Tüm alıştırma soruları

4123 soru

Soru 1Soru

Türkçede yapım ekleri; eklendiği sözcüğün anlamını ya da türünü değiştiren eklerdir. Bu ekler işlevlerine göre isimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil yapım ekleri olmak üzere dört gruba ayrılır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük isimden fiil yapım eki almıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sonbaharın gelmesiyle birlikte ağaçlardaki tüm yapraklar sarardı.

Cevap

Sonbaharın gelmesiyle birlikte ağaçlardaki tüm yapraklar sarardı.
'sarardı' sözcüğünün yer aldığı seçenek doğrudur. Bu cümledeki 'sarardı' sözcüğünün kökü 'sarı' ismidir. 'Sarı' isim köküne getirilen '-ar' yapım eki, ismi fiile dönüştürerek 'sararmak' fiilini türetmiştir. Bu nedenle sözcük isimden fiil yapım eki almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde koyu yazılmış sözcüklerin köklerini ve aldıkları ekleri belirlemek.
Sözcüklerin kök ve ek tahlili şu şekildedir: yaz-ar-dı (fiil kökü + çekim ekleri), sev-in-ç (fiil kökü + yapım ekleri), sarı-ar-dı (isim kökü + yapım eki + çekim eki), tuz-lu (isim kökü + yapım eki), yak-tı (fiil kökü + çekim eki).
Sözcüklerin yapısını doğru analiz edebilmek için kök ve eklerin işlevlerini saptamak gerekir.
2
Belirlenen yapım eklerinin işlevlerini (isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil) sınıflandırmak.
'sevinç' sözcüğünde fiilden fiil ve fiilden isim yapım ekleri; 'sarardı' sözcüğünde isimden fiil yapım eki; 'tuzlu' sözcüğünde ise isimden isim yapım eki vardır. 'yazardı' ve 'yaktı' sözcüklerinde ise yapım eki yoktur.
Hangi sözcüğün isimden fiil yapım eki aldığını bulmak.
3
İsimden fiil yapım eki alan sözcüğü seçmek.
'sarı' isim kökünden 'sararmak' fiilini türeten '-ar' ekinin yer aldığı 'sarardı' sözcüğünün doğru cevap olduğu belirlenir.
Soruda bizden istenen isimden fiil yapım ekinin sadece bu sözcükte bulunmasıdır.

Anahtar Kavram

Yapım eklerinin işlevlerine göre (isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil) sınıflandırılması ve çekim ekleriyle karıştırılmaması.
Soru 2Soru

Türkçede sonu geniş ünlüyle (-a, -e) biten fiillere şimdiki zaman eki (-yor) getirildiğinde bu geniş ünlüler daralarak dar ünlüye (ı, i, u, ü) dönüşür. Bu ses olayına ünlü daralması denir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü daralması vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yolcular otobüsün gelmesini durakta bekliyor.

Cevap

Yolcular otobüsün gelmesini durakta bekliyor.
Ünlü daralması, Türkçede sonu geniş ünlü olan '-a' veya '-e' ile biten fiil kök ya da gövdelerine şimdiki zaman eki olan '-yor' getirildiğinde, bu geniş ünlülerin daralarak 'ı, i, u, ü' seslerine dönüşmesi olayıdır. 'Yolcular otobüsün gelmesini durakta bekliyor.' cümlesindeki 'bekliyor' eyleminin kökü 'bekle-' fiilidir. Geniş ünlüyle biten bu sözcük '-yor' ekini aldığında 'bekle-yor' değil, 'bekliyor' şeklinde yazılır ve telaffuz edilir. Dolayısıyla bu eylemde ünlü daralması gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki şimdiki zaman eki (-yor) almış eylemlerin kök veya gövdelerini belirlemek.
Eylemlerin kök/gövdeleri sırasıyla 'oku-', 'bekle-', 'bil-', 'kazan-' ve 'seyret-' şeklindedir.
Ünlü daralmasını tespit edebilmek için öncelikle kelimenin kök veya gövdesinin son harfinin incelenmesi gerekir.
2
Kök veya gövdelerin geniş ünlüyle (-a, -e) bitip bitmediğini kontrol etmek.
Yalnızca 'bekle-' fiili geniş ünlü olan 'e' harfiyle bitmektedir. Diğer fiiller ise ünsüzle veya zaten dar bir ünlüyle bitmektedir.
Ünlü daralması kuralı yalnızca geniş ünlüyle biten fiillerde gerçekleşebilir.
3
Geniş ünlüyle biten fiile şimdiki zaman eki geldiğinde gerçekleşen ses değişimini doğrulamak.
'bekle-yor' birleşimi 'bekliyor' şekline dönüşmüş, geniş 'e' ünlüsü dar 'i' ünlüsü haline gelmiştir.
Bu değişim ünlü daralması tanımına tam olarak uymaktadır ve doğru cevabın bu seçenek olduğunu kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Ünlü Daralması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru

Sanatın sadece yetenekli ve seçkin bir azınlığın tekelinde olduğunu iddia edenlere katılmak mümkün mü? Elbette hayır. Sanat, insanın kendini ifade etme ihtiyacından doğan evrensel bir dildir. Bir çocuğun duvara çizdiği çizgilerden bir ustanın tuvaline kadar her estetik çaba bu gerçeği doğrular. Kendini 'sanat elitisti' olarak konumlandıranlar, sanatın sokağa inmesini onun değer kaybetmesi olarak yorumluyorlar. Oysa sanat, saraylardan kurtulup hayatın tam merkezinde, sıradan insanların parmak uçlarında yeşerdiğinde gerçek anlamına kavuşur.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okuyucunun yerleşik bir düşüncesini değiştirmek amacıyla, karşılıklı konuşma havası içinde sunulan tartışmacı anlatımdan

Cevap

Okuyucunun yerleşik bir düşüncesini değiştirmek amacıyla, karşılıklı konuşma havası içinde sunulan tartışmacı anlatımdan
Doğru cevap, yazarın yerleşik bir görüşe (sanatın seçkinlerin tekelinde olduğu fikrine) karşı çıkarak kendi düşüncesini soru-cevap ve sohbet havası içinde savunduğu tartışmacı anlatımı belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin giriş cümlesini ve üslubunu değerlendirmek
Girişte yer alan soru cümlesi ve ardından gelen doğrudan cevap, yazarın okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir üslup tercih ettiğini gösterir.
Yazarın okuyucuya hitap etme tarzından yola çıkarak anlatım biçiminin yönünü belirlemek.
2
Metnin yazılış amacını ve ana fikrini analiz etmek
Yazarın 'sanatın sadece seçkinlerin tekelinde olduğu' şeklindeki genel/yerleşik bir kanıyı çürütmeye çalıştığı ve sanatın evrenselliğini savunduğu tespit edilir.
Metinde bir fikrin savunulup savunulmadığını belirleyerek tartışmacı anlatım biçimini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Tartışmacı anlatım biçimi; yerleşik bir görüşü çürütmek, kendi düşüncesini savunmak ve bunu yaparken soru-cevap ile samimi bir üsluptan faydalanmak üzere kurgulanır.
Soru 4Soru

Modern bilimin kurucuları arasında sayılan Galileo, teleskopu gökyüzüne çeviren ilk kişi olmamasına rağmen, bu aracı evrenin yapısını sistematik bir biçimde gözlemlemek amacıyla kullanan dönemindeki tek araştırmacı olmasıyla astronomide yeni bir devrin kapısını aralamıştır.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Galileo’nun yaşadığı dönemde gökyüzüne teleskopla bakan başkaları bulunsa da evreni sistemli bir yöntemle incelemek için bu araca başvuran tek araştırmacı kendisidir.

Cevap

Galileo’nun yaşadığı dönemde gökyüzüne teleskopla bakan başkaları bulunsa da evreni sistemli bir yöntemle incelemek için bu araca başvuran tek araştırmacı kendisidir.
Doğru seçenek, cümlede geçen 'teleskopu gökyüzüne çeviren ilk kişi olmamasına rağmen' (döneminde veya öncesinde teleskopla gökyüzüne bakan başkaları da vardır) ve 'bu aracı evrenin yapısını sistematik bir biçimde gözlemlemek amacıyla kullanan dönemindeki tek araştırmacı olmasıyla' (sistemli gözlem yapan tek kişidir) ifadeleriyle birebir örtüşmektedir. Bu iki veri birleştirildiğinde, Galileo'nun döneminde gökyüzünü teleskopla inceleyen başkaları olsa da bunu sistemli bir yöntemle gerçekleştiren yegâne araştırmacının kendisi olduğu kesin olarak çıkarılır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncül cümleyi anlam sınırlandırmalarına ve niteleyicilere dikkat ederek ögelerine ayırın.
Cümlede 'ilk kişi olmama' (başkaları da gökyüzüne bakmıştır) ve 'sistematik gözlemleyen dönemindeki tek araştırmacı olma' (sistemlilik yönünden tektir) sınırlandırmaları tespit edilir.
Kesin yargı sorularında cümlede verilen sınırlandırma zarfları (tek, ancak, rağmen) çıkarımın sınırlarını belirler.
2
Seçenekleri bu sınırlandırmalarla karşılaştırarak yanlış bilgileri eleyin.
Teleskopu ilk kullanan kişi olduğu veya modern bilimin tek kurucusu olduğu iddiaları öncülle çeliştiği için elenir.
Çelişen veya sınırları aşan yargılar kesin olarak çıkarılamaz.
3
Mecaz anlamları ve öznel yorumları ayıklayarak nesnel olarak doğrudan doğrulanabilen şıkkı bulun.
Teleskopla daha önce/döneminde gökyüzüne bakanlar olduğu halde bunu sistemli yapan tek kişinin Galileo olduğu bilgisi doğrudan doğrulanır.
Doğru seçenek, öncülün hiçbir ögesini dışarıda bırakmadan veya ona ekleme yapmadan anlamca tam bir örtüşme sağlamalıdır.

Anahtar Kavram

Cümleden Kesin Yargı Çıkarma
Soru 5Soru

Sanatın toplumsal fayda sağlama amacını bütünüyle dışlayan estetik teorisyenleri, estetik deneyimin yegane değerinin eserin kendi iç tutarlılığında ve formel yapısında saklı olduğunu savunurken aslında sanatın toplumsal bağlamından tamamen koparılamayacağını, yalnızca topluma olan etkisinin doğrudan bir araçsalcılıkla ölçülemeyeceğini vurgulamışlardır.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Estetik deneyimi eserin biçimsel özelliklerine indirgeyen kuramcılar bile sanatın toplumla olan ilişkisini bütünüyle yadsımamaktadır.

Cevap

Estetik deneyimi eserin biçimsel özelliklerine indirgeyen kuramcılar bile sanatın toplumla olan ilişkisini bütünüyle yadsımamaktadır.
Doğru cevap olan yargı, cümlede aktarılan düşünceyi eksiksiz ve tam olarak karşılamaktadır. Cümle, estetik deneyimin yegane değerini eserin kendi iç tutarlılığında ve formel yapısında gören (yani estetik deneyimi biçimsel özelliklere indirgeyen) kuramcıların bile, sanatın toplumsal bağlamından tamamen koparılamayacağını (yani sanatın toplumla ilişkisini bütünüyle yadsımadıklarını) kesin bir dille ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki temel kavramları ve anlam sınırland��rmalarını tespit etme
Sanatın toplumsal fayda sağlama amacını bütünüyle reddeden ve estetik değerin sadece eserin iç tutarlılığı ile biçimsel yapısında olduğunu savunan bir grup teorisyenin varlığı belirlenmiştir.
Teorisyenlerin savundukları temel görüşü ve sınırlandırdıkları alanı anlamak sonraki çıkarımlar için gereklidir.
2
Teorisyenlerin asıl vurguladığı yargıyı analiz etme
Bu teorisyenlerin aslında sanatın toplumsal bağlamından koparılamayacağını, sadece bu etkinin doğrudan araçsal bir fayda üzerinden ölçülemeyeceğini düşündükleri saptanmıştır.
Cümlenin 'aslında... vurgulamışlardır' kısmı, teorisyenlerin katı biçimci görüşlerinin ardında yatan asıl toplumsal bağ kabulünü göstermektedir.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle eşleştirme
Biçimsel özellikleri merkeze alan kuramcıların dahi sanatın toplumla olan bağını tamamen inkâr etmediği yargısına doğrudan ulaşılmıştır.
Doğru sonuca ulaşmak için cümledeki 'bütünüyle dışlayan', 'yegane değer' gibi kavramlar ile 'tamamen koparılamayacağı' ifadesi arasındaki mantıksal ilişki kurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Cümleden Yargı Çıkarma ve Anlam Sınırlandırma
Soru 6Soru

Yazılış ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamları tamamen farklı olan, aralarında hi��bir anlam ilişkisi bulunmayan sözcükler sesteş (eş sesli) kabul edilir. Aralarında anlam ilişkisi bulunup hem isim hem de fiil olarak kullanılabilen sözcükler ise ortak (kökteş) kök olarak adlandırıl��r.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük sesteşlik özelliği taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bahçıvan, sabahın erken saatlerinde çimlerin arasındaki yabani otları tek tek yoldu.

Cevap

Bahçıvanın yabani otları tek tek yolduğunu belirten cümledeki 'yol' sözcüğü sesteşlik özelliği göstermektedir.
Cümledeki 'yoldu' eyleminin kökü 'yol-' fiilidir (yolmak). Bu eylem ile 'üzerinde yürünen şerit' anlamına gelen 'yol' ismi arasında hiçbir anlam bağı yoktur. Bu sebeple 'yol' kelimesi sesteş bir sözcüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki altı çizili sözcüklerin köklerini ve bu köklerin cümlede hangi anlamda kullanıldığını belirlemek.
'boya', 'göç', 'yol-', 'güven' ve 'damla' kökleri belirlenmiştir.
Sözcüklerin sesteş mi yoksa ortak kök mü olduğunu tespit etmek için öncelikle kök analizinin yapılması gerekir.
2
Belirlenen köklerin isim ve fiil biçimleri arasında bir anlam ilişkisi olup olmadığını kontrol etmek.
'boya', 'göç', 'güven' ve 'damla' sözcüklerinin isim ve fiil biçimleri arasında anlam bağı olduğu; 'yol' (geçit) ile 'yol-' (çekip koparmak) arasında ise hiçbir anlam bağı olmadığı saptanmıştır.
Aralarında anlam ilişkisi bulunan isim-fiil kökleri ortak kök, anlam ilişkisi bulunmayanlar ise sesteş kök olarak kabul edilir.
3
Sesteş olan sözcüğün yer aldığı seçeneği işaretlemek.
Yol sözcüğünün sesteş olduğu kesinleştirilerek doğru yanıta ulaşılmıştır.
Yol eyleminin isim hali olan yol (yol, geçit) ile aralarında hiçbir anlam ortaklığı bulunmadığı için sesteşlik koşulu sağlanır.

Anahtar Kavram

Sesteş kök ile ortak (kökteş) kök arasındaki farklar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Ekolojik restorasyon çalışmalarında sadece nesli tükenmekte olan türlerin korunmasına odaklanılması, ekosistemin bir bütün olarak kendini yenileme kapasitesinin ancak tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin sürdürülmesiyle mümkün olabileceği gerçeğini gölgelemektedir.

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekosistemin bütünsel olarak kendini yenileyebilmesi, tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devam ettirilmesine bağlıdır.

Cevap

Ekosistemin bütünsel olarak kendini yenileyebilmesi, tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devam ettirilmesine bağlıdır.
Cümledeki 'ekosistemin bir bütün olarak kendini yenileme kapasitesinin ancak tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin sürdürülmesiyle mümkün olabileceği' ifadesi, bütünüyle yenilenme kapasitesinin gerçekleşmesini trofik düzeyler arasındaki etkileşimin korunması şartına bağlamıştır. Bu durum, ekosistemin bütünsel olarak kendini yenileyebilmesinin tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devam ettirilmesine bağlı olduğu yargısını kesin kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki anahtar ifadeleri ve anlam sınırlandırmalarını belirlemek.
Cümlede yer alan 'sadece' ve 'ancak' sözcüklerinin anlamı daralttığı ve kesin bir koşul bildirdiği görülür. Ekosistemin kendini bütünsel olarak yenilemesinin koşulu, 'tüm trofik düzeylerdeki etkileşimlerin sürdürülmesi' olarak verilmiştir.
Anlam sınırlandırması yapan edat ve bağlaçlar cümleden çıkarılabilecek kesin yargıyı doğrudan belirler.
2
Koşul-sonuç ilişkisini seçeneklerle karşılaştırarak doğrulamak.
Ekosistemin kendini bütünüyle yenilemesinin, trofik düzeylerdeki etkileşimlerin devamına bağlı olduğu yargısı cümleyle birebir örtüşmektedir.
Metindeki kesin yargı sınırlarını aşmayan tek seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Cümleden yargı çıkarırken 'ancak', 'sadece', 'yalnız' gibi sınırlayıcı ifadelerin kurduğu mantıksal koşul ilişkileri dışına çıkılmamalıdır.
Soru 8Soru

Bir sözcüğün terim anlamlı kabul edilebilmesi için o sözcüğün genel dilin ortak söz varlığından sıyrılarak belirli bir uzmanlık alanı, kuramsal disiplin ya da sanatsal faaliyetle sınırlı özel bir kavramı doğrudan ve tek anlamlı olarak karşılaması gerekir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamlı bir sözcük kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkçede bazı yapım ekleri kelimelere yeni bir anlam kazandırırken aynı zamanda kelimenin kökünün türünü de değiştirebilir.

Cevap

Türkçede bazı yapım ekleri kelimelere yeni bir anlam kazandırırken aynı zamanda kelimenin kökünün türünü de değiştirebilir.
Doğru yanıt, dil bilgisi terimleri olan 'kök' ve 'yapım eki' sözcüklerini içeren cümledir. Bu cümlede geçen 'kök' sözcüğü, dil bilgisinde kelimenin anlamlı en küçük parçasını karşılayacak şekilde tamamen bilimsel/kuramsal bir terim olarak kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen ve terim olma potansiyeli taşıyan sözcükleri (açı, nota, kök, ağız, perde) belirleyin.
Belirlenen sözcükler: 'aç��', 'nota', 'kök', 'ağız', 'perde'.
Bu sözcükler hem günlük dilde hem de farklı bilim veya sanat dallarında terim olarak kullanılabilen çok anlamlı sözcüklerdir.
2
Her bir sözcüğün cümle içindeki bağlamını ve kazandığı anlamı inceleyin.
'Farklı açılar' ifadesinde 'açı' bakış açısı (mecaz); 'neşeli nota' ifadesinde 'nota' duygu/ton (mecaz); 'şişenin ağzı' ifadesinde 'ağız' benzerlik yoluyla yakıştırma (yan anlam); 'tarihin perdeleri' ifadesinde 'perde' gizlilik (mecaz) anlamındadır. Ancak 'kelimenin kökü' ifadesindeki 'kök', dil bilgisinde sözcüğün parçalanamayan en küçük anlamlı bölümünü ifade eden kesin bir terimdir.
Bir sözcüğün terim olup olmadığı sadece kelimeye bakılarak değil, kullanıldığı cümlenin bağlamı incelenerek anlaşılabilir.
3
Dil bilgisi alanına özgü terimleri içeren doğru seçeneği belirleyin.
Dil bilgisi terimi olan 'kök' ve 'yapım eki' sözcüklerini barındıran cümle doğru cevaptır.
Bu sözcükler Türkçe dil bilgisi disiplini sınırları içinde tanımlanmış özel kavramlardır.

Anahtar Kavram

Terim Anlam
Soru 9Soru

Türkçede tek heceli bazı sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında veya yardımcı fiille birleştiklerinde sözcüğün sonundaki ünsüz çiftleşir. Buna "ünsüz türemesi" (ünsüz ikizleşmesi) adı verilir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz türemesine uğramış bir sözcük vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bunca yıl sakladığı sırrı nihayet en yakın arkadaşıyla paylaşmaya karar vermişti.

Cevap

Bunca yıl sakladığı sırrı nihayet en yakın arkadaşıyla paylaşmaya karar vermişti. (Bu cümlede yer alan 'sırrı' kelimesi ünsüz türemesine uğramıştır.)
Doğru cevap olan cümlede yer alan 'sırrı' sözcüğünün kökü 'sır'dır. Bu tek heceli kelimeye ünlüyle başlayan üçüncü tekil kişi iyelik eki (-ı) getirildiğinde kelimenin sonundaki ünsüz ikizleşerek 'sırrı' biçimini almıştır. Bu durum ünsüz türemesinin (ünsüz ikizleşmesinin) klasik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki cümlelerde yer alan ve çift ünsüz barındıran veya ses olayına uğramış olabilecek sözcükleri tespit etmek.
'şiddetle', 'sessiz', 'sırrı', 'attı', 'bekliyordu' sözcükleri incelenmek üzere belirlenmiştir.
Ses olaylarını doğru analiz edebilmek için öncelikle şüpheli kelimelerin belirlenmesi gerekir.
2
Belirlenen kelimeleri kök ve eklerine ayırarak uğradıkları ses olaylarını analiz etmek.
'şiddet' kelimesi kök halindedir; 'ses-siz' kelimesinde ek çakışması vardır; 'at-tı' kelimesinde ünsüz benzeşmesi vardır; 'bekle-yor-du' kelimesinde ünlü daralması vardır; 'sır-ı' kelimesinde ise kök sonundaki ünsüz ikizleşerek 'sırrı' olmuştur.
Ünsüz türemesinin gerçekleşmesi için tek heceli bir sözcüğün ünlüyle başlayan ek alırken veya yardımcı fiille birleşirken kök sonundaki ünsüzün ikizleşmesi (türemesi) gerekir.
3
Ünsüz türemesi kuralına uyan tek kelimenin bulunduğu cümleyi doğru cevap olarak belirlemek.
'sırrı' kelimesinin yer aldığı cümle doğru seçenektir.
'sır' kelimesine ünlüyle başlayan '-ı' eki geldiğinde fazladan bir 'r' ünsüzü türemiştir.

Anahtar Kavram

Ünsüz Türemesi
Soru 10Soru

Sanatçı, bu (I) yapıtında da alışılagelmiş (II) temaların dışına çıkamamış; bazı (III) sahneleri oldukça (IV) yapay biçimde kurgulayarak okurun estetik (V) algısını zedelemiştir.

Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi sıfat (ön ad) görevinde kullanılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV numaralı 'oldukça' sözcüğü sıfat görevinde değil, zarf (belirteç) görevinde kullanılmıştır.
IV numaralı 'oldukça' sözcüğü sıfat görevinde değil, zarf (belirteç) görevinde kullanılmıştır. Bu sözcük, kendisinden sonra gelen 'yapay' niteleme sıfatını miktar yönünden derecelendiren bir miktar zarfıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki numaralanmış sözcüklerin önündeki isimlerle olan ilişkisini belirlemek.
I numaralı 'bu' sözcüğü 'yapıt' ismini, II numaralı 'alışılagelmiş' sözcüğü 'temalar' ismini, III numaralı 'bazı' sözcüğü 'sahneler' ismini, IV numaralı 'oldukça' sözcüğü 'yapay' sıfatını, V numaralı 'estetik' sözcüğü ise 'algı' ismini etkilemektedir.
Sözcüklerin türünü doğru belirlemek için cümledeki görevlerine ve hangi sözcüklerle öbekleştiklerine bakılması gerekir.
2
Sıfat ve zarf görevlerini ayırt etmek.
İsimlerin önüne gelerek onları belirten veya niteleyen sözcükler sıfat olurken; sıfatların veya zarfların önüne gelerek onların derecesini/miktarını bildiren sözcükler zarftır.
IV numaralı 'oldukça' sözcüğü, 'yapay' niteleme sıfatının derecesini belirten bir miktar zarfı olarak kullanılmıştır.

Anahtar Kavram

Sıfat (ön ad) ve zarf (belirteç) ayrımı, sıfatı derecelendiren zarfların işlevi.
Soru 11Soru

(I) İnsanlığın ortak mirası olan kütüphaneler, bilginin korunması ve geleceğe taşınmasında tarih boyunca stratejik bir rol üstlenmiştir. (II) Antik Çağ kütüphanelerinden günümüze kadar bu kurumlar, toplumlerin kültürel ve bilimsel gelişmişlik düzeylerinin en somut göstergesi kabul edilmiştir. (III) Özellikle matbaan��n icadından sonra kütüphaneler, yazılı kültürün yaygınlaşmasında ve bilginin geniş kitlelere ulaştırılmasında merkezî bir işlev görmüştür. (IV) Dijital teknolojilerin hayatın her alanına nüfuz etmesi, kütüphanelerin klasik işlevlerini ve mekânsal tasarımlarını kökten değiştirmektedir. (V) Günümüzde artık kullanıcılar, kütüphane binalarına gitmeye gerek duymadan sanal veri tabanları ve dijital arşivler üzerinden bilgiye kolayca erişebilmektedir. (VI) E-kitaplar, çevrim içi makaleler ve sesli kitap arşivleri, modern kütüphanecilik anlayışının temel sütunlarını oluşturarak klasik okuma alışkanlıklarını dönüştürmektedir.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV)
Metnin ilk üç cümlesinde kütüphanelerin tarihsel süreçteki geleneksel rolleri ve önemi üzerinde durulmuştur. Dördüncü cümleden (IV) itibaren ise konu yön değiştirmiş, dijital teknolojilerin kütüphaneleri nasıl dönüştürdüğü anlatılmaya başlanmıştır. Bu nedenle, konunun farklı bir yönüne geçiş yapan dördüncü cümle ikinci paragrafın giriş cümlesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçayı oluşturan cümlelerin konularını analiz etmek.
İlk üç cümlenin kütüphanelerin tarihsel gelişimine ve önemine odaklandığı, son üç cümlenin ise dijitalleşmenin kütüphaneleri nasıl dönüştürdüğünü ele aldığı belirlenmiştir.
Parçadaki düşünce akışının nerede değiştiğini saptamak amacıyla cümlelerin konuları sınıflandırılır.
2
Düşüncenin akış yönünün değiştiği geçiş cümlesini tespit etmek.
Klasik kütüphanecilik anlayışından dijital teknoloji çağına geçişin dördüncü cümleyle (IV) başladığı bulunmuştur.
İkinci paragrafın başlangıç cümlesi, konunun yeni bir boyutuna veya farklı bir yöne ilk kez değinilen cümledir.
3
Doğru yanıtı içeren seçeneği belirlemek.
Dördüncü cümlenin yer aldığı C seçeneğinin doğru cevap olduğu doğrulanmıştır.
Soruda istenen hedef sonuca ulaşılmasını sağlamaktır.

Anahtar Kavram

Paragrafı iki paragrafa bölme sorularında, yazarın konunun farklı bir yönüne geçtiği veya yeni bir bakış açısı geliştirdiği ilk cümle belirlenir. Bu cümle, ikinci paragrafın giriş cümlesi olur ve kendinden önceki cümlelere bağlılık bildiren bağlayıcı ögeler içermez.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

Aşağıdakilerden hangisi beşeri coğrafyanın alt dallarından biri olan enerji coğrafyası kapsamında incelenen konulardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fosil ve yenilenebilir enerji kaynaklarının çıkarım alanları, üretimi ve bu kaynaklardan elde edilen elektriğin nakil hatlarıyla tüketim merkezlerine dağıtımı

Cevap

Fosil ve yenilenebilir enerji kaynaklarının çıkarım alanları, üretimi ve bu kaynaklardan elde edilen elektriğin nakil hatlarıyla tüketim merkezlerine dağıtımı konusunu ele alan seçenek doğru cevaptır.
Enerji coğrafyası, beşeri coğrafyanın bir alt dalı olup fosil ve yenilenebilir enerji kaynaklarının oluşumu (beşeri boyutuyla), çıkarılması, enerji üretimi ve bu enerjinin nakil hatları ile tüketim merkezlerine ulaştırılması gibi doğrudan insan müdahalesi ve planlaması gerektiren süreçleri inceler. Dolayısıyla fosil ve yenilenebilir enerji kaynaklarının dağılımı ve nakil hatlarının planlanması konusunu içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Beşeri coğrafyanın alt dalları ile fiziki coğrafyanın alt dalları arasındaki fark belirlenir. Beşeri coğrafya insan faaliyetlerini incelerken, fiziki coğrafya doğal çevre unsurlarını inceler.
İnceleme konuları doğal süreçler (fiziki) ve insan faaliyetleri (beşeri) olarak ayrıştırılır.
Soruda sorulan enerji coğrafyasının beşeri coğrafyanın bir alt dalı olduğunu bilerek, seçeneklerdeki insan kaynaklı enerji faaliyetlerini aramak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen konular analiz edilir.
Seçeneklerdeki akarsu rejimi, nem dağılışı, karstik şekiller ve bitki kuşakları gibi konuların doğal süreçlerle (fiziki coğrafya) ilgili olduğu görülür. Fosil ve yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimi, dağıtımı ve tüketimi ise doğrudan insan faaliyeti (enerji coğrafyası) kapsamındadır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için her bir konunun hangi coğrafya alt dalına ait olduğu belirlenmelidir.

Anahtar Kavram

Beşeri Coğrafyanın Alt Dalları ve İnceleme Alanları
Soru 13Soru

Bir alışveriş merkezinde zemin katın 22 kat altında otopark, 44 kat üstünde ise sinema salonu bulunmaktadır.

Bu katları temsil eden 2-2 ve 44 sayıları ile ilgili;

I. Her ikisi de birer doğal sayıdır.
II. Her ikisi de birer tam sayıdır.
III. Her ikisi de birer rasyonel sayıdır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

İkinci ve üçüncü önermelerin yer aldığı seçenek doğrudur.
İkinci ve üçüncü önermeler doğrudur. Hem 2-2 hem de 44 sayıları tam sayılar kümesinin (Z\mathbb{Z}) elemanıdır. Ayrıca her tam sayı, paydası 11 olan bir rasyonel sayı (Q\mathbb{Q}) şeklinde ifade edilebildiği için bu iki sayı rasyonel sayılar kümesinin de elemanıdır. Birinci önerme ise yanlıştır çünkü 2-2 sayısı negatif bir tam sayı olup doğal sayılar kümesine (N\mathbb{N}) ait değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Sayıları ve ait oldukları temel sayı kümelerini belirleyelim.
2-2 negatif bir tam sayıdır, 44 ise pozitif bir tam sayıdır.
Önermelerin doğruluğunu test etmek için her bir sayının sayı kümelerindeki yerini analiz etmeliyiz.
2
Birinci önermenin doğruluğunu kontrol edelim.
Doğal sayılar kümesi (N\mathbb{N}) sıfır ve pozitif tam sayılardan oluşur: N={0,1,2,3,}\mathbb{N} = \{0, 1, 2, 3, \dots\}. 2-2 negatif bir sayı olduğu için bir doğal sayı değildir. Dolayısıyla birinci önerme yanlıştır.
Doğal sayılar kümesinin negatif eleman barındırmadığını doğrulamak için.
3
İkinci ve üçüncü önermelerin doğruluğunu kontrol edelim.
Hem 2-2 hem de 44 birer tam sayıdır (Z\mathbb{Z}), dolayısıyla ikinci önerme doğrudur. Ayrıca her tam sayı, paydası 11 olan bir rasyonel sayı (Q\mathbb{Q}) olarak yazılabileceğinden (örneğin 21\frac{-2}{1} ve 41\frac{4}{1}) her ikisi de rasyonel sayıdır. Bu nedenle üçüncü önerme de doğrudur.
Tam sayılar ve rasyonel sayılar kümelerinin özelliklerini ve aralarındaki kapsama ilişkisini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Sayı kümeleri ve elemanların bu kümelere aidiyeti
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Türkiye'de sıcaklığın enlem (mutlak konum) etkisine bağlı olarak güneyden kuzeye doğru düzenli bir şekilde azalması beklenir. Ancak bazı durumlarda bu genel kurala uymayan sıcaklık özellikleri görülmektedir.

Buna göre, aşağıdaki gözlemlerden hangileri Türkiye'deki sıcaklık dağılışının enlem etkisiyle açıklanamayacağına örnek gösterilebilir?

I. Kış mevsiminde Mersin'in sıcaklık ortalamasının Samsun'dan yüksek olması
II. Yaklaşık aynı enlemde yer alan İzmir ve Van'ın ocak ayı sıcaklık ortalamalarının birbirinden farklı olması
III. Ocak ayında kuzeyde yer alan Sinop'un sıcaklık ortalamasının, daha güneyde yer alan Konya'dan yüksek olması

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

İzmir ve Van'ın ocak ayı sıcaklıklarının farklı olması ile Sinop'un ocak ayı sıcaklığının Konya'dan yüksek olması
İzmir ve Van'ın yaklaşık aynı enlemde bulunmalarına rağmen Van'ın çok daha soğuk olması yükselti ve karasallık farkıyla açıklanır. Sinop'un Konya'dan daha kuzeyde olmasına rağmen ocak ayında daha sıcak olması ise denizellik etkisiyle açıklanır. Bu iki durum enlem (mutlak konum) etkisiyle açıklanamaz, göreceli konum özelliklerinin bir sonucudur. Mersin'in Samsun'dan sıcak olması ise Mersin'in güneyde yer alması sebebiyle enlem etkisine uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün enlem ilişkisini inceleme
Mersin (36 K36^\circ\text{ K}) Samsun'dan (41 K41^\circ\text{ K}) daha güneydedir. Ekvator'a yakın olan Mersin'in kışın daha sıcak olması enlem (mutlak konum) etkisine tamamen uygundur.
Enlem etkisine göre Ekvator'a yakın yerlerin daha sıcak olması beklenir.
2
İkinci öncülün enlem ilişkisini inceleme
İzmir ve Van yaklaşık aynı enlemdedir (38 K38^\circ\text{ K}). Ancak İzmir deniz kıyısında ve alçak iken, Van iç kesimde ve yüksek konumdadır. Bu yüzden ocak ayında İzmir çok daha sıcaktır. Enlemleri aynı olmasına rağmen sıcaklıklarının farklı olması enlemle değil, göreceli konumla (denizellik, yükselti ve karasallık) açıklanır.
Aynı enlem üzerindeki noktalara güneş ışınlarının geliş açısı aynıdır, dolayısıyla sıcaklık farkı göreceli konumla açıklanır.
3
Üçüncü öncülün enlem ilişkisini inceleme
Sinop (42 K42^\circ\text{ K}) Konya'dan (38 K38^\circ\text{ K}) daha kuzeydedir. Enlem etkisine göre Sinop'un daha soğuk olması gerekirken, denizellik ve nemlilik nedeniyle ocak ayı sıcaklığı Konya'dan daha yüksektir. Bu durum enlem etkisiyle çelişir ve göreceli konumla açıklanır.
Kuzeydeki bir yerin güneydeki bir yerden sıcak olması enlem kuralına terstir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de sıcaklık dağılışını etkileyen faktörlerin mutlak konum (enlem) ve göreceli konum (denizellik, yükselti, karasallık) çerçevesinde değerlendirilmesi.
Soru 15Soru
aa bir tam sayı olmak üzere,
7a+47a + 4
ifadesi bir tek sayıya eşittir.

Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi her zaman bir çift sayıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: a2+3a^2 + 3

Cevap

a^2 + 3 ifadesi her zaman bir çift sayıdır.
Tek bir tam sayının karesi tek bir sayıya eşittir. Tek bir sayı ile başka bir tek sayı olan 33 toplandığında sonuç her zaman çift bir sayı olur. Dolayısıyla a2+3a^2 + 3 ifadesi daima çifttir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen 7a+47a + 4 ifadesinin tekliğini analiz etmek.
7a7a ifadesi tek bir sayıya eşit olmalıdır.
Tek bir sonuç elde etmek için çift sayı olan 44 ile tek bir sayının toplanması gerekir.
2
7a7a ifadesinin tek olmasından yola çıkarak aa değişkeninin paritesini belirlemek.
aa tek bir tam sayıdır.
İki tam sayının çarpımı tek ise bu sayıların her ikisi de tek olmak zorundadır. 77 sayısı tek olduğundan aa da tek olmalıdır.
3
aa tek sayısı için seçeneklerdeki ifadelerin değerlerini incelemek.
a2+3a^2 + 3 ifadesinin çift olduğu belirlenir.
aa tek sayı ise karesi olan a2a^2 de tek sayıdır. Tek bir sayı ile tek bir sayı olan 33 toplandığında sonuç daima çift sayı olur.

Anahtar Kavram

Tam sayılarda tek ve çift sayıların özellikleri ile işlemler
Soru 16Soru

İslam düşüncesinde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) konumu ele alınırken onun risalet (peygamberlik) vazifesi ile beşeriyet (insaniyet) vasfı arasında hassas bir denge kurulur. Onun peygamberlik yönü tebliğ, tebyin, temsil ve teşri gibi görevlerle şekillenirken; beşerî yönü ise yeme, içme, ticaret yapma, savaşlarda askeri taktikler geliştirme veya tarımsal faaliyetlerde şahsi görüş belirtme gibi insani özellikleri kapsar. Bu iki yönün karıştırılması, dini hükümlerin kaynağı ve bağlayıcılığı konusunda yanılgılara yol açabilir.

Buna göre, Hz. Muhammed’in aşağıdaki tasarruflarından hangisi, onun beşerî/insani kimliğinin bir sonucu olmayıp doğrudan vahiyle desteklenen peygamberlik (risalet) yönünün ve yasama (teşri) yetkisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kur'an-ı Kerim'de doğrudan belirtilmeyen, yırtıcı hayvanların ve yırtıcı ku��ların etlerinin yenmesini yasaklayarak yeni dini hükümler getirmesi

Cevap

Kur'an-ı Kerim'de doğrudan belirtilmeyen, yırtıcı hayvanların ve yırtıcı kuşların etlerinin yenmesini yasaklayarak yeni dini hükümler getirmesi
Kur'an-ı Kerim'de doğrudan belirtilmeyen, yırtıcı hayvanların ve yırtıcı kuşların etlerinin yenmesini yasaklayarak yeni dini hükümler getirmesi ifadesi doğrudur. Çünkü helal ve haram kılma (teşri/yasama) yetkisi, Hz. Muhammed'in sadece peygamberlik sıfatına bağlı olarak vahiyle yönlendirilen risalet yönünün en bariz göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramsal ayrımı belirlemek
Hz. Muhammed'in beşerî yönünün dünyevi, geçici ve şahsi kararları içerdiği; peygamberlik yönünün ise tebliğ, tebyin, temsil ve teşri gibi vahye dayalı dinî bağlayıcılığı olan alanları kapsadığı belirlenmiştir.
Soruda istenen peygamberlik (risalet/teşri) yönünü beşerî yönlerden ayırabilmek için ölçüt oluşturulur.
2
Seçeneklerdeki uygulamaları bu ölçüte göre tasnif etmek
Hendek kazılması, hurma aşılanması, hicrette rehber tutulması ve ticaret yapılması gibi eylemlerin beşerî akıl, tecrübe ve beşerî ihtiyaçlar çerçevesinde yapıldığı saptanmıştır. Yırtıcı hayvan etlerinin yasaklanmasının ise dine yeni bir hüküm ekleme (teşri) olduğu belirlenmiştir.
Hangi eylemlerin beşerî, hangisinin din koyucu yetkiyle yapıldığını ayırt etmek gerekir.
3
Yasama (teşri) kavramının karşılığını tespit etmek
Dine yeni bir haram/helal hükmü getirme yetkisinin doğrudan teşri (yasama) kapsamında olduğu ve bunun da sadece peygamberlik sıfatıyla gerçekleştirilebileceği sonucuna varılmıştır.
Teşri yetkisinin doğrudan risalet yönünü temsil ettiğini doğrulamak için bu adım tamamlanır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Peygamberlik Yönü ve Teşri Yetkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Kur’an-ı Kerim’de inanıp yararlı işler yapanlar (iman edip salih amel işleyenler) müjdelenirken eylemin biçimsel yönünden ziyade arkasındaki niyet ve bilinç vurgulanır. Kişinin Allah’a karşı sorumluluk bilinci ve O’na duyduğu saygı (takva), amelini 'salih' kılan en temel unsurdur. Takva olmaksızın yapılan dışsal eylemler ruhsuz birer kalıp olmaktan öteye geçemezken; eyleme dökülmeyen bir takva iddiası da pratik bir karşılık bulamaz.

Buna göre, iman, salih amel ve takva arasındaki ilişkiyi en doğru şekilde açıklayan yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İman kalbi kabulü, salih amel bu kabulün eyleme dönüşmesini, takva ise bu eylemlerin ilahi rızaya uygun niyet ve bilinçle hayat bulmasını sağlar.

Cevap

İman kalbi kabulü, salih amel bu kabulün eyleme dönüşmesini, takva ise bu eylemlerin ilahi rızaya uygun niyet ve bilinçle hayat bulmasını sağlar.
Doğru yargı, iman, salih amel ve takva kavramlarının işlevsel tanımlarını ve aralarındaki bütüncül ilişkiyi tam olarak yansıtmaktadır. İman içsel kabulü, salih amel bu kabulün eyleme yansımasını, takva ise bu eylemlerin arkasındaki samimi niyet ve Allah rızası bilincini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel kavramların (iman, salih amel, takva) rollerini tespit etme.
İman eylemlerin temeli, salih amel bu temelin dışa vurumu, takva ise eyleme ruh katan bilinç ve Allah rızasıdır.
Metinde 'eyleme dökülmeyen takva iddiasının pratik karşılık bulamayacağı' ve 'takva olmaksızın eylemlerin ruhsuz kalıplar olacağı' vurgulanmıştır.
2
Kavramlar arasındaki bütüncül ilişkiyi tanımlayan seçeneği arama.
İman, salih amel ve takva arasındaki hiyerarşik ve tamamlayıcı ilişkiyi doğru özetleyen seçeneğin belirlenmesi.
Her bir kavramın işlevini (kabul, eylem, bilinç/niyet) doğru şekilde ilişkilendiren yargı doğru seçenektir.

Anahtar Kavram

İman, Salih Amel ve Takva İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Tarihçi Marc Bloch, tarihin inceleme alanını tanımlarken şu ifadeleri kullanmıştır:

"Tarihin konusu en yalın tanımıyla insandır; daha doğrusu, zaman içindeki insanlardır. Ancak bu, doğa olaylarının tarihin tamamen dışında kaldığı anlamına gelmez. Bir yanardağ patlaması veya bir nehrin taşması kendi başına fiziki coğrafyanın konusudur. Fakat bu doğa olayları, insan topluluklarının yaşamını etkilediği, göçlere yol açtığı veya yerleşim biçimlerini değiştirdiği andan itibaren tarihçinin de inceleme alanına dâhil olur."

Buna göre Marc Bloch'un bu ifadelerinden hareketle tarih bilimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğada meydana gelen fiziki değişimleri, insan faktöründen bağımsız olarak kendi bütünlüğü içinde araştırır.

Cevap

Tarih biliminin doğada meydana gelen fiziki değişimleri insan faktöründen bağımsız olarak kendi bütünlüğü içinde araştırması mümkün değildir; bu tür olaylar ancak insan faaliyetlerini ve topluluklarını etkilediği ölçüde tarihin konusuna girer.
Doğru cevap olan doğa olaylarının insan faktöründen bağımsız olarak incelendiği yargısı paragrafın ana fikriyle çelişmektedir. Paragrafta yanardağ patlaması veya nehir taşması gibi olayların insan eylemleriyle ilişkilenmediği sürece tarihin değil, fiziki coğrafyanın konusu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle tarih biliminin bu tür fiziki süreçleri bağımsız olarak incelediği söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta yer alan 'tarihin konusunun insan olduğu' ve doğa olaylarının ancak 'insan topluluklarının yaşamını etkilediği andan itibaren' tarihin konusu olabileceği vurgusunu analiz etmek.
Doğa olaylarının kendi başına doğa bilimlerinin konusu olduğu, tarihin konusu olabilmesi için mutlaka insan eylemleriyle temas etmesi gerektiği sonucuna ulaşılır.
Tarih biliminin konusunun sınırlarını belirlemek ve doğa bilimlerinden ayrılan yönünü tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
Seçenekleri paragraftaki bu ana düşünceyle karşılaştırmak.
Doğa olaylarının insan faktöründen bağımsız olarak incelenmesinin tarihin değil, fiziki coğrafyanın konusu olduğu görülür.
Paragraftan ulaşılamayacak olan metodolojik hatayı bulmak ve doğru seçeneği belirlemek için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Tarih biliminin konusu yalnızca insan ve insan topluluklarının geçmişteki faaliyetleridir; doğa olayları ancak insanı etkilediği ölçüde bu konuya dâhil edilir.
Soru 19Soru

Eser ve yazar adlarının, açıklayıcı bilgilerin ve alıntıların yer aldığı aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktalama kurallarına uyulmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Dönemi'nin önemli tiyatro yapıtlarından olan Şair Evlenmesi (1860)'nde, görücü usulü evliliğin yol açtığı toplumsal aksaklıklar mizahi bir dille ele alınmıştır.

Cevap

Tanzimat Dönemi'nin önemli tiyatro yapıtlarından olan Şair Evlenmesi (1860)'nde, görücü usulü evliliğin yol açtığı toplumsal aksaklıklar mizahi bir dille ele alınmıştır. cümlesinde yay ayraç kullanımı hatalıdır; ek ayraçtan önce gelmeli ve 'Şair Evlenmesi'nde (1860)' şeklinde yazılmalıdır.
Noktalama kurallarına göre özel veya cins isimlere getirilen ekler yay ayraçtan önce yazılmalıdır. Şair Evlenmesi yapıtına ek getirilirken yapılan 'Şair Evlenmesi (1860)'nde' şeklindeki kullanım hatalıdır. Doğru yazım 'Şair Evlenmesi'nde (1860)' biçiminde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan yay ayraç, köşeli ayraç ve tırnak işaretlerinin kullanıldığı noktaları belirlemek.
Tüm cümlelerde bu üç noktalama işaretinin farklı işlevlerde kullanıldığı (alıntı, eser adı, iç içe açıklama, tarih vb.) tespit edilir.
Sorunun odaklandığı noktalama kurallarını her bir cümle özelinde sınamak gerekir.
2
Yay ayraca ek getirilme kuralını incelemek.
TDK kurallarına göre, özel veya cins isimlere getirilen ekler ayraçtan önce yazılmalıdır. Şair Evlenmesi yapıtına getirilen bulunma durumu eki (-de), yay ayraçtan sonra yazılmıştır.
Yay ayraç içine alınan ek bilgilerin ana cümlenin akışını ve kelime-ek ilişkisini bozmaması gerekir.
3
Hatalı kullanımı tespit edip diğer çeldiricilerin doğruluğunu teyit etmek.
Diğer seçeneklerdeki iç içe ayraç hiyerarşisi (köşeli ayraç dışta, yay ayraç içte), tırnak içindeki alıntıların noktalaması ve tırnaktan sonra eklerin kesme işareti olmadan getirilmesi kurallarının doğru uygulandığı görülür.
Çözümün kesinliğinden emin olmak amacıyla tüm seçeneklerin elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Yay Ayraç, Köşeli Ayraç ve Tırnak İşaretinin Kullanım Kuralları ve Eklerin Getirilişi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Orta Asya'da yaşamlarını sürdüren ilk Türk toplulukları, tarih boyunca anayurtlarından dünyanın farklı bölgelerine doğru kitlesel göçler gerçekleştirmişlerdir. Bu göçlerin temelinde coğrafi, ekonomik, sosyal ve siyasi birçok gelişme etkili olmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi ilk Türk topluluklarının Orta Asya'dan göç etme nedenlerinden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal üretim alanlarını genişletme ve yerleşik yaşama geçme düşüncesi

Cevap

Tarımsal üretim alanlarını genişletme ve yerleşik yaşama geçme düşüncesi
Tarımsal üretim alanlarını genişletme ve yerleşik yaşama geçme düşüncesi, ilk Türk topluluklarının Orta Asya'dan göç etme nedenlerinden biri olamaz. İlk Türkler, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan konargöçer topluluklardır. Göç etmelerindeki temel amaç, tarım yapmak ya da yerleşik düzene geçmek değil, aksine hayvancılık faaliyetlerini sürdürebilecekleri yeni otlaklar bulmak ve bağımsız yaşam biçimlerini korumaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki 'gösterilemez' ifadesine dikkat edilerek Orta Asya Türk göçlerinin temel nedenleri gözden geçirilir.
Göçlerin iklim değişikliği, kuraklık, salgın hayvan hastalıkları gibi coğrafi/ekonomik nedenler ile dış baskılar ve bağımsızlık arzusu gibi siyasi nedenlerden kaynaklandığı tespit edilir.
Sorunun neyi sorguladığını doğru saptamak ve seçenekleri bu doğrultuda sınıflandırmak için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen ifadeler göç nedenleriyle karşılaştırılır.
Hayvan hastalıkları, komşu devletlerin baskıları, bağımsızlık arzusu ve kuraklığın göçlerin doğrudan nedenleri arasında yer aldığı görülür.
Doğru olmayan seçeneği belirlemek için tüm seçeneklerin elenmesi gerekir.
3
İlk Türk topluluklarının sosyal ve ekonomik yapısı (konargöçerlik) üzerinden göçlerin nihai amacı değerlendirilir.
Türklerin göç etme amacının yerleşik hayata geçmek veya tarım alanlarını genişletmek olmadığı, tam aksine mevcut konargöçer yaşam tarzlarını ve bağımsızlıklarını sürdürmek olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru cevabın neden doğru olduğunu bilimsel ve mantıksal olarak temellendirmek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Türk Göçlerinin Nedenleri ve Konargöçer Yaşam Tarzının Özellikleri
Sayfa 1 / 207Sonraki