Devletçilik
63 questions
Atatürk döneminde uygulanan devletçilik modeli; liberalizmin bireyci anlayışıyla sosyalizmin kolektivist yapısı arasında Türkiye’nin o günkü özgün şartlarından doğmuş bir 'üçüncü yol' olarak nitelendirilebilir. Bu doğrultuda devlet, sadece sanayi tesisleri kurmakla kalmamış, aynı zamanda Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar aracılığıyla bu yatırımların finansmanını ve teknik yönetimini de üstlenmiştir. Türk devletçiliğinin bu uygulama biçimi ve kurumsal yapısı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi devletçilik ilkesinin temel karakteristiğini en iyi yansıtır?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel teşebbüsü destekleyen liberal bir ekonomi modeli benimsenmesine rağmen, 1930'lu yıllardan itibaren 'Devletçilik' ilkesi temel bir zorunluluk olarak hayata geçirilmiştir.
Bu politika değişikliğinde;
I. Özel sektörün elinde yeterli sermaye ve teknik birikimin bulunmaması,
II. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri,
III. 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan beklenen sonucun alınamaması
durumlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?
Atatürk dönemi devletçilik ilkesi; Türkiye'nin o günkü şartlarından doğmuş, özel teşebbüsün imkânlarının yetersiz kaldığı alanlarda devletin doğrudan iktisadi hayata girmesini öngören, nevi şahsına münhasır bir kalkınma modelidir. Bu model, katı bir ideolojik kalıba dayanmak yerine, ülkenin milli bağımsızlığını iktisadi zaferlerle güçlendirmeyi hedefleyen uygulamalı bir sistemdir.
Buna göre, Türk devletçilik modelinin nitelikleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Atatürk'ün devletçilik ilkesi; iktisadi hayatın devlet eliyle düzenlenmesini öngörmesinin yanı sıra, bu sürecin toplumsal adalete ve halkın refahına hizmet etmesini de temel bir ilke olarak kabul etmiştir. Bu yönüyle devletçilik, sadece ekonomik bir yöntem değil, aynı zamanda Halkçılık ilkesiyle iç içe geçmiş bir 'sosyal devlet' uygulamasıdır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi devletçilik ilkesinin halkçılık ile olan bu bağını en somut şekilde ortaya koyan bir uygulamadır?
1930’lu yıllarda Türkiye’de uygulamaya konulan devletçilik modeli; dönemin iktisadi zorunluluklarından doğmuş, milli kalkınmayı hızlandırmayı amaçlayan ve özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle gerçekleştiremediği yatırımların devlet eliyle yürütülmesini öngören bir sistemdir.
Buna göre, Türk devletçilik modeli ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Türkiye'de uygulanan devletçilik ilkesi; klasik liberalizmin bireyci anlayışıyla sosyalizmin kolektivist yapısı arasında bir yerde durmayan, tamamen Türkiye’nin o günkü özgün şartlarından ve hızlı kalkınma ihtiyacından doğmuş bir modeldir. Bu modelde devlet, özel teşebbüsün yapamadığı veya kamu yararının gerektirdiği alanlarda bizzat yatırımcı olarak sahaya inmiştir.
Bu bilgilere göre, Türk devletçilik ilkesinin temel karakterini en iyi açıklayan yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk'ün devletçilik anlayışı; Türkiye'nin o dönemdeki özgün şartlarından doğmuş, Batı'daki klasik liberalizmden ayrıldığı gibi Sovyet tipi kolektivist sistemlerden de temel prensiplerde farklılaşmıştır. Bu özgünlük, devletçiliğin sadece bir ekonomik yöntem değil, aynı zamanda halkın refahını ve sosyal adaleti hedefleyen 'Halkçılık' ilkesiyle olan organik bağından kaynaklanmaktadır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi devletçilik ilkesinin 'Halkçılık' ile olan bu organik bağını ve sosyal işlevini en kapsamlı şekilde ortaya koymaktadır?
Atatürk, Devletçilik ilkesini tanımlarken; "Bireylerin özel faaliyetlerini esas tutmakla beraber, milletin genel ve yüksek menfaatleri için devleti ekonomiyle doğrudan ilgili kılmak" gerektiğini ifade etmiştir. Bu anlayış, Türkiye'nin o günkü koşullarına özgü bir "karma ekonomi" modelinin temelini atmıştır.
Buna göre, Türk Devletçilik modelinin Batı'daki klasik liberalizmden ve Doğu'daki katı kolektivist (sosyalist) sistemlerden ayrılan en temel özgünlüğü aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti’nin ’lu yıllardan itibaren kararlılıkla uyguladığı Devletçilik ilkesi; katı bir ideolojik kalıba dayanmak yerine, ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik gerçekliklerden doğmuş, kendine özgü (nev’i şahsına münhasır) bir modeldir. Bu ilkenin uygulanış biçimi ve hedefleri dikkate alındığında, Türk devletçilik modelini o dönem dünyadaki diğer kolektivist (toplumcu/devletçi) ekonomik sistemlerden ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk'ün devletçilik ilkesi, Türkiye'nin özgün koşullarından doğmuş ve Batı'daki klasik ekonomik sistemlerden farklı bir yol izlemiştir. Bu ilke; özel teşebbüsü reddetmemekle birlikte, stratejik alanlarda devletin öncülüğünü ve denetimini esas almıştır.
Buna göre, Atatürk dönemi devletçilik uygulamalarının "karma ekonomi" modeline dayandığının en güçlü kanıtı aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk’ün Devletçilik ilkesi, 1923-1929 yılları arasında uygulanan liberal ekonomi denemelerinin özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle başarısız olması ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Bu model, kalkınmayı hızlandırmak amacıyla stratejik yatırımların bizzat devlet eliyle yapılmasını öngörür.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1930’lu yıllarda Türkiye’de Devletçilik ilkesinin uygulanmasını zorunlu kılan gerekçelerden biri değildir?
Türkiye’de 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu’na rağmen özel sektörün büyük sanayi yatırımlarını gerçekleştirecek yeterli sermaye, teknik bilgi ve tecrübeye sahip olmadığı görülmüştür. Bu durum, milli kalkınmanın hızlanması için devletin bizzat yatırımcı ve işletmeci olarak devreye girmesini zorunlu kılmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda, Atatürk’ün "Devletçilik" anlayışının özünü oluşturan temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk, yılında yaptığı bir konuşmada; "Türkiye'nin tatbik ettiği devletçilik sistemi, sosyalizm ve komünizm gibi mülkiyeti reddeden bir sistem değildir." diyerek Türk modelinin özgünlüğüne dikkat çekmiştir. Bu model aynı zamanda, devletin sadece asayiş ve adalet gibi klasik görevlerle yetindiği liberal "jandarma devlet" anlayışından da ayrılmaktadır.
Bu bilgiler ışığında, Atatürk dönemi devletçilik ilkesinin temel karakteri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Mustafa Kemal Atatürk, 'Türkiye'nin tatbik ettiği devletçilik sistemi, 19. asırdan beri sosyalizm nazariyatçılarının ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye'nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye'ye özgü bir sistemdir.' diyerek Türk devletçiliğinin doktriner bir kalıp olmadığını vurgulamıştır. Bu özgün yapı, devletin ekonomik hayata müdahalesini öngörürken aynı zamanda bireysel mülkiyet hakkını ve özel teşebbüsü de hukuk düzeni içerisinde koruma altına almıştır.
Buna göre, 1930-1939 yılları arasında uygulanan devletçilik politikasının, Batı tipi liberalizm ile Sovyet tipi kolektivizm arasında sentezlenmiş bir 'karma ekonomi' modeline dönüşmesinde etkili olan temel denge unsuru aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk Dönemi’nde ’lu yıllardan itibaren uygulanan Devletçilik modelinin en somut adımı olarak . Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmıştır. Bu plan kapsamında açılacak fabrikaların finansmanını sağlamak, bu tesisleri işletmek ve sanayi yatırımlarını tek bir merkezden koordine etmek amacıyla yılında kurulan temel kurum aşağıdakilerden hangisidir?
Yeni Türk Devleti'nde uygulanmaya başlanan devletçilik ilkesi; özel teşebbüsün elinde yeterli sermayenin bulunmadığı durumlarda devletin iktisadi hayata doğrudan müdahale etmesini, ancak bireysel girişim haklarının da korunmasını temel alır. Atatürk, bu modelin başka ülkelerdeki doktriner sistemlerden farklı ve Türkiye'ye özgü olduğunu vurgulamıştır. Buna göre, Atatürk’ün devletçilik ilkesi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru bir yargıdır?
Atatürk'e göre devletçilik; "Kişilerin özel faaliyetlerini esas tutmakla beraber, milletin refahı ve memleketin bayındırlığı için gereken işlerde devleti doğrudan doğruya ilgili kılmaktır." Bu anlayış doğrultusunda ’lu yıllarda kurulan Sümerbank ve Etibank gibi kurumların;
I. Sanayi yatırımlarının finansmanını sağlamak ve teknik eleman yetiştirmek,
II. Maden kaynaklarını işletmek ve ülkenin enerji ihtiyacını planlamak,
III. Özel teşebbüse ait tüm üretim araçlarını kamulaştırarak sınıfsız bir toplum yapısı oluşturmak
hedeflerinden hangilerini gerçekleştirmeye yönelik olduğu söylenebilir?
Atatürk, Devletçilik ilkesini; "Bireylerin özel faaliyetlerini esas tutmakla beraber, milletin genel ve yüksek menfaatleri için devleti ekonomiyle doğrudan ilgili kılmak" şeklinde tanımlamıştır. ’lu yıllarda hayata geçirilen . Beş Yıllık Sanayi Planı ve bu doğrultuda kurulan Sümerbank ile Etibank gibi kurumların işleyiş mantığı dikkate alındığında; Türk devletçilik modelinin özgün yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Atatürk’ün devletçilik anlayışı; Türkiye’nin özgün şartlarından doğan, özel teşebbüsü temel almakla birlikte onun yetersiz kaldığı alanlarda devletin bizzat yatırım yapmasını öngören bir modeldir. Buna göre, 1933 yılında hazırlanan I. Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamındaki yatırımların doğrudan devlet eliyle gerçekleştirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Cumhuriyet Türkiyesi’nde ’lu yıllardan itibaren sistemli bir şekilde uygulanan devletçilik ilkesi; bir yandan teşebbüs hürriyetini ve özel mülkiyet hakkını tanıyan bir hukuk düzenini korumuş, diğer yandan ise toplumsal ihtiyacın ve ulusal güvenliğin gerektirdiği alanlarda devletin doğrudan girişimciliğini esas almıştır. Bu model, o dönem dünyada yükselen katı ideolojik iktisadi rejimlerin aksine, Türkiye'nin kendine has sosyo-ekonomik gerçeklerinden doğan pragmatik bir sentezi temsil eder. Buna göre, Atatürk Dönemi devletçilik anlayışının dönemindeki diğer kolektivist ekonomik modellerden ayrılan en temel 'ayırıcı' niteliği aşağıdakilerden hangisidir?