All practice questions
6755 questions
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü daralmasına uğramış bir çekimli fiil kullanılmıştır?
(I) Haritalar, yeryüzünün nesnel birer kopyası olmaktan ziyade, üretildikleri dönemin siyasi ve kült��rel önceliklerini yansıtan ideolojik araçlardır. (II) Her harita çizer, coğrafi verileri seçerken, elerken ya da ön plana çıkarırken aslında belirli bir dünya görüşünü kartografik dile tercüme eder. (III) Kartografyada kullanılan projeksiyon sistemleri de küre biçimindeki yerküreyi iki boyutlu düzleme aktarırken kaçınılmaz olarak bazı bölgeleri gerçek boyutlarından daha büyük göstererek bu öznel temsili pekiştirir. (IV) Coğrafi Keşifler döneminden bu yana denizcilikte yön bulma amacıyla kullanılan pusulalar, haritacılık tekniklerinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. (V) Dolayısıyla harita üzerinde yapılan her görsel tercih, bilimsel bir zorunluluğun ötesinde, merkezde kimin durduğunu belirleyen politik bir beyandır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Cümlede yüklemin bildirdiği işi, oluşu veya durumu üzerine alan ögeye özne denir. Eylemin kim tarafından yapıldığı belli olmayan edilgen çatılı cümlelerde ise işten etkilenen öge özne görevini üstlenir ve buna sözde özne adı verilir.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yüklemin bildirdiği eylemden etkilenen bir sözde özne kullanılmıştır?
İslam ilim geleneğinde cihad kavramı; insanın kendisinden başlayarak çevresine ve tüm insanlığa yönelebilen, iyiliği yayma ve kötülüğü engelleme gayretlerinin bütününü ifade eder. Nitekim Hz. Muhammed bir hadisinde, "Mücahit, nefsiyle cihad edendir." buyurarak bu kavramın ahlaki boyutuna dikkat çekmiştir. Diğer yandan cihadın, gerektiğinde vatanı ve kutsal değerleri korumak amacıyla can ve mal ile mücadele etmeyi içeren boyutları da ayet ve hadislerle sabit kılınmıştır.
Buna göre cihad kavramı ile ilgili;
I. Bireyin kendi iç dünyasındaki manevi ve ahlaki arınma mücadelesiyle başlar.
II. Sadece vatan savunması gibi askeri ve silahlı eylemlerle sınırlı meşru bir savunma yöntemidir.
III. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde iyiliği hâkim kılma gayretidir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
(I) Kokular, insan zihninde geçmişe dair anıların en canlı ve hızlı şekilde canlanmasını sağlayan duyusal uyarıcılardır. (II) Bir kokunun bizi yıllar öncesine götürmesi, beynimizin koku soğancığı ile hafıza merkezleri arasındaki doğrudan bağdan kaynaklanır. (III) Nitekim insan beyni, diğer duyulardan gelen uyarıları önce talamusta işlerken koku duyusu bu istasyona uğramadan doğrudan amigdala ve hipokampusa ulaşır. (IV) Günümüzde yapay zekâ teknolojileriyle kokuların dijital olarak aktarılması ve arşivlenmesi üzerine kapsamlı araştırmalar yapılmaktadır. (V) Bilimsel yazında "Proust Etkisi" olarak adlandırılan bu doğrudan bağlantı sayesinde, kokularla çağrılan anılar diğer duyulara oranla çok daha güçlü bir duygusal yoğunluk taşır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Fotoğrafın, dış dünyayı olduğu gibi yansıtan nesnel bir ayna olduğu inancı toplumda oldukça yaygındır. Ço��u insan, makinenin deklanşörüne basıldığı anın gerçeğin kendisi olduğunu düşünür. Oysa fotoğrafçı, kadrajı belirlerken aslında kendi zihinsel süzgecinden geçirdiği yapay bir dünyayı kurgulamaktadır. Neyi çerçevenin dışında bırakacağına karar vermek, nesnelliği baştan zedeleyen bir eylemdir. Işığın açısı, seçilen odak noktası ve hatta renk tonları bile gerçeği olduğu gibi aktarmaktan ziyade, sanatçının öznel yorumunu izleyiciye sunar. Dolayısıyla fotoğraf, gerçeğin doğrudan bir kopyası değil; gerçeğin belirli bir bakış açısıyla yeniden üretilmesidir. Bu da belgesel nitelikli karelerde dahi kurmacanın gizli bir şekilde var olduğunu gösterir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
(I) Kil tabletler, insanlık tarihinin ilk yazılı belgelerini taşımaları bakımından uygarlık tarihi için büyük bir öneme sahiptir. (II) Mezopotamya’da yaşayan Sümerler, tapınaklardaki ürünlerin kaydını tutmak amacıyla bu kilden üretilen levhaları kullanmışlardır. (III) Günümüzde üretilen kâğıtların kalitesi ve dayanıklılığı ise selüloz oranına ve üretim teknolojisine göre değişiklik göstermektedir. (IV) Yumuşak kil üzerine ucu sivri kamışlarla kazınan bu yazılar, tabletlerin fırınlanmasıyla kalıcı hâle getirilmiştir. (V) Bu sayede binlerce yıl öncesine ait ticaret antlaşmaları, kanunlar ve edebi metinler günüm��ze kadar ulaşabilmiştir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Sıfatlar (ön adlar), isimlerin önüne gelerek onları renk, şekil, durum gibi yönlerden niteleyen ya da işaret, sayı, belgisizlik, soru gibi yönlerden belirten sözcüklerdir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çok' (veya çekim eki almış biçimi olan 'çoğu') sözcüğü sıfat görevinde kullanılmıştır?
(I) Fotoğrafçılık, 19. yüzyılda kimyasal süreçlerin keşfiyle başlayan bir görsel sanattır. (II) İlk dönemlerde görüntüyü sabitlemek için gümüş kaplı plakalar kullanılıyordu. (III) Bugün ise akıllı telefonlar sayesinde saniyeler içinde binlerce fotoğraf çekebiliyoruz. (IV) Bu teknolojik dönüşüm, görsel üretimi demokratikleştirerek herkesin birer içerik üreticisi olmasını sağladı. (V) Ancak bu durum, üretilen görsellerin niteliğini ve sanatsal değerini de tartışmaya açtı.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra "Çünkü o dönemde gümüş kaplı bu plakaların üzerindeki görüntünün kalıcı hale getirilmesi saatler süren hassas bir işlem gerektiriyordu." cümlesi getirilmelidir?
Doğa, kendi yasaları çerçevesinde devinen, başlangıcı ve sonu olmayan maddi bir bütündür. Evrende gözlemlediğimiz her olgu, kendisinden önce gelen fiziksel bir nedenin sonucudur. Bu neden-sonuç zinciri, dışarıdan aşkın bir gücün müdahalesine gerek duyulmadan evrenin kendi varlığını sürdürmesini sağlar. Bu nedenle, evrenin ötesinde aşkın ve kişisel bir yaratıcı tasarlamak, doğanın kendi kendine yeten yapısını görmezden gelmektir.
Bu parçada dile getirilen argüman, aşağıdaki görüşlerden hangisinin Tanrı'nın varlığını reddederken dayandığı temel düşüncelerden biridir?
Numaralanmış cümlelerin anlam akışına göre mantıksal bir bütün oluşturabilmesi için doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?
Drag items to arrange them in the correct order
(I) Koku duyusu, insan beyninde duygusal hafızayı kontrol eden amigdala ve hipokampus bölgeleriyle doğrudan bağlantılı olan tek duyudur. (II) Bu doğrudan bağlantı sayesinde, yıllar önce duyduğumuz bir koku bizi aniden çocukluğumuzun geçtiği o mekâna ya da çoktan unutulmuş bir anıya götürebilir. (III) Kokunun hafızadaki bu güçlü çağrışım gücü, edebiyatta da Marcel Proust'un ünl�� çay ve madlen keki sahnesiyle ölümsüzleşmiştir. (IV) Günümüzde koku endüstrisi, bu psikolojik etkiden yararlanarak mekânların kimliğini belirlemek amacıyla kurumsal kokulandırma çalışmalarına yönelmiştir. (V) Alışveriş merkezlerinde veya otellerde kullanılan özel esanslar, tüketicilerde aidiyet ve huzur duygusu uyandırarak marka sadakatini artırmayı hedefler. (VI) Yapılan araştırmalar, kokunun satın alma kararları üzerinde göz ardı edilemeyecek bir etkiye sahip olduğunu ve müşterilerin mağazada kalma süresini uzattığını göstermektedir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Gazeteci:
(I) ----
Kültürel Antropolog:
— Masallar, yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılırken içine doğduğu toplumun kültürel kodlarını, korkularını ve ahlaki değerlerini taşıyan birer canlı organizma gibiydi. Bugün ise dijital mecralardaki interaktif hikâye anlatıcılığı, dinleyiciyi edilgen bir alıcı olmaktan çıkarıp anlatının yönünü değiştiren aktif bir katılımcı hâline getiriyor. Bu durum, masalların geleneksel olarak üstlendiği toplumsal değer aktarımı işlevini zayıflatırken bireyin kendi kurgusal gerçekliğini üretmesine olanak tanıyor. Dolayısıyla masalların temel yapısı korunsa da toplumsal işlevi radikal bir dönüşüm geçiriyor diyebiliriz.
Gazeteci:
(II) ----
Kültürel Antropolog:
— S��zlü kültür döneminde anlatıcının jesti, mimiği ve ses tonuyla şekillenen anlık bağ, yerini ekran karşısında yalnızlaşan bireyin görsel ve işitsel uyaranlarla kurduğu etkileşime bıraktı. Eskiden masal dinlemek kolektif bir paylaşımken, şimdilerde bireysel bir deneyimleme biçimine dönüştü. Teknolojinin getirdiği bu görsel zenginlik, zihinsel imgelem gücünü tembelleştiriyor gibi görünse de yeni neslin anlatı kurma ve tüketme hızına uygun dinamik bir zemin hazırlıyor. Yani burada tamamen olumsuz bir kayıptan ziyade, algı ve katılım biçimlerinin yeniden yapılanması söz konusudur.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Anlatım araçlarının sözlü dönemden dijital döneme evrilmesi, dinleyicinin masalla kurduğu etkileşimde ne gibi farklılıklar yarattı?
II. Teknolojik gelişmelerin masal dinleyicilerini yalnızlaştırmasın�� ve hayal güçlerini sınırlamasını engellemek mümkün müdür?
II. Dijital ortamda sunulan masallardaki görsel ve işitsel unsurların, anlatıcının yaratıcılığı üzerindeki etkileri nelerdir?
II. Masalların sözlü kültürden yazılı kültüre geçişinde anlatıcının jest ve mimiklerinin önemi neden azaldı?
II. Dijital anlatıların yeni neslin hızlı tüketim alışkanlıklarına uyum sağlaması edebi nitelikte bir düşüşe yol açar mı?
Zaman, modern insanın avuçlarında sürekli eriyen, biriktirilmesi imkânsız soyut bir sermayedir. Klasik dönem insanı için zaman, mevsimlerin döngüsünden ibaret durağan bir nehirken; modern dünyada saat kadranının amansız saniyeleriyle ölçülen hırçın bir akıntıya dönüşmüştür. Nitekim ünlü düşünür Ahmet Hamdi Tanpınar, zamanı 'Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında' dizeleriyle mekânsız ve tarifsiz bir bütünlük olarak niteler. Oysa bugün bizler zamanı, dakikada ortalama 120 kelime okuyarak hızla tükettiğimiz bir bilgi otobanına çevirmiş durumdayız. Zaman algısındaki bu radikal dönüşüm, modern bireyi kendi doğal ritminden kopararak onu mekanik bir çarkın sıradan dişlisi hâline getirir. Sonuçta zaman, yaşamı derinlemesine anlamlandırma aracı olmaktan çıkıp yalnızca hızın ve üretkenliğin kölesi olan niceliksel bir ölçü birimine dönüşür.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?
Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerleri, cümlenin anlam ve yapı bütünlüğünü sağlayacak şekilde uygun isim çekim ekleriyle (iyelik ve hâl ekleri) tamamlayınız.
Fill in the blanks below
Aşağıdaki cümlelerde yüklemin bildirdiği eylemi gerçekleştiren veya durumun merkezinde yer alan ögeler (özneler) dikkate alındığında, numaralanmış cümlelerdeki öznelerin türlerini (ger��ek özne, sözde özne, gizli özne) sırasıyla ilgili boşluklara yazınız.
Fill in the blanks below
II. Kazı alanından çıkarılan antik vazolar, zarar görmemesi için büyük bir titizlikle paketlendi. (Özne türü: )
III. Bunca yıllık ayrılıktan sonra doğup büyüdüğü şehre adım atınca tarifsiz bir heyecan hissetti. (Özne türü: )
Cümlede yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten etkilenen, belirtme durum eki (-ı / -i / -u / -ü) almış ögeye belirtili nesne denir. Cümledeki belirtili nesneyi bulmak için yükleme "neyi?" veya "kimi?" soruları yöneltilir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde belirtili nesne kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemi yer yönünden tamamlayan bir öge (yer tamlayıcısı) kullanılmıştır?
(I) Son derece etkileyici bir üslupla kaleme alınan bu roman, okuru ilk sayfadan itibaren sarıp sarmalıyor. (II) Yazar, karakterlerin iç dünyasını oldukça başarılı tasvirlerle gözler önüne sermiş. (III) Dönemin toplumsal yapısı da eserde en ince ayrıntısına kadar titizlikle işlenmiş. (IV) Kitabın kahramanı, zor durumlar karşısında pek soğukkanlı davranarak çevresindekileri şaşırtıyor. (V) Sanatçı, bu son yapıtında çok sade bir Türkçe tercih ederek geniş kitlelere ulaşmayı başarmış.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde derecelendirme zarfı, bir zarfın anlamını derecelendirme göreviyle kullanılm��ştır?
İlk bakışta melodiyi oluşturan yegâne unsurun ses perdeleri ve bunların sürekliliği olduğu düşünülür.
(I) Müzik, seslerin belirli bir düzen ve ritimle bir araya gelmesinden oluşan işitsel bir sanat dalı olarak tanımlanır. (II) Oysa sesler arasındaki o boşluklar, yani esler, dinleyiciye duyduklarını zihninde anlamlandırması için gerekli olan bilişsel alanı sağlar. (III) Nitekim notalar arasındaki bu sessizlik anları olmasaydı, ses yığınları karmaşık bir gürültüye dönüşür ve melodinin duygusal yükünü taşıyamaz hale gelirdi. (IV) Bu yönüyle sessizlik, müziğin karşıtı de��il; aksine onun varoluşunu ve etkisini belirleyen en temel kurucu unsurdur. (V) Besteciler de bu sessizlik anlarını adeta görünmez bir enstrüman gibi kullanarak esere derinlik, gerilim ve dramatik bir yapı kazandırırlar.
Bu parçanın anlam bütünlüğünü sağlamak için yukarıdaki cümlenin parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra getirilmesi gerekir?