Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1Soru

Aşağıda sol sütunda verilen atmosfer ve iklim bilgisine ait kavramları, sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hava Durumu
İklim
Meteoroloji

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hava Durumu kavramı dar bir alanda kısa süreli atmosfer olaylarını tanımlayan ifadeyle; İklim kavramı geniş sahalardaki uzun süreli ortalama atmosfer durumunu tanımlayan ifadeyle; Meteoroloji ise hava olaylarını kısa süreli ve anlık inceleyen bilim dalı tanımıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede Hava Durumu kısa süreli ve dar alanlı olayları tanımlayan açıklamayla, İklim uzun süreli ve geniş alanlı ortalamaları tanımlayan açıklamayla, Meteoroloji ise hava olaylarını inceleyen yardımcı bilim dalıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hava Durumu kavramının özelliklerini belirlemek.
Hava durumunun dar bir alanda, gün veya hafta gibi kısa süreler içinde değişkenlik gösteren atmosfer durumunu ifade ettiği tespit edilir.
Hava durumu kavramının tanımını bulmak.
2
İklim kavramının özelliklerini analiz etmek.
İklimin geniş sahalarda çok uzun yıllar boyunca gerçekleşen atmosfer olaylarının ortalama durumu olduğu saptanır.
İklim kavramının tanımını belirlemek.
3
Meteoroloji biliminin çalışma alanını belirlemek.
Meteorolojinin atmosfer olaylarını kısa süreli ve anlık olarak inceleyen bilim dalı olduğu belirlenir.
Hava olaylarını inceleyen yardımcı bilim dalını tanımlamak.

Anahtar Kavram

Hava durumu, iklim ve meteoroloji tanımları ile aralarındaki temel farklar.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2Soru

Türkçede yapım ekleri; eklendiği sözcüğün anlamını ya da türünü değiştiren eklerdir. Bu ekler işlevlerine göre isimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil yapım ekleri olmak üzere dört gruba ayrılır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük isimden fiil yapım eki almıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sonbaharın gelmesiyle birlikte ağaçlardaki tüm yapraklar sarardı.

Cevap

Sonbaharın gelmesiyle birlikte ağaçlardaki tüm yapraklar sarardı.
'sarardı' sözcüğünün yer aldığı seçenek doğrudur. Bu cümledeki 'sarardı' sözcüğünün kökü 'sarı' ismidir. 'Sarı' isim köküne getirilen '-ar' yapım eki, ismi fiile dönüştürerek 'sararmak' fiilini türetmiştir. Bu nedenle sözcük isimden fiil yapım eki almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde koyu yazılmış sözcüklerin köklerini ve aldıkları ekleri belirlemek.
Sözcüklerin kök ve ek tahlili şu şekildedir: yaz-ar-dı (fiil kökü + çekim ekleri), sev-in-ç (fiil kökü + yapım ekleri), sarı-ar-dı (isim kökü + yapım eki + çekim eki), tuz-lu (isim kökü + yapım eki), yak-tı (fiil kökü + çekim eki).
Sözcüklerin yapısını doğru analiz edebilmek için kök ve eklerin işlevlerini saptamak gerekir.
2
Belirlenen yapım eklerinin işlevlerini (isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil) sınıflandırmak.
'sevinç' sözcüğünde fiilden fiil ve fiilden isim yapım ekleri; 'sarardı' sözcüğünde isimden fiil yapım eki; 'tuzlu' sözcüğünde ise isimden isim yapım eki vardır. 'yazardı' ve 'yaktı' sözcüklerinde ise yapım eki yoktur.
Hangi sözcüğün isimden fiil yapım eki aldığını bulmak.
3
İsimden fiil yapım eki alan sözcüğü seçmek.
'sarı' isim kökünden 'sararmak' fiilini türeten '-ar' ekinin yer aldığı 'sarardı' sözcüğünün doğru cevap olduğu belirlenir.
Soruda bizden istenen isimden fiil yapım ekinin sadece bu sözcükte bulunmasıdır.

Anahtar Kavram

Yapım eklerinin işlevlerine göre (isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil) sınıflandırılması ve çekim ekleriyle karıştırılmaması.
Soru 3Soru

Aşağıdaki sol sütunda yer alan numaralanmış metin parçalarını, sağ sütunda verilen anlatım ilkeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kurgusundaki derinlikle dikkat çeken bu romanda, her cümle adeta birer kristal gibidir. Yazarın seçtiği az sayıda sözcük, okurun zihninde sayfalarca sürecek düşünsel fırtınalar koparmakta, her okumada yeni anlam katmanları keşfedilmektedir.
Hikâyede ne yabancı dillerden devşirilmiş yapay kelimelere ne de anlatımı ağırlaştıran süslü sanatlı ifadelere yer verilmiştir. Yazar, halkın günlük yaşamında kullandığı en sıcak ve samimi sözcüklerle dünyasını kurmuştur.
Bu eseri okurken dilin akışında hiçbir engele çarpmıyorsunuz. Sözcükler öyle ustalıkla yan yana dizilmiş ki hiçbir ses pürüzü barındırmayan cümleler, okuyucuyu yormadan, su gibi akıp gidiyor.
Yazarın ifadelerinde belirsizliğe, çift anlamlılığa yer yoktur. Metindeki her bir cümle, tüm okurların zihninde tek ve net bir anlam dairesi çizmekte, yoruma açık karanlık noktalar bırakmamaktadır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Az sözle çok şey anlatmayı ifade eden ilk metin özlülük; yabancı kelime ve süsten uzak olan ikinci metin yalınlık; dilin pürüzsüzce akmasını betimleyen üçüncü metin akıcılık; tek ve net bir anlamı savunan dördüncü metin ise açıklık ilkesiyle eşleşmektedir.
Metinlerin dil ve üslup özellikleri incelendiğinde; derin anlamları barındıran ilk metin özlülük ile, yabancı kelime ve süsten uzak olan ikinci metin yalınlık ile, pürüzsüz okumayı sağlayan üçüncü metin akıcılık ile, tek ve net anlamı savunan dördüncü metin ise açıklık ilkesiyle doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk metin parçasındaki anahtar ifadeleri belirlemek.
Metinde geçen 'az sayıda sözcük' ve 'yeni anlam katmanları' ifadelerinin, az sözle derin anlamlar üretmek anlamına gelen özlülük ilkesiyle eşleştiği tespit edilir.
Özlülük (yoğunluk), bir yazıda az kelime ile çok şey ifade edebilme sanatıdır.
2
İkinci metin parçasındaki anahtar ifadeleri incelemek.
Metinde geçen 'yapay kelimelere ve süslü sanatlı ifadelere yer verilmemesi' özelliğinin yalınlık ilkesini yansıttığı tespit edilir.
Yalınlık, dilin süsten, abartıdan, özentili sözlerden ve sanatlı anlatımlardan uzak olmasıdır.
3
Üçüncü metin parçasındaki anahtar ifadeleri değerlendirmek.
Metinde geçen 'akışta engele çarpmamak' ve 'ses pürüzü barındırmamak' durumunun akıcılık ilkesiyle örtüştüğü belirlenir.
Akıcılık, anlatımın pürüzsüz olması, dilin telaffuzu zor kelimelere ve engellere takılmadan akıp gitmesidir.
4
Dördüncü metin parçasındaki ifadeleri analiz etmek.
Metinde geçen 'belirsizliğe yer olmaması' ve 'tek ve net bir anlam çizmesi' niteliklerinin açıklık ilkesine uygun olduğu saptanır.
Açıklık, metinde kapalılığın bulunmaması, her okuyanın aynı yargıyı zahmetsizce anlayabilmesidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

Türkçede sonu geniş ünlüyle (-a, -e) biten fiillere şimdiki zaman eki (-yor) getirildiğinde bu geniş ünlüler daralarak dar ünlüye (ı, i, u, ü) dönüşür. Bu ses olayına ünlü daralması denir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü daralması vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yolcular otobüsün gelmesini durakta bekliyor.

Cevap

Yolcular otobüsün gelmesini durakta bekliyor.
Ünlü daralması, Türkçede sonu geniş ünlü olan '-a' veya '-e' ile biten fiil kök ya da gövdelerine şimdiki zaman eki olan '-yor' getirildiğinde, bu geniş ünlülerin daralarak 'ı, i, u, ü' seslerine dönüşmesi olayıdır. 'Yolcular otobüsün gelmesini durakta bekliyor.' cümlesindeki 'bekliyor' eyleminin kökü 'bekle-' fiilidir. Geniş ünlüyle biten bu sözcük '-yor' ekini aldığında 'bekle-yor' değil, 'bekliyor' şeklinde yazılır ve telaffuz edilir. Dolayısıyla bu eylemde ünlü daralması gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki şimdiki zaman eki (-yor) almış eylemlerin kök veya gövdelerini belirlemek.
Eylemlerin kök/gövdeleri sırasıyla 'oku-', 'bekle-', 'bil-', 'kazan-' ve 'seyret-' şeklindedir.
Ünlü daralmasını tespit edebilmek için öncelikle kelimenin kök veya gövdesinin son harfinin incelenmesi gerekir.
2
Kök veya gövdelerin geniş ünlüyle (-a, -e) bitip bitmediğini kontrol etmek.
Yalnızca 'bekle-' fiili geniş ünlü olan 'e' harfiyle bitmektedir. Diğer fiiller ise ünsüzle veya zaten dar bir ünlüyle bitmektedir.
Ünlü daralması kuralı yalnızca geniş ünlüyle biten fiillerde gerçekleşebilir.
3
Geniş ünlüyle biten fiile şimdiki zaman eki geldiğinde gerçekleşen ses değişimini doğrulamak.
'bekle-yor' birleşimi 'bekliyor' şekline dönüşmüş, geniş 'e' ünlüsü dar 'i' ünlüsü haline gelmiştir.
Bu değişim ünlü daralması tanımına tam olarak uymaktadır ve doğru cevabın bu seçenek olduğunu kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Ünlü Daralması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5Soru

(I) İnsanlık tarihinin en eski zanaatlarından biri olan cam işleme, antik Mezopotamya ve Mısır’da boncuk ve küçük kapların yapımıyla başlamıştır. (II) İlk dönemlerde daha çok süs eşyası ve lüks tüketim malzemesi olarak kullanılan cam, zamanla tekniklerin gelişmesiyle günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. (III) Romalılar döneminde üfleme tekniğinin keşfedilmesi, camın seri üretimine olanak tanımış ve bu malzemeyi mimaride pencereler vasıtasıyla ışığı içeri alan yapısal bir ögeye dönüştürmüştür. (IV) Orta Çağ'ın sonlarına doğru ise camın kimyasal yapısındaki saflaştırma çalışmaları, ışığın kırılma özelliklerinin keşfedilmesini ve böylece ilk optik merceklerin üretilmesini sağlamıştır. (V) Bu merceklerin bir araya getirilmesiyle icat edilen gözlükler, özellikle okuma yazma oranının artı�� gösterdiği bu dönemde entelektüel sınıfın çalışma ömrünü uzatmıştır. (VI) Sonraki yüzyıllarda teleskop ve mikroskobun icadına zemin hazırlayan bu optik gelişmeler, insanın hem mikro dünyaya hem de evrenin derinliklerine bakışını kökten değiştirmiştir.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV; 4; IV.; 4.; Dördüncü; dördüncü

Cevap

İkinci paragraf dördüncü cümle (IV) ile başlamalıdır.
Doğru cevap dördüncü cümledir (IV). Paragrafın ilk üç cümlesinde cam zanaatının tarihsel kökeni, gelişim süreçleri ve mimarideki yeri anlatılırken, dördüncü cümleden itibaren camın optik özellikleri, mercek üretimi ve bunun bilimsel gelişmelere katkısı gibi farklı bir konuya geçilmiştir. Bu nedenle yeni paragraf dördüncü cümle ile başlamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki tüm cümleler tek tek okunarak konuları ve ana fikirleri belirlenir.
I, II ve III. cümlelerde camın tarihsel gelişimi ve yapısal kullanım alanları; IV, V ve VI. cümlelerde ise cam saflaştırma teknolojisiyle gelişen optik mercekler ve bilimsel sonuçları ele alınmaktadır.
Paragrafın ikiye bölünmesi için konunun yön değiştirdiği, yeni bir düşünce halkasının başladığı cümlenin bulunması gerekir.
2
Cümleler arasındaki bağlantı ögeleri (zamirler, bağlaçlar, geçiş ifadeleri) incelenir.
IV. cümlede 'Orta Çağ'ın sonlarına doğru ise...' ifadesiyle camın kimyasal saflığına ve optik kullanımına geçiş yapılmıştır. V. cümledeki 'Bu merceklerin...' ve VI. cümledeki 'bu optik gelişmeler...' ifadeleri doğrudan IV. cümleye bağlıdır. I, II ve III. cümlelerde bu tür optik referanslar yoktur.
Yeni paragrafın ilk cümlesi, kendinden önceki cümlelere yapısal olarak doğrudan bağlı olmamalı, bağımsız bir giriş cümlesi niteliği taşımalıdır.
3
Konunun değiştiği ilk cümle tespit edilerek doğru cevap belirlenir.
IV. cümle hem yeni bir konunun (optik mercekler) başlangıcıdır hem de kendinden önceki cümlelere yapısal bir dilsel bağlaçla doğrudan bağımlı olmayan bir giriş cümlesi özelliğindedir.
Bu özellikler IV. cümlenin yeni paragrafın başlangıcı olduğunu kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Soru 6Soru

Sanatın sadece yetenekli ve seçkin bir azınlığın tekelinde olduğunu iddia edenlere katılmak mümkün mü? Elbette hayır. Sanat, insanın kendini ifade etme ihtiyacından doğan evrensel bir dildir. Bir çocuğun duvara çizdiği çizgilerden bir ustanın tuvaline kadar her estetik çaba bu gerçeği doğrular. Kendini 'sanat elitisti' olarak konumlandıranlar, sanatın sokağa inmesini onun değer kaybetmesi olarak yorumluyorlar. Oysa sanat, saraylardan kurtulup hayatın tam merkezinde, sıradan insanların parmak uçlarında yeşerdiğinde gerçek anlamına kavuşur.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okuyucunun yerleşik bir düşüncesini değiştirmek amacıyla, karşılıklı konuşma havası içinde sunulan tartışmacı anlatımdan

Cevap

Okuyucunun yerleşik bir düşüncesini değiştirmek amacıyla, karşılıklı konuşma havası içinde sunulan tartışmacı anlatımdan
Doğru cevap, yazarın yerleşik bir görüşe (sanatın seçkinlerin tekelinde olduğu fikrine) karşı çıkarak kendi düşüncesini soru-cevap ve sohbet havası içinde savunduğu tartışmacı anlatımı belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin giriş cümlesini ve üslubunu değerlendirmek
Girişte yer alan soru cümlesi ve ardından gelen doğrudan cevap, yazarın okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir üslup tercih ettiğini gösterir.
Yazarın okuyucuya hitap etme tarzından yola çıkarak anlatım biçiminin yönünü belirlemek.
2
Metnin yazılış amacını ve ana fikrini analiz etmek
Yazarın 'sanatın sadece seçkinlerin tekelinde olduğu' şeklindeki genel/yerleşik bir kanıyı çürütmeye çalıştığı ve sanatın evrenselliğini savunduğu tespit edilir.
Metinde bir fikrin savunulup savunulmadığını belirleyerek tartışmacı anlatım biçimini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Tartışmacı anlatım biçimi; yerleşik bir görüşü çürütmek, kendi düşüncesini savunmak ve bunu yaparken soru-cevap ile samimi bir üsluptan faydalanmak üzere kurgulanır.
Soru 7Soru

Aşağıdaki cümlelerde kalın yazılmış sözcükleri, temsil ettikleri zamir (adıl) türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kitapların birkaçını dün akşam kütüphaneden aldım.
Öteki senin aradığın sözl��k olabilir.
Bu zor günlerde bizi hiç yalnız bırakmadı.
Masadaki anahtarlardan hangisini aldın?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

"birkaçını" belgisiz zamirle, "Öteki" işaret zamiriyle, "bizi" kişi zamiriyle, "hangisini" ise soru zamiriyle eşleşmektedir.
Verilen cümlelerdeki zamirler türlerine göre doğru şekilde eşleştirilmiştir. Belgisizlik anlamı taşıyan "birkaçını" belgisiz zamirle; işaret anlamı taşıyan "Öteki" işaret zamiriyle; şahıs anlamı taşıyan "bizi" kişi zamiriyle; soru anlamı taşıyan "hangisini" ise soru zamiriyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
"birkaçını" sözcüğünün işlevini belirlemek
Belgisiz zamir
Sözcük, netlik kazandırmadan birden fazla kitabın yerini tutmaktadır.
2
"Öteki" sözcüğünün işlevini belirlemek
İşaret zamiri
Sözcük, gösterilen bir kitabın ya da nesnenin yerini işaret yoluyla tutmaktadır.
3
"bizi" sözcüğünün işlevini belirlemek
Kişi (şahıs) zamiri
Sözcük, doğrudan insan şahıslarını (birinci çoğul şahıs) karşılamaktadır.
4
"hangisini" sözcüğünün işlevini belirlemek
Soru zamiri
Sözcük, bir ismin yerini soru ifadesiyle tutmaktadır.

Anahtar Kavram

Zamirler, isim olmadıkları halde cümlede isimlerin yerini tutan sözcüklerdir.
Soru 8Soru

Modern bilimin kurucuları arasında sayılan Galileo, teleskopu gökyüzüne çeviren ilk kişi olmamasına rağmen, bu aracı evrenin yapısını sistematik bir biçimde gözlemlemek amacıyla kullanan dönemindeki tek araştırmacı olmasıyla astronomide yeni bir devrin kapısını aralamıştır.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Galileo’nun yaşadığı dönemde gökyüzüne teleskopla bakan başkaları bulunsa da evreni sistemli bir yöntemle incelemek için bu araca başvuran tek araştırmacı kendisidir.

Cevap

Galileo’nun yaşadığı dönemde gökyüzüne teleskopla bakan başkaları bulunsa da evreni sistemli bir yöntemle incelemek için bu araca başvuran tek araştırmacı kendisidir.
Doğru seçenek, cümlede geçen 'teleskopu gökyüzüne çeviren ilk kişi olmamasına rağmen' (döneminde veya öncesinde teleskopla gökyüzüne bakan başkaları da vardır) ve 'bu aracı evrenin yapısını sistematik bir biçimde gözlemlemek amacıyla kullanan dönemindeki tek araştırmacı olmasıyla' (sistemli gözlem yapan tek kişidir) ifadeleriyle birebir örtüşmektedir. Bu iki veri birleştirildiğinde, Galileo'nun döneminde gökyüzünü teleskopla inceleyen başkaları olsa da bunu sistemli bir yöntemle gerçekleştiren yegâne araştırmacının kendisi olduğu kesin olarak çıkarılır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncül cümleyi anlam sınırlandırmalarına ve niteleyicilere dikkat ederek ögelerine ayırın.
Cümlede 'ilk kişi olmama' (başkaları da gökyüzüne bakmıştır) ve 'sistematik gözlemleyen dönemindeki tek araştırmacı olma' (sistemlilik yönünden tektir) sınırlandırmaları tespit edilir.
Kesin yargı sorularında cümlede verilen sınırlandırma zarfları (tek, ancak, rağmen) çıkarımın sınırlarını belirler.
2
Seçenekleri bu sınırlandırmalarla karşılaştırarak yanlış bilgileri eleyin.
Teleskopu ilk kullanan kişi olduğu veya modern bilimin tek kurucusu olduğu iddiaları öncülle çeliştiği için elenir.
Çelişen veya sınırları aşan yargılar kesin olarak çıkarılamaz.
3
Mecaz anlamları ve öznel yorumları ayıklayarak nesnel olarak doğrudan doğrulanabilen şıkkı bulun.
Teleskopla daha önce/döneminde gökyüzüne bakanlar olduğu halde bunu sistemli yapan tek kişinin Galileo olduğu bilgisi doğrudan doğrulanır.
Doğru seçenek, öncülün hiçbir ögesini dışarıda bırakmadan veya ona ekleme yapmadan anlamca tam bir örtüşme sağlamalıdır.

Anahtar Kavram

Cümleden Kesin Yargı Çıkarma
Soru 9Soru

Aşağıdaki sol sütunda numaralanmış cümleleri, sağ sütunda harflerle belirtilen anlatım özellikleri ve yapısal işlevleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türkiye İstatistik Kurumunun son verilerine göre, ülkemizde kütüphaneye üye olan kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde on iki artış göstermiştir.
Yazar, dün katıldığı panelde modern kentin birey üzerindeki yabancılaştırıcı etkisini işlerken geriye dönüş tekniklerinden yararlandığını ifade etti.
Üç yılı aşkın bir çalışmanın ürünü olan ve beş yüz sayfadan oluşan bu görkemli eser, edebiyat dünyasındaki yerini şimdiden sağlamlaştırdı.
Şairin dizelerinde kullandığı canlı renk imgeleri, okuyucunun zihninde adeta bir tablo canlandırarak ��iire lirik ve büyüleyici bir derinlik katıyor.
İnsan ruhunun en karanlık dehlizlerini bu kadar duru ve etkileyici bir dille anlatmayı başarmış başka kaç yazar vardır ki bu topraklarda?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerini aktaran birinci cümle kanıtlanabilir nesnel olgu bildiren tanımla; yazarın paneldeki ifadesini aktaran ikinci cümle nesnel aktarım tanımıyla; sayfa sayısı verip 'görkemli' nitelemesi yapan üçüncü cümle nicel verili öznel tanımla; şiirin derinliğini yorumlayan dördüncü cümle estetik beğeni içeren öznel tanımla; sözde soruyla takdir bildiren beşinci cümle ise soru yoluyla duygu aktaran öznel tanımla eşleşir.
Verilen eşleştirmede nesnel ve öznel anlatım yapıları en ince ayrıntılarına kadar sınıflandırılmıştır. İstatistiksel bilgi içeren cümle doğrudan kanıtlanabilir nesnel cümleyle; yazarın ifadesini aktaran cümle ise aktarımın kanıtlanabilirliği üzerinden nesnel cümleyle eşleşir. Sayısal veri barındıran ancak 'görkemli' kelimesiyle yorum katılan cümle nicel verilere rağmen öznel olan tanımla; estetik beğeni dile getiren cümle doğrudan sanatsal/estetik öznel cümleyle; sözde soruyla kurulan ve takdir belirten cümle ise soru yoluyla duygu aktaran cümleyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki kelimelerin kanıtlanabilir olgular mı yoksa kişisel yorum ve beğeniler mi içerdiğini saptayın.
Birinci ve ikinci cümlelerin kanıtlanabilir, doğruluğu/yanlışlığı test edilebilir yargılar taşıdığı; üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerin ise kişisel değer yargısı barındırdığı görülür.
Öznel ve nesnel anlatımları birbirinden ayırt etmek analiz sürecinin ilk adımıdır.
2
Nesnel olan cümlelerin kendi aralarındaki yapısal ve anlamsal farkı analiz edin.
İstatistiksel veri sunan cümlenin doğrudan nesnel olgu bildirdiği, yazarın paneldeki sözünü bildiren cümlenin ise aktarım olgusunun kendisinin kanıtlanabilir olması yönüyle nesnel nitelik taşıdığı belirlenir.
Aktarım cümlelerindeki 'aktarılan fikrin öznelliği' ile 'aktarma eyleminin nesnelliği' farkı YKS düzeyindeki en önemli çeldiricilerden biridir.
3
Öznel olan üç cümledeki öznelliğin hangi anlamsal ve söz dizimsel yollarla kurulduğunu belirleyin.
Üçüncü cümlenin nicel verilere rağmen 'görkemli' sıfatıyla, dördüncü cümlenin estetik değerlendirmelerle, beşinci cümlenin ise sözde soru yapısı ve hayranlık duygusuyla öznelleştiği tespit edilir.
Farklı öznellik kurma biçimlerini tanımlamak, eşleştirmenin eksiksiz yapılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Öznel ve Nesnel Anlatımlı Cümlelerin Yapısal ve Anlamsal Ayrımı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 10Soru

Sanatın toplumsal fayda sağlama amacını bütünüyle dışlayan estetik teorisyenleri, estetik deneyimin yegane değerinin eserin kendi iç tutarlılığında ve formel yapısında saklı olduğunu savunurken aslında sanatın toplumsal bağlamından tamamen koparılamayacağını, yalnızca topluma olan etkisinin doğrudan bir araçsalcılıkla ölçülemeyeceğini vurgulamışlardır.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Estetik deneyimi eserin biçimsel özelliklerine indirgeyen kuramcılar bile sanatın toplumla olan ilişkisini bütünüyle yadsımamaktadır.

Cevap

Estetik deneyimi eserin biçimsel özelliklerine indirgeyen kuramcılar bile sanatın toplumla olan ilişkisini bütünüyle yadsımamaktadır.
Doğru cevap olan yargı, cümlede aktarılan düşünceyi eksiksiz ve tam olarak karşılamaktadır. Cümle, estetik deneyimin yegane değerini eserin kendi iç tutarlılığında ve formel yapısında gören (yani estetik deneyimi biçimsel özelliklere indirgeyen) kuramcıların bile, sanatın toplumsal bağlamından tamamen koparılamayacağını (yani sanatın toplumla ilişkisini bütünüyle yadsımadıklarını) kesin bir dille ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki temel kavramları ve anlam sınırland��rmalarını tespit etme
Sanatın toplumsal fayda sağlama amacını bütünüyle reddeden ve estetik değerin sadece eserin iç tutarlılığı ile biçimsel yapısında olduğunu savunan bir grup teorisyenin varlığı belirlenmiştir.
Teorisyenlerin savundukları temel görüşü ve sınırlandırdıkları alanı anlamak sonraki çıkarımlar için gereklidir.
2
Teorisyenlerin asıl vurguladığı yargıyı analiz etme
Bu teorisyenlerin aslında sanatın toplumsal bağlamından koparılamayacağını, sadece bu etkinin doğrudan araçsal bir fayda üzerinden ölçülemeyeceğini düşündükleri saptanmıştır.
Cümlenin 'aslında... vurgulamışlardır' kısmı, teorisyenlerin katı biçimci görüşlerinin ardında yatan asıl toplumsal bağ kabulünü göstermektedir.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle eşleştirme
Biçimsel özellikleri merkeze alan kuramcıların dahi sanatın toplumla olan bağını tamamen inkâr etmediği yargısına doğrudan ulaşılmıştır.
Doğru sonuca ulaşmak için cümledeki 'bütünüyle dışlayan', 'yegane değer' gibi kavramlar ile 'tamamen koparılamayacağı' ifadesi arasındaki mantıksal ilişki kurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Cümleden Yargı Çıkarma ve Anlam Sınırlandırma
Soru 11Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükler ile bu sözcüklerin kazandığı anlam özelliklerine dair yapılan açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yolculuk sırasında aracın arka tekerleği çivi batması yüzünden tamamen sönmüştü.
Toplantıda sunulan o parlak fikirler, yönetim kurulunun soğuk tavrı karşısında kısa sürede söndü.
Fırtınanın şiddeti azalınca denizdeki o devasa dalgalar yavaş yavaş yattı.
Haftalardır üzerinde çalıştığımız o büyük ortaklık projesi, son anda bürokratik engellere takılarak yattı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aracın arka tekerleğinin sönmesi fiziksel bir sönme eyleminden yola çıkarak havalı bir nesnenin hacimce küçülmesini belirten yan anlam kullanımıyla; toplantıdaki fikirlerin sönmesi soyut fikir veya heveslerin sönmesini ifade eden mecaz anlam kullanımıyla; denizdeki dalgaların yatması dalga gibi somut bir doğa unsurunun sakinleşmesini bildiren yan anlam kullanımıyla; ortaklık projesinin yatması ise bir işin sonuçsuz kalmasını anlatan mecaz anlam kullanımıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; somut ve fiziksel bir benzetmeyle havalı bir nesnenin hacminin inmesini belirten 'sönmek' ve dalgaların düzleşerek sakinleşmesini belirten 'yatmak' eylemleri yan anlam açıklamalarıyla eşleşir. Buna karşılık, soyut düzeyde fikirlerin heyecanını kaybetmesini bildiren 'sönmek' ve projenin iptal olmasını bildiren 'yatmak' eylemleri ise mecaz anlam açıklamalarıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen koyu yazılmış 'sönmek' ve 'yatmak' eylemlerinin temel (gerçek) anlamlarını belirleyiniz.
'Sönmek' kelimesinin temel anlamı 'ateş, ışık vb.nin sönmesi'; 'yatmak' kelimesinin temel anlamı ise 'düz/yatay duruma gelmek, uzanmak' olarak belirlenir.
Anlam değişimlerini (yan veya mecaz) doğru analiz edebilmek için öncelikle kelimenin zihinde ilk uyanan somut anlamını saptamak gerekir.
2
İlk cümledeki 'tekerleğin sönmesi' durumunu inceleyiniz.
Tekerleğin/lastiğin içindeki havanın boşalması, hacminin küçülmesi fiziksel ve somut bir değişimdir. Temel anlamdaki gaz/hava çıkışı ile doğrudan ilişkili olduğundan bu bir yan anlam kullanımıdır.
Gerçek anlamla somut/fiziksel bağını yitirmemiş, şekilsel veya işlevsel yakıştırma içeren kullanımların yan anlam olduğunu saptamak için.
3
İkinci cümledeki 'fikirlerin sönmesi' durumunu inceleyiniz.
Fikirlerin veya coşkunun heyecanını kaybetmesi durumu tamamen soyut bir olgudur. Somut ateş veya ışık kaynağının sönmesiyle hiçbir fiziksel bağ kalmamıştır, bu nedenle mecaz anlamdır.
Somut anlamın tamamen soyutlaşarak yeni bir kavramı karşılamasının mecaz anlam oluşturduğunu ayırt etmek için.
4
Üçüncü cümledeki 'dalgaların yatması' durumunu inceleyiniz.
Dalgaların dikey konumdan yatay/düz bir konuma geçerek sakinleşmesi, kelimenin 'yatay duruma gelmek' gerçek anlamıyla somut ve fiziksel bağını korur. Dolayısıyla bu da yan anlamdır.
Fiziksel doğa olaylarındaki konumsal değişimlerin yan anlam kategorisine girdiğini belirlemek için.
5
Dördüncü cümledeki 'projenin yatması' durumunu inceleyiniz.
Bir projenin engellere takılarak gerçekleşememesi soyut bir durumdur. Somut yatay duruma geçmekle anlam bağı tamamen kopmuştur, bu nedenle mecaz anlamdır.
Somut eylemlerin iş/girişimlerin başarısızlığı anlamında soyutlanarak mecazlaştığını göstermek için.

Anahtar Kavram

Sözcüklerin bağlam içinde kazandığı yan ve mecaz anlamların, somutluk-soyutluk ve temel anlamla olan fiziksel bağ kriterleri doğrultusunda ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

Yazılış ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamları tamamen farklı olan, aralarında hi��bir anlam ilişkisi bulunmayan sözcükler sesteş (eş sesli) kabul edilir. Aralarında anlam ilişkisi bulunup hem isim hem de fiil olarak kullanılabilen sözcükler ise ortak (kökteş) kök olarak adlandırıl��r.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük sesteşlik özelliği taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bahçıvan, sabahın erken saatlerinde çimlerin arasındaki yabani otları tek tek yoldu.

Cevap

Bahçıvanın yabani otları tek tek yolduğunu belirten cümledeki 'yol' sözcüğü sesteşlik özelliği göstermektedir.
Cümledeki 'yoldu' eyleminin kökü 'yol-' fiilidir (yolmak). Bu eylem ile 'üzerinde yürünen şerit' anlamına gelen 'yol' ismi arasında hiçbir anlam bağı yoktur. Bu sebeple 'yol' kelimesi sesteş bir sözcüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki altı çizili sözcüklerin köklerini ve bu köklerin cümlede hangi anlamda kullanıldığını belirlemek.
'boya', 'göç', 'yol-', 'güven' ve 'damla' kökleri belirlenmiştir.
Sözcüklerin sesteş mi yoksa ortak kök mü olduğunu tespit etmek için öncelikle kök analizinin yapılması gerekir.
2
Belirlenen köklerin isim ve fiil biçimleri arasında bir anlam ilişkisi olup olmadığını kontrol etmek.
'boya', 'göç', 'güven' ve 'damla' sözcüklerinin isim ve fiil biçimleri arasında anlam bağı olduğu; 'yol' (geçit) ile 'yol-' (çekip koparmak) arasında ise hiçbir anlam bağı olmadığı saptanmıştır.
Aralarında anlam ilişkisi bulunan isim-fiil kökleri ortak kök, anlam ilişkisi bulunmayanlar ise sesteş kök olarak kabul edilir.
3
Sesteş olan sözcüğün yer aldığı seçeneği işaretlemek.
Yol sözcüğünün sesteş olduğu kesinleştirilerek doğru yanıta ulaşılmıştır.
Yol eyleminin isim hali olan yol (yol, geçit) ile aralarında hiçbir anlam ortaklığı bulunmadığı için sesteşlik koşulu sağlanır.

Anahtar Kavram

Sesteş kök ile ortak (kökteş) kök arasındaki farklar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Aşağıdaki sol sütunda bir eleştirmenin farkl�� eserler hakkında yaptığı değerlendirmeler, sağ sütunda ise bu değerlendirmelerde öne çıkan anlatım ilkeleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki değerlendirme metinlerini sağ sütundaki anlatım ilkeleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Onun denemelerinde kelimeler sadece sözlük anlamlarıyla var olmaz; her bir cümlenin ardında felsefi bir derinlik, tarihin ve kültürün süzgecinden geçmiş zengin bir çağrışım dünyası gizlidir. Okur, tek bir sayfayı bitirdiğinde bile saatlerce düşünecek malzeme bulur.
Kitabı elinize aldığınızda sayfaların nasıl hızla akıp gittiğini fark etmiyorsunuz. Yazar, okurun zihnini yoracak pürüzlü ifadelere, telaffuzu zor kelime gruplarına veya ahengi bozan uzun ve karmaşık cümle yapılarına yer vermemiştir.
Bu romanda şatafatlı kelimelere, okuru büyülemeyi amaçlayan sanatsal gösterişe ve ağır benzetmelere rastlayamazsınız. Yazar, meramını günlük hayatın en sade ve doğal anlatım kalıplarıyla, olduğu gibi aktarır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci metin yoğunluk ilkesiyle, ikinci metin akıcılık ilkesiyle, üçüncü metin ise yalınlık ilkesiyle eşleşmektedir.
Değerlendirmeler incelendiğinde; derinlik ve çağrışım zenginliğinden bahseden birinci metin yoğunluk ilkesiyle, pürüzsüzlük ve telaffuz kolaylığından bahseden ikinci metin akıcılık ilkesiyle, süssüzlük ve sadelikten bahseden üçüncü metin ise yalınlık ilkesiyle doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metnin anahtar ifadelerini analiz etme
Metindeki 'felsefi derinlik', 'çağrışım dünyası' ve 'saatlerce düşünecek malzeme bulma' ifadeleri belirlendi.
Bu ifadeler, metnin anlam derinliğine ve katmanlı yapısına işaret ettiği için yoğunluk (derinlik) ilkesini doğrulamaktadır.
2
İkinci metnin anahtar ifadelerini analiz etme
Metindeki 'sayfaların hızla akıp gitmesi', 'telaffuzu zor kelimelerin bulunmaması' ve 'ahengi bozan unsurlardan kaçınılması' ifadeleri belirlendi.
Anlatımda pürüzlerin olmaması, telaffuz kolaylığı ve ahenk doğrudan akıcılık ilkesini göstermektedir.
3
Üçüncü metnin anahtar ifadelerini analiz etme
Metindeki 'şatafatlı kelimelerin, sanatsal gösterişin olmaması' ve 'sade ve doğal anlatım kalıpları' ifadeleri belirlendi.
Söz sanatlarından, süsten ve gösterişten uzak durulması doğrudan yalınlık (sadelik) ilkesine işaret eder.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri (Yoğunluk, Akıcılık, Yalınlık)
Soru 14Soru

Bilimsel etkinliğin temeline nesnel gözlemi yerleştiren klasik anlayış, araştırmacıyı doğanın sessiz bir tanığı olarak konumlandırır. Bu yaklaşıma göre bilim insanı, zihnini her türlü ön kabulden arındırarak olguları oldukları gibi kaydeder. Oysa modern bilim felsefesinin ortaya koyduğu üzere, teoriden bağımsız, "saf" bir gözlem olanağı yöntemsel bir yanılsamadan ibarettir. Her gözlem, doğası gereği belirli bir kuramsal çerçevenin, kavramsal bir haritanın rehberliğinde gerçekleştirilir. Araştırmacının neye odaklanacağını, hangi veriyi "anlamlı" kabul edip hangisini dışarıda bırakacağını belirleyen şey, arka planda işleyen o görünmez teorik şemadır. Dolayısıyla bilimsel ilerleme, çıplak gözle toplanan ham verilerin basit bir yığ��lımı değil; verilerin, sürekli yenilenen kuramsal gözlüklerle yeniden anlamlandırılması sürecidir. Kısacası, olguları kuramın ışığından yoksun bir biçimde biriktirmeye çalışmak, pusulasız bir geminin rotasını çizmeye benzer; zira teori olmadan gözlem kör, gözlem olmadan teori ise dayanaksız kalmaya mahkûmdur.

Bu parçaya göre, "Bilimsel verilerin anlam kazanması ve bilimsel ilerlemenin ger��ekleşmesi, gözlemin nesnelliğinden ziyade gözlemi yönlendiren kuramsal çerçevelerin varlığına bağlıdır." yargısı parçanın ana düşüncesini yansıtmaktadır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Sunulan yargı, parçanın ana düşüncesini tam ve doğru bir biçimde yansıttığı için bu ifade doğrudur.
Parçada nesnel gözlemin tek başına yetersiz olduğu, her gözlemin kuramsal bir çerçeve rehberliğinde anlam kazanması gerektiği ve bilimsel ilerlemenin bu kuramlar sayesinde gerçekleştiği savunulduğu için sunulan yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin genelinde ele alınan konuyu ve yazarın odaklandığı temel fikri tespit etmek amacıyla paragrafı çözümlemek.
Metinde klasik bilim anlayışının 'saf nesnel gözlem' tezine karşı çıkıldığı ve her bilimsel gözlemin kuramsal bir çerçeve gerektirdiği sonucuna ulaşılır.
Parçanın ana düşüncesini belirlemek, yargının doğruluğunu sınamanın temel adımıdır.
2
Paragraftaki anahtar ifadeleri (teoriden bağımsız gözlem olanağının yanılsama olması, verilerin kuramsal şemalarla anlamlandırılması vb.) incelemek.
Bilimsel ilerleme ve verilerin anlam kazanmasının, gözlemi yönlendiren kuramsal kabullere bağlı olduğu tezi doğrulanır.
Yazarın savunduğu ana tezin sınırlarını ve gerekçelerini netleştirmek gerekir.
3
Soru kökündeki yargıyı metinden elde edilen ana düşünceyle karşılaştırmak.
Soru kökündeki 'bilimsel verilerin anlam kazanması ve bilimsel ilerlemenin kuramsal çerçevelere bağlı olduğu' yargısının, metindeki ana düşünceyle tamamen örtüştüğü belirlenir.
Verilen yargının metinle uyumunu saptayarak nihai değerlendirmeyi yapmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 15Soru

Ekolojik restorasyon çalışmalarında sadece nesli tükenmekte olan türlerin korunmasına odaklanılması, ekosistemin bir bütün olarak kendini yenileme kapasitesinin ancak tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin sürdürülmesiyle mümkün olabileceği gerçeğini gölgelemektedir.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekosistemin bütünsel olarak kendini yenileyebilmesi, tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devam ettirilmesine bağlıdır.

Cevap

Ekosistemin bütünsel olarak kendini yenileyebilmesi, tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devam ettirilmesine bağlıdır.
Cümledeki 'ekosistemin bir bütün olarak kendini yenileme kapasitesinin ancak tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin sürdürülmesiyle mümkün olabileceği' ifadesi, bütünüyle yenilenme kapasitesinin gerçekleşmesini trofik düzeyler arasındaki etkileşimin korunması şartına bağlamıştır. Bu durum, ekosistemin bütünsel olarak kendini yenileyebilmesinin tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devam ettirilmesine bağlı olduğu yargısını kesin kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki anahtar ifadeleri ve anlam sınırlandırmalarını belirlemek.
Cümlede yer alan 'sadece' ve 'ancak' sözcüklerinin anlamı daralttığı ve kesin bir koşul bildirdiği görülür. Ekosistemin kendini bütünsel olarak yenilemesinin koşulu, 'tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin sürdürülmesi' olarak verilmiştir.
Anlam sınırlandırması yapan edat ve bağlaçlar cümleden çıkarılabilecek kesin yargıyı doğrudan belirler.
2
Koşul-sonuç ilişkisini seçeneklerle karşılaştırarak doğrulamak.
Ekosistemin kendini bütünüyle yenilemesinin, trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devamına bağlı olduğu yargısı cümleyle birebir örtüşmektedir.
Metindeki kesin yargı sınırlarını aşmayan tek seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Cümleden yargı çıkarırken 'ancak', 'sadece', 'yalnız' gibi sınırlayıcı ifadelerin kurduğu mantıksal koşul ilişkileri dışına çıkılmamalıdır.
Soru 16Soru

Bir sözcüğün terim anlamlı kabul edilebilmesi için o sözcüğün genel dilin ortak söz varlığından sıyrılarak belirli bir uzmanlık alanı, kuramsal disiplin ya da sanatsal faaliyetle sınırlı özel bir kavramı doğrudan ve tek anlamlı olarak karşılaması gerekir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamlı bir sözcük kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkçede bazı yapım ekleri kelimelere yeni bir anlam kazandırırken aynı zamanda kelimenin kökünün türünü de değiştirebilir.

Cevap

Türkçede bazı yapım ekleri kelimelere yeni bir anlam kazandırırken aynı zamanda kelimenin kökünün türünü de değiştirebilir.
Doğru yanıt, dil bilgisi terimleri olan 'kök' ve 'yapım eki' sözcüklerini içeren cümledir. Bu cümlede geçen 'kök' sözcüğü, dil bilgisinde kelimenin anlamlı en küçük parçasını karşılayacak şekilde tamamen bilimsel/kuramsal bir terim olarak kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen ve terim olma potansiyeli taşıyan sözcükleri (açı, nota, kök, ağız, perde) belirleyin.
Belirlenen sözcükler: 'aç��', 'nota', 'kök', 'ağız', 'perde'.
Bu sözcükler hem günlük dilde hem de farklı bilim veya sanat dallarında terim olarak kullanılabilen çok anlamlı sözcüklerdir.
2
Her bir sözcüğün cümle içindeki bağlamını ve kazandığı anlamı inceleyin.
'Farklı açılar' ifadesinde 'açı' bakış açısı (mecaz); 'neşeli nota' ifadesinde 'nota' duygu/ton (mecaz); 'şişenin ağzı' ifadesinde 'ağız' benzerlik yoluyla yakıştırma (yan anlam); 'tarihin perdeleri' ifadesinde 'perde' gizlilik (mecaz) anlamındadır. Ancak 'kelimenin kökü' ifadesindeki 'kök', dil bilgisinde sözcüğün parçalanamayan en küçük anlamlı bölümünü ifade eden kesin bir terimdir.
Bir sözcüğün terim olup olmadığı sadece kelimeye bakılarak değil, kullanıldığı cümlenin bağlamı incelenerek anlaşılabilir.
3
Dil bilgisi alanına özgü terimleri içeren doğru seçeneği belirleyin.
Dil bilgisi terimi olan 'kök' ve 'yapım eki' sözcüklerini barındıran cümle doğru cevaptır.
Bu sözcükler Türkçe dil bilgisi disiplini sınırları içinde tanımlanmış özel kavramlardır.

Anahtar Kavram

Terim Anlam
Soru 17Soru

A��ağıda sol sütunda verilen yazınsal metin parçalarını, sağ sütunda verilen ve bu parçalarda belirgin biçimde örneklendirilen anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sanatçı, zihnindekileri kâğıda dökerken kelimeleri adeta birer kuyumcu titizliğiyle eler; cümleye fazladan tek bir sıfatın, gereksiz bir zarfın sızmasına müsaade etmez. Metindeki her bir yapı taşı, anlam bütünlüğünün vazgeçilmez bir parçasıdır.
Onun nesirlerinde anlatım, hiçbir yapay süse ve sanatsal gösterişe teslim olmaz. Yazar, okurun dikkatini kelimelerin parıltısıyla dağıtmak yerine, iletmek istediği düşünceyi en sade ve doğrudan biçimde sunmayı yeğler.
Bu eserin asıl gücü, kelimelerin niceliğinde değil, niteliğinde ve satır aralarındaki derinlikte gizlidir. Birkaç kelimelik bir cümlenin ardında koca bir felsefi arka plan barındırır ve okuru her seferinde yeni anlam katmanlarıyla buluşturur.
Metin boyunca sözcükler birbirine öyle pürüzsüz eklemlenmiştir ki okurken zihniniz hiçbir ses engeline çarpmaz; yabancı dillerin dil kurallarına aykırı yapılarında veya telaffuzu güç tamlamalarda takılıp kalmazsınız.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci metin durulukla, ikinci metin yalınlıkla, üçüncü metin özlülükle, dördüncü metin ise akıcılıkla eşleşmelidir.
Verilen parçalar sırasıyla duruluk, yalınlık, özlülük ve akıcılık niteliklerini tanımlamaktadır veya bu niteliklere sahip metinleri örneklendirmektedir. Dolayısıyla birinci metin durulukla, ikinci metin yalınlıkla, üçüncü metin özlülükle, dördüncü metin ise akıcılıkla eşleştirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metindeki anahtar kelimeleri ve anlatılmak isteneni analiz edin.
Metinde 'gereksiz zarf ve sıfatların elenmesi' ve 'her kelimenin vazgeçilmez olması' vurgulanmaktadır. Bu durum bizi 'duruluk' ilkesine götürür.
Anlatımda gereksiz sözcük barındırmama özelliği duruluk ilkesinin temel tanımıdır.
2
İkinci metindeki anahtar ifadeleri belirleyin.
Metinde 'yapay süse, sanatsal gösterişe yer vermeme' ve 'en sade şekilde doğrudan sunma' üzerinde durulmuştur. Bu durum 'yalınlık' ilkesini gösterir.
Yalınlık, anlatımın süs, sanat ve mecazlardan arındırılmış, sade bir dille yapılmasıdır.
3
Üçüncü metindeki derinliği ve kelime tasarrufunu inceleyin.
Metinde 'az kelimeyle felsefi arka plan sunma' ve 'satır aralarındaki derinlik' vurgulanmıştır. Bu durum 'özlülük' ilkesiyle ilişkilidir.
Özlülük, az sözle zengin ve yoğun bir anlam dünyası kurabilmektir.
4
Dördüncü metindeki okunuş kolaylığını değerlendirin.
Metinde 'ses engeline çarpmama', 'pürüzsüz eklemlenme' ve 'telaffuzu güç yapılardan kaçınma' dile getirilmiştir. Bu durum 'akıcılık' ilkesini belirtir.
Akıcılık, metnin ses ve ritim yönünden kolayca okunabilmesi, pürüzsüz olması durumudur.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri (Yalınlık, Duruluk, Özlülük, Akıcılık)
Soru 18Soru

Aşağıdaki parçalarda öne çıkarılan anlatım özelliklerini, sağdaki ilgili anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dönemin ruhunu yansıtan bu romanda, yazarın kahramanın ruh hâlini tasvir ederken başvurduğu tasvirlerdeki kelimelerin adeta birer tablo gibi gözümüzün önünde canlanması ve bu canlandırmanın zihinde hiçbir ikinci yola sapmadan doğrudan hedeflenen o tek duyguyu uyandırması, eserin g��cünü artırıyor.
Onun şiirlerinde her dize, ilk okunuşta berrak bir su gibi görünse de dibe doğru daldıkça yeni dünyaların kapılar��nı aralayan, her okurun kendi birikimiyle genişletebileceği anlamsal birer dehliz barındırır.
Yazar, son makalesinde günümüz insanının yalnızlığını anlatırken kelime oyunlarının ve imgesel çağrışımların albenisine kapılmamış; düşüncelerini pürüzsüz, gösterişten uzak ve en çıplak hâliyle kağıda dökmüştür.
Romanın bu bölümünde, karakterin içinde bulunduğu karmaşık duygusal buhran, uzun ve çetrefilli cümlelerin arasında kaybolmadan, dilin kendi do��al ritmi içinde adeta çağlayan bir su gibi engelsizce akıp gidiyor.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci parça açıklık, ikinci parça yoğunluk, üçüncü parça yalınlık ve dördüncü parça akıcılık anlatım ilkeleriyle eşleşmelidir.
Birinci parça, metnin tek anlama gelmesi ve netliği üzerinden açıklık ilkesiyle; ikinci parça, anlam derinliği ve katmanlılığı üzerinden yoğunluk ilkesiyle; üçüncü parça, süs ve sanattan uzaklık üzerinden yalınlık ilkesiyle; dördüncü parça ise dilin pürüzsüzce akıp gitmesi üzerinden akıcılık ilkesiyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci parçadaki üslup özelliklerini analiz etmek.
'hiçbir ikinci yola sapmadan doğrudan hedeflenen o tek duyguyu uyandırması' ifadesi belirlenmiştir.
Anlamda belirsizlik ve çift anlamlılık olmaması açıklık ilkesine karşılık gelir.
2
İkinci parçanın anlamsal yapısını incelemek.
'dibe doğru daldıkça yeni dünyaların kapılarını aralayan, anlamsal birer dehliz' ifadesi belirlenmiştir.
Anlam derinliği ve çok katmanlılık anlatımda yoğunluk (derinlik) ilkesini ifade eder.
3
Üçüncü parçadaki dil tercihlerini değerlendirmek.
'kelime oyunlarının albenisine kapılmamış, gösterişten uzak ve en çıplak hâliyle' ifadeleri belirlenmiştir.
Söz sanatlarından, imgesel anlatımlardan ve süsten kaçınma yalınlık ilkesidir.
4
Dördüncü parçanın ritim ve akışını incelemek.
'dilin kendi doğal ritmi içinde adeta çağlayan bir su gibi engelsizce akıp gidiyor' ifadesi belirlenmiştir.
Cümlelerin pürüzsüzce, okuru yormadan ve engellere takılmadan ilerlemesi akıcılık ilkesini gösterir.
5
Belirlenen tüm anlatım özelliklerini ilgili ilkelerle eşleştirmek.
Tüm parçalar doğru ilkelerle ilişkilendirilmiştir.
Her parçanın anahtar ifadeleri, dil bilgisi teorisindeki tanımlarla tam uyum sağlamaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Türkçede tek heceli bazı sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında veya yardımcı fiille birleştiklerinde sözcüğün sonundaki ünsüz çiftleşir. Buna "ünsüz türemesi" (ünsüz ikizleşmesi) adı verilir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz türemesine uğramış bir sözcük vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bunca yıl sakladığı sırrı nihayet en yakın arkadaşıyla paylaşmaya karar vermişti.

Cevap

Bunca yıl sakladığı sırrı nihayet en yakın arkadaşıyla paylaşmaya karar vermişti. (Bu cümlede yer alan 'sırrı' kelimesi ünsüz türemesine uğramıştır.)
Doğru cevap olan cümlede yer alan 'sırrı' sözcüğünün kökü 'sır'dır. Bu tek heceli kelimeye ünlüyle başlayan üçüncü tekil kişi iyelik eki (-ı) getirildiğinde kelimenin sonundaki ünsüz ikizleşerek 'sırrı' biçimini almıştır. Bu durum ünsüz türemesinin (ünsüz ikizleşmesinin) klasik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki cümlelerde yer alan ve çift ünsüz barındıran veya ses olayına uğramış olabilecek sözcükleri tespit etmek.
'şiddetle', 'sessiz', 'sırrı', 'attı', 'bekliyordu' sözcükleri incelenmek üzere belirlenmiştir.
Ses olaylarını doğru analiz edebilmek için öncelikle şüpheli kelimelerin belirlenmesi gerekir.
2
Belirlenen kelimeleri kök ve eklerine ayırarak uğradıkları ses olaylarını analiz etmek.
'şiddet' kelimesi kök halindedir; 'ses-siz' kelimesinde ek çakışması vardır; 'at-tı' kelimesinde ünsüz benzeşmesi vardır; 'bekle-yor-du' kelimesinde ünlü daralması vardır; 'sır-ı' kelimesinde ise kök sonundaki ünsüz ikizleşerek 'sırrı' olmuştur.
Ünsüz türemesinin gerçekleşmesi için tek heceli bir sözcüğün ünlüyle başlayan ek alırken veya yardımcı fiille birleşirken kök sonundaki ünsüzün ikizleşmesi (türemesi) gerekir.
3
Ünsüz türemesi kuralına uyan tek kelimenin bulunduğu cümleyi doğru cevap olarak belirlemek.
'sırrı' kelimesinin yer aldığı cümle doğru seçenektir.
'sır' kelimesine ünlüyle başlayan '-ı' eki geldiğinde fazladan bir 'r' ünsüzü türemiştir.

Anahtar Kavram

Ünsüz Türemesi
Soru 20Soru

Sanatçı, bu (I) yapıtında da alışılagelmiş (II) temaların dışına çıkamamış; bazı (III) sahneleri oldukça (IV) yapay biçimde kurgulayarak okurun estetik (V) algısını zedelemiştir.

Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi sıfat (ön ad) görevinde kullanılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV numaralı 'oldukça' sözcüğü sıfat görevinde değil, zarf (belirteç) görevinde kullanılmıştır.
IV numaralı 'oldukça' sözcüğü sıfat görevinde değil, zarf (belirteç) görevinde kullanılmıştır. Bu sözcük, kendisinden sonra gelen 'yapay' niteleme sıfatını miktar yönünden derecelendiren bir miktar zarfıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki numaralanmış sözcüklerin önündeki isimlerle olan ilişkisini belirlemek.
I numaralı 'bu' sözcüğü 'yapıt' ismini, II numaralı 'alışılagelmiş' sözcüğü 'temalar' ismini, III numaralı 'bazı' sözcüğü 'sahneler' ismini, IV numaralı 'oldukça' sözcüğü 'yapay' sıfatını, V numaralı 'estetik' sözcüğü ise 'algı' ismini etkilemektedir.
Sözcüklerin türünü doğru belirlemek için cümledeki görevlerine ve hangi sözcüklerle öbekleştiklerine bakılması gerekir.
2
Sıfat ve zarf görevlerini ayırt etmek.
İsimlerin önüne gelerek onları belirten veya niteleyen sözcükler sıfat olurken; sıfatların veya zarfların önüne gelerek onların derecesini/miktarını bildiren sözcükler zarftır.
IV numaralı 'oldukça' sözcüğü, 'yapay' niteleme sıfatının derecesini belirten bir miktar zarfı olarak kullanılmıştır.

Anahtar Kavram

Sıfat (ön ad) ve zarf (belirteç) ayrımı, sıfatı derecelendiren zarfların işlevi.
Sayfa 1 / 338Sonraki