Uluslararası Hukukun Kaynakları
430 questions
Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde, bir tarafın geçerli bir hukuki gerekçesi olmaksızın diğer tarafın mal varlığı veya emeği üzerinden haksız bir kazanım elde etmesini engelleyen ve ulusal hukuk sistemlerinin çoğunda ortak olarak kabul edildiği için uluslararası hukuk alanına aktarılan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası teâmül hukukunun oluşum sürecinde bir kuralın kendisine uygulanmasına yönelik tutarlı ve sürekli biçimde itirazda bulunan (persistent objector) bir devletin hukuki durumu, söz konusu kuralın zamanla uluslararası toplumun bütünü tarafından 'jus cogens' (emredici kural) niteliği kazandığının kabul edilmesi halinde aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta kaynakların tasnifi ve uluslararası örgütlerin bu sistemdeki yeri dikkate alındığında, Birleşmiş Milletler (BM) organlarının aldıkları kararların hukuki mahiyeti hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukuk sisteminde yargı kararlarının (içtihatlar) bağlayıcılığını düzenleyen Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 59. maddesi; kararların yalnızca uyuşmazlığın tarafları ve o dava konusu için bağlayıcı olduğunu öngörmektedir. Bu kuralın uluslararası hukukun kaynakları arasındaki genel işleyişi dikkate alındığında, Divan kararlarının etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Devletler arasındaki bir sınır uyuşmazlığında, mevcut antlaşma hükümlerinin teknik olarak uygulanmasının coğrafi gerçeklerle bağdaşmadığı ve taraflardan biri için aşırı bir külfet doğurduğu tespit edilmiştir. Bu durumda Uluslararası Adalet Divanı'nın (), pozitif hukuk kurallarını ( ) bir kenara bırakarak tamamen hakkaniyet ve adalet mülahazalarıyla ( ) karar verebilmesi için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi zorunludur?
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin maddesinde düzenlenen antlaşmaların yorumlanmasına ilişkin "genel kural" çerçevesinde, bir antlaşmanın yorumlanmasında başvurulacak "bağlam" () kavramı içerisinde aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Uluslararası hukukta genel kural olarak bir devlet, bir antlaşmanın rızasını sakatladığı gerekçesiyle iç hukuk hükümlerinin ihlal edildiğini ileri süremez. Ancak bu durumun istisnai olarak bir geçersizlik nedeni sayılabilmesi, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 46. maddesinde belirli şartlara bağlanmıştır. Buna göre, bir devletin antlaşma yapma yetkisine ilişkin iç hukuk hükümlerinin ihlal edilmiş olması durumunda, bu iddianın hukuken geçerli bir sebep olarak kabul edilebilmesi için gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi sisteminde, bir devletin antlaşmayla bağlanma rızasını açıklarken iradesinin sakatlanmış olması durumu; 'iptal edilebilirlik' () ve 'kesin geçersizlik' () olarak iki ana kategoriye ayrılmaktadır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi rızası sakatlanan devletin iradesine veya sonradan onay vermesine bakılmaksızın, antlaşmayı baştan itibaren 'kesin olarak geçersiz' () kılan hallerden biridir?
Uluslararası antlaşmalar hukukunun temel metni olan Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre; yapılışı sırasında genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışan bir antlaşmanın hukuki durumu aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) içtihatlarında belirtildiği üzere, genel teâmül kurallarının yanı sıra sadece belirli bir coğrafi bölgedeki veya kısıtlı sayıdaki devletler arasında geçerli olan 'yerel veya bölgesel teâmül' kuralları da oluşabilmektedir. Bölgesel bir teâmül kuralının varlığını iddia eden bir devletin hukuki durumu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde uluslararası hukukun asli kaynakları arasında sayılan teâmül (yapılageliş) hukuku, devletlerin hukuki bir zorunluluk inancıyla (opinio juris) yerine getirdikleri genel ve istikrarlı uygulamalardan doğar.
Buna göre, uluslararası teâmül hukuku ve diğer hukuk kaynaklarıyla olan ilişkisi bağlamında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kuralları ( ) düzenleyen ve maddeleri ile bu kuralların antlaşmaların geçerliliği üzerindeki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta bir kuralın "teâmül (yapılageliş)" hukuku niteliği kazanabilmesi için maddi unsur olan 'devlet uygulaması' ile manevi unsur olan 'opinio juris'in (hukuki zorunluluk inancı) birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
A ve B devletleri arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin bir uyuşmazlık çıkmıştır. A devleti, iddiasını dayandırdığı kuralın uzun yıllardır pek çok devlet tarafından uygulandığını ve uluslararası teâmül kuralı hâline geldiğini ileri sürmektedir. B devleti ise, bu kuralın oluşum ve gelişim aşamasından itibaren söz konusu uygulamaya açık, istikrarlı ve sürekli bir biçimde karşı çıktığını belirterek kuralın kendisini bağlamayacağını savunmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurulması gündemdedir.
Bu senaryo ve uluslararası hukukun kaynakları dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre; yapıldığı sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışan bir antlaşmanın hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde yer alan kaynaklar listesinde açıkça zikredilmemesine rağmen, uluslararası örgütlerin kararları (özellikle Birleşmiş Milletler organlarının kararları) modern uluslararası hukukun gelişiminde ve uygulanmasında hayati bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, 'soft law' (esnek hukuk) kavramı, normatif hiyerarşi ve örgüt kararlarının hukuki bağlayıcılığı uluslararası hukuk doktrininde titizlikle incelenmektedir.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararlarının uluslararası hukukun kaynakları hiyerarşisindeki yeri ve hukuki niteliği dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken kesinlikle doğrudur?
Egemen eşitlik prensibi çerçevesinde hareket eden X ve Y devletleri, aralarındaki sınır aşan bir sorunu çözmek amacıyla yeni bir ikili antlaşma akdetmişlerdir. Ancak, antlaşmanın temel maddelerinden biri, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden sapılmasına hiçbir şekilde izin verilmeyen bir emredici kurala (jus cogens) temelden aykırılık teşkil etmektedir. Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenebilir?
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), iki devlet arasındaki kıta sahanlığı sınırlandırmasına ilişkin bir davada belirli bir hukuki metodu benimseyerek karar vermiştir. Daha sonra başka bir devlet, kendi komşusuyla yaşadığı benzer bir uyuşmazlıkta bu Divan kararının "bağlayıcı bir emsal (stare decisis)" oluşturduğunu ve doğrudan hukuki bir kural olarak kendi uyuşmazlıklarına da uygulanması gerektiğini iddia etmiştir. UAD Statüsü'nün 38. maddesi ve uluslararası yargı kararlarının niteliği dikkate alındığında, bu devletin iddiasının hukuki geçerliliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Nükleer Denemeler (Nuclear Tests) Davası'nda da vurguladığı üzere, devletlerin hukuki sonuç doğurma niyetiyle ve kamuoyuna açık şekilde yaptıkları tek taraflı irade beyanları uluslararası hukukta bağlayıcı nitelik taşıyabilir. Buna göre; bir devletin daha önceden var olan veya iddia ettiği bir hakkından, yetkisinden ya da davasından kendi iradesiyle ve kesin olarak vazgeçtiğini gösteren tek taraflı işlem aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesine göre Divan, önüne gelen bir uyuşmazlığı katı hukuk kurallarına bağlı kalmaksızın "hakkaniyet ve nisfet" (ex aequo et bono) temelinde karara bağlama yetkisine sahiptir.
Divan'ın bu özel ve olağanüstü karar alma yetkisini kullanabilmesi için yerine getirilmesi gereken zorunlu ön şart aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukun kaynaklarına ilişkin kurgusal bir vakada; X devleti, Y devletinin kıta sahanlığındaki faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia ederek konuyu uluslararası bir yargı merciine taşımak istemektedir. X devleti iddialarını, uluslararası toplumun genelinin uzun süredir istikrarlı ve yeknesak bir şekilde sürdürdüğü 'devlet uygulaması' (maddi unsur) ile bu uygulamayı hukuki bir zorunluluk inancıyla ('opinio juris' - manevi unsur) benimsediği bir yapılageliş (teâmül) kuralına dayandırmaktadır. Y devleti ise bu kuralın oluşum sürecinin en başından beri uygulamaya açıkça ve tutarlı bir şekilde karşı çıktığını ('sürekli itirazcı' olduğunu) resmi belgelerle kanıtlamaktadır. Ancak zaman içerisinde ilgili teâmül kuralı, uluslararası toplumun bütünü tarafından hiçbir sapmaya izin verilmeyen 'emredici norm' (jus cogens) statüsü kazanmıştır. Ayrıca Y devleti, söz konusu kuralın bir uluslararası mahkeme içtihadıyla henüz tescil edilmediğini belirterek maddi unsurun eksik olduğunu savunmaktadır.
Bu uyuşmazlık ve iddialar bütünüyle değerlendirildiğinde, uluslararası hukukun kaynakları ve yargısal çözüm mekanizmaları bağlamında aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?