Göğüs Hastalıkları

453 questions

Question 421Question

3232 yaşında erkek hasta; son 1010 gündür devam eden kuru öksürük, halsizlik ve boğaz ağrısı şikayetlerine eklenen nefes darlığı nedeniyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde bilinci açık, ateşi 38.4C38.4^\circ C, kan basıncı 105/65 mmHg105/65 \text{ mmHg}, nabız 110/dk110\text{/dk} ve solunum sayısı 32/dk32\text{/dk} olarak saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın krepitan rallar duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde kan üre azotu (BUNBUN): 28 mg/dL28 \text{ mg/dL}, hemoglobin (HbHb): 8.8 g/dL8.8 \text{ g/dL}, laktat dehidrogenaz (LDHLDH): 750 U/L750 \text{ U/L} ve indirekt bilirubin: 2.6 mg/dL2.6 \text{ mg/dL} bulunuyor. Periferik yaymada eritrositlerde belirgin kümeleşme (aglütinasyon) izleniyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında interstisyel infiltratlar saptanıyor.

CURB65CURB-65 skorlaması ve en olası etken göz önüne alındığında, bu hastanın yönetimi için aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: CURB65CURB-65 skoru 22 olup, servise yatırılarak klaritromisin tedavisi başlanmalıdır.

Answer

CURB-65 skoru 2 olan hastada en olası etken Mycoplasma pneumoniae olduğundan, servise yatırılarak klaritromisin tedavisi başlanmalıdır.
Hastanın klinik tablosu (subakut başlangıç, kuru öksürük, interstisyel tutulum) ve laboratuvarındaki soğuk aglütinin tipte hemolitik anemi bulguları (düşük Hb, yüksek LDH/bilirubin, aglütinasyon) en olası etkenin Mycoplasma pneumoniae olduğunu göstermektedir. CURB-65 skorlamasında BUN (28 mg/dL28 \text{ mg/dL}) ve solunum sayısı (32/dk32\text{/dk}) kriterlerini karşıladığı için skoru 22 olarak bulunur. Rehberlere göre bu skora sahip hastaların hastaneye yatırılması önerilir. Tedavide atipik etkenleri kapsayan klaritromisin (makrolid) seçimi doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguların atipik pnömoni yönünden değerlendirilmesi.
Genç yaş, kuru öksürük ve interstisyel tutulum atipik pnömoni lehinedir.
Tanısal öncelikleri belirlemek.
2
Laboratuvar bulgularındaki hemoliz ve aglütinasyonun yorumlanması.
Yüksek LDH, indirekt bilirubin ve periferik aglütinasyon Mycoplasma'ya bağlı soğuk aglütininleri gösterir.
Etken patojeni belirlemek.
3
CURB-65 skorunun hesaplanması.
BUN > 19 mg/dL (+1) ve Solunum hızı >= 30/dk (+1) ile toplam skor 2'dir.
Hastanın tedavi yerini belirlemek.

Key Concept

Atipik pnömonilerde (özellikle Mycoplasma) extrapulmoner bulgular ve CURB-65 skorlamasına göre yatış kararı.
Estimated Time:2m 30s
Question 422Question

62 yaşında erkek hasta, son 1 aydır artan öksürük, iştahsızlık ve belirgin halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum sodyum düzeyi 122 mEq/L122 \text{ mEq/L} (referans: 135-145), idrar osmolalitesi ise 550 mOsm/kg550 \text{ mOsm/kg} saptanıyor. Toraks BT incelemesinde hiler bölgede santral yerleşimli, sağ ana bronşu daraltan kitle ve mediastinal konglomere lenfadenopatiler izleniyor. Bu hasta için en olası histopatolojik tanı ve klinik gidişat ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bu tümör tipinde en sık görülen paraneoplastik metabolik bozukluk, PTHrP salınımına bağlı hiperkalsemidir.

Answer

Küçük hücreli akciğer kanserinde paraneoplastik hiperkalsemi beklenen bir bulgu değildir; bu tablo yassı hücreli (skuamöz) karsinom ile ilişkilidir.
Küçük hücreli akciğer karsinomunda en sık görülen paraneoplastik sendromlar SIADH (Uygunsuz ADH) ve ektopik ACTH salınımıdır. PTHrP (Paratiroid Hormon İlişkili Peptit) salınımına bağlı olarak gelişen hiperkalsemi ise klasik olarak yassı hücreli (skuamöz) akciğer karsinomu ile ilişkilidir. Bu nedenle hiperkalseminin bu tümörde en sık görülen metabolik bozukluk olduğu ifadesi yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Santral yerleşimli kitle ve hiponatremi (Na:122 mEq/LNa: 122 \text{ mEq/L}, yüksek idrar osmolalitesi) saptandı.
Hastanın temel klinik tablosunu ve paraneoplastik sendromunu tanımlamak için.
2
Olası tümör tipini belirle
Bulgular en çok küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) ve Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) ile uyumludur.
KHAK, nöroendokrin kökenli olduğu için hormon salınımına (ADH, ACTH) en yatkın akciğer tümörüdür.
3
Seçeneklerdeki özellikleri KHAK ile karşılaştır
Hiperkalsemi (PTHrP) hariç tüm özelliklerin KHAK ile uyumlu olduğu görüldü.
Ayırıcı tanı yaparak yanlış ifadeyi saptamak için.

Key Concept

Akciğer kanseri tiplerine göre spesifik paraneoplastik sendrom eşleşmeleri (Küçük hücreli = SIADH/ACTH; Skuamöz hücreli = Hiperkalsemi).
Estimated Time:1m 30s
Question 423Question

Kırk sekiz yaşında, hiç sigara içmemiş kadın hasta; iki aydır devam eden sağ yan ağrısı ve her iki el bileği ile ayak bileklerinde yeni gelişen ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde belirgin çomak parmak (digital clubbing) saptanıyor ve uzun kemiklerin distal uçlarında palpasyonla hassasiyet alınıyor. Akciğer grafisinde sağ akciğer periferinde 3.5 cm3.5 \text{ cm} çaplı, düzensiz sınırlı kitle izleniyor. Bu hasta için en olası histolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adenokarsinom

Answer

Adenokarsinom
Adenokarsinom, sigara içmeyenlerde ve kadınlarda en sık görülen akciğer kanseri tipidir ve tipik olarak periferik yerleşim gösterir. Hipertrofik osteoartropati (HOA), primer akciğer kanserleri arasında en sık adenokarsinom ile birliktelik gösteren bir paraneoplastik sendromdur.

Step-by-Step Solution

1
Paraneoplastik sendromun tanımlanması
Hipertrofik Osteoartropati (HOA)
Çomak parmak (clubbing) ile birlikte uzun kemiklerde hassasiyet ve eklem ağrısı klinik olarak HOA (Pierre-Marie-Bamberger sendromu) tablosunu işaret eder.
2
Hasta profili ve kitle yerleşiminin değerlendirilmesi
Periferik yerleşimli kitle, kadın hasta ve sigara içmeme öyküsü
Bu demografik ve radyolojik özellikler (kadın, sigara içmeyen, periferik kitle) tipik olarak adenokarsinom için karakteristiktir.
3
Bulguların birleştirilerek en olası tanının seçilmesi
Adenokarsinom
Akciğer kanserleri arasında HOA ile en sık ilişkilendirilen histolojik tip adenokarsinomdur.

Key Concept

Akciğer Kanseri Histopatolojik Tipler ve Paraneoplastik Sendrom İlişkileri
Estimated Time:1m 30s
Question 424Question

Elli paket-yılı sigara öyküsü olan 63 yaşındaki erkek hasta, efor dispnesi ve günlük balgam çıkarma yakınmalarıyla başvuruyor. Hasta, inhale kortikosteroid (ICS), uzun etkili beta-agonist (LABA) ve uzun etkili muskarinik antagonist (LAMA) içeren üçlü inhaler tedaviyi düzenli kullanmasına rağmen, son bir yılda antibiyotik tedavisi gerektiren iki alevlenme geçirmiştir. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde ekspiryum uzunluğu ve ronküsler duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde kan eozinofil düzeyi 110 hücre/µL; solunum fonksiyon testinde FEV1 %42 ve FEV1/FVC %60 olarak saptanıyor. GOLD rehberine göre, alevlenme riskini azaltmak amacıyla bu hastanın tedavisine eklenmesi en uygun farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Roflumilast

Answer

Roflumilast
Bu hasta, optimal üçlü inhaler tedaviye (ICS/LABA/LAMA) rağmen alevlenme geçirmeye devam eden 'sık alevlenen' bir KOAH hastasıdır. GOLD rehberlerine göre; FEV1 değeri %50'nin altında olan ve kronik bronşit fenotipi (kronik öksürük ve balgam) gösteren hastalarda, alevlenmeleri azaltmak için tedaviye selektif fosfodiesteraz-4 (PDE-4) inhibitörü olan Roflumilast eklenmesi önerilir. Roflumilast, bu spesifik hasta grubunda orta-ağır alevlenmeleri azaltmada etkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mevcut durumunu ve tedavi uyumunu değerlendir
Hasta zaten maksimum inhaler tedavi (ICS+LABA+LAMA) almaktadır, ancak hala semptomatiktir ve sık alevlenme geçirmektedir.
Tedavi optimizasyonu için hastanın 'tedavi altında' durumunun belirlenmesi gerekir.
2
Hastanın klinik fenotipini ve laboratuvar verilerini analiz et
Kronik bronşit bulguları (balgam), FEV1 <%50 (ağır obstrüksiyon) ve düşük kan eozinofili (<300) mevcuttur.
Ek tedavi seçenekleri fenotipe (bronşit vs eozinofilik) göre belirlenir.
3
GOLD rehberi alevlenme önleme algoritmasını uygula
FEV1 <%50 ve kronik bronşit fenotipi olan, üçlü tedaviye rağmen alevlenme geçiren hastalarda PDE-4 inhibitörü Roflumilast eklenmesi önerilir.
Roflumilast bu spesifik hasta grubunda alevlenmeleri azalttığı kanıtlanmış bir ajandır.

Key Concept

KOAH İdame Tedavisi - Alevlenme Yönetimi
Question 425Question

7575 yaşında erkek hasta, ani başlayan nefes darlığı, nefes almakla artan sağ yan ağrısı ve az miktarda hemoptizi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve tip 22 diyabet dışında özellik saptanmıyor. Fizik muayenede; kan basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg, nabız 94/dakika94/dakika, solunum sayısı 22/dakika22/dakika ve SpO2SpO_2 %94\%94 (oda havasında) saptanıyor. Alt ekstremite muayenesi doğal olup, klinik değerlendirmede Wells skoru 22 (düşük olasılık) olarak hesaplanıyor. İstenen laboratuvar tetkiklerinde plazma D-dimer düzeyi 680680 ng/mLng/mL (referans: <500<500 ng/mLng/mL) bulunuyor. Bu klinik verilere göre, bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pulmoner emboli tanısının dışlanarak ileri tetkik yapılmaması

Answer

Yaşa göre uyarlanmış D-dimer kesim değeri (750750 ng/mLng/mL) kullanıldığında, hastanın D-dimer düzeyi (680680 ng/mLng/mL) bu değerin altında kaldığı için pulmoner emboli tanısı dışlanır.
Düşük veya orta klinik olasılığa sahip hastalarda pulmoner emboliyi dışlamak için D-dimer testi kullanılır. Güncel kılavuzlara göre 5050 yaşın üzerindeki hastalarda sabit bir eşik değer (500500 ng/mLng/mL) yerine, hastanın yaşı ile 1010 sayısının çarpımı sonucu elde edilen değer (yas\c×10yaş \times 10) kesim noktası olarak alınır. 7575 yaşındaki bu hasta için eşik değer 750750 ng/mLng/mL olup, ölçülen 680680 ng/mLng/mL değeri bu eşiğin altında kaldığından pulmoner emboli tanısı güvenle dışlanır ve ileri görüntülemeye gerek kalmaz.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik olasılığını değerlendir
Wells skoru 22 (Düşük klinik olasılık)
D-dimer testi, sadece düşük veya orta klinik olasılığı olan hastalarda dışlama amaçlı kullanılır.
2
Yaşa göre uyarlanmış D-dimer eşik değerini hesapla
7575 yaş ×10=750\times 10 = 750 ng/mLng/mL
5050 yaşın üzerindeki hastalarda D-dimer kesim değeri 'Yaş ×10\times 10' formülü ile hesaplanır.
3
Ölçülen değeri eşik değerle karşılaştır
680680 ng/mL<750ng/mL < 750 ng/mLng/mL
Ölçülen değer yaşa göre uyarlanmış eşiğin altında olduğu için test negatif kabul edilir.

Key Concept

Pulmoner emboli tanısında 5050 yaş üstü, düşük/orta olasılıklı hastalarda yaşa göre uyarlanmış D-dimer (Yaş ×10\times 10) kullanımı gereksiz görüntülemeyi önler.
Question 426Question

6464 yaşında kadın hasta, son 33 haftadır giderek artan nefes darlığı, halsizlik ve yaklaşık 44 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ hemitoraks alt zonlarda matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Hastadan alınan plevral sıvının biyokimyasal analizi ve eş zamanlı serum değerleri şu şekildedir:

- Plevra sıvısı protein: 4,24,2 g/dL (Serum protein: 6,86,8 g/dL)
- Plevra sıvısı LDHLDH: 280280 U/LU/L (Serum LDHLDH: 320320 U/LU/L)
- Serum LDHLDH laboratuvar üst sınırı: 210210 U/LU/L
- Plevra sıvısı görünümü: Seröanjiöz

Bu verilere dayanarak, hastadaki plevral efüzyonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bronkojenik karsinom

Answer

Bu hastadaki plevral efüzyonun en olası nedeni bronkojenik karsinomdur (malignite).
Plevral sıvının eksuda veya transuda ayrımında Light kriterleri altın standarttır. Bu hastada plevra/serum protein oranı 0,610,61 (>0,5>0,5), plevra/serum LDHLDH oranı 0,870,87 (>0,6>0,6) ve plevra LDHLDH düzeyi serum üst sınırının 2/32/3'ünden büyüktür (280>140280 > 140). Bu kriterlerden herhangi birinin varlığı sıvının eksuda olduğunu kanıtlar. Kilo kaybı, halsizlik ve seröanjiöz sıvı bulguları eşliğinde bu eksüdatif tablo en çok bronkojenik karsinomu destekler.

Step-by-Step Solution

1
Plevral sıvının Light kriterlerine göre sınıflandırılması
Plevra/Serum protein oranı: 4,2/6,8=0,614,2 / 6,8 = 0,61 (Eşik: >0,5>0,5). Plevra/Serum LDHLDH oranı: 280/320=0,87280 / 320 = 0,87 (Eşik: >0,6>0,6). Plevra LDHLDH düzeyi: 280280 U/LU/L (Serum üst sınırının 2/32/3'ü olan 140140'ın üzerinde).
Sıvının eksuda mı yoksa transuda mı olduğunu belirlemek ayırıcı tanıdaki ilk adımdır.
2
Sınıflandırma sonucunun yorumlanması
Sıvı, her üç Light kriterini de karşıladığı için kesinlikle bir 'eksuda'dır.
Light kriterlerinden herhangi birinin varlığı sıvının eksuda olarak tanımlanması için yeterlidir.
3
Klinik korelasyonun kurulması
Yaşlı hasta, kilo kaybı, progresif seyir ve seröanjiöz (kanlı) eksuda tablosu öncelikle malign süreci işaret eder.
Eksuda nedenleri arasında en sık görülenlerden biri malignitedir ve hastanın klinik tablosuyla tam uyumludur.

Key Concept

Light Kriterleri ve Eksuda-Transuda Ayrımı

Practice More

Eğer sıvı kriterleri eksuda sınırında kalsaydı ve hasta yoğun diüretik kullanıyor olsaydı, albumin gradyentine (Serum-Plevra albumin farkı > 1,21,2 g/dL) bakılması gerektiğini unutmayın.
Estimated Time:1m 30s
Question 427Question

7474 yaşında erkek hasta, kronik kalp yetersizliği (KKYKKY) tanısıyla takip edilmekte olup uzun süredir yüksek doz furosemid ve ACEACE inhibitörü kullanmaktadır. Son 11 haftadır eforla artan nefes darlığı şikayetiyle başvuran hastanın fizik muayenesinde bilateral bazallerde matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde bilateral plevral efüzyon izleniyor. Yapılan torasentezde elde edilen biyokimyasal analiz sonuçları şöyledir:

ParametreSerumPlevra Sıvısı
Protein (g/dLg/dL)7,07,03,73,7
Albümin (g/dLg/dL)3,43,42,12,1
LDHLDH (U/LU/L)180180120120

(Laboratuvar üst sınır LDHLDH: 240 U/L240\text{ U/L})

Bu hastada plevral sıvının Light kriterlerine göre eksüda olarak sınıflandırılmasına rağmen, klinik olarak transüda olduğunu doğrulamak için yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum-plevra albümin farkının hesaplanması

Answer

Kalp yetersizliği olan ve diüretik kullanan hastalarda plevral sıvının gerçek karakterini belirlemek için serum-plevra albümin farkı hesaplanmalıdır.
Kronik kalp yetersizliği olan hastalarda diüretik kullanımı, plevral sıvıdaki suyun proteinlere göre daha hızlı geri emilmesine yol açarak sıvıdaki protein ve LDH konsantrasyonlarını yapay olarak yükseltir. Bu durum Light kriterlerine göre sıvının hatalı bir şekilde eksüda olarak sınıflandırılmasına neden olur. Bu yanılgıyı gidermek için 'Serum-Plevra Albümin Gradiyenti' (veya farkı) kullanılır. Eğer bu fark 1,2 g/dL1,2\text{ g/dL}'den büyükse, sıvı klinik olarak transüda kabul edilir. Soruda hesaplanan 1,3 g/dL1,3\text{ g/dL} değeri bu durumu kanıtlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın biyokimyasal verilerini Light kriterlerine göre analiz et.
Plevra/Serum Protein oranı (3,7/7,00,53>0,53,7/7,0 \approx 0,53 > 0,5) ve Plevra/Serum LDH oranı (120/1800,66>0,6120/180 \approx 0,66 > 0,6) olduğu için sıvı 'eksüda' olarak sınıflandırılır.
Light kriterlerinden herhangi birinin karşılanması sıvıyı eksüda olarak tanımlar.
2
Klinik bağlamı (KKY ve yüksek doz diüretik kullanımı) göz önünde bulundur.
Diüretik tedavisi plevral boşluktaki sıvının geri emilimini hızlandırırken protein ve LDH gibi büyük moleküllerin içeride yoğunlaşmasına neden olur.
Bu fenomen 'psödo-eksüda' (yalancı eksüda) tablosuna yol açar.
3
Düzeltici parametreyi uygula.
Serum albümin (3,43,4) - Plevra albümin (2,12,1) = 1,3 g/dL1,3\text{ g/dL} olarak hesaplanır.
Bu farkın 1,2 g/dL1,2\text{ g/dL} üzerinde olması, Light kriterleri aksini söylese de sıvının aslında bir transüda olduğunu doğrular.

Key Concept

Diüretik tedavisi alan kalp yetersizliği hastalarında Light kriterlerinin yanlış pozitif (eksüda) sonuç vermesi durumunda Serum-Plevra Albümin Gradiyenti kullanılır.
Estimated Time:1m 50s
Question 428Question

Tatil amacıyla konakladığı bir otelden döndükten sonra başlayan yüksek ateş, kuru öksürük, yaygın kas ağrısı ve ishal şikâyetleriyle başvuran 6262 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde; vücut sıcaklığı 39.8C39.8^\circ C, nabız 76/dk76/dk (rölatif bradikardi) saptanıyor. Hastanın hafif konfüzyonel olduğu gözleniyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda yamalı infiltrasyonlar izleniyor. Laboratuvar incelemesinde sodyum (NaNa) düzeyi 128128 mEq/L, AST ve ALT değerlerinde hafif yükseklik saptanıyor. Bu hastanın ampirik tedavisinde ilk seçenek olarak tercih edilmesi gereken antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Levofloksasin

Answer

Levofloksasin
Vakada sunulan yüksek ateş, rölatif bradikardi (Faget belirtisi), gastrointestinal semptomlar (ishal), merkezi sinir sistemi bulguları (konfüzyon) ve laboratuvarda saptanan hiponatremi; Legionella pneumophila enfeksiyonu (Lejyoner hastalığı) için klasik bir tablodur. Otel konaklaması öyküsü klima sistemleri aracılığıyla bulaşı düşündürür. Bu patojen hücre içi yerleşim gösterdiği için ampirik tedavide hücre içi etkinliği yüksek olan Levofloksasin (solunumsal florokinolon) veya makrolidler (Azitromisin/Klaritromisin) tercih edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz etme
Yüksek ateş, rölatif bradikardi (Faget belirtisi), ishal ve konfüzyon varlığı saptandı.
Hastanın klinik tablosu tipik bir pnömoniden ziyade multisistemik tutulumu olan atipik bir tabloyu işaret etmektedir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendirme
Hiponatremi (Na:128Na: 128 mEq/L) ve transaminaz yüksekliği belirlendi.
Hiponatremi ve karaciğer enzim yüksekliği, Legionella enfeksiyonu (Lejyoner hastalığı) için oldukça karakteristik laboratuvar bulgularıdır.
3
Olası etken patojeni belirleme
Klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası etken Legionella pneumophila olarak tanımlandı.
Otel/klima maruziyeti öyküsü ve belirtilen spesifik bulgular bu patojeni güçlü bir şekilde destekler.
4
Uygun antibiyotik grubunu seçme
Hücre içi etkenlere yüksek penetrasyon gösteren bir ajan tercih edildi.
Legionella tedavisinde hücre duvarı sentezini hedef alan beta-laktamlar etkisizdir; florokinolonlar veya makrolidler kullanılmalıdır.

Key Concept

Legionella pneumophila pnömonisinin klinik-laboratuvar özellikleri ve tedavisi
Estimated Time:1m 30s
Question 429Question

5858 yaşında, hiç sigara içmemiş kadın hasta; son 33 aydır giderek artan öksürük, nefes darlığı ve her iki el ve ayak bileğinde sızlayıcı tarzda ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde el parmaklarında belirgin çomaklaşma, her iki ayak bileğinde ise palpasyonla hassasiyet ve hafif ödem saptanıyor. Çekilen toraks BT'de sol alt lob periferinde plevra tabanlı 4.2 cm4.2 \text{ cm} çaplı kitle ve sol hemitoraksta orta derecede plevral efüzyon izleniyor. Yapılan plevral sıvı sitolojisi adenokarsinom ile uyumlu saptandığına göre, bu hasta için en uygun yönetim adımı hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tümör dokusunda EGFR, ALK, ROS1 ve PD-L1 gibi biyobelirteçlerin incelenmesi

Answer

Metastatik adenokarsinomda tedavi planlaması için tümör dokusunda moleküler biyobelirteçlerin (EGFR, ALK, ROS1, PD-L1) incelenmesi
Hastanın klinik tablosu (sigara içmeyen kadın, periferik kitle, hipertrofik osteoartropati) tipik bir adenokarsinom sunumudur. Malign plevral efüzyon saptanması, hastalığı TNM 8. edisyona göre Evre IVA (M1a) yapmaktadır. Güncel onkolojik yaklaşımlarda, metastatik adenokarsinom tanısı alan her hastada, uygun hedefe yönelik tedavilerin (tirozin kinaz inhibitörleri vb.) veya immünoterapinin belirlenmesi için EGFR mutasyonu, ALK translokasyonu, ROS1 füzyonu ve PD-L1 ekspresyonu gibi moleküler biyobelirteçlerin çalışılması yönetimin en kritik ilk basamağıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik profilin değerlendirilmesi
Hasta hiç sigara içmemiş bir kadındır ve periferik yerleşimli bir kitlesi vardır. Bu profil akciğer kanserleri arasında en sık adenokarsinom ile ilişkilidir.
Sigara içmeyen kadınlarda en sık görülen akciğer kanseri türü adenokarsinomdur.
2
Paraneoplastik bulguların yorumlanması
Çomaklaşma ve simetrik artralji/artrit bulguları 'Hipertrofik Pulmoner Osteoartropati' (Pierre Marie-Bamberger Sendromu) ile uyumludur.
HPOA, küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde (özellikle adenokarsinom ve yassı hücreli ca) görülen önemli bir paraneoplastik sendromdur.
3
Evreleme analizi
Sitolojik olarak kanıtlanmış malign plevral efüzyon varlığı, TNM 8. edisyona göre M1a (Evre IVA) olarak sınıflandırılır.
Malign plevral veya perikardiyal efüzyon metastatik hastalık (Evre IV) göstergesidir.
4
Yönetim planının belirlenmesi
Evre IV adenokarsinomda birinci basamak tedavi kararı, hedefe yönelik tedavilere uygunluk açısından moleküler test sonuçlarına dayanır.
Sürücü mutasyonların (EGFR, ALK vb.) varlığı, sağkalımı belirgin artıran tirozin kinaz inhibitörlerinin kullanımına olanak sağlar.

Key Concept

İleri evre (M1a/Evre IV) akciğer adenokarsinomunda moleküler profillemenin tedavi seçimindeki önceliği
Estimated Time:2m 30s
Question 430Question

3232 yaşında kadın hasta, bir hafta önce başlayan ve ayaklarından yukarı doğru ilerleyen simetrik kas güçsüzlüğü şikayetiyle acil servise getiriliyor. Solunum sıkıntısı gelişen hastada yapılan solunum fonksiyon testinde restriktif bir patern saptanıyor. Bu hastada yapılan akciğer volüm ölçümlerinde, aşağıdaki değişikliklerden hangisinin saptanması solunum yetmezliğinin nöromüsküler bir nedene bağlı olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Show answer & explanation

Answer: Rezidüel volümün (RVRV) artmış olması

Answer

Rezidüel volümün (RVRV) artmış olması, restriktif paternin nöromüsküler bir nedene bağlı olduğunu en güçlü şekilde destekleyen bulgudur.
Nöromüsküler hastalıklarda solunum kaslarının (hem inspiratuar hem ekspiratuar) zayıflığı söz konusudur. İnspiratuar kas zayıflığı TLCTLC ve VCVC değerlerini düşürerek restriktif bir patern oluştururken; ekspiratuar kas zayıflığı hastanın akciğerlerini tam olarak boşaltmasını engeller. Bu durum, akciğerlerde kalan hava miktarının yani rezidüel volümün (RVRV) artmasına neden olur. Parankimal restriktif hastalıklarda ise akciğerin kompliyansı azaldığı için tüm volümler, RVRV dahil, azalır. Dolayısıyla rezidüel volümdeki artış, nöromüsküler kaynaklı solunum yetmezliği için ayırt edici bir bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hastadaki 'ascendan' (yükselen) paralizi ve solunum sıkıntısı Guillain-Barré sendromu gibi bir nöromüsküler hastalığı düşündürür.
Tanısal yaklaşımın ilk adımı klinik ipuçlarını birleştirmektir.
2
SFT paternini yorumla
Restriktif patern (FVCFVC \downarrow, FEV1/FVCFEV_1/FVC normal veya yüksek) saptanmıştır.
Solunum fonksiyon testinde paternin belirlenmesi ayırıcı tanıyı daraltır.
3
Parankimal ve nöromüsküler restriksiyon ayrımını yap
Parankimal hastalıklarda (İPF gibi) tüm akciğer volümleri (TLC,VC,RVTLC, VC, RV) azalırken; nöromüsküler hastalıklarda ekspiratuar kas zayıflığı nedeniyle akciğer tam boşaltılamaz ve RVRV artar.
Akciğer volüm ölçümleri restriktif bozukluğun kaynağını (intrinsik vs ekstrinsik) belirlemede kritiktir.

Key Concept

Nöromüsküler hastalıklarda restriktif patern görülürken, ekspiratuar kas güçsüzlüğü nedeniyle rezidüel volüm (RVRV) artışı ve genellikle normal bir difüzyon kapasitesi (DLCODL_{CO}) saptanır.

Practice More

Nöromüsküler hastalıklarda solunum kas gücünü değerlendirmek için MIPMIP (maksimum inspiratuar basınç) ve MEPMEP (maksimum ekspiratuar basınç) ölçümlerinin önemini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 431Question

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) tanısı alan 64 yaşındaki erkek hasta, tedavi planı açısından değerlendirilmektedir. Hastanın genel durumu iyi (ECOG 0) ve solunum fonksiyon testleri rezeksiyon sınırları içerisindedir. Aşağıdaki evreleme bulgularından hangisinin varlığı, hastanın 'inoperabl' (cerrahi şansı olmayan) kabul edilmesine ve öncelikle kemoradyoterapiye yönlendirilmesine neden olur?

Show answer & explanation

Answer: Karşı taraf (kontralateral) mediyastinal lenf nodu metastazı olması

Answer

Karşı taraf (kontralateral) mediyastinal lenf nodu metastazı olması
Akciğer kanseri evrelemesinde (TNM-8), karşı taraf (kontralateral) mediyastinal, karşı taraf hiler veya herhangi bir supraklavikuler/skalen lenf nodu metastazı N3 olarak tanımlanır. N3 tutulumu olan hastalar Evre IIIB veya IIIC grubundadır. Bu evredeki hastalarda primer tedavi seçeneği cerrahi değil, kemoradyoterapidir (sistemik tedavi + radyoterapi). Bu nedenle bu bulgu hastayı inoperabl kılar.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki temel kriteri belirle
KHDAK tanılı bir hastada 'kesin inoperabilite' (cerrahi yapılamama) kriteri sorulmaktadır.
Akciğer kanserinde tedavi şemasını belirleyen en önemli faktör TNM evrelemesidir.
2
Seçeneklerdeki bulguların TNM evrelemesindeki karşılıklarını analiz et
Visseral plevra invazyonu T2; Göğüs duvarı invazyonu T3; Aynı lobda nodül T3; İpsilateral hiler nod N1'dir. Karşı taraf mediyastinal nod ise N3'tür.
Operabilite kararı anatomik yayılımın cerrahi sınırlarla temizlenip temizlenemeyeceğine dayanır.
3
İnoperabilite kuralını uygula
N3 tutulumu (karşı taraf mediyastinal veya hiler, ya da herhangi bir supraklavikuler nod) Evre IIIB veya IIIC kabul edilir ve bu evredeki hastalar inoperabldır.
N3 hastalığı sistemik yayılım riskinin yüksek olduğunu ve cerrahi ile tam temizliğin (R0 rezeksiyon) mümkün olmadığını gösterir.

Key Concept

KHDAK Evreleme ve Operabilite (N3 Kriteri)

Hints

1
Cerrahi kararında tümörün yerel yayılımından (T) ziyade, lenfatik yayılımın (N) karşı tarafa geçip geçmediği daha belirleyicidir.
2
Evre IIIB hastaları genellikle inoperabl kabul edilir. Hangi lenf nodu tutulumu hastayı doğrudan Evre IIIB yapar?
3
Hiler (N1) ve aynı taraf mediyastinal (N2) tutulumlarda cerrahi şansı olabilirken, karşı tarafa (kontralateral) geçen hastalık cerrahi sınırları aşmış kabul edilir.

Practice More

Pancoast tümörü olan bir hastada Evreleme ve tedavi yaklaşımını (İndüksiyon KRT + Cerrahi) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 432Question

2626 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden inatçı öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın öyküsünden, dış merkezde "astım" ön tanısıyla başlanan inhale kortikosteroid tedavisine yanıt vermediği; son aylarda bu şikayetlerine gece terlemesi ve 44 kgkg kilo kaybının eklendiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol hemitoraks üst alanda oskültasyonla lokalize monofonik ronküs (wheezing) saptanıyor. Akciğer grafisinde sol hiler bölgede hafif dolgunluk dışında belirgin bir infiltrasyon izlenmeyen ve üç kez gönderilen balgam yayması asidorezistan basil (ARB) yönünden negatif saptanan bu hastada, kesin tanı amacıyla yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fiberoptik bronkoskopi

Answer

Lokalize ronküs ve tüberküloz şüphesi olan hastada fiberoptik bronkoskopi yapılmalıdır.
Doğru yanıt olan fiberoptik bronkoskopi seçeneği; hastanın lokalize ronküs (monofonik wheezing) bulgusunun havayolu obstrüksiyonuna işaret etmesi ve tüberkülozun konstitüsyonel semptomları (gece terlemesi, kilo kaybı) ile birleştiğinde endobronşiyal tüberkülozu düşündürmesi nedeniyle en uygun işlemdir. Bu tabloda balgam yayması sıklıkla negatif saptanır ve kesin tanı bronkoskopik biyopsi ile kazeifiye granülomların veya basilin gösterilmesiyle konur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
İnatçı öksürük, kilo kaybı ve gece terlemesi tüberkülozu; lokalize monofonik ronküs ise havayolu obstrüksiyonunu düşündürür.
Konstitüsyonel semptomlar tüberkülozun sistemik etkisini gösterirken, monofonik wheezing spesifik bir bölgedeki daralmaya işaret eder.
2
Tanısal dışlama yapılması
Balgam ARB negatifliği aktif akciğer tüberkülozunu dışlamaz; endobronşiyal tüberkülozda yayma sıklıkla negatiftir.
Lezyon havayolu duvarında olduğu için parankimal tutulum yoksa balgamda basil görülme olasılığı düşüktür.
3
İnvaziv tanı yöntemi seçimi
Bronş ağacının doğrudan incelenmesi ve şüpheli bölgeden biyopsi/fırçalama yapılması planlanır.
Fiberoptik bronkoskopi, endobronşiyal tüberkülozu hem radyolojik hem de bakteriyolojik olarak kanıtlayabilen en duyarlı yöntemdir.

Key Concept

Endobronşiyal Tüberküloz Tanısı

Hints

1
Lokalize monofonik ronküsün (wheezing) astımdaki yaygın ronküsten farkını düşünün.

Practice More

Endobronşiyal tüberkülozun bronş darlığı ve atelektazi gibi uzun dönem komplikasyonlarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 433Question

6565 yaşında, uzun süredir sigara içme öyküsü olan bir hasta, giderek artan nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testinde (SFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %60\%60 olarak saptanıyor.

Bu hastadaki solunum fonksiyon testi bulgusu öncelikle aşağıdakilerden hangisi ile uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Obstrüktif patern

Answer

Solunum fonksiyon testinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının azalması obstrüktif patern ile uyumludur.
Obstrüktif patern, hava yollarındaki tıkanıklık nedeniyle havanın dışarı çıkış hızının azalmasıyla karakterizedir. Bu durumun en tipik ve ilk görülen SFT bulgusu FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %70\%70 değerinin altına düşmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın SFT verilerini analiz et.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %60\%60 olduğu görülmektedir.
Tanısal paterni belirlemek için en önemli ilk parametre bu orandır.
2
Elde edilen oranı eşik değerle karşılaştır.
%60\%60 değeri, obstrüksiyon sınırı olan %70\%70'in altındadır.
Hava yolu tıkanıklığının (obstrüksiyon) objektif kanıtı bu orandaki düşüştür.
3
Klinik bağlamla birleştirerek sonuçlandır.
Sigara öyküsü ve düşük oran obstrüktif bir süreci (örneğin KOAH) destekler.
Tanısal algoritmalara göre düşük oran obstrüktif paterni temsil eder.

Key Concept

Solunum fonksiyon testlerinde obstrüktif ve restriktif patern ayrımı için FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı temel kriterdir.
Estimated Time:45s
Question 434Question

Otuz beş paket-yıl sigara öyküsü olan 5454 yaşındaki erkek hastada sağ üst lobda 2.5 cm2.5 \text{ cm} boyutunda, biyopsisi adenokarsinom ile uyumlu kitle saptanıyor. Yapılan evreleme çalışmalarında; mediastinal lenf nodu istasyonları (4,7,104, 7, 10) EBUS-TBNA ile örnekleniyor ve benign olarak raporlanıyor. Abdominal BT ve PET-BT incelemesinde sol sürrenal bezde 2 cm2 \text{ cm}'lik, yoğun FDG tutulumu gösteren (SUVmax:8SUV_{max}: 8) soliter bir nodül izleniyor. Başka bir odak saptanmayan ve fizik muayenesinde belirgin çomak parmak görünümü olan bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer kitleye yönelik cerrahi rezeksiyon ve sürrenal metastaza yönelik cerrahi veya stereotaktik radyoterapi (SBRT)

Answer

Primer kitleye yönelik cerrahi rezeksiyon ve sürrenal metastaza yönelik cerrahi veya stereotaktik radyoterapi (SBRT) uygulanması
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (özellikle adenokarsinomlarda), TNM 8. edisyona göre tek bir organda tek bir metastatik odak saptanması M1b (Evre IVA) olarak tanımlanır. Eğer hastanın mediastinal lenf nodu tutulumu yoksa (N0 veya N1), hem primer akciğer kitlesine hem de sürrenal metastazına yönelik radikal lokal tedavilerin (cerrahi rezeksiyon, SBRT veya adrenalektomi) uygulanması standart bir yaklaşımdır ve uzun süreli sağkalım sağlayabilir.

Step-by-Step Solution

1
TNM evrelemesini yapın.
Primer kitle 2.5 cm2.5 \text{ cm} (T1c), lenf nodları negatif (N0) ve soliter sürrenal metastaz (M1b). Hasta Evre IVA olarak sınıflandırılır.
Tedavi kararını belirlemek için doğru evreleme gereklidir.
2
Oligometastatik durumu değerlendirin.
Hastada tek organ (sürrenal) ve tek odak (soliter nodül) metastazı mevcuttur.
KHDAK'da soliter beyin veya sürrenal metastazı olan ve mediastinal nodal tutulumu olmayan hastalar 'oligometastatik' kabul edilir.
3
Küratif seçenekleri analiz edin.
Oligometastatik KHDAK'da hem akciğerdeki primer tümörün hem de metastatik odağın (sürrenal) agresif lokal tedavisi (cerrahi veya radyoterapi), sağkalımı anlamlı derecede artırır.
Bu hastalar palyatif değil, küratif potansiyeli olan bir grup olarak yönetilmelidir.

Key Concept

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (KHDAK) oligometastatik hastalık (M1b) yönetimi.

Practice More

Beyin metastazı olan benzer bir senaryoyu düşünün: Soliter beyin metastazı ve N0 akciğer kanserinde de benzer şekilde her iki odak için cerrahi/radyocerrahi planlanmalıdır.

Alternative Method

Sürrenal metastaz için cerrahi rezeksiyon (adrenalektomi) yerine, hastanın cerrahi riskine göre Stereotaktik Beden Radyoterapisi (SBRT) de eşdeğer bir lokal tedavi seçeneği olarak düşünülebilir.
Estimated Time:2m 30s
Question 435Question

5555 yaşında, uzun süredir alkol bağımlılığı öyküsü olan erkek hasta; acil servise ani başlayan üşüme, titreme, yüksek ateş ve öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın balgamının oldukça koyu kıvamlı ve "vişne jölesi" görünümünde olduğu gözleniyor. Fizik muayenede sağ üst bölgede matite saptanıyor ve raller duyuluyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda yoğun konsolidasyon alanı ve bu alandaki minör fissürün konveksite yaparak aşağı doğru itildiği (bulging fissure sign) görülüyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Klebsiella pneumoniae

Answer

En olası patojen Klebsiella pneumoniae'dir.
Vakada tanımlanan kronik alkolizm, vişne jölesi benzeri koyu kanlı balgam ve radyolojik olarak minör fissürün aşağı itilmesi (bulging fissure sign), Klebsiella pneumoniae tarafından oluşturulan Friedländer pnömonisi için klasik bir sunumdur. Bu bakteri, kapsüllü bir Gram negatif basil olup, akciğerde şiddetli nekroz ve kavitasyon yapma eğilimindedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik risk faktörlerini değerlendir.
Kronik alkol kullanımı, Klebsiella pneumoniae pnömonisi için majör bir risk faktörüdür.
Alkoliklerde aspirasyon riski ve immün baskılanma nedeniyle Gram negatif basillerin (özellikle Klebsiella) akciğer enfeksiyonları daha sık görülür.
2
Balgamın makroskobik özelliğini analiz et.
"Vişne jölesi" (currant jelly) görünümündeki balgam, Klebsiella'nın kapsül polisakkaritleri ve doku nekrozu sonucunda oluşur.
Bu spesifik balgam özelliği, patojen tanısında oldukça yol gösterici bir ipucudur.
3
Radyolojik bulguları yorumla.
"Bulging fissure sign" (şişkin fissür işareti) saptandı.
Klebsiella pnömonisinde oluşan yoğun ve ağır inflamatuar eksüda, loblar arası fissürü yerinden oynatarak aşağı doğru iter; bu durum nekrotizan sürecin şiddetini gösterir.

Key Concept

Alkolik hastalarda vişne jölesi balgam ve bulging fissür işareti ile seyreden pnömonide ilk akla gelmesi gereken etken Klebsiella pneumoniae'dir.
Estimated Time:1m 30s
Question 436Question

5555 yaşında erkek hasta; ani başlayan nefes darlığı, batıcı karakterde göğüs ağrısı ve az miktarda hemoptizi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 gün önce total kalça protezi operasyonu geçirdiği öğrenilen hastanın fizik muayenesinde nabız 112/dk112/dk, tansiyon 115/75 mmHg115/75\ mmHg, solunum sayısı 24/dk24/dk ve ateş 36.8C36.8^\circ C saptanıyor. Akciğer oskültasyonu normal olup, çekilen akciğer grafisi ve EKG'de patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 2.9 mg/dL2.9\ mg/dL olarak bulunan bu hastada, kesin tanıya yönelik en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ventilasyon/Perfüzyon (V/Q) sintigrafisi

Answer

Ventilasyon/Perfüzyon (V/Q) sintigrafisi
Hastanın Wells skoru 7.07.0 olarak hesaplanmıştır, bu da yüksek klinik olasılık anlamına gelir. Yüksek riskli ve hemodinamik olarak stabil olan bu hastada normal şartlarda Toraks BT anjiyografi altın standarttır; ancak serum kreatinin düzeyinin 2.9 mg/dL2.9\ mg/dL olması kontrast madde kullanımını engeller. Bu durumda perfüzyon sintigrafisi (veya V/Q sintigrafisi) en uygun tanısal seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın Wells skorunu hesapla.
Nabız >100/dk>100/dk (+1.5), Yakın zamanda cerrahi (+1.5), Hemoptizi (+1.0), Alternatif tanının daha az olası olması (Akciğer grafisi/EKG normal) (+3.0) = Toplam 7.0.
Tanısal algoritmaya hangi risk grubundan başlanacağını belirlemek için Wells skoru gereklidir.
2
Klinik olasılığı belirle ve tanısal aracı seç.
Wells skoru >4>4 (veya 3'lü sınıflamada >6>6) olduğu için hasta 'yüksek olasılıklı/PE muhtemel' grubundadır. İlk tercih normalde BT anjiyografidir.
Yüksek riskli hastalarda D-dimer bakılmadan doğrudan görüntülemeye geçilir.
3
Hastanın böbrek fonksiyonlarını değerlendir.
Kreatinin 2.9 mg/dL2.9\ mg/dL olması, kontrast madde kullanımını kontrendike kılan ciddi böbrek yetmezliğine işaret eder.
Kontrast nefropatisi riskinden kaçınmak için alternatif görüntüleme yöntemlerine yönelinmelidir.

Key Concept

Pulmoner emboli şüphesinde, Wells skoru yüksek olan ancak böbrek yetmezliği nedeniyle BT anjiyografi yapılamayan hemodinamik olarak stabil hastalarda V/Q sintigrafisi öncelikli tanı yöntemidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 437Question

5252 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır giderek artan nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 33 yıl önce evre III foliküler lenfoma tanısı aldığı ve kemoterapi gördüğü öğreniliyor. Fizik muayenede sol hemitoraksta vibrasyon torasikte azalma ve perküsyonda matite saptanıyor. Yapılan torasentezde süt görünümünde sıvı aspire ediliyor ve sıvı santrifüj edildiğinde görünümün değişmediği gözleniyor. Bu hastada plevral efüzyonun etiyolojisini belirlemek için plevral sıvıda saptanması beklenen en anlamlı laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Trigliserid düzeyinin 110110 mg/dL'nin üzerinde olması

Answer

Plevral sıvı trigliserid düzeyinin 110110 mg/dL'nin üzerinde olması şilotoraks tanısı için en anlamlı laboratuvar bulgusudur.
Doğru seçenek olan trigliserid yüksekliği, duktus torasikustaki lenf sıvısının (şilus) plevral boşluğa sızdığını kanıtlayan en önemli biyokimyasal parametredir. 110110 mg/dL eşik değeri TUS ve klinik pratikte şilotoraks tanısı için standart kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et.
Lenfoma öyküsü olan bir hastada süt görünümünde (şilöz) sıvı saptanması şilotoraksı düşündürür.
Lenfomalar duktus torasikusa bası yaparak veya invazyonla şilotoraksa en sık neden olan malignitelerdir.
2
Sıvının fiziksel özelliklerini yorumla.
Santrifüjle berraklaşmayan sütümsü görünüm şilomikronların varlığına işaret eder.
Ampiyemde sıvı santrifüj edilince hücresel elemanlar çöker ve üstte kalan sıvı berraklaşır; şilotoraksta ise lipid içeriği nedeniyle bulanıklık devam eder.
3
Biyokimyasal kriteri uygula.
Trigliserid > 110110 mg/dL ise tanı şilotorakstır.
Bu değer şilotoraks tanısında yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir; 5050-110110 arasındaysa lipoprotein elektroforezi ile şilomikron bakılmalıdır.

Key Concept

Şilotoraks ile psödoşilotoraksın ayırıcı tanısında trigliserid ve kolesterol düzeylerinin kullanımı.
Estimated Time:1m 30s
Question 438Question

45 yaşında, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 4242 kg/m2kg/m^2 olan bir hasta, giderek artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde sigara öyküsü bulunmayan hastanın yapılan fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu doğal saptanıyor. Hastaya uygulanan solunum fonksiyon testinde (SFTSFT) aşağıdaki parametreler elde ediliyor:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen Değerin Yüzdesi
FEV1/FVCFEV_1/FVC%84\%84-
FVCFVC2.42.4 LL%68\%68
TLCTLC3.63.6 LL%72\%72
DLCODLCO21.821.8 mL/dk/mmHgmL/dk/mmHg%96\%96

Bu verilere dayanarak hastadaki mevcut solunumsal tablo aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Ekstrapulmoner (göğüs duvarı kısıtlılığına bağlı) restriktif patern

Answer

Ekstrapulmoner (göğüs duvarı kısıtlılığına bağlı) restriktif patern
Hastanın solunum fonksiyon testlerinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının korunmuş olması obstrüktif bir süreci dışlarken, TLCTLC ve FVCFVC değerlerindeki azalma net bir restriktif (kısıtlayıcı) patern olduğunu kanıtlar. Bu restriksiyonun parankimal bir hastalıktan mı (örneğin interstisyel fibrozis) yoksa akciğer dışı bir nedenden mi (örneğin morbid obeziteye bağlı göğüs duvarı kısıtlılığı) kaynaklandığını ayırt etmek için DLCODLCO değerine bakılır. Obeziteye bağlı restriksiyonda akciğer parankimi ve damar yatağı sağlam olduğu için DLCODLCO normal kalırken, parankimal hastalıklarda gaz difüzyon alanı azaldığı için DLCODLCO düşer. Hastanın vücut kitle indeksinin yüksek (4242 kg/m2kg/m^2) olması ve DLCODLCO'nun normal bulunması, tablonun ekstrapulmoner bir restriksiyonla uyumlu olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir.
Oran %84\%84 olup normal sınırlardadır (>%75>\%75); bu durum hava yolu obstrüksiyonunu (tıkanıklığını) dışlar.
Obstrüktif hastalıklarda ekspiratuar akım kısıtlandığı için bu oran azalır.
2
FVCFVC ve TLCTLC değerlerini değerlendir.
Hem FVCFVC (%68\%68) hem de TLCTLC (%72\%72) beklenenin altındadır.
Toplam akciğer kapasitesinin (TLCTLC) azalması, restriktif (kısıtlayıcı) akciğer hastalığının kesin tanımıdır.
3
DLCODLCO değerini değerlendirerek restriksiyonun yerini belirle.
DLCODLCO değeri %96\%96 ile tamamen normaldir.
Parankimal restriktif hastalıklarda (örn. fibrozis) alveol-kapiller membran hasar gördüğü için DLCODLCO düşer. Normal DLCODLCO, obezite gibi göğüs duvarı kısıtlılıklarında veya nöromüsküler hastalıklarda (ekstrapulmoner nedenler) görülür.

Key Concept

SFTSFT'de restriktif patern ayrımında DLCODLCO kullanımı
Estimated Time:1m 30s
Question 439Question

3838 yaşında kadın hasta; aniden başlayan nefes darlığı, batıcı yan ağrısı ve hemoptizi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 1010 gün önce geçirilmiş majör abdominal cerrahi öyküsü saptanıyor. Yapılan fizik muayenede; nabız 118118/dk, tansiyon arteriyel 115/70115/70 mmHg, solunum sayısı 2626/dk ve oksijen satürasyonu %91\%91 olarak ölçülüyor. Yapılan ön değerlendirmede Wells skoru "yüksek klinik olasılık" (>6> 6 puan) olarak hesaplanan hastada, istenen D-dimer düzeyi 420420 ng/mL (Normal: <500< 500 ng/mL) olarak saptanıyor. Bu hastanın takip ve yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Wells skoru yüksek olan hastalarda D-dimer'in negatif prediktif değeri düşük olduğundan, sonuca bakılmaksızın pulmoner BT anjiyografi ile ileri inceleme yapılmalıdır.

Answer

Wells skoru yüksek olan hastalarda D-dimer negatif olsa dahi pulmoner BT anjiyografi ile ileri inceleme yapılmalıdır.
Pulmoner emboli şüphesinde Wells skoru yüksek (>6> 6) olan hastalarda D-dimer testinin tanı dışlatıcı değeri yoktur. Bu hastalarda prevalans çok yüksek olduğu için negatif bir D-dimer sonucu klinik olarak anlamlı bir dışlama sağlamaz ve vakit kaybetmeden pulmoner BT anjiyografi gibi kesin tanı yöntemlerine başvurulmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik Olasılık Değerlendirmesi
Wells skoru > 6 (Yüksek Olasılık)
Cerrahi öyküsü (1.51.5), taşikardi (1.51.5), hemoptizi (1.01.0) ve klinik şüphenin yüksek olması (3.03.0) hastayı yüksek risk grubuna sokar.
2
D-dimer Testinin Yorumlanması
Yalancı Negatiflik Riski
D-dimer testi düşük ve orta olasılıklı hastalarda dışlama amaçlı kullanılır; yüksek olasılıklı hastalarda negatif sonuç tanıyı dışlatmaz.
3
Tanısal İleri İnceleme
BT Anjiyografi
Yüksek klinik şüphe durumunda altın standart ve bir sonraki adım kontrastlı BT anjiyografidir.
4
Tedavi Stratejisinin Belirlenmesi
Antikoagülasyon
Hasta normotansif olduğu için (Intermediate-High risk olsa dahi) ilk seçenek antikoagülasyondur; trombolitik sadece hipotansiyon gelişirse düşünülür.

Key Concept

Pulmoner Emboli Tanı Algoritmasında Klinik Olasılığın Önemi
Estimated Time:2m 0s
Question 440Question

4444 yaşında kadın bankacı, son 66 aydır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde hiç sigara içmediği öğrenilen hastanın fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde bilateral ince inspiratuar (velcro) raller duyuluyor. Ayrıca ellerde soğukla tetiklenen morarma ve parmak uçlarında deri gerginliği (sklerodaktili) saptanıyor. Toraks Yüksek Çözünürlüklü Bilgisayarlı Tomografisinde (HRCT) özellikle alt zonlarda belirgin olan subplevral "buzlu cam" (ground-glass) dansiteleri ve ince retiküler çizgilenmeler görülüyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sistemik skleroz ilişkili interstisyel akciğer hastalığı

Answer

Sistemik skleroz ilişkili interstisyel akciğer hastalığı
Vakada sunulan Raynaud fenomeni ve sklerodaktili bulguları sistemik skleroz için patognomoniktir. Bu hastada gelişen ilerleyici dispne, kuru öksürük ve bazallerdeki velcro raller interstisyel akciğer tutulumunu gösterir. Sistemik sklerozda en sık görülen radyolojik patern buzlu cam dansiteleriyle karakterize NSIP olduğu için sunulan tablo tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik sistemik bulguların analizi
Raynaud fenomeni ve sklerodaktili varlığı sistemik sklerozu (skleroderma) işaret eder.
İnterstisyel akciğer hastalıklarına (İAH) sıklıkla bağ dokusu hastalıkları eşlik eder ve tanısal ipuçları ekstrapulmoner bulgularda gizlidir.
2
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
HRCT'de saptanan subplevral buzlu cam dansiteleri ve alt lob baskınlığı Non-spesifik İnterstisyel Pnömoni (NSIP) paterni ile uyumludur.
Sistemik sklerozda en sık görülen akciğer tutulum paterni NSIP'dir.
3
Tanının sentezlenmesi
Bağ dokusu bulguları ve restriktif tipte akciğer tutulumu birleştirildiğinde tanı Sistemik Skleroz ilişkili İAH olarak konur.
Sistemik sklerozlu hastaların çoğunda subklinik de olsa akciğer tutulumu gelişir ve bu durum temel mortalite nedenidir.

Key Concept

Bağ dokusu hastalıklarına (özellikle Sistemik Skleroz) sekonder gelişen interstisyel akciğer hastalığının klinik ve radyolojik tanınması.

Alternative Method

Sistemik bulgulardan yola çıkarak romatolojik bir hastalık aramak, akciğer tutulumunu bu hastalığın bir parçası olarak değerlendirmek tanı süresini kısaltır.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 22 / 23Next
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 22 | Examkin