Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 questions

Question 141Question

7070 yaşında erkek hastada makroskobik hematüri saptanıyor. Sistoskopik muayenede mesane duvarında hafif bir kabarıklık dışında belirgin bir kitle izlenmiyor. Alınan derin biyopsinin mikroskobik incelemesinde; yüzeyel mukoza intakt izlenirken, muskularis propria lifleri arasına kadar infiltre olmuş, nükleer atipisi ve pleomorfizmi olmayan, nükleolleri belirginleşmemiş, berrak-eozinofilik sitoplazmalı ürotelyal hücrelerin oluşturduğu küçük, düzensiz sınırlı adacıklar görülüyor. Desmoplastik reaksiyonun eşlik etmediği bu lezyonda mitoz hızı oldukça düşüktür. Bu klinikopatolojik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nested (Yuvalı) varyant ürotelyal karsinom

Answer

Nested (Yuvalı) varyant ürotelyal karsinom
Doğru seçenek olan Nested varyant ürotelyal karsinom, histolojik olarak von Brunn adacıklarına çok benzeyen, sitolojik atipisi minimal hücre gruplarından oluşur. Ancak bu hücreler, derin stroma ve muskularis propria lifleri arasında düzensiz, infiltratif bir şekilde yayılır. Tanı anında genellikle derin invazyon (pT2) mevcuttur ve prognozu kötüdür.

Step-by-Step Solution

1
Sitolojik görünüm ile biyolojik davranış arasındaki çelişkiyi saptayın.
Hücrelerin oldukça 'selim' (atipisiz) görünmesine rağmen derin doku (muskularis propria) invazyonu yapması saptandı.
Genelde karsinomlar atipi ile karakterizedir; ancak bazı özel varyantlar atipisiz görünüp agresif seyredebilir.
2
Morfolojik paternin (yuvalanma) ayırıcı tanısını yapın.
Görünüm von Brunn adacıklarını taklit eden 'nested' (yuvalı) yapıdadır.
Bu patern hem benign reaktif durumlarda (sistitis sistika) hem de spesifik bir karsinom varyantında görülür.
3
İnvazyon derinliğini ve desmoplazi varlığını değerlendirin.
Lezyonun muskularis propria lifleri arasına girdiği (T2 seviyesi) ancak desmoplazi oluşturmadığı belirlendi.
Sistitis sistika yüzeyel kalır; Nested karsinom ise tipik olarak desmoplazi yapmadan derinlere sızar.
4
Tanıyı kesinleştirin.
Tüm bulgular Nested varyant ürotelyal karsinomu işaret etmektedir.
Bu karsinom türü agresif seyreder ve tanı anında genellikle yüksek evrelidir.

Key Concept

Nested varyant ürotelyal karsinom, sitolojik olarak selim görünmesine (atipisiz) rağmen, von Brunn adacıklarını taklit ederek muskularis propria invazyonu yapan agresif bir mesane tümörü varyantıdır.
Question 142Question

On dokuz yaşında bir erkek üniversite öğrencisi, idrar renginde çay gibi koyulaşma şikayetiyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Anamnezinden, bu durumun iki gün önce başlayan viral bir üst solunum yolu enfeksiyonu ile eş zamanlı ortaya çıktığı ve geçmişte geçirdiği ishal atakları sırasında da benzer idrar değişiklikleri yaşadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 145/90 mmHg145/90 \text{ mmHg} ölçülüyor, periferik ödem saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1.3 mg/dL1.3 \text{ mg/dL} saptanırken, serum kompleman (C3 ve C4) düzeylerinin normal sınırlarda olduğu görülüyor.

Bu hastanın klinik tablosuna neden olan primer glomerüler hastalığın kesin tanısı için yapılacak böbrek biyopsisinde, immünofloresan (İF) ve elektron mikroskobu (EM) değerlendirmesinde sırasıyla aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: İF'de mezangiyal alanda belirgin granüler IgA ve C3 birikimi; EM'de mezangiyal ve paramezangiyal elektron yoğun depozitler

Answer

Hastanın klinik bulguları IgA nefropatisi (Berger hastalığı) ile uyumludur ve biyopside mezangiyal IgA birikimi ile mezangiyal elektron yoğun depozitler görülmesi beklenir.
IgA nefropatisi (Berger hastalığı), dünya genelinde en sık görülen primer glomerülonefrittir. Tipik klinik prezantasyonu, üst solunum yolu veya gastrointestinal sistem enfeksiyonlarıyla eş zamanlı (sinfarenjitik) ortaya çıkan, tekrarlayan makroskopik hematüri ataklarıdır. Akut post-streptokoksik glomerülonefritten (PSGN) farklı olarak serum kompleman düzeyleri (C3, C4) normal sınırlarda saptanır. Kesin tanı böbrek biyopsisi ile konur. İmmünofloresan incelemede mezangiyal alanda granüler IgA (genellikle C3 ile birlikte) birikimi patognomoniktir. Elektron mikroskobunda ise bu birikimlere karşılık gelen mezangiyal ve bazen paramezangiyal elektron yoğun depozitler izlenir. Hastanın senaryosu bu patolojik bulguları gerektiren hastalık tablosuyla tam bir uyum içindedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykü ve zaman çizelgesini analiz et.
Makroskopik hematüri atağının, üst solunum yolu enfeksiyonu ile eş zamanlı (sinfarenjitik) başlaması ve tekrarlayıcı özellikte olması saptandı.
Enfeksiyon ile böbrek bulguları arasındaki süre, etiyolojiyi ayırt etmek için kritiktir (PSGN 1-4 hafta sonra ortaya çıkarken IgA nefropatisi eş zamanlıdır).
2
Laboratuvar bulgularını (özellikle kompleman düzeylerini) değerlendir.
Serum C3 ve C4 düzeylerinin normal olması, hipokomplemantemik glomerülonefritleri (PSGN, MPGN, Lupus, Kriyoglobulinemi) güçlü bir şekilde dışlar.
Normal kompleman düzeyi ve sinfarenjitik hematüri birleşimi IgA nefropatisi (Berger hastalığı) için tipik bir klinik tablodur.
3
Tanımlanan hastalığın (IgA Nefropatisi) spesifik patolojik bulgularını belirle.
IgA nefropatisinde galaktozdan fakir IgA1 birikir. İmmünofloresanda mezangiyal granüler IgA (ve sıklıkla C3), elektron mikroskobunda ise mezangiyal elektron yoğun depozitler karakteristik olarak izlenir.
Biyopsi bulguları, spesifik alt tipleri ayırt etmek ve klinik tanıyı kesinleştirmek için altın standarttır.

Key Concept

IgA nefropatisinde sinfarenjitik hematüri ve mezangiyal IgA birikimi korelasyonu
Estimated Time:2m 0s
Question 143Question

Doğumdan hemen sonra belirgin karın şişliği ve solunum güçlüğü nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınan bir bebeğin yapılan fizik muayenesinde bilateral böbrek lojlarında palpabl kitleler saptanıyor. Ultrasonografik incelemede böbreklerin bilateral olarak ileri derecede büyüdüğü, kortikomedüller ayrımın yapılamadığı ve parankimin radyal uzanım gösteren çok sayıda küçük kistik yapıyla (dilate toplayıcı kanallar) dolu olduğu görülüyor. Eşlik eden karaciğer patolojileri açısından değerlendirilen hastada konjenital hepatik fibrozis izleniyor.

Bu klinik tabloya neden olan genetik mutasyon aşağıdakilerin hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: PKHD1 geni

Answer

Bu klinik tablo, PKHD1 genindeki mutasyon sonucu gelişen Otozomal Resesif Polisistik Böbrek Hastalığı (ARPKD) ile uyumludur.
Vaka sunumundaki yenidoğan dönemi başlangıcı, bilateral büyük kistik böbrekler ve karakteristik 'konjenital hepatik fibrozis' varlığı Otozomal Resesif Polisistik Böbrek Hastalığı'nın (ARPKD) tipik özellikleridir. Bu hastalıktan sorumlu olan gen PKHD1'dir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Yenidoğan döneminde bilateral büyük böbrekler ve radyal küçük kistler saptanması ARPKD'yi düşündürür.
ADPKD genellikle erişkin dönemde görülürken, ARPKD perinatal veya infantil dönemde dramatik bulgularla ortaya çıkar.
2
Eşlik eden organ tutulumunu değerlendir
Konjenital hepatik fibrozis bulgusu ARPKD tanısını kesinleştirir.
ARPKD'li tüm hastalarda değişken derecelerde karaciğer tutulumu (safra kanalı proliferasyonu ve fibrozis) görülür.
3
Genetik temeli belirle
ARPKD'den sorumlu olan gen 6. kromozom üzerindeki PKHD1 genidir.
PKHD1 geni, silya fonksiyonlarında rol oynayan fibrosistin proteinini kodlar.

Key Concept

Otozomal Resesif Polisistik Böbrek Hastalığı (ARPKD) ve PKHD1 Mutasyonu
Question 144Question

6969 yaşında erkek hastanın rutin sağlık taramasında serum PSAPSA düzeyi 6.8 ng/mL6.8\ ng/mL (N<4 ng/mLN < 4\ ng/mL) saptanmıştır. Parmakla rektal muayenede prostat kıvamı doğal olarak değerlendirilmiş, belirgin nodül saptanmamıştır. Hastaya yapılan iğne biyopsisinde, bazı asinuslarda belirgin nükleollü atipik epitel hücreleri izlenmiştir. Yapılan immünhistokimyasal incelemede, bu asinusların çevresinde p63p63 ile kesintili (discontinuous) boyanma saptanırken, lüminal hücrelerde AMACRAMACR (P504SP504S) ile diffüz kuvvetli pozitiflik gözlenmiştir. Bu bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi

Answer

Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN)
Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN), asinusları döşeyen hücrelerde karsinomdakine benzer nükleer atipi (irileşmiş nükleol) ile karakterizedir. Ancak adenokarsinomdan en önemli farkı, bazal hücre tabakasının varlığını sürdürüyor olmasıdır. İmmünhistokimyasal olarak p63 veya 34betaE12 gibi bazal hücre belirteçleri ile bu tabaka tipik olarak 'kesintili' (parçalı) şekilde boyanır. AMACR (P504S) ise hem karsinomda hem de HGPIN'de lüminal hücrelerde pozitif boyanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hafif PSAPSA yüksekliği (6.8 ng/mL6.8\ ng/mL) ve normal rektal tuşe, erken evre neoplazi veya prekürsör lezyon şüphesi uyandırır.
Vakadaki klinik tabloyu anlamlandırmak için.
2
Morfolojik ve nükleer özelliklerin değerlendirilmesi
Asinuslarda belirgin nükleollü atipik hücrelerin varlığı malignite potansiyelini gösterir.
Atipinin derecesini belirlemek için.
3
İmmünhistokimyasal (İHK) profilin yorumlanması
p63p63 ile kesintili boyanma bazal tabakanın hala orada olduğunu, AMACRAMACR pozitifliği ise neoplastik değişimi doğrular.
Adenokarsinom ile prekürsör lezyon ayrımını yapmak için.
4
Tanının netleştirilmesi
Bazal tabakanın tamamen yok olmaması adenokarsinomu dışlar ve HGPIN tanısına yönlendirir.
Kesin tanıya ulaşmak için.

Key Concept

HGPIN ve Prostatik Adenokarsinom ayırıcı tanısında bazal hücre tabakasının (p63, 34betaE12) varlığı kritiktir.
Question 145Question

3434 yaşında kadın hasta, kollarında ve gövdesinde yer alan ağrılı, kırmızı-kahverengi deri nodülleri ve geçmişte şiddetli kanamalar nedeniyle 2828 yaşında histerektomiye yol açan multipl uterin leiomyom öyküsü ile başvuruyor. Hastanın yapılan abdominal görüntülemesinde sol böbrek üst polde 55 cm çaplı kitle saptanıyor. Tümörün histopatolojik incelemesinde; papiller ve solid büyüme paterni gösteren, hücrelerinde oldukça belirgin, inklüzyon benzeri eozinofilik nükleoller ve bu nükleollerin etrafında geniş berrak halolar (perinükleer halo) izleniyor. Bu hastadaki klinik ve patolojik tabloya neden olan en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fumarat hidrataz (FHFH) gen mutasyonu

Answer

Hastadaki kütanöz leiomyomlar, uterin leiomyomlar ve spesifik nükleer özelliklere (belirgin eozinofilik nükleol ve halo) sahip renal hücreli karsinom tablosu Fumarat hidrataz (FHFH) gen mutasyonu ile karakterize HLRCC sendromunu işaret eder.
Soruda tarif edilen klinik tablo; erken yaşta multipl uterin leiomyomlar (histerektomi öyküsü), ağrılı kütanöz leiomyomlar (deri nodülleri) ve morfolojik olarak belirgin eozinofilik nükleollü (baykuş gözü görünümü) agresif renal karsinom ile karakterize HLRCC sendromudur. Bu sendromdan sorumlu olan genetik defekt fumarat hidrataz (FHFH) gen mutasyonudur.

Step-by-Step Solution

1
Ekstra-renal bulguların analizi
Genç yaşta histerektomiye neden olan multipl uterin leiomyomlar ve ağrılı deri nodülleri (kütanöz leiomyomlar) saptandı.
Bu kombinasyon kalıtsal bir sendrom olan Herediter Leiomyomatozis ve Renal Hücreli Karsinom (HLRCC) için tipiktir.
2
Morfolojik özelliklerin değerlendirilmesi
İnklüzyon benzeri dev eozinofilik nükleoller ve çevrelerindeki berrak perinükleer halolar izlendi.
Bu 'baykuş gözü' nükleer görünümü, FHFH-eksikliği gösteren renal hücreli karsinomlar için patognomonik bir bulgudur.
3
Genetik korelasyonun kurulması
Klinik ve patolojik bulgular 1q421q42 bölgesindeki FHFH gen mutasyonu ile eşleştirildi.
HLRCC sendromu, Krebs siklusu enzimi olan fumarat hidratazın germ-hattı mutasyonu sonucu gelişir.

Key Concept

Herediter Leiomyomatozis ve Renal Hücreli Karsinom (HLRCC) Sendromu

Practice More

Birt-Hogg-Dubé sendromundaki deri lezyonları ile HLRCC deri lezyonları arasındaki farkları ve her iki sendromda görülen tipik böbrek tümörü morfolojilerini karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 146Question

5555 yaşında kadın hasta, Wegener granülomatozu nedeniyle uzun süre siklofosfamid tedavisi görmüştür. Son 22 aydır devam eden ağrısız makroskobik hematüri şikayeti ile başvuran hastaya yapılan sistoskopide, mesane mukozasında yer yer düz, hiperemik ve kadifemsi görünümlü alanlar saptanmıştır. Bu alanlardan alınan biyopside, ürotelyumun tam katında polarite kaybı ve nükleer pleomorfizm gösteren yüksek dereceli atipik hücreler izlenmiş, ancak bazal membranı aşan bir invazyon odağı saptanmamıştır. Bu hastadaki klinik ve patolojik tablo için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Lezyonun invaziv karsinoma ilerleme riski yüksektir ve sıklıkla TP53TP53 mutasyonu içerir.

Answer

Söz konusu lezyon karsinoma in situ (CIS) olup, invaziv karsinoma ilerleme riskinin yüksek olması ve TP53TP53 mutasyonları ile karakterize edilmesi doğru bir ifadedir.
Karsinoma in situ (CIS), ürotelyumun tüm katmanlarını tutan yüksek dereceli hücresel atipi ile karakterizedir. Bazal membran sağlamdır (invazyon yoktur). Genetik olarak en sık TP53TP53 ve RBRB yolu inaktivasyonları izlenir ve bu lezyonlar papiller tümörlere göre invaziv karsinoma ilerleme konusunda çok daha agresif bir seyir gösterirler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykü ve sistoskopi bulgularını analiz et.
Siklofosfamid kullanımı mesane kanseri riskini artırır; 'kadifemsi alanlar' düz bir lezyonun (CIS) klinik ipucudur.
Risk faktörleri ve makroskobik görünüm ayırıcı tanıda yol göstericidir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Tam kat atipi ve polarite kaybı varlığına rağmen bazal membranın korunmuş olması karsinoma in situ (CIS) tanısını koydurur.
İnvazyonun yokluğu ve sitolojik derecenin yüksekliği lezyonun tipini belirler.
3
Moleküler patogenez ve biyolojik davranışı ilişkilendir.
CIS, 'düz yolak' (flat pathway) üzerinden gelişir; bu yolak TP53TP53 mutasyonları ile ilişkilidir ve progresyon riski çok yüksektir.
Mesane kanserinin iki ana gelişim yolağı (papiller vs. düz) farklı genetik mutasyonlar içerir.

Key Concept

Ürotelyal karsinoma in situ (CIS), sitolojik olarak yüksek dereceli (high-grade), genetik olarak sıklıkla TP53TP53 mutasyonu taşıyan ve yüksek invazyon potansiyeline sahip flat (düz) bir neoplazidir.

Practice More

Ürotelyal karsinomların T1 ve T2 evreleme farklarını (lamina propria vs. muskularis propria invazyonu) çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 0s
Question 147Question

3535 yaşında kronik Hepatit C tanılı erkek hasta; bacaklarda şişlik, idrar renginde koyulaşma ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibiyal (+/+)(+/+) ödem ve kan basıncı 155/100155/100 mmHg olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde proteinüri (4.54.5 g/gün), hematüri ve serum C3C3 ile C4C4 düzeylerinde belirgin düşüklük tespit ediliyor. Böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda mezanjiyal hücre proliferasyonu, glomerüllerde lobüler görünüm artışı ve gümüşleme boyasında bazal membranda "çift kontur" (tram-track) görünümü izleniyor.

Bu hastada elektron mikroskobunda görülmesi beklenen temel patolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subendotelyal elektron yoğun birikimler

Answer

Tip 1 Membranoproliferatif Glomerülonefrit tanısı alan bu hastada, elektron mikroskobunda subendotelyal elektron yoğun birikimlerin görülmesi beklenir.
Vakada sunulan klinik (Hepatit C), laboratuvar (düşük C3C3 ve C4C4) ve ışık mikroskobik (çift kontur) bulgular Tip 1 Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGNMPGN) tanısına işaret eder. Bu hastalıkta immün kompleks birikimleri karakteristik olarak endotel hücreleri ile glomerül bazal membranı arasında, yani subendotelyal bölgede yerleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hepatit C birlikteliği, hipertansiyon ve miks nefritik/nefrotik tablo Tip 1 MPGNMPGN lehinedir.
Tip 1 MPGNMPGN sıklıkla kronik antijenemi (Hepatit B/C, SLE) ile ilişkilidir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Hem C3C3 hem de C4C4 düşüklüğü klasik kompleman yolağının aktive olduğunu gösterir.
Tip 1 MPGNMPGN immün kompleks aracılıdır ve klasik yolağı aktive eder, oysa Tip 2 (Yoğun Birikim Hastalığı) alternatif yolağı aktive eder (yalnızca C3C3 düşük).
3
Morfolojik bulguları birleştir
Işık mikroskobundaki lobülasyon artışı ve gümüşleme boyasındaki "tram-track" (çift kontur) görünümü Tip 1 MPGNMPGN tanısını doğrular.
Bu görünüm, mezanjiyal hücre sitoplazmasının bazal membran altına sokulması (interpozisyon) sonucu oluşur.
4
Elektron mikroskobu bulgusunu belirle
Tip 1 MPGNMPGN'de birikimler subendotelyal yerleşimlidir.
İmmün komplekslerin endotel altında göllenmesi bu hastalığın temel patogenezidir.

Key Concept

Tip 1 Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGNMPGN): Hepatit C ilişkisi, klasik kompleman aktivasyonu (C3C3 ve C4C4 düşük), ışık mikroskobunda "çift kontur" ve elektron mikroskobunda subendotelyal birikimler.

Practice More

Tip 2 MPGNMPGN (Yoğun Birikim Hastalığı) ile Tip 1 arasındaki kompleman yolağı ve birikim yeri farklarını tekrar ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 148Question

Bebeklik ve çocukluk çağının (33 yaş altı) en sık görülen primer testis tümörü olan, serumda alfa-fetoprotein (AFPAFP) yüksekliği ile karakterize ve histopatolojik incelemesinde santral kapiller içeren glomerül benzeri yapılar (Schiller-Duval cisimcikleri) saptanan germ hücreli tümör aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yolk sac (endodermal sinüs) tümörü

Answer

Yolk sac (endodermal sinüs) tümörü
Yolk sac (endodermal sinüs) tümörü, bebek ve çocuklarda görülen en yaygın primer testis neoplazisidir. Tanısal olarak serumda alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeylerini yükseltir ve mikroskobik incelemede santral bir damar etrafında dizilmiş tümör hücrelerinden oluşan 'Schiller-Duval cisimcikleri' görülmesi en tipik özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaş grubunu ve tümör belirtecini değerlendirin.
33 yaş altı çocukluk çağı ve AFPAFP yüksekliği saptanmıştır.
Bu kombinasyon öncelikle yolk sac tümörünü düşündürür.
2
Karakteristik histopatolojik bulguyu tanımlayın.
Schiller-Duval cisimcikleri (glomerül benzeri yapılar) saptanmıştır.
Schiller-Duval cisimcikleri yolk sac tümörü için tanı koydurucu (patognomonik) bir bulgudur.

Key Concept

Yolk sac tümörünün çocuklardaki baskınlığı, AFP yüksekliği ve Schiller-Duval cisimcikleri ile olan ilişkisi.

Practice More

Diğer testis tümörlerinin (Seminom, Leydig vb.) karakteristik mikroskobik bulgularını ve tümör belirteçlerini karşılaştırmalı bir tablo üzerinden tekrar edin.
Estimated Time:45s
Question 149Question

Aşağıdaki tabloda adrenal bez patolojisi şüphesiyle incelenen dört farklı hastanın klinik ve laboratuvar bulguları özetlenmiştir:

HastaKlinik ve Laboratuvar Bulguları
Hasta KPersistan hipertansiyon, Na+:148Na^+: 148 mEq/L, K+:2.6K^+: 2.6 mEq/L, Plazma Renin: Baskılanmış
Hasta LAtaklar halinde gelen çarpıntı ve terleme, İdrar Vanilmandelik Asit (VMA): Belirgin yüksek
Hasta MGövdesel obezite, mor strialar, Kan şekeri: 190190 mg/dL, ACTH: <5<5 pg/mL (Baskılanmış)
Hasta N15 aylık bebek, karında fikse kitle, İdrar Homovanilik Asit (HVA): Yüksek

Bu hastalarla ilişkili patolojik süreçler ve morfolojik bulgular göz önüne alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Hasta K – Adenom komşuluğundaki non-neoplastik adrenal korteksinde belirgin atrofi

Answer

Hasta K için belirtilen 'adenom komşuluğundaki kortikal atrofi' bulgusu yanlıştır; çünkü aldosteron ACTH salınımını baskılamaz.
Hasta K'da görülen bulgular (hipertansiyon, hipernatremi, hipokalemi ve baskılanmış renin) birincil hiperaldosteronizmi (Conn Sendromu) tanımlar. Aldosteron salınımı ACTH'tan bağımsız olarak (temelde renin-anjiyotensin sistemi ile) düzenlendiği için, aldosteron salgılayan bir adenom varlığında ACTH baskılanmaz. Dolayısıyla, neoplastik olmayan adrenal korteks dokusunda kortizol salgılayan tümörlerin (Cushing) aksine atrofi izlenmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularından hastaların tanılarını belirle.
Hasta K: Conn Sendromu; Hasta L: Feokromositoma; Hasta M: Cushing Sendromu (Adrenal Adenoma); Hasta N: Nöroblastoma.
Hormon düzeyleri ve elektrolit dengesizlikleri spesifik adrenal patolojilere işaret eder.
2
Her bir tanının karakteristik histopatolojik ve sistemik morfolojik etkilerini değerlendir.
Cushing'de kortizol yüksekliği ACTH'ı baskılayarak kortikal atrofiye yol açar. Conn'da aldosteron ACTH'ı baskılamadığı için atrofi görülmez.
Negatif geri besleme (feedback) mekanizmalarının doku morfolojisi üzerindeki etkisini anlamak ayırıcı tanı için kritiktir.
3
Seçeneklerdeki morfolojik tanımları doğrula.
Zellballen (Feo), Homer-Wright rozeti (Nöroblastoma) ve Crooke hyalin değişimi (Cushing/Yüksek Kortizol) doğru eşleştirmelerdir.
TUS sınavında sıkça sorulan anahtar histopatolojik bulguların doğruluğu test edilir.

Key Concept

Adrenal korteks ve medulla tümörlerinin hormonal geri besleme döngüleri ve karakteristik mikroskobik paternleri.

Practice More

Adrenokortikal karsinomlar ile adenomları ayırt etmede kullanılan 'Weiss kriterleri'ni gözden geçirin.
Estimated Time:3m 0s
Question 150Question

55 yaşında erkek hasta, diyabetik nefropatiye bağlı kronik böbrek yetmezliği nedeniyle 12 yıldır düzenli hemodiyalize girmektedir. Önceki yıllarda yapılan takiplerinde hipokalsemi ve yüksek parathormon (sekonder hiperparatiroidizm) düzeyleri izlenen hastanın, son bir yıl içerisinde serum kalsiyum düzeyinin 11.411.4 mg/dL'ye yükseldiği (hiperkalsemi) ve 2424 saatlik idrar kalsiyum miktarının arttığı saptanmıştır. Hastada yeni gelişen kemik ağrıları ve nefrolitiazis (böbrek taşı) şikayetleri mevcuttur.

Bu hastada gelişen ve "tersiyer hiperparatiroidizm" olarak tanımlanan bu tablonun paratiroid bezlerindeki en karakteristik histopatolojik karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hiperplastik bezler içerisinde otonom karakterde monoklonal nodül oluşumu

Answer

Hiperplastik bezler içerisinde otonom karakterde monoklonal nodül oluşumu
Tersiyer hiperparatiroidizm, kronik böbrek yetmezliğindeki sekonder hiperparatiroidizmin bir komplikasyonudur. Uzun süreli kronik hipokalsemi uyarısı, paratiroid bezlerindeki şef hücrelerinin kontrolsüz proliferasyonuna yol açar. Bu süreçte bazı hücre grupları otonomi kazanarak nodüler yapılar oluşturur ve monoklonal genişleme gösterir. Bu durum, serum kalsiyumunun normalleşmesi veya aşılmasına rağmen PTH'nın aşırı salgılanmaya devam etmesiyle sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküyü analiz et
Uzun süreli kronik böbrek yetmezliği (KBY) ve sekonder hiperparatiroidizm (hipokalsemi + yüksek PTH) varlığı saptandı.
Zamanla bu tablonun hiperkalsemiye dönmesi (tersiyer faz) patolojik bir değişikliği işaret eder.
2
Tersiyer hiperparatiroidizm mekanizmasını hatırla
Kronik hipokalsemik uyarım, paratiroid bezlerinde difüz hiperplaziyi başlatır. Uzun sürede bu hücrelerden bazıları mutasyona uğrayarak (monoklonal) otonom salgı yapmaya başlar.
Otonom salgı, kalsiyum seviyelerinden bağımsız olarak PTH üretimine ve hiperkalsemiye yol açar.
3
Morfolojik karşılığı belirle
Bezlerin nodüler bir yapı kazandığı ve stromal yağın neredeyse tamamen kaybolduğu izlenir.
Difüzden nodüler yapıya geçiş, otonomlaşmanın ve tersiyer fazın en tipik histolojik göstergesidir.

Key Concept

Sekonder hiperparatiroidizm zemininde gelişen otonom paratiroid aktivitesine 'tersiyer hiperparatiroidizm' denir ve bu tabloda bezler difüz hiperplaziden nodüler hiperplaziye (sıklıkla monoklonal odaklara) dönüşür.

Practice More

MEN-1 sendromunda izlenen paratiroid patolojisi ile tersiyer hiperparatiroidizmin genetik/monoklonal gelişim farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 151Question

4545 yaşında erkek hasta; her iki yan tarafta ağrı ve idrarda kanama şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 160/100 mmHg160/100\text{ mmHg} ölçülüyor ve batın palpasyonunda bilateral, düzensiz sınırlı kitleler saptanıyor. Özgeçmişinden annesinin 5252 yaşında ani gelişen intraserebral kanama nedeniyle öldüğü öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 1.8 mg/dL1.8\text{ mg/dL} olup, ultrasonografide her iki böbrek parankimini tamamen dolduran çok sayıda kist ve karaciğerde birkaç adet basit kist izleniyor. Bu hastadaki tabloyu, aynı hastalık grubunun otozomal resesif formundan (ARPKD) ayıran en tipik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Böbrek kistlerinin nefronun herhangi bir segmentinden (proksimal tübül, distal tübül veya Henle kulpu) köken alabilmesi

Answer

Böbrek kistlerinin nefronun herhangi bir segmentinden köken alabilmesi, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığını resesif formdan ayıran temel morfolojik özelliktir.
Doğru seçenek, kistlerin nefronun herhangi bir segmentinden (proksimal, distal veya Henle kulpu gibi) köken alabileceğini belirten ifadedir. Bu durum, kistlerin sadece toplayıcı kanallarda sınırlı kaldığı ARPKD'den en önemli mikroskobik farktır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Bilateral kitle, hipertansiyon, ailede erken yaşta inme öyküsü ve erişkin yaşta böbrek yetmezliği bulguları mevcut.
Bu tablo tipik olarak Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığını (ADPKD) işaret eder.
2
Ekstrarenal bulguları değerlendir
Annedeki ölüm nedeni muhtemelen ADPKD ile ilişkili olan 'Berry' anevrizma rüptürüdür.
ADPKD hastalarının yaklaşık %1030\%10-30’unda intrakraniyal sakküler anevrizmalar görülür.
3
ARPKD ile morfolojik farkı belirle
Otozomal resesif formda (ARPKD) kistler sadece toplayıcı kanallarda sınırlıyken, dominant formda nefronun her yerinden gelişir.
Bu ayrım, kistik böbrek hastalıklarının ayırıcı tanısında kullanılan yüksek verimli (high-yield) bir bilgidir.

Key Concept

ADPKD ve ARPKD arasındaki embriyolojik köken farkı

Practice More

ADPKD hastalarında en sık görülen ölüm nedeninin kardiyovasküler komplikasyonlar olduğunu ve Berry anevrizması sıklığının arttığını unutmayın.
Estimated Time:2m 0s
Question 152Question

Amenore, galaktore ve akromegaloid yüz hatları şikayetleriyle başvuran 3838 yaşındaki bir kadın hastada, laboratuvar incelemeleri sonucunda hem serum prolaktin hem de IGF1IGF-1 düzeylerinde belirgin artış saptanmıştır. Yapılan cerrahi rezeksiyon sonrası histopatolojik incelemede, belirgin asidofilik sitoplazmalı hücrelerden oluşan bir adenom izlenmiştir. Bu tümörün immünohistokimyasal incelemesinde pozitif saptanması beklenen ve hücre hattı kökenini belirleyen transkripsiyon faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: PIT1PIT-1

Answer

Hipofizde somatotrop, laktotrop ve tirotrop hücrelerin ortak gelişimini sağlayan PIT1PIT-1 transkripsiyon faktörüdür.
Klinik tabloda hem büyüme hormonu (GHGH) hem de prolaktin artışı (laktosomatotropik adenom veya mikst adenom) izlenmektedir. Hipofiz ön lobundaki hücrelerin farklılaşması üç ana transkripsiyon faktörü tarafından yönetilir: PIT1PIT-1 (Somatotrop, laktotrop, tirotrop hat), TPITT-PIT (Kortikotrop hat) ve SF1SF-1 (Gonadotrop hat). Hastada hem somatotrop hem laktotrop aktivite olduğu için PIT1PIT-1 pozitifliği beklenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hem GHGH (IGF1IGF-1 yüksekliği ve akromegali bulguları) hem de Prolaktin (amenore, galaktore) fazlalığı saptandı.
Hastanın semptomları birden fazla hormon aksının etkilendiğini göstermektedir.
2
Hücre kökeninin (lineage) belirlenmesi
Somatotrop ve laktotrop hücrelerin aynı embriyolojik gelişim yolundan (asidofilik hat) geldiği belirlendi.
Hipofiz adenomlarının modern sınıflaması (WHO 2022), tümörün hangi transkripsiyon faktörünü eksprese ettiğine dayanmaktadır.
3
Spesifik transkripsiyon faktörünün seçilmesi
PIT1PIT-1 ekspresyonu bu hat için karakteristiktir.
PIT1PIT-1; GHGH, Prolaktin ve TSHTSH üreten hücrelerin farklılaşması için zorunludur.

Key Concept

Hipofiz adenomlarında (PitNET) hücre hattı tayini ve transkripsiyon faktörleri
Estimated Time:2m 0s
Question 153Question

6868 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında serum PSAPSA düzeyinin 5.2 ng/mL5.2\ ng/mL (N<4 ng/mLN < 4\ ng/mL) saptanması üzerine üroloji kliniğine başvuruyor. Yapılan rektal tuşe muayenesinde prostat orta sertlikte, simetrik ve nodül saptanmıyor. Hastaya uygulanan iğne biyopsisinin mikroskobik incelemesinde; bazı geniş asiner yapılarda iri ve belirgin nükleollü, nükleer hiperkromazi gösteren atipik epitel hücreleri saptanıyor. Bu asinusların çevresinde, immünhistokimyasal olarak bazal hücre tabakasının varlığı doğrulanıyor. Bu bulgular ışığında en olası tanı ve tanıyı destekleyen immünhistokimyasal belirteç eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi - p63p63 ile bazal tabakada nükleer boyanma

Answer

Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi tanısı, atipik nükleer özellikler taşıyan ancak bazal hücre tabakası korunmuş geniş asinuslarla karakterizedir; bu bazal tabaka p63 gibi nükleer belirteçlerle gösterilebilir.
Vakada tanımlanan iri nükleollü atipik hücrelerin bulunduğu geniş asiner yapılar, bazal hücre tabakasının korunmuş olmasıyla birlikte yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN) lehinedir. p63, bu bazal hücrelerin çekirdeklerinde saptanan spesifik bir belirteçtir ve tanıyı doğrulamada kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
6868 yaş, hafif PSAPSA yüksekliği (5.2 ng/mL5.2\ ng/mL) ve normal rektal tuşe bulguları.
Bu veriler genellikle prostat kanseri veya yüksek dereceli PIN taraması yapılan hastaları temsil eder.
2
Mikroskobik bulguları değerlendir
Geniş asiner yapılar, iri/belirgin nükleoller ve korunmuş bazal tabaka.
Bazal tabakanın varlığı invaziv karsinomu dışlar, nükleer atipi ise benign yapıları (BPH gibi) dışlayarak PIN tanısına yönlendirir.
3
İmmünhistokimyasal korelasyonu kur
Bazal hücreleri gösteren p63 veya 34betaE12 pozitifliği.
HGPIN'de bazal hücreler sürekliliğini yitirse de (yama tarzı) mevcuttur. p63 nükleer, 34betaE12 (HMWK) ise sitoplazmik bazal işaretleyicilerdir.

Key Concept

Yüksek dereceli PIN (HGPIN) ve invaziv prostat kanseri arasındaki en kritik ayrım noktası, bazal hücre tabakasının varlığıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 154Question

Erişkin bir hastada nefrotik sendrom tablosu ile seyreden ve böbrek biyopsisinde gümüşleme (Silver) boyasında glomerüler bazal membranda 'spike' (çıkıntı/dikenleşme) görünümü saptanan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Membranöz glomerulonefrit

Answer

Membranöz glomerulonefrit
Doğru yanıt olan Membranöz glomerulonefrit (MGN), erişkinlerde nefrotik sendromun en sık primer nedenlerinden biridir. Işık mikroskobunda (özellikle gümüşleme boyasında) bazal membranda görülen 'spike' (dikenleşme) yapıları, subepitelyal aralıktaki immün kompleks birikimlerinin (domes) arasından bazal membran materyalinin yukarı doğru büyümesi sonucunda oluşur. İmmünofloresan incelemede granüler IgGIgG ve C3C3 birikimi, elektron mikroskobunda ise subepitelyal birikimler ve podosit ayak süreçlerinde silinme izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu değerlendir.
Erişkin yaş grubunda nefrotik sendrom varlığı tespit edildi.
Nefrotik sendrom ayırıcı tanısında yaş grubu ve morfolojik bulgular kritiktir.
2
Spesifik histopatolojik bulguyu (Silver boyası ve spike) analiz et.
Gümüşleme boyasında görülen 'spike' yapıları patognomoniktir.
Bu bulgu, bazal membran materyalinin immün kompleksler etrafında büyümesiyle oluşur.
3
Bulguları hastalıkla eşleştir.
Tanı Membranöz glomerulonefrittir.
Karakteristik ışık mikroskobisi bulguları bu tanıyı doğrular.

Key Concept

Membranöz glomerulonefrit (MGN) ışık mikroskobisi bulguları

Practice More

MGN etiyolojisinde yer alan anti-PLA2R antikorlarını ve ikincil nedenleri (ilaçlar, tümörler, enfeksiyonlar) gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 155Question

6262 yaşında erkek hasta, pnömoni tanısıyla metisilin tedavisi başlandıktan 1010 gün sonra ateş, yaygın makülopapüler döküntü ve idrar miktarında azalma ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde periferik eozinofili ve serum kreatinin düzeyinde belirgin artış (3.63.6 mg/dL) saptanıyor. Yapılan böbrek biyopsisinde tübülointerstisyel bölgede belirgin ödem ve lenfosit ağırlıklı inflamasyon izleniyor. Bu hastanın histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en az beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Tübül lümenlerinde sert, keskin kenarlı ve kırıklı (fractured) eozinofilik silendirler

Answer

Tübül lümenlerinde sert, keskin kenarlı ve kırıklı (fractured) eozinofilik silendirlerin görülmesi en az beklenir; çünkü bu bulgu Akut İnterstisyel Nefrit değil, Myeloma Böbreği'nin özelliğidir.
Sert, keskin kenarlı ve kırıklı eozinofilik silendirler, 'Myeloma Böbreği' olarak bilinen Hafif Zincir Silendir Nefropatisi'nin patognomonik bulgusudur. Akut İnterstisyel Nefrit'te (AİN) ise inflamasyon interstisyel alandadır ve tübül lümenlerinde bu tip karakteristik sert protein çökeltileri izlenmez. AİN'de eozinofiller hücre olarak izlenirken, silendir yapısı oluşturmazlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
İlaç kullanımı (metisilin), ateş, döküntü, periferik eozinofili ve akut böbrek yetmezliği tablosu 'İlaçla Tetiklenen Akut İnterstisyel Nefrit' (AİN) tanısını koydurur.
AİN, genellikle ilaç kullanımını takip eden 2-15 gün içinde gelişen bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur.
2
AİN'in morfolojik özelliklerini hatırla.
İnterstisyel ödem, tubulitis (tübül duvarında inflamasyon), eozinofil ve lenfosit infiltrasyonu ile bazen görülen non-kazeifiye granülomlar AİN'in bulgularıdır.
Bu bulgular tip 1 veya tip 4 hipersensitivite mekanizmalarının sonucudur.
3
Seçeneklerdeki silendir tipini analiz et.
'Kırıklı (fractured) eozinofilik silendirler', Myeloma böbreğinde görülen Bence-Jones proteinlerinin çökmesiyle oluşur.
AİN'de interstisyel eozinofiller görülürken, intralüminal sert eozinofilik silendirler tamamen farklı bir patolojiye (plazma hücre diskrazileri) işaret eder.

Key Concept

İlaçla tetiklenen Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) morfolojisinde 'interstisyel eozinofiller' görülürken, 'eozinofilik silendirler' (fractured casts) Myeloma Böbreği'ne özgüdür.

Practice More

Akut İnterstisyel Nefrit ile Akut Tübüler Hasar (ATH) arasındaki ayırıcı tanıda idrar bulgularını (eozinofilüri vs granüler silendirler) incelemek faydalı olacaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 156Question

6262 yaşında, 4545 paket/yıl sigara içme öyküsü olan erkek hastanın, 22 yıl önce yüksek dereceli papiller ürotelyal karsinom nedeniyle geçirilmiş transüretral rezeksiyon (TURMTUR-M) öyküsü bulunmaktadır. Takip sistoskopisinde eski operasyon loju komşuluğunda 0.60.6 cm'lik yeni bir papiller kabarıklık saptanarak eksize ediliyor. Histopatolojik incelemede; yüzeyde papiller yapılar, stromada ise tek katlı yassı-kübik epitel ile döşeli, lümene doğru nükleer çıkıntılar yapan (hobnail) hücrelerin oluşturduğu küçük tübüller izleniyor. Belirgin sitolojik atipi ve mitoz saptanmayan bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nefrojenik adenom

Answer

Nefrojenik adenom
Doğru cevap olan nefrojenik adenom, mesane mukozasının zedelenmesine (cerrahi müdahale gibi) karşı gelişen reaktif bir süreçtir. Histolojik olarak lamina propriada tek katlı kübik hücrelerle döşeli tübüler yapılar ve lümene doğru çıkıntı yapan 'hobnail' (çivici çivisi) hücre çekirdekleri patognomoniktir. Belirgin bir atipi ve mitoz izlenmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküyü analiz et
Hastada eski bir cerrahi (TURMTUR-M) ve irritasyon (sigara) öyküsü mevcuttur.
Nefrojenik adenom tipik olarak mesane mukozasının hasar gördüğü alanlarda (cerrahi, taş, kronik inflamasyon) ortaya çıkar.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Tek katlı kübik epitel, hobnail (çivici çivisi) hücreler ve tübüler yapılar saptanmıştır.
Bu morfolojik özellikler ürotelyal mukozanın renal tübüllere benzer bir metaplazi geliştirdiğini gösterir.
3
Malignite bulgularını kontrol et
Atipi ve mitozun olmaması maligniteyi dışlar.
Eski bir ürotelyal karsinom öyküsü olması rekürrens şüphesi doğursa da, hücresel özellikler selim bir süreci işaret etmektedir.

Key Concept

Nefrojenik adenom, mesane mukozasının travmaya yanıt olarak gelişen, renal tübüllere benzer tübüler yapılar ve hobnail hücrelerle karakterize selim bir metaplazisidir.

Practice More

Ürotelyal karsinomların evrelemesinde lamina propria (T1) ile muscularis propria (T2) invazyonunun ayırt edici özelliklerini tekrar edin.
Estimated Time:2m 0s
Question 157Question

5454 yaşında erkek hasta, akciğer tüberkülozu tanısıyla rifampisin içeren çoklu ilaç tedavisi almaktadır. Tedavinin 33. haftasında hafif ateş, gövdede makülopapüler döküntü ve halsizlik şikayetleri gelişmiştir. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin 0.90.9 mg/dL'den 3.23.2 mg/dL'ye yükseldiği saptanmıştır. Periferik kanda eozinofili mevcuttur; idrar tetkikinde ise hafif proteinüri ve steril piyüri ile birlikte lökosit silindirleri gözlenmiştir. Bu hastanın böbrek biyopsisinde izlenmesi en olası morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyumda yaygın ödem ve lenfosit, makrofaj ve eozinofillerden oluşan inflamatuar infiltrasyon

Answer

İnterstisyumda yaygın ödem ve lenfosit, makrofaj ve eozinofillerden oluşan inflamatuar infiltrasyon
Doğru seçenek olan interstisyel ödem ve inflamatuar infiltrasyon, Akut İnterstisyel Nefrit'in (AİN) temel patolojik bulgusudur. Rifampisin, penisilinler ve NSAİİ'ler gibi ilaçlar bu tabloyu tetikleyebilir. Hastadaki eozinofili ve döküntü gibi sistemik bulgular, böbrekteki hasarın tübüler nekrozdan ziyade interstisyel bir hipersensitivite reaksiyonu olduğunu kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Rifampisin kullanımı sonrası gelişen ateş, döküntü, eozinofili ve akut böbrek yetmezliği (kreatinin artışı)
Bu bulgular klasik bir ilaç ilişkili hipersensitivite reaksiyonunu işaret eder.
2
Tanının belirlenmesi
Akut İnterstisyel Nefrit (AİN)
Steril piyüri ve lökosit silindirleri, tübülointerstisyel bölgenin akut inflamasyonunu destekler.
3
Morfolojik bulgunun eşleştirilmesi
İnterstisyel ödem ve eozinofillerden zengin mononükleer infiltrasyon
AİN'in karakteristik histopatolojik görünümü interstisyumdaki bu inflamatuar yanıttır.

Key Concept

İlaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit, tübül epiteli veya bazal membrana karşı gelişen bir hipersensitivite reaksiyonudur ve interstisyel ödem/infiltrasyon ile karakterizedir.

Practice More

İlaç ilişkili AİN ile NSAİİ kullanımına bağlı gelişen Minimal Değişiklik Hastalığı birlikteliğini inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 158Question

6969 yaşında erkek hasta, serum PSAPSA düzeyinin 7.5 ng/mL7.5\ ng/mL (N: 04 ng/mL0-4\ ng/mL) ölçülmesi ve rektal tuşede prostatın periferik zonunda şüpheli bir sertlik saptanması üzerine iğne biyopsisine alınmıştır. Biyopsinin mikroskobik incelemesinde; nükleolleri belirgin, pleomorfik hücrelerin döşediği glandüler yapılar izlenmiştir. Yapılan immünohistokimyasal incelemede bu atipik glandlarda p63p63 ile bazal hücre tabakasının kesintili de olsa varlığını koruduğu saptanmıştır.

Bu histopatolojik bulgulara göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPINHGPIN)

Answer

Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPINHGPIN)
Doğru yanıt olan yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPINHGPIN), prostat karsinomunun en önemli prekürsör lezyonudur. Mikroskobik olarak karsinom hücrelerine benzer şekilde nükleer irileşme ve belirgin nükleoller içerir. Ancak karsinomdan farkı, bazal hücre tabakasının (kesintili de olsa) korunmuş olmasıdır. Soruda belirtilen p63p63 pozitifliği, bazal hücrelerin çekirdeklerinde boyanma yaparak bu tabakanın varlığını kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hasta 6969 yaşında, PSAPSA hafif yüksek ve rektal tuşede sertlik var; bu durum prostat karsinomu veya öncül lezyonlarını düşündürür.
Prostat patolojilerinde yaş, PSAPSA ve fizik muayene bulguları ilk tanısal ipuçlarıdır.
2
Mikroskobik atipi bulgularını analiz et.
Glandlarda belirgin nükleoller ve pleomorfizm saptanmış; bu hem karsinom hem de HGPINHGPIN için karakteristiktir.
Nükleer atipi, malignite şüphesini artıran temel morfolojik özelliktir.
3
İmmünohistokimyasal (IHCIHC) sonucu yorumla.
p63p63 pozitifliği bazal hücre tabakasının varlığını kanıtlar.
p63p63 ve 34βE1234\beta E12, prostatta bazal hücrelere spesifik belirteçlerdir.
4
Tanıyı kesinleştir.
Bazal tabakanın korunmuş olması, lezyonun invaziv olmadığını (karsinom olmadığını) ve HGPINHGPIN olduğunu gösterir.
HGPINHGPIN ile adenokarsinom arasındaki en temel ayırıcı özellik bazal hücrelerin varlığıdır.

Key Concept

Prostat kanseri ile HGPINHGPIN ayrımında altın standart bazal hücre tabakasının varlığıdır (p63p63 veya 34βE1234\beta E12 ile gösterilir).

Practice More

Prostat kanserinde maligniteyi destekleyen pozitif marker olan AMACRAMACR (P504SP504S) ve bazal hücre markerları ile yapılan 'double/triple stain' çalışmalarını inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 159Question

42 yaşında bir kadın hasta, bacaklarında ve gövdesinde tekrarlayan, ağrılı ve kaşıntılı eritematöz döküntüler nedeniyle dermatoloji polikliniğine başvuruyor. Cilt biyopsisi sonucunda "nekrolitik migratuvar eritem" tanısı konuluyor. Hastanın tıbbi öyküsünde tekrarlayan nefrolitiazis atakları mevcut olup, yapılan laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyum ve parathormon (PTH) düzeyleri yüksek saptanıyor. Batın tomografisinde pankreas kuyruk kesiminde 3 cm çapında bir kitle izleniyor.

Bu hastada görülen klinik tablo ile ilişkili olan en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: MEN1 geninde germline mutasyon

Answer

En olası genetik defekt, MEN1 (Menin) genindeki germline mutasyondur.
Hastada saptanan nekrolitik migratuvar eritem, glukagonoma için patognomoniktir. Glukagonoma gibi pankreatik nöroendokrin tümörlerin primer hiperparatiroidizm (hiperkalsemi ve yüksek PTH) ile birlikteliği MEN1 sendromu tanısını koydurur. MEN1 sendromu, menin proteinini kodlayan MEN1 genindeki germline mutasyonlar nedeniyle oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analiz edilmesi
Nekrolitik migratuvar eritem, glukagon salgılayan bir pankreatik nöroendokrin tümöre (Glukagonoma) işaret eder. Hiperkalsemi ve yüksek PTH ise primer hiperparatiroidizmi gösterir.
Vignette'deki spesifik cilt bulgusu ve laboratuvar verileri tanısal ipuçlarıdır.
2
Sendromun belirlenmesi
Paratiroid adenomu/hiperplazisi ve pankreatik nöroendokrin tümörlerin (bu vakada glukagonoma) birlikteliği MEN1 (Wermer) sendromunun tipik bileşenleridir.
MEN1 sendromu 3P (Paratiroid, Pankreas, Pitüiter) kuralı ile karakterizedir.
3
Genetik korelasyonun kurulması
MEN1 sendromu, 11q13 lokusunda yer alan ve menin proteinini kodlayan MEN1 tümör supresör genindeki mutasyonlar sonucu gelişir.
Sendromun moleküler temeli bu genetik defekte dayanır.

Key Concept

MEN1 (Wermer Sendromu) Klinik Bileşenleri ve Genetiği

Alternative Method

Glukagonoma tanısını koymak için nekrolitik migratuvar eritem (NME) bulgusunu tanımak en kısa yoldur. NME görülen bir hastada endokrin bir sendrom soruluyorsa, akla ilk olarak MEN1 gelmelidir.
Estimated Time:1m 15s
Question 160Question

6565 yaşında, uzun yıllar boya sanayiinde çalışmış ve 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan bir erkek hasta, ağrısız makroskobik hematüri şikayetiyle başvuruyor. Yapılan sistoskopik biyopsi sonucunda "Yüksek Dereceli Ürotelyal Karsinom" tanısı alıyor. Bu hastanın prognozunu ve tedavi yaklaşımını (radikal sistektomi vs. konservatif yöntemler) belirleyen en kritik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tümörün muskularis propria (detrüsör kası) tabakasına invazyon yapmış olması

Answer

Ürotelyal karsinomlarda tedavi ve prognoz için en belirleyici faktör, tümörün muskularis propria (detrüsör kası) tabakasına invazyon yapıp yapmadığıdır.
Ürotelyal karsinomların yönetiminde en kritik histopatolojik parametre tümörün evresidir. Muskularis propria (detrüsör kası) invazyonu (T2T2 evresi), tümörün biyolojik davranışının daha agresifleştiğini ve genellikle radikal cerrahi müdahale gerektiğini gösteren en önemli prognostik eşiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik risk faktörlerini analiz et.
Sigara ve boya sanayii (anilini boyalar) maruziyeti ürotelyal karsinom için temel risk faktörleridir.
Etiyolojik faktörler tanıyı destekler.
2
T-evreleme kriterlerini gözden geçir.
Ta non-invaziv papiller, T1 lamina propria invazyonu, T2 ise muskularis propria invazyonudur.
Evreleme, tedavi algoritmasını belirler.
3
Tedavi eşiğini belirle.
T2 ve üzeri evrelerde genellikle radikal sistektomi gerekirken, daha düşük evrelerde konservatif yaklaşımlar (BCG, TUR-M) tercih edilebilir.
Kas invazyonu, sistemik yayılım riskini dramatik şekilde artırır.

Key Concept

Mesane kanserlerinde muskularis propria invazyonu (T2), konservatif tedavi ile radikal cerrahi arasındaki temel ayrım noktasıdır.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 8 / 20Next
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 8 | Examkin