Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7541Soru

Geleneksel tarım toplumlarında ekonomik faaliyetler aile, akrabalık ve cemaat ilişkileriyle iç içe yürütülürken; üretim ve tüketim süreçleri birbirinden keskin sınırlarla ayrılmamıştır. Ancak sanayileşmeyle birlikte üretim fabrikalara taşınmış, rasyonel iş bölümü ve uzmanlaşma ön plana çıkmış, bireyler arasındaki ilişkiler sözleşmeye dayalı resmi bir nitelik kazanmıştır. Bu dönüşüm, bireyin toplumsal ilişkilerini ve toplumsal hayattaki bağlarını da kökten değiştirmiştir.

Bu parçadan hareketle, modernleşme sürecinde ekonomi kurumu ile toplumsal hayat arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik üretim biçimindeki değişim, bireyler arasındaki toplumsal ilişkileri birincil ve yüz yüze ilişkilerden, ikincil ve sözleşmeli ilişkilere dönüştürmüştür.

Cevap

Ekonomik üretim biçimindeki değişim, bireyler arasındaki toplumsal ilişkileri birincil ve yüz yüze ilişkilerden, ikincil ve sözleşmeli ilişkilere dönüştürmüştür.
Doğru seçenek ekonomik üretim tarzındaki dönüşümün (tarımdan sanayiye geçiş), bireylerin toplumsal bağlarını birincil (yüz yüze, samimi) nitelikten ikincil (sözleşmeli, resmi) niteliğe kaydırdığını tam olarak açıklamaktadır. Parçada geçen 'cemaat ilişkileriyle iç içe yürütülürken' ifadesi birincil ilişkileri, 'sözleşmeye dayalı resmi bir nitelik kazanmıştır' ifadesi ise ikincil ilişkileri temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel sosyolojik değişimi tespit etmek
Geleneksel tarım toplumundaki yüz yüze, cemaat temelli ekonomik ilişkilerin yerini sanayi toplumuyla birlikte fabrikalara, iş bölümüne ve resmi sözleşmelere bıraktığı belirlenir.
Parçada tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş süreci ve bu sürecin toplumsal bağları nasıl etkilediği anlatılmaktadır.
2
Seçeneklerdeki kavramsal ilişkileri parça doğrultusunda analiz etmek
Ekonomik yapının dönüşmesiyle toplumsal ilişkilerin birincil ve yüz yüze nitelikten ikincil ve resmi/sözleşmeli bir niteliğe büründüğü sonucuna ulaşılır.
Parçanın son cümlesindeki 'bireyin toplumsal ilişkilerini ve toplumsal hayattaki bağlarını da kökten değiştirmiştir' ifadesi bu yönelimi doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Ekonomik yapının toplumsal ilişkiler ve bağlar üzerindeki dönüştürücü etkisi
Soru 7542Soru

Sembolik mantıkta bir önermenin tutarlılığı, geçerliliği veya iki önermenin eşdeğerliği doğruluk tablosu oluşturularak denetlenmektedir. Buna göre, sol sütunda sembolik dilde verilen önermeleri veya önerme çiftlerini, sağ sütundaki doğruluk tablosu denetlemesi özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

(pq)q\sim (p \rightarrow q) \land q önermesi
(pq)p(p \land q) \rightarrow p önermesi
(pq)(pq)(p \lor q) \rightarrow (p \land q) önermesi
(pq)\sim (p \lor q) ile pq\sim p \land \sim q önermeleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki önermeler sırasıyla sağ sütundaki şu açıklamalarla eşleşmelidir: Birinci önerme tutarsız önerme açıklamasıyla; ikinci önerme geçerli önerme açıklamasıyla; üçüncü önerme tutarlı ama geçersiz önerme açıklamasıyla; dördüncü önerme çifti ise eşdeğer önermeler açıklamasıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede her önerme veya önerme çifti doğruluk tablosundaki temel özellikleriyle eşleşmektedir: (pq)q\sim (p \rightarrow q) \land q önermesi hiçbir satırda doğru değeri almadığı için tutarsızdır. (pq)p(p \land q) \rightarrow p önermesi tüm satırlarda doğru değerini aldığı için geçerlidir. (pq)(pq)(p \lor q) \rightarrow (p \land q) önermesi hem doğru hem yanlış değerler içerdiği için tutarlı ama geçersizdir. (pq)\sim (p \lor q) ile pq\sim p \land \sim q önermeleri tüm yorumlamalarda aynı doğruluk değerini aldığı için eşdeğerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci önerme olan (pq)q\sim (p \rightarrow q) \land q ifadesinin doğruluk tablosunu yapınız.
Doğruluk değerleri tüm satırlarda yanlış (YY) olarak bulunur.
Tümel evetleme bağlacının (\land) doğru olması için her iki bileşeninin de doğru olması gerekir. (pq)\sim (p \rightarrow q) ifadesinin doğru olması ise yalnızca pp doğru, qq yanlış iken mümkündür. Ancak bu durumda qq yanlış olacağından, tümel evetlemenin sağ bileşeni yanlış olur ve sonuç yine yanlış (YY) çıkar. Diğer satırlarda da benzer şekilde sonuç hep yanlıştır. Bu yüzden önerme tutarsızdır.
2
İkinci önerme olan (pq)p(p \land q) \rightarrow p ifadesinin doğruluk tablosunu yapınız.
Doğruluk değerleri tüm satırlarda doğru (DD) olarak bulunur.
Koşul bağlacı (\rightarrow), sadece ön bileşen doğru ve art bileşen yanlış olduğunda yanlış (YY) değerini alır. (pq)(p \land q) ifadesinin doğru olduğu tek durumda pp de zorunlu olarak doğru olacağından, yanlış (YY) değerinin çıkması imkansızdır. Tüm yorumlarda doğru (DD) çıktığı için önerme geçerlidir.
3
Üçüncü önerme olan (pq)(pq)(p \lor q) \rightarrow (p \land q) ifadesinin doğruluk tablosunu yapınız.
Önermenin doğruluk değerleri sırasıyla D, Y, Y, D olarak bulunur.
pp ve qq önermelerinin her ikisinin de doğru veya her ikisinin de yanlış olduğu satırlarda ön bileşen ile art bileşen aynı doğruluk değerini alır ve koşul önermesi doğru (DD) olur. Ancak bileşenlerden biri doğru diğeri yanlış olduğunda koşul önermesi yanlış (YY) değerini alır. En az bir doğru yorumu olduğu için tutarlı, en az bir yanlış yorumu olduğu için geçersizdir.
4
Dördüncü gruptaki (pq)\sim (p \lor q) ve pq\sim p \land \sim q önermelerinin doğruluk tablolarını karşılaştırınız.
Her iki önermenin de tüm satırlarda sırasıyla Y, Y, Y, D değerlerini aldığı görülür.
İki önermenin eşdeğer olması, aynı doğruluk yorumları altında aynı doğruluk değerlerini almalarını gerektirir. Tablo denetlemesi sonucunda her iki önermenin tüm satırlarda özdeş değerler aldığı görülür, dolayısıyla eşdeğerdirler.

Anahtar Kavram

Doğruluk Tablosu ile Tutarlılık, Geçerlilik ve Eşdeğerlik Denetleme
Soru 7543Soru

Sembolik mantıkta çözümleyici çizelge (ağaç) yöntemiyle denetleme yapılırken, her mantık ekleminin kendine özgü çözümleme kuralları uygulanır.

Buna göre, (pq)\sim(p \rightarrow q) önermesinin çözümleyici çizelgedeki çözümleme adımı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt alta yazılır ve pp ile q\sim q elde edilir.

Cevap

Alt alta yazılır ve pp ile q\sim q elde edilir.
Çözümleyici çizelgede değillenmiş koşul önermesinin [(pq)\sim(p \rightarrow q)] çözüm kuralı alt alta yazmadır. Bu kurala göre, koşul önermesinin ilk bileşeni (pp) aynen yazılırken, ikinci bileşeninin değili (q\sim q) altına eklenir. Dolayısıyla doğru yanıt 'Alt alta yazılır ve pp ile q\sim q elde edilir' ifadesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin ana eklemini ve değilleme durumunu belirleme
Önerme bir değillenmiş koşul önermesidir: (pq)\sim(p \rightarrow q)
Çözümleyici çizelgede uygulanacak kuralı belirlemek için ana ekleme bakılması gerekir.
2
Değillenmiş koşul önermesinin eş değerini bulma
(pq)pq\sim(p \rightarrow q) \equiv p \land \sim q
Değillenmiş koşul önermesi, ilk bileşenin aynısı ile ikinci bileşenin değilinin tümel evetlemesine eş değerdir.
3
Eş değer önermeye uygun çözümleyici çizelge kuralını uygulama
Tümel evetleme (pqp \land \sim q) önermesi alt alta yazma kuralı gerektirdiğinden, çizelgeye alt alta sırasıyla pp ve q\sim q yazılır.
Çözümleyici çizelgede tümel evetleme eklemi alt alta yazma kuralı ile çözümlenir.

Anahtar Kavram

Değillenmiş Koşul Önermesinin Çözümleme Kuralı
Tahmini Süre:45s
Soru 7544Soru

Modern toplumlarda siyasi iktidar, meşruiyetini soyut kurallar bütününden ve yasal süreçlerden al��r. Bireyler, yöneten kişinin şahsına veya geleneksel konumuna değil, onun temsil ettiği makama ve yasalara itaat ederler. Ancak siyasi iktidarın bu yasal-rasyonel biçimi, toplumsal kriz veya kaos dönemlerinde sarsıntıya uğrayabilir ve kitleleri peşinden sürükleyen, olağanüstü yeteneklere sahip olduğuna inanılan liderlerin karizmatik otoritesi ön plana çıkabilir.

Bu parçadan yola çıkılarak siyaset sosyolojisindeki otorite tipleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi otoritenin meşruiyet kaynakları, toplumsal koşullara ve kriz dönemlerine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Cevap

Siyasi otoritenin meşruiyet kaynaklarının toplumsal koşullara ve kriz dönemlerine bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği yargısı
Doğru seçenek, parçadaki 'toplumsal kriz veya kaos dönemlerinde sarsıntıya uğrayabilir ve... karizmatik otorite ön plana çıkabilir' ifadesiyle tam olarak örtüşmektedir. Bu durum, meşruiyet kaynaklarının sabit olmadığını, toplumsal koşullara ve krizlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel argümanları ve otorite tiplerine yönelik açıklamaları incelemek.
Yasal-rasyonel otoritenin olağan dönemlerdeki işleyişi ile kriz dönemlerinde karizmatik otoritenin yükselişi arasındaki ilişki belirlenmiştir.
Parçanın ana fikrini ve sunduğu sosyolojik bağlamı kavramak için.
2
Otoritenin değişkenliğini ve meşruiyet kaynaklarının toplumsal koşullarla ilişkisini ifade eden seçeneği aramak.
Parçada kriz dönemlerinde otoritenin yasal-rasyonelden karizmatiğe kayabildiğinin belirtilmesinin, meşruiyet kaynaklarının toplumsal durumlara göre değişebileceğini gösterdiği tespit edilmiştir.
Doğru yargıya ulaşmak ve sosyolojik çıkarımı tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Siyasi Otorite Tipleri ve Meşruiyet
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7545Soru

Aşağıda sol sütunda verilen İslam inanç esaslarının özelliklerini, sağ sütundaki açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tecezzi kabul etmemesi (Bölünmezlik)
Dogmatik olmaması
Sade ve anlaşılır olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tecezzi kabul etmemesi (Bölünmezlik) özelliği inanç esaslarının bir bütün olup bölünemeyeceğiyle; dogmatik olmaması özelliği akıl yürütmeyi engellememesi ve körü körüne inanmayı dayatmamasıyla; sade ve anlaşılır olması özelliği ise karmaşık felsefi yapıda olmaması ve aracı gerektirmemesiyle eşleşir.
İslam inanç esaslarının özelliklerinden tecezzi kabul etmeme bölünmez bütünlüğü, dogmatik olmama akıl ve sorgulamaya açıklığı, sade ve anlaşılır olma ise yalınlığı ve aracısızlığı ifade eder. Bu nitelikler verilen açıklamalarla doğrudan ve tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki 'Tecezzi kabul etmemesi (Bölünmezlik)' kavramının anlamını belirleyin.
'Tecezzi' parçalara ayrılma demektir. İslam inanç esaslarında bölünme kabul edilmez; yani bir insanın inanç esaslarının tamamını bir bütün olarak kabul etmesi şarttır. Bu durum sağ sütundaki ikinci ifadeyle eşleşir.
İnanç esaslarının bölünmez bütünlük niteliğini doğru tanımıyla ilişkilendirmek.
2
Sol sütundaki 'Dogmatik olmaması' özelliğinin anlamını belirleyin.
Dogmatizm, aklın sorgulama yapmadan, körü körüne inanması esasına dayanır. İslam inanç esasları ise insanın aklını kullanmasını, tefekkür etmesini ve araştırmasını ister; körü körüne teslimiyeti dayatmaz. Bu durum sağ sütundaki birinci ifadeyle eşleşir.
Aklın rolünü ve dogmatik olmayan inanç yapısını doğru tanımıyla ilişkilendirmek.
3
Sol sütundaki 'Sade ve anlaşılır olması' özelliğinin anlamını belirleyin.
Bu özellik, inanç esaslarının son derece yalın, açık ve anlaşılır olmasını; ruhban sınıfı gibi aracı kurumlara gerek duymadan doğrudan kabul edilebilmesini ifade eder. Bu durum sağ sütundaki üçüncü ifadeyle eşleşir.
İnancın sadeliği ve aracısızlığı niteliğini doğru tanımıyla ilişkilendirmek.

Anahtar Kavram

İslam İnanç Esaslarının Özellikleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 7546Soru

Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi sosyolojik kavramlar getirilmelidir?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Toplumda bireylerin sosyo-ekonomik kökenlerine bakılmaksızın, yetenek ve çabaları doğrultusunda eğitim olanaklarından eşit şekilde yararlanabilmesi durumuna adı verilir. Eğitim sistemi aracılığıyla bireylerin toplumsal statülerinin soy bağı ya da servet yerine yetenek, zekâ ve çalışma gibi kişisel liyakat ölçütlerine göre belirlendiği bu toplumsal düzene ise denir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'fırsat e��itliği', ikinci boşluğa ise 'meritokrasi' kavramları getirilmelidir.
İlk boşlukta herkesin eğitim olanaklarından eşit biçimde yararlanabilmesini ifade eden fırsat eşitliği tanımlanmıştır. İkinci boşlukta ise toplumsal konumların kişisel yetenek ve liyakat esasına göre belirlendiği meritokrasi sistemi açıklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ilk cümlesinde yer alan eğitim olanaklarına erişim tanımını analiz edin.
Bireylerin aile kökenlerine bakılmaksızın yetenekleri doğrultusunda eğitim alabilmesi 'fırsat eşitliği' olarak adlandırılır.
Eğitimde adaleti ve demokratik hakları güvence altına alan temel ilke fırsat eşitliğidir.
2
Paragrafın ikinci cümlesinde yer alan statü ve ödül dağıtım mekanizmasını inceleyin.
Statülerin soy bağı veya zenginlik yerine kişisel yetenek, başarı ve çalışmaya göre dağıtıldığı düzen 'meritokrasi' olarak adlandırılır.
Meritokrasi liyakate dayalı bir yönetim ve tabakalaşma sistemini ifade eder.

Anahtar Kavram

Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Meritokrasi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7547Soru

İslam düşüncesinde iman ile bilgi arasında çok yakın bir ilişki vardır. İman, bilginin üzerine inşa edildiğinde taklitten kurtulup tahkiki bir boyut kazanır. Ancak kelam âlimleri, her bilgi sahibinin mümin olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek iman ile bilgiyi (marifet) özdeş görmemişlerdir. Örneğin Ehl-i Kitab'ın Hz. Peygamber'i kendi çocukları gibi tanıdıkları (Bakara suresi, 146. ayet) hâlde inkâr etmeleri veya şeytanın Allah'ın varlığını bilmesine rağmen isyan etmesi bu durumun delillerindendir.

Buna göre, kelamcıların marifeti (bilgiyi) tek başına iman için yeterli görmemelerinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilginin zihinsel bir kabul ve idrakten ibaret olmasına karşılık, imanın iradi bir onaylama (tasdik) ve boyun eğme gerektirmesi

Cevap

Bilginin zihinsel bir kabul ve idrakten ibaret olmasına karşılık, imanın iradi bir onaylama (tasdik) ve boyun eğme gerektirmesi
Doğru cevap olan seçenek, kelamcıların iman ve marifet konusundaki ortak görüşünü yansıtmaktadır. İslam kelamında bilgi, zihnin bir şeyi idrak etmesiyle sınırlıyken; iman, bu bilginin kalp ile onaylanmasını ve kişinin hür iradesiyle teslim olmasını gerektirir. Şeytan ve inanmayanların peygamberi tanımasına dair verilen örnekler, bilginin varlığına rağmen kalbi onaylama (tasdik) gerçekleşmediği için iman dairesine girilemediğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen bilgilerin ve örneklerin (Ehl-i Kitab'ın peygamberi tanıması ama inanmaması, şeytanın Allah'ı bilip isyan etmesi) analiz edilmesi.
İmanın sadece zihinsel bir bilme (marifet) işleminden ibaret olmadığının, bilginin imandan farklı bir boyuta sahip olduğunun tespit edilmesi.
Sorunun temel gerekçesini bulabilmek için bilgi ile imanın özü arasındaki farkı ortaya koymak.
2
Kelam ilmindeki iman tanımında yer alan 'tasdik' (kalple onaylama) kavramı ile 'marifet' (bilgi) arasındaki farkın irdelenmesi.
İmanın gerçekleşmesi için bilginin yanında özgür iradeye dayalı bir boyun eğme ve onaylamanın (tasdik) zorunlu olduğunun anlaşılması.
Kelamcıların bilgiyi iman için neden yeterli görmediğinin teorik altyapısını belirlemek.
3
Seçeneklerin analiz edilerek doğru gerekçeyi belirten ifadenin tespit edilmesi.
Bilginin sadece zihinsel bir kabul olmasına karşılık, imanın iradi bir onay (tasdik) gerektirdiğini belirten seçeneğin doğru cevap olarak bulunması.
Doğru seçeneğe ulaşarak sorunun çözümünü tamamlamak.

Anahtar Kavram

İman ve Bilgi İlişkisi (Marifet ve Tasdik Farkı)
Soru 7548Soru

Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri, siyaset sosyolojisinde kullanılan otorite tiplerine uygun olacak şekilde doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Max Weber, meşruiyetin kaynağına göre üç temel otorite tipi tanımlamıştır. Toplumda geçmişten devralınan törelerin, inançların ve yerleşik alışkanlıkların kutsallığına dayanarak uygulanan güce otorite; modern toplumlarda ise akılcı bir şekilde tasarlanmış anayasal kurallara, yasal düzenlemelere ve bürokratik hiyerarşiye dayanan güce otorite adı verilir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Metindeki ilk boşluğa 'geleneksel', ikinci boşluğa ise 'yasal-rasyonel' (veya rasyonel-yasal/hukuki) yazılmalıdır.
Weber'in otorite kuramına göre, töre ve geleneklere dayanan meşruiyet biçimi geleneksel otorite iken; anayasa, yazılı kurallar ve bürokrasiye dayanan meşruiyet biçimi yasal-rasyonel otoritedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk boşluk öncesindeki ipuçlarını incelemek.
İpuçları 'geçmişten devralınan töreler, inançlar ve yerleşik alışkanlıklar' olarak belirlenmiştir. Bu meşruiyet kaynağı Weber'in sınıflamasında geleneksel otoriteye karşılık gelir.
Geleneksel otorite, meşruiyetini tarihsel süreklilikten ve yerleşik toplumsal alışkanlıklardan alır.
2
Metindeki ikinci boşluk öncesindeki ipuçlarını incelemek.
İpuçları 'akılcı tasarlanmış anayasal kurallar, yasal düzenlemeler ve bürokratik hiyerarşi' olarak belirlenmiştir. Bu özellikler yasal-rasyonel otoriteye karşılık gelir.
Modern demokratik devletlerin temelini oluşturan bu otorite tipi, kişisel olmayan yazılı yasal kurallara dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Max Weber'in meşru otorite tipleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7549Soru

Mantık dersinde öğretmen tahtaya sırasıyla 'Kafdağı', 'Dağ' ve 'Ağrı Dağı' örneklerini yazar. Öğrencilerden bu kavramları klasik mantıktaki nelik, gerçeklik ve kimlik yönünden analiz etmelerini ister. Söz alan bir öğrenci, 'Kafdağı'nın dış dünyada nesnel bir karşılığı olmadığı için doğruluk değeri yanlıştır; Ağrı Dağı ise somut olarak var olduğu için doğruluk değeri doğrudur.' yorumunda bulunur. Öğretmen ise kavramların tek başına bir yargı bildiremeyeceğini, dolayısıyla doğruluk veya yanlışlık gibi değerler alamayacağını belirterek öğrencisinin hatasını düzeltir.

Buna göre öğrenci, kavramların niteliklerini açıklarken aşağıdaki özelliklerden hangilerini birbiriyle karıştırmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçeklik ve doğruluk

Cevap

Gerçeklik ve doğruluk kavramlarının karıştırılması
Doğru yanıt olan gerçeklik ve doğruluk seçeneği, öğrencinin düştüğü hatayı tam olarak yansıtmaktadır. Öğrenci, 'Kafdağı' teriminin dış dünyada bir karşılığı olmamasını (gerçeklik yokluğu) yanlış bir doğruluk değeri olarak yorumlamış, benzer şekilde 'Ağrı Dağı' teriminin somut varlığını (gerçeklik varlığı) doğru bir doğruluk değeri olarak görmüştür. Oysa tek başına kavramlar (Kafdağı, Ağrı Dağı vb.) doğruluk değerine sahip olamaz; doğruluk değeri ancak bir yargı bildiren önermelere (örneğin 'Ağrı Dağı Türkiye'dedir' önermesine) ait bir özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Öğrencinin tahtadaki kavramlara yönelik yaptığı açıklamayı analiz etmek.
Öğrenci, 'Kafdağı'nın dış dünyada olmamasını doğruluk değerinin yanlış olmasıyla, 'Ağrı Dağı'nın dış dünyada olmasını ise doğruluk değerinin doğru olmasıyla ilişkilendirmiştir.
Öğrencinin kavramların dış dünyadaki varlığı (gerçeklik) ile önermelerin bilgi değeri (doğruluk) arasında nasıl bir bağ kurduğunu saptamak gerekir.
2
Mantıkta kavramların ve önermelerin özelliklerini ayırt etmek.
Dış dünyada bir nesneye karşılık gelme durumu 'gerçeklik' iken; bir yargının nesnesine uygunluğu 'doğruluk' olarak tanımlanır. Kavramların doğruluk değeri olamaz, sadece önermelerin olur.
Öğrencinin kavramlara doğruluk değeri yükleyerek yaptığı hatanın temelini mantıksal kurallarla açıklamak gerekir.
3
Karıştırılan kavram ikilisini belirlemek.
Öğrencinin 'gerçeklik' ve 'doğruluk' özelliklerini birbiriyle karıştırdığı sonucuna ulaşılır.
Soruda istenen karıştırılan kavram çiftini bulmak için öğrencinin hatasının nesnel varoluş ile doğruluk değeri arasında olduğunu netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Klasik Mantıkta Kavramların Nitelikleri (Nelik, Gerçeklik, Kimlik) ve Doğruluk İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7550Soru

Klasik mantıkta bir kavramın içlemini belirterek onun ne olduğunu açıklamaya tanım denir. Ancak mantıksal açıdan geçerli bir tanım yapabilmek için bazı temel kurallara uyulması zorunludur.

Buna göre, "Bilim, bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırmaların bütünüdür." ifadesinde aşağıdaki tanım kurallarından hangisine uyulmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmamalıdır

Cevap

Tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmamalıdır
Verilen tanımda 'bilim' kavramı, kendisiyle aynı kökten türeyen ve yine bilim kavramının bilinmesini gerektiren 'bilim insanı' kelimesiyle açıklanmıştır. Mantık kurallarına göre bir kavram kendisiyle tanımlanamaz; bu durum kısır döngüye (daireselliğe) yol açar. Bu nedenle 'Tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmamalıdır' kuralı ihlal edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımlanan ve tanımlayan ögeleri belirleme
Tanımlanan öge "bilim" kavramıdır. Tanımlayan öge ise "bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırmaların bütünüdür" ifadesidir.
Tanım kurallarının ihlal edilip edilmediğini anlamak için kavramlar arası ilişkiyi ortaya koymak gerekir.
2
Dairesellik durumunu kontrol etme
Tanımlayan kısımda, tanımlanan kavramın kendisinden türetilmiş olan "bilim insanı" kelimesi geçmektedir.
Bir kavramı açıklarken yine o kavramın bilinmesine bağlı başka bir kavramı kullanmak mantıkta kısır döngüye (dairesel tanıma) yol açar.

Anahtar Kavram

Tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmaması kuralı, bir kavramın kendisiyle veya kendisinden türeyen/aynı anlama gelen başka bir kavram aracılığıyla tanımlanamayacağını belirtir.
Soru 7551Soru

Tasavvuf düşüncesinde seyr-i süluk olarak adlandırılan manevi yolculuk, belirli aşamalar ve tecrübeler barındırır. Bu süreçte kulun manevi durumunu ifade etmek üzere 'hal' ve 'makam' kavramları geliştirilmiştir. Makam; kulun kendi iradesi, nefis terbiyesi ve sürekli çalışmasıyla elde ettiği, ahlaki olgunluğun kalıcı hale geldiği manevi durakları temsil eder. Hal ise kulun kendi kesbi (çabası) olmaksızın, tamamen ilahi bir lütuf olarak kalbe aniden doğan, sürekli olmayan ve hızla değişebilen manevi coşku, daralma veya ürperti gibi geçici yaşantılardır.

Buna göre, tasavvufi seyr-i süluk sürecinde yaşanan aşağıdaki durumlardan hangisi, diğerlerinden farklı olarak 'makam' kavramı kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir mutasavvıfın hayatı boyunca karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar karşısında şikayet etmeden rıza göstermeyi ve sabretmeyi ruhsal bir meleke haline getirmesi

Cevap

Bir mutasavvıfın hayatı boyunca karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar karşısında şikayet etmeden rıza göstermeyi ve sabretmeyi ruhsal bir meleke haline getirmesi
Doğru cevap olan seçenekteki rıza ve sabır göstermenin ruhsal bir meleke (alışkanlık ve kalıcı özellik) haline getirilmesi, dervişin seyr-i süluk sürecindeki iradi çabası ve nefis terbiyesiyle ulaştığı kalıcı bir manevi dereceyi ifade ettiğinden 'makam'dır. Diğer seçeneklerdeki huşu, bast, kabz ve vecd durumları ise geçici ve irade dışı ortaya çıkan, dervişin kontrolünde olmayan manevi yaşantılar olduğundan 'hal' olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen 'hal' ve 'makam' kavramlarının tanımları ve ayırt edici özellikleri incelenir.
Makamın kulun kendi iradesi ve çabasıyla ulaştığı kalıcı manevi dereceler olduğu; halin ise kulun iradesi dışında kalbe doğan geçici ve değişken manevi durumlar olduğu belirlenir.
Sorudaki kavramsal ayrımın temel kriterlerini oluşturmak için.
2
Seçeneklerde yer alan durumların kalıcılık-geçicilik ve iradi çaba durumları analiz edilir.
Zorluklar karşısında sabretmeyi ve rıza göstermeyi hayat boyu kalıcı bir meleke haline getirmenin kulun iradi çabası ve eğitimiyle (kesb) kazandığı kalıcı bir aşama (makam) olduğu; diğer seçeneklerdeki huşu, bast, kabz ve vecd durumlarının ise geçici ve irade dışı (vehbi) yaşantılar (hal) olduğu tespit edilir.
Makam sınıfına giren seçeneği diğerlerinden ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Tasavvufta Hal ve Makam Kavramları Arasındaki Farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7552Soru

İslam ilahiyatında Hz. Muhammed'in dindeki konumu ele alınırken onun hem beşerî (insani) hem de risalet (peygamberlik) yönü üzerinde durulur. Risalet yönü; Allah'tan vahiy alması, bu vahyi insanlara tebliğ etmesi, kapalı hususları açıklaması (tebyin), uygulamalarıyla örnek olması (temsil) ve gerektiğinde hüküm koymasını (teşri) kapsar. Hz. Peygamber’in bu görevleri yerine getirirken vahyin denetiminde olduğu ve ümmet için mutlak bir bağlayıcı kılavuz olduğu kabul edilir.

Buna göre, Hz. Muhammed’in peygamberlik yönüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlahi mesajları insanlara aynen ulaştırması (tebliğ), onun sadece vahyi iletmekle görevli olduğunu ve dinin pratik hayata uygulanmasında açıklayıcı veya kurucu bir rolünün bulunmadığını gösterir.

Cevap

İlahi mesajları insanlara aynen ulaştırmasının onun dinde açıklayıcı veya kurucu bir rolü olmadığını gösterdiğini savunan ifade
İlahi mesajları iletme görevinin peygamberin dinde açıklayıcı veya kurucu bir rolü olmadığını savunan ifade yanlıştır. Hz. Muhammed, yalnızca vahyi kelimesi kelimesine aktaran edilgen bir aracı değildir; aksine Kur'an ayetlerini açıklama (tebyin), yaşayarak örnek olma (temsil) ve hüküm koyma (teşri) görevleriyle dinin şekillenmesinde ve yaşanmasında son derece aktif ve kurucu bir konuma sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Hz. Muhammed'in peygamberlik görevlerinin (tebliğ, tebyin, teşri, temsil) tanımlarını ve kapsamlarını analiz etmek.
Tebliğ vahyi ulaştırmaktır; tebyin açıklamak, teşri hüküm koymak, temsil ise örnek olmaktır.
Soruda istenen yanlış değerlendirmeyi tespit edebilmek için her bir görevin niteliğini belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin peygamberin risalet ve beşerî yönleriyle uyumunu sorgulamak.
Peygamberin sadece bir iletici gibi edilgen görülmesi onun tebyin ve teşri görevlerini göz ardı eder.
İslam dininde sünnetin kurucu ve açıklayıcı rolünü kavramak, yanlış iddiayı belirlememizi sağlar.
3
Hatalı çıkarımın yer aldığı seçeneği belirlemek.
Tebliğ görevinin peygamberi sadece pasif bir aktarıcı yaptığını öne süren ifadenin yanlış olduğu tespit edilir.
Peygamberlik görevlerinin birbirini tamamlayan aktif yapısı bu iddiayı doğrudan çürütür.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Peygamberlik Yönü ve Risalet Görevleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7553Soru

Ateizm kavramı, felsefi ve pratik düzlemde farklı tezler ve yaklaşımlar barındırmaktadır. Aşağıda verilen ateizmle ilişkili kavram ve argümanları, karşılarında yer alan en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Pratik Ateizm
Teorik Ateizm
Kötülük Problemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Pratik Ateizm kavramı günlük yaşamda Tanrı yokmuş gibi davranma açıklamasıyla, Teorik Ateizm kavramı felsefi ve sistemli reddiye açıklamasıyla, Kötülük Problemi ise dünyadaki acı ve felaketlerden yola çıkarak yaratıc��yı reddetme açıklamasıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; pratik ateizm eylemsel/yaşamsal kayıtsızlığa dayanan seküler hayat sürme tanımıyla, teorik ateizm sistemli ve felsefi argümanlar içeren reddiyeyle, kötülük problemi ise evrendeki acı ve adaletsizlikler üzerinden Tanrı'nın sıfatlarını sorgulayan teodise argümanıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Pratik ateizmin tanımını ve günlük hayattaki yansımasını analiz etme.
Pratik ateizmin teorik bir iddia taşımaktan ziyade yaşam biçiminde Tanrı'yı yok saymak olduğu belirlenir ve 'günlük yaşamda ve ahlaki eylemlerde Tanrı inancı yokmuş gibi seküler bir hayat sürme' ifadesiyle eşleştirilir.
Kavramın pratik/yaşamsal boyutunu teorik boyutundan ayırt etmek.
2
Teorik ateizmin felsefi zeminini ve iddialarını inceleme.
Teorik ateizmin Tanrı'nın yokluğunu sistemli ve mantıksal argümanlarla kanıtlama çabası olduğu görülür ve 'ontolojik, kozmolojik ya da epistemolojik argümanlar geliştirerek sistemli ve felsefi bir reddiye sunan yaklaşım' ifadesiyle eşleştirilir.
Kavramın felsefi ve düşünsel temellerini belirlemek.
3
Ateizmin en temel argümanlarından biri olan kötülük problemini değerlendirme.
Kötülük probleminin dünyadaki olumsuzlukları Tanrı'nın sıfatlarıyla çeliştirme çabası olduğu saptanır ve 'evrendeki acı, felaket ve adaletsizliklerin varlığından hareketle yaratıcıyı reddeden teodise temelli argüman' ile eşleştirilir.
Ateizmin argümantatif yapısını anlamak.

Anahtar Kavram

Ateizmin pratik ve teorik boyutları ile en temel felsefi argümanı olan kötülük probleminin analiz edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7554Soru

Hz. Muhammed, Kur'an-ı Kerim'de hakkında doğrudan bir hüküm bulunmayan bazı yiyeceklerin yenilmesi (örneğin evcil eşek etinin yasaklanması) veya erkeklerin altın ve ipek kullanması gibi konularda yeni kurallar belirlemiş ve sınırlar koymuştur.

Buna göre Hz. Muhammed'in dinî konularda kanun yapma, kural koyma ve yasama faaliyetinde bulunması, onun peygamberlik görevlerinden hangisiyle doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşri

Cevap

Dinî hüküm koyma ve yasama anlamına gelen teşri görevi
Teşri görevi, Hz. Muhammed'in Kur'an'da doğrudan hükme bağlanmamış hususlarda yeni dinî kurallar koyma, yasama yapma yetkisini ifade eder. Sorudaki örnekte de Kur'an'da açıkça yer almayan konularda kural koyması bu göreve işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen öncüldeki anahtar kavramlar tespit edilir.
Öncülde 'yeni kurallar belirleme', 'sınırlar koyma' ve 'yasama faaliyeti' gibi kavramlar vurgulanmaktadır.
Sorunun hangi kavramı sorguladığını netleştirmek için anahtar kelimelerin bulunması gerekir.
2
Kavramlar peygamberlik görevleriyle eşleştirilir.
Dinî konularda hüküm koyma ve yasama yetkisi İslam literatüründe doğrudan 'teşri' kavramıyla açıklanır.
Teşri kelime anlamı olarak da şeriat oluşturma, yani hüküm koyma demektir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Teşri Görevi
Tahmini Süre:45s
Soru 7555Soru

İslam epistemolojisinde bilgi kaynaklarının bağlayıcılığı ve nesnelliği dikkate alındığında, 'Kişinin kalbine doğan sezgi veya ani bilgi anlamına gelen ilham ile rüya ve keşif gibi öznel yollar, İslam dininde herkes için geçerli olan, dinî hüküm çıkarma gücüne sahip nesnel bilgi kaynakları arasında yer alır.' ifadesi doğru bir yargı mıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır; çünkü rüya, ilham ve keşif gibi öznel yollar İslam epistemolojisinde herkes için bağlayıcı ve nesnel bir bilgi kaynağı olarak kabul edilmez.
İslam dinine göre bilgi kaynaklarının nesnel ve bağlayıcı olabilmesi için selim akıl, sadık haber veya salim duyulara dayanması gerekir; rüya ve ilham gibi öznel sezgiler dinî hüküm koymada veya genel bilgi üretiminde bağlayıcı kaynak kabul edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
İslam epistemolojisinde kabul edilen genel ve nesnel bilgi kaynaklarını belirleme.
İslam'da herkes için geçerli, nesnel ve bağlayıcı bilgi kaynakları selim akıl, sadık haber (vahiy ve mütevatir haber) ve salim duyulardır.
Önermedeki unsurların bu kaynaklar arasında yer alıp almadığını karşılaştırmak için temel bilgi kaynaklarının tespit edilmesi gerekir.
2
Önermede geçen rüya, ilham ve keşif gibi unsurların bilgi değerini analiz etme.
Rüya, ilham ve keşif gibi yollar kişisel (öznel) deneyimlerdir. Bu yollarla elde edilen bilgi genel geçer olmadığından, dinî bir delil veya nesnel hüküm kaynağı teşkil etmez.
Öznel yolların bilgi değerini belirleyerek önermenin doğruluk değerine ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam'da bilginin nesnel kaynakları ile öznel yolların bilgi değeri açısından farkı.
Soru 7556Soru

Yahudilik inancında evlerin ve bazı odaların giriş kapılarının sağ pervazına yerleştirilen, içinde Tevrat'ın "Şema Yisrael" (Dinle Ey İsrail) bölümünden ayetler yazılı rulo halindeki bir parşömeni barındıran kutsal kutucuk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezuza

Cevap

Yahudilikte ev ve oda kapılarının girişine asılan ve içinde Tevrat ayetleri bulunan rulo halindeki parşömeni barındıran nesne Mezuza'dır.
Evlerin ve odaların kapı pervazlarına asılan, içerisinde Tevrat'ın Şema Yisrael bölümünün yazılı olduğu parşömen rulosunu barındıran kutucuk Mezuza olarak adlandırılır. Bu uygulama, Tanrı'nın emirlerini her zaman hatırlamak ve evleri kutsamak amacıyla gerçekleştirilen temel bir ritüel semboldür.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda Yahudilik inancına ait sembollerden kapı pervazına asılan ve içinde kutsal metin barındıran nesne sorulmaktadır.
Kapı pervazına asılan nesnenin Mezuza oldu��u tespit edilir.
Mezuza kelime anlamı olarak da 'kapı sövesi' anlamına gelir ve Tevrat'taki emrin yerine getirilmesi amacıyla kapı girişlerine yerleştirilir.
2
Diğer şıklardaki Yahudi sembol ve ritüel nesnelerinin işlevleri kontrol edilir.
Menora'nın yedi kollu şamdan, kipa'nın baş örtüsü (takke), tefilin'in kola ve alna bağlanan kutular ve tallit'in dua şalı olduğu belirlenerek bu seçenekler elenir.
Diğer terimler kapı pervazıyla ilişkili olmayan ritüel nesneleridir.

Anahtar Kavram

Yahudilik sembolleri ve Mezuza kavramı
Tahmini Süre:45s
Soru 7557Soru

Aşağıda Hz. Muhammed'in hayatından örnek olaylar ve bunların temsil ettiği beşerî özellikler verilmiştir. Sol sütundaki her bir olayı, sağ sütundaki en uygun beşerî boyutla nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Muhammed’in gençlik yıllarında amcası Ebu Talip ile ticaret kervanlarına katılarak geçimini bu yolla temin etmesi
Hz. Muhammed’in oğlu İbrahim vefat ettiğinde gözyaşı dökmesi ve 'Göz yaşarır, kalp mahzun olur...' buyurması
Müşriklerin göğe yükselme gibi olağanüstü isteklerine karşı Kur'an'da 'De ki: Ben, sadece beşer bir elçiyim.' (İsrâ, 93) buyrulması
Hz. Muhammed'in Hz. Hatice ile evlenmesi, ev işlerinde ailesine yardım etmesi ve çocuklarıyla ilgilenmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Muhammed'in geçimini ticaretle sağlaması ekonomik faaliyetle; evladının vefatına üzülmesi insani duygularıyla; mucize taleplerine karşılık beşer bir elçi olduğunu söylemesi sınırlı bir kul olmasıyla; evlenip aile kurması ise sosyal ve ailevi rolleriyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede: Ticaret kervanlarına katılması ekonomik faaliyetle; evladının vefatına üzülmesi insani duygularıyla; olağanüstü istekler karşısında 'beşer bir elçi' olduğunu vurgulaması ilahlık niteliklerinden uzak olmasıyla; evlenip ailesiyle ilgilenmesi ise toplumsal ve ailevi ilişkileriyle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci olay olan ticaret kervanlarına katılma durumunu incelemek.
Bu durumun geçim sağlama amacıyla yapılması nedeniyle ekonomik faaliyetle ilişkili olduğu görülür.
Çalışmak ve rızkını kazanmak Hz. Muhammed'in beşerî yönünün iktisadi boyutunu oluşturur.
2
İkinci olay olan oğlunun vefatına üzülüp ağlamasını incelemek.
Bu durumun insani duygular ve sevgi/hüzün gibi psikolojik tepkilerle ilgili olduğu belirlenir.
Peygamberler de her insan gibi hüzünlenir, sevinir ve duygusal tepkiler verirler.
3
Üçüncü olay olan İsrâ Suresi 93. ayetindeki ifadeyi incelemek.
Bu ayetin olağanüstü güçlere sahip olmama ve ilahlık iddia etmeme boyutuyla ilgili olduğu anlaşılır.
Peygamberin beşerî yönünün en önemli sınırlarından biri, kendisinde ilahi bir güç veya gayb bilgisi olmadığını kabul etmesidir.
4
Dördüncü olay olan evlenmesi ve aile ilişkilerini incelemek.
Bu durumun toplumsal ve ailevi ilişkiler kurma boyutuyla ilgili olduğu belirlenir.
Hz. Muhammed toplum içinde yaşayan, evlenen, aile kuran ve sosyal sorumlulukları olan bir beşerdir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in beşerî yönünün farklı boyutları (ekonomik, duygusal, sınırlılık ve sosyal hayat).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7558Soru

İslam inanç esaslarında imanın gerçekleşmesi ve geçerli olması için kalbin doğrulaması şart koşulmuştur. Buna göre, imanın aslı ve değişmez temel rüknü kabul edilen, kişinin dini değerleri kalbiyle onaylamasını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tasdik

Cevap

Tasdik
İmanın aslı ve en temel rüknü kalbin doğrulamasıdır. İslam terminolojisinde kalbin bu onaylama ve kabul etme eylemine 'tasdik' adı verilir. Bu yüzden kalben doğrulama durumunu ifade eden en temel kavram tasdiktir.

Adım Adım Çözüm

1
İmanın geçerli olabilmesi için kalbin doğrulaması gerektiği bilgisi analiz edilir.
İmanın asıl rüknünün kalp ile gerçekleştiği görülür.
İmanın tanımındaki temel unsuru saptamak.
2
Kalbin bu doğrulama ve onaylama eyleminin dini terim karşılığı bulunur.
Kalbin onaylamasını ifade eden terimin 'tasdik' olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda tanımlanan kavramı doğru eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İmanın Rüknü Olarak Tasdik
Tahmini Süre:45s
Soru 7559Soru

Sembolik mantıkta doğruluk tablosu ile denetleme yapılırken; tek bir önermenin tüm yorumlama satırlarında doğru (DD) değeri alması geçerlilik, en az bir satırda doğru (DD) değeri alması ise tutarlılık olarak tanımlanır. Birden fazla önermenin aynı satırda birlikte doğru (DD) değeri alabilmesi ise bu önermelerin birlikte tutarlı olduğunu gösterir.

Buna göre;

I. (pq)\sim(p \rightarrow q)
II. pq\sim p \lor q
III. pqp \land \sim q

önermeleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. ve III. önermeler eşdeğerdir, I. ve II. önermeler ise birlikte tutarsızdır.

Cevap

I. ve III. önermelerin eşdeğer, I. ve II. önermelerin ise birlikte tutarsız olması
I. önerme olan (pq)\sim(p \rightarrow q) ile III. önerme olan pqp \land \sim q doğruluk tablosunun tüm satırlarında aynı doğruluk değerlerini (Y,D,Y,YY, D, Y, Y) alırlar. Bu durum, iki önermenin eşdeğer olduğunu gösterir. I. önerme ile II. önerme olan pq\sim p \lor q karşılaştırıldığında ise hiçbir satırda ikisinin birden doğru (DD) değeri almadığı görülür. Bu durum da bu iki önermenin birlikte tutarsız olduğunu kanıtlar. Dolayısıyla I. ve III. önermelerin eşdeğer, I. ve II. önermelerin ise birlikte tutarsız olduğunu belirten ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
pp ve qq basit önermelerinin tüm doğruluk durumlarını (DD ve YY) içeren 4 satırlı bir doğruluk tablosu oluşturulur.
Tabloda (D,D)(D, D), (D,Y)(D, Y), (Y,D)(Y, D), (Y,Y)(Y, Y) durumları belirlenir.
Önermelerin doğruluk değerlerini hesaplayabilmek için tüm olası doğruluk yorumlarının kurulması gerekir.
2
I, II ve III numaralı önermelerin doğruluk değerleri her satır için ayrı ayrı hesaplanır.
Doğruluk değerleri şu şekilde bulunur:
- I. önerme (pq)\sim(p \rightarrow q) için sırasıyla: Y,D,Y,YY, D, Y, Y
- II. önerme pq\sim p \lor q için sırasıyla: D,Y,D,DD, Y, D, D
- III. önerme pqp \land \sim q için sırasıyla: Y,D,Y,YY, D, Y, Y
Önermelerin tutarlılık, geçerlilik ve eşdeğerlik özelliklerini denetlemek için bu tablonun tamamlanması şarttır.
3
Elde edilen doğruluk değerleri karşılaştırılarak önermeler arasındaki ilişkiler analiz edilir.
I. ve III. önermelerin doğruluk değerleri tüm satırlarda birebir aynı (Y,D,Y,YY, D, Y, Y) olduğundan bu önermeler eşdeğerdir. I. ve II. önermeler karşılaştırıldığında ise hiçbir satırda aynı anda DD değeri alamadıkları (biri DD iken diğerinin YY olduğu) görülür. Bu durum onların birlikte tutarsız olduğunu gösterir.
Soru kökündeki tutarlılık, geçerlilik ve eşdeğerlik iddialarının doğruluğunu test etmek için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Doğruluk Tablosu ile Tutarlılık, Geçerlilik ve Eşdeğerlik Denetleme
Soru 7560Soru

Çevre felsefesinde doğa ve insan ilişkisini ele alan bir tartışmada şu iddia ortaya atılmıştır:

"İnsan doğanın efendisi değildir (p\sim p) ve ancak doğal kaynakları sürdürülebilir kullandığında (qq) gelecek nesillerin yaşam hakkını koruyabilir (rr)."

Buna göre, bu ifadenin sembolik mantıktaki doğru karşılığı ve ana eklemi aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: p(qr)\sim p \wedge (q \rightarrow r) önermesi ve ana eklemi tümel evetleme (\wedge)

Cevap

Sembolik gösterimi p(qr)\sim p \wedge (q \rightarrow r) ve ana eklemi tümel evetleme (\wedge) olan seçenek doğrudur.
Mantıksal çözümlemede 'İnsan doğanın efendisi değildir' önermesi p\sim p olarak sembolleştirilir. İkinci kısım olan 'doğal kaynakları sürdürülebilir kullandığında gelecek nesillerin yaşam hakkını koruyabilir' ifadesi bir koşul barındırdığından qrq \rightarrow r şeklinde gösterilir. Bu iki yapı 've' (\wedge) bağlacıyla bir araya getirildiği için sembolik karşılık p(qr)\sim p \wedge (q \rightarrow r) olur ve ana eklem tümel evetlemedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk bileşeni belirleme ve sembolleştirme
"İnsan doğanın efendisi değildir" ifadesi p\sim p olarak gösterilir.
Bu ifade basit bir önermenin olumsuzlanmasıdır.
2
İkinci bileşeni belirleme ve sembolleştirme
"Doğal kaynakları sürdürülebilir kullandığında gelecek nesillerin yaşam hakkını koruyabilir" ifadesi qrq \rightarrow r olarak gösterilir.
Burada bir eylemin gerçekleşmesinin diğerine bağlı olduğu bir koşul ilişkisi vardır.
3
Ana eklemi tespit ederek bileşenleri birleştirme
İki ana bileşen "ve" eklemiyle birleştirilerek p(qr)\sim p \wedge (q \rightarrow r) elde edilir.
Cümledeki ana bağlaç iki yargıyı tümel evetleme ile bağlamaktadır.
4
Ana eklemi belirleme
Tüm ifadeyi birleştiren en dıştaki eklem \wedge (tümel evetleme) eklemidir.
Parantez dışındaki ana bağlaç önermenin ana eklemidir.

Anahtar Kavram

Önermeler Mantığında Sembolleştirme ve Ana Eklem
ÖncekiSayfa 378 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin