Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7561Soru

İslam hukuk tarihinde ameli-fıkhi yorumlar, dinî metinlerden pratik hayata dair hüküm elde ederken (içtihat) kendilerine özgü metotlar ve deliller geliştirmişlerdir.

Buna göre, sol sütunda verilen ameli-fıkhi mezhepleri sağ sütunda verilen metodolojik özellikleri veya kaynak yaklaşımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hanefilik
Malikilik
Şafiilik
Caferilik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hanefilik mezhebi akıl yürütme (rey), istihsan ve örfe önem verir; Malikilik Medine halkının amelini (amel-i ehl-i Medine) delil sayar; Şafiilik fıkıh usulünü sistemleştirip er-Risâle'yi kaleme almıştır; Caferilik ise on iki imamın söz ve fiillerini kaynak kabul eder.
Verilen eşleştirmelerde Hanefilik rey ve istihsanla, Malikilik Medine halkının ameliyle, Şafiilik er-Risâle eseriyle, Caferilik ise on iki imamın sünnetiyle doğru şekilde eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler ameli-fıkhi mezheplerin kurucularının geliştirdiği usul kurallarına ve temel kabullere tam uyum sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ameli-fıkhi yorumların metodolojik yaklaşımlarını ve belirleyici delillerini incelemek.
Mezheplerin hüküm çıkarma yöntemleri (içtihat usulleri) arasındaki farklar belirlenir.
Her mezhebin kendine özgü fıkıh usulü ve benimsediği ikincil deliller bulunmaktadır.
2
Hanefilik mezhebinin temel karakteristiğini belirlemek.
Rey (akıl yürütme), istihsan ve örf kavramlarının Hanefilik ile ilişkili olduğu görülür.
Ebu Hanife ve öğrencileri Irak ekolünün (rey taraftarları) temsilcileridir ve istihsanı sistemli kullanmışlardır.
3
Malikilik mezhebinin Medine ile olan bağını analiz etmek.
İmam Malik'in Medine'de yaşaması ve Medine halkının uygulamalarını (amel-i ehl-i Medine) delil sayması tespit edilir.
Medine, vahyin indiği ve sünnetin doğrudan uygulandığı merkez olduğundan oradaki toplumsal uygulama Malikilikte birincil önemdedir.
4
Şafiilik mezhebinin fıkıh tarihindeki sistemleştirici rolünü incelemek.
İlk fıkıh usulü eseri olan er-Risâle'nin İmam Şafiî tarafından yazıldığı bilgisiyle Şafiilik eşleştirilir.
İmam Şafiî, hadis ve rey ekollerini uzlaştırmaya çalışarak fıkıh metodolojisini sistemleştirmiştir.
5
Caferilik mezhebinin bilgi kaynaklarına bakışını değerlendirmek.
On iki imamın söz ve fiillerinin delil olarak kabul edilmesinin Caferilik ile uyumlu olduğu belirlenir.
Caferilik, Şia'nın ameli koludur ve masum kabul edilen imamların sünnetini dinin asli kaynaklarından sayar.

Anahtar Kavram

İslam Düşüncesinde Ameli ve Fıkhi Yorumların Metodolojik Özellikleri
Soru 7562Soru

Klasik mantıkta kavramlar arası hiyerarşik ilişkileri belirleyen beş tümel (cins, tür, ayrım, özgülük, ilinti) kavramların göreli konumlarına ve taşıdıkları özelliklerin niteliğine göre şekillenir. Bir felsefe öğretmeni, bu konunun daha iyi kavranması için tahtaya aşağıdaki hiyerarşik sıralamayı yazar:

* Müzik Aleti
* Telli Çalgı
* Yaylı Çalgı
* Keman
* Çello

Öğretmen öğrencilerinden, bu hiyerarşide yer alan kavramları ve "çene altına sıkıştırılarak çalınma", "ahşaptan yapılmış olma" gibi özellikleri beş tümel açısından değerlendirmelerini ister.

Buna göre, öğrencilerin yaptığı aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi klasik mantık kurallarına göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: “Yaylı Çalgı” kavramı “Telli Çalgı”ya göre tür, “Keman”a göre cins konumundadır; kemanın “çene altına sıkıştırılarak çalınması” özgülük iken, “ahşaptan yapılmış olması” ilintidir.

Cevap

“Yaylı Çalgı” kavramı “Telli Çalgı”ya göre tür, “Keman”a göre cins konumundadır; kemanın “çene altına sıkıştırılarak çalınması” özgülük iken, “ahşaptan yapılmış olması” ilintidir.
Klasik mantıkta cins ve tür kavramları göreli olup, bir kavram üstündeki kavrama göre tür, altındaki kavrama göre cinstir. Buna göre 'Yaylı Çalgı', üstündeki 'Telli Çalgı'ya göre tür iken, altındaki 'Keman'a göre cinstir. Yalnızca bir türe ait olan özellikler 'özgülük' (proprium) adını alır. 'Çene altına sıkıştırılarak çalınma' özelliği sadece kemana özgü olduğu için özgülüktür. Birden fazla türe ait olabilen ortak özellikler ise 'ilinti' (accidens) olarak adlandırılır. 'Ahşaptan yapılmış olma' özelliği keman dışındaki çalgılarda da bulunabildiği için ilintidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşideki kavramların birbiriyle olan alt-üst ilişkilerini analiz etmek.
“Yaylı Çalgı” kavramı, üstünde yer alan “Telli Çalgı”ya göre daha özel olduğu için tür; altında yer alan “Keman”a göre daha genel olduğu için cinstir.
Cins ve tür kavramlarının mutlak değil, hiyerarşik konuma göre değişen göreli kavramlar olduğunu doğrulamak.
2
“Çene altına sıkıştırılarak çalınma” özelliğinin tümel karşılığını belirlemek.
Bu özellik sadece “Keman” türüne özgüdür ve onun özsel tanımına girmeden yalnızca ona ait bir niteliktir, dolayısıyla “özgülük”tür.
Özgülük kavramının yalnızca bir türe ait olma koşulunu test etmek.
3
“Ahşaptan yapılmış olma” özelliğinin tümel karşılığını belirlemek.
Ahşap olma özelliği sadece kemana ait değildir; çello, gitar gibi diğer birçok türde de ortak olarak bulunur, dolayısıyla “ilinti”dir.
İlinti kavramının birden fazla türe ait ortak özellik olma koşulunu doğrulamak.
4
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru seçeneği belirlemek.
“Yaylı Çalgı”nın tür ve cins ilişkisini, özelliklerin ise sırasıyla özgülük ve ilinti olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Mantıksal analizlerin klasik mantık kuralları ile tam uyumunu sağlamak.

Anahtar Kavram

Beş Tümel
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7563Soru

Kur'an-ı Kerim'de, "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk (ibadet) etsinler diye yarattım." (Zâriyât suresi, 56. ayet) buyrulmaktadır.

Buna göre, İslam'da ibadetin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaratıcıya olan bağlılığı, şükrü ve sevgiyi göstererek yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak

Cevap

Yaratıcıya olan bağlılığı, şükrü ve sevgiyi göstererek yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak
Zâriyât suresi 56. ayette insanın yaratılış amacının kulluk (ibadet) olduğu ifade edilmektedir. İslam'da ibadetin temel ve nihai amacı, yaratıcıya karşı sevgi, saygı ve bağlılığı sunarak yalnızca O'nun rızasını elde etmektir. Diğer unsurlar (toplumsal fayda vb.) ibadetin asıl amacı değil, ikincil sonuçları veya yanlış motivasyonlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ayette geçen 'kulluk etmek' ifadesinin İslam dinindeki terimsel anlamını ve insan yaratılışının asıl gayesini analiz etmek.
Kulluk (ibadet), insanın yaratıcısı olan Allah'a karşı duyduğu sevgi, saygı, itaat ve şükrün bir nişanesidir.
Soruda ayetten yola çık��larak ibadetin asıl amacının ne olduğu sorulmaktadır.
2
Seçenekleri ibadetin temel amacı (Allah rızası) ile yan amaçları veya hatalı yaklaşımlar (riya, dünyevi çıkar, toplumsal baskı) açısından değerlendirmek.
İbadetlerin özünde sadece Allah rızasını kazanma amacı (ihlas) bulunur. Toplumsal saygınlık, dünyevi faydalar veya zorunluluk hissi ibadetin asıl amacını oluşturmaz.
Doğru seçeneğe ulaşmak için ibadetin asıl gayesi ile ikincil sonuçları veya yanlış ibadet niyetleri birbirinden ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

İbadetin Amacı ve İhlas
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7564Soru

Dinen yükümlü sayılan bir kimsenin (mükellef) yapması, farz kadar kesin olmamakla birlikte yapılması istenen iş ve davranışlara vacip denir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi vacip olan bir ibadete örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kurban kesmek

Cevap

Kurban kesmek
Kurban kesmek ibadeti, İslam hukukunda (özellikle Hanefi mezhebinde) farz seviyesinde kesin delillerle olmasa da mükelleften yerine getirilmesi istenen vacip niteliğindeki bir ibadettir.

Adım Adım Çözüm

1
Dini yükümlülüklerden 'vacip' kavramının tanımını ve niteliğini belirlemek.
Vacip, yapılması farz kadar kesin olmayan ama şer'en yapılması istenen eylemlerdir.
Soruda istenen ibadet türünün fıkhi kriterini netleştirmek.
2
Seçeneklerdeki ibadet ve davranışların hükümlerini inceleyerek vacip olan seçeneği tespit etmek.
Beş vakit namaz kılmak ve Ramazan orucu farzdır; selam vermek sünnettir; yemek yemek mübahtır. Kurban kesmek ise vaciptir.
Tanımlanan vacip ibadet örneğini seçenekler arasından ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Mükellefin Davranışları (Ef'al-i Mükellefin)
Soru 7565Soru

Önermeler mantığında, denetleme işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla kullanılan çözümleyici çizelge kurallarında, her bir bileşik önerme türü için izlenmesi gereken belirli bir çözümleme yolu tanımlanmıştır. Bu yollar temel olarak iki işlem grubuna (dal açma ve ardışık yazma) ayrılır.

Aşağıdaki sol sütunda yer alan önerme biçimlerini, sağ sütundaki ilk çözümleme aşamasında uygulanacak doğru kural ve yazım biçimiyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

pqp \land q önermesi
pqp \lor q önermesi
pqp \rightarrow q önermesi
(pq)\sim(p \rightarrow q) önermesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki önermeler ile sağ sütundaki kurallar sırasıyla şu şekilde eşleşir: pqp \land q önermesi bileşenlerin alt alta pp ve qq şeklinde sıralanmasıyla; pqp \lor q önermesi çatal açma yöntemiyle dallardan birine pp, diğerine qq yazılmasıyla; pqp \rightarrow q önermesi çatal açma yöntemiyle dallardan birine p\sim p, diğerine qq yazılmasıyla; ve (pq)\sim(p \rightarrow q) önermesi alt alta yazma yöntemiyle bileşenlerin pp ve q\sim q şeklinde sıralanmasıyla eşleşir.
Çözümleyici çizelgede tümel evetleme (pqp \land q) ve değillenmiş koşul ((pq)\sim(p \rightarrow q)) önermeleri alt alta yazma kuralıyla çözümlenirken; tikel evetleme (pqp \lor q) ve koşul (pqp \rightarrow q) önermeleri çatal açma kuralıyla çözümlenir. Eşleştirme bu kuralların doğru uygulanmasını sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tümel evetleme (pqp \land q) önermesinin kuralını belirleme
Tümel evetleme kuralı gereği, önerme alt alta yazma yöntemiyle çözümlenir ve bileşenler (pp ve qq) alt alta sıralanır.
Çözümleyici çizelgede tümel evetleme eklemi alt alta yazma kuralına tabidir.
2
Tikel evetleme (pqp \lor q) önermesinin kuralını belirleme
Tikel evetleme kuralı gereği, önerme çatal açma yöntemiyle çözümlenir ve kollardan birine pp, diğerine qq yazılır.
Çözümleyici çizelgede tikel evetleme eklemi çatal açma kuralına tabidir.
3
Koşul (pqp \rightarrow q) önermesinin kuralını belirleme
Koşul kuralı gereği, önerme çatal açma yöntemiyle çözümlenir ve sol dala p\sim p, sağ dala ise qq yazılır.
Koşul önermesinin doğru olması, ön bileşenin yanlış veya art bileşenin doğru olması durumunu gerektirdiğinden çatal açılarak değillenmiş ön bileşen ve art bileşen kollara yazılır.
4
Değillenmiş koşul ((pq)\sim(p \rightarrow q)) önermesinin kuralını belirleme
Değillenmiş koşul kuralı gereği, önerme alt alta yazma yöntemiyle çözümlenir ve alt alta pp ile q\sim q sıralanır.
Koşul önermesinin yanlış olması yalnızca ön bileşenin doğru ve art bileşenin yanlış olması durumunda mümkün olduğundan alt alta yazma kuralı uygulanır.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelgede tümel evetleme, tikel evetleme, koşul ve değillenmiş koşul önermelerinin çözümleme kuralları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7566Soru

Tasavvufi düşüncenin tarihi gelişimi, temel kavramları ve varlık anlayışı ile ilgili;

I. Zühd dönemi, İslam'ın ilk asırlarında lüks ve dünyevileşmeye karşı ahlaki bir duruş olarak ortaya çıkmış; kurumsallaşma dönemiyle birlikte tasavvuf adını almıştır.
II. "Hal", sâlikin kendi iradesi ve çalışmasıyla elde ettiği kalıcı manevi aşamalar��; "makam" ise kulun çabası dışında kalbine aniden gelen geçici manevi durumları ifade eder.
III. "Kesret-vahdet" ilişkisi, tasavvufi varlık anlayışını açıklar; buna göre çokluk (kesret) olarak görünen evren, tek olan mutlak varlığın (vahdet) birer tecellisinden ibarettir.
IV. "Fena" kavramı kulun beşeri benliğinden ve kötü sıfatlarından sıyrılarak kendi varlığını yok etmesini; "beka" ise bu yok oluştan sonra ilahi sıfatlarla ebedi varlığa kavuşmasını tanımlar.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, III ve IV

Cevap

I, III ve IV numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur.
I, III ve IV numaralı ifadelerin yer aldığı seçenek doğrudur. Zühd döneminin ortaya çıkış nedeni ve kurumsallaşması, tasavvufun varlık felsefesini oluşturan kesret-vahdet (çoklukta teklik) anlayışı ile manevi mertebeleri özetleyen fena-beka tanımları tamamen doğrudur. Ancak II. öncülde verilen hal ve makam kavramlarının açıklamaları yer değiştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülü (I) tarihsel gelişim açısından analiz etmek.
Tasavvufun ilk evresi zühd dönemidir; bu dönem dünyevileşmeye ahlaki bir tepki olarak doğmuş ve sonraki dönemlerde kurumsallaşarak tasavvuf adını almıştır. Bu ifade doğrudur.
Zühd dönemi ve kurumsallaşma dönemi tasavvuf tarihinin temel evrelerini temsil eder.
2
İkinci öncüldeki (II) hal ve makam kavramlarını kontrol etmek.
Tasavvufta 'hal' kulun iradesi dışında kalbe gelen geçici durumlarken, 'makam' çalışıp çabalamakla ulaşılan kalıcı aşamalardır. Öncülde bu iki kavramın tanımı yer değiştirmiştir. Bu nedenle ikinci ifade yanlıştır.
Hal ve makam kavramlarının geçicilik/kalıcılık ve iradilik durumları üzerinden doğru ayırt edilmesi gerekir.
3
Üçüncü (III) ve dördüncü (IV) öncülleri tasavvufi kavramlar açısından incelemek.
Kesret-vahdet ilişkisi yaratılışın çokluk-teklik tecellisi olarak doğru açıklanmıştır. Fena ve beka kavramları da sırasıyla nefsani yok oluş ve ilahi var oluş şeklinde doğru tanımlanmıştır. Bu iki ifade de doğrudur.
Tasavvufun ontolojik (varlık) boyutu olan kesret-vahdet ile ahlaki olgunlaşma boyutu olan fena-beka kavramlarının doğruluğunu teyit etmek.
4
Doğru olan öncülleri bir araya getirerek seçeneği belirlemek.
I, III ve IV numaralı öncüller doğru olduğu için doğru seçenek 'I, III ve IV' olmalıdır.
Hatalı olan II. öncülü eleyerek geriye kalan doğru öncülleri tespit etmek.

Anahtar Kavram

Tasavvufi Düşüncenin Gelişimi ve Temel Kavramları (Zühd, Hal-Makam, Kesret-Vahdet, Fena-Beka)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7567Soru

Kültür, insanın doğaya eklediği, onun ötesinde yarattığı maddi ve manevi değerlerin tamamıdır. Kültür; bireyler arasında ortak bir dil, inanç ve davranış kalıbı oluşturarak toplumsal birlikteliğin kurulmasında ve bu birlikteliğin kuşaktan kuşağa aktarılmasında temel bir rol oynar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kültürün temel işlevlerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal bütünleşmeyi ve sürekliliği sağlamak

Cevap

Toplumsal bütünleşmeyi ve sürekliliği sağlamak
Kültürün en temel işlevi toplumsal birlikteliği (bütünleşmeyi) kurmak ve bunu kuşaktan kuşağa aktararak toplumsal sürekliliği sağlamaktır. Paragrafta kültürün ortak bir dil, inanç ve davranış kalıbı oluşturduğu, ayrıca kuşaktan kuşağa aktarıldığı belirtilerek bu bütünleştirici ve süreklilik sağlayıcı işlevi vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ana fikri belirlemek için kültürün tanımı ve toplumsal rolünü analiz etmek.
Kültürün bireyler arasında ortak bağlar kurduğu ve kuşağa aktarıldığı belirlenmiştir.
Sorunun kökündeki açıklamayı doğru yorumlamak ve kültürün işlevini tespit etmek.
2
Seçenekleri inceleyerek paragrafta verilen 'toplumsal birlikteliğin kurulması' ve 'kuşaktan kuşağa aktarılması' ifadeleri ile örtüşen kavramı bulmak.
Birliktelik kurmanın 'bütünleşme'ye, kuşaktan kuşağa aktarılmanın ise 'süreklilik'e karşılık geldiği görülür.
Doğru seçeneği sosyolojik terminolojiyle eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Kültürün Toplumsal İşlevleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7568Soru

Din kurumu, toplumsal yapının işleyişinde hem bireysel hem de toplumsal düzeyde çeşitli sosyolojik işlevler üstlenmektedir. Buna göre, sol sütunda verilen dinin sosyolojik işlevleri ile sağ sütunda verilen toplumsal yaşamdaki somut karşılıkları e��leştirildiğinde doğru eşleştirme nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toplumsal Bütünleşme
Toplumsal Kontrol
Anlam Kazandırma
Meşrulaştırma

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumsal bütünleşme işlevi, farklı sosyoekonomik kesimlerin ortak ibadetlerle kolektif bilinci güçlendirmesiyle; toplumsal kontrol işlevi, dini yaptırımların vicdani denetim sağlayarak düzeni korumasıyla; anlam kazandırma işlevi, sarsıcı yaşam olaylarına açıklamalar sunulmasıyla; meşrulaştırma işlevi ise toplumsal hiyerarşi ve iktidarın kutsal referanslarla haklı çıkarılmasıyla eşleşmektedir.
Dinin toplumsal işlevleri sosyolojide bütünleştirici, düzenleyici, anlam kazandırıcı ve mevcut yapıları meşrulaştırıcı rolleri üzerinden incelenir. Bu çerçevede, törenlerin sağladığı grup dayanışması bütünleşmeye; vicdani/dini sınırlandırmalar kontrole; sarsıcı olayların teselli bulması anlam kazandırmaya; iktidar ilişkilerinin haklılaştırılması ise meşrulaştırmaya karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal bütünleşme kavramının kapsamını belirlemek.
Toplumsal bütünleşme, bireylerin ortak değerler, inançlar ve ritüeller etrafında bir araya gelerek 'biz' bilinci oluşturmasını ifade eder. Bu durum, farklı sosyoekonomik kesimlerden bireylerin ritüeller aracılığıyla grup dayanışmasın�� güçlendirmesini açıklayan durumla doğrudan örtüşmektedir.
Toplumsal yapıda kolektif kimlik ve dayanışma işlevini doğru saptamak.
2
Toplumsal kontrol kavramının sınırlarını çizmek.
Toplumsal kontrol, bireysel davranışları sınırlandırarak düzeni korur. Yazılı hukukun eksik kaldığı yerlerde günah ve sevap gibi yaptırımların vicdani denetim sağlaması bu işlevin toplumsal hayattaki karşılığıdır.
Hukuk dışı sosyal denetim mekanizmalarını ayırt etmek.
3
Anlam kazandırma işlevini çözümlemek.
İnsan hayatını sarsan ölüm, ağır hastalık ve felaketler gibi durumlar varoluşsal kaygılar yaratır. Dinin bu durumlara açıklamalar getirerek teselli sunması, bireyin acılarına anlam yüklemesini sağlar.
Bireysel ve psikolojik kökenli sosyolojik işlevleri analiz etmek.
4
Meşrulaştırma işlevini değerlendirmek.
Meşrulaştırma, mevcut iktidar yapısının veya sınıfsal düzenin tanrısal irade gibi kutsal referanslarla desteklenerek sorgulanamaz kılınmasını anlatır.
Siyasi ve sosyal hiyerarşilerin dinsel referanslarla haklılaştırılmasını belirlemek.

Anahtar Kavram

Dinin Toplumsal İşlevleri (Toplumsal Bütünleşme, Toplumsal Kontrol, Anlam Kazandırma, Meşrulaştırma)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7569Soru

İslam düşüncesinde iman ile bilgi ilişkisini açıklayan temel kavramlar ve bunlara dair açıklamalar karışık olarak verilmiştir. Bu kavramların ifade ettiği anlamlar göz önünde bulundurulduğunda, kavramlar ile açıklamaların doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Marifet
Tasdik
İkrar
Tahkiki İman

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Marifet kavramı 'İmanın zihinsel ön şartı olmakla birlikte, kalp ile benimseme gerçekleşmediği sürece tek başına kurtuluş için yeterli olmayan bilme ve tanıma durumu' ile; Tasdik kavramı 'Zihinde oluşan bilginin, iradi bir seçimle kalbin onayından geçerek kesin bir teslimiyete dönüşmesi olan imanın kurucu rüknü' ile; İkrar kavramı 'Kalpteki inancın başkaları tarafından bilinmesini ve kişinin dünyevi hukuk kurallarına tabi olmasını sağlayan dışsal beyan' ile; Tahkiki İman kavramı ise 'Kişinin taklitten uzaklaşarak inanç esaslarını akli ve nakli delillerle temellendirmesiyle ulaştığı sarsılmaz inanç derecesi' ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; marifet kavramı bilmenin imanın ön şartı olup tek başına yeterli olmamasıyla; tasdik kavramı kalbin onayıyla bilginin kesin teslimiyete dönüşmesi ve imanın kurucu rüknü olmasıyla; ikrar kavramı kalpteki inancın dışa vurulup hukuki nitelik kazanmasıyla; tahkiki iman ise inanç esaslarının delillerle temellendirilmesiyle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Marifet kavramı analiz edilir ve uygun açıklama tespit edilir.
Marifet bilmek ve tanımak demektir. Ancak İslam kelamında bilgi ve iman özdeş değildir. Sadece bilmek (marifet) kalbi onay olmadan iman sayılmadığından, bu durum bilmenin imanın ön şartı olduğunu belirten dördüncü açıklama ile eşleşir.
Bilgi ile iman arasındaki ön koşul ilişkisini kavramsal düzeyde ayrıştırmak.
2
Tasdik kavramı analiz edilir ve uygun açıklama tespit edilir.
Tasdik kalben onaylamak anlamına gelir. İmanın kurucu rüknüdür ve zihindeki bilginin iradi kabulle inanca dönüşmesidir. Bu da üçüncü açıklama ile eşleşir.
Tasdikin imanın asli ve içsel kurucu unsuru olduğunu belirlemek.
3
İkrar kavramı analiz edilir ve uygun açıklama tespit edilir.
İkrar dil ile söylemektir. İnancın dış dünyaya yansıması ve toplumsal hukuk kurallarında kişinin Müslüman kabul edilmesini sağlayan beyandır. Bu da birinci açıklama ile eşleşir.
İkrarın hukuki ve toplumsal işlevini kalbi boyuttan ayırt etmek.
4
Tahkiki iman kavramı analiz edilir ve uygun açıklama tespit edilir.
Tahkiki iman; akli ve nakli delillerle araştırıp temellendirerek ulaşılan sarsılmaz inanç derecesidir. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Bilgi ve araştırmaya dayalı imanın taklitten ayrılan yönünü saptamak.

Anahtar Kavram

İman-bilgi ilişkisi bağlamında marifet, tasdik, ikrar ve tahkiki iman kavramlarının tanımları, işlevleri ve teolojik sınırları
Soru 7570Soru

Hz. Muhammed'in peygamberlik ve beşerî yönleri ile bu yönlerine bağlı olarak yerine getirdiği bazı görevler bulunmaktadır. Aşağıda verilen ayet meallerini, Hz. Muhammed’in ilgili yönü veya göreviyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

“Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik...” (Sebe Suresi, 28. ayet)
“Biz senden önce de ancak yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan peygamberler gönderdik...” (Furkân Suresi, 20. ayet)
“...O peygamber, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder; onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar...” (A'râf Suresi, 157. ayet)
“...İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu zikri indirdik.” (Nahl Suresi, 44. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci ayetin peygamberlik yönüyle, ikinci ayetin beşerî yönle, üçüncü ayetin teşri göreviyle ve dördüncü ayetin tebyin göreviyle eşleştirilmesi gerekir.
Sebe Suresi 28. ayetteki 'müjdeleyici ve uyarıcı' olmak peygamberlik yönünü; Furkân Suresi 20. ayetteki 'yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan' olmak beşerî yönünü; A'râf Suresi 157. ayetteki 'helal ve haram kılmak' teşri görevini; Nahl Suresi 44. ayetteki 'açıklamak' ise tebyin görevini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sebe Suresi 28. ayette yer alan 'müjdeleyici ve uyarıcı' ifadeleri analiz edilir.
Bu ifadelerin Hz. Muhammed'in peygamberlik (risalet) vazifesini doğrudan yansıttığı tespit edilir ve bu ayet peygamberlik yönü ile eşleştirilir.
Müjdeleme ve uyarıda bulunma, peygamberlerin risalet görevlerinin temelini oluşturur.
2
Furkân Suresi 20. ayette yer alan 'yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan' ifadeleri analiz edilir.
İnsani ihtiyaçları ve yaşam tarzını gösteren bu niteliklerin Hz. Muhammed'in beşerî (insani) yönünü temsil ettiği belirlenir ve bu ayet beşerî yön ile eşleştirilir.
Yemek yeme ve çarşıda dolaşma, insan olmanın doğal bir sonucudur ve peygamberlerin de beşerî özellikler taşıdığını gösterir.
3
A'râf Suresi 157. ayette yer alan 'temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar' ifadesi incelenir.
Dinde hüküm koyma (yasama) yetkisine işaret eden bu tanımın teşri görevi ile ilgili olduğu saptanır ve bu ayet teşri görevi ile eşleştirilir.
Teşri, kelime anlamı olarak şeriat oluşturma, yani dini hüküm, helal ve haram belirleme görevidir.
4
Nahl Suresi 44. ayette geçen 'insanlara indirileni açıklaman için' ifadesi değerlendirilir.
Vahyi açıklama, kapalı noktaları aydınlatma sorumluluğunun tebyin görevi kapsamında olduğu belirlenir ve bu ayet tebyin görevi ile eşleştirilir.
Tebyin, beyan etme yani kapalı veya anlaşılması zor olan hususları açıklama ve açıklığa kavuşturma görevidir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in peygamberlik yönü, beşerî yönü ve peygamberlik görevleri (tebliğ, tebyin, teşri, temsil) arasındaki farklar.
Soru 7571Soru

Siyaset kurumu, toplumsal düzeni sağlamanın yanı sıra bireylerin toplumsal yapı içerisindeki konumlarını da etkiler. Örneğin, demokratik devletlerde eğitim yoluyla liyakatin desteklenmesi, bireylerin kendi yetenekleriyle daha üst statülere geçebilmesini kolaylaştırır. Buna karşın, baskıcı siyasi yapılarda bürokratik kademelere ve ayrıcalıklı statülere ulaşım sadece belirli gruplara açık tutulabilir. Bu durum, devletin yönetim anlayışının bireysel hareketlilik ve toplumsal tabakala��ma üzerindeki belirleyici gücünü gösterir.

Bu parçadan yola çıkılarak siyaset kurumu ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi iktidarın yönetim tarzı, toplumsal tabakalar arasındaki geçişkenliği ve dikey hareketliliği etkileyebilir.

Cevap

Siyasi iktidarın yönetim tarzı, toplumsal tabakalar arasındaki geçişkenliği ve dikey hareketliliği etkileyebilir.
Parçada demokratik yönetimlerin bireysel liyakat temelinde üst tabakalara geçişi (dikey hareketlilik) kolaylaştırdığı, baskıcı yönetimlerin ise ayrıcalıklı grupları koruyarak bu geçişi engellediği belirtilmektedir. Bu durum, siyasi iktidarın yönetim tarzının toplumsal tabakalar arası geçişkenlik ve dikey hareketlilik üzerindeki etkisini doğrudan gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel düşünceyi belirleme
Devletin yönetim biçiminin (demokratik veya baskıcı) bireylerin üst statülere geçebilme olasılığı üzerindeki etkileri analiz edildi.
Parçanın siyaset kurumu ile toplumsal yapı ilişkisine dair verdiği mesajı saptamak.
2
Sosyolojik kavramlar açısından seçenekleri eleme
Diğer seçeneklerdeki kavram yanılgıları (statü-rol karıştırılması, dikey-yatay hareketlilik kargaşası, kültürleme yerine kültürleşme denmesi, fatalizm yerine determinizm kullanılması) tespit edilerek elendi.
Parçayla uyumlu olan ve sosyolojik olarak doğru olan tek yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Siyaset Kurumunun Toplumsal Tabakalaşma ve Hareketlilik Üzerindeki Etkisi
Soru 7572Soru

İslam dünyasında fıkhi ekollerin (ameli mezheplerin) ortaya çıkışında coğrafi şartlar ve sosyo-kültürel çevre önemli rol oynamı��tır. Örneğin; hadisin merkezi konumundaki Hicaz bölgesinde şekillenen bir mezhep, Hz. Peygamber ve sahabenin sünnetinin devamı niteliğindeki 'Medine halkının uygulamalarını' (amel-i ehl-i Medine) temel hukuk kaynağı olarak görmüştür. Buna mukabil; farklı kültürlerin karşılaştığı ve daha karmaşık hukuki sorunların yaşandığı Irak bölgesinde (Kûfe) gelişen bir diğer mezhep ise sorunların çözümünde aklî muhakemeye, kıyas ve istihsan gibi rey yöntemlerine ağırlık vermiştir.

Bu parçada bahsedilen fıkhi mezhepler ve kurucuları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Malikilik (İmam Malik) - Hanefilik (Ebu Hanife)

Cevap

Parçada özellikleri anlatılan ameli-fıkhi mezhepler sırasıyla Malikilik (kurucusu İmam Malik) ve Hanefilik (kurucusu Ebu Hanife) ekolleridir.
Parçada ilk olarak Hicaz (Medine) bölgesinde gelişen, sünnetin devamı olarak 'Medine halkının uygulamalarını' (amel-i ehl-i Medine) esas alan mezhebin Malikilik ve kurucusunun İmam Malik olduğu belirtilmiştir. İkinci olarak ise Irak (Kûfe) bölgesinde gelişen, kıyas ve istihsan gibi rey (akıl) yöntemlerini sıklıkla kullanan mezhebin Hanefilik ve kurucusunun Ebu Hanife olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla doğru eşleştirme 'Malikilik (İmam Malik) - Hanefilik (Ebu Hanife)' şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ilk fıkhi ekolün coğrafi kökenini ve metodolojik belirleyicisini tespit etmek.
Hicaz (Medine) merkezli olan ve 'Medine halkının ameli' ilkesini şer'i delil kabul eden mezhebin Malikilik, kurucusunun ise İmam Malik olduğu belirlenir.
Medine halkının uygulamalarını yaşayan sünnetin bir parçası olarak delil kabul etmek Malikilik mezhebinin en belirgin metodolojik özelliğidir.
2
Parçada verilen ikinci fıkhi ekolün coğrafi kökenini ve metodolojik belirleyicisini tespit etmek.
Irak (Kûfe) merkezli olan, kıyas ve istihsan gibi aklî (rey) yöntemlere öncelik veren mezhebin Hanefilik, kurucusunun ise Ebu Hanife olduğu belirlenir.
Hanefi mezhebi, kurulduğu coğrafyanın etkisiyle karşılaşılan yeni fıkhi meselelerde re'y (görüş), kıyas ve istihsan yöntemlerini yoğun şekilde kullanmıştır.
3
Seçeneklerdeki mezhepleri ameli-fıkhi ve itikadi/siyasi sınıflamasına göre incelemek.
Maturidilik ve Eş'arilik gibi ekollerin itikadi mezhepler olduğu, dolayısıyla ameli-fıkhi mezhep arayan soru köküne uymadığı görülür.
İslam düşüncesindeki ekoller ameli ve itikadi olarak ikiye ayrılır. Soruda ise yalnızca ameli/fıkhi mezhepler sorgulanmaktadır.

Anahtar Kavram

İslam Düşüncesinde Ameli ve Fıkhi Yorumlar
Soru 7573Soru

Sanat felsefesinde estetik değer üzerine yapılan bir tartışmada şu iddia ileri sürülmüştür:

'Bir nesnenin güzel bulunması (pp), ancak ve ancak onun bir fayda sağlamaması (q\sim q) ve izleyicide estetik haz uyandırması (rr) durumunda mümkündür.'

Buna göre, verilen bu ifadenin önermeler mantığındaki doğru sembolik karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: p(qr)p \leftrightarrow (\sim q \wedge r)

Cevap

Bir nesnenin güzel bulunması önermesinin, fayda sağlamaması ve haz uyandırması önermelerinin tümel evetlemesine karşılıklı koşul eklemiyle bağlanmasıyla elde edilen p(qr)p \leftrightarrow (\sim q \wedge r) ifadesidir.
Verilen cümlede 'bir nesnenin güzel bulunması' ifadesi pp önermesiyle, 'fayda sağlamaması' ifadesi olumsuz bir durum bildirdiği için q\sim q önermesiyle, 'izleyicide estetik haz uyandırması' ise rr önermesiyle temsil edilir. İki ana kısım arasındaki 'ancak ve ancak ... durumunda mümkündür' ifadesi karşılıklı koşul eklemini (\leftrightarrow) gerektirir ve bu eklem cümlenin ana eklemidir. 'fayda sağlamaması ve izleyicide estetik haz uyandırması' kısmı ise tümel evetleme eklemiyle (\wedge) birleştirilerek parantez içine alınmalıdır. Dolayısıyla doğru sembolleştirme p(qr)p \leftrightarrow (\sim q \wedge r) biçimindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermelerin ve olumsuzlukların belirlenmesi
'Bir nesnenin güzel bulunması' önermesi pp, 'fayda sağlamaması' olumsuz önermesi q\sim q ve 'izleyicide estetik haz uyandırması' önermesi rr olarak belirlenir.
Günlük dildeki ifadenin bileşenlerini doğru sembollerle eşleştirmek için.
2
Ana eklemin ve yan eklemlerin saptanması
'ancak ve ancak ... durumunda mümkündür' ifadesi ana eklemin karşılıklı koşul (\leftrightarrow) olduğunu gösterir. Diğer bileşenler 've' bağlacı (\wedge) ile birleştirilir.
Önermenin mantıksal yapısını ve işlem sırasını (parantezlemeyi) doğru kurmak için.
3
Sembolik ifadenin birleştirilmesi
Ana eklem olan karşılıklı koşul ortada kalacak şekilde, ikinci kısım parantez içine alınarak p(qr)p \leftrightarrow (\sim q \wedge r) ifadesi elde edilir.
Parçaları doğru mantıksal kurallarla tek bir sembolik formülde toplamak için.

Anahtar Kavram

Önermeler mantığında bileşik önermeleri sembolleştirme ve ana eklemi belirleme
Soru 7574Soru

Aşağıdaki sol sütunda sembolik mantıkta iki bileşenli (p,qp, q) önermeler ve önerme çiftleri, sağ sütunda ise bu önermelerin doğruluk tablosu ile denetlenmesi sonucu elde edilen mantıksal özellikleri verilmiştir. Sol sütundaki her bir önermeyi veya önerme çiftini, sağ sütundaki doğru mantıksal özellik ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

(pq)p\sim(p \rightarrow q) \wedge \sim p önermesi
(pq)p(p \wedge q) \rightarrow p önermesi
pqp \leftrightarrow \sim q önermesi
pqp \rightarrow q ve pq\sim p \lor q önermeleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki önermelerin mantıksal özellikleri sırasıyla tutarsız, geçerli, tutarlı ama geçersiz ve eşdeğerdir. Doğru eşleştirme: left_1 - right_1, left_2 - right_2, left_3 - right_3, left_4 - right_4 şeklindedir.
Verilen önermeler sırasıyla doğruluk tablosu kurallarına göre analiz edildiğinde; birinci önermenin hiçbir doğrulayıcı yorumu olmadığı için tutarsız, ikinci önermenin tüm yorumları doğru olduğu için geçerli, üçüncü önermenin hem doğru hem yanlış yorumları barındırdığı için tutarlı ama geçersiz olduğu ve dördüncü gruptaki iki önermenin tüm yorumlama satırlarındaki değerlerinin özdeş olmasından dolayı eşdeğer olduğu saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
(pq)p\sim(p \rightarrow q) \wedge \sim p önermesinin doğruluk değerlerini hesaplama
pp ve qq için tüm doğruluk satırlarında (D-D, D-Y, Y-D, Y-Y) bu önerme sırasıyla Y, Y, Y, Y değerlerini alır. Hiçbir satırda doğru (D) değeri almadığından tutarsızdır.
Önermenin tutarlılık durumunu saptamak için doğruluk tablosundaki değerlerine bakılması gerekir.
2
(pq)p(p \wedge q) \rightarrow p önermesinin doğruluk değerlerini hesaplama
Önerme tüm satırlarda D, D, D, D değerlerini alır. Doğruluk tablosunun tüm yorumlarında doğru değerini aldığından bu önerme geçerlidir.
Bir önermenin geçerli olması için doğruluk tablosunda tüm satırların doğru (D) olması gerekir.
3
pqp \leftrightarrow \sim q önermesinin doğruluk değerlerini hesaplama
Önerme satırlara göre sırasıyla Y, D, D, Y değerlerini alır. En az bir D aldığı için tutarlı, en az bir Y aldığı için geçersizdir.
Tutarlılık için en az bir doğrulayıcı yorum (D), geçerlilik için ise tüm yorumların D olması şarttır. Hem D hem Y bulundurması tutarlı ama geçersiz olduğunu gösterir.
4
pqp \rightarrow q ile pq\sim p \lor q önermelerinin doğruluk değerlerini karşılaştırma
İki önerme de tüm satırlarda sırasıyla D, Y, D, D değerlerini alır. Tüm satırlardaki doğruluk değerleri aynı olduğundan bu önermeler eşdeğerdir.
Eşdeğerlik, iki veya daha fazla önermenin aynı doğruluk tablosunda aynı satırlarda aynı doğruluk değerlerini almasıyla tanımlanır.

Anahtar Kavram

Doğruluk tablosunda tutarlılık, geçerlilik ve eşdeğerlik kurallarının uygulanması
Soru 7575Soru

Klasik mantıkta bir tanımın mantıksal açıdan geçerli kabul edilebilmesi için uyması gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallardan biri de tanımın dairesel olmaması, yani tan��mlanan kavramın kendisiyle ya da aynı anlama gelen başka bir kavramla açıklanmaması (kısır döngüye düşülmemesi) kuralıdır.

Buna göre, aşağıdaki tanımlardan hangisinde dairesel tanım (kısır döngü) yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adalet, adil olma durumudur.

Cevap

Adalet, adil olma durumudur.
Doğru yanıt olan tanımda, tanımlanan kavram olan 'adalet', kendisiyle doğrudan ilişkili ve aynı kökten gelen 'adil olma' sözcüğü ile açıklanmıştır. Mantık kurallarına göre bir kavram kendisinden daha az bilinen veya kendisiyle aynı düzeyde olan bir terimle tanımlanamaz. Bu durum dairesel tanım (kısır döngü) oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Mantıktaki dairesel tanım (kısır döngü) kuralının anlamını belirleyin.
Dairesel tanım, bir kavramın kendisiyle veya anlam olarak kendisinden türeyen bir kelimeyle tanımlanmasıdır.
Hangi tanım kusurunun arandığını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen tanımları dairesel tanım kuralı yönünden analiz edin.
'Adalet' kelimesinin 'adil olma' ifadesiyle tanımlandığı görülür. 'Adil' kelimesi 'adalet' kökünden türediği için bu tanım kendi kendisini tekrarlamaktadır.
Dairesel tanım örneğini seçenekler arasından tespit etmek gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki ihlalleri belirleyerek onların dairesel tanım olmadığını teyit edin.
Diğer seçeneklerde olumsuz tanım yapılması, mecazi dil kullanımı veya yetersiz kapsayıcılık gibi farklı tanım kusurları mevcuttur.
Hatalı seçenekleri doğru gerekçelerle eleyerek cevabı doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Dairesel Tanım (Kısır Döngü)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7576Soru

Aşağıda verilen tevhit inancının boyutlarını, karşılarında yer alan en uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tevhid-i Rububiyyet
Tevhid-i Uluhiyyet
Tevhid-i Esmâ ve Sıfat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tevhid-i Rububiyyet kavramı evreni yaratan ve yöneten tek güç olma inancıyla; Tevhid-i Uluhiyyet yalnızca Allah'a ibadet etme inancıyla; Tevhid-i Esmâ ve Sıfat ise O'nun isim ve sıfatlarında benzersiz olması inancıyla eşleşir.
Tevhid inancı; Rububiyyet, Uluhiyyet ve Esmâ-Sıfat tevhidi olmak üzere üç temel boyutta incelenir. Rububiyyet tevhidi Allah'ın yaratıcı ve yönetici otoritesini; Uluhiyyet tevhidi yalnızca O'na ibadet edilmesi gerektiğini; Esmâ ve Sıfat tevhidi ise O'nun isim ve sıfatlarında eşsiz olduğunu ifade eder. Bu eşleştirmeler bu tanımları tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Rububiyyet kavramının tanımını belirleme
Rububiyyet, Rab sıfatından gelir ve yaratma, besleme, yönetme anlamlarını taşır. Bu tanım, evreni yaratan ve kurallar koyan tek otoritenin Allah olduğu inancıyla eşleşir.
Rububiyyet kavramının etimolojik ve ıstılahi anlamını doğru tespit etmek.
2
Tevhid-i Uluhiyyet kavramının tanımını belirleme
Uluhiyyet, ilahlık sıfatından gelir ve ibadete layık tek varlık olmayı ifade eder. Bu tanım, kulluğun yalnızca Allah'a yapılması inancıyla eşleşir.
Uluhiyyet kavramının ibadet ve kulluk ilişkisini kurmak.
3
Tevhid-i Esmâ ve Sıfat kavramının tanımını belirleme
Esmâ ve sıfatlar, Allah'ın isim ve sıfatlarının birliğini ve O'na denk hiçbir varlığın olmadığını ifade eder.
Esmâ ve sıfat kavramlarının tevhitteki yerini kavramak.

Anahtar Kavram

Tevhit
Soru 7577Soru

Kur'an-ı Kerim'de insanın bilgi edinme yollarına ve bu vasıtaların doğru kullanılması gerektiğine dikkat çeken pek çok ayet bulunmaktadır. Örneğin Nahl suresi 78. ayette şöyle buyrulmaktadır:

"Allah, sizi analarınızın karnından hiçbir şey bilmez bir durumda çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi."

Bu ayette geçen "kulaklar ve gözler" ile "kalpler" ifadelerinin İslam epistemolojisindeki bilgi kaynakları açısından karşılıkları sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Salim duyular - Selim akıl

Cevap

Salim duyular - Selim akıl
Ayet-i kerimede geçen 'kulaklar ve gözler' ifadesi insanın dış dünyayı algılamasını sağlayan görme ve işitme gibi salim duyuları (havass-ı selime) temsil eder. Ayette geçen 'kalpler' ifadesi ise İslam epistemolojisinde akletme, düşünme ve anlama merkezi olarak kabul edilen selim aklı temsil etmektedir. Dolayısıyla bu iki ifade sırasıyla salim duyular ve selim akıl kaynaklarına karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet metninde geçen anahtar organları ve işlevlerini belirleyin.
Ayette insanın bilgi edinmesiyle ilgili olarak 'kulaklar', 'gözler' ve 'kalpler' organları zikredilmiştir.
Soruda sorulan ifadelerin hangi bilgi kaynaklarına karşılık geldiğini tespit etmek için ilk olarak metin analizi yapılmalıdır.
2
Belirlenen organları İslam epistemolojisindeki kavramlarla eşleştirin.
Göz ve kulak dış dünyayı doğrudan algılamamızı sağlayan işitme ve görme duyularını (salim duyular), kalp ise tefekkür ve akletme yetisini (selim akıl) temsil eder.
Ayetteki mecazi ve gerçek anlamlı kavramların kelam/epistemoloji literatüründeki teknik karşılıklarının bulunması gerekir.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilgi Kaynakları (Selim Akıl, Salim Duyular, Sadık Haber)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7578Soru

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sünneti; sözleri, uygulamaları ve sahabenin yaptığı davranışları onaylaması yönüyle üç ana kısma ayrılır. Aşağıda sol sütunda verilen örnek olay ve sözleri, sağ sütundaki sünnet ��eşitleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) 'Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.' buyurması
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) namazın ve haccın yapılış şekillerini ashabına bizzat kılarak ve uygulayarak göstermesi
Yolculuk sırasında su bulamadığı için teyemmümle namaz kılan bir sahabenin, daha sonra su bulmasına rağmen namazı tekrar kılmamasını Hz. Muhammed'in (s.a.v.) uygun bulup onaylaması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Muhammed'in 'Kolaylaştırınız...' sözü Kavli Sünnet ile; namaz ve haccı bizzat uygulaması Fiili Sünnet ile; sahabenin teyemmüm uygulamasını onaylaması ise Takriri Sünnet ile eşleşir.
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sözlü beyanları kavli sünneti, bizzat gösterdiği uygulamalar fiili sünneti, sahabilerin gerçekleştirdiği ve kendisinin sessiz kalarak veya onaylayarak tasvip ettiği davranışlar ise takriri sünneti oluşturur. Bu doğrultuda sözlü öğüt kavli sünnetle, uygulamalı namaz ve hac tarifi fiili sünnetle, sahabenin teyemmüm davranışı ve bunun onaylanması ise takriri sünnetle doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Örnek olay ve sözlerin niteliğini belirleme
İlk maddede bir sözlü ifade, ikinci maddede bir uygulama, üçüncü maddede ise bir sahabe davranışına yönelik onaylama bulunmaktadır.
Sünnet çeşitlerinin tanımlarını uygulamak için örneklerin hangi kategoriye girdiğini tespit etmek gerekir.
2
Tespit edilen nitelikleri sünnet çeşitleriyle eşleştirme
Sözlü ifade Kavli Sünnet ile, bizzat gerçekleştirilen uygulama Fiili Sünnet ile, sahabe davranışının onaylanması ise Takriri Sünnet ile eşleşir.
Kavli, fiili ve takriri sünnetin dini literatürdeki tanımları bu eşleştirmeyi zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in sünnetinin çeşitleri ve bu çeşitlerin örnek olaylarla ilişkilendirilmesi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7579Soru

Klasik mantıkta içlem ile kaplam arasında ters orantılı bir ilişki bulunmaktadır. Bir kavramın kaplamı (kapsadığı eleman sayısı) arttıkça içlemi (taşıdığı özellik sayısı) azalır; içlemi arttıkça da kaplamı daralır.

Buna göre; geometrik kavramlar evreninde yer alan aşağıdaki kavramları, kaplamı en fazla olandan en az olana (en genelden en özele) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama genelden özele (kaplamı en fazla olandan en az olana) doğru şu şekildedir: Geometrik Şekil, Çokgen, Dörtgen, Paralelkenar, Kare.
Geometrik Şekil kavramı en genel kavram olup kaplamı en geniştir. Çokgen, dörtgen, paralelkenar ve kare kavramları sırasıyla birbirinin alt kümesi olup giderek daha özel nitelikler kazanır ve kaplamları daralır. Bu nedenle doğru sıralama Geometrik Şekil, Çokgen, Dörtgen, Paralelkenar ve Kare şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların kapsam genişliklerini (kaplamlarını) analiz etmek.
Geometrik Şekil kavramının kapsamına daire, üçgen, çokgen gibi her türlü geometrik formun girdiğini; Çokgen kavramının ise sadece düz doğru parçalarından oluşan kapalı şekilleri kapsadığını belirlemek.
Sıralamanın ilk basamakların�� oluşturmak için en genel kavramları tespit etmek gerekir.
2
Daha özel geometrik kavramlar arasındaki kapsama ilişkisini belirlemek.
Dörtgenin çokgenlerin; paralelkenarın dörtgenlerin; karenin ise paralelkenarların bir alt kümesi (türü) olduğunu saptamak.
Genelden özele doğru gidildikçe her alt kavramın bir üst kavramın kaplamı içinde yer aldığını görmek gerekir.
3
Kavramları kaplam büyüklüğüne göre büyükten küçüğe sıralamak.
Geometrik Şekil > Çokgen > Dörtgen > Paralelkenar > Kare sıralamasına ulaşmak.
Soruda istenen kaplamı en fazla olandan en az olana doğru sıralama koşulunu eksiksiz yerine getirmek.

Anahtar Kavram

İçlem-kaplam ilişkisi klasik mantıkta kavramların genelden özele doğru hiyerarşik olarak sıralanmasını sağlar. Kaplam en genel kavramda en fazla, içlem ise en özel kavramda en fazladır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7580Soru

Çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle bir önermenin geçerliliğini denetlemek isteyen bir öğrenci, önermenin de��ili olan \sim işaretini koyarak çizelgeyi oluşturmuş ve çözümleme sonucunda tüm yolların kapandığını (x) görmüştür.

Buna göre, yapılan bu denetleme işlemi ve elde edilen sonuçla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önermenin değili tutarsızdır, dolayısıyla önermenin kendisi geçerlidir.

Cevap

Önermenin değili tutarsızdır, dolayısıyla önermenin kendisi geçerlidir.
Çözümleyici çizelgede bir önermenin geçerliliğini denetlemek amacıyla önermenin değili (\sim) çizelgeye yazılır. Çözümleme bittiğinde tüm yollar kapandıysa bu, değil önermesinin tutarsız olduğunu gösterir. Değili tutarsız olan önermenin kendisi ise her yorumlamada doğru değerini alacağından geçerlidir. Bu doğrultuda, öğrencinin yaptığı denetim doğru bir sonuca ulaşmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çözümleyici çizelgede yolların kapanmasının mantıksal anlamını bulmak
Tüm yolların kapanması, çözümlenen ifadenin tutarsız (hiçbir satırda doğru değer alamayan) olduğunu gösterir.
Kapalı yollar, ifadenin doğruluk değerinin hiçbir yorumlamada doğru olamayacağını ifade eder.
2
Değilinin tutarsızlığı üzerinden asıl önermenin geçerlilik durumunu saptamak
Bir önermenin değili tutarsız ise, kendisi tüm yorumlamalarda zorunlu olarak doğru (geçerli) olur.
Değilinin hiçbir zaman doğru olamaması, asıl önermenin her zaman doğru olmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelge ile geçerlilik denetleme kuralları
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 379 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin