Hematoloji ve Onkoloji

409 questions

Question 61Question →

77 yaşında bir erkek çocuk, son bir haftadır giderek artan nefes darlığı, öksürük ve yüzünde şişlik şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede yüzde ödem, boyun venlerinde dolgunluk ve belirgin inspiratuar stridor saptanıyor. Hasta sırt üstü yattığında nefes darlığının şiddetlendiğini ifade ediyor. Göğüs grafisinde ön mediasteni genişleten ve trakeayı sağa iterek daraltan dev bir kitle saptanıyor. Bu hastada tanısal süreci yönetirken yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Önce periferik kan akım sitometrisi, kemik iliği aspirasyonu veya varsa plevral sıvı sitolojisi ile tanıya gidilmeye çalışılması

Answer

Süperior Mediastinal Sendromu olan bir çocukta en uygun yaklaşım, genel anesteziden kaçınarak periferik kan, kemik iliği veya plevral sıvı gibi en az invaziv yöntemlerle tanıya ulaşmaya çalışmaktır.
Süperior Mediastinal Sendrom (SMS), pediatrik onkolojide en kritik acillerden biridir. Trakea ve vena cava süperior üzerindeki bası nedeniyle havayolu kollapsı riski yüksektir. Bu hastalarda genel anestezi, havayolu kas tonusunu ortadan kaldırarak ve göğüs içi negatif basıncı azaltarak ani havayolu kapanmasına ve ölüme yol açabilir. Bu nedenle, periferik kan akım sitometrisi veya kemik iliği biyopsisi gibi genel anestezi gerektirmeyen yöntemlerle tanıya ulaşmak en güvenli yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun Süperior Mediastinal Sendrom (SMS) / Süperior Vena Cava Sendromu (SVCS) olarak tanımlanması.
Yüzde ödem, venöz dolgunluk ve mediastinal kitle varlığı tanıya yönlendirir.
Tanının erken konulması ve risklerin belirlenmesi hayati önem taşır.
2
Havayolu kollapsı riskinin değerlendirilmesi.
Stridor ve ortopne (sırt üstü yatamama), kritik trakeal basının göstergesidir.
Anatomi ve yerçekimi etkisiyle havayolunun tamamen kapanabileceği anlaşılmalıdır.
3
Genel anestezi ve derin sedasyon gibi riskli işlemlerden kaçınılması.
Kas gevşemesi ve supin pozisyonun havayolu kollapsını tetikleyeceği bilinmelidir.
Güvenli tanısal yolların seçilmesi gerekir.
4
En az invaziv tanısal yöntemin seçilmesi.
Periferik kan, akım sitometrisi, plevral sıvı veya lokal anestezi ile kemik iliği biyopsisi önceliklidir.
Sistemik stabilizasyon sağlanana kadar doku biyopsisi için ameliyathane şartlarından kaçınılır.

Key Concept

Süperior Mediastinal Sendromda tanısal yaklaşım ilkeleri ve genel anestezinin riskleri.

Practice More

Süperior Mediastinal Sendromda medikal tedaviye yanıt alınamayan hayatı tehdit edici durumlarda ampirik radyoterapi veya steroid kullanımı endikasyonlarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 62Question →

Dört yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık üç aydır devam eden halsizlik, solukluk ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle polikliniğe getirilmiştir. Özgeçmişinden doğum ağırlığının düşük olduğu ve büyüme gelişme geriliği nedeniyle izlendiği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde; boyu ve baş çevresi yaş grubuna göre 3.3. persentilin altındadır. Ciltte yaygın hiperpigmente maküller (sütlü kahve lekeleri) mevcuttur. Başparmak ve diğer sistem muayeneleri doğal olarak saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; Hb:7,2 g/dLHb: 7,2\ g/dL, MCV:104 fLMCV: 104\ fL, lökosit sayısı: 3.200/mm33.200/mm^3, trombosit sayısı: 42.000/mm342.000/mm^3 ve retikülosit oranı: %0,4\%0,4 bulunmuştur. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fanconi aplastik anemisi

Answer

Fanconi aplastik anemisi
Doğru seçenek olan Fanconi aplastik anemisi, otozomal resesif geçişli, DNA onarım defekti ile giden bir hastalıktır. Hastalarda kısa boy, hiperpigmente deri lekeleri (café-au-lait), mikrosefali, başparmak ve radius anomalileri sık görülür. Hematolojik tablo genellikle 5−105-10 yaşları arasında makrositozla başlayıp pansitopeniye ilerler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hastada kısa boy, mikrosefali ve hiperpigmente deri lekeleri mevcuttur.
Kalıtsal kemik iliği yetersizliği sendromlarını ayırt etmek için fiziksel anomaliler kritiktir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Hemoglobin, lökosit ve trombosit düşüklüğü (pansitopeni) ile birlikte yüksek MCV saptanmıştır.
Pansitopeni kemik iliği yetersizliğini, makrositoz ise kemik iliği stresini veya displazisini gösterir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Bulguların kombinasyonu en güçlü şekilde Fanconi aplastik anemisini işaret etmektedir.
Fanconi aplastik anemisi, konjenital anomalilerin (başparmak anomalisi olmasa bile) eşlik ettiği en yaygın kalıtsal pansitopeni nedenidir.

Key Concept

Fanconi aplastik anemisi, konjenital fiziksel anomalilerle seyreden en sık kalıtsal kemik iliği yetersizliği sendromudur.
Estimated Time:1m 30s
Question 63Question →

Anemi ön tanısıyla tetkik edilen 44 yaşındaki bir çocukta laboratuvar bulguları şöyledir: Hemoglobin (HbHb): 9.49.4 g/dL, Ortalama eritrosit hacmi (MCVMCV): 6060 fL, Eritrosit dağılım genişliği (RDWRDW): %19\%19, Serum ferritini: 66 ng/mL ve Hemoglobin elektroforezinde HbA2HbA2 düzeyi: %2.4\%2.4. Hastaya 66 mg/kg/gün dozunda elementer demir tedavisi başlanıyor. Tedavinin 33. ayında yapılan kontrolde HbHb: 11.811.8 g/dL ve Ferritin: 5050 ng/mL saptanmasına rağmen MCVMCV değerinin 6666 fL olarak kaldığı ve yeni yapılan elektroforezde HbA2HbA2 düzeyinin %4.2\%4.2 olduğu görülüyor. Bu hastadaki başlangıç tablosu ve izlem bulguları dikkate alındığında, ilk ölçülen HbA2HbA2 düzeyinin normal sınırlarda saptanmasının en olası nedeni hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Eşlik eden demir eksikliğinin HbA2HbA2 sentezini baskılamış olması

Answer

Eşlik eden demir eksikliğinin HbA2HbA2 sentezini baskılamış olması
Beta-talasemi taşıyıcılığında tanısal kriter, hemoglobin elektroforezinde HbA2HbA2 düzeyinin %3.5\%3.5 üzerinde (genellikle %4−6\%4-6 arası) saptanmasıdır. Ancak demir, globin zincir sentezi için kritik bir kofaktördür. Ciddi demir eksikliği varlığında delta zincir sentezi azalır ve buna bağlı olarak HbA2HbA2 (α2δ2\alpha_2\delta_2) düzeyi yalancı olarak normal sınırlara inebilir. Hastaya demir tedavisi verilip depolar doldurulduğunda, baskılanan sentez normale döner ve gerçek yüksek HbA2HbA2 düzeyi açığa çıkar. Bu durum klinik pratikte 'maskelenmiş talasemi' olarak bilinir.

Step-by-Step Solution

1
Başlangıç laboratuvar verilerini analiz et
Düşük MCVMCV (6060 fL), yüksek RDWRDW (%19\%19) ve çok düşük Ferritin (66 ng/mL) belirgin demir eksikliği anemisine işaret eder.
Hastanın anemi etiyolojisini belirlemek için demir depoları ve eritrosit indeksleri değerlendirilmelidir.
2
HbA2HbA2 düzeyini ve eşlik eden durumları değerlendir
HbA2HbA2 başlangıçta %2.4\%2.4 (normal), ancak demir tedavisi sonrası %4.2\%4.2 (yüksek) olmuştur.
Beta-talasemi taşıyıcılığı tanısı için HbA2HbA2'nin %3.5\%3.5 üzerinde olması gerekir; ancak demir eksikliği bu sentezi baskılayabilir.
3
Tedavi yanıtını yorumla
Demir tedavisiyle anemi düzelmiş ancak mikrositoz (MCVMCV 6666 fL) sebat etmiştir.
Anemisi düzelen bir hastada mikrositozun devam etmesi ve HbA2HbA2'nin yükselmesi, 'maskelenmiş' bir beta-talasemi taşıyıcılığını kanıtlar.

Key Concept

Demir eksikliği anemisi, beta-talasemi taşıyıcılarında HbA2HbA2 düzeyini düşürerek tanıyı maskeleyebilir.
Question 64Question →

1414 yaşında bir erkek çocuk, sol bacağında yaklaşık 22 aydır devam eden ve giderek artan ağrı ile şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden ağrının geceleri daha belirgin olduğu, hastanın son zamanlarda halsizlik ve hafif ateş şikayetlerinin de olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede kaval kemiği (tibiatibia) orta kesiminde (diyafiz) hassas bir kitle palpe ediliyor. Çekilen direkt grafide kemikte 'güve yeniği' (moth−eatenmoth-eaten) görünümü ve periostta 'soğan zarı' (onion−skinonion-skin) manzarası izleniyor. Yapılan biyopsi incelemesinde PASPAS (++) boyanan küçük yuvarlak hücreli tümör saptanıyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ewing sarkomu

Answer

Ewing sarkomu
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın klinik ve laboratuvar verileriyle tam uyumludur. Ewing sarkomu, uzun kemiklerin (özellikle femur ve tibia) diyafizini tutan, radyolojide 'soğan zarı' manzarasına neden olan ve patolojik olarak glikojen içeriği nedeniyle PAS (+) boyanan küçük yuvarlak hücreli bir tümördür. Hastanın yaşı ve sistemik bulguları da bu tanıyı desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik sunumunu analiz et
Adolesan yaş grubu (1414 yaş), uzun kemik diyafiz yerleşimi ve eşlik eden sistemik semptomlar (ateş, kilo kaybı) belirlendi.
Ewing sarkomu pediatrik yaş grubunda uzun kemiklerin diyafizini en sık tutan malign kemik tümörüdür ve sıklıkla sistemik bulgular verir.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
Diyafiz yerleşimli litik lezyon ve 'soğan zarı' (onion−skinonion-skin) periost reaksiyonu saptandı.
Soğan zarı görünümü, Ewing sarkomunda tümörün periostu tabaka tabaka kaldırması sonucu oluşan karakteristik bir bulgudur.
3
Histopatolojik özellikleri yorumla
Küçük yuvarlak hücreli tümör ve PASPAS pozitifliği tespit edildi.
Ewing sarkomu hücreleri sitoplazmik glikojen içerdikleri için PASPAS ile pozitif boyanırlar, bu durum diğer küçük yuvarlak hücreli tümörlerden ayrımda yardımcıdır.

Key Concept

Ewing sarkomu klinik, radyolojik (diyafiz, soğan zarı) ve patolojik (PAS pozitifliği) özelliklerinin tanınması.

Practice More

Ewing sarkomunda görülen tipik sitogenetik anomali olan t(11;22)t(11;22) translokasyonunu gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 65Question →

Down sendromlu çocuklarda, özellikle yaşamın ilk 33 yılı içerisinde gelişen ve bu hasta grubunda diğer çocuklara oranla belirgin şekilde daha sık görülen akut miyeloid lösemi (AML) alt tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut megakaryoblastik lösemi (AML-M7)

Answer

Down sendromlu çocuklarda ilk 3 yaş içerisinde en sık görülen ve karakteristik olan AML alt tipi Akut megakaryoblastik lösemi (AML-M7)'dir.
Down sendromlu çocuklarda yaşamın ilk 33 yılında gelişen lösemilerde Akut megakaryoblastik lösemi (AML-M7) prevalansı oldukça yüksektir. Bu yaş grubundaki Down sendromlu hastalarda AML-M7'nin prognozu, Down sendromu olmayan çocuklara göre çok daha iyidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın genetik zeminini ve yaşını analiz et.
Down sendromu ve 00-33 yaş aralığı.
Down sendromu lösemi riskini 10-20 kat artırır; yaş ise görülen lösemi tipini belirlemede kritiktir.
2
Down sendromu ile ilişkili lösemi tiplerini karşılaştır.
Genel toplamda en sık ALL görülse de, ilk 3 yaşta AML (özellikle M7) sıklığı normal çocuklara göre çok daha yüksektir.
M7 alt tipi bu yaş grubunda Down sendromlu çocuklarda yaklaşık 500 kat daha sık görülür.

Key Concept

Down sendromu ve lösemi ilişkisi (Yaşa göre tip ayrımı)

Hints

1
Down sendromunda yaşa göre lösemi tipi değişebilir.

Practice More

Down sendromlu hastalarda lösemi tedavisinde ilaç doz ayarlamalarının (özellikle antrasiklinler ve sitarabin) neden farklı olduğunu araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 66Question →

14 yaşında erkek çocuk, boynunda giderek büyüyen şişlik ve 38°C'yi geçen ateş şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol servikal ve supraklaviküler bölgede lastik kıvamında, ağrısız lenfadenopatiler saptanıyor. Eksizyonel lenf nodu biyopsisinde sinüzoidal yerleşimli, geniş sitoplazmalı, eksantrik yerleşimli 'at nalı' (horseshoe) veya 'böbrek' şeklinde çekirdeği olan büyük hücreler (hallmark cells) görülüyor. İmmünofenotipik incelemede CD30(+)CD30(+), ALK(+)ALK(+), EMA(+)EMA(+), CD15(−)CD15(-) ve CD20(−)CD20(-) saptanıyor. Bu klinik tablodan sorumlu lenfoma türü için en olası genetik translokasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: t(2;5)(p23;q35)t(2;5)(p23;q35)

Answer

Doğru cevap t(2;5)(p23;q35)t(2;5)(p23;q35) translokasyonudur.
Klinik ve patolojik bulgular (B semptomları, at nalı çekirdekli hallmark hücreler, sinüzoidal yayılım) ve immünofenotip (CD30+CD30+, ALK+ALK+, EMA+EMA+, CD15−CD15-) pediyatrik Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (ALCL) tanısını kesinleştirir. ALCL'nin, özellikle çocuklarda görülen formunda en sık saptanan sitogenetik anomali **t(2;5)(p23;q35)t(2;5)(p23;q35)** translokasyonudur. Bu translokasyon sonucunda 2. kromozomdaki *ALK* geni ile 5. kromozomdaki *NPM* geni birleşerek onkujenik *NPM-ALK* füzyon proteinini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve patolojik bulguları analiz et.
B semptomları (ateş), lastik kıvamında LAP, 'at nalı' çekirdekli hallmark hücreler ve CD30(+)/ALK(+)CD30(+)/ALK(+) immünofenotip saptandı.
Bu bulgular ALK-pozitif Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (ALCL) tanısını koydurur.
2
Tanımlanan lenfoma türüne özgü genetik anomaliyi belirle.
ALCL vakalarının büyük çoğunluğunda (özellikle çocuklarda) ALKALK geni (kromozom 2) ile NPMNPM geninin (kromozom 5) birleşmesi görülür.
Bu translokasyon t(2;5)(p23;q35)t(2;5)(p23;q35) olarak ifade edilir ve NPM-ALK füzyon proteini oluşumuna neden olur.
3
Diğer seçenekleri ele.
t(8;14)t(8;14) Burkitt lenfoma, t(14;18)t(14;18) Foliküler lenfoma ile ilişkilidir.
Sorudaki hücre morfolojisi ve CD30 pozitifliği bu diğer lenfoma türleri ile uyumlu değildir.

Key Concept

Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (ALCL), T-hücre kaynaklı bir Non-Hodgkin lenfomadır ve çocukluk çağında sıklıkla t(2;5)t(2;5) translokasyonu sonucu oluşan ALKALK pozitifliği ile karakterizedir.

Hints

1
Soruda tarif edilen 'at nalı' veya 'böbrek' şeklindeki çekirdeğe sahip hücreler, Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (ALCL) için tipik olan 'Hallmark' hücrelerdir.
2
İmmünfenotipteki ALK(+)ALK(+) bulgusu, hastalığın genetik kökeninde Anaplastik Lenfoma Kinaz genini içeren bir sorun olduğunu işaret eder.
3
ALKALK geni 2. kromozomda bulunur ve bu lenfomada genellikle 5. kromozomdaki *NPM* geni ile yer değiştirir.

Practice More

ALCL tedavisinde kullanılan hedefe yönelik ajanları (örn. Crizotinib) ve CD30 hedefli tedavileri (Brentuximab) araştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 67Question →

1515 aylık bir çocuk; saçlı deride ve inguinal bölgede seboroik dermatit ve ağır pişik benzeri, topikal steroidlere yanıt vermeyen döküntüler ile getiriliyor. Fizik muayenede her iki kulakta kronik akıntı, batında 5 cm5~cm hepatomegali ve 4 cm4~cm splenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.8 g/dL7.8~g/dL, trombosit 72.000/mm372.000/mm^3 ve lökosit 3.400/mm33.400/mm^3 saptanıyor. Deri biyopsisinde CD1aCD1a ve S100S100 pozitif, sitoplazmasında Birbeck granülleri içeren hücre infiltrasyonu izleniyor. Bu hasta için güncel sınıflandırmalara göre sağkalım prognozunu belirleyen "riskli organ" (risk organ) tutulumu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karaciğer

Answer

Karaciğer tutulumu, Langerhans hücreli histiyositozda sağkalımı belirleyen ana riskli organlardan biridir.
Karaciğer tutulumu, Langerhans hücreli histiyositozda (LCH) sağkalımı ve tedavi yoğunluğunu belirleyen en kritik faktördür. Güncel Histiocyte Society protokollerine göre riskli organlar karaciğer, dalak ve kemik iliğidir. Bu hastada hepatomegali, splenomegali ve pansitopeni (hematopoetik tutulum) mevcuttur, dolayısıyla hasta 'riskli organ pozitif multisistem LCH' olarak sınıflandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz ederek tanıyı netleştirin.
Langerhans Hücreli Histiyositoz (LCH)
Topikal tedaviye dirençli dermatit, kronik kulak akıntısı ve karakteristik biyopsi bulguları (CD1a+CD1a+, S100+S100+, Birbeck granülü) LCH tanısı için tipiktir.
2
Hastadaki sistem tutulumlarını değerlendirin.
Çoklu sistem (Multisistem) tutulumu
Deri, kulak, karaciğer, dalak ve kemik iliği (pansitopeni) tutulumu mevcuttur.
3
LCH'de güncel riskli organ sınıflamasını uygulayın.
Riskli Organ Pozitifliği
Karaciğer, dalak ve hematopoetik sistem, sağkalımı belirleyen 'riskli organlar' (risk organs) olarak sınıflandırılır.
4
Seçenekler arasından riskli organ tanımına uyanı belirleyin.
Karaciğer
Diğer seçenekler ya riskli olmayan kemik bölgeleri (mandibula), ya CNS-risk taşıyan bölgeler (mastoid) ya da güncel sınıflamada risk organı sayılmayan sistemlerdir (akciğer, hipofiz).

Key Concept

Langerhans Hücreli Histiyositozda (LCH) sağkalım prognozu, riskli organların (Karaciğer, Dalak, Hematopoetik Sistem) tutulumuna göre belirlenir.
Estimated Time:2m 0s
Question 68Question →

Vücudunda kendiliğinden oluşan ekimozlar ve diş eti kanamaları şikayetiyle getirilen 55 yaşındaki kız çocuğun fizik muayenesinde; boy ve baş çevresinin 33. persentilin altında olduğu, gövdesinde sütlü kahve (café-au-lait) lekeleri saptanıyor. Her iki el başparmağının hipoplazik olduğu ve tenar eminenslerin düzleştiği dikkati çekiyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Hemoglobin 7.57.5 g/dL, lökosit 2.4002.400 /mm³, mutlak nötrofil sayısı 750750 /mm³, trombosit 18.00018.000 /mm³, retikülosit %0.3\%0.3 ve MCV 105105 fL olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fanconi aplastik anemisi

Answer

Fanconi aplastik anemisi
Doğru seçenek olan Fanconi aplastik anemisi, çocukluk çağının en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromudur. Hastalarda tipik olarak makrositik pansitopeniye ek olarak kısa boy, mikroprosefali, café-au-lait lekeleri, radyal kemik ve başparmak anomalileri ile renal anomaliler görülür. Vakadaki fizik muayene ve laboratuvar bulguları bu tanı ile tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Pansitopeniye (anemi, lökopeni, trombositopeni) eşlik eden kısa boy, mikroprosefali ve radyal anomali (hipoplazik başparmak) saptandı.
Konjenital kemik iliği yetmezliği sendromlarını ayırt etmek için fizik muayene bulguları kritiktir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Düşük retikülosit oranı ve yüksek MCV ile karakterize non-rejeneratif makrositik pansitopeni tablosu doğrulandı.
Kemik iliği üretim kapasitesini ve hücre morfolojisini anlamak için tam kan sayımı ve retikülosit değerleri gereklidir.
3
Tanısal eşleştirme
Klinik ve laboratuvar triadının (Pansitopeni + Radyal Anomali + Deri Bulguları) en iyi Fanconi aplastik anemisi ile uyumlu olduğu belirlendi.
Ayırıcı tanıda yer alan diğer sendromlar (Diamond-Blackfan, Shwachman vb.) farklı organ tutulumları veya hücre serisi kısıtlılıkları gösterir.

Key Concept

Fanconi Aplastik Anemisi Triadı
Question 69Question →

2020 aylık bir erkek çocuk; yaklaşık 33 aydır devam eden, topikal steroid ve antifungal tedavilere yanıt vermeyen dirençli pişik döküntüleri, saçlı deride kabuklanma ve son günlerde fark edilen karın şişliği şikayetleri ile getiriliyor. Fizik muayenesinde saçlı deride seboroik dermatit benzeri krutlu lezyonlar, gövdede peteşiyal döküntüler, bilateral kronik otore bulguları ile karaciğer kosta altında 4 cm4\text{ cm}, dalak 3 cm3\text{ cm} palpe ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 7.8 g/dL7.8\text{ g/dL}, trombosit sayısı 40.000/mm340.000/\text{mm}^3, mutlak nötrofil sayısı 900/mm3900/\text{mm}^3, albumin 2.4 g/dL2.4\text{ g/dL} ve total bilirubin 2.8 mg/dL2.8\text{ mg/dL} olarak saptanıyor. Tanıyı doğrulamak için biyopsi örneğinde gösterilmesi gereken en spesifik belirteç ve hastanın tutulum durumu aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: CD1a veya CD207 (Langerin) pozitifliği - Karaciğer ve hematopoetik sistem tutulumu olan "Risk Organı" pozitif çoklu sistem hastalığı

Answer

Tanı için CD1a veya CD207 (Langerin) pozitifliği şarttır; hastada karaciğer ve hematopoetik sistem (pansitopeni) tutulumu olduğu için hastalık "Risk Organı" pozitif çoklu sistem kategorisindedir.
Langerhans Hücreli Histiyositoz tanısı için biyopside karakteristik sitolojik bulguların yanı sıra CD1a ve/veya CD207 (Langerin) pozitifliği altın standarttır. Hastada saptanan hepatosplenomegali, hipoalbuminemi ve pansitopeni; karaciğer, dalak ve hematopoetik sistem infiltrasyonunu kanıtlar. Bu organlar güncel sınıflamada 'Risk Organları' (Risk Organs) olarak tanımlanır ve bu hastalar 'Risk Organı Pozitif Çoklu Sistem Hastalığı' olarak kategorize edilerek yoğun kemoterapi protokollerine alınırlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
Dirençli pişik, seboroik dermatit, kronik otit ve hepatosplenomegali üçlüsü Langerhans Hücreli Histiyositoz (LHH) için tipiktir.
LHH sıklıkla deri lezyonları, kemik tutulumu ve risk organı (karaciğer, dalak, kemik iliği) infiltrasyonu ile prezante olur.
2
Tanısal belirteçlerin değerlendirilmesi
CD1a ve Langerin (CD207) pozitifliği tanıyı doğrular; S100 ise duyarlı ancak daha az spesifiktir.
Langerin, Birbeck granüllerinin bir proteini olduğu için LHH için en spesifik immünohistokimyasal belirteçtir.
3
Risk organı sınıflandırmasının yapılması
Karaciğer (hepatomegali, hipoalbuminemi, hiperbilirubinemi) ve kemik iliği (pansitopeni) tutulumu mevcuttur.
Histiosit Cemiyeti (2016) kriterlerine göre Karaciğer, Dalak ve Hematopoetik sistem (kemik iliği) tutulumu 'Risk Organı' pozitifliği olarak tanımlanır ve prognozu belirler.

Key Concept

LHH tanısında spesifik belirteçler (CD1a, CD207) ve risk organı (karaciğer, dalak, kemik iliği) tutulumunun prognostik önemi.
Estimated Time:3m 0s
Question 70Question →

Bilinen orak hücreli anemi (HbSSHbSS) tanısı ile izlenen 88 yaşındaki bir kız hasta, son iki gündür giderek artan halsizlik, çarpıntı ve solukluk şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden, yaklaşık bir hafta önce yanaklarında belirgin kızarıklık ile seyreden döküntülü ve hafif ateşli bir hastalık geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk ve taşikardi saptanırken, skleralarda ikter izlenmiyor ve dalak palpe edilemiyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 3.5 g/dL3.5 \text{ g/dL}, lökosit 7.200/mm37.200/\text{mm}^3, trombosit 350.000/mm3350.000/\text{mm}^3 ve retikülosit oranı %0.1\%0.1 olarak saptanıyor. Hastanın indirekt bilirubin düzeyi 0.6 mg/dL0.6 \text{ mg/dL} olup, poliklinik takiplerindeki bazal değerinin (2.8 mg/dL2.8 \text{ mg/dL}) belirgin altındadır. Buna göre, bu hastadaki akut klinik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Parvovirüs B19 enfeksiyonuna bağlı aplastik kriz

Answer

Parvovirüs B19 enfeksiyonuna bağlı aplastik kriz
Orak hücreli anemi gibi kronik hemolitik anemisi olan hastalarda, kemik iliğinde eritroid serinin Parvovirüs B19 (5. hastalık / eritema enfeksiyozum) tarafından enfekte edilmesi sonucu geçici bir üretim durması yaşanır. Buna aplastik kriz denir. Hastanın yanaklarında kızarıklık öyküsü (slapped-cheek), çok düşük retikülosit oranı ve eritrosit yapımının durmasına bağlı olarak indirekt bilirubin seviyesinin hastanın bazal düzeyinin bile altına inmesi bu tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Retikülosit sayısını ve bilirubin düzeyini değerlendirme
Retikülosit %0.1 (çok düşük) ve indirekt bilirubin bazal değerin altında bulunmuştur.
Orak hücreli anemide akut anemi derinleşmesinin yapım azlığına (aplastik) mı yoksa artmış yıkıma (hemoliz/sekestrasyon) mı bağlı olduğunu ayırt etmek.
2
Klinik öyküyü spesifik bulgularla yorumlama
Yanaklarda belirgin kızarıklık ile seyreden döküntülü hastalık öyküsü saptanmıştır.
Parvovirüs B19'un neden olduğu eritema enfeksiyozum (5. hastalık) tablosunu ve 'tokatlanmış yanak' (slapped-cheek) görünümünü tanımak.
3
Orak hücreli anemi zeminindeki laboratuvar ve klinik bulguları birleştirme
Yapım durmasına bağlı aplastik kriz tanısı kesinleşmiştir.
Parvovirüs B19, kemik iliğindeki eritroid öncül hücreleri enfekte ederek geçici yapım durmasına yol açar; bu nedenle yıkım ürünü olan bilirubin azalır ve retikülositler kaybolur.

Key Concept

Orak hücreli anemide Parvovirüs B19 enfeksiyonuna bağlı gelişen aplastik krizin klinik ve laboratuvar tanısı
Question 71Question →

7 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık bir haftadır devam eden karın ağrısı ve kusma şikayetleri ile getiriliyor. Fizik muayenede sağ alt kadranda kitle saptanıyor. Çekilen batın tomografisinde ileoçekal bölgede invajinasyona (iç içe geçme) neden olan bir kitle izleniyor. Acil operasyona alınan hastada ileoçekal bölgedeki kitle, tutulu olan birkaç mezenterik lenf nodu ile birlikte makroskobik olarak tamamen rezeke ediliyor. Patoloji sonucu 'Burkitt Lenfoma' olarak raporlanıyor. Hastanın yapılan kemik iliği aspirasyonu, beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesi ve toraks BT tetkiklerinde herhangi bir tutulum saptanmıyor.

Buna göre, bu hastanın St. Jude (Murphy) evreleme sistemine göre evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre II

Answer

Tamamen rezeke edilen ileoçekal yerleşimli Burkitt Lenfoma vakası, St. Jude sistemine göre Evre II'dir.
Çocukluk çağı Non-Hodgkin lenfomalarında (özellikle Burkitt lenfoma) St. Jude (Murphy) evreleme sistemi kullanılır. Bu sisteme göre, batın içinde yerleşen ancak tamamen rezeke edilebilen (makroskobik kalıntı kalmayan) primer gastrointestinal sistem tümörleri, bölgesel mezenterik lenf nodu tutulumu olsa dahi Evre II olarak tanımlanır.

Step-by-Step Solution

1
Tümörün yerleşimini ve tipini belirleyin.
İleoçekal yerleşimli abdominal Burkitt lenfoma.
Evreleme sistemleri anatomik yerleşime göre farklılık gösterir.
2
Cerrahi rezeksiyonun kapsamını değerlendirin.
Kitlenin mezenterik lenf nodları ile birlikte tamamen çıkarıldığı belirtilmiştir.
St. Jude sisteminde abdominal lenfomalar için rezeksiyonun tam olması evre II ve III arasındaki temel farktır.
3
Uzak organ veya sistem tutulumlarını kontrol edin.
Kemik iliği, BOS ve göğüs içi bölge normaldir.
Bu bulgular evre IV veya mediastinal evre III olasılığını dışlar.
4
Kriterleri St. Jude (Murphy) sistemine uygulayın.
Tam rezeke ileoçekal kitle = Evre II.
Pediatrik NHL vakalarında en sık kullanılan evreleme kriteridir.

Key Concept

St. Jude (Murphy) Evreleme Sistemi (Pediatrik Non-Hodgkin Lenfoma)
Question 72Question →

66 yaşında erkek çocuk, yaklaşık üç aydır boyun bölgesinde bulunan, ağrısız ve yavaş büyüyen bir kitle şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sol servikal bölgede 3 cm3\text{ cm} çapında, ağrısız, lastik kıvamında, mobil lenfadenopati saptanıyor. Hastanın öyküsünden aralıklı ateş ve gece terlemesi olduğu öğreniliyor. Yapılan lenf nodu biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; yaygın klasik Reed-Sternberg hücreleri ile birlikte lenfosit, eozinofil, plazma hücresi ve histiyositlerden oluşan polimorfik bir inflamatuar zemin izleniyor. Bu hasta için en olası Hodgkin lenfoma alt tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mikst selüler

Answer

Mikst selüler Hodgkin lenfoma
Vakada tanımlanan polimorfik inflamatuar zemin (lenfosit, eozinofil, plazma hücresi ve histiyositler) ve klasik Reed-Sternberg hücrelerinin varlığı, Mikst selüler Hodgkin lenfoma için karakteristiktir. Bu alt tip, gelişmekte olan ülkelerde ve 1010 yaş altı çocuklarda en sık görülen form olup Epstein-Barr Virüsü (EBV) ile çok yüksek oranda (%75-90) ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
66 yaşında erkek, servikal LAP ve B semptomları (ateş, gece terlemesi) mevcut.
Yaş grubu ve sistemik bulguların varlığı Hodgkin lenfoma alt tipleri için ipucu sağlar.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Reed-Sternberg hücreleri + lenfosit, eozinofil ve plazma hücresinden oluşan polimorfik zemin.
Polimorfik inflamatuar zemin, Mikst selüler tipin karakteristik patolojik özelliğidir.
3
Epidemiyolojik ve viral ilişkileri birleştir
Gelişmekte olan ülkelerde 1010 yaş altı çocuklarda en sık görülen tip Mikst selülerdir ve EBV birlikteliği yüksektir.
Vakadaki yaş ve histoloji Mikst selüler tanısını doğrular.

Key Concept

Mikst selüler Hodgkin lenfoma, çocukluk çağında (özellikle 10 yaş altında) sık görülen, EBV ile %75-90 oranında ilişkili olan ve histolojisinde polimorfik inflamatuar zemin izlenen alt tiptir.

Practice More

Hodgkin lenfomada B semptomlarının (ateş, gece terlemesi, kilo kaybı) varlığının Ann Arbor evrelemesindeki önemini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 73Question →

Karaciğerde sentezlenen bazı pıhtılaşma faktörlerinin fonksiyonel hale gelebilmesi için KK vitaminine bağımlı gama-karboksilasyon aşamasından geçmesi gerekmektedir. Buna göre, pıhtılaşmanın sekonder hemostaz aşamasında görev alan ve sentezi KK vitaminine bağımlı olan faktörler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Faktör II, VII, IX, X

Answer

Pıhtılaşmanın sekonder hemostaz aşamasında görev alan ve sentezi K vitaminine bağımlı olan faktörler Faktör II, VII, IX ve X'dur.
K vitamini; Faktör II (protrombin), VII, IX ve X'un karaciğerdeki sentezi sonrası glutamat kalıntılarının gama-karboksilasyonu için gereklidir. Bu işlem, faktörlerin kalsiyum bağlayarak fosfolipid yüzeylerine tutunmasını ve dolayısıyla pıhtılaşma kaskadının (sekonder hemostaz) aktifleşmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
K vitaminine bağımlı pıhtılaşma faktörlerini belirle.
Faktör II, VII, IX ve X.
Bu faktörlerin karaciğerdeki sentezi sırasında post-translasyonel modifikasyon (gama-karboksilasyon) için K vitamini kofaktör olarak gereklidir.
2
Seçeneklerdeki diğer faktörlerin K vitamini ile ilişkisini kontrol et.
Faktör I, V, VIII, XI ve XII K vitamininden bağımsızdır.
Bu faktörler karboksilasyon aşamasına ihtiyaç duymadan fonksiyonel olarak sentezlenirler.

Key Concept

K vitaminine bağımlı koagülasyon faktörleri (Faktör II, VII, IX, X) ve protein C, S.

Practice More

Protein C ve Protein S'in de K vitaminine bağımlı olduğunu ve eksikliklerinde tromboz eğilimi oluşabileceğini unutmayın.
Estimated Time:45s
Question 74Question →

1313 yaşında bir kız çocuk, boyun bölgesinde yaklaşık 22 aydır var olan, giderek büyüyen ağrısız şişlikler nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede sağ servikal ve sol supraklaviküler bölgelerde, en büyüğü 3 cm3\text{ cm} çapında olan, sert-lastik kıvamında, mobil lenfadenopatiler saptanıyor. Çekilen batın tomografisinde dalakta multipl nodüler lezyonlar izleniyor; ancak batın içi lenf nodu saptanmıyor. Toraks tomografisi normal bulunuyor. Hastada kilo kaybı, ateş veya gece terlemesi öyküsü saptanmıyor. Bu hasta için Ann Arbor evreleme sistemine göre en olası evre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre IIIAIIIA

Answer

Hastanın hem diyafram üstü lenf nodu hem de diyafram altı lenfoid organ (dalak) tutulumu olması ve B semptomlarının bulunmaması nedeniyle en olası evre Evre IIIAIIIA (Evre IIISAIII_S A)'dır.
Hodgkin lenfomada Ann Arbor sistemine göre, diyaframın her iki tarafındaki lenf nodu bölgelerinin veya diyaframın bir tarafındaki lenf nodları ile birlikte karşı tarafındaki lenfoid bir organın (dalak gibi) tutulumu Evre IIIIII olarak tanımlanır. Bu hastada diyafram üzerinde lenf nodları ve diyafram altında dalak tutulumu mevcuttur. Ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi sistemik bulgular bulunmadığı için evre 'A' olarak eklenir; sonuç Evre IIIAIIIA'dır.

Step-by-Step Solution

1
Lenf nodu bölgelerinin diyaframa göre konumunu belirleyin.
Sağ servikal ve sol supraklaviküler bölgeler diyaframın üzerinde yer alır.
Ann Arbor sisteminde evreleme, diyaframın üstünde veya altında tutulan bölgelerin sayısına ve yerine göre yapılır.
2
Dalağın (S) evrelemedeki yerini analiz edin.
Dalak tutulumu, diyaframın altındaki bir lenfoid bölge olarak kabul edilir.
Dalak tutulumu, lenf nodları diyafram üzerindeyken hastalığı Evre IIIIII kategorisine sokar.
3
Sistemik (B) semptomların varlığını kontrol edin.
Ateş, gece terlemesi ve son 66 ayda %10\%10’dan fazla kilo kaybı öyküsü yoktur (AA semptomu).
Klinik evrelemede semptomların varlığı (B) veya yokluğu (A) prognoz ve tedavi planı için kritiktir.

Key Concept

Ann Arbor Evreleme Sistemi ve Dalak Tutulumu

Practice More

Ann Arbor ve St. Jude (Murphy) evreleme sistemleri arasındaki farkları, özellikle mediastinal ve abdominal kitlelerin evrelendirilmesi üzerinden tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 75Question →

Yedi yaşında bir erkek çocuk, son birkaç aydır giderek artan halsizlik ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boy ve baş çevresinin 3. persentilin altında olduğu saptanıyor. Ayrıca sağ el başparmağının hipoplazik (gelişmemiş) olduğu dikkati çekiyor. Organomegali saptanmayan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin (HbHb)7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}11.5−13.5 g/dL11.5 - 13.5\text{ g/dL}
Lökosit (WBCWBC)2.800/mm32.800/\text{mm}^35.000−10.000/mm35.000 - 10.000/\text{mm}^3
Trombosit32.000/mm332.000/\text{mm}^3150.000−450.000/mm3150.000 - 450.000/\text{mm}^3
Retikülosit%0.3\%0.3%0.5−%1.5\%0.5 - \%1.5

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fanconi aplastik anemisi

Answer

Kısa boy, mikrosefali ve başparmak anomalisi ile birlikte pansitopeni (hemoglobin, lökosit ve trombosit düşüklüğü) görülen hastalarda en olası tanı Fanconi aplastik anemisidir.
Vakada sunulan kısa boy, mikrosefali ve başparmak anomalisi gibi fiziksel bulgular, pansitopeni (üç hücre serisinin de düşük olması) ile birleştiğinde Fanconi aplastik anemisi tanısı için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir. Fanconi aplastik anemisi, DNA tamir defekti sonucu gelişen ve en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetersizliği sendromudur.

Step-by-Step Solution

1
Fizik muayene bulgularını analiz et.
Kısa boy, mikrosefali ve başparmak anomalisi konjenital bir sendroma işaret eder.
Fanconi aplastik anemisi (FAA), en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetersizliği sendromudur ve bu fiziksel bulgularla karakterizedir.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir.
HbHb, WBCWBC ve trombosit değerlerinin düşük olması (pansitopeni) ve retikülositin düşük olması kemik iliği üretim yetersizliğini gösterir.
Hücre üretiminin tüm serilerde azalması pansitopeni tablosunu oluşturur.
3
Klinik ve laboratuvar verilerini birleştir.
Pansitopeni + Konjenital anomaliler = Fanconi Aplastik Anemisi.
Tipik fiziksel bulgular ve kemik iliği yetersizliği FAA tanısını doğrular.

Key Concept

Fanconi Aplastik Anemisi, pansitopeniye eşlik eden karakteristik fiziksel anomaliler (kısa boy, başparmak anomalileri, mikrosefali) ile tanınan kalıtsal bir kemik iliği yetersizliği sendromudur.
Estimated Time:45s
Question 76Question →

6 yaşında bir erkek çocuk, oyun parkında dizinin üzerine düştükten sonra oluşan ve beklenenden daha geniş olan morluklar nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Annesi, çocuğun bebeklikten itibaren sık sık burnunun kanadığını ve vücudunda kolayca morluklar oluştuğunu belirtiyor. Fizik muayenede her iki alt ekstremitede çok sayıda peteşi ve ekimoz saptanıyor; karaciğer ve dalak palpabl değil.

Laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Hemoglobin12.4g/dL12.4 g/dL11.5−13.5g/dL11.5 - 13.5 g/dL
Trombosit sayısı310.000/mm3310.000/mm^3150.000−450.000/mm3150.000 - 450.000/mm^3
MPV9.4fL9.4 fL7−11fL7 - 11 fL
Kanama zamanı16dakika16 dakika2−7dakika2 - 7 dakika
PT12.8saniye12.8 saniye11−15saniye11 - 15 saniye
aPTT32saniye32 saniye25−35saniye25 - 35 saniye

Periferik yaymada trombosit morfolojisi normal olarak değerlendirildiğine göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glanzmann trombastenisi

Answer

Glanzmann trombastenisi
Hastada saptanan normal trombosit sayısı ve normal MPV değerine rağmen kanama zamanının belirgin şekilde uzamış olması, fonksiyonel bir trombosit kusurunu işaret eder. Primer hemostaz bozukluğu bulguları (peteşi, ekimoz, mukozal kanama) olup koagülasyon testlerinin (PT, aPTT) normal olması durumunda, trombosit sayısı ve morfolojisi normalse akla ilk gelmesi gereken tanı Glanzmann trombastenisidir. Bu hastalıkta trombosit agregasyonundan sorumlu olan glikoprotein IIb-IIIa kompleksi eksiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Peteşi, ekimoz ve mukozal kanama öyküsü primer hemostaz bozukluğunu (trombosit veya damar duvarı sorunu) düşündürür.
Primer hemostaz bozuklukları yüzeyel kanamalarla karakterizedir.
2
Koagülasyon testlerini (PT/aPTT) analiz et
PT ve aPTT normal bulunmuştur.
Sekonder hemostaz (pıhtılaşma faktörleri) yolağının sağlam olduğunu kanıtlar.
3
Tam kan sayımı ve trombosit parametrelerini incele
Trombosit sayısı ve MPV (morfoloji göstergesi) normaldir.
Bu durum, sorunun sayısal (trombositopeni) değil, fonksiyonel olduğunu gösterir.
4
Ayırıcı tanı yap
Normal sayı + normal morfoloji + uzamış kanama zamanı = Trombosit fonksiyon bozukluğu (Glanzmann).
Glanzmann trombastenisinde GPIIb-IIIa eksikliği nedeniyle agregasyon bozuktur ancak morfoloji ve sayı normaldir.

Key Concept

Primer hemostaz bozukluklarında ayırıcı tanıda trombosit sayısı ve MPV'nin kullanımı.
Question 77Question →

33 yaşında bir erkek çocuk, rutin kontrol amacıyla polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden son bir yıldır kırmızı et tüketmeyi reddettiği, beslenmesinin ağırlıklı olarak inek sütü ve unlu gıdalardan oluştuğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde hafif solukluk ve tırnaklarda düzleşme saptanıyor. Laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)9.29.2 g/dL
MCV6262 fL
RDW18.5%18.5\%
Eritrosit (RBC) sayısı3.7×1012/L3.7 \times 10^{12}/L
Serum demiri2222 μ\mug/dL
SDBK (TIBC)480480 μ\mug/dL
Ferritin55 ng/mL

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Demir eksikliği anemisi

Answer

Demir eksikliği anemisi
Hastanın öyküsündeki yetersiz kırmızı et tüketimi ve koilonişi bulgusu demir eksikliğini düşündürür. Laboratuvarda izlenen derin mikrositoz (MCV 6262), yüksek RDW, düşük serum demiri ve yüksek SDBK klasik demir eksikliği tablosudur. Tanıyı kesinleştiren en önemli bulgu ise ferritin düzeyinin 1212 ng/mL'nin (bu vakada 55 ng/mL) altında olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendir
Hb 9.29.2 g/dL (düşük) ve MCV 6262 fL (düşük) olması hastada mikrositer anemi olduğunu gösterir.
Anemilere yaklaşımda ilk adım morfolojik sınıflamadır; düşük MCV mikrositer grubu işaret eder.
2
RDW ve RBC sayısını incele
RDW %18.5\%18.5 (yüksek) ve RBC 3.73.7 (görece düşük) olması besinsel eksiklikleri destekler.
Demir eksikliğinde eritrosit boyutları değişken olduğu için RDW artar, talasemide ise genellikle sabittir.
3
Demir parametrelerini ve ferritini kontrol et
Düşük ferritin (55 ng/mL), düşük serum demiri ve yüksek SDBK (480480 μ\mu g/dL) saptanmıştır.
Ferritin, demir depolarını gösteren en spesifik testtir ve düşüklüğü demir eksikliği anemisi tanısını kesinleştirir.

Key Concept

Çocukluk çağında mikrositer aneminin en sık nedeni demir eksikliği olup, tanıda düşük ferritin ve yüksek SDBK/RDW anahtar bulgulardır.
Estimated Time:1m 30s
Question 78Question →

1010 aylık bir kız bebek; yaygın lenfadenopati, hepatosplenomegali ve 250.000/mm3250.000/\text{mm}^3 lökosit sayısı ile başvuruyor. Yapılan kemik iliği aspirasyon incelemesinde blastların immünofenotiplemesinde CD10 (CALLA) negatifliği saptanırken, myeloid ilişkili bir antijen olan CD15 ekspresyonu pozitif izleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları doğrultusunda, hastada saptanması en muhtemel sitogenetik anomali ve beklenen klinik gidişat ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: 11q2311q23 bölgesindeki 'MLL' gen düzenlenmesi (t(4;11)t(4;11) gibi) en olası bulgudur ve prognoz oldukça kötüdür.

Answer

11q23 bölgesindeki 'MLL' gen düzenlenmesi (t(4;11) gibi) en olası bulgudur ve prognoz oldukça kötüdür.
Bebeklik dönemi lösemileri (1 yaş altı), genellikle çok yüksek lökosit sayıları ve erken B hücreli (pro-B) fenotipi (CD10 negatifliği) ile seyreder. Bu vakaların yaklaşık %75\%75-%80\%80'inde 11q2311q23 bölgesindeki MLL (KMT2A) geninin düzenlenmesi saptanır. En sık görülen partner kromozom 4q214q21 olup t(4;11)t(4;11) translokasyonu oluşur. Bu hastalar santral sinir sistemi tutulumuna çok eğilimlidir ve prognozları standart risk grubuna göre oldukça kötüdür. CD15 pozitifliği gibi myeloid antijenlerin varlığı da bu genetik gruba özgü 'mixed lineage' özelliğini yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşını ve ilk başvuru bulgularını değerlendir.
10 aylık bir bebekte (1 yaş altı) çok yüksek lökosit sayısı (250.000/mm3250.000/\text{mm}^3) ve belirgin organomegali infantil ALL tanısını ön plana çıkarır.
İnfantil lösemiler, pediatrik lösemiler içinde farklı bir biyolojik kategori oluşturur.
2
Blastların immünofenotipik özelliklerini analiz et.
CD10 (CALLA) negatifliği ve myeloid antijen (CD15) pozitifliği 'Pro-B ALL' (L1) alt tipini tanımlar.
CD10 negatifliği, blastların çok erken bir evrede (pro-B) takıldığını gösterir ve bu durum bebeklik lösemilerinde karakteristiktir.
3
Klinik ve immünofenotipik tabloyu sitogenetik verilerle birleştir.
Bu kombinasyon pediatrik yaş grubunda en yüksek oranda 11q2311q23 bölgesindeki 'MLL' (Mixed Lineage Leukemia) gen düzenlenmesi ile ilişkilidir.
MLL gen düzenlenmeleri (en sık t(4;11)t(4;11)), santral sinir sistemi tutulum riski yüksek ve tedaviye dirençli kötü bir prognoz sergiler.

Key Concept

İnfantil ALL'de MLL (11q23) Gen Düzenlenmesi ve Prognoz
Estimated Time:2m 0s
Question 79Question →

2222 aylık bir erkek çocuk, son 33 aydır giderek artan halsizlik, yürümede dengesizlik ve dilde yanma hissi nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenesinde solukluk ve atrofik glossit saptanıyor. Nörolojik muayenede derin tendon reflekslerinde azalma ve vibrasyon duyusunda kayıp dikkati çekiyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin6.8 g/dL6.8 \text{ g/dL}
MCV112 fL112 \text{ fL}
RDW%22\%22
Periferik YaymaHipersegmente nötrofiller
Serum Vitamin B12B_{12}90 pg/mL90 \text{ pg/mL} (Düşük)
Serum Folat12 ng/mL12 \text{ ng/mL} (Normal)

Hastanın mide aspirasyonunda pH 2.02.0 (normal asidite) saptanmasına rağmen intrinsik faktör aktivitesi ölçülememiştir. İdrar analizinde proteinüri saptanmayan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konjenital pernisiyöz anemi

Answer

Konjenital pernisiyöz anemi
Hastada saptanan düşük serum vitamin B12B_{12} düzeyi, megaloblastik anemi bulguları ve nörolojik semptomlar tipik bir eksiklik tablosudur. Mide aspiratında pH'ın normal (2.02.0) olması ancak intrinsik faktörün saptanamaması, mide mukozasının sağlam olduğunu ancak IF sentezinin olmadığını gösterir. Bu durum, çocukluk çağında 'Konjenital Pernisiyöz Anemi' olarak tanımlanır ve proteinüri olmamasıyla Imerslund-Gräsbeck'ten, asidite olmasıyla da erişkin tip pernisiyöz anemiden ayrılır.

Step-by-Step Solution

1
Hematolojik verileri analiz et.
Düşük hemoglobin, yüksek MCV (112 fL112 \text{ fL}) ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiye işaret eder.
Aneminin morfolojik tipini belirlemek tanı için ilk adımdır.
2
Etiyolojiyi vitamin düzeylerine göre sınıflandır.
Serum B12B_{12} düzeyi düşük, folat düzeyi normaldir.
Megaloblastik aneminin en sık iki nedeni olan B12B_{12} ve folat eksikliğini ayırt etmek gerekir.
3
Mide aspirasyonu ve idrar bulgularını yorumla.
Normal mide asidi varlığına rağmen intrinsik faktörün (IF) olmaması konjenital IF eksikliğini (konjenital pernisiyöz anemi) gösterir. Proteinüri olmaması Imerslund-Gräsbeck sendromunu dışlar.
B12B_{12} eksikliğinin spesifik emilim veya taşıma defektini belirlemek ayırıcı tanı için kritiktir.

Key Concept

Konjenital pernisiyöz anemi, mide asit salgısı normal olmasına rağmen intrinsik faktörün genetik olarak sentezlenemediği, genellikle yaşamın ikinci yılında bulgu veren bir B12B_{12} eksikliği nedenidir.

Hints

1
Megaloblastik anemide ilk adım vitamin B12B_{12} ve folat düzeylerine bakmaktır.
2
Düşük B12B_{12} düzeyinin emilim bozukluğuna bağlı olup olmadığını mide asidi ve intrinsik faktör durumu belirler.
3
Normal mide asidine rağmen saptanamayan intrinsik faktör, tipik olarak konjenital IF eksikliğine işaret eder.

Practice More

İleal rezeksiyon öyküsü olan bir hastada B12B_{12} emilim mekanizmasını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 80Question →

2.52.5 yaşında erkek çocuk; bebekliğinden itibaren süregelen gelişme geriliği, kronik ishal ve tekrarlayan piyojenik deri enfeksiyonları nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Ailesi dışkısının oldukça hacimli ve pis kokulu olduğunu ifade ediyor. Fizik muayenede boy ve tartı 33 persentilin altında saptanırken, toraks ön-arka çapında daralma ve ekstremitelerin uzun kemiklerinde metafizer bölgelerde belirgin genişlemeler dikkati çekiyor. Batın muayenesinde organomegali saptanmıyor.

Laboratuvar bulguları:
- Hb: 9.2 g/dL9.2\text{ g/dL}
- BK: 2.300/mm32.300/\text{mm}^3 (Mutlak nötrofil sayısı: 550/mm3550/\text{mm}^3)
- Trombosit: 95.000/mm395.000/\text{mm}^3
- Retikülosit: %0.3\%0.3
- Ter testi: 22 mEq/L22\text{ mEq/L} (Normal: <40 mEq/L<40\text{ mEq/L})
- Serum tripsinojen düzeyi: Düşük

İskelet grafilerinde metafizer kondrodizplazi ile uyumlu görünüm saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Schwachman-Diamond Sendromu

Answer

Schwachman-Diamond Sendromu
Doğru seçenek olan Schwachman-Diamond sendromu, Fanconi aplastik anemisinden sonra en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromudur. Hastada görülen steatorre (pankreas yetmezliği), nötrofeni/pansitopeni ve radyolojik olarak saptanan metafizer kondrodizplazi bu tanı için klasiktir. SBDS gen mutasyonu en sık nedendir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların analizi
Hastada steatorre (yağlı dışkılama), büyüme geriliği ve pansitopeni olduğu saptandı.
Ayırıcı tanıda ekzokrin pankreas yetmezliği ile kemik iliği yetmezliğini birleştiren sendromlar düşünülmelidir.
2
Kistik Fibrozis ve Pearson Sendromu ayrımı
Ter testinin normal olması Kistik Fibrozis'i; sideroblastik anemi ve vakuolizasyonun olmaması Pearson sendromunu uzaklaştırdı.
Pankreas yetmezliği olan her çocukta ter testi ilk basamaktır, ancak hematolojik bulgular ek inceleme gerektirir.
3
İskelet bulgularının değerlendirilmesi
Metafizer kondrodizplazi bulgusu saptandı.
Metafizer disostoz, Schwachman-Diamond sendromunu diğer benzer sendromlardan ayıran en spesifik radyolojik bulgudur.
4
Tanının kesinleştirilmesi
Schwachman-Diamond sendromu tanısına ulaşıldı.
Tüm klinik ve laboratuvar bulguları (pankreas + ilik + kemik) bu tanıyı desteklemektedir.

Key Concept

Schwachman-Diamond Sendromu'nda ekzokrin pankreas yetmezliği, kemik iliği yetmezliği ve iskelet anomalileri (metafizer disostoz) triadı görülür.

Practice More

Schwachman-Diamond sendromlu hastalarda miyelodisplastik sendrom ve lösemiye dönüşüm riskini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
PreviousPage 4 / 21Next
Hematoloji ve Onkoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 4 | Examkin