Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7141Soru

Türkiye'de bölgesel kalkınma projelerinin hedefleri belirlenirken bölgelerin coğrafi özellikleri, ekonomik potansiyelleri ve öncelikli ihtiyaçları dikkate alınmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Konya Ovası Projesi (KOP) ile Doğu Anadolu Projesi'nin (DAP) öncelikli hedeflerini en doğru şekilde açıklamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konya Ovası Projesi'nin temel odak noktası tarımdaki sulama sorununu çözmek, Doğu Anadolu Projesi'nin öncelikli odak noktası ise hayvancılık faaliyetlerini geliştirmektir.

Cevap

Konya Ovası Projesi'nin temel odak noktası tarımdaki sulama sorununu çözmek, Doğu Anadolu Projesi'nin öncelikli odak noktası ise hayvancılık faaliyetlerini geliştirmektir.
Doğru yanıt olan seçenek KOP ve DAP projelerinin hedeflerini tam olarak coğrafi özellikleriyle eşleştirmektedir. Konya Ovası'nda kuraklık nedeniyle tarımsal sulama (KOP kapsamında Mavi Tünel gibi) en büyük ihtiyaç iken, Doğu Anadolu'da yükselti ve engebeye bağlı geniş çayırların bulunması hayvancılığı (DAP kapsamında) öncelikli sektör haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Konya Ovası ve Doğu Anadolu bölgelerinin coğrafi koşullarını belirlemek.
Konya Ovası kurak iklime ve yetersiz su kaynaklarına sahip bir ova iken; Doğu Anadolu yüksek, engebeli ve geniş çayır/mera alanlarına sahip bir bölgedir.
Bölgesel kalkınma projelerinin hedefleri, doğrudan bölgelerin coğrafi yapılarına ve potansiyellerine göre şekillenir.
2
KOP ve DAP projelerinin bu coğrafi özelliklere göre öncelikli hedeflerini eşleştirmek.
KOP bünyesinde su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle Mavi Tünel gibi projelerle sulama öncelik kazanırken, DAP bünyesinde yüksek ve engebeli arazilerin varlığı nedeniyle hayvancılık (besi ve mera hayvancılığı) sektörü öncelikli kılınmıştır.
Konya'da tarımsal sürdürülebilirlik sulamaya, Doğu Anadolu'da ise ekonomik kalkınma hayvancılığın modernleştirilmesine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Bölgesel Kalkınma Projelerinin Coğrafi Nedenleri ve Öncelikli Hedefleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7142Soru

Bölge sınırlarının belirlenmesinde kullanılan kriterler şekilsel ve işlevsel olmak üzere ikiye ayrılır. Şekilsel bölgeler somut ve homojen özelliklere (fiziki veya beşerî) dayanırken, işlevsel bölgeler ekonomik, idari veya planlama odaklı etkileşim merkezlerini temsil eder. Türkiye'de uygulanan bölgesel kalkınma projeleri (GAP, DAP, DOKAP vb.) de birer işlevsel planlama bölgesidir. Bu projelerin temel çıkış noktası bazen bir akarsu havzası (YHGP), bazen bir sulama potansiyeli (GAP, KOP), bazen de maden kaynakları (ZBKP) gibi şekilsel bölge özellikleri olsa da projelerin resmi uygulama sınırları bu fiziki veya ekonomik unsurlara göre değil, idari sınırlara (il sınırlarına) göre çizilir.

Buna göre, Türkiye'deki bölgesel kalk��nma projelerinin sınırları ve amaçları ile bölge sınıflandırması ilişkisi göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgesel kalkınma projelerinin sınırları, projeye temel oluşturan coğrafi unsurların (akarsu havza sınırları, maden yataklarının yayılımı vb.) do��al sınırlarıyla birebir çakıştığından, bu projeler aynı zamanda doğal şekilsel bölge olarak sınıflandırılır.

Cevap

Bölgesel kalkınma projelerinin sınırlarının, projeye temel oluşturan coğrafi unsurların doğal sınırlarıyla birebir çakıştığını ve bu projelerin doğal şekilsel bölge olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Bölgesel kalkınma projelerinin sınırlarının doğal unsurların yayılış sınırlarıyla çakıştığını ve bunların doğal şekilsel bölge olduğunu savunan ifade yanlıştır. Kalkınma projeleri işlevsel planlama bölgeleridir ve yasal uygulama sınırları idari (il) sınırlara göre çizilir. Dolayısıyla bu ifade temel bölge sınıflandırması ilkelerine ve Türkiye'deki uygulamalara aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kalkınma projelerinin sınırlarının nasıl belirlendiğini analiz etmek.
Türkiye'deki GAP, DAP, DOKAP gibi bölgesel kalkınma projelerinin resmi ve yasal sınırları, doğal unsurların (akarsu havzaları, maden yatakları) sınırlarıyla birebir çakışmaz; idari il sınırları temel alınarak çizilir.
Yatırım planlaması, bütçe yönetimi ve koordinasyonun yasal olarak il valilikleri ve yerel yönetimler üzerinden yürütülmesi zorunluluğu vardır.
2
Projelerin bölge sınıflandırmasındaki yerini belirlemek.
Bölgesel kalkınma projeleri, şekilsel (doğal veya beşerî) bölge değil, belirli hedeflere ulaşmak amacıyla oluşturulmuş işlevsel planlama bölgeleridir.
Bu projeler homojen bir yapı göstermekten ziyade, ekonomik ve sosyal kalkınmayı koordine etme işlevine sahiptir.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu karşılaştırmak.
Doğal sınırlarla birebir çakıştığını ve bu projelerin doğal şekilsel bölge olduğunu iddia eden ifadenin yanlış olduğu ortaya çıkar.
Hem sınır çizim kriteri (idari sınırlar) hem de bölge türü (işlevsel planlama bölgesi) açısından bu ifade coğrafi gerçeklerle çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Bölgesel kalkınma projeleri, çıkış noktaları ne olursa olsun yasal sınırları il sınırlarına göre belirlenen işlevsel planlama bölgeleridir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7143Soru

Doğal kaynaklar; tükenme durumları ve kendini yenileme hızlarına göre farklı sınıflara ayrılmaktadır. Buna göre, soldaki doğal kaynak gruplarını sağdaki tükenme durumlarına göre yapılan doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rüzgâr gücü ve dalga
Orman ve jeotermal kaynaklar
Taş kömürü ve petrol

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rüzgâr gücü ve dalga daimi kaynaklar açıklamasıyla; orman ve jeotermal kaynaklar belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklar açıklamasıyla; taş kömürü ve petrol ise kullanımıyla rezervi tükenen kaynaklar açıklamasıyla eşleşmektedir.
Doğal kaynakların sınıflandırılmasında rüzgâr gücü ve dalga daimi kaynaklardır çünkü kullanımları sonucu tükenmezler. Orman ve jeotermal enerji ise insan müdahalesi veya aşırı sömürü olmaması şartıyla kendini yenileyebilen kaynaklar arasındadır. Taş kömürü ve petrol gibi fosil yakıtlar ise tükenebilen (yenilenemeyen) gruptadır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal kaynakların yenilenebilirlik durumlarına göre genel sınıflandırma kriterlerini belirlemek.
Doğal kaynaklar; daimi (tükenmeyen), belirli şartlarda kendini yenileyebilen ve tükenebilen (yenilenemeyen) olmak üzere üç gruba ayrılır.
Eşleştirmeyi doğru yapabilmek için her bir kaynağın tükenme özelliğini anlamak gerekir.
2
Rüzgâr gücü ve dalganın hangi grupta yer aldığını saptamak.
Rüzgâr ve dalga enerjisi, doğadaki döngüleri sayesinde tükenmeyen (daimi) kaynaklar grubuna girer.
Rüzgâr ve dalganın kullanımı rezervlerini eksiltmez, bu yüzden sürekli var olan kaynaklardandır.
3
Orman ve jeotermalin yenilenebilirlik özelliğini analiz etmek.
Orman ve jeotermal kaynaklar, korunduklarında veya reenjeksiyon gibi belirli şartlar sağlandığında kendilerini yenileyebilirler.
Bu kaynaklar daimi değildir ancak doğru kullanıldıklarında yenilenebilir özellik taşırlar.
4
Taş kömürü ve petrolün durumunu belirlemek.
Fosil yakıtlar olan taş kömürü ve petrol, belirli bir rezerve sahip olup kullanıldıkça tükenir.
Bu kaynakların oluşumu milyonlarca yıl sürdüğü için insan ömrü ölçeğinde yenilenemezler.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynakların Sınıflandırılması ve Potansiyeli
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7144Soru

İki savaş arası dönemde (1919-1939) totaliter rejimlerin kurulması ve ardından izledikleri saldırgan politikalar, dünya barışını dinamitleyerek yeni bir küresel savaşa zemin hazırlamıştır.

Buna göre, faşist ve nazi yönetimlerinin yayılmacı siyasetine dair aşağıda verilen gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Adolf Hitler'in şansölye olması (1933), Habeşistan'ın işgali (1935), Ren Bölgesi'nin askerileştirilmesi (1936) ve Münih Konferansı (1938) şeklinde olmalıdır.
Kronolojik sıralamada olaylar gerçekleştikleri tarihlere göre eski tarihten yeni tarihe doğru sırasıyla; Adolf Hitler'in Almanya'da iktidara gelmesi (1933), İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi (1935), Almanya'nın Ren Bölgesi'ne asker sevk etmesi (1936) ve Münih Konferansı (1938) şeklinde gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların tarihlerini belirleme
Hitler'in iktidara gelişi 1933, Habeşistan'ın işgali 1935, Ren Bölgesi'nin askerileştirilmesi 1936, Münih Konferansı ise 1938 yılına aittir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için olayların gerçekleştikleri yılları tespit etmek gerekir.
2
Elde edilen yılları kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralama
1933 < 1935 < 1936 < 1938 sırası elde edilir. Bu da sırasıyla Hitler'in iktidara gelmesi, Habeşistan işgali, Ren Bölgesi'nin askerileştirilmesi ve Münih Konferansı gelişmelerini verir.
Soruda istenen geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralama kriterini karşılamak.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönem'de totaliter rejimlerin yayılmacı politikalarının kronolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7145Soru

Uluslararası çevre politikalarının gelişmesinde önemli kilometre taşları olan aşağıdaki çevre sözleşmelerini, kabul ediliş yıllarına göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama Ramsar Sözleşmesi, Montreal Protokolü ve Paris İklim Anlaşması şeklindedir.
Sözleşmelerin kronolojik sıralaması yapıldığında Ramsar Sözleşmesi 1971 yılında, Montreal Protokolü 1987 yılında ve Paris İklim Anlaşması 2015 yılında imzalandığı için en eskiden en yeniye doğru sıralama Ramsar, Montreal ve Paris şeklinde gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak en eski sözleşmenin belirlenmesi
Ramsar Sözleşmesi (1971)
Sulak alanların korunmasını hedefleyen en eski çevre koruma sözleşmelerindendir.
2
İkinci sıradaki sözleşmenin belirlenmesi
Montreal Protokolü (1987)
Ozon tabakasına zarar veren maddeleri sınırlandırmak amacıyla 1987'de imzalanmıştır.
3
En güncel olan sözleşmenin belirlenmesi
Paris İklim Anlaşması (2015)
İklim değişikliği ile mücadelede yakın tarihte (2015) kabul edilen küresel bir anlaşmadır.

Anahtar Kavram

Çevre Politikaları ve Uluslararası Sözleşmelerin Kronolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7146Soru

Şehirlerin küresel veya bölgesel ölçekteki etki alanlarının belirlenmesinde idari, finansal, ticari ya da diplomatik gibi fonksiyonel özellikler doğrudan rol oynamaktadır. Bir şehrin nüfus miktarının fazla olması, o şehrin küresel ölçekte geniş bir etki alanına sahip olmasını her zaman garanti etmez. Nüfusu az olan bazı şehirler sahip oldukları fonksiyonlar nedeniyle küresel ölçekte yönlendirici olabilirken, milyonlarca insanın yaşadığı bazı şehirlerin etki alan�� bölgesel veya ulusal sınırları aşamamaktadır.

Buna göre, aşağıdaki şehir eşleştirmelerinden hangisinde, nüfusu az olmasına rağmen küresel etkiye sahip bir şehir ile nüfusu fazla olmasına rağmen etki alanı bölgesel düzeyde kalmış bir şehir sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cenevre - Cakarta

Cevap

Cenevre - Cakarta seçeneğidir. Çünkü Cenevre düşük nüfusa sahip olmasına karşın küresel ölçekte uluslararası diplomatik kuruluşların merkezi olarak küresel etki alanına sahipken, Cakarta yüksek nüfuslu bir megakent olmasına karşın etki alanı bölgesel düzeydedir.
Doğru eşleşme olan ikilide; ilk sırada yer alan şehir (Cenevre) düşük nüfuslu (~200200 bin) olmasına karşın bünyesinde barındırdığı BM Avrupa Ofisi, WHO, WTO gibi çok uluslu devasa kuruluşlar sayesinde küresel çapta bir etkiye sahiptir. İkinci sırada yer alan şehir (Cakarta) ise 1010 milyonu aşan devasa nüfusuna rağmen, küresel siyaset ve ekonomide yönlendirici gücü zayıf olduğundan etki alanı bölgesel sınırları aşamamaktadır. Bu durum soru kökünde verilen nüfus-etki alanı ilişkisini tam olarak doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki kavramsal açıklamayı analiz etmek.
Aranan kriterin 'birinci şehrin nüfusunun az ama etkisinin küresel olması', 'ikinci şehrin ise nüfusunun çok fazla ama etkisinin bölgesel/yerel kalması' olduğu belirlenir.
Şehirlerin etki alanlarının belirlenmesinde nüfus miktarının tek başına yeterli olmadığını gösteren doğru eşleşmeyi bulmak.
2
Seçeneklerdeki ilk şehirleri nüfus ve etki alanı bakımından incelemek.
Londra, Tokyo ve Moskova yüksek nüfuslu oldukları için elenir. Roma ve Cenevre kalır. Cenevre, yaklaşık 200200 bin nüfusuyla oldukça küçüktür fakat küresel idari ve diplomatik bir merkezdir.
Birinci şehir kriterine (düşük nüfus, küresel etki) uyan adayları belirlemek.
3
Kalan seçeneklerdeki ikinci şehirleri incelemek.
Cakarta, 1010 milyonu aşan nüfusuyla çok büyüktür ancak etki alanı küresel olmaktan ziyade bölgesel düzeydedir. Vatikan ise nüfusu son derece az olmasına rağmen küresel dini etkiye sahiptir, bu yüzden ikinci şehir kriterine (yüksek nüfus, bölgesel etki) uymaz.
İkinci şehir kriterini de doğrulayarak doğru eşleşmeyi kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Şehirlerin etki alanlarının sınırları (küresel, bölgesel, yerel) nüfus miktarlarından ziyade sahip oldukları fonksiyonel özelliklere (idari, mali, ticari, dini vb.) bağlıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7147Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen kalkınma projesi özellik ve illerini, sağ sütunda yer alan ilgili proje başlıklarıyla en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yeşil Yol Projesi kapsamında yayla turizminin geliştirilmesi ve entegrasyonu
Yeşilırmak havzasında erozyon kontrolü, taşkın yönetimi ve su kirliliğinin azaltılması
Rize ve Artvin gibi Doğu Karadeniz kıyı kuşağındaki illerin sosyo-ekonomik kalkınması
Amasya ve Çorum gibi Yeşilırmak havzası sınırları içinde yer alan illerin kalkınması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmeler sırasıyla; yayla turizmi DOKAP Stratejileri ile, erozyon kontrolü YHGP Çevre Yönetimi ile, Rize/Artvin illeri DOKAP Coğrafi Kapsamı ile, Amasya/Çorum illeri ise YHGP Coğrafi Kapsamı ile eşleşmektedir.
Verilen eşleştirmelerde, bölge kalkınma projelerinin temel coğrafi sınırları ve vizyon projeleri doğru şekilde gruplandırılmıştır. Yeşil Yol turizmi ve Rize/Artvin illeri DOKAP ile; erozyon kontrolü ve Amasya/Çorum illeri ise YHGP ile doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yeşil Yol turizm faaliyetinin hangi kalkınma projesine ait olduğunu belirleme
Doğu Karadeniz yaylalarını kapsayan Yeşil Yol Projesi, DOKAP'ın turizm sektörü hedefleriyle eşleşir.
Yayla turizmini geliştirmek ve ulaşım entegrasyonu sağlamak DOKAP'ın temel hedeflerinden biridir.
2
Erozyon, sel ve taşkın kontrolünün hangi proje kapsamında öncelikli olduğunu belirleme
Havza içi erozyon ve taşkın kontrolü Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) ile eşleşir.
YHGP'nin çıkış noktası, Yeşilırmak havzasındaki toprak erozyonunu ve nehir kirliliğini kontrol altına almaktır.
3
Rize ve Artvin illerinin coğrafi konumunu inceleyerek uygun projeyi tespit etme
Rize ve Artvin illeri Doğu Karadeniz Bölümü sınırlarında yer aldığı için DOKAP Coğrafi Kapsamı ile eşleşir.
DOKAP, Doğu Karadeniz'in kıyı ve iç kesimindeki dağlık illeri kapsayan bir kalkınma projesidir.
4
Amasya ve Çorum illerinin konumunu inceleyerek uygun projeyi tespit etme
Bu iller Yeşilırmak'ın kolları üzerinde yer aldığından YHGP Coğrafi Kapsamı ile eşleşir.
Amasya ve Çorum, projenin adını aldığı Yeşilırmak havzası sınırları içinde kalan ana illerdendir.

Anahtar Kavram

Bölgesel Kalkınma Projelerinin (DOKAP ve YHGP) amaçları ve kapsadığı iller
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7148Soru

Geri dönüşüm; cam, metal, plastik ve kâğıt gibi atıkların çeşitli fiziksel veya kimyasal işlemlerden geçirilerek ikincil ham maddeye dönüştürülmesi sürecidir. Bir ülkede sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, katı atık yönetiminde geri dönüşüm faaliyetlerine öncelik verilmesi kararlaştırılmıştır.

Buna göre, bu ülkede yürütülen geri dönüşüm çalışmalarının öncelikli olarak aşağıdakilerden hangisine katkı sağlaması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal kaynakların korunmasına ve ham madde ihtiyacının azaltılmasına

Cevap

Doğal kaynakların korunmasına ve ham madde ihtiyacının azaltılmasına
Geri dönüşüm faaliyetleri sayesinde atık durumundaki cam, plastik, metal ve kâğıt gibi malzemeler işlenerek üretime yeniden kazandırılır. Bu durum doğadan yeni kaynak elde etme ihtiyacını azaltarak doğal kaynakların korunmasına doğrudan katkı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Geri dönüşümün temel fonksiyonunu analiz etmek
Geri dönüşüm sürecinde atıklar yeniden işlenerek sanayi için ikincil ham madde kaynağı oluşturulur.
Bu sayede üretim faaliyetleri için doğadan yeni ham madde çıkarma gereksinimi azalır.
2
Sürdürülebilirlik ve kaynak yönetimi ilişkisini kurmak
Ham madde ihtiyacının azalması, doğal kaynakların (orman, maden vb.) daha yavaş tüketilmesini ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlar.
Bu durum çevresel planlama ve sürdürülebilir kalkınmanın en temel hedefidir.

Anahtar Kavram

Geri dönüşümün doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7149Soru

Aşağıda 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşanan bazı bölgesel sorunlar ve bu sorunlarla ilişkili gelişmeler verilmiştir. Sol sütunda yer alan bölgesel sorunları, sağ sütunda yer alan açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Keşmir Sorunu
Dayton Antlaşması
İntifada Hareketi
Ruanda Soykırımı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmelerin doğru sıralaması şu şekildedir: Keşmir Sorunu - Hindistan ve Pakistan arasındaki sınır uyuşmazl��ğı; Dayton Antlaşması - Bosna Savaşı'nı sona erdiren antlaşma; İntifada Hareketi - Filistin halkının İsrail işgaline karşı direnişi; Ruanda Soykırımı - Hutu ve Tutsi etnik grupları arasındaki soykırım.
Eşleştirmeler doğru yapıldığında; Keşmir Sorunu Hindistan ile Pakistan arasındaki egemenlik ihtilafıyla, Dayton Antlaşması Bosna Savaşı'nın sona ermesiyle, İntifada Filistinlilerin İsrail işgaline karşı başlattığı halk direnişiyle ve Ruanda Soykırımı Hutu ile Tutsi grupları arasındaki çatışmalarla örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Keşmir Sorunu'nun taraflarını ve özünü belirleme
Keşmir Sorunu, Güney Asya'da Hindistan ile Pakistan arasındaki egemenlik mücadelesidir.
1947 yılından beri iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren temel sorun Keşmir bölgesidir.
2
Dayton Antlaşması'nın tarihsel rolünü tespit etme
Dayton Antlaşması, 1995 yılında imzalanarak Bosna Savaşı'nı durdurmuştur.
Balkanlar'daki krizin çözümünde ve Bosna-Hersek'in yeni anayasal yapısının kurulmasında belirleyici olmuştur.
3
İntifada Hareketi'nin coğrafyasını ve mahiyetini saptama
İntifada, Filistinlilerin İsrail'in işgalci politikalarına karşı yürüttüğü kitlesel direniştir.
Filistinliler, askeri üstünlüğe karşı taşlı ve sivil itaatsizlik eylemleri ile haklarını aramışlardır.
4
Ruanda Soykırımı'nın etnik kökenlerini ortaya koyma
Ruanda'da Hutu ve Tutsi kabileleri arasındaki mücadele soykırıma dönüşmüştür.
1994 yılında yaşanan bu olay, modern dönemin en büyük insanlık trajedilerinden biri olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Küreselleşen Dünya'da Bölgesel Çatışmalar ve Çözüm Arayışları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7150Soru

Aşağıdaki parçada felsefe ve hikmet kavramları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Parçada boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

İnsanın evren, varlık ve yaşam hakkında her şeyi kuşatan mutlak bir bilgiye ulaşması, hakikate bütünüyle sahip olması durumuna adı verilir. İnsanın bu mutlak bilgiye ulaşmak için çıktığı arayış yolculuğu, bilgiyi sevmesi ve ona yönelmesi ise olarak tanımlanır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'hikmet', ikinci boşluğa ise 'felsefe' kavramı gelmelidir.
Metindeki ilk boşlukta tanımlanan, her şeyi kuşatan mutlak bilgiye ve hakikate bütünüyle sahip olma durumu 'hikmet' kavramına karşılık gelir. İkinci boşlukta tanımlanan, bu mutlak bilgiye ulaşma yolundaki sürekli arayış ve yönelim durumu ise kelime anlamı 'bilgelik sevgisi' olan 'felsefe' kavramına karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Varlığın ve hayatın anlamı üzerine mutlak, tam ve kuşatıcı bilgiye sahip olma durumunu niteleyen kavram belirlenir.
Bu durumun 'hikmet' (bilgelik) kavramı ile karşılandığı saptanır.
Hikmet, bilginin nihai ve eksiksiz olarak elde edilmesini, hakikatin bütünüyle kavranmasını ifade eder.
2
Hikmete veya mutlak bilgiye ulaşma yolundaki arayış, sevgi ve yönelim durumunu karşılayan kavram belirlenir.
Bu durumun 'felsefe' (philosophia) kavramı ile karşılandığı saptanır.
Felsefe, mutlak bilgiye sahip olunduğu iddiasında bulunmaz; aksine ona ulaşmak için sürekli bir çaba, yolda olma ve sorgulama sürecidir.

Anahtar Kavram

Felsefe ve Hikmet Arasındaki Ayrım
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7151Soru

Aşağıdaki tabloda üç farklı ülkenin doğal kaynak zenginliği ile bu kaynakları işleme kapasitesini belirleyen sermaye ve teknoloji d��zeyi verilmiştir:

ÜlkeDoğal Kaynak PotansiyeliSermaye ve Teknoloji Düzeyi
IÇok ZenginDüşük
IIÇok KısıtlıYüksek
IIIÇok ZenginYüksek

Tabloda verilen özellikler dikkate alındığında; I, II ve III numaralı ülkeler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak örneklendirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Kongo Demokratik Cumhuriyeti, II: Güney Kore, III: Avustralya

Cevap

I: Kongo Demokratik Cumhuriyeti, II: Güney Kore, III: Avustralya
Doğal kaynaklar ile ekonomik gelişmişlik arasındaki ilişkide en belirleyici unsurlar sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücüdür. Kongo Demokratik Cumhuriyeti zengin maden yataklarına sahip olmasına rağmen bu kaynakları işleyecek sermaye ve teknolojiden yoksundur (I). Güney Kore doğal kaynak bakımından dışa bağımlı olmasına rağmen yüksek teknolojik güç ve sermaye birikimiyle hammaddeyi işleyerek büyük bir ekonomik güç haline gelmiştir (II). Avustralya ise hem zengin tarımsal ve madensel kaynaklara sahip olup hem de bu kaynakları gelişmiş sanayisi ve teknolojisiyle işleyerek yüksek refah seviyesine ulaşmıştır (III). Dolayısıyla bu üç profili sırasıyla en iyi Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Güney Kore ve Avustralya üçlüsü temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak potansiyelleri ile sermaye ve teknoloji düzeylerinin analiz edilmesi.
I numaralı ülkenin kaynak bakımından çok zengin ancak teknoloji bakımından düşük olduğu; II numaralı ülkenin kaynak yönünden kısıtlı ancak teknoloji yönünden yüksek olduğu; III numaralı ülkenin ise hem kaynak hem de teknoloji yönünden yüksek düzeyde olduğu tespit edilir.
Soruda verilen tablo sınıflandırmasını somutlaştırmak.
2
Belirlenen özelliklere göre uygun ülke örneklerinin bulunması.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmasına rağmen sermaye ve teknoloji yetersizliği nedeniyle az gelişmiştir (I). Güney Kore doğal kaynak bakımından fakir olmasına rağmen yüksek sermaye ve teknolojiyle gelişmiştir (II). Avustralya ise hem zengin kaynaklara hem de bunları işleyecek sermaye ve teknolojiye sahip gelişmiş bir ülkedir (III).
Tablodaki profillere uygun gerçek dünya örneklerini eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların ekonomiyle ve ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7152Soru

Bir ülkenin coğrafi konumu, onun uluslararası ilişkilerdeki siyasi, askeri ve ekonomik gücünü belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Türkiye'nin jeopolitik konumu da hem bölgesel hem de küresel ölçekte çok yönlü etkilere sahiptir.

Buna göre;
I. Hazar Havzası ve Orta Doğu doğal gazının TANAP ve TAP gibi boru hatlarıyla Avrupa'ya taşınmasında köprü vazifesi görmesi,
II. Karadeniz ile Akdeniz arasındaki deniz ticaretini ve güvenliğini sağlayan İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü elinde bulundurması,
III. Üye olduğu Avrupa Birliği ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı aracılığıyla bölgesel ekonomik entegrasyonu tek başına yönlendirmesi

durumlarından hangileri Türkiye'nin jeopolitik konumunun bölgesel ve küresel etkilerine örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerinin yer aldığı seçenek doğrudur.
I ve II numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur. Çünkü Türkiye'nin doğalgaz boru hatları üzerindeki transit köprü rolü ile İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü elinde bulundurması, ülkenin bölgesel ve küresel jeopolitik önemini doğrudan artıran en temel etmenlerdir. Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmadığı için üçüncü öncül yanl��ştır.

Adım Adım Çözüm

1
Enerji koridorları rolünü değerlendirme
Hazar Havzası ve Orta Doğu doğal gaz kaynaklarının Türkiye üzerinden (TANAP ve TAP ile) Avrupa'ya taşınması, Türkiye'nin küresel enerji arz güvenliğindeki stratejik önemini gösterir.
Uluslararası enerji nakil hatlarındaki transit rol, jeopolitik konumun küresel etkisidir.
2
Stratejik su yollarının kontrolünü değerlendirme
İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolü, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki askeri ve ticari trafiği dengelemesi yönüyle bölgesel ve küresel güvenliği doğrudan etkiler.
Boğazlar, Türkiye'nin jeopolitik konumunun değişmeyen ve küresel ölçekte etki yaratan en önemli fiziksel unsurlarındandır.
3
Uluslararası örgüt üyeliklerini değerlendirme
Türkiye Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın kurucu üyelerindendir ancak Avrupa Birliği'ne üye değildir. Ayrıca bölgesel ekonomik entegrasyonu tek başına yönlendirmesi mümkün değildir.
Türkiye'nin üye olduğu ve olmadığı küresel/bölgesel örgütlerin doğru bilinmesi jeopolitik analizler için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin transit enerji koridoru ve stratejik su yolları üzerindeki kontrolü sayesinde bölgesel ve küresel ölçekte sahip olduğu jeopolitik güç.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7153Soru

Türkiye'de bölgesel kalkınma projeleri, uygulandığı alanların coğrafi özellikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda farklı amaçlar taşımaktadır. Örne��in, bir projede nehir havzasındaki erozyon, taşkın ve kirlilik gibi çevre sorunlarını kontrol altına almak ve havzadaki illerin sosyo-ekonomik kalkınmasını sağlamak temel hedef olarak belirlenmiştir.

Bu hedefler doğrultusunda Amasya, Çorum, Samsun ve Tokat illerini kapsayacak şekilde hazırlanan bölgesel kalkınma projesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP)

Cevap

Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP)
Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP); Yeşilırmak ve kollarında akış rejimini düzenlemek, erozyonu önlemek, kirliliği azaltmak hedefleriyle kurulmuştur ve Amasya, Çorum, Samsun ile Tokat illerini kapsamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel hedefleri analiz etmek.
Nehir havzası yönetimi, erozyon kontrolü, taşkın ve kirlilik önleme hedeflerinin belirtildiği görülür.
Projenin hangi doğal coğrafi unsur üzerinde şekillendiğini bulmak.
2
Kapsanan illeri değerlendirmek.
Amasya, Çorum, Samsun ve Tokat illerinin doğrudan Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) kapsamında yer aldığı belirlenir.
Belirlenen amaç ve illeri en uygun bölgesel kalkınma projesiyle eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) amaçları ve kapsadığı iller
Soru 7154Soru

Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi'nde alınan kararlar; vatanın düşman işgalinden kurtarılmasını amaçlayan "ulusal bağımsızlık" hedefleri ve devlet yönetiminde millet iradesini egemen kılmayı amaçlayan "ulusal egemenlik" ilkeleri çerçevesinde şekillenmiştir.

Buna göre, Erzurum Kongresi'nde alınan aşağıdaki kararlardan hangisi, ulusal bağımsızlık hedefinden ziyade doğrudan ulusal egemenlik anlayışını yerleştirmeye yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mebusan Meclisinin derhal toplanması ve hükümet işlerinin meclis denetimine alınması için çalışılacaktır.

Cevap

Mebusan Meclisinin derhal toplanması ve hükümet işlerinin meclis denetimine alınması için çalışılacaktır.
Mebusan Meclisinin derhal toplanması ve hükümet işlerinin meclis denetimine alınması yönündeki karar, halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan meclisin yönetime katılmasını ve yürütmeyi denetlemesini öngördüğü için doğrudan ulusal egemenlik anlayışını yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal Ayrımı Belirleme
Yönetim biçimi, halk iradesi ve meclis gibi unsurlar 'ulusal egemenlik' kapsamında; vatanın kurtarılması, dış güçlere karşı direnme ve bağımsızlık unsurları ise 'ulusal bağımsızlık' kapsamında değerlendirilir.
Soruda istenen ulusal egemenlik kavramının çerçevesini doğru çizebilmek için.
2
Seçeneklerdeki Kongre Kararlarını Analiz Etme
Manda ve himayenin reddi, vatanın bütünlüğü, azınlık haklarının sınırlanması ve ortak direniş kararlarının tamamının ülkenin dış güçlerden kurtarılması ve bağımsızlığı ile ilgili olduğu tespit edilir.
Ulusal bağımsızlık ile ulusal egemenlik arasındaki ince çizgiyi belirlemek için.
3
Halk İradesini Yansıtan Kararı Seçme
Mebusan Meclisinin toplanması ve hükümetin denetlenmesi kararının, doğrudan milletin iradesini temsil eden meclisi ön plana çıkardığı için ulusal egemenlik doğrultusunda bir adım olduğu belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi'nde Ulusal Egemenlik ve Ulusal Bağımsızlık Ayrımı
Soru 7155Soru

Aşağıda verilen şehirleri, k��resel ve bölgesel gelişimlerinde belirleyici olan baskın fonksiyonel özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Brasilia
Hamburg
Cambridge
Manchester

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Brasilia - İdari fonksiyonlu yönetim merkezi, Hamburg - Liman ve ticaret kapısı, Cambridge - Eğitim ve kültür şehri, Manchester - Sanayi şehri.
Doğru eşleştirmede Brasilia planlı idari yapısı ve başkent olmasıyla idari merkeze, Hamburg Elbe Nehri kıyısındaki dev ticaret limanıyla liman fonksiyonuna, Cambridge köklü üniversitesiyle akademik eğitim fonksiyonuna ve Manchester ise Sanayi Devrimi'nin beşiği olması yönüyle sanayi fonksiyonuna bağlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Brasilia şehrinin fonksiyonunu belirleyin.
Brasilia, Brezilya'nın başkenti olup planlı idari yapısıyla bilinir, bu nedenle idari fonksiyonlu yönetim merkezi tanımıyla eşleşir.
Bir şehrin başkent olması idari fonksiyonunun birincil derecede önemli olduğunu gösterir.
2
İkinci olarak Hamburg şehrinin konumunu ve fonksiyonunu analiz edin.
Hamburg, Almanya'da Elbe Nehri üzerinde yer alan ve Avrupa'nın en işlek limanlarından biri olan dev bir deniz ticareti merkezidir.
Geniş hinterlanda sahip kıyı şehirlerinde liman ve deniz ticareti temel fonksiyondur.
3
Üçüncü olarak Cambridge şehrinin tarihsel kimliğini değerlendirin.
Cambridge, dünyaca ünlü köklü üniversitesiyle eğitim ve kültür fonksiyonuna sahiptir.
Üniversitelerin ve akademik kuruluşlerin şehir ekonomisi ve yapısına yön verdiği şehirler eğitim şehirleridir.
4
Dördüncü olarak Manchester şehrinin tarihî önemini inceleyin.
Manchester, Sanayi Devrimi'nin ilk aşamalarında tekstil fabrikalarıyla ön plana çıkan ilk büyük sanayi merkezidir.
Sanayi Devrimi ile fabrikalaşmanın ilk yoğunlaştığı yerler sanayi şehirleri olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin ön plana çıkan ekonomik, idari veya kültürel faaliyetlerine göre fonksiyonel sınıflandırılması.
Soru 7156Soru

Aşağıda verilen doğal afetler ile bu afetlerin yeryüzünde en yoğun etki gösterdiği coğrafi alanları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aktif Volkanizma
Çığ Afeti
Tropikal Siklonlar
Şiddetli Kuraklık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aktif Volkanizma - İzlanda, İtalya ve Endonezya gibi levha sınırlarındaki ülkeler; Çığ Afeti - Alpler, Himalayalar ve Kayalık Dağları gibi yüksek eğimli engebeli alanlar; Tropikal Siklonlar - Meksika Körfezi kıyıları, Karayipler ve Bengal Körfezi çevresi; Şiddetli Kuraklık - Kuzey Afrika'da Sahel Bölgesi ve Avustralya'nın iç kesimleri
Doğal afetlerin yeryüzündeki dağılışı, oluşum kökenlerine bağlı olarak belirli coğrafi alanlarla doğrudan ilişkilidir. Aktif volkanizma levha sınırlarında yer alan İzlanda, İtalya ve Endonezya gibi ülkelerde; çığ afeti Alpler, Himalayalar ve Kayalık Dağları gibi yüksek dağlık alanlarda; tropikal siklonlar Meksika Körfezi, Karayipler ve Bengal Körfezi gibi tropikal deniz kıyılarında; şiddetli kuraklık ise Sahel Bölgesi ve Avustralya'nın iç kesimleri gibi kurak/yarı kurak bölgelerde en etkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif volkanizmanın yeryüzündeki dağılışını levha sınırları ile ilişkilendirmek.
Aktif volkanizmanın İzlanda, İtalya ve Endonezya gibi levha sınırında yer alan ülkelerle eşleştiği belirlenir.
Volkanik faaliyetler yerkabuğunun zayıf noktaları olan aktif levha sınırlarında gerçekleşir.
2
Çığ afetinin oluşum koşullarını ve etkili olduğu topoğrafik özellikleri analiz etmek.
Çığın Alpler, Himalayalar ve Kayalık Dağları gibi yüksek eğimli ve yoğun kar yağışı alan dağlık bölgelerle eşleştiği belirlenir.
Çığ oluşumu için eğimli yamaçlar ve kalın kar örtüsü bir arada bulunmalıdır.
3
Tropikal siklonların kökenini ve etkilediği coğrafi enlemleri tespit etmek.
Tropikal siklonların Meksika Körfezi, Karayipler ve Bengal Körfezi çevresiyle eşleştiği belirlenir.
Bu fırtınalar yalnızca tropikal kuşaktaki sıcak okyanus sularında oluşup kıyı şeritlerini vurur.
4
Şiddetli kuraklığın en fazla risk oluşturduğu bölgeleri iklim özelliklerine göre değerlendirmek.
Şiddetli kuraklığın Kuzey Afrika'da Sahel Bölgesi ve Avustralya'nın iç kesimleriyle eşleştiği belirlenir.
Yağış azlığı ve yüksek buharlaşma nedeniyle bu yarı kurak ve kurak bölgeler kuraklık afetine karşı en hassas alanlardır.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin kökenlerine göre yeryüzündeki coğrafi dağılış alanlarının analiz edilmesi.
Soru 7157Soru

Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda Avrupalı devletlerin Sanayi İnkılabı ile hız kazanan ham madde ve pazar arayışlarının açık hedefi haline gelmiş; diğer yandan Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik akımının etkisiyle Balkanlar'da geniş çaplı isyanlarla karşılaşmıştır. Bu durum karşısında Osmanlı yönetimi, Tanzimat ve Islahat fermanları ile din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm tebaayı eşit kabul eden bir vatandaşlık tanımı geliştirmeye çalışmıştır.

Bu bilgilere göre, Osmanlı Devleti'nde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa kaynaklı siyasi ve ekonomik gelişmeler, Osmanlı Devleti'ni iç yapısında köklü hukuki düzenlemeler yapmaya zorlamıştır.

Cevap

Avrupa kaynaklı siyasi ve ekonomik gelişmeler, Osmanlı Devleti'ni iç yapısında köklü hukuki düzenlemeler yapmaya zorlamıştır.
Avrupa'da meydana gelen Fransız İhtilali'nin milliyetçi etkileri ve Sanayi İnkılabı'nın getirdiği ekonomik baskılar, Osmanlı Devleti'ni dağılmayı önlemek amacıyla Tanzimat ve Islahat fermanları gibi köklü hukuki ve toplumsal reformlar yapmaya yöneltmiştir. Bu durum, dış kaynaklı gelişmelerin Osmanlı iç hukukunu ve yönetim anlayışını doğrudan etkilediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki dış gelişmeleri ve Osmanlı Devleti üzerindeki etkilerini analiz edin.
Sanayi İnkılabı'nın ekonomik (açık pazar/hammadde arayışı), Fransız İhtilali'nin ise siyasi (milliyetçilik/isyanlar) baskılar oluşturduğu belirlendi.
Dış etkenlerin niteliğini saptayarak Osmanlı üzerindeki baskı unsurlarını anlamak gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin bu etkilere karşı geliştirdiği iç tepkileri inceleyin.
Osmanlı yönetiminin Tanzimat ve Islahat fermanları gibi hukuki düzenlemelerle tebaayı eşit kılmaya çalıştığı saptandı.
Dış tehditlere karşı iç yapıda ne tür hukuki ve yönetimsel tedbirler alındığını anlamak, doğru yargıya ulaşmayı sağlar.
3
Seçenekleri bu bilgiler doğrultusunda değerlendirerek doğru yargıyı belirleyin.
Avrupa kaynaklı siyasi ve ekonomik gelişmelerin, Osmanlı Devleti'ni iç yapısında fermanlar yayımlayarak hukuki reformlar yapmaya zorladığı sonucuna ulaşıldı.
Metindeki neden-sonuç ilişkisini tam olarak yansıtan seçeneğin tespit edilmesi amacıyla bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı'nın Osmanlı Devleti'nin siyasi ve hukuki yapısı üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7158Soru

Türkiye'nin sınır komşuları ve sınır kapılarıyla ilgili aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri doğru coğrafi terimlerle tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan bağlantılarında coğrafi konum ve ulaşım modları büyük önem taşır. Bu bağlamda, Türkiye'yi Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne (Azerbaycan) bağlayan ve tek geçiş noktası olan sınır kapısı iken; Türkiye ile Yunanistan arasında demir yolu bağlantısının sağlandığı sınır kapısı ise Sınır Kapısı'dır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa Dilucu, ikinci boşluğa ise Uzunköprü gelmelidir.
Türkiye'nin Nahçıvan ile olan tek sınır kapısı Dilucu'dur. Yunanistan ile olan demir yolu bağlantısı ise Edirne'deki Uzunköprü Sınır Kapısı aracılığıyla kurulur. Bu nedenle boşluklara sırasıyla Dilucu ve Uzunköprü ifadeleri gelmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti (Azerbaycan) arasındaki sınır bağlantısının kurulduğu kapıyı belirleme.
Dilucu Sınır Kapısı.
Nahçıvan ile Türkiye arasında Iğdır ilimizde bulunan tek aktif kara sınırı geçiş noktası Dilucu'dur.
2
Türkiye ile Yunanistan arasındaki aktif demir yolu hattının geçtiği sınır kapısını tespit etme.
Uzunköprü Sınır Kapısı.
Yunanistan ile olan kara yolu ulaşımı İpsala üzerinden sağlanırken, Edirne'de yer alan Uzunköprü Sınır Kapısı demir yolu bağlantısını sağlayan tek kapıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan sınır kapıları ve buralardaki ulaşım türleri (kara yolu ve demir yolu ayrımı).
Soru 7159Soru

İyonya'nın kıyı kentleri, Mısır, Mezopotamya ve Fenike gibi köklü medeniyetlerin ticaret yollarının kesişim noktasında yer almaktaydı. Bu kentlerdeki tüccarlar, farklı toplumların inançlarını, pratik bilgi birikimlerini ve yaşam tarzlarını gözlemleme şansı bulmuşlardır. Ancak İyonya'da felsefeyi başlatan şey sadece bu bilgi çeşitliliği değil, bu bilgilerin dogmatik dinsel otoritenin olmadığı bir ortamda özgürce tartışılması ve akla dayalı olarak sorgulanması olmuştur.

Bu parçaya göre, felsefi düşüncenin ortaya çıkışında aşağıdakilerden hangisi belirleyici olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kültürel etkileşimle edinilen bilgilerin, özgür ve demokratik bir ortamda akılcı bir süzgeçten geçirilmesi

Cevap

Kültürel etkileşimle edinilen bilgilerin, özgür ve demokratik bir ortamda akılcı bir süzgeçten geçirilmesi
Doğru cevap, İyonya kentlerinde farklı kültürlerle olan etkileşimin getirdiği bilgi zenginliğinin, özgür bir ortamda akıl temelinde sorgulanarak felsefi bir nitelik kazandığını belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen tarihsel arka planı analiz etmek.
İyonya kentlerinin coğrafi konumu ve ticari ilişkileri sayesinde Mısır, Mezopotamya gibi farklı medeniyetlerden bilgi edindiği anlaşılmaktadır.
Felsefenin ortaya çıkışındaki kültürel etkileşim faktörünü belirlemek.
2
İyonya'yı diğer medeniyetlerden ayıran temel farkı tespit etmek.
Edinilen bilgilerin dogmatik bir dinsel baskı olmadan, özgür düşünce ortamında akıl süzgecinden geçirilmesidir.
Mitolojik/dini düşünceden rasyonel/felsefi düşünceye geçişi sağlayan tarihsel koşulu saptamak.
3
Bulunan koşul ile seçenekleri karşılaştırmak.
Kültürel etkileşimle gelen bilgilerin rasyonel eleştiriyle ele alınmasını ifade eden seçeneğin doğru cevap olduğu görülür.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncenin ortaya çıkışında kültürel etkileşim ve özgür düşünce ortamının rasyonel düşünceyle birleşmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7160Soru

Felsefe tarihi boyunca bilgelik (hikmet) ve felsefe arasındaki ilişki sıklıkla ele alınmıştır. Hikmet; var olanların ilk ilkelerini, nihai nedenlerini ve hakikatin bütününü kuşatan, zihnin ulaştığı nihai ve değişmez bir olgunluk durumunu ifade eder. Felsefe ise kelime anlamı itibarıyla bu bilgeliğe ulaşma gayreti, onu arama ve sevme yolculuğudur. Antik Yunan’da Pythagoras, insanın her şeyi tam anlamıyla bilemeyeceğini, mutlak bilginin yalnızca tanrılara ait olduğunu belirterek kendisini "sophia" (bilgelik/hikmet) sahibi bir "sophos" olarak değil, "philosophia" (bilgelik sevgisi/arayışı) ile uğraşan bir "philosophos" olarak tanımlamıştır.

Bu parçada yapılan açıklama ve Pythagoras'ın yaklaşımı dikkate alındığında, felsefe ile hikmet arasındaki ilişkiyi en doğru ifade eden yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felsefe, hakikate ulaşma yolundaki dinamik ve sonlanmayan bir arayışı temsil ederken; hikmet, bu arayışın yöneldiği, varlığın özüne dair nihai ve kuşatıcı bir bilme durumunu ifade eder.

Cevap

Felsefe, hakikate ulaşma yolundaki dinamik ve sonlanmayan bir arayışı temsil ederken; hikmet, bu arayışın yöneldiği, varlığın özüne dair nihai ve kuşatıcı bir bilme durumunu ifade eder.
Doğru olan yargı, parçada vurgulanan felsefe-hikmet ayrımını tam olarak yansıtmaktadır. Parçada felsefe 'bilgeliğe ulaşma gayreti ve arayış' olarak tanımlanırken, hikmet 'nihai ve değişmez bir olgunluk durumu' yani bu arayışın yöneldiği hedef olarak betimlenmiştir. Pythagoras'ın bilginin mutlak halinin tanrılara ait olduğu, insanın ise ancak bilgelik sevgisine yönelebileceği şeklindeki görüşü de felsefenin bitmeyen bir yolda olma süreci olduğunu doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki kavramsal tanımları analiz etme
Felsefenin bir gayret, arayış ve yolculuk (süreç) olduğu; hikmetin ise nihai, kuşatıcı ve değişmez bir olgunluk durumu (hedef/sonuç) olduğu belirlenir.
Soruda verilen iki temel kavram arasındaki yapısal farkı ortaya koymak için.
2
Pythagoras'ın filozof (philosophos) nitelemesini değerlendirme
Pythagoras'ın mutlak bilginin yalnızca tanrılara ait olduğunu, insanın ise bilgeliğe sahip olan (sophos) değil ancak onu arayan (philosophos) olabileceğini savunduğu görülür.
Felsefenin bitmeyen dinamik bir yolda olma hali olduğunun tarihsel dayanağını kavramak için.
3
Seçenekleri analiz ederek kavramsal çelişkileri eleme
Felsefeyi durağanlaştıran, hikmetle eş anlamlı kılan veya her ikisini de işlevsiz gören çeldiriciler elenir. Felsefenin arayış, hikmetin ise nihai hedef olduğunu vurgulayan seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Kavram karmaşası yaratan çeldiricileri eleyerek doğru yargıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Felsefe ile Hikmet İlişkisi ve Farkı
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 358 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin