Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 101Soru

Türkiye'de dağların oluşumu ve dağılışı üzerinde jeolojik süreçler belirleyici olmuştur. Bazı dağlar levha hareketleri sonucu kıvrılarak veya kırılarak oluşurken, bazıları ise magmatik faaliyetler sonucunda meydana gelmiştir. Buna göre, aşağıda verilen dağlardan hangisi oluşum bakımından volkanizma faaliyetlerine örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erciyes Dağı

Cevap

Erciyes Dağı, oluşum bakımından volkanizma faaliyetlerine örnek gösterilebilir.
Erciyes Dağı, İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve jeolojik süreçler içerisinde magmatik faaliyetler sonucunda oluşmuş tipik bir volkan konisidir. Bu nedenle volkanizma faaliyetlerine doğrudan örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde istenen oluşum türünü belirle.
Soru, seçenekler arasından volkanik kökenli olan dağı bulmamızı istemektedir.
Türkiye'deki dağlar kıvrımlı, kırıklı ve volkanik olmak üzere üç ana grupta incelenir.
2
Seçeneklerdeki dağları oluşum özelliklerine göre sınıflandır.
Küre, Canik ve Geyik dağları kıvrımlı; Madra Dağı kırıklı; Erciyes ise volkaniktir.
Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz ve Karadağ gibi dağlar İç Anadolu'daki başlıca volkanik konilerdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Volkanik Dağların Dağılışı
Tahmini Süre:45s
Soru 102Soru

Türkiye'de akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döküldükleri sığ kıyılarda, gel-git etkisinin az olduğu alanlarda biriktirmesiyle oluşan ovalara delta ovası adı verilir.

Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi bu oluşum özelliğine sahip değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Korkuteli

Cevap

Korkuteli ovası bir delta ovası değil, Batı Toroslar kuşağında yer alan bir karstik (polye) ovadır.
Korkuteli ovası, Türkiye'nin güneybatısında, Batı Toroslar üzerinde yer alan ve kalkerlerin (kireç taşı) çözünmesiyle oluşmuş bir karstik ovadır (polye). Diğer seçeneklerdeki ovalar ise akarsu biriktirmesiyle kıyıda oluşan delta ovalarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovası tanımını ve oluşum mekanizmasını hatırla.
Delta ovaları, akarsuların taşıdığı malzemeyi denize döküldüğü yerde biriktirmesiyle oluşan kıyı ovalarıdır.
Oluşum kökenine göre ovaları sınıflandırmak soruyu çözmek için ilk adımdır.
2
Seçeneklerdeki ovaları oluşum türlerine göre gruplandır.
Çarşamba, Bafra, Selçuk ve Çukurova deniz kıyısında yer alan alüvyal birikinti alanlarıdır; Korkuteli ise iç kesimdedir.
Delta ovaları her zaman deniz kıyısında olur, bu ayrım hızlı bir eleme sağlar.
3
Karstik ovaları (Polye) temsil eden örnekleri hatırla.
Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel ve Elmalı (TAKKE kodlaması) ovaları meşhur karstik ovalardır.
Korkuteli bu grupta yer aldığı için delta ovası değildir.

Anahtar Kavram

Delta ovaları ile Karstik ovaların (Polye) oluşum kökeni farkı.

İpuçları

1
Delta ovaları deniz kıyısında yer alırken, karstik ovalar genellikle denizden biraz daha iç kesimlerde, dağlık alanlar arasında bulunur.
2
Seçeneklerdeki ovayı elerken KPSS coğrafya derslerinde sıkça kullanılan 'TAKKE' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı) şifresini hatırla.

Daha Fazla Pratik

Karstik ovaların (polye) en yoğun olduğu bölge olan Akdeniz'deki 'Göller Yöresi' ovalarını harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 103Soru

Türkiye'nin kıyı morfolojisi üzerine araştırma yapan bir jeomorfolog, inceleme yaptığı sahada şu gözlemleri rapor etmiştir:

I. Kıyı gerisindeki topoğrafyanın alçak olduğu sığ bir şelf alanı mevcuttur.
II. Geniş tabanlı eski vadi ağızları, deniz ilerlemesi (transgresyon) ile sular altında kalmıştır.
III. Hakim dalga ve akıntı yönüne bağlı olarak gelişen kıyı kordonları, bu vadi ağızlarını kısmen veya tamamen kapatarak doğal lagünler oluşturmuştur.

Bu araştırmacının raporunda tanımlanan kıyı tipi ve bu tipin Türkiye'deki en karakteristik yayılış alanı aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Limanlı kıyı – Marmara Denizi'nin kuzey kıyıları

Cevap

Limanlı kıyı tipi, Türkiye'de en karakteristik olarak Marmara Denizi'nin kuzeyinde (Büyükçekmece ve Küçükçekmece çevresinde) görülür.
Araştırmacının raporunda belirttiği 'vadi ağızlarının kıyı kordonları ile kapatılarak lagün oluşturması' ifadesi, limanlı kıyı tipinin temel tanımıdır. Türkiye'de bu durumun en tipik örnekleri, kıta sahanlığının sığ olduğu ve kıyı kordonlarının belirginleştiği Marmara Denizi'nin kuzeyinde (Çekmece gölleri) görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerdeki anahtar kavramları analiz et.
'Sığ şelf', 'vadi ağızlarının kapanması' ve 'kıyı kordonu/lagün oluşumu' ifadeleri belirlendi.
Kıyı tipini belirlemek için morfolojik süreci anlamak gerekir.
2
Ria ve Limanlı kıyı ayrımını yap.
Ria tipi derin vadilerin su altında kalmasıyken, Limanlı kıyı bu vadilerin ağızlarının biriktirme ile kapatılmasıdır.
Öğrencilerin en çok karıştırdığı iki kıyı tipi arasındaki ince farkı saptamak soruyu çözdürür.
3
Coğrafi dağılımı eşleştir.
Büyükçekmece ve Küçükçekmece gibi lagünlerin bulunduğu kuzey Marmara kıyıları seçildi.
Türkiye'de limanlı kıyıların en dar ve spesifik yayılım alanı bu bölgedir.

Anahtar Kavram

Limanlı kıyıların oluşumunda transgresyon kadar dalga biriktirme süreçleri (kıyı kordonu) de etkilidir.

İpuçları

1
Kıyı tipi ismini, vadi ağzının kapanmasıyla oluşan doğal limanlardan almaktadır.
2
Bu kıyı tipi ile Ria tipi arasındaki en büyük fark, kıyı önünde biriken kum setlerinin (kordon) varlığıdır.
3
Büyükçekmece ve Küçükçekmece gibi 'göl' olarak adlandırılan lagünlerin nasıl oluştuğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Ria tipi kıyıların İstanbul/Çanakkale Boğazları'ndaki varlığı ile Limanlı kıyıların Marmara'nın kuzeyindeki varlığını nedenleri bakımından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 104Soru

Türkiye'deki Toros Dağları'nın yüksek zirvelerinde denizel kabuklu canlılara ait fosillere rastlanması, bu bölgelerin geçmişte bir deniz tabanı olduğunun kanıtıdır. Bahsedilen bu tortullaşma sürecinin gerçekleştiği ve "hazırlık dönemi" olarak da bilinen jeolojik zaman aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Jeolojik Zaman (Mezozoyik)

Cevap

Toros Dağları'ndaki denizel fosiller, bu alanların II. Jeolojik Zaman'da (Mezozoyik) bir deniz tabanı olduğunu ve bu dönemde tortullaşmanın gerçekleştiğini gösterir.
Doğru cevap II. Jeolojik Zaman (Mezozoyik) seçeneğidir. Türkiye'nin bulunduğu alan bu dönemde Tetis Denizi ile kaplıydı. Deniz tabanında biriken çok kalın tortul tabakalar (ve bu tabakaların içindeki canlı fosilleri), III. Jeolojik Zaman'da meydana gelen Alp-Himalaya kıvrımlarıyla yükselerek bugünkü Torosları oluşturmuştur. Bu nedenle hazırlık süreci II. Zaman'a aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Dağ zirvelerindeki fosillerin coğrafi anlamını belirle.
Bu fosiller, yüksek dağların bir zamanlar deniz tabanı (Tetis Denizi) olduğunu kanıtlar.
Denizel canlıların fosilleri ancak su altında biriken tortul tabakalar içinde korunabilir.
2
Anadolu'nun deniz tabanı olduğu ve Alp kıvrımlarına hazırlık dönemini belirle.
II. Jeolojik Zaman (Mezozoyik).
Mezozoyik, Tetis Denizi'nde kalın tortul tabakaların biriktiği ve orojenez (dağ oluşumu) öncesi hazırlık safhasıdır.

Anahtar Kavram

Mezozoyik dönemi Türkiye arazisinin oluşumunda bir hazırlık evresidir ve Tetis Denizi'ndeki tortullaşma bu dönemde zirveye ulaşmıştır.
Tahmini Süre:45s
Soru 105Soru

Türkiye'nin jeolojik gelişimi; Paleozoyik'te oluşan masif kütlelerin varlığı ile Tersiyer'deki Alp orojenezi ve Kuvaterner'deki epirojenik yükselmelerin bir bütünlük oluşturduğu karmaşık bir süreçtir. Anadolu kütlesinin III.III. Jeolojik Zaman (Tersiyer) sonlarında dış kuvvetlerce aşındırılarak deniz seviyesine yakın bir yontukdüz (peneplen) haline geldiği, ancak IV.IV. Jeolojik Zaman'daki (Kuvaterner) dikey hareketlerle bugünkü yüksek ve arızalı yapısını kazandığı bilinmektedir.

Buna göre, Türkiye arazisindeki aşağıdaki özelliklerden hangisi, farklı jeolojik zamanlarda oluşmuş kütlelerin tamamını etkileyen 'epirojenik' sürecin günümüz topografyasındaki en karakteristik yansımasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek rakımlı plato yüzeylerinin akarsular tarafından derin vadilerle parçalanmış olması

Cevap

Yüksek rakımlı plato yüzeylerinin akarsular tarafından derin vadilerle parçalanmış olması
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin fazla olmasının temel sebebi, III.III. Zaman sonunda peneplen haline gelen arazinin IV.IV. Zaman başında epirojenik olarak toptan yükselmesidir. Bu durumun en belirgin kanıtı, bir zamanlar deniz seviyesinde olan düzlüklerin bugün yüksek rakımlı 'platolar' olarak karşımıza çıkması ve akarsuların bu düzlükleri derine aşındırarak yarmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin jeolojik evrimindeki evreleri analiz etme
Türkiye'nin III.III. Zaman sonunda (Miyosen) dış kuvvetlerce aşındırılarak deniz seviyesine yakın bir düzlüğe (peneplen) dönüştüğü tespit edilir.
Epirojenezin etkisini anlamak için arazinin yükselmeden önceki durumunun bilinmesi gerekir.
2
Epirojenik hareketin yönünü ve etkisini belirleme
IV.IV. Zaman başında Anadolu kütlesinin izostatik dengeye bağlı olarak bir bütün halinde (toptan) yükseldiği saptanır.
Dikey yönlü bu hareket, deniz seviyesindeki düzlüklerin binlerce metre yukarı taşınmasını sağlar.
3
Uplift (yükselme) sonrası akarsu faaliyetini yorumlama
Yükselen arazide akarsuların aşındırma gücü artar ve mevcut düzlükleri (peneplen parçalarını) derine doğru kazarak derin vadiler oluşturur.
Bir akarsuyun yüksek bir düzlüğü yarması, arazinin daha önce alçak bir seviyede olduğunu ve sonradan yükseldiğini gösterir.
4
Seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirme
Yüksek platoların ve derin vadilerin varlığı, bu dikey yükselme (epirojenez) sürecinin en temel morfolojik kanıtıdır.
Diğer seçenekler orojenez, litoloji veya maden oluşumu gibi farklı jeolojik kavramlarla ilgilidir.

Anahtar Kavram

Epirojenez ve Peneplenleşme Döngüsü

İpuçları

1
Türkiye'nin 'genç' oluşumlu bir ülke olarak yüksek olmasında iki temel iç kuvvet (orojenez ve epirojenez) rol oynar.
2
Epirojenez 'toptan yükselme' demektir. Bir arazinin toptan yükseldiğini anlamak için, eskiden alçakta olan düz yüzeylerin (peneplen) bugün yükseklerde bulunup bulunmadığına bakılır.
3
Erzurum-Kars veya İç Anadolu platoları gibi alanların hem düz hem de yüksek olması, dikey bir yükselmenin en somut kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif arazilerin dağılımı ve bu arazilerin Alp orojenezi sırasındaki davranışı üzerine soruları inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'Orojenez = Kıvrılma/Kırılma (Dağlar)' ve 'Epirojenez = Toptan Yükselme/Alçalma (Kıta/Plato)' ayrımını yapmak doğru cevaba ulaştırır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 106Soru

Türkiye'de heyelan olaylarının özellikle Doğu Karadeniz Bölümü'nde, ilkbahar aylarında yoğunlaşmasında litolojik yapı, eğim özellikleri ve iklimsel döngülerin karmaşık bir etkileşimi söz konusudur. Bu süreçte yer yapısının özellikleri ile atmosferik koşullar birleşerek kütle hareketlerini tetiklemektedir.

Buna göre, Karadeniz Bölgesi'nde heyelan riskini artıran doğal faktörler ve bu olaylara karşı geliştirilen yaklaşımlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yamaçların ağaçlandırılması, bitki örtüsünün su tutma kapasitesi sayesinde derin tabakalarda gerçekleşen büyük ölçekli heyelanları tamamen engeller.

Cevap

Yamaçların ağaçlandırılmasının derin tabakalardaki büyük ölçekli heyelanları kesin olarak engelleyeceği yargısı yanlıştır.
Yamaçların ağaçlandırılması, yüzeydeki toprağı tutarak erozyonu önlemede çok etkilidir. Ancak büyük çaplı heyelanlar, toprağın metrelerce altındaki ana kaya üzerindeki 'kayma düzlemi' boyunca gerçekleşir. Ağaç kökleri bu derinliğe kadar ulaşamadığı gibi, yoğun bitki örtüsü toprağın su tutma kapasitesini artırarak zeminin daha ağırlaşmasına ve heyelan riskinin bazı durumlarda dolaylı olarak artmasına dahi neden olabilir. Bu nedenle ağaçlandırma heyelanı 'kesin olarak' engellemez.

Adım Adım Çözüm

1
Heyelan ve erozyon arasındaki farkı belirlemek
Erozyon toprağın yüzeyinin süpürülmesidir; heyelan ise toprağın tabakalar halinde kütlesel olarak yer değiştirmesidir.
Önlemlerin etkililiğini anlamak için oluşum derinliğini analiz etmek gerekir.
2
Ağaçlandırmanın etkisini analiz etmek
Ağaç kökleri sadece yüzeydeki toprağı (solum) tutar; oysa heyelanların kayma düzlemi genellikle kök derinliğinin çok altındadır.
Bitki örtüsünün kütle hareketlerini durdurmadaki sınırlılığını belirlemek.
3
Diğer faktörleri (kil, eğim, bakı, su) kontrol etmek
Killi yapı, eğime paralel tabakalar ve bakıya bağlı kar erimelerinin tamamı Karadeniz'deki heyelanların bilimsel nedenleridir.
Yanlış seçeneği doğrulamak ve diğer seçeneklerin doğruluğunu kanıtlamak.

Anahtar Kavram

Heyelan oluşumunda litolojik ve yapısal faktörlerin derinlik etkisi

Daha Fazla Pratik

Erozyon ve heyelan arasındaki farkları, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin özelliklerini kıyaslayarak tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 107Soru

Türkiye'de akarsular, yatak eğiminin azaldığı ve akış hızının düştüğü yerlerde taşıdıkları alüvyonları biriktirerek çeşitli yer şekilleri oluşturmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir akarsu biriktirme şeklidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Delta ovası

Cevap

Delta ovası bir akarsu biriktirme şeklidir.
Delta ovası, akarsuyun taşıdığı alüvyonları denize döküldüğü sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan tipik bir biriktirme şeklidir. Türkiye'de Çarşamba, Bafra ve Çukurova bu durumun en önemli örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki faaliyet türünü belirleme
Soruda 'akarsu biriktirme şekli' sorulmaktadır.
Akarsu yer şekilleri aşındırma ve biriktirme olarak ikiye ayrılır.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini sınıflandırma
Dev kazanı, Kırgıbayır, Çentik vadi ve Peri bacaları aşındırma; Delta ovası ise biriktirme şeklidir.
Biriktirme için akış hızının ve eğimin azalması, aşındırma için ise akış hızının yüksek olması gerekir.

Anahtar Kavram

Akarsu biriktirme şekillerinin (Delta, Birikinti yelpazesi vb.) aşındırma şekillerinden (Vadi, Dev kazanı vb.) ayırt edilmesi.

Daha Fazla Pratik

Akarsu biriktirme şekilleri ile aşındırma şekillerini bir tablo halinde listeleyerek çalışmak kavram karışıklığını önleyecektir.
Tahmini Süre:35s
Soru 108Soru

Türkiye'de Pleistosen (Kuvaterner) döneminde etkili olan buzullaşmanın sınırları; dağların uzanış doğrultusu, nemlilik kaynağına olan uzaklık ve enlem derecesi gibi faktörlerin karmaşık etkileşimiyle belirlenmiştir. Bu durum, buzul aşınım ve biriktim şekillerinin (sirk, U-vadi, moren) görüldüğü 'alt limit' değerlerinin ülke genelinde homojen olmayan bir dağılım sergilemesine neden olmuştur.

Coğrafi konum özellikleri ve buzul topoğrafyasının gelişimi dikkate alındığında, aşağıdaki dağ silsilelerinin hangisinde buzul şekillerinin rastlandığı 'en alt sınır' (irtifa), Türkiye genelindeki en düşük seviyesine ulaşmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz Dağları - Kaçkar Silsilesi

Cevap

Buzul şekillerinin görüldüğü en alt sınıra, yüksek nemlilik ve kuzey enlem avantajıyla Doğu Karadeniz Dağları'nın Kaçkar silsilesinde rastlanır.
Doğu Karadeniz Dağları (Kaçkar Silsilesi), Türkiye'nin en kuzeyinde yer alarak düşük sıcaklık avantajına sahiptir. Ancak asıl belirleyici faktör, Karadeniz'den gelen nemli hava kütlelerinin kuzey yamaçlarda bıraktığı yoğun kar yağışıdır. Bu yoğun yağış (beslenme sahası), buzulların erimeye karşı direnç göstermesini sağlayarak 20002000-21002100 metre gibi Türkiye'nin en düşük irtifalarına kadar inmesine imkan tanımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Buzul sınırını etkileyen faktörlerin analizi
Sıcaklık (enlem), nemlilik (beslenme sahası) ve bakı etkisinin sentezlenmesi.
Buzulun deniz seviyesine ne kadar yaklaşabileceği, sadece enlemle değil, kar yağışının miktarı (nemlilik) ile de doğrudan ilişkilidir.
2
Türkiye'deki dağların karşılaştırılması
Kaçkar (Kuzey+Nemli), Cilo (Güney+Karasal), Uludağ (Batı+Orta Enlem) karşılaştırması.
En düşük sınırı bulmak için en kuzeydeki ve en nemli (yağışlı) alanı tespit etmek gerekir.
3
Nemlilik farkının etkisinin hesaplanması
Doğu Karadeniz'in ekstrem nemliliği, buzul sınırını matematik konumun öngördüğünden daha aşağı çekmiştir.
Yüksek nemlilik, bulutluluğu artırarak güneşlenmeyi azaltır ve karın erimesini zorlaştırarak sınırın 20002000 metreye kadar inmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Buzul topoğrafyasında enlem ve nemlilik etkileşimi (Beslenme Sahası Dinamiği)

İpuçları

1
Buzulun aşağı inebilmesi için havanın sadece soğuk olması yetmez, aynı zamanda çok kar yağması (nem) gerekir.
2
Türkiye'nin en kuzey ucu ile en nemli bölgesinin kesiştiği noktayı düşünün.
3
Kaçkar Dağları'nın kuzey yamaçları, Türkiye'de buzul aşınım şekillerinin deniz seviyesine en çok yaklaştığı alandır.

Daha Fazla Pratik

Buzul şekillerinin görüldüğü bu dağların yükseltilerini ve Türkiye'deki 'Kalıcı Kar Sınırı' haritasını incelemek bu kavramı pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Matematik konum (Enlem) ve Özel konum (Nemlilik) değişkenlerini bir matris üzerinde değerlendirerek, her iki değişkenin de sınırı aşağı çektiği bölgeyi seçebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 109Soru

Türkiye'nin kıyı morfolojisinin oluşumunda 4.4. Jeolojik Zaman'daki (Kuvaterner) deniz ilerlemesi (transgresyon) olayları baskın rol oynamıştır. Ancak ortaya çıkan kıyı tipinin karakteri (Ria, Dalmaçya, Kalanklı vb.), deniz sularının altında kalan 'transgresyon öncesi' yer şekillerinin özelliklerine göre şekillenmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen kıyı bölgeleri ile bu bölgelerin transgresyon öncesindeki baskın morfolojik karakteri eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marmara Denizi'nin kuzeyindeki (Büyük Çekmece çevresi) sahalar – Buzul aşındırmasıyla oluşmuş tekne vadiler

Cevap

Marmara Denizi'nin kuzeyindeki (Büyük Çekmece çevresi) sahaların 'buzul aşındırmasıyla oluşmuş tekne vadiler' olarak nitelendirilmesi yanlıştır.
Doğru seçenek olan ifade yanlıştır çünkü Marmara Denizi'nin kuzeyindeki Büyük ve Küçük Çekmece gibi sahalar, sığ kıyıların setlerle kapanması sonucu oluşan 'Limanlı Kıyı' tipine örnektir. Buzul aşındırması sonucu oluşan tekne vadilerin (fiyort) sular altında kalması süreci Türkiye'nin bulunduğu enlemlerde (matematik konum) mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki kıyı tiplerinin oluşum mekanizmalarını analiz et.
Kuvaterner'deki transgresyon (deniz ilerlemesi) olayının tüm kıyılarımızdaki temel belirleyici olduğu saptandı.
Kıyı tipleri, deniz sularının altında kalan eski topoğrafyanın karakterine göre isimlendirilir.
2
Seçeneklerdeki yöreleri ve morfolojik kökenlerini eşleştir.
İstanbul/Çanakkale (Ria-Vadi), Finike-Kaş (Dalmaçya-Tektonik Oluk), Menteşe (Ria-Dik Vadi), Silifke (Kalanklı-Karstik Kanyon) eşleşmelerinin doğru olduğu teyit edildi.
Bu alanlar Türkiye'nin göreceli (özel) konum özelliklerine bağlı olarak gelişen kıyı şekilleridir.
3
Matematik konum sınırlamalarını değerlendir.
Büyük Çekmece kıyılarının 'Limanlı Kıyı' olduğu, buzul vadilerinin (fiyort) ise Türkiye'de bulunmadığı belirlendi.
Türkiye orta kuşakta yer aldığı için buzul vadileri deniz seviyesine kadar inememiştir; bu durum matematik konumun sonucudur.

Anahtar Kavram

Kıyı Tiplerinin Morfolojik Kökenleri ve Matematik Konum Etkisi

Alternatif Yöntem

Soruya yaklaşırken 'Türkiye'de görülmeyen kıyı tipleri' bilgisini kullanarak, buzul kökenli terimleri (tekne vadi, fiyort) içeren seçeneği elemek en hızlı yoldur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 110Soru

Türkiye'nin Karadeniz kıyısında yer alan Sakarya Nehri ve Filyos Çayı, taşıdıkları su ve alüvyon miktarı bakımından önemli akarsular olmalarına rağmen, Orta Karadeniz'de yer alan Kızılırmak (Bafra) ve Yeşilırmak (Çarşamba) gibi geniş delta ovaları oluşturamamışlardır. Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Döküldükleri alanda kıta sahanlığının dar olması ve güçlü kıyı akıntılarının bulunması

Cevap

Sakarya ve Filyos nehirlerinin geniş delta oluşturamamasının temel nedeni, döküldükleri Batı Karadeniz kıyılarında kıta sahanlığının dar olması ve biriken materyallerin güçlü kıyı akıntıları tarafından taşınmasıdır.
Sakarya ve Filyos nehirlerinin geniş deltalar oluşturamamasının ana sebebi, Batı Karadeniz'de kıta sahanlığının (shelf) dar olmasıdır. Derin denizde alüvyonların yüzeye ulaşacak kadar birikmesi çok uzun zaman alır. Ayrıca, bu bölgedeki kıyı akıntıları nehrin getirdiği malzemeyi süpürerek birikmeyi zorlaştırır. Orta Karadeniz'de (Bafra ve Çarşamba) ise dağlar kıyının gerisinde olduğundan kıta sahanlığı geniş ve deniz sığdır, bu da delta oluşumunu kolaylaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşumu için gerekli olan kıyı şartlarını analiz etme
Delta oluşumu için sığ deniz (geniş kıta sahanlığı), az dalga, hafif akıntı ve gelgit genliğinin düşük olması gerekir.
Akarsuyun getirdiği malzemenin denizde süpürülmeden birikebilmesi için kıyının bu özellikleri taşıması şarttır.
2
Batı Karadeniz ve Orta Karadeniz kıyı yapılarını karşılaştırma
Orta Karadeniz'de dağlar geride (Canik Dağları) ve deniz sığdır; Batı Karadeniz'de ise kıta sahanlığı daha dardır.
Kıta sahanlığı ne kadar genişse akarsu o kadar kolay dolgu yaparak denize doğru ilerleyebilir.
3
Kıyı akıntılarının etkisini değerlendirme
Sakarya ve Filyos ağızlarındaki malzemeler, Boğazlar üzerinden Karadeniz'e giren veya Karadeniz'den çıkan güçlü akıntılarla derin denizlere taşınır.
Güçlü akıntılar alüvyonların kıyı çizgisinde tutunmasını engeller.

Anahtar Kavram

Delta Ovası Oluşumunu Sınırlayan Faktörler (Kıta Sahanlığı ve Akıntılar)

İpuçları

1
Bir akarsuyun çok alüvyon taşıması, delta oluşumu için her zaman yeterli değildir; kıyının derinliği de önemlidir.
2
Batı Karadeniz kıyıları ile Orta Karadeniz kıyılarını dağların kıyıya olan uzaklığı ve deniz derinliği açısından karşılaştırın.
3
Kıta sahanlığı dar olan yerlerde alüvyonlar derin deniz tabanına çöker ve kıyı akıntıları bu malzemeyi sürükler.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de delta ovalarının en geniş yer kapladığı Ege kıyılarını, kıta sahanlığı genişliği ve dağların uzanış yönü açısından inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 111Soru

Türkiye'nin yer şekillerinin oluşumunda en etkili dış kuvvet olan akarsuların biriktirme faaliyetleri ve oluşturduğu yer şekilleri ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek dağlık alanlarda yaygın olarak görülen 'Sirk gölleri' ve 'Hörgüç kayalar', akarsuların derine aşındırma faaliyetleri sonucunda oluşmuş karakteristik yer şekilleridir.

Cevap

Sirk gölleri ve hörgüç kayalar akarsular tarafından değil, buzullar tarafından oluşturulan yer şekilleridir.
Sirk gölleri (buzul yalağı) ve hörgüç kayalar, Türkiye'de sadece yüksek dağlık alanlarda etkili olan buzulların aşındırma faaliyetleri sonucunda oluşmuştur. Akarsular bu şekillerin oluşumunda doğrudan bir etkiye sahip değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen yer şekillerini ve bunları oluşturan dış kuvvetleri analiz edin.
Çarşamba, Bafra, birikinti konisi, dağ eteği ovası ve ırmak adası akarsu biriktirme şekilleridir.
Soruda akarsu faaliyetleri ile ilgili yanlış bilgi sorulmaktadır.
2
Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'in yüksek kesimlerinde görülen sirk gölü ve hörgüç kaya gibi şekillerin oluşum mekanizmasını değerlendirin.
Bu şekiller buzulların (glasyal) aşındırma faaliyetleri sonucunda oluşur.
Dış kuvvetlerin (akarsu, rüzgar, buzul) oluşturduğu şekillerin birbirinden ayırt edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Akarsu biriktirme şekillerinin sınıflandırılması ve diğer dış kuvvetlerin şekilleriyle karıştırılmaması.
Tahmini Süre:50s
Soru 112Soru

Türkiye arazisinin jeolojik gelişimi, Alp-Himalaya orojenezinin farklı evrelerini kapsayan 'Paleotektonik' ve 'Neotektonik' olmak üzere iki ana döneme ayrılmaktadır. Yaklaşık 1212 milyon yıl önce (Orta Miyosen) Arap Levhası'nın Anadolu kütlesine çarpmasıyla başlayan Neotektonik Dönem, Türkiye'nin günümüzdeki morfolojik görünümünü kazandığı süreçtir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de Neotektonik Dönem ile birlikte başlayan veya bu dönemin dinamikleriyle doğrudan ilişkili olan bir süreç değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tetis Denizi tabanındaki tortul tabakaların ilk kez şiddetli kıvrılmalara uğrayarak deniz seviyesinin üzerine çıkması ve ana dağ kuşaklarının temellerinin atılması

Cevap

Tetis Denizi tabanındaki tortul tabakaların ilk kez kıvrılarak deniz seviyesinin üzerine çıkması ve ana dağ kuşaklarının temellerinin atılması süreci, Paleotektonik döneme aittir.
Türkiye'nin jeolojik evriminde 'Paleotektonik Dönem', Tetis Denizi'ndeki tortullaşma ve ardından gelen ilk şiddetli kıvrılma hareketlerini (Eosen-Oligosen) kapsar. 'Neotektonik Dönem' ise Arap levhasının sıkıştırmasıyla Anadolu'nun batıya kaçmaya başladığı, fay hatlarının (KAF-DAF) belirginleştiği ve kütlesel yükselmenin (epirojenez) hızlandığı Miyosen sonrası süreci ifade eder. Dağ kuşaklarının ilk oluşumu ve deniz yüzeyine çıkışı Neotektonik öncesi bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Neotektonik Dönem başlangıcını belirleme
Neotektonik Dönem, Orta Miyosen'de (yaklaşık 1212 milyon yıl önce) Arap Levhası'nın Avrasya ile çarpışmasıyla başlar.
Soru kökünde verilen zaman sınırını ve bu dönemin karakteristik olaylarını ayırt etmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayları kronolojik olarak sınıflandırma
KAF'ın oluşumu, Batı Anadolu'daki horst-grabenler, epirojenik yükselme ve Doğu Anadolu'daki volkanizma Miyosen ve sonrasına (Neotektonik) aittir.
Jeolojik olayların hangi evrede gerçekleştiğini analiz etmek için.
3
Tetis Denizi tortullarının ilk kıvrılma zamanını saptama
Anadolu'daki ana dağ kuşaklarının (Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar) ilk kez su yüzeyine çıkışı ve şiddetli kıvrılma safhaları Paleojen (Eosen-Oligosen) döneminde, yani Paleotektonik evrede gerçekleşmiştir.
Doğru cevabı yanlış olanlardan ayıran temel farkı bulmak için.

Anahtar Kavram

Paleotektonik ve Neotektonik Dönem ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 113Soru

Türkiye'de yer şekillerinin oluşumunda ve değişiminde dış kuvvetlerin etkisi oldukça fazladır. Özellikle eğimin, yağışın ve litolojik yapının uygun olduğu sahalarda heyelan; bitki örtüsünün zayıf ve iklimin kurak olduğu sahalarda ise erozyon şiddetlidir.

Buna göre, erozyon ve heyelan süreçlerinin gelişim mekanizmaları ve bu süreçlere karşı alınabilecek önlemlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğimli yamaçlarda yüzeysel akış hızını kesmek ve erozyonu önlemek amacıyla uygulanan sekileme (taraçalama) çalışmaları, toprağın su sızdırma oranını artırdığı için heyelan riski taşıyan killi yamaçlarda da en güvenli çözüm olarak tercih edilmelidir.

Cevap

Eğimli yamaçlarda yüzeysel akış hızını kesmek ve erozyonu önlemek amacıyla uygulanan sekileme (taraçalama) çalışmalarının, toprağın su sızdırma oranını artırdığı için heyelan riski taşıyan killi yamaçlarda da en güvenli çözüm olarak tercih edilmesi gerektiğini belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü sekileme (taraçalama) çalışmaları, suyun toprak altına sızmasını (enfiltrasyon) artırır. Heyelan riskinin yüksek olduğu killi arazilerde toprağın suya doyması ve killi tabakanın kayganlaşması heyelanı tetikleyen temel unsurdur. Bu nedenle, erozyonu önlemede etkili olan taraçalama yöntemi, heyelan bölgelerinde kontrolsüz yapıldığında felakete yol açabilir; yani 'en güvenli çözüm' değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan mekanizmalarını karşılaştırın.
Erozyon yüzeysel bir süpürülme iken, heyelan tabakaların derinlemesine kaymasıdır.
Uygulanacak önlemin hangi derinliği etkilediğini belirlemek için.
2
Taraçalama (sekileme) yönteminin etkisini analiz edin.
Taraçalama, eğimi kırarak suyun yüzeysel akışını yavaşlatır ancak toprağın içine sızan su miktarını (enfiltrasyon) artırır.
Yöntemin toprak su dengesi üzerindeki etkisini anlamak için.
3
Killi yapının heyelan üzerindeki etkisini değerlendirin.
Kil suyu emdiğinde kayganlaşır ve tabakalar arasında kayma yüzeyi oluşturur.
Litolojik yapının suyla etkileşimini belirlemek için.
4
Sonucu sentezleyin.
Taraçalama nedeniyle artan su sızıntısı, killi tabakayı kayganlaştırarak heyelan riskini artırır; dolayısıyla heyelan bölgelerinde riskli bir uygulamadır.
Verilen önermenin neden yanlış olduğunu bilimsel olarak temellendirmek için.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Farkları ve Müdahale Stratejileri

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'deki heyelan sahaları ile İç Anadolu'daki erozyon sahalarının toprak türlerini ve yıllık yağış rejimlerini karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 114Soru

Bir yer bilimci Türkiye kıyılarında yaptığı teknik gezide şu gözlemleri rapor etmiştir:

* I. Gözlem: Menteşe yöresinde denizin, akarsuların açtığı derin vadilere doğru sokulduğu görülmektedir.
* II. Gözlem: Mersin-Silifke kıyı bandında, kanyon vadi görünümlü derin karstik yarıkların sular altında kalarak dar ve derin koylar oluşturduğu tespit edilmiştir.
* III. Gözlem: Kaş-Finike hattında, kıyıya paralel uzanan dağ sıraları arasındaki çukur alanların sularla dolmasıyla kıyı çizgisinin hemen önünde çok sayıda adacık ve kanal oluştuğu gözlenmiştir.

Yer bilimcinin raporunda belirttiği bu üç farklı kıyı oluşumunun, Türkiye'nin kıyı jeomorfolojisi açısından "ortak" bilimsel açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuvaterner'de yaşanan östatik deniz seviyesi değişimleri sonucunda, farklı jeomorfolojik süreçlerle şekillenmiş negatif topoğrafyanın deniz istilasına uğraması.

Cevap

Kuvaterner'deki transgresyon (deniz ilerlemesi) sonucunda, kara üzerindeki akarsu vadisi, karstik kanyon ve dağlar arası çukur alanlar gibi negatif (alçak) yer şekillerinin sular altında kalması.
Kuvaterner'de buzul sonrası yaşanan deniz seviyesi yükselmesi (östatik hareketler), Türkiye'nin mevcut yer şekillerini (negatif topoğrafya) deniz sularının istila etmesine neden olmuştur. Menteşe'deki akarsu vadilerinin sular altında kalması Ria'yı, Mersin'deki karstik yarıkların sular altında kalması Kalanklı'yı ve Kaş'taki dağlar arası olukların sular altında kalması Dalmaçya kıyı tipini oluşturmuştur. Ortak payda deniz istilasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Raporda belirtilen gözlemleri kıyı tipleriyle eşleştirin.
I. Gözlem (Menteşe): Ria tipi, II. Gözlem (Mersin): Kalanklı tipi, III. Gözlem (Kaş): Dalmaçya tipi kıyıdır.
Sorunun kökenini anlamak için her bir morfolojik tanımın hangi kıyı tipine karşılık geldiğini bilmek gerekir.
2
Bu üç kıyı tipinin oluşum zamanını belirleyin.
Tümü 4. jeolojik zaman (Kuvaterner) içinde şekillenmiştir.
Buzul sonrası deniz seviyesi yükselmesi bu dönemde gerçekleşmiştir.
3
Bu kıyı tiplerindeki ortak mekanizmayı analiz edin.
Üçünde de ortak nokta; deniz seviyesinin yükselerek (transgresyon) karadaki mevcut çukurları (vadi, kanyon, oluk) 'boğmasıdır'.
Ria akarsu vadisinin, Kalanklı karstik kanyonun, Dalmaçya ise dağlar arası çukurların sular altında kalmasıdır.

Anahtar Kavram

Kıyıların Boğulması (Transgresyon)

İpuçları

1
Gözlemlerde tanımlanan kıyı tiplerinin (Ria, Kalanklı, Dalmaçya) her biri 'deniz sularının içeri sokulması' (transgresyon) ile oluşur.
2
Bu kıyıların oluşumundaki temel değişim su seviyesindedir. Kara üzerindeki alçak alanlar (vadi, kanyon, senklinal) hangi jeolojik dönemde su altında kalmıştır?
3
Kuvaterner döneminde buzulların erimesiyle yükselen deniz sularının (östatik hareket), mevcut yeryüzü şekillerini istila etmesi tüm bu tiplerin ortak paydasıdır.

Daha Fazla Pratik

Kıyı tiplerinin oluşumunda 'dağların uzanış doğrultusu' ile 'deniz seviyesi değişimleri' arasındaki farkı daha iyi anlamak için Enine ve Ria tipi kıyıları karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 115Soru

Türkiye'de Ria ve Limanlı kıyı tiplerinin her ikisi de Kuvaterner (Dördüncü Jeolojik Zaman) başlarında yaşanan deniz ilerlemesi (transgresyon) sonucunda, kara üzerindeki belirli alanların sular altında kalmasıyla oluşmuştur.

Buna göre, oluşum mekanizmaları benzerlik gösteren bu iki kıyı tipini birbirinden ayıran temel morfolojik fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Limanlı kıyılarda alçak kıyıların ve lagünlerin, ria tipi kıyılarda ise derin akarsu vadilerinin sular altında kalması

Cevap

Limanlı kıyılarda alçak kıyıların ve lagünlerin, ria tipi kıyılarda ise derin akarsu vadilerinin sular altında kalması
Doğru seçenek, her iki kıyı tipinin de transgresyon kökenli olduğunu kabul ederken, sular altında kalan yer yüzü şekillerinin niteliğine (akarsu vadisi vs. alçak düzlük/lagün) odaklanarak aradaki temel morfolojik farkı doğru şekilde açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tiplerinin ortak kökenini belirle
Hem Ria hem de Limanlı kıyı tipi, transgresyon (deniz ilerlemesi) sonucunda oluşmuştur.
Kuvaterner'deki buzulların erimesiyle deniz seviyesi yükselmiş ve kara üzerindeki yer şekillerini sular altında bırakmıştır.
2
Ria tipi kıyıların karakteristik yapısını analiz et
Eski akarsu vadilerinin (Örn: İstanbul Boğazı, Haliç) sular altında kalmasıyla oluşan derin ve girintili yapıdır.
Ria tipi kıyılarda denizin içeriye sokulduğu yerler geçmişin derin vadi yataklarıdır.
3
Limanlı tipi kıyıların karakteristik yapısını analiz et
Alçak kıyıların sular altında kalması ve kıyı oklarının koy önlerini kapatarak lagün oluşturmasıdır.
Limanlı kıyılar sığ denizlerde ve düze yakın topografyalarda gelişir (Örn: Büyük ve Küçük Çekmece).
4
Farkı sentezle
İki tipi ayıran temel fark, transgresyona uğrayan alanın başlangıçtaki topografik karakteridir (Vadi vs. Alçak düzlük).
Soru kökünde istenen temel morfolojik fark budur.

Anahtar Kavram

Transgresif Kıyı Gelişimi ve Topografik Farklılaşma

İpuçları

1
Her iki kıyı tipinin de Kuvaterner'de deniz seviyesinin yükselmesiyle oluştuğunu hatırlayın.
2
Ria tipi için İstanbul Boğazı'nı, Limanlı tipi için Marmara'nın kuzeyindeki lagünleri (gölleri) gözünüzün önüne getirin.
3
Temel fark, deniz suları altında kalmadan önceki arazi yapısının 'engebeli bir vadi' mi yoksa 'alçak bir düzlük' mü olduğudur.

Daha Fazla Pratik

Dalmaçya kıyı tipinin, Ria kıyı tipinden farkını dağların uzanış yönü ve ada oluşumu açısından inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 116Soru

Türkiye’nin jeomorfolojik gelişiminde litolojik yapı ve tabaka uzanışı, dış kuvvetlerin yarattığı riskleri doğrudan etkilemektedir. Özellikle killi arazilerde, tabakaların yamaç eğimine paralel uzandığı sahalarda uygulanan müdahale yöntemlerinin erozyon ve heyelan süreçleri üzerindeki etkisi farklılık gösterebilir.

Erozyonla mücadele kapsamında planlanan "taraçalama (sekileme)" yönteminin, yukarıda belirtilen fiziki özelliklere sahip bir sahada heyelan riski üzerindeki etkisine dair yapılabilecek en doğru değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Basamaklarda biriken suların tabakalar arasına sızmasını artırarak killi yapının kayganlığını artırabilir ve heyelan riskini tetikleyebilir.

Cevap

Taraçalama uygulaması, basamaklarda suyun birikmesine ve zemine sızmasına neden olduğu için, killi ve tabaka uzanışının eğime paralel olduğu sahalarda heyelan riskini artırabilir.
Basamaklarda biriken suların tabakalar arasına sızmasını artırarak killi yapının kayganlığını artırabilir ifadesi doğrudur; çünkü taraçalama yüzey akışını durdurup suyun zemine sızmasına olanak tanır. Killi tabakalar suyu emdiğinde hacmi genişler ve sürtünme direncini kaybederek kaygan bir zemin (kayma düzlemi) oluşturur. Bu da heyelan riskini doğrudan tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Arazinin litolojik ve yapısal özelliklerinin analiz edilmesi.
Arazinin killi (suyla temas ettiğinde kayganlaşan) ve tabakaların eğime paralel (kaymaya en müsait yapı) olduğu saptanır.
Heyelan riskini belirleyen en temel iki faktör suyun etkisi ve jeolojik yapıdır.
2
Taraçalama (sekileme) yönteminin mekanizmasının incelenmesi.
Taraçalama, eğimli yamaçları basamak haline getirerek yüzey akışını yavaşlatır ve suyun toprak tarafından emilmesini (sızma) sağlar.
Bu yöntem erozyonla mücadelede toprağın süpürülmesini engellemek için kullanılır.
3
Yöntemin heyelan üzerindeki yan etkisinin değerlendirilmesi.
Taraçalarda biriken suyun derinlere sızması, killi tabakaları kayganlaştırarak direnci düşürür ve kütlenin ağırlığını artırır.
Erozyon için olumlu olan 'su tutma' etkisi, heyelan riski olan killi ve eğimli arazilerde tetikleyici bir unsura dönüşür.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Mekanizma Farklılığı

İpuçları

1
Erozyon toprağın üst kısmının süpürülmesidir, heyelan ise kütle halindeki yer değiştirmedir.
2
Taraçalar (basamaklar) yağmur suyunun akıp gitmesini mi sağlar yoksa olduğu yerde durup toprağa sızmasını mı?
3
Killi tabakalar suyla temas ettiğinde kayganlaşır; taraçalarda biriken suyun bu killi tabakalara ulaşması durumunda ne olacağını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz Bölgesi'nde heyelanı önlemek için ağaçlandırmanın neden her zaman çözüm olmadığını araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 117Soru

Türkiye'de heyelan olayları en fazla Karadeniz Bölgesi'nde görülmektedir. Bölgenin en fazla yağış aldığı mevsim sonbahar olmasına rağmen, heyelan olaylarının yaklaşık %65\%65'i ilkbahar aylarında gerçekleşmektedir.

Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kar erimeleri ve yağışlarla toprağın suya doygun hale gelerek ağırlaşması ve kayganlaşması

Cevap

Heyelanların ilkbaharda yoğunlaşmasının temel nedeni kar erimeleri ve sağanak yağışlarla toprağın suya doygun hale gelmesidir.
Doğru seçenek, heyelanların ilkbahardaki artışını kar erimelerine bağlamaktadır. Karadeniz gibi yüksek dağlık alanlarda kışın biriken karlar ilkbaharda eriyerek toprağın altına sızar. Bu durum, toprağın hem ağırlığını artırır hem de killi tabakaları kayganlaştırarak yer çekimiyle birlikte büyük kütlelerin aşağı kaymasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen istatistiği analiz etme
Heyelanların en fazla yağış alan sonbaharda değil, ilkbaharda yoğunlaştığı görüldü.
Mevsimsel kaymanın nedenini bulmak için o mevsime özgü ek su kaynağı aranmalıdır.
2
Hidrolojik süreçleri değerlendirme
İlkbaharda kıştan kalan karların eridiği ve toprağa sızdığı belirlendi.
Kar erimesi, yağıştan daha etkili bir şekilde toprağı derinden ve sürekli olarak suya doyurur.
3
Heyelan mekanizması ile ilişkilendirme
Suya doygun hale gelen killi tabakanın kayganlaşarak üstteki kütleyi taşıyamaz hale geldiği sonucuna varıldı.
Su, toprak taneleri arasındaki sürtünmeyi azaltarak yer çekimi etkisini artırır.

Anahtar Kavram

Heyelan oluşumunda kar erimelerinin (suya doygunluk) etkisi

İpuçları

1
Heyelan için toprağın mutlaka suya doygun hale gelmesi gerekir. Bu suya sadece yağmurla mı ulaşılır?
2
Karadeniz'de en çok yağış sonbaharda düşer ama heyelan ilkbaharda olur. Kışın yağan karların baharda neye dönüştüğünü düşünün.
3
Kar erimeleri, toprağın altına sızarak killi tabakaları bir sabun gibi kayganlaştırır.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'de heyelan riskini azaltmak için ağaçlandırmanın neden tek başına çözüm olmadığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 118Soru

Türkiye, jeolojik geçmişi boyunca farklı süreçlerden geçmiş ve bugünkü yer şekillerinin büyük bir kısmını yakın jeolojik zamanlarda kazanmıştır. Özellikle III. (Tersiyer) ve IV. (Kuvaterner) jeolojik zamanlarda meydana gelen tektonik olaylar, Anadolu yarımadasının fiziksel görünümünde belirleyici olmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de III. ve IV. jeolojik zamanlarda meydana gelen olaylardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zonguldak ve çevresindeki taş kömürü yataklarının oluşması

Cevap

Zonguldak ve çevresindeki taş kömürü yataklarının oluşması
Zonguldak ve çevresindeki taş kömürü yatakları I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) meydana gelmiştir. Türkiye arazisinin büyük çoğunluğu III. ve IV. zamanlarda oluştuğu için 'genç oluşumlu' kabul edilir; ancak taş kömürü yatakları bu genç oluşumun bir parçası değil, yaşlı kütlelerin bir kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Jeolojik zamanları ve Türkiye'deki karşılıklarını analiz et.
I. Zaman (Paleozoik), II. Zaman (Mezozoik), III. Zaman (Tersiyer) ve IV. Zaman (Kuvaterner) ayrımı yapılır.
Soruda III. ve IV. zaman dışındaki bir olay sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik yerini tespit et.
Linyit, Alp orojenezi ve toptan yükselme III. Zaman; boğazların oluşumu IV. Zaman olayıdır. Taş kömürü ise I. Zaman'a aittir.
Taş kömürü yüksek karbon içerikli eski bir oluşumken, linyit daha genç ve düşük kalorili bir kömür türüdür.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zaman Çizelgesi
Tahmini Süre:50s
Soru 119Soru

Türkiye’de rüzgârların yer şekillendirici gücü; yağış miktarının az, nemin düşük ve bitki örtüsünün seyrek olduğu iç kesimlerde daha belirgindir. Özellikle Konya ilinin Karapınar çevresi, rüzgârın hem aşındırma hem de biriktirme yoluyla oluşturduğu topografya şekilleriyle dikkat çekmektedir.

Buna göre, belirtilen saha şartlarında rüzgârların doğrudan etkisiyle oluşan yer şekilleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peri bacaları

Cevap

Peri bacaları, rüzgârların doğrudan etkisiyle değil, temel olarak akarsu ve sel sularının aşındırmasıyla oluşan bir yer şeklidir.
Peri bacaları, volkanik arazilerde sel sularının ve akarsuların tüf tabakasını aşındırmasıyla oluşur. Rüzgârlar bu süreçte sadece aşınan materyalin taşınması ve şeklin belirginleşmesinde dolaylı bir rol oynar. Bu nedenle rüzgârların doğrudan oluşturduğu bir şekil olarak kabul edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgâr şekillerinin oluşum şartlarını değerlendir.
Rüzgârlar, bitki örtüsünün cılız ve kuraklığın fazla olduğu (İç ve Güneydoğu Anadolu gibi) bölgelerde etkilidir.
Soruda belirtilen Karapınar çevresi bu özelliklere sahip bir rüzgâr sahasıdır.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini dış kuvvetlerine göre gruplandır.
Mantar kaya ve tafoni aşınım; barkan ve kumul ise rüzgâr birikim şeklidir. Peri bacası ise akarsu/sel aşınım şeklidir.
Peri bacalarının oluşumunda volkanik tüflerin sel suları tarafından aşındırılması ana etkendir; rüzgâr burada sadece şekillenmeyi hızlandıran dolaylı bir kuvvettir.

Anahtar Kavram

Rüzgârların yer şekillendirici etkisi ve akarsu-rüzgâr etkileşimi

Alternatif Yöntem

Rüzgârın doğrudan (primer) mı yoksa dolaylı (sekonder) mı etkili olduğunu düşünerek eleme yapabilirsiniz. Peri bacası dışındaki tüm seçenekler rüzgârın bizzat 'usta' olduğu şekillerdir.
Tahmini Süre:45s
Soru 120Soru

Türkiye'deki platoların oluşum süreçleri ve bu alanlarda yürütülen temel ekonomik faaliyetler; bölgenin litolojik yapısı, iklim şartları ve yükseltisi ile doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, aşağıdaki tabloda verilen plato eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Plato AdıOluşum TipiTemel Ekonomik Faaliyet
Çatalca - KocaeliAşınım DüzlüğüSanayi ve Ticaret
Erzurum - KarsLav PlatosuMera Hayvancılığı
TekeKarstik PlatoKıl Keçisi Yetiştiriciliği
HaymanaTabaka DüzlüğüTahıl Tarımı
TaşeliLav PlatosuModern Tarım
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşeli

Cevap

Taşeli Platosu; oluşum bakımından karstik bir yapıya sahiptir ve engebeli arazi şartları ile yüzey sularının yer altına sızması nedeniyle tarımsal faaliyetler için elverişli değildir.
Taşeli Platosu, jeolojik olarak kireç taşlarının (kalker) bulunduğu karstik bir yapıya sahiptir. Lav platoları ise Erzurum, Kars ve Ardahan çevresinde yer alır. Ayrıca Taşeli, engebeli topografyası ve yüzey suyu yetersizliği nedeniyle 'Modern Tarım' faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir alan değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum kökenlerini değerlendirme
Taşeli Platosu'nun, Teke Platosu gibi kireç taşlarından (kalker) oluşan karstik bir yapıda olduğu tespit edilir.
Tabloda Taşeli için verilen 'Lav Platosu' bilgisi hatalıdır; Türkiye'deki lav platoları Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusundadır.
2
Arazi yapısı ile ekonomik faaliyet ilişkisini analiz etme
Taşeli Platosu'nun çok engebeli olması ve karstik yapının su tutmaması nedeniyle tarımın kısıtlı olduğu anlaşılır.
Karstik sahalarda yüzey suları düdenler vasıtasıyla yer altına sızdığı için tarımsal sulama zordur ve arazi makine kullanımına uygun değildir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki platoların oluşum tipleri ve litolojik yapının ekonomik hayata etkisi

İpuçları

1
Türkiye'de lav platoları ile karstik platoların coğrafi dağılımını (Kuzeydoğu Anadolu vs. Akdeniz) karşılaştırın.
2
Kalkerli arazilerin (karstik yapı) tarımsal verimlilik ve yer üstü su tutma kapasitesi üzerindeki etkisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Platoların oluşum tiplerine (aşınım, lav, karstik, tabaka düzlüğü) göre Türkiye haritası üzerindeki yerlerini dilsiz harita üzerinde çalışma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 6 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 6 | Examkin