Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7221Soru

Bir düşünür şöyle demektedir: "Benim işim, yalnızca dış dünyadaki nesneleri kavramaya çalışmak veya onlar hakkında teoriler üretmek değildir. Asıl çabam, bu teorileri üretirken zihnimin hangi ilkelere dayandığını, kavramsal araçlarımın sınırlarını sorgulamak ve kendi zihnimin ürettiği bilginin doğruluğunu yine kendi içinde denetlemektir. Bu denetim esnasında elde ettiğim hiçbir sonuç beni nihai bir doyuma ulaştırmaz; aksine beni yeni bir arayışa sürükler. Çünkü aradığım şey, durağan bir bilgelik durumu değil, zihnin kendi kendisiyle yaptığı bu kesintisiz ve tutarlı yolculuğun ta kendisidir."

Bu parçadaki düşünürün tavrı felsefi düşüncenin;

I. refleksif olma,
II. sorgulayıcı olma,
III. yığılımlı (kümülatif) olma

özelliklerinden hangileriyle doğrudan ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur.
Parçada düşünürün kendi zihinsel süreçlerini ve bilgi iddialarını incelemesi, felsefi düşüncenin kendi üzerine yönelme anlamına gelen 'refleksif' özelliğini doğrudan örnekler. Bununla birlikte, ulaştığı hiçbir sonucu son nokta kabul etmeyip sürekli yeni bir arayışa yöneldiğini belirtmesi, felsefenin durağan bir bilgelik (hikmet) olmayıp kesintisiz bir 'sorgulama' süreci olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle I ve II öncülleri parçadan doğrudan çıkarılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki refleksif düşünceye dair ipuçlarını analiz etme
Düşünürün 'zihnimin hangi ilkelere dayandığını sorgulamak' ve 'kendi zihnimin ürettiği bilginin doğruluğunu yine kendi içinde denetlemek' ifadeleri, zihnin kendi ürettiği bilgi ve süreçler üzerine tekrar yönelmesini, yani refleksif olma özelliğini doğrudan gösterir.
Refleksif düşünme, düşünce üzerine düşünme ve zihnin kendine dönük bir sorgulama gerçekleştirmesidir.
2
Metindeki sorgulayıcı düşünceye dair ipuçlarını analiz etme
Düşünürün 'elde ettiğim hiçbir sonuç beni nihai bir doyuma ulaştırmaz; aksine beni yeni bir arayışa sürükler' ve 'durağan bir bilgelik durumu değil, kesintisiz bir yolculuk' ifadeleri, felsefenin hazır şablonlarla yetinmeyip sürekli bir arayış ve soru sorma faaliyeti olduğunu, yani sorgulayıcı olduğunu gösterir. Bu durum aynı zamanda felsefenin nihai bilgelik iddiasında olan hikmetten farkına dolaylı bir göndermedir.
Sorgulayıcı olma, felsefede soruların cevaplardan daha öncelikli olmasını ve arayışın bitmemesini ifade eder.
3
Metinde yığılımlı (kümülatif) olma özelliğinin varlığını sorgulama
Parçada felsefi bilginin tarihsel olarak diğer filozofların görüşleriyle birleşmesi, ortak bir birikim oluşturması veya tarihsel süreçte üst üste eklenmesi yönünde hiçbir ifade yer almamaktadır.
Yığılımlı olma, felsefi düşüncelerin tarihsel süreçte birikerek ilerlemesi (fakat bilimsel anlamda doğrusal bir ilerleme olmaksızın yan yana yığılması) durumudur ve metinde bu yönde bir kurgu yoktur.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Özellikleri (Refleksiflik ve Sorgulayıcılık)
Soru 7222Soru

Türkiye, coğrafi konumu, tarihi bağları ve jeopolitik önemi gereği küresel ve bölgesel ölçekteki pek çok siyasi, askeri ve ekonomik örgüte üyedir ya da bu örgütlerin kuruluşunda kurucu rol oynamıştır.

Bir coğrafya öğretmeni, Türkiye'nin ilişkide olduğu bazı uluslararası örgütleri, bu örgütlerin coğrafi etki alanlarına göre ölçeklerini ve Türkiye'nin üyelik statülerini göstermek amacıyla tahtaya aşağıdaki tabloyu çizmiştir:

SatırÖrgütÖlçekTürkiye'nin Üyelik Statüsü
IEkonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)BölgeselSonradan Üye
IIKaradeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)BölgeselKurucu Üye
IIIG-20 (Grup 20)KüreselKurucu Üye
IVD-8 Ekonomik İşbirliği TeşkilatıKüreselKurucu Üye
VPetrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC)KüreselSonradan Üye

Bu tablonun tamamen doğru olabilmesi için hangi numaralı satırlardaki bilgilerin düzeltilmesi gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve V

Cevap

I ve V numaralı satırlar (OECD ve OPEC ile ilgili olanlar) düzeltilmelidir.
I ve V numaralı satırlarda düzeltme yapılması gerekir. Birinci satırda yer alan OECD küresel ölçekli ekonomik bir örgüttür ve Türkiye bu örgütün kurucu üyelerindendir. Beşinci satırda yer alan OPEC ise küresel ölçekli bir örgüt olmasına karşın Türkiye bu örgüte üye değildir. Dolayısıyla bu iki satırda yer alan bilgiler hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen örgütlerin coğrafi etki alanlarına göre ölçekleri (küresel veya bölgesel) incelenir.
OECD, G-20, D-8 ve OPEC küresel ölçekli; KEİ ise bölgesel ölçekli örgütlerdir. Tabloda I. satırda OECD için 'Bölgesel' ölçek ifadesi kullanıldığından bu bilginin hatalı olduğu tespit edilir.
Örgütlerin etki alanlarına göre sınıflandırılmasındaki yanlışlığı saptamak.
2
Tabloda yer alan örgütlerin Türkiye ile olan üyelik ilişkileri kontrol edilir.
Türkiye; OECD, KEİ, G-20 ve D-8 örgütlerinin kurucu üyesidir. Ancak Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi değildir. Bu doğrultuda I. satırda OECD için 'Sonradan Üye' ve V. satırda OPEC için 'Sonradan Üye' ifadelerinin hatalı olduğu belirlenir.
Türkiye'nin uluslararası örgütlerdeki gerçek üyelik statülerini kontrol etmek.
3
Elde edilen veriler sentezlenerek düzeltilmesi gereken ortak satırlar bulunur.
OECD (I) ve OPEC (V) örgütlerine ait satırlarda hem ölçek hem de üyelik statüsüyle ilgili yanlışlıklar bulunduğundan, I ve V numaralı satırların düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılır.
Soruda istenen hatalı satır grubunu tespit ederek çözüme ulaşmak.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Ölçekteki Örgütler ve Türkiye'nin Üyelik Durumu
Soru 7223Soru

Aşağıda sol sütunda dünyadaki başlıca küresel ticaret bölgeleri ve ticari organizasyonlar, sağ sütunda ise bu organizasyonların temel özellikleri ve kapsadıkları coğrafi alanlar verilmiştir. Sol sütundaki her bir ticari organizasyonu, sağ sütundaki en uygun açıklamasıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Avrupa Birliği (AB)
USMCA (Amerika-Meksika-Kanada Anlaşması)
MERCOSUR (Güney Ortak Pazarı)
ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Avrupa Birliği (AB), tek pazar ve gümrük birliği özellikleriyle; USMCA, Kuzey Amerika'da gümrüklerin kaldırılmasıyla; MERCOSUR, Güney Amerika ortak pazarıyla; ASEAN ise Asya-Pasifik'teki Güneydoğu Asya ülkelerinin ekonomik ve üretim gücüyle eşleşmelidir.
Avrupa Birliği (AB) tek pazar ve gümrük birliği özellikleriyle; USMCA Kuzey Amerika ülkeleri arasındaki serbest ticaret ortaklığıyla; MERCOSUR Güney Amerika ortak pazarıyla; ASEAN ise Güneydoğu Asya ülkelerinin dinamik üretici yapısıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Avrupa Birliği'nin küresel ticaret ağlarındaki yapısını analiz etmek.
Avrupa Birliği'nin tek pazar, ortak para birimi ve gümrük birliği içeren üst düzey entegre yapısı belirlenmiştir.
AB'nin en yüksek bütünleşme seviyesine sahip ticaret bölgesi olduğunu doğrulamak için.
2
USMCA'nın hangi ülkeleri ve ticari amaçları kapsadığını belirlemek.
Kuzey Amerika kıtasında gümrük tarifelerini sıfırlayarak tarım, otomotiv ve enerji sektörlerini desteklediği görülmüştür.
Kuzey Amerika serbest ticaret alanına ait doğru tanım ile eşleştirmek için.
3
MERCOSUR ekonomik bloğunun coğrafi sınırlarını ve üye yapısını incelemek.
Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay'ın Güney Amerika'da kurduğu ortak pazar yapısı tespit edilmiştir.
Güney Amerika ülkelerinin oluşturduğu serbest ticaret bölgesi tanımıyla eşleştirmek için.
4
ASEAN'ın küresel ticaretteki konumunu ve üyelerini değerlendirmek.
Güneydoğu Asya (Singapur, Endonezya, Malezya) ülkelerinin Asya-Pasifik üretim ve ihracat gücünü oluşturduğu belirlenmiştir.
Güneydoğu Asya ülkelerinin bölgesel iş birliği tanımıyla eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Küresel Ticaret Bölgeleri ve Bölgesel Ticari Ortaklıklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7224Soru

Türkiye, jeopolitik konumu gereği komşularıyla olan ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla çeşitli ulaşım modlarını kullanmaktadır. Sınır kapılarımızdan bazıları doğrudan demir yolu bağlantısına sahipken, bazıları yalnızca kara yolu geçişlerine imkân tanımaktadır.

Buna göre, aşağıdaki sınır kapılarından hangisi üzerinden doğrudan bir komşu ülkeye demir yolu bağlantısı bulunmamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gürbulak

Cevap

Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden demir yolu bağlantısı bulunmamaktadır.
Gürbulak Sınır Kapısı, Türkiye'nin İran ile olan en önemli kara yolu bağlantı noktasıdır ancak bu kapı üzerinden herhangi bir demir yolu hattı geçmemektedir. Bu nedenle doğru cevap Gürbulak seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Demir yolu bağlantısı olan sınır kapılarını belirleme
Kapıkule (Bulgaristan), Uzunköprü (Yunanistan), Kapıköy (İran) ve Canbaz (Gürcistan) sınır kapılarının demir yolu bağlantısı olduğu tespit edilir.
Sınır kapılarının ulaşım modlarının ayırt edilmesi gerekir.
2
Gürbulak Sınır Kapısı'nın ulaşım türünü inceleme
Gürbulak Sınır Kapısı'nın Ağrı'da yer aldığı ve İran ile yalnızca kara yolu bağlantısı sağladığı belirlenir.
Soru kökünde istenen demir yolu bağlantısı olmayan kapıyı bulmak için.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin sınır kapıları ve ulaşım modları (kara yolu ve demir yolu bağlantıları)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7225Soru

Türkiye'deki sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçimi üzerinde coğrafi faktörlerin farklı düzeylerde etkileri bulunmaktadır.

Buna göre;

I. Kütahya'da seramik ve porselen sanayisinin bulunması \rightarrow Ham maddeye yakınlık

II. Kocaeli ve Bursa'da otomotiv sanayisinin yoğunlaşması \rightarrow Pazar ve ulaşım imkânları

III. Karabük ve Ereğli'de demir-çelik sanayisinin kurulması \rightarrow Enerji kaynağına yakınlık

eşleştirmelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III öncüllerinin tamamı doğrudur.
Verilen eşleştirmelerin üçü de coğrafi olarak doğrudur. Porselen ve seramik sanayisinde ham maddeye (Kütahya); otomotiv sanayisinde pazar ve ulaşıma (Kocaeli-Bursa); demir-çelik sanayisinde ise enerji kaynağına (Karabük-Ereğli) yakınlık ilkesi esas alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seramik ve porselen sanayisinin hammaddesini (kil, kaolin, feldspat, kuvars) analiz etmek.
Bu hammaddelerin Kütahya çevresinde yoğun olarak bulunması, buradaki tesislerin ham maddeye yakınlık ilkesiyle kurulduğunu gösterir.
Toprak ve taş ürünlerine dayalı sanayilerde ham madde taşıma maliyeti yüksek olduğundan tesisler genelde ham madde kaynağına yakın kurulur.
2
Otomotiv sanayisinin Kocaeli ve Bursa'da yoğunlaşma nedenini incelemek.
Gelişmiş liman, demir yolu ve kara yolu ağları (ulaşım) ile yoğun nüfuslu tüketim merkezlerine (pazar) yakınlık bu tesislerin yer seçiminde temel etkendir.
Otomotiv gibi yüksek teknolojili montaj sanayilerinde parça tedariki ve üretilen araçların pazara sunulmasında ulaşım ve pazar en kritik faktörlerdir.
3
Karabük ve Ereğli'deki demir-çelik sanayisinin ham madde ve enerji kaynakları ile ilişkisini değerlendirmek.
Bu bölgede demir madeni bulunmaz (maden Sivas-Divriği'den taşınır); tesislerin burada kurulma nedeni Zonguldak'taki taş kömürü (enerji kaynağı) yataklarıdır.
Demir madeninin eritilmesi için yüksek kalori sağlayan taş kömürüne ihtiyaç vardır; bu nedenle tesisler enerji kaynağına yakınlık ilkesine göre kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Sanayi Tesislerinin Kuruluş Yeri Seçimini Etkileyen Coğrafi Faktörler
Soru 7226Soru

Şehirlerin küresel, bölgesel ve yerel ölçekte etki alanlarına sahip olmasında nüfus miktarlarından ziyade sahip oldukları fonksiyonel özelliklerin niteliği belirleyici olmaktadır.

Buna göre;

I. Brüksel'in idari fonksiyonu bünyesinde NATO ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşları barındırması sebebiyle küresel etki alanına sahip olması,

II. Şanghay'ın gelişmiş liman, sanayi ve ticaret fonksiyonları sayesinde küresel ölçekte ekonomik etki alanına sahip olması,

III. Gümüşhane'nin tarım ve geleneksel madencilik faaliyetlerine bağlı olarak küresel ölçekte finans ve ticaret kararlarını yönlendiren bir etki alanına sahip olması

durumlarından hangileri şehirlerin fonksiyonel özellikleri ile etki alanları arasındaki ilişkiye doğru bir örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur. Brüksel idari fonksiyonuyla (NATO ve AB merkezleri), Şanghay ise liman ve ticaret fonksiyonlarıyla küresel etkiye sahiptir. Gümüşhane ise yerel etkilidir.
Doğru olan seçenekte yer alan I ve II numaralı öncüller şehirlerin fonksiyonel özellikleriyle etki alanlarını doğru şekilde eşleştirmiştir. Brüksel, küresel örgütlerin merkezi olarak idari anlamda küresel etkiye sahiptir; Şanghay ise liman ve finans merkezi olarak küresel çapta ekonomik etkiye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Brüksel'in fonksiyonel özelliklerini ve etki alanını inceleme.
Brüksel, NATO ve Avrupa Birliği gibi küresel çaptaki önemli siyasi ve idari kurumların merkezidir. Bu durum şehre küresel bir etki alanı kazandırır. Dolayısıyla birinci öncül doğrudur.
İdari fonksiyonun küresel kurumlarla ilişkisini kurmak.
2
Şanghay'ın fonksiyonel özelliklerini ve etki alanını inceleme.
Şanghay, dünyanın en büyük limanlarından birine ev sahipliği yapar ve küresel finans ile ticaret ağlarının merkezlerinden biridir. Bu durum şehre küresel ölçekte ekonomik etki alanı kazandırır. Dolayısıyla ikinci öncül doğrudur.
Liman ve ticaret fonksiyonlarının küresel ekonomik etkiyle ilişkisini kurmak.
3
Gümüşhane'nin fonksiyonel özelliklerini ve etki alanını inceleme.
Gümüşhane, tarım ve yerel madencilik faaliyetleriyle ön plana çıkan, etki alanı yerel/bölgesel ölçekte sınırlı kalmış bir şehirdir. Küresel ölçekte finans ve ticaret kararlarını yönlendirme gücü yoktur. Dolayısıyla üçüncü öncül yanlıştır.
Yerel fonksiyonel özelliklerin küresel etki yaratamayacağını belirlemek.

Anahtar Kavram

Şehirlerin sahip oldukları fonksiyonel özelliklerin (idari, liman, ticaret vb.) onların küresel, bölgesel ve yerel ölçekteki etki alanlarını belirlemesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7227Soru

Bir tatlı su gölü ekosistemindeki besin zincirinde yer alan algler (üretici), zooplanktonlar (birincil tüketici), küçük balıklar (ikincil tüketici) ve balıkçıl kuşlar (üçüncül tüketici) arasındaki enerji akışı incelenmiştir.

Buna göre, bu ekosistemdeki enerji akışı ve besin zincirinin işleyişiyle ilgili;

I. Zooplanktonlardan küçük balıklara aktarılan enerji miktarı, küçük balıklardan balıkçıl kuşlara aktarılandan daha fazladır.
II. Ayrıştırıcıların organik atıkları parçalamasıyla açığa çıkan enerji, üreticiler (algler) tarafından soğurularak tekrar besin zincirine dahil edilir.
III. Üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe trofik düzeyler arasında aktarılan enerji miktarı azalırken canlıların dokularında biriken zehirli madde oranı artar.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü ifadeleri içeren seçenektir.
Doğru seçenek, zooplanktonlardan küçük balıklara aktarılan enerjinin daha fazla olduğunu belirten birinci ifade ile piramitte yukarı çıkıldıkça aktarılan enerjinin azalıp zehirli madde birikiminin arttığını belirten üçüncü ifadeyi içeren seçenektir. Enerji piramidinde her üst basamağa enerjinin yaklaşık %10\%10'u aktarıldığı için alt basamaktaki aktarım üsttekine göre daha fazladır. Ayrıca yukarı gidildikçe biyolojik birikim (zehirli madde oranı) artar. Ayrıştırıcıların parçalama sürecinde açığa çıkan enerji ise ısı olarak çevreye yayılır ve üreticiler tarafından tekrar kullanılamaz; ekosistemlerde enerji döngüsel değil, tek yönlü bir akışa sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Canlıların trofik düzeylerini belirlemek.
Algler üretici (birinci trofik düzey), zooplanktonlar otçul birincil tüketici (ikinci trofik düzey), küçük balıklar etçil ikincil tüketici (üçüncü trofik düzey) ve balıkç��l kuşlar etçil üçüncül tüketicidir (dördüncü trofik düzey).
Hangi basamaklar arasında enerji aktarımı olduğunu ve bunun yönünü doğru analiz edebilmek amacıyla canlıların besin zincirindeki konumları belirlenir.
2
Enerji akışının yönünü ve geri kazanılamaz olduğunu analiz etmek.
Ayrıştırıcıların organik maddeleri parçalamasıyla açığa çıkan enerji ısı enerjisidir ve çevreye yayılır. Üreticiler (algler) sadece güneş enerjisini kimyasal bağ enerjisine çevirebilir; ayrışma sonucu yayılan ısı enerjisini soğurarak sisteme tekrar dahil edemezler. Dolayısıyla ikinci ifade yanlıştır.
Ekosistemlerde madde döngüsel olmasına rağmen enerji akışının tek yönlü olduğunu ve geri dönüşümü olmadığını hatırlamak gerekir.
3
Aktarılan enerji miktarını ve zehirli madde birikimini değerlendirmek.
Enerji piramidinde her üst basamağa enerjinin yaklaşık %10\%10'u aktarılır. Bu nedenle zooplanktondan küçük balığa aktarılan enerji, küçük balıktan kuşa aktarılandan fazladır (birinci ifade doğrudur). Ayrıca üst trofik düzeylere çıkıldıkça canlıların dokularında biriken zehirli madde miktarı (biyolojik birikim) artar (üçüncü ifade doğrudur).
Enerji piramidinin temel kurallarını (aktarılan enerjinin azalması ve zehirli madde birikiminin artması) kullanarak doğru ifadeleri doğrulamak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Ekosistemlerde enerji akışı tek yönlüdür ve her trofik düzeyde aktarılan enerji azalırken zehirli madde birikimi (biyolojik birikim) artar.
Soru 7228Soru

Osmanlı Devleti’nin XIX. yüzyılda izlediği denge stratejisi ve Şark Meselesi kapsamında yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Londra Konferansı kararlarının kabul edilmesi (1840), Kırım Savaşı sırasında ilk dış borcun alınması (1854), Kıbrıs'ın yönetiminin geçici olarak İngiltere'ye bırakılması (Haziran 1878) ve Berlin Antlaşmas��'nın imzalanması (Temmuz 1878) şeklindedir.
Denge stratejisi kapsamında gerçekleşen olayların kronolojik sıralaması yapıldığında; ilk olarak 1840 yılında Mısır Sorunu'nu çözen Londra Antlaşması gerçekleşmiştir. Ardından 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında ilk dış borç alınmıştır. Son olarak 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında Berlin Kongresi sürecinde, Haziran 1878'de Kıbrıs İngiltere'ye geçici olarak bırakılmış ve hemen ardından Temmuz 1878'de Berlin Antlaşması imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Konferansı'nın tarihini tespit etme
Mısır Sorunu'nun uluslararası bir statüye kavuştuğu Londra Antlaşması'nın tarihi 1840'tır.
Mehmed Ali Paşa isyanının büyümesi üzerine İngiltere ve diğer büyük güçlerin desteğini almak amacıyla bu adım atılmıştır.
2
İlk dış borçlanmanın yapıldığı dönemi belirleme
Kırım Savaşı (1853-1856) sırasında İngiltere'den alınan ilk borç 1854 tarihlidir.
Savaşın getirdiği ağır maliyetleri karşılamak amacıyla Avrupalı müttefiklerin finansal desteğine başvurulmuştur.
3
Kıbrıs'ın yönetiminin devredilmesi ve Berlin Antlaşması arasındaki kısa zaman farkını analiz etme
Kıbrıs'ın geçici devri Haziran 1878'de, Berlin Antlaşması ise Temmuz 1878'de gerçekleşmiştir.
Kıbrıs'ın geçici devri, Berlin Kongresi'nde İngiliz desteğini elde etmek için yapılan diplomatik bir ön hazırlıktır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyıldaki dış politikası, denge stratejisi çerçevesinde büyük devletlerin çıkarlarından yararlanarak varlığını sürdürmeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda Mısır Sorunu, Kırım Savaşı ve 93 Harbi gibi krizlerde diplomatik ittifaklar ve tavizler ön plana çıkmıştır.
Soru 7229Soru

Sanat felsefesinde sanatın doğasını ve kaynağını açıklamaya çalışan kuramlar ile bu kuramların temel açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taklit (Mimesis) Kuramı
Yaratma Kuramı
Oyun Kuramı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taklit Kuramı, nesnel gerçekliğin yansıtılması açıklamasıyla; Yaratma Kuramı, sanatçının özgün sezgi ve hayal gücünün dışa vurumu açıklamasıyla; Oyun Kuramı ise insanın pratik kaygılardan sıyrılıp özgürleştiği etkinlik açıklamasıyla eşleşmektedir.
Taklit (mimesis) kuramı doğanın ve insan eylemlerinin yansıtılmasına odaklandığı için ilgili tanımla; Yaratma kuramı sanatçının zihnindeki sezgiyle tek ve benzersiz bir şekilde dışa vurumuna dayandığı için ilgili tanımla; Oyun kuramı ise insanın günlük yaşamın zorunluluklarından ve fayda arayışından sıyrılıp özgürleşmesini temel aldığı için ilgili tanımla tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mimesis (yansıtma/taklit) kavramının felsefi tanımını inceleme.
Taklit kavramı, doğada var olan nesnelerin ve olayların sanat eseri aracılığıyla kopyalanmasını içerir. Bu durum, dış dünyadaki gerçekliğin yansıtılması tanımıyla uyuşmaktadır.
Mimesis kavramının temel felsefi karşılığını tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
Yaratma kuramının temel vurgusunu ve sanatçı rolünü değerlendirme.
Yaratma kuramı, doğada güzelliğin hazır bulunmadığını, sanatçının zihnindeki sezgiyle özgün bir biçimde yeni bir güzellik oluşturduğunu savunur. Bu, sanatçının özgün hayal gücüyle dışa vurum tanımıyla uyuşmaktadır.
Sanatın sanatçı merkezli ruhsal ve sezgisel bir üretim olduğunu açıklayan kuramı doğru kavramla eşleştirmek için bu adım gereklidir.
3
Oyun kuramının fayda, çıkar ve özgürlük ilişkisini analiz etme.
Oyun kuramı, sanatı herhangi bir dışsal fayda gözetmeyen, insanın yaratıcı gücünü sergilediği özgür bir etkinlik olarak görür. Bu, pratik kaygılardan sıyrılıp özgürleşme tanımıyla uyuşmaktadır.
Sanatın özgürleştirici ve fayda gütmeyen karakterini oyun ile ilişkilendiren kuramı doğru tanımla eşleştirmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Sanat kuramlarının (Taklit, Yaratma, Oyun) kavramsal çerçeveleri ve açıklamaları
Soru 7230Soru

Sokrates'in insan zihninde doğuştan var olduğunu savunduğu bilgileri açığa çıkarmak amacıyla kullandığı diyalog yönteminin aşamalarının doğru ve kronolojik olarak sıralanabilmesi için aşağıdaki ifadeleri ilk adımdan son adıma doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokratik yöntemin adımları kronolojik olarak; konuşmanın bilgisizlik beyanıyla başlatılıp ilk tanımların alınması, ardından ironi (alay) aşamasıyla bu tanımlardaki çelişkilerin ortaya konulması ve son olarak mayotik (doğurtma) aşamasıyla zihindeki doğuştan var olan bilginin açığa çıkarılması sırasını izler.
Sokratik yöntem mantıksal ve pedagojik olarak üç temel adımdan oluşur: Bilgisizlik beyanıyla konunun açılması, ardından ironi aşamasıyla yanlış sanıların çelişkiler yoluyla çürütülmesi ve en son olarak mayotik aşamasıyla temizlenen zihinden doğru bilgilerin soru-cevap yardımıyla doğurtulmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sokratik diyaloğun başlangıç noktasının tespiti
Sokrates konuşmaya konu hakkında hiçbir şey bilmediğini söyleyerek başlar ve muhatabının görüşlerini sunmasına izin verir.
Tartışmanın başlayabilmesi ve muhatabın zihnindeki ilk fikirlerin açığa çıkması için bu adım zorunludur.
2
İroni (alay) evresinin belirlenmesi
Sokrates'in sorularıyla muhatabın tanımlarındaki mantıksal boşlukları ve çelişkileri ortaya çıkarması sağlanır.
Doğru bilgiye ulaşmanın ön koşulu, zihnin yanlış sanılardan ve ön yargılardan arındırılmasıdır.
3
Mayotik (doğurtma) evresinin belirlenmesi
Ön yargılardan kurtulan muhatabın, Sokrates'in rehberliğinde kendi zihnindeki doğruları keşfetmesi gerçekleşir.
Rasyonalist temele dayanan bu yöntemde amaç yeni bir bilgi öğretmek değil, ruhta zaten mevcut olanı hatırlatmaktır.

Anahtar Kavram

Sokratik Yöntem (İroni ve Mayotik)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 7231Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde TBMM'nin otoritesini sarsmak ve Anadolu hareketini engellemek amacıyla farklı nitelikte isyanlar çıkarılmıştır. Sol tarafta verilen isyanları, sağ tarafta yer alan doğru tanımları ve özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuva-yı İnzibatiye
Çerkez Ethem İsyanı
Delibaş Mehmet İsyanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuva-yı İnzibatiye doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından kurulan Hilafet Ordusu ile eşleşir. Çerkez Ethem İsyanı düzenli orduya girmek istemeyen eski Kuva-yı Milliye şeflerinin isyanı ile eşleşir. Delibaş Mehmet İsyanı ise Konya bölgesinde çıkan isyan ile eşleşir.
Kuva-yı İnzibatiye doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından kurulan bir ordudur. Çerkez Ethem başlangıçta Kuva-yı Milliye saflarında yer alıp sonradan düzenli ordunun kurulmasına karşı çıkarak ayaklanmıştır. Delibaş Mehmet İsyanı ise İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin kışkırtmasıyla Konya'da çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuva-yı İnzibatiye kavramının kökenini belirleme
Bu yapının doğrudan Damat Ferit Hükümeti tarafından kurulan 'Hilafet Ordusu' olduğu saptanır.
İstanbul Hükümeti'nin doğrudan çıkardığı isyanlar ile Kuva-yı Milliye kökenli isyanları ayırt etmek için bu bilgi gereklidir.
2
Çerkez Ethem İsyanı'nın niteliğini analiz etme
Çerkez Ethem'in Kuva-yı Seyyare lideri olduğu ve Batı Cephesi'nde düzenli ordunun kurulmasına karşı çıktığı belirlenir.
Eski Kuva-yı Milliye şeflerinin isyanlarını ayırt etmek ayaklanmanın nedenini anlamayı sağlar.
3
Delibaş Mehmet İsyanı'nın çıktığı yeri ve özelliğini tespit etme
Konya'da halkın dini hassasiyetleri sömürülerek TBMM'ye karşı çıkarıldığı bilgisiyle eşleştirme tamamlanır.
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortaklaşa çıkardığı bölgesel isyanların niteliğini sınıflandırmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

TBMM'ye karşı çıkan isyanların kökenleri ve niteliklerine göre sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7232Soru

Sanayileşme, fosil yakıt kullanımı ve ormansızlaşma gibi beşerî faaliyetler atmosferdeki bazı gazların oranını artırarak sera etkisinin kuvvetlenmesine ve küresel iklim değişimine yol açmaktadır.

Buna göre, sera etkisinin işleyişi ve küresel iklim değişimi süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosferde biriken karbondioksit (CO2CO_2), metan (CH4CH_4) ve su buharı (H2OH_2O) gibi gazlar, yeryüzünden yansıyan uzun dalgalı yer radyasyonunu tutarak atmosferin alt katmanlarının ısınmasına neden olur.

Cevap

Atmosferde biriken karbondioksit (CO2CO_2), metan (CH4CH_4) ve su buharı (H2OH_2O) gibi gazların, yeryüzünden yansıyan uzun dalgalı yer radyasyonunu tutarak atmosferin alt katmanlarının ısınmasına neden olması
Doğru olan ifade, sera gazlarının (CO2CO_2, CH4CH_4, H2OH_2O) yeryüzünden yansıyan uzun dalgalı radyasyonu tutarak atmosferin alt katmanlarını ısıttığını açıklar. Bu, sera etkisinin temel ve bilimsel olarak kabul edilen işleyiş mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökü ve öncüller analiz edilerek küresel iklim değişimi ile sera etkisinin çalışma mekanizması incelenir.
Sera etkisinin yeryüzünden yansıyan kızılötesi (uzun dalgalı) yer radyasyonunun sera gazları tarafından tutulmasıyla gerçekleştiği belirlenir.
Sera etkisinin temel fiziksel mekanizmasını kavramak doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.
2
Küresel ısınma/sera etkisi ile ozon tabakasının seyrelmesi arasındaki farklar değerlendirilir.
Ozon tabakası incelmesinin kloroflorokarbon (CFC) gazlarından kaynaklandığı, bunun sera etkisinin asıl nedeni olmadığı ve güneşten gelen ultraviyole ışınlarıyla ilişkili olduğu tespit edilir.
YKS sınavlarında sıkça karıştırılan bu iki kavramın ayrıştırılması, çeldiricilerin elenmesini sağlar.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin bilimsel doğruluğu karşılaştırılır.
Sera gazlarının (CO2CO_2, CH4CH_4, H2OH_2O) uzun dalgalı yer radyasyonunu tutarak ısınmaya yol açtığını belirten seçeneğin doğru olduğu, diğer seçeneklerin ise ozon tabakası ile sera etkisini yanlış ilişkilendirdiği görülür.
Doğru bilimsel açıklamaya sahip olan seçeneği işaretlemek için son kontrol yapılır.

Anahtar Kavram

Sera etkisinin mekanizması ile küresel iklim değişimi ve ozon tabakası seyrelmesi arasındaki farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7233Soru

Küresel ve bölgesel ölçekteki örgütlerin etki alanları (küresel/bölgesel), kuruluş amaçları (siyasi, askeri, ekonomik vb.) ve Türkiye'nin bu örgütlerle olan ilişkileri (kurucu üye, sonradan üye veya üye olmayan) farklılık göstermektedir. Buna göre, sol sütunda verilen uluslararası örgütleri sağ sütunda verilen ölçek, işlev ve Türkiye'nin üyelik durumunu belirten açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Birleşmiş Milletler (BM)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
Avrupa Birliği (AB)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birleşmiş Milletler (BM) - Küresel ölçekli ve siyasi nitelikte olup Türkiye'nin kurucu üye olarak yer aldığı örgüt; Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) - Bölgesel ölçekli ve ekonomik nitelikte olup Türkiye'nin kurucu üye olarak yer aldığı örgüt; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) - Küresel ölçekli ve askeri nitelikte olup Türkiye'nin sonradan üye olduğu örgüt; Avrupa Birliği (AB) - Bölgesel ölçekli ve çok fonksiyonlu olup Türkiye'nin üye olmadığı örgüt.
Uluslararası örgütlerin ölçek ve faaliyet alanları ile Türkiye'nin bu örgütlerle olan ilişkisi eşleştirildiğinde; Birleşmiş Milletler küresel-siyasi-kurucu üye, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı bölgesel-ekonomik-kurucu üye, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü küresel-askeri-sonradan üye ve Avrupa Birliği bölgesel-çok fonksiyonlu-üye olmayan örgüt tanımlarıyla tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birleşmiş Milletler (BM) örgütünün etki alanı, kuruluş amacı ve Türkiye'nin durumunu analiz ediniz.
Birleşmiş Milletler, dünya genelinde barışı korumayı amaçlayan küresel ölçekli siyasi bir örgüttür. Türkiye bu örgütün kurucu üyelerindendir. Dolayısıyla bu örgüt birinci açıklama ile eşleşir.
Örgütün kuruluşu (1945), küresel etki alanı ve Türkiye'nin kuruculuğu eşleştirmeyi doğrular.
2
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) örgütünün coğrafi sınırları, kuruluş amacı ve Türkiye'nin ilişkisini değerlendiriniz.
KEİ, Karadeniz havzası ülkeleriyle sınırlı bölgesel bir örgüttür. Ana faaliyet alanı ekonomidir. Türkiye bu teşkilatın kurulmasına öncülük eden kurucu üyedir. Bu nedenle ikinci açıklama ile eşleşir.
Coğrafi sınırlılığı (bölgesel), odak noktası (ekonomi) ve Türkiye'nin kuruculuğu doğru eşleştirmeyi sağlar.
3
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) yapısını ve Türkiye'nin üyelik sürecini inceleyiniz.
NATO, üye ülkelerin kolektif savunmasını amaçlayan küresel ölçekli askeri bir örgüttür. Türkiye bu örgüte kurucu olarak değil, 1952 yılında Kore Savaşı sonrasındaki süreçte üye olmuştur. Dolayısıyla üçüncü açıklama ile eşleşir.
Askeri savunma amacı ve 1952'de sonradan üye olunması bu eşleşmeyi kesinleştirir.
4
Avrupa Birliği (AB) yapısını ve Türkiye'nin ilişkisini kontrol ediniz.
Avrupa Birliği, ekonomik ve siyasi entegrasyonu hedefleyen bölgesel ölçekli, çok fonksiyonlu bir yapıdır. Türkiye bu örgüte üye değildir (aday ülkedir). Bu nedenle dördüncü açıklama ile eşleşir.
Avrupa ölçeğindeki bölgesel yapısı, çok boyutlu entegrasyonu ve Türkiye'nin üye olmaması eşleşmeyi doğrular.

Anahtar Kavram

Uluslararası örgütlerin ölçek, faaliyet alanları ve Türkiye ile üyelik ilişkileri yönünden sınıflandırılması.
Soru 7234Soru

1929 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan ve kısa sürede küresel bir boyut kazanan Büyük Buhran (Dünya Ekonomik Bunalımı), ülkelerin ekonomik yapılarını sarsmanın yanı sıra siyasi ve toplumsal düzenlerinde de köklü değişimlere yol açmıştır. Özellikle liberal demokrasilerin krizleri çözmede yetersiz kalması, totaliter ve otoriter rejimlerin güçlenmesine zemin hazırlamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden gelişmelerden hangisi 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın ortaya çıkardığı doğrudan veya dolaylı sonuçlar arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya'da Benito Mussolini öncülüğündeki Faşistlerin 'Roma'ya Yürüyüşü' ile iktidarı ele geçirmesi

Cevap

İtalya'da Benito Mussolini öncülüğündeki Faşistlerin 'Roma'ya Yürüyüşü' ile iktidarı ele geçirmesi
İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Faşistlerin gerçekleştirdiği Roma'ya Yürüyüşü 1922 yılındadır. Bu gelişme, 1929 yılında başlayan Büyük Buhran'dan kronolojik olarak daha önce yaşandığı için bu krizin bir sonucu veya etkisi olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın tarihini ve etkilediği dönem aralığını belirlemek.
Ekonomik kriz 1929 yılı sonunda başlamış ve etkileri 1930'lu yıllar boyunca devam etmiştir.
Krizin sonuçlarını değerlendirebilmek için kronolojik sınırların çizilmesi gerekir.
2
Seçeneklerde verilen siyasi gelişmelerin gerçekleşme tarihlerini kriz tarihi ile karşılaştırmak.
İtalya'da faşistlerin iktidara gelmesi (Roma'ya Yürüyüşü) Ekim 1922'de gerçekleşmiştir. Almanya'da Nazilerin iktidara gelişi 1933, Japonya'nın Mançurya'yı işgali 1931, İspanya İç Savaşı 1936 ve korumacı ekonomi politikaları 1930'lu yıllarda yaşanmıştır.
Bir olayın krizin sonucu olabilmesi için krizden sonra gerçekleşmiş olması gerekir.
3
Krizden önce gerçekleştiği için krizin bir sonucu olamayacak seçeneği doğru cevap olarak belirlemek.
İtalya'daki Roma'ya Yürüyüşü krizden 7 yıl önce gerçekleştiği için bu buhranın sonucu olamaz.
Tarih biliminde neden-sonuç ilişkisi kurulurken kronolojik öncelik-sonralık ilişkisine dikkat edilmelidir.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönemde Büyük Buhran ve Totaliter Rejimlerin İktidara Geliş Süreçleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7235Soru

Türkiye'nin coğrafi konumu, yer şekillerinin uzanış doğrultusu ve demiryolu ağlarının dağılışı, limanların ticari kapasiteleri ile uluslararası transit taşımacılıktaki rollerini doğrudan belirlemektedir.

Aşağıdaki Türkiye haritasında, farklı ulaşım ve hinterlant özelliklerine sahip beş liman merkezi ile bu merkezlerin iç kesimlerle olan bağlantı durumları II, IIII, IIIIII, IVIV ve VV şeklinde numaralandırılarak gösterilmiştir.

Haritadaki veriler ve Türkiye'nin ulaşım özellikleri dikkate alındığında, bu limanlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi kesin olarak doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II numaralı limanın gerisindeki dağlık kütleler geçitlerle aşılarak İran yönlü transit taşımacılıkta kullanılırken, IIIIII numaralı limanın iç kesimlerle demiryolu bağlantısı bulunmamaktadır.

Cevap

I numaralı limanın (Trabzon) gerisindeki dağlık kütlelerin geçitlerle aşılarak İran yönlü transit taşımacılıkta kullanılması ve III numaralı limanın (Antalya) iç kesimlerle demiryolu bağlantısının bulunmaması
Trabzon Limanı (II), Kuzey Anadolu Dağları'nın Zigana ve Kop geçitleriyle aşılması sayesinde tarihsel olarak İran'ın dış dünyaya açılan en önemli transit kapılarından biri olmuştur. Antalya Limanı (IIIIII) ise Antalya Körfezi'nin gerisinde yükselen Batı Toroslar nedeniyle demiryolu ağına bağlı olmayan az sayıdaki büyük limandan biridir. Dolayısıyla bu iki tespiti içeren ifade tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada işaretli limanların konumlarını (I: Trabzon, II: Samsun, III: Antalya, IV: İskenderun, V: İzmir) ve bu limanların art bölgeleriyle (hinterlant) olan fiziki ve beşeri bağlantılarını tanımlamak.
Limanların coğrafi özellikleri belirlendi.
Sorunun çözümü için her bir limanın coğrafi konumunu ve altyapı özelliklerini doğru tespit etmek gerekir.
2
Trabzon Limanı'nın (II), Doğu Karadeniz Dağları üzerinden Zigana ve Kop geçitleri kullanılarak Doğu Anadolu ve oradan İran sınırına bağlanan transit ticaret yolunda kritik bir role sahip olduğunu doğrulamak.
I numaralı limanın transit taşımacılık rolü netleşti.
Transit taşımacılık yollarının yer şekilleri ve geçitlerle ilişkisini kurmak için bu adım gereklidir.
3
Antalya Limanı'nın (IIIIII) gerisinde yer alan Batı Toroslar'ın engebeli ve dik yapısının ulaşımı zorlaştırdığını ve bu limana giden bir demiryolu hattının bulunmadığını tespit etmek.
III numaralı limanın demiryolu ağından yoksun olduğu doğrulandı.
Türkiye'deki demiryolu ağının ulaşmadığı limanları ve bunun yer şekilleriyle ilişkisini analiz etmek sorunun doğru şıkkına ulaşmayı sağlar.
4
Bu coğrafi gerçekleri birleştiren seçeneğin doğruluğunu teyit edip diğer seçeneklerdeki kavramsal ve coğrafi hataları (Samsun'un demiryolu bağlantısının olması, İzmir'de dağların dik uzanması vb.) belirlemek.
Doğru seçeneğe ulaşıldı.
Hatalı şıkları eleyerek cevabın kesinliğini sağlamak amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de yer şekillerinin ulaşım ağları, liman hinterlantları ve transit taşımacılık üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7236Soru

Aşağıda sol sütunda verilen şehirleri, sağ sütunda karışık olarak belirtilen baskın fonksiyon ve etki alanı ölçeği eşleştirmeleriyle doğru şekilde ilişkilendiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cenevre
Detroit
Bakü
Ardahan

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cenevre idari ve diplomatik işleviyle küresel etkiye, Detroit otomotiv sanayisiyle küresel etkiye, Bakü enerji kaynakları ve liman işleviyle bölgesel etkiye, Ardahan ise tarım ve hayvancılık işleviyle yerel etkiye sahiptir.
Cenevre uluslararası örgüt merkezleri ile idari-küresel etkiye; Detroit sanayi (otomotiv) sektörüyle küresel etkiye; Bakü liman ve enerji taşımacılığıyla Kafkasya genelinde bölgesel etkiye; Ardahan ise tarım-hayvancılık ağırlıklı yapısıyla kendi yakın çevresinde yerel etkiye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Küresel etkiye sahip idari-diplomatik şehrin tespit edilmesi
Cenevre'nin BM ve DSÖ gibi uluslararası örgütlerin merkezlerine ev sahipliği yapması nedeniyle idari işleviyle küresel etki alanı oluşturduğu belirlenir.
Uluslararası idari merkezler dünya genelinde siyasi ve diplomatik kararları doğrudan etkiler.
2
Küresel etkiye sahip sanayi şehrinin belirlenmesi
Detroit'in otomotiv sanayisinin öncüsü olması sebebiyle sanayi fonksiyonuyla küresel etki derecesine sahip olduğu bulunur.
Küresel ölçekteki sanayi üretimi dünya ticaret piyasalarını ve sektörel istihdamı yönlendirir.
3
Bölgesel etkiye sahip liman ve enerji şehrinin saptanması
Bakü'nün liman fonksiyonu ve Hazar Havzası'ndaki enerji koridorlarının merkezi olmasıyla Kafkasya bölgesinde etkili olduğu tespit edilir.
Bölgesel etkiye sahip şehirlerin fonksiyonel gücü genellikle kıta veya bölge sınırlarında kalır.
4
Yerel etkiye sahip tarım şehrinin belirlenmesi
Ardahan'ın tarım ve hayvancılık gibi birincil ekonomik faaliyetlerle sınırlı kalması nedeniyle etki alanının dar ve yerel olduğu anlaşılır.
Çeşitlenmemiş ekonomik faaliyetler ve düşük nüfus, şehirlerin etki alanını kendi idari sınırlarıyla sınırlar.

Anahtar Kavram

Şehirlerin etki alanlarının sınırlarında nüfus miktarlarından ziyade sahip oldukları fonksiyonel nitelikler (sanayi, idari, liman vb.) belirleyicidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7237Soru

Aşağıda verilen sınır kapılarını, bağlandıkları komşu ülke ve sahip oldukları ulaşım/ticaret özellikleri ile do��ru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kapıköy Sınır Kapısı
Sarp Sınır Kapısı
Habur Sınır Kapısı
Uzunköprü Sınır Kapısı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kapıköy Sınır Kapısı İran ile (hem karayolu hem demiryolu), Sarp Sınır Kapısı Gürcistan ile (en işlek karayolu), Habur Sınır Kapısı Irak ile (en yüksek ticaret hacmi) ve Uzunköprü Sınır Kapısı Yunanistan ile (sadece demiryolu) eşleşmektedir.
Kapıköy Sınır Kapısı İran ile; Sarp Sınır Kapısı Gürcistan ile; Habur Sınır Kapısı Irak ile; Uzunköprü Sınır Kapısı ise Yunanistan ile doğru eşleşmektedir. Bu eşleşme, hem ülkelerin coğrafi sınır konumlarını hem de ulaşım modu/ticaret hacmi özelliklerini birebir doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Her bir sınır kapısının bağlı olduğu komşu ülkeyi belirlemek.
Kapıköy İran'a, Sarp Gürcistan'a, Habur Irak'a ve Uzunköprü Yunanistan'a açılır.
Sınır kapılarının coğrafi konumları ve ülke eşleşmeleri doğru yapılmalıdır.
2
Sınır kapılarının ulaşım modlarını ve ticari işlevlerini analiz etmek.
Uzunköprü sadece demiryolu taşımacılığına izin verir. Habur en yüksek karayolu ticaret hacmine sahiptir. Kapıköy hem kara hem demiryolu bağlantısı sunar. Sarp ise Kafkasya'ya açılan en işlek karayoludur.
Her kapıyı benzersiz kılan ulaşım ve ticaret özellikleri doğru eşleştirme yapmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin sınır komşuları ile olan sınır kapıları, bu kapıların ulaşım türleri (demiryolu/karayolu) ve ekonomik önemleri.
Soru 7238Soru

Bir toplulukta bilge olarak kabul edilen kişi, varlığın ve hayatın anlamına dair kesin, tamamlanmış ve sorgulanamaz yanıtlar sunmaktadır. Bu yanıtlar insanlara huzur vermekte ve zihinlerdeki şüpheleri gidermektedir. Ancak bu topluluğa sonradan katılan bir düşünür, bu hazır bilgileri doğrudan kabullenmek yerine, zihnin bu bilgilere hangi yollardan ve kabullerden geçerek ulaştığını, bizzat kendi düşünme eyleminin sınırlarını ve geçerliliğini tartışmaya açar. Düşünür, bilgenin sunduğu reçetelerle yetinmeyip zihnini kendi üzerine döndürerek düşüncesi hakkında yeniden düşünmeye başlar.

Buna göre, parçada bahsedilen düşünürün tavrı felsefi düşüncenin aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan örneklendirir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilginin nesnesi olan dış dünya yerine, öznenin bizzat kendi zihinsel eylemini ve iddialarını sorgulama nesnesi yapması

Cevap

Bilginin nesnesi olan dış dünya yerine, öznenin bizzat kendi zihinsel eylemini ve iddialarını sorgulama nesnesi yapması
Düşünürün bilgenin sunduğu hazır bilgilerle yetinmeyip zihnini kendi üzerine döndürerek düşünme eyleminin sınırlarını, varsayımlarını ve geçerliliğini sorgulaması, felsefi düşüncenin refleksif olma özelliğini doğrudan örneklendirir. Felsefe, sadece dış dünyayı değil, dış dünyayı kavrayan öznenin kendi zihinsel süreçlerini de sorgulama konusu yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada yer alan bilge ile düşünürün yaklaşımlarını karşılaştırmak.
Bilgenin kesin ve nihai yanıtlar sunduğu, düşünürün ise bu yanıtları üreten zihinsel süreçleri ve düşünme eylemini sorguladığı saptanmıştır.
Düşünürün yöneldiği odağı belirlemek.
2
Düşünürün 'zihnini kendi üzerine döndürmesi' ifadesini felsefi kavramlarla ilişkilendirmek.
Düşüncenin kendi üzerine yönelmesi ve kendini konu edinmesi 'refleksiflik' olarak tanımlanır.
Parçadaki temel felsefi özelliği doğru kavramla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncenin refleksif (kendine dönük) olma özelliği
Soru 7239Soru

Hristiyan felsefesi, tarihsel süreç içinde Patristik ve Skolastik olmak üzere iki ana döneme ayrılır. Erken dönem olan Patristik felsefede Kilise Babaları, Hristiyanlık öğretisine yönelik eleştirilere karşı savunma yapmayı ön planda tutmuşlardır. Buna karşın Skolastik felsefe döneminde, dinin dogmaları manastır ve üniversite gibi eğitim kurumlarında akılcı yöntemlerle temellendirilerek sistematik bir öğreti hâline getirilmiştir.

Buna göre, Patristik ve Skolastik dönemlerin temel farkı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patristik felsefe inancı savunma ve koruma amacını taşırken, Skolastik felsefe inanç konularını eğitim kurumlarında akıl yoluyla sistemleştirmeyi hedeflemiştir.

Cevap

Patristik felsefenin inancı savunma ve koruma amacını taşırken, Skolastik felsefenin inanç konularını eğitim kurumlarında akıl yoluyla sistemleştirmeyi hedeflemesi
Metinde açıklandığı üzere, Patristik felsefe Hristiyanlığı savunmayı ve yaymayı (apoloji) amaçlayan erken dönem felsefesidir. Skolastik felsefe ise okul felsefesi olarak adlandırılır ve inancın öğretilerini manastır ve üniversitelerde akılla sistemleştirmeyi amaçlar. Doğru cevap bu iki işlevsel ve kurumsal farkı net olarak ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen bilgilere dayanarak Patristik ve Skolastik dönemlerin temel ayırt edici özelliklerini tespit etmek.
Patristik dönemin inancı savunma (apoloji) odaklı olduğu, Skolastik dönemin ise manastır ve üniversitelerde inancı akılla sistemleştirme amacı taşıdığı belirlenmiştir.
İki dönem arasındaki temel farkı ortaya koyabilmek için öncelikle metindeki tanımlamaları karşılaştırmak gerekir.
2
Tespit edilen bu farkı tam ve doğru olarak yansıtan seçeneği belirlemek.
Patristik felsefenin inancı savunma ve koruma amacına, Skolastik felsefenin ise eğitim kurumlarında inanç konularını akıl yoluyla sistemleştirme amacına odaklandığını belirten seçenek doğru yanıt olarak bulunmuştur.
Diğer seçeneklerde dönemlerin özellikleri ya birbirine karıştırılmış ya da tarihsel olarak yanlış verilmiştir.

Anahtar Kavram

Patristik ve Skolastik Felsefe Farkı
Soru 7240Soru

Fransa'nın 1798 yılında Mısır’ı işgal etmesi üzerine Osmanlı Devleti, kendi toprak bütünlüğünü tek başına koruyamayacağını anlayarak İngiltere ve Rusya ile ittifak kurmuş ve bu devletlerin yardımıyla Fransız kuvvetlerini Mısır'dan çıkarmayı başarmıştır.

Bu diplomatik ve askerî gelişme, Osmanlı Devleti’nin dış politikasında aşağıdakilerden hangisinin uygulandığına dair ilk belirgin örnek olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denge politikası

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Mısır'ın Fransızlar tarafından işgali sırasında İngiltere ve Rusya'nın desteğini alması, dış politikada denge politikası izlediğinin ilk önemli göstergesidir.
Osmanlı Devleti'nin Mısır'ı işgal eden Fransa'ya karşı İngiltere ve Rusya ile ittifak kurması, devletin dış politikada kendi gücüyle var olamadığını kabul ettiğini ve büyük devletler arasındaki çıkar çatışmalarından yararlandığını gösterir. Bu strateji denge politikası olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihî gelişmeyi analiz etme
Fransa'nın Mısır'ı işgaline karşı Osmanlı Devleti'nin İngiltere ve Rusya ile ittifak kurduğu belirlenir.
Olayın dış destek arayışına dayandığını anlamak için.
2
İttifakın amacını değerlendirme
Osmanlı Devleti'nin tek başına koruyamadığı toprak bütünlüğünü, Avrupalı devletler arasındaki güç dengesinden yararlanarak korumaya çalıştığı tespit edilir.
Bu diplomatik yaklaşımın niteliğini belirlemek için.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Kendi varlığını korumak amacıyla büyük devletlerin rekabetinden faydalanma stratejisinin denge politikası olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin 18. yüzyılın sonlarından itibaren varlığını sürdürmek için büyük güçlerin rekabetinden yararlandığı denge politikası.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 362 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin