Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 questions

Question 1Question

3535 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden çarpıntı, aşırı terleme ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede tiroid bezinin diffüz ve simetrik olarak büyüdüğü saptanıyor. Cerrahi rezeksiyon materyalinin mikroskobik incelemesinde; follikülleri döşeyen epitelin hiperplastik kolumnar yapıda olduğu, lümene doğru küçük papiller çıkıntılar oluşturduğu ve kolloid kenarlarında "yenik" (scalloping) bir görünüm meydana geldiği izleniyor. Bu hastadaki klinik ve patolojik tabloya neden olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TSH reseptörlerine karşı stimülan antikor (IgGIgG) üretimi

Answer

Graves hastalığının patogenezi, TSH reseptörlerine karşı gelişen stimülan tipteki otoantikorların (TSI) folliküler hücreleri sürekli uyararak hiperplazi ve hipertiroidiye yol açmasıdır.
Doğru seçenek olan TSH reseptörlerine karşı stimülan antikor (IgGIgG) üretimi, Graves hastalığının patogenezini tanımlar. Bu antikorlar TSH reseptörlerini uyararak folliküler hücrelerde hiperplaziye, kolloid tüketimine (yenik görünüm) ve aşırı tiroid hormonu sentezine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları ve fizik muayene bulgularını analiz et.
Çarpıntı, kilo kaybı ve diffüz guatr varlığı hipertiroidizm, özellikle Graves hastalığına işaret eder.
Klinik tablo tanının ilk basamağıdır.
2
Histopatolojik özellikleri değerlendir.
Kolumnar epitel ve kolloid kenarlarındaki 'yenik' (scalloped) görünüm, folliküler hücrelerin aşırı aktif olduğunun morfolojik kanıtıdır.
Mikroskobik bulgular hiperplastik süreci doğrular.
3
Patogenetik mekanizmayı belirle.
Bu durum, TSH reseptörlerini uyaran stimülan antikorlar aracılı bir Tip 2 hipersensitivite reaksiyonudur.
Hastalığın etiyolojisi otoimmün reseptör uyarımıdır.

Key Concept

Graves hastalığı (Basedow), hipertiroidinin en sık nedeni olup, TSH reseptör antikorları (TSI) nedeniyle gelişen diffüz toksik hiperplazi ile karakterizedir.
Estimated Time:1m 30s
Question 2Question

4545 yaşında erkek hasta, penis distalinde yavaş gelişen, karnabahar benzeri, yaklaşık 66 cm çapında, ekzofitik ve verrüköz bir kitle nedeniyle başvuruyor. Lezyonun lokal olarak çevre dokuları destrükte ettiği ancak histopatolojik incelemede belirgin hücresel atipi içermediği, stromaya geniş tabanlı, künt ve "itici" (pushingpushing) bir sınırla ilerlediği gözleniyor. Bu antitite hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Düşük riskli HPV tip 66 ve 1111 ile ilişkili olup, Buschke-Löwenstein tümörü olarak da bilinir.

Answer

Düşük riskli HPV tip 66 ve 1111 ile ilişkili olup, Buschke-Löwenstein tümörü olarak da bilinen seçenek doğrudur.
Verilen vaka tipik bir verrüköz karsinom (Buschke-Löwenstein tümörü) tablosudur. Bu tümör, sitolojik olarak iyi diferansiye görünmesine rağmen lokal olarak oldukça destrüktif olabilir. En önemli özellikleri; düşük riskli HPV (66 ve 1111) ile ilişkili olması, lenf nodu metastazının yok denecek kadar az olması ve radyoterapiye maruz kaldığında anaplastik bir karsinoma dönüşme (dediferansiyasyon) riski taşımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik bulguları analiz et.
Hastada ekzofitik, verrüköz, atipi içermeyen ancak 'itici' sınırla invazyon yapan dev bir kitle mevcuttur.
Bu bulgular tipik olarak penis verrüköz karsinomuna (Buschke-Löwenstein tümörü) işaret eder.
2
Verrüköz karsinomun etiyolojik ve biyolojik özelliklerini hatırla.
Düşük riskli HPV (6,116, 11) ilişkisi, düşük metastaz riski ve radyoterapi sonrası anaplazi riski saptanır.
Ayırıcı tanıda yüksek dereceli karsinoma in situ (Bowen) ve klasik skuamöz hücreli karsinomdan ayrılması kritiktir.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendir.
HPV 6/116/11 ve Buschke-Löwenstein isimlendirmesinin olduğu seçeneğin doğruluğu onaylanır.
Diğer seçeneklerdeki metastaz potansiyeli ve radyoterapi yanıtı gibi bilgiler verrüköz karsinomun biyolojik davranışıyla çelişir.

Key Concept

Verrüköz Karsinom (Buschke-Löwenstein)

Practice More

Penis karsinoma in situ varyantları (Bowen, Queyrat eritroplazisi ve Bowenoid papüloz) arasındaki klinik ve prognostik farkları gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 3Question

3838 yaşında kadın hastanın boyun muayenesinde tiroid sağ lobunda 22 cm çapında, sert ve ağrısız bir nodül saptanıyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde; nükleer oluklanmalar (nuclear grooves) gösteren, üst üste binmiş, nükleusları şeffaf (buzlu cam/ground-glass) görünümde olan epiteliyal hücre grupları izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu tümörün seyriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Papiller karsinom; lenfatik yolla bölgesel lenf nodlarına yayılım ve psammoma cisimcikleri

Answer

Papiller tiroid karsinomu; lenfatik yolla yayılım ve psammoma cisimcikleri
Soruda tanımlanan buzlu cam (ground-glass/Orphan Annie eyes) nükleer görünüm ve nükleer oluklanmalar papiller tiroid karsinomu için karakteristiktir. Bu tümörler tipik olarak lenfatik damarlar aracılığıyla bölgesel lenf nodlarına yayılır ve histopatolojik incelemede konsantrik kalsifiye yapılar olan psammoma cisimcikleri izlenebilir.

Step-by-Step Solution

1
İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) bulgularını analiz et.
Buzlu cam nükleuslar (Orphan Annie) ve nükleer oluklanmalar papiller karsinom için patognomoniktir.
Bu nükleer özelliklerin varlığı, foliküler mimari olsa bile tanıyı papiller karsinoma yönlendirir.
2
Tanımlanan tümörün klinik ve histopatolojik karakteristiklerini hatırla.
Papiller karsinom en sık görülen tiroid kanseridir, sıklıkla lenfatik yolla yayılır ve yaklaşık %50 vakada psammoma cisimcikleri görülür.
TUS sınavında tiroid tümörlerinin ayırıcı tanısında yayılım yolu ve spesifik cisimcikler sıkça sorgulanır.

Key Concept

Papiller Tiroid Karsinomu Nükleer Özellikleri ve Klinik Seyri

Practice More

Papiller tiroid karsinomu ile ilişkili BRAF ve RET/PTC mutasyonlarının moleküler mekanizmalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 4Question

4242 yaşında erkek hasta, dirençli hipertansiyon ve her iki yan ağrısı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede her iki böbrek lojunda ağrılı olmayan, iri nodüler kitleler palpe ediliyor. Hastanın aile öyküsünde, babasının 4848 yaşında bir serebral anevrizma rüptürüne bağlı subaraknoid kanama nedeniyle vefat ettiği öğreniliyor. Bu hastada saptanan böbrek hastalığı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: En sık eşlik eden ekstrarenal bulgu karaciğer kistleridir.

Answer

En sık eşlik eden ekstrarenal bulgu karaciğer kistleridir.
Verilen klinik tablo (erişkin yaş, bilateral kitle, hipertansiyon ve serebral anevrizma aile öyküsü) ADPKD tanısı için klasiktir. Bu hastalıkta böbrek dışı en sık görülen bulgu karaciğerdeki kistik oluşumlardır (polistik karaciğer hastalığı).

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Dirençli hipertansiyon, bilateral palpabl böbrek kitleleri ve ailede genç yaşta anevrizma rüptürü öyküsü saptandı.
Bu bulgular tipik olarak Otozomal Dominant Polisistik Böbrek Hastalığı (ADPKD) tanısına yönlendirir.
2
ADPKD ekstrarenal bulgularının hatırlanması
ADPKD hastalarında karaciğer kistleri, Berry anevrizmaları, mitral valf prolapsusu ve kolon divertikülleri görülebilir.
Hastalığın sistemik doğasını ve en sık eşlik eden durumları belirlemek için gereklidir.
3
Seçeneklerin değerlendirilmesi
Karaciğer kistlerinin en sık (%40-70) görülen ekstrarenal bulgu olduğu teyit edildi.
En sık görülen bulguyu saptamak için istatistiksel bilgi kullanılır.

Key Concept

Otozomal Dominant Polisistik Böbrek Hastalığı (ADPKD) ve Ekstrarenal Tutulumlar

Hints

1
Hastanın babasındaki beyin kanaması öyküsünün 'Berry anevrizması' ile ilişkisini düşünün.

Practice More

Böbreğin kistik hastalıkları ile birlikte görülen sendromları (VHL, TSC gibi) tekrar etmek faydalı olabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 5Question

4848 yaşında erkek hasta, yan ağrısı ve palpe edilen abdominal kitleler nedeniyle değerlendiriliyor. Aile öyküsünde benzer bir böbrek hastalığı olan hastanın görüntülemesinde, her iki böbreğin çok sayıda kist ile ileri derecede büyüdüğü, karaciğerde de birkaç adet basit kist olduğu izleniyor. Bu hastalıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kistler nefronun herhangi bir seviyesindeki segmentlerden köken alabilir.

Answer

Kistlerin nefronun herhangi bir seviyesindeki segmentlerden köken alabilmesi, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığının (ADPKD) karakteristiğidir.
Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında kistlerin en önemli özelliği, nefronun herhangi bir segmentinden (glomerül, proksimal tübül, Henle kulbu, distal tübül veya toplayıcı kanal) gelişebilmeleridir. Bu durum, sadece toplayıcı kanallardan gelişen otozomal resesif formdan (ARPKD) ayrımında anahtardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
48 yaşında (erişkin) hasta, bilateral palpabl renal kitleler ve aile öyküsü.
Bu bulgular tipik olarak Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı'nı (ADPKD) düşündürür.
2
Ekstrarenal bulguları değerlendir
Karaciğer kistleri mevcut.
Karaciğer kistleri ADPKD'nin en sık görülen ekstrarenal bulgusudur.
3
Histopatolojik ayrımı yap
ADPKD'de kistler nefronun tüm segmentlerinden (Bowman kapsülünden toplayıcı kanallara kadar) köken alırken, ARPKD'de sadece toplayıcı kanallarda dilatasyon izlenir.
İki hastalık arasındaki temel morfolojik fark kistlerin nefrondaki yerleşimidir.

Key Concept

Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ADPKD) ve Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ARPKD) arasındaki histopatolojik ve klinik farklar.
Estimated Time:1m 15s
Question 6Question

2222 yaşında kadın hasta, 1010 yıl önce Hodgkin lenfoma tanısıyla boyun bölgesine radyoterapi almıştır. Rutin kontrollerinde tiroid sağ lobunda 1.21.2 cm çapında, sintigrafide "soğuk" olarak izlenen bir nodül saptanıyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi sonucunda "Papiller tiroid karsinomu" tanısı konuyor. Bu hastada gelişen tümörün patogenezinde aşağıdaki genetik değişikliklerden hangisinin saptanma olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: RET/PTCRET/PTC yeniden düzenlenmesi

Answer

Radyasyon maruziyeti öyküsü olan hastalarda gelişen papiller tiroid karsinomlarında en sık saptanan genetik değişiklik RET/PTCRET/PTC yeniden düzenlenmesidir.
Papiller tiroid karsinomu (PTK), tiroidin en sık görülen malignitesidir. Patogenezinde MAP kinaz yolağındaki aktivasyonlar rol oynar. Radyasyon maruziyeti olan PTK vakalarında, 1010. kromozom üzerindeki RETRET geninin bir parçasının başka bir genle (PTCPTC) birleşmesi sonucu oluşan RET/PTCRET/PTC yeniden düzenlenmesi (rearrangement) karakteristik olarak izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik geçmişini ve mevcut tanısını analiz et.
Hasta genç yaştadır, boyun bölgesine radyoterapi öyküsü vardır ve papiller tiroid karsinomu tanısı almıştır.
Radyasyon, tiroid kanserleri (özellikle papiller tip) için en önemli çevresel risk faktörüdür.
2
Papiller tiroid karsinomundaki genetik yolakları karşılaştır.
Sporadik vakalarda BRAFBRAF mutasyonu ön plandayken, radyasyon ilişkili çocukluk ve genç erişkin vakalarında RET/PTCRET/PTC translokasyonları baskındır.
Genetik değişikliklerin tipi, etiyolojik faktöre göre farklılık gösterir.

Key Concept

Papiller tiroid karsinomunda radyasyon maruziyeti ile RET/PTCRET/PTC yeniden düzenlenmesi (rearrangement) arasındaki güçlü ilişki.

Practice More

Tiroidin foliküler karsinomu ile papiller karsinomun foliküler varyantı arasındaki histolojik farkları (nükleer özellikler) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 0s
Question 7Question

6868 yaşında kadın hasta, son birkaç hafta içinde boyunda hızla büyüyen kitle, ses kısıklığı ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede tiroid lojunda çevre dokulara fikse, ağrısız ve oldukça sert bir kitle saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde uzun süredir var olan multinodüler guatr öyküsü mevcuttur. Tru-cut biyopsi örneğinde yoğun nekroz zemininde pleomorfik dev hücreler ve atipik iğsi hücre proliferasyonu izleniyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anaplastik karsinom

Answer

Anaplastik karsinom
Vakadaki hastanın yaşı, kitlenin çok kısa sürede büyümesi, bası bulguları ve histolojideki aşırı pleomorfizm (dev hücreler, iğsi hücreler) anaplastik karsinomun klasik klinik tablosudur. Genellikle önceden var olan bir diferansiye karsinom (özellikle papiller) veya multinodüler guatr zemininde gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
İleri yaş (6868), hızla büyüme (birkaç hafta) ve bası bulguları (ses kısıklığı, nefes darlığı) saptandı.
Anaplastik karsinom tiroidin en agresif tümörüdür ve yaşlı hastalarda hızla büyüyen kitle ile karakterizedir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Pleomorfik dev hücreler, iğsi hücreler ve belirgin nekroz izlendi.
Bu bulgular diferansiye olmayan (undiferansiye) bir neoplaziyi, yani anaplastik karsinomu işaret eder.

Key Concept

İleri yaşta hızla büyüyen, çevre dokuya fikse tiroid kitlesinde ve pleomorfik/iğsi hücrelerin görüldüğü biyopsi sonucunda öncelikle anaplastik karsinom düşünülmelidir.

Practice More

Anaplastik karsinomlarda görülen en yaygın genetik mutasyon olan TP53TP53 mutasyonunu gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 8Question

1.51.5 yaşında erkek çocuk, sağ skrotumda giderek büyüyen ağrısız kitle şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede sağ testiste yaklaşık 33 cmcm çapında, sert bir kitle palpe ediliyor. Laboratuvar incelemesinde serum α\alpha-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi belirgin olarak yüksek (15.00015.000 ng/mLng/mL) saptanırken, β\beta-hCG ve LDHLDH düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Cerrahi spesimenin mikroskobik incelemesinde, santral bir kapiller etrafında dizilmiş neoplastik hücrelerin oluşturduğu glomeruloid yapılar (Schiller-Duval cisimcikleri) izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yolk sak tümörü

Answer

Yolk sak tümörü (Endodermal sinüs tümörü)
Yolk sak tümörü, 3 yaş altı çocuklarda en sık görülen primer testis tümörüdür. Bu tümörde serum AFP seviyeleri karakterize şekilde yüksektir. Mikroskobik olarak en tipik bulgusu, santralinde bir damar bulunan ve glomerul benzeri bir yapı oluşturan Schiller-Duval cisimciklerinin varlığıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaş grubunu değerlendir
1.5 yaşındaki çocuk, pediatrik yaş grubu testis tümörlerini (özellikle yolk sak tümörü ve teratom) ön plana çıkarır.
Testis tümörlerinin görülme sıklığı yaşa göre belirgin farklılık gösterir.
2
Tümör belirteçlerini analiz et
Yüksek AFP ve normal β\beta-hCG seviyesi, yolk sak tümörü için oldukça spesifiktir.
Germ hücreli tümörlerin ayırıcı tanısında serum belirteçleri (AFP, hCG, LDH) kritiktir.
3
Mikroskobik bulguları yorumla
Schiller-Duval cisimcikleri (glomeruloid yapılar), yolk sak tümörü için patognomonik bir bulgudur.
Histopatolojik özellikler kesin tanıyı koydurur.

Key Concept

Pediatrik yaş grubunda görülen, yüksek AFP seviyeleri ve Schiller-Duval cisimcikleri ile karakterize en sık testis tümörü Yolk Sak Tümörü'dür.
Estimated Time:1m 0s
Question 9Question

On yıldır kronik böbrek yetmezliği tanısıyla takip edilen ve düzenli diyaliz programında olan 56 yaşındaki erkek hastada yapılan laboratuvar tetkiklerinde; serum kalsiyum düzeyi 7.8 mg/dL7.8 \text{ mg/dL} (N: 8.5-10.5), serum fosfor düzeyi 6.2 mg/dL6.2 \text{ mg/dL} (N: 2.5-4.5) ve parathormon (PTH) düzeyi normal üst sınırın 5 katı saptanmıştır. Bu hastanın paratiroid bezlerinde izlenmesi en olası morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dört bezde birden izlenen multiglandüler şef hücreli hiperplazi

Answer

Kronik böbrek yetmezliği zemininde gelişen hipokalsemiye yanıt olarak tüm paratiroid bezlerinde izlenen multiglandüler şef hücreli hiperplazidir.
Kronik böbrek yetmezliğinde fosfat retansiyonu ve aktif Vitamin D eksikliği sonucu gelişen hipokalsemi, tüm paratiroid bezlerini kronik olarak uyarır. Bu durum, bezlerin tamamında 'şef hücreli hiperplazi'ye yol açarak parathormon (PTH) düzeylerini yükseltir. Bu tablo sekonder hiperparatiroidizm olarak tanımlanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosu ve laboratuvar verilerini analiz et.
Kronik böbrek yetmezliği (KBY), düşük kalsiyum (7.8 mg/dL7.8 \text{ mg/dL}), yüksek fosfor (6.2 mg/dL6.2 \text{ mg/dL}) ve çok yüksek PTH saptandı.
Bu tablo klasik bir 'Sekonder Hiperparatiroidizm' tablosudur.
2
Sekonder hiperparatiroidizmin patogenezini hatırla.
Böbrek yetmezliğinde fosfat atılımı azalır, Vitamin D aktivasyonu bozulur; bu da hipokalsemiye yol açar.
Hipokalsemi, paratiroid bezleri için en güçlü stimülandır.
3
Stimülasyona verilen morfolojik yanıtı belirle.
Sürekli hipokalsemik uyarı, tek bir bezi değil, tüm paratiroid bezlerini uyararak yaygın (multiglandüler) şef hücre hiperplazisine neden olur.
Hiperplazi, artan iş yüküne karşı hücre sayısının artırılmasıyla verilen bir adaptasyon yanıtıdır.

Key Concept

Sekonder hiperparatiroidizmde paratiroid bezlerinin morfolojik yanıtı multiglandüler hiperplazidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 10Question

Ürotelyal karsinomların patogenezinde kabul gören "iki yolaklı model" (papiller ve düz yolak), tümörlerin morfolojisi ve klinik davranışıyla yakından ilişkilidir. Buna göre; karsinoma in situ (CISCIS) zemininden gelişen, başlangıçtan itibaren yüksek sitolojik dereceye sahip olan ve erken evrede muskularis propria invazyonu yapma eğilimi gösteren "düz yolak" üzerinden ilerleyen tümörlerde aşağıdaki moleküler değişikliklerden hangisinin görülme olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: TP53TP53 gen mutasyonu

Answer

Düz yolak üzerinden gelişen karsinomlarda en sık gözlenen moleküler değişiklik TP53TP53 gen mutasyonudur.
Ürotelyal karsinomların patogenezindeki 'düz yolak' (flat pathway), karsinoma in situ (CISCIS) zemininden gelişir. Bu yolak, TP53TP53 ve RB1RB1 genlerinde meydana gelen mutasyonlar ve bu gen yollarının inaktivasyonu ile karakterizedir. Bu moleküler değişiklikler, tümörün başlangıçtan itibaren yüksek dereceli (high-grade) olmasına ve hızlı bir şekilde lamina propria ile muskularis propriayı invaze etmesine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Ürotelyal karsinom gelişimindeki iki ana yolağı (papiller ve düz/flat) tanımla.
Papiller yolak düşük dereceli ve non-invazif tümörlere; düz yolak ise karsinoma in situ (CISCIS) üzerinden yüksek dereceli ve invazif tümörlere yol açar.
Bu iki yolak hem klinik seyir hem de moleküler sürücüler açısından birbirinden farklıdır.
2
Düz yolağın (flat pathway) moleküler özelliklerini analiz et.
Bu yolak başlangıçtan itibaren genomik instabilite gösterir ve en sık TP53TP53 ve RBRB genlerinde fonksiyon kaybına neden olan mutasyonlarla karakterizedir.
TP53TP53 ve RBRB kontrol noktalarının kaybı, hızlı progresyon ve erken invazyon potansiyeli sağlar.
3
Seçeneklerdeki mutasyonları yollarla eşleştir.
TP53TP53 düz yolak ile; FGFR3FGFR3, HRASHRAS, PIK3CAPIK3CA ve 9q9q delesyonu ise daha çok papiller yolak ile ilişkilidir.
TUS sınavlarında bu moleküler ayrım sıkça sorgulanan bir patoloji konusudur.

Key Concept

Ürotelyal karsinomun iki yolaklı moleküler patogenezi
Question 11Question

3838 yaşında kadın hasta; son aylarda gelişen gövdesel obezite, yüzde yuvarlaklaşma ve hipertansiyon şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde karın bölgesinde geniş mor strialar (çatlaklar) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde plazma kortizol düzeyi yüksek (3535 μg/dL\mu g/dL), plazma ACTHACTH düzeyi ise saptanamayacak kadar düşük (<5<5 pg/mL) bulunuyor. Serum elektrolitlerinde hafif hipernatremi (146146 mEq/L) ve sınırda düşük potasyum (3.53.5 mEq/L) izleniyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Cushing sendromu (Adrenal kaynaklı)

Answer

Cushing sendromu (Adrenal kaynaklı)
Laboratuvar tetkiklerinde saptanan yüksek kortizol düzeyine rağmen ACTH düzeyinin baskılanmış (düşük) olması, kortizol üretiminin hipofizden bağımsız, doğrudan adrenal bezdeki bir lezyondan (otonom adenom veya karsinom) kaynaklandığını gösterir. Gövdesel obezite ve mor strialar bu tabloyu destekleyen temel fizik muayene bulgularıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hormon düzeylerini analiz et.
Kortizol yüksek, ACTH düşük (baskılanmış).
Yüksek kortizolün ACTH'ı baskılaması, primer bir adrenal patolojiyi işaret eder.
2
Klinik bulguları değerlendir.
Gövdesel obezite, mor strialar ve hipertansiyon.
Bu bulgular hiperkortizolizmin klasik klinik yansımalarıdır.
3
Tanıyı netleştir.
Primer (Adrenal) Cushing Sendromu.
Laboratuvar ve klinik veriler birleştiğinde en olası tanı budur.

Key Concept

ACTH-bağımsız Cushing sendromunda adrenal otonomi mevcuttur; bu durum yüksek kortizol ve düşük ACTH ile karakterizedir.

Practice More

Adrenal adenom nedeniyle oluşan Cushing sendromunda karşı taraf adrenal bezin morfolojik durumunu (atrofi) inceleyen soruları gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 12Question

Yirmi iki yaşında erkek hasta, sağlık taraması sırasında saptanan izole mikroskobik hematüri ve hafif düzeyde proteinüri (1.21.2 g/gün) nedeniyle nefroloji kliniğine sevk ediliyor. Hastanın öyküsünden dayısının son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girdiği ve kendisinde de son yıllarda giderek belirginleşen sensörinöral işitme kaybı olduğu öğreniliyor. Tanı amacıyla yapılan böbrek biyopsisinde; ışık mikroskobisinde glomerüllerde fokal segmental glomerüloskleroz ve interstisyumda kümeler halinde köpüksü (foamy) makrofajlar izleniyor. İmmünofloresan (İF) incelemede, glomerüler bazal membranda (GBM) Tip IV kollajenin α3,α4\alpha3, \alpha4 ve α5\alpha5 zincirlerine karşı yapılan immün boyanmanın tamamen negatif olduğu saptanıyor. Elektron mikroskobisinde (EM) ise GBM'de düzensiz kalınlaşma, incelme ve lamina densada ayrılmalarla karakterize "sepet örgüsü (basket-weave)" görünümü tespit ediliyor.

Buna göre, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alport sendromu

Answer

Alport sendromu klinik ve patolojik özelliklerini tam olarak yansıtmaktadır.
Doğru yanıt, X'e bağlı kalıtılan (en sık görülen form), tip IV kollajen gen (özellikle COL4A5) mutasyonu sonucu gelişen kalıtsal bir hastalık olan Alport sendromunu tarif etmektedir. Hastalık hematüri, böbrek yetmezliği progresyonu ve sensörinöral sağırlık ile karakterizedir. Işık mikroskobisinde interstisyel köpüksü makrofajlar destekleyici bir bulgudur. İmmünofloresanda normalde GBM'de bulunması gereken α3,α4,α5\alpha3, \alpha4, \alpha5 (Tip IV kollajen) ağının bulunmaması ve elektron mikroskobundaki karakteristik 'sepet örgüsü' (basket-weave) şeklindeki lamina densa ayrışmaları tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları ve anamnezi değerlendir.
Genç erkek hasta, böbrek yetmezliği aile öyküsü (X'e bağlı geçiş düşündüren dayı öyküsü), izole mikroskobik hematüri ve sensörinöral işitme kaybı triadına sahiptir.
Genetik geçişli bir nefrit sendromunu (özellikle Alport sendromu) diğer edinsel glomerülonefritlerden ayırt etmek.
2
İmmünofloresan (İF) mikroskopi bulgularını analiz et.
Tip IV kollajenin alfa-3, alfa-4 ve alfa-5 zincirleri dokuda saptanamamıştır (negatif boyanma).
Tip IV kollajen genlerindeki (COL4A3, COL4A4, COL4A5) mutasyonların protein düzeyindeki yansımasını doğrulamak.
3
Elektron mikroskobu (EM) bulgularını yorumla.
Glomerüler bazal membranda lamellasyon ve 'sepet örgüsü (basket-weave)' görünümü mevcuttur.
Alport sendromunun patognomonik ultrastrüktürel bulgusunu teyit ederek kesin tanıya ulaşmak.

Key Concept

Alport sendromunun klinik, genetik ve patolojik (ışık, immünofloresan ve elektron mikroskobu) özellikleri

Alternative Method

Vakayı çözerken mikroskopi bulguları (özellikle EM'deki 'sepet örgüsü' ve İF'deki α3α5\alpha3-\alpha5 negatifliği) doğrudan Alport sendromunu işaret eder. Klinik detaylar (dayıdaki böbrek yetmezliği, sağırlık) okunmasa bile sadece EM bulgusu patognomoniktir.
Estimated Time:1m 45s
Question 13Question

Serum kalsiyum düzeyi 12.5 mg/dL12.5~mg/dL (Normal: 8.510.58.5-10.5) ve paratiroid hormonu (PTH) düzeyi yüksek saptanan 55 yaşındaki kadın hastada, kaval kemiğinde radyolüsen bir lezyon izleniyor. Bu lezyonun biyopsisinde; kistik boşluklar, yoğun kanama odakları, hemosiderin yüklü makrofajlar ve çok sayıda osteoklast benzeri dev hücre saptanıyor. Bu hastada saptanan bu litik kemik lezyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kahverengi tümör (Brown tümör)

Answer

Primer hiperparatiroidizm zemininde gelişen, kistik boşluklar ve hemosiderin yüklü makrofajlar içeren lezyon 'Kahverengi tümör' (Brown tümör) olarak adlandırılır.
Kahverengi tümör, primer hiperparatiroidizmde kemiklerden kalsiyum mobilizasyonu sırasında oluşan mikrokırıklar ve kanama odakları nedeniyle kahverengi bir görünüm alan, osteoklast benzeri dev hücrelerden zengin reaktif bir lezyondur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Yüksek kalsiyum ve yüksek PTH varlığı primer hiperparatiroidizm tanısını koydurur.
Primer hiperparatiroidizm, kemiklerde yaygın yıkıma (osteitis fibrosa cystica) yol açar.
2
Kemik lezyonunun histopatolojik özelliklerini değerlendir
Hemosiderin (kanama odakları) ve osteoklast benzeri dev hücrelerin varlığı ayırt edicidir.
Bu bulgular, aşırı PTH etkisiyle tetiklenen hızlı kemik yıkımı ve kanamayı temsil eder.
3
Tanıyı netleştir
Tanı Kahverengi tümördür.
Bu yapı gerçek bir neoplazi değil, hiperparatiroidizme sekonder reaktif kistik bir süreçtir.

Key Concept

Kahverengi tümör (Brown tümör), primer hiperparatiroidizmde aşırı PTH salınımı sonucu kemiklerde oluşan karakteristik bir lezyondur.

Practice More

Primer hiperparatiroidizmde kemiklerde görülen tüm morfolojik değişikliklerin genel adı olan 'Osteitis fibrosa cystica' kavramını inceleyin.
Estimated Time:45s
Question 14Question

3232 yaşında bir erkek hasta, tekrarlayan böbrek taşları ve görme alanı kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerde hiperkalsemi ve hipofiz ön lobunda adenom ile uyumlu kitle saptanıyor. Bu hastada gelişmesi beklenen üçüncü majör tümör odağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pankreatik nöroendokrin tümörler

Answer

Pankreatik nöroendokrin tümörler
Vakada sunulan hiperkalsemi (paratiroid hiperplazisi/adenomu) ve hipofiz kitlesi bulguları MEN1 (Wermer Sendromu) için tipiktir. Bu sendromun üçüncü temel bileşeni, Gastrinoma veya İnsülinoma gibi pankreatik adacık hücreli nöroendokrin tümörlerdir. Bu sendrom MEN1MEN1 genindeki (menin proteini) mutasyonlar sonucu gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada böbrek taşları (muhtemelen primer hiperparatiroidizm kaynaklı hiperkalsemi) ve hipofiz adenomu (görme alanı kaybı yapan kitle) mevcuttur.
Vakadaki sendromu tanımlamak için anahtar organ tutulumlarını belirlemek gerekir.
2
Sendromu tanımla ve bileşenlerini hatırla.
Paratiroid ve hipofiz tutulumu bizi Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN1 - Wermer Sendromu) tanısına götürür.
MEN sendromları spesifik organ kombinasyonları ile karakterizedir.
3
Eksik olan bileşeni (3P kuralı) belirle.
MEN1 sendromunun '3P' bileşeninden eksik olanı Pankreas (Pankreatik nöroendokrin tümörler; Gastrinoma, İnsülinoma vb.) odağıdır.
Tanıyı tamamlayan klasik triadın son parçası pankreastır.

Key Concept

MEN1 (Wermer Sendromu) klasik olarak Paratiroid, Hipofiz (Pituitary) ve Pankreas (3P) tümörlerinden oluşur.
Question 15Question

63 yaşında erkek hastanın yapılan check-up muayenesinde serum PSAPSA düzeyi 7.6 ng/mL7.6\ ng/mL (N<4 ng/mLN < 4\ ng/mL) olarak ölçülmüştür. Parmakla rektal muayenede (PRMPRM) prostat sol lobunda şüpheli bir sertlik saptanan hastaya transrektal ultrasonografi eşliğinde iğne biyopsisi yapılmıştır. Mikroskobik incelemede; belirgin nükleol içeren atipik hücrelerin döşediği, kıvrımlı ve dallanan lümenli büyük glandüler yapılar gözlenmiştir. Yapılan immünhistokimyasal çalışmada; bu bezlerin bazal tabakasında p63p63 ve yüksek molekül ağırlıklı sitokeratin (34βE1234\beta E12) ile kesintili (yama tarzında) pozitiflik saptanırken, luminal hücrelerde AMACRAMACR (P504SP504S) güçlü pozitif boyanma göstermiştir.

Bu bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN)

Answer

Sunulan klinik ve laboratuvar bulguları doğrultusunda en olası tanı Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN)'dir.
Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN), luminal epitelyumun sitolojik olarak malignite özellikleri (nükleer genişleme, belirgin nükleol) taşıdığı ancak bu hücrelerin bazal tabaka ile çevrili kaldığı bir lezyondur. İmmünhistokimyasal olarak p63 ve yüksek molekül ağırlıklı sitokeratin (34βE1234\beta E12) ile elde edilen 'kesintili' boyanma, bazal hücrelerin fiziksel olarak var olduğunu kanıtlar ve invaziv prostatik adenokarsinomdan ayırıcı tanıyı sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik verileri analiz etme
PSA yüksekliği ve sertlik malignite şüphesi doğurur; mikroskobideki belirgin nükleoller ise atipiyi doğrular.
Prostat kanseri ve prekürsör lezyonları genellikle benzer klinik ve sitolojik özellikler gösterir.
2
İmmünhistokimyasal profili yorumlama
p63 ve 34betaE12 bazal hücre belirteçleridir. 'Kesintili' boyanma, bazal tabakanın mevcut ancak incelmiş olduğunu gösterir.
Bazal tabakanın varlığı veya yokluğu, invaziv kanser ile pre-invaziv lezyon ayrımında altın standarttır.
3
Ayırıcı tanıya gitme
Bazal tabakanın korunması adenokarsinomu dışlar; luminal nükleer atipi ve AMACR pozitifliği ise HGPIN tanısını destekler.
AMACR hem HGPIN'de hem de adenokarsinomda pozitif olabilir, bu nedenle ayırıcı tanıda bazal belirteçler kritiktir.

Key Concept

HGPIN'de atipik luminal hücrelere rağmen bazal tabakanın (kesintili de olsa) korunması, invaziv adenokarsinomdan en önemli farkıdır.
Estimated Time:1m 15s
Question 16Question

5050 yaşında bir erkek hasta, stafilokokkal bir enfeksiyon nedeniyle başlanan metisilin tedavisinin 1515. gününde; ani başlayan ateş, gövdede yaygın makülopapüler döküntü ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3,23,2 mg/dL (bazal: 1,01,0 mg/dL) ve idrarda eozinofiller saptanıyor. Bu hastanın böbrek biyopsisinde izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyumda yaygın ödem ve lenfositlerle birlikte eozinofillerden oluşan inflamatuar infiltrasyon

Answer

İnterstisyumda yaygın ödem ve lenfositlerle birlikte eozinofillerden oluşan inflamatuar infiltrasyon
Doğru seçenek olan interstisyumda ödem ve eozinofilli infiltrasyon, ilaçla indüklenen akut interstisyel nefritin (AİN) temel histopatolojik özelliğidir. Metisilin gibi antibiyotikler, NSAİİ'ler veya diüretikler kullanımı sonrası gelişen ateş, döküntü ve eozinofilüri triadında bu bulgu tanısal değer taşır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Metisilin kullanımı (ilaç), ateş, döküntü ve eozinofilüri (hipersensitivite triadını) gösterir.
İlaç kullanımı sonrası gelişen bu bulgular 'İlaçla İndüklenen Akut İnterstisyel Nefrit' (AİN) tanısını destekler.
2
Hastalığın patogenezini ve beklenen morfolojiyi belirle.
AİN, Tip I veya Tip IV hipersensitivite reaksiyonu olup interstisyumda ödem ve eozinofillerin olduğu inflamasyona neden olur.
AİN, glomerülleri koruyup tübüller arasındaki boşluğu (interstisyumu) hedef alan akut bir süreçtir.

Key Concept

İlaçla indüklenen Akut İnterstisyel Nefrit (AİN), tübül hasarından ziyade interstisyel ödem ve eozinofillerin baskın olduğu inflamatuar hücre infiltrasyonu ile karakterizedir.

Practice More

Akut İnterstisyel Nefrite neden olan ilaçlar arasında NSAİİ'lerin, ateş ve döküntü yapmadan nefrotik düzeyde proteinüri ile seyredebildiğini unutmayın.
Estimated Time:1m 30s
Question 17Question

3030 yaşında bir erkek hasta, sabahları aç karnına gelişen konfüzyon ve soğuk terleme şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde plazma glukoz düzeyi 4545 mg/dL (hipoglisemi) iken serum insülin düzeyinin yüksek olduğu saptanıyor. Ayrıca hastanın biyokimyasal analizinde serum kalsiyum düzeyi 11.811.8 mg/dL (hiperkalsemi) ve parathormon (PTHPTH) düzeyi yüksek bulunuyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1

Answer

Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN1), paratiroid, pankreas ve hipofiz (3P) tümörlerinin birlikteliği ile karakterize olup bu hastadaki klinik tabloyla tam uyumludur.
Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN1) tanısı doğrudur; çünkü bu sendromun klasik '3P' kuralı (Parathyroid, Pancreas, Pituitary) gereği, hastada görülen primer hiperparatiroidizm (hiperkalsemi/yüksek PTH) ve pankreatik nöroendokrin tümör (insülinoma bağlı hipoglisemi) birlikteliği tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada insülinoma (hipoglisemi ve yüksek insülin) ve primer hiperparatiroidizm (hiperkalsemi ve yüksek PTH) mevcuttur.
Tanıya ulaşmak için tutulan endokrin organları belirlemek gerekir.
2
Endokrin neoplazi sendromlarını karşılaştır
Paratiroid ve pankreas adacık hücreli tümörlerinin (insülinoma, gastrinoma vb.) birlikte görüldüğü tek MEN sendromu MEN1'dir.
MEN sendromlarını birbirinden ayıran organ tutulum paternlerini bilmek tanı koydurucudur.

Key Concept

Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN1) sendromu, 11q13 kromozomundaki MEN1 (menin) gen mutasyonu sonucu gelişir ve temel olarak paratiroid, pankreas ve hipofiz bezlerini etkiler.
Estimated Time:45s
Question 18Question

34 yaşında kadın hasta, yaklaşık iki hafta önce geçirdiği üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben boyun ön bölgesinde ani başlayan şiddetli ağrı ve tiroid bezinde hassasiyet şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede tiroid bezinin diffüz olarak büyüdüğü ve palpasyonla oldukça ağrılı olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) belirgin olarak yüksek bulunuyor. Histopatolojik incelemede folikül harabiyeti, nötrofil infiltrasyonu ve kolloid çevresinde çok çekirdekli dev hücrelerin eşlik ettiği granülomatöz yapılar izleniyor. Bu klinik ve patolojik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subakut granülomatöz (de Quervain) tiroidit

Answer

Subakut granülomatöz (de Quervain) tiroidit
Subakut granülomatöz (de Quervain) tiroidit, genellikle viral bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkan, tiroid bezinde şiddetli ağrı ve hassasiyetle karakterize bir inflamasyondur. Histolojisinde kolloid parçacıklarını çevreleyen çok çekirdekli dev hücreler ve granülom yapıları izlenmesi tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişen ağrılı tiroid büyümesi
Subakut granülomatöz tiroidit tipik olarak viral prodromu takip eden ağrılı tablo ile karakterizedir.
2
Laboratuvar ve histopatolojik bulguların analizi
Yüksek ESH ve mikroskobide çok çekirdekli dev hücreli granülomlar
Bu bulgular de Quervain tiroiditinin patognomonik özellikleridir.

Key Concept

Subakut granülomatöz tiroiditin karakteristik klinik (ağrı, post-viral) ve histopatolojik (dev hücreli granülomlar) özelliklerinin tanınması.
Estimated Time:45s
Question 19Question

6262 yaşında erkek hastada, rutin kontrol sırasında bakılan serum PSAPSA düzeyi 4.8 ng/mL4.8\ ng/mL (N<4 ng/mLN < 4\ ng/mL) olarak saptanmıştır. Rektal tuşe muayenesinde prostatın sol lobunda şüpheli bir nodülarite fark edilmesi üzerine iğne biyopsisi yapılmıştır. Biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde; bazı genişlemiş asinus yapılarında lümen içine doğru mikropapiller ve tufting (kümelenme) tarzında gelişim gösteren, belirgin nükleollere sahip atipik epitel hücreleri izlenmiştir. Bu odaklara uygulanan p63p63 immünhistokimyasal boyamasında, atipik hücrelerin çevresinde kesintili de olsa boyanma gösteren bazal hücre tabakası saptanmıştır. Bu bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN)

Answer

Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN)
Vakada tanımlanan tufting (kümelenme) paterni, mikropapiller gelişim ve belirgin makronükleoller yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN) için tipik histolojik özelliklerdir. HGPIN'i invaziv prostat adenokarsinomundan ayıran en kritik özellik, lezyon çevresinde bazal hücre tabakasının (p63 veya 34betaE12 pozitifliği ile gösterilen) korunmuş olmasıdır. İnvaziv karsinomda bazal hücreler tamamen kaybolur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hasta 6262 yaşında, PSAPSA düzeyi hafif yüksek (4.8 ng/mL4.8\ ng/mL) ve rektal tuşede nodülarite mevcut.
Bu bulgular prostat karsinomu veya öncü lezyonları açısından şüphe uyandırır.
2
Mikroskobik paterni incele.
Geniş asinuslar içinde tufting ve mikropapiller gelişim ile belirgin nükleoller izleniyor.
Bu morfoloji hem HGPIN hem de bazı karsinom varyantlarında görülebilir ancak HGPIN için karakteristiktir.
3
İmmünhistokimyasal bulguyu yorumla.
p63p63 pozitif bazal hücre tabakasının varlığı saptandı.
Bazal hücrelerin (p63 veya 34betaE12 ile) korunmuş olması, lezyonun invaziv olmadığını (karsinom olmadığını) kanıtlar.

Key Concept

HGPIN ile İnvaziv Karsinom Ayrımında Bazal Hücre Tabakasının Önemi
Estimated Time:1m 30s
Question 20Question

4242 yaşında erkek hasta, bitemporal hemianopsi ve şiddetli baş ağrısı nedeniyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde rekürren nefrolitiazis öyküsü mevcut olup, babasında insülinoma tanısı olduğu öğreniliyor. Kraniyal MR görüntülemede sella tursikayı dolduran 3 cm3\text{ cm} çapında makroadenom izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde hipofiz hormon düzeyleri (PRL, GH, ACTH, TSH) normal sınırlarda saptanıyor. Cerrahi rezeksiyon materyalinde yapılan immünhistokimyasal incelemede tümör hücrelerinin **SF1SF-1 (Steroidogenic factor-1)** ile kuvvetli nükleer pozitiflik gösterdiği saptanıyor.

Bu tümörün en olası tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gonadotrop adenom

Answer

Gonadotrop adenomlar, klinik olarak non-fonksiyonel hipofiz makroadenomlarının en yaygın nedenidir ve immünhistokimyasal olarak SF1SF-1 (Steroidogenic factor-1) transkripsiyon faktörü ekspresyonu ile tanınırlar.
Klinik olarak non-fonksiyonel (hormon fazlalığı bulgusu vermeyen) hipofiz makroadenomlarının büyük çoğunluğu gonadotrop hücre kökenlidir. Bu tümörler, gonadotrop hücre farklılaşmasını kontrol eden SF1SF-1 (Steroidogenic factor-1) transkripsiyon faktörünü eksprese ederler. Hastadaki bitemporal hemianopsi, tümörün optik kiyazmaya bası yaptığını; normal hormon düzeyleri ise tümörün 'sessiz' karakterde olduğunu doğrulamaktadır. MEN-1 sendromu (paratiroid, pankreas ve hipofiz tutulumu) bağlamında da hipofiz adenomları sık görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve biyokimyasal tabloyu analiz et.
Hasta, hormon seviyeleri normal olan (non-fonksiyonel) bir makroadenoma ve bası bulgusuna (bitemporal hemianopsi) sahiptir. Ayrıca aile öyküsü MEN-1 sendromunu düşündürmektedir.
Tanısal yaklaşımda ilk adım, tümörün fonksiyonel durumunu belirlemektir.
2
İmmünhistokimyasal belirteci değerlendir.
Tümör hücrelerinde SF1SF-1 transkripsiyon faktörü pozitifliği saptanmıştır.
Modern WHOWHO sınıflamasına göre hipofiz adenomları köken aldıkları hücre hatlarına göre transkripsiyon faktörleri ile tiplendirilir.
3
Hücre hattı ile transkripsiyon faktörünü eşleştir.
SF1SF-1 gonadotrop hücre hattına özgüdür.
Gonadotrop adenomlar tipik olarak 'sessiz'dir ve klinik prezentasyonları genellikle kitle etkisine bağlıdır.

Key Concept

Hipofiz adenomlarının tiplendirilmesinde transkripsiyon faktörlerinin (PIT1PIT-1, TPITT-PIT, SF1SF-1) kullanımı.
Estimated Time:2m 0s
Page 1 / 20Next
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin