Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7181Soru

Mısır ve Mezopotamya gibi kadim uygarlıklarda gök cisimlerinin hareketlerinin gözlenmesi tarım takvimini düzenlemek, geometri ise taşan tarlaların sınırlarını belirlemek gibi pratik amaçlara hizmet ediyordu. Bu bilgiler saray ve tapınak çevresindeki rahiplerin tekelindeydi. İyonya kentlerinde ise bilgi, hem dinsel otoritelerin hegemonyasından sıyrılmış hem de halkın ortak kullanımına açık meydanlarda (agora) rasyonel tartışmaların konusu olmuştur. Bu durum, insan aklının dogma ve mitosun ötesine geçerek kendi üzerine düşünmesini sağlamıştır.

Bu parçaya göre felsefi düşüncenin ortaya çıkışında etkili olan temel koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi üretiminin pratik fayda sınırlarını aşarak kamusal alanda akılcı bir sorgulamaya ve eleştiriye açılması

Cevap

Bilgi üretiminin pratik fayda sınırlarını aşarak kamusal alanda akılcı bir sorgulamaya ve eleştiriye açılması
Doğru seçenek, bilginin pratik fayda sınırlarını aşarak kamusal alanda akılcı bir sorgulamaya ve eleştiriye açılmasını belirten ifadedir. Çünkü parçada Mısır ve Mezopotamya'daki pratik odaklı ve rahiplerin tekelindeki bilgilerin aksine, İyonya'da bilginin dinsel hegemonyadan kurtularak kamusal alanda (agora) rasyonel tartışma konusu yapıldığı ifade edilmiştir. Bu durum, felsefenin aklın dogmalardan kurtulup özgürce tartışılmasıyla doğduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen medeniyetler arası bilgi anlayışı farkını analiz etmek.
Mısır ve Mezopotamya'da bilginin pratik faydaya ve rahip tekelindeki dinsel otoriteye dayandığı, İyonya'da ise bu sınırların aşıldığı belirlenmiştir.
Soru kökündeki tarihsel anlatının ana eksenini tespit etmek için gereklidir.
2
İyonya'daki yeni bilgi yaklaşımının niteliğini tanımlamak.
İyonya'da bilginin agorada (kamusal alanda) rasyonel tartışmaya açıldığı ve dinsel otoritenin hegemonyasından kurtulduğu görülmüştür.
Felsefi düşüncenin doğuşuna kaynaklık eden tarihsel koşulu doğrudan belirlemek için gereklidir.
3
Elde edilen çıkarımı seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı saptamak.
Bilgi üretiminin pratik amaçları aşarak kamusal alanda akılcı sorgulamaya açıldığını belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenmiştir.
Çeldiricileri eleyip doğru yanıta ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ortaya Çıkışı ve Tarihsel Koşulları
Soru 7182Soru

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), çok sektörlü ve entegre bir b��lgesel kalkınma projesi olarak bölgenin coğrafi, ekonomik ve sosyal yapısında köklü dönüşümlere yol açmıştır. Aşağıda verilen GAP'ın temel gelişim boyutları ile bu boyutların bölgede ortaya çıkardığı somut coğrafi sonuçları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tarımsal Yapıda Dönüşüm
Demografik ve Sosyo-Ekonomik Gelişim
Çevresel ve Ekolojik Sorunlar
Enerji Altyapısı Yatırımları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tarımsal Yapıda Dönüşüm - Pamuk, mısır ve soya ekiminin artması; Demografik ve Sosyo-Ekonomik Gelişim - Mevsimlik işçi göçünün azalması; Çevresel ve Ekolojik Sorunlar - Taban suyunun y��kselmesi ve tuzlanma; Enerji Altyapısı Yatırımları - Barajlar vasıtasıyla hidroelektrik üretiminin artması
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki tarımsal yapı dönüşümü pamuk ve mısır gibi endüstri bitkilerinin ekim alanının genişlemesine; demografik gelişim bölge dışına olan mevsimlik işçi göçünün azalmasına; çevresel sorunlar bilinçsiz sulamayla Harran Ovası'nda tuzlanmanın artmasına; enerji altyapısı ise Fırat ve Dicle üzerindeki devasa barajlar sayesinde hidroelektrik üretiminin artmasına dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal yapıda meydana gelen değişimi ve ürün desenindeki dönüşümü analiz etmek.
Pamuk, mısır ve soya gibi suya dayalı endüstri bitkilerinin ekim alanlarının genişlediği, buna karşılık kuru tarım ve nadas alanlarının azaldığı tespit edilir.
GAP bünyesindeki sulama projeleri, bölgedeki tarım arazilerinin suyla buluşmasını sağlayarak geleneksel kuru tarım yöntemlerinden modern sulu tarıma geçişi sağlamıştır.
2
Projenin demografik ve sosyo-ekonomik etkilerini belirlemek.
Bölgede yeni iş imkanlarının doğmasıyla, başta Çukurova ve Ege olmak üzere diğer bölgelere giden mevsimlik tarım işçisi göçünün azaldığı görülür.
Yerel istihdamın ve ekonomik refahın artması, nüfusun bölge içinde tutulmasını kolaylaştırmıştır.
3
Projenin beraberinde getirdiği çevresel ve ekolojik sorunları değerlendirmek.
Harran Ovası gibi düzlük alanlarda vahşi sulamadan kaynaklı taban suyunun yükselmesi ve toprağın tuzlanması gibi olumsuz durumların yaşandığı gözlenir.
Bölge çiftçilerinin sulama konusunda yeterince bilinçlenmemiş olması ve aşırı su kullanımı, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını olumsuz etkilemiştir.
4
Enerji ve altyapı boyutundaki gelişmeleri incelemek.
Atatürk, Karakaya ve Ilısu gibi büyük barajların faaliyete geçmesiyle ülkenin hidroelektrik üretim kapasitesi artmıştır.
Akarsuların debisi ve rejiminden yararlanılarak enerji üretimi projenin altyapı hedefleri arasındadır.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) çok sektörlü amaçları, sosyo-ekonomik, çevresel ve mekânsal etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7183Soru

Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) teknolojisi ve çift cidarlı özel tanker gemileri sayesinde, doğal gazın boru hatlarına ihtiyaç duyulmadan deniz yoluyla ��ok uzak mesafelere taşınması mümkün hale gelmiştir. Bu lojistik devrim, Katar ve Avustralya gibi ülkelerin doğal gaz sıvılaştırma tesislerine (üretim) yatırım yapmasını sağlarken, Avrupa ve Doğu Asya ülkelerinin de enerji sepetlerinde doğal gaza daha fazla yer vermesine (tüketim) olanak tanımıştır. Bu durum, küresel ticaretin unsurları arasındaki etkileşim açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisini en iyi açıklar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağıtım olanaklarındaki teknolojik gelişmelerin hem üretimi hem de tüketim süreçlerini doğrudan etkileyerek küresel ticareti şekillendirdiğini

Cevap

Dağıtım olanaklarındaki teknolojik gelişmelerin hem üretimi hem de tüketim süreçlerini doğrudan etkileyerek küresel ticareti şekillendirdiğini belirten seçenek doğrudur.
Dağıtım olanaklarındaki teknolojik gelişmelerin hem üretimi hem de tüketim süreçlerini doğrudan etkileyerek küresel ticareti şekillendirdiğini belirten seçenek doğrudur. LNG ve tanker teknolojisindeki (dağıtım) gelişmeler, Katar'da üretim tesislerinin kurulmasına (üretim) ve Avrupa ile Doğu Asya'da tüketimin artmasına (tüketim) doğrudan katkı sağlamıştır. Bu durum, üç unsurun birbiriyle olan güçlü etkileşimini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen LNG taşıma teknolojisindeki değişimin etkilerini analiz etmek.
Lojistik kolaylık sayesinde Katar gibi ülkelerde sıvılaştırma tesisleri kurulmuş (üretim) ve Avrupa gibi ülkelerde kullanımı artmıştır (tüketim).
Dağıtım unsurunun üretim ve tüketim unsurları üzerindeki doğrudan etkisini görmek.
2
Üretim, dağıtım ve tüketim unsurlarının karşılıklı etkileşimini değerlendirmek.
Dağıtım sektöründeki gelişmelerin hem üretim alanlarında yatırımlara hem de tüketim bölgelerinde talebin karşılanmasına imkan tanıdığı sonucuna ulaşılır.
Küresel ticaret zincirinin halkaları arasındaki bağlantıyı doğrulamak.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim unsurlarının etkileşimi ve dağıtımın bu döngüdeki rolü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7184Soru

Evrende sürekli bir akış, değişim ve oluş olduğunu; bu değişimin arkasında ise her şeyi dönüştüren ve kendisi de sürekli hareket halinde olan dinamik bir gücün bulunduğunu savunan doğa filozofu, ilk neden (arkhe) olarak ateşi belirlemiştir.

Bu parçada bahsedilen ilk neden görüşü aşağıdaki doğa filozoflarından hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herakleitos

Cevap

Herakleitos
Parçada vurgulanan oluş, sürekli değişim (akış) felsefesi ve ilk neden olarak 'ateş' kavramı doğrudan Herakleitos'un felsefesine aittir. Herakleitos'a göre evren durağan değildir ve arkhe ateştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar kavramları analiz etme
Parçada 'sürekli akış', 'değişim', 'oluş' ve arkhe olarak 'ateş' kavramları öne çıkmaktadır.
Soruda sorulan filozofun kim olduğunu belirlemek için felsefi sisteminin temel kavramlarını tespit etmek gerekir.
2
Anahtar kavramları doğa filozoflarının arkhe görüşleriyle eşleştirme
İlk neden (arkhe) olarak ateşi ve evrendeki oluş/değişim sürecini savunan filozof Herakleitos'tur.
Filozofların arkhe tanımlarını karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Doğa filozoflarının ilk neden (arkhe) arayışları ve Herakleitos'un ateş/değişim kuramı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7185Soru

Türkiye'nin sınır komşuları ile bağlantısını sağlayan sınır kapıları, hem ulaşım modları hem de ticari hacimleri açısından farklılık göstermektedir. Aşağıda verilen sınır kapılarını, bu kapıların açıldığı komşu ülke ve öne çıkan taşımacılık özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kapıkule Sınır Kapısı
Sarp Sınır Kapısı
Habur Sınır Kapısı
Uzunköprü Sınır Kapısı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kapıkule Sınır Kapısı - Bulgaristan sınırında en yüksek işlem hacmine sahip kapı; Sarp Sınır Kapısı - Gürcistan sınırında transit kara yolu kapısı; Habur Sınır Kapısı - Irak sınırında en yüksek ticaret hacmine sahip kara yolu kapısı; Uzunköprü Sınır Kapısı - Yunanistan sınırında demir yolu bağlantısını sağlayan kapı.
Sınır kapılarının doğru eşleşmesi şu şekildedir: Kapıkule Sınır Kapısı, Bulgaristan sınırında yer alıp Avrupa yönündeki hem demir yolu hem de kara yolu ticaretinde en yüksek işlem hacmine sahip kapıdır. Sarp Sınır Kapısı, Gürcistan sınırında bulunup Kafkasya ve Orta Asya'ya transit kara yolu geçişini sağlar. Habur Sınır Kapısı, Irak ile sınırımızda yer alarak Orta Doğu ihracatında en yüksek ticaret hacmine sahip kara yolu kapısıdır. Uzunköprü Sınır Kapısı ise Yunanistan sınırında yer alan ve bu ülkeyle demir yolu bağlantısı kuran sınır kapımızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uzunköprü Sınır Kapısı'nın konumunu ve ulaşım modunu belirleme
Uzunköprü Sınır Kapısı Yunanistan sınırında yer alır ve yalnızca demir yolu bağlantısı sağlar.
Yunanistan sınırındaki kara yolu geçişleri İpsala üzerinden yoğunlaşırken, demir yolu bağlantısı Uzunköprü üzerinden gerçekleştirilmektedir.
2
Habur Sınır Kapısı'nın ticari fonksiyonunu belirleme
Habur Sınır Kapısı Irak sınırında yer alan en yüksek ihracat hacmine sahip kara yolu kapısıdır.
Türkiye'nin Irak ve Orta Doğu ile olan dış ticaretinin çok büyük bir kısmı Şırnak'ta bulunan Habur kara yolu kapısından yürütülür.
3
Sarp Sınır Kapısı'nın bağlantı yönünü inceleme
Sarp Sınır Kapısı Gürcistan sınırında bulunup Kafkasya'ya geçişi sağlar.
Doğu Karadeniz'de Artvin ili sınırları içinde yer alan bu kapı, Gürcistan üzerinden Kafkasya ve Orta Asya'ya açılan en önemli kara yolu kapısıdır.
4
Kapıkule Sınır Kapısı'nın özelliklerini doğrulama
Kapıkule Sınır Kapısı Bulgaristan sınırında hem kara yolu hem demir yolu içeren en işlek sınır kapısıdır.
Edirne'de bulunan Kapıkule, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan ana kapısı konumundadır ve işlem hacmi en yüksek sınır kapısıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan sınır kapılarının coğrafi konumu, ticari hacimleri ve ulaşım modları (kara yolu/demir yolu) açısından sınıflandırılması.
Soru 7186Soru

Ekosistemlerdeki besin zinciri ve enerji akışında rol oynayan canlı grupları ile bu grupların ekolojik ��zelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Üreticiler (Ototroflar)
Birincil Tüketiciler (Otçullar)
İkincil Tüketiciler (Etçiller)
Ayrıştırıcılar (Saprofitler)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Üreticiler fotosentez/kemosentez yapan canlılarla; birincil tüketiciler otoburlarla; ikincil tüketiciler etoburlarla; ayrıştırıcılar ise organik atıkları parçalayan canlılarla eşleşir.
Üreticiler inorganik maddeleri organik maddelere çevirerek besin zincirinin tabanını oluşturur. Birincil tüketiciler doğrudan bu üreticilerle beslenen otoburlardır. İkincil tüketiciler ise otoburlarla beslenen etoburlardır ve üst trofik basamakta yer aldıklarından biyolojik birikim düzeyleri daha yüksektir. Ayrıştırıcılar ise her basamaktaki organik atıkları inorganik minerallere dönüştürerek ekosisteme geri kazandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Üreticilerin ekolojik rolünü belirlemek.
Üreticiler fotosentez veya kemosentez yaparak inorganik maddelerden organik besin üretirler. Bu nedenle ilk basamakta bulunurlar.
Besin zincirinin temeli üreticilere dayanır.
2
Birincil tüketicilerin trofik düzeyini ve beslenme şeklini analiz etmek.
Birincil tüketiciler, üreticilerle beslenen otçul (otobur) canlılardır.
Üreticilerden sonraki ilk enerji transferi otçul canlılara gerçekleşir.
3
İkincil tüketicilerin özelliklerini ve biyolojik birikim durumunu incelemek.
İkincil tüketiciler otoburlarla beslenen etobur canlılardır ve üst trofik basamaklarda yer aldıkları için dokularındaki zehirli madde birikimi üreticilere göre yüksektir.
Biyolojik birikim besin piramidinde yukarı doğru çıkıldıkça artış gösterir.
4
Ayrıştırıcıların madde döngüsündeki işlevini belirlemek.
Ayrıştırıcılar ölü organik maddeleri inorganik bileşiklere dönüştürerek ekosisteme geri kazandırır ve her düzeyde etkilidirler.
Madde döngüsünün sürekliliği ayrıştırıcıların bu faaliyetine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Ekosistemlerde besin zinciri boyunca enerji akışı, trofik düzeylerin özellikleri ve biyolojik birikim prensipleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7187Soru

Mısır ve Mezopotamya gibi köklü medeniyetlerde bilgi; Nil Nehri'nin taşma zamanını belirlemek, arazi sınırlarını ölçmek veya tapınak hesaplarını tutmak gibi hayati pratik ihtiyaçların çözümü için geliştirilmiştir. Bu toplumlarda bilgi, pratik faydasından ötür�� değer görmüştür. Ege kıyılarında şekillenen yeni düşünüş tarzı ise doğa olaylarını mitolojik açıklamaların dışına çıkarak, pratik bir fayda amacı gütmeden yalnızca merak ve bilme arzusuyla (theoria) sorgulamıştır.

Bu parçada vurgulanan fark göz önünde bulundurulduğunda, felsefi düşüncenin ortaya çıkışını sağlayan temel zihinsel dönüşüm a��ağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilginin pratik yaşamı kolaylaştırma işlevinden sıyrılarak, evreni kendi başına bir anlama ve rasyonel açıklama aracı haline getirilmesi

Cevap

Bilginin pratik yaşamı kolaylaştırma işlevinden sıyrılarak, evreni kendi başına bir anlama ve rasyonel açıklama aracı haline getirilmesi
Doğru seçenek olan bilginin pratik fayda amacından sıyrılıp kendi başına bir amaç haline gelmesi ifadesi, parçada anlatılan dönüşümü tam olarak yansıtır. Çünkü parçada doğu medeniyetlerindeki pratik faydacı bilgi anlayışı ile İyonya'da başlayan faydasız saf bilme arzusu (theoria) arasındaki ayrım vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen Mısır ve Mezopotamya medeniyetlerindeki bilgi anlayışını analiz edin.
Bu medeniyetlerde bilginin Nil taşkınları, arazi ölçümü ve tapınak hesapları gibi pratik ve hayati gereksinimleri karşılamak amacıyla pratik bir fayda aracı olarak kullanıldığı tespit edilir.
Geçmiş medeniyetlerin bilgi birikiminin hangi amaca hizmet ettiğini anlamak için.
2
Ege kıyılarında başlayan yeni düşünüş biçiminin özelliğini belirleyin.
Buradaki sorgulamanın pratik bir fayda amacı taşımadan, yalnızca merak ve bilme arzusuyla (theoria) doğayı akla dayanarak açıklama çabası olduğu görülür.
Felsefi düşüncenin ayırt edici niteliğini ortaya koymak için.
3
İki düşünüş biçimi arasındaki temel dönüşümü karşılaştırarak sonuca ulaşın.
Mitolojik/faydacı bilgi anlayışından rasyonel ve kendi başına amaç olan teorik bilgi anlayışına geçildiği sonucuna varılır. Bu da bilginin kendi başına bir anlama ve rasyonel açıklama aracı haline gelmesidir.
Seçenekler arasından parçada vurgulanan zihinsel dönüşümü doğru yansıtan seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ortaya Çıkışında Pratik Bilgiden Teorik Bilgiye (Logos'a) Geçiş
Soru 7188Soru

Beşerî faaliyetlerin doğal sistemlere olan etkileri; nüfus yoğunluğu, sanayileşme derecesi ve doğal kaynak kullanım biçimlerine bağlı olarak bölgeden bölgeye farklılık gösterir.

Aşağıdaki haritada bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Haritada numaralandırılan bu alanlarda insan faaliyetlerine bağlı olarak ortaya çıkan çevre sorunları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V numaralı alanda, sanayi tesislerinden salınan kloroflorokarbon (CFC) gazlarının ozon tabakasını inceltmesi, yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının tutulmasını artırarak küresel ısınmanın temel nedenini oluşturmaktadır.

Cevap

Doğu Asya'da kloroflorokarbon gazlarının ozon tabakasını inceltmesinin küresel ısınmanın temel nedeni olduğunu iddia eden ifade yanlıştır. Küresel ısınmanın temel nedeni sera gazlarının kızılötesi ışınları tutmasıdır.
Küresel ısınma ile ozon tabakasının seyrelmesi farklı çevre sorunlarıdır. Küresel ısınmanın temel nedeni, fosil yakıt kullanımı sonucu atmosfere salınan karbondioksit (CO2CO_2) ve metan (CH4CH_4) gibi sera gazlarının kızılötesi ışınları atmosferde tutmasıdır (sera etkisi). Ozon tabakasının incelmesi ise kloroflorokarbon (CFC) gibi gazların ozon moleküllerini parçalayarak yeryüzüne zararlı ultraviyole (UV) ışınlarının ulaşmasına yol açmasıdır. Bu nedenle, CFC gazlarının yol açtığı ozon tabakası seyrelmesinin küresel ısınmanın temel nedeni olarak sunulduğu Doğu Asya'ya dair ifade bilimsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritadaki numaralı alanların coğrafi konumlarını ve buralardaki çevre sorunlarını belirlemek.
I numaralı yer Amazon Havzası (orman tahribatı), II numaralı yer Batı Avrupa (sanayi ve asit yağmurları), III numaralı yer Orta Asya/Aral Gölü (aşırı sulama ve kuruma), IV numaralı yer Mısır/Nil Deltası (baraj yapımı ve delta erozyonu), V numaralı yer Doğu Asya'dır (yoğun sanayi ve küresel ısınma/hava kirliliği bağlamı).
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu coğrafi konumlarla test etmek için bu adım gereklidir.
2
I, II, III ve IV numaralı alanlara yönelik açıklamaları değerlendirmek.
Amazon Havzası'ndaki habitat kaybı, Batı Avrupa'daki asit yağmurları, Aral Gölü'ndeki kuruma ve Nil Deltası'ndaki erozyon süreçleri bilimsel ve coğrafi olarak doğru açıklanmıştır.
Doğru olan seçenekleri eleyerek yanlış olan seçeneğe odaklanmak gerekir.
3
V numaralı alanın çevre sorununa yönelik açıklamayı bilimsel açıdan analiz etmek.
İfadede kloroflorokarbon (CFC) gazlarının neden olduğu ozon tabakası incelmesi, yeryüzünde güneş ışınlarının tutulmasını artırarak küresel ısınmanın temel nedeni olarak gösterilmiştir. Ancak küresel ısınmanın temel nedeni karbondioksit (CO2CO_2), metan (CH4CH_4) gibi sera gazlarının birikmesiyle oluşan sera etkisidir.
Öğrencilerin sıklıkla düştüğü küresel ısınma ile ozon tabakasının seyrelmesini karıştırma yanılgısını tespit etmek için bu analiz şarttır.

Anahtar Kavram

İnsan faaliyetlerinin atmosferik sistemlere etkisi ve küresel çevre sorunlarının (küresel ısınma vs. ozon tabakasının seyrelmesi) ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7189Soru

Miletli Thales, evrendeki çokluğun gerisinde yatan birliği bulmaya çalışmış ve "Her şeyin ilk nedeni (arkhe) nedir?" sorusuna doğadan hareketle akılsal bir yanıt vermiştir. Thales'e göre arkhe; canlılığı besleyen, nemli yapısıyla her şeye hayat veren ve farklı formlara girebilen temel bir unsurdur.

Buna göre, Thales'in evrenin ilk nedeni (arkhe) olarak kabul ettiği unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrendeki tüm canlılığın kaynağı olan su

Cevap

Evrendeki tüm canlılığın kaynağı olan su
Thales, felsefe tarihinde ilk neden (arkhe) problemini ortaya atan ilk filozoftur. Evrenin ana maddesinin ne olduğunu sorgulamış ve gözlemlerinden yola çıkarak nemli yapısıyla her şeye hayat veren suyun ilk neden olduğunu savunmuştur. Bu nedenle evrendeki tüm canlılığın kaynağı olan su ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar ipuçlarını analiz etme
Paragrafta ilk nedenin (arkhe) nemli yapısıyla canlılığı beslediği, hayat verdiği ve farklı formlara girebildiği belirtilmektedir.
Soruda Thales'in arkhe görüşünün temel nitelikleri açıklanmaktadır.
2
Filozof ve arkhe eşleştirmesini yapma
İlk filozof Thales'in doğa gözlemlerine dayanarak belirlediği ilk neden su (hydor) maddesidir.
Thales, suyun hayati önemini ve farklı formlara (buz, buhar, su) girebilmesini gözlemleyerek onu arkhe ilan etmiştir.

Anahtar Kavram

Doğa filozoflarının ilk neden (arkhe) arayışı ve Thales'in su (hydor) tasarımı
Soru 7190Soru

Aşağıda bazı ülkeler ve bu ülkelerin doğal kaynak-ekonomi ilişkisine dair özellikleri verilmiştir. Bu ülkeleri, kendilerine uygun olan gelişim ve kaynak özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rusya
Güney Kore
Venezuela
Bangladeş

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rusya zengin kaynak-yüksek gelişmişlik, Güney Kore fakir kaynak-yüksek gelişmişlik, Venezuela zengin kaynak-düşük gelişmişlik ve Bangladeş fakir kaynak-düşük gelişmişlik özellikleri taşıyan açıklamalarla eşleşmektedir.
Doğal kaynaklar ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişki incelendiğinde; Rusya zengin kaynaklarını teknoloji ve sermaye ile birleştiren ülkeleri, Güney Kore kaynakları yetersiz olmasına rağmen nitelikli iş gücü ve teknolojiyle gelişen ülkeleri, Venezuela zengin kaynağı olmasına rağmen sermaye/teknoloji yetersizliği nedeniyle kalkınamayan (doğal kaynak paradoksu) ülkeleri, Bangladeş ise hem kaynak yönünden fakir hem de gelişmemiş ülkeleri temsil eder. Bu durum doğru eşleşmeyi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak potansiyellerini ve bu kaynakları işleme kapasitelerini (sermaye, teknoloji, nitelikli iş gücü) analiz edin.
Rusya ve Venezuela zengin kaynaklara sahipken; Güney Kore ve Bangladeş doğal kaynak bakımından fakirdir.
Doğal kaynak varlığının tespiti, gelişmişlik analizinin ilk aşamasıdır.
2
Ülkelerin sermaye ve teknoloji düzeylerini değerlendirerek kaynakları nasıl kullandıklarını belirleyin.
Rusya ve Güney Kore yüksek sermaye ve teknolojiye sahipken; Venezuela ve Bangladeş bu unsurlardan yoksundur.
Sermaye ve teknoloji, doğal kaynakların ekonomik değere dönüştürülmesini sağlayan temel faktörlerdir.
3
Doğal kaynak varlığı ile teknoloji/sermaye düzeyini birleştirerek ülkeleri eşleştirin.
Rusya (zengin kaynak + yüksek teknoloji), Güney Kore (fakir kaynak + yüksek teknoloji), Venezuela (zengin kaynak + yetersiz teknoloji) ve Bangladeş (fakir kaynak + yetersiz teknoloji) şeklinde eşleşir.
Doğal kaynaklar ile ekonomik gelişmişlik arasındaki dört temel ilişki modelini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynaklar ile Ekonomi ve Ülke Gelişmişliği İlişkisi
Soru 7191Soru

Küresel ticaret; üretim, dağıtım ve tüketim olmak üzere birbiriyle etkileşim hâlinde olan üç temel unsurdan oluşur. Bu unsurlar coğrafi özelliklere ve ekonomik koşullara göre yeryüzünde farklı alanlarda yoğunlaşmaktadır. Aşağıda verilen küresel ticaret faaliyetleri ile küresel ticaretin temel unsurlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Asya'daki yüksek teknoloji fabrikalarında yarı iletken mikroçiplerin seri olarak imal edilmesi
Orta Asya doğal gazının boru hatları ve özel tankerler aracılığıyla Avrupa'daki sanayi bölgelerine ulaştırılması
Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'daki büyük metropollerde tropikal meyvelere ve otomotiv ürünlerine yönelik pazar talebinin oluşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mikroçiplerin imal edilmesi üretimle, doğal gazın boru hatlarıyla ulaştırılması dağıtımla, metropollerde pazar talebinin oluşması ise tüketimle eşleşmektedir.
Mikroçip imalatı üretim faaliyetini; bu ürünlerin boru hatları veya tankerlerle taşınması dağıtım faaliyetini; gelişmiş metropollerdeki pazar talebi ve kullanım ise tüketim faaliyetini temsil eder. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler küresel ticaretin üç temel ayağını tam olarak açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci faaliyette yer alan eylemin niteliğini belirlemek.
Doğu Asya'da mikroçip imalatı yapılması, mal ve hizmetlerin elde edilmesi veya sanayide üretilmesi kapsamına girdiğinden 'Üretim' unsuru ile eşleşir.
İmalat ve üretim kavramsal olarak birbirini karşılamaktadır.
2
İkinci faaliyette yer alan taşımacılık sürecini analiz etmek.
Doğal gazın boru hatları ve tankerlerle ulaştırılması, ürünün tüketim merkezlerine taşınmasını kapsadığından 'Dağıtım' unsuru ile eşleşir.
Ulaşım ve lojistik faaliyetleri doğrudan dağıtım süreciyle ilgilidir.
3
Üçüncü faaliyetteki pazar talebini ve tüketim boyutunu incelemek.
Metropollerde pazar talebinin oluşması ve ürünlerin satın alınarak kullanılması süreci, 'Tüketim' unsuru ile eşleşir.
Tüketim, üretilen mal ve hizmetlerin gereksinimleri karşılamak amacıyla kullanılmasıdır.

Anahtar Kavram

Küresel Ticaretin Üç Temel Unsuru: Üretim, Dağıtım ve Tüketim
Soru 7192Soru

İki savaş arası dönemde (1919-1939) dünya siyasetine ve ekonomisine yön veren totaliter veya militarist yönetimler ile bu yönetimlerin uyguladıkları temel dış politika / ekonomik doktrinleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Benito Mussolini önderliğindeki İtalya
Adolf Hitler önderliğindeki Almanya
Josef Stalin önderliğindeki Sovyetler Birliği
İmparator Hirohito önderliğindeki Japonya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Benito Mussolini önderliğindeki İtalya 'Mare Nostrum' ile, Adolf Hitler önderliğindeki Almanya 'Lebensraum' ile, Josef Stalin önderliğindeki Sovyetler Birliği 'Kolektifleştirme' ile, İmparator Hirohito önderliğindeki Japonya 'Asya Asyalılarındır' doktrini ile eşleşmelidir.
Benito Mussolini önderliğindeki İtalya 'Mare Nostrum' vizyonunu, Adolf Hitler önderliğindeki Almanya 'Lebensraum' doktrinini, Josef Stalin önderliğindeki SSCB 'Kolektifleştirme' politikasını ve İmparator Hirohito önderliğindeki Japonya 'Asya Asyalılarındır' doktrinini benimseyerek iki savaş arası döneminin karakteristik totaliter ve militarist çizgilerini yansıtmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İtalya'nın iki savaş arası dönemdeki yayılmacı politikasını tespit etme
Mussolini'nin Akdeniz'e yönelik tarihsel vizyonu olan 'Mare Nostrum' politikasıyla eşleştiği saptanır.
Faşist rejim Akdeniz'i İtalyan nüfuz alanı olarak tanımlamıştır.
2
Almanya'nın Nazi dönemi yayılmacı dış politika hedeflerini analiz etme
Alman ırkına genişleme alanı yaratmayı amaçlayan 'Lebensraum' doktrini ile eşleştiği belirlenir.
Lebensraum, Versay'ı yıkıp Doğu Avrupa'ya doğru genişleme planının temelidir.
3
Sovyetler Birliği'nin Stalin dönemi iç ve dış ekonomi stratejisini saptama
Sanayiyi güçlendirmek adına köylü topraklarını birleştiren 'Kolektifleştirme' politikasıyla eşleştiği saptanır.
Stalin, kolhozlar aracılığıyla tarımsal kaynakları merkezileştirmiştir.
4
Japonya'nın Asya'daki militarist yayılma doktrinini analiz etme
Batılı devletleri dışlamayı amaçlayan 'Asya Asyalılarındır' teziyle eşleştiği belirlenir.
Militarist yönetim, Asya'da Batı sömürgeciliğinin yerine Japon hegemonyasını getirmeyi hedeflemiştir.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönemdeki Totaliter ve Militarist Rejimlerin Doktrinleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7193Soru

Bahçede duran elma ağacı insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olan bir varlıktır. Bu ağaca yönelik ortaya konan 'Bahçedeki elma ağacı meyve vermiştir.' yargısı ise bu varlığa dair bilginin nesnesiyle uyuşmasını ifade eder.

Buna göre, parçada sırasıyla felsefi düşüncedeki hangi iki kavram örneklendirilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçeklik - Doğruluk

Cevap

Parçadaki elma ağacı nesnesi gerçekliği, bu ağaca dair kurulan yargı ise doğruluğu temsil ettiğinden sırasıyla 'Gerçeklik - Doğruluk' kavram çifti doğrudur.
Dış dünyada zihinden bağımsız şekilde bulunan elma ağacı gerçekliği temsil eder. Bu ağaç hakkında kurulan ve gerçeklikle uyuşan yargı ise doğruluğu ifade eder. Dolayısıyla sırasıyla gerçeklik ve doğruluk kavramları örneklendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk durumu yani elma ağacının varlığını incelemek.
Bunun zihinden bağımsız nesnel bir 'gerçeklik' olduğunu belirlemek.
Gerçeklik, dış dünyadaki somut varoluşu temsil eder.
2
Ağaca dair kurulan 'Bahçedeki elma ağacı meyve vermiştir.' yargısını incelemek.
Bunun nesnesiyle uyuşarak 'doğruluk' niteliği kazandığını belirlemek.
Doğruluk, önermelerin nesnesine uygunluğudur.
3
Belirlenen iki kavramı parça sırasına göre bir araya getirmek.
İlk olarak gerçeklik, ikinci olarak doğruluk kavramlarının geldiğini saptamak.
Soru kökünde sırasıyla hangi kavramların örneklendirildiği sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncede gerçeklik varlığın zihinden bağımsız olma durumunu, doğruluk ise bu varlığa dair yargıların nesnesine uygunluğunu ifade eder.
Soru 7194Soru

Türkiye'den Asya pazarlarına açılan ticaret yolları üzerinde yer alan sınır kapıları, coğrafi yakınlıklarına ve bağlandıkları ülkelere göre farklılık göstermektedir. İstanbul merkezli bir lojistik firması, ihraç edilecek ürünleri kara yoluyla sırasıyla Gürcistan, İran ve Irak'a taşıyacaktır.

Buna göre, lojistik firmasının bu ülkelere ulaşmak için sırasıyla aşağıdaki sınır kapılarından hangilerini kullanması en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sarp - Gürbulak - Habur

Cevap

Sarp - Gürbulak - Habur seçeneği, lojistik firmasının sırasıyla geçiş yapacağı Gürcistan, İran ve Irak ülkelerine açılan sınır kapılarını doğru olarak göstermektedir.
Doğru seçenekte verilen Sarp Sınır Kapısı Gürcistan'a, Gürbulak Sınır Kapısı İran'a, Habur Sınır Kapısı ise Irak'a açılmaktadır. Bu durum, İstanbul merkezli lojistik firmasının sırasıyla Gürcistan, İran ve Irak'a yapacağı sevkiyat rotasıyla tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda lojistik firmasının izleyeceği rotadaki ülkeleri belirlemek.
Rota sırasıyla Gürcistan, İran ve Irak şeklindedir.
Sınır kapılarının bu sıralamaya göre eşleştirilmesi gerekmektedir.
2
Belirlenen ülkelere açılan sınır kapılarını coğrafi olarak eşleştirmek.
Gürcistan'a açılan kapı Sarp, İran'a açılan kapı Gürbulak, Irak'a açılan kapı ise Habur'dur.
Her ülkenin doğru sınır kapısıyla eşleştiğinden emin olunmalıdır.
3
Seçenekler arasından doğru sıralamayı bulmak.
Sarp - Gürbulak - Habur sıralaması bu koşulu eksiksiz sağlar.
Diğer seçeneklerde ülkeler ve kapılar yanlış eşleştirilmiş veya sıralama karıştırılmıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan bağlantılarını sağlayan kara yolu sınır kapılarının coğrafi dağılışı ve eşleştirilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7195Soru

Bir şehrin etki alanının genişliği, o şehrin nüfus miktarından ziyade sahip olduğu fonksiyonel özelliklerin niteliğine bağlıdır. Bu durum bazı az nüfuslu şehirlerin küresel etkiye sahip olmasını sağlarken, çok yüksek nüfuslu bazı şehirlerin ise bölgesel düzeyde kalmasına yol açabilmektedir.

Buna göre;

I. Vatikan'ın nüfusunun yaklaşık bin kişi olmasına rağmen Katolik Hristiyanların dini merkezi olması nedeniyle küresel etkiye sahip olması,
II. Kahire'nin nüfusunun 20 milyona yakın olmasına rağmen etki alanının çoğunlukla Kuzey Afrika ve Orta Doğu ile sınırlı kalması,
III. Bayburt'un nüfusunun az olmasına bağlı olarak ekonomik faaliyetlerinin tarım ve hayvancılıkla sınırlı kalıp yerel düzeyde bir etki göstermesi

durumlarından hangileri yukarıdaki açıklamayı destekleyen örnekler arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur. Vatikan ��ok az bir nüfusa sahip olmasına karşın küresel ölçekte etki gösterirken, Kahire devasa nüfusuna karşın bölgesel düzeyde bir etki alanına sahiptir.
Doğru olan seçenekte Vatikan ve Kahire örnekleri bir arada verilmiştir. Vatikan'ın bin kişilik nüfusuyla küresel etki yapması 'az nüfuslu şehirlerin küresel etkiye sahip olması' durumuna; Kahire'nin ise 20 milyona yakın nüfusuna rağmen bölgesel sınırda kalması 'çok yüksek nüfuslu bazı şehirlerin bölgesel düzeyde kalması' durumuna tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı belirleme
Şehirlerin etki alanının belirlenmesinde nüfus miktarından ziyade fonksiyonel niteliğin önemli olduğu, bunun da nüfus ile etki alanı arasında ters durumlar (az nüfus-küresel etki veya çok nüfus-bölgesel etki) yaratabileceği tespit edildi.
Öncüllerde verilen şehirlerin bu iddiaya uygunluğunu denetlemek için kıstası netleştirmek gerekir.
2
Birinci öncülü değerlendirme
Vatikan'ın nüfusu son derece az olmasına karşın dini fonksiyonu nedeniyle tüm dünyayı etkilediği, dolayısıyla açıklamayı destekleyen bir örnek olduğu belirlendi.
Açıklamadaki 'bazı az nüfuslu şehirlerin küresel etkiye sahip olması' durumuna doğrudan uymaktadır.
3
İkinci öncülü değerlendirme
Kahire'nin nüfusunun çok fazla olmasına karşın etki alanının küresel boyuta ulaşamayıp bölgesel (Kuzey Afrika ve Orta Doğu) düzeyde kaldığı, dolayısıyla açıklamayı destekleyen bir örnek olduğu belirlendi.
Açıklamadaki 'çok yüksek nüfuslu bazı şehirlerin ise bölgesel düzeyde kalması' durumuna doğrudan uymaktadır.
4
Üçüncü öncülü değerlendirme
Bayburt'un nüfusunun azlığına bağlı olarak etki alanının da yerel kalmasının, nüfus ile etki alanı arasında herhangi bir uyumsuzluk veya istisna teşkil etmediği tespit edildi.
Bayburt örneğinde nüfus azlığı yerel etkiyle paraleldir ve paragrafta belirtilen istisnai durumları örneklendirmez.

Anahtar Kavram

Şehirlerin etki alanları belirlenirken nüfus miktarı tek başına bir ölçüt değildir; küresel, bölgesel ve yerel ölçekteki etki sınırlarını belirleyen temel unsur şehirlerin sahip olduğu fonksiyonel niteliklerdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7196Soru

Felsefi düşüncenin yığılımlı (kümülatif) bir nitelik taşıması; tarihsel süreçte ortaya konan felsefi görüşlerin bilimsel bilgiye benzer şekilde birbirini eleyip geçersiz kılarak ilerlemesi ve nihayetinde insanlığı mutlak/kesin doğrulara ulaştırması anlamına gelir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır.
Verilen önerme yanlıştır. Çünkü felsefi düşüncedeki yığılımlılık bilimsel bilgideki gibi eski kuramların elenerek yerini yeni ve kesin doğrulara bırakması şeklinde gerçekleşmez. Felsefi düşünceler tarih boyunca geçerliliğini korur ve farklı bakış açıları olarak üst üste birikir.

Adım Adım Çözüm

1
Felsefi düşüncenin 'yığılımlı olma' (kümülatif) özelliğinin kavramsal tanımını analiz etmek.
Yığılımlılık, felsefe tarihinde aynı sorulara farklı filozoflar tarafından verilen özgün yanıtların üst üste yığılması ve ortak bir düşünce mirası oluşturmasıdır.
Soruda geçen yığılımlılık kavramının bilimsel ilerleme ile karıştırılıp karı��tırılmadığını belirlemek amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
2
Felsefedeki birikim ile bilimdeki birikim arasındaki farkı değerlendirmek.
Bilim doğrusal ve ilerlemeci bir yol izler, yeni bulgular eskileri geçersiz kılar. Felsefede ise eski kuramlar (örneğin Platon'un ideaları) güncelliğini yitirmez; yan yana var olmaya devam eder.
İfadedeki 'bilimsel bilgiye benzer şekilde birbirini eleyip geçersiz kılarak ilerlemesi' kısmının felsefenin doğasına aykırı olduğunu ortaya koymak için.
3
Felsefe ile hikmet arasındaki ilişkiyi ve 'mutlak doğrulardan' uzaklığı sorgulamak.
Felsefe (philosophia), bilgeliği sevme ve onu arama çabasıdır; hiçbir zaman mutlak doğrulara ulaşıldığı iddiasıyla son bulmaz. Mutlak doğrulara ulaşma iddiası felsefenin değil, daha çok hikmetin konusudur.
İfadedeki 'insanlığı mutlak/kesin doğrulara ulaştırması' ifadesinin felsefenin sorgulayıcı ve dinamik yapısıyla çeliştiğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Yığılımlı (Kümülatif) Olması ve Bilimsel İlerlemeden Farkı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7197Soru

Küresel ticaret ağlarında yer alan başlıca ticaret bölgeleri ve bu bölgelerin oluşturdu��u ekonomik bloklara dair aşağıdaki tabloda bazı bilgiler ve ülke örnekleri verilmiştir:

Ticaret Bölgesi / AnlaşmasıTemel Coğrafi ve Ekonomik ÖzelliğiÖrnek Ülkeler
I. USMCAKuzey Amerika'da serbest ticareti geliştirmek amacıyla kurulan ve zengin doğal kaynaklar ile yüksek teknolojiyi birleştiren bölgeABD, Kanada, Meksika
II. ABTek pazar ve ortak para birimi uygulamalarıyla dünyanın en büyük entegre ticaret bölgelerinden biri olan blokAlmanya, Fransa, İtalya
III. ASEANGüneydoğu Asya'da ekonomik büyümeyi ve bölgesel istikrarı hızlandırmayı amaçlayan hızlı gelişen ticaret alanıEndonezya, Malezya, Singapur
IV. MERCOSURGüney Amerika'da serbest ticaret dolaşımını ve ortak gümrük tarifelerini hedefleyen ekonomik toplulukBrezilya, Arjantin, Uruguay
V. APECAsya-Pasifik bölgesinde ekonomik iş birliğini artırmayı hedefleyen ve sadece Avrupa ülkelerinden oluşan ticaret bölgesiİngiltere, Fransa, Almanya

Tabloda numaralandırılmış ticaret bölgelerinden hangisine ait bilgi ve örnek ülkeler yanlış verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

Tabloda V numara ile gösterilen APEC ticaret bölgesine ait bilgi ve ülke örnekleri yanlıştır.
Tabloda V numara ile gösterilen satırdaki APEC ticaret bölgesi açıklaması yanlıştır. APEC, Asya-Pasifik bölgesindeki ülkeler arasında ekonomik iş birliğini geliştirmeyi hedefler. Üyeleri arasında ABD, Çin, Japonya, Avustralya ve Rusya gibi Pasifik kıyısı ülkeler yer alır; İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkeleri bu topluluğa dahil değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen I, II, III ve IV numaralı satırların doğruluk derecesini kontrol etmek.
Bu satırlardaki küresel/bölgesel ticaret anlaşmalarının (USMCA, AB, ASEAN, MERCOSUR) coğrafi özellikleri ve üye ülke eşleştirmelerinin doğru olduğu görülür.
Yanlış olan eşleştirmeyi bulmak için doğru olanları elemek.
2
V numaralı satırda yer alan APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği) topluluğunun coğrafi kapsamını ve üye yapısını analiz etmek.
APEC, Pasifik kıyısındaki ülkeleri kapsayan bir forumdur. İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkeleri bu grupta yer almaz.
Hatalı bilgi ve ülke eşleştirmesinin V numaralı satırda olduğunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel ticaret bölgeleri, bu bölgelerdeki ekonomik entegrasyonlar ve üye ülkeler coğrafyası.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7198Soru

Sanat felsefesinde sanatın yapısını ve kaynağını açıklamaya yönelik çeşitli kuramsal yaklaşımlar bulunmaktadır. Aşağıda sol sütunda yer alan sanat kuramlarını, sağ sütundaki temel açıklamalarıyla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taklit (Mimesis) Olarak Sanat
Yaratma Olarak Sanat
Oyun Olarak Sanat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taklit kuramı gerçekliğin yansıtılması iddiasıyla; Yaratma kuramı sanatçının özgün iç dünyasının dışa vurulması iddiasıyla; Oyun kuramı ise sanatı fayda gütmeyen, insanı özgür kılan bir etkinlik olarak gören iddiayla eşleşir.
Doğru eşleşmeler; sanatın gerçekliği yansıtması esasına dayanan Taklit kuramının yansıtma açıklamasıyla, sanatçının özgün zihinsel tasarımını öne çıkaran Yaratma kuramının yaratıcı güç açıklamasıyla ve sanatı pratik faydadan uzak özgürleştirici bir alan gören Oyun kuramının amaçsız etkinlik açıklamasıyla eşleşmesiyle elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Taklit (Mimesis) kuramının temel iddiasını analiz etme
Taklit kuramı, doğadaki veya idealar dünyasındaki nesnelerin yansıtılmasını esas aldığından yansıtma ve yeniden üretme açıklamasıyla eşleşir.
Sanatın dış dünyayı taklit etme işlevini belirlemek.
2
Yaratma kuramının temel felsefesini inceleme
Yaratma kuramı, doğada bulunmayan yepyeni bir formu sanatçının hayal gücü ve öznel sezgisiyle üretmesi fikrine dayandığından yaratıcı güç ve dışa vurum açıklamasıyla eşleşir.
Sanatın doğada hazır bulunmayan özgün yapısını açıklayan kuramı ayırt etmek.
3
Oyun kuramının insan ve sanat ilişkisine yaklaşımını değerlendirme
Oyun kuramı, sanatı pratik çıkarlardan ve yaşamın zorunluluklarından uzaklaştırıp insanı özgürleştiren amaçsız bir etkinlik olarak gördüğünden bu nitelikleri barındıran açıklamayla eşleşir.
Sanatın insanı özgür kılan faydasız/amaçsız yapısını tanımlayan kuramı belirlemek.

Anahtar Kavram

Sanat Kuramları
Soru 7199Soru

Küresel ve bölgesel ölçekteki örgütlerin kuruluş amaçları, coğrafi etki alanları ve Türkiye'nin bu örgütlerle olan ilişkileri (kurucu, sonradan üye, diyalog ortağı vb.) büyük çeşitlilik gösterir. Aşağıda sol sütunda verilen uluslararası örgütleri, sağ sütunda yer alan kuruluş öyküleri ve Türkiye ile olan ilişkilerini açıklayan en uygun ifadelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gelişmekte Olan 8 Ülke (D-8)
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)
Ekonomik İşbirliği ve Kalk��nma Örgütü (OECD)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucu şu şekildedir: Gelişmekte Olan 8 Ülke (D-8) örgütü Türkiye'nin 1997'de İstanbul'da öncülük ettiği küresel ekonomik oluşum ifadesiyle; Şanghay İşbirliği Örgütü Türkiye'nin diyalog ortağı olduğu bölgesel güvenlik ittifakı ifadesiyle; İslam İşbirliği Teşkilatı Mescid-i Aksa saldırısı sonrası kurulan küresel çatı örgüt ifadesiyle; Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ise Marshall Planı yardımları koordinasyonu için kurulan ve Türkiye'nin kurucusu olduğu küresel örgüt ifadesiyle eşleşir.
Verilen eşleştirmelerde her örgüt kendi tarihsel kuruluş amacı, işlevi ve Türkiye ile olan hukuki ilişkisine göre doğru şekilde açıklanmıştır. D-8 küresel-ekonomik, ŞİÖ bölgesel-askeri/güvenlik, İİT küresel-siyasi/dini ve OECD ise küresel-ekonomik nitelikleriyle ve doğru kuruculuk/üyelik ilişkileriyle eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
D-8 örgütünün özelliklerini analiz etme
D-8'in 1997 yılında İstanbul Deklarasyonu ile kurulduğu ve üye ülkelerin (Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır, Nijerya) tamamının İslam İşbirliği Teşkilatına üye küresel ekonomik aktörler olduğu belirlenir.
Kuruluş yılı, yeri ve üye yapısı ayırt edici temel bilgileri sağlar.
2
Şanghay İşbirliği Örgütü'nün coğrafi ve siyasi yapısını analiz etme
ŞİÖ'nün bölgesel sınır güvenliği amacıyla kurulduğu, Türkiye'nin bu örgütte tam üye olmayıp 'diyalog ortağı' statüsünde olduğu eşleştirilir.
Türkiye'nin üyelik statüsü ve örgütün bölgesel güvenlik odağı doğru eşleşmeyi sağlar.
3
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın tarihsel kuruluş arka planını inceleme
İİT'nin 1969'da Kudüs'teki Mescid-i Aksa kundaklama olayına tepki olarak kurulduğu ve BM'den sonra en çok üyeye sahip küresel siyasi çatı örgütü olduğu eşleştirilir.
Kuruluşuna zemin hazırlayan tarihsel olay örgütün en karakteristik özelliğidir.
4
OECD örgütünün kökenlerini ve Türkiye'nin rolünü belirleme
OECD'nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Marshall Planı'nın koordinasyonu amacıyla kurulan OEEC örgütünün devamı olduğu ve Türkiye'nin kurucu üye sıfatıyla yer aldığı eşleştirilir.
Marshall Planı ilişkisi ve kurucu üyelik statüsü eşleştirmeyi doğrular.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Sınıflandırılması ile Türkiye'nin Üyelik İlişkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7200Soru

Doğa olaylarının afete dönüşmesinde coğrafi ortam özelliklerinin göz ardı edilerek beşerî faaliyetlerin sürdürülmesi önemli bir etkendir. Doğal afetlerin yol açabileceği can ve mal kayıplarını en aza indirmek, bulunulan bölgenin fiziki coğrafya koşullarına uygun planlama ve korunma yöntemlerinin hayata geçirilmesiyle mümkündür.

Aşağıdaki haritada beş farklı alan numaralandırılarak gösterilmiştir.

Buna göre, haritada numaralandırılan alanlardan hangisi, maruz kaldığı baskın doğal afet ve bu afetin zararlarını azaltmaya yönelik alınması gereken en uygun korunma yöntemi eşleştirmesinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III numaralı alan - Baskın Afet: Sel ve taşk��n / Korunma Yöntemi: Akarsu havzalarındaki bitki örtüsünü korumak ve taşkın yataklarını imara kapatmak

Cevap

III numaralı alan - Baskın Afet: Sel ve taşkın / Korunma Yöntemi: Akarsu havzalarındaki bitki örtüsünü korumak ve taşkın yataklarını imara kapatmak
Güneydoğu Asya'da (Muson Asyası) yer alan üçüncü (III) numaralı alan, her yıl yaz musonlarının etkisiyle dünyada en fazla sel ve taşkın olayının yaşandığı havzalardan biridir. Bu bölgede doğal bitki örtüsünün korunması sel sularının akış hızını yavaşlatır. Ayrıca akarsuların taşkın yataklarının yerleşime ve sanayi faaliyetlerine kapatılması, can ve mal kayıplarını en aza indiren en etkili planlama yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılan bölgelerin coğrafi konumlarını ve fiziki ��zelliklerini analiz etmek.
I numaralı alan Kuzey Afrika (Sahra Çölü), II numaralı alan Sibirya (Kuzey Asya), III numaralı alan Güneydoğu Asya (Ganj Deltası), IV numaralı alan Orta Avustralya Çölleri, V numaralı alan ise Grönland'dır.
Afetlerin dağılışını doğru belirleyebilmek için öncelikle harita üzerindeki coğrafi konumların tespit edilmesi gerekir.
2
Her bir bölgenin iklim ve yer şekilleri özelliklerine göre baskın olan doğal afet riskini belirlemek.
Güneydoğu Asya (III) yoğun yaz muson yağışları nedeniyle sel ve taşkın riski altındadır. Diğer bölgelerde belirtilen afetler (Sahra'da heyelan, Sibirya'da tropikal siklon, Avustralya'da çığ, Grönland'da aktif tektonik deprem) coğrafi koşullarla uyuşmamaktadır.
Afetlerin oluşumu ve dağılışı doğrudan iklim, jeolojik yapı ve yer şekilleri gibi fiziki faktörlere bağlıdır.
3
Baskın afete karşı önerilen korunma yönteminin doğruluğunu kontrol etmek.
Sel ve taşkınların zararlarını azaltmak amacıyla bitki örtüsünün korunması (suyun toprağa sızmasını kolaylaştırarak yüzeysel akışı yavaşlatır) ve taşkın yataklarının yerleşime kapatılması en bilimsel ve etkin korunma yöntemidir.
Doğru korunma yöntemleri, afetin kökenine ve gerçekleştiği fiziki ortama uygun olarak seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin yeryüzündeki dağılış alanları ile coğrafi özelliklere uygun afet yönetim ve korunma stratejileri.
ÖncekiSayfa 360 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin