonrasında Paris Barış Konferansı'nda, Wilson İlkeleri'nin 'savaş sonrası toprak ilhakını yasaklayan' maddesine karşı geliştirilmiş bir yöntemdir. İtilaf Devletleri, bu yolla sömürgeciliği hukuki bir kılıfa büründürerek kendi yönetimlerine devretmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Barış Konferansı'nın toplanma amacını ve Wilson İlkeleri ile olan ilişkisini analiz etmek.
Konferansın, I. Dünya Savaşı'nı kaybeden devletlerle yapılacak barış antlaşmalarının şartlarını belirlemek üzere toplandığı ve Wilson İlkeleri'ndeki toprak ilhakı yasağının İtilaf Devletleri için bir engel oluşturduğu görülür.
Soru kökündeki temel problemi (toprak ilhakı yasağının nasıl aşılmak istendiği) anlamak için bu analiz gereklidir.
2
İtilaf Devletleri'nin toprak ilhakı yasağını aşmak için buldukları yöntemi belirlemek.
İtilaf Devletleri'nin, sömürgeciliği yasal bir zemine uydurarak sürdürebilmek için konferansta 'manda ve himaye' sistemini kabul ettikleri saptanır.
Wilson İlkeleri'ne karşı geliştirilen hukuki kılıfın ne olduğunu doğrudan tespit etmek için bu adım gereklidir.
3
Seçeneklerdeki diğer kavramların konferanstaki rolünü ve zaman dilimlerini değerlendirmek.
Milletler Cemiyeti dünya barışını korumayı amaçlarken; Düyun-ı Umumiye, Reasürans ve Brest-Litovsk kavramlarının bu konferansta geliştirilen sömürgecilik kılıfıyla doğrudan ilgisi olmadığı belirlenir.
Doğru cevabın netleştirilmesi ve yanlış seçeneklerin elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Manda ve Himaye Sistemi
Soru 7127Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen doğal kaynakları, sağ sütunda yer alan tükenme durumları ve bu durumları belirleyen temel özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taş kömürü
Akarsu
Orman
Jeotermal enerji

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taş kömürü - Oluşumu milyonlarca yıl süren ve kullanıldıkça rezervi tükenen fosil organik kaynak; Akarsu - Doğal döngü çerçevesinde sürekli yenilenen, hidrografik kökenli daimi kaynak; Orman - Aşırı kullanım ve tahribata uğramadığı sürece biyolojik döngüyle kendini yenileyebilen kaynak; Jeotermal enerji - Yerkürenin iç ısısından beslenen ve sıcak suyun re-enjeksiyonu şartıyla yenilenebilen kaynak
Doğal kaynaklar tükenme durumlarına göre üç gruba ayrılır. Taş kömürü tükenebilen (yenilenemeyen) fosil bir kaynaktır. Akarsu daimi (tükenmeyen) bir kaynaktır. Orman ve jeotermal enerji ise belirli şartlar altında kendini yenileyebilen kaynaklardır. Ormanın yenilenmesi aşırı tahrip edilmemesine, jeotermalin yenilenmesi ise re-enjeksiyon (suyun geri basılması) şartına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Taş kömürünün kökenini ve tükenebilirlik durumunu analiz etmek
Taş kömürünün oluşumu milyonlarca yıl süren organik kökenli tortul bir kayaç olduğu ve kullanıldıkça rezervinin tükendiği sonucuna ulaşılır.
Taş kömürünü tükenebilen (yenilenemeyen) fosil kaynaklar sınıfına doğru şekilde yerleştirmek.
2
Akarsuların tükenme durumunu incelemek
Akarsuların su döngüsüyle sürekli yenilenen ve daimi olarak akan tükenmeyen kaynaklardan olduğu sonucuna varılır.
Akarsuyu tükenmeyen (daimi) kaynaklar sınıfına doğru şekilde yerleştirmek.
3
Ormanların yenilenme özelliğini değerlendirmek
Ormanlar canlı (biyolojik) örtü olduğundan aşırı tahribat olmaması şartıyla kendisini yenileyebildiği belirlenir.
Ormanı belirli şartlar altında kendini yenileyebilen kaynaklar grubuna dahil etmek.
4
Jeotermal enerjinin yenilenme koşulunu analiz etmek
Yer altı sıcak su kaynakları olan jeotermal sistemlerin, soğuyan suyun re-enjeksiyon yöntemiyle tekrar yer altına verilmesi şartıyla kendini yenileyebildiği anlaşılır.
Jeotermal enerjiyi re-enjeksiyon koşuluna bağlı olarak belirli şartlarda yenilenen kaynaklar grubuna yerleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların tükenebilirlik ve kendini yenileyebilme durumlarına göre sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7128Soru

Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle Arktik Okyanusu'ndaki (Kuzey Buz Denizi) buzulların erimesi, Doğu Asya üretim bölgesi (Çin, Japonya, Güney Kore) ile Batı ve Kuzey Avrupa tüketim bölgesi arasında alternatif bir deniz yolu koridorunun (Kuzey Deniz Yolu) ticari olarak kullanılmasına imkan tanımıştır. Bu durum, geleneksel güzergahlara kıyasla yol mesafesini ve ulaşım süresini yaklaşık %30 ila %40 oranında kısaltmaktadır.

Buna göre, gelecekte Kuzey Deniz Yolu'nun küresel ticaretteki payının belirgin şekilde artması durumunda;

I. Süveyş Kanalı ve Babülmendep Boğazı'nın transit gemi geçiş trafiğindeki yoğunluğun azalması,
II. Malakka Boğazı'nın küresel petrol ve ham madde taşımacılı��ındaki jeostratejik öneminin tamamen sona ermesi,
III. Asya ile Kuzey Amerika arasındaki Bering Boğazı'nın küresel deniz ticaret ağlarındaki işlevselliğinin artması

durumlarından hangilerinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Süveyş Kanalı ile Babülmendep Boğazı'nın yoğunluğunun azalması ve Bering Boğazı'nın işlevselliğinin artması durumlarının birlikte gerçekleşmesi beklenir.
Kuzey Deniz Yolu'nun aktifleşmesiyle, geleneksel olarak Doğu Asya ile Avrupa arasında kullanılan Süveyş Kanalı ve Babülmendep Boğazı üzerindeki gemi trafiği azalacaktır. Aynı zamanda gemilerin Arktik Okyanusu'na giriş yapabilmesi için Pasifik'ten Bering Boğazı'nı kullanması gerekeceğinden, bu boğazın önemi artacaktır. Bu nedenle birinci ve üçüncü öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kuzey Deniz Yolu'nun coğrafi konumunu ve güzergahını analiz etme.
Bu rota, Doğu Asya'dan başlayıp Bering Boğazı üzerinden Arktik Okyanusu'nu (Kuzey Buz Denizi) geçerek Kuzey ve Batı Avrupa'ya ulaşır.
Yeni rotanın hangi su geçitlerini aktif hale getireceğini ve hangilerini devre dışı bırakacağını belirlemek için konum analizi gereklidir.
2
Geleneksel güney rotası üzerindeki su geçitlerinin durumunu değerlendirme.
Geleneksel Doğu Asya - Avrupa hattında gemiler sırasıyla Malakka Boğazı, Babülmendep Boğazı, Süveyş Kanalı ve Cebelitarık Boğazı'nı kullanır. Kuzey rotasının devreye girmesiyle bu güzergaha (özellikle Süveyş ve Babülmendep'e) yönelen gemi trafiğinin bir kısmı kuzeye kayacağından bu geçitlerdeki yoğunluk azalır. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
Yeni ticaret yollarının mevcut kanallar ve boğazlar üzerindeki etkisini saptamak amaçlanır.
3
Malakka Boğazı'nın gelecekteki önemini sorgulama.
Kuzey Deniz Yolu açılsa bile Malakka Boğazı, Orta Doğu petrolünün Doğu Asya'ya taşınmasında ve bölge içi ticarette hayati önem ta��ımaya devam edecektir. Bu önemin 'tamamen sona ermesi' coğrafi ve ekonomik gerçeklerle bağdaşmaz. Bu nedenle ikinci öncül yanlıştır.
Ulaşım ağlarındaki jeostratejik değişimlerin sınırlarını ve abartılı genellemelerin yanlışlığını ayırt etmek gerekir.
4
Bering Boğazı'nın yeni konumunu analiz etme.
Bering Boğazı, Pasifik Okyanusu ile Arktik Okyanusu'nu birbirine bağlayan tek geçittir. Kuzey Deniz Yolu'nu kullanacak gemiler bu boğazdan geçmek zorunda olduğundan Bering Boğazı'nın küresel ticaretteki işlevselliği artacaktır. Bu nedenle üçüncü öncül doğrudur.
Yeni rotanın doğrudan etkilediği giriş/çıkış kapılarını belirlemek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Küresel Ticaret Ağları ve Su Geçitlerinin Stratejik Önemindeki Değişimler
Soru 7129Soru

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan ticari ve beşerî ilişkilerinde kara yolu ve demir yolu sınır kapıları stratejik bir öneme sahiptir. Aşağıda verilen sınır kapılarını, sahip oldukları konum ve ulaşım özellikleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Uzunköprü
Çobanbey
Dilucu
Esendere

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Uzunköprü - Yunanistan demir yolu bağlantısı; Çobanbey - Suriye demir yolu bağlantısı; Dilucu - Nahçıvan kara yolu bağlantısı; Esendere - İran kara yolu bağlantısı.
Uzunköprü Yunanistan ile demir yolu, Çobanbey Suriye ile demir yolu, Dilucu Nahçıvan ile kara yolu, Esendere ise İran ile kara yolu bağlantısı kurar.

Adım Adım Çözüm

1
Yunanistan ile olan sınır kapılarını ve ulaşım türlerini analiz etmek.
Uzunköprü Sınır Kapısı'nın Yunanistan ile olan demir yolu bağlantısını sağladığı belirlenir.
Yunanistan ile kara yolu bağlantısı İpsala üzerinden sağlanırken, demir yolu bağlantısı Uzunköprü üzerinden sağlanır.
2
Suriye sınırında demir yolu bağlantısı olan kapıları incelemek.
Çobanbey Sınır Kapısı'nın Kilis üzerinden Suriye ile demir yolu bağlantısı kurduğu tespit edilir.
Suriye sınırındaki en önemli demir yolu geçiş noktalarından biri Kilis'te bulunan Çobanbey'dir.
3
Nahçıvan (Azerbaycan) ile bağlantı kuran kapıyı incelemek.
Dilucu Sınır Kapısı'nın Nahçıvan'a açılan tek kara yolu kapısı olduğu belirlenir.
Iğdır'da yer alan Dilucu, Türkiye'nin Nahçıvan üzerinden doğrudan Azerbaycan'a kara yolu ile ulaşmasını sağlayan kapıdır.
4
İran ile olan kara yolu kapılarını analiz etmek.
Esendere Sınır Kapısı'nın Hakkari ilinde yer alıp İran ile kara yolu bağlantısı kurduğu belirlenir.
Esendere, Hakkari'nin Yüksekova ilçesindedir ve İran'a açılan önemli kara yolu kapılarındandır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan bağlantılarında sınır kapılarının konum ve ulaşım türü (kara yolu/demir yolu) özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7130Soru

Coğrafya dersinde doğal kaynaklar��n tükenebilirlik durumlarına göre sınıflandırılması konusunu işleyen öğrenciler bir tablo hazırlamışlardır. Tabloda bazı doğal kaynaklar ve bunların yenilenebilirlik durumları eşleştirilmiştir:

Doğal KaynakSınıflandırma
I. DalgaDaimi (tükenmeyen) kaynak
II. JeotermalBelirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynak
III. LinyitTükenen (yenilenemeyen) kaynak
IV. OrmanDaimi (tükenmeyen) kaynak
V. ToprakBelirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynak

Bu tabloda yapılan sınıflandırma eşleştirmelerinden hangisinde hata yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Tabloda IV numarayla gösterilen orman kaynağının daimi (tükenmeyen) kaynak olarak sınıflandırılması hatalıdır. Ormanlar, tahrip edildiklerinde belirli şartlar altında (iklim, toprak yapısı vb.) kendilerini yenileyebilen kaynaklar grubundadır.
Ormanlar, canlı (biyotik) kaynaklar olup iklim koşullarının elverişli olması ve aşırı tahrip edilmemesi şartıyla kendilerini yenileyebilirler. Eğer ormanlar aşırı ve kontrolsüz bir şekilde kesilirse veya iklim kuraklaşırsa kendini yenileyemez ve yok olur. Bu nedenle daimi (tükenmeyen) değil, belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklar sınıfına girer. Dolayısıyla orman seçeneğinin daimi kaynak olarak eşleştirilmesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal kaynakların sınıflandırma ölçütlerini belirlemek.
Doğal kaynaklar; tükenebilen (yenilenemeyen), tükenmeyen (daimi) ve belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklar olarak üç ana gruba ayrılır.
Soruda verilen kaynakların hangi grupta yer aldığını analiz etmek için bu temel sınıflandırma bilgisi gereklidir.
2
Tablodaki her bir kaynağın gerçek yenilenebilirlik durumunu kontrol etmek.
Dalga daimi bir kaynaktır (Doğru). Jeotermal ve toprak belirli şartlarda kendini yenileyebilir (Doğru). Linyit fosil bir yakıt olup tükenen kaynaktır (Doğru). Orman ise daimi değil, biyolojik bir döngüye sahip olduğundan belirli şartlarda kendini yenileyebilen bir kaynaktır (Hatalı).
Tabloda hatalı eşleştirilen seçeneği bulmak amacıyla her eşleştirme tek tek incelenmiştir.
3
Hatalı eşleştirilen kaynağı belirleyip doğru seçeneği işaretlemek.
IV numaralı eşleştirmede (Orman) hata yapıldığı tespit edilmiştir.
Ormanların sınırsız olmadığı ve aşırı kullanım durumunda tükenebileceği (belirli şartlarda yenilenebildiği) bilgisinden hareketle doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynakların Tükenebilirlik Durumlarına Göre Sınıflandırılması
Soru 7131Soru

Osmanlı Devleti'nde Lale Devri (1718-1730), Batı dünyasının üstünlüğünün hissedilmesiyle birlikte özellikle kültürel, bilimsel ve sanatsal alanlarda çeşitli yeniliklerin yapıldığı bir dönem olmuştur.

Buna göre, Lale Devri'nde gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerden hangisi, doğrudan devletin entelektüel birikimini artırma ve bilgiye erişimi kolaylaştırma amacına yönelik adımlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şehir güvenliğini sağlamak ve yangınlarla mücadele etmek amacıyla Tulumbacılar Ocağı adıyla bir itfaiye teşkilatının oluşturulması

Cevap

Şehir güvenliğini sağlamak ve yangınlarla mücadele etmek amacıyla Tulumbacılar Ocağı adıyla bir itfaiye teşkilatının oluşturulması seçeneğidir.
Doğru yanıt olan itfaiye teşkilatının (Tulumbacılar Ocağı) kurulması, Lale Devri'nde sosyal ve idari alanda yapılan bir reformdur. Bu adım, yangınları söndürerek şehir güvenliğini sağlamayı amaçlar. Diğer tüm seçeneklerde belirtilen tercüme heyetlerinin kurulması, sefaretname hazırlanması, matbaanın açılması ve kütüphane kurulması ise doğrudan bilgi üretimi, korunması, yayılması ve entelektüel birikim oluşturma amacını taşır. Bu nedenle, itfaiye teşkilatının kurulması kültürel veya entelektüel hedeflere doğrudan hizmet etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Lale Devri yeniliklerinin alanlarını ve amaçlarını belirlemek
Yeniliklerin kültürel/entelektüel (matbaa, kütüphane, tercüme heyeti, sefaretname) ve sosyal/idari (Tulumbacılar Ocağı) olarak iki gruba ayrıldığı görülür.
Soru kökünün doğrudan entelektüel ve bilimsel amaç gütmeyen seçeneği istediğini saptamak.
2
Seçeneklerdeki kültürel ve entelektüel faaliyetleri analiz etmek
Tercüme heyetleri klasiklerin çevrilmesini, sefaretname Avrupa'nın bilimsel takibini, matbaa kitap basımını, kütüphaneler ise yazma eserlerin korunmasını sağlayarak doğrudan bilgi birikimini ve entelektüel hayatı desteklemiştir.
Bu adımların her biri doğrudan bilgi üretimi, korunması veya yayılması süreçleriyle ilişkilidir.
3
İtfaiye teşkilatının (Tulumbacılar Ocağı) kuruluş amacını değerlendirmek
Tulumbacılar Ocağı, yangın söndürme ve asayiş gibi sosyal ve idari bir ihtiyacı karşılamak için kurulmuştur; entelektüel gelişim veya bilgiye erişimle doğrudan ilgisi yoktur.
Bu tespit, yanlış olan seçeneğin (sorunun doğru yanıtının) belirlenmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Lale Devri yeniliklerinin alanlarına göre sınıflandırılması ve kültürel/entelektüel adımların tespiti
Soru 7132Soru

Aşağıda verilen şehirleri, bu şehirlerin küresel ve bölgesel gelişiminde belirleyici olan temel fonksiyonel özellikleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Essen
Rotterdam
Oxford
Washington, D.C.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Essen şehri sanayi fonksiyonuyla, Rotterdam şehri liman fonksiyonuyla, Oxford şehri eğitim fonksiyonuyla, Washington, D.C. ise idari fonksiyonla doğru şekilde eşleşmektedir.
Şehirlerin gelişiminde öne çıkan baskın ekonomik, sosyal veya siyasi faaliyetler o şehrin fonksiyonunu belirler. Essen'in Ruhr Havzası'ndaki kömüre dayalı sanayi geçmişi, Rotterdam'ın nehir ağzında gelişen küresel liman ticareti, Oxford'un yüzyıllara dayanan üniversite kimliği ve Washington, D.C.'nin federal başkent olarak tasarlanan idari yapısı doğru eşleşmeyi oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Essen şehrinin gelişimi ve doğal kaynak ilişkisini değerlendirmek
Essen, Ruhr Havzası'ndaki taş kömürü yataklarına bağlı olarak ağır sanayinin merkezi olmuştur.
Maden kökenli sanayileşme tarihini Essen ile eşleştirmek gerekir.
2
Rotterdam şehrinin jeopolitik ve ticari konumunu analiz etmek
Rotterdam, Ren Nehri'nin denize ulaştığı noktada yer alarak kıta Avrupası'nın en büyük ticaret limanı olmuştur.
Nehir ağzında konumlanma ve geniş hinterland özellikleri doğrudan liman fonksiyonunu işaret eder.
3
Oxford şehrinin tarihsel ve kültürel kimliğini incelemek
Oxford, küresel çapta tanınan köklü üniversitesi nedeniyle eğitim odaklı bir gelişim göstermiştir.
Akademik kurumların şehrin ana karakterini belirlemesi eğitim fonksiyonuyla eşleşmesini sağlar.
4
Washington, D.C. şehrinin kuruluş amacını belirlemek
Washington, D.C., doğrudan ülkenin başkenti ve yönetim organlarının toplandığı idari bir merkez olarak planlanmıştır.
Sanayi veya ticaretten ziyade yönetim işlevinin ön planda olması idari fonksiyon ile eşleşmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin küresel ve bölgesel ölçekte kazandıkları fonksiyonel özellikler, bu özelliklerin tarihsel kökenleri ve ekonomik faaliyetlerle ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7133Soru

Türkiye'nin maden ve enerji kaynakları ile ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir:

I. Taş kömürü yataklarının ülkemizde sadece Zonguldak ve çevresinde bulunması, bu alanın I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluştuğunun göstergesidir.

II. Türkiye'deki metalik maden yataklarının ekonomik olarak işletilebilmesi için, yatakta bulunan toplam hammadde miktarı olan tenörün yüksek, maden içindeki saf metal oranı olan rezervin ise düşük olması gerekir.

III. Jeotermal enerji kaynaklarının geniş bir dağılım göstermesi, Türkiye'nin Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alan genç, aktif kırıklı (faylı) bir tektonik yapıya sahip olduğunu kanıtlar.

Buna göre, yukarıda verilen ifadelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Doğru cevap, birinci ve üçüncü ifadelerin doğru olduğunu belirten seçenektir. Taş kömürü Paleozoik (I. Jeolojik Zaman) dönemine ait bir fosil yakıttır ve Türkiye'de sadece Zonguldak çevresinde bulunması bu arazinin yaşlı yapısını kanıtlar. Jeotermal enerji ise genç ve fay hatlarının yoğun olduğu alanlarda yaygındır. İkinci ifadede geçen maden yatağındaki toplam hammadde miktarı rezerv, maden içindeki saf metal oranı ise tenör olarak tanımlanır; bu ifadede kavramlar yer değiştirilerek verilmiştir.
Doğru cevap, taş kömürünün birinci jeolojik zamanda oluştuğu bilgisini içeren birinci ifade ile jeotermal enerjinin genç kırıklı yapıyla ilişkisini açıklayan üçüncü ifadenin doğru olduğunu belirten seçenektir. Taş kömürü Paleozoik dönemine ait bir fosil yakıttır ve Türkiye'de sadece Zonguldak çevresinde bulunması bu arazinin yaşlı yapısını kanıtlar. Jeotermal enerji ise genç ve fay hatlarının yoğun olduğu alanlarda yaygındır. İkinci ifadede geçen maden yatağındaki toplam hammadde miktarı rezerv, maden içindeki saf metal oranı ise tenör olarak tanımlanır; bu ifadede kavramlar yer değiştirilerek verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadeyi incelemek.
Taş kömürü yataklarının Paleozoik (I. Jeolojik Zaman) döneminde oluştuğu ve Türkiye'de sadece Zonguldak ve çevresinde bulunduğu bilgisi coğrafi ve jeolojik gerçeklerle uyuşmaktadır. Bu ifade doğrudur.
Ülkemizin jeolojik geçmişi ile maden çeşitliliği ve dağılımı arasındaki ilişkiyi doğrulamak.
2
İkinci ifadeyi analiz etmek.
Yatakta bulunan toplam hammadde miktarı 'rezerv', maden içindeki saf metal oranı ise 'tenör'dür. İfadede bu iki tanım yer değiştirilmiştir. Ayrıca bir madenin ekonomik işletilebilmesi için tenörün de rezervin de yüksek olması gerekir. Bu ifade yanlıştır.
Maden işletme şartları ile rezerv ve tenör kavramlarının tanımlarını kontrol etmek.
3
Üçüncü ifadeyi değerlendirmek.
Jeotermal enerji, yeraltındaki sıcak sular ve buhardan elde edilir. Bu kaynaklar levha sınırları ve aktif kırık (fay) hatlarıyla doğrudan ilişkilidir. Türkiye genç ve dinamik bir tektonik yapıya sahip olduğu için jeotermal enerji kaynakları bakımından zengindir. Bu ifade doğrudur.
Türkiye'nin tektonik yapısı ile enerji kaynakları arasındaki ilişkiyi test etmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin maden ve enerji kaynaklarının jeolojik geçmiş ve tektonik yapı ile ilişkisi, rezerv ve tenör tanımları
Soru 7134Soru

Bir şehrin küresel ölçekteki etki alanı; finans, ticaret, sanayi, idari ve uluslararası kuruluşlara ev sahipliği yapma gibi fonksiyonel özellikleriyle doğrudan ilişkilidir. Yalnızca nüfus miktarının fazla olması, bir şehrin küresel düzeyde güçlü bir etkiye sahip olmasını sağlamaz. Nüfusu az olmasına rağmen küresel finans ve yönetim fonksiyonları gelişmiş bir şehir, nüfusu on milyonları aşan fakat fonksiyonel çeşitliliği sınırlı bir şehirden daha geniş bir etki alanına sahip olabilir.

Buna göre, aşağıdaki şehir eşleştirmelerinden hangisinde ilk belirtilen şehrin küresel etki derecesinin, nüfusunun çok daha fazla olmasına ra��men ikinci belirtilen şehirden daha düşük olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dakka - Zürih

Cevap

Dakka - Zürih
Dakka - Zürih eşleşmesindeki ilk şehir olan Dakka, 20 milyonu aşan nüfusuna rağmen fonksiyonel özellikleri bakımından küresel düzeyde zayıf ve daha çok bölgesel/yerel düzeyde bir etki alanına sahiptir. İkinci şehir olan Zürih ise yaklaşık 400 bin nüfusa sahip olmasına karşın dünya çapında önemli bir finans ve bankacılık merkezidir. Dolayısıyla Dakka'nın küresel etki derecesi, nüfusunun çok daha fazla olmasına rağmen Zürih'ten daha düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin küresel etki alanını belirleyen temel faktörlerin nüfus miktarı değil, sahip oldukları fonksiyonel özellikler (finans, idari, ticaret vb.) olduğunu tespit etmek.
Nüfus büyüklüğü ile küresel etki alanı arasında her zaman doğru orantı bulunmadığı anlaşılır.
Soru kökündeki kavramsal açıklamayı doğru analiz edebilmek için.
2
Seçeneklerdeki şehirlerin nüfus büyüklükleri ve küresel fonksiyonel rollerini karşılaştırmak.
Dakka'nın yaklaşık 22 milyon nüfusa sahip olmasına rağmen bölgesel bir etkiye sahip olduğu, Zürih'in ise yaklaşık 400 bin nüfusa sahip olmasına karşın küresel bir finans merkezi olduğu belirlenir.
Nüfusu fazla ama etkisi düşük olan şehir ile nüfusu az ama etkisi yüksek olan şehir eşleşmesini bulmak için.
3
Eşleşmenin soruda istenen 'ilk şehrin küresel etkisinin ikinciden daha düşük olması' koşulunu karşılayıp karşılamadığını kontrol etmek.
Dakka'nın küresel etkisinin Zürih'ten daha düşük olduğu ve bu durumun Dakka'nın çok daha fazla nüfusa sahip olmasına rağmen gerçekleştiği doğrulanır.
Doğru cevaba kesin olarak ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Bir şehrin etki alanının genişliğini belirleyen temel unsurun nüfus miktarı değil, sahip olduğu fonksiyonel özellikler (finans, ticaret vb.) olmasıdır.
Soru 7135Soru

Avrupa'da II. Dünya Savaşı sonrasında başlayan bütünleşme süreci, başlangıçta ekonomik iş birliğini hedeflerken zamanla siyasi ve kurumsal bir ortaklığa dönüşmüştür. Bu dönüşümün en önemli aşamalarından biri olan ve Avrupa Topluluğu'nu (AT) resmen 'Avrupa Birliği'ne (AB) dönüştüren 1992 tarihli Maastricht Antlaşması ile birlik yapısına birçok yeni unsur eklenmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Maastricht Antlaşması ile getirilen düzenlemelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üye devletler arasında gümrük birliğinin kurularak ticari gümrük vergilerinin ilk kez tamamen sıfırlanması

Cevap

Üye devletler arasında gümrük birliğinin kurularak ticari gümrük vergilerinin ilk kez tamamen sıfırlanması seçeneği, Maastricht Antlaşması'nın getirdiği yeniliklerden biri değildir.
Üye devletler arasında gümrük birliğinin kurulması ve gümrük vergilerinin sıfırlanması 1957 Roma Antlaşması ile kararlaştırılmış ve 1968 yılında tamamlanmıştır. 1992 tarihli Maastricht Antlaşması ise ekonomik ortaklığı siyasi ve parasal ortaklık seviyesine taşıyarak Avrupa Birliği'ni kurmuştur. Bu nedenle gümrük birliği ve gümrük vergilerinin sıfırlanması Maastricht Antlaşması'nın getirdiği bir yenilik değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Maastricht Antlaşması'nın (1992) getirdiği üç sütunlu yapıyı ve getirdiği temel yenilikleri analiz etmek.
Maastricht Antlaşması'nın ortak dış ve güvenlik politikası, adalet ve içişlerinde iş birliği, Avrupa vatandaşlığı ve ortak para birimi (Euro) gibi siyasi ve parasal bütünle��me adımlarını içerdiğini saptamak.
Soruda Maastricht Antlaşması ile getirilen düzenlemelerin neler olduğunun bilinmesi gerekmektedir.
2
Seçeneklerde verilen gümrük birliğinin kurulması ve gümrük vergilerinin sıfırlanması bilgisinin tarihsel sürecini sorgulamak.
Gümrük birliğinin 1957 Roma Antlaşması ile kurulduğunu ve vergilerin 1968'de sıfırlandığını, dolayısıyla bu durumun Maastricht Antlaşması'ndan (1992) çok daha eski bir gelişme olduğunu belirlemek.
Maastricht Antlaşması ile getirilmeyen düzenlemeyi doğru saptamak için seçeneklerin kronolojik ve kavramsal doğruluğunu kontrol etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Avrupa Birliği'nin kurumsal gelişimi ve Maastricht Antlaşması
Soru 7136Soru

I. Dünya Savaşı sonrasında yeni dünya düzeninin kurulması ve Osmanlı Devleti'nin paylaşılması sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Mondros Ateşkes Antlaşması'n��n imzalanması (30 Ekim 1918), Paris Barış Konferansı'nın toplanması (18 Ocak 1919), İzmir'in Yunanistan tarafından işgal edilmesi (15 Mayıs 1919) ve San Remo Konferansı'nın düzenlenmesi (Nisan 1920) şeklindedir.
Kronolojik gelişim incelendiğinde; Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918'de imzalanmış, ardından barışın şartlarını görüşmek üzere 18 Ocak 1919'da Paris Barış Konferansı toplanmıştır. Bu konferansta alınan karar doğrultusunda 15 Mayıs 1919'da İzmir işgal edilmiş, en son ise Osmanlı ile imzalanacak antlaşmanın şartlarını netleştirmek amacıyla Nisan 1920'de San Remo Konferansı düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın tarihi belirlenir.
30 Ekim 1918 tarihi tespit edilir. Bu olay savaşın hemen ardından gerçekleşen ilk diplomatik gelişmedir.
Kronolojinin başlangıç noktasını belirlemek.
2
Paris Barış Konferansı'nın toplanma tarihi belirlenir.
18 Ocak 1919 tarihi tespit edilir. Mondros Ateşkesi'nden sonra yenik devletlerle yapılacak nihai barış antlaşmalarını görüşmek üzere toplanmıştır.
Ateşkes sonrasındaki barış görüşmelerinin başlangıcını sıraya koymak.
3
İzmir'in işgal tarihi ve bunun Paris Konferansı ile bağı tespit edilir.
15 Mayıs 1919 tarihi tespit edilir. Bu işgal, Paris Barış Konferansı'nda alınan kararların doğrudan bir uygulamasıdır.
Karar alma süreci ile sahadaki eylem arasındaki kronolojik bağı kurmak.
4
San Remo Konferansı'nın tarihi belirlenir ve Osmanlı barışının gecikme nedeni analiz edilir.
Nisan 1920 tarihi tespit edilir. İtilaf Devletleri kendi aralarındaki çıkar çatışmaları nedeniyle Osmanlı barışını Paris'te sonuçlandıramamış, bu konuyu daha sonra San Remo'da karara bağlamıştır.
Sürecin son halkası olan Osmanlı barış taslağının hazırlanış tarihini doğru konumlandırmak.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sonrasında itilaf devletlerinin yürüttüğü diplomasi kronolojisi ve Osmanlı Devleti'nin paylaşım süreci.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7137Soru

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), sadece tarım ve sulama odaklı olmayıp bölgenin çok yönlü kalkınmasını hedefleyen çok sektörlü bir projedir. Aşağıda verilen GAP kapsamındaki temel hedefler ile bu hedeflere yönelik gerçekleştirilen uygulamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tarımsal sulama altyapısı
Enerji üretimi
Sosyo-ekonomik kalkınma

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tarımsal sulama altyapısı ile Şanlıurfa Tünelleri vasıtasıyla Harran Ovası gibi geniş alanların suya kavuşturulması; Enerji üretimi ile Atatürk Barajı bünyesinde kurulan santral ile elektrik üretilmesi; Sosyo-ekonomik kalkınma ile Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) ile kadınların ve gençlerin eğitimine katkı sağlanması eşleşmelidir.
Eşleştirmede tarımsal sulama Şanlıurfa Tünelleri ile, enerji üretimi Atatürk Barajı hidroelektrik santrali ile, sosyal kalkınma ise Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) ile tam bir uyum gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal sulama kavramının karşılığını aramak
Şanlıurfa Tünelleri vasıtasıyla Harran Ovası gibi geniş alanların suya kavuşturulması seçeneği belirlenir.
Sulama kanalları ve tüneller tarımsal sulama altyapısının en temel öğeleridir.
2
Enerji üretimi kavramının karşılığını aramak
Atatürk Barajı bünyesinde kurulan santral ile elektrik üretilmesi seçeneği belirlenir.
Barajlar üzerindeki hidroelektrik santralleri elektrik enerjisi üretimi hedefini temsil eder.
3
Sosyo-ekonomik kalkınma kavramının karşılığını aramak
Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) ile kadınların ve gençlerin eğitimine katkı sağlanması seçeneği belirlenir.
ÇATOM'lar bölgedeki beşeri sermayeyi ve sosyal yapıyı güçlendirmeye yönelik sosyal kalkınma yatırımlarıdır.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) çok sektörlü yapısı ve faaliyet alanları
Soru 7138Soru

Türkiye'de Manyas Kuş Cenneti, Burdur Gölü ve Göksu Deltası gibi göçmen kuşların uğrak yeri olan sulak alanların ekolojik dengesinin korunması ve sürdürülebilir kullanımı amacıyla taraf olunan uluslararası çevre sözleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ramsar Sözleşmesi

Cevap

Ramsar Sözleşmesi
Ramsar Sözleşmesi, sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımı amacıyla imzalanmış tek küresel anlaşmadır. Soruda verilen Manyas Kuş Cenneti, Burdur Gölü ve Göksu Deltası, Türkiye'nin Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınmış en önemli sulak alanları arasında yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen Manyas Kuş Cenneti, Burdur Gölü ve Göksu Deltası gibi alanların coğrafi özelliklerini belirleme.
Bu alanların tamamı Türkiye'de yer alan ve ekolojik açıdan kritik öneme sahip sulak alanlar (özellikle göçmen kuşların yaşam alanları) olarak sınıflandırılır.
Sorunun odak noktasını oluşturan ekosistem türünü (sulak alanlar) doğru saptamak çözümün ilk adımıdır.
2
Sulak alanların korunmasına yönelik uluslararası çevre sözleşmelerini tarama.
İran'ın Ramsar kentinde 1971 yılında imzalanan Ramsar Sözleşmesi, doğrudan sulak alanların ve su kuşlarının korunmasını hedefler. Türkiye de bu sözleşmeye taraftır.
Doğru çevre sözleşmesini belirleyerek sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Ramsar Sözleşmesi sulak alanların ve su kuşlarının korunmasını amaçlayan uluslararası bir çevre anlaşmasıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 7139Soru

20. yüzyılın sonları ile 21. yüzyılın başlarında küreselleşen dünyada yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. Körfez Savaşı (1990-1991), Dayton Antlaşması (1995), Kyoto Protokolü (1997) ve 11 Eylül terör saldırıları (2001) şeklinde kronolojik olarak sıralanmalıdır.
Kronolojik sıralama yapıldığında 1990 yılında başlayan I. Körfez Savaşı ilk sırada yer alır. Bunu 1995'teki Dayton Antlaşması takip eder. Ardından 1997 yılında kabul edilen Kyoto Protokolü gelir. Son olarak 2001 yılında gerçekleşen 11 Eylül terör saldırıları sıralanır. Dolayısıyla doğru sıralama I. Körfez Savaşı, Dayton Antlaşması, Kyoto Protokolü ve 11 Eylül saldırıları şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği yılları tespit etme
Irak'ın Kuveyt'i işgali ve I. Körfez Savaşı 1990'da başlamış, Dayton Antlaşması 1995'te imzalanmış, Kyoto Protokolü 1997'de kabul edilmiş ve 11 Eylül saldırıları 2001'de yaşanmıştır.
Olayları kronolojik sıraya koyabilmek için her bir olayın gerçekleştiği tarihsel dönemin veya yılın bilinmesi gerekir.
2
Tarihsel önceliğe göre sıralama yapma
En erken olay I. Körfez Savaşı (1990), ardından Dayton Antlaşması (1995), sonra Kyoto Protokolü (1997) ve en son 11 Eylül saldırıları (2001) gelmektedir.
Sıralama geçmişten günümüze (kronolojik) doğru yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi'nde Soğuk Savaş sonrası küresel ve bölgesel gelişmelerin kronolojisi
Soru 7140Soru

Modern dünya ekonomisinde üretim, dağıtım ve tüketim aşamaları birbirini tamamlayan bir zincirin halkaları gibidir. Bu zincirdeki herhangi bir halkada yaşanan değişim, diğer halkaları da doğrudan etkiler. Örneğin, tüketicilerin tercih ve alışkanlıklarında meydana gelen köklü bir değişim, üreticilerin neyi, nasıl ve ne kadar üreteceğini yeniden belirlemesine neden olur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi tüketici tercihlerindeki (tüketim) değişimin, mal ve hizmetlerin elde edilme sürecini (üretim) doğrudan yönlendirdiğine örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağlıklı beslenme bilincinin yaygınlaşmasıyla zeytinyağına olan talebin artmas�� sonucu zeytinlik alanlarının ve zeytinyağı fabrikalarının artırılması

Cevap

Sağlıklı beslenme bilincinin yaygınlaşmasıyla zeytinyağına olan talebin artması sonucu zeytinlik alanlarının ve zeytinyağı fabrikalarının artırılması
Tüketicilerin sağlıklı beslenme bilincinin artması tüketim aşamasındaki bir değişimi gösterir. Bu değişim neticesinde zeytinyağına olan talebin artması ve buna bağlı olarak zeytin bahçeleri ile işleme fabrikalarının (üretim) artırılması, tüketimin üretimi doğrudan yönlendirdiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kökündeki tüketim-üretim etkileşimi kavramını analiz etmek.
Tüketicilerin talep ve davranışlarındaki bir değişimin üretim miktarını veya çeşidini doğrudan etkilediği bir örnek aranması gerektiği belirlendi.
Soru kökü, tüketimdeki bir değişimin doğrudan üretimi yönlendirdiği durumu sormaktadır.
2
Seçeneklerde verilen örneklerin küresel ticaretin hangi unsurları (üretim, dağıtım, tüketim) arasındaki etkileşime dayandığını belirlemek.
Zeytinyağı talebi ve üretim artışı tüketim-üretim etkileşimidir. Soğutuculu araçlar dağıtım-tüketim; kömür yatakları hammadde-üretim; transit gemi geçişleri dağıtım; makinelerin fabrikada kullanımı ise teknoloji-üretim etkileşimidir.
Doğru şıkka ulaşmak için seçeneklerdeki coğrafi süreçlerin doğru sınıflandırılması gereklidir.
3
Tüketici bilincinin (tüketim) tarımsal ve sanayi üretimine (üretim) yansıdığı örneği doğru cevap olarak seçmek.
Sağlıklı beslenme tercihiyle artan talebin, zeytin tarımını ve zeytinyağı fabrikalarını artırması doğru örnek olarak kabul edildi.
Bu durum tüketici talebinin üretimi doğrudan şekillendirdiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Tüketim unsurlarının üretim faaliyetleri üzerindeki doğrudan yönlendirici etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 357 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin