Kamu Görevlileri

152 questions

Question 1Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak görev yapan memur (MM), 1212 Nisan 20242024 tarihinde 'aylıktan kesme' cezasını gerektiren bir fiil işlemiş; disiplin amiri bu fiili 1010 Mayıs 20242024 tarihinde öğrenmiştir. İdare tarafından 2525 Mayıs 20242024 tarihinde memura savunmasını yapması için 55 günlük süre verilmiş ve memurun savunmasını sunmasının ardından 1515 Haziran 20242024 tarihinde ilgili disiplin cezası tesis edilmiştir.

Bu disiplin süreciyle ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Memura savunma yapması için tanınan 55 günlük süre kanuni asgari sürenin altında olduğundan, tesis edilen disiplin cezası usul yönünden sakattır.

Answer

Memura savunma yapması için tanınan sürenin kanuni asgari sınırın (7 gün) altında olması, işlemi usul yönünden sakatlamaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesine göre, memur hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez ve bu savunma süresi 7 günden az olamaz. Olayda memura sadece 5 gün süre tanınmış olması, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve idari işlemi şekil/usul yönünden hukuka aykırı kılar.

Step-by-Step Solution

1
Soruşturma başlama zamanaşımını kontrol et.
Fiil 10 Mayıs'ta öğrenilmiş, 25 Mayıs'ta işlem yapılarak 1 aylık süre içinde soruşturmaya başlanmıştır.
657 sayılı Kanun Madde 127 uyarınca öğrenme tarihinden itibaren 1 ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır.
2
Savunma süresini kontrol et.
Memura 5 gün süre verilmiştir; ancak kanuni asgari süre 7 gündür.
657 sayılı Kanun Madde 130 gereği savunma süresi 7 günden az olamaz.
3
Ceza verme zamanaşımını kontrol et.
Fiil 12 Nisan 2024'te işlenmiş, ceza 15 Haziran 2024'te verilmiştir.
Fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ceza verilmesi gerekir, bu süreye uyulmuştur.
4
İtiraz mercisini tespit et.
Aylıktan kesme cezasına karşı itiraz birimi Disiplin Kurulu'dur.
Madde 135 uyarınca uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna başvurulur.

Key Concept

Disiplin hukukunda asgari savunma süresi ve usul güvenceleri

Practice More

Disiplin cezalarına karşı yapılan itirazın reddedilmesi durumunda idari yargıda dava açma süresini ve usulünü inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 2Question

Kamu personel rejiminde memuriyete atanma ehliyetine dair yasal düzenlemeler ve yüksek yargı yerlerinin yerleşik içtihatları dikkate alındığında; aşağıdaki adaylardan hangisinin devlet memurluğuna atanması önünde 657 sayılı Kanun'un 4848. maddesi kapsamında yasal bir engel bulunmamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: "Taksirli öldürme" suçundan dolayı hakkında 55 yıl hapis cezasına hükmedilen ve bu cezası kesinleşerek infaz edilen bir aday

Answer

Taksirli bir suçtan dolayı hüküm giyen kişi, ceza süresi ne kadar olursa olsun memuriyete atanabilir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5 maddesi, memuriyete engel mahkûmiyet durumlarını belirlerken 'kasten işlenen suçlar' ile 'katalog suçlar' (yüz kızartıcı suçlar) arasında bir ayrım yapmıştır. Taksirli suçlar (ihmal veya dikkatsizlik sonucu işlenen), ceza süresi 55 yıl dahi olsa kanun metninde 'kasten' ifadesi geçtiği için memuriyete girişe engel teşkil etmemektedir. Danıştay'ın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır.

Step-by-Step Solution

1
657 sayılı DMK 48/A-5 maddesindeki mahkûmiyet şartı incelenir.
Maddede "kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak" şartı aranmaktadır.
Taksirli suçlar, maddenin kapsamı dışında bırakılmıştır.
2
Katalog suçlar (yüz kızartıcı suçlar) ayrımı yapılır.
Hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet gibi suçlar "affa uğramış olsa bile" engeldir.
Bu suçlarda hapis süresinin kısalığı veya af kararı engel olma durumunu değiştirmez.
3
Kasten işlenen suçlarda erteleme ve süre sınırı kontrol edilir.
11 yıl ve üzerindeki kasten suç mahkûmiyetleri, erteleme olsa dahi engeldir.
Erteleme bir infaz biçimidir, mahkûmiyet hükmünün varlığını ortadan kaldırmaz.

Key Concept

Memuriyete girişte mahkûmiyet engeli ve suçun niteliği (Kasten vs. Taksirli)

Practice More

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması şartının memuriyete giriş üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 3Question

Bir tapu müdürlüğünde görevli memur, bir taşınmaz kaydı üzerindeki haciz şerhini sehven (yanlışlıkla) terkin etmiş ve bu işlem nedeniyle taşınmazı hacizsiz sanarak satın alan bir vatandaş maddi zarara uğramıştır. 1982 Anayasası ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, söz konusu zararın tazmini ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zarar gören kişi davasını ancak idare aleyhine açabilir; idare ise ödediği tazminatı ilgili memura rücu eder.

Answer

Zararın tazmini için davanın yalnızca idareye karşı açılması ve idarenin ödeme sonrası memura rücu etmesi gerekir.
1982 Anayasası'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu durumda idarenin, ödediği tazminatı kusuru bulunan kamu görevlisine rücu etme hakkı ve ödevi saklıdır. Tapu kaydındaki hata bir görev kusuru olduğundan, muhatap doğrudan idaredir.

Step-by-Step Solution

1
Eylemin niteliğini tespit etme
Tapu memurunun kaydı silmesi, kamu yetkisinin kullanımı sırasında gerçekleşen bir görev kusurudur.
Zararın memurun özel hayatıyla ilgili değil, kamusal görevin ifası sırasında doğduğunu belirlemek davanın muhatabını tayin eder.
2
Anayasal kuralı uygulama
1982 Anayasası m. 129/5 uyarınca tazminat davasının doğrudan idareye karşı açılması zorunluluğu ortaya çıkar.
Anayasa, kamu görevlilerini doğrudan dava edilme baskısından korumuş ve vatandaşa idare gibi güçlü bir muhatap sağlamıştır.
3
İç ilişkiyi (rücu) değerlendirme
İdare, vatandaşa ödediği tazminatı, memurun kusuru oranında ondan tahsil etmek (rücu etmek) durumundadır.
Bu mekanizma, kamu görevlisinin sorumluluk bilinciyle hareket etmesini sağlar ve kamu zararının memura yansıtılmasını amaçlar.

Key Concept

İdarenin Mali Sorumluluğu ve Rücu Zorunluluğu
Estimated Time:1m 15s
Question 4Question

Bir bakanlık biriminde görev yapan Devlet memuru, birim amiri tarafından kendisine verilen bir talimatın, mevcut bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerine açıkça aykırı olduğunu tespit etmiştir. Memur, bu aykırılığı amirine bildirmiş ancak amir, söz konusu talimatın hizmetin gereği olduğunu belirterek talebini yazılı olarak yenilemiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Anayasa hükümleri uyarınca, bu hukuki süreç ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Memur emri yerine getirmekle yükümlü hale gelir ve bu durumda emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk tamamen emri veren amire ait olur.

Answer

Memurun, amirin yazılı ısrarı üzerine emri yerine getirmekle yükümlü olduğu ve sorumluluğun emri verene geçtiği ifade doğrudur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. maddesi ve Anayasa'nın 137. maddesi uyarınca; memur, amirinden aldığı emri mevzuata aykırı bulursa yerine getirmez ve durumu amirine bildirir. Ancak amir emrinde ısrar eder ve bu emri yazı ile yenilerse, memur emri yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda sorumluluk tamamen emri verene aittir.

Step-by-Step Solution

1
Emrin niteliği belirlenir.
Emir, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne aykırı olduğu için 'kanunsuz emir' niteliğindedir ancak 'suç' teşkil ettiği belirtilmemiştir.
657 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca memur, emrin mevzuata aykırılığını denetlemekle yükümlüdür.
2
İtiraz ve bildirim süreci kontrol edilir.
Memur aykırılığı amire bildirerek ilk yükümlülüğünü yerine getirmiştir.
Anayasa m. 137 ve 657 m. 11 gereği, aykırı emir yerine getirilmez ve amire bildirilir.
3
Amirin yazılı ısrarının hukuki sonucu değerlendirilir.
Amir emrini yazılı olarak yenilediği için memur emri yapmak zorundadır ve sorumluluk amire geçer.
Hiyerarşik düzenin sürekliliği için, suç teşkil etmeyen aykırılıklarda yazılı ısrar sorumluluğu kaydırır.
4
İstisnai durum (suç) kontrol edilir.
Emir konusu suç olmadığı için icra zorunluluğu doğmuştur.
Eğer emir suç teşkil etseydi, yazılı ısrar dahi memuru sorumluluktan kurtaramazdı.

Key Concept

Kanunsuz Emir ve Sorumluluğun Devri

Practice More

Konusu suç teşkil eden bir emrin yerine getirilmesi durumunda ceza hukukundaki 'kanun emri ve amirin talimatı' hükümlerini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 5Question

Kamu görevine atanmak üzere başvuran bir aday hakkında yapılan inceleme sonucunda ulaşılan aşağıdaki bilgilerden hangisi, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca memuriyete girişte mutlak bir engel teşkil etmektedir?

Show answer & explanation

Answer: İhaleye fesat karıştırma suçundan mahkûm olup, bu mahkûmiyetin daha sonra genel af kapsamına alınmış olması

Answer

İhaleye fesat karıştırma gibi katalog suçlardan mahkûm olanların, bu mahkûmiyetleri affa uğramış olsa dahi memuriyete atanmaları mümkün değildir.
Doğru seçenek, ihaleye fesat karıştırma suçunun doğurduğu sonucu ifade etmektedir. 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A548/A-5 maddesi uyarınca; rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olanlar, affa uğramış olsalar dahi devlet memuru olamazlar.

Step-by-Step Solution

1
Suçun niteliğini ve işleniş biçimini değerlendiriniz.
Taksirli suçlar kapsam dışıdır; kasten işlenen suçlarda ise suçun türü (katalog olup olmadığı) önemlidir.
657657 sayılı Kanun m. 48/A548/A-5 açıkça 'kasten işlenen suçlar' ifadesini kullanmıştır.
2
Katalog suçların listesini ve affın etkisini kontrol ediniz.
Rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma gibi suçlar katalog suçlardır.
Bu suçlarda affa uğramış olma hali, memuriyete giriş engelini ortadan kaldırmaz.
3
Diğer şartların (askerlik, sağlık vb.) usulüne uygunluğunu teyit ediniz.
Askerlik tecili ve göreve engel olmayan sağlık sorunları memuriyet için engel değildir.
Kanun, askerlikte 'ilişiği olmamayı' (yapmış, muaf veya ertelenmiş); sağlıkta ise 'görevi yapmaya engel olmamayı' aramaktadır.

Key Concept

Memuriyete Giriş Engelleri ve Katalog Suçların Mutlaklığı
Question 6Question

Kamu görevlilerinin, yürüttükleri hizmetin tarafsızlığına gölge düşürmemek ve devlet memurluğu vakarına uygun hareket etmelerini sağlamak adına getirilen sınırlamalar göz önüne alındığında; 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi bir memurun mülkiyet hakkı kapsamında gerçekleştirdiği aşağıdaki işlemlerden hangisi 'Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı'nın ihlali sayılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Borsada işlem gören bir sermaye şirketinde pay sahibi (hissedar) olması ve bu sıfatla şirketin yıllık olağan kâr payı (temettü) dağıtımından yararlanması

Answer

Bir sermaye şirketinde pay sahibi (hissedar) olarak temettü geliri elde edilmesi, mülkiyet hakkının kullanılması niteliğinde olup ticaret yasağını ihlal etmez.
Sermaye şirketlerinde (Anonim Şirket gibi) sadece pay sahibi (hissedar) olmak, Türk Ticaret Kanunu açısından kişiye 'tacir' sıfatı yüklemez. Memur, bu şirketlerin yönetim, denetim veya temsil kademelerinde yer almadığı sürece mülkiyet hakkı kapsamında hisse senedi sahibi olabilir ve yatırımının karşılığı olan kâr payını (temettü) tahsil edebilir. Bu durum 657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesindeki yasağın kapsamı dışındadır.

Step-by-Step Solution

1
Kanuni dayanağı tespit etmek
657657 sayılı DMK Madde 2828 uyarınca memurlar tacir veya esnaf sayılamaz, ticaret kuruluşlarında görev alamaz.
Yasağın sınırlarını belirlemek için temel hükme bakılmalıdır.
2
Sermaye şirketlerindeki ortaklık statüsünü analiz etmek
Anonim veya limited şirketlerde sadece ortak (hissedar) olmak, kişiye 'tacir' sıfatı kazandırmaz.
Şirketin tüzel kişiliği ile ortakların hukuki statüsü birbirinden ayrıdır.
3
Yönetim/Denetim görevleri ile mülkiyet haklarını ayırt etmek
Hisse senedine dayalı kâr payı (temettü) almak mülkiyet hakkıdır; ancak yönetim kurulunda yer almak veya şirketi temsil etmek yasaktır.
Yasak, pasif sermaye ortaklığını değil, aktif ticari ve idari görevleri hedefler.

Key Concept

Memurların ticaret yasağı, mülkiyet hakkı kapsamında hisse sahibi olmayı engellemez; ancak aktif tacirlik sıfatını veya yönetim görevlerini yasaklar.

Hints

1
Memurların ticaret yasağı, bir ticaret işletmesini bizzat yürütmeyi veya yönetiminde yer almayı hedefler.
2
Sermaye şirketlerinde (A.Ş. gibi) 'hissedar' olmakla 'yönetici' olmak arasındaki farkı düşünün.
3
Kollektif ve komandite ortaklıklar kişiyi doğrudan tacir yaparken, hisse senedi sahibi olmak sadece mülkiyet hakkıdır.

Practice More

Memurların kooperatif yönetimlerindeki özel durumunu ve 1515 günlük bildirim süresini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 7Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olan 12 hizmet sınıfından (GİH, TH, SH, EÖH vb.) herhangi birinde görev yapan bir devlet memurunun kariyer ilerlemesi; 'kademe ilerlemesi' ve 'derece yükselmesi' olmak üzere iki temel usulle gerçekleşmektedir. Bu iki müessesenin yasal şartları ve uygulama biçimleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi memurun 'derece yükselmesi' yapabilmesi için kanunen aranan zorunlu bir şart olduğu halde, 'kademe ilerlemesi' için aranmayan bir unsurdur?

Show answer & explanation

Answer: Üst dereceden boş bir kadronun bulunması

Answer

Üst dereceden boş bir kadronun bulunması şartı sadece derece yükselmesi için zorunludur.
Derece yükselmesi işlemi, memurun statüsünde dikey bir değişiklik yarattığı ve bir üst derecedeki kadroya atanmasını gerektirdiği için 657 sayılı Kanun'un 68.68. maddesi uyarınca üst dereceden boş bir kadronun bulunmasını zorunlu kılar. Kademe ilerlemesinde ise memur aynı derece içindeki basamaklarda ilerlediğinden yeni bir boş kadro tahsisine ihtiyaç duyulmaz.

Step-by-Step Solution

1
Kademe ilerlemesi şartlarını analiz etme
Kademe ilerlemesi için memurun bulunduğu kademede en az 11 yıl çalışması ve olumlu performans/disiplin durumuna sahip olması yeterlidir. Boş kadro şartı aranmaz.
Kademe ilerlemesi aynı derece içinde yatay bir ilerlemedir.
2
Derece yükselmesi şartlarını analiz etme
Derece yükselmesi için memurun bulunduğu derecede en az 33 yıl ve bu derecenin son kademesinde 11 yıl bulunması, üst dereceden boş bir kadronun olması ve atanma şartlarına haiz olması gerekir.
Derece yükselmesi dikey bir ilerleme olup yeni bir kadroya atama işlemini gerektirir.
3
İki işlem arasındaki farkı saptama
Boş kadro (kontenjan) bulunması zorunluluğu sadece dikey ilerleme olan derece yükselmesinde karşımıza çıkar.
Kademe ilerlemesinde memur aynı kadro unvanı ve derecesi içinde kaldığı için yeni bir boş kadroya ihtiyaç duyulmaz.

Key Concept

657 Sayılı Kanun'da Derece ve Kademe İlerlemesi Farkları

Practice More

657 sayılı Kanun'un 37. maddesindeki 'öğrenim durumuna göre yükselebilecek derece' sınırlarını ve 64. maddedeki '8 yıl' kuralını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 8Question

Bir kamu kurumunda görev yapan memur (B)(B), kurumunun teşkilat yapısındaki değişiklik sonrasında şahsa bağlı bir kadroya atanmıştır. Bu atama sonucunda (B)(B), bulunduğu hizmet sınıfı içerisinde mevzuatta öngörülen en üst derecelere kadar yükselebilme imkânının fiilen ortadan kalktığını ve mesleki ilerlemesinin durdurulduğunu iddia ederek dava açmıştır.

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 33. maddesinde düzenlenen temel ilkeler dikkate alındığında, memur (B)(B)'nin bu iddiası doğrudan aşağıdaki ilkelerden hangisinin ihlal edildiğine yöneliktir?

Show answer & explanation

Answer: Kariyer

Answer

Memurun bulunduğu sınıf içerisinde en yüksek derecelere kadar ilerleyebilme imkânının korunması, 'Kariyer' ilkesinin temel gereğidir.
Kariyer ilkesi, devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânını sağlamayı ifade eder. Olayda memurun üst derecelere yükselme yolunun kapanması bu ilkenin ihlali anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki temel şikâyeti belirleyin.
Memurun sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânının elinden alınması.
Sorunun hangi hukuki kavramla örtüştüğünü anlamak için kök neden tespit edilmelidir.
2
657657 sayılı Kanun'un 33. maddesindeki tanımları karşılaştırın.
Kariyer ilkesi: '...sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır.'
Kanuni tanım, olaydaki 'yükselme imkânının ortadan kalkması' şikâyetiyle birebir örtüşmektedir.

Key Concept

Kariyer İlkesi (DMK md. 3)
Estimated Time:1m 30s
Question 9Question

Bir vergi dairesi çalışanının, haciz işlemi sırasında yetkilerini kötüye kullanarak ve kasten borçluya ait değerli bir taşınır eşyaya zarar vermesi durumunda; bu eylemin 'kişisel kusur' teşkil etmesine rağmen kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında gerçekleşmesi nedeniyle, zarar gören vatandaşın tazminat talebi ve idarenin rücu yetkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Anayasa'nın 129/5. maddesi uyarınca, zarar görevle ilgili bir eylemden doğduğu için dava ancak idare aleyhine açılabilir; idare ödediği tazminatı ilgili memura rücu eder.

Answer

Zarar kamu görevlisinin görevle ilgili bir eyleminden doğduğu için dava ancak idare aleyhine açılabilir ve idare ödediği tazminatı memura rücu eder.
Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. Eylemin kişisel kusur teşkil etmesi dahi bu kuralı değiştirmez. İdare tazminatı ödedikten sonra, kusurlu memura rücu ederek ödenen miktarı geri alır. Bu mekanizma hem vatandaşı korur hem de idari disiplini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Eylemin niteliğini ve bağlamını tespit etme.
Zarar verici eylem (haciz işlemi), kamu görevlisinin yetkilerini kullanması sırasında gerçekleşmiştir.
Anayasa 129/5'in uygulanması için eylemin 'görevden kaynaklanması' veya 'görevle ilgili' olması şarttır.
2
Anayasal kuralı (Madde 129/5) uygulama.
Davanın doğrudan kamu görevlisine açılması yasaklanmıştır; husumet idareye yöneltilmelidir.
Vatandaşın zararının devlet güvencesiyle hızlıca karşılanması ve memurun dava baskısı altında görev yapmasının engellenmesi amaçlanır.
3
İç mekanizma olan rücu sürecini belirleme.
İdare tazminatı öder ve kusuru oranında memura rücu eder.
Kişisel kusur (kast/ağır ihmal) durumunda idarenin rücu etmesi, kamu zararının önlenmesi için hukuki bir zorunluluktur.

Key Concept

Memur Güvencesi ve İdarenin Rücu Zorunluluğu (Anayasa m. 129/5)

Practice More

İdarenin rücu davasını hangi yargı kolunda (adli/idari) açması gerektiğini araştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 10Question

1982 Anayasası'nın 129/5. maddesi ve yerleşik yargı içtihatları çerçevesinde; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini ifa ederken) üçüncü kişilere verdikleri zararların tazmini ve idarenin ilgili görevliye rücu etmesi süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zarar görenin davasını yalnızca idareye açabilmesi anayasal bir zorunluluk olup, idarenin ödediği tazminat için memura karşı açacağı rücu davası genel hükümler çerçevesinde adli yargı görev alanına girmektedir.

Answer

Zarar görenin davasını yalnızca idareye açabilmesi anayasal bir zorunluluk olup, idarenin ödediği tazminat için memura karşı açacağı rücu davası genel hükümler çerçevesinde adli yargı görev alanına girmektedir.
Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir. Bu anayasal zorunluluk, davanın doğrudan memura açılmasını engeller. İdarenin ödediği tazminatı memurdan geri istemesi (rücu) ise memurun şahsi kusuruna dayandığı için genel hükümlere göre adli yargıda çözümlenir.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa 129/5 hükmünü analiz etme.
Memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılacağı kuralına ulaşılır.
Anayasa, kamu görevlilerini doğrudan dava edilmekten koruyarak hizmetin sürekliliğini sağlamayı amaçlar.
2
Yargı yolu ayrımını belirleme.
İdare ile üçüncü kişi arasındaki dava idari yargıda (tam yargı); idare ile memur arasındaki rücu davası adli yargıda görülür.
Rücu davası, memurun kişisel kusuruna dayalı bir haksız fiil sorumluluğu niteliği taşıdığı için genel yargı olan adli yargıya tabidir.
3
Kişisel kusur - hizmet kusuru ayrımının rücuya etkisini değerlendirme.
Rücu hakkı, memurun eylemindeki kusur oranına göre kullanılır.
İdare, kusursuz sorumluluk hallerinde ödediği tazminatı, memurun herhangi bir kusuru yoksa ona rücu edemez.

Key Concept

Anayasal Güvence ve Rücu Mekanizması

Practice More

İdarenin rücu hakkının zamanaşımı süreleri ve 657 sayılı Kanun'daki 'Kişilerin Uğradıkları Zararlar' başlıklı 13. maddeyi inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 11Question

Bir kamu kurumunun mali hizmetler biriminde çalışan devlet memuru, birim amiri tarafından hazırlanan bir ödeme evrakının ilgili harcama yönetmeliği hükümlerine aykırı olduğunu tespit etmiştir. Memur bu durumu amirine sözlü olarak iletmesine rağmen amir, işlemin aciliyetini gerekçe göstererek yapılmasını sözlü olarak yinelemiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, konusu suç teşkil etmeyen ancak mevzuata aykırı olan bu durumda memurun izlemesi gereken hukuki süreç ve sorumluluk devri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Memur emri yerine getirmemeli ve aykırılığı amire bildirmeli; amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse emri yerine getirmeli, ancak bu durumda sorumluluk emri verene ait olmalıdır.

Answer

Memurun mevzuata aykırı emri yerine getirmeyerek durumu bildirmesi, amirin yazılı ısrarı halinde ise emri yerine getirerek sorumluluğu amire devretmesi gerekir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. maddesine göre, memur amirinden aldığı emri mevzuata aykırı bulursa yerine getirmez ve durumu amire bildirir. Eğer amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmak zorundadır ancak tüm sorumluluk emri verene geçer. Bu düzenleme memuru hukuki risklerden korurken hiyerarşik işleyişi de sürdürür.

Step-by-Step Solution

1
Emrin niteliğini analiz etmek.
Emrin bir suç teşkil etmediği ancak yönetmeliğe (mevzuata) aykırı olduğu saptanmıştır.
Anayasa m. 137 ve 657 sayılı Kanun m. 11'e göre prosedür belirlenir.
2
Aykırılığın amire bildirilmesi.
Memur emri yapmaz ve aykırılığı emri verene bildirir.
Mevzuata aykırı emrin düzeltilmesi için ilk aşamadır.
3
Amirin yazılı ısrarının beklenmesi.
Amir emrinde ısrar eder ve emri yazı ile yenilerse memur emri yerine getirmek zorunda kalır.
Yazılı emir, hiyerarşik hiyerarşide sorumluluğun yer değiştirmesini sağlar.
4
Sorumluluğun tespiti.
Emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.
Memur hukuki koruma altına alınmış olur.

Key Concept

Kanunsuz Emir (Mevzuata Aykırı Emir) Prosedürü

Practice More

Konusu suç teşkil eden emirlerin (Emr-i gayri kanuni) mutlak surette yerine getirilmemesi kuralını inceleyiniz.

Alternative Method

Anayasa m. 137 hükmü ile 657 m. 11 hükmünü paralel değerlendirerek, yazılı emir şartının 'sorumluluk kurtarıcı' niteliğini hatırlamak.
Estimated Time:1m 15s
Question 12Question

Bir vergi dairesi müdür yardımcısı, bir mükellefin borç yapılandırma talebini süresinde işleme koymayı ihmal etmiş ve bu ihmal sonucunda mükellefin banka hesaplarına haksız yere e-haciz uygulanmıştır. Bu durum nedeniyle ticari kredisi onaylanmayan ve maddi zarara uğrayan mükellef, zararın tazmini için doğrudan ilgili müdür yardımcısının şahsına karşı adli yargıda tazminat davası açmak istemektedir.

Kamu görevlilerinin mali sorumluluk rejimi çerçevesinde bu hukuki durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Anayasa uyarınca, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir; idarenin ilgili görevliye rücu hakkı ise saklıdır.

Answer

Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceğini, idarenin ise rücu hakkının saklı olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu kural, kamu görevlilerini görevlerini yaparken çekinmeden hareket edebilmeleri için koruma altına alır. Vatandaşın doğrudan kamu görevlisini hedef almasını engeller, ancak idare ödediği tazminatı kusurlu görevliye rücu ederek mali dengeyi sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Eylemin niteliğini tespit etme
Müdür yardımcısının ihmali, kamusal bir yetkinin kullanımı (yapılandırma işlemi) sırasında meydana gelmiştir.
Anayasa 129/5 korumasının uygulanabilmesi için eylemin 'yetki kullanımı' sırasında gerçekleşmesi gerekir.
2
Anayasal kuralın uygulanması
Zarar gören kişi davayı doğrudan memura açamaz, davanın muhatabı (husumet) idaredir.
Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrası memurlar için bir 'güvence' mekanizması öngörmüştür.
3
Rücu mekanizmasının değerlendirilmesi
İdare tazminatı ödedikten sonra, kusuru oranında ilgili memura rücu eder.
Zararın nihai olarak kusurlu kişiye yansıtılması hukuk devletinin bir gereğidir.

Key Concept

Kamu Görevlilerinin Anayasal Güvencesi ve Husumet Kuralı

Practice More

Rücu davasının açılacağı yargı kolu (Adli Yargı) ve rücu tutarının belirlenmesindeki kriterleri inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 13Question

Bir bakanlık bünyesinde şube müdürü olarak görev yapan (A), maiyetindeki memur (M)’ye yürüttüğü bir proje kapsamında mevzuata açıkça aykırı bir talimat vermiştir. Memur (M), bu durumun yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını (A)’ya yazılı olarak bildirmiştir. Bunun üzerine (A), emrini yazılı bir belge ile teyit ederek (M)’ye iletmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun "Ödev ve Sorumluluklar" başlığı altında yer alan düzenlemeler (Madde 6-16) dikkate alındığında, bu süreç ve tarafların sorumlulukları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Verilen emrin konusu suç teşkil ediyorsa, amir emrini yazılı olarak yenilemiş olsa dahi memur bu emri yerine getiremez; aksi hâlde sorumluluk yalnızca emri veren amire ait olur.

Answer

Konusu suç teşkil eden bir emrin yerine getirilmesi durumunda sorumluluğun yalnızca emri veren amire ait olduğu ifadesi yanlıştır; bu durumda hem emri veren hem de yerine getiren memur müteselsilen sorumludur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. maddesi ve Anayasa'nın 137. maddesi uyarınca, konusu suç teşkil eden bir emir hiçbir suretle yerine getirilmez. Eğer bu yasaklanan emir yerine getirilirse, emri yerine getiren memur 'emri veren amirin yazılı ısrarı olduğu' gerekçesiyle sorumluluktan kurtulamaz. Bu durumda hem emri veren hem de uygulayan memur sorumlu tutulur. Dolayısıyla sorumluluğun yalnızca amire ait olduğu yönündeki ifade hukuken yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Emrin niteliğini belirle
Emir 'mevzuata aykırı' ise yazılı ısrarla yerine getirilir, ancak 'konusu suç teşkil ediyorsa' hiçbir şekilde yerine getirilmez.
Anayasa m. 137 ve 657 sayılı Kanun m. 11 arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
2
Sorumluluk paylaşımını analiz et
Konusu suç teşkil eden emri yerine getiren memur, amirin yazılı talimatı olsa dahi sorumluluktan kurtulamaz.
Hukuk devletinde kanunsuz emir ve suç teşkil eden emir ayrımı, memurun kişisel sorumluluğunu belirler.

Key Concept

Kanunsuz Emir ve Suç Teşkil Eden Emir Ayrımı

Practice More

Memurların mali sorumluluğu ve idarenin rücu mekanizması ile ilgili 13. madde hükümlerini tekrar ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 14Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4848. maddesinde düzenlenen devlet memurluğuna giriş şartları ve memuriyete engel haller ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kurumların hizmetin gereği olarak özel mevzuatlarında belirledikleri boy, kilo veya belirli bir sertifikaya sahip olma gibi kriterler, 'genel şartlar' kategorisinde yer alır.

Answer

Kurumların kendi özel mevzuatlarında belirledikleri boy, kilo veya sertifika gibi şartların 'genel şartlar' kategorisinde yer aldığı ifadesi yanlıştır; çünkü bu kriterler 'özel şartlar' kapsamında düzenlenmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, kurumların hizmetin gereğine göre belirlediği boy, kilo veya sertifika gibi şartları 'genel şartlar' arasında saydığı için yanlıştır. 657657 sayılı Kanun'un 4848. maddesi uyarınca bu tür şartlar 'Özel Şartlar' (48/B48/B) başlığı altında toplanmıştır; Genel Şartlar (48/A48/A) ise vatandaşlık, yaş, öğrenim düzeyi, kamu haklarından mahrumiyet durumu, adli sicil kaydı (mahkûmiyetler), askerlik ve sağlık gibi tüm memurlar için standart olan kriterleri kapsar.

Step-by-Step Solution

1
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4848. maddesini analiz et.
Kanunun 48/A48/A fıkrasında 'Genel Şartlar', 48/B48/B fıkrasında ise 'Özel Şartlar' düzenlenmiştir.
Memuriyete giriş koşullarının hukuki tasnifini anlamak için temel yasal dayanağa bakılmalıdır.
2
Genel ve Özel şartlar arasındaki farkı belirle.
Genel şartlar (vatandaşlık, yaş, öğrenim, adli sicil vb.) tüm memur adayları için ortaktır; özel şartlar ise kurumların hizmetin niteliğine göre ekledikleri koşullardır.
Seçeneklerdeki ifadelerin hangisinin hatalı bir sınıflandırma içerdiğini tespit etmek gerekir.
3
Mahkûmiyet durumlarını ve askeri durumu incele.
Taksirli suçlar engel değildir. Katalog suçlarda af engeli kaldırmaz. Askerlikte tecil yeterlidir. Güvenlik soruşturması genel şarttır.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış seçeneği kesinleştirmek gerekir.

Key Concept

Memuriyete Giriş Şartlarının Tasnifi (Genel vs. Özel)
Estimated Time:1m 30s
Question 15Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenen "görevden uzaklaştırma" ihtiyati tedbiri ve "memurluğun sona ermesi" halleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Görevden uzaklaştırma süresince memura aylığının yarısı ödenir; bu süreçte memuriyet sıfatı askıda kaldığı için memur hakkında disiplin cezası verilemez.

Answer

Görevden uzaklaştırma süresince memura aylığının üçte ikisi ödenir ve memuriyet statüsü devam eder.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesine göre görevden uzaklaştırılan memurlara aylıklarının üçte ikisi (2/32/3) ödenir. Ayrıca bu süreçte memurun statüsü devam ettiği için hakkında disiplin işlemleri yürütülebilir ve ceza verilebilir. Seçenekte belirtilen 'yarısı ödenir' ve 'ceza verilemez' ifadeleri hukuki dayanaktan yoksundur.

Step-by-Step Solution

1
Görevden uzaklaştırma tedbirinin mali haklarını incele.
657 sayılı Kanun madde 141'e göre memura aylığının 2/32/3'ü ödenir.
Memurun geçimini sağlaması ve suçluluğu kanıtlanana kadar masumiyet karinesinin korunması amaçlanır.
2
Görevden uzaklaştırmanın hukuki statüsünü değerlendir.
Memuriyet sıfatı sona ermez, sadece görevden geçici olarak el çektirilir.
Bu bir disiplin cezası değil, soruşturmanın selameti için alınan idari bir tedbirdir.
3
İstifa (çekilme) sonrası memurluğa dönüş sürelerini kontrol et.
Usulüne uygun istifada 6 ay, usulsüz (beklemeden) bırakmada 1 yıl, devir-teslim yapmayanda 3 yıl bekleme süresi vardır.
Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi gereği memurun görevini keyfi bırakması yaptırıma bağlanmıştır.

Key Concept

Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Hukuki Rejimi ve Sonuçları
Question 16Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında düzenlenen "görevden uzaklaştırma" tedbiri ve bu tedbirin hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Görevden uzaklaştırılan devlet memurlarına, bu süre içerisinde aylıklarının üçte ikisi ödenmeye devam edilir.

Answer

Görevden uzaklaştırılan memurlara, bu süreçte aylıklarının üçte ikisinin ödenmesi kanuni bir haktır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesine göre, görevden uzaklaştırılan memurlara bu süre boyunca aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu, memurun ekonomik varlığını sürdürebilmesi için öngörülmüş bir güvencedir.

Step-by-Step Solution

1
Görevden uzaklaştırmanın hukuki niteliği belirlenmelidir.
Bu işlem bir disiplin cezası değil, hizmetin selameti için uygulanan bir 'ihtiyati tedbir'dir.
Tedbirin niteliğini bilmek, mali ve özlük haklarının devam edip etmeyeceğini anlamak için temeldir.
2
657 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki mali hükümler incelenmelidir.
Kanun, görevden uzaklaştırılan memura aylığının 23\frac{2}{3}'sinin ödenmesini öngörür.
Memurun geçimini sağlamaya devam etmesi ve suçsuzluk karinesi gereği tam kesinti yapılmaz.

Key Concept

Görevden Uzaklaştırmanın Mali Sonuçları ve Yetki

Practice More

Görevden uzaklaştırma tedbirinin hangi hallerde (beraat, takipsizlik vb.) zorunlu olarak kaldırılması gerektiğini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 17Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3131. maddesinde düzenlenen "Gizli Bilgileri Açıklama Yasağı" uyarınca; devlet memurlarının kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri açıklamaları yasaktır. Bu yasak, memur görevinden ayrılmış olsa dahi geçerliliğini korumaktadır.

Buna göre, söz konusu gizli bilgilerin açıklanabilmesi için aşağıdaki makamlardan hangisinin yazılı izni gereklidir?

Show answer & explanation

Answer: Yetkili bakan

Answer

Gizli bilgilerin açıklanabilmesi için yetkili bakanın yazılı izni gereklidir.
Doğru seçenek olan yetkili bakan makamı, 657657 sayılı Kanun'un 3131. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Kanun koyucu, devlet sırrı veya hizmete özel gizli bilgilerin hassasiyeti nedeniyle, bu bilgilerin ifşasına yönelik izin yetkisini hiyerarşik alt kademelere veya yerel birimlere değil, doğrudan siyasi sorumluluğu bulunan bakanlık makamına bırakmıştır.

Step-by-Step Solution

1
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Yasaklar" bölümündeki 3131. maddeyi inceleyin.
Gizli bilgilerin açıklanmasının yasak olduğu ve bu yasağın görevden ayrılma durumunda da sürdüğü tespit edilir.
Yasağın kapsamını ve süresini belirlemek için kanun metni esastır.
2
Yasağın istisnası olan "izin" mekanizmasını ve bu izni vermeye yetkili makamı belirleyin.
Kanun metni, bu izni vermeye yetkili tek makamın "yetkili bakan" olduğunu açıkça belirtir.
Yetki unsuru, idari hukukta kanunla belirlenen münhasır bir yetkidir.
3
İznin şekil şartını kontrol edin.
İznin mutlaka "yazılı" olması gerektiği sonucuna varılır.
Hukuki güvenliğin sağlanması ve sorumluluğun tespiti için şekil şartı önemlidir.

Key Concept

Gizli Bilgileri Açıklama Yasağı ve Yetki Unsuru
Question 18Question

Bir kamu kurumunda boş bulunan 'Daire Başkanlığı' kadrosu için yapılan değerlendirmede idare; ilgili hizmet sınıfında en yüksek kıdeme sahip olan ve tüm yasal bekleme sürelerini tamamlamış memur (A)(A) yerine, hizmet süresi daha kısa olmasına karşın alanında doktora yapmış ve yabancı dil yetkinliği yüksek olan memur (B)(B)'yi atamıştır.

Bu atama kararı ve 657657 sayılı Kanun'un 33. maddesindeki temel ilkeler arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yapılan işlem liyakat ilkesine uygundur; zira liyakat ilkesi, kamu hizmetlerinde yükselmenin sadece kıdeme veya süreye değil, ehliyet, başarı ve yetenek ölçütlerine dayalı olmasını amaçlar.

Answer

Yapılan işlem liyakat ilkesine uygundur; zira liyakat ilkesi, kamu hizmetlerinde yükselmenin ehliyet ve başarıya dayalı olmasını amaçlar.
Liyakat ilkesi, kamu görevine girmede ve görevde yükselmede tek kriterin kişinin ehliyeti (yetkinliği) ve başarısı olması gerektiğini savunur. Senaryoda idarenin daha kıdemli olan yerine daha eğitimli ve uzman olan memuru tercih etmesi, hizmetin verimliliğini artırmayı amaçlayan liyakat ilkesinin özüne tamamen uygundur.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki durumun analiz edilmesi
İdare, en kıdemli olanı değil, eğitim ve uzmanlık bakımından daha donanımlı (liyakatli) olanı seçmiştir.
Kariyer ve liyakat ilkelerinin pratikteki uygulanış farkını ayırt etmek gerekir.
2
657657 sayılı Kanun'un 33. maddesindeki tanımların uygulanması
Kariyer ilkesi sınıflar içinde ilerleme 'imkânı' sunarken; liyakat ilkesi bu ilerlemenin 'başarı ve ehliyete' göre yapılmasını söyler.
Liyakat ilkesi, idarenin subjektif değil, objektif kriterlerle verimli personeli seçmesini sağlar.
3
Anayasal çerçeve kontrolü
19821982 Anayasası m. 128128 gereği, memurların nitelikleri ve atanmaları 'kanunla' düzenlenir.
İdarenin takdir yetkisi kanuni sınırlar içinde ve kamu yararı amacıyla kullanılmalıdır.

Key Concept

Kariyer ve Liyakat İlkeleri Arasındaki İlişki

Practice More

4483 sayılı Kanun kapsamında kamu görevlilerinin yargılanma usullerini inceleyerek personel rejimindeki hukuki korumaları analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 19Question

Bir devlet memurunun, görev yaptığı kurumla ticari iş ilişkisi bulunan bir firmanın yetkilisinden, piyasa koşullarında faiz ödemek kaydıyla şahsi ihtiyacı için borç para alması durumu söz konusudur.

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, bu eylem ve doğuracağı sonuçlar hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devlet memurlarının iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları, herhangi bir menfaat sağlama amacı güdülmese dahi kanunen mutlak olarak yasaklanmıştır.

Answer

Devlet memurlarının iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları, herhangi bir menfaat sağlama amacı güdülmese dahi kanunen mutlak olarak yasaklanmıştır.
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 'Hediye Alma ve Menfaat Sağlama Yasağı' başlıklı 2929. maddesi uyarınca; memurların doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır. Kanun metni burada herhangi bir istisna (faiz ödenmesi, düşük tutar vb.) öngörmediği için eylem mutlak bir yasak ihlalidir.

Step-by-Step Solution

1
Eylemin niteliğini tanımla.
Memurun, kurumun iş yaptığı birinden borç para alması.
Yasağın kapsamını belirlemek için eylemin kimler arasında gerçekleştiği önemlidir.
2
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili maddesini hatırla.
Madde 2929: Hediye Alma ve Menfaat Sağlama Yasağı.
Memurların hediye ve menfaat ilişkileri bu madde ile düzenlenmiştir.
3
Kanun metnindeki borçlanma yasağını analiz et.
Kanun, memurların 'iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları'nı kesin olarak yasaklar.
Bu yasak, memurun tarafsızlığını korumak ve 'nüfuz ticareti' riskini önlemek amacıyla getirilmiştir.

Key Concept

Hediye Alma ve Menfaat Sağlama Yasağı

Practice More

Memurların ticaret yasağı (Madde 2828) ile hediye yasağı (Madde 2929) arasındaki farkları karşılaştırarak çalışınız.
Estimated Time:1m 0s
Question 20Question

Devlet memuru olarak görev yapan bir kişinin, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenen "Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı" kapsamında gerçekleştirdiği aşağıdaki davranışlardan hangisi disiplin suçu teşkil etmez?

Show answer & explanation

Answer: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında hazırladığı bir yazılımın veya yazdığı bir kitabın telif haklarını bir firmaya devrederek kazanç sağlaması

Answer

Memurların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında hazırladıkları eserlerin (yazılım, kitap, makale vb.) telif haklarını devrederek kazanç elde etmeleri yasak kapsamında değildir.
Doğru cevap olan seçenekte belirtilen telif hakları devri, 657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesindeki ticaret yasağının kapsamı dışındadır. Memurlar, hazırladıkları bilimsel veya sanatsal eserlerin (kitap, yazılım, beste vb.) kullanım haklarını devrederek kazanç sağlayabilirler; bu faaliyet bir ticari işletme açmak veya tacir sıfatı kazanmak olarak değerlendirilmez.

Step-by-Step Solution

1
657 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki ticaret yasağının kapsamını analiz et.
Memurların tacir veya esnaf sayılacak faaliyetlerde bulunması ve ticari kuruluşlarda görev alması yasaktır.
Yasağın sınırlarını belirlemek için temel kuralı anlamak gerekir.
2
Fikri mülkiyet ve sanatsal üretim haklarını değerlendir.
Danıştay ve Devlet Personel Başkanlığı görüşlerine göre, telif hakları ticari bir işletme mahiyetinde olmadığı sürece serbesttir.
Anayasal bir hak olan bilim ve sanat hürriyeti kapsamında memurların bu faaliyetleri yasaklanamaz.

Key Concept

Ticaret Yasağı ve İstisnaları
Page 1 / 8Next
Kamu Görevlileri Practice Questions — KPSS Hukuk | Examkin