Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 questions

Question 121Question

52 yaşında bir kadın hasta; sağ yan ağrısı, idrarda kanama ve karnın sağ tarafında dolgunluk hissi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ lumbar bölgede ele gelen kitle saptanıyor. Çekilen BT'de sağ böbrekte 7 cm7 \text{ cm} çapında solid kitle izleniyor. Radikal nefrektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde; belirgin hücre membranlarına sahip (bitki hücresi görünümü), perinükleer halo içeren ve granüler sitoplazmalı hücreler saptanıyor. Sitogenetik analizde 1,2,6,10,13,171, 2, 6, 10, 13, 17 ve 2121. kromozomlarda kayıp (multipl monozomi) saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kromofob renal hücreli karsinom

Answer

Kromofob renal hücreli karsinom
Kromofob renal hücreli karsinom, histolojik olarak bitki hücresini andıran belirgin hücre sınırları ve nukleus çevresinde temiz bir alan (perinükleer halo) ile karakterizedir. Sitogenetik olarak, berrak hücreli (3p3p delesyonu) ve papiller (trizomiler) tiplerin aksine, birden fazla kromozomun kaybı (ekstansif monozomi) ile seyretmesi bu tümör için tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Erişkin yaşta (52 yaş) yan ağrısı, hematüri ve kitle (klasik triad) varlığı renal hücreli karsinom (RCC) düşündürür.
RCC alt tiplerini ayırt etmek için histoloji ve sitogenetik verilere odaklanılmalıdır.
2
Histopatolojik özellikleri değerlendir.
Bitki hücresi görünümü ve perinükleer halo, kromofob RCC için patognomonik sayılabilecek morfolojik bulgulardır.
Berrak hücreli RCC'de sitoplazma glikojen ve lipit nedeniyle boş görünürken, papiller tipte papiller yapılar ön plandadır.
3
Sitogenetik bulguları yorumla.
1,2,6,10,13,171, 2, 6, 10, 13, 17 ve 2121. kromozomlardaki kayıplar (ekstansif monozomi) kromofob RCC tanısını kesinleştirir.
Berrak hücreli tipte 3p3p kaybı, papiller tipte ise trizomiler (7,177, 17) beklenir.

Key Concept

Kromofob renal hücreli karsinomun ayırt edici morfolojik ve sitogenetik özellikleri.

Alternative Method

Kromofob RCC'yi onkositomdan ayırt etmek için sitogenetik veriler yoksa, Hale'in kolloidal demir boyası (Hale’s colloidal iron) kullanılabilir; kromofob tipte yaygın sitoplazmik boyanma izlenir.
Estimated Time:1m 15s
Question 122Question

2424 yaşında Afrika kökenli bir erkek hasta, sağ yan ağrısı ve hematüri şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde orak hücreli anemi taşıyıcılığı (HbASHbAS) olduğu bilinen hastanın yapılan görüntülemesinde sağ böbrek santralinde, medullayı infiltre eden 7 cm7\text{ cm} çaplı, invaziv bir kitle saptanıyor. Biyopside belirgin dezmoplastik stroma içerisinde kribriform ve glandüler yapılar oluşturan, yüksek dereceli (high-grade) pleomorfik hücreler ve yoğun nötrofil infiltrasyonu izleniyor. Bu tümörün patogenezinde rol oynayan en karakteristik moleküler değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: SMARCB1SMARCB1 (INI1INI1) protein ekspresyonunun kaybı

Answer

Renal medüller karsinomda izlenen en karakteristik moleküler değişiklik SMARCB1 (INI1) protein ekspresyonunun kaybıdır.
Renal medüller karsinom, orak hücreli anemi taşıyıcılarında (HbASHbAS) görülen, oldukça agresif seyreden ve medüller yerleşim gösteren bir tümördür. Histolojik olarak dezmoplastik stroma içerisinde kribriform ve glandüler yapılar ile karakterizedir. Bu tümörlerin neredeyse tamamında SWI/SNF kromatin düzenleyici kompleksin bir bileşeni olan SMARCB1SMARCB1 (INI1INI1) geninin kaybı izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve demografik verileri analiz et.
Genç yaş, Afrika kökenli olma ve orak hücreli anemi taşıyıcılığı (HbASHbAS) renal medüller karsinom için en güçlü ipuçlarıdır.
Bu tümör neredeyse sadece orak hücreli hemoglobinopatisi olan bireylerde gelişir.
2
Tümörün yerleşimini ve morfolojisini değerlendir.
Medüller yerleşim, yüksek dereceli nükleer özellikler ve belirgin dezmoplastik stroma.
Toplayıcı kanal karsinomu ile benzerlik gösterse de klinik zemin farklıdır.
3
Moleküler belirteçleri eşleştir.
SMARCB1SMARCB1 (INI1INI1) kaybı saptanması.
SWI/SNF kompleksinin bir parçası olan bu proteinin kaybı renal medüller karsinom için tanısal altın standarttır.

Key Concept

Renal Medüller Karsinom - Orak Hücreli Taşıyıcılığı ve INI1 Kaybı İlişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 123Question

Adrenal bezin fonksiyonel neoplazileri ve ilişkili klinik tabloların ayırıcı tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Adrenal kortikal adenoma bağlı gelişen CushingCushing sendromunda, otonom kortizol üretimi sonucu plazma ACTHACTH düzeyi baskılanır ve lezyon dışındaki adrenal korteks dokusunda atrofi gelişir.

Answer

Adrenal kortikal adenoma bağlı gelişen Cushing sendromunda, otonom kortizol üretimi sonucu plazma ACTH düzeyinin baskılanması ve lezyon dışındaki adrenal kortekste atrofi gelişmesi beklenen bir durumdur.
Adrenal korteks adenomu otonom olarak kortizol sentezlediği için hipofiz üzerindeki negatif geri bildirim etkisiyle ACTHACTH düzeylerini düşürür. ACTHACTH desteğinden yoksun kalan, tümör dışı normal adrenal korteks dokusu ise atrofiye uğrar. Bu bulgular primer adrenal CushingCushing sendromu için patognomoniktir.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun kaynağını belirleyin.
Lezyon adrenal korteks kaynaklı bir adenomdur ve otonom olarak kortizol salgılamaktadır.
Primer adrenal patolojilerde hormon sentezi hipofiz kontrolünden bağımsız (otonom) gerçekleşir.
2
Hormonal geri bildirim (feedback) mekanizmasını değerlendirin.
Yüksek serum kortizol düzeyi, hipofiz ön lobundaki kortikotrop hücreleri uyararak ACTH salınımını baskılar.
Vücut, aşırı kortizol düzeyini dengelemek için ACTH sentezini durdurmaya çalışır.
3
ACTH eksikliğinin normal doku üzerindeki etkisini analiz edin.
Düşük ACTH düzeyi, adenom dışındaki normal adrenal korteks hücrelerinin uyarılmasını engelleyerek bu bölgelerde atrofiye yol açar.
Adrenal korteks hücrelerinin canlılığı ve büyüklüğü ACTH stimülasyonuna bağımlıdır.

Key Concept

Adrenal kaynaklı Cushing sendromu ile hipofiz kaynaklı Cushing hastalığının laboratuvar ve morfolojik farkları.
Estimated Time:1m 30s
Question 124Question

3535 yaşında kadın hasta, boğaz ağrısı şikayetiyle başlanan penisilin tedavisinin 1212. gününde ateş, gövdede döküntü ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede yaygın makülopapüler döküntüler saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 2.82.8 mg/dL (bazal: 0.90.9 mg/dL) ve idrar mikroskobisinde eozinofiller görülüyor. Bu hastada gelişen böbrek hasarının altında yatan temel patolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyel ödem ve eozinofilden zengin inflamatuar infiltrasyon

Answer

İnterstisyel ödem ve eozinofilden zengin inflamatuar infiltrasyon
Hastanın öyküsündeki penisilin kullanımı sonrası gelişen ateş, döküntü ve böbrek yetmezliği üçlüsü ile idrardaki eozinofiller, ilaçla indüklenen Akut İnterstisyel Nefrit'i (AİN) tanımlar. Bu tablonun karakteristik histopatolojik bulgusu interstisyel ödem ve interstisyumda lenfosit, makrofaj ve eozinofillerden oluşan inflamatuar infiltrasyondur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
İlaç kullanımı (penisilin), ateş, döküntü ve akut böbrek yetmezliği (kreatinin artışı).
Bu tablo tipik bir ilaçla indüklenen aşırı duyarlılık reaksiyonunu işaret eder.
2
Spesifik laboratuvar bulgusunu analiz et
İdrarda eozinofillerin görülmesi.
Eozinofiller, ilaçla indüklenen Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısını güçlü şekilde destekler.
3
Patolojik korelasyon kur
İnterstisyumda ödem ve eozinofilleri içeren inflamasyon.
AİN patolojisi glomérülleri korur, temel hasar interstisyumdadır.

Key Concept

Akut İnterstisyel Nefrit (AİN)

Hints

1
İlaç kullanım öyküsü ve idrarda eozinofil varlığına odaklanın.

Practice More

NSAİİ kullanımına bağlı gelişen AİN'de nefrotik düzeyde proteinüri (minimal değişiklik hastalığı eşliği) görülebileceğini hatırlayın.
Estimated Time:45s
Question 125Question

2828 yaşında erkek hasta; sabah açlığı sırasında belirginleşen konfüzyon, terleme ve çarpıntı atakları ile acil servise başvuruyor. Semptomların gıda alımıyla hızlıca düzeldiği belirtiliyor. Laboratuvar incelemesinde kan glukoz düzeyi 4040 mg/dL (normal: 7010070-100 mg/dL), serum insülin ve C-peptid düzeyleri ise eş zamanlı olarak yüksek saptanıyor. Hastanın tıbbi kayıtlarından persistan hiperkalsemi nedeniyle takip edildiği anlaşılıyor. Bu hastanın klinik tablosuna aşağıdaki neoplazilerden hangisinin eşlik etmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Ön hipofiz adenomu

Answer

Ön hipofiz adenomu
Vakada tarif edilen açlık hipoglisemisi, terleme ve çarpıntı bulguları insülinoma (pankreatik nöroendokrin tümör) ile uyumludur. Eşlik eden persistan hiperkalsemi ise primer hiperparatiroidizmi gösterir. Bu iki bulgunun birlikteliği MEN 1 (Wermer sendromu) tanısını koydurur. MEN 1 sendromu paratiroid, pankreas ve ön hipofiz bezlerinin neoplazilerini içerir. Bu nedenle hastada ön hipofiz adenomu (sıklıkla prolaktinoma) görülmesi en olası ek bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Açlık hipoglisemisi, yüksek insülin ve C-peptid düzeyi (İnsülinoma) ile hiperkalsemi (Paratiroid tutulumu) saptandı.
Hastanın semptomlarının hangi endokrin organları ilgilendirdiğini belirlemek için.
2
Sendrom tanısının konulması
Pankreatik nöroendokrin tümör ve primer hiperparatiroidizm birlikteliği Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN 1) tanısını doğrular.
Eşlik eden diğer neoplazileri öngörebilmek için.
3
MEN 1 bileşenlerinin hatırlanması
MEN 1 bileşenleri '3P' kuralı ile özetlenir: Paratiroid, Pankreas ve Pitüiter (Hipofiz) bezleri.
Doğru eşleşen organı seçmek için.

Key Concept

Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN 1) bileşenleri
Estimated Time:2m 0s
Question 126Question

58 yaşında bir erkek hasta, son üç aydır devam eden yan ağrısı ve aralıklı hematüri şikayetleriyle üroloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan radyolojik görüntülemede sağ böbrek üst polde yerleşimli, 6 cm6\text{ cm} çapında, heterojen yapıda kitle saptanıyor. Radikal nefrektomi sonrası yapılan makroskobik incelemede; tümörün belirgin parlak sarı renkli olduğu, üzerinde geniş nekroz ve hemoraji alanları barındırdığı gözleniyor. Mikroskobik incelemede ise zengin bir vasküler ağ içerisinde, berrak sitoplazmalı hücrelerden oluşan yuvalar saptanıyor. Bu hastadaki tümörün gelişiminde en sık rol oynayan sitogenetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 3p3p delesyonu

Answer

Hastanın klinik ve morfolojik bulguları Berrak Hücreli Böbrek Hücreli Karsinom ile uyumludur ve bu tümörün temel genetik değişikliği 3p3p delesyonudur.
Berrak hücreli karsinomda sitoplazmanın berrak görünmesi, hücre içinde biriken lipid ve glikojenin doku takibi sırasında erimesinden kaynaklanır. Bu tümörlerin en sık görülen sitogenetik değişikliği 3p3p (kromozom 3'ün kısa kolu) delesyonudur. Bu bölgede VHLVHL tümör supresör geni yer alır ve kaybı, HIF-1 seviyelerinin artmasına, dolayısıyla VEGF gibi anjiyojenik faktörlerin aşırı salınımına yol açarak zengin vasküler ağ oluşumuna neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve makroskobik verileri analiz etme
Hematüri, yan ağrısı ve böbrekteki kitle klasik triadı düşündürür. Makroskobik olarak tümörün 'parlak sarı' (lipidden zengin) olması ve nekroz/hemoraji içermesi tipik özelliklerdir.
Tanıya gitmek için ilk adım karakteristik klinik ve çıplak gözle izlenen bulguları belirlemektir.
2
Mikroskobik bulguları yorumlama
Berrak sitoplazmalı hücreler ve belirgin vasküler ağ (tavuk teli damarlanma paterni) 'Berrak Hücreli RCC' tanısını kesinleştirir.
Hücre tipi ve damar yapısı alt tip ayrımında en önemli kriterdir.
3
Alt tipe özgü sitogenetiği eşleştirme
Berrak hücreli RCC olgularının büyük çoğunluğunda (sporadik ve VHL sendromu ilişkili) 3p3p bölgesinde delesyon ve VHLVHL gen kaybı görülür.
Soruda istenen patogenetik mekanizmayı belirlemek için tümör alt tipine özgü genetik bilgiyi kullanmak gerekir.

Key Concept

Berrak hücreli karsinomun karakteristik özellikleri ve VHLVHL gen ilişkisi.

Practice More

Wilms tümörü ile ilişkili WAGR ve Beckwith-Wiedemann sendromlarının genetik farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 127Question

6565 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolünde serum PSAPSA düzeyinin 6.5 ng/mL6.5\ ng/mL (N<4 ng/mLN < 4\ ng/mL) saptanması ve rektal tuşe muayenesinde prostat sağ lobda sert bir nodül hissedilmesi üzerine üroloji kliniğine başvuruyor. Hastaya yapılan iğne biyopsisinin mikroskobik incelemesinde; nükleol belirginliği gösteren, küçük asiner yapılar oluşturan atipik epiteliyal hücre proliferasyonu izleniyor. Bu lezyonda prostat adenokarsinomu tanısını doğrulamak için yapılan immünhistokimyasal çalışmada aşağıdakilerden hangisinin saptanması beklenir?

Show answer & explanation

Answer: AMACRAMACR (P504SP504S) sitoplazmik pozitifliği

Answer

Prostat adenokarsinomu hücrelerinde sitoplazmik AMACRAMACR (P504SP504S) pozitifliği saptanması beklenir.
Prostat adenokarsinomunda bazal hücre tabakası tamamen kaybolur. Malign epitel hücrelerinde ise alphamethylacylCoA racemasealpha-methylacyl-CoA\ racemase (AMACR/P504SAMACR/P504S) enzimi aşırı eksprese edilir. Bu nedenle, sitoplazmik AMACRAMACR pozitifliği malignite tanısını doğrulamada en duyarlı ve özgül immünhistokimyasal bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
6565 yaş, yüksek PSAPSA (6.5 ng/mL6.5\ ng/mL) ve rektal tuşede nodül varlığı prostat kanseri şüphesini artırır.
Vakadaki demografik ve laboratuvar bulguları maligniteyi dışlamak için biyopsi endikasyonudur.
2
Mikroskobik bulguları yorumla
Belirgin nükleollü küçük asiner yapılar, prostat adenokarsinomunun klasik histolojik özelliğidir.
Malignite tanısında sitolojik atipi (nükleomegali, belirgin nükleol) ve mimari bozukluk esastır.
3
İmmünhistokimyasal profili belirle
Adenokarsinomda bazal hücreler (p63p63, 34βE1234\beta E12) negatif, malign belirteç (AMACRAMACR) pozitiftir.
Bazal hücre tabakasının kaybı, invaziv karsinomu benign taklitçilerden ve PINPIN lezyonlarından ayıran en önemli kriterdir.

Key Concept

Prostat adenokarsinomu tanısında bazal hücre belirteçlerinin (p63p63, 34βE1234\beta E12) kaybı ve AMACRAMACR (P504SP504S) pozitifliği tanı koydurucudur.

Hints

1
Prostat kanserinde bezlerin etrafındaki koruyucu 'bazal hücre' tabakasına ne olduğunu düşünün.
2
Kanserde bazal hücreler kaybolurken, kanser hücrelerine özgü hangi proteinin arttığını hatırlayın.

Practice More

Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPINHGPIN) ile adenokarsinom arasındaki bazal hücre tabakası farkını (kesintili vs tamamen yok) gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 128Question

6565 yaşında kadın hasta, osteoartrit nedeniyle son 33 haftadır kontrolsüz bir şekilde yüksek doz ketoprofen kullanmaktadır. Hasta; halsizlik, yaygın ödem ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvurur. Fizik muayenesinde gövdede hafif makülopapüler döküntüler izlenir. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin 4.24.2 mg/dL, serum albümin 2.22.2 g/dL ve 2424 saatlik idrarda protein 7.27.2 g/gün saptanır. İdrar sedimentinde bol eozinofil ve lökosit silindirleri dikkati çeken hastada, en olası patolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyel ödem, eozinofillerden zengin mononükleer hücre infiltrasyonu ve ışık mikroskobunda normal yapıda glomerüller

Answer

İnterstisyel ödem, eozinofillerden zengin mononükleer hücre infiltrasyonu ve ışık mikroskobunda normal yapıda glomerüller (Akut İnterstisyel Nefrit + Minimal Değişiklik Hastalığı)
Hastanın klinik tablosu (NSAİİ kullanımı, döküntü, eozinofilüri) akut interstisyel nefrit ile uyumludur. Ancak nefrotik düzeydeki proteinüri (7.27.2 g/gün), tabloya minimal değişiklik hastalığının (MDH) eşlik ettiğini gösterir. MDH'de glomerüller ışık mikroskobunda (LM) tamamen normal izlenir. Bu nedenle doğru bulgu, interstisyel eozinofilik infiltrat ile birlikte LM'de normal glomerüllerin görülmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
NSAİİ kullanımı, akut böbrek hasarı, döküntü ve eozinofilüri varlığı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısını desteklemektedir.
İlaca bağlı AİN, tipik olarak eozinofili ve eozinofilüri ile seyreder.
2
Proteinüri miktarının değerlendirilmesi
7.27.2 g/gün proteinüri, nefrotik düzeyde bir proteinüridir.
Klasik AİN tablolarında proteinüri genellikle hafiftir (non-nefrotik).
3
Etiyolojik spesifikasyon
NSAİİ'ler, diğer ilaçlardan farklı olarak AİN ile birlikte podosit hasarı (Minimal Değişiklik Hastalığı) yaparak nefrotik sendroma yol açabilir.
Bu kombinasyon, NSAİİ'lere özgü bir hipersensitivite yanıtıdır.
4
Morfolojik karşılığın belirlenmesi
Biyopsi; interstisyumda inflamasyon (AİN bulgusu) ve ışık mikroskobunda normal görünümlü glomerüller (MDH bulgusu) gösterir.
MDH'de glomerüler değişiklikler sadece elektron mikroskobunda (podosit ayak süreçlerinde silinme) saptanabilir.

Key Concept

NSAİİ kullanımına bağlı Akut İnterstisyel Nefrit ve eşlik eden Minimal Değişiklik Hastalığı

Practice More

İlaç ilişkili interstisyel nefritte granülom varlığının hangi spesifik ilaçlarla (örneğin rifampisin) daha sık görüldüğünü inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 129Question

6565 yaşında erkek hasta, pnömoni tanısıyla hastaneye yatırılmış ve intravenöz ampisilin tedavisi başlanmıştır. Tedavinin 1010. gününde hastada ateş, yaygın makülopapüler döküntü ve hafif artralji geliştiği gözleniyor. İdrar çıkışında azalma olan hastanın laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.63.6 mg/dL (bazal: 1.01.0 mg/dL) bulunurken, idrar sedimentinde eozinofiller saptanıyor. Bu hastada saptanan tablonun morfolojik olarak akut tübüler hasardan (ATI) ayrımında en karakteristik olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyumda ödem ile birlikte lenfosit, makrofaj ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon

Answer

İnterstisyumda ödem ile birlikte lenfosit, makrofaj ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon
Klinik tablo (ilaç kullanımı, ateş, döküntü, eozinofilüri) akut interstisyel nefriti (AIN) göstermektedir. AIN'de biyopside en karakteristik bulgu, tübüller arasındaki bağ dokusunda (interstisyum) yaygın ödem ve başta eozinofiller olmak üzere lenfosit ve makrofajlardan oluşan inflamatuar hücre göçüdür. Bu durum, tübül epitel hasarının ön planda olduğu ve inflamatuar infiltratın tipik olarak beklenmediği akut tübüler hasardan (ATI) en önemli farktır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Ampisilin kullanımı sonrası 1010. günde gelişen ateş, döküntü ve eozinofilüri tablosu 'İlaca Bağlı Akut İnterstisyel Nefrit' (AIN) lehinedir.
Tip 1 veya Tip 4 hipersensitivite reaksiyonu sonucu oluşan bu tablo klasik triad (ateş, döküntü, eozinofili) ile karakterizedir.
2
AIN ve ATI morfolojisini karşılaştır
AIN'de temel hasar interstisyumdayken (ödem ve infiltrasyon), ATI'de temel hasar tübül epiteli ve lümen içeriğindedir (hücre kaybı, granüler silendirler).
İskemik veya toksik ATI'de inflamatuar hücrelerden ziyade tübül epitelindeki nekroz benzeri değişiklikler ön plandadır.

Key Concept

İlaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit (AIN) morfolojisi ile Akut Tübüler Hasar (ATI) ayırıcı tanısı.

Practice More

Akut piyelonefrit ile AIN arasındaki farkları mikroskopik düzeyde (nötrofil vs eozinofil) tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 130Question

1414 yaşında bir erkek çocuk; erken çocukluk döneminden itibaren devam eden kronik kabızlık, dilde yer alan ağrısız küçük nodüler lezyonlar ve belirgin derecede uzun ekstremiteler nedeniyle pediatri kliniğine başvuruyor. Hastaya yapılan kolonoskopik biyopsilerde submukoza ve miyenterik pleksusta sinir lifleri ile ganglion hücrelerinin diffüz proliferasyonu (intestinal ganglionöromatozis) saptanıyor. Bu hastada altta yatan moleküler mekanizma ve hastalığın beklenen klinik seyri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: RETRET proto-onkogeninin tirozin kinaz domaininde (kodonkodon 918918) aktive edici mutasyon ve oldukça agresif seyirli medüller tiroid karsinomu riski.

Answer

RETRET proto-onkogeninin tirozin kinaz domaininde (kodonkodon 918918) mutasyon saptanması ve bu duruma oldukça agresif seyirli medüller tiroid karsinomunun eşlik etmesi beklenir.
Hastadaki dildeki nodüller (mukozal nöromlar), marfanoid vücut yapısı ve intestinal ganglionöromatozis bulguları MEN 2B sendromunu kesinleştirir. MEN 2B'de RETRET proto-onkogeninin 918918. kodonunda (tirozin kinaz domaini) mutasyon izlenir ve bu hastalarda gelişen medüller tiroid karsinomu oldukça agresif bir biyolojik davranış sergiler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada intestinal ganglionöromatozis (kabızlık nedeni), mukozal nöromlar (dildeki nodüller) ve marfanoid yapı saptanmıştır.
Bu bulgular üçlüsü MEN 2B (MEN 3) sendromu için patognomoniktir.
2
Sendromun moleküler temelini belirle.
MEN 2B vakalarının %\% 95'inden fazlasında RETRET proto-onkogeninin hücre içi tirozin kinaz domainindeki 918918. kodonda (metiyoninmetiyonin \rightarrow treonintreonin) nokta mutasyonu izlenir.
Bu mutasyon reseptörü ligand bağımsız olarak sürekli aktif halde tutar.
3
Klinik seyir ve eşlik eden neoplazileri değerlendir.
MEN 2B'de medüller tiroid karsinomu (MTC) yaşamın ilk yıllarında gelişir ve MEN 2A'daki MTC'ye göre çok daha metastatik ve agresif seyreder.
Bu nedenle MEN 2B hastalarında yaşamın ilk yılında profilaktik tiroidektomi önerilir.
4
Ayırıcı tanı yap.
MEN 2A'da paratiroid hiperplazisi ve kutanöz liken amiloidozu izlenirken, MEN 2B'de paratiroid tutulumu beklenmez; bunun yerine nöromlar ve ganglionöromatozis ön plandadır.
Seçenekler arasında mutasyon konumu ve agresif seyir eşleşmesi sadece B seçeneğinde doğrudur.

Key Concept

MEN 2B (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B), RETRET geninin tirozin kinaz domainindeki mutasyonlar (M918TM918T), agresif medüller tiroid karsinomu, feokromositoma ve mukozal/intestinal nöromatozis ile karakterize bir sendromdur.

Practice More

MEN sendromlarında görülen tiroid tümörlerinin sporadik vakalardan histopatolojik farklarını (multisentrisite ve C-hücre hiperplazisi) inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 131Question

5252 yaşında kadın hasta, son 33 haftadır mide yanması şikayeti nedeniyle omeprazol kullanmaktadır. Hastada son birkaç gündür halsizlik, ateş ve gövdede döküntüler gelişmiştir. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinde artış ve idrarda eozinofiller saptanmıştır. Bu hastaya yapılan böbrek biyopsisinde aşağıdaki morfolojik bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyel alanda eozinofillerin eşlik ettiği inflamatuar infiltrasyon

Answer

İnterstisyel alanda eozinofillerin eşlik ettiği inflamatuar infiltrasyon
İlaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN), proton pompası inhibitörleri (omeprazol gibi), antibiyotikler (penisilinler, sülfonamidler) ve NSAİİ kullanımı sonrası gelişebilir. Tanıda klasik olarak ateş, döküntü ve idrarda eozinofiller görülür. Morfolojik olarak böbrek biyopsisinde interstisyel alanda belirgin ödem ve lenfositler ile eozinofillerden zengin inflamatuar hücre infiltrasyonu izlenir. Tübülit (inflamatuar hücrelerin tübül epitelini işgal etmesi) eşlik edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
İlaç kullanımı (omeprazol) sonrası gelişen ateş, döküntü ve eozinofilüri ile giden akut böbrek hasarı saptandı.
Bu klinik triad (ateş, döküntü, renal disfonksiyon) ilaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısını güçlü şekilde destekler.
2
AİN morfolojisini belirle
AİN'de temel patoloji interstisyel alandadır.
İlaçlar tip 1 veya tip 4 hipersensitivite reaksiyonu tetikleyerek interstisyel ödem ve inflamasyona neden olur.
3
Hücresel özellikleri doğrula
İnfiltratta lenfositlerin yanı sıra karakteristik olarak eozinofiller görülür.
Eozinofiller ilaca karşı gelişen immün yanıtın tipik bir göstergesidir.

Key Concept

İlaca bağlı akut interstisyel nefrit (AİN), interstisyel ödem ve eozinofillerin eşlik ettiği inflamatuar infiltrat ile karakterizedir.

Alternative Method

Klinik ipuçlarını (ilaç + döküntü + eozinofilüri) doğrudan 'interstisyel eozinofil' anahtar kelimesiyle eşleştirerek hızla sonuca ulaşılabilir.
Estimated Time:45s
Question 132Question

7272 yaşında erkek hasta, genel sağlık kontrolü sırasında bakılan serum PSAPSA değerinin 6.2 ng/mL6.2\ ng/mL (N: 04 ng/mL0-4\ ng/mL) gelmesi üzerine üroloji kliniğine başvuruyor. Yapılan dijital rektal muayenede prostat sol lobda sınırları belirsiz sert bir alan saptanıyor. Transrektal ultrason eşliğinde yapılan iğne biyopsisinde, küçük glandlardan oluşan şüpheli bir odakta maligniteyi doğrulamak ve benign taklitçilerden ayırmak için immünhistokimyasal çalışma yapılıyor.

Bu olguda izlenen yapıların prostat adenokarsinomu tanısı alması için beklenen immünhistokimyasal boyanma profili aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: p63p63 negatif, Sitokeratin 34βE1234\beta E12 negatif, AMACRAMACR (P504SP504S) pozitif

Answer

Prostat adenokarsinomu tanısı için bazal hücrelerin kaybını gösteren p63 ve Sitokeratin 34betaE12 negatifliği ile malign epiteli gösteren AMACR pozitifliği izlenmelidir.
Prostat adenokarsinomu tanısında kullanılan en güvenilir immünhistokimyasal panel, bazal hücrelerin yokluğunu ve neoplastik hücrelerin varlığını kanıtlamaya dayanır. Bazal hücre belirteçleri olan p63 ve yüksek molekül ağırlıklı sitokeratin (34βE1234\beta E12) neoplastik glandlarda boyanmaz (negatiftir). Buna karşılık, karsinom hücrelerinde ekspresyonu artan AMACRAMACR (P504SP504S) güçlü pozitiflik gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
72 yaş, yüksek PSA (6.2 ng/mL6.2\ ng/mL) ve rektal tuşede sertlik malignite şüphesini artırır.
Prostat karsinomu genellikle periferik zonda yerleşir ve rektal tuşede sertlik olarak hissedilir.
2
Histopatolojik ayrımı yap
Benign prostat glandları çift tabakalıdır (sekretuar + bazal hücreler); adenokarsinomda ise bazal hücre tabakası kaybolmuştur.
Bazal tabakanın kaybı prostatta malignitenin en önemli morfolojik kriterlerinden biridir.
3
İmmünhistokimyasal belirteçleri seç
Bazal hücreler için p63 ve 34betaE12; karsinom hücreleri için AMACR (Alpha-methylacyl-CoA racemase) kullanılır.
Malign glandlarda p63/34betaE12 boyanmazken, AMACR ile sitoplazmik granüler boyanma beklenir.

Key Concept

Prostat adenokarsinomunda bazal hücre tabakasının (p63, 34betaE12) kaybı ve AMACR (P504S) pozitifliği tanıda altın standarttır.

Practice More

Prostat iğne biyopsisinde 'atipik küçük asiner proliferasyon' (ASAP) teriminin ne anlama geldiğini ve tanısal yaklaşımı gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 133Question

7070 yaşında erkek hasta, hastanede yatan ağır bir enfeksiyon tablosu nedeniyle aminosid grubundan gentamisin tedavisi almaktadır. Tedavinin 66. gününde hastada serum kreatinin düzeyinde belirgin artış ve oligüri gelişiyor. Yapılan böbrek biyopsisinde proksimal tübül epitellerinde yaygın vakuolizasyon ve koagülasyon nekrozu izlenirken, tübüler bazal membranların büyük oranda bütünlüğünü koruduğu saptanıyor. İnterstisyumda ise belirgin bir inflamatuar infiltrasyon saptanmıyor. Bu hastada gelişen böbrek hasarı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: İdrar sedimentinde eozinofilüri saptanması bu tablo için karakteristik bir bulgudur.

Answer

İdrar sedimentinde eozinofilüri saptanması bu tablo için karakteristik bir bulgudur ifadesi yanlıştır çünkü bu bulgu Akut İnterstisyel Nefrit için tipiktir.
Hastada saptanan klinik ve biyopsi bulguları (gentamisin kullanımı, proksimal tübül nekrozu, interstisyel inflamasyon yokluğu) tipik bir Toksik Akut Tübüler Yaralanma (ATY) tablosudur. İdrar sedimentinde eozinofilüri saptanması ise aşırı duyarlılık aracılı bir süreç olan Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) için karakteristiktir; ATY'de ise tipik olarak 'kirli kahve' granüler silendirler görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve ilaç geçmişinin analizi
Gentamisin (aminoglikozid) kullanımı sonrası gelişen akut böbrek yetmezliği tablosunun 'Toksik Akut Tübüler Yaralanma (ATY)' olduğu belirlenir.
Gentamisin, direkt tübüler toksisite yaparak ATY'ye yol açan en yaygın ilaçlardan biridir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Proksimal tübül nekrozu ve bazal membran bütünlüğünün korunması ATY'nin toksik tipini doğrular.
İskemik hasarda tübüloreksis (membran yırtılması) beklenirken, toksik hasarda membran genellikle korunur.
3
Ayrımsal tanı bulgularının karşılaştırılması
Eozinofilürinin Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) hallmark'ı olduğu, ATY'de ise 'kirli kahve' silendirlerin beklendiği tespit edilir.
AİN immünolojik (tip 1-4) bir süreçken, ATY doğrudan hücre hasarıdır.

Key Concept

Toksik Akut Tübüler Yaralanma (ATY) ve Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) ayırıcı tanısı
Estimated Time:1m 30s
Question 134Question

Klinik tablosunda hızlı seyirli böbrek yetmezliği bulguları olan bir hastada yapılan böbrek biyopsisinde, glomerüllerin büyük bir kısmında Bowman mesafesini dolduran "yarımay" (crescent) yapıları saptanmıştır. Bu yarımay yapılarının oluşumunda proliferasyona uğrayan temel hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pariyetal epitel hücreleri

Answer

Pariyetal epitel hücreleri
Yarımaylar (crescents), Bowman mesafesinde pariyetal epitel hücrelerinin kontrolsüz proliferasyonu ve bu alana göç eden monosit/makrofajların birikimiyle oluşur. Genellikle glomerüler kapiller duvarın ağır hasarı sonucu Bowman mesafesine sızan plazma proteinleri ve fibrin bu süreci tetikler. Bu morfolojik görünüm, klinik olarak hızlı seyirli böbrek yetmezliği ile giden Hızlı İlerleyen Glomerülonefrit (RPGN) tablosunun karakteristiğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik bulguyu eşleştir
Hızlı ilerleyen böbrek yetmezliği ve yarımay (crescent) varlığı Hızlı İlerleyen Glomerülonefriti (RPGN) gösterir.
Yarımaylar, RPGN'nin ışık mikroskobundaki karakteristik tanısal özelliğidir.
2
Yarımayın anatomik yerleşimini belirle
Yarımaylar Bowman kapsülü ile kapiller yumak arasındaki Bowman mesafesinde oluşur.
Bu bölgedeki hücrelerin çoğalması yumak üzerinde baskı oluşturur.
3
Prolifere olan hücre tipini hatırla
Bu yapıyı pariyetal epitel hücreleri ve buraya sızan inflamatuar hücreler (makrofajlar) oluşturur.
Kapiller duvar hasarı sonucu Bowman mesafesine sızan fibrin, pariyetal hücrelerin çoğalmasını tetikler.

Key Concept

Hızlı İlerleyen Glomerülonefrit (RPGN) ve Yarımay (Crescent) Morfolojisi
Estimated Time:45s
Question 135Question

2828 yaşında bir kadın hasta, bacaklarında şişlik ve idrarda köpürme şikayetiyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde 4.8 g/gu¨n4.8\text{ g/gün} proteinüri, hipoalbüminemi ve serum C3C3 düzeyinde belirgin azalma saptanıyor. Böbrek biyopsisinin ışık mikroskobik incelemesinde glomerüllerin lobüle görünümde olduğu ve gümüş boyasında bazal membranda yer yer "çift kontur" (tram-track) görünümü oluştuğu gözleniyor. Bu hastada patolojiye neden olan immün kompleks birikimlerinin lokalizasyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subendotelyal bölge

Answer

Subendotelyal bölge
Vakada tanımlanan düşük C3 düzeyi, nefrotik sendrom tablosu ve ışık mikroskobundaki "tram-track" (çift kontur) görünümü Tip 1 Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGN) tanısını koydurur. MPGN Tip 1'de elektron mikroskobunda immün kompleks birikimleri subendotelyal bölgede izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Hasta nefrotik düzeyde proteinüri ve düşük serum C3 düzeyi ile başvurmuştur.
Kompleman düşüklüğü ile seyreden glomerüler hastalıklar ayırıcı tanıda önceliklidir (PSGN, MPGN, Lupus).
2
Işık mikroskobu bulgularını yorumla
Gümüş boyasında izlenen "çift kontur" veya "tram-track" görünümü bazal membran duplicasyonunu gösterir.
Bu bulgu Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGN) için tipik bir morfolojik özelliktir.
3
Hastalık tipini ve EM lokalizasyonunu belirle
Klasik kompleman yolu aktivasyonu ve subendotelyal birikimler MPGN Tip 1'i tanımlar.
Mezanjiyal hücrelerin subendotelyal bölgeye doğru yayılması (interpozisyon), bazal membranın çift katlı görünmesine (tram-track) neden olur.

Key Concept

Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGN) Tip 1 morfolojisi
Question 136Question

6464 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolünde serum PSAPSA düzeyinin 5.8 ng/mL5.8\ ng/mL (N<4 ng/mLN < 4\ ng/mL) saptanması üzerine üroloji polikliniğine başvuruyor. Rektal tuşe muayenesinde prostat sağ lobda şüpheli, sınırlı bir sertlik alanı palpe ediliyor. Yapılan iğne biyopsisinin mikroskobik incelemesinde; asiner yapıların genişlemiş olduğu, bu yapıları döşeyen hücrelerin hiperkromatik çekirdekli ve belirgin nükleollü (makronükleol) olduğu izleniyor. Ancak bu atipik hücrelerin bazalinde, yer yer kesintili de olsa bazal hücre tabakasının varlığı dikkati çekiyor. Bu morfolojik bulgularla öncelikli olarak "Yüksek Dereceli Prostatik İntraepitelyal Neoplazi" (HGPINHGPIN) tanısı düşünülen olguda, aşağıdakilerden hangisi beklenen immünhistokimyasal boyanma paternidir?

Show answer & explanation

Answer: Bazal tabakada p63p63 ve 34βE1234\beta E12 pozitifliği; lüminal hücrelerde AMACRAMACR (P504SP504S) ekspresyonu

Answer

Bazal tabakada p63 ve 34betaE12 pozitifliği; lüminal hücrelerde AMACR (P504S) ekspresyonu gösteren seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, HGPIN'in temel patolojik özelliğini yansıtır. HGPIN'de asiner lümenleri döşeyen hücreler adenokarsinom hücrelerine benzer şekilde büyük çekirdekli ve belirgin nükleollüdür (makronükleol). Ancak invaziv kanserden en önemli farkı, bu hücrelerin altında bazal bir hücre tabakasının (p63 ve 34betaE12 pozitif) varlığını sürdürmesidir. Ayrıca bu atipik lüminal hücrelerde AMACR (P504S) ekspresyonu sıklıkla izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri (yaş, PSA ve rektal tuşe) analiz et
PSA düzeyinin hafif yüksekliği (5.8 ng/mL5.8\ ng/mL) ve rektal tuşedeki sertlik prostat neoplazisi şüphesini doğurur.
Prostat kanseri taramasında PSA ve rektal tuşe temel belirleyicilerdir.
2
Mikroskobik bulguları değerlendir
Belirgin nükleollü atipik hücreler mevcut ancak bazal hücre tabakası (kesintili de olsa) korunmuş.
Bazal tabakanın varlığı, lezyonun invaziv olmadığını (intraepitelyal olduğunu) kanıtlar.
3
Tanıyı ve uygun immünhistokimyasal (İHK) belirteçleri eşleştir
HGPIN tanısı konur; bazal tabaka p63/34betaE12 ile, atipik lüminal hücreler AMACR ile boyanır.
HGPIN'de bazal hücreler kalıntılar halinde de olsa mevcuttur; AMACR ise malignite potansiyeli taşıyan hücrelerde artar.

Key Concept

Yüksek Dereceli Prostatik İntraepitelyal Neoplazi (HGPIN), sitolojik olarak karsinom özelliklerini taşıyan ancak bazal hücre tabakasının korunduğu non-invaziv bir lezyondur.

Practice More

HGPIN tanısı konulan hastalarda izlem ve tekrar biyopsi endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 137Question

2424 yaşında bir kadın hasta; yüzünde güneşle artan kızarıklık, el eklemlerinde ağrı ve sabah tutukluğu şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde antinükleer antikor (ANAANA) ve anti-dsDNAdsDNA pozitifliği saptanıyor. Renal fonksiyon testlerinde bozulma izlenen hastaya yapılan böbrek biyopsisinde, ışık mikroskobunda glomerüllerin %60\%60'ından fazlasında hipersellülarite, lümenlerde daralma ve kapiller duvarlarda "wire-loop" (tel halka) lezyonları gözleniyor. Bu hastanın böbrek biyopsi örneğinde saptanması beklenen en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İmmünofloresan incelemede mezanjiyum ve kapiller duvar boyunca IgGIgG, IgAIgA, IgMIgM, C3C3 ve C1qC1q içeren "full-house" patern

Answer

İmmünofloresan incelemede saptanan "full-house" (tüm immünoglobulin ve komplemanların pozitifliği) paterni, Sınıf IV Lupus Nefriti için en karakteristik bulgudur.
Hastanın klinik tablosu (malar raş, artrit, ANA ve anti-dsDNA pozitifliği) Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) ile tam uyumludur. Böbrek biyopsisinde izlenen yaygın endokapiller proliferasyon ve kapiller duvarlardaki "wire-loop" lezyonları, SLE'nin böbrek tutulumları arasında en ağır ve en sık görülen formu olan Sınıf IV (Diffüz Proliferatif) Lupus Nefriti'ni tanımlar. Bu tablonun immünofloresan mikroskobundaki en spesifik bulgusu, IgGIgG, IgAIgA, IgMIgM, C3C3 ve C1qC1q antikorlarının tamamının granüler bir şekilde boyandığı "full-house" paternidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Genç kadın hasta, malar raş, artrit, ANA ve anti-dsDNA pozitifliği Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısını koydurur.
SLE tanısı için gerekli klinik ve serolojik kriterlerin varlığı.
2
Böbrek biyopsisi ışık mikroskobu bulgularının yorumlanması
Glomerüllerin %60\%60'ından fazlasının tutulması ve "wire-loop" lezyonları, ISN/RPS sınıflamasına göre Sınıf IV (Diffüz Proliferatif) Lupus Nefriti'ni işaret eder.
Wire-loop lezyonları yaygın subendotelyal immün kompleks birikimlerini yansıtır.
3
İmmünopatolojik eşleştirme
Sınıf IV Lupus Nefriti'nde karakteristik olarak IgGIgG, IgAIgA, IgMIgM, C3C3 ve C1qC1q'un hepsinin birden boyandığı "full-house" paterni ve elektron mikroskobunda subendotelyal birikimler görülür.
Lupus nefritinde immün kompleks içeriğinin zenginliği bu geniş spektrumlu boyanmaya neden olur.

Key Concept

Sınıf IV Lupus Nefriti (Diffüz Proliferatif Lupus Nefriti) ve 'Full-house' İmmünofloresan Paterni
Question 138Question

1212 yaşında bir çocukta hematüri ve sağ yan ağrısı şikayetiyle yapılan tetkiklerde sağ böbrekte 6 cm6\text{ cm}'lik kitle saptanıyor. Radikal nefrektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde; tümörün berrak sitoplazmalı hücrelerden oluştuğu, belirgin papiller mimari sergilediği ve çok sayıda psammom cisimciği içerdiği gözleniyor. İmmünohistokimyasal olarak TFE3TFE3 proteini ile nükleer boyanma saptanıyor. Bu tümörün patogenezinde rol oynayan en temel genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Xp11.2Xp11.2 bölgesini içeren gen füzyonları

Answer

En olası genetik mekanizma Xp11.2Xp11.2 bölgesini içeren gen füzyonlarıdır (Translokasyon RCC).
Verilen klinik ve patolojik bulgular (çocuk hasta, papiller/berrak hücreli morfoloji, psammom cisimcikleri ve TFE3TFE3 pozitifliği), Xp11.2Xp11.2 translokasyonu ile karakterize renal hücreli karsinom tanısını doğrular. Bu tümörün temelinde Xp11.2Xp11.2 bölgesindeki TFE3TFE3 geninin çeşitli partner genlerle füzyona uğraması yatar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaş grubunu değerlendir.
Hasta çocuk yaş grubundadır (1212 yaş).
Böbrek tümörleri yaş gruplarına göre spesifik genetik değişiklikler gösterir.
2
Histopatolojik bulguları analiz et.
Berrak sitoplazma, papiller mimari ve psammom cisimcikleri saptanmıştır.
Bu morfolojik triad, translokasyon karsinomları için karakteristiktir.
3
İmmünohistokimyasal belirteci yorumla.
TFE3TFE3 nükleer pozitifliği gözlenmiştir.
TFE3TFE3 pozitifliği, Xp11.2Xp11.2 translokasyonunun doğrudan göstergesidir.
4
Tanıyı ve genetik mekanizmayı eşleştir.
Tanı Xp11.2Xp11.2 Translokasyonlu Renal Hücreli Karsinomdur.
Bu tümörün patogenezi Xp11.2Xp11.2 lokusundaki TFE3TFE3 geninin başka genlerle (örn. ASPSCR1,PRCCASPSCR1, PRCC) füzyonuyla başlar.

Key Concept

Xp11.2Xp11.2 Translokasyonlu Renal Hücreli Karsinom, çocuklarda en sık görülen renal hücreli karsinom tipidir ve TFE3TFE3 gen füzyonları ile karakterizedir.
Question 139Question

4545 yaşında kadın hasta, boyun ön bölgesinde yaklaşık 11 yıldır mevcut olan ve son aylarda yavaşça büyüyen ağrısız kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede tiroid sağ lobunda 33 cm çapında, düzgün sınırlı, hareketli ve soliter bir nodül palpe ediliyor. Tiroid sintigrafisinde nodülün "soğuk" olduğu izleniyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) "foliküler neoplazi" olarak raporlanıyor. Bu hastada kesin karsinom tanısı koyduracak olan en güvenilir histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tümör hücrelerinin kapsülü tam kat katederek çevre dokuya veya damarlara girmesi

Answer

Foliküler neoplazilerde (adenom vs karsinom) ayrımı sağlayan en güvenilir bulgu, tümör hücrelerinin kapsülü tam kat geçmesi (kapsüler invazyon) veya kapsül içi/dışı damarlara girmesidir (vasküler invazyon).
Foliküler karsinom, çevresindeki kapsülü tam kat kateden invazyon alanları veya kapsül içindeki/çevresindeki damarların içinde tümör trombüslerinin görülmesiyle foliküler adenomdan ayırt edilir. İİAB bu ayrımı yapamadığı için 'foliküler neoplazi' tanısı alan nodüllere cerrahi eksizyon önerilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve sitolojik verilerin değerlendirilmesi
Hastada soğuk nodül ve İİAB'de foliküler neoplazi saptanmıştır; ancak İİAB ile adenom-karsinom ayrımı yapılamaz.
İnce iğne aspirasyonu sadece hücreleri örnekler, kapsül bütünlüğünü veya damar ilişkisini değerlendiremez.
2
Ayırıcı tanı kriterlerinin belirlenmesi
Foliküler karsinom tanısı için histolojik olarak kapsülün tam kat aşılması veya vasküler invazyon gösterilmelidir.
Foliküler karsinomda hücreler genellikle adenomdaki gibi normal görünür, malignite tanısı hücre özelliklerine değil, invazyon varlığına dayanır.

Key Concept

Foliküler tiroid karsinomu tanısı sadece histopatolojik incelemede invazyonun (kapsüler/vasküler) gösterilmesiyle konur.

Hints

1
İnce iğne aspirasyon biyopsisi foliküler neoplazilerde neden kesin tanı koyamaz, bunu düşünün.
2
Bir tümörün foliküler paternde olması onun iyi huylu (adenom) olmadığını kanıtlamak için doku bütünlüğüne bakmayı gerektirir.
3
Foliküler karsinom tanısı için nükleer atipiden ziyade, kapsülü geçip geçmediğine bakılır.

Practice More

Foliküler karsinomun hematojen yayılım eğilimi ve ilişkili genetik mutasyonları (RAS, PAX8-PPARG) inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 140Question

60 yaşında kadın hasta, osteoartrit nedeniyle son 3 haftadır yüksek doz NaproksenNaproksen kullanımı sonrası halsizlik, hafif ateş ve gövdede yaygın kaşıntılı döküntü şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.43.4 mg/dL (bazal: 0.80.8 mg/dL) ve periferik yaymada eozinofili saptanıyor. İdrar tetkikinde eozinofilüri ve lökosit silendirleri izleniyor. Bu hastadaki böbrek patolojisini Akut Tübüler Hasar'dan (ATI) ayıran en karakteristik morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyumda yaygın ödem ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrat

Answer

İnterstisyumda yaygın ödem ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrat görülmesi, tabloyu tübüler epitel hasarıyla seyreden ATI'den ayırır.
Naproksen gibi NSAİİ kullanımı sonrası gelişen ateş, döküntü ve eozinofili tablosu Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) lehinedir. AİN'nin en karakteristik biyopsi bulgusu, tübüller arasındaki interstisyel alanın ödem nedeniyle genişlemesi ve bu alanda lenfositler ile eozinofillerden oluşan yoğun inflamatuar bir infiltratın varlığıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et.
NSAİİ (Naproksen) kullanımı, ateş, döküntü ve eozinofili varlığı ilaçla indüklenen Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) tanısını düşündürür.
Bu 'hipersensitivite triadı' AİN için klasik ancak her zaman tam olmayan bir klinik sunumdur.
2
AİN ve ATI arasındaki morfolojik ayrımı belirle.
AİN'de temel hasar interstisyel ödem ve inflamasyondur; ATI'de ise tübül epitel hasarı ve granüler silendirler ön plandadır.
Hücresel infiltrasyon (lenfosit ve eozinofiller) interstisyel nefritin ayırt edici özelliğidir.
3
Spesifik eozinofili bulgusunu doğrula.
İdrarda ve interstisyumda eozinofillerin görülmesi tanıyı kesinleştirir.
Eozinofiller, ilaca bağlı gelişen Tip 1 veya Tip 4 hipersensitivite mekanizmasını yansıtır.

Key Concept

İlaca bağlı Akut İnterstisyel Nefrit, interstisyel ödem ve lenfosit/eozinofil infiltrasyonu ile karakterize bir hipersensitivite reaksiyonudur.
PreviousPage 7 / 20Next
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin