Endokrinoloji

539 questions

Question 161Question

5454 yaşında kadın hasta, son 66 aydır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve özellikle oturduğu yerden kalkarken ve merdiven çıkarken zorlanmaya neden olan bacak kaslarında güçsüzlük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde proksimal kaslarda hassasiyet ve yürüyüş sırasında gövdenin her iki yana sallandığı (ördek yürüyüşü) saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Kalsiyum8,48,4 mg/dL8,510,58,5 - 10,5
Fosfor2,22,2 mg/dL2,54,52,5 - 4,5
ALP380380 U/L3012030 - 120
PTH145145 pg/mL106510 - 65
25(OH)25(OH) Vitamin D99 ng/mL>30> 30
Kreatinin0,80,8 mg/dL0,61,20,6 - 1,2

DEXA incelemesinde L1-L4 TT-skoru 2,9-2,9 olarak saptanmıştır. Femur radyografisinde kortekse dik uzanan, sklerotik kenarlı radyolüsent çizgiler izlenmektedir.

Bu hasta için en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mineralize olmamış osteoid dokusunda artış ve mineralizasyon gecikme süresinde uzama

Answer

Osteomalazi tanısı alan bu hastada en olası histopatolojik bulgu, mineralize olmamış osteoid dokusunda artış ve mineralizasyon gecikme süresinde uzamadır.
Hastada saptanan düşük kalsiyum, düşük fosfor, yüksek alkalen fosfataz (ALP) ve yüksek paratiroid hormon (PTH) değerleri, vitamin D eksikliğine bağlı gelişen osteomalazi tablosuyla uyumludur. Osteomalazi, kemik matriksinin (osteoid) mineralizasyonundaki bir defekttir. Histopatolojik olarak, mineralize olmamış osteoid dokusunda (osteoid dikişler) belirgin artış ve mineralizasyon lag süresinde uzama görülür. Radyografide görülen Looser çizgileri de bu mineralizasyon bozukluğunun klasik radyolojik bulgusudur.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal parametrelerin analizi
Düşük Kalsiyum (8,48,4), düşük Fosfor (2,22,2), yüksek ALP (380380) ve kompansatör yüksek PTH (145145) saptanmıştır.
Vitamin D eksikliğine bağlı gelişen sekonder hiperparatiroidizm ve kemik mineralizasyon bozukluğunu göstermek için.
2
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Ördek yürüyüşü (myopati) ve radyografide Looser çizgileri (psödofraktür) osteomalazi için tipiktir.
Osteomalaziyi osteoporozdan ayırt eden spesifik radyolojik ve klinik bulguları belirlemek için.
3
DEXA ve ayırıcı tanı korelasyonu
TT-skoru 2,9-2,9 (osteoporotik sınır) olsa da biyokimyasal bozukluklar tablonun osteoporoz değil osteomalazi olduğunu kanıtlar.
Osteomalazide mineralizasyon eksikliği nedeniyle DEXA'nın kemik yoğunluğunu hatalı bir şekilde düşük ölçtüğünü anlamak için.
4
Histopatolojik korelasyon
Osteomalazinin temel defekti mineralizasyon bozukluğu olduğu için osteoid dikişlerin genişlemesi beklenir.
Hastalığın patofizyolojisini histopatolojik düzeyde doğrulamak için.

Key Concept

Osteomalazi; kemik matriksinin mineralizasyonundaki bir bozukluktur ve biyokimyasal olarak düşük/normal kalsiyum, düşük fosfor ve yüksek ALP ile karakterizedir.
Estimated Time:2m 0s
Question 162Question

5555 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden, günde 1010-1515 kez olan, hacimli ve sulu dışkılama şikayetiyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden geçmişte tekrarlayan nefrolitiazis nedeniyle opere olduğu ve son 11 yıldır amenore şikayetiyle takip edildiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve yaygın kas güçsüzlüğü saptanıyor.

Laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Sodyum138138 mEq/L135135-145145
Potasyum2.42.4 mEq/L3.53.5-5.05.0
Klor112112 mEq/L9898-107107
Bikarbonat1515 mEq/L2222-2828
Açlık Kan Şekeri115115 mg/dL7070-100100

Dışkı incelemesinde dışkı ozmotik açığı (osmotic gap) 3535 mOsm/kg olarak hesaplanmıştır.

Bu hastada mevcut klinik tabloyu en iyi açıklayan tanı ve eşlik etmesi en olası genetik sendrom aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: VIPoma ve MEN1MEN 1 sendromu

Answer

VIPoma ve MEN 1 sendromu
Hastada saptanan düşük dışkı ozmotik açığı (<50< 50 mOsm/kg) sekretuvar diyareye işaret eder. Belirgin hipokalemi ve normal anyon açıklı metabolik asidoz (bikarbonat kaybına bağlı) tablosu, WDHA (Watery Diarrhea, Hypokalemia, Achlorhydria) sendromu için klasiktir. Bu tablo VIPoma tarafından oluşturulur. Hastanın öyküsündeki nefrolitiazis (primer hiperparatiroidizm göstergesi) ve amenore (prolaktinoma göstergesi) ile birleştiğinde, tabloyu en iyi açıklayan tanı MEN 1 sendromu zemininde gelişen bir VIPoma'dır.

Step-by-Step Solution

1
Diyare tipinin dışkı ozmotik açığına göre sınıflandırılması.
Dışkı ozmotik açığı 3535 mOsm/kg (<50< 50) bulunmuştur, bu durum 'sekretuvar' tipte bir diyareyi gösterir.
Sekretuvar diyareler, bağırsak lümenine aktif sıvı ve elektrolit sekresyonu ile karakterizedir ve ozmotik açık düşüktür.
2
Elektrolit ve asit-baz dengesinin analizi.
Potasyum (2.42.4 mEq/L) ve bikarbonat (1515 mEq/L) düşüktür; anyon açığı normaldir (138[112+15]=11138 - [112+15] = 11).
Bu tablo, dışkıyla yüksek miktarda potasyum ve bikarbonat kaybedildiğini (normal anyon açıklı metabolik asidoz) gösterir.
3
Klinik triadı birleştirerek primer tanının konulması.
Hacimli sulu diyare + Hipokalemi + Aklorhidri/Asidoz (WDHA sendromu veya Verner-Morrison sendromu).
Vazoaktif İntestinal Peptid (VIP) salgılayan tümörler (VIPoma) bu spesifik tabloya neden olur.
4
Eşlik eden semptomlar ve aile öyküsü ile sendromik tanının belirlenmesi.
Nefrolitiazis (primer hiperparatiroidizm) ve amenore (prolaktinoma) öyküsü ile pankreatik tümör (VIPoma) birleştiğinde tanı MEN 1'dir.
MEN 1 (Wermer Sendromu); Paratiroid, Pitüiter (Hipofiz) ve Pankreas (3P) tümörlerinden oluşur.

Key Concept

WDHA Sendromu ve MEN 1 Bileşenleri

Practice More

MEN 1 sendromunda pankreatik tümörlerin görülme sıklığını ve en sık görülen tipini (Gastrinoma vs İnsülinoma) tekrar gözden geçirin.

Alternative Method

Diyare analizinde pH ve elektrolitlerin yanı sıra klor düzeyine bakılabilir; VIPoma'da aklorhidri geliştiği için gastrik sekresyon azalır, ancak kolondan bikarbonat kaybı nedeniyle serum kloru relatif olarak yüksek kalabilir (hiperkloremi).
Estimated Time:3m 0s
Question 163Question

4242 yaşında kadın hasta; medüller tiroid karsinomu nedeniyle opere edilmiş olup ailesinde benzer hastalık öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde interskapüler bölgede şiddetli kaşıntılı, hiperpigmente, likenoid papüler lezyonlar saptanıyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 10.910.9 mg/dL, PTH düzeyi 115115 pg/mL (N: 156515-65) olarak bulunuyor. Bu hastanın klinik tablosu ve genetik temeli göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: RET proto-onkogen mutasyonunun ekzon 11 (kodon 634) yerleşimli olması

Answer

Hastanın klinik bulguları (MTK, PHPT) ve spesifik deri lezyonu (Liken Amiloidoz) dikkate alındığında, en olası durum RET proto-onkogeninde kodon 634 mutasyonunun bulunmasıdır.
Hastada görülen interskapüler kaşıntılı lezyonlar, MEN 2A sendromu ile ilişkili olan 'Kutanöz Liken Amiloidoz'dur. Genetik çalışmalar, bu spesifik fenotipin RET proto-onkogeninin 11. ekzonunda yer alan 634. kodon mutasyonları (genellikle Cys634Arg) ile neredeyse %100 oranında ilişkili olduğunu göstermiştir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Medüller tiroid karsinomu (MTK) öyküsü ve primer hiperparatiroidi (yüksek Ca, yüksek PTH) varlığı MEN 2A sendromuna işaret eder.
MEN 2A triadı: MTK (%100), Feokromositoma (%50) ve Hiperparatiroidi (%20-30).
2
Deri bulgusunu analiz et
Sırt bölgesindeki şiddetli kaşıntılı papüller, MEN 2A'ya spesifik 'Kutanöz Liken Amiloidoz' bulgusudur.
Bu bulgu, sendromun nadir fakat tanısal değeri yüksek bir kutanöz varyantıdır.
3
Genetik korelasyonu belirle
Liken amiloidoz ile seyreden MEN 2A olgularının neredeyse tamamında RET proto-onkogeninde kodon 634 mutasyonu saptanır.
Genotip-fenotip korelasyonu gereği, bu spesifik deri bulgusu ekzon 11'deki mutasyonlarla ilişkilidir.

Key Concept

MEN 2A Sendromu ve Kutanöz Liken Amiloidoz-RET Kodon 634 İlişkisi
Question 164Question

2929 yaşında kadın hasta, 66 ay önce gerçekleştirdiği doğum sırasında gelişen şiddetli postpartum kanama sonrası hipovolemik şok tablosuyla yoğun bakımda izlenmiştir. Doğumdan sonraki dönemde sütünün hiç gelmediğini ve henüz adet görmeye başlamadığını belirten hastanın fizik muayenesinde aksiller ve pubik kıllarda seyrelme saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sheehan sendromu

Answer

Şiddetli postpartum kanama öyküsü olan bir hastada laktasyonun başlayamaması (agalakti), amenore ve sekonder seks karakterlerinde gerileme (kıl kaybı) Sheehan sendromunu (postpartum hipofiz nekrozu) gösterir.
Gebelikte hipofiz bezi büyür ve kanlanmaya daha duyarlı hale gelir. Doğum sırasında meydana gelen şiddetli kanama (postpartum hemoraji), hipofiz bezine giden kan akımını azaltarak iskemik nekroza (Sheehan sendromu) neden olur. Hastadaki agalakti (prolaktin eksikliği), amenore (gonadotropin eksikliği) ve vücut kıllarında dökülme bu hipofiz yetmezliğinin sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküdeki postpartum kanama ve agalakti (süt gelmemesi) bulgularını tanımlamak.
Hipofiz yetmezliği şüphesi doğar.
Doğum sırasında gelişen şiddetli hipotansiyon, gebelikte büyümüş olan hipofiz bezinin iskemik nekrozuna yol açabilir.
2
Fizik muayene bulgularını (aksiller ve pubik kıl seyrelmesi) değerlendirmek.
Panhipopituitarizm tanısı desteklenir.
Gonadotropin (LH/FSH) eksikliği over fonksiyonlarını durdurarak amenoreye ve sekonder seks karakterlerinde kayba yol açar.
3
Ayırıcı tanıları dışlayarak en uygun tanıyı belirlemek.
En olası tanı Sheehan sendromudur.
Postpartum kanama sonrası gelişen laktasyon yetmezliği bu hastalık için patognomonik bir başlangıç semptomudur.

Key Concept

Sheehan sendromu, postpartum şiddetli kanamaya bağlı gelişen hipofiz ön lobu iskemik nekrozudur.
Estimated Time:45s
Question 165Question

4242 yaşında kadın hasta, son 44 ay içerisinde hızla ilerleyen kilo alımı, pletorik yüz görünümü, karın bölgesinde geniş mor çatlaklar, aşırı tüylenme ve ses kalınlaşması şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/105165/105 mmHg ölçülüyor; trunkal obezite, supraklaviküler yağ yastıkçıkları ve belirgin klitoromegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde potasyum 3.03.0 mEq/L, 11 mg dekzametazon supresyon testi sonrası kortizol 1818 μg/dL\mu g/dL, bazal ACTH <5<5 pg/mL ve DHEA-S 850850 μg/dL\mu g/dL (Normal: 4034040-340) bulunuyor. Batın bilgisayarlı tomografisinde sağ adrenal bezde 6,56,5 cm çapında, heterojen iç yapıda, düzensiz sınırlı ve kontrast sonrası geç yıkama (wash-out) özelliği gösteren kitle izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adrenal kortikal karsinom

Answer

Hızlı progresyon gösteren karma hormon salgısı (kortizol ve androjen) ve agresif radyolojik özellikler adrenal kortikal karsinom tanısını doğrular.
Hastada saptanan hızlı seyirli Cushing sendromu ile birlikte virilizasyon bulgularının (klitoromegali, hirsutizm, ses kalınlaşması) varlığı, biyokimyasal olarak ACTH-bağımsız hiperkortizolizme eşlik eden belirgin DHEA-S yüksekliği ve radyolojik olarak 6,56,5 cm'lik heterojen kitle varlığı, adrenal kortikal karsinom tanısı için patognomonik bir tablo oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik belirtileri analiz et
Cushing sendromu bulguları (mor çatlaklar, obezite, hipertansiyon) ve virilizasyon (klitoromegali, ses kalınlaşması) bir arada.
Malign adrenal tümörler genellikle birden fazla hormon (özellikle kortizol ve androjen) salgılama eğilimindedir.
2
Biyokimyasal ekseni değerlendir
Yüksek kortizol ve baskılanmış ACTH (<5<5 pg/mL) sürrenal kaynaklı Cushing'i kanıtlar. Çok yüksek DHEA-S (850850 μg/dL\mu g/dL) malignite için güçlü bir belirteçtir.
DHEA-S yüksekliği, adenomların aksine karsinomlarda sık görülen bir bulgudur.
3
Görüntüleme bulgularını yorumla
Kitle boyutu 6,56,5 cm, heterojen yapı ve geç yıkama (wash-out) saptandı.
44 cm'den büyük kitleler ve heterojen görünüm malignite riskini belirgin artırır.
4
Tanıyı sentezle
Hızlı seyir + Karma salgı + Malignite kriterlerini karşılayan kitle = Adrenal kortikal karsinom.
Verilen tüm klinik ve laboratuvar verileri bu tanıya işaret etmektedir.

Key Concept

Adrenal karsinomlarda hızlı progresyon ve birden fazla hormonun (özellikle androjenlerin) aşırı salgılanması en önemli ayırıcı tanı kriterleridir.
Estimated Time:2m 30s
Question 166Question

4545 yaşında kadın hasta, son bir yıldır giderek artan, günde 33 litreyi aşan, oldukça sulu ve "çay rengi" görünümünde dışkılama şikayetiyle başvuruyor. Hastanın ishalinin açlık dönemlerinde de miktar azalmadan devam ettiği, beraberinde yaygın kas güçsüzlüğü ve ara ara olan yüzde kızarma (flushing) ataklarının eşlik ettiği öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde; Serum K+:2.3K^+: 2.3 mEq/L, Serum Ca2+:11.1Ca^{2+}: 11.1 mg/dL, açlık kan şekeri 132132 mg/dL ve bazal mide pH değeri 6.86.8 olarak saptanıyor. Batın MR tetkikinde pankreas kuyruk kesiminde 44 cm çapında soliter kitle izleniyor.

Bu hastada klinik tablodan sorumlu olan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: VIPoma

Answer

VIPoma (Verner-Morrison Sendromu)
Hastadaki masif sekretuar ishal, hipokalemi ve aklorhidri birlikteliği tipik WDHA sendromudur. Pankreas kuyruk yerleşimi ve hiperkalsemi/hiperglisemi bulguları da VIPoma (Verner-Morrison) tanısını kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
İshal karakterini ve miktarını değerlendir.
Günlük 33 litreyi aşan, açlıkla durmayan (sekretuar) sulu ishal saptandı.
Sekretuar ishaller genellikle hormonal olarak aktif nöroendokrin tümörlere işaret eder.
2
Elektrolit ve mide asit durumunu analiz et.
Belirgin hipokalemi (2.32.3 mEq/L), hiperkalsemi ve mide pH'sının bazik (6.86.8) olması (aklorhidri) saptandı.
Bu bulgular WDHA (Watery Diarrhea, Hypokalemia, Achlorhydria) sendromunun karakteristik bileşenleridir.
3
Tümör lokalizasyonu ve ek bulguları birleştir.
Pankreas kuyruk yerleşimli kitle ve flushing atağı, VIP salgılayan bir tümörü doğrular.
VIPomalar sıklıkla pankreas kuyruğunda yerleşir ve VIP'nin vazodilatör etkisiyle flushing yapabilir.

Key Concept

WDHA Sendromu (Verner-Morrison / VIPoma)
Question 167Question

1515 yıldır son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında olan 5454 yaşındaki erkek hastaya, medikal tedaviye dirençli sekonder hiperparatiroidi nedeniyle total paratirodektomi ve ön kola otoimplantasyon uygulanıyor. Hastanın ameliyat öncesi kemik mineral dansitometrisi (DEXA) incelemesinde femur boynu T-skoru 3.8-3.8 olarak saptanıyor. Ameliyat öncesi ve sonrası laboratuvar değerleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreAmeliyat ÖncesiAmeliyat Sonrası (48.48. sa)Referans Aralığı
Kalsiyum (mg/dL)10.610.66.56.58.510.58.5 - 10.5
Fosfor (mg/dL)6.86.82.22.22.54.52.5 - 4.5
PTH (pg/mL)16501650Ölçülmedi106510 - 65
Alkalen Fosfataz (U/L)7207208808803012030 - 120

Ameliyat sonrası dönemde ellerde uyuşma ve karpopedal spazm gelişen bu hastadaki klinik tabloyu ve biyokimyasal değişiklikleri açıklayan en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kemik döngüsünün aniden durmasıyla mineralize olmamış osteoid dokunun kalsiyum ve fosforu hızla tutması

Answer

Kemik döngüsünün aniden durmasıyla mineralize olmamış osteoid dokunun kalsiyum ve fosforu hızla tutması (Aç Kemik Sendromu)
Bu hastadaki tablo 'Aç Kemik Sendromu' (Hungry Bone Syndrome) olarak tanımlanır. Özellikle preoperatif dönemde şiddetli sekonder hiperparatiroidi ve yüksek alkalen fosfataz (ALP) düzeyleri olan hastalarda, paratirodektomi sonrası kemik yıkımı aniden durur. Ancak yüksek döngülü kemikte bulunan mineralize olmamış geniş osteoid doku alanları, kalsiyum ve fosforu hızla kandan çekerek kemiğe hapseder. Bu süreç hem derin hipokalsemiye hem de hipofosfatemiye yol açar. ALP düzeyi, osteoblastik aktivitenin devam ettiğini gösterecek şekilde ameliyat sonrası erken dönemde yüksek kalmaya devam eder veya artabilir.

Step-by-Step Solution

1
Ameliyat sonrası laboratuvar verilerini analiz et
Belirgin hipokalsemi (6.56.5 mg/dL) ve hipofosfatemi (2.22.2 mg/dL) saptandı.
Ayırıcı tanıda hipokalseminin yanındaki fosfor düzeyi kritiktir.
2
Hipoparatiroidi olasılığını değerlendir
Hipoparatiroidide fosforun yüksek olması gerekirdi; ancak burada düşük.
PTH eksikliği böbrekten fosfor atılımını azaltır, bu da hiperfosfatemiye yol açar.
3
Preoperatif ALP ve PTH düzeylerini yorumla
Çok yüksek preoperatif ALP (720720 U/L) ve PTH (16501650 pg/mL), hastada şiddetli 'Osteitis Fibrosa Cystica' (yüksek döngülü kemik hastalığı) olduğunu gösterir.
Yüksek kemik döngüsü, ameliyat sonrası 'Aç Kemik Sendromu' için en önemli risk faktörüdür.
4
Aç Kemik Sendromu mekanizmasını doğrula
PTH'nın çekilmesiyle kemik resorpsiyonu durur, ancak osteoblastik remineralizasyon devam ederek kandan kalsiyum ve fosforu çeker.
Hem kalsiyumun hem de fosforun düşük olması, yüksek ALP ile birlikte Aç Kemik Sendromu'nu (Hungry Bone Syndrome) kanıtlar.

Key Concept

Aç Kemik Sendromu (Hungry Bone Syndrome)
Estimated Time:2m 0s
Question 168Question

3838 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır tekrarlayan ve standart doz proton pompa inhibitörü tedavisine dirençli peptik ülser şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde iki kez kalsiyum içeren böbrek taşı düşürdüğü öğreniliyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum11.411.4 mg/dL8.510.58.5-10.5
Serum Fosfor2.22.2 mg/dL2.54.52.5-4.5
İntakt PTH155155 pg/mL106510-65
Açlık Serum Gastrin550550 pg/mL<100<100

Bu hastada gastrinoma yönetimi ve ileri tanısal süreçler için yapılması gereken ilk ve en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Paratiroidektomi yapılarak hiperkalseminin düzeltilmesi

Answer

Paratiroidektomi yapılarak kalsiyum düzeyinin normale getirilmesi, hiperkalseminin gastrin salgılayan hücreler üzerindeki stimülatör etkisini kaldırarak gastrin düzeylerinin değerlendirilmesini sağlar.
MEN1 sendromu (Wermer Sendromu) paratiroid adenomları, pankreatik nöroendokrin tümörler (gastrinoma, insülinoma vb.) ve hipofiz adenomları ile karakterizedir. Bu hastada yüksek PTH ve kalsiyum değerleri primer hiperparatiroidizmi, dirençli ülserler ve yüksek gastrin değerleri ise gastrinomayı desteklemektedir. Kalsiyum, gastrin salgılayan G hücreleri üzerinde güçlü bir sekretagog etkisine sahiptir. Bu nedenle, gastrinoma için spesifik cerrahi veya ileri tanısal testler planlanmadan önce, paratiroidektomi ile hiperkalseminin düzeltilmesi şarttır. Kalsiyum normalleştiğinde gastrin düzeyleri düşebilir ve hastanın ülser semptomları hafifleyebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları ve laboratuvar değerlerini analiz et.
Dirençli ülserler (Gastrinoma/ZES), nefrolitiyazis ve hiperkalsemi/hipofosfatemi/yüksek PTH (Primer Hiperparatiroidizm) kombinasyonu MEN1 sendromunu işaret eder.
Hastada birden fazla endokrin organ tutulumu (paratiroid ve pankreatik/duodenal) mevcuttur.
2
Hiperkalsemi ve gastrin arasındaki fizyolojik ilişkiyi değerlendir.
Kalsiyum iyonları gastrin salınımını doğrudan uyarır.
Hiperkalsemi varlığında ölçülen yüksek gastrin düzeyi, tümörün bazal aktivitesinden ziyade kalsiyum stimülasyonuna bağlı olabilir.
3
Yönetim önceliğini belirle.
Öncelikle paratiroidektomi ile kalsiyumun düzeltilmesi gerekir.
Hiperkalsemi düzeltildiğinde gastrin düzeyleri anlamlı oranda düşebilir, hatta bazı vakalarda gastrinoma semptomları kontrol altına alınabilir.

Key Concept

MEN1 sendromunda Gastrinoma ve Primer Hiperparatiroidizm birlikteliğinde, hiperkalsemi gastrin salınımını uyardığı için yönetim önceliği paratiroidektomidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 169Question

3232 yaşında kadın hasta; son birkaç aydır giderek artan halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve kilo kaybı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHgmmHg ölçülüyor; eklemlerin üzerinde, avuç içi çizgilerinde ve ağız mukozasında hiperpigmentasyon saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum 132132 mEq/LmEq/L, potasyum 5.35.3 mEq/LmEq/L ve sabah saat 08.0008.00 kortizol düzeyi 66 μg/dL\mu g/dL (normal:523normal: 5-23) bulunuyor.

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken en uygun test aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 250250 μg\mu g ACTH (Kozintropin) stimülasyon testi

Answer

Klinik olarak adrenal yetmezlik şüphesi olan ve sabah kortizol düzeyi gri bölgede (3183-18 μg/dL\mu g/dL) saptanan hastada tanıyı kesinleştirmek için 250250 μg\mu g ACTH stimülasyon testi yapılmalıdır.
Hastada pigmentasyon ve elektrolit bozukluğu gibi klinik bulgular adrenal yetmezliği düşündürmektedir. Ancak sabah kortizol düzeyi (66 μg/dL\mu g/dL) tanıyı tek başına koydurmak veya dışlamak için yeterli değildir (3183-18 μg/dL\mu g/dL gri bölge). Bu durumda sürrenal rezervi değerlendirmek amacıyla 250250 μg\mu g ACTH (Kozintropin) stimülasyon testi yapılması en uygun yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Halsizlik, hiperpigmentasyon, hipotansiyon, hiponatremi ve hiperkalemi bulguları primer adrenal yetmezliği (Addison hastalığı) düşündürmektedir.
Primer adrenal yetmezlikte hem glukokortikoid hem de mineralokortikoid eksikliği gelişir; ACTH yüksekliği ise pigmentasyona neden olur.
2
Sabah saat 08.0008.00 kortizol düzeyinin yorumlanması
Ölçülen 66 μg/dL\mu g/dL değeri belirsiz (gri bölge) kabul edilir.
Kortizolün 33 μg/dL\mu g/dL altında olması tanıyı desteklerken, 1818 μg/dL\mu g/dL üzerinde olması dışlar. 3183-18 μg/dL\mu g/dL arası değerlerde uyarı testi zorunludur.
3
Kesin tanı testinin uygulanması
250250 μg\mu g ACTH stimülasyon testi uygulanır.
Adrenal bezin ACTH uyarısına verdiği yanıtın yetersiz olması (<18<18 μg/dL\mu g/dL) adrenal yetmezlik tanısını kesinleştirir.

Key Concept

Adrenal yetmezlik tanısında sabah kortizolü belirsizse (3183-18 μg/dL\mu g/dL) bir sonraki adım ACTH stimülasyon testidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 170Question

3535 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır şiddetlenen baş ağrısı ve her iki dış yan tarafı görmede zorlanma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bitemporal hemianopsi saptanıyor. Hipofiz MR incelemesinde 3.8×3.2×3.5 cm3.8 \times 3.2 \times 3.5 \text{ cm} boyutlarında, optik kiazmayı yukarı iten ve sol kavernöz sinüsü invaze eden dev makroadenom saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum prolaktin düzeyi 120 ng/mL120 \text{ ng/mL} (Normal: 520 ng/mL5-20 \text{ ng/mL}) olarak raporlanıyor. Bu hastada kitle boyutu ile prolaktin düzeyi arasındaki uyumsuzluğu açıklamak ve doğru tanıyı koymak için yapılması gereken en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum örneğinin dilüsyona (seyreltme) tabi tutularak prolaktin ölçümünün tekrarlanması

Answer

Serum örneğinin dilüsyona (seyreltme) tabi tutularak prolaktin ölçümünün tekrarlanması en uygun adımdır.
Dev makroadenomu (>3 cm>3 \text{ cm}) olan bir hastada prolaktin düzeyinin 200 ng/mL200 \text{ ng/mL} altında (bu vakada 120 ng/mL120 \text{ ng/mL}) gelmesi, laboratuvar ölçüm yöntemiyle ilgili bir hata olan 'hook etkisini' düşündürmelidir. Sandviç immünassay yönteminde, ortamda aşırı miktarda prolaktin bulunması antikorları doyurur ve sanki hormon seviyesi düşükmüş gibi bir sinyal oluşmasına neden olur. Serumun seyreltilerek (dilüsyon) tekrar çalışılması, hormon düzeyini ölçülebilir aralığa getirir ve gerçek yüksek değerin (genellikle binlerce ng/mL\text{ng/mL}) saptanmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulgular ile laboratuvar sonucunun karşılaştırılması
3.8 cm3.8 \text{ cm}'lik dev bir adenom ile 120 ng/mL120 \text{ ng/mL} prolaktin düzeyi arasında belirgin bir uyumsuzluk saptandı.
Genellikle prolaktinomalarda kitle boyutu ile prolaktin düzeyi koreledir; dev adenomlarda düzeyin >10,000 ng/mL>10,000 \text{ ng/mL} olması beklenir.
2
Hook (kanca) etkisi fenomeninin değerlendirilmesi
Ölçüm yöntemindeki (sandviç immünassay) antikor doygunluğu nedeniyle sonucun yalancı düşük çıkabileceği öngörüldü.
Çok yüksek antijen seviyeleri, hem yakalayıcı hem de işaretleyici antikorları doyurarak kompleks oluşumunu engeller.
3
Doğrulama testi planlanması
Serumun 1/1001/100 veya daha fazla seyreltilerek tekrar çalışılması istendi.
Seyreltme antijen konsantrasyonunu sandviç assay'in ölçüm aralığına getirerek gerçek değerin görülmesini sağlar.

Key Concept

Hook (Kanca) Etkisi
Question 171Question

1919 yaşında erkek hasta; marfanoid vücut yapısı (uzun ekstremiteler, hipermobil eklemler), dilde ve konjonktivada multipl küçük, ağrısız nöromlar ile tiroidde kalsitonin salgılayan solid kitle nedeniyle takip edilmektedir. Yapılan değerlendirmede hastada multipl endokrin neoplazi (MEN) sendromu şüphesi mevcuttur. Bu hastada mevcut olan klinik tablo ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: En sık saptanan genetik defekt RET proto-onkogenindeki M918TM918T mutasyonudur.

Answer

En sık saptanan genetik defekt RET proto-onkogenindeki M918TM918T mutasyonudur.
MEN 2B sendromu; medüller tiroid karsinomu (MTC), feokromositoma, mukozal nöromlar ve marfanoid vücut yapısı ile karakterizedir. Bu sendromun genetik temelinde %95'ten fazla oranda RET proto-onkogeninin 16. ekzonunda yer alan M918TM918T nokta mutasyonu bulunur. Bu mutasyon, reseptör tirozine kinazın aşırı aktivasyonuna ve son derece agresif bir MTC tablosuna yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Marfanoid yapı + Mukozal nöromlar + Medüller tiroid karsinomu (MTC) kombinasyonu MEN 2B (MEN 3) sendromuna işaret eder.
Bu bulgular MEN 2B'nin patognomonik fenotipik özellikleridir.
2
MEN sendromları arasındaki farkları değerlendir
MEN 2B'de paratiroid tutulumu olmaz, ancak MEN 2A ve MEN 1'de primer hiperparatiroidizm sıktır.
Sendromların ayırıcı tanısında paratiroid tutulumu kritik bir belirteçtir.
3
Genetik mutasyon profilini gözden geçir
MEN 2B vakalarının neredeyse tamamında RET geninde M918TM918T mutasyonu saptanır.
MEN 2A'da genellikle ekzon 10 ve 11 mutasyonları görülürken, 2B'de ekzon 16 (kodon 918) baskındır.
4
Diğer klinik özellikleri dışla
Liken amiloidozis ve Hirschsprung hastalığı MEN 2A ile ilişkilidir, MEN 2B ile değil.
Eşlik eden diğer anomalilerin doğru eşleştirilmesi tanıyı kesinleştirir.

Key Concept

MEN 2B (Multipl Endokrin Neoplazi Tip 2B) karakteristik fenotipi ve genetiği

Practice More

MEN 2A ve 2B sendromlarında cerrahi öncelik sırasını (Feokromositoma taraması ve önceliği) çalışmak faydalı olacaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 172Question

3838 yaşında kadın hasta, bipolar bozukluk tanısıyla 66 yıldır lityum tedavisi almaktadır. Son 33 aydır belirginleşen aşırı susama, günde yaklaşık 77 litre idrar çıkarma ve soğuk su içme isteği şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 110/70110/70 mmHg, nabız 8888/dakika ve mukozalar hafif kurudur. Laboratuvar tetkiklerinde plazma sodyumu 147147 mEq/L, plazma osmolalitesi 308308 mOsm/kg ve idrar osmolalitesi 165165 mOsm/kg olarak saptanıyor. Hastaya uygulanan su kısıtlama testi sonunda idrar osmolalitesi 210210 mOsm/kg'a yükseliyor. Ardından uygulanan 1010 μg\mu g intranazal desmopressin sonrası 11. saatte idrar osmolalitesi 225225 mOsm/kg olarak ölçülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nefrojenik diyabetes insipidus

Answer

Lityum tedavisi alan hastada gelişen, desmopressine yanıtsız poliüri ve polidipsi tablosu 'Nefrojenik diyabetes insipidus' tanısını koydurur.
Hastada uzun süreli lityum kullanımı öyküsü vardır; lityum, toplayıcı kanallarda aquaporin-2 ekspresyonunu azaltarak nefrojenik diyabetes insipidusun en sık nedenlerinden biridir. Su kısıtlama testinde idrarın konsantre edilememesi DI tanısını koydurur. Desmopressin uygulamasına rağmen idrar osmolalitesinde anlamlı bir artış (<%10%50<\%10-\%50 kriteri) olmaması, sorunun böbrek düzeyindeki ADH direncinden kaynaklandığını (nefrojenik) gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Bazal osmolalite ve sodyum değerlerini değerlendir.
Plazma osmolalitesinin (308308 mOsm/kg) ve sodyumun (147147 mEq/L) yüksek, idrar osmolalitesinin (165165 mOsm/kg) düşük olması diyabetes insipidus (DI) lehinedir.
Vücut hipertonik olmasına rağmen idrarın konsantre edilememesi ADH eksikliğini veya direncini gösterir.
2
Su kısıtlama testi sonuçlarını yorumla.
Su kısıtlamasına rağmen idrar osmolalitesi sadece 210210 mOsm/kg'a çıkmıştır (anlamlı artış yok).
Bu durum primer polidipsiyi dışlar ve DI tanısını kesinleştirir.
3
Desmopressin (ekzojen ADH) yanıtını analiz et.
Desmopressin sonrası idrar osmolalitesi 210210'dan 225225'e çıkmıştır (artış <%10).
Böbrek tübüllerinin ekzojen ADH'ye yanıt vermemesi, tablonun nefrojenik olduğunu kanıtlar.

Key Concept

Nefrojenik Diyabetes İnsipidus Ayırıcı Tanısı

Practice More

Lityuma bağlı nefrojenik diyabetes insipidus tedavisinde kullanılan spesifik diüretik ajanı (amilorid) ve etkisini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 173Question

4040 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden çabuk yorulma ve halsizlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde boyu 162162 cmcm, vücut ağırlığı 8484 kgkg, bel çevresi 9494 cmcm ve kan basıncı 132/82132/82 mmHgmmHg olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde açlık plazma glukozu 112112 mg/dLmg/dL, HDLHDL kolesterol 4646 mg/dLmg/dL ve trigliserid 140140 mg/dLmg/dL ölçülüyor. Bu hasta için NCEPNCEP ATPATP IIIIII kriterlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Toplam 4 tanısal bileşene sahip olduğu için metabolik sendrom tanısı alır.

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları NCEP ATP III kriterlerinden dördünü (bel çevresi, kan basıncı, açlık glukozu, HDL) karşıladığı için metabolik sendrom tanısı alır.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın 4 farklı tanı kriterini (bel çevresi, sistolik kan basıncı, açlık kan şekeri ve HDL düşüklüğü) karşıladığını belirterek NCEP ATP III tanı protokolüne tam uyum gösterir. NCEP ATP III'e göre 5 kriterden 3 tanesinin mevcudiyeti tanı için yeterli olup, bu hastada 4 kriter mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Bel çevresi sınırını kontrol et.
Bel çevresi 9494 cmcm, kadınlar için sınır olan >88>88 cmcm değerinin üzerindedir. (Kriter 1/5)
Santral obezite metabolik sendromun temel bileşenlerinden biridir.
2
Kan basıncı bileşenini değerlendir.
132/82132/82 mmHgmmHg değerinde sistolik kan basıncı 130\geq 130 mmHgmmHg kriterini karşılar. (Kriter 2/5)
Sistolik veya diyastolik değerlerden birinin sınırın üzerinde olması yeterlidir.
3
Açlık plazma glukozunu değerlendir.
112112 mg/dLmg/dL değeri, sınır olan 100\geq 100 mg/dLmg/dL değerinin üzerindedir. (Kriter 3/5)
Bozulmuş açlık glukozu metabolik sendromun karbonhidrat metabolizması bileşenidir.
4
Lipid profilini (HDL ve Trigliserid) değerlendir.
HDLHDL 4646 mg/dLmg/dL (kadınlar için <50<50 sınırının altında, Kriter 4/5); Trigliserid 140140 mg/dLmg/dL (sınır olan 150\geq 150 altında).
Kadınlarda HDL sınırı erkeklerden farklıdır (50'ye karşı 40).
5
Toplam kriter sayısını belirle.
5 kriterden 4'ü mevcuttur. Tanı için en az 3 kriter gereklidir.
NCEP ATP III tanısal yaklaşımı bileşenlerin toplam sayısına dayanır.

Key Concept

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri (Kadın Spesifik Eşik Değerler)

Practice More

IDF (Uluslararası Diyabet Federasyonu) kriterlerini bu vaka üzerinden tekrar değerlendirerek farkları (özellikle bel çevresinin zorunluluğunu ve Avrupa kökenli kadınlar için 80 cm sınırını) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 174Question

45 yaşında erkek hasta, obezite (VKI˙:32VKİ: 32 kg/m2kg/m^2) ve hipertansiyon tanılarıyla takip edilmektedir. Rutin kontrollerinde açlık plazma glukozu (APGAPG) 118118 mg/dLmg/dL saptanması üzerine hastaya 7575 gram oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) yapılıyor. OGTTOGTT 22. saat plazma glukoz düzeyi 164164 mg/dLmg/dL olarak ölçülüyor.

Bu laboratuvar bulgularına göre hastanın glukoz metabolizması durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hem bozulmuş açlık glukozu hem de bozulmuş glukoz toleransı

Answer

Hastanın glukoz metabolizması durumu hem bozulmuş açlık glukozu (IFG) hem de bozulmuş glukoz toleransı (IGT) olarak tanımlanır.
Amerikan Diyabet Cemiyeti (ADA) ve ulusal kılavuzlara göre, açlık plazma glukozunun 100125100-125 mg/dLmg/dL arasında olması 'Bozulmuş Açlık Glukozu' (IFG), 7575 g OGTTOGTT 22. saat değerinin 140199140-199 mg/dLmg/dL arasında olması ise 'Bozulmuş Glukoz Toleransı' (IGT) olarak tanımlanır. Bu hastada APGAPG 118118 mg/dLmg/dL ve OGTTOGTT 22. saat değeri 164164 mg/dLmg/dL olduğu için her iki durum da mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Açlık plazma glukozu (APG) değerini değerlendir.
APG 118118 mg/dLmg/dL olduğu için 100125100-125 mg/dLmg/dL aralığındaki 'Bozulmuş Açlık Glukozu' (IFG) kriterine uyar.
Diyabet öncesi dönemde (prediyabet) açlık şekerinin normalden yüksek ancak diyabet sınırının altında olması IFG olarak adlandırılır.
2
75 gram OGTT 2. saat plazma glukozu değerini değerlendir.
OGTT 22. saat değeri 164164 mg/dLmg/dL olduğu için 140199140-199 mg/dLmg/dL aralığındaki 'Bozulmuş Glukoz Toleransı' (IGT) kriterine uyar.
Vücudun şeker yüklemesine verdiği yanıtın bozulmuş olması ancak diyabet sınırına ulaşmaması IGT olarak tanımlanır.
3
İki bulguyu birleştirerek metabolik durumu tanımla.
Hasta her iki prediyabetik kriteri de karşılamaktadır.
Prediyabet bir şemsiye terimdir; hastanın spesifik durumu hem IFG hem de IGT kombinasyonudur.

Key Concept

Prediyabet (IFG ve IGT) tanı kriterleri
Estimated Time:1m 30s
Question 175Question

4848 yaşında erkek hasta; son 22 yıldır ayakkabı numarasının büyümesi, ellerde irileşme ve aşırı terleme şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kaba yüz hatları, prognatizm ve makroglossi saptanıyor. Hastanın yapılan ilk laboratuvar incelemesinde yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş serum insülin benzeri büyüme faktörü-11 (IGF1IGF-1) düzeyi belirgin olarak yüksek bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun test aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 7575 gram oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) ile büyüme hormonu (GHGH) supresyonu ölçümü

Answer

Akromegali şüphesi olan ve tarama testi olan IGF1IGF-1 düzeyi yüksek saptanan hastalarda tanıyı kesinleştirmek için 7575 gram oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) ile büyüme hormonu (GHGH) supresyonu ölçülmelidir.
Akromegali tanısında klinik şüphe varlığında ilk yapılacak tarama testi IGF1IGF-1 düzeyidir. IGF1IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre yüksek bulunan hastalarda, tanıyı kesinleştirmek için altın standart test 7575 gram glukoz ile yapılan oral glukoz tolerans testidir (OGTTOGTT). Normal bireylerde glukoz yüklemesi sonrası büyüme hormonu (GHGH) düzeyi <1μg/L<1 \mu g/L (veya <0.4μg/L<0.4 \mu g/L) altına baskılanırken, akromegalide bu supresyonun izlenmemesi tanıyı koydurur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik şüpheyi değerlendir
Hastadaki fiziksel değişiklikler (prognatizm, makroglossi, ekstremite büyümesi) akromegaliyi düşündürür.
Klinik bulgular tanı sürecini başlatmak için gereklidir.
2
Tarama testi uygula
Serum IGF1IGF-1 düzeyi ölçülür; yüksek bulunması ön tanıyı destekler.
IGF1IGF-1 gün boyu sabit düzeyde kaldığı için en iyi tarama testidir.
3
Doğrulama (konfirmasyon) testi uygula
7575 g OGTTOGTT sonrası GHGH düzeyinin 1μg/L1 \mu g/L (veya hassas yöntemlerle 0.4μg/L0.4 \mu g/L) altına baskılanmaması tanıyı kesinleştirir.
Hiperglisemi normalde GHGH salınımını baskılar; akromegalide bu otonomi nedeniyle gerçekleşmez.

Key Concept

Akromegali Tanı Algoritması

Practice More

Akromegali tanısı doğrulandıktan sonraki adım olan adenom lokalizasyonu ve tedavi seçeneklerini (cerrahi vs medikal) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 176Question

22 yaşında erkek hasta, sakal çıkmaması, ses inceliği ve cinsel istekte azalma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki testis volümü 3 mL3\ mL (normal >15 mL>15\ mL) ve yumuşak kıvamda saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde total testosteron düzeyi 110 ng/dL110\ ng/dL (normal: 3001000 ng/dL300-1000\ ng/dL), FSH düzeyi 38 mIU/mL38\ mIU/mL (normal: 1.512.4 mIU/mL1.5-12.4\ mIU/mL) ve LH düzeyi 24 mIU/mL24\ mIU/mL (normal: 1.78.6 mIU/mL1.7-8.6\ mIU/mL) olarak saptanıyor. Bu hastadaki hormonal tablo aşağıdakilerden hangisi ile en doğru şekilde tanımlanır?

Show answer & explanation

Answer: Primer (Hipergonadotropik) hipogonadizm

Answer

Primer (Hipergonadotropik) hipogonadizm
Hastada saptanan düşük testosteron düzeyi hipogonadizm ile uyumludur. Bu düşüklüğe karşılık FSH ve LH düzeylerinin yüksek olması (hipergonadotropik), hipotalamus ve hipofiz aksının sağlam olduğunu ve düşük testosterona yanıt olarak gonadları uyarmaya çalıştığını gösterir. Ancak testisler bu uyarıya yanıt veremediği için (primer yetmezlik) tablo Primer Hipogonadizm olarak tanımlanır.

Step-by-Step Solution

1
Effektör hormon düzeyini değerlendir.
Total testosteron düzeyi 110 ng/dL110\ ng/dL saptanarak hipogonadizm tanısı doğrulandı.
Klinik semptomların biyokimyasal temelini belirlemek için ilk adımdır.
2
Uyarıcı hormon (gonadotropin) düzeylerini kontrol et.
FSH (38 mIU/mL38\ mIU/mL) ve LH (24 mIU/mL24\ mIU/mL) düzeylerinin referans aralığının çok üzerinde olduğu saptandı.
Hipogonadizmin primer (gonadal) mi yoksa sekonder (santral) mi olduğunu ayırt etmek için gereklidir.
3
Hormon eksenindeki geri bildirim (feedback) mekanizmasını yorumla.
Düşük testosteron nedeniyle hipofiz üzerindeki negatif geri bildirimin kalktığı ve hipofizin gonadları uyarmak için daha fazla FSH/LH salgıladığı (hipergonadotropik durum) anlaşıldı.
Yüksek gonadotropinler, hipofizin sağlam olduğunu ancak testislerin yanıt vermediğini kanıtlar.

Key Concept

Hipotallamo-Hipofizer-Gonadal eksen değerlendirmesinde efektör hormon (testosteron) düşükken uyarıcı hormonların (FSH/LH) yüksek olması primer gonadal yetmezliği (Primer Hipogonadizm) gösterir.
Question 177Question

2222 yaşında erkek hasta, polikliniğe ağız kuruluğu ve sık idrara çıkma şikayetleri ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde açlık plazma glukozu 158158 mg/dL, HbA1cHbA1c %7.2\%7.2 olarak saptanıyor. Hastanın babası ve dedesinin de 2020'li yaşlarda diyabet tanısı aldığı ve düşük doz sülfonilüre tedavisine belirgin yanıt verdikleri öğreniliyor. Özgeçmişinde 46004600 gram doğum ağırlığına sahip olduğu ve doğum sonrası ilk 4848 saatte geçici hiperinsülinemik hipoglisemi nedeniyle izlendiği bilgisi mevcut. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi 2323 kg/m² olup sistemik muayenesi normaldir. Adacık antikorları (GADGAD ve ICAICA) negatiftir.

Bu hastada en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hepatosit nükleer faktör-44 alfa (HNF4AHNF4A) mutasyonu

Answer

Hepatosit nükleer faktör-44 alfa (HNF4AHNF4A) mutasyonu (MODY 1), genç yaşta başlayan diyabet, güçlü aile öyküsü ve sülfonilüre duyarlılığına ek olarak yenidoğan döneminde makrozomi ve geçici hiperinsülinemik hipoglisemi bulgularıyla karakterizedir.
Vaka sunumundaki genç yaşta tanı, otozomal dominant aile öyküsü, sülfonilüre duyarlılığı ve antikor negatifliği MODY tanısını kesinleştirir. Hepatosit nükleer faktör-44 alfa (HNF4AHNF4A) mutasyonu (MODY 1), fötal dönemde pankreatik beta hücrelerinden aşırı insülin salınımına neden olarak makrozomiye ve doğum sonrası geçici hipoglisemiye yol açar. Bu hastalar ilerleyen yaşlarda (genellikle adolesan veya genç erişkin dönemde) beta hücre rezervinin azalmasıyla diyabet geliştirirler. Bu fenotipik özellik, sülfonilürelere benzer şekilde duyarlı olan MODY 3'ten (HNF1AHNF1A) ayrımını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik profilini analiz et
Genç yaş (<25<25), otozomal dominant geçiş (33 kuşak), obezite yokluğu ve antikor negatifliği MODY (Maturity-Onset Diabetes of the Young) tanısını düşündürür.
Tip 1 ve Tip 2 DM'yi dışlayarak monojenik diyabet formlarına odaklanmak gerekir.
2
Tedavi yanıtını ve laboratuvar değerlerini değerlendir
Düşük doz sülfonilüre duyarlılığı, HNF1AHNF1A (MODY 3) veya HNF4AHNF4A (MODY 1) mutasyonlarına işaret eder.
Bu mutasyonlar insülin sekresyon defektine neden olur ancak sülfonilürelere karşı aşırı bir beta hücre yanıtı korunmuştur.
3
Yenidoğan öyküsündeki spesifik bulguyu tanımla
46004600 gram doğum ağırlığı (makrozomi) ve yenidoğan dönemi hiperinsülinemik hipoglisemisi, HNF4AHNF4A mutasyonuna özgü bir fenotiptir.
HNF4AHNF4A mutasyonu fötal hayatta insülin sekresyonunu artırırken, ilerleyen yaşlarda beta hücre yetmezliğine ve diyabete yol açar.

Key Concept

MODY 1 (HNF4A) ve MODY 3 (HNF1A) arasındaki temel klinik fark, MODY 1'in yenidoğan döneminde makrozomi ve geçici hiperinsülinemik hipoglisemi ile ilişkili olmasıdır.
Question 178Question

2828 yaşında, 3232 haftalık gebe olan kadın hasta; son 11 haftadır belirginleşen aşırı susama ve günde yaklaşık 88 litreye varan idrar çıkışı şikayeti ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar değerlendirmesinde serum sodyum düzeyi 147147 mEq/LmEq/L, plazma osmolalitesi 305305 mOsm/kgmOsm/kg ve idrar osmolalitesi 110110 mOsm/kgmOsm/kg olarak saptanıyor. Yapılan su kısıtlama testi sonucunda idrar osmolalitesinde anlamlı bir yükselme izlenmiyor. Tanısal amaçlı uygulanan standart arginin vazopressin (AVPAVP) sonrası idrar osmolalitesi 130130 mOsm/kgmOsm/kg ölçülürken, dezmopresin (dDAVPdDAVP) uygulaması sonrası idrar osmolalitesinin 480480 mOsm/kgmOsm/kg düzeyine çıktığı gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gestasyonel diyabetes insipidus

Answer

Gestasyonel diyabetes insipidus
Gestasyonel diyabetes insipidus tanısı, gebeliğin son trimesterinde ortaya çıkması ve doğal vazopressin (AVP) ile sentetik dezmopresin (dDAVP) arasındaki yanıt farkı ile konur. Plasentadan salınan aminopeptidaz (vazopressinaz) yapısındaki enzim, doğal vazopressini hızla metabolize ederken, dDAVP moleküler yapısındaki değişiklik nedeniyle bu enzimden etkilenmez. Hastanın dezmopresine dramatik yanıt vermesi ancak doğal vazopressine yanıt vermemesi bu patofizyolojiyi doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Poliüri, hipernatremik dehidratasyon (Na:147Na: 147, Plazma Osm: 305305) ve düşük idrar osmolalitesi (110110 mOsm/kgmOsm/kg) diyabetes insipidus tablosunu gösterir.
Primer polidipsiyi dışlamak ve diyabetes insipidus tanısını doğrulamak için plazma değerleri kritiktir.
2
Su kısıtlama testi yanıtını analiz et
İdrar osmolalitesinin artmaması, böbreklerin su tutma kapasitesinin bozuk olduğunu (Dİ) kanıtlar.
Primer polidipsi ile Dİ ayrımında altın standarttır.
3
AVP ve Dezmopresin yanıt farkını yorumla
Doğal vazopressine (AVP) yanıt yokken, sentetik dezmopresine (dDAVP) belirgin yanıt alınması, plazmada vazopressini parçalayan bir mekanizma (vazopressinaz) olduğunu gösterir.
Gestasyonel Dİ'yi santral Dİ'den ayıran en önemli laboratuvar bulgusudur.

Key Concept

Gestasyonel diyabetes insipidus, gebelikte plasental vazopressinaz enziminin doğal vazopressini parçalaması sonucu oluşur; sentetik dezmopresin bu enzime dirençli olduğu için tedavide ve ayırıcı tanıda anahtar rol oynar.
Estimated Time:2m 0s
Question 179Question

45 yaşında kadın hasta; halsizlik, cilt kuruluğu, kabızlık ve soğuğa tahammülsüzlük şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 62/dk62/dk, tiroid bezi palpasyonla hafif diffüz büyümüş ve sert kıvamda saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde TSH düzeyi 12 mIU/L12 \text{ mIU/L} (N: 0.44.00.4-4.0) ve serbest T4T_4 düzeyi 0.6 ng/dL0.6 \text{ ng/dL} (N: 0.81.90.8-1.9) olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hashimoto tiroiditi

Answer

Hashimoto tiroiditi
Hastada saptanan halsizlik, bradikardi, kabızlık gibi klinik bulgular hipotiroidi ile tam uyumludur. Laboratuvar tetkiklerinde TSH'ın referans aralığının üzerinde (12 mIU/L12 \text{ mIU/L}), serbest T4T_4'ün ise altında (0.6 ng/dL0.6 \text{ ng/dL}) olması 'primer hipotiroidi' tanısını kesinleştirir. Fizik muayenede saptanan sert ve diffüz guatr, bu tablonun en sık nedeni olan Hashimoto tiroiditini destekleyen spesifik bir bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Halsizlik, kabızlık, soğuk intoleransı ve bradikardi hipotiroidiyi düşündürür.
Bu bulgular metabolizmanın yavaşladığını gösteren klasik hipotiroidi semptomlarıdır.
2
Tiroid fonksiyon testlerinin (TFT) yorumlanması
Yüksek TSH ve düşük serbest T4 saptanması.
TSH yüksekliğine eşlik eden düşük sT4 seviyesi, primer hipotiroidi tanısı için altın standarttır.
3
Etyolojik tanının konulması
Muayenede sert ve diffüz guatr varlığı Hashimoto tiroiditini işaret eder.
Erişkinlerde primer hipotiroidinin en sık nedeni Hashimoto (otoimmün) tiroiditidir.

Key Concept

Primer hipotiroidi tanısında TFT yorumlama ve Hashimoto tiroiditi kliniği

Hints

1
Hastanın metabolik hızı yavaşlamış mı yoksa hızlanmış mı olduğuna karar verin.
2
TSH hormonu tiroid bezini uyarmaya çalışıyor ancak serbest T4T_4 düşük kalıyorsa sorun nerededir?

Practice More

Aynı hastada anti-TPO antikor düzeylerinin yüksek bulunması tanıyı nasıl etkilerdi?
Estimated Time:45s
Question 180Question

35 yaşında bir kadın hasta, son 6 aydır giderek artan yaygın kemik ağrıları ve merdiven çıkmakta zorlanma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede proksimal kas güçsüzlüğü ve kostalarda palpasyonla hassasiyet saptanıyor. İstenen laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Kalsiyum7.9 mg/dL8.5-10.5 mg/dL
Fosfor2.1 mg/dL2.5-4.5 mg/dL
Alkalen Fosfataz (ALP)650 U/L40-150 U/L
Parathormon (PTH)165 pg/mL15-65 pg/mL
25-OH Vitamin D8 ng/mL30-100 ng/mL

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osteomalazi

Answer

Osteomalazi
Hastada D vitamini eksikliğine (8 ng/mL) bağlı olarak bağırsaktan kalsiyum ve fosfor emilimi azalmıştır. Bu durum hipokalsemiye (7.9 mg/dL) yol açmış ve paratiroid bezlerini uyararak sekonder hiperparatiroidizme (PTH: 165 pg/mL) neden olmuştur. Artan PTH, kemikten kalsiyum mobilizasyonunu artırırken böbrekten fosfor atılımını hızlandırarak fosforun daha da düşmesine (2.1 mg/dL) sebep olmuştur. Osteoblast aktivitesinin artması ise ALP yüksekliği (650 U/L) ile sonuçlanmıştır. Klinik olarak yaygın kemik ağrısı ve proksimal miyopati (merdiven çıkma zorluğu) osteomalazinin klasik bulgularıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Yaygın kemik ağrısı ve proksimal kas güçsüzlüğü (miyopati) metabolik kemik hastalıklarını işaret eder.
Semptomlar ayırıcı tanıda yol göstericidir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Hipokalsemi (7.9), Hipofosfatemi (2.1), Yüksek ALP (650), Yüksek PTH (165) ve Düşük D Vitamini (8).
Bu biyokimyasal profil, D vitamini eksikliğine bağlı kalsiyum emilim bozukluğunu ve buna yanıt olarak gelişen sekonder hiperparatiroidizmi gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap
D vitamini eksikliği + mineralizasyon bozukluğu + yetişkin hasta = Osteomalazi.
Çocuklarda raşitizm olarak adlandırılan tablonun yetişkin formudur.

Key Concept

Osteomalazi tanısında hipokalsemi, hipofosfatemi, yüksek ALP ve sekonder PTH yüksekliği ile birlikte proksimal kas güçsüzlüğü tipiktir.

Hints

1
Hastanın D vitamini düzeyinin çok düşük olduğuna dikkat edin.
2
Düşük kalsiyum ve yüksek PTH, paratiroidin 'sekonder' olarak yanıt verdiğini gösterir.
3
Yetişkinlerde D vitamini eksikliği ve mineralizasyon bozukluğu ile giden, 'yumuşak kemik' anlamına gelen hastalık soruluyor.

Practice More

Primer, sekonder ve tersiyer hiperparatiroidizm arasındaki laboratuvar farklarını inceleyin.
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 9 / 27Next
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 9 | Examkin