Gastroenteroloji

431 questions

Question 141Question

2626 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri devam eden astım ve mevsimsel alerjik rinit öyküsü ile başvuruyor. Son 11 yıldır özellikle katı gıdalarla belirginleşen, aralıklı yutma güçlüğü (disfaji) tarifliyor. Geçen hafta bir parça et yedikten sonra boğazında takılma hissi ve göğüs ağrısı nedeniyle acil servise başvurduğu, yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus lümeninde çok sayıda konsantrik halkalanma (trakealizasyon/felinizasyon) ve lineer çizgilenme görüldüğü belirtiliyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Eozinofilik özofajit

Answer

Eozinofilik özofajit tanısı, atopi öyküsü olan genç bir hastada katı gıdalara disfaji ve karakteristik endoskopik bulgularla (trakealizasyon) uyumludur.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın yaş grubu, alerjik özgeçmişi ve özellikle endoskopide görülen 'felinizasyon' (halkalanma) bulgusuyla tam uyumludur. Eozinofilik özofajit, gıda takılması ile acile başvuran genç hastalarda ilk akla gelmesi gereken tanıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik ve özgeçmiş özelliklerini değerlendir.
Genç yaş (2626), erkek cinsiyet ve atopi (astım, alerjik rinit) öyküsü saptandı.
Eozinofilik özofajit tipik olarak genç erkeklerde ve atopyası olan bireylerde görülür.
2
Klinik semptomları analiz et.
Katı gıdalara karşı aralıklı disfaji ve gıda takılması (food impaction) öyküsü mevcut.
Bu semptomlar özofagusta mekanik bir darlık veya fonksiyonel bozukluk olduğunu gösterir.
3
Endoskopik bulguları yorumla.
Özofagusta halkalanma (trakealizasyon) ve lineer çizgilenme saptandı.
Trakealizasyon (felinizasyon) eozinofilik özofajit için patognomonik sayılabilecek kadar tipik bir bulgudur.

Key Concept

Eozinofilik özofajit, genç erkeklerde ve atopi öyküsü varlığında, katı gıda disfajisi ve endoskopik trakealizasyon ile seyreden bir hastalıktır.

Hints

1
Hastanın özgeçmişindeki astım ve rinit öyküsü bir 'alerjik/immün' süreci düşündürmelidir.
2
Endoskopide görülen 'trakealizasyon' terimi, özofagusun bir soluk borusu gibi halkalı görünüm almasını ifade eder.
3
Tanıyı kesinleştirmek için özofagusun farklı seviyelerinden biyopsi alınmalı ve her büyük büyütme alanında 1515 veya daha fazla eozinofil görülmelidir.

Practice More

Eozinofilik özofajit tanısı konan bir hastada ilk basamak tedavi seçeneklerini (PPI, diyet modifikasyonu ve topikal steroidler) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 142Question

5252 yaşında kadın hasta, son 66 aydır özellikle soğuk içeceklerin tüketimiyle tetiklenen, zaman zaman emosyonel stres durumlarında şiddetlenen intermittan retrosternal göğüs ağrısı ve katı-sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü (disfaji) şikayetiyle başvuruyor. Hastanın kardiyak değerlendirmesinde (EKG, kardiyak enzimler ve ekokardiyografi) patoloji saptanmıyor. Baryumlu özofagus grafisinde özofagus gövdesinde düzensiz, lümeni daraltan kontraksiyonlar izleniyor ("tirbuşon özofagus" görünümü). Bu hastada kesin tanı için uygulanan yüksek çözünürlüklü manometride (HRM), Chicago Sınıflamasına (v4.0v4.0) göre tanı koydurucu olan temel bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Distal latansın (DL) yaş yutmaların en az %20\%20'sinde 4.54.5 saniyenin altında olması

Answer

Distal latansın (DL) yaş yutmaların en az %20'sinde 4.5 saniyenin altında olması
Chicago Sınıflaması v4.0'a göre Diffüz Özofageal Spazm tanısı için temel manometrik kriter, normal bir Alt Özofagus Sfinkter (AÖS) gevşemesi (normal IRP) zemininde, distal latansın (DL) 4.54.5 saniyenin altında olduğu prematür kontraksiyonların yaş yutmaların en az %20\%20'sinde izlenmesidir. Distal latans, yutmanın başlangıcından kontraksiyon dalgasının kontraktil deselerasyon noktasına (CDP) kadar geçen süreyi ifade eder ve bu sürenin kısalığı dalganın çok hızlı ve düzensiz ilerlediğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Soğukla tetiklenen göğüs ağrısı, disfaji ve 'tirbuşon özofagus' görünümü Diffüz Özofageal Spazmı (DÖS) işaret eder.
DÖS, kardiyak olmayan göğüs ağrısının önemli bir nedenidir ve radyolojik olarak tirbuşon görünümü karakteristiktir.
2
Kardiyak nedenleri ekarte et
EKG ve enzimlerin normal olması ağrının özofageal kökenli olduğunu destekler.
Retrosternal ağrıda her zaman önce hayatı tehdit eden kardiyak nedenler dışlanmalıdır.
3
Chicago Sınıflaması v4.0 kriterlerini uygula
DÖS tanısı için manometrik olarak prematür kontraksiyonların (kısa distal latans) gösterilmesi gerekir.
Güncel sınıflamada DÖS, normal IRP varlığında yutmaların %20 veya daha fazlasında distal latansın (DL) 4.5 saniyeden kısa olmasıyla tanımlanır.

Key Concept

Diffüz Özofageal Spazm (DÖS) ve Distal Latans

Practice More

Chicago Sınıflaması v4.0'da akalazya alt tiplerinin (Tip I, II, III) manometrik farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 143Question

30 yaşında erkek hasta; bir haftadır süregelen halsizlik, mide bulantısı ve idrar renginde koyulaşma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sklera ve ciltte belirgin ikter (sarılık) saptanıyor.

Hastanın laboratuvar değerleri aşağıdadır:

TetkikSonuç
ASTAST1150 U/L1150 \text{ U/L}
ALTALT1400 U/L1400 \text{ U/L}
Toplam Bilirubin6.2 mg/dL6.2 \text{ mg/dL}
HBsAgHBsAgNegatif
AntiHBsAnti-HBsNegatif

Bu verilere göre, hastada şüphelenilen akut hepatit B tanısını kesinleştirmek için bakılması gereken en duyarlı serolojik belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-HBc IgM

Answer

Akut hepatit B'nin pencere döneminde tanıyı koyduran belirteç Anti-HBc IgM'dir.
Akut Hepatit B enfeksiyonu sırasında HBsAgHBsAg kandan temizlendikten sonra AntiHBsAnti-HBs antikorları henüz saptanabilir düzeye ulaşmamış olabilir. Bu aradaki süreye 'pencere dönemi' denir. Bu dönemde serolojik olarak tanıyı koyduran tek gösterge Anti-HBc IgM pozitifliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Belirgin transaminaz yüksekliği (>1000 U/L>1000 \text{ U/L}) ve ikter, akut viral hepatit tablosunu destekler.
Tanısal sürecin ilk adımı klinik tablonun tanımlanmasıdır.
2
Başlangıç serolojisinin yorumlanması
HBsAgHBsAg ve AntiHBsAnti-HBs negatifliği, enfeksiyonun 'pencere dönemi' (window period) olarak adlandırılan evrede olabileceğini düşündürür.
HBsAg kandan temizlenmiş ancak Anti-HBs henüz oluşmamış olabilir.
3
Kesin tanı için spesifik belirtecin seçilmesi
Bu evrede kanda saptanabilen tek spesifik belirteç Anti-HBc IgM'dir.
Anti-HBc IgM, akut enfeksiyonun en erken ve en güvenilir serolojik göstergesidir.

Key Concept

Hepatit B Pencere Dönemi (Window Period)
Question 144Question

2626 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden sağ alt kadran ağrısı ve günde 343-4 kez olan, kan içermeyen ishal şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde perianal bölgede aktif akıntılı bir fistül ağzı ve ağrılı deri katlantıları (skin tags) saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Crohn hastalığı

Answer

En olası tanı Crohn hastalığıdır.
Doğru olan seçenek Crohn hastalığını ifade eder çünkü perianal fistüller ve sağ alt kadran ağrısı (ileal tutulum), bu hastalığın klasik klinik sunumudur. Crohn hastalığında inflamasyon tüm katmanları tuttuğu (transmural) için fistülleşme eğilimi yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın temel şikayetlerini ve süresini analiz et.
33 aydır süren karın ağrısı ve ishal kronik bir inflamatuar süreci düşündürür.
Süreç kronik olduğu için akut enfeksiyöz nedenler dışlanır.
2
Fizik muayenedeki spesifik bulguları değerlendir.
Perianal fistül ve deri katlantıları saptanmıştır.
İnflamatuar bağırsak hastalıkları arasında perianal tutulum Crohn hastalığı için oldukça karakteristiktir.
3
Hastalığın anatomik lokalizasyonunu ve karakterini birleştir.
Sağ alt kadran ağrısı (terminal ileum tutulumu lehine) ve perianal hastalık Crohn tanısını doğrular.
Ülseratif kolit tipik olarak sol kolonu ve rektumu tutarken, Crohn sağ tarafı ve perianal bölgeyi daha sık tutar.

Key Concept

Perianal fistül ve deri katlantıları, Crohn hastalığını ülseratif kolitten ayıran en önemli klinik ipuçlarından biridir.

Hints

1
İnflamatuar bağırsak hastalıklarından hangisi tüm bağırsak katmanlarını (transmural) tutar?
Estimated Time:45s
Question 145Question

65 yaşında erkek hasta, son 3 aydır katı gıdalara karşı artan yutma güçlüğü ve 10 kg istemsiz kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 40 yıldır günde 1 paket sigara kullanımı öyküsü mevcut. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus orta 1/3'te lümeni daraltan, ülserovejetan görünümlü kitle saptanıyor. Biyopsi sonucu 'Skuamöz (Yassı) Hücreli Karsinom' olarak raporlanıyor. Bu hastada, tümörün salgıladığı hümoral mediyatörlere bağlı olarak gelişmesi en muhtemel paraneoplastik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hiperkalsemi

Answer

Hiperkalsemi
Özofagusun skuamöz (yassı) hücreli karsinomu, paraneoplastik sendrom olarak en sık Hiperkalsemi ile ilişkilidir. Bu durum, tümör hücrelerinden salgılanan Parathormon benzeri peptid (PTHrP) aracılığıyla gerçekleşir. PTHrP, parathormon reseptörlerine bağlanarak kemik rezorpsiyonunu ve böbrekten kalsiyum geri emilimini artırır, ancak serum PTH düzeyi baskılanmıştır. Bu tablo, akciğerin skuamöz hücreli karsinomunda da benzer şekilde görülür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın kliniğini ve tanısını analiz et
65 yaş erkek, sigara öyküsü, disfaji, kilo kaybı ve orta özofagus kitlesi: Skuamöz Hücreli Özofagus Karsinomu.
Tanıyı doğru belirlemek, eşlik eden paraneoplastik sendromu tahmin etmek için gereklidir.
2
Skuamöz hücreli karsinom ile ilişkili paraneoplastik sendromları hatırla
Skuamöz hücreli karsinomlar (akciğer veya özofagus kaynaklı) sıklıkla Parathormon benzeri peptid (PTHrP) salgılar.
Tümör histolojisi ile paraneoplastik sendrom arasındaki ilişkiyi kurmak.
3
PTHrP salgısının klinik sonucunu belirle
PTHrP, kemiklerden kalsiyum rezorpsiyonunu artırarak Hiperkalsemiye neden olur.
Patofizyolojik mekanizmayı klinik bulguya dönüştürmek.

Key Concept

Özofagus Kanseri ve Paraneoplastik Sendromlar
Estimated Time:1m 0s
Question 146Question

3434 yaşında erkek hasta, Karayipler'de geçirdiği 11 yıllık görev süresinin ardından Türkiye'ye döndükten 33 ay sonra başlayan kronik ishal, steatore ve 88 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk ve dilde düzleşme (glossit) saptanıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin9.29.2 g/dL
MCV112112 fL
Serum B12B_{12}120120 pg/mL (Düşük)
Serum Folat2.12.1 ng/mL (Düşük)
D-ksiloz emilim testiPatolojik

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tropikal sprue

Answer

Karayipler seyahati sonrası gelişen yaygın malabsorbsiyon ve hem B12 hem de folat eksikliğine bağlı megaloblastik anemi tablosu Tropikal Sprue tanısını desteklemektedir.
Tropikal sprue; Karayipler, Hindistan ve Güneydoğu Asya gibi bölgelerde yaşayanlarda veya bu bölgelere seyahat edenlerde görülen bir malabsorbsiyon sendromudur. İnce bağırsağın tüm segmentlerini tutma eğiliminde olduğu için hem proksimalden emilen folat hem de distalden emilen B12 vitamini eksikliği birlikte görülür. Bu durum hastada megaloblastik anemi (yüksek MCV) gelişimine neden olur. D-ksiloz emilim testinin patolojik olması, emilim bozukluğunun mukoza kaynaklı olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Seyahat öyküsü ve malabsorbsiyon bulgularını değerlendir.
Karayipler seyahati, steatore ve kilo kaybı belirlendi.
Tropikal bölgelere maruziyet ve ince bağırsak fonksiyon bozukluğu şüphesi oluşturmak.
2
Anemi tipini ve vitamin düzeylerini analiz et.
B12 ve folat eksikliğine bağlı makrositik (megaloblastik) anemi saptandı.
İnce bağırsağın hem proksimal (folat) hem de distal (B12) kısımlarının yaygın tutulduğunu doğrulamak.
3
D-ksiloz testi ve klinik tabloyu birleştirerek ayırıcı tanı yap.
D-ksiloz testinin bozuk olması mukoza hasarını gösterir; seyahat öyküsüyle Tropikal Sprue tanısı konur.
Diğer malabsorbsiyon nedenlerini dışlayıp özgül endemik tabloya ulaşmak.

Key Concept

Tropikal sprue, endemik bölge seyahati sonrası tüm ince bağırsağı tutan mukoza hasarı, steatore ve megaloblastik anemi ile karakterize bir hastalıktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 147Question

3535 yaşında erkek hasta, 33 aydır devam eden, günde 343-4 kez olan, pis kokulu ve bol miktarda ishal, karın şişkinliği ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın son 66 aydır Karayipler'de bir insani yardım projesinde görev yaptığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin: 9.59.5 g/dL, MCV: 105105 fL (Normal: 8010080-100 fL) ve serum folat ile vitamin B12B_{12} düzeyleri düşük saptanıyor. İnce bağırsak biyopsisinde total villöz atrofi ve lamina propriada mononükleer hücre infiltrasyonu izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tropikal spru

Answer

Tropikal spru (Karayipler hikayesi, hem folat hem de vitamin B12B_{12} eksikliği ve biyopside villöz atrofi ile uyumlu)
Tropikal spru tanısı, hastanın Karayipler gibi endemik bir bölgede bulunmuş olması, steatore ile uyumlu ishal şikayetleri ve ince bağırsağın hem proksimal (folat) hem de distal (B12B_{12}) kısımlarının etkilendiğini gösteren laboratuvar bulguları ile konur. Biyopside görülen villöz atrofi bu tabloyu tamamlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün analizi
Hastanın Karayipler (endemik bölge) geçmişi olması tropikal malabsorpsiyon sendromlarını akla getirir.
Tropikal spru, Karayipler, Hindistan ve Güneydoğu Asya'da endemik olarak görülür.
2
Laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Makrositik anemi (MCV=105MCV=105) ile birlikte hem folat hem de B12B_{12} düşüklüğü saptanmıştır.
Tropikal spru hem jejunumu (folat) hem de ileumu (B12B_{12}) yaygın olarak etkiler.
3
Biyopsi ve ayırıcı tanı
Total villöz atrofi bulgusu Çölyak ve Tropikal Spru'da ortaktır; ancak öykü ve yaygın emilim bozukluğu tanıyı belirler.
Çölyak hastalığında B12B_{12} eksikliği tropikal spru'ya göre çok daha nadirdir.

Key Concept

Tropikal spru, endemik bölge öyküsü olan hastalarda görülen ve ince bağırsağın tüm segmentlerini etkileyerek multipl besin eksikliğine (özellikle folat ve B12B_{12}) yol açan bir hastalıktır.

Practice More

Tropikal spru ve Çölyak hastalığının biyopsi farklarını ve tedavi yanıtlarını (antibiyotik vs glutensiz diyet) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 148Question

6262 yaşında erkek hasta, HCVHCV enfeksiyonuna bağlı Child-Pugh C evre karaciğer sirozu tanısıyla takip edilmektedir. Özofagus varis kanaması birincil profilaksisi amacıyla günlük 40 mg40\ mg propranolol kullanmaktadır. Son 22 gündür artan karın ağrısı, karın şişliği ve halsizlik şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 88/54 mmHg88/54\ mmHg, nabız 66/dk66/dk, yaygın asit ve konfüzyon (Grade 11 ensefalopati) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Serum Kreatinin: 1.9 mg/dL1.9\ mg/dL (bazal: 0.8 mg/dL0.8\ mg/dL), Sodyum: 126 mEq/L126\ mEq/L, Asit sıvısı mutlak polimorf nüveli lökosit sayısı: 520/mm3520/mm^3 olarak bulunuyor. Bu hastada tıbbi tedavi yönetimi ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Propranolol tedavisi derhal kesilmeli; enfeksiyon kontrol altına alınıp hemodinamik parametreler ve böbrek fonksiyonları normale dönene kadar tekrar başlanmamalıdır.

Answer

Propranolol tedavisi derhal kesilmeli; enfeksiyon kontrol altına alınıp hemodinamik parametreler ve böbrek fonksiyonları normale dönene kadar tekrar başlanmamalıdır.
Sirozda portal hipertansiyon yönetiminde non-selektif beta blokerler (NSBB) bir köşe taşıdır. Ancak 'Pencere Hipotezi'ne göre, NSBB'lerin faydası erken dekompanse evrede maksimize iken, Spontan Bakteriyel Peritonit (SBP), Refrakter Asit veya Akut Böbrek Hasarı (AKI) ile seyreden son evre dekompanse sirozda 'pencere kapanır'. Bu hastalarda NSBB'ler sistemik ortalama arter basıncını düşürerek böbrek perfüzyonunu bozar ve mortaliteyi artırır. Güncel kılavuzlar, SBP ve AKI/Hipotansiyon varlığında NSBB'lerin kesilmesini önermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları (SBP, AKI, Hipotansiyon) değerlendir.
Hastada Spontan Bakteriyel Peritonit (520/mm3520/mm^3 lökosit), Akut Böbrek Hasarı (Kreatinin: 1.9 mg/dL1.9\ mg/dL) ve Hipotansiyon (88/54 mmHg88/54\ mmHg) mevcut.
Komplikasyonların şiddetine göre tedavi planı belirlenir.
2
Mevcut non-selektif beta bloker (NSBB) tedavisini sorgula.
Hasta birincil profilaksi için propranolol kullanıyor.
NSBB'lerin ileri evre komplikasyonlu sirozda 'Pencere Hipotezi' (Window Hypothesis) uyarınca etkileri değişir.
3
Gastroenteroloji rehberlerini (EASL/AASLD) uygula.
SBP ve AKI gelişen siroz hastalarında NSBB'lerin sistemik vazodilatasyonu artırarak mortaliteyi ve böbrek hasarını derinleştirdiği bilinmektedir.
NSBB'ler 'pencere kapandığında' (ileri evre komplikasyonlarda) faydadan çok zarar getirir.
4
Tedavi kararını ver.
Propranolol kesilir; enfeksiyon çözülene ve böbrek/hemodinami düzelene dek başlanmaz.
Mortaliteyi azaltmak ve böbrek iyileşmesini sağlamak için standart uygulama budur.

Key Concept

Sirozda Non-selektif Beta Blokerlerin (NSBB) kullanımında 'Pencere Hipotezi' (Window Hypothesis).

Hints

1
Hastada eşlik eden hipotansiyon ve akut böbrek hasarı varlığını göz önünde bulundurun.

Practice More

Karvedilol'ün sistemik hemodinamik etkilerini ve sirozun hangi evresinde kontrendike olduğunu inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 149Question

4646 yaşında kadın hasta, son 44 aydır özellikle perine, kasıklar ve alt ekstremitelerde yerleşen ağrılı ve kaşıntılı deri döküntüleri nedeniyle başvuruyor. Döküntüler eritematöz bir zemin üzerinde vezikül ve büllerle başlayıp, merkezden iyileşirken kenarlara doğru yayılan (migratuar) ve sonunda hiperpigmente krutlar bırakan bir seyir izlemektedir. Hastanın fizik muayenesinde glossit ve angular şelit saptanıyor. Özgeçmişinde bir ay önce geçirilmiş derin ven trombozu (DVTDVT) ve yeni tanı diabetes mellitus öyküsü olan hastanın laboratuvar incelemesinde normokrom normositer anemi ve hafif hiperglisemi (142142 mg/dL) dışında özellik saptanmıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glukagonoma

Answer

Klinik bulgular ve laboratuvar verileri ışığında en olası tanı Glukagonoma'dır.
Hastada tarif edilen döküntü karakteri (eritemli zeminde büller, migratuar seyir ve krutlanma) nekrolitik migratuar eritemdir. Bu bulgu, pankreasın alfa hücrelerinden köken alan ve aşırı glukagon salgılayan bir nöroendokrin tümör olan glukagonoma için patognomoniktir. Hastadaki yeni başlangıçlı diyabet, derin ven trombozu öyküsü ve normokrom normositer anemi tanıyı destekleyen klasik '4D sendromu' bileşenleridir.

Step-by-Step Solution

1
Deri lezyonlarının karakterini analiz et.
Nekrolitik migratuar eritem (NME) saptandı.
Döküntünün merkezden iyileşip kenara yayılması ve büllöz karakteri bu lezyon için patognomoniktir.
2
Eşlik eden sistemik bulguları değerlendir.
Diabetes mellitus, DVT ve anemi varlığı görüldü.
Glukagonoma '4D sendromu' (Dermatitis, Diabetes, DVT, Depression/Decline) olarak bilinir.
3
Ayırıcı tanıları dışla.
Akrodermatit enteropatika ve diğer NET'ler elendi.
Klinik triadın tam uyumu tanıyı glukagonoma yönüne çeker.

Key Concept

Glukagonoma ve Nekrolitik Migratuar Eritem (NME)

Alternative Method

Tanıda en duyarlı yöntem serum glukagon düzeyinin ölçülmesidir (>500>500 pg/mL genellikle tanısaldır).
Estimated Time:2m 0s
Question 150Question

6060 yaşında kadın hasta, son 22 gündür devam eden melena ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde romatizmal şikayetleri nedeniyle sık non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanım öyküsü mevcut. Kan basıncı 115/75115/75 mmHgmmHg, nabız 9292/dakika ölçülüyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunda 22 cmcm çapında bir ülser ve ülser tabanında aktif sızıntı tarzında (oozing) kanama izleniyor. Bu hastadaki lezyonun Forrest sınıflaması ve en uygun yönetim yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Forrest Ib - Endoskopik tedavi ve intravenöz proton pompa inhibitörü

Answer

Forrest Ib evresindeki aktif sızıntı tarzındaki kanama için endoskopik tedavi ve intravenöz proton pompa inhibitörü uygulanmalıdır.
Endoskopik olarak saptanan 'aktif sızıntı' (oozing), Forrest sınıflamasında Ib olarak adlandırılır. Bu evre yüksek riskli kabul edilir ve aktif kanamanın durdurulması için endoskopik girişim (epinefrin enjeksiyonu, koterizasyon veya hemoklip) ile asit supresyonu için intravenöz PPI tedavisi standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Endoskopik bulgunun Forrest sınıflamasına göre evrelendirilmesi.
Ülser tabanındaki aktif sızıntı (oozing) kanama, Forrest Ib olarak tanımlanır.
Yönetim stratejisinin belirlenmesi için kanamanın tipi ve re-bleeding (tekrar kanama) riskinin saptanması gerekir.
2
Lezyonun risk düzeyine göre tedavi yönteminin seçilmesi.
Forrest Ib yüksek riskli bir lezyondur ve endoskopik tedavi (enjeksiyon, termal veya mekanik) gerektirir.
Aktif kanama gösteren lezyonlarda mortalite ve morbiditeyi azaltmak için hemostaz sağlanmalıdır.
3
Farmakolojik desteğin planlanması.
Yüksek doz intravenöz proton pompa inhibitörü (PPI) başlanır.
Mide pH'ının 66'nın üzerine çıkarılması pıhtı stabilitesini artırarak tekrar kanama riskini azaltır.

Key Concept

Peptik ülser kanamalarında Forrest sınıflaması, hem kanama riskini belirlemede hem de endoskopik/medikal tedavi kararında temel rehberdir.

Hints

1
Üst GİS kanamalarında Forrest sınıflaması, endoskopik görünümdeki aktif kanama, yakın zamanda kanama belirtileri ve düşük riskli bulguları ayırır.
2
Aktif kanamalar Ia (fışkıran) ve Ib (sızan) olarak ikiye ayrılır. Her ikisi de yüksek riskli kabul edilir.
3
Varis kanaması ile non-varis kanaması (ülser gibi) tedavilerini karıştırmayın; vazokonstrüktör ilaçlar ülser kanamasında etkili değildir.

Practice More

Forrest sınıflamasındaki diğer evreleri (özellikle IIa ve IIb) ve bunların tekrar kanama risk yüzdelerini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 151Question

3434 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden halsizlik, yaygın eklem ağrıları ve hafif sarılık şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde karaciğer kosta kenarında 2 cm2\ cm palpabl ve hassas olarak saptanıyor; splenomegali veya asit bulgusuna rastlanmıyor. Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Aralığı
ASTAST420 U/L420\ U/L0400-40
ALTALT510 U/L510\ U/L0400-40
Alkalen Fosfataz (ALPALP)110 U/L110\ U/L3012030-120
Total Bilirubin3.2 mg/dL3.2\ mg/dL0.31.20.3-1.2
Albümin3.1 g/dL3.1\ g/dL3.55.03.5-5.0
Total Protein9.2 g/dL9.2\ g/dL6.08.06.0-8.0
INRINR1.41.40.81.20.8-1.2

Hastanın viral hepatit paneli (HBsAgHBsAg, AntiHCVAnti-HCV, AntiHAV IgMAnti-HAV\ IgM, AntiHEV IgMAnti-HEV\ IgM) negatif saptanıyor. Otoimmün belirteçlerden ANAANA 1:401:40 (zayıf pozitif) bulunurken, ASMAASMA ve AntiLKM1Anti-LKM1 negatif sonuçlanıyor. Karaciğer biyopsisinde "arayüz (interface) hepatiti" ve yoğun plazma hücresi infiltrasyonu izleniyor.

Bu hastada tanıyı desteklemek amacıyla bakılabilecek ve otoimmün hepatit için en yüksek özgüllüğe (spesifite) sahip olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-SLA/LP (Anti-soluble liver antigen/liver-pancreas)

Answer

Anti-SLA/LP (Anti-soluble liver antigen/liver-pancreas) antikoru, otoimmün hepatit tanısında en yüksek özgüllüğe sahip belirteçtir.
Anti-SLA/LP (Anti-soluble liver antigen/liver-pancreas) antikoru, otoimmün hepatit (OİH) tanısında özgüllüğü (spesifite) en yüksek olan antikor olup, vakaların yaklaşık %10-30'unda pozitiftir. Özellikle ANA ve ASMA'nın negatif olduğu 'seronegatif OİH' vakalarında tek başına pozitif saptanabilir. Ayrıca bu antikorun pozitifliği, hastalığın daha ağır seyredeceğine ve tedavi sonrası nüks riskinin daha yüksek olduğuna işaret eden prognostik bir öneme de sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hepatoseüler hasar (yüksek AST/ALT), hipergamaglobulinemi (Total protein - Albümin farkı > 6) ve negatif viral seroloji.
Hastanın klinik tablosunun viral olmayan bir kronik hepatit (muhtemelen otoimmün) olduğunu doğrulamak için.
2
Biyopsi bulgularını değerlendir.
Arayüz hepatiti ve plazma hücresi infiltrasyonu.
Bu bulgular otoimmün hepatit (OİH) için patognomonik olmasa da oldukça karakteristiktir.
3
Serolojik belirteçlerin özgüllüğünü karşılaştır.
Anti-SLA/LP, OİH tanısında %99+ özgüllüğe sahiptir.
Standart otoantikorların (ANA, ASMA) negatif olduğu veya tanıda şüphe duyulan durumlarda en spesifik yardımcı testi seçmek için.

Key Concept

Otoimmün hepatit tanısında 'basitleştirilmiş kriterler' ve Anti-SLA/LP'nin tanısal/prognostik önemi.
Estimated Time:2m 0s
Question 152Question

5252 yaşında erkek hasta, alkol ve HCVHCV zemininde gelişen karaciğer sirozu tanısıyla takip edilmektedir. Acil servise ani başlayan hematemez şikayetiyle başvurmuştur. Fizik muayenesinde konfüzyon saptanmamış olup, orta derecede asit ve splenomegali mevcuttur. Laboratuvar değerleri: Hemoglobin 8,2 g/dL8,2\text{ g/dL}, Trombosit 65.000/mm365.000/\text{mm}^3, INR 1,81,8, Albümin 2,2 g/dL2,2\text{ g/dL}, Total Bilirubin 4,5 mg/dL4,5\text{ mg/dL} olarak saptanmıştır. Yapılan acil endoskopide özofagus varislerinden aktif fışkırır tarzda kanama izlenmiş ve başarılı bant ligasyonu uygulanmıştır. Hastaya intravenöz somatostatin ve seftriakson tedavisi başlanmıştır.

Bu hastada mortaliteyi azaltmak ve tedavi başarısızlığını önlemek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İlk 247224-72 saat içerisinde erken (pre-emptive) TIPS uygulanması

Answer

Yüksek riskli siroz hastalarında (Child-Pugh C < 14 veya aktif kanamalı Child-Pugh B) akut varis kanaması sonrası ilk 24-72 saat içinde erken (pre-emptive) TIPS uygulanması önerilir.
Hastanın Child-Pugh skoru 1111 (Sınıf C) olarak hesaplanmıştır. Baveno VII ve güncel karaciğer hastalıkları kılavuzlarına göre, Child-Pugh C (1414 puan altı) veya endoskopide aktif kanaması olan Child-Pugh B hastaları yüksek riskli grup olarak kabul edilir. Bu grupta, ilk 247224-72 saat içerisinde (ideal olarak ilk 2424 saat) uygulanan erken (pre-emptive) TIPS tedavisi, standart tedaviye göre hem tekrar kanama oranlarını düşürür hem de mortaliteyi anlamlı ölçüde azaltır.

Step-by-Step Solution

1
Child-Pugh skorunun hesaplanması
Bilirubin: 3 puan, Albümin: 3 puan, INR: 2 puan, Asit: 2 puan, Ensefalopati: 1 puan. Toplam: 11 puan.
Hastanın risk kategorisini belirlemek için evreleme yapılmalıdır.
2
Risk sınıflandırmasının yapılması
Hasta Child-Pugh C evresindedir ve endoskopide aktif fışkırır tarzda kanama saptanmıştır.
Child-Pugh C (14 puan altı) ve aktif kanamalı Child-Pugh B hastaları 'yüksek riskli' gruptadır.
3
Güncel kılavuzlara (Baveno VII) göre tedavi stratejisinin belirlenmesi
Erken (pre-emptive) TIPS endikasyonu saptanmıştır.
Yüksek riskli hastalarda standart tedaviye (vazoaktif + bant ligasyonu) kıyasla erken TIPS sağkalımı artırır ve re-kanamayı azaltır.

Key Concept

Varis kanamasında erken (pre-emptive) TIPS endikasyonları
Estimated Time:3m 0s
Question 153Question

32 yaşında bir erkek hasta, yeni bir işe giriş sürecinde istenen rutin sağlık tarama testlerinin sonuçlarını değerlendirmeniz için polikliniğe başvuruyor. Hastanın bilinen bir kronik hastalığı yoktur ve fizik muayene bulguları tamamen normaldir. Tetkik sonuçları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Değerler
HBsAgNegatifNegatif
Anti-HBsPozitif (240240 mIU/mL)>10>10 mIU/mL
Anti-HBc IgGNegatifNegatif
ALT2222 U/L0400-40 U/L
AST1818 U/L0400-40 U/L

Bu serolojik profil aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Hepatit B aşılaması sonrası bağışıklık

Answer

Verilen laboratuvar bulguları, hastanın Hepatit B virüsüne karşı aşılanma yoluyla bağışıklık kazandığını göstermektedir.
Hastanın HBsAg değerinin negatif olması aktif bir enfeksiyonun bulunmadığını gösterir. Anti-HBs değerinin pozitif olması (özellikle 1010 mIU/mL üzerinde olması) hastanın bağışıklığa sahip olduğunu kanıtlar. Bu tabloda kilit nokta Anti-HBc IgG'nin negatif olmasıdır; bu antikor sadece virüsün kendisiyle karşılaşıldığında (doğal enfeksiyon) oluşur. Rekombinant HBV aşıları sadece yüzey antijeni (HBsAg) içerdiğinden, aşılı kişilerde sadece Anti-HBs pozitifleşir, Anti-HBc antikorları negatif kalır.

Step-by-Step Solution

1
HBsAg sonucunun analizi
HBsAg negatif (Aktif enfeksiyon yok)
Yüzey antijeninin negatif olması, hastanın o an için bir HBV enfeksiyonu taşımadığını gösterir.
2
Anti-HBs sonucunun analizi
Anti-HBs pozitif (Bağışıklık var)
Yüzey antikorunun pozitif olması, vücudun virüse karşı koruyucu yanıt geliştirdiğini kanıtlar.
3
Anti-HBc IgG sonucunun analizi
Anti-HBc IgG negatif (Doğal enfeksiyon geçirilmemiş)
Core (çekirdek) antikoru sadece gerçek virüsle karşılaşılması durumunda oluşur. Aşıda sadece HBsAg bulunduğu için core antikoru oluşmaz.

Key Concept

Hepatit B serolojisinde 'Aşılanmış' profilin 'Doğal Bağışık' profilden ayrımı Anti-HBc IgG varlığı ile yapılır.

Practice More

Bağışıklık durumunda Anti-HBc IgG'nin önemini pekiştirmek için 'izole Anti-HBc pozitifliği' durumlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 154Question

4242 yaşında erkek hasta, 1010 yıldır bilinen kronik Hepatit B enfeksiyonu nedeniyle takip edilmektedir. Son 55 yıldır inaktif taşıyıcı fazında (HBsAg ++, HBeAg -, Anti-HBe ++, HBV DNA <2000< 2000 IU/mL, ALT normal) olduğu bilinen hastanın son 22 haftadır halsizlik, iştahsızlık ve sarılık şikayetleri başlamıştır. Yapılan tetkik sonuçları aşağıda sunulmuştur:

Parametre66 Ay Önceki SonuçGüncel Sonuç
AST (U/L)242411501150
ALT (U/L)222213801380
Total Bilirubin (mg/dL)0.80.85.45.4
HBsAg(+)(+)(+)(+)
HBeAg()(-)()(-)
Anti-HBe(+)(+)(+)(+)
HBV DNA (IU/mL)12001200150150
Anti-HDV()(-)(+)(+)
Anti-HDV IgM()(-)(+)(+)
Anti-HBc IgM()(-)()(-)
Anti-HBc IgG(+)(+)(+)(+)

Bu hastadaki akut klinik tablodan sorumlu olan mekanizma ve en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Delta hepatiti süperenfeksiyonu; HDV'nin HBV replikasyonunu baskılaması

Answer

Delta hepatiti süperenfeksiyonu ve HDV'nin HBV replikasyonunu baskılaması
Doğru seçenek, hastanın klinik tablosunu hem kronik geçmişi hem de güncel laboratuvar verileriyle eksiksiz açıklar. Kronik bir HBsAg taşıyıcısında Anti-HDV IgM pozitifliği saptanması 'süperenfeksiyon' tanısını koydurur. Bu tabloda tipik olarak görülen HBV DNA düşüşü, Delta virüsünün Hepatit B virüs replikasyonunu baskılama (interferans) özelliğinden kaynaklanır. Bu durum, ALT değerleri binlerin üzerine çıkarken viral yükün azalması gibi paradoksal bir tabloya yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Serolojik verilerin analizi
Anti-HBc IgG pozitifliği ve Anti-HBc IgM negatifliği hastanın eski bir Hepatit B taşıyıcısı olduğunu kanıtlar.
Akut Hepatit B (ko-enfeksiyon olasılığı) Anti-HBc IgM ile dışlanmalıdır.
2
HDV markerlarının değerlendirilmesi
Anti-HDV ve Anti-HDV IgM pozitifliği, kronik taşıyıcıda akut bir Delta enfeksiyonuna (süperenfeksiyon) işaret eder.
Süperenfeksiyon, kronik HBV zemininde HDV'nin sonradan eklenmesidir.
3
HBV DNA değişiminin yorumlanması
HBV DNA düzeyinin 12001200 IU/mL'den 150150 IU/mL'ye düşmesi, HDV'nin HBV replikasyonunu inhibe ettiğini gösterir.
Viral interferans mekanizması gereği, HDV baskın hale geldiğinde HBV replikasyonu suprese olur.

Key Concept

Hepatit D Süperenfeksiyonu ve Viral İnterferans

Practice More

Kronik Delta hepatiti tedavisinde güncel bir seçenek olan Bulevirtid'in etki mekanizmasını (NTCP reseptör blokajı) gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 155Question

Halsizlik ve ellerde uyuşma şikayetleri ile polikliniğe başvuran 5858 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk ve dilde papillalarda silinme saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin: 9.29.2 g/dLg/dL, MCV: 112112 fLfL, Vitamin B12B_{12}: 9595 pg/mLpg/mL (N:200900N: 200-900) ve serum gastrin düzeyi: 12001200 pg/mLpg/mL (N<100N < 100) bulunuyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde korpus ve fundus mukozasının atrofik olduğu, antrumun ise doğal izlendiği saptanıyor. Korpustan alınan biyopsilerde yoğun lenfositik infiltrasyon, parietal hücre kaybı ve kromogranin A pozitif hücrelerde lineer hiperplazi izleniyor. Bu hastada gelişebilecek gastrik nöroendokrin tümör (karsinoid) tipi ve patogenezinden sorumlu temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tip 1 karsinoid tümör - Aklorhidriye sekonder gelişen hipergastrinemi

Answer

Tip 1 karsinoid tümör - Aklorhidriye sekonder gelişen hipergastrinemi
Hastada saptanan makrositik anemi (MCV:112MCV: 112 fLfL), B12B_{12} eksikliği ve endoskopide korpus/fundus atrofisi (antrumun korunması) otoimmün metaplastik atrofik gastriti (Tip A gastrit) işaret eder. Bu tabloda parietal hücre kaybı nedeniyle asit üretilemez (aklorhidri). Aklorhidri, antrumdaki G hücrelerinden masif gastrin salınımına yol açar. Gastrin, fundustaki ECL hücreleri üzerinde trofik (büyütücü) etkiye sahiptir. Bu kronik stimülasyon önce ECL hücre hiperplazisine (biyopsideki kromogranin A pozitifliği), ilerleyen dönemde ise Tip 1 gastrik karsinoid tümörlere neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Makrositik anemi, Vitamin B12B_{12} eksikliği ve korpus/fundus atrofisi bulguları 'Otoimmün Metaplastik Atrofik Gastrit' (Pernisiyöz Anemi) tanısını koydurur.
Otoimmün gastrit tipik olarak antrumu korur, korpus ve fundusta parietal hücre kaybına yol açar.
2
Patofizyolojik geri bildirim mekanizmasının değerlendirilmesi
Parietal hücre kaybı sonucu asit salınımı azalır (aklorhidri), bu da antral G hücrelerinden aşırı gastrin salınımına neden olur.
Asit eksikliği gastrin üzerindeki negatif geri bildirimi ortadan kaldırır.
3
Tümör gelişim sürecinin belirlenmesi
Kronik hipergastrinemi, korpustaki ECL (enterokromaffin benzeri) hücrelerinde önce hiperplaziye, ardından Tip 1 karsinoid tümörlere yol açar.
Gastrin, ECL hücreleri için güçlü bir büyüme faktörüdür (trofik etki).

Key Concept

Otoimmün gastrit zemininde hipergastrinemiye bağlı ECL hücre hiperplazisi ve Tip 1 karsinoid gelişimi
Question 156Question

3232 yaşında kadın hasta, son 22 aydır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve sarılık şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde skleralar ikterik saptanıyor ve hepatomegali eşlik ediyor. Yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans
AST640 U/L640 \text{ U/L}0400-40
ALT720 U/L720 \text{ U/L}0400-40
ALP145 U/L145 \text{ U/L}3012030-120
Total Bilirubin4.5 mg/dL4.5 \text{ mg/dL}0.31.20.3-1.2
Albümin3.1 g/dL3.1 \text{ g/dL}3.55.03.5-5.0
Globulin5.4 g/dL5.4 \text{ g/dL}2.03.52.0-3.5

Viral hepatit serolojisi (HBsAg, Anti-HCV) negatif, ANA 1:6401:640 (homojen patern) pozitif saptanmıştır. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ile öncelikle otoimmün hepatit düşünülen hastanın karaciğer biyopsisinde görülmesi en muhtemel histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterfaz hepatiti ve yoğun plazma hücre infiltrasyonu

Answer

İnterfaz hepatiti ve yoğun plazma hücre infiltrasyonu
Hastada saptanan belirgin transaminaz yüksekliği, globulin düzeyindeki artış (hipergamaglobulinemi) ve ANA pozitifliği, negatif viral seroloji ile birleştiğinde Tip 1 otoimmün hepatit tanısını doğrular. Bu hastalığın karaciğer histopatolojisindeki en karakteristik bulgusu, portal alan çevresindeki hepatositlerin nekrozu ile karakterize interfaz hepatiti (piecemeal nekroz) ve bu alandaki lenfoplazmositik (plazma hücrelerinden zengin) infiltrasyondur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve demografik verileri değerlendir.
Genç kadın hasta, sarılık ve halsizlik şikayetleri mevcut.
Otoimmün hepatit (OİH) tipik olarak genç ve orta yaşlı kadınlarda görülür.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et.
Belirgin transaminaz yüksekliği (>10>10 kat), hipergamaglobulinemi (5.4 g/dL5.4 \text{ g/dL} globulin) ve ANA pozitifliği saptandı.
Hipergamaglobulinemi ve otoantikor pozitifliği OİH tanısı için anahtar kriterlerdir.
3
Ayırıcı tanıda viral belirteçleri kontrol et.
HBsAg ve Anti-HCV negatif.
Viral hepatitlerin dışlanması otoimmün tanı sürecinin bir parçasıdır.
4
Hastalığa özgü histopatolojik bulguyu belirle.
İnterfaz hepatiti ve plazma hücre infiltrasyonu.
OİH tanısında karaciğer biyopsisi altın standarttır ve plazma hücreleri tanıyı destekler.

Key Concept

Tip 1 Otoimmün Hepatit Tanı Kriterleri ve Histopatolojisi
Question 157Question

Acil servise son bir haftadır devam eden halsizlik, bulantı ve göz aklarında sararma şikayetleri ile başvuran 2626 yaşındaki erkek hastanın yapılan fizik muayenesinde skleralar ikterik, karaciğer kot altında 22 cm palpabl ve hassas saptanıyor. Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda özetlenmiştir:

ParametreSonuç
AST850850 U/L
ALT11201120 U/L
Total Bilirubin4.24.2 mg/dL
HBsAgNegatif
Anti-HBsNegatif
Anti-HBc IgMPozitif
Anti-HBc IgGNegatif
Anti-HCVNegatif

Bu hastadaki mevcut serolojik tablo aşağıdakilerden hangisi ile en iyi açıklanır?

Show answer & explanation

Answer: Pencere (window) dönemi

Answer

Hastadaki tablo, HBsAg'nin kaybolduğu ancak Anti-HBs'nin henüz oluşmadığı 'pencere (window) dönemi'ni ifade etmektedir.
Akut Hepatit B enfeksiyonu sırasında, HBsAg'nin serumdan temizlenmesi ile Anti-HBs'nin saptanabilir seviyeye yükselmesi arasında geçen birkaç haftalık süreye 'pencere dönemi' denir. Bu hastada HBsAg ve Anti-HBs negatif iken, akut faz markerı olan Anti-HBc IgM'in pozitif olması tanıyı bu yönde doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve biyokimyasal bulguları değerlendir.
Belirgin transaminaz yüksekliği (>20> 20 kat) ve ikter ile uyumlu akut hepatit tablosu.
Yüksek AST/ALT değerleri akut hepatoselüler hasarın birincil göstergesidir.
2
HBV serolojisini analiz et.
HBsAg (-), Anti-HBs (-) ve Anti-HBc IgM (+) kombinasyonu.
Yüzey antijeni kaybolmasına rağmen antikorun henüz oluşmadığı spesifik bir aralığı işaret eder.
3
Serolojik evreyi tanımla.
Pencere (window) dönemi.
Bu evrede Anti-HBc IgM, tanıyı koyduran yegane marker'dır.

Key Concept

Akut Hepatit B Pencere Dönemi Serolojisi
Estimated Time:1m 30s
Question 158Question

Sağ üst kadranda 44 gündür devam eden ağrı, bulantı ve ateş şikayetiyle acil servise başvuran 7979 yaşındaki erkek hastanın özgeçmişinde tip 22 diyabet, evre 33 kronik böbrek yetmezliği ve kalp yetersizliği (EF:%35EF: \%35) öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyet ve inspiryumda ağrılı duraksama (MurphyMurphy belirtisi) saptanmıştır. Hastanın laboratuvar ve klinik verileri şu şekildedir:

ParametreDeğer
Lökosit (WBCWBC)21.500/mm321.500/mm^3
CRPCRP190 mg/L190\ mg/L
Total Bilirubin1.1 mg/dL1.1\ mg/dL
Kreatinin1.9 mg/dL1.9\ mg/dL (Bazal: 1.21.2)
Ateş38.9C38.9^\circ C

Hepatobilier ultrasonografide safra kesesi duvarında kalınlaşma, ödem ve perikolesistik sıvı izlenmiştir. Safra yollarında dilatasyon saptanmamıştır.

Tokyo Kılavuzu 2018 (TG18TG18) kriterlerine göre, bu hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Perkütan kolesistostomi ve intravenöz antibiyotik tedavisi

Answer

Perkütan kolesistostomi ve intravenöz antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.
Hastanın klinik tablosu (lökositoz > 18.000) TG18 kriterlerine göre Evre 2 (Orta) akut kolesistit ile uyumludur. Bu evredeki hastalarda temel yaklaşım erken kolesistektomi olmakla birlikte, hastanın Charlson Komorbidite İndeksi (CCICCI) 6 ve üzeri (bu hastada 7) olduğu durumlarda cerrahi risk çok yüksek kabul edilir. Bu nedenle, öncelikle safra kesesinin perkütan drenajı ve medikal tedavi ile hastanın stabilize edilmesi, cerrahinin ise daha sonraya ertelenmesi en güvenli yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Tanının Doğrulanması
Murphy belirtisi pozitifliği, ateş ve lökositoz eşliğinde USG bulguları (duvar kalınlaşması, ödem) ile akut kolesistit tanısı konur.
Klinik ve radyolojik bulguların uyumu tanıyı kesinleştirir.
2
TG18 Şiddet Sınıflaması
Lökosit sayısının 18.000/mm318.000/mm^3 üzerinde olması ve şikayetlerin 7272 saatten uzun sürmesi hastayı Evre 2 (Orta) kategorisine sokar. Kreatinin artışı 2.0 mg/dL2.0\ mg/dL altında olduğu için Evre 3 (Ağır) değildir.
Doğru tedavi stratejisi için şiddet derecesinin belirlenmesi şarttır.
3
Cerrahi Risk Analizi
Hastanın yaşı (3 puan), Diyabet (1 puan), KBH (2 puan) ve Kalp Yetersizliği (1 puan) dikkate alındığında Charlson Komorbidite İndeksi (CCICCI) 7 olarak hesaplanır.
TG18'e göre CCI ≥ 6 veya ASA ≥ 3 olan hastalar yüksek riskli kabul edilir.
4
Yönetim Kararı
Evre 2 kolesistitte hasta yüksek riskli ise ilk basamak tedavi perkütan kolesistostomi ile drenajdır.
Yüksek cerrahi risk varlığında mortaliteyi azaltmak için invaziv cerrahi ertelenir.

Key Concept

Tokyo Kılavuzu 2018 (TG18) Akut Kolesistit Yönetimi

Practice More

Tokyo Kılavuzu 2018'deki Evre 3 (Ağır) akut kolesistit kriterlerini ve organ yetmezliği tanımlarını tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 159Question

3434 yaşında kadın hasta, 88 yıldır kolonoskopik ve histopatolojik olarak "rektumdan başlayan, proksimale doğru devamlılık gösteren, mukoza ve submukoza ile sınırlı inflamasyon" bulgularıyla karakterize pankolit tutulumlu ülseratif kolit tanısıyla izlenmektedir. Son 11 aydır günde 66-88 kez kanlı ishal ve kramp tarzında karın ağrısı şikayetleri olan hastanın muayenesinde bilateral aktif üveit ve büyük eklemleri tutan gezici karakterde olmayan artrit saptanıyor. Hastaya hem barsak tutulumunu hem de ekstraintestinal bulguları kontrol altına almak amacıyla yeni bir biyolojik tedavi başlanıyor. Tedavinin 1212. haftasında barsak şikayetlerinin tamamen düzeldiği ve kontrol endoskopide tam mukozal iyileşme sağlandığı görülürken; hastanın üveit ataklarının sıklaştığı ve eklem ağrılarının şiddetlendiği gözleniyor. Bu hastada kullanılan ve barsak selektif etkisi nedeniyle ekstraintestinal semptomların kontrolünde yetersiz kalan ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vedolizumab

Answer

Vedolizumab, barsak selektif etki mekanizması nedeniyle gastrointestinal semptomları düzeltirken sistemik ekstraintestinal bulguların kontrolünde yetersiz kalır.
Doğru cevap olan Vedolizumab, bağırsak endotelinde bulunan MAdCAM-1 (Mucosal Addressin Cell Adhesion Molecule-1) molekülüne bağlanan α4β7\alpha_4\beta_7 integrinini selektif olarak bloke eden bir monoklonal antikordur. Bu mekanizma, inflamatuar lenfositlerin sadece gastrointestinal sisteme göçünü engeller. Bu nedenle Vedolizumab, barsak inflamasyonunda ve mukozal iyileşmede çok etkili olmasına rağmen, üveit, artrit veya ankilozan spondilit gibi bağırsak dışı (ekstraintestinal) tutulumlarda etkisiz kalır. Hatta bazen bağırsak şikayetleri düzelirken bu bulguların alevlendiği "paradoksal" bir tablo izlenebilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mevcut klinik tablosu ve tanı kriterlerini değerlendir
Hasta rektumdan başlayan, mukoza/submukoza sınırlı tutulumla uyumlu Ülseratif Kolit tanısına sahip; ek olarak aktif üveit ve artrit gibi ekstraintestinal bulguları mevcut.
Tedavi seçiminde hem bağırsak hem de bağırsak dışı semptomların hedeflenmesi gerekir.
2
Tedavi yanıtını analiz et
Bağırsak semptomlarında tam iyileşme (endoskopik remisyon) sağlanırken, ekstraintestinal bulgular (üveit ve artrit) kötüleşmiş.
Bu durum, kullanılan ilacın bağırsak üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu ancak sistemik anti-inflamatuar etkisinin olmadığını veya bağırsak-selektif olduğunu gösterir.
3
Biyolojik ajanların etki mekanizmalarını karşılaştır
Anti-TNF ajanlar (Infliximab, Adalimumab, Golimumab) ve IL-12/23 inhibitörleri (Ustekinumab) sistemik etkilidir. Vedolizumab ise α4β7\alpha_4\beta_7 integrinini hedef alarak barsak selektif etki gösterir.
Vedolizumab'ın hedeflediği MAdCAM-1 reseptörü sadece bağırsak endotelinde eksprese edilir, bu nedenle lenfosit göçünü sadece bağırsak dokusunda engeller.

Key Concept

Barsak-selektif biyolojik ajanların (Vedolizumab) ekstraintestinal tutulumlar üzerindeki etkinliği
Estimated Time:2m 30s
Question 160Question

7272 yaşında erkek hasta, son 44 aydır giderek artan hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü ve 1212 kg ağırlık kaybı şikayetleri ile başvuruyor. Baryumlu özofagus grafisinde özofagus gövdesinde dilatasyon ve distalde 'kuş gagası' (birdsbird's beakbeak) görünümü saptanıyor. Özofagus manometrisinde alt özofagus sfinkter (AO¨SAÖS) basıncı 4848 mmHg (NN: 1010-2424 mmHg) ve gövdede aperistaltizm izleniyor. Endoskopide özofagus lümeni dilate ve gıda artıklarıyla dolu izlenirken, kardiadan mideye geçişte belirgin direnç hissediliyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Psödoakalazya

Answer

İleri yaş ve eşlik eden malignite bulguları (kilo kaybı, endoskopik direnç) nedeniyle en olası tanı psödoakalazyadır.
Doğru yanıt olan psödoakalazya, sıklıkla özofagogastrik bileşkeye yakın yerleşimli tümörlerin (özellikle mide adenokarsinomu) miyenterik pleksusu infiltre etmesi sonucu oluşur. Klinik ve manometrik olarak primer akalazyayı taklit eder. Ancak hastanın 6060 yaş üzerinde olması, semptomların 66 aydan kısa sürede hızla ilerlemesi, belirgin kilo kaybı ve endoskopik olarak kardiada hissedilen direnç, bu tablonun primer bir hastalıktan ziyade bir maligniteye sekonder olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik demografiyi ve kilo kaybını değerlendir.
Hasta 7272 yaşında ve kısa sürede 1212 kg kaybetmiş; bu durum primer motilite bozukluklarından ziyade maligniteyi düşündürür.
Primer akalazya genellikle 2525-6060 yaş arası görülür ve semptomlar çok daha uzun sürelidir.
2
Manometri ve radyoloji bulgularını analiz et.
Yüksek AÖS basıncı, aperistaltizm ve 'kuş gagası' görünümü klasik bir akalazya paterni oluşturur.
Bu bulgular hem primer akalazyada hem de psödoakalazyada (ikincil akalazya) görülebilir.
3
Endoskopik bulguyu yorumla.
Kardiada endoskopun geçişine izin vermeyen belirgin direnç saptanmış.
Psödoakalazyada distal özofagusu veya kardiayı infiltre eden tümörler fiziksel bir obstrüksiyon ve direnç oluşturur.

Key Concept

İleri yaşta yeni başlayan akalazya bulguları ve belirgin kilo kaybı varlığında akla ilk gelmesi gereken tanı maligniteye bağlı psödoakalazyadır.

Practice More

Psödoakalazya şüphesi olan bir hastada endoskopi negatif olsa bile endoskopik ultrasonografi (EUS) veya BT ile submukozal infiltrasyonun değerlendirilmesi gerektiğini hatırlayın.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 8 / 22Next
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 8 | Examkin