Genel Patoloji

328 questions

Question 41Question

Uzun süreli Tip 2 diabetes mellitus öyküsü olan 7070 yaşındaki bir hastanın postmortem incelemesinde, pankreastaki Langerhans adacıklarında belirgin eozinofilik, amorf ve ekstraselüler materyal birikimi saptanmıştır. Bu materyalin Kongo kırmızısı boyası ile boyandığı ve polarize ışıkta elma yeşili çift kırınım verdiği gözlenmiştir. Bu hastadaki birikime neden olan öncül protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adacık amiloid polipeptidi (Amilin)

Answer

Adacık amiloid polipeptidi (Amilin)
Adacık amiloid polipeptidi (IAPP veya Amilin), Tip 2 diabetes mellitus hastalarında pankreasın Langerhans adacıklarında biriken karakteristik amiloid tipidir. Bu protein normalde insülin ile birlikte salgılanır, ancak Tip 2 diyabette adacıklarda birikerek hücre fonksiyonlarını bozabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz edin.
Hastada uzun süreli Tip 2 diyabet öyküsü mevcuttur ve birikim pankreas adacıklarındadır.
Tip 2 diyabette insülin direnci ve artmış insülin sentezi ile birlikte Amilin sentezi de artar.
2
Patolojik bulguları tanımlayın.
Eozinofilik amorf birikim, Kongo kırmızısı pozitifliği ve elma yeşili çift kırınım.
Bu bulgular materyalin β\beta-kırmalı tabaka yapısında bir amiloid olduğunu kanıtlar.
3
Organa özgü amiloid tipini belirleyin.
Pankreas adacıklarına özgü öncül protein Adacık amiloid polipeptidi (IAPP) veya Amilin'dir.
Lokalize amiloidoz formlarından biri olan bu durum, Tip 2 diyabet patogenezi ile doğrudan ilişkilidir.

Key Concept

Lokalize amiloidoz ve adacık amiloid polipeptidi (IAPP) ilişkisi.
Estimated Time:1m 0s
Question 42Question

Allojenik kemik iliği transplantasyonu yapılan 3232 yaşındaki erkek hastada, işlemden 2020 gün sonra yaygın eritematöz deri döküntüleri, total bilirubin yüksekliği ve sulu diyare gelişiyor. Yapılan deri biyopsisinde bazal tabakada vakuoler dejenerasyon ve keratinosit apoptozu izleniyor. Bu hastadaki klinik ve histopatolojik bulgulardan sorumlu olan temel patogenetik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Donör T lenfositlerinin alıcı dokularındaki HLA antijenlerine karşı immün yanıt oluşturması

Answer

Graft-versus-Host Hastalığı (GVHD) temel olarak donör kaynaklı T lenfositlerinin alıcının (konakçının) dokularına saldırmasıdır.
Doğru seçenek, GVHD'nin temel mekanizmasını tanımlar. Akut GVHD, kemik iliği veya lenfoid doku zenginliği olan organ nakillerinden sonra, donör T hücrelerinin alıcıdaki majör veya minör histokompatibilite antijenlerini (HLA) yabancı tanıyarak saldırıya geçmesiyle oluşur. Özellikle deri, karaciğer safra yolları ve bağırsak mukozası bu saldırının başlıca hedefleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik belirtilerin (deri döküntüsü, sarılık, diyare) ve zamanlamanın (2020 gün) değerlendirilmesi
Bu bulgular triad şeklinde görüldüğünde tipik olarak Akut Graft-versus-Host Hastalığı'na (GVHD) işaret eder.
Kemik iliği nakli sonrası immün kompetan donör hücrelerinin alıcıda hedef organları (deri, karaciğer, GİS) etkilemesi beklenir.
2
Histopatolojik bulgunun (keratinosit apoptozu) yorumlanması
Bazal tabakadaki keratinosit apoptozu ve vakuoler dejenerasyon, sitotoksik T hücre saldırısının bir göstergesidir.
Donör CD8+CD8^+ T hücreleri direkt sitotoksisite ile hedef hücrelerde apoptozu tetikler.
3
Patogenetik mekanizmanın rejeksiyon türlerinden ayırt edilmesi
Saldırı yönünün donörden alıcıya (Graft-versus-Host) olduğu doğrulanır.
Rejeksiyonda alıcı grefti reddederken, GVHD'de greft alıcıya saldırır.

Key Concept

Graft-versus-Host Hastalığı (GVHD) Patogenezi
Estimated Time:1m 30s
Question 43Question

7070 yaşında erkek hasta, son 66 aydır artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan ekokardiyografik incelemede ventrikül duvarlarında konsantrik kalınlaşma ve restriktif tipte kardiyomiyopati saptanıyor. Hastanın ailesinde benzer bir hastalık öyküsü bulunmuyor. Endomiyokardiyal biyopsinin mikroskobik incelemesinde interstisiyel mesafede Kongo kırmızısı ile pozitif boyanan ve polarize ışıkta elma yeşili refle veren amiloid birikimleri izleniyor. Bu tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Prekürsör protein, plazmada retinol bağlayan protein ile kompleks oluşturarak taşınan transtiretindir.

Answer

Prekürsör protein, plazmada retinol bağlayan protein ile kompleks oluşturarak taşınan transtiretindir.
İleri yaştaki erkek hastalarda görülen, aile öyküsü olmayan ve baskın olarak ventriküler tutuluma bağlı restriktif kardiyomiyopati yapan tablo Senil Sistemik Amiloidozdur. Bu hastalıkta biriken protein, karaciğerde sentezlenen ve normalde plazmada tiroksin (T4T_4) ile retinol bağlayan proteini (RBP) taşıyan transtiretinin (wild-type TTR) yanlış katlanmış fibrilleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri (ileri yaş, aile öyküsü yokluğu, restriktif kardiyomiyopati) sentezle.
Tanı: Senil Sistemik Amiloidoz (Senil Kardiyak Amiloidoz).
70 yaş üstü erkeklerde ventriküler infiltrasyon ile karakterize en olası amiloid tipi budur.
2
Senil sistemik amiloidozun prekürsör proteinini tanımla.
Wild-type (mutasyona uğramamış) Transtiretin (TTR).
Herediter tiplerin aksine, senil tipte protein yapısı normaldir ancak yaşlanma ile yanlış katlanma eğilimi artar.
3
Transtiretin proteininin normal fizyolojik fonksiyonunu hatırla.
Tiroksin (T4T_4) ve Retinol Bağlayan Protein (RBP) taşıyıcısıdır.
TTR'nin adı 'trans-thy-retin' kökeninden gelir (transport thyroxine and retinol).

Key Concept

Senil Sistemik Amiloidoz ve Transtiretin (TTR)

Practice More

ATTR tipi amiloidozda kullanılan yeni nesil stabilizatör ilaçların (örn. tafamidis) etki mekanizmasını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 44Question

4242 yaşında kadın hasta, üç aydır devam eden kuru öksürük ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan toraks BT incelemesinde bilateral hiler lenfadenopati saptanıyor. Lenf nodu biyopsisinde nekroz içermeyen granülomatöz inflamasyon izleniyor. Bu lezyonlardaki makrofajların epitelioid hücrelere dönüşümünü sağlayan temel mediyatörü salgılayan T lenfosit alt grubunun farklılaşmasını başlatan temel sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: IL-12

Answer

Antijen sunan hücreler (makrofajlar) tarafından salgılanan IL-12, naif T hücrelerinin Th1 alt grubuna dönüşümünü sağlar ve bu süreç granülom oluşumu için zorunludur.
Granülomatöz inflamasyonda süreç, antijenin makrofajlar tarafından sunulması ve bu sırada IL-12 salgılanmasıyla başlar. IL-12, naif CD4+ T hücrelerini Th1 hücrelerine farklılaştırır. Th1 hücreleri ise IFN-γ\gamma salgılayarak makrofajların aktive olmasını, epitelioid hücrelere ve dev hücrelere dönüşmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik bulguları değerlendir
Bilateral hiler lenfadenopati ve nekrotize olmayan granülomlar Sarkoidoz tanısını destekler.
Hastalığın patogenezindeki immünolojik mekanizmayı belirlemek için tanı kritiktir.
2
Granülom oluşumundaki hücreler arası etkileşimi analiz et
Makrofajların epitelioid hücrelere dönüşümü için Th1 hücrelerinden salgılanan IFN-γ\gamma gereklidir.
IFN-γ\gamma makrofajları aktive eden ve epitelioid hücre formuna sokan en güçlü sitokindir.
3
T hücresi farklılaşma basamağını sorgula
Naif T hücrelerinin Th1'e farklılaşması için makrofajlar ve dendritik hücreler tarafından salgılanan IL-12 gereklidir.
Soru, IFN-γ\gamma salgılayan hücrenin (Th1) oluşumunu sağlayan 'başlatıcı' sitokini sormaktadır.

Key Concept

Granülomatöz inflamasyonda IL-12/Th1/IFN-gama aksı.
Estimated Time:2m 0s
Question 45Question

2222 yaşında bir erkek hasta, ilerleyici sarılık ve karın şişliği şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan karaciğer biyopsisinin mikroskobik incelemesinde, periportal hepatositlerin sitoplazmasında eozinofilik, yuvarlak globüller izleniyor. Bu globüllerin Periyodik Asit-Schiff (PASPAS) boyası ile boyandığı ve diyastaz sindirimine dirençli olduğu saptanıyor. Bu hastadaki hücresel birikimin temel patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Proteinin katlanma kusuru nedeniyle granüllü endoplazmik retikulumda hapsolması

Answer

Hücresel birikimin temel mekanizması, proteinin yanlış katlanması (misfolding) nedeniyle granüllü endoplazmik retikulumda (GER) hapsolmasıdır.
Soruda tanımlanan olgu Alfa-1 Antitripsin eksikliğidir. Bu hastalıkta, özellikle PiZPiZ mutasyonu nedeniyle karaciğerde sentezlenen protein düzgün katlanamaz. Yanlış katlanan bu proteinler hepatositlerin granüllü endoplazmik retikulumu (GER) içerisinde takılı kalarak dışarı salınamaz ve ışık mikroskobunda eozinofilik, PASPAS pozitif, diyastaz sindirimine dirençli globüller olarak izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik bulguları analiz et
Genç hastada sarılık, karaciğerde periportal yerleşimli, eozinofilik, PASPAS pozitif ve diyastaz dirençli globüller saptanmıştır.
Bu bulgular klasik olarak Alfa-1 antitripsin (α1\alpha1-AT) eksikliğini işaret eder.
2
Biriken maddenin doğasını ve yerini belirle
Biriken madde α1\alpha1-AT proteinidir ve hepatositlerin granüllü endoplazmik retikulumu (GER) içerisinde hapsolmuştur.
PASPAS pozitifliği glikoprotein doğasını, diyastaz direnci ise bunun glikojen olmadığını kanıtlar.
3
Genetik ve moleküler mekanizmayı ilişkilendir
PiZPiZ mutasyonu, proteinin üçüncül yapısında katlanma kusuruna yol açarak salgılanmasını engeller.
Katlanamayan proteinler GER'den Golgi'ye taşınamaz ve hücre içi birikime yol açar.

Key Concept

Hücre içi protein birikimleri ve protein katlanma kusurları (ER stresi)

Practice More

Karaciğerde biriken bu proteinlerin akciğerde yol açtığı 'panasiner amfizem' mekanizmasını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 46Question

İki haftalık bir erkek bebek; tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, hipokalsemik tetani ve trunkus arteriyozus tanısı ile pediatri servisine yatırılıyor. Fizik muayenesinde düşük yerleşimli kulaklar, mikrognati (küçük çene), hipertelorizm ve yarık damak saptanıyor. Bu hastada izlenen klinik tablonun en olası genetik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 22q11.222q11.2 bölgesinde mikrodelesyon

Answer

Hastada izlenen bulgular DiGeorge sendromu/Velokardiyofasiyal sendrom spektrumuna aittir ve temel neden 22q11.222q11.2 bölgesindeki mikrodelesyondur.
Doğru seçenek olan mikrodelesyon, DiGeorge sendromunun temel genetik mekanizmasıdır. CATCH 22 akronimi ile özetlenen (Cardiac defects, Abnormal facies, Thymic hypoplasia, Cleft palate, Hypocalcemia) klinik tablo, 22q11.222q11.2 bölgesindeki genlerin kaybı sonucu 3.3. ve 4.4. yutak ceplerinin (pharyngeal pouches) düzgün gelişememesiyle ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipokalsemik tetani, trunkus arteriyozus (konotrunkal defekt) ve tekrarlayan enfeksiyonlar (timik aplazi).
Bu üçlü 3.3. ve 4.4. faringeal ceplerin gelişimsel kusurunu gösterir.
2
Tanımlanan sendromu belirle.
DiGeorge sendromu (CATCH 22).
Klinik triad ve fasiyal dismorfizm bu sendrom için tipiktir.
3
Genetik mekanizmayı doğrula.
22q11.222q11.2 mikrodelesyonu.
DiGeorge sendromu vakalarının %90'ından fazlasında bu spesifik delesyon saptanır.

Key Concept

DiGeorge Sendromu (CATCH 22): 3.3. ve 4.4. faringeal ceplerin gelişememesi sonucu oluşan, 22q11.222q11.2 delesyonu ile ilişkili klinik tablodur.

Hints

1
Hastadaki hipokalsemi, paratiroid bezlerinin yokluğundan kaynaklanıyor olabilir.
2
Bu tablo, embriyolojik olarak 3.3. ve 4.4. faringeal ceplerden köken alan yapıların (timus, paratiroid) eksikliği ile ilişkilidir.
3
CATCH 22 akronimindeki '22' rakamı, etkilenen kromozomu işaret eder.

Practice More

Faringeal cep türevlerini ve bu ceplerin gelişimsel kusurları ile ortaya çıkan diğer tabloları gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 47Question

1717 yaşında erkek hasta, gece uykusundan uyandıran ani ve şiddetli sol skrotal ağrı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sol skrotumda belirgin ödem, kızarıklık ve sol testiste yukarı yerleşim saptanıyor. Doppler ultrasonografide testise giden kan akımının ileri derecede azaldığı belirleniyor. Acil cerrahiye alınan hastada testisin kordonu etrafında 360360^\circ döndüğü görülüyor. Organın makroskopik incelenmesinde parankimin ileri derecede konjesyonlu, koyu kırmızı-mor renkte ve kanamalı olduğu izleniyor.

Bu klinik tabloda izlenen lezyonun tipi ve oluşum mekanizmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Venöz drenajın mekanik olarak engellenmesi sonucu gelişen hemorajik (kırmızı) infarkttır.

Answer

Testis torsiyonu sonucu venöz drenajın engellenmesiyle gelişen hemorajik (kırmızı) infarkttır.
Doğru yanıt olan seçenek, testis torsiyonunda venöz drenajın mekanik olarak kesilmesiyle kanın organ içinde göllenmesini ve doku içine sızarak 'kırmızı (hemorajik) infarkt' oluşturmasını ifade eder. Bu durum, venöz drenajın bozulduğu torsiyon, invajinasyon ve bağırsak herniasyonlarında tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryodaki 'testis torsiyonu' tanısını doğrula.
Genç hastada ani ağrı ve Doppler'de akım azalması torsiyonu gösterir.
Mekanik dönme (torsiyon) vasküler yapıların tıkanmasına yol açar.
2
Vasküler tıkanıklığın niteliğini ve organın makroskopik rengini analiz et.
Torsiyonda ince duvarlı venler kalın duvarlı arterlerden önce tıkanır; organ 'koyu kırmızı-mor' görünür.
Venöz çıkışın kapanması dokuda yoğun konjesyon ve kanamaya neden olur.
3
İnfarkt tipleriyle eşleştirme yap.
Venöz tıkanıklığa bağlı gelişen bu tablo 'hemorajik (kırmızı) infarkt' olarak tanımlanır.
Anemik (beyaz) infarktlar arteriyel tıkanıklıkla katı organlarda görülür.

Key Concept

Venöz obstrüksiyon, torsiyon gibi durumlarda gelişen infarkt tipi 'kırmızı (hemorajik)' infarkttır ve doku yapısı koagülasyon nekrozu ile korunurken kanama ile maskelenir.
Question 48Question

4242 yaşında, sigara içme öyküsü olmayan bir erkek hasta, ilerleyici nefes darlığı ve hafif sarılık şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum α1\alpha-1 antitripsin düzeyinin belirgin olarak düşük olduğu saptanıyor. Karaciğer biyopsisinde hepatositlerin sitoplazmasında eozinofilik, yuvarlak globüller gözleniyor.

Bu globüllerin oluşum mekanizması ve histokimyasal özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Proteinlerin yanlış katlanması sonucu granüllü endoplazmik retikulumda birikmesi; PASPAS (+)(+) ve diastaz dirençli boyanma.

Answer

Proteinlerin yanlış katlanması sonucu granüllü endoplazmik retikulumda birikmesi; PASPAS (+)(+) ve diastaz dirençli boyanma.
Doğru yanıt olan seçenek, α1\alpha-1 antitripsin eksikliğinin patofizyolojisini tam olarak yansıtmaktadır. Hastalıkta protein yanlış katlandığı için granüllü endoplazmik retikulum lümeninde birikerek karakteristik eozinofilik globülleri oluşturur. Bu globüllerin glikojenden ayrımı için yapılan diastaz sindirimi sonrası PASPAS boyasının korunması (diastaz direnci) tanısal bir histokimyasal özelliktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendirme
Sigara içmeyen genç bir hastada amfizem ve karaciğer yetmezliği bulguları α1\alpha-1 antitripsin eksikliğini düşündürür.
PiZ mutasyonu hem akciğerde elastaz aktivite artışına hem de karaciğerde protein birikimine yol açar.
2
Hücre içi birikim mekanizmasını belirleme
Globüller, karaciğerde sentezlenen ancak yanlış katlandığı için salınamayan proteinlerin birikimidir.
Misfolded (yanlış katlanmış) proteinler endoplazmik retikulumda (ER) hapsolur ve ER stresine yol açar.
3
Histokimyasal özelliklerin belirlenmesi
PASPAS pozitif ve diastaz dirençli boyanma paterninin doğrulanması.
Glikojen de PASPAS pozitif boyanır ancak diastaz ile sindirilir; bu fark protein tabanlı globülleri ayırt etmeyi sağlar.

Key Concept

Yanlış katlanmış proteinlerin endoplazmik retikulumda birikimi ve histokimyasal ayırıcı tanısı.
Question 49Question

Otuz yaşında sağlıklı bir kadın, ardışık üç spontan abortus öyküsü nedeniyle genetik danışmanlığa başvuruyor. Hastanın obstetrik öyküsü derinleştirildiğinde, daha önceki bir gebeliğinden epikantal katlantılar, tek taraflı simian çizgisi ve makroglossi bulguları taşıyan bir canlı doğumu olduğu öğreniliyor. Bu çocuğun sitogenetik incelemesinde toplam 46 kromozom saptanmıştır.

Annenin periferik kanından yapılan karyotip analizinde ise toplam 45 kromozom bulunduğu ve fenotipik olarak sağlıklı olmasına rağmen dengeli bir yapısal anomalinin taşıyıcısı olduğu görülüyor.

Buna göre, annenin karyotipinde saptanan ve bu ailedeki tekrarlayan gebelik kayıpları ile sendromik çocuk doğumunu açıklayan kromozomal anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: t(14;21)t(14;21)

Answer

Dengeli Robertsonyan translokasyonu ifade eden t(14;21)t(14;21) seçeneği doğrudur.
Bu ailedeki klinik tablo Ailesel Down sendromu ile tam uyumludur. Klasik Down sendromunda kromozom sayısı 47 iken, translokasyon formunda ekstra 21. kromozom materyali genellikle 14. kromozoma yapışıktır; bu nedenle çocukta 46 kromozom bulunmasına rağmen üç adet 21. kromozom gen dozu vardır. Annenin fenotipinin sağlıklı olup kromozom sayısının 45 saptanması, kendisinin genetik materyal kaybı olmayan dengeli bir t(14;21)t(14;21) taşıyıcısı olduğunu gösterir. Taşıyıcı annenin mayoz bölünme sırasında ürettiği dengesiz gametler, monozomi veya farklı trizomilere yol açarak tekrarlayan spontan abortuslarla sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
Çocuğun klinik ve sitogenetik bulgularını analiz et.
Klinik olarak Down sendromu fenotipi mevcut, ancak kromozom sayısı 46. Bu durum ekstra 21. kromozom materyalinin başka bir kromozoma yapışık olduğunu (translokasyon tip Down sendromu) gösterir.
Klasik (serbest) Trizomi 21 durumunda kromozom sayısı 47 olur. 46 kromozom saptanması ailesel geçişli translokasyon varlığını işaret eder.
2
Annenin klinik ve sitogenetik bulgularını değerlendir.
Anne fenotipik olarak sağlıklı ancak kromozom sayısı 45 ve tekrarlayan düşük öyküsü var.
Bu tablo, annenin genetik materyal kaybı yaşamadığı dengeli bir Robertsonyan translokasyon (iki akrosentrik kromozomun birleşmesi) taşıyıcısı olduğunu kanıtlar. Dengesiz ayrılan gametler düşüklere neden olur.
3
Patolojiyi açıklayan spesifik genetik mekanizmayı belirle.
Bu tabloyu oluşturan temel mekanizma 14. ve 21. kromozomlar arasındaki Robertsonyan translokasyondur (t(14;21)t(14;21)).
Diğer tüm seçenekler lösemi veya lenfomalarda saptanan, germline olmayan ve sendromik doğumlara yol açmayan somatik onkogenik translokasyonlardır.

Key Concept

Robertsonyan Translokasyonlar ve Ailesel Down Sendromu Patogenezi
Estimated Time:1m 30s
Question 50Question

Araşidonik asit metabolitleri olan lökotrienler, inflamasyonun hücresel ve vasküler fazlarında farklı görevler üstlenirler. Bazı lökotrien türevleri, vasküler geçirgenliği histaminden çok daha güçlü bir şekilde artırırken düz kas hücrelerinde kontraksiyonu tetikleyerek bronkospazma yol açar. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi düz kas kontraksiyonu ve vasküler geçirgenlik artışındaki gücüyle ön plana çıkan lökotrien bileşenidir?

Show answer & explanation

Answer: Lökotrien C4C_4 (LTC4LTC_4)

Answer

Düz kas kontraksiyonu ve vasküler geçirgenlik artışında en etkili olan mediyatör Lökotrien C4C_4 (LTC4LTC_4)'tür.
Lökotrien C4C_4 (LTC4LTC_4), LTD4LTD_4 ve LTE4LTE_4 ile birlikte 'sisteinil-lökotrienler' grubunda yer alır. Bu moleküller, mast hücreleri ve lökositler tarafından üretilir; damar endotelinde kontraksiyon yaparak geçirgenliği artırır ve bronş düz kaslarında güçlü kasılmaya neden olurlar. Etkileri histaminden çok daha güçlüdür.

Step-by-Step Solution

1
Araşidonik asit metabolizmasının lipooksijenaz kolunu değerlendir.
Lipooksijenaz enzimi aracılığıyla üretilen lökotrienlerin (LTB4LTB_4 ve sisteinil-lökotrienler LTC4,LTD4,LTE4LTC_4, LTD_4, LTE_4) inflamasyondaki rolleri belirlenir.
Soru kökünde belirtilen düz kas ve vasküler etkilerin hangi yolağa ait olduğunu anlamak için.
2
Lökotrien türevlerinin fonksiyonel farklarını karşılaştır.
LTB4LTB_4'ün sadece kemotaksis yaptığı, LTC4,LTD4LTC_4, LTD_4 ve LTE4LTE_4'ün ise vazokonstriksiyon, bronkospazm ve vasküler geçirgenlik artışı yaptığı ayırt edilir.
Kemotaktik etkiler ile vasküler/viseral düz kas etkilerini birbirinden ayırmak için.
3
Mediyatör gücünü histamin ile kıyasla.
Robbins patoloji kriterlerine göre sisteinil-lökotrienlerin vasküler geçirgenliği artırma gücünün histaminden yaklaşık 1000 kat daha fazla olduğu teyit edilir.
Soruda vurgulanan 'güçlü etki' ifadesini doğrulamak için.

Key Concept

Sisteinil-lökotrienler (LTC4,LTD4,LTE4LTC_4, LTD_4, LTE_4) akut inflamasyonun vasküler fazında ve bronşiyal astımın patogenezinde kritik rol oynayan, damar geçirgenliğini artıran ve bronkospazm yapan güçlü mediyatörlerdir.
Estimated Time:1m 0s
Question 51Question

3535 yaşında, G3P2G_3P_2, 3838 haftalık gebe hasta, doğumun aktif fazında aniden gelişen şiddetli nefes darlığı, siyanoz ve konfüzyonun ardından nöbet geçiriyor. Hastada hızla hipotansiyon geliştiği ve vajinal kanamanın eşlik ettiği yaygın damar içi pıhtılaşma tablosu izleniyor. Agresif resüsitasyona rağmen hasta hayatını kaybediyor. Yapılan otopside, hastanın tanısını kesinleştirmek için pulmoner mikrosirkülasyonda görülmesi gereken en karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fetal skuamöz epitel hücreleri, müsin ve lanugo tüyleri

Answer

Fetal skuamöz epitel hücreleri, müsin ve lanugo tüylerinin pulmoner damarlarda gösterilmesi tanıyı kesinleştirir.
Amniyotik sıvı embolisi (ASE), doğumun geç evrelerinde veya hemen sonrasında amniyotik sıvının maternal dolaşıma girmesiyle oluşur. Tanı otopside akciğer damarları içinde fetal skuamöz hücreler, lanugo tüyleri, verniks kazeoza ya da müsinin gösterilmesiyle kesinleşir. Bu tablo sadece mekanik bir tıkanıklık değil, aynı zamanda amniyotik sıvının içeriğine karşı gelişen şiddetli bir immünolojik/anafilaktoid reaksiyon ve ardından tetiklenen yaygın damar içi pıhtılaşma (DIC) sürecidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Doğum sırasında aniden gelişen dispne, siyanoz, nöbet ve DIC tablosu amniyotik sıvı embolisini (ASE) işaret eder.
ASE, doğumun en nadir fakat en ölümcül hemodinamik komplikasyonlarından biridir.
2
Tanıyı kesinleştirecek histolojik kanıtı belirle
ASE tanısı, maternal pulmoner damarlar içinde fetal kökenli materyalin (skuam, lanugo, müsin) görülmesiyle konur.
Amniyotik sıvının maternal venöz dolaşıma girmesiyle bu materyaller akciğer mikrosirkülasyonuna takılır.

Key Concept

Amniyotik sıvı embolisi, fetal dokuların maternal pulmoner dolaşıma girmesiyle oluşan, ani solunum yetmezliği, şok ve DIC ile karakterize bir tablodur.

Practice More

ASE ile yağ embolisi ve hava embolisinin klinik-patolojik ayırıcı tanısını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 52Question

5252 yaşında erkek hasta, ani başlayan sol yan ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde atriyal fibrilasyon olduğu saptanıyor. Yapılan radyolojik incelemelerde dalakta kama şeklinde, tabanı organ kapsülüne bakan, iyi sınırlı ve çevre dokuya göre daha soluk (beyaz) renkli bir lezyon tespit ediliyor. Bu lezyonun "soluk" görünümünün temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doku yoğunluğunun komşu kapiller yataklardan nekroz alanına kan sızmasını sınırlaması

Answer

Beyaz (soluk) infarktların temel nedeni, dalak gibi solid organlardaki uç arter tıkanıklığı sonrası doku yoğunluğunun çevre dokulardan kan sızmasını engellemesidir.
Beyaz (soluk) infarktlar, böbrek, dalak ve kalp gibi uç arteriyel dolaşıma sahip solid organlarda meydana gelir. Bu organlarda arteriyel tıkanıklık olduğunda gelişen koagülasyon nekrozu alanı, dokunun yoğun ve katı yapısı nedeniyle komşu kapiller yataklardan gelen kanla dolamaz, bu da lezyonun soluk kalmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz etme
Atriyal fibrilasyonu olan bir hastada ani gelişen ağrı, sistemik bir tromboembolinin (muhtemelen sol kalpten kaynaklanan) dalağa ulaştığını gösterir.
Sistemik emboliler en sık böbrek ve dalak gibi uç arteriyel dolaşımı olan organları etkiler.
2
Morfolojik bulguyu yorumlama
Kama şeklinde ve soluk (beyaz) renkli lezyon, klasik bir arteriyel infarkt görünümüdür.
Arteriyel tıkanıklık sonucu kan akımı kesilen dokuda koagülasyon nekrozu gelişir.
3
Hemodinamik mekanizmayı açıklama
Dalağın solid yapısı, nekrotik alandaki damarların çevre parankimden gelen kanla dolmasını fiziksel olarak sınırlar.
Beyaz infarktlar; böbrek, kalp ve dalak gibi yoğun dokulu, tekli kan akımı olan organlarda görülür.

Key Concept

İnfarkt Tipleri ve Morfolojisi
Estimated Time:1m 30s
Question 53Question

7272 yaşında diyabetik bir hasta, ürosepsis nedeniyle septik şok tablosunda yoğun bakıma yatırılıyor. Takiplerinde hastanın kan şekeri regülasyonunun çok zorlaştığı, yüksek doz insüline rağmen hiperglisemisinin devam ettiği ve solunum yetmezliğinin derinleştiği gözleniyor. Bu hastadaki septik şokun patogenezi ve organ etkileri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Şok akciğeri (yaygın alveolar hasar) gelişiminde alveol boşluklarına sızan sıvı, sol kalp yetmezliğine ikincil gelişen ve protein içeriği düşük olan bir transüda özelliğindedir.

Answer

Şok akciğeri gelişiminde sızan sıvı, sol kalp yetmezliğine bağlı bir transüda değil, endotel hasarına bağlı gelişen bir eksüdadır.
Şok akciğeri (yaygın alveolar hasar/ARDS), inflamatuar mediyatörlerin alveolar kapiller endoteline ve epitel hücrelerine verdiği hasar sonucu gelişir. Bu hasar sonucunda damar geçirgenliği artar ve alveol boşluklarına proteinden zengin 'eksüda' niteliğinde bir sıvı sızar. Seçenekte belirtilen sol kalp yetmezliğine bağlı hidrostatik basınç artışı (transüda) mekanizması ise 'kardiyojenik akciğer ödemi' için geçerlidir.

Step-by-Step Solution

1
Vakayı septik şok ve metabolik etkileri açısından değerlendir
Hastada ürosepsise bağlı septik şok ve buna eşlik eden insülin direnci/hiperglisemi tablosu mevcut.
Sepsis, hem pro-enflamatuar sitokinler hem de stres hormonları üzerinden ağır bir metabolik dengesizliğe yol açar.
2
Endotel ve metabolik mediyatörlerin rollerini analiz et
TNFTNF, IL1IL-1, NONO ve kompleman sisteminin aktivasyonu vasküler kaçağa, hipotansiyona ve insülin direncine neden olur.
Bu mekanizmalar septik şokun patofizyolojik temelini oluşturur.
3
Şok akciğerindeki (ARDS) ödemin niteliğini incele
Alveolar boşluklardaki sıvı, endotelyal ve epitelyal bariyerin yıkılması sonucu oluşan bir eksüdadır.
Kalp yetmezliğine bağlı hidrostatik basınç artışı transüda yapar ancak şok akciğerinde temel sorun mikrovasküler hasardır.

Key Concept

Septik şok patogenezinde metabolik hiperglisemi mekanizması ve şok akciğerinin (ARDS) eksüda niteliği.

Practice More

Şokun evrelerini (başlangıç, progresif, irreversibl) ve her evredeki karakteristik morfolojik organ değişikliklerini tekrar edin.
Estimated Time:2m 0s
Question 54Question

5858 yaşında erkek hasta, son aylarda belirginleşen halsizlik ve dilinde büyüme şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde makroglossi ve periorbital purpuralar saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde nefrotik düzeyde proteinüri ve serum protein elektroforezinde monoklonal gamopati izleniyor. Dil biyopsisinde damar duvarlarında ve interstisyumda Kongo kırmızısı ile boyanan, polarize ışıkta elma yeşili refle veren ekstraselüler materyal birikimi saptanıyor. Bu hastadaki amiloid birikimine neden olan prekürsör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İmmünoglobulin hafif zincirleri

Answer

İmmünoglobulin hafif zincirleri (ALAL tipi amiloidoz)
Soruda tanımlanan hasta profili (makroglossi, periorbital purpura, monoklonal gamopati ve nefrotik sendrom), plazma hücre hastalıklarıyla ilişkili olan primer (ALAL tipi) amiloidozu göstermektedir. ALAL amiloidozun prekürsör proteini ise immünoglobulin hafif zincirleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Makroglossi, periorbital purpura ve monoklonal gamopati varlığı
Bu bulgular bir plazma hücre diskrazisine (örneğin Multiple Miyelom) bağlı gelişen primer amiloidozu (ALAL) işaret eder.
2
Histopatolojik boyanma özelliklerini doğrula
Kongo kırmızısı ile boyanma ve polarize ışıkta elma yeşili refle
Bu bulgular biriken materyalin amiloid yapısında olduğunu kanıtlar.
3
Amiloid tipi ile prekürsör protein eşleştirmesini yap
Primer amiloidoz (ALAL) = İmmünoglobulin hafif zincirleri
ALAL tipi amiloidozda plazma hücrelerinden sentezlenen monoklonal hafif zincirler (LL zincirleri) amiloid fibrillerine dönüşür.

Key Concept

Primer amiloidoz (ALAL tipi), immünoglobulin hafif zincirlerinin (LL-zinciri) dokularda amiloid fibrilleri şeklinde birikmesiyle karakterizedir.

Practice More

Sekonder amiloidozun (AAAA) en sık görüldüğü kronik hastalıkları ve bu amiloid tipinin potasyum permanganat testine duyarlılığını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 55Question

4545 yaşında bir erkek hastada, geçirilmiş bir abdominal cerrahi operasyondan 44 gün sonra yara yatağından alınan biyopsi örneğinde yoğun granülasyon dokusu ve aktif anjiyogenez (yeni damar oluşumu) gözlenmektedir. Bu süreçte damar filizlenmesinin (sprouting) kontrolsüz ve düzensiz bir şekilde gerçekleşmesini engelleyerek, yeni damarların organize bir ağ yapısı oluşturmasını sağlayan "Notch" sinyal yolunun temel görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uç (tip) hücrelerindeki ligandlar aracılığıyla komşu gövde (stalk) hücrelerinde VEGF reseptör yanıtını baskılamak

Answer

Anjiyogenez sırasında Notch sinyal yolu, uç (tip) hücrelerinden salınan ligandlar aracılığıyla komşu gövde (stalk) hücrelerindeki VEGF reseptör yanıtını baskılayarak düzenli damar yapısını sağlar.
Anjiyogenez sürecinde VEGF uyarısıyla seçilen bir 'uç hücresi' (tip cell), filopodları ile önden ilerlerken üzerinde yoğun olarak DLL4 (Delta-like ligand 4) eksprese eder. Bu ligand, hemen arkadaki 'gövde hücreleri' (stalk cells) üzerindeki Notch reseptörlerini aktive eder. Notch aktivasyonu, bu gövde hücrelerinde VEGF reseptörlerinin (özellikle VEGFR-2) ekspresyonunu baskılar. Bu sayede gövde hücreleri VEGF uyarısına körleşir, uç hücresine dönüşmeleri engellenir ve damar yapısı kontrolsüz bir şekilde filizlenmek yerine düzenli bir lümen oluşturarak ilerler.

Step-by-Step Solution

1
Anjiyogenez başlangıcını analiz et
Hipoksi ve VEGF uyarısı ile bir endotel hücresi 'uç hücresi' (tip cell) olarak seçilir.
Damar filizlenmesinin başlaması için bir lider hücreye ihtiyaç vardır.
2
Notch sinyalizasyon mekanizmasını değerlendir
Uç hücresinde artan DLL4 ligandı, komşu hücrelerdeki Notch reseptörlerine bağlanır.
Hücreler arası iletişim, filizlenmenin kontrolsüz olmasını engellemek için gereklidir.
3
Notch aktivasyonunun sonucunu belirle
Notch aktivasyonu, stalk hücrelerinde VEGFR-2 ve VEGFR-3 düzeylerini azaltarak VEGF'e duyarlılığı düşürür.
Bu 'lateral inhibisyon', tüm endotel hücrelerinin aynı anda uç hücresine dönüşmesini engelleyerek damarın organize bir tüp yapısı oluşturmasını sağlar.

Key Concept

Anjiyogenezde Notch Sinyal Yolunun Lateral İnhibisyon Rolü
Question 56Question

Amiloidozda dokuda biriken materyal kimyasal olarak heterojen olsa da, tüm tipler ortak morfolojik ve fiziksel özellikler sergiler. Birikimin yaklaşık %95\%95'lik kısmını fibriller proteinler oluştururken, geri kalan %5\%5'lik kısmını fibril olmayan bazı yardımcı bileşenler meydana getirir.

Buna göre, tüm amiloid tiplerinde fibrillerle birlikte bulunan, pentraksin ailesinin bir üyesi olan ve birikimin stabilitesine katkı sağlayan plazma kökenli glikoprotein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Amiloid P komponenti

Answer

Amiloid P komponenti
Amiloid birikimleri, ana fibriller proteinlerin yanı sıra amiloid P komponenti (glikoprotein) ve heparan sülfat gibi proteoglikanları da içerir. Amiloid P komponenti, plazma kökenli bir glikoprotein olup pentraksin ailesine üyedir (C-reaktif protein ile benzer yapıdadır). Kimyasal tipi ne olursa olsun tüm amiloid depozitlerinde bulunur ve fibrillere non-kovalan olarak bağlanarak onları proteolize karşı korur ve dokuda stabilize eder.

Step-by-Step Solution

1
Amiloid birikiminin yapısal bileşenlerini analiz et.
Amiloidin %95\%95'i fibriller proteinlerden (AL, AA vb.), %5\%5'i ise yardımcı bileşenlerden oluşur.
Amiloidin sadece fibrillerden oluşmadığını, bir matriks yapısı içerdiğini anlamak gerekir.
2
Yardımcı bileşenler arasından pentraksin ailesine üye olanı belirle.
Pentraksin ailesine üye olan plazma kökenli glikoprotein 'Serum Amiloid P' (SAP) veya dokudaki adıyla 'Amiloid P komponenti'dir.
Seçeneklerdeki diğer bileşenlerin (heparan sülfat gibi) kimyasal sınıflamasını (proteoglikan vs glikoprotein) ayırt etmek gerekir.
3
Tüm amiloid tiplerinde ortak olma özelliğini doğrula.
Amiloid P komponenti, amiloidin kimyasal tipinden bağımsız olarak tüm birikimlerde sabittir.
Amiloid tipine özgü olan (prekürsör) proteinlerle ortak olan bileşenleri karıştırmamak önemlidir.

Key Concept

Amiloidin Yapısal Bileşenleri
Question 57Question

4242 yaşında bir kadın hastada, kolundaki şüpheli bir deri lezyonundan biyopsi alınmıştır. İşlemden 33 hafta sonra yapılan kontrolde, yara bölgesindeki başlangıçta saptanan yoğun damarlı granülasyon dokusunun yerini, daha soluk ve mekanik olarak dirençli bir bağ dokusunun (skar) aldığı gözlenmiştir. Bu yeniden şekillenme (remodeling) sürecinde, kollajen sentezini uyarırken matriks metalloproteinazların (MMPMMP) aktivitesini baskılayarak doku onarımının kalıcı bir skar dokusuna dönüşmesinde en temel rolü oynayan büyüme faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Transforme edici büyüme faktörü-β\beta (TGFβTGF-\beta)

Answer

Transforme edici büyüme faktörü-β\beta (TGFβTGF-\beta), kollajen sentezini artırıp matriks metalloproteinazları (MMPMMP) baskılayarak doku onarımını ve skar oluşumunu sağlayan temel faktördür.
Transforme edici büyüme faktörü-β\beta (TGFβTGF-\beta), yara iyileşmesinin geç evrelerinde fibroblastları uyararak kollajen sentezini artırır. Aynı zamanda doku remodeling sürecinde kritik bir rol oynayarak matriks metalloproteinazların (MMPMMP) etkisini baskılar ve dokunun daha dirençli bir skar yapısına dönüşmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Yara iyileşmesinin evresini belirle.
3. haftada granülasyon dokusunun yerini skar dokusuna bırakması, 'remodeling' (yeniden şekillenme) evresine işaret eder.
Skar dokusunun olgunlaşması kollajen birikimi ve damarlanmanın azalması ile karakterizedir.
2
Fibrozis ve skar oluşumundan sorumlu ana molekülü hatırla.
TGFβTGF-\beta molekülü skar oluşumunun 'master' regülatörüdür.
Doku onarımı ve kronik inflamasyon sonrası gelişen fibrozis süreçlerinde en etkili sitokindir.
3
TGFβTGF-\beta'nın matriks üzerindeki etkisini analiz et.
Kollajen ve fibronektin sentezini artırır; MMP aktivitesini azaltırken TIMP (MMPMMP inhibitörleri) sentezini artırır.
Dengeli bir skar oluşumu için yapım artarken yıkımın (MMP aracılı) baskılanması gerekir.

Key Concept

TGFβTGF-\beta, doku onarımında hem protein sentezini (kollajen) artırarak hem de yıkımı (MMP inhibisyonu) azaltarak skar gelişimini kontrol eden en kritik faktördür.

Hints

1
Yaranın 3.3. haftasında baskın olan süreç skar dokusunun olgunlaşmasıdır.
2
Bu süreçte matrisin hem yapılması hem de yıkımının (MMPMMP) engellenmesi gerekir.
3
Doku onarımının 'master' regülatörü olan ve fibrozisi en güçlü uyaran sitokini düşünün.

Practice More

TGF-beta'nın anti-inflamatuar etkilerini ve kronik inflamasyondaki rolünü tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 58Question

Üç haftalık bir erkek bebek; tekrarlayan konvülsiyonlar, beslenme güçlüğü ve hışıltılı solunum şikayetleriyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenesinde yarık damak, hipertelorizm, düşük yerleşimli kulaklar ve kardiak oskültasyonda üfürüm saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyum düzeyi 6.26.2 mg/dL (referans: 8.510.58.5-10.5), fosfor düzeyi yüksek ve paratiroid hormon (PTH) düzeyi ise saptanamayacak kadar düşük bulunuyor. Eko-kardiyografide trunkus arteriozus saptanırken, akciğer grafisinde timus gölgesinin bulunmadığı dikkati çekiyor.

Bu hastadaki klinik bulguların temelinde yatan en olası genetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 22q11.222q11.2 bölgesinde interstisyel mikrodelesyon

Answer

CATCH-22 sendromu (DiGeorge/Velokardiyofasiyal sendrom) klinik bulguları ile uyumlu olan 22q11.222q11.2 bölgesindeki interstisyel mikrodelesyondur.
Hastadaki tetani (konvülsiyon), hipokalsemi, timik aplazi (hücresel immün yetmezlik riski) ve konotrunkal kalp defektleri (trunkus arteriozus) kombinasyonu, 22q11.222q11.2 bölgesindeki mikrodelesyon sonucu oluşan DiGeorge sendromunun tipik tablosudur. Bu durum TBX1TBX1 geninin kaybı ile ilişkilidir ve 3. ve 4. faringeal poşların gelişim kusuruyla sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipokalsemi, paratiroid yokluğu (PTH düşüklüğü) ve timik aplazi (akciğer grafisinde gölge yokluğu) saptandı.
Bu bulgular 3. ve 4. faringeal poşların gelişimsel kusurunu gösterir.
2
Kardiak ve kraniyofasiyal anomali birlikteliğini değerlendir.
Trunkus arteriozus ve yarık damak gibi bulgular velokardiyofasiyal spektrumu destekler.
Bu multiorgan tutulumu spesifik bir genetik lokusu işaret eder.
3
Tanıyı genetik mekanizma ile eşleştir.
22q11.222q11.2 mikrodelesyonu saptandı.
CATCH-22 akronimi ile özetlenen bu tablo DiGeorge sendromunun klasik prezentasyonudur.

Key Concept

DiGeorge Sendromu (22q11.2 Delesyonu) ve Faringeal Poş Gelişimi
Estimated Time:2m 0s
Question 59Question

2222 yaşında erkek hasta, motosiklet kazası sonrası sağ femur ve pelvis fraktürü tanısıyla ortopedi servisine yatırılıyor. Yatışının 36.36. saatinde aniden gelişen taşipne, dispne ve konfüzyon tablosu izleniyor. Yapılan fizik muayenede konjonktivalarda ve aksiller bölgede yaygın peteşiyal döküntüler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde trombositopeni ve anemi saptanıyor. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan en olası patolojik durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yağ embolisi sendromu

Answer

Uzun kemik kırıkları sonrası latent dönemde gelişen solunum sıkıntısı, nörolojik semptomlar ve peteşiyal döküntü birlikteliği yağ embolisi sendromu için karakteristiktir.
Doğru seçenek olan yağ embolisi sendromu, özellikle femur ve pelvis gibi uzun kemik fraktürlerini takiben, kemik iliğinden açığa çıkan yağ globüllerinin sistemik dolaşıma katılmasıyla oluşur. Mekanik tıkanıklığın yanı sıra yağ asitlerinin salınımıyla oluşan toksik endotel hasarı; akciğerlerde ödem/kanama, beyinde mikrovasküler hasar ve deride peteşiyal döküntülere yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın travma öyküsü ve klinik belirtileri arasındaki zaman ilişkisini değerlendir.
Belirtiler 36.36. saatte (latent dönem: 131-3 gün) ortaya çıkmıştır.
Yağ embolisi sendromu genellikle travmadan hemen sonra değil, bir latent dönemden sonra klinik verir.
2
Klinik triadın varlığını kontrol et.
Solunum sıkıntısı (taşipne/dispne), nörolojik bulgular (konfüzyon) ve peteşiyal döküntü saptanmıştır.
Bu üçlü bulgu yağ embolisi sendromu için klasik tanısal kriterlerdir.
3
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularını birleştir.
Peteşiyal döküntü ve laboratuvarda görülen trombositopeni/anemi yağ embolisi tanısını destekler.
Yağ globüllerinin trombositlere yapışması trombositopeniye, serbest yağ asitlerinin endotel hasarı yapması peteşilere neden olur.

Key Concept

Yağ Embolisi Sendromu Triadı
Estimated Time:2m 0s
Question 60Question

8282 yaşında erkek hasta, progresif nefes darlığı ve periferik ödem şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan ekokardiyografide ventrikül duvarlarında simetrik kalınlaşma ve miyokardda 'speckled' (benekli) görünüm saptanarak restriktif kardiyomiyopati tanısı konuluyor. Hastanın özgeçmişinde kronik bir inflamatuar hastalık veya plazma hücre diskrazisi lehine bulgu saptanmıyor. Endomiyokardiyal biyopsi örneğinde interstisyel alanda biriken materyalin Kongo kırmızısı ile boyandığı ve polarize ışıkta elma yeşili refle verdiği izleniyor. Yapılan immünohistokimyasal analizde biriken proteinin transtiretin (TTR) olduğu belirleniyor, ancak genetik analizde herhangi bir mutasyon saptanmıyor.

Bu klinik tablo ve amiloid tipiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu tabloda biriken amiloid proteini, fizyolojik olarak tiroksin ve retinol bağlayıcı proteini taşıyan bir serum proteinidir.

Answer

Biriken protein, normalde tiroksin ve retinol bağlayıcı proteini taşıyan transtiretin (TTR) molekülüdür.
Vakada tanımlanan durum 'Senil Sistemik Amiloidoz'dur. Bu tabloda biriken protein, normalde serumda tiroksin (T4T_4) ve vitamini A (retinol) taşıyan transtiretindir (TTR). Yaşlılarda TTR tetramerinin destabilize olup monomerlere ayrılması ve bu monomerlerin yanlış katlanarak β\beta-kırmalı tabaka yapısında amiloid fibrilleri oluşturması (wild-type) tipik bir patolojik mekanizmadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta 8282 yaşında, restriktif kardiyomiyopati bulguları var ve biyopsi Kongo kırmızısı pozitif (amiloidoz).
Amiloidozun tipini belirlemek için klinik bağlam ve yaş kritiktir.
2
Etiyolojik ipuçlarını değerlendir
Kronik inflamasyon (AA dışlanır) ve plazma hücre hastalığı (AL dışlanır) yok.
En sık görülen sistemik amiloidoz tiplerini ekarte etmek için gereklidir.
3
Protein ve genetik veriyi birleştir
Protein TTR ancak mutasyon yok; bu durum 'Senil Sistemik Amiloidoz' (wild-type TTR amiloidozu) tanısını koydurur.
TTR birikiminin hem kalıtsal (mutant) hem de yaşlılığa bağlı (wild-type) formları mevcuttur.
4
TTR'nin fizyolojik fonksiyonunu hatırla
TTR (Transthyretin), adını 'transports thyroxine and retinol' ifadesinden alan bir taşıyıcı proteindir.
Proteinin kökenini ve biyokimyasal özelliklerini doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Senil Sistemik Amiloidoz ve Transtiretin (TTR) Patogenezi

Practice More

Kalıtsal TTR amiloidozları (FAP/FAC) ile wild-type formu arasındaki genetik ve klinik farkları karşılaştırın.
Estimated Time:3m 0s
PreviousPage 3 / 17Next
Genel Patoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 3 | Examkin