Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 questions

Question 21Question

Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde, bir tarafın geçerli bir hukuki gerekçesi olmaksızın diğer tarafın mal varlığı veya emeği üzerinden haksız bir kazanım elde etmesini engelleyen ve ulusal hukuk sistemlerinin çoğunda ortak olarak kabul edildiği için uluslararası hukuk alanına aktarılan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sebepsiz zenginleşme

Answer

Uluslararası hukuka iç hukuk sistemlerinden aktarılan ve haksız kazanımı engelleyen ilke 'Sebepsiz Zenginleşme' ilkesidir.
Sebepsiz zenginleşme, 'hiç kimsenin başkasının zararına haksız yere zenginleşemeyeceği' yönündeki evrensel hukuk anlayışını temsil eder. Bu ilke, ulusal hukuk sistemlerinde yer alan ortak bir kural olduğu için UAD Statüsü'nün 38/1-c maddesi uyarınca uluslararası hukukun asli kaynaklarından biri olarak kabul edilir ve uyuşmazlıklardaki hukuki boşlukları doldurmak amacıyla kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1-c maddesini analiz et.
Bu maddenin 'medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri'ni asli bir kaynak olarak saydığı görülür.
Genel ilkelerin kaynağını ve hukuki statüsünü belirlemek için gereklidir.
2
Soru kökündeki 'hukuki gerekçesiz mal varlığı artışının iadesi' tanımını değerlendir.
Bu tanımın iç hukukta (örneğin Türk Borçlar Kanunu) 'Sebepsiz Zenginleşme' kurumuna karşılık geldiği saptanır.
Hukuki kavramın adını belirlemek için teknik terim analizi yapılır.
3
Bu ilkenin uluslararası hukuktaki işlevini (transpozisyon) kontrol et.
Uluslararası yargı organlarının, antlaşma veya teamül bulunmayan boşluk durumlarında bu tip iç hukuk ilkelerini 'hukukun genel ilkeleri' adı altında uyguladığı sonucuna varılır.
Kavramın uluslararası hukuk sistemindeki yerini doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Hukukun Genel İlkeleri ve Transpozisyon

Hints

1
Bu ilke, 'hiç kimse sahip olduğundan fazlasını devredemez' veya 'kimse kendi davasının yargıcı olamaz' gibi iç hukuktan gelen prensiplerle aynı gruptadır.
2
UAD Statüsü madde 38'de sayılan kaynaklar arasından, özellikle ulusal mahkemelerin ortaklaşa uyguladığı kuralları düşünün.
3
Bir tarafın haksız yere mal edinmesini önleyen bu kavram, Türk Borçlar Hukuku'nun da temel dayanaklarından biridir.

Practice More

UAD Statüsü madde 38/2'de yer alan 'ex aequo et bono' (hakkaniyet ve nisfet) kavramının uygulama şartlarını tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:50s
Question 22Question

Uluslararası teâmül hukukunun oluşum sürecinde bir kuralın kendisine uygulanmasına yönelik tutarlı ve sürekli biçimde itirazda bulunan (persistent objector) bir devletin hukuki durumu, söz konusu kuralın zamanla uluslararası toplumun bütünü tarafından 'jus cogens' (emredici kural) niteliği kazandığının kabul edilmesi halinde aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Emredici kuralın varlığı, sürekli itirazda bulunan devletin rızasına bakılmaksızın o kuralı bu devlet için de bağlayıcı kılar.

Answer

Emredici kuralın varlığı, sürekli itirazda bulunan devletin rızasına bakılmaksızın o kuralı bu devlet için de bağlayıcı kılar.
Uluslararası hukukta genel kural olarak bir devlet, oluşmakta olan bir teâmül kuralına sürekli itiraz ederek kendisini o kuralın dışında tutabilir. Ancak söz konusu kural 'jus cogens' (emredici) nitelik kazandığında, artık rızaya dayalı bir hukuk kuralı olmaktan çıkar ve uluslararası kamu düzeninin bir parçası haline gelir. Bu aşamada, devletin geçmişteki veya süregelen itirazları hukuki değerini yitirir ve kural istisnasız tüm devletler için bağlayıcı olur.

Step-by-Step Solution

1
Sürekli itirazcı (persistent objector) kavramının kapsamını belirleme.
Bir devletin, bir teâmül kuralının oluşum aşamasından itibaren sürekli karşı çıkarak o kuralın kendisi için bağlayıcı olmasını engelleme hakkıdır.
Teâmül hukukunun rızai niteliğini anlamak için başlangıç noktasıdır.
2
Emredici kural (jus cogens) niteliğinin etkisini analiz etme.
Jus cogens kurallar, uluslararası toplumun bütünü tarafından kendisinden sapmaya izin verilmeyen üstün hukuk normlarıdır.
Normlar hiyerarşisindeki en üst seviyeyi tanımlar.
3
Sürekli itiraz ile emredici kural arasındaki hiyerarşik ilişkiyi kurma.
Uluslararası hukuk doktrini ve uygulaması, jus cogens kuralların 'sürekli itirazcı' statüsünü geçersiz kıldığını kabul eder.
Toplumun ortak çıkarları (kamu düzeni), tekil devlet rızasının (egemenlik) üzerine çıkar.

Key Concept

Jus cogens kuralların sürekli itirazcı (persistent objector) statüsünü hükümsüz kılması.

Hints

1
Normal teâmül kuralları ile emredici (jus cogens) kurallar arasındaki hiyerarşik farkı düşünün.
2
Bir kural 'uluslararası toplumun bütünü' için vazgeçilmez hale geldiğinde, tek bir devletin itirazı bu kuralı engelleyebilir mi?
3
Emredici kurallar rıza prensibinin üzerindedir; bu yüzden itiraz eden devleti de kapsarlar.

Practice More

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddelerindeki jus cogens tanımlarını ve sonuçlarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 23Question

Uluslararası hukukta kaynakların tasnifi ve uluslararası örgütlerin bu sistemdeki yeri dikkate alındığında, Birleşmiş Milletler (BM) organlarının aldıkları kararların hukuki mahiyeti hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Örgüt kararları, yetkisini kurucu antlaşmadan aldığı için 'türev kaynak' olarak kabul edilir; BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm altındaki kararları ise üye devletler için bağlayıcıdır.

Answer

Uluslararası örgüt kararlarını 'türev kaynak' olarak tanımlayan ve BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kararlarının bağlayıcılığını vurgulayan ifade doğrudur.
Uluslararası örgütlerin kararları, varlıklarını ve yetkilerini bir 'asli kaynak' olan kurucu antlaşmalardan aldıkları için 'türev' (ikincil) kaynak olarak nitelendirilir. BM bünyesinde ise Güvenlik Konseyi, BM Şartı'nın 7. Bölümü uyarınca aldığı kararlarla üye devletlere hukuki yükümlülük yükleme yetkisine sahip tek organdır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukukun kaynak türlerini belirleme
Kaynaklar; asli (antlaşma, teamül, genel ilkeler), yardımcı (yargı kararları, doktrin) ve türev (örgüt kararları) olarak üçe ayrılır.
Örgüt kararlarının sistemdeki yerini doğru tespit etmek için bu ayrım temeldir.
2
Örgüt kararlarının hukuki dayanağını analiz etme
Bu kararlar yetkisini 'asli kaynak' olan kurucu antlaşmadan (BM Şartı gibi) alır; bu nedenle 'türev (ikincil) kaynak' sayılırlar.
Kararın bağlayıcılık gücünün kaynağını anlamak gerekir.
3
BM organları arasındaki bağlayıcılık farkını karşılaştırma
BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kararları (m. 25 uyarınca) bağlayıcıdır; Genel Kurul kararları ise genellikle tavsiye (soft law) niteliğindedir.
BM sistemindeki özel hukuki rejimlerin ayırt edilmesi gerekir.

Key Concept

Türev Kaynaklar ve Bağlayıcılık Rejimi

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın tavsiye görüşlerinin (Advisory Opinions) hukuki değerini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question

Uluslararası hukuk sisteminde yargı kararlarının (içtihatlar) bağlayıcılığını düzenleyen Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 59. maddesi; kararların yalnızca uyuşmazlığın tarafları ve o dava konusu için bağlayıcı olduğunu öngörmektedir. Bu kuralın uluslararası hukukun kaynakları arasındaki genel işleyişi dikkate alındığında, Divan kararlarının etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Yargı kararları, taraflar dışındaki özneler için doğrudan yeni bir kural yaratmasa da mevcut uluslararası hukuk kurallarının içeriğini ve sınırlarını netleştiren yardımcı bir vasıta olarak işlev görür.

Answer

Yargı kararları, taraflar dışındaki özneler için doğrudan yeni bir kural yaratmasa da mevcut uluslararası hukuk kurallarının içeriğini ve sınırlarını netleştiren yardımcı bir vasıta olarak işlev görür.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi yargı kararlarını 'yardımcı kaynak' olarak tanımlarken, 59. maddesi ise bağlayıcılığı 'taraflar ve davanın konusu' ile sınırlandırmıştır. Bu durum, yargı kararlarının yeni bir hukuk kuralı yaratma (yasama gibi) yetkisinin olmadığını, ancak mevcut kuralların (teamül veya genel ilkeler gibi) ne anlama geldiğini ve nasıl uygulanacağını saptayarak hukukun gelişimine dolaylı ama güçlü bir katkı sağladığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü'nün 59. maddesini analiz et.
Hüküm, kararların sadece taraflar (inter partes) ve ilgili uyuşmazlık için bağlayıcı olduğunu, üçüncü taraflar için bir hukuk kuralı (erga omnes) yaratmadığını belirtir.
Uluslararası hukukta yargı kararlarının dikey bir hiyerarşi yerine devletlerin rızasına dayalı yatay bir sistemde nasıl konumlandığını anlamak için gereklidir.
2
UAD Statüsü'nün 38/1-d maddesi ile ilişkilendir.
Yargı kararlarının 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç' (subsidiary means for the determination of rules of law) olduğu saptanır.
Kararların doğrudan kural koymadığı (law-making) ancak mevcut kuralın ne olduğunu ispatladığı (law-determining) işlevini ortaya koymak için.
3
Kararların 'içtihat' olarak etkisini değerlendir.
Divan kararlarının, uluslararası teamül hukukunun kristalleşmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında otoriter bir rehber olduğu sonucuna varılır.
Biçimsel bağlayıcılık (taraflar) ile maddi etki (hukukun gelişimi) arasındaki ayrımı yapmak için.

Key Concept

Uluslararası yargı kararlarının kural koyucu değil, kuralı tespit edici (yardımcı kaynak) niteliği.

Hints

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki 'asli' ve 'yardımcı' kaynak ayrımını hatırlayın.
2
Bir mahkeme kararının davanın taraflarını bağlaması ile o karardaki hukuki yorumun tüm dünya için 'kanun' olup olmaması arasındaki farkı düşünün.
3
Uluslararası hukukta 'yasa koyucu' bir parlamento yoktur; mahkemeler de yasa koyamaz, sadece olan yasayı (hukuku) tespit ederler.

Practice More

Uluslararası yargı kararlarının teamül hukukunun 'kristalleşmesi' (crystallization) üzerindeki etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 25Question

Devletler arasındaki bir sınır uyuşmazlığında, mevcut antlaşma hükümlerinin teknik olarak uygulanmasının coğrafi gerçeklerle bağdaşmadığı ve taraflardan biri için aşırı bir külfet doğurduğu tespit edilmiştir. Bu durumda Uluslararası Adalet Divanı'nın (UADUAD), pozitif hukuk kurallarını (lexlex latalata) bir kenara bırakarak tamamen hakkaniyet ve adalet mülahazalarıyla (exex aequoaequo etet bonobono) karar verebilmesi için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi zorunludur?

Show answer & explanation

Answer: Uyuşmazlığın taraflarının bu yöntemin uygulanması yönünde açık ve ortak rıza göstermiş olmaları

Answer

Uyuşmazlığın taraflarının bu yöntemin uygulanması yönünde açık ve ortak rıza göstermiş olmaları
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, Divan'ın tarafların rızası olması durumunda 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) çerçevesinde karar verme yetkisini açıkça düzenlemiştir. Bu yetki, Divan'ın yürürlükteki antlaşma, teamül ve genel hukuk ilkelerini bir kenara bırakarak tamamen adalet mülahazalarına dayanmasına imkan tanır. Ancak devletlerin hukuk dışı bir kritere göre yargılanması, onların mutlak rızasını gerektiren bir istisnadır.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü'nün kaynakları düzenleyen maddesini belirlemek
Statü'nün 38. maddesi Divan'ın uygulayacağı hukuk kaynaklarını sıralar.
UAD'nin karar verme yetkisinin hukuki dayanağı bu maddedir.
2
Hakkaniyet ve nisfet kavramının maddedeki yerini tespit etmek
38. maddenin 2. fıkrası, taraflar kabul ederse Divan'ın 'ex aequo et bono' (hakkaniyet ve nisfet) uyarınca karar verebileceğini belirtir.
Bu fıkra, Divan'a pozitif hukuk kurallarının dışına çıkma yetkisi verir.
3
Pratik uygulamanın şartını kontrol etmek
Bu yetki ancak tarafların rızasıyla (if the parties agree thereto) tetiklenebilir.
Devlet egemenliği ilkesi gereği, devletler rızaları olmadan yazılı hukuk kuralları dışındaki bir ölçüte tabi tutulamazlar.

Key Concept

Hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) yetkisinin kullanılabilmesi için uyuşmazlık taraflarının her ikisinin de bu yönde açık rızası bulunmalıdır.

Hints

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesinin son fıkrasını hatırlayın.
2
Hukukun katı uygulanmasının adaletsiz sonuç doğurduğu durumlarda bile mahkemenin hukuku aşabilmesi için kimden izin alması gerekir?
3
Bu yöntem, bir uyuşmazlığı pozitif hukuk (lex lata) yerine hakkaniyete göre çözmek için tarafların ortak rızasını şart koşar.

Practice More

Hakkaniyetin 'hukuk içinde' (infra legem) yorum aracı olarak kullanılması ile 'hukuk dışı' (ex aequo et bono) kullanım farklarını inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 26Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 31.31. maddesinde düzenlenen antlaşmaların yorumlanmasına ilişkin "genel kural" çerçevesinde, bir antlaşmanın yorumlanmasında başvurulacak "bağlam" (contextcontext) kavramı içerisinde aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travauxtravaux preˊparatoirespréparatoires)

Answer

Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travauxtravaux preˊparatoirespréparatoires), antlaşmaların yorumlanmasında "bağlam" kavramına dahil olan asli bir unsur değil, ancak anlamın belirsiz kalması durumunda başvurulan yardımcı bir yorum aracıdır.
Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travauxtravaux preˊparatoirespréparatoires), 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 32.32. maddesinde düzenlenen "yardımcı yorum araçları" kategorisine girer. "Bağlam" (contextcontext) ise 31.31. maddede tanımlanmış olup sadece metni, önsözü, ekleri ve antlaşmayla bağlantılı olarak taraflarca kabul edilen diğer belgeleri kapsar. Bu nedenle hazırlık çalışmaları bağlamın bir parçası değildir.

Step-by-Step Solution

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 31.31. maddesini analiz et.
Madde 3131, bir antlaşmanın bağlamıyla birlikte iyi niyetle yorumlanması gerektiğini belirtir ve bağlamın kapsamını tanımlar.
Yorumlama sürecinde hangi belgelerin doğrudan "bağlam" (contextcontext) içinde sayıldığını belirlemek için yasal çerçeveye bakılmalıdır.
2
"Bağlam" (contextcontext) kavramına giren unsurları listele.
Antlaşma metni, önsöz (preamblepreamble), ekler (annexesannexes) ve antlaşmayla bağlantılı olarak kabul edilen diğer anlaşma ve belgeler bağlamı oluşturur.
Seçeneklerdeki unsurların asli mi yoksa yardımcı mı olduğunu ayırt etmek gerekir.
3
32.32. madde kapsamındaki "yardımcı araçları" (supplementarysupplementary meansmeans) belirle.
Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travauxtravaux preˊparatoirespréparatoires) ve yapıldığı sıradaki koşullar yardımcı araçlardır.
Hazırlık çalışmalarının bağlamın bir parçası değil, bağlamın yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan ikincil bir kaynak olduğunu teyit etmek için bu ayrım kritiktik.

Key Concept

Antlaşmaların Yorumlanmasında Bağlam (ContextContext) ve Yardımcı Araçlar (SupplementarySupplementary MeansMeans) Ayrımı

Hints

1
Viyana Sözleşmesi'nde yorumlama kuralları iki ayrı maddede (3131 ve 3232) hiyerarşik olarak düzenlenmiştir.
2
"Bağlam" kavramı antlaşmanın 'vücudunu' ve doğrudan eklerini kapsarken, müzakere kayıtları dışsal ve yardımcı unsurlardır.
3
Hazırlık çalışmaları (travauxtravaux preˊparatoirespréparatoires), antlaşma metninden ayrı bir yerde, müzakere süreçlerinde oluşur ve ancak anlam belirsizse kullanılır.

Practice More

Viyana Sözleşmesi'nin 32.32. maddesinde sayılan diğer yardımcı yorum aracının 'antlaşmanın yapıldığı sıradaki koşullar' olduğunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 27Question

Uluslararası hukukta genel kural olarak bir devlet, bir antlaşmanın rızasını sakatladığı gerekçesiyle iç hukuk hükümlerinin ihlal edildiğini ileri süremez. Ancak bu durumun istisnai olarak bir geçersizlik nedeni sayılabilmesi, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 46. maddesinde belirli şartlara bağlanmıştır. Buna göre, bir devletin antlaşma yapma yetkisine ilişkin iç hukuk hükümlerinin ihlal edilmiş olması durumunda, bu iddianın hukuken geçerli bir sebep olarak kabul edilebilmesi için gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İhlalin nesnel olarak aşikâr olması ve iç hukukun antlaşma yapma yetkisine ilişkin temel önemi haiz bir kuralı ile ilgili olması

Answer

İç hukuk hükümlerinin ihlalinin rızayı sakatlayan bir geçersizlik nedeni sayılabilmesi için ihlalin nesnel olarak aşikâr olması ve iç hukukun antlaşma yapma yetkisine ilişkin temel önemi haiz bir kuralı ile ilgili olması gerekir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 46. maddesi uyarınca, bir devletin antlaşma yapma yetkisine ilişkin iç hukuk kurallarının ihlal edilmesi, rızayı sakatlayan bir neden olarak ancak iki şart bir arada gerçekleştiğinde ileri sürülebilir: İhlalin nesnel olarak aşikâr olması ve bu kuralın temel önemi haiz olması. Bu, uluslararası hukukta devletlerin iç hukuk düzenlemelerinin ötesinde antlaşma güvenliğini koruma amacını taşır.

Step-by-Step Solution

1
Genel kuralın belirlenmesi
1969 Viyana Sözleşmesi Madde 27 uyarınca bir devlet, bir antlaşmayı ifa etmemesine gerekçe olarak iç hukukunu ileri süremez (pactasuntservandapacta sunt servanda ilkesi).
Uluslararası hukuk ile iç hukuk arasındaki ayrımı ve uluslararası yükümlülüklerin önceliğini belirlemek için gereklidir.
2
Madde 46 istisnasının incelenmesi
Sözleşmenin 46. maddesi, antlaşma yapma yetkisine (competencecompetence) ilişkin iç hukuk kurallarının ihlalini sınırlı bir istisna olarak kabul eder.
Taraf olma rızasının oluşumundaki hukuki sakatlıkların hangi şartlarda antlaşmayı etkileyeceğini saptamak gerekir.
3
Geçersizlik şartlarının saptanması
İhlal 'aşikar' (manifestmanifest) olmalı (yani normal bir devletin dürüstçe fark edebileceği kadar açık olmalı) ve 'temel önemi haiz' (fundamentalimportancefundamental importance) bir kurala (genellikle anayasal düzeyde yetki kuralı) ilişkin olmalıdır.
İstisnanın kötüye kullanımını önlemek ve antlaşmaların istikrarını korumak için bu iki şart kümülatif olarak aranır.

Key Concept

İç Hukukun İhlali ve Rızanın Sakatlanması (Madde 46)

Hints

1
Viyana Sözleşmesi'nin 27. maddesindeki genel kural ile 46. maddesindeki istisna arasındaki ilişkiyi düşünün.
2
Bir devletin rızasının geçersiz sayılabilmesi için ihlalin 'diğer devletler tarafından görülebilir' olması gerekir.
3
Hangi tür kurallar ihlal edildiğinde rıza gerçekten sakat sayılır? Anayasal yetki kuralları mı yoksa basit idari prosedürler mi?

Practice More

İç hukukun ihlali dışında rızayı sakatlayan diğer halleri (Hata, Hile, Temsilcinin Ayartılması) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 28Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi sisteminde, bir devletin antlaşmayla bağlanma rızasını açıklarken iradesinin sakatlanmış olması durumu; 'iptal edilebilirlik' (voidablevoidable) ve 'kesin geçersizlik' (voidvoid) olarak iki ana kategoriye ayrılmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi rızası sakatlanan devletin iradesine veya sonradan onay vermesine bakılmaksızın, antlaşmayı baştan itibaren 'kesin olarak geçersiz' (voidvoid) kılan hallerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Bir devletin, Birleşmiş Milletler Şartı’ndaki ilkelere aykırı biçimde kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılmasıyla zorlanması

Answer

Bir devletin, Birleşmiş Milletler Şartı’ndaki ilkelere aykırı biçimde kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılmasıyla zorlanması durumu antlaşmayı kesin olarak geçersiz kılar.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 52.52. maddesine göre, Birleşmiş Milletler Şartı'nda somutlaşan uluslararası hukuk ilkelerine aykırı olarak kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılmasıyla akdedilen bir antlaşma kesin olarak geçersizdir (voidvoid). Bu durum, antlaşmanın hukuki olarak hiç var olmamış sayılmasına yol açan mutlak bir hükümsüzlük halidir.

Step-by-Step Solution

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHSVAHS) kapsamında antlaşmaların geçersizlik nedenlerini sınıflandırın.
Geçersizlik nedenleri nisbi (voidablevoidable) ve mutlak (voidvoid) olarak ikiye ayrılır.
Her geçersizlik hali antlaşmayı kendiliğinden hükümsüz kılmaz; bazılarında devletin itirazı veya iptal beyanı gerekir.
2
Kesin geçersizlik (voidvoid) hallerini belirleyin.
VAHSVAHS Madde 5151 (Temsilcinin zorlanması), Madde 5252 (Devletin kuvvet kullanılarak zorlanması) ve Madde 5353 (Jus CogensJus\ Cogens kurallarına aykırılık) mutlak geçersizlik halleridir.
Bu haller kamu düzenini ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ilgilendirdiği için rıza ile düzeltilemez.
3
Nisbi geçersizlik (voidablevoidable) hallerini (Madde 4646-5050) eleyin.
İç hukuk ihlali, hata, hile ve yolsuzluk seçenekleri elenir.
Bu haller sadece ilgili devletin rızasının sakatlandığı durumlardır ve devlet isterse antlaşmayı geçerli saymaya devam edebilir.

Key Concept

Uluslararası Antlaşmaların Geçersizlik Rejimi (Mutlak vs. Nisbi Butlan)

Hints

1
Viyana Sözleşmesi'nde geçersizlik halleri 4646-5353. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bazıları antlaşmayı doğrudan öldürürken (voidvoid), bazıları sadece rızası sakatlanana iptal hakkı verir (voidablevoidable).
2
Kuvvet kullanma tehdidi gibi uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden ağır durumlar, devletin iradesinden bağımsız olarak antlaşmayı 'yok' hükmüne sokar.
3
Madde 5151, 5252 ve 5353 mutlak geçersizlik (baştan hükümsüzlük) halleridir. Diğerleri ise nisbi geçersizlik halleridir.

Practice More

Antlaşmaların sona erme nedenlerinden olan 'şartların esaslı değişmesi' (rebus sic stantibusrebus\ sic\ stantibus) kuralının hangi durumlarda ileri sürülemeyeceğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 29Question

Uluslararası antlaşmalar hukukunun temel metni olan Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre; yapılışı sırasında genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışan bir antlaşmanın hukuki durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma baştan itibaren bütünüyle batıldır (kesin hükümsüzdür).

Answer

Antlaşma baştan itibaren bütünüyle batıldır (kesin hükümsüzdür).
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, yapılışı sırasında genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışan bir antlaşma mutlak butlan ile sakattır. Bu durum, antlaşmayı baştan itibaren (ab initio) ve bütünüyle geçersiz kılar. Zira emredici kurallar, uluslararası toplumun tamamı tarafından kabul edilen ve hiçbir şekilde aksine işlem yapılamayacak olan hiyerarşik olarak en üstün normlardır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel hukuki durumu analiz et.
Soru, genel uluslararası hukukun emredici kuralları (jus cogens) ile çatışan antlaşmaların akıbetini sormaktadır.
Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan kuralların antlaşmalara etkisinin tespit edilmesi gerekir.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili kuralını (Madde 53) hatırla.
Sözleşmeye göre; yapılışı sırasında jus cogens bir kural ile çatışan antlaşma mutlak butlan ile sakattır. Ayrıca bu durumlarda antlaşmanın hükümleri birbirinden ayrılamaz.
Emredici kurallar, kendisinden sapılmasına hiçbir şekilde izin verilmeyen en üstün normlardır.
3
Seçenekleri mutlak butlan kuralı çerçevesinde değerlendir.
Antlaşmanın baştan itibaren ve bütünüyle kesin hükümsüz olduğunu ifade eden seçenek doğru yanıttır.
Diğer organların (BMGK veya UAD) müdahalesi ya da kısmi iptal (bölünebilirlik) gibi istisnalar jus cogens ihlallerinde uygulanamaz.

Key Concept

Jus Cogens (Emredici Kurallar) ve Mutlak Butlan
Question 30Question

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) içtihatlarında belirtildiği üzere, genel teâmül kurallarının yanı sıra sadece belirli bir coğrafi bölgedeki veya kısıtlı sayıdaki devletler arasında geçerli olan 'yerel veya bölgesel teâmül' kuralları da oluşabilmektedir. Bölgesel bir teâmül kuralının varlığını iddia eden bir devletin hukuki durumu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Söz konusu kuralın varlığını iddia eden devlet, bu uygulamanın diğer taraf devlet açısından da bağlayıcı bir hukuk kuralı haline geldiğini ispat etmekle yükümlüdür.

Answer

Söz konusu kuralın varlığını iddia eden devletin, bu uygulamanın diğer taraf devlet açısından da bağlayıcı bir hukuk kuralı haline geldiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu belirten ifade doğrudur.
Bölgesel veya yerel teâmül kurallarının varlığını iddia eden devlet, bu kuralın hem maddi unsurunun (istikrarlı uygulama) hem de manevi unsurunun (opinio juris) uyuşmazlığın diğer tarafı için de geçerli olduğunu ispat etmek zorundadır. Bu ilke, Uluslararası Adalet Divanı tarafından Kolombiya ve Peru arasındaki Sığınma Davası'nda (Asylum Case, 1950) açıkça vurgulanmıştır. Genel teâmülde kuralın 'genel' bir uygulama olduğu varsayılabilirken, bölgesel teâmülde kuralın taraflar arasındaki 'özel' rızaya dayandığı kanıtlanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Bölgesel teâmül kavramını ve genel teâmül kurallarından farkını analiz edin.
Genel teâmül tüm uluslararası toplumu bağlarken, bölgesel teâmül sadece belirli devletler arasında geçerlidir.
Kuralın kapsamını belirlemek, ispat yükümlülüğünün kime ait olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın bölgesel teâmüle ilişkin içtihatlarını (örneğin Sığınma Davası - Asylum Case) gözden geçirin.
Divan, bölgesel teâmül iddiasında bulunan devletin, bu kuralın karşı tarafça da bir uygulama olarak benimsendiğini kanıtlaması gerektiğini belirtmiştir.
Hukuki uyuşmazlıklarda ispat yükünün kime ait olduğu UAD içtihatlarıyla netleşmiştir.
3
Seçenekleri bu hukuki bilgiyle karşılaştırın.
İspat yükünün iddia eden devlette olduğunu belirten ifadenin doğru olduğu görülür.
Diğer seçenekler normlar hiyerarşisi, kaynak türü ve emredici kurallarla ilgili temel kavramsal hatalar içermektedir.

Key Concept

Bölgesel Teâmül ve İspat Yükümlülüğü

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynaklar hiyerarşisini ve 'özellikle etkilenen devletler' doktrinini inceleyiniz.

Alternative Method

Sürekli itirazcı (persistent objector) kavramıyla karşılaştırma yaparak; genel teâmülde kuraldan kurtulmak için aktif bir itiraz gerekirken, bölgesel teâmülde kuralın oluşması için tarafın aktif veya zımni kabulünün kanıtlanması gerektiğini düşünebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 31Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde uluslararası hukukun asli kaynakları arasında sayılan teâmül (yapılageliş) hukuku, devletlerin hukuki bir zorunluluk inancıyla (opinio juris) yerine getirdikleri genel ve istikrarlı uygulamalardan doğar.

Buna göre, uluslararası teâmül hukuku ve diğer hukuk kaynaklarıyla olan ilişkisi bağlamında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir devlet uygulamasının teâmül kuralına dönüşebilmesi için tüm devletlerin mutlak katılımı şart olmamakla birlikte, kuralın düzenlediği alanda menfaati özellikle etkilenen devletlerin genel ve istikrarlı katılımı aranır.

Answer

Menfaati özellikle etkilenen devletlerin katılımının aranması kuralı uluslararası teâmül (yapılageliş) hukuku için doğru bir ifadedir.
Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunda maddi unsurun (devlet uygulaması) gerçekleşmesi için dünyadaki her devletin fiilen uygulamaya katılması (evrensellik) gerekmez. Ancak, Uluslararası Adalet Divanı içtihatlarında vurgulandığı üzere, uygulamanın genel, istikrarlı olması ve özellikle kuralın konusuyla doğrudan menfaati veya ilişkisi bulunan ('menfaati özellikle etkilenen') devletlerin bu uygulamaya katılımı şarttır. Bu durum kurala uluslararası niteliğini kazandırır.

Step-by-Step Solution

1
Teâmül hukukunun maddi unsuru olan 'devlet uygulaması' şartının sınırlarını analiz et.
Tüm devletlerin eksiksiz katılımı gerekmez, ancak uygulamanın genel olması ve o kuralla doğrudan ilgili (menfaati özellikle etkilenen) devletlerin katılımı şarttır.
Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davalarında UAD, kuralın oluşumu için mutlak evrensellikten ziyade temsil edici niteliğin ve ilgili devletlerin iştirakinin önemini vurgulamıştır.
2
Diğer seçeneklerde yer alan hukuk kaynakları ve yetki kurallarına ilişkin ifadeleri doğrula.
Yardımcı kaynaklar, jus cogens muafiyeti, resen hakkaniyet uygulaması ve zorunlu UAD yetkisi ifadelerinin hukuken yanlış olduğu tespit edilir.
Uluslararası hukukun temel statüleri (UAD Madde 38) ve Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi normlar hiyerarşisi bu yanlışları açıkça belirtir.

Key Concept

Uluslararası Teâmül Hukukunun Unsurları ve Sınırları
Question 32Question

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kuralları (jusjus cogenscogens) düzenleyen 53.53. ve 64.64. maddeleri ile bu kuralların antlaşmaların geçerliliği üzerindeki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir antlaşma yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırıysa başlangıcından itibaren (voidvoid abab initioinitio) hükümsüzdür ve bu durumda antlaşma hükümlerinin birbirinden ayrılmasına (bölünebilirlik) izin verilmez.

Answer

Bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması durumunda antlaşma başlangıcından itibaren bütünüyle (voidvoid abab initioinitio) hükümsüzdür ve hükümlerin bölünmesine izin verilmez.
Doğru ifade, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53.53. ve 44/5.44/5. maddelerinin birleşik analizine dayanmaktadır. Emredici kurala aykırı olarak doğan bir antlaşma, hukuk aleminde hiçbir zaman geçerlilik kazanmamış kabul edilir (voidvoid abab initioinitio). Ayrıca, bu tür bir aykırılık o kadar ağırdır ki, antlaşmanın sadece kurala aykırı maddelerini ayıklayıp geri kalanını kurtarmak (bölünebilirlik) hukuken mümkün değildir; antlaşma bir bütün olarak çöker.

Step-by-Step Solution

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHSVAHS) 53.53. maddesinin analiz edilmesi.
Mevcut bir emredici kurala aykırı yapılan antlaşmanın başlangıçtan itibaren (voidvoid abab initioinitio) batıl (hükümsüz) olduğu saptanır.
Emredici kurallar hiyerarşik olarak en üstte yer alır ve devletlerin iradesiyle çiğnenemez.
2
VAHSVAHS 44/5.44/5. maddesindeki bölünebilirlik (ayrılabilirlik) kuralının incelenmesi.
53.53. maddeye aykırılık durumunda antlaşmanın sadece bir kısmının değil, bütünüyle geçersiz sayılacağı belirlenir.
Emredici kurala aykırılık antlaşmanın temelini sakatladığı için bölünebilirliğe izin verilmez.
3
VAHSVAHS 64.64. madde (sonradan ortaya çıkan kural) ile farkın ortaya konması.
64.64. maddenin antlaşmayı geriye yürür şekilde değil, sadece ileriye dönük olarak sona erdirdiği anlaşılır.
Antlaşmanın yapıldığı sırada kural mevcut olmadığı için 'başlangıçtan itibaren hükümsüzlük' söz konusu olmaz.

Key Concept

Mutlak Butlan ve Bölünemezlik İlkesi

Practice More

Emredici kurallar (jusjus cogenscogens) ile tüm uluslararası topluma karşı borçlar (ergaerga omnesomnes) arasındaki kavramsal ilişkiyi ve Uluslararası Adalet Divanı'nın BarcelonaBarcelona TractionTraction davasındaki yaklaşımını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soruyu çözerken antlaşmaların geçersizlik hallerini 'sübjektif/nispi' (devletin rızasını sakatlayan durumlar) ve 'objektif/mutlak' (hukukun temel değerlerine aykırılık) olarak ikiye ayırmak faydalıdır. JusJus cogenscogens objektif bir geçersizlik halidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 33Question

Uluslararası hukukta bir kuralın "teâmül (yapılageliş)" hukuku niteliği kazanabilmesi için maddi unsur olan 'devlet uygulaması' ile manevi unsur olan 'opinio juris'in (hukuki zorunluluk inancı) birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

A ve B devletleri arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin bir uyuşmazlık çıkmıştır. A devleti, iddiasını dayandırdığı kuralın uzun yıllardır pek çok devlet tarafından uygulandığını ve uluslararası teâmül kuralı hâline geldiğini ileri sürmektedir. B devleti ise, bu kuralın oluşum ve gelişim aşamasından itibaren söz konusu uygulamaya açık, istikrarlı ve sürekli bir biçimde karşı çıktığını belirterek kuralın kendisini bağlamayacağını savunmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurulması gündemdedir.

Bu senaryo ve uluslararası hukukun kaynakları dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: B devletinin, kuralın oluşum aşamasından itibaren gösterdiği istikrarlı karşı çıkış, "sürekli itirazcı" (persistent objector) doktrini gereğince teâmül kuralının kendisi için bağlayıcı olmasını engeller; ancak söz konusu kural bir "jus cogens" (emredici norm) niteliği taşıyorsa bu itiraz hukuki sonuç doğurmaz.

Answer

Sürekli itirazcı statüsündeki bir devlet kural oluşurken itiraz ederse kuraldan muaf tutulur; ancak kural jus cogens (emredici norm) karakterine bürünmüşse bu itirazın geçerliliği kalmaz.
Uluslararası hukukta teâmül kurallarının gelişim aşamasından itibaren uygulamaya açık, tutarlı ve sürekli bir şekilde karşı çıkan devlet 'sürekli itirazcı' (persistent objector) statüsü kazanır ve ilgili teâmül kuralı onu bağlamaz. Ancak jus cogens (emredici normlar) niteliğindeki kurallar, uluslararası kamu düzenini ilgilendirdiği için tüm devletleri mutlak olarak bağlar. Bir kural jus cogens hâline geldiğinde, hiçbir devlet ona karşı sürekli itirazcı olduğunu iddia edemez. Doğru seçenek bu temel kuralı ve istisnasını eksiksiz yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası teâmül hukukunun maddi ve manevi unsurlarını ile 'sürekli itirazcı' kuralını değerlendirmek
Devlet uygulaması ve opinio juris unsurları oluşurken açıkça ve sürekli itiraz eden devletin, kural oluştuktan sonra bu kuralla bağlı olmadığı (sürekli itirazcı statüsü) tespit edilir.
Uluslararası hukukun rızaya dayalı yapısı, kuralın oluşumuna başından beri karşı çıkan devletin korunmasını gerektirir.
2
Sürekli itirazcı kuralının istisnasını (Jus Cogens) analiz etmek
Emredici kurallar (jus cogens) uluslararası toplumun temel menfaatlerini koruduğundan, hiçbir devlet bu kurallara karşı sürekli itiraz ileri sürerek bağlayıcılıktan kaçınamaz.
Jus cogens normların mutlak bağlayıcı ve üstün niteliği, bireysel devlet rızasının veya itirazının üzerinde yer alır.
3
Hukukun kaynakları hiyerarşisi, UAD'nin yetkisi ve yardımcı kaynakların durumunu kontrol etmek
Antlaşma ile teâmül eşdeğerdir; yargı kararları asli değil yardımcı kaynaktır; hakkaniyet ve nisfet özel rıza gerektirir; UAD yetkisi kural olarak ihtiyaridir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38 hükümleri ve temel uluslararası hukuk prensipleri hatalı yorumlamaları engeller.

Key Concept

Sürekli İtirazcı (Persistent Objector) Kuralı ve Jus Cogens İstisnası
Question 34Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre; yapıldığı sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışan bir antlaşmanın hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Başlangıçtan itibaren kesin hükümsüzdür (batıldır).

Answer

Başlangıçtan itibaren kesin hükümsüzdür (batıldır).
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, yapıldığı sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışan her antlaşma batıldır (kesin hükümsüzdür). Jus cogens kuralları, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve aksine hiçbir sapmaya izin verilmeyen normlardır. Bu nedenle, böyle bir antlaşma başından itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel hukuki kavramı belirleme
Soru, 'jus cogens' (emredici kurallar) ile çatışan antlaşmaların geçerlilik durumunu sormaktadır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi emredici kuralları ve bu kurallara aykırı antlaşmaların akıbetini düzenler.
2
Jus cogens kurallarının antlaşmalara etkisini değerlendirme
Emredici kurallara aykırı hiçbir antlaşma yapılamaz. Aykırılık durumunda yaptırım, işlemin 'kesin hükümsüzlük' (mutlak butlan) ile sakatlanmasıdır.
Jus cogens, uluslararası toplumun bütününün kabul ettiği ve aksine hiçbir surette sözleşme yapılamayan üstün kurallardır.
3
Seçenekleri bu mutlak kural çerçevesinde eleme
Tarafların rızası, mahkeme kararı veya ulusal onaylama (ratifikasyon) işlemi bu hükümsüzlüğü ortadan kaldıramaz. Kısmi iptal mümkün değildir.
Jus cogens'in mutlak ve emredici doğası hiçbir istisnaya, usuli iyileştirmeye veya esnekliğe izin vermez.

Key Concept

Uluslararası Antlaşmaların Geçersizliği ve Jus Cogens
Estimated Time:45s
Question 35Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde yer alan kaynaklar listesinde açıkça zikredilmemesine rağmen, uluslararası örgütlerin kararları (özellikle Birleşmiş Milletler organlarının kararları) modern uluslararası hukukun gelişiminde ve uygulanmasında hayati bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, 'soft law' (esnek hukuk) kavramı, normatif hiyerarşi ve örgüt kararlarının hukuki bağlayıcılığı uluslararası hukuk doktrininde titizlikle incelenmektedir.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararlarının uluslararası hukukun kaynakları hiyerarşisindeki yeri ve hukuki niteliği dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken kesinlikle doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: BM Genel Kurulu kararları kural olarak tavsiye niteliğinde olup doğrudan asli bir şekli hukuk kaynağı teşkil etmeseler de, devletlerin ezici çoğunluğuyla kabul edilen normatif kararlar (örneğin bildirgeler), uluslararası teamül hukukunun manevi unsurunun (opinio juris) varlığını teyit eden güçlü bir hukuki kanıt işlevi görebilir.

Answer

BM Genel Kurulu kararlarının tavsiye niteliğinde olmakla birlikte teamül hukukunun manevi unsurunu (opinio juris) teyit edebileceğini belirten ifade doğrudur.
Doğru seçenek, uluslararası hukuk doktrinindeki en isabetli tespitlerden birini sunmaktadır. BM Genel Kurulunun bildirgeleri (örneğin 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi veya 1970 Dostça İlişkiler Bildirgesi), kabul edildikleri anda devletleri hukuken bağlayan antlaşmalar (hard law) değildirler. Ancak bu kararlara verilen ezici 'evet' oyları, uluslararası toplumun o konudaki hukuki inancını (opinio juris) yansıtır. Uluslararası Adalet Divanı, Nikaragua davası gibi birçok önemli uyuşmazlıkta, bu tür Genel Kurul kararlarını bir uluslararası teamül hukuku kuralının varlığının kanıtı olarak kabul etmiş ve uygulamıştır.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38'deki kaynaklar hiyerarşisini analiz et.
Madde 38'de antlaşmalar, teamül ve hukukun genel ilkeleri asli kaynak; yargı kararları ve doktrin yardımcı kaynak olarak sayılır. Uluslararası örgüt kararları burada açıkça zikredilmez.
Örgüt kararlarının şekli bir hukuk kaynağı olup olmadığını belirlemek için temel normatif metne bakmak gerekir.
2
BM organlarının (Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi) kararlarının bağlayıcılık düzeylerini ve istisnalarını karşılaştır.
Güvenlik Konseyi VII. Bölüm kararları bağlayıcı ve üstündür (Madde 103) ancak jus cogens değildir. Genel Kurul dışa dönük kararlarında sadece tavsiyede bulunur ('soft law'), ancak iç işleyişe dair kararları bağlayıcıdır.
Seçeneklerdeki mutlak ifadeleri (jus cogens olma, iç işleyişte bağlayıcı olmama) eleyebilmek için organların yetki sınırlarını kavramak şarttır.
3
'Soft law' metinlerinin uluslararası teamül hukuku ile olan etkileşimini (Nikaragua Davası içtihadı bağlamında) değerlendir.
Genel Kurul bildirgeleri gibi normatif kararlar doğrudan bağlayıcı olmasalar da, devletlerin 'opinio juris'ini (hukuki kanaatlerini) yansıttıkları için teamül hukukunun kurucu veya teyit edici bir unsuru olarak uluslararası hukukun gelişimine etki ederler.
Uluslararası örgüt kararlarının Madde 38'de sayılmamasına rağmen modern hukuktaki fiili ve doktriner etkisini saptamak için bu etkileşim bilinmelidir.

Key Concept

BM Organlarının Kararlarının Hukuki Niteliği ve Teamül Hukukuna Etkisi
Question 36Question

Egemen eşitlik prensibi çerçevesinde hareket eden X ve Y devletleri, aralarındaki sınır aşan bir sorunu çözmek amacıyla yeni bir ikili antlaşma akdetmişlerdir. Ancak, antlaşmanın temel maddelerinden biri, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden sapılmasına hiçbir şekilde izin verilmeyen bir emredici kurala (jus cogens) temelden aykırılık teşkil etmektedir. Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma baştan itibaren tamamen geçersizdir ve taraflar açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Answer

Doğru yanıt, antlaşmanın baştan itibaren geçersiz olduğunu ve hukuki sonuç doğurmayacağını belirten seçenektir.
Uluslararası hukukta emredici kurallar (jus cogens), devletlerin kendi aralarında antlaşma yaparak dahi aksini kararlaştıramayacakları en üst düzeydeki normlardır. Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca, yapılışı sırasında böyle bir kurala aykırı olan antlaşmalar baştan itibaren kesin olarak hükümsüzdür (mutlak butlan) ve hukuken hiçbir sonuç doğurmaz. Taraflar bu kurala uymakla yükümlüdür.

Step-by-Step Solution

1
Soru metnindeki olayın hukuki temelini belirle.
Antlaşmanın uluslararası hukukun emredici kuralına (jus cogens) aykırı olduğu tespit edilmiştir.
Hukuki yaptırımın türünü anlamak için ihlalin niteliğinin net olarak bilinmesi gerekir.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili kuralını uygula.
Sözleşmenin 53. maddesine göre jus cogens kurallarına aykırı antlaşmalar mutlak butlanla batıldır.
Emredici kurallar normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alır ve devletlerin kendi aralarında dahi aksini kararlaştıramayacağı normlardır.
3
Mutlak butlanın hukuki sonucunu değerlendir.
Antlaşma hukuken hiç doğmamış kabul edilir, baştan itibaren geçersiz olur ve hiçbir sonuç doğurmaz.
Geçersizlik türü olarak iptal edilebilirlik değil, doğrudan yok hükmünde olma (kesin hükümsüzlük) durumu söz konusudur.

Key Concept

Jus Cogens'e (Emredici Kurallara) Aykırılığın Hukuki Sonuçları
Estimated Time:45s
Question 37Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), iki devlet arasındaki kıta sahanlığı sınırlandırmasına ilişkin bir davada belirli bir hukuki metodu benimseyerek karar vermiştir. Daha sonra başka bir devlet, kendi komşusuyla yaşadığı benzer bir uyuşmazlıkta bu Divan kararının "bağlayıcı bir emsal (stare decisis)" oluşturduğunu ve doğrudan hukuki bir kural olarak kendi uyuşmazlıklarına da uygulanması gerektiğini iddia etmiştir. UAD Statüsü'nün 38. maddesi ve uluslararası yargı kararlarının niteliği dikkate alındığında, bu devletin iddiasının hukuki geçerliliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası yargı kararları hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir kaynaktır ve verilen karar yalnızca davanın tarafları ile o özel uyuşmazlık bakımından bağlayıcıdır.

Answer

Uluslararası yargı kararlarının asli değil yardımcı bir kaynak olduğunu ve kararların yalnızca davanın taraflarını bağladığını ifade eden seçenektir.
UAD Statüsü'nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, yargı kararları hukuk kurallarının saptanmasında 'yardımcı bir araç' (subsidiary means) niteliğindedir. Ayrıca Statü'nün 59. maddesi, Divan kararlarının sadece uyuşmazlığın tarafları için ve o özel durum bakımından bağlayıcı olduğunu açıkça düzenler. Bu nedenle uluslararası hukukta 'stare decisis' (bağlayıcı emsal) kuralı geçerli değildir. Verilen kararlar yol gösterici olmakla birlikte diğer devletler için bağlayıcı asli bir hukuk normu oluşturmaz.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38'de sayılan hukuk kaynaklarını ve yargı kararlarının bu hiyerarşideki yerini belirle.
Yargı kararları (içtihatlar) ve doktrin (öğreti), asli kaynaklar (antlaşmalar, teamül, hukukun genel ilkeleri) değil, hukuk kurallarının belirlenmesinde 'yardımcı kaynaklar'dır.
Soruda Divan kararının doğrudan ve bağlayıcı bir kural (asli kaynak) gibi ileri sürülüp sürülemeyeceği sorgulanmaktadır.
2
UAD Statüsü Madde 59 hükmü çerçevesinde 'stare decisis' (bağlayıcı emsal) kuralının uluslararası hukuktaki geçerliliğini değerlendir.
UAD Statüsü'ne göre Divan'ın kararları, yalnızca uyuşmazlığın tarafları için ve o özel dava (olay) bakımından bağlayıcıdır. Başka devletler için doğrudan bir emsal teşkil etmez.
İddia sahibi devletin Divan kararını kendi davasına bağlayıcı bir emsal olarak uygulatmaya çalışmasının hukuki zeminini test etmek için gereklidir.
3
Seçenekleri bu iki temel ilke (yardımcı kaynak olma ve sadece tarafları bağlama) ışığında analiz et.
Kararların yardımcı kaynak niteliğinde olduğunu ve sadece davanın taraflarını bağladığını belirten seçenek doğru hukuki durumu yansıtmaktadır.
Asli kaynak, teamülü ilga etme veya genel rıza gibi yanıltıcı ifadeler içeren diğer seçeneklerin elenmesini sağlar.

Key Concept

Uluslararası yargı kararlarının yardımcı kaynak niteliği ve nispiliği (UAD Statüsü Madde 38 ve 59)
Estimated Time:1m 15s
Question 38Question

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Nükleer Denemeler (Nuclear Tests) Davası'nda da vurguladığı üzere, devletlerin hukuki sonuç doğurma niyetiyle ve kamuoyuna açık şekilde yaptıkları tek taraflı irade beyanları uluslararası hukukta bağlayıcı nitelik taşıyabilir. Buna göre; bir devletin daha önceden var olan veya iddia ettiği bir hakkından, yetkisinden ya da davasından kendi iradesiyle ve kesin olarak vazgeçtiğini gösteren tek taraflı işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Feragat

Answer

Feragat
Verilen tanım 'feragat' kavramına aittir. Feragat; bir devletin uluslararası hukuktan kaynaklanan, sahip olduğu veya iddia ettiği bir haktan, yetkiden ya da davadan kendi özgür iradesiyle, kesin olarak vazgeçmesini ifade eden bağlayıcı bir tek taraflı işlemdir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel unsurları analiz etme
Sorunun, UAD içtihatlarına göre bağlayıcı olabilen tek taraflı işlemler arasından 'haktan veya yetkiden kendi iradesiyle vazgeçme' eylemini sorduğu tespit edilir.
Uluslararası hukuktaki her bir tek taraflı işlemin (tanıma, protesto, feragat vb.) kendine özgü bir hukuki amacı vardır.
2
Seçeneklerdeki kavramların tanımlarıyla eşleştirme
Tanıma (meşru sayma), protesto (karşı çıkma), tebliğ (bildirme) ve içtihat (yardımcı kaynak) seçenekleri elenir. 'Vazgeçme' eyleminin karşılığının 'feragat' olduğu sonucuna varılır.
Soru kökündeki 'vazgeçme' kavramı, yalnızca feragat işlemi ile birebir örtüşmektedir.

Key Concept

Devletlerin Tek Taraflı İşlemleri (Feragat)
Question 39Question

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesine göre Divan, önüne gelen bir uyuşmazlığı katı hukuk kurallarına bağlı kalmaksızın "hakkaniyet ve nisfet" (ex aequo et bono) temelinde karara bağlama yetkisine sahiptir.

Divan'ın bu özel ve olağanüstü karar alma yetkisini kullanabilmesi için yerine getirilmesi gereken zorunlu ön şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uyuşmazlığa taraf olan devletlerin bu yönde açıkça rıza göstermesi

Answer

Uyuşmazlığa taraf olan devletlerin bu yönde açıkça rıza göstermesi seçeneği doğru cevaptır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38/2'ye göre, Divan'ın önüne gelen bir davayı 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) esasına göre karara bağlayabilmesi için uyuşmazlığa taraf olan devletlerin buna açıkça rıza göstermesi şarttır. Bu istisnai yetki, Divan'a katı hukuk kurallarından ziyade adalet ve eşitlik duygusuyla karar verme imkânı tanır, ancak devlet egemenliği gereği tarafların ortak iradesi olmadan asla kullanılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38/2'nin içeriğini ve "ex aequo et bono" kuralını hatırlamak.
Madde 38/2 uyarınca Divan, ancak tarafların rızası (anlaşması) halinde hakkaniyet ve nisfete göre karar verebilir.
Bu ilke, katı hukuk kurallarının dışına çıkılmasını sağladığı için devlet egemenliği gereği doğrudan tarafların onayını gerektirir.
2
Seçeneklerde tarafların rızası veya irade beyanına işaret eden ifadeyi bulmak.
Devletlerin açıkça rıza göstermesi ifadesi doğru ön şartı yansıtmaktadır.
Diğer seçenekler Divan'ın yetkisini BMGK'ya, hukukun genel ilkelerine veya mevcut bir kural boşluğuna dayandırarak hatalı mantık yürütmektedir.

Key Concept

Hakkaniyet ve nisfet kuralının (ex aequo et bono) uygulanabilmesi için tarafların açık rızası
Question 40Question

Uluslararası hukukun kaynaklarına ilişkin kurgusal bir vakada; X devleti, Y devletinin kıta sahanlığındaki faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia ederek konuyu uluslararası bir yargı merciine taşımak istemektedir. X devleti iddialarını, uluslararası toplumun genelinin uzun süredir istikrarlı ve yeknesak bir şekilde sürdürdüğü 'devlet uygulaması' (maddi unsur) ile bu uygulamayı hukuki bir zorunluluk inancıyla ('opinio juris' - manevi unsur) benimsediği bir yapılageliş (teâmül) kuralına dayandırmaktadır. Y devleti ise bu kuralın oluşum sürecinin en başından beri uygulamaya açıkça ve tutarlı bir şekilde karşı çıktığını ('sürekli itirazcı' olduğunu) resmi belgelerle kanıtlamaktadır. Ancak zaman içerisinde ilgili teâmül kuralı, uluslararası toplumun bütünü tarafından hiçbir sapmaya izin verilmeyen 'emredici norm' (jus cogens) statüsü kazanmıştır. Ayrıca Y devleti, söz konusu kuralın bir uluslararası mahkeme içtihadıyla henüz tescil edilmediğini belirterek maddi unsurun eksik olduğunu savunmaktadır.

Bu uyuşmazlık ve iddialar bütünüyle değerlendirildiğinde, uluslararası hukukun kaynakları ve yargısal çözüm mekanizmaları bağlamında aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Y devleti kuralın oluşum aşamasında 'sürekli itirazcı' statüsüyle başlangıçta bu kuraldan muafiyet kazanmış olsa da, kuralın sonradan jus cogens (emredici norm) karakterine bürünmesiyle birlikte bu muafiyet ortadan kalkar ve kural Y devletini de bağlar.

Answer

Y devleti kuralın oluşum aşamasında 'sürekli itirazcı' statüsüyle muafiyet kazanmış olsa dahi, kuralın jus cogens karakteri kazanmasıyla bu muafiyet kalkar ve kural Y devletini de bağlar.
Doğru ifade, Y devletinin kuralın oluşum aşamasındaki 'sürekli itirazcı' (persistent objector) sıfatının kuralın jus cogens karakter kazanmasıyla birlikte hükümsüz hale gelmesini açıklayan ifadedir. Uluslararası yapılageliş (teâmül) hukukunda sürekli itirazcı kuralı devletlere olağan teâmül kurallarından bir kaçış yolu sağlasa da, ilgili norm uluslararası toplumun tümü tarafından kendisinden hiçbir sapmaya izin verilmeyen bir emredici kural (jus cogens) olarak benimsendiğinde istisnai haller tamamen ortadan kalkar ve kural bütün devletleri istisnasız olarak bağlar.

Step-by-Step Solution

1
Teâmül hukukunun unsurlarını ve istisnalarını incele.
Maddi unsur (devlet uygulaması) ve manevi unsurun (opinio juris) birleşmesiyle teâmül oluşur. Kuralın oluşum aşamasında başından beri itiraz eden devletler 'sürekli itirazcı' sayılarak kuraldan muaf olurlar.
Vakanın temel argümanı olan 'sürekli itirazcı' kavramının sınırlarını belirlemek.
2
Emredici norm (jus cogens) kavramının teâmül ve sürekli itirazcı statüsüyle ilişkisini analiz et.
Jus cogens normlar, uluslararası toplumun tümü tarafından kabul edilen ve hiçbir şekilde aksine işlem yapılamayan, kendisinden sapmaya izin verilmeyen üstün kurallardır.
Sürekli itirazcı muafiyetinin, kuralın jus cogens seviyesine çıkması durumunda devam edip etmeyeceğini tespit etmek.
3
Jus cogens normların sürekli itirazcı muafiyetini ortadan kaldırıp kaldırmadığını belirle.
Uluslararası hukuk doktrininde ve uygulamasında, emredici kuralların niteliği gereği istisnaya yer vermediği ve sürekli itirazcı doktrininin jus cogens kurallara karşı ileri sürülemeyeceği kabul edilir.
Uyuşmazlıktaki temel iddiayı doğrulayarak doğru cevaba ulaşmak.
4
Diğer seçeneklerdeki yardımcı kaynak ve yargı yetkisi iddialarını ele.
İçtihatlar asli değil yardımcı kaynaktır. UAD yetkisi ise jus cogens ihlalinde dahi rızaya dayalıdır (Kongo-Ruanda davasında olduğu gibi).
Çeldiricilerin uluslararası hukuk normlarına göre yanlış olduğunu teyit etmek.

Key Concept

Sürekli İtirazcı (Persistent Objector) Doktrini ve Jus Cogens Hiyerarşisi
PreviousPage 2 / 22Next
Uluslararası Hukukun Kaynakları Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 2 | Examkin