All practice questions

8734 questions

Question 881Question

İslam düşünce tarihinde Hz. Muhammed'in konumu ele alınırken, onun hem vahiy alan bir elçi (resul) hem de toplum içinde yaşayan bir insan (beşer) olduğu vurgulanır. Tarihsel süre��te bu iki yönün sınırlarının doğru tayin edilememesi, ifrat ve tefrit boyutunda çeşitli dinî yorumların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Örneğin, onun peygamberlik y��nünü tamamen göz ardı edip onu sıradan bir postacı gibi gören yaklaşım ile onun beşerî sınırlarını aşındırarak ona aşkın/ilahüstü nitelikler atfeden yaklaşım İslam'ın tevhit ilkesiyle çelişmektedir. Bu bağlamda, Hz. Muhammed’in peygamberlik yönünün doğru anlaşılması, dinin hem korunması hem de pratik hayatta uygulanabilmesi için hayati önem taşımaktadır.

Buna göre, Hz. Muhammed’in hayatından verilen;

I. Vahyi yalnızca insanlara iletmekle kalmayıp onu kendi hayatında uygulayarak somutlaştırması ve açıklaması,
II. Toplumsal meselelerde vahiy dışı konularda da kendi görüşlerini beyan edebilmesi ve gerektiğinde sahabeyle istişare etmesi,
III. Kur'an'ın genel ilkelerini pratik hayata aktarırken dinî konularda hüküm koyma (teşri) yetkisinin bulunması

durumlarından hangileri doğrudan onun peygamberlik (risalet) yönüyle ilişkilidir?

Show answer & explanation

Answer: I ve III

Answer

I ve III
I ve III öncüllerinde yer alan ifadeler doğrudur. Vahyin açıklanması (tebyin), yaşanarak örnek olunması (temsil) ve dinî konularda hüküm konulması (teşri) doğrudan Hz. Muhammed'in peygamberlik (risalet) yönünün ve kendisine verilen ilahi vazifenin birer yansımasıdır. Vahiy dışı konularda fikir beyan etmek ve istişarede bulunmak ise peygamberin beşerî (insani) yönünün kapsamına girmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Öncelikle sorudaki durumların Hz. Muhammed'in peygamberlik (risalet) ve beşerî (insanî) yönleriyle nasıl ilişkilendirileceğini belirlemek gerekir.
Peygamberlik yönü vahiy almaya, dinî açıklamalar yapmaya (tebyin), dinî hükümler koymaya (teşri) ve dini bizzat yaşayarak örnek olmaya (temsil) dayanırken; beşerî yönü ise onun yemek yemesi, evlenmesi, ticaret yapması, vahiy dışı konularda kendi fikrini beyan etmesi ve istişarelerde bulunması gibi insani özelliklerini kapsar.
Soruda hangi öncüllerin doğrudan risalet yönüyle ilgili olduğunu tespit etmek için bu kavramsal ayrımın yapılması şarttır.
2
Birinci öncülün incelenmesi: 'Vahyi yalnızca insanlara iletmekle kalmayıp onu kendi hayatında uygulayarak somutlaştırması ve açıklaması' durumu değerlendirilir.
Bu durum, Hz. Muhammed'in dinî açıklamada bulunma (tebyin) ve dinî yaşantısıyla örnek olma (temsil) görevlerini ifade eder. Bu görevler peygamberlik sıfatının doğrudan bir sonucudur.
Vahyin açıklanması ve uygulanması insani bir tercih değil, ilahi görevlendirmenin (risaletin) bir parçasıdır.
3
İkinci öncülün incelenmesi: 'Toplumsal meselelerde vahiy dışı konularda da kendi görüşlerini beyan edebilmesi ve gerektiğinde sahabeyle istişare etmesi' durumu analiz edilir.
Bu durum, Hz. Muhammed'in vahye dayanmayan, insani tecrübe ve aklıyla verdiği kararları temsil eder (örneğin Bedir Savaşı'nda ordugahın yeri konusundaki istişareler). Dolayısıyla doğrudan beşerî yönüyle ilgilidir.
Risalet yönü vahiy ve ilahi koruma altındayken, vahiy dışı konulardaki görüş beyanları peygamberin insani aklının ve toplumsal kimliğinin bir yansımasıdır.
4
Üçüncü öncülün incelenmesi: 'Kur'an'ın genel ilkelerini pratik hayata aktarırken dinî konularda hüküm koyma (teşri) yetkisinin bulunması' durumu değerlendirilir.
Teşri (hüküm koyma) yetkisi, Hz. Muhammed'e Allah tarafından bahşedilen dinî bir yetkidir. Bu yetki sıradan bir insanda bulunamaz, sadece vahye muhatap olan peygambere aittir.
Dinde haram ve helal sınırlarını belirleme veya Kur'an'da detaylandırılmayan hususlarda hüküm verme yetkisi peygamberlik yönünün en belirgin özelliklerindendir.
5
Elde edilen sonuçların birleştirilmesi sağlanır.
Birinci ve üçüncü öncüller doğrudan peygamberlik (risalet) yönüyle ilişkiliyken, ikinci öncül beşerî yönüyle ilişkilidir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için doğrudan risalet kapsamında kalan öncüller bir araya getirilir.

Key Concept

Hz. Muhammed'in beşerî ve peygamberlik yönleri arasındaki temel ayrımlar ve bu yönlerin dinî görevlerle (tebyin, temsil, teşri vb.) ilişkisi.
Estimated Time:2m 0s
Question 882Question

Klasik mantıkta kavramlar arası hiyerarşik ilişkileri ve bu kavramların taşıdığı nitelikleri sın��flandırmada "beş tümel" (cins, tür, ayrım, özgülük, ilinti) temel bir rol oynar. Bu tümel kavramlar sabit tanımlardan ziyade, kavramların birbirlerine göre üstlendikleri göreli konumlara göre işlev kazanır.

Bir felsefe öğretmeni, beş tümel konusunu işlerken tahtaya şu örneği yazar:
"Akıllı saat" kavramı, "giyilebilir teknoloji" kavramına göre tür iken, "elektronik cihaz" kavramına göre daha özel bir basamakta yer alır. Akıllı saati diğer saat türlerinden ayıran "sensörlerle nabız ölçebilme" niteliği onun için bir ayrım iken; akıllı saat türüne özgü olan "adım sayma" yetisi özgülük, "mavi renkli kordona sahip olma" ya da "şarj edilebilir olma" durumları ise ilintidir.

Öğretmenin bu örneğinden hareketle öğrencilerden Ayşe şu yorumları yapmıştır:
I. "Giyilebilir teknoloji" kavramı, "akıllı saat" kavramına göre cins konumundadır.
II. "Sensörlerle nabız ölçebilme" özelliği, akıllı saatin kurucu ve özsel bir niteliği olduğundan ayrım tümelini örneklendirir.
III. "Şarj edilebilir olma" özelliği, sadece akıllı saat türüne ait bir durum olduğundan özgülük kapsamında değerlendirilmelidir.

Buna göre, Ayşe'nin yaptığı yorumlardan hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Doğru cevap I ve II ifadelerini içeren seçenektir.
Ayşe'nin I. ve II. yorumları doğrudur. Giyilebilir teknoloji, akıllı saate kıyasla daha genel olduğu için cinstir. Sensörlerle nabız ölçebilme özelliği ise akıllı saati diğer saatlerden ayıran temel özsel nitelik olduğundan ayrımdır. Dolayısıyla I ve II ifadelerinin yer aldığı seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Cins ve tür kavramlarının göreli ilişkisini metindeki örneğe göre incelemek.
"Giyilebilir teknoloji" kavramının "akıllı saat" kavramını kapsayan daha genel bir sınıf olduğunu, dolayısıyla ona göre "cins" konumunda bulunduğunu tespit etmek.
Cins, altında başka türleri barındıran daha kapsayıcı kavramları ifade eder.
2
Ayrım tümelinin işlevini verilen özellik üzerinden değerlendirmek.
"Sensörlerle nabız ölçebilme" özelliğinin akıllı saat türünü genel saat cinsinden ayıran özsel ve ayırt edici nitelik (ayrım) olduğunu belirlemek.
Ayrım, aynı cins içerisindeki bir türü diğer türlerden ayıran temel özelliktir.
3
Özgülük ve ilinti tümelini "şarj edilebilir olma" örneği üzerinden karşılaştırmak.
"Şarj edilebilir olma" niteliğinin telefondan bilgisayara kadar pek çok farklı elektronik cihaz türünde ortak bulunması sebebiyle özgülük değil ilinti olduğunu anlamak.
Özgülük yalnızca tek bir türe ait olan özellikleri tanımlarken, ilinti birden fazla türe yayılan özsel olmayan özellikleri kapsar.

Key Concept

Beş Tümel (Cins, Tür, Ayrım, Özgülük, İlinti) kavramlarının tanımı ve birbirleriyle ilişkileri
Estimated Time:2m 0s
Question 883Question

Malinowski’nin Trobriand Adalıları üzerine yaptığı antropolojik araştırmalarda, yerlilerin iç denizdeki (lagün) güvenli ve öngörülebilir sularda balık avlarken herhangi bir ayin ya da dinsel-büyüsel pratiğe başvurmadıkları; buna karşın tehlikeli, fırtınalı ve belirsizliklerle dolu açık denize çıkarken yoğun ritüeller gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Benzer şekilde, çağdaş sosyolojik analizlerde de bireylerin çaresizlik, ölüm riski, büyük yıkımlar veya açıklanamayan travmatik doğa olayları karşısında dinsel inançlara yönelerek bir sığınak aradıkları görülür.

Bu parçada yer alan tespit ve gözlemler, din kurumunun aşağıdaki toplumsal ya da bireysel işlevlerinden hangisini doğrudan örneklendirmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Bireyin hayatın belirsizlikleri ve krizleri karşısında anlam arayışına yanıt vererek varoluşsal teselli sağlaması

Answer

Bireyin hayatın belirsizlikleri ve krizleri karşısında anlam arayışına yanıt vererek varoluşsal teselli sağlaması
Parçada Trobriand Adalılarının açık denizdeki belirsizlik ve tehlike durumlarında ritüellere sığınması ile modern insanların ölüm ve afetler gibi kriz durumlarında inanç sistemlerine yönelmesi örneklenmektedir. Bu durum, din kurumunun bireylere hayatın kontrol edilemeyen, öngörülemeyen yönleri karşısında bir açıklama sunarak varoluşsal bir anlam kazandırma ve teselli etme işlevine (anlam kazandırıcı işlev) işaret eder. Dolayısıyla bireyin hayatın belirsizlikleri karşısındaki anlam arayışını ve varoluşsal güven ihtiyacını karşılayan seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel sosyolojik gözlem ve örnek olay analiz edilmelidir.
Trobriand Adalılarının açık denizdeki belirsizliklere karşı ritüeller uygulaması ve modern insanın ölüm/afet durumlarında dine yönelmesi, bilinmezlik ve kriz anlarında sığınma arayışını göstermektedir.
Metnin ana fikrini ve odak noktasını saptamak.
2
Bu sığınma arayışı ile dinin sosyolojik işlevleri ilişkilendirilmelidir.
Bilinmezlikler karşısında sunulan teselli ve anlam arayışına verilen yanıt, din kurumunun anlam kazandırıcı işlevidir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Key Concept

Dinin anlam kazandırıcı (varoluşsal) işlevi
Question 884Question

Bir e-ticaret platformunda satıcı olan Ahmet Bey, piyasada talebi çok yüksek olan ancak tedariki azalan bir temizlik ürününün elindeki tüm stoklarını satıştan çekmiştir. Ahmet Bey, ürünün piyasada tamamen tükenmesini bekleyip fiyatların normalin çok üzerine çıkmasının ardından elindeki stokları yüksek fiyattan piyasaya sürmeyi planlamaktadır.

Buna göre Ahmet Bey’in gerçekleştirmeyi planladığı bu eylem, İslam iktisat ahlakındaki a��ağıdaki kavramlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir ve yasaklanmasının temel ahlaki gerekçesi nedir?

Show answer & explanation

Answer: İhtikar - Ürünlerin piyasadan çekilerek yapay darlık oluşturulması ve tüketicinin temel ihtiyaçlar üzerinden sömürülmesi

Answer

İhtikar - Ürünlerin piyasadan çekilerek yapay darlık oluşturulması ve tüketicinin temel ihtiyaçlar üzerinden sömürülmesi
İhtikar (karaborsacılık), piyasadaki tüketim mallarını toplayıp stoklayarak yapay bir kıtlığa yol açmak ve bu yolla fiyatların fahiş derecede yükselmesini sağlayarak haksız kazanç elde etmektir. Ahmet Bey'in e-ticaret platformundaki stokları çekerek fiyat artışı beklemesi bu kavramla doğrudan uyuşur ve bu durum tüketicileri sömürdüğü için dinen yasaklanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki olay ve eylemin niteliğini belirlemek
Ahmet Bey'in malı stoklayıp piyasada yapay bir darlık yaratmayı ve fiyatların aşırı yükselmesini bekleyerek kazanç sağlamayı planladığı tespit edilmiştir.
Soruda anlatılan ticari eylemin ahlaki sınırlarını çizmek ve İslam hukukundaki karşılığını bulmak için durum analizi yapılmalıdır.
2
Tespit edilen eylemi iktisat ahlakındaki terimlerle karşılaştırmak
Malı stoklayıp pahalılaşmasını bekleyerek piyasaya sürme eyleminin İslam iktisat terminolojisinde 'ihtikar' (karaborsacılık) kavramına karşılık geldiği belirlenmiştir.
Haksız kazanç yollarının fıkhi tanımları incelenerek senaryodaki eylemin tam adı konulmalıdır.
3
Kavramın yasaklanma gerekçesini toplumsal ahlak açısından değerlendirmek
İhtikarın yasaklanma nedeninin, toplumsal refahı bozması, yapay darlık üreterek tüketicileri temel ihtiyaç maddeleri üzerinden mağdur etmesi ve haksız bir sömürü ortamı yaratması olduğu sonucuna varılmıştır.
Kavramın sadece ismini bilmek yeterli olmayıp, aynı zamanda dinin bu konudaki ahlaki ve hukuki yasaklama mantığı analiz edilmelidir.

Key Concept

İhtikar (Karaborsacılık)
Estimated Time:2m 0s
Question 885Question

Mantıksal açıdan geçerli ve tutarlı bir tanım yapabilmek, tanımlanan kavramın sınırlarının doğru çizilmesine ve zihinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde canlanmasına bağlıdır. Klasik mantıkta bu amac�� gerçekleştirmek adına belirli tanımlama kuralları vazedilmiştir. Bu kuralların ihlal edilmesi durumunda tanım mantıksal değerini yitirir.

Buna göre;
I. Hukuk, hukuki kurallarla belirlenmiş toplumsal düzenin kendisidir.
II. Öğretmen, sadece lise düzeyindeki öğrencilere ders anlatan eğitimcidir.
III. Öfke, insanın mantık süzgecini yırtıp atan kara bir fırtınadır.

tanımlarında s��rasıyla ihlal edilen tanım kuralları aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: I. Tanımda kısır döngü (devir) bulunmamalıdır — II. Tanım ne dar ne geniş (câmi ve mâni) olmalıdır — III. Tanım açık ve net olmalıdır

Answer

I. Tanımda kısır döngü (devir) bulunmamalıdır — II. Tanım ne dar ne geniş (câmi ve mâni) olmalıdır — III. Tanım açık ve net olmalıdır
Doğru seçenekteki eşleştirme öncüllerdeki mantıksal kusurları tam olarak karşılamaktadır. İlk öncülde hukuk kavramı kendisiyle tanımlanarak dairesellik (devir) yapılmış; ikinci öncülde öğretmen kavramı lise düzeyiyle sınırlandırılarak dar (câmi ve mâni olma kuralına aykırı) tanımlanmış; üçüncü öncülde ise öfke kavramı fırtına benzetmesiyle mecazi (açık ve net olmama) biçimde tanımlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncüldeki tanımı analiz etmek.
'Hukuk' kavramı tanımlanırken 'hukuki kurallar' ifadesi kullanılmıştır. Bir kavramın kendisiyle veya kendi türevi olan bir başka sözcükle tanımlanması klasik mantıkta dairesellik (devir/kısır döngü) kusurunu doğurur. Bu nedenle birinci öncülde 'Tanımda kısır döngü (devir) bulunmamalıdır' kuralı ihlal edilmiştir.
Geçerli bir tanımın kendisinden daha az bilinen veya kendisiyle eş değerde kapalı olan bir kavramla yapılmaması gerekir.
2
İkinci öncüldeki tanımı analiz etmek.
'��ğretmen' kavramı sadece 'lise düzeyindeki öğrencilere ders anlatan eğitimci' olarak tanımlanmıştır. Ancak öğretmenlik mesleği okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve yükseköğretim gibi diğer seviyeleri de kapsar. Bu tanım, tanımlananın bazı fertlerini (lise dışındaki öğretmenleri) dışarıda bıraktığı için dar bir tanımdır. Dolayısıyla 'Tanım ne dar ne geniş (câmi ve mâni) olmalıdır' kuralı ihlal edilmiştir.
Tanımın tanımlanan kavramın bütün bireylerini içine alması (câmi) ve tanımlanmayanları dışarıda tutması (mâni) şarttır.
3
Üçüncü öncüldeki tanımı analiz etmek.
'Öfke' kavramı 'mantık süzgecini yırtıp atan kara bir fırtına' şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım nesnel ve açık bir tanım olmaktan uzak, tamamen mecazi ve edebi bir anlatımdır. Bu durum, 'Tanım açık ve net olmalı, mecazi ifadelere yer verilmemelidir' kuralının ihlalidir.
Mantıksal tanımların zihinde netlik oluşturması için bilinen terimlerle ve doğrudan yapılması gerekir; sanatsal veya kapalı ifadeler tanım değerini yok eder.

Key Concept

Tanım ve Tanım Koşulları
Estimated Time:2m 0s
Question 886Question

Klasik mantıkta karşı olum karesi kurallarına göre, 'Bazı metaller iletkendir' önermesinin doğru olduğu kabul edildiğinde, bu önermenin çelişiği olan 'Hiçbir metal iletken değildir' önermesinin doğruluk değeri kesinlikle yanlış olur.

Show answer & explanation

Answer: True

Answer

Verilen ifade doğrudur. Klasik mantık kurallarına göre çelişik iki önerme aynı anda doğru olamaz; biri doğruysa diğeri zorunlu olarak yanlıştır.
Klasik mantıkta karşı olum karesine göre, çelişik önermeler hiçbir zaman aynı doğruluk değerini alamazlar. Biri doğruysa diğeri kesinlikle yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Önermelerin nitelik ve nicelik yönünden türlerini belirleme
'Bazı metaller iletkendir' önermesi tikel olumlu, 'Hiçbir metal iletken değildir' önermesi ise tümel olumsuz önermedir.
Karşı olum karesindeki ilişkileri belirlemek için öncelikle önermelerin tiplerini saptamak gerekir.
2
Önermeler arasındaki karşı olum ilişkisini tespit etme
Tikel olumlu ile tümel olumsuz önermeler karşı olum karesinde birbirinin çelişiğidir.
Özne ve yüklemi aynı olan bu önermelerin hem niteliği hem de niceliği farklı olduğundan aralarındaki ilişki çelişikliktir.
3
Çelişiklik kuralına göre doğruluk değeri geçişini uygulama
Çelişik önermelerden biri doğruyken diğeri zorunlu olarak yanlıştır. Dolayısıyla, tikel olumlu önerme doğruysa, tümel olumsuz olan çelişiği kesinlikle yanlış olur.
Klasik mantıkta çelişiklik kuralı gereği iki çelişik önerme aynı anda doğru veya aynı anda yanlış olamaz.

Key Concept

Karşı olum karesinde çelişik önermeler arasındaki doğruluk değeri ilişkisi
Question 887Question

Aşağıda verilen âşık edebiyatı dörtlüklerini, hece ölçüsü, üslup ve tema özelliklerini dikkate alarak sağdaki uygun nazım biçimi ve türü eşleştirmeleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Suna yolların bakarım
Gözümden yaşlar dökerim
Senin için ben yanarım
Yarim senden ayrılalı
Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda seyran beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için yaran beğenmez
Bre ağalar bre beyler
Hemen gelip geçti ömrüm
Bir rüzgardır estim eyvah
Bir gecelik rüya gibi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Suna yolların bakarım dörtlüğü '8'li hece ölçüsüyle söylenmiş, lirik temalı bir güzelleme (Semai)'; Kalktı göç eyledi dörtlüğü '11'li hece ölçüsüyle söylenmiş, kahramanlık temalı bir koçaklama'; Ormanda büyüyen dörtlüğü '11'li hece ölçüsüyle söylenmiş, eleştirel temalı bir taşlama'; Bre ağalar dörtlüğü '8'li hece ölçüsüyle söylenmiş, bre ünlemini barındıran varsağı' ile eşleşir.
Dörtlüklerin hece ölçüleri sayıldığında ve temaları incelendiğinde; 'Suna yolların bakarım' lirik temalı ve 8 heceli olup Güzelleme (Semai) ile, 'Kalktı göç eyledi' epik temalı ve 11 heceli olup Koçaklama ile, 'Ormanda büyüyen' eleştirel temalı ve 11 heceli olup Taşlama ile, 'Bre ağalar bre beyler' ise barındırdığı nida ve 8 heceli yapısıyla Varsağı ile doğru eşleşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Dörtlüklerin hece sayılarını belirlemek
Birinci ve dördüncü dörtlükler 8'li hece ölçüsüyle; ikinci ve üçüncü dörtlükler ise 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Âşık edebiyatında hece sayısı (8'li veya 11'li olması), semai/varsağı ile koşma biçimlerini birbirinden ayırmada ilk temel adımdır.
2
Dörtlüklerin tema ve anahtar sözcüklerini incelemek
Birinci dörtlükte aşk ve ayrılık (suna, yarim), ikinci dörtlükte kahramanlık ve göç (Avşar elleri, yollar bizimdir), üçüncü dörtlükte toplumsal eleştiri (seyran beğenmez, yaran beğenmez), dördüncü dörtlükte ise 'bre' ünlemiyle birlikte felekten şikayet/yiğitçe eda tespit edilir.
Şiirlerin işledikleri temalar ve barındırdıkları biçimsel ünlemler, nazım türünü (güzelleme, koçaklama, taşlama) veya özel nazım biçimini (varsağı) belirlemeyi sağlar.
3
Hece ölçüsü ile temaları birleştirerek eşleştirmeyi tamamlamak
Suna yolların bakarım (8 heceli + lirik) -> Güzelleme/Semai; Kalktı göç eyledi (11 heceli + epik) -> Koçaklama; Ormanda büyüyen (11 heceli + eleştiri) -> Taşlama; Bre ağalar (8 heceli + 'bre') -> Varsağı eşleştirmesi yapılır.
Elde edilen yapısal (hece ölçüsü) ve tematik (nazım türü) veriler, sağ sütundaki tanımlarla bire bir örtüşür.

Key Concept

Âşık edebiyatı nazım biçimlerini (koşma, semai, varsağı) hece ölçüsü, üslup ve nazım türlerine (güzelleme, koçaklama, taşlama) göre ayırt edebilme.
Question 888Question

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında kıskançlık ve intikam temalarını merkeze alan bu yapıtta, kıskançlık duygusunun insan psikolojisi ve çevresi üzerindeki yıkıcı etkileri realist ve natüralist bir bakış açısıyla sergilenir. Yazar, olayları sadece toplumsal ahlak çerçevesinde ele almaz; karakterlerin davranışlarını soyaçekim (kalıtım) ve çevre faktörleriyle açıklamaya çalışır. Romanın başkahramanının, eşi Suphi'nin evdeki cariye Sırrıcemal ile yakınlaşması üzerine kapıldığı kıskançlık krizi, trajik olaylar zincirinin başlangıcı olur. Türk edebiyatında ilk psikolojik roman denemesi olarak kabul edilen bu yapıt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zehra

Answer

Zehra
Parçada sözü edilen Suphi ve Sırrıcemal karakterleri, kıskançlık ve intikam teması, soyaçekim (kalıtım) gibi natüralist ögeler ve en önemlisi 'ilk psikolojik roman denemesi' olma özelliği Nabizade Nazım'ın Zehra adlı romanına aittir.

Step-by-Step Solution

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme
Metinde eserin ilk psikolojik roman denemesi olduğu, kıskançlık ve intikam temalarını natüralist/realist yöntemlerle ele aldığı ve kahramanlarının Suphi ile Sırrıcemal olduğu belirlenmiştir.
Eserin kime ve hangi yapıta ait olduğunu belirlemek için ayırt edici nitelikleri ve karakter isimlerini saptamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki eserlerin edebi niteliklerini ve karakterlerini karşılaştırma
İntibah (ilk edebi roman - Ali Bey, Mahpeyker), Cezmi (ilk tarihi roman - Cezmi, Adil Giray), Sergüzeşt (esaret temalı realist roman - Dilber, Celal), Müşahedat (natüralist teknikli roman - Seyit Bey, Letafet) eşleştirmeleri yapılarak bu eserlerin parçadaki tanımla uyuşmadığı görülür.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru edebi eşleştirmeye ulaşmak amaçlanır.
3
Doğru eseri belirleme
Sözü edilen tüm özelliklerin (Suphi, Sırrıcemal, kıskançlık teması, natüralist soyaçekim etkisi, ilk psikolojik roman denemesi) Nabizade Nazım'ın Zehra adlı eserine ait olduğu sonucuna varılır.
Zehra, edebiyat tarihimizdeki ilk psikolojik roman denemesi ve kıskançlık konulu tezli romandır.

Key Concept

Tanzimat Dönemi'ndeki ilk romanların türsel özellikleri ve kahramanları
Question 889Question

Klasik mantıkta yer alan döndürme kurallarına göre, tümel olumlu (AA) bir önermenin ters döndürmesi yine tümel olumlu (AA) bir önerme olurken; tikel olumsuz (OO) bir önermenin düz döndürmesinin yapılamayacağı bilgisi doğru mudur?

Show answer & explanation

Answer: True

Answer

Verilen ifade doğrudur; çünkü tümel olumlu önermenin ters döndürmesi tümel olumlu bir önermedir, tikel olumsuz önermenin ise düz döndürmesi bulunmamaktadır.
Tümel olumlu önermelerin ters döndürmesi yine tümel olumlu olur. Tikel olumsuz önermelerin ise düz döndürmesi yapılamamaktadır. Dolayısıyla soru öncülündeki ifadenin doğru olduğu kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Tümel olumlu (AA) önermelerin ters döndürme kuralının incelenmesi.
Ters döndürme kuralları uyarınca (A-B-O-G kuralı), tümel olumlu (AA) bir önermenin ters döndürmesi yine tümel olumlu (AA) bir önermedir.
Tümel olumlu önermenin niteliği değiştirilmeden ve doğruluk değeri korunarak, terimlerin karşıt halleri (olmayanları) alınarak yer değiştirildiğinde yine tümel olumlu bir önerme elde edilir.
2
Tikel olumsuz (OO) önermelerin düz döndürme kuralının incelenmesi.
Düz döndürme kuralları uyarınca (E-C-İ-B kuralı), tikel olumsuz (OO) bir önermenin düz döndürmesi yapılamaz.
Tikel olumsuz bir önermede terimlerin yerleri değiştirildiğinde terimlerin kapsamı değiştiği için yeni önermenin doğruluk değeri ilk önerme ile zorunlu olarak aynı kalmaz.
3
Soruda yer alan iddiaların mantık kuralları ile karşılaştırılması.
Sorudaki her iki önerme kuralı da doğru bir biçimde ifade edilmiştir.
İfadenin bir bütün olarak doğruluğunu kesinleştirmek amacıyla kurallar sentezlenmiştir.

Key Concept

Klasik mantıkta düz döndürme ve ters döndürme kuralları ile önerme tiplerine göre uygulanabilirliği.
Question 890Question

İlk Çağ medeniyet havzalarında siyasi gücün örgütlenme biçimleri; feodal/şehir devletlerinden merkezi krallıklara ve ardından geniş coğrafyalara hükmeden imparatorluklara doğru evrilmiştir. Aşağıda bu süreçte ortaya çıkan bazı önemli siyasi, idari ve hukuksal gelişmeler verilmiştir:

I. Pers İmparatorluğu'nun, genişleyen sınırları kontrol altında tutmak amacıyla ülkeyi "satraplık" adı verilen eyaletlere ayırarak merkezi bir yönetim ve posta teşkilatı kurması
II. Sümer şehir devletlerinden Lagaş'ta, rahip-kralların otoritesini sınırlamak ve sosyal adaletsizliği önlemek amacıyla ilk yazılı yasal düzenlemelerin yapılması
III. Makedonyalı Büyük İskender'in Doğu Seferi'yle Asya ve Avrupa medeniyetlerini sentezleyen Helenizm kültürünü ortaya çıkararak çok uluslu evrensel bir imparatorluk yapısı kurması
IV. Babil Devleti'nde Kral Hammurabi'nin, gücünü tanrısal olmaktan ziyade dünyevi bir temele (orduya) dayandırarak ilk mutlak ve merkeziyet��i krallık modelini oluşturması

Bu gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Sıralama; Sümer şehir devletlerindeki Lagaş yasalarının yapılması (II), Babil Kralı Hammurabi'nin mutlak ve merkezi krallık modelini kurması (IV), Pers İmparatorluğu'nun idari birim olarak satraplık sistemine geçmesi (I) ve Makedonyalı Büyük İskender'in Doğu Seferi ile Helenizm kültürün�� başlatması (III) şeklinde kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru olmalıdır.
Verilen gelişmelerin kronolojik sıralaması yapıldığında; Sümer şehir devletlerindeki Lagaş yasaları MÖ 24. yüzyılda, Babil Krallığı'nın Hammurabi idaresinde merkezi yapıya kavuşması MÖ 18. yüzyılda, Pers İmparatorluğu'nun satraplık sistemi MÖ 6. yüzyılın sonlarında ve Makedonyalı Büyük İskender'in Helenizm sentezini kurması MÖ 4. yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda doğru kronolojik sıralama II - IV - I - III şeklinde olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olayların meydana geldiği dönemleri tespit etmek.
Lagaş Kralı Urkagina'nın yazılı yasaları MÖ 24. yüzyıla, Hammurabi'nin kanunları ve merkeziyetçi krallığı MÖ 18. yüzyıla, Pers satraplık teşkilatı MÖ 6. yüzyılın sonuna, Büyük İskender'in Helenizm kültürünü başlatan seferi ise MÖ 4. yüzyıla aittir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir olayın tarihlendiği dönemleri veya yüzyılları belirlemek gerekir.
2
Milattan Önce (MÖ) tarihlerinin büyüklük ilişkisini kurmak.
Milattan Önceki tarihlerde rakamsal değeri büyük olan tarih günümüzden daha uzaktır (geçmiştir). Bu nedenle MÖ 24. yüzyıl > MÖ 18. yüzyıl > MÖ 6. yüzyıl > MÖ 4. yüzyıl kronolojisi kurulur.
Milattan Önceki dönemlerin zaman dizinini doğru yorumlamak kronolojik hata yapmayı önler.
3
Olayları geçmişten günümüze doğru sıralamak.
Sümerlerin sosyal adaleti sağlamaya yönelik ilk yazılı kanunları (II), Babil Kralı Hammurabi'nin mutlakiyetçi kanunları (IV), Perslerin idari taksimatı olan satraplık sistemi (I) ve Büyük İskender'in kültürel sentez kuran imparatorluğu (III) sırasını alır.
Elde edilen kronolojik veriler doğrultusunda en eski olaydan en yeni olaya doğru sıralama tamamlanır.

Key Concept

İlk Çağ medeniyetlerinin siyasi güç merkezleri, idari yapıları ve hukuk sistemlerinin kronolojik gelişim süreçleri.
Question 891Question

Aşağıda, Tanzimat Edebiyatının oluşum sürecinde rol oynayan kültürel veya kurumsal gelişmeler ile bunların Türk edebiyatının genel özelliklerine olan yansımaları verilmiştir. Sol sütundaki gelişmeleri, sağ sütundaki doğru edebi sonuçlarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Tercüme Odası'nın kurulması ve yabancı dil eğitimine önem verilmesi
Terc��man-ı Ahvâl gibi ilk özel gazetelerin çıkarılması
Encümen-i Dâniş adında bir bilim kurulunun faaliyete geçirilmesi
Yeni temaların eski nazım şekilleri (gazel, kaside) içinde işlenmesi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Tercüme Odası'nın kurulması 'yeni bir aydın kuşağının yetişmesi ve Batılı kavramların aktarılması' ile; ilk özel gazetelerin çıkarılması 'kamuoyu oluşturma ve sade nesrin gelişimi' ile; Encümen-i Dâniş'in faaliyeti 'sade dille yazılmış öğretici metinlerin teşvik edilmesi' ile; eski nazım şekillerinde yeni temaların işlenmesi ise 'biçimde geleneksel kalınırken özde yenilenme yaşanması' ile eşleşmektedir.
Tercüme Odası, Batılı kavramları aktararak yeni aydın kuşağını yetiştirmiştir. Gazeteler, sade nesrin gelişimini desteklemiş ve edebi eserleri halka ulaştırmıştır. Encümen-i Dâniş, sade dille ders ve bilim kitapları hazırlayarak öğretici nesrin önünü açmıştır. Eski nazım şekilleriyle yeni kavramların işlenmesi ise biçimde geleneksel, içerikte yenilikçi olunduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Tercüme Odası'nın işlevini ve Tanzimat edebiyatının oluşumundaki rolünü değerlendirmek.
Tercüme Odası, Osmanlı aydınlarının yabancı dil öğrendiği ve Batı'daki edebi, felsefi ve siyasi birikimi Osmanlı kültür hayatına aktardığı temel kurumdur.
Edebi oluşumun fikri altyapısının nerede kurulduğunu belirlemek için.
2
Gazeteciliğin Tanzimat edebiyatının genel özellikleri üzerindeki etkisini incelemek.
İlk özel gazeteler, edebiyatın halkı eğitme ve kamuoyu oluşturma işlevini üstlenmesini sağlamış, sade nesrin gelişimini doğrudan etkilemiştir.
Edebiyatın toplumsal yayılım kanallarını ve dilin sadeleşme sürecini anlamak için.
3
Encümen-i Dâniş'in edebi ve bilimsel amaçlarını analiz etmek.
Bu bilim kurulu, halkın anlayacağı dilde sade fen, tarih ve edebiyat ders kitapları hazırlatarak öğretici nesir dilinin yerleşmesini ve yaygınlaşmasını amaçlamıştır.
Öğretici metinlerin gelişiminde kurumsal çabaların payını tespit etmek için.
4
Biçim ve içerik arasındaki ikiliğin estetik yansımasını çözümlemek.
Yeni kavramların (hürriyet, vatan) klasik nazım şekilleriyle (gazel, kaside) yazılması, Tanzimat sanatçılarının biçimsel gelenekten kopamadıklarını gösterir.
Tanzimat edebiyatının en belirgin özelliklerinden biri olan gelenekle yenilik arasındaki çatışmayı saptamak için.

Key Concept

Tanzimat edebiyatının oluşumu, hazırlık dönemi kurumları (gazete, Tercüme Odası, Encümen-i Daniş) ve genel estetik özellikleri.
Estimated Time:2m 0s
Question 892Question

Bir sosyal deneyde, kalabalık bir caddede aniden yere yığılan bir kişinin etrafında çok sayıda geçici izleyici bulunmasına rağmen, yardıma ilk koşan kişinin ortaya çıkma süresinin oldukça uzun olduğu gözlenmiştir. Aynı olay, caddede yalnızca bir ya da iki kişinin bulunduğu tenha anlarda tekrarlandığında ise çevredeki kişilerin hemen yardıma yöneldiği tespit edilmiştir.

Sosyal psikolojide, gruptaki birey sayısı arttıkça sorumluluğun paylaşılarak her bir bireyin yardım etme olasılığının düşmesini ifade eden bu durum, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Show answer & explanation

Answer: Seyirci etkisi

Answer

Seyirci etkisi
Seyirci etkisi, ortamda bulunan insan sayısı arttıkça acil durumlara müdahale etme ve sorumluluk üstlenme eğiliminin azalmasını ifade eder. Paragrafta verilen deney senaryosu, tenha yerlerde tek başına olan kişilerin hemen yardıma gitmesine karşın, kalabalık caddelerde insanların yardım etmek için daha fazla beklemesini tam olarak bu kavramla açıklamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki sosyal olay ve gözlenen değişkenler analiz edilir.
Ortamda bulunan insan sayısı arttıkça (bağımsız değişken) acil durumda yardım etme veya sorumluluk alma eğiliminin (bağımlı değişken) düştüğü gözlemlenmiştir.
Bireyin grup içindeki davranışının, gruptaki kişi sayısına göre nasıl değiştiğini anlamak için durum tespiti yapılmalıdır.
2
Seçeneklerde sunulan sosyal psikoloji ve öğrenme kavramları karşılaştırılır.
Grup içindeki sorumluluğun dağılması (diffusion of responsibility) sonucu ortaya çıkan eylemsizlik 'seyirci etkisi' kavramı ile tam olarak örtüşür.
Sosyal kaytarma, sosyal kolaylaştırma ve rol çatışması gibi diğer sosyal davranış biçimlerinin bu eylemsizlik durumunu açıklamakta yetersiz kaldığı belirlenir.
3
Doğru kavram olan 'seyirci etkisi' ile eşleştirme tamamlanır.
Acil bir durumda kalabalık arttıkça yardım etme olasılığının düşmesi, sorumluluğun dağılmasından kaynaklanan seyirci etkisidir.
Soruda sorulan 'birey sayısı arttıkça sorumluluğun paylaşılarak yardım etme olasılığının düşmesi' tanımı seyirci etkisinin temel açıklamasıdır.

Key Concept

Seyirci Etkisi ve Sorumluluğun Dağılması
Estimated Time:2m 0s
Question 893Question

Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a

Nedim'e ait bu dörtlük ve temsil etti��i nazım şekliyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Biçimsel yapısı ve tek dörtlükten ibaret olması yönüyle tuyuğ ve rubai nazım şekilleriyle tam bir benzerlik göstermektedir.

Answer

Şarkı nazım şeklinin tek dörtlükten oluştuğu ve tuyuğ ile rubaiye tam bir benzerlik gösterdiği yönündeki ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek şarkının tek dörtlükten ibaret olduğunu ve tuyuğ ile rubaiye tamamen benzediğini ileri sürmektedir. Ancak şarkılar çok bentli (3-5 bent) nazım şekilleridir; tuyuğ ve rubai ise sadece tek dörtlükten oluşur. Ayrıca şarkılarda meyan ve nakarat bulunurken tuyuğ ve rubaide bu bölümler yer almaz.

Step-by-Step Solution

1
Dörtlüğün tekrarlanan dizelerini ve yapısını analiz etme
İkinci ve dördüncü dizelerin aynı olduğu (nakarat yapısı) görülmektedir. Bu yapı şarkı nazım şekline aittir.
Nazım şeklinin belirlenmesi ve yapı özelliklerinin tespiti için ilk adım olarak uyak ve dize yapısı incelenmelidir.
2
Şarkı nazım şeklinin bent özelliklerini inceleme
Şarkılar tek dörtlükten ibaret değildir, genellikle 3 ile 5 bent arasında değişen bir yapıya sahiptir.
Şarkının bent sayısı yönüyle tek dörtlükten oluşan tuyuğ ve rubaiden ayrıldığını belirlemek gerekir.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu test etme
Tuyuğ ve rubai tek dörtlükten oluştuğu için şarkının bu türlerle biçimsel olarak tam benzerlik gösterdiği iddiası çürütülür.
Yanlış olan yargının saptanması için türlerin karşılaştırmalı analizi tamamlanmalıdır.

Key Concept

Şarkı nazım şeklinin yapısal özellikleri, meyan ve nakarat kavramları ile diğer dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinden (tuyuğ, rubai) farkları.
Question 894Question

Tanzimat I. Dönem sanatçılarından Ziya Paşa, 1868 yılında Londra'da yayımladığı bir makalede Türk edebiyatının asıl kaynağının halk şiiri ve dili olduğunu savunmuştur. Ancak 1874 yılında yayımladığı antolojinin ön sözünde bu görüşüyle çelişerek Divan edebiyatını Türk edebiyatının asıl kaynağı olarak ilan etmiş ve halk şiirini küçümsemiştir. Onun bu tutarsızlığı, aynı dönemde 'vatarı', 'hürriyeti' gibi kavramları şiire taşıyan yakın arkadaşı Namık Kemal tarafından sert bir dille eleştirilmiştir. Namık Kemal, arkadaşının bu geriye dönüşünü ve çelişkili görüşlerini eleştirmek amacıyla Türk edebiyatının ilk edebi eleştiri eseri kabul edilen yapıtı kaleme almıştır.

Bu parçada bahsedilen edebi gelişmeyle ilgili olarak Ziya Paşa'nın görüş değiştirdiği eserler ve Namık Kemal'in bu duruma tepki olarak yazdığı ilk eleştiri eseri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Şiir ve İnşa makalesinden Harabat antolojisine yönelmesi - Tahrib-i Harabat

Answer

Ziya Paşa'nın Şiir ve İnşa makalesindeki halk edebiyatı savunuculuğundan Harabat antolojisindeki divan edebiyatı taraftarlığına yönelmesi ve Namık Kemal'in bu çelişkiyi eleştiren ilk yapıtı olan Tahrib-i Harabat
Doğru cevap, Ziya Paşa'nın halk şiirini savunduğu 'Şiir ve İnşa' makalesinden divan şiirini övdüğü 'Harabat' antolojisine geçişini ve Namık Kemal'in buna tepki olarak kaleme aldığı ilk edebi eleştiri olan 'Tahrib-i Harabat' eserini içeren seçenektir. Ziya Paşa, 1868'de Hürriyet gazetesinde yayımlanan 'Şiir ve İnşa' makalesinde Türklerin asıl şiirinin halk şiiri olduğunu dile getirmiş, ancak 1874'te hazırladığı 'Harabat' antolojisinin mukaddimesinde bu görüşlerinden vazgeçerek divan şiirini yüceltmiştir. Namık Kemal de bu tutarsızlığı eleştirmek için 'Tahrib-i Harabat'ı yazmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Ziya Paşa'nın halk şiirini savunduğu ve sonrasında divan şiirine döndüğü eserleri belirleme
Ziya Paşa 1868'de 'Şiir ve İnşa' makalesinde halk edebiyatını savunurken, 1874'te yayımlanan 'Harabat' antolojisinde divan edebiyatını savunarak fikir değiştirmiştir.
Parçada Ziya Paşa'nın halk şiirinden divan şiirine yöneldiği eserler sorulmaktadır.
2
Namık Kemal'in bu görüş değişikliğine tepki olarak yazdığı ilk eleştiri eserini saptama
Namık Kemal, Ziya Paşa'nın bu çelişkisini eleştirmek amacıyla Türk edebiyatının ilk edebi eleştiri eseri olan 'Tahrib-i Harabat'ı yazmıştır.
Parçada Namık Kemal'in Ziya Paşa'nın tutumuna karşı yazdığı ilk eleştiri yapıtı sorulmaktadır.
3
Elde edilen verileri birleştirerek seçeneklerle karşılaştırma
Ziya Paşa'nın 'Şiir ve İnşa' makalesinden 'Harabat' antolojisine yönelmesi ve Namık Kemal'in 'Tahrib-i Harabat' eseri eşleşmesi doğru cevabı oluşturur.
Sırasıyla doğru eşleştirmenin yapıldığı seçeneği bulmak hedeflenmiştir.

Key Concept

Tanzimat I. Dönem edebiyatında eski-yeni tartışması ve edebi eleştiri türünün ilk örnekleri
Estimated Time:1m 30s
Question 895Question

Düşünen bir zihin olmasaydı bile, uzayda yer kaplayan nesneler var olmaya devam edecekti. Çünkü var olmak; eni, boyu ve derinliği olan fiziksel bir cisim olmaktan ibarettir. İnsan zihni de dahil olmak üzere evrendeki her şey, maddesel parçacıkların mekanik hareketleriyle açıklanabilir. Cisimsel olmayan hiçbir tözün varlığından söz etmek mümkün değildir.

Bu parçada dile getirilen görüşler, varlık felsefesindeki (ontoloji) aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle uyuşmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Varlığın temel tözünü madde olarak kabul eden ve her türlü oluşumu mekanik hareketle açıklayan materyalist yaklaşım

Answer

Varlığın temel tözünü madde olarak kabul eden ve her türlü oluşumu mekanik hareketle açıklayan materyalist yaklaşım
Parçada varlığın zihinden bağımsız fiziksel bir cisim (madde) olduğu ve evrendeki her şeyin mekanik hareketlerle açıklanabileceği savunulmaktadır. Bu görüş, varlığın temel tözünü madde olarak gören materyalist yaklaşım ile tam olarak uyuşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki ana fikri ve kullanılan kavramları analiz edin.
Parçada 'zihinden bağımsız yer kaplayan nesneler', 'fiziksel cisim', 'maddesel parçacıkların mekanik hareketleri' ve 'cisimsel olmayan hiçbir tözün var olamayacağı' vurgulanmaktadır.
Varlığın kaynağının ne olduğunu belirlemek için metindeki anahtar kavramları analiz etmek gerekir.
2
Belirlenen ana fikrin varlık felsefesindeki (ontoloji) hangi akıma karşılık geldiğini tespit edin.
Her şeyi madde ve mekanik hareketle açıklayan bu yaklaşım, ontolojide materyalizm (maddecilik) akımına denk gelmektedir.
Metindeki kavramları doğru felsefi akımla eşleştirmek soruyu çözmenin temel adımıdır.
3
Çeldiricileri eleyerek doğru seçeneği belirleyin.
Materyalist yaklaşımı ifade eden seçenek doğru cevap olarak belirlenirken; bilimsel yaklaşım, fenomenoloji, empirizm ve doğruluk-gerçeklik karışıklığı içeren seçenekler elenir.
Çeldiricilerdeki kavramsal kaymaları ve kategori hatalarını belirlemek doğru cevaptan emin olmayı sağlar.

Key Concept

Varlığın Niceliği ve Mahiyeti (Materyalizm)
Estimated Time:1m 30s
Question 896Question

Bir çocuk, babasının tornavida kullanarak gevşemiş bir vidayı nasıl sıktığını dikkatlice gözlemlemiştir. Daha sonra benzer bir durumla karşılaştığında, babasının sergilediği adımları taklit ederek vidayı kendisi de başarıyla sıkmıştır.

Bu durum aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisine örnek oluşturur?

Show answer & explanation

Answer: Sosyal öğrenme

Answer

Sosyal öğrenme
Doğru cevap sosyal öğrenmedir. Paragrafta çocuğun babasını gözlemlemesi ve ardından onun hareketlerini taklit ederek vidayı sıkmayı başarması, Albert Bandura tarafından geliştirilen sosyal öğrenme (gözlem yoluyla öğrenme) kuramının doğrudan bir örneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki çocuğun öğrenme sürecini analiz etmek.
Çocuğun, babasının tornavida kullanma davranışını dikkatlice izlediği ve daha sonra bu davranışı taklit ederek başarıya ulaştığı görülür.
Öğrenmenin hangi yolla gerçekleştiğini saptamak için öncelikle organizmanın davranış edinim biçimini incelemek gerekir.
2
Davranış edinim biçimini psikolojideki öğrenme kuramlarıyla eşleştirmek.
Bir modelin (babanın) gözlemlenmesi ve davranışlarının taklit edilmesi yoluyla gerçekleşen öğrenmenin sosyal öğrenme olduğu belirlenir.
Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerindeki modellerin davranışlarını gözlemleyerek ve taklit ederek yeni beceriler kazanırlar.

Key Concept

Sosyal öğrenme (gözlem yoluyla öğrenme)
Question 897Question

Toplumsal yapıyı oluşturan temel manevi unsurları kavramsal düzeyde bilmek sosyolojik analizler için son derece önemlidir.

Buna göre, sol sütunda verilen toplumsal yapı unsurlarını sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Toplumsal Statü
Toplumsal Rol
Toplumsal Değer
Toplumsal Norm

Matches

Show answer & explanation

Answer

Toplumsal Statü kavramı bireyin toplumdaki pozisyonuyla; Toplumsal Rol kavramı statüye bağlı beklenen davranışlarla; Toplumsal Değer kavramı neyin iyi ve doğru olduğuna dair soyut inançlarla; Toplumsal Norm kavramı ise yaptırımlı somut kurallarla eşleşmektedir.
Toplumsal yapıyı oluşturan temel ögelerden statü konumu, rol davranışı, değer soyut yönelimleri, norm ise yaptırımı olan kuralları temsil etmektedir. Doğru eşleştirme bu tanımları tam olarak yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Toplumsal statü kavramının tanımını belirleme
Statü, bireyin toplumda işgal ettiği konum veya pozisyondur. Bu nedenle 'Toplumsal Statü', 'Bireyin toplumda işgal ettiği konum veya edindiği toplumsal pozisyondur.' tanımıyla eşleşir.
Kavramsal tanım eşleştirmesi yapmak.
2
Toplumsal rol kavramının tanımını belirleme
Rol, statüye bağlı olarak bireyden beklenen davranıştır. Bu yüzden 'Toplumsal Rol', 'Bireyin sahip olduğu toplumsal konuma uygun olarak kendisinden beklenen davranışsal kalıplardır.' tanımıyla eşleşir.
Statü ile rol arasındaki ilişkiyi kurmak.
3
Toplumsal değer kavramının tanımını belirleme
Değerler, toplumsal hayatın genel çerçevesini belirleyen soyut inançlardır. 'Toplumsal Değer', 'Toplumda neyin doğru, iyi ve arzulanan olduğunu belirten, ortaklaşa kabul gören soyut inanç ve ilkelerdir.' tanımıyla eşleşir.
Manevi yapının soyut unsurlarını ayırt etmek.
4
Toplumsal norm kavramının tanımını belirleme
Normlar, yaptırımlı kurallardır. 'Toplumsal Norm', 'Bireylerin toplumsal ilişkilerde uyması gereken, yaptırımlarla desteklenmiş somut davranış kurallarıdır.' tanımıyla eşleşir.
Değerlerin somut kurallara dönüşme biçimini tespit etmek.

Key Concept

Toplumsal Yapının Unsurları (Statü, Rol, Değer, Norm)
Estimated Time:1m 0s
Question 898Question

Tanzimat I. Dönem Türk edebiyatında yeni edebî türlerin ilk örnekleri verilmiş ve edebî hayata yön veren kuramsal tartışmalar yaşanmıştır. Aşağıdaki sol sütunda verilen eserleri, sağ sütunda yer alan edebiyat tarihimizdeki önemleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Tercüme-i Manzume
Mukaddime-i Tercüman-ı Ahval
Tahrib-i Harabat
Defter-i A'mâl

Matches

Show answer & explanation

Answer

Tercüme-i Manzume eseri Fransız şairlerinden yapılan ilk şiir çevirileriyle; Mukaddime-i Tercüman-ı Ahval eseri gazetenin işlevini ele alan ilk makaleyle; Tahrib-i Harabat eseri Harabat antolojisine yönelik ilk sistemli eleştiriyle; Defter-i A'mâl eseri ise batılı tarzdaki anı türünün özellikleriyle eşleşmelidir.
Sol sütundaki eserlerin edebiyat tarihindeki karşılıkları sırasıyla şu şekildedir: Tercüme-i Manzume batı tarzı ilk şiir çevirisidir; Mukaddime-i Tercüman-ı Ahval ilk edebî makaledir; Tahrib-i Harabat ilk sistemli eleştiri kitabıdır; Defter-i A'mâl ise batılı tarzdaki ilk anı örneklerindendir. Bu eşleştirme edebiyat tarihi gerçekleriyle tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Sol sütunda verilen Tercüme-i Manzume eserinin edebiyat tarihindeki yerini ve işlevini belirlemek.
Bu eserin Şinasi tarafından Fransız şairlerinden yapılan ilk şiir çevirileri olduğu ve yeni kavramları Türk şiirine kazandırdığı tespit edilir. Dolayısıyla bu eser, Fransız şairlerinden yapılan çevirileri içeren ifadeyle eşleşir.
Eserlerin yazılış amaçlarını ve içeriklerini edebiyat tarihi bilgisiyle ilişkilendirmek.
2
Mukaddime-i Tercüman-ı Ahval metninin türünü ve önemini analiz etmek.
Bu metnin ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval'in mukaddimesi (önsözü) olduğu, ilk makale örneği kabul edildiği ve dilin sadeleşmesi ile gazetenin halkı eğitme görevini vurguladığı belirlenir.
Tanzimat I. Dönem öğretici metinlerinin ve gazeteciliğinin ilklerini tanımak.
3
Tahrib-i Harabat eserinin kaleme alınma gerekçesini ve niteliğini incelemek.
Namık Kemal'in, Ziya Paşa'nın divan edebiyatını yücelten Harabat antolojisine karşı kaleme aldığı ilk sistemli edebî eleştiri olduğu saptanır.
Tanzimat I. Dönem sanatçılarının kendi aralarındaki edebî tartışmaları ve eleştiri türündeki gelişmeleri kavramak.
4
Defter-i A'mâl adlı eserin türsel özelliklerini değerlendirmek.
Ziya Paşa'nın çocukluk anılarını Batı tarzı otobiyografik anlatımlardan esinlenerek kaleme aldığı anı türündeki eser olduğu belirlenir.
Dönemin anı türündeki önemli eserlerini ve bunların esin kaynaklarını ayırt etmek.

Key Concept

Tanzimat I. Dönem eserlerinin türleri, edebiyat tarihindeki önemi ve sanatçı-eser ilişkisi.
Estimated Time:2m 0s
Question 899Question

Yapay zekâ çalışmalarında insan zihninin bilgiyi alma, depolama, geri çağırma ve işleme süreçleri model alınmaktadır. Bu alanda çalışan bazı bilim insanları, insan davranışlarını anlamak için zihindeki bilgi işleme mekanizmalarının çözülmesi gerektiğini savunur. Ancak diğer bazı bilim insanları bu görüşe karşı çıkarak, insan zihninin doğrudan gözlemlenemeyen soyut bir 'kara kutu' olduğunu, psikolojinin bilim olabilmesi için sadece gözlenebilir uyarıcı-tepki ilişkilerine odaklanması gerektiğini ileri sürer.

Bu tartışmada geçen iki farklı görüşün temsil ettiği psikolojik yaklaşımlar sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Bilişsel yaklaşım - Davranışçı yaklaşım

Answer

Bilişsel yaklaşım - Davranışçı yaklaşım
Metinde geçen tartışmada ilk grup araştırmacının insan zihnini bir bilgi işlemci olarak görüp algı, bellek ve düşünme gibi içsel süreçleri öne çıkarması bilişsel yaklaşıma; ikinci grup araştırmacının ise zihni doğrudan gözlenemeyen bir kara kutu sayarak sadece gözlenebilir uyarıcı-tepki ilişkilerini incelemek istemesi davranışçı yaklaşıma karşılık gelmektedir. Bu nedenle doğru eşleştirme bilişsel yaklaşım ve davranışçı yaklaşım sırasıyla verilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki ilk görüşün hangi kavramlara odaklandığını belirleme.
İlk görüşte 'insan zihninin bilgiyi alma, depolama, geri çağırma ve işleme süreçleri' ile 'zihindeki bilgi işleme mekanizmaları' vurgulanmaktadır. Bu vurgu, insanı aktif bir bilgi işlemci olarak gören bilişsel yaklaşıma işaret eder.
Soru kökündeki ilk yaklaşımı doğru tespit etmek için anahtar kavramları analiz etmek gerekir.
2
Metindeki ikinci görüşün temel argümanını ve yöntemini belirleme.
İkinci görüşte ise zihnin doğrudan gözlenemeyen bir 'kara kutu' olduğu, psikolojinin sadece 'gözlenebilir uyarıcı-tepki ilişkilerine' odaklanması gerektiği belirtilmektedir. Bu görüş, zihinsel süreçleri dışarıda bırakıp gözlenebilir davranışlara odaklanan davranışçı yaklaşıma aittir.
Soru kökündeki ikinci yaklaşımı belirleyerek eşleştirmeyi tamamlamak gerekir.
3
Elde edilen yaklaşımları sırasıyla eşleştirme ve doğru seçeneği belirleme.
Sırasıyla bilişsel yaklaşım ve davranışçı yaklaşım eşleştirmesi aranmalıdır. Bu eşleştirme 'Bilişsel yaklaşım - Davranışçı yaklaşım' şeklinde olmalıdır.
Soruda istenen sıraya uygun seçeneği bulmak için eşleştirmenin yönünü kontrol etmek önemlidir.

Key Concept

Psikolojide Yaklaşımlar ve Ekoller (Bilişsel ve Davranışçı Yaklaşım Ayrımı)
Estimated Time:2m 0s
Question 900Question

Dış dünyadan alınan bir bilginin zihnimizde işlenerek kalıcı hale gelmesi sürecinde gerçekleşen bellek aşamalarını, bilginin ilk girişinden itibaren sırasıyla düzenleyiniz.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama duyusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek sırasını takip eden duyusal belleğe aktarılma, kısa süreli bellekte tutulma ve uzun süreli belleğe kalıcı olarak aktarılma şeklinde olmalıdır.
Bellek süreçleri duyusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek sırasını takip eder. İlk olarak dış dünyadan gelen fiziksel enerjiler duyusal bellekte anlık olarak tutulur. Ardından dikkat ve algı yoluyla seçilen bilgiler kısa süreli belleğe aktarılır. En son aşamada ise anlamlandırma ve kodlama ile uzun süreli bellekte kalıcı depolama gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Dışarıdan gelen fiziksel uyarıcıların duyu organlarınca nasıl karşılandığını analiz edin.
Uyarıcıların duyusal belleğe anlık olarak kaydedildiği belirlenir.
Zihinsel bilgi işleme sürecinin ilk aşaması dış uyarıcıların duyusal organlarca kaydedilmesidir.
2
Dikkat çeken uyarıcıların bir sonraki aşamaya nasıl aktarıldığını inceleyin.
Bilgilerin kısa süreli belleğe geçerek geçici olarak saklandığı tespit edilir.
Duyusal bellekten seçilen bilgiler işlenmek üzere kısa süreli belleğe gönderilir.
3
Kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş sürecini değerlendirin.
Bilginin kodlanıp uzun süreli belleğe kalıcı olarak yerleştirildiği görülür.
Son aşamada bilgiler anlamlandırılarak kalıcı bellek deposuna aktarılır.

Key Concept

Bilgi İşleme Modelinde Bellek Aşamaları
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 45 / 437Next
All practice questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin