Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1261Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü daralmasına uğramış bir çekimli fiil kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rüzgâr saçlarında eski bir masal fısıldıyor.

Cevap

Rüzgâr saçlarında eski bir masal fısıldıyor.
Doğru yanıt olan cümlede yüklem 'fısıldıyor' sözcüğüdür. Bu sözcüğün kökü 'fısılda-' fiilidir. Geniş ünlüyle biten bu fiil, şimdiki zaman eki olan '-yor' ekini aldığında sondaki 'a' sesi daralarak 'ı' sesine dönüşmüştür ve ünlü daralması gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde yer alan yüklemleri belirleyin ve bu yüklemlerin çekimli fiil olup olmadığını kontrol edin.
'fısıldıyor' (çekimli fiil), 'geliyor' (çekimli fiil), 'vardı' (ek-fiil almış isim), 'aramaktı' (ek-fiil almış isim-fiil/fiilimsi), 'uyuyor' (çekimli fiil).
Soruda hem çekimli fiil olma hem de ünlü daralması şartı aranmaktadır.
2
Çekimli fiillerin köklerini ve eklerini inceleyerek ünlü daralması gerçekleşip gerçekleşmediğini analiz edin.
'fısılda-yor' birleşiminde 'a' ünlüsü 'ı' sesine dönüşmüştür. 'gel-i-yor' ve 'uyu-yor' eylemlerinde ise daralma yoktur.
Ünlü daralması, 'a' veya 'e' geniş ünlüleriyle biten fiillerin şimdiki zaman eki (-yor) aldığında daralarak 'ı, i, u, ü' seslerine dönüşmesiyle oluşur.

Anahtar Kavram

Çekimli fiillerin tespiti ve bu fiillerde şimdiki zaman ekinin (-yor) yol açtığı ünlü daralması ses olayının ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1262Soru

(I) Haritalar, yeryüzünün nesnel birer kopyası olmaktan ziyade, üretildikleri dönemin siyasi ve kült��rel önceliklerini yansıtan ideolojik araçlardır. (II) Her harita çizer, coğrafi verileri seçerken, elerken ya da ön plana çıkarırken aslında belirli bir dünya görüşünü kartografik dile tercüme eder. (III) Kartografyada kullanılan projeksiyon sistemleri de küre biçimindeki yerküreyi iki boyutlu düzleme aktarırken kaçınılmaz olarak bazı bölgeleri gerçek boyutlarından daha büyük göstererek bu öznel temsili pekiştirir. (IV) Coğrafi Keşifler döneminden bu yana denizcilikte yön bulma amacıyla kullanılan pusulalar, haritacılık tekniklerinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. (V) Dolayısıyla harita üzerinde yapılan her görsel tercih, bilimsel bir zorunluluğun ötesinde, merkezde kimin durduğunu belirleyen politik bir beyandır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV numaralı cümle metnin düşünce akışını bozmaktadır.
Dördüncü cümlede haritaların ideolojik veya öznel yapısı yerine pusulanın tarihsel gelişimi ve haritacılığa teknik katkısı anlatılmıştır. Bu cümle konunun yönünü değiştirerek düşüncenin akışını bozmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ana konusunu ve yazarın bakış açısını belirlemek için cümleleri incelemek.
Metnin haritaların nesnel olmadığı, ideolojik ve öznel temsil araçları olduğu konusunu ele aldığı saptanır.
Akışı bozan cümleyi bulabilmek için öncelikle metnin genelinde savunulan tezi anlamak gerekir.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal bağlantıları incelemek.
I, II, III ve V numaralı cümlelerin haritaların öznelliği, veri seçimi, projeksiyon sistemlerinin etkileri ve bunun politik yansımaları üzerine kurulu olduğu; IV numaralı cümlenin ise yön bulma aracı olan pusulaların haritacılığa teknik katkısını ele aldığı görülür.
Konunun dışına çıkan veya farklı bir yönüne değinen cümleyi tespit etmek için cümleler arası geçişler kontrol edilir.
3
Konu dışı kalan cümleyi belirleyerek doğru seçeneği işaretlemek.
Pusulalardan bahseden IV numaralı cümlenin akışı bozduğu kesinleşir.
IV numaralı cümle çıkarıldığında metnin anlam bütünlüğünün ve akışının kusursuz bir şekilde devam ettiği görülür.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1263Soru

Cümlede yüklemin bildirdiği işi, oluşu veya durumu üzerine alan ögeye özne denir. Eylemin kim tarafından yapıldığı belli olmayan edilgen çatılı cümlelerde ise işten etkilenen öge özne görevini üstlenir ve buna sözde özne adı verilir.

Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yüklemin bildirdiği eylemden etkilenen bir sözde özne kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzun süren restorasyon çalışmalarının ardından tarihî köprü nihayet dün törenle açıldı.

Cevap

Uzun süren restorasyon çalışmalarının ardından tarihî köprü nihayet dün törenle açıldı.
Doğru seçenekte yer alan cümlede yüklem 'açıldı' fiilidir. Bu fiilde edilgenlik eki (-l) bulunmaktadır. Açma eylemini gerçekleştiren kişi veya kişiler belli değildir. Eylemden etkilenen 'tarihî köprü' ögesi ise sözde özne görevini üstlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerin yüklemlerini bulmak ve fiil çatısını incelemek.
Seçeneklerdeki yüklemler arasından sadece 'açıldı' fiilinin edilgenlik eki (-l) taşıdığı belirlenir.
Sözde özne, yalnızca edilgen çatılı fiillerin yüklem olduğu cümlelerde bulunabilir.
2
Edilgen yükleme özneyi bulduracak soruyu yöneltmek.
'Açılan ne?' sorusuna 'tarihî köprü' cevabı alınır. Köprü kendi kendine açılamayacağı ve bu işi yapan başkası olduğu için bu öge sözde öznedir.
Edilgen fiillerde gerçek özne bulunmadığı için işten etkilenen nesne unsuru sözde özneye dönüşür.
3
Diğer seçeneklerdeki yanıltıcı belirtisiz nesneleri ayırt etmek.
'Fotoğraf', 'yağlı boya', 'kalın kitaplar' ve 'yiyecek' ögelerinin etken fiillerin önündeki belirtisiz nesneler olduğu görülür.
Yalın haldeki nesnelerin özne sanılması sık yapılan bir hatadır.

Anahtar Kavram

Edilgen çatılı cümlelerde işten etkilenen ögenin sözde özne olarak kullanılması
Soru 1264Soru

İslam ilim geleneğinde cihad kavramı; insanın kendisinden başlayarak çevresine ve tüm insanlığa yönelebilen, iyiliği yayma ve kötülüğü engelleme gayretlerinin bütününü ifade eder. Nitekim Hz. Muhammed bir hadisinde, "Mücahit, nefsiyle cihad edendir." buyurarak bu kavramın ahlaki boyutuna dikkat çekmiştir. Diğer yandan cihadın, gerektiğinde vatanı ve kutsal değerleri korumak amacıyla can ve mal ile mücadele etmeyi içeren boyutları da ayet ve hadislerle sabit kılınmıştır.

Buna göre cihad kavramı ile ilgili;

I. Bireyin kendi iç dünyasındaki manevi ve ahlaki arınma mücadelesiyle başlar.
II. Sadece vatan savunması gibi askeri ve silahlı eylemlerle sınırlı meşru bir savunma yöntemidir.
III. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde iyiliği hâkim kılma gayretidir.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III
Cihad kavramının hem bireysel ahlaki boyutu (nefis mücadelesi) hem de toplumsal düzeyde iyiliği yayma çabalarını kapsaması nedeniyle, birinci ve üçüncü yargılar doğrudur. Paragrafta da cihadın bireyin kendisinden başlayıp çevresine ve insanlığa yönelen iyilik gayreti olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerin paragraftaki bilgilerle karşılaştırılması
Birinci öncülün doğruluğu teyit edilir.
Paragrafta Hz. Muhammed'in 'Mücahit, nefsiyle cihad edendir.' hadisine atıf yapılarak cihadın ahlaki ve manevi arınma mücadelesiyle başladığı belirtilmiştir.
2
İkinci öncülün değerlendirilmesi
İkinci öncülün yanlış olduğu belirlenir.
Cihad kavramı sadece askeri mücadele ile sınırlı olmayıp, iyiliği yayma, kötülüğü engelleme, ilim ve ahlak gibi geniş bir kapsama sahiptir. İkinci öncüldeki 'sadece ... askeri eylemlerle sınırlı' ifadesi cihadın kapsamını daraltmaktadır.
3
Üçüncü öncülün değerlendirilmesi ve doğru seçeneğin belirlenmesi
Üçüncü öncülün doğru olduğu belirlenir ve doğru seçeneğe ulaşılır.
Paragrafta cihadın 'insanın kendisinden başlayarak çevresine ve tüm insanlığa yönelebilen, iyiliği yayma ve kötülüğü engelleme gayretlerinin bütünü' olduğu belirtildiğinden, hem bireysel hem toplumsal boyutu kapsadığı anlaşılır. Bu doğrultuda birinci ve üçüncü öncüllerin yer aldığı seçenek doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Cihad kavramının kapsamı, nefis mücadelesi (bireysel boyut) ve iyiliği yayma gayreti (toplumsal boyut) ile askeri savunma ilişkisi.
Soru 1265Soru

(I) Kokular, insan zihninde geçmişe dair anıların en canlı ve hızlı şekilde canlanmasını sağlayan duyusal uyarıcılardır. (II) Bir kokunun bizi yıllar öncesine götürmesi, beynimizin koku soğancığı ile hafıza merkezleri arasındaki doğrudan bağdan kaynaklanır. (III) Nitekim insan beyni, diğer duyulardan gelen uyarıları önce talamusta işlerken koku duyusu bu istasyona uğramadan doğrudan amigdala ve hipokampusa ulaşır. (IV) Günümüzde yapay zekâ teknolojileriyle kokuların dijital olarak aktarılması ve arşivlenmesi üzerine kapsamlı araştırmalar yapılmaktadır. (V) Bilimsel yazında "Proust Etkisi" olarak adlandırılan bu doğrudan bağlantı sayesinde, kokularla çağrılan anılar diğer duyulara oranla çok daha güçlü bir duygusal yoğunluk taşır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV)
Dördüncü cümle, paragrafın genelinde işlenen 'kokuların duygusal bellek üzerindeki nörolojik etkisi' konusundan saparak 'kokuların yapay zekâ teknolojileriyle dijitalleştirilmesi ve arşivlenmesi' gibi farklı bir konuya değinmiştir. Beşinci cümledeki 'bu doğrudan bağlantı sayesinde' ifadesi doğrudan üçüncü cümleye bağlandığından, dördüncü cümle araya girerek düşüncenin akışını bozmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana konusunu ve cümleler arasındaki anlamsal köprüleri belirleyin.
Metnin genelinde kokuların insan belleğindeki anıları canlandırma gücü ve bunun nörolojik temelleri (koku soğancığı, talamusun devre dışı kalıp doğrudan amigdala ve hipokampusa ulaşma durumları) açıklanmaktadır.
Paragrafın sınırlarını ve düşünce zincirini anlamak için ana konuyu belirlemek gerekir.
2
Her bir cümlenin kendinden önceki ve sonraki cümleyle olan anlamsal ve dilsel bağlantılarını inceleyin.
Birinci, ikinci ve üçüncü cümleler birbirini takip eden bir açıklama zinciri oluşturur. Beşinci cümledeki "bu doğrudan bağlantı sayesinde" ifadesi, üçüncü cümledeki talamusa uğramadan doğrudan amigdala ve hipokampusa ulaşma durumuna doğrudan gönderme yapmaktadır. Ancak dördüncü cümlede konu birdenbire yapay zekâ teknolojileriyle kokuların dijitalleşmesine kaymıştır.
Akışı bozan cümleler genellikle aynı anahtar kelimeleri (örneğin koku) barındırsalar da konuya tamamen farklı bir bakış açısından yaklaşırlar.
3
Akışı bozduğu düşünülen cümle çıkarıldığında paragrafın anlamlı bir bütün oluşturup oluşturmadığını kontrol edin.
Dördüncü cümle metinden çıkarıldığında, üçüncü cümleden beşinci cümleye geçiş son derece pürüzsüz ve anlamlı olmaktadır. Dolayısıyla dördüncü cümle akışı bozmaktadır.
Akışı bozan cümlenin tespiti bu çıkarma yöntemiyle doğrulanır.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulurken, konunun dışına çıkan veya konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaşan cümleyi tespit etmek gerekir. Cümleler arasındaki dilsel bağlayıcılara (bu durum, nitekim, oysa vb.) dikkat edilmelidir.
Soru 1266Soru

Fotoğrafın, dış dünyayı olduğu gibi yansıtan nesnel bir ayna olduğu inancı toplumda oldukça yaygındır. Ço��u insan, makinenin deklanşörüne basıldığı anın gerçeğin kendisi olduğunu düşünür. Oysa fotoğrafçı, kadrajı belirlerken aslında kendi zihinsel süzgecinden geçirdiği yapay bir dünyayı kurgulamaktadır. Neyi çerçevenin dışında bırakacağına karar vermek, nesnelliği baştan zedeleyen bir eylemdir. Işığın açısı, seçilen odak noktası ve hatta renk tonları bile gerçeği olduğu gibi aktarmaktan ziyade, sanatçının öznel yorumunu izleyiciye sunar. Dolayısıyla fotoğraf, gerçeğin doğrudan bir kopyası değil; gerçeğin belirli bir bakış açısıyla yeniden üretilmesidir. Bu da belgesel nitelikli karelerde dahi kurmacanın gizli bir şekilde var olduğunu gösterir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okuyucunun yerleşik bir yargısını sarsmak ve kendi görüşünü benimsetmek amacıyla sorgulayıcı bir anlatım yolunun seçilmesi

Cevap

Okuyucunun yerleşik bir yargısını sarsmak ve kendi görüşünü benimsetmek amac��yla sorgulayıcı bir anlatım yolunun seçilmesi
Doğru seçenekte belirtilen yargı, metnin genelinde hâkim olan tartışmacı anlatım biçimini tanımlamaktadır. Yazar, fotoğrafın nesnel bir ayna olduğuna dair genel kabulü sarsmak için sorgulayıcı bir ton kullanmış ve fotoğrafın öznel bir kurgu olduğunu savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin giriş bölümünü incelemek
Metnin ilk iki cümlesinde 'Fotoğrafın nesnel bir ayna olduğu' yönündeki genel ve yerleşik bir toplumsal kanı ortaya konmuştur.
Tartışmacı anlatım genellikle karşı çıkılacak yerleşik bir görüşün sunulmasıyla başlar.
2
Metnin gelişme ve sonuç cümlelerindeki geçiş ifadelerini ve yazarın tavrını belirlemek
'Oysa' bağlacıyla başlayan cümleyle yazar yerleşik kanıya karşı çıkmış; fotoğrafın aslında öznel bir kurgu olduğunu savunarak tezi çürütmeye yönelmiştir.
Yazarın kendi fikrini kabul ettirmek için kanıtlama çabasına girmesi ve tezi çürütmeye çalışması tartışmacı anlatımın ana hedefidir.
3
Belirleyici anlatım biçimini seçeneklerle eşleştirmek
Metinde ağır basan tartışmacı anlatım biçiminin tanımı olan 'yerleşik bir yargıyı sarsmak ve kendi görüşünü benimsetmek' ifadesi doğru cevap olarak belirlenir.
Seçeneklerde doğrudan terim ismi yerine anlatım biçiminin işlevi tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Biçimleri (Tartışmacı Anlatım)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1267Soru

(I) Kil tabletler, insanlık tarihinin ilk yazılı belgelerini taşımaları bakımından uygarlık tarihi için büyük bir öneme sahiptir. (II) Mezopotamya’da yaşayan Sümerler, tapınaklardaki ürünlerin kaydını tutmak amacıyla bu kilden üretilen levhaları kullanmışlardır. (III) Günümüzde üretilen kâğıtların kalitesi ve dayanıklılığı ise selüloz oranına ve üretim teknolojisine göre değişiklik göstermektedir. (IV) Yumuşak kil üzerine ucu sivri kamışlarla kazınan bu yazılar, tabletlerin fırınlanmasıyla kalıcı hâle getirilmiştir. (V) Bu sayede binlerce yıl öncesine ait ticaret antlaşmaları, kanunlar ve edebi metinler günüm��ze kadar ulaşabilmiştir.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Üçüncü cümle (III)
Üçüncü cümlede modern kâğıt üretimi ve kalitesinden bahsedilmektedir. Oysa parçanın genelinde antik dönemdeki kil tabletlerin tarihi önemi, Sümerler tarafından kullanımı ve nasıl yazılıp günümüze ulaştığı anlatılmaktadır. Bu nedenle üçüncü cümle parçanın anlam bütünlüğünü bozmakta ve akışı kesmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelinde üzerinde durulan konuyu ve ana düşünceyi belirlemek.
Paragrafın genelinde kil tabletlerin tarihi önemi, kimler tarafından kullanıldığı, nasıl üretildiği ve günümüze nasıl ulaştığı (kil tabletlerin serüveni) anlatılmaktadır.
Akışı bozan cümleyi bulabilmek için öncelikle metnin ortak konusunu tespit etmek gerekir.
2
Her bir cümleyi bu ortak konu çerçevesinde incelemek ve bağlantılarını kontrol etmek.
Birinci, ikinci, dördüncü ve beşinci cümleler kil tabletler konusunu ardışık ve mantıklı bir sırayla işlerken, üçüncü cümle konuyu birdenbire modern kâğıt kalitesi ve selüloz oranına kaydırmaktadır.
Cümleler arası geçişlerdeki anlam sapmalarını tespit etmek akışı bozan cümleyi ortaya çıkarır.
3
Akışı bozduğu düşünülen cümle çıkarıldığında parçanın anlamlı bir bütün oluşturup oluşturmadığını test etmek.
Üçüncü cümle çıkarıldığında ikinci cümledeki 'kilden üretilen levhalar' ifadesi doğrudan dördüncü cümledeki 'Yumuşak kil üzerine...' ifadesine bağlanmakta ve anlam akışı pürüzsüz hale gelmektedir.
Çıkarma testi, doğru cevabın sağlamasını yapmak için en güvenilir yöntemdir.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümle, konunun dışına çıkan veya konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaşarak anlam bütünlüğünü zedeleyen cümledir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1268Soru

Sıfatlar (ön adlar), isimlerin önüne gelerek onları renk, şekil, durum gibi yönlerden niteleyen ya da işaret, sayı, belgisizlik, soru gibi yönlerden belirten sözcüklerdir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çok' (veya çekim eki almış biçimi olan 'çoğu') sözcüğü sıfat görevinde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kütüphanede tezim için 'çok' kaynak incelemek zorunda kaldım.

Cevap

Kütüphanede tezim için 'çok' kaynak incelemek zorunda kaldım.
Kütüphanede tezim için 'çok' kaynak incelemek zorunda kaldım. cümlesindeki 'kaynak' sözcüğü bir isimdir. 'Çok' sözcüğü bu ismin önüne gelerek miktar yönüyle onu belirtmiş ve belgisiz sıfat görevini üstlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki isimlerin ve bu isimleri etkileyen sözcüklerin tespit edilmesi.
Seçeneklerde yer alan isimler ve onları etkileyebilecek 'çok / çoğu' sözcükleri belirlenmiştir.
Sıfatlar, kendilerinden sonra gelen isimleri nitelemek veya belirtmekle görevlidir.
2
'Çok' ve 'çoğu' sözcüklerinin cümlelerde hangi türden kelimeleri etkilediğinin analiz edilmesi.
Birinci cümlede fiili, üçüncü cümlede sıfatı, beşinci cümlede ise zarfı etkilediği; dördüncü cümlede ise çekim eki alarak ismin yerini tuttuğu görülmüştür.
Sözcüğün türü, cümle içerisindeki ilişkilerine ve üstlendiği görevlere göre değişir.
3
İkinci cümledeki 'çok kaynak' ifadesinin incelenmesi.
'Kaynak' isminin önüne gelen 'çok' sözcüğünün ismi miktar yönünden belirttiği ve belgisiz sıfat olduğu saptanmıştır.
İsimlerin miktarını kesinlik bildirmeden belirten sözcükler belgisiz sıfat grubuna girer.

Anahtar Kavram

Sıfatlar (Ön Adlar) ve Diğer Sözcük Türleriyle (Zarf, Zamir) Farkları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1269Soru

(I) Fotoğrafçılık, 19. yüzyılda kimyasal süreçlerin keşfiyle başlayan bir görsel sanattır. (II) İlk dönemlerde görüntüyü sabitlemek için gümüş kaplı plakalar kullanılıyordu. (III) Bugün ise akıllı telefonlar sayesinde saniyeler içinde binlerce fotoğraf çekebiliyoruz. (IV) Bu teknolojik dönüşüm, görsel üretimi demokratikleştirerek herkesin birer içerik üreticisi olmasını sağladı. (V) Ancak bu durum, üretilen görsellerin niteliğini ve sanatsal değerini de tartışmaya açtı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra "Çünkü o dönemde gümüş kaplı bu plakaların üzerindeki görüntünün kalıcı hale getirilmesi saatler süren hassas bir işlem gerektiriyordu." cümlesi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. cümleden sonra

Cevap

Verilen cümle ikinci cümleden sonra getirilmelidir.
Verilen cümle, fotoğrafçılığın ilk dönemlerinde kullanılan gümüş kaplı plakaların zorluğunu ve işlem süresini açıklamaktadır. Paragrafın ikinci cümlesinde 'gümüş kaplı plakalar' ifadesi geçmektedir. Verilen cümledeki 'gümüş kaplı bu plakaların' ifadesiyle bu cümleye bağlanır. Üçüncü cümledeki 'Bugün ise...' ifadesi de bu geçmiş zaman açıklamasından sonra günümüze geçişi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen cümledeki ipucu niteliğindeki kelimeleri ve yapıları inceleyin.
Cümledeki 'Çünkü' (gerekçe bağlacı), 'o dönemde' (zaman zarfı) ve 'bu plakaların' (işaret sıfatı grubu) ifadeleri tespit edilir.
Bu ifadeler, kendisinden önce gümüş kaplı plakalardan bahseden bir cümlenin yer alması gerektiğini gösterir.
2
Paragrafın cümlelerini inceleyerek bu ipuçlarının hangi cümleyle eşleştiğini belirleyin.
İkinci cümledeki 'gümüş kaplı plakalar' ifadesinin, yerleştirilecek cümledeki gerekçelendirmeyle tam olarak uyuştuğu görülür.
Anlam bütünlüğünü sağlamak için yeni cümlenin kendisinden önceki yargıyı açıklaması gerekir.
3
Yerleştirilen cümlenin kendisinden sonraki cümleyle zaman ve anlam yönünden uyumunu kontrol edin.
Yerleştirilen cümleden sonra gelen üçüncü cümledeki 'Bugün ise...' ifadesinin, geçmiş dönem ile günümüz arasındaki karşıtlığı pekiştirdiği doğrulanır.
Cümlenin paragraftaki kronolojik akışa ve anlamsal geçişlere zarar vermemesi gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam bütünlüğünü sağlamak için cümleler arasındaki bağlaç, işaret sıfatı ve zaman uyumu gibi yapısal ve anlamsal ipuçlarını kullanma.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1270Soru

Doğa, kendi yasaları çerçevesinde devinen, başlangıcı ve sonu olmayan maddi bir bütündür. Evrende gözlemlediğimiz her olgu, kendisinden önce gelen fiziksel bir nedenin sonucudur. Bu neden-sonuç zinciri, dışarıdan aşkın bir gücün müdahalesine gerek duyulmadan evrenin kendi varlığını sürdürmesini sağlar. Bu nedenle, evrenin ötesinde aşkın ve kişisel bir yaratıcı tasarlamak, doğanın kendi kendine yeten yapısını görmezden gelmektir.

Bu parçada dile getirilen argüman, aşağıdaki görüşlerden hangisinin Tanrı'nın varlığını reddederken dayandığı temel düşüncelerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi evrenin kendi kendine yettiğini ve doğaüstü bir ilk nedene ihtiyaç duymadığını öne süren ateizm

Cevap

Maddi evrenin kendi kendine yettiğini ve doğaüstü bir ilk nedene ihtiyaç duymadığını öne süren ateizm
Parçada savunulan ana fikir, evrenin dışsal ve aşkın bir güce ihtiyaç duymadan, kendi maddi kuralları ve nedensellik zinciri içinde varlığını sürdürmesidir. Bu yaklaşım, Tanrı'nın varlığını rasyonel gerekçelerle reddeden ateizmin en temel argümanlarından biri olan materyalist/doğalcı yaklaşımdır. Dolayısıyla maddi evrenin kendi kendine yettiğini öne süren seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi iddiayı analiz etme
Parçada doğanın maddi bir bütün olduğu, kendi yasalarıyla (nedensellik) işlediği ve aşkın bir yaratıcıya ihtiyaç duymadığı savunulmaktadır.
Parçanın hangi ontolojik ve teolojik yaklaşıma temel oluşturduğunu saptamak için ana fikri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki akımların Tanrı'nın varlığı konusundaki temel tezlerini karşılaştırma
Tanrı'nın varlığını kesin olarak reddeden ve evreni maddi nedensellikle açıklayan görüş ateizmdir. Diğer akımlar (deizm, teizm) Tanrı'yı kabul ederken, agnostisizm ise bilinemez olduğunu savunur.
Doğru felsefi akımı belirlemek için her seçenekteki kavramın tanımını ve parçayla uyumunu değerlendirmek gerekir.
3
Ulaşılan sonucu teyit etme
Parçadaki 'aşkın bir yaratıcı tasarlamanın doğanın kendi kendine yeten yapısını görmezden gelmek olduğu' ifadesi, Tanrı'yı reddeden materyalist ateist argümanla tam olarak örtüşmektedir.
Parçanın son cümlesinin doğrudan ateist teze çıktığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Ateizm ve Materyalist Argüman
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1271Soru

Numaralanmış cümlelerin anlam akışına göre mantıksal bir bütün oluşturabilmesi için doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Paragrafın doğru sıralaması IV - II - V - III - I şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralama IV - II - V - III - I şeklindedir. IV. cümlede epigenetiğin genel tanımı yapılarak 'kalıtsal farklılıklar' kavramı ortaya konmuş; II. cümlede 'Bu farklılıkların' ifadesiyle bu kavrama atıfta bulunularak 'kimyasal etiketler' tanımlanmış; V. cümlede 'Söz konusu kimyasal etiketler' denilerek bunların 'okuma biçimini' değiştirdiği belirtilmiş; III. cümlede 'bu okuma biçimi' ifadesiyle ikizler üzerinden örnekleme yapılmış ve I. cümlede 'Böylece' ifadesiyle tüm süreç genel bir sonuca bağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş cümlesini belirleme
IV numaralı cümle giriş cümlesi olarak seçilir.
IV numaralı cümle, kendisinden önce başka bir düşünceye gönderme yapan hiçbir bağlantı unsuru (bu, nitekim, böylece vb.) içermez ve epigenetik kavramının tanımını yaparak konuyu başlatır.
2
Giriş cümlesini takip eden cümleyi belirleme
IV. cümleden sonra II numaralı cümle getirilir.
II numaralı cümledeki 'Bu farklılıkların' ifadesi, IV. cümlenin sonundaki 'kalıtsal farklılıkları' kavramına doğrudan bağlanarak anlam akışını sürdürür.
3
Üçüncü cümleyi belirleme
II. cümleden sonra V numaralı cümle getirilir.
II. cümlede tanıtılan 'kimyasal etiketler' kavramı, V. cümledeki 'Söz konusu kimyasal etiketler' ifadesiyle detaylandırılarak hücrenin 'okuma biçimini değiştirir' yargısıyla sonlanır.
4
Dördüncü cümleyi belirleme
V. cümleden sonra III numaralı cümle getirilir.
III numaralı cümledeki 'bu okuma biçiminin' ifadesi, V. cümlenin sonundaki 'okuma biçimini değiştirir' ifadesine atıfta bulunur ve 'Nitekim' bağlacıyla bu durumu somut bir örnekle (tek yumurta ikizleri) destekler.
5
Sonuç cümlesini belirleme
Paragraf I numaralı cümleyle sonlandırılır.
I numaralı cümle, 'Böylece' özetleyici bağlacıyla başlar ve örneklenen durumdan hareketle epigenetiğin canlılar üzerindeki genel sonucunu açıklayarak paragrafı tamamlar.

Anahtar Kavram

Paragrafı oluşturan cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal (gönderim ögeleri, bağlaçlar) köprülerin doğru tespit edilmesi.
Soru 1272Soru

(I) Koku duyusu, insan beyninde duygusal hafızayı kontrol eden amigdala ve hipokampus bölgeleriyle doğrudan bağlantılı olan tek duyudur. (II) Bu doğrudan bağlantı sayesinde, yıllar önce duyduğumuz bir koku bizi aniden çocukluğumuzun geçtiği o mekâna ya da çoktan unutulmuş bir anıya götürebilir. (III) Kokunun hafızadaki bu güçlü çağrışım gücü, edebiyatta da Marcel Proust'un ünl�� çay ve madlen keki sahnesiyle ölümsüzleşmiştir. (IV) Günümüzde koku endüstrisi, bu psikolojik etkiden yararlanarak mekânların kimliğini belirlemek amacıyla kurumsal kokulandırma çalışmalarına yönelmiştir. (V) Alışveriş merkezlerinde veya otellerde kullanılan özel esanslar, tüketicilerde aidiyet ve huzur duygusu uyandırarak marka sadakatini artırmayı hedefler. (VI) Yapılan araştırmalar, kokunun satın alma kararları üzerinde göz ardı edilemeyecek bir etkiye sahip olduğunu ve müşterilerin mağazada kalma süresini uzattığını göstermektedir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV) ile başlayan bölüm koku duyusunun ticari ve endüstriyel boyuttaki kullanımını ele alarak yeni bir konuya geçtiği için ikinci paragraf bu cümleyle başlamalıdır.
Dördüncü cümlede (IV) konu, kokunun bireysel hafıza ve edebiyattaki yerinden koku endüstrisi ve pazarlamadaki kurumsal kullanımına kaymıştır. Bu durum yeni bir paragrafın başlangıcını gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki cümlelerin konularını ve yönlerini analiz etmek
İlk üç cümle (I, II, III) kokunun insan beyni, kişisel bellek ve edebiyattaki anımsatıcı gücünü ele alırken, son üç cümle (IV, V, VI) koku endüstrisini ve kurumsal pazarlama yöntemlerini incelemektedir.
Paragraf bölme sorularında konunun farklı bir yönüne geçilen cümleyi tespit etmek gerekir.
2
Bakış açısının veya konunun değiştiği ilk cümleyi belirlemek
Dördüncü cümleden (IV) itibaren 'Günümüzde koku endüstrisi...' ifadesiyle konu tamamen ticari boyuta kaymıştır.
Yeni paragraf, yeni bir konuya veya konunun farklı bir boyutuna geçiş yapılan ilk cümleyle başlatılmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Soru 1273Soru

Gazeteci:
(I) ----
Kültürel Antropolog:
— Masallar, yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılırken içine doğduğu toplumun kültürel kodlarını, korkularını ve ahlaki değerlerini taşıyan birer canlı organizma gibiydi. Bugün ise dijital mecralardaki interaktif hikâye anlatıcılığı, dinleyiciyi edilgen bir alıcı olmaktan çıkarıp anlatının yönünü değiştiren aktif bir katılımcı hâline getiriyor. Bu durum, masalların geleneksel olarak üstlendiği toplumsal değer aktarımı işlevini zayıflatırken bireyin kendi kurgusal gerçekliğini üretmesine olanak tanıyor. Dolayısıyla masalların temel yapısı korunsa da toplumsal işlevi radikal bir dönüşüm geçiriyor diyebiliriz.

Gazeteci:
(II) ----
Kültürel Antropolog:
— S��zlü kültür döneminde anlatıcının jesti, mimiği ve ses tonuyla şekillenen anlık bağ, yerini ekran karşısında yalnızlaşan bireyin görsel ve işitsel uyaranlarla kurduğu etkileşime bıraktı. Eskiden masal dinlemek kolektif bir paylaşımken, şimdilerde bireysel bir deneyimleme biçimine dönüştü. Teknolojinin getirdiği bu görsel zenginlik, zihinsel imgelem gücünü tembelleştiriyor gibi görünse de yeni neslin anlatı kurma ve tüketme hızına uygun dinamik bir zemin hazırlıyor. Yani burada tamamen olumsuz bir kayıptan ziyade, algı ve katılım biçimlerinin yeniden yapılanması söz konusudur.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Dijitalleşmenin, geleneksel masalların toplumsal işlevi ve anlatı yapısı üzerindeki dönüştürücü etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
II. Anlatım araçlarının sözlü dönemden dijital döneme evrilmesi, dinleyicinin masalla kurduğu etkileşimde ne gibi farklılıklar yarattı?

Cevap

Dijitalleşmenin masalların toplumsal işlevi üzerindeki dönüştürücü etkisini ve sözlü dönemden dijital döneme geçişte dinleyici etkileşimindeki farklılıkları sorgulayan seçenek doğru cevaptır.
İlk paragrafta geleneksel masalların dijitalleşme ve interaktif anlatıcılıkla uğradığı toplumsal işlevsel dönüşüm açıklanmıştır. İkinci paragrafta ise sözlü kültürden dijital döneme geçilirken dinleyicinin masalla etkileşimindeki değişimler kıyaslanmıştır. Dolayısıyla dijitalleşmenin masalların işlevsel ve yapısal dönüşümünü ve sözlüden dijitale geçişte dinleyici etkileşimindeki değişimleri soran seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk paragrafın ana fikrini ve anahtar kelimelerini analiz etme.
İlk paragrafta geleneksel masalların dijital mecralardaki interaktif anlatım nedeniyle toplumsal değer aktarma işlevinin zayıfladığı ve dönüşüm geçirdiği belirlenmiştir. Bu durum bizi ilk boşluğa dijitalleşmenin masalların işlevi ve yapısı üzerindeki etkisini sorgulayan bir sorunun gelmesi gerektiği sonucuna götürür.
Diyalog tamamlama sorularında her paragrafın odağını ve ana düşüncesini tespit etmek, doğru soruyu bulmak için temel adımdır.
2
İkinci paragrafın konusunu ve karşılaştırma unsurlarını belirleme.
İkinci paragrafta sözlü kültürdeki anlatıcı-dinleyici arasındaki canlı bağ ile dijital ortamdaki bireysel ve görsel etkileşim karşılaştırılmıştır. Dolayısıyla ikinci boşluğa sözlü dönemden dijital döneme geçişte dinleyici ile anlatı arasındaki etkileşimin nasıl değiştiğini soran bir soru getirilmelidir.
Paragraftaki karşılaştırmalı yapıyı ve odaklanılan dinleyici deneyimini doğru analiz etmek, ikinci boşluğu tamamlayacak soruyu netleştirir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru eşleşmeyi bulma ve çeldiricileri eleme.
Dijitalleşmenin masalların işlevi üzerindeki etkisini ve sözlü dönemden dijital döneme geçişte dinleyici etkileşimindeki farkları sorgulayan seçenek doğru cevaptır. Diğer seçenekler yardımcı fikirlere odaklandığı, bağlamı bozduğu veya metinde geçmeyen öznel yargılar içerdiği için elenir.
Hem birinci hem de ikinci soruyla paragrafların bütününe tam uyum sağlayan tek bir seçeneğin olduğunu doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Diyalogda boş bırakılan yerlere uygun soruları getirebilmek için paragrafların ana düşüncelerini, odak noktalarını ve anahtar kavramlarını tespit etmek gerekir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1274Soru

Zaman, modern insanın avuçlarında sürekli eriyen, biriktirilmesi imkânsız soyut bir sermayedir. Klasik dönem insanı için zaman, mevsimlerin döngüsünden ibaret durağan bir nehirken; modern dünyada saat kadranının amansız saniyeleriyle ölçülen hırçın bir akıntıya dönüşmüştür. Nitekim ünlü düşünür Ahmet Hamdi Tanpınar, zamanı 'Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında' dizeleriyle mekânsız ve tarifsiz bir bütünlük olarak niteler. Oysa bugün bizler zamanı, dakikada ortalama 120 kelime okuyarak hızla tükettiğimiz bir bilgi otobanına çevirmiş durumdayız. Zaman algısındaki bu radikal dönüşüm, modern bireyi kendi doğal ritminden kopararak onu mekanik bir çarkın sıradan dişlisi hâline getirir. Sonuçta zaman, yaşamı derinlemesine anlamlandırma aracı olmaktan çıkıp yalnızca hızın ve üretkenliğin kölesi olan niceliksel bir ölçü birimine dönüşür.

Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örneklendirme

Cevap

Örneklendirme
Metinde tanımlama, karşılaştırma, tanık gösterme ve sayısal verilerden yararlanma yollarına başvurulmuşken örneklendirme yöntemine yer verilmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ilk cümlesini incelemek.
'Zaman, modern insanın avuçlarında sürekli eriyen, biriktirilmesi imkânsız soyut bir sermayedir.' cümlesi 'Zaman nedir?' sorusuna cevap verdiği için tanımlama yapılmıştır.
Tanımlama düşünceyi geliştirme yolunun varlığını tespit etmek.
2
Metindeki karşılaştırma unsurlarını aramak.
'Klasik dönem insanı için zaman... iken; modern dünyada...' ifadesinde iki farklı dönemin zaman algısı kıyaslanmıştır.
Karşılaştırma yönteminin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek.
3
Metindeki alıntıları ve isimleri kontrol etmek.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ismi ve zamanla ilgili dizeleri düşünceyi desteklemek amacıyla doğrudan paylaşılmıştır. Bu bir tanık göstermedir.
Tanık gösterme düşünceyi geliştirme yolunun varlığını teyit etmek.
4
Metindeki sayısal ifadeleri analiz etmek.
'dakikada ortalama 120 kelime' ifadesinde istatistiksel/sayısal bir veri kullanılmıştır.
Sayısal verilerden yararlanma yöntemini doğrulamak.
5
Örneklendirme ögesinin varlığını sorgulamak.
Yazar savunduğu düşünceyi somutlaştırmak için ardışık örnekler sıralamamış, sadece tanık göstermeye başvurmuştur.
Kullanılmayan yöntemin örneklendirme olduğunu netleştirmek.

Anahtar Kavram

Düşünceyi Geliştirme Yolları
Soru 1275Soru

Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerleri, cümlenin anlam ve yapı bütünlüğünü sağlayacak şekilde uygun isim çekim ekleriyle (iyelik ve hâl ekleri) tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Sanatın toplumsal işlev her dönem tartışılagelmiştir; ancak bireyin kendi iç dünyası yansıtmadaki başarısı yadsınamaz.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa üçüncü tekil kişi iyelik eki olan '-i', ikinci boşluğa ise belirtme durumu eki olan '-nı' getirilmelidir.
Cümledeki anlam ilişkilerine göre ilk boşluğa tamlanan (iyelik) eki olan '-i', ikinci boşluğa ise nesne ilişkisi kuran belirtme durumu eki olan '-nı' getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluğun dahil olduğu isim tamlaması ilişkisini belirleme
'Sanatın toplumsal işlevi' ifadesi belirtili isim tamlaması oluşturmaktadır.
'Sanatın' tamlayanına bağlı olan 'işlev' sözcüğü tamlanan konumundadır ve aidiyet belirten üçüncü tekil kişi iyelik ekini almalıdır.
2
İkinci boşluğun dahil olduğu sözcüğün cümledeki işlevini ve alması gereken eki belirleme
'dünyasını' sözcüğü 'yansıtmadaki' fiilimsinin nesnesi durumundadır ve belirtme durumu eki almalıdır.
'iç dünyası' tamlaması zaten iyelik eki (-sı) taşımaktadır. Bu ifadenin nesneleşerek eylemsiye bağlanması için belirtme (yükleme) hâli ekini alması gerekir. İyelik ekinden sonra gelen durum eki araya pronominal 'n' sesini alarak '-nı' biçimine dönüşür.

Anahtar Kavram

İsim Çekim Ekleri (İyelik ve Hâl Ekleri)
Soru 1276Soru

Aşağıdaki cümlelerde yüklemin bildirdiği eylemi gerçekleştiren veya durumun merkezinde yer alan ögeler (özneler) dikkate alındığında, numaralanmış cümlelerdeki öznelerin türlerini (ger��ek özne, sözde özne, gizli özne) sırasıyla ilgili boşluklara yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

I. Şairin son kitabında yer alan şiirler, insanın iç dünyasındaki karmaşayı naif bir dille yansıtıyor. (Özne türü: )
II. Kazı alanından çıkarılan antik vazolar, zarar görmemesi için büyük bir titizlikle paketlendi. (Özne türü:
)
III. Bunca yıllık ayrılıktan sonra doğup büyüdüğü şehre adım atınca tarifsiz bir heyecan hissetti. (Özne türü:
)
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümlede 'Şairin son kitabında yer alan şiirler' gerçek özne, ikinci cümlede 'Kazı alanından çıkarılan antik vazolar' sözde özne, üçüncü cümlede ise yüklemin şahıs ekinden anlaşılan üçüncü tekil kişi (o) gizli öznedir.
Birinci cümlede 'yansıtıyor' etken eyleminin gerçek öznesi 'Şairin son kitabında yer alan şiirler'dir. İkinci cümlede 'paketlendi' edilgen eyleminin sözde öznesi 'Kazı alanından çıkarılan antik vazolar'dır. Üçüncü cümlede ise cümlede açıkça yazılmayan fakat yüklem çekiminden anlaşılan gizli özne mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki yüklemi belirlemek ve özneyi bulmak.
Yüklem 'yansıtıyor' fiilidir. 'Yansıtan ne?' sorusuna cevap veren 'Şairin son kitabında yer alan şiirler' ifadesi, eylemi doğrudan gerçekleştirdiği için gerçek öznedir.
Yüklemin etken çatılı olması ve işi yapanın cümlede açıkça bulunması gerçek özne olduğunu gösterir.
2
İkinci cümledeki yüklemi belirlemek ve edilgenlik durumunu incelemek.
Yüklem 'paketlendi' fiilidir. 'Paketlenen ne?' sorusuna cevap veren 'Kazı alanından çıkarılan antik vazolar' ögesidir. Ancak paketleme işini yapan başkasıdır.
Yüklemdeki '-n' edilgenlik eki, eylemden etkilenen unsurun sözde özne görevini üstlendiğini gösterir.
3
Üçüncü cümlenin yüklemini ve gizli özne durumunu tespit etmek.
Yüklem 'hissetti' fiilidir. Hisseden kim sorusunun cevabı cümle içinde doğrudan yazılı değildir, ancak yüklemin çekiminden 'o' olduğu anlaşılır.
Cümlede kelime olarak bulunmayıp yüklemin şahıs ekinden çıkarılan özne gizli öznedir.

Anahtar Kavram

Özne türlerinin (gerçek, sözde, gizli özne) cümledeki çatı özelliklerine ve yüklem ilişkisine göre ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1277Soru

Cümlede yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten etkilenen, belirtme durum eki (-ı / -i / -u / -ü) almış ögeye belirtili nesne denir. Cümledeki belirtili nesneyi bulmak için yükleme "neyi?" veya "kimi?" soruları yöneltilir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde belirtili nesne kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genç araştırmacı, küt��phanedeki eski belgelerin bir kısmını titizlikle inceledi.

Cevap

Genç araştırmacı, kütüphanedeki eski belgelerin bir kısmını titizlikle inceledi.
Doğru seçenekteki cümlede yükleme yöneltilen "Neyi inceledi?" sorusu "kütüphanedeki eski belgelerin bir kısmını" öbeğini vermektedir. Bu öbek bir isim tamlaması olup en sonunda belirtme durum eki (-ı) almıştır ve belirtili nesne görevindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlenin yüklemini ve öznesini belirleme
"Genç araştırmacı, kütüphanedeki eski belgelerin bir kısmını titizlikle inceledi." cümlesinde yüklem "inceledi", bu işi gerçekleştiren özne ise "Genç araştırmacı"dır.
Cümlenin ögeleri bulunurken yanlış öge bölünmelerini önlemek ve nesneyi özneyle karıştırmamak için önce yüklem ve özne tespit edilmelidir.
2
Belirtili nesneyi bulmak için yükleme uygun soruyu yöneltme
Yükleme "Neyi inceledi?" sorusu sorulduğunda "kütüphanedeki eski belgelerin bir kısmını" cevabı alınır.
Belirtili nesne, yükleme sorulan "neyi?" veya "kimi?" sorularıyla bulunur.
3
Bulunan ögenin hal ekini kontrol etme
Belirlenen öbeğin sonundaki "-ı" eki belirtme durum ekidir (belgelerin bir kısm-ı-n-ı).
Belirtili nesneler mutlaka belirtme durum eki (-ı / -i / -u / -ü) almak zorundadır.

Anahtar Kavram

Belirtili nesne, belirtme durum eki (-ı / -i / -u / -ü) alan ve yükleme sorulan 'neyi?', 'kimi?' sorularına cevap veren nesne türüdür. İyelik eki alan isimlerle veya belirtisiz nesnelerle karıştırılmamalıdır.
Soru 1278Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemi yer yönünden tamamlayan bir öge (yer tamlayıcısı) kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genç ressam, tuvalin üzerine doğanın canlı renklerini yansıtıyordu.

Cevap

Genç ressam, tuvalin üzerine doğanın canlı renklerini yansıtıyordu.
Doğru seçenekteki cümlede yer alan 'yansıtıyordu' yüklemine sorulan 'Nereye yansıtıyordu?' sorusu, yönelme hal eki almış olan 'tuvalin üzerine' isim tamlamasını buldurur. Bu öge cümlenin yer tamlayıcısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlenin yüklemini ve öznesini bulmak.
'Yansıtıyordu' yüklemdir. Yansıtma eylemini gerçekleştiren 'Genç ressam' ise özne görevindedir.
Cümle ögelerini doğru belirlemek için öncelikle temel ögeler olan yüklem ve özne tespit edilmelidir.
2
Yükleme uygun soruları sorarak yer tamlayıcısını (dolaylı tümleci) belirlemek.
Yükleme sorulan 'Nereye yansıtıyordu?' sorusu 'tuvalin üzerine' cevabını verir. Bu öge yönelme durum eki (-e) almış bir isim tamlamasıdır.
Yer tamlayıcısı, yüklemin yöneldiği, bulunduğu veya ayrıldığı yeri bildiren ve '-e, -de, -den' eklerini alan ögedir.

Anahtar Kavram

Dolaylı Tümleç (Yer Tamlayıcısı)
Soru 1279Soru

(I) Son derece etkileyici bir üslupla kaleme alınan bu roman, okuru ilk sayfadan itibaren sarıp sarmalıyor. (II) Yazar, karakterlerin iç dünyasını oldukça başarılı tasvirlerle gözler önüne sermiş. (III) Dönemin toplumsal yapısı da eserde en ince ayrıntısına kadar titizlikle işlenmiş. (IV) Kitabın kahramanı, zor durumlar karşısında pek soğukkanlı davranarak çevresindekileri şaşırtıyor. (V) Sanatçı, bu son yapıtında çok sade bir Türkçe tercih ederek geniş kitlelere ulaşmayı başarmış.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde derecelendirme zarfı, bir zarfın anlamını derecelendirme göreviyle kullanılm��ştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümlede kullanılan 'pek' derecelendirme zarfı, durum zarfı olan 'soğukkanlı' sözcüğünün anlamını derecelendirmiştir.
Dördüncü cümlede yer alan 'pek' derecelendirme zarfı, 'davranarak' fiilimsisini niteleyen 'soğukkanlı' durum zarf��nın önüne gelmiştir. Dolayısıyla burada derecelendirme zarfı bir zarfın anlamını derecelendirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki numaralanmış cümlelerde yer alan derecelendirme zarflarını tespit edin.
Birinci cümlede 'son derece', ikinci cümlede 'oldukça', üçüncü cümlede 'en', dördüncü cümlede 'pek' ve beşinci cümlede 'çok' s��zcükleri derecelendirme (miktar) zarflarıdır.
Derecelendirme zarflarının hangi sözcükleri nitelediğini anlamak için önce kendilerini belirlemek gerekir.
2
Bulunan derecelendirme zarflarının yöneldiği ve anlamını derecelendirdiği sözcüklerin türlerini belirleyin.
'son derece' -> 'etkileyici' (sıfat), 'oldukça' -> 'başarıl��' (sıfat), 'en' -> 'ince' (sıfat), 'pek' -> 'soğukkanlı' (zarf), 'çok' -> 'sade' (sıfat) sözcüklerini etkilemiştir.
Dördüncü cümledeki 'soğukkanlı' sözcüğü 'davranarak' zarf-fiilini (fiilimsi) etkilediği için bir durum zarfıdır. Diğer cümlelerdeki 'etkileyici', 'başarılı', 'ince' ve 'sade' sözcükleri ise birer ismi etkilediği için sıfattır.
3
Farklı türdeki sözcüğü derecelendiren cümleyi doğru cevap olarak seçin.
Dördüncü cümlede derecelendirme zarfı bir zarfı derecelendirdiği için doğru cevap bu seçenektir.
Soru kökünde derecelendirme zarfının bir zarfı derecelendirmesi istenmektedir.

Anahtar Kavram

Derecelendirme (miktar) zarflarının sıfatları veya zarfları derecelendirme görevi.
Soru 1280Soru

İlk bakışta melodiyi oluşturan yegâne unsurun ses perdeleri ve bunların sürekliliği olduğu düşünülür.

(I) Müzik, seslerin belirli bir düzen ve ritimle bir araya gelmesinden oluşan işitsel bir sanat dalı olarak tanımlanır. (II) Oysa sesler arasındaki o boşluklar, yani esler, dinleyiciye duyduklarını zihninde anlamlandırması için gerekli olan bilişsel alanı sağlar. (III) Nitekim notalar arasındaki bu sessizlik anları olmasaydı, ses yığınları karmaşık bir gürültüye dönüşür ve melodinin duygusal yükünü taşıyamaz hale gelirdi. (IV) Bu yönüyle sessizlik, müziğin karşıtı de��il; aksine onun varoluşunu ve etkisini belirleyen en temel kurucu unsurdur. (V) Besteciler de bu sessizlik anlarını adeta görünmez bir enstrüman gibi kullanarak esere derinlik, gerilim ve dramatik bir yapı kazandırırlar.

Bu parçanın anlam bütünlüğünü sağlamak için yukarıdaki cümlenin parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra getirilmesi gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. cümleden sonra

Cevap

İlk cümleden sonra getirilen yargı, melodinin yalnızca seslerden ibaret olduğu yönündeki genel kabulü belirtip ikinci cümledeki 'Oysa' bağlacıyla başlayarak sessizliğin önemini vurgulayan bölüme zemin hazırlar.
İkinci cümle 'Oysa sesler arasındaki o boşluklar...' ifadesiyle başlamaktadır. Bu karşıtlık bağlacı, kendinden önceki cümlede sessizliğin dışındaki bir unsurun (sesin/ses perdelerinin) melodiyi oluşturan tek şey olduğuna dair bir düşüncenin varlığını gerektirir. Parçaya eklenmek istenen cümle ise melodinin yalnızca ses perdelerinden oluştuğu algısını sunmaktadır. Dolayısıyla bu cümle, birinci cümleden sonra getirildiğinde parçanın anlam bütünlüğü sağlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki cümlelerin anlamsal ve yapısal ilişkileri incelenir.
İkinci cümlenin 'Oysa' karşıtlık bağlacıyla başladığı ve sessizliğin zihinsel anlamlandırma işlevine odaklandığı görülür.
Bu karşıtlık ifadesinin öncesinde, sessizliğin aksine sadece ses perdelerinin melodiyi oluşturduğuna dair bir kabulün yer alması gerekmektedir.
2
Yerleştirilecek cümlenin içeriği ve anahtar kavramları analiz edilir.
Söz konusu cümle melodinin yalnızca ses perdelerinden ve süreklilikten oluştuğu algısını dile getirmektedir.
Bu cümle, ikinci cümledeki 'Oysa sesler arasındaki o boşluklar...' ifadesiyle kurulacak karşıtlık ilişkisinin zeminini hazırlar.
3
Cümlenin parçaya yerleştirilerek akış kontrol edilir.
Cümle birinci cümleden sonra getirildiğinde, tanımdan sonra gelen yaygın ama eksik kabul belirtilmiş ve ikinci cümledeki 'Oysa...' ifadesiyle bu kabul düzeltilmiştir.
Bu sıralama parçanın anlamsal köprülerini kurarak tutarlı ve akıcı bir bütün oluşturur.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam akışını sağlayan geçiş, bağlantı ve karşıtlık unsurlarının işlevi
ÖncekiSayfa 64 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin